<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
     xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
     xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
     xmlns:admin="http://webns.net/mvcb/"
     xmlns:rdf="http://www.w3.org/1999/02/22-rdf-syntax-ns#"
     xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
     xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/">
<channel>
<title>Karadeniz&amp;apos;den Haber &amp; : Sağlık</title>
<link>https://karadenizden.com.tr/rss/category/saglik</link>
<description>Karadeniz&amp;apos;den Haber &amp; : Sağlık</description>
<dc:language>tr</dc:language>
<dc:rights>Yazılım: Ahenk BT</dc:rights>

<item>
<title>Ramazan Bayramı&amp;apos;nda yedikleriniz sindiriminizi zorlamasın. Altın değerinde 5 sağlıklı ipucu</title>
<link>https://karadenizden.com.tr/31907</link>
<guid>https://karadenizden.com.tr/31907</guid>
<description><![CDATA[ Bayram sofralarında misafirlere sunulan o nefis tatlılar ve zengin ikramlar, Ramazan boyunca sağlıklı beslenmeye alışan sindirim sistemimizi zorlayabilir. Ancak endişelenmeyin! Ramazan Bayramı’nda sindirim sisteminizi koruyacak basit ama etkili önerilerle rahat bir bayram geçirmeniz mümkün. NTV.com okurları için hazırladığımız bu önerilerle bayramın tadını sağlıklı bir şekilde çıkarabilirsiniz. ]]></description>
<enclosure url="http://images.ntv.com.tr/images/iStock-1337074453-627661.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 12 Mar 2026 19:32:15 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Ramazan, Bayramında, yedikleriniz, sindiriminizi, zorlamasın., Altın, değerinde, sağlıklı, ipucu</media:keywords>
</item>

<item>
<title>Uğur Şahin ve Özlem Türeci, BioNTech&amp;apos;ten ayrılıyor: Yeni girişimleri belli oldu</title>
<link>https://karadenizden.com.tr/31780</link>
<guid>https://karadenizden.com.tr/31780</guid>
<description><![CDATA[ Corona virüs aşısıyla dünya çapında ün kazanan BioNTech’in kurucuları Uğur Şahin ve Özlem Türeci, BioNTech&#039;teki liderlik rollerinden ayrılma kararı aldı. Şahin ve Türeci, yeni bir girişmde bulunmayı planlıyor. ]]></description>
<enclosure url="http://images.ntv.com.tr/images/ugursahinozlemtureci-637685(2).jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 10 Mar 2026 16:54:16 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Uğur, Şahin, Özlem, Türeci, BioNTechten, ayrılıyor:, Yeni, girişimleri, belli, oldu</media:keywords>
</item>

<item>
<title>Uyurken bile kas yaptırıyor. Yatmadan önce yiyince en güçlü protein kaynağına dönüşen besin</title>
<link>https://karadenizden.com.tr/31781</link>
<guid>https://karadenizden.com.tr/31781</guid>
<description><![CDATA[ Kaslarınızı güçlendirmek ve kas gelişimini desteklemek istiyorsanız spor rutininiz kadar tükettiğiniz besinler de büyük önem taşıyor. Bazı güçlü protein kaynağı olan besinler kasların daha hızlı gelişmesine yardımcı olabiliyor. ]]></description>
<enclosure url="http://images.ntv.com.tr/images/kasyapt%C4%B1ranbesinler-536896.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 10 Mar 2026 16:54:16 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Uyurken, bile, kas, yaptırıyor., Yatmadan, önce, yiyince, güçlü, protein, kaynağına, dönüşen, besin</media:keywords>
</item>

<item>
<title>Bakanlıktan yeni adım. 10 milyon kişiye SMS gönderildi, davetler başladı</title>
<link>https://karadenizden.com.tr/31514</link>
<guid>https://karadenizden.com.tr/31514</guid>
<description><![CDATA[ Sağlık Bakanlığı, obezite ile mücadelede yeni bir adım atıyor. Yaklaşık 10 milyon vatandaş, cep telefonlarına gönderilen SMS&#039;le ücretsiz diyetisyen ve fizyoterapist hizmeti sunan merkezlere davet edildi. ]]></description>
<enclosure url="http://images.ntv.com.tr/images/obez4-172825(2).jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Wed, 04 Mar 2026 15:54:44 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Bakanlıktan, yeni, adım., milyon, kişiye, SMS, gönderildi, davetler, başladı</media:keywords>
</item>

<item>
<title>Telefon kullanırken bu hatayı yapmayın. &amp;quot;2050&amp;apos;de dünyanın yarısı gözlük takacak&amp;quot;</title>
<link>https://karadenizden.com.tr/30941</link>
<guid>https://karadenizden.com.tr/30941</guid>
<description><![CDATA[ Karanlıkta cep telefonuna uzun süre bakmak sadece uykuyu kaçırmıyor, aynı zamanda göz sağlığını da etkiliyor. Uzmanlara göre 2050&#039;de dünyanın yarısının gözlük takması bekleniyor. Haber: Dilşad Dede Taşkın - Esra Şenli ]]></description>
<enclosure url="http://images.ntv.com.tr/images/telefon-570436.png" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Wed, 25 Feb 2026 01:34:01 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Telefon, kullanırken, hatayı, yapmayın., 2050de, dünyanın, yarısı, gözlük, takacak</media:keywords>
</item>

<item>
<title>Kalp hastaları oruç tutabilir mi? İftarda bu hatalar kalp krizini tetikleyebilir</title>
<link>https://karadenizden.com.tr/30809</link>
<guid>https://karadenizden.com.tr/30809</guid>
<description><![CDATA[ Oruç tutmanın sağlığa faydaları tartışılmaz ama sağlıklı olmayan kişilerin dikkat etmesi gereken bazı önemli noktalar var. Uzmanlar, kalp hastalarının doktor kontrolünde oruç tutması gerektiğini söylüyor. Haber: Melis Sander ]]></description>
<enclosure url="http://images.ntv.com.tr/images/iStock-2205578952-584853.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Sat, 21 Feb 2026 15:04:40 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Kalp, hastaları, oruç, tutabilir, mi, İftarda, hatalar, kalp, krizini, tetikleyebilir</media:keywords>
</item>

<item>
<title>Bileğimizdeki doktor: Sağlıkta giyilebilir teknolojiler</title>
<link>https://karadenizden.com.tr/30810</link>
<guid>https://karadenizden.com.tr/30810</guid>
<description><![CDATA[ Akıllı saatler, yüzükler, bileklikler… Bir zamanlar yalnızca adım sayan bu cihazlar artık kalp atış hızını ölçüyor, ritim düzensizliği uyarısı veriyor, uyku kalitesini analiz ediyor, hatta bazı durumlarda düşmeyi algılayıp acil yardım çağrısı bile yapabiliyor. Sağlığımızın takibi sessizce cebimize ve bileğimize taşındı. ]]></description>
<enclosure url="http://images.ntv.com.tr/images/sahin-senay.png" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Sat, 21 Feb 2026 15:04:40 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Bileğimizdeki, doktor:, Sağlıkta, giyilebilir, teknolojiler</media:keywords>
</item>

<item>
<title>İftar ve sahur için sağlıklı beslenme önerileri. Sindirim için vücuda süre verin</title>
<link>https://karadenizden.com.tr/30488</link>
<guid>https://karadenizden.com.tr/30488</guid>
<description><![CDATA[ Ramazan ayında vücut sağlığını koruyabilmek için sahur ve iftarda sağlıklı besinler tüketmek gerekiyor. Diyetisyen İrem Omuzlu, Ramazan ayına özel sağlıklı beslenme önerilerine ntv.com.tr okurları için açıkladı. ]]></description>
<enclosure url="http://images.ntv.com.tr/images/iStock-2201566057-787750.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 17 Feb 2026 20:53:45 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>İftar, sahur, için, sağlıklı, beslenme, önerileri., Sindirim, için, vücuda, süre, verin</media:keywords>
</item>

<item>
<title>Hacamat, sülük, akupunktur... Bakanlık bünyesinde enstitü kuruldu, geleneksel tıp geliştirilecek</title>
<link>https://karadenizden.com.tr/30312</link>
<guid>https://karadenizden.com.tr/30312</guid>
<description><![CDATA[ Hacamat, sülük uygulaması, fitoterapi gibi geleneksel tıp uygulamalarının geliştirilmesi için bakanlık bünyesinde enstitü kuruldu. Yeni yapıyla birlikte bu uygulamaların araştırılması, geliştirilmesi desteklenecek. ]]></description>
<enclosure url="http://images.ntv.com.tr/images/s%C3%BCl%C3%BCktedavi-549025.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Mon, 16 Feb 2026 16:11:56 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Hacamat, sülük, akupunktur..., Bakanlık, bünyesinde, enstitü, kuruldu, geleneksel, tıp, geliştirilecek</media:keywords>
</item>

<item>
<title>Dünya bu araştırmayı konuşuyor. Pankreas kanserine tedavi umudu</title>
<link>https://karadenizden.com.tr/30316</link>
<guid>https://karadenizden.com.tr/30316</guid>
<description><![CDATA[ Dünya pankreas kanseriyle ilgili umut verici araştırmayı konuşuyor. İspanya Ulusal Kanser Araştırma Merkezi, pankreas kanserinin farelerde yok edilebildiğini açıkladı. Bunu sağlayan üç farklı ilaç kombinasyonu... Peki bu yöntem insanlarda da işe yarayacak mı? Pankreas kanseri korkutucu bir hastalık olmaktan çıkacak mı? NTV&#039;den Melike Şahin&#039;in haberi. ]]></description>
<enclosure url="http://images.ntv.com.tr/images/cfc14e95-1035-4313-b078-e7c11e0aac3d-312854.png" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Mon, 16 Feb 2026 16:11:56 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Dünya, araştırmayı, konuşuyor., Pankreas, kanserine, tedavi, umudu</media:keywords>
</item>

<item>
<title>Bağışıklığı güçlendirip, yaşlanmayı da yavaşlatan süper gıda listesi. Her evde olması gerekiyor</title>
<link>https://karadenizden.com.tr/30311</link>
<guid>https://karadenizden.com.tr/30311</guid>
<description><![CDATA[ Sağlıklı ve genç bir vücuda sahip olmanın altın kurallarından biri sağlıklı beslenmek. Bazı besinler var ki hem bağışıklığınızı güçlendirerek hastalıklara karşı direnç kazandırıyor hem de vücudun hızlı yaşlanmasını önlüyor. ]]></description>
<enclosure url="http://images.ntv.com.tr/images/iStock-1293716639-766319.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Mon, 16 Feb 2026 16:11:56 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Bağışıklığı, güçlendirip, yaşlanmayı, yavaşlatan, süper, gıda, listesi., Her, evde, olması, gerekiyor</media:keywords>
</item>

<item>
<title>Kalbi iyileştiren 6 besin. Doktorlar &amp;quot;göz ardı edilen süper gıda&amp;quot; diyor</title>
<link>https://karadenizden.com.tr/30313</link>
<guid>https://karadenizden.com.tr/30313</guid>
<description><![CDATA[ Kalp sağlığını iyileştirmek ve kalp hastalıkları riskini azaltmak sandığınız kadar zor değil. Beslenme alışkanlıklarınıza yapacağınız küçük değişimler ve bazı yararlı gıdaların tüketimi kalbinizi korumanıza yardımcı olabilir. ]]></description>
<enclosure url="http://images.ntv.com.tr/images/iStock-1429629498-990969.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Mon, 16 Feb 2026 16:11:56 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Kalbi, iyileştiren, besin., Doktorlar, göz, ardı, edilen, süper, gıda, diyor</media:keywords>
</item>

<item>
<title>Belirtiyi görmezden geldi ama kansermiş. Sessiz ilerliyor, &amp;quot;tek bir tedavi yok&amp;quot;</title>
<link>https://karadenizden.com.tr/30314</link>
<guid>https://karadenizden.com.tr/30314</guid>
<description><![CDATA[ Kanser, dünya genelinde en sık görülen ölüm nedenleri arasında yer alıyor. Kanser hastalığında erken tanı hayati öneme sahip. Kanserle mücadelede ciddi önem taşıyan erken farkındalık ise düzenli doktor kontrollerinden geçiyor. ]]></description>
<enclosure url="http://images.ntv.com.tr/images/iStock-667825028-404312.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Mon, 16 Feb 2026 16:11:56 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Belirtiyi, görmezden, geldi, ama, kansermiş., Sessiz, ilerliyor, tek, bir, tedavi, yok</media:keywords>
</item>

<item>
<title>Yıllardır geç fark ediliyordu. En sinsi kanser türü için yeni kan testi</title>
<link>https://karadenizden.com.tr/30315</link>
<guid>https://karadenizden.com.tr/30315</guid>
<description><![CDATA[ Pankreas kanseri en tehlikeli kanser türleri arasında yer alır ve &quot;sessiz katil&quot; olarak da bilinir. Pankreas kanseri genellikle çok sinsi ilerler ve geç fark edilir. Ancak ABD&#039;de geliştiren yeni bir kan testi pankreas kanserinin erken teşhisine yardımcı olabilir. ]]></description>
<enclosure url="http://images.ntv.com.tr/images/iStock-1993072732-602462.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Mon, 16 Feb 2026 16:11:56 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Yıllardır, geç, fark, ediliyordu., sinsi, kanser, türü, için, yeni, kan, testi</media:keywords>
</item>

<item>
<title>Tüp bebek tedavisinde umut veren buluş. Yeni yöntem gizlenen yumurtaları buluyor</title>
<link>https://karadenizden.com.tr/30310</link>
<guid>https://karadenizden.com.tr/30310</guid>
<description><![CDATA[ Yeni bir araştırma, tüp bebekte geleneksel yöntemle gözden kaçan yumurtaların otomatik bir cihaz sayesinde tespit edilebildiğini ortaya koydu. Çalışmada, cihazla bulunan bir yumurtadan gelişen embriyo sağlıklı bir doğumla sonuçlandı. ]]></description>
<enclosure url="http://images.ntv.com.tr/images/iStock-1494029118-151162(2).jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Mon, 16 Feb 2026 16:11:55 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Tüp, bebek, tedavisinde, umut, veren, buluş., Yeni, yöntem, gizlenen, yumurtaları, buluyor</media:keywords>
</item>

<item>
<title>Yerin 150 metre altında şifa arıyorlar. Astım ve KOAH hastaları buraya koşuyor</title>
<link>https://karadenizden.com.tr/30156</link>
<guid>https://karadenizden.com.tr/30156</guid>
<description><![CDATA[ Türkiye’nin dört bir yanından Çankırı’ya gelen astım ve KOAH hastaları, yerin 150 metre altındaki tuz mağarasında şifa arıyor. ]]></description>
<enclosure url="http://images.ntv.com.tr/images/AW598965_01-793405.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 30 Jan 2026 19:26:00 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Yerin, 150, metre, altında, şifa, arıyorlar., Astım, KOAH, hastaları, buraya, koşuyor</media:keywords>
</item>

<item>
<title>İnme geçirme yaşı düşüyor. 30 yaş altında risk arttı</title>
<link>https://karadenizden.com.tr/30157</link>
<guid>https://karadenizden.com.tr/30157</guid>
<description><![CDATA[ İnme hastalığı, halk arasında yaşlı hastalığı olarak bilinse de artık gençlerde de sıklıkla görülüyor. Uzmanlar 30 yaş altında inme geçirme riskinin, stres ve sigara nedeniyle arttığını belirtiyor. ]]></description>
<enclosure url="http://images.ntv.com.tr/images/inme-342560.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 30 Jan 2026 19:26:00 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>İnme, geçirme, yaşı, düşüyor., yaş, altında, risk, arttı</media:keywords>
</item>

<item>
<title>H3N2 hızla yayıldı, uzmanlar vitamin uyarısı yaptı. &amp;quot;Gözlerimiz fal taşı gibi açılıyor&amp;quot;</title>
<link>https://karadenizden.com.tr/30154</link>
<guid>https://karadenizden.com.tr/30154</guid>
<description><![CDATA[ Mutasyona uğramış grip H3N2, Türkiye&#039;ye giriş yaptı. Uzmanlar hem H3N2 virüsüne hem de hastalığın tedavisinde uygulanan yöntemlere karşı vatandaşları uyardı. ]]></description>
<enclosure url="http://images.ntv.com.tr/images/h3n2-212342.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 30 Jan 2026 19:26:00 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>H3N2, hızla, yayıldı, uzmanlar, vitamin, uyarısı, yaptı., Gözlerimiz, fal, taşı, gibi, açılıyor</media:keywords>
</item>

<item>
<title>Cam pipetlerde gözle görünmeyen tehlike</title>
<link>https://karadenizden.com.tr/30155</link>
<guid>https://karadenizden.com.tr/30155</guid>
<description><![CDATA[ Cam pipetler tehlike saçıyor. Uzmanlar, cam pipetlerin dişe teması, darbe ve sıcak soğuk farkları nedeniyle kırılma riski taşıdığını, kırılmaları halinde ise ağız ve sindirim sisteminde yaralanmalara yol açabileceğine dikkat çekiyor. ]]></description>
<enclosure url="http://images.ntv.com.tr/images/campipetdemirpipet-715392.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 30 Jan 2026 19:26:00 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Cam, pipetlerde, gözle, görünmeyen, tehlike</media:keywords>
</item>

<item>
<title>İlaç kullanımı arttı, en çok kadınları etkiliyor. Çağın hastalığı</title>
<link>https://karadenizden.com.tr/30141</link>
<guid>https://karadenizden.com.tr/30141</guid>
<description><![CDATA[ Çağın hastalığı olarak görülen Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu(DEHB) hastalığında artış gözlemlendi. Yapılan araştırmalara göre bu durumla en çok kadınlar savaşıyor. ]]></description>
<enclosure url="http://images.ntv.com.tr/images/iStock-1049816548-243874.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 30 Jan 2026 19:25:59 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>İlaç, kullanımı, arttı, çok, kadınları, etkiliyor., Çağın, hastalığı</media:keywords>
</item>

<item>
<title>Geçmeyen burun akıntısına dikkat! Beyin sıvısı kaçağı olabilir</title>
<link>https://karadenizden.com.tr/30142</link>
<guid>https://karadenizden.com.tr/30142</guid>
<description><![CDATA[ Grip vakaları artıyor, bir yandan da diğer virüsler enfekte etmeye devam ediyor. Kimi vakalarda ise burun akıntısı hiç geçmiyor. Uzmanlar, üç haftadan uzun süren burun akıntısının mutlaka dikkate alınması gerektiğini söylüyor. (Dilşad Dede Taşkın&#039;ın haberi) ]]></description>
<enclosure url="http://images.ntv.com.tr/images/burunak%C4%B1nt%C4%B1s%C4%B1-850355.png" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 30 Jan 2026 19:25:59 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Geçmeyen, burun, akıntısına, dikkat, Beyin, sıvısı, kaçağı, olabilir</media:keywords>
</item>

