Süper Döngü başlıyor mu?
Küresel piyasalarda kartlar yeniden dağıtılıyor. Son on yıldır "Amerikan rüyası" ile yatıp kalkan yatırımcılar, şimdi rotayı çok daha heyecan verici ve bir o kadar da karmaşık bir bölgeye yani gelişmekte olan ülkelere kırıyor.
Küresel piyasalarda kartlar yeniden dağıtılıyor. Son on yıldır "Amerikan rüyası" ile yatıp kalkan yatırımcılar, şimdi rotayı çok daha heyecan verici ve bir o kadar da karmaşık bir bölgeye yani gelişmekte olan ülkelere kırıyor.
"Pahalıdan kaç, ucuz ve potansiyelli olanı bul"
Yatırımcının en önemli stratejilerinden biri.
ABD piyasaları zirvede dolanırken, çarpanlar da doyuma ulaşıyor. Dolayısıyla gelişmekte olan ülke piyasaları da indirimli reyona dönüşüyor.
2026 yılı itibarıyla piyasa koridorlarında artık Gelişmekte Olan Piyasalar Süper Döngüsü konuşuluyor.
Süper döngü nedir?
Finans terminolojisinde Süper Döngü, gelişmekte olan ülkelerin (Türkiye, Hindistan, Brezilya vb.) hisse senetlerinin, tahvillerinin ve para birimlerinin; gelişmiş piyasalara (özellikle ABD borsalarına) kıyasla çok daha yüksek getiri sağladığı dönemleri ifade ediyor.
Buna Süper Döngü denmesinin sebebi, bu hareketin 10-15 yıl sürebilen yapısal bir değişim olması. Örneğin, 2001-2008 arası tam bir "Süper Döngü" kabul edilebilir.
Bu tarihte Çin, DTÖ'ye girdi. Böylece devasal bir hammadde talebi oluştu. Emtia fiyatları rekor kırdı. MSCI EM endeksi, S&P500'ü açık ara geride bıraktı.
Bu döngülerin gerçekleşmesi için ana unsurlar zayıf dolar, yüksek emtia fiyatları ve düşük faiz.
Dolar dünyada değer kaybettiğinde, sermaye daha yüksek getiri için riskli ama kazançlı gelişmekte
olan piyasalara akar. Yine ABD'de faizler inerse yatırımcı ABD tahvilinden çıkar ve gelişmekte olan piyasa hisselerine yönelir.
Emtia tarafında ise gelişen ülkelerin çoğu emtia ihracatçısı. Dolayısıyla burada oluşan para da gitmek için kendine yeni alternatifler arıyor.
Sahne borsanın mı?
Yıllardır yabancı yatırımcı payının tarihsel diplerde gezindiği Borsa İstanbul, bu potansiyel süper döngünün en ilginç oyuncularından biri olmaya aday.
Neden mi?
Çünkü borsa, sadece bir ucuzluk hikayesi değil, aynı zamanda bir normalleşme hikayesi sunuyor.
Bir süper döngünün Türkiye bacağı için en kritik gösterge yabancı girişi. Yerli yatırımcının enflasyondan kaçış amacıyla domine ettiği borsa, şimdi kurumsal ve yabancı sermayenin girişlerini bekliyor. Nitekim yabancılar 10 haftadır aralıksız hisse senedi alımı yapıyor. Ocak ayından bu yana giriş 2 milyar doları buldu. Her ne kadar alım miktarı düşük olsa da Blackrock girişi de ifade ettiği anlam açısından önemli. Yine en fazla alım ABD tarafından geliyor, bu da yukarıda saydığımız başlıkları destekler nitelikte.
Düşük CDS (Kredi Risk Primi) yabancı fonlar için Türkiye'yi incelenmeye değer olmaya itti. Ayrıca endeks TL bazında rekor kırsa da dolar bazında bakıldığında 2013 zirvelerinin uzağında. Bu da yabancı için ayrıca fırsat demek.
Öte yandan yurtdışı yerleşiklerin aldığı tahvil de geçen hafta 152 milyon dolar düzeyinde oldu. Yabancının aldığı tahvil Ocak ayında 4 milyar doları aşmıştı.
Özetle;
Eğer küresel dolar likiditesi artmaya devam ederse, Borsa İstanbul sadece enflasyon koruması sağlayan bir araç olmaktan çıkıp, yabancı sermayenin ana rotalarından biri haline gelebilir.
Süper Döngü, sabır gerektiren bir süreç. Yani bunu bir sprint olarak değil maraton olarak görmek daha doğru. Ayrıca yabancı girişinin kalıcı olması için makroekonomik istikrarın devamı da şart.