<item>
<title>7 günden fazla kullanmak bağımlılık yapıyor. Eskisinden daha yoğun bir şekilde geri geliyor</title>
<link>https://karadenizden.com.tr/30145</link>
<guid>https://karadenizden.com.tr/30145</guid>
<description><![CDATA[ Burun tıkanıklığı giderici spreyleri bir haftadan fazla kullanmanın son derece tehlikeli olduğunu dile getiren uzmanlar, spreylerin bağımlılığa ve kalıcı hasara yol açabildiğine dikkat çekti. ]]></description>
<enclosure url="http://images.ntv.com.tr/images/iStock-1396831583-305880.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 30 Jan 2026 19:25:59 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>günden, fazla, kullanmak, bağımlılık, yapıyor., Eskisinden, daha, yoğun, bir, şekilde, geri, geliyor</media:keywords>
</item>

<item>
<title>Artık 65 yaş bir son değil, yeni bir başlangıç</title>
<link>https://karadenizden.com.tr/30146</link>
<guid>https://karadenizden.com.tr/30146</guid>
<description><![CDATA[ TIME dergisi, son sayısında &#039;Yeni Yaşlılık&#039; dosyasını kapağına taşıdı. Artık 65 yaş bir son değil, yeni bir başlangıç olarak görülüyor. ]]></description>
<enclosure url="http://images.ntv.com.tr/images/thumbs_b_c_4c36932140505d2bf1f01-452939.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 30 Jan 2026 19:25:59 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Artık, yaş, bir, son, değil, yeni, bir, başlangıç</media:keywords>
</item>

<item>
<title>PET şişelere dikkat!</title>
<link>https://karadenizden.com.tr/30147</link>
<guid>https://karadenizden.com.tr/30147</guid>
<description><![CDATA[ Mikroplastiklerin sağlığa olumsuz etkilerini gösteren araştırmalara bir yenisi eklendi. Bilim insanları PET şişelerdeki mikroplastiklerin doğrudan organ hasarı ve diyabete sebep olduğunu tespit etti. ]]></description>
<enclosure url="http://images.ntv.com.tr/images/petssss-345217.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 30 Jan 2026 19:25:59 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>PET, şişelere, dikkat</media:keywords>
</item>

<item>
<title>Acil servisler doldu. Çocuklar arasında salgın var: Düşmeyen ateşe dikkat!</title>
<link>https://karadenizden.com.tr/30148</link>
<guid>https://karadenizden.com.tr/30148</guid>
<description><![CDATA[ Acil servisler doldu. Özellikle çocuklar arasında salgın kol geziyor. Influenza A, yani grip ateşle birlikte yatağa düşürüyor. (Haber: Sena Kiper Sıtacı) ]]></description>
<enclosure url="http://images.ntv.com.tr/images/vir%C3%BCsaa-429213.png" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 30 Jan 2026 19:25:59 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Acil, servisler, doldu., Çocuklar, arasında, salgın, var:, Düşmeyen, ateşe, dikkat</media:keywords>
</item>

<item>
<title>Cerrahpaşa Doktoru Anlattı: 15 Yaşındaki Çocuk Bu Yüzden Ölüyordu!</title>
<link>https://karadenizden.com.tr/30149</link>
<guid>https://karadenizden.com.tr/30149</guid>
<description><![CDATA[ Sadece yetişkinleri değil, 5 yaşındaki çocukları bile pençesine alan &quot;sessiz bir canavar&quot; ile karşı karşıyayız. Cerrahpaşa Tıp Fakültesi&#039;nde yaşanan şoke edici bir vaka, tehlikenin ne kadar yakın olduğunu bir kez daha kanıtladı. Daha önce hiçbir sağlık sorunu olmayan 15 yaşındaki bir genç, aniden gelişen solunum yetmezliğiyle hastaneye kaldırıldı. Ailesinin bile bilmediği o &quot;gizli alışkanlık&quot; neredeyse canına mal oluyordu. ]]></description>
<enclosure url="http://images.ntv.com.tr/images/iStock-2166910877-552976.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 30 Jan 2026 19:25:59 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Cerrahpaşa, Doktoru, Anlattı:, Yaşındaki, Çocuk, Yüzden, Ölüyordu</media:keywords>
</item>

<item>
<title>Kanser hücrelerinin büyümesini engelliyor. Antioksidan zengini besin saatlerce kaynatılıyor</title>
<link>https://karadenizden.com.tr/30151</link>
<guid>https://karadenizden.com.tr/30151</guid>
<description><![CDATA[ Mersin&#039;in Gülnar ilçesindeki kadınlar, el yapımı nar ekşisi kaynatma geleneğini yaşatıp imece usulü üretim yapıyor. ]]></description>
<enclosure url="http://images.ntv.com.tr/images/MERSINDE-KADINLARIN-NAR-EKSISI-MESAISI_1085459_303435-180358.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 30 Jan 2026 19:25:59 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Kanser, hücrelerinin, büyümesini, engelliyor., Antioksidan, zengini, besin, saatlerce, kaynatılıyor</media:keywords>
</item>

<item>
<title>Kalp sağlığını sessizce bozan 5 günlük alışkanlık. &amp;quot;Ben gencim bana bir şey olmaz&amp;quot; yanılgısı</title>
<link>https://karadenizden.com.tr/30152</link>
<guid>https://karadenizden.com.tr/30152</guid>
<description><![CDATA[ Modern yaşamda farkında olmadan yaptığımız bazı hatalar kalp sağlığını olumsuz etkileyebilir. Acıbadem Üniversitesi Tıp Fakültesi Kalp ve Damar Cerrahisi Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Şahin Şenay ntv.com.tr okurlarına özel yazdı. ]]></description>
<enclosure url="http://images.ntv.com.tr/images/KALP-434114.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 30 Jan 2026 19:25:59 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Kalp, sağlığını, sessizce, bozan, günlük, alışkanlık., Ben, gencim, bana, bir, şey, olmaz, yanılgısı</media:keywords>
</item>

<item>
<title>Nöroloji doktoru &amp;quot;beyni gençleştiren gıda&amp;quot; diyor. Hafızayı diri tutmak için süper yol</title>
<link>https://karadenizden.com.tr/30138</link>
<guid>https://karadenizden.com.tr/30138</guid>
<description><![CDATA[ Beyin sağlığını korumak önemli. Hafızayı genç tutmak ve beynin hızlı yaşlanmasını engellemek için günlük alışkanlıklarınızda bazı değişiklikler yapabilirsiniz. Hareket ve zihinsel merakla beyin sağlığını geliştirmek, zihninizin bağlantılarının zaman içinde güçlü ve dirençli kalmasına yardımcı olur. Ancak bu iki kuralın yanı sıra bazı etkili günlük alışkanlıklar ve beyin sağlığına katkıda bulunan besinler de var. ]]></description>
<enclosure url="http://images.ntv.com.tr/images/iStock-1255559101-295556.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 30 Jan 2026 19:25:59 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Nöroloji, doktoru, beyni, gençleştiren, gıda, diyor., Hafızayı, diri, tutmak, için, süper, yol</media:keywords>
</item>

<item>
<title>Boş mide efsanesi çürüdü mü? Meyve yemek için en doğru zaman</title>
<link>https://karadenizden.com.tr/30139</link>
<guid>https://karadenizden.com.tr/30139</guid>
<description><![CDATA[ Meyve tüketimiyle ilgili halk arasında pek çok efsane bulunuyor. Ancak uzmanlara göre, bu efsanelerin bilimsel bir dayanağı yok. Meyve tüketiminin zamanıyla ilgili ayrıntılar, doğru bilgilere dayanılarak uygulanmalı. ]]></description>
<enclosure url="http://images.ntv.com.tr/images/iStock-1083328222-474788.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 30 Jan 2026 19:25:59 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Boş, mide, efsanesi, çürüdü, mü, Meyve, yemek, için, doğru, zaman</media:keywords>
</item>

<item>
<title>Babam kalp krizi geçirdi, benim de başıma gelecek mi? Sessiz risk, güçlü etki.</title>
<link>https://karadenizden.com.tr/30140</link>
<guid>https://karadenizden.com.tr/30140</guid>
<description><![CDATA[ Kalp hastalığı sadece yaşam tarzının değil, genetik mirasın da sessiz bir sonucu olabilir. Uzmanlar, aile öyküsünün erken tanı ve önlem için hayati önem taşıdığına dikkat çekiyor. ]]></description>
<enclosure url="http://images.ntv.com.tr/images/iStock-1326929678-967397.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 30 Jan 2026 19:25:59 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Babam, kalp, krizi, geçirdi, benim, başıma, gelecek, mi, Sessiz, risk, güçlü, etki.</media:keywords>
</item>

<item>
<title>Göz göre göre büyüyen tehlike. Türkiye&amp;apos;de her dört çocuktan biri mücadele ediyor</title>
<link>https://karadenizden.com.tr/30143</link>
<guid>https://karadenizden.com.tr/30143</guid>
<description><![CDATA[ Türkiye&#039;de göz göre göre büyüyen bir tehlike var: Çocukluk çağı obezitesi. Her dört çocuktan biri obez ve  bu çocukların yüzde 80&#039;i erişkinliğinde de obeziteyle mücadele ediyor. Hareketsizlik ve kötü beslenme en temel nedenler. NTV&#039;den Melike Şahin bu konuya bir parantez açtı. İşte çocuklarda yanlış beslenme ve obeziteye dair uzman görüşleri. ]]></description>
<enclosure url="http://images.ntv.com.tr/images/obezite-897280.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 30 Jan 2026 19:25:59 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Göz, göre, göre, büyüyen, tehlike., Türkiyede, her, dört, çocuktan, biri, mücadele, ediyor</media:keywords>
</item>

<item>
<title>Hasta hekim kendi şikayetlerine reflü tanısı koydu, hastalığı toplumda nadir görülen akalazya çıktı</title>
<link>https://karadenizden.com.tr/30144</link>
<guid>https://karadenizden.com.tr/30144</guid>
<description><![CDATA[ Dermatoloji doktoru Lütfiye Çoban, bir yıldır toplumun nadir görülen hastalığı akalazyayla mücadele ediyordu. Şikayetlerini reflü sanan Çoban, yutma güçlüğü nedeniyle bir süredir düzgün beslenemiyordu. Tedavileri sonrasında Çoban, doğum günü pastasını yutabilmenin mutluluğunu yaşadı. ]]></description>
<enclosure url="http://images.ntv.com.tr/images/AW622122_03-454060.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 30 Jan 2026 19:25:59 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Hasta, hekim, kendi, şikayetlerine, reflü, tanısı, koydu, hastalığı, toplumda, nadir, görülen, akalazya, çıktı</media:keywords>
</item>

<item>
<title>Halk arasında &amp;quot;ince hastalık&amp;quot; olarak bilinir. &amp;quot;Üşüttüm, sigaradandır, geçer&amp;quot; demeyin, belirtileri maskeli</title>
<link>https://karadenizden.com.tr/30150</link>
<guid>https://karadenizden.com.tr/30150</guid>
<description><![CDATA[ Halk arasında ince hastalık olarak da bilinen verem, sadece akciğerleri değil, kan ve lenf yoluyla vücudun birçok organını etkileyebiliyor. Veremin belirtileri genellikle grip ve üst solunum yolu enfeksiyonlarıyla karıştırılıyor. ]]></description>
<enclosure url="http://images.ntv.com.tr/images/iStock-1300516775-986589.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 30 Jan 2026 19:25:59 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Halk, arasında, ince, hastalık, olarak, bilinir., Üşüttüm, sigaradandır, geçer, demeyin, belirtileri, maskeli</media:keywords>
</item>

<item>
<title>Robotlar kalp ameliyatı yapabilir mi?</title>
<link>https://karadenizden.com.tr/30153</link>
<guid>https://karadenizden.com.tr/30153</guid>
<description><![CDATA[ Kalp ameliyatlarında robot çağı başladı mı? Acıbadem Üniversitesi Tıp Fakültesi Kalp ve Damar Cerrahisi Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Şahin Şenay ntv.com.tr okurlarına özel yazdı. ]]></description>
<enclosure url="http://images.ntv.com.tr/images/kALP-333349.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 30 Jan 2026 19:25:59 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Robotlar, kalp, ameliyatı, yapabilir, mi</media:keywords>
</item>

<item>
<title>Ona halk arasında &amp;quot;gençlik iksiri&amp;quot; deniyor: Kendiliğinden yetişen meyve tezgahta</title>
<link>https://karadenizden.com.tr/29820</link>
<guid>https://karadenizden.com.tr/29820</guid>
<description><![CDATA[ Erzincan’da doğal şifa kaynağı olarak bilinen gilaburu meyvesi tezgâhlardaki yerini aldı. ]]></description>
<enclosure url="http://images.ntv.com.tr/images/AW578408_03-778392.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 18 Nov 2025 15:11:11 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Ona, halk, arasında, gençlik, iksiri, deniyor:, Kendiliğinden, yetişen, meyve, tezgahta</media:keywords>
</item>

<item>
<title>Obezite ile mücadelede yeni dönem: &amp;quot;Önce medikal tedavi&amp;quot; şartı geldi</title>
<link>https://karadenizden.com.tr/29821</link>
<guid>https://karadenizden.com.tr/29821</guid>
<description><![CDATA[ Obezite Üniteleri ve Obezite Cerrahisi Uygulama Üniteleri Hakkındaki Yönetmelik değişti. Düzenlemeyle obezite ile mücadelede cerrahi dışı programlar güçlendirilecek. &quot;Önce Medikal Tedavi&quot; yaklaşımı tüm merkezlerde zorunlu olacak. ]]></description>
<enclosure url="http://images.ntv.com.tr/images/4ce29e1a-0f47-40e0-bf02-190c2f1b579b.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 18 Nov 2025 15:11:11 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Obezite, ile, mücadelede, yeni, dönem:, Önce, medikal, tedavi, şartı, geldi</media:keywords>
</item>

<item>
<title>Nemlendirici sandığınızdan daha önemli</title>
<link>https://karadenizden.com.tr/29818</link>
<guid>https://karadenizden.com.tr/29818</guid>
<description><![CDATA[ Sabahları yüzümü yıkadıktan sonra aynaya baktığımda, çoğu zaman cildimin bana bir şeyler anlatmaya çalıştığını hissederim. Kimi gün mat, kimi gün gergin, kimi günse hafifçe pul pul… ]]></description>
<enclosure url="http://images.ntv.com.tr/images/placeholder.png" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 18 Nov 2025 15:11:10 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Nemlendirici, sandığınızdan, daha, önemli</media:keywords>
</item>

<item>
<title>Kuzey Yarımküre&amp;apos;de &amp;quot;H3N2&amp;quot; alarmı: Çok hızlı yayılıyor!</title>
<link>https://karadenizden.com.tr/29819</link>
<guid>https://karadenizden.com.tr/29819</guid>
<description><![CDATA[ Küresel sağlık uzmanları, haziran ayında ortaya çıkan yeni &quot;H3N2&quot; türünün Kuzey Yarımküre’de hızla yayılması nedeniyle uyarıda bulundu. ]]></description>
<enclosure url="http://images.ntv.com.tr/images/salg%C4%B1n-717706.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 18 Nov 2025 15:11:10 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Kuzey, Yarımkürede, H3N2, alarmı:, Çok, hızlı, yayılıyor</media:keywords>
</item>

<item>
<title>Türkiye&amp;apos;de her 100 bebekten 13&amp;apos;ü erken doğuyor</title>
<link>https://karadenizden.com.tr/29817</link>
<guid>https://karadenizden.com.tr/29817</guid>
<description><![CDATA[ Dünyada her 10 bebekten biri, Türkiye&#039;de ise her 100 bebekten 13&#039;ü erken doğuyor. Annenin sağlık durumu ve yaşam biçimi erken doğumu tetikleyen faktörler arasında yer alıyor. ]]></description>
<enclosure url="http://images.ntv.com.tr/images/Ekrang%C3%B6r%C3%BCnt%C3%BCs%C3%BC2025-11-18100949-342107(2).png" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 18 Nov 2025 15:11:09 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Türkiyede, her, 100, bebekten, 13ü, erken, doğuyor</media:keywords>
</item>

<item>
<title>Sürekli ağlıyordu, gerçek hastanede ortaya çıktı: Toplu iğne yutmuş!</title>
<link>https://karadenizden.com.tr/29587</link>
<guid>https://karadenizden.com.tr/29587</guid>
<description><![CDATA[ İstanbul&#039;da iki yaşındaki bebek, toplu iğne yuttu. Bebeğin bağırsağını delen iğne, başarılı bir operasyonla çıkarıldı. ]]></description>
<enclosure url="http://images.ntv.com.tr/images/ameliyat-AA-989538.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Mon, 10 Nov 2025 09:18:12 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Sürekli, ağlıyordu, gerçek, hastanede, ortaya, çıktı:, Toplu, iğne, yutmuş</media:keywords>
</item>

<item>
<title>Akciğer kanseri geç fark ediliyor: Hastaların yüzde 60&amp;apos;ında kanser ileri evrede tespit ediliyor</title>
<link>https://karadenizden.com.tr/29445</link>
<guid>https://karadenizden.com.tr/29445</guid>
<description><![CDATA[ Akciğer kanseri, kansere bağlı ölümlerde ilk sırada yer alıyor. Vakaların yüzde 60&#039;ı geç evrede yakalanıyor. Haber: Melike Şahin ]]></description>
<enclosure url="http://images.ntv.com.tr/images/AKC%C4%B0%C4%9EERKANSER%C4%B0-838523.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 07 Nov 2025 10:11:24 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Akciğer, kanseri, geç, fark, ediliyor:, Hastaların, yüzde, 60ında, kanser, ileri, evrede, tespit, ediliyor</media:keywords>
</item>

<item>
<title>Doğanın zihin açıcıları: Beyni ve hafızayı geliştiriyor</title>
<link>https://karadenizden.com.tr/29107</link>
<guid>https://karadenizden.com.tr/29107</guid>
<description><![CDATA[ Beyin, insan olmanın en belirgin özelliği olarak kabul edilir. Anılarımızı, duygularımızı ve hayal gücümüzü şekillendiren organ, aynı zamanda sevmemizi, yaratmamızı ve düşünceyi düşünmemizi sağlayan bir komuta merkezi işlevi görüyor. Ancak tüm bu karmaşıklığına rağmen, beynin temel besin ihtiyaçları oldukça basit.Son yıllarda yapılan araştırmalar, kuruyemişlerin beynin ihtiyaç duyduğu besin öğelerini sağlamakta etkili olabileceğini ortaya koyuyor. Ceviz, badem, fındık gibi kuruyemişler; sağlıklı yağlar, vitaminler, antioksidanlar ve magnezyum açısından zengin. Bu besin öğeleri, nöronları koruyup sinapsların işleyişine katkıda bulunarak hafızayı güçlendirebilir ve bilişsel gerilemeyi yavaşlatabilir.Uzmanlar, beyin sağlığının tek bir mucizevi besinle korunamayacağını vurguluyor. Araştırmalar, kuruyemiş tüketimi ile bilişsel performans arasında bazı olumlu bağlantılar gösterse de, sonuçlar her zaman tutarlı değil. Yine de kuruyemişleri, uyku, düzenli egzersiz, sosyal etkileşim ve merak gibi zihinsel bakım alışkanlıklarıyla birlikte düşünmek, sağlıklı bir yaşam tarzının parçası olarak öneriliyor.Beslenme uzmanları, “Kuruyemişler, kilerinizde daimi bir yer hak ediyor; mucizevi olmasa da, zihinsel sağlığınızı destekleyen küçük bir katkı sunuyor” diyor.CEVİZCeviz, nöronal zarların korunmasına, oksidatif stresin azaltılmasına ve beyindeki damarsal beslenmenin desteklenmesine yardımcı olan bitkisel omega-3 yağ asidi (alfa-linolenik asit), polifenoller ve antioksidanlar açısından zengindir. Food and Function dergisinde yayınlanan bir çalışma , ceviz açısından zengin bir kahvaltının (50 g), kuruyemişsiz ve kalorisi tam bir kahvaltıya kıyasla günün ilerleyen saatlerinde daha hızlı reaksiyon sürelerine ve daha iyi hafıza performansına yol açtığını ortaya koymuştur. Günlük yaşamda bu, sabah kahvaltılık gevreğinize veya yoğurdunuza bir avuç ceviz eklemenin hem lezzet hem de beyin desteği sağlayabileceği anlamına gelir.Badem, sinaptik fonksiyon, hücre onarımı ve oksidatif savunma ile bağlantılı tekli doymamış yağlar, E vitamini, B vitaminleri ve magnezyum içerir. Taylor  Francis&#039;te yayınlanan, orta yaşlı ve yaşlı yetişkinler üzerinde yapılan 6 aylık randomize bir çalışmada, günde 85 gram badem tüketenlerin görsel-uzamsal çalışma belleği, görsel hafıza ve uzamsal planlamada kontrollere kıyasla önemli gelişmeler gösterdiği görülmüştür. Bununla birlikte, genel biliş üzerindeki genel etki mütevazı düzeydedir, bu nedenle badem tek başına bir çözüm olmaktan ziyade daha kapsamlı bir beyin sağlığı diyetinin parçası olarak görülmelidir.Kaju fıstığı, potansiyel olarak nörotransmitter üretimine, sinaptik sinyallemeye ve hücre korumasına yardımcı olan magnezyum, çinko, bakır, sağlıklı yağlar ve biyoaktif bitki bileşikleri içerir.
Heliyon&#039;da yayınlanan bir hayvan çalışması, kaju ile zenginleştirilmiş bir diyetin, beyin stresine (sisplatin başlatılması) maruz kalan sıçanlarda kolinerjik eksikliği azaltmaya ve hafızayı iyileştirmeye yardımcı olduğunu ve beyin açısından fayda potansiyeli gösterdiğini ortaya koymuştur. İnsan deneyleri şu anda sınırlı olsa da, kaju fıstığının besin profili, onu beyin destekleyici atıştırmalıklar arasında mantıklı bir seçenek haline getirmektedir.Fındık, oksidatif stres, iltihaplanma ve yaşa bağlı nöronal gerilemeyle mücadeleye yardımcı olan E vitamini, folat, doymamış yağlar ve antioksidanlar sağlar. Bir çalışma, fındık tüketiminin anti-enflamatuar ve antioksidan özellikleri sayesinde Alzheimer ve Parkinson gibi nörodejeneratif bozukluk riskini azaltabileceğini bildirmiştir.Antep fıstığı, lutein, B6, sağlıklı yağlar, lif ve antioksidan polifenoller içerir; bunlar bilişsel işlevleri, ruh halini ve hafıza yollarını destekleyen besinlerdir. Fazla kilolu genç yetişkinler üzerinde yapılan bir pilot çalışma, 28 gün boyunca günde 28 gr Antep fıstığı tüketiminin bilişsel performansı ve ruh hali belirteçlerini iyileştirdiğini göstermiştir .
Daha kapsamlı insan deneyleri gerekmekle birlikte, Antep fıstığı salatalara, yoğurda veya tek başına bir atıştırmalık olarak kolayca ekleyebileceğiniz çıtır çıtır, beyin dostu bir atıştırmalıktır. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/FpBw6hiA-0WMGKgeyLl2fQ.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Mon, 03 Nov 2025 12:16:11 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Doğanın, zihin, açıcıları:, Beyni, hafızayı, geliştiriyor</media:keywords>
</item>

<item>
<title>Beslenme Uzmanı açıkladı: Sabah kahvesi zararlı mı?</title>
<link>https://karadenizden.com.tr/29108</link>
<guid>https://karadenizden.com.tr/29108</guid>
<description><![CDATA[ Sabahları enerjik uyanmak için kahveye yönelmek çoğumuzun günlük alışkanlığı. Ancak uzmanlara göre, bu rutin her bünyede aynı etkiyi yaratmıyor.DailyMail&#039;de yer alan habere göre; Beslenme uzmanlarından Dr. Federica Amati, kahvenin yalnızca keyifli bir sabah ritüeli değil, aynı zamanda güçlü bir fizyolojik uyarıcı olduğunu hatırlatıyor. “Kahve dünyada en çok tüketilen içeceklerden biri. Birçok insan için vazgeçilmez bir alışkanlık ama herkes için uygun olmayabilir. Vücudunuzu dinlemek önemli,” diyor.Dr. Amati’ye göre sabah erken saatlerde içilen kahve, stres hormonu olarak bilinen kortizol seviyesini aniden yükseltebiliyor. Bu durum özellikle kafeine duyarlı kişilerde kaygı, çarpıntı ve huzursuzluk gibi belirtilere yol açabiliyor.Uzman, “Uyanır uyanmaz kahve içmek, zaten doğal olarak yüksek seyreden kortizol düzeylerini daha da artırabilir. Bu da günün ilerleyen saatlerinde yorgunluk hissine neden olabilir,” diyor.Kortizol artışını önlemenin yolu ise kahveyi biraz geciktirmekten geçiyor. Dr. Amati, “Doğal kortizol zirvesi uyandıktan yaklaşık 30 ila 120 dakika sonra düşer. Kahveyi sabah ortasına bırakmak en ideal zamandır,” önerisinde bulunuyor.Günün geç saatlerinde içilen kahvenin, uyku kalitesini düşürebileceği de bilinen bir diğer risk. Communications Biology dergisinde yayımlanan bir araştırma, öğleden sonra içilen iki fincan kahvenin bile beynin gece dinlenme kapasitesini azalttığını gösterdi.Kafein, beyindeki adenozin reseptörlerini bloke ederek uykuyu geciktiriyor. Bu nedenle uzmanlar, yatmadan en az altı saat önce kahve tüketilmemesini tavsiye ediyor.Kahvenin içerdiği polifenoller, güçlü antioksidan etkilerine rağmen, demir gibi bazı minerallerin emilimini hafifçe engelleyebiliyor. Araştırmalar, demir açısından zengin bir öğünle birlikte içilen bir fincan kahvenin emilimi yüzde 40’a kadar azaltabileceğini gösteriyor.Dr. Amati, “Bu etki genellikle küçük çaplı olsa da, kahveden sonra yemek yemeden önce en az bir saat beklemek vitamin ve mineral kaybını en aza indirir,” diyor.Kahve, sindirim sistemini uyararak mide asidi üretimini artırabiliyor. Bu durum bazı kişilerde sindirimi kolaylaştırsa da, mide ekşimesi veya reflü sorunlarını tetikleyebiliyor. Dr. Amati, “Mide asidi üretiminden sorumlu gastrin hormonunu artırır. Bu da bazı kişilerde rahatsızlık yaratabilir,” uyarısında bulunuyor.KOLESTEROL VE KALP SAĞLIĞIFiltre edilmemiş kahveler – örneğin Türk kahvesi veya French press – LDL (kötü kolesterol) seviyelerini artırabilen kafestol ve kahveol adlı bileşikleri içeriyor. Bu nedenle uzmanlar, filtre kahveyi kolesterol endişesi taşıyanlar için daha güvenli bir seçenek olarak öneriyor.Dr. Amati, “Hem kafeinli hem de kafeinsiz kahvenin birçok kronik hastalığa karşı benzer koruyucu etkileri var. Bu da kahvenin faydalarının yalnızca kafeinden kaynaklanmadığını gösteriyor,” diyor.Hamileler, kalp ritim bozukluğu veya anksiyete sorunu yaşayanlar ile çocukların ise kafein alımını sınırlaması öneriliyor.Uzmanlara göre günde üç ila beş fincan (yaklaşık 400 mg kafein) kahve, çoğu yetişkin için güvenli kabul ediliyor. Ancak Dr. Amati, “Kahveye herkesin verdiği tepki farklı. En doğru dengeyi bulmanın yolu, vücudun sinyallerini dikkate almak,” diyor. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/fnlpg_YCeU66uTvQ7egqAw.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Mon, 03 Nov 2025 12:16:11 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Beslenme, Uzmanı, açıkladı:, Sabah, kahvesi, zararlı, mı</media:keywords>
</item>

<item>
<title>Karaciğer sağlığını destekliyor: Kandaki toksinleri süzen besin</title>
<link>https://karadenizden.com.tr/29109</link>
<guid>https://karadenizden.com.tr/29109</guid>
<description><![CDATA[ Modern yaşam tarzları, karaciğerin toksinleri filtreleme ve metabolik işlevleri yürütme kapasitesine ekstra yük bindiriyor. Son araştırmalar ise pancar suyunun bu hayati organa destek olabileceğini gösteriyor.Karaciğer, kandaki toksinleri süzmek, ilaçları metabolize etmek ve yağları parçalamak gibi kritik görevleri üstleniyor. Ancak düzensiz beslenme, alkol tüketimi ve çevresel faktörler, karaciğerin bu fonksiyonlarını zorlayabiliyor. Bilim insanları, pancar suyu gibi bitkisel kaynaklı içeceklerin karaciğerin doğal detoksifikasyon süreçlerine katkı sağlayabileceğini belirtiyor.Pancar (Beta vulgaris), betalain adı verilen güçlü antioksidan pigmentler içeriyor. Bu bileşikler, karaciğer hücrelerini oksidatif stresten koruyarak iltihaplanma riskini azaltabiliyor. Ayrıca pancarda bulunan betain maddesi, karaciğerin yağları işlemesine yardımcı olarak özellikle alkolsüz yağlı karaciğer hastalığına (NAFLD) karşı koruyucu etki gösterebiliyor.Uzmanlar, pancar suyundaki nitratların da önemine dikkat çekiyor. Nitratlar, vücutta nitrik okside dönüşerek kan akışını iyileştiriyor ve karaciğer iltihabını azaltıcı etki gösterebiliyor.Son yıllarda yapılan klinik ve deneysel çalışmalar, pancar suyunun karaciğer enzimleri üzerindeki olumlu etkilerini ortaya koydu. Randomize kontrollü bir çalışmada, 12 hafta boyunca günde 250 mililitre pancar suyu tüketen katılımcılarda, karaciğer fonksiyon göstergeleri olan ALT (alanin transaminaz) ve ALP (alkali fosfataz) düzeylerinde belirgin iyileşme gözlendi.Bilim insanları, bu sonuçların karaciğerin toksinleri işleme kapasitesinin ve yağ metabolizmasının daha etkin çalıştığına işaret ettiğini belirtiyor. Hayvan araştırmaları da benzer şekilde, pancar özünün kimyasal kaynaklı karaciğer hasarını azalttığını ve antioksidan savunmayı güçlendirdiğini gösteriyor.“Detoks” kavramı ve yanlış algılarUzmanlar, “detoks” kavramının genellikle yanlış anlaşıldığını hatırlatıyor. Vücudun detoksifikasyon süreçleri sürekli devam eden, karaciğer ve böbrekler tarafından yürütülen doğal mekanizmalardır. Ancak pancar suyu gibi bazı besinler, bu mekanizmaları destekleyici rol oynayabilir.Pancar suyunun bileşenleri, karaciğerin toksinleri idrarla atılabilen suda çözünür bileşiklere dönüştürmesini kolaylaştırıyor. Bu da vücudun doğal detoks sisteminin daha verimli işlemesine yardımcı olabiliyor.Antioksidan savunmayı güçlendirebilir: Pancardaki betain ve betalain bileşenleri, serbest radikalleri nötralize ederek karaciğer hücrelerini korur.İltihabı azaltabilir: Anti-inflamatuar etkileri sayesinde karaciğer enzim seviyelerini düşürmeye ve hücresel hasarı önlemeye katkı sağlayabilir.Yağ metabolizmasını düzenleyebilir: Betain ve lif, yağların parçalanmasını kolaylaştırarak karaciğerde yağ birikimini önleyebilir.Enzim aktivitesini artırabilir: Araştırmalar, pancar suyunun detoksifikasyon enzimlerini harekete geçirdiğini gösteriyor.Uzmanlar, pancar suyunun tek başına bir “detoks çözümü” olarak görülmemesi gerektiğini, dengeli beslenme ve sağlıklı yaşam alışkanlıklarının karaciğer sağlığını korumada temel unsur olduğunu vurguluyor. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/eMQsQYFdmki0A_qaglWdgA.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Mon, 03 Nov 2025 12:16:11 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Karaciğer, sağlığını, destekliyor:, Kandaki, toksinleri, süzen, besin</media:keywords>
</item>

<item>
<title>Demir, Omega&amp;3, D Vitamini: Takviyeleri ne zaman ve nasıl almalısınız?</title>
<link>https://karadenizden.com.tr/29103</link>
<guid>https://karadenizden.com.tr/29103</guid>
<description><![CDATA[ Piyasada pek çok takviye ürün bulunuyor. Uyku, saç, cilt, kas sağlığı veya ruh hali gibi pek çok alana yönelik ürün bulmak mümkün. Ancak çoğu ürünün etiketinde günlük kullanım önerilirken, uzmanlar her takviyenin her gün alınmasının şart olmadığını belirtiyor.Dr. Karan Rajan ve sağlık koçu Cory Rodriguez, takviyelerin etkisini ve vücuttaki emilimini artırmak için doğru zamanlama ve kombinasyonun önemine dikkat çekiyor. Uzmanlara göre, takviyeleri nasıl ve ne zaman aldığınız, faydalarını maksimum düzeye çıkarırken yan etkilerden korunmak için kritik bir rol oynuyor.Dr. Rajan, özellikle demir, Omega-3, lif, D vitamini, probiyotik, kreatin, çinko ve magnezyum gibi takviyelerin alımında dikkat edilmesi gereken noktaları vurguluyor. Uzmanlar, günlük kullanımın her zaman en iyi yöntem olmadığını, kişisel ihtiyaçlar ve beslenme düzenine göre takviyelerin planlanması gerektiğini söylüyor.Takviyelerin etkinliği sadece içeriklerine değil, aynı zamanda doğru zamanda ve doğru kombinasyonla alınmalarına da bağlı. Uzmanlar, bireylerin bu konuda bilinçlenmesinin önemine işaret ediyor.Demir söz konusu olduğunda, daha azı daha çok olabilir. Çoğu insan günlük demir takviyesi alır; ancak Dr. Rajan bunun gerçekten ideal olmadığını söylüyor. Doktor, Instagram&#039;da paylaştığı bir videoda, &quot;Demir alıyorsanız, optimum emilim için günlük doz yerine gün aşırı almayı deneyin,&quot; dedi. NHS&#039;ye göre, demir takviyelerini aşırı kullanmak kabızlık ve karın ağrısı gibi yan etkilere de yol açabilir.Omega-3 takviyesi alan birçok kişi, balık gibi geğirmelerden şikayetçi. Rodriguez, &quot;Omega-3 alıyorsanız, bu geğirmeleri önlemek için buzdolabında saklayın,&quot; diyor. Omega-3 yağ asitleri ısıya veya ışığa maruz kaldığında hızla oksitlenir. Bu nedenle, soğuk tutmak balık kokusunu önleyebilir.Lif takviyeleri sindirimi iyileştirmek için yaygın olarak kullanılır. Ancak bu takviyeler genellikle ters etki yapar. Neden? Yeterince su içmemekten dolayı.Dr. Rajan, &quot;Lif takviyesi alıyorsanız, şişkinliği en aza indirmek ve işlerin sorunsuz ilerlemesini sağlamak için her 10 gram lif için 250 ml su için,&quot; dedi.D VİTAMİNİD vitamini, çoğu insanın yanlış şekilde aldığı bir diğer popüler takviyedir. Uzmanlar, K2 vitamini ile birlikte kullanılmasını öneriyor. &quot;D vitamini alıyorsanız, kalsiyumu atardamarlarınıza değil kemiklerinize göndermek için K2 vitamini ile birlikte aldığınızdan emin olun.&quot;Probiyotik takviyeleri alıyorsanız, aralarında doğru zaman aralığını belirlemek çok önemlidir. Doktor, &quot;Antibiyotiklerin probiyotik organizmaları doğrudan öldürme olasılığını azaltmak için antibiyotiklerden en az 2-3 saat uzakta tutun,&quot; dedi.KREATİNSpor salonuna gidenler arasında popüler bir takviye olan kreatin, doğru şekilde alınmazsa ters tepebilir. Birçok kişi kreatin aldıktan sonra şişkinlikten şikayet eder. Bununla nasıl başa çıkılır? Sağlık uzmanı, &quot;Günde iki kez, daha küçük bir doz kullanmayı deneyin,&quot; dedi.Çinko, bağışıklık fonksiyonunda önemli bir rol oynar, ancak diğer bazı takviyelerle birlikte kullanılması emilimi gerçekten etkileyebilir. Doktor, &quot;Çinko alıyorsanız, kalsiyum veya demirle aynı anda almaktan kaçının çünkü hepsi emilim için rekabet eder,&quot; dedi.MAGNEZYUMUykuyu iyileştirmek için alınan en popüler takviyelerden biri magnezyumdur. Çalışmalar, magnezyumun yaşlı yetişkinlerde bile uyku kalitesini iyileştirdiğini göstermiştir. Ancak hangi magnezyum türünü aldığınız önemlidir. Antrenör, &quot;Daha iyi uyku için magnezyum kullanıyorsanız, diğer formlara göre daha iyi emilen magnezyum glisinat almayı düşünün,&quot; dedi. Bu, magnezyumun gevşemeyi destekleyen ve uyku kalitesini artırabilen bir amino asit olan glisin ile birleşimidir.Bu makale sadece genel bilgi verme amacıyla yazılmıştır ve doktor tavsiyesi olarak ele alınmaması gerekir. Makalenin içeriğinden yola çıkarak okurun kendi başına koyduğu teşhislerden ntv.com.tr sorumlu değildir. Sağlığınızla ilgili herhangi bir endişeniz varsa doktorunuza danışın. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/XjO7E59Bb0GGtNiPHj7DMQ.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Mon, 03 Nov 2025 12:16:10 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Demir, Omega-3, Vitamini:, Takviyeleri, zaman, nasıl, almalısınız</media:keywords>
</item>

<item>
<title>D Vitamini: Sadece 10 dakikada maksimum miktarını nasıl elde edebilirsiniz?</title>
<link>https://karadenizden.com.tr/29104</link>
<guid>https://karadenizden.com.tr/29104</guid>
<description><![CDATA[ Güneş vitamini olarak da bilinen D vitamini, vücudumuz için son derece önemlidir. D vitaminini kendimiz üretemediğimiz için vücudumuz onu üretmek için güneşe ihtiyaç duyar. Bunun yanı sıra, bazı besinler de D vitamini içerir, ancak vücut için yeterli değildir. Bu nedenle, vücudunuzun onu üretmesi için yeterli güneş ışığı almak birincil yoldur.D vitamini, kemik sağlığı için hayati önem taşıyan kalsiyumun vücut tarafından emilmesinde ve osteoporoz gibi hastalıkların önlenmesinde önemli bir rol oynar.
Artan araştırmalar ayrıca, vitaminin sisteme güç vererek enfeksiyonlarla mücadele yeteneğini artırdığını göstermektedir .
Düşük D vitamini seviyeleri, kalp hastalığı ve diyabet dahil olmak üzere bazı kronik hastalık risklerinin artmasıyla ilişkilendirilmiştir.
Ayrıca, D vitamini beyin kimyasalları üzerindeki etkisi nedeniyle ruh halini iyileştirebilir ve depresyon riskini azaltabilir. D vitaminini yalnızca besinlerle almanın ne kadar zor olduğu göz önüne alındığında, güneş ışığından yararlanmak, seviyelerini yükseltmenin en basit ve en doğal yolu olmaya devam etmektedir.UVB güneş ışığı cildimize temas ettiğinde, bir kolesterol türevini vücudumuzun aslında kullandığı D vitamini formu olan D₃ vitaminine dönüştüren kimyasal bir değişime neden olur. Bu dönüşüm çoğunlukla ciltte yüz, kollar ve bacaklarda - gerçekleşir. Üretilen D vitamini miktarı cilt tipi, konum, günün saati ve mevsim gibi çeşitli faktörlere bağlıdır. UVB ışınları öğle vakti ve yaz aylarında en güçlüdür; bu aylarda D vitamini üretimi daha hızlıdır. Örneğin, açık tenli kişiler için öğle vakti güneşin altında on dakika geçirmek genellikle yeterli olur.D vitamini üretimini tetiklemek için güneş ışınlarını emmenin en ideal zamanı, güneş ışınlarının en doğrudan vurduğu sabah 10 ile öğleden sonra 3 arasıdır. Çoğu kişi için öğlen güneşinin altında 10-15 dakikalık kısa bir süre geçirmek genellikle sağlıklı bir doz sağlar.
Koyu tenli kişilerin daha fazla zamana ihtiyacı olabilir; çünkü yüksek melanin D vitamini sentezini azaltır. Her durumda, yanıklardan veya aşırı güneşe maruz kalmaktan kaçınmak önemlidir. Kısa ve sık güneşe maruz kalma seansları, uzun süreli güneşlenmelerden daha güvenli ve etkilidir. Ekvatordan uzakta yaşayan veya kış aylarında yaşayan kişiler, düşük UVB bulunabilirliği nedeniyle takviyeler gibi alternatif kaynaklara ihtiyaç duyabilirler.Cildin daha geniş bir yüzeyini güneş ışığına maruz bırakmak, D vitamini sentezini artırır. Kollar ve bacaklar açıkta olmak üzere on dakikalık kısa bir süre bile sağlıklı bir doz sağlayabilir. Maksimum maruziyet sağlamak için bol veya kısa kollu kıyafetler tercih etmek daha uygundur. Güneş kreminin UVB ışınlarını engellediğini unutmayın, bu nedenle D vitamini sentezi için 10 dakikalık korumasız pencereden sonra uygulanmalıdır. Önemli olan dengeyi sağlamaktır: D vitamini seviyelerini yeterli düzeyde tutmak için yeterli güneş ışığına maruz kalmak ve cilt kanseri riskini kontrol altında tutmak. Hassas cilt bölgelerini (yüz gibi) korurken güneşlenme süresini kademeli olarak artırmak bu dengeyi korumaya yardımcı olur.Cildin güneş ışığında ne kadar D vitamini üretebileceğini çeşitli faktörler belirler. Cilt tonu ve güneşin açısına ek olarak, vücut ağırlığı ve yaş da rol oynar. Obezite, D vitamininin yağ dokusunda hapsolması nedeniyle D vitamini seviyelerini düşürür. İnsanlar yaşlandıkça ciltleri D vitamini üretmede daha az verimli hale gelir. Bulut örtüsü, kirlilik ve hatta pencere camı gibi çevresel faktörler, üretimi artıran UVB ışınlarını daha da azaltır. Bu etkileri anlamak, bir güneşe maruz kalma rutini oluşturmayı kolaylaştırır. Gerektiğinde, bir D vitamini kan testi, güneşte geçirilen zaman ile takviye alımı arasındaki dengeyi ayarlamaya yardımcı olabilir.D vitamini seviyenizi doğal yollarla artırmak için, tercihen UVB ışınlarının en güçlü olduğu öğlen saatlerinde, her gün güneşe maruz kalmayı hedefleyin. Kol ve bacak derinizin güneş kremi sürmeden on dakika boyunca güneş ışığına maruz kalmasına izin verin (ancak yüzünüzü örtün). Bunu, rutini kolay ve keyifli hale getirmek için yürüyüş veya bahçe işleri gibi aktivitelerle birleştirin. Yağlı balık, zenginleştirilmiş süt ve yumurta gibi besinler de vücudunuza biraz D vitamini ekler, ancak genellikle yeterli değildir. Güneş ışığının az olduğu aylarda veya bölgelerde, bir sağlık uzmanına danıştıktan sonra takviye almak gerekebilir.Güneş ışığı bize D vitamini sağlar. Ancak fazlası cildi yakabilir ve kanser riskini artırabilir. Güneş yanığını önlemek için, kendinizi korumaya başlamadan önce cilt tipinize bağlı olarak 10-15 dakika veya daha kısa süre güneşte kalmaya çalışın.
Ardından, UV ışınlarından korunmak için açıkta kalan bölgelere güneş kremi sürün. Güneş çok güçlüyse, şapka ve uzun kollu giysiler giymeyi düşünebilirsiniz. Altı aydan küçük bebekleri mümkün olduğunca güneşten uzak tutun.
Düzenli cilt kontrolleri ve değişikliklere karşı farkındalık, olası sorunların erken teşhisi için önemlidir.Bu makale yalnızca bilgilendirme amaçlıdır ve tıbbi tavsiye yerin ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/TclxZSoKmESaM_Z8ObPH0Q.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Mon, 03 Nov 2025 12:16:10 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Vitamini:, Sadece, dakikada, maksimum, miktarını, nasıl, elde, edebilirsiniz</media:keywords>
</item>

<item>
<title>Böbrekleri zamanla bitiren 5 sabah alışkanlığı: Masum görünüyor ama tehlikeli</title>
<link>https://karadenizden.com.tr/29105</link>
<guid>https://karadenizden.com.tr/29105</guid>
<description><![CDATA[ Sabah rutininizde yer alan bazı masum görünen alışkanlıklar, uzun vadede böbrek sağlığını olumsuz etkileyebilir. Uzmanlar, su içmemek, mesaneyi tutmak, aç karnına ağrı kesici almak, egzersiz sonrası yeterince sıvı almamak ve kahvaltıyı atlamanın böbrek fonksiyonlarını zorlayabileceği konusunda uyarıyor.Böbrekler, vücuttaki atıkları filtreleyip sıvı dengesini düzenleyen hayati organlar. Ancak, günün ilk saatlerinde yapılan küçük hatalar bile bu dengeyi bozabiliyor. Uzmanlara göre, bazı yaygın sabah alışkanlıkları böbreklerin uzun vadeli sağlığını tehdit ediyor.Gece boyunca vücut hafif susuz kalıyor. Uyandıktan sonra ilk içeceğin kahve veya çay olması, böbreklerin daha fazla çalışmasına neden olabiliyor. Uzmanlar, güne bir bardak suyla başlamanın toksinlerin atılmasına yardımcı olduğunu ve böbreklerin filtreleme işlevini desteklediğini belirtiyor.Obesity Facts dergisinde yayımlanan bir rapora göre, yeterli su tüketimi böbrek taşlarını önlemeye yardımcı oluyor ve böbreklerdeki baskıyı azaltıyor.Sabah idrara çıkmayı ertelemek, hem mesaneye hem de böbreklere baskı yapabiliyor. Kore Aile Hekimliği Dergisi’nde yer alan bir araştırma, uzun süre idrar tutmanın kan basıncını artırabileceğini gösterdi. Uzmanlar, uyanır uyanmaz mesanenin boşaltılmasının böbrek sağlığı açısından önemli olduğunu vurguluyor.Sabah saatlerinde aç karnına alınan ağrı kesiciler, özellikle ibuprofen gibi steroid olmayan antiinflamatuar ilaçlar (NSAID), böbreklerde ekstra yük oluşturabiliyor.
Informed Health raporuna göre, bu tür ilaçların uzun süreli veya kontrolsüz kullanımı böbrek hasarı riskini artırıyor. Uzmanlar, ağrı kesicilerin mutlaka yemekle birlikte ve doktor tavsiyesiyle alınması gerektiğini belirtiyor.Sabah egzersizleri sağlıklı olsa da, ter yoluyla kaybedilen sıvıların yerine konmaması böbrekleri zorlayabiliyor.
Nutrition Journal’da yayımlanan bir çalışmada, egzersiz sonrası sodyum ve karbonhidrat içeren içeceklerin sade suya kıyasla daha etkili bir rehidrasyon sağladığı tespit edildi. Uzmanlar, egzersizden sonra suyun yanı sıra elektrolit takviyesinin de önemine dikkat çekiyor.Zamandan tasarruf etmek amacıyla kahvaltıyı atlamak, uzun vadede böbrek fonksiyonlarını etkileyebiliyor. Kahvaltıyı atlayan kişilerde günün ilerleyen saatlerinde tuzlu ve işlenmiş gıdalara yönelme eğilimi artıyor.International Journal of Nephrology’deki araştırmaya göre, yüksek sodyum alımı böbrek hastalıklarının ilerleme riskini yükseltiyor. Uzmanlar, yumurta, yulaf ve meyve gibi basit bir kahvaltının bile böbrek sağlığı açısından fark yaratabileceğini söylüyor. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/J_ZoYNExdkOSXbR3irCoRQ.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Mon, 03 Nov 2025 12:16:10 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Böbrekleri, zamanla, bitiren, sabah, alışkanlığı:, Masum, görünüyor, ama, tehlikeli</media:keywords>
</item>

<item>
<title>Gözleri iyileştiriyor, retina için en güçlü kalkan: Takviyeleri unutun!</title>
<link>https://karadenizden.com.tr/29106</link>
<guid>https://karadenizden.com.tr/29106</guid>
<description><![CDATA[ Gözlerinizi günlük ekran yorgunluğundan ve yaşa bağlı sorunlardan dört güçlü meyveyle koruyun. Bazı meyveler, görüş netliğini destekleyen, yorgunluğu azaltan ve katarakt ve kuru göz gibi rahatsızlıklara karşı koruyan antioksidanlar, vitaminler ve fitobesinlerle doludur. Bu lezzetli seçenekleri beslenmenize dahil etmek göz sağlığınıza önemli ölçüde fayda sağlayabilir.Tüm gün ekranlara bakıp doğal ışık döngülerimizi ihmal ettiğimiz bir dünyada, gözlerimiz her zamankinden daha fazla stres altında, ancak iyi haber şu ki doğa genellikle onları korumaya yardımcı olmak için basit ve lezzetli yollar sunuyor.Bilim tarafından desteklenen ve beslenme uzmanları tarafından değer verilen dört günlük meyve, keskin görüşü destekleyen, yorgunluğu azaltan ve katarakt gibi yaşa bağlı göz rahatsızlıklarına karşı koruma sağlayan besinlerle doludur.Yaban mersini küçük görünebilir, ancak bu meyvenin antioksidan içeriği oldukça güçlüdür. Oksidatif stres ve serbest radikal hasarı, göz dokusunun (özellikle lens ve retina) yaşlanmasına önemli ölçüde katkıda bulunduğundan, antioksidan açısından zengin besinler tüketmek akıllıca bir hareket haline gelir ve yaban mersini gözleri bu tür hasarlardan korumaya yardımcı olur.2025 yılında yapılan yakın tarihli bir laboratuvar çalışması, yaban mersini antosiyanin özlerini test etmiş ve retina hücreleri üzerinde koruyucu etkiler bildirmiştir. Bu da bu bileşiklerin göz dokusundaki oksidatif stresi azaltabileceğini göstermektedir. Makale, antosiyaninlerin retina pigment epitel hücrelerini nasıl koruduğunu açıklayan moleküler mekanizmaları açıklamaktadır.Yaban mersini, özellikle sağlıklı ve parlak bir cilt için gerekli olan serbest radikallerle savaşmaya ve kolajen üretimini desteklemeye yardımcı olan C vitamini ve antosiyaninler gibi antioksidanlarla doludur. Antienflamatuar özellikleri kızarıklık ve şişkinliği de azaltabilirken, yüksek su içerikleri cildi içten nemlendirir. Yaban mersinini düzenli olarak beslenmenize dahil etmek, cildinizi aydınlatmaya, erken yaşlanmaya karşı korumaya ve doğal olarak eşit bir cilt tonu sağlamaya yardımcı olabilir. Nutrition Reviews dergisinde yayınlanan 2019 tarihli yaban mersini araştırmaları incelemesi, antosiyaninlerin damar sağlığını ve oksidatif stresi nasıl etkilediğini özetlemiştir; bunlar uzun vadeli göz sağlığıyla doğrudan ilişkili yollardır.Sabah yulafınıza veya yoğurdunuza (taze veya dondurulmuş) bir avuç yaban mersini ekleyin, smoothie&#039;lerinize ekleyin veya sade olarak atıştırarak kolayca antioksidan takviyesi alabilirsiniz.C vitamini sadece bağışıklık sistemi için değil, aynı zamanda göz sağlığında da hayati bir rol oynar. Çalışmalara göre portakal, göz dokularının yapısal bütünlüğünü destekleyen zengin bir C vitamini kaynağıdır. Bu, özellikle katarakt oluşumuna giden adımlardan biri olan merceğin erken bulanıklaşmasını önlemeye yardımcı olur. C vitamini göz merceğinde yoğunlaşır ve antioksidan görevi görür. Yaşam boyunca, mercek proteinlerindeki oksidatif hasar katarakt oluşumunun ana etkenlerinden biridir, ancak C vitamini bu hasarı yavaşlatmaya yardımcı olur. Acta Ophthalmologica&#039;da 2016 yılında yapılan bir meta-analiz, &quot;daha yüksek C vitamini alımı ve serum askorbatının katarakt riskiyle ters orantılı olabileceğini&quot; ortaya koydu. Daha açık bir ifadeyle, daha fazla C vitamini tüketen kişilerde katarakt görülme olasılığı daha düşüktür.Nutrition dergisinde 2019 yılında yapılan bir doz-yanıt analizi de, C vitamini alımındaki artışın katarakt riskini azalttığını ve düzenli C vitamini açısından zengin besinlerin faydasını pekiştirdiğini bildirdi. Günde bir portakal veya narenciye salatası, C vitamini alımını dengede tutar. Diğer göz besinlerinin emilimini artırmak için C vitamini içeren besinleri sağlıklı yağlarla (yoğurt, kuruyemiş) birleştirin.Gözleriniz sık sık yorgun, kuru veya kaşıntılı hissediyorsa, bu sadece ekran başında geçirilen zamandan kaynaklanıyor olabilir ve papaya, göz iltihabını azaltmaya ve göz kuruluğuyla mücadele etmeye yardımcı olan besinleri sağlar. Gözleriniz aşırı çalıştığında tercih edilen bir meyvedir. Çalışmalara göre papaya, A vitamini öncüleri ve diğer karotenoidlerin yanı sıra anti-inflamatuar fitobesinler de sağlar. Karotenoidler, retina ve lens sağlığını destekler ve göz dokusunun zamanla korunmasına yardımcı olan kronik düşük dereceli iltihabı azaltır.Food Chemistry tarafından 2021 yılında yapılan bir karotenoid bileşimi çalışmasında papayanın iyi bir karotenoid kaynağı olduğu doğrulanmış ve biyoerişilebilirliğinin çeşide göre değiştiği, ancak genel olarak papayanın göz sağlığı için faydalı lutein/zeaksantin öncüleri ve antioksidanlar sunduğu gösterilmiştir. Daha geniş beslenme literatürü, papayanın oksidatif stresi azaltabilen anti-inflamatuar besinlerini vurgulamaktadır.Bu nedenle, papayayı kahvaltılarınıza veya smoothielerinize doğrayabilir veya hızlı bir anti-inflamatuar atıştırmalık için limon ve chia ile birlikte tüketebilirsiniz.Kiviyi göz ardı etmeyin. Bu yeşil meyve, retina sağlığını destekleyen, özellikle zam ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/LHpHTQMFckurtQPRKOJDdg.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Mon, 03 Nov 2025 12:16:10 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Gözleri, iyileştiriyor, retina, için, güçlü, kalkan:, Takviyeleri, unutun</media:keywords>
</item>

<item>
<title>Kardiyolog açıkladı: Gençlerde kalp krizi neden arttı?</title>
<link>https://karadenizden.com.tr/29100</link>
<guid>https://karadenizden.com.tr/29100</guid>
<description><![CDATA[ Ani kalp krizi vakaları gençler arasında arttı. Kardiyoloji uzmanları, dış görünüşte sağlıklı olmanın kalp sağlığı açısından yeterli olmadığını, genetik yatkınlık, iltihaplanma, aşırı diyetler, stres ve uyku bozukluklarının riskleri artırdığını söylüyor.Son yıllarda, 30’lu yaşlarının ortalarında olup düzenli egzersiz yapan ve sağlıklı beslenen erkeklerde ani kalp krizlerinin arttığına dikkat çekiliyor.Kardiyolog Dr. Dmitry Yaranov, sosyal medya hesabı üzerinden yaptığı paylaşımlarında bu durumun “geleneksel sağlık algısının sorgulanması gerektiğini” söylüyor.Yaranov’a göre, “temiz beslenme” ve “düzenli spor” tek başına kalp hastalıklarını önlemeye yetmeyebilir:“Birçok hastam hiçbir belirti göstermeden, mükemmel formda olmalarına rağmen kalp kriziyle geliyor. Test sonuçları normal görünüyor, ancak damar içi plaklar ani tıkanmalara yol açabiliyor.”Dr. Yaranov, özellikle yüksek proteinli, düşük karbonhidratlı ya da yalnızca hayvansal gıdaya dayalı diyetlerin kalp-damar sistemini olumsuz etkileyebileceğini belirtiyor.Bu tür diyetlerin LDL (kötü kolesterol) düzeyini artırarak damar içi plak oluşumunu tetiklediğini, bunun da genç yaşta kalp krizine neden olabileceğini söylüyor.Ayrıca, radikal beslenme biçimleri damar iç yüzeyini (endotel) zedeleyebiliyor. Bu durum, iltihaplanmayı artırarak pıhtılaşma ve damar sertliği riskini yükseltiyor.Yaranov’a göre “formda bir vücut”, iltihapsız bir vücut anlamına gelmiyor. Yoğun egzersiz, stres ve yetersiz uyku da kronik inflamasyonu körükleyebiliyor.Bazı vakalarda genetik etkenlerin de rol oynadığını belirten Yaranov, “Ailevi kolesterol yüksekliği” veya “yüksek kan şekeri” gibi durumların yıllarca fark edilmeden kalabileceğini ifade ediyor.Uyku yoksunluğu, aşırı stres, enerji içecekleri veya yüksek kafein tüketimi de kalp ritmini ve damar sağlığını olumsuz etkileyebiliyor.Yaranov, kaslı bir vücut ya da düşük yağ oranının kalp-damar sağlığı hakkında doğrudan fikir vermediğini vurguluyor:“Bazı hastalarım maraton koşucusuydu ama gizli kolesterol plakları vardı. Dış görünüm yanıltıcı olabilir.”Uzman, kalp sağlığı için ölçülülük, çeşitlilik ve dengeli beslenme ilkesini öneriyor.Bitkisel gıdalar, lif ve antioksidan açısından zengin beslenmenin damar sağlığı açısından kritik olduğunu belirtiyor.Dr. Yaranov, aşırı diyetler yerine sürdürülebilir alışkanlıklar edinmenin uzun vadede en etkili koruma olduğunu söylüyor.Bunun için şu önerilerde bulunuyor:Tüm gıda gruplarını dışlayan moda diyetlerden kaçının.Kolesterol kadar iltihap (CRP) ve kan şekeri düzeylerini de düzenli kontrol ettirin.Yeterli uyku, dinlenme ve toparlanma sürelerine önem verin.“Uzun ömürlülük, kısa vadeli değişikliklerle değil; denge, sabır ve sürdürülebilir yaşam alışkanlıklarıyla mümkün.” ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/UxYf8KjwE0Ggj2sffkfJGw.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Mon, 03 Nov 2025 12:16:09 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Kardiyolog, açıkladı:, Gençlerde, kalp, krizi, neden, arttı</media:keywords>
</item>

<item>
<title>Beyin yaşlanmasını önlüyor: Uzmanlara göre hafızayı güçlendiren 8 vitamin</title>
<link>https://karadenizden.com.tr/29101</link>
<guid>https://karadenizden.com.tr/29101</guid>
<description><![CDATA[ Yeni araştırmalar, beyin yaşlanmasının genellikle 40’lı yaşlarda başladığını ortaya koyuyor. Uzmanlara göre, Omega-3, B12, D vitamini ve folat gibi temel vitaminleri içeren besinlerin düzenli tüketilmesi, zihinsel keskinliğin korunmasında kritik rol oynuyor.ScienceDirect’te 2024’te yayımlanan bir araştırma, beyin yaşlanmasının sanıldığından çok daha erken başladığını öne sürüyor. Çalışmaya göre, 40’lı ve 50’li yaşlar, beynin yapısal ve metabolik değişimlerinin ilk sinyallerini verdiği kritik bir dönem.Bu değişiklikler zamanla hafıza, dikkat ve duygusal dengeyi etkileyebiliyor. Uzmanlar, bu dönemde sağlıklı bir yaşam biçimi benimsemenin, beynin uzun vadede dayanıklılığını korumada belirleyici olduğunu vurguluyor.Sağlık bilimcisi Ollie Whitby, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, “Yaşam biçimimiz ve tükettiğimiz besinler, beyin hücrelerinin nasıl çalıştığını, onarıldığını ve kendini koruduğunu doğrudan etkiler” diyerek, bilişsel uzun ömür için öncelik verilmesi gereken sekiz temel besini sıraladı.ABD Ulusal Yaşlanma Enstitüsü’ne göre beyin yaşlanması, yaşla birlikte beynin yapısında, kan akışında ve sinir hücreleri arasındaki iletişimde meydana gelen doğal değişimleri ifade ediyor.Bu süreç, kelime hatırlama, yeni bilgi öğrenme ve çoklu görevleri sürdürme gibi bilişsel becerilerin yavaşlamasına yol açabiliyor.ABD Ulusal Yaşlanma Enstitüsü “Beslenme ve Bilişsel Sağlık: Yaşam Boyu Yaklaşımı” başlıklı çalışması, sağlıklı beslenme, egzersiz ve yaşam tarzı değişikliklerinin özellikle genç yetişkinlik ve orta yaş döneminde beyin sağlığını korumada belirleyici olabileceğini vurguluyor.1. OMEGA-3 YAĞ ASİTLERİOmega-3 yağları, beyin hücrelerinin yapısını korur, iltihaplanmayı azaltır ve hafızayı destekler.Kaynaklar: Somon, sardalya, uskumru gibi yağlı balıklar; chia tohumu, keten tohumu ve ceviz gibi bitkisel gıdalar.B12, sinir sistemi sağlığı, enerji üretimi ve miyelin oluşumu için gereklidir.Eksikliği, bilişsel gerileme ve sinir hasarıyla ilişkilendirilmiştir.
Kaynaklar: Yumurta, kırmızı et, tavuk, balık, zenginleştirilmiş bitkisel sütler.3. FOLAT (B9 vitamini)Folat, B12 ile birlikte çalışarak beyin fonksiyonlarını destekler ve damar sağlığını korur.Kaynaklar: Ispanak, mercimek, nohut, avokado, tam tahıllı ürünler.4. D VİTAMİNİYalnızca kemik sağlığı değil, beyin fonksiyonları için de önemlidir.NIH verilerine göre, düşük D vitamini seviyesi bilişsel bozukluk ve demans riskini artırabilir.Kaynaklar: Güneş ışığı, süt ve zenginleştirilmiş bitkisel sütler, yumurta sarısı, balık.E vitamini güçlü bir antioksidan olarak beyin hücrelerini korur.
Araştırmalar, Alzheimer hastalığına bağlı bilişsel gerilemeyi yavaşlatabileceğini gösteriyor.
Kaynaklar: Badem, fındık, ay çekirdeği, zeytinyağı, yeşil yapraklı sebzeler.6. KOLİNHafıza ve öğrenme süreçlerinde görev alan asetilkolin adlı nörotransmitterin üretimi için gereklidir.
Kaynaklar: Yumurta sarısı, karaciğer, soya, kinoa, karnabahar.7. MAGNEZYUMSinir sistemi fonksiyonları ve nöroplastisite için önemli bir mineraldir.
Kaynaklar: Badem, kabak çekirdeği, yeşil yapraklı sebzeler, bitter çikolata, mercimek.Bitkilerde bulunan polifenoller, beyin hücrelerini oksidatif stresten korur ve kan akışını destekler.Kaynaklar: Yaban mersini, çilek, nar, elma, zeytinyağı, yeşil çay, zerdeçal.‘Zihinsel uzun ömür’ mümkün mü?Uzmanlara göre, beyin sağlığını korumak yalnızca hastalıkları önlemekle değil, ileri yaşlarda zihinsel berraklık, yaratıcılık ve duygusal dengeyi sürdürebilmekle de ilgilidir.
Orta yaşta sağlıklı beslenme ve aktif yaşam alışkanlıkları edinmek, beynin zamanla onarım ve adaptasyon kapasitesini artırabilir. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/7f1R0AOOkki-ppC-WPL6jg.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Mon, 03 Nov 2025 12:16:09 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Beyin, yaşlanmasını, önlüyor:, Uzmanlara, göre, hafızayı, güçlendiren, vitamin</media:keywords>
</item>

<item>
<title>29 Ekim eczaneler, sağlık ocakları ve hastaneler açık mı, kapalı mı? Bugün sağlık kurumları çalışıyor mu?</title>
<link>https://karadenizden.com.tr/29102</link>
<guid>https://karadenizden.com.tr/29102</guid>
<description><![CDATA[ 29 Ekim Çarşamba günü kamu kurumlarının tamamı kapalı olurken bazı işletmeler kapalı olacak. Eczane, sağlık ocağı ve hastaneler 28 Ekim öğleden sonra tatile girdi. Resmi Gazete’de yer alan bilgiye göre Cumhuriyet Bayramı tatili 1.5 gün sürüyor.  Eczanelerden ilaç alışverişi yapacaklar, hastanede muayene olacaklar ve aile hekimlerinden randevu oluşturacaklar ise sağlık kurumlarının çalışma günlerine odaklandı. 29 Ekim günü eczaneler nöbetçi olarak çalışmaya devam edecek. Vatandaşlar yaşadıkları il ve ilçelerde nöbetçi eczaneleri e-Devlet üzerinden sorgulayabilirler. Peki Bugün eczaneler, sağlık ocakları ve hastaneler açık mı, kapalı mı? İşte, sağlık kurumlarının çalışma bilgisi…29 Ekim Cumhuriyet Bayramı, Çarşamba günü yurt genelinde düzenlenecek etkinliklerle kutlanacak. Resmi tatil öncesindeki salı günü ise birçok işletme yarım gün açık olacak. Okullar, üniversiteler, bankalar, belediyeler, valilikler, nüfus müdürlükleri, kaymakamlıklar, muhtarlıklar, 28 Ekim Salı günü öğleden sonra kapalı olacak. Benzer şekilde sağlık kurumlarından olan eczaneler, hastaneler, sağlık ocakları da öğleden sonra tatil olacak. Nöbetçi eczaneler yurt genelinde hizmet vermeye devam edecek. Peki 28-29 Ekim eczaneler, sağlık ocakları, hastaneler kapalı mı? İşte, çalışma saatleri…28 Ekim Salı günü resmi tatil öğlen saat 13.00’dan itibaren başlayacak. Eczaneler, aile sağlığı merkezleri (sağlık ocakları) ve hastaneler öğleden sonra kapalı olacak. Hastanelerin acil servisleri, resmi ve dini bayramlarda olduğu gibi açık olacak. Eczaneler ise kapalı olurken il ve ilçelerde belirlenen nöbetçi eczaneler açık olmaya devam edecek. 29 Ekim Çarşamba günü ise aile sağlığı merkezleri, eczaneler ve hastaneler kapalı olacak. 28 Ekim’de olduğu gibi eczaneler nöbet sistemine uygun olarak çalışırken hastanelerin acil servisleri açık olacak.Sağlık Bakanlığı tarafından hayata geçirilen uygulama ile birlikte vatandaşlar yaşadıkları il ve ilçelerdeki nöbetçi eczaneleri sorgulayabiliyor. e-Devlet ekranına giriş yapan kullanıcılar sağ üstte bulunan arama çubuğuna “TİTCK Nöbetçi Eczane Sorgulama” yazarak  il seçimi ve nöbet tarihi yazarak nöbetçi eczane sorgulayabilir.29 Ekim Çarşamba günü Cumhuriyet Bayramı sebebiyle okullar, üniversiteler, diğer eğitim kurumları, kargo firmaları, nüfus müdürlükleri, muhtarlıklar, belediyeler ,valilikler, noterler kapalı olacak. Noter ve eczaneler resmi tatillerde nöbetçi sisteminde çalışacak. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/kKOxER_ufkuuEsy83zheew.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Mon, 03 Nov 2025 12:16:09 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Ekim, eczaneler, sağlık, ocakları, hastaneler, açık, mı, kapalı, mı, Bugün, sağlık, kurumları, çalışıyor, mu</media:keywords>
</item>

<item>
<title>Işıltının Sırrı: Kavanozda değil, tarihte saklı</title>
<link>https://karadenizden.com.tr/29098</link>
<guid>https://karadenizden.com.tr/29098</guid>
<description><![CDATA[ Güneşten öpülmüş gibi görünen o ipeksi, ışıltılı cilt... Hani şu fondöteni tamamen rafa kaldırmak isteyeceğiniz türden bir parlaklık var ya, işte ondan bahsediyorum. Ama hemen pahalı serumların, “24 ayar altın özlü” losyonların aklınıza gelmesine gerek yok. Çünkü sırrı, yüzyıllardır mutfak dolaplarımızda duran sade bir şişede gizli: vücut yağı. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/REI7H3QbOUGpWVf469NtzQ.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Mon, 03 Nov 2025 12:16:08 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Işıltının, Sırrı:, Kavanozda, değil, tarihte, saklı</media:keywords>
</item>

<item>
<title>Kan basıncını düşürmeye yardımcı egzersiz türü: Damar sertliğini önlemek mümkün</title>
<link>https://karadenizden.com.tr/29097</link>
<guid>https://karadenizden.com.tr/29097</guid>
<description><![CDATA[ Amerikan Kalp Derneği, yetişkinlerin haftada en az 150 dakika orta yoğunlukta aerobik egzersiz yapmasını öneriyor. Uzmanlara göre bu alışkanlık, kan basıncını doğal yollarla düşürmenin ve kalp sağlığını korumanın en etkili yollarından biri.Hipertansiyon, dünya genelinde milyonlarca insanı etkileyen ve kalp-damar hastalıklarının en önemli risk faktörlerinden biri olarak öne çıkıyor. Uzmanlara göre, düzenli aerobik egzersiz yalnızca kan basıncını düşürmekle kalmıyor, kalbi güçlendirerek uzun vadeli koruma da sağlıyor.Kardiyolog Dr. Jeremy London sosyal medya hesabı Instagram üzerinden paylaştığı videoda egzersizi günlük rutine dahil etmenin “kalp sağlığını korumanın ve kan basıncını kontrol altında tutmanın en güvenilir yolu” olduğunu belirtiyor.Aerobik egzersiz; kalp atış hızını ve nefes alıp vermeyi belirli bir süre artıran aktiviteleri kapsıyor. Yürüme, koşma, bisiklete binme, yüzme ve dans gibi hareketler bu kategoriye giriyor. Bu tür egzersizler, kasların oksijeni daha verimli kullanmasını sağlayarak kalp ve damar sisteminin genel performansını artırıyor.2025’te yayımlanan daha güncel bir analizde ise, düzenli aerobik aktivitenin kan basıncında ortalama 5 mmHg’den fazla düşüş sağladığı belirlendi. Araştırmaya göre, sadece sekiz haftalık düzenli egzersiz bile anlamlı fark yaratabiliyor.2023 tarihli bir başka çalışma da orta yoğunluklu aerobik egzersizin, damar esnekliğini artırarak atardamar sertliğini azalttığını ve kalp fonksiyonlarını güçlendirdiğini gösterdi.Amerikan Kalp Derneği, yetişkinlerin haftada en az 150 dakika orta yoğunlukta aerobik egzersiz yapmasını öneriyor. Bu hedef, haftada beş gün 30 dakikalık seanslara bölünebilir. Tempolu yürüyüş, bisiklet sürme veya yüzme bu süreyi doldurmak için ideal seçenekler arasında yer alıyor.Aerobik egzersiz, yalnızca kan basıncını dengelemekle kalmıyor. Kalp kasını güçlendiriyor, kan dolaşımını hızlandırıyor, “kötü” kolesterol (LDL) düzeyini düşürürken “iyi” kolesterolü (HDL) yükseltiyor. Ayrıca, kilo kontrolüne ve kan şekeri dengesine de katkı sağlıyor.Bu etkiler birleştiğinde, kalp hastalığı, felç ve diğer kardiyovasküler sorunların riski azalıyor.Egzersiz alışkanlığı olmayanlar için uzmanlar, düşük etkili aktivitelerle başlamayı tavsiye ediyor. Tempolu yürüyüş veya hafif bisiklet sürüşü bu konuda uygun ilk adımlar olabilir. Form geliştikçe süre ve yoğunluk kademeli olarak artırılabiliyor.Dr. London, “Asıl mesele istikrarlı olmaktır; haftalarca düzenli yapılan egzersiz, kan basıncındaki düşüşün anahtarıdır” diyor.Dr. London, kalp sağlığının yalnızca egzersizle değil, genel yaşam tarzı alışkanlıklarıyla da şekillendiğini vurguluyor.Uzman, beslenmede rafine edilmemiş tam gıdaların ağırlıklı olmasını öneriyor; tuzlu, şekerli ve yüksek yağlı işlenmiş gıdaların ise damar sağlığını olumsuz etkilediğini belirtiyor.Yeterli su tüketimi, alkolden kaçınmak, sigara içmemek ve stresi yönetmek de kalp sağlığını destekleyen faktörler arasında sayılıyor.Ayrıca düzenli sağlık kontrolleriyle kan basıncı, kolesterol ve kan şekeri değerlerinin takip edilmesi; yeterli ve kaliteli uyku alışkanlığı kazanılması öneriliyor. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/YTUP9j-Ohk2wnoo5P73VBQ.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Mon, 03 Nov 2025 12:16:08 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Kan, basıncını, düşürmeye, yardımcı, egzersiz, türü:, Damar, sertliğini, önlemek, mümkün</media:keywords>
</item>

<item>
<title>Akciğer kanserinin belirtisi: Bacak ve ayaklarda ortaya çıkıyor</title>
<link>https://karadenizden.com.tr/29099</link>
<guid>https://karadenizden.com.tr/29099</guid>
<description><![CDATA[ Akciğer kanseri genellikle öksürük, göğüs ağrısı ve nefes darlığı ile ilişkilendirilir. Ancak bu hastalık vücudun diğer bölgelerinde, özellikle bacak ve ayaklarda da kendini gösterebilir.Şişlik, ağrı, kızarıklık, uyuşma ve ciltteki değişiklikler, akciğer kanserinin dolaşım ve lenf sistemi üzerindeki etkileri nedeniyle ortaya çıkabilir. Bu belirtiler, kan pıhtıları, sinir hasarı veya sıvı birikimi gibi ciddi komplikasyonların habercisi olabilir. Erken fark edilmesi, tanı ve tedavinin zamanında yapılmasını sağlayarak hasta sonuçlarını iyileştirebilir.Uzmanlar, bacak ve ayaklarda görülen şişlik, kızarıklık veya uyuşmanın, akciğer kanserinin dolaşımı, oksijen taşınmasını ve lenfatik akışı etkilediğinin bir göstergesi olabileceğini belirtiyor. Akciğer kanseri işareti olabilecek olası işaretler şunlar:BACAK VE AYAKLARDA ŞİŞLİK (Periferik ödem)Bacak, ayak ve bileklerdeki şişlik, akciğer kanserine bağlı en sık görülen belirtilerden biri. Tümör büyümesi nedeniyle damar veya lenf tıkanıklığı, kemoterapi ve bazı hedefe yönelik tedavilerin yan etkileri ile kalp veya böbrek komplikasyonları ödemin başlıca nedenleri arasında.AĞRI, KIZARIKLIK VE SICAKLIK (Olası kan pıhtıları)Akciğer kanseri hastalarında derin damar trombozu riski önemli ölçüde artıyor. Tek bacakta ağrı, hassasiyet, sıcaklık ve kızarıklık, olası bir kan pıhtısının işaretleri olabilir. Pıhtının akciğerlere gitmesi durumunda hayatı tehdit eden bir pulmoner emboli riski doğuyor.Bazı kemoterapi ilaçları periferik sinirleri etkileyerek ayak ve bacaklarda karıncalanma, yanma ve uyuşmaya yol açabilir. Bu durum yürümeyi ve dengeyi zorlaştırabilir, tedavi sonrasında da devam edebilir.CİLT RENGİNDE DEĞİŞİKLİKSoluk, morumsu veya kırmızımsı renk değişiklikleri, oksijen taşınmasında veya kan dolaşımında sorun olduğuna işaret edebilir. Lenf veya damar yetmezliği ve tedavi yan etkileri ciltte ülser oluşumunu tetikleyebilir.Hastalık ve tedaviler, özellikle alt ekstremitelerde kas zayıflığına yol açabilir. Bunun nedeni uzun süreli hareketsizlik, beslenme yetersizlikleri veya kaslara giden oksijenin azalması olabilir.AYAK PARMAKLARINDA COMAKLAŞMADaha çok ellerde görülen dijital çomaklaşma, ayak parmaklarını da etkileyebilir. Tırnak yatağı ve uçtaki yumuşak dokunun genişlemesiyle kendini gösterir. Bu durum, kanser de dahil olmak üzere uzun süreli düşük oksijen seviyelerinin bir göstergesidir.Erken fark edilen bu belirtiler, akciğer kanseri tanısının zamanında konmasına ve tedaviye başlanmasına yardımcı olabilir. Uzmanlar, özellikle bacak ve ayaklarda anormal değişiklik fark eden kişilerin vakit kaybetmeden bir sağlık kuruluşuna başvurmasını öneriyor. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/ACxkMfSMREGdCoYQcYEJvw.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Mon, 03 Nov 2025 12:16:08 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Akciğer, kanserinin, belirtisi:, Bacak, ayaklarda, ortaya, çıkıyor</media:keywords>
</item>

<item>
<title>Efe Leo ilik bekliyor</title>
<link>https://karadenizden.com.tr/29093</link>
<guid>https://karadenizden.com.tr/29093</guid>
<description><![CDATA[ Manisa&#039;da lösemi tanısı konulan 5 yaşındaki Efe Leo Çıraklar, ilik nakli bekliyor. Efe Leo&#039;nun ailesi, çocuklarına uygun donör bulabilmek ve onun gibi olan çocuklara umut olmak için adına bir kampanya başlattı.Manisa Barosu&#039;nda çalışan Gizem Çıraklar ile müzisyen Efe Çıraklar&#039;ın tek çocukları Efe Leo, vücudundaki morarmalar ve baş ağrısı nedeniyle geçen ay Manisa Celal Bayar Üniversitesi Hastanesi&#039;ne götürüldü.
Hastanede yapılan tetkiklerde beyaz kan hücrelerinin yüksek çıkması üzerine 6 Ekim&#039;de Efe Leo&#039;ya T hücreli akut lenfoblastik lösemi (T-ALL) tanısı konuldu.Ardından Ankara&#039;daki Lösemili Çocuklar Vakfı&#039;na ait LÖSANTE Hastanesi&#039;nde tedaviye alınan Efe Leo&#039;ya kemoterapi tedavisi verilerek, ilik nakli yapılması kararlaştırıldı.
Annesiyle birlikte yaklaşık bir aydır hastanede tedavi gören Efe Leo, babasıyla haftada bir gün 15 dakika görüşebiliyor.Aile, çocuklarına uygun donör bulabilmek ve onun gibi olan çocuklara umut olmak için adına sosyal medya hesabı oluşturdu.
Efe Leo&#039;nun kemik iliği bağışı çağrısında bulunduğu videolar ile hastanede yemek yiyip, oyunlar oynarken çekilen videolarının yayınlandığı sosyal medya hesabı, kısa sürede 10 bin takipçi sayısına ulaştı.
Efe Leo&#039;nun &quot;Kan vererek kahramanlarım olursunuz.&quot; videosu çok sayıda görüntülenme alırken, Manisa Büyükşehir Belediye Başkanı Besim Dutlulu, Galatasaray Spor Kulübü oyuncuları Eren Elmalı, Metehan Baltacı, Yunus Akgün, Abdülkerim Bardakcı, Günay Güvenç ile Gaziantep Futbol Kulübü Teknik Direktörü Burak Yılmaz ve eski milli futbolcular Ümit Karan ve Semih Şentürk ile Manisa Barosu Başkanı Sevgi Başak Yeşil de sosyal medya paylaşımlarıyla Efe Leo&#039;nun kemik iliği bağışı kampanyasına destek oldu.Oğulları Efe Leo ve lösemiyle mücadele eden çocuklar için bir kampanya başlattıklarını kaydeden Çıraklar, şunları söyledi:
&quot;- 18-35 yaş aralığında olan sağlıklı her birey, direkt kan merkezlerine giderek ilik nakli için donör olmak istediğini söylediği takdirde sadece 3 tüp kan vererek tanı almış tüm çocuklara umut olabiliyorlar.
- O yüzden herkese çağrıda bulunmak istiyoruz. Sadece Efe Leo değil, ilik nakli bekleyen tüm arkadaşları için, 3 tüp kan vererek bir hayat kurtarabilirsiniz.
- Efe Leo&#039;nun genetik ikizini arıyoruz aslında biz. Leo çok güçlü bir çocuk. Arkadaşlarını çok özledi, buradan çıkınca okuluna gitmek istediğini, balık tutmak istediğini ve maça gitmek istediğini söylüyor.&quot;Tedavi gördüğü hastanede annesi ve orada tedavi gören arkadaşlarıyla oyunlar oynadığını anlatan Efe Leo ise &quot;Birazcık daha kendimi iyi hissettiğim için serumumu artık çıkardılar. Yemek yemeyi çok seviyorum, arkadaşlarım sağlıklı beslensinler diye de video çekiyorum.&quot; dedi. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/1RHU2qqqHE2fBQQYO-uRCw.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Mon, 03 Nov 2025 12:16:07 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Efe, Leo, ilik, bekliyor</media:keywords>
</item>

<item>
<title>Süper besin: Kalp dostu, bağışıklık güçlendirici</title>
<link>https://karadenizden.com.tr/29094</link>
<guid>https://karadenizden.com.tr/29094</guid>
<description><![CDATA[ Balkabağı ve kabak çekirdeği, sağlık için küçük ama etkili birer besin kaynağı. Beta-karoten, C vitamini ve potasyum açısından zengin olan bu besinler, bağışıklığı güçlendiriyor, kalp sağlığını koruyor ve sindirim sistemini destekliyor.Balkabakları, canlı renklerini veren karotenoidler açısından zengin. Beta-karoten ise vücutta A vitaminine dönüşerek görme, cilt sağlığı ve bağışıklık sistemini destekliyor.Araştırmalar, karotenoid açısından zengin beslenmenin kalp hastalıkları ve bazı kanser türleri riskini düşürdüğünü ve iltihaplanmayı azalttığını ortaya koyuyor.DailyMail&#039;de yer alan habere göre; Ayrıca balkabakları C vitamini ve potasyum açısından da değerli. C vitamini bağışıklık sistemini ve kolajen üretimini desteklerken, yüksek potasyum içeriği kalp sağlığını koruyor ve sodyum dengesini sağlıyor. Lif açısından da zengin olan balkabağı, kan şekerini düzenliyor, bağırsak sağlığını destekliyor ve uzun süre tok tutuyor.Dev tarla kabakları, genellikle oyma için tercih edilse de çorbalarda veya turtalarda kullanılabilir; etleri sulu ve liflidir. Yemek için daha küçük ve yoğun çeşitler öneriliyor:KABAK ÇEKİRDEĞİ: KÜÇÜK AMA ETKİLİBalkabağının çekirdekleri, mineraller açısından oldukça zengin. Özellikle çinko, magnezyum ve selenyum, bağışıklık sistemi, bağırsak sağlığı ve hormon dengesinde kritik rol oynuyor. Çinko eksikliği enfeksiyonlara yatkınlığı artırabilir, selenyum iltihaplanmayı azaltır, magnezyum ise kas gevşemesi ve uyku kalitesine katkı sağlar.Kabak çekirdeği aynı zamanda lif ve bitkisel protein kaynağı. Bu besinler bağırsak mikrobiyomunu destekleyerek sindirimi kolaylaştırıyor ve bağışıklığı güçlendiriyor. Triptofan içeriği ise serotonine ve melatonine dönüşerek uyku düzenini destekliyor.Balkabağı, tatlı ve tuzlu yemeklerde rahatlıkla kullanılabiliyor:Küp doğranıp zeytinyağı ve baharatlarla kavrulabilir.Smoothielere eklenerek kremamsı bir doku sağlanabilir.Püre halinde krep veya kek hamurlarına karıştırılabilir.Çorba ve salatalara kabak çekirdeği eklenebilir. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/aM5yB8JbsUGDr9vLwXKHuQ.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Mon, 03 Nov 2025 12:16:07 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Süper, besin:, Kalp, dostu, bağışıklık, güçlendirici</media:keywords>
</item>

<item>
<title>Doğanın en güçlü magnezyum kaynakları: Vücudun sessiz kahramanı</title>
<link>https://karadenizden.com.tr/29095</link>
<guid>https://karadenizden.com.tr/29095</guid>
<description><![CDATA[ Magnezyum, sağlığımızda sessiz bir kahraman olarak öne çıkıyor. C vitamini veya demir gibi sıkça manşetleri süslemese de kas ve sinir fonksiyonlarından kemik sağlığına, enerji üretiminden kalp sağlığına kadar vücudun pek çok işlevinde kritik rol oynuyor. Ancak birçok kişi yeterli magnezyum almıyor. Uzmanlar, bunun en büyük nedenlerinden birinin, doğal magnezyum kaynaklarının farkında olunmaması olduğunu söylüyor.Ulusal Sağlık Enstitüleri’ne göre magnezyum, bitkisel ve hayvansal gıdalarda yaygın olarak bulunuyor. Ancak rafine ve işlenmiş ürünlerin sık tüketimi, bu minerali beslenmeden uzaklaştırıyor. Dolayısıyla modern beslenme düzenlerinde magnezyum eksikliği şaşırtıcı değil.Genellikle ıspanak, badem ve tam tahıllar gibi bilinen kaynaklar akla geliyor. Oysa, günlük beslenmede daha az bilinen ama magnezyum açısından zengin pek çok doğal kaynak bulunuyor. Bu yiyecekleri keşfetmek, mineral alımını artırmakla kalmıyor; beslenmeyi daha çeşitli ve lezzetli hale getiriyor.Kabak çekirdeği, bitkisel kaynaklar arasında en yoğun magnezyum sağlayan gıdalar arasında yer alıyor. Bir fincan kavrulmuş kabak çekirdeği yaklaşık 649 mg magnezyum içeriyor.
Nasıl tüketilir? Atıştırmalık olarak yenebilir, yoğurt veya yulaf ezmesine eklenebilir; salatalara serpilerek de tüketilebilir.2. CHİA TOHUMLARIKüçük ama güçlü bu tohumlar, boyutlarına oranla yüksek miktarda magnezyum sunuyor. Yaklaşık 28 gram chia tohumu 111 mg magnezyum içeriyor ve lif ile omega-3 de sağlıyor.Nasıl tüketilir? Chia pudingi yapmak için gece boyunca süt veya bitkisel süte batırabilir; smoothie veya yulaf ezmesine ekleyebilirsiniz.Yarım fincan pişmiş edamame yaklaşık 50 mg magnezyum içeriyor ve protein, lif açısından da zengin.
Nasıl tüketilir? Buharda pişirerek veya haşlayarak, salata veya çorbalara ekleyebilirsiniz.4. ISPANAKKoyu yeşil yapraklı sebzeler, özellikle vejetaryenler için mükemmel bir magnezyum kaynağı. Bir su bardağı haşlanmış ıspanak 157 mg magnezyum içeriyor.
Nasıl tüketilir? Hafifçe soteleyin veya çiğ olarak salatalara ekleyin.Kalp dostu yağlarıyla bilinen avokado, yaklaşık 58 mg magnezyum içeriyor.
Nasıl tüketilir? Çiğ olarak tost, salata, smoothie veya guacamole’de kullanabilirsiniz.6. SİYAH FASULYEPişmiş siyah fasulye 120 mg magnezyum sağlayabiliyor.
Nasıl tüketilir? Çorba, güveç veya salatalara eklenebilir. Bir gece suda bekletmek mineral emilimini artırıyor.Özellikle kinoa, esmer pirinç ve tam buğday ürünleri magnezyum açısından zengin. Bir fincan pişmiş kinoa 118 mg magnezyum içeriyor.
Nasıl tüketilir? Salatalara, garnitürlere veya kahvaltılık lapalara eklenebilir.8. KURUYEMİŞLERBadem ve kaju fıstığı magnezyum açısından güçlü kaynaklar. 30 gram badem yaklaşık 76 mg, kaju ise 83 mg magnezyum içeriyor.Nasıl tüketilir? Atıştırmalık olarak veya kahvaltılara, salatalara eklenebilir.Vegan ve vejetaryen beslenmede öne çıkan tofu, yarım su bardağı için 37 mg magnezyum sunuyor.
Nasıl tüketilir? Marine edilip fırınlanabilir, sebzelerle sote yapılabilir veya smoothielerde kullanılabilir.10. BİTTER ÇİKOLATAYüksek kakao oranlı (%70 ve üzeri) bitter çikolata, 28 gram için yaklaşık 64 mg magnezyum içeriyor.Nasıl tüketilir? Küçük porsiyonlarla tüketmek, mineral alımını artırırken tatlı ihtiyacını da karşılıyor. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/qymk3PeptEqFTcuh_eVvIQ.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Mon, 03 Nov 2025 12:16:07 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Doğanın, güçlü, magnezyum, kaynakları:, Vücudun, sessiz, kahramanı</media:keywords>
</item>

<item>
<title>Kronik böbrek hastalığının erken belirtileri: 5 uyarı işareti var</title>
<link>https://karadenizden.com.tr/29096</link>
<guid>https://karadenizden.com.tr/29096</guid>
<description><![CDATA[ Kronik böbrek hastalığı, böbreklerin hastalık, yaralanma, alkol bağımlılığı, obezite veya diyabet nedeniyle yavaş yavaş işlevini kaybettiği ciddi bir sağlık sorunu olarak tanımlanıyor. Hastalığın ilk evrelerinde genellikle belirti görülmez. Ancak böbrek hasarı ilerledikçe vücut uyarı sinyalleri göndermeye başlıyor. Uzmanlar, bu işaretleri erken fark etmenin tedaviyi hızlandırabileceğini ve hastalığın ilerlemesini yavaşlatabileceğini belirtiyor.AYAK VE GÖZ ÇEVRESİNDE ŞİŞKİNLİK  KBH’nin erken uyarı işaretlerinden biri, özellikle sabahları göz çevresinde fark edilen şişliktir. Bu durum, hasarlı böbreklerin protein sızdırmasıyla ortaya çıkıyor ve proteinüri olarak adlandırılıyor. Aynı sıvı birikimi, ayaklarda, ayak bileklerinde ve bazen ellerde ödem yani şişlik yaratabiliyor.  Uzmanlar, şişmiş ayak bilekleri ve ayakların sadece rahatsızlık vermekle kalmayıp, kalp veya karaciğer sorunlarının da habercisi olabileceğine dikkat çekiyor. Ulusal Böbrek Vakfı, bu tür şişkinliklerin böbrek filtrelerinin işlev kaybına işaret ettiğini vurguluyor.  İDRARDA DEĞİŞİKLİK  Tuvalete gitme sıklığında artış veya idrarın renginde değişiklikler KBH’nin belirtisi olabiliyor. Sık sık sabah uyanma, böbreklerin süzüntü yoğunlaştırma kapasitesinin azalmasına bağlı ortaya çıkabiliyor.  Köpüklü idrar ise genellikle idrara protein sızdığının işareti olarak değerlendiriliyor. Ayrıca, idrarda kan görülmesi böbreklerdeki mikroskobik filtrelerde hasar veya iltihap olabileceğini gösteriyor. Pembe, kırmızı veya çay renginde idrar fark edilirse, vakit kaybetmeden bir sağlık kuruluşuna başvurulması öneriliyor.  YORGUNLUK VE HALSİZLİK  Böbrek hastalığı olan kişiler sık sık yorgun ve halsiz hissediyor. Bunun nedeni, böbreklerin atıkları yeterince temizleyememesi ve kan dolaşımında birikmesiyle ortaya çıkan üremi. Ayrıca böbreklerin eritropoietin üretimini azaltması anemiye yol açarak bitkinliği artırıyor.  Uzmanlar, bu semptomların genellikle hastalığın ileri evrelerinde görüldüğünü ve uzun süre devam etmesi halinde böbrek fonksiyonlarının yeniden değerlendirilmesi gerektiğini belirtiyor.  KURU VE TAHRİŞ OLMUŞ CİLT  İleri evre KBH’de, böbreklerin toksinleri temizleme kapasitesi azalınca ciltte kuruluk ve kaşıntı görülüyor. Bazı durumlarda tahriş, çizik izleri bırakacak kadar belirgin olabiliyor.  Amerikan Dermatoloji Akademisi, kronik böbrek hastalığında cilt değişikliklerinin yaygın olduğunu ve bu durumun böbrek fonksiyonlarındaki zayıflık ve mineral dengesizliğinin göstergesi olabileceğini bildiriyor.  KAS KRAMPLARI  Böbrekler elektrolit dengesini sağlayamadığında kalsiyum, potasyum ve fosfat düzeylerinde değişiklikler ortaya çıkıyor. Bu da kas krampları ve seğirmelere yol açabiliyor. Kramplar genellikle geceleri görülüyor ve uykuyu bölebiliyor. Doktorlar, kas kramplarının KBH hastalarında sık rastlanan bir belirti olduğunu ve diğer semptomlarla birlikte değerlendirilmesi gerektiğini söylüyor.  Uzmanlar, kronik böbrek hastalığının geri dönüşü olmadığını, ancak doğru yaşam tarzı ve beslenmeyle yönetilebileceğini vurguluyor. Erken teşhis, hastalığın ilerlemesini yavaşlatmak için kritik önem taşıyor. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/FR40ibH5sUKek8VWQuDoIQ.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Mon, 03 Nov 2025 12:16:07 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Kronik, böbrek, hastalığının, erken, belirtileri:, uyarı, işareti, var</media:keywords>
</item>

<item>
<title>Çocuk isteğiyle doktora gitmişti: Karnından 2 kilo 700 gram kitle çıktı</title>
<link>https://karadenizden.com.tr/28106</link>
<guid>https://karadenizden.com.tr/28106</guid>
<description><![CDATA[ Bursa’da yaşayan 24 yaşındaki Mukaddes Polat, çocuk isteğiyle muayene olduğunda karnında 2.7 kilo gramlık kitleyle karşılaşınca büyük endişe yaşadı.Bursa’da yaşayan 24 yaşındaki Mukaddes Polat isimli hasta, çocuk isteği nedeniyle doktora gitti.Yapılan muayene ve tetkiklerin ardından Polat’ın rahiminde büyük bir kitle tespit edildi.Polat’ın karnından 2 kilo 700 gramlık bir kitle çıkardı.Mukaddes Polat yaşadığı süreci şöyle anlattı;&quot;İlk başta çocuk düşüncesi ile doktora gittiğimde karnımda kitle teşhisinde bulunuldu. Ameliyat oldum ve çok başarılı geçti.Doktorumuz sayesinde ameliyattan sonra bir hafta içinde tamamen sağlığıma kavuştum. Şu an hiçbir problemim yok, kendimi çok iyi hissediyorum.&quot; ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/_uUmjVVzzk2tYyih-60naQ.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Sat, 25 Oct 2025 16:12:34 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Çocuk, isteğiyle, doktora, gitmişti:, Karnından, kilo, 700, gram, kitle, çıktı</media:keywords>
</item>

<item>
<title>Sabahları yiyince göbek yağlarını yakıyor: Kilo vermeyi kolaylaştıran meyve</title>
<link>https://karadenizden.com.tr/28107</link>
<guid>https://karadenizden.com.tr/28107</guid>
<description><![CDATA[ Sabah rutininize belirli meyveleri dahil etmek, kilo verme çabalarınıza önemli ölçüde yardımcı olabilir. Araştırmalar, lif ve antioksidan bakımından zengin elma, orman meyveleri ve greyfurt gibi meyvelerin tokluk hissini artırdığını ve kan şekerini kontrol ettiğini ortaya koyuyor. Bu meyveler, sağlıklı bir kiloya ulaşmak ve korumak için çok önemli olan daha iyi sindirim ve metabolizmayı destekleyerek besleyici bir kahvaltı için ideal hale getiriyor.Güne doğru meyvelerle başlamak, temel besinleri sağlayabilir ve kilo verme çabalarınızı destekleyebilir.
Araştırmalar, kalorisi düşük ancak lif, vitamin ve antioksidan bakımından zengin meyveler açısından zengin bir beslenmenin önemini vurguluyor.
Sabahları meyve tüketmek tokluk hissini artırabilir, kan şekeri seviyelerini kontrol edebilir ve gün boyunca toplam kalori alımını azaltabilir.
Meyveler ayrıca sağlıklı bir kiloya ulaşma ve korumada kritik faktörler olan daha iyi sindirim ve metabolizmaya da katkıda bulunur. Kahvaltıya doğru meyveleri dahil etmek, genel sağlığı iyileştirirken sürdürülebilir bir şekilde kilo vermeyi hedefleyenler için basit ama etkili bir stratejidir.Elmalar: Lif Dolu Yağ SavaşçısıElmalar, özellikle sindirimi yavaşlatan ve tokluk hissini destekleyen pektin olmak üzere çözünür lif açısından zengindir. Düşük kalorili yoğunlukları ve yüksek su içerikleri, açlığı azaltmaya yardımcı olarak kilo yönetimi için mükemmel bir seçimdir.Meyveler: Antioksidan Zengini ve Düşük KaloriliÇilek, yaban mersini, ahududu ve böğürtlen, çok düşük kalorili olmalarının yanı sıra antioksidan ve lif açısından da zengindir. Çalışmalar, meyve tüketimini insülin duyarlılığının artması ve inflamasyonun azalmasıyla ilişkilendirerek yağ kaybını ve metabolik sağlığı destekler.PLOS&#039;ta yer alan araştırmalar, greyfurtun insülin seviyelerini düşürmeye ve iştahı azaltmaya yardımcı olabileceğini gösteriyor.Klinik çalışmalarda, yemeklerden önce greyfurt veya suyunun tüketilmesinin kilo kaybı ve bel çevresinin incelmesiyle ilişkili olduğu gösterilmiştir.Armutlar: Yüksek lifli ve yavaş sindirimliArmutlar, kan şekerini düzenlemeye ve tokluk hissini uzatmaya yardımcı olan güçlü bir diyet lifi dozu sağlar. Doğal tatlılığı ve dokusu, onları iştah kontrolünü destekleyen doyurucu bir kahvaltı meyvesi yapar.Kivi: Düşük kalorili sindirim yardımcısıKivi düşük kalorilidir ve sindirime yardımcı enzimler içerir. Yüksek C vitamini içeriği ve lifi, metabolik sağlığı destekleyerek kilo kontrolüne odaklanan bir sabah yemeği için faydalı bir meyvedir.Karpuz: Nemlendirici ve doyurucuKarpuz çoğunlukla sudan oluşur ve minimum kaloriyle susuzluğa ve tokluk hissine katkıda bulunur. Doğal tatlılığı, şeker isteklerini sağlıklı bir şekilde gidererek günün ilerleyen saatlerinde aşırı yemeyi önler.Bu meyveleri sabah rutininize dahil etmek, PLOS Medicine araştırma koleksiyonları tarafından onaylanan kanıta dayalı beslenme stratejileriyle uyumludur ve etkili ve kalıcı kilo kaybını desteklemeye yardımcı olur.
Doğal olarak düşük kalorili, yüksek lifli ve besin açısından yoğun profilleri, onları sabah metabolizmasını hızlandırmak ve gün boyunca açlık hissini yönetmek için ideal hale getirir.
Sonuç olarak, tutarlılık çok önemlidir; her sabah meyve seçmek, yeme alışkanlıklarını kademeli olarak yeniden şekillendirebilir. Zamanla, bu küçük adım hem kilo yönetiminde hem de uzun vadeli sağlıkta büyük bir fark yaratabilir. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/v3I3qkR1_ku5DtbS99NruQ.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Sat, 25 Oct 2025 16:12:34 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Sabahları, yiyince, göbek, yağlarını, yakıyor:, Kilo, vermeyi, kolaylaştıran, meyve</media:keywords>
</item>

<item>
<title>Dondurucudan çıkarıp hemen pişirmeyin: Bu 5 gıda zehre dönüşüyor</title>
<link>https://karadenizden.com.tr/28108</link>
<guid>https://karadenizden.com.tr/28108</guid>
<description><![CDATA[ Yoğun iş günlerinin ardından hızlı bir akşam yemeği hazırlamak çoğumuz için cazip. Ancak hangi gıdaların doğrudan pişirilebileceğini bilmek, hem sağlık hem de lezzet açısından kritik. Uzmanlar, dikkatlice çözdürülmeden asla pişirilmemesi gereken beş yiyeceği açıkladı.DailyMail&#039;de yer alan habere göre; Dondurmanın israfı azaltmak, besin değerini korumak ve bütçeye katkı sağlamak için pratik bir yol olduğunu belirtiliyor.Ancak uzmanlar, “Tüm dondurulmuş gıdalar doğrudan pişirilemez. Kümes hayvanlarından süt ürünlerine kadar hangi gıdaların önceden çözdürülmesi gerektiğini bilmek kafa karıştırıcı olabilir” uyarısında bulunuyor.İşlenmiş tavuk ürünleri (nuggets veya burger) doğrudan pişirilebilirken, çiğ tavuk asla dondurulmuş halde pişirilmemeli.Araştırmacılar, &quot;Gıda Standartları Ajansı’nın (FSA) uyarılarını hatırlatarak, “Dondurulmuş çiğ tavuğun pişirilmesi eşit olmayan pişmeye ve bakteri üremesine yol açabilir. Tavuğun dışı pişmiş gibi görünse de içi yeterince ısınmayabilir; bu da kampilobakter ve salmonella gibi bakteriler için uygun ortam yaratır” diyor.Uzmanlar, tavuğun oda sıcaklığında çözdürülmemesi gerektiğini; en güvenli yöntemin buzdolabında çözdürmek olduğunu vurguluyor. Bu süreç genellikle 24 saati bulabiliyor, bu yüzden yemek planlaması önem taşıyor.Marketlerde bazı sosisler doğrudan pişirilebilir. Ancak evde dondurulmuş sosisler, pişirilmeden önce tamamen çözülmeli. Hemen pişirilecekse mikrodalganın çözme ayarı kullanılabilir; daha sonra pişirmek üzere çözdürmek isterseniz buzdolabında bekletmek en güvenli yol. Tüketici savunucuları, “Pişirmeye başlamadan önce iç kısımların tamamen çözüldüğünden emin olun” uyarısında bulunuyor.Lazanya veya acı soslu et yemeklerinde kullanılan kıyma, pişirilmeden önce mutlaka çözülmeli.Dondurulmuş olarak özel hazırlanmış karides paketleri doğrudan pişirilebilir. Ancak çoğu karides ve kabuklu deniz ürünü, pişirilmeden önce çözdürülmeli. En iyi sonuçlar için karidesler bir gece buzdolabında çözdürülmeli veya mikrodalganın çözme ayarı kullanılmalı.Ev yapımı yemekleri topluca pişirip dondurmak pratik olsa da, büyük ve yoğun porsiyonlarda pişirilen yemeklerin eşit şekilde ısınmama riski vardır. Özellikle süt ürünleri veya kıyma içeren katmanlı yemekler (lazanya, lor peyniri gibi) için bu risk daha yüksektir. Uzmanlar, dondurulmuş gıdaları çözdürmeden pişirmenin hem sağlık hem de lezzet açısından risk oluşturduğunu hatırlatıyor. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/45NZI_VMtUmeSrHEZuY2pw.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Sat, 25 Oct 2025 16:12:34 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Dondurucudan, çıkarıp, hemen, pişirmeyin:, gıda, zehre, dönüşüyor</media:keywords>
</item>

<item>
<title>ABD&amp;apos;li doktor açıkladı: Magnezyum, omega&amp;3 , E vitamin, kalsiyum ne varsa onda!</title>
<link>https://karadenizden.com.tr/28103</link>
<guid>https://karadenizden.com.tr/28103</guid>
<description><![CDATA[ Sağlığa önemli faydaları olan tohumlar var. Uzman, bu çekirdeklerin kalp sağlığından bağışıklık sistemine kadar birçok alanda fayda sağladığını belirtti.Gastroenterolog Dr. Pal Manickam, beslenmede yer alması gereken beş özel çekirdeğe dikkat çekti. Uzman, bu çekirdeklerin kalp sağlığından bağışıklık sistemine kadar birçok alanda fayda sağladığını belirtti.Gastroenterolog Dr. Pal Manickam, doğanın sunduğu en yoğun besin kaynaklarından beşini öne çıkardı: balkabağı çekirdeği, chia tohumu, keten tohumu, ayçiçeği çekirdeği ve susam.Dr. Manickam’a göre bu çekirdekler; magnezyum, omega-3 yağ asitleri, E vitamini ve kalsiyum açısından zengin olmalarıyla dikkat çekiyor. Düzenli tüketildiklerinde ise kalp sağlığını korumadan sindirim sistemini desteklemeye, kemik yapısını güçlendirmekten bağışıklığı artırmaya kadar geniş bir yelpazede olumlu etkiler yaratıyor.“Bu küçük tohumlar, doğanın gizli sağlık hazineleri” diyen Dr. Manickam, yalnızca smoothie ya da salatalara eklenen bir malzeme olarak değil, günlük öğünlerin bir parçası olarak tüketilmeleri gerektiğini vurguladı.Tüm tohumlar arasında kabak çekirdeği magnezyum içeriğiyle öne çıkar. Sadece küçük bir avuç, günlük magnezyum ihtiyacının yaklaşık %37&#039;sini karşılar. Magnezyum, kas gevşemesinden kalp ritmine kadar 300&#039;den fazla vücut sürecinde sessiz ama önemli bir rol oynar. Kötü uyku, stres veya yorgunlukla mücadele edenler için kabak çekirdeğindeki magnezyum, nazik bir destek sistemi görevi görebilir. Hafif fındıksı tadı, çorbalara, salatalara veya kavrulmuş sebzelere serpilmesini de kolaylaştırır.Chia tohumları basit görünebilir, ancak ıslatıldığında jel benzeri bir dokuya dönüşür ve bu da çözünür lif açısından ne kadar zengin olduklarını gösterir. Bu lif, sindirimi yavaşlatarak enerji seviyelerini daha uzun süre sabit tutar. Ayrıca beyin ve kalp sağlığını destekleyen omega-3 yağ asitleri açısından zengin, nadir bitki bazlı kaynaklardan biridir. Dr. Manickam, bunları bir trend olarak görmek yerine, kolesterolü dengeleme ve bağırsak fonksiyonlarını iyileştirme konusundaki bilimsel olarak desteklenen yetenekleri nedeniyle değerlendirmeyi öneriyor.Keten tohumları genellikle hafife alınır, ancak alfa-linolenik asit (ALA) içeriği onları benzersiz kılar. Bitki bazlı bir omega-3 olan ALA&#039;nın vücuttaki iltihabı azalttığı gösterilmiştir. Etkileyici lif profiliyle birleşen keten tohumları, daha kolay sindirimi desteklerken kardiyovasküler sağlığı da korur. Basit bir püf noktası, besinlerini vücut için daha biyoyararlanımlı hale getirdiği için, onları bütün olarak değil öğütülmüş olarak tüketmektir.Ayçiçeği çekirdekleri, yeterince değer verilmeyen bir besin maddesi olan E vitamini içerir. Bu vitamin, oksidatif strese karşı doğal bir kalkan görevi görerek hücreleri hasardan korur. E vitamininin yanı sıra, bu tohumlar tiroid fonksiyonu ve bağışıklık desteği için gerekli bir eser mineral olan selenyum açısından da zengindir. Hafif tatlı aromaları onları rahatlatıcı bir atıştırmalık haline getirirken, besin yoğunluğu onları sadece bir &quot;zaman geçirme&quot; atıştırmalığından daha fazlası yapar.Susam tohumları yüzyıllardır geleneksel beslenmenin bir parçası olmuştur, ancak modern bilim faydalarını doğrulamaya devam etmektedir. Kalsiyum açısından zengin olan bu tohumlar kemik sağlığını desteklerken, sağlıklı yağları kalbi dengede tutar. Bu tohumlar ayrıca hormon dengeleyici etkileriyle bilinen lignanlar içerir. Sebzelerin üzerine veya chutney&#039;lere kavrulmuş susam sadece lezzet katmakla kalmaz, aynı zamanda uzun vadeli sağlık için koruyucu bir besin katmanı da sağlar. TOHUMLAR NEDEN TÜKETİLMELİ?Bu beş tohumu olağanüstü kılan şey, yalnızca bireysel besin profilleri değil, aynı zamanda günlük öğünlere kusursuz bir şekilde uyum sağlama yetenekleridir. Kabak çekirdeğini mercimeğe serpiştirmekten, keten tohumunu rotilere karıştırmaya veya chia tohumunu smoothielere karıştırmaya kadar olasılıklar sonsuzdur. Dr. Pal Manickam, daha iyi bir sağlığa giden yolculuğun her zaman karmaşık takviyelere ihtiyaç duymadığını; bazen bir tohum kadar küçük ve mütevazı bir şeyle başladığını vurguluyor. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/8SNQ-kH-t02mOZ7OTBhwjA.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Sat, 25 Oct 2025 16:12:33 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>ABDli, doktor, açıkladı:, Magnezyum, omega-3, vitamin, kalsiyum, varsa, onda</media:keywords>
</item>

<item>
<title>Karaciğer kanseri gençlerde artıyor:  Riski azaltabilecek 7 beslenme alışkanlığı</title>
<link>https://karadenizden.com.tr/28104</link>
<guid>https://karadenizden.com.tr/28104</guid>
<description><![CDATA[ Vücut sağlığını korumak ve kanser  gibi ciddi hastalıkların önüne geçmek için sağlıklı beslenmek gerekiyor. Peki, hangi besinler kanser riskini azaltabilir? İşte yanıtı.Karaciğer kanseri uzun süre büyük ölçüde yaşlı yetişkinlerin bir hastalığı olarak görülüyordu. Ancak son veriler rahatsız edici bir eğilim gösteriyor; giderek daha fazla genç insana teşhis konuyor.Yaşam tarzı tercihleri, artan obezite, aşırı alkol kullanımı, hepatit enfeksiyonları ve hatta kötü beslenmeyle bağlantılı alkolsüz yağlı karaciğer hastalığı bile bunda önemli bir rol oynuyor. Toksinleri filtreleyen ve sindirimi destekleyen karaciğer, artık giderek artan bir baskı altında. Ancak umut verici olan şu ki: beslenme alışkanlıkları bu riski azaltmada gerçek bir fark yaratabilir.Beyaz ekmek, makarna ve unlu mamullerden alınan rafine karbonhidratlar vücutta hızla şekere dönüşerek karaciğeri yağ depolarıyla doldurur. Bunların yerine yulaf, arpa, darı ve esmer pirinç gibi tahıllar tüketmek, kan şekerini düzenlemeye, bağırsak bakterilerini iyileştirmeye ve iltihabı azaltmaya yardımcı olur; bunlar karaciğer kanseri riskinin azalmasıyla bağlantılı üç temel faktördür. Araştırmalar , lif açısından zengin beslenmenin, kanser için önemli bir risk faktörü olan alkolsüz yağlı karaciğer hastalığı geliştirme olasılığını azalttığını göstermektedir.Brokoli, hardal otu ve lahana sadece vitamin açısından zengin olmakla kalmaz, aynı zamanda sülforafan ve indol-3-karbinol içerirler. Bu doğal bileşikler, karaciğerin kanserojenler de dahil olmak üzere zararlı maddeleri etkisiz hale getirmesine yardımcı olan detoks enzimlerini harekete geçirir. Haftada en az üç kez turpgillerden sebze tüketmek, karaciğer direncini önemli ölçüde artırabilir.Kulağa alışılmadık gelebilir, ancak bazı çalışmalar ölçülü kahve tüketiminin karaciğer kanseri ve siroz riskini azalttığını gösteriyor. Kahve, karaciğerdeki iltihabı ve yara izini azaltan klorojenik asit ve diterpenler içerir. Önemli olan ölçülü tüketmekte yatıyor; şeker şurubu veya krema içermeyen günde yaklaşık iki fincan kahvenin faydaları olduğu biliniyor.Yaban mersini, böğürtlen, kiraz ve çilek, karaciğer hücrelerini oksidatif stresten koruyan güçlü antioksidanlar olan polifenoller ve antosiyaninler açısından zengindir. Oksidatif stres, kanser gelişiminin başlıca nedenlerinden biridir. Klinik araştırmalar ayrıca yaban mersini özlerinin karaciğer enzim seviyelerini iyileştirebileceğini göstermektedir. Dondurulmuş veya kurutulmuş olsa bile, her gün küçük bir avuç eklemek bu koruyucu kalkanın oluşumuna yardımcı olabilir.Şekerli içecekler ve gazlı içecekler karaciğerde yağ birikimini artırırken, yeşil çay, karaciğer yağ metabolizmasını iyileştiren ve iltihabı azaltan bitki antioksidanları olan kateşinler içerir . Gözlemsel çalışmalarda, düzenli yeşil çay içenlerin karaciğer kanseri riskinin daha düşük olduğu bulunmuştur. Öğün aralarında ılık olarak yudumlamak, karaciğeri besleyen kolay bir yaşam tarzı değişikliği olabilir.Trans yağlar ve kızarmış yiyecekler vücutta sessiz iltihaplanmaya neden olur. Bunların yerine keten tohumu, ceviz ve yağlı balık gibi omega-3 kaynakları tüketmek, yağlı karaciğerdeki değişiklikleri tersine çevirebilir. Omega-3&#039;ler zararlı trigliseritleri azaltır, insülin duyarlılığını artırır ve sıklıkla kansere yol açan bir durum olan yara izi riskini azaltır.Sarımsak ve soğan, karaciğerin detoks yollarını güçlendiren kükürt bazlı bileşikler içerir. Düzenli sarımsak tüketiminin, karaciğer sorunları olan kişilerde yağ birikimini azalttığı ve enzim dengesini iyileştirdiği gösterilmiştir. Lezzetin yanı sıra, bu besinler DNA&#039;yı hasardan korumaya yardımcı olarak uzun vadede kanser riskini azaltır.Bu makale sadece genel bilgi verme amacıyla yazılmıştır ve doktor tavsiyesi olarak ele alınmaması gerekir. Makalenin içeriğinden yola çıkarak okurun kendi başına koyduğu teşhislerden ntv.com.tr sorumlu değildir. Sağlığınızla ilgili herhangi bir endişeniz varsa doktorunuza danışın. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Zy37qFklvUmvYKga6DmQIA.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Sat, 25 Oct 2025 16:12:33 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Karaciğer, kanseri, gençlerde, artıyor:, Riski, azaltabilecek, beslenme, alışkanlığı</media:keywords>
</item>

<item>
<title>Ananas suyu içince ne olur? Vücuda 10 etkisi var</title>
<link>https://karadenizden.com.tr/28105</link>
<guid>https://karadenizden.com.tr/28105</guid>
<description><![CDATA[ Ananas suyu, zengin vitamin, mineral ve antioksidan içeriği sayesinde birçok sağlık faydası sunan besleyici bir güç merkezidir. Düzenli tüketimi bağışıklığı güçlendirebilir, sindirimi iyileştirebilir, iltihabı azaltabilir ve kalp ve cilt sağlığını destekleyebilir. Faydalı olsa da, aşırı şeker alımından kaçınmak ve faydalarını en üst düzeye çıkarmak için ölçülü olmak önemlidir.Ananas suyu sadece lezzetli bir tropikal içecek değil, aynı zamanda genel sağlığa önemli ölçüde fayda sağlayabilecek bir besin kaynağıdır. C ve B vitamini kompleksi gibi vitaminler, manganez ve potasyum gibi mineraller ve bromelain gibi antioksidanlar açısından zengin olan bu meyve, çeşitli vücut fonksiyonlarını destekler. Düzenli tüketimi bağışıklığı artırabilir, sindirimi iyileştirebilir, iltihabı azaltabilir, kalp sağlığını destekleyebilir ve hatta cilt ve göz sağlığını destekleyebilir. Doğal enzimleri protein parçalanmasına ve besin emilimine yardımcı olur. Ananas suyu oldukça besleyici olsa da doğal olarak tatlıdır, bu nedenle aşırı şeker alımından kaçınmak ve sağlık yararlarını en üst düzeye çıkarmak için ölçülü tüketilmelidir.1. ANTİOKSİDAN AÇISINDAN ZENGİNAnanas suyu, hücreleri oksidatif stres ve iltihaptan korumaya yardımcı olan bir antioksidan sınıfı olan polifenoller açısından zengindir. Antioksidanlar sadece serbest radikallerle savaşmakla kalmaz, aynı zamanda bağışıklık sisteminizi destekler ve kronik hastalık riskini azaltır. Ananas suyu gibi antioksidan açısından zengin gıdaların düzenli tüketimi iltihabı azaltmaya, kalp sağlığını korumaya ve genel refahı artırmaya yardımcı olabilir.2. NEMLENDİRİCİ ETKİSİYaklaşık yüzde 85&#039;i sudan oluşan ananas suyu, oldukça nemlendiricidir. Ayrıca vücuttaki sıvı dengesini korumaya ve susuzluğu önlemeye yardımcı olan potasyum, kalsiyum ve magnezyum gibi temel elektrolitler içerir.Susuz kalmamak enerji, cilt sağlığı ve genel metabolik fonksiyon için kritik öneme sahiptir ve bu da ananas suyunu özellikle sıcak iklimlerde veya egzersiz sonrası mükemmel bir seçim haline getirir.Ananas suyu, bağışıklık sistemini güçlendirmede rol oynayan C vitamini, B vitaminleri, bakır, manganez ve bromelain içerir. Ananaslarda bulunan doğal bir sindirim enzimi olan bromelain, iltihabı azaltmaya yardımcı olur ve bağışıklık fonksiyonunu artırabilir. Düzenli olarak ananas suyu tüketmek, vücudunuzun savunma mekanizmalarını destekleyerek enfeksiyonlarla daha etkili bir şekilde savaşmanıza yardımcı olabilir.4. İLTİHABI AZALTMAYA YARDIMCI OLURNormal metabolizmadan kaynaklanan oksidatif stres, iltihaplanmaya ve doku hasarına neden olabilir. Ananas suyundaki bromelain, bu iltihabı azaltmaya ve doku onarımını desteklemeye yardımcı olabilir. Bazı çalışmalar, bromelainin artrit, spor yaralanmaları veya ameliyatlardan kaynaklanan ağrı ve şişliği hafifletebileceğini bile öne sürmektedir. Ananas suyu az miktarda bromelain içermesine rağmen, yine de iltihap önleyici bir diyete katkıda bulunur.Düzenli olarak ananas suyu içmek kardiyovasküler sağlığı destekleyebilir. Nutrients dergisinde yayınlanan bir araştırmaya göre, içerdiği B vitaminleri kalbin verimli çalışmasına yardımcı olurken, bromelain de kalpteki kan pıhtısı oluşumu ve skar dokusuyla bağlantılı bir protein olan fibrini azaltabilir. Ananas suyu, kan akışını iyileştirerek kalp hastalığı riskini azaltabilir ve bu da onu kalp sağlığına uygun bir diyete doğal ve besleyici bir katkı haline getirir.6. SİNDİRİM SİSTEMİNİ DESTEKLERAnanas suyunun öne çıkan faydalarından biri, protein sindirimine yardımcı olan bir enzim olan bromelaindir. Bromelain, proteinleri daha küçük parçalara ayırarak vücudunuzun emmesini kolaylaştırır. Ayrıca şişkinlik ve gaz gibi sindirim rahatsızlıklarını gidermeye de yardımcı olabilir. Beslenmenize ananas suyu eklemek, genel sindirim verimliliğini ve bağırsak sağlığını iyileştirebilir.Ananas suyundaki C vitamini, cildin elastikiyetini ve sıkılığını koruyan bir protein olan kolajen üretimi için hayati önem taşır. Düzenli tüketim, kolajen sentezini destekleyerek ve cilt hasarına karşı koruyarak daha sağlıklı ve genç görünen bir cilde kavuşmanızı sağlayabilir. 8. KANSER KARŞITIFrontier&#039;da yayınlanan bir çalışma, bromelainin iltihabı azaltarak, bağışıklık sistemini güçlendirerek ve potansiyel olarak kanser hücrelerini parçalayarak kanser karşıtı faydalar sağlayabileceğini göstermektedir. Çoğu çalışma insan temelli olmasa ve daha fazla araştırmaya ihtiyaç duyulsa da, beslenmenize ananas suyu eklemek genel kanser önleme stratejilerine katkıda bulunabilir.Ananas suyu, gözleri oksidatif hasardan ve makula dejenerasyonu gibi yaşa bağlı rahatsızlıklardan korumaya yardımcı olan C vitamini ve beta-karoten gibi antioksidanlar açısından zengindir. Düzenli tüketim genel göz sağlığını destekleyebilir ve zamanla iyi görmeyi koruyabilir.10. KEMİKLERİN GÜÇLENMESİNE YARDIMCI OLURAnanas suyu, kemik oluşumu ve bakımı için gerekli bir mineral olan manganez içerir. Yeterli manganez alımı kemik yoğunluğunu destekler ve osteoporoz riskini azaltır, bu da ananas suyunu basit  ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/KlY2G2i2AUWVhUBgVY_jCg.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Sat, 25 Oct 2025 16:12:33 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Ananas, suyu, içince, olur, Vücuda, etkisi, var</media:keywords>
</item>

<item>
<title>2 yıl sırt ağrısı çekti, doktorlar eve göndermişti: Gerçek bambaşka çıktı</title>
<link>https://karadenizden.com.tr/28099</link>
<guid>https://karadenizden.com.tr/28099</guid>
<description><![CDATA[ 23 yaşındaki üniversite öğrencisi Leah Kalkan, iki yıl boyunca sırt ağrılarının siyatik olduğu söylenerek evine gönderildi. Ancak omurgasında greyfurt büyüklüğünde bir tümör olduğu ortaya çıktı. Genç kadına Ewing sarkomu teşhisi konuldu.Batı Yorkshire’da yaşayan öğrenci Leah Kalkan, 2021’in sonlarından itibaren sırtında şiddetli ağrılar yaşamaya başladı.Defalarca aile hekimine başvuran, acil servise kaldırılan ve sayısız ilaç kullanan Kalkan’a uzun süre “siyatik” teşhisi konuldu. Ancak ağrıları giderek artan genç kadın, MR ve röntgen çektirdi. Tarama sonucunda omurgasında büyük bir kitle tespit edildi.İngiltere’ye döndüğünde aile hekimi yabancı ülkede yapılan sonuçlara bakmayı reddetti. Kalkan, özel bir beyin cerrahına başvurmak zorunda kaldı. Yapılan incelemeler sonucunda genç öğrenciye, nadir ve agresif bir kanser türü olan Ewing sarkomu teşhisi konuldu.Teşhis anlarını anlatan Kalkan, yaşadığı şoku şu sözlerle dile getirdi:“Bana tümörün ciddi olduğunu söylediler. Aynı randevuda doktoruma beşten fazla kez ‘İyileşecek miyim?’ diye sordum ama kesin bir cevap veremedi. Sürekli iyi olduğum söylenirken aslında ölümcül bir hastalıkla yaşamak yıkıcıydı.”Leah Kalkan, yaşadığı sürecin ardından, gençlere yönelik kanser farkındalığı oluşturmak için hikâyesini kamuoyuyla paylaşıyor. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/mwE4PyBCB0-ZPqwdSXMHBg.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Sat, 25 Oct 2025 16:12:32 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>yıl, sırt, ağrısı, çekti, doktorlar, eve, göndermişti:, Gerçek, bambaşka, çıktı</media:keywords>
</item>

<item>
<title>Psikiyatri klinikleri yapay zeka mağdurlarıyla doluyor</title>
<link>https://karadenizden.com.tr/28100</link>
<guid>https://karadenizden.com.tr/28100</guid>
<description><![CDATA[ Sohbet botlarının yaygın kullanımı, yapay zeka ile etkileşim sırasında gelişen sanrılı ve paranoyak düşünceleri besleyerek ruhsal krizlere yol açıyor.Yapay zeka çağının iş kaygılarının ötesinde başka bir sonucu daha var: Ruh sağlığı merkezlerinde artan vaka sayıları. Wired dergisinin haberine göre, büyük dil modellerine (LLM) dayalı sohbet botlarının yaygın kullanımı, yapay zeka ile etkileşim sırasında gelişen sanrılı ve paranoyak düşünceleri besleyerek ruhsal krizlere yol açıyor.  Uzmanlar, kullanıcıların bu düşüncelerine karşılık sohbet botlarının yardım önermek yerine onaylayıcı cevaplar verdiğini, bazen saatler süren sohbetlerin intihar ya da ağır psikolojik çöküşle sonuçlanabildiğini belirtiyor. YAPAY ZEKA PSİKOZU San Francisco’daki Kaliforniya Üniversitesi’nden psikiyatrist Keith Sakata, yalnızca bu yıl yapay zekanın “psikotik ataklarda” önemli rol oynadığı en az bir düzine vakanın hastaneye yatırıldığını tespit ettiğini açıkladı. Uzmanlar bu olguyu şimdiden “yapay zekâ psikozu” ya da “yapay zekâya bağlı sanrısal bozukluk” olarak adlandırmaya başladı. King’s College London’dan psikiyatri araştırmacısı Hamilton Morrin de, bu tür vakalarla karşılaştıktan sonra yapay zekanın psikotik bozukluklara etkisini inceleyen akademik bir makale kaleme aldığını söyledi. RUH SAĞLIĞI KRİZİ KAPIDA Henüz kapsamlı bir vaka çalışması yapılmamış olsa da erken bulgular kaygı verici. Sosyal hizmetler araştırmacısı Keith Robert Head’in anketine göre, “psikiyatri uzmanlarının başa çıkmakta zorlanacağı, eşi benzeri görülmemiş bir ruh sağlığı krizi” kapıda. Head, “Sohbet botlarının intihar, kendine zarar verme ve ağır psikolojik çöküşle sonuçlanan vakaları tetiklediğini artık belgelerle görüyoruz” uyarısında bulundu. Ortaya çıkan vakalar arasında, yıllardır ilaç tedavisiyle şizofrenisini kontrol altında tutan bir kadının ChatGPT tarafından teşhisin yalan olduğuna ikna edilip ilacını bırakması ve ardından ağır bir sanrı sürecine girmesi dikkat çekiyor. Başka bir olayda ise herhangi bir psikolojik sıkıntı geçmişi olmayan bir yatırımcı, ChatGPT’nin etkisiyle kendisini hedef alan “hükümet dışı bir sistem” keşfettiğine inandı. Benzer şekilde, üç çocuk babası bir adam da ChatGPT’nin ikna etmesiyle “yeni bir matematik türü” bulduğunu düşünerek sanrılara kapıldı. Uzmanlar, mevcut ruh sağlığı altyapısının böylesine hızlı artan yeni hasta yükünü kaldırıp kaldıramayacağı konusunda da endişeli.  ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/XdL-iezKvkS_CFwPGhnkcQ.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Sat, 25 Oct 2025 16:12:32 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Psikiyatri, klinikleri, yapay, zeka, mağdurlarıyla, doluyor</media:keywords>
</item>

<item>
<title>Magnezyum emilimini engelleyen 7 besin:  Faydasını azaltıyor</title>
<link>https://karadenizden.com.tr/28101</link>
<guid>https://karadenizden.com.tr/28101</guid>
<description><![CDATA[ Magnezyum takviyelerinin faydalarını en üst düzeye çıkarmak için, emilimi engelleyen veya kaybı artıran belirli yiyecek ve içeceklerden kaçınmak çok önemlidir. Ispanak, fasulye, tofu, kola, kafein, alkol ve kalsiyum açısından zengin besinler magnezyum emilimini engelleyebilir.Magnezyum, kas fonksiyonu, sinir sinyalizasyonu, kalp sağlığı ve genel sağlıkta hayati bir rol oynayan temel bir mineraldir. Takviyeler beslenme eksikliklerini gidermeye yardımcı olsa da, tüm yiyecek ve içecekler magnezyumla iyi bir şekilde eşleşmez.Yaygın besinlerdeki bazı bileşikler emilimi azaltabilir veya magnezyum kaybını artırarak takviyenin etkinliğini sınırlayabilir. Hangi besinlerden kaçınmanız gerektiğini ve alımınızı nasıl zamanlayacağınızı anlamak, faydaları en üst düzeye çıkarmak için çok önemlidir.Yeşil yapraklı sebzelerden fasulyeye, kafeine, alkole ve kalsiyum açısından zengin besinlere kadar, magnezyumu neyin engelleyebileceğini bilmek, optimum seviyeleri korumanıza, vücut fonksiyonlarınızı desteklemenize ve genel sağlığınızı iyileştirmenize yardımcı olur. Daha iyi emilim için magnezyum takviyeleriyle birlikte kaçınılması gereken yiyecekler var.Yayınlanan bir çalışma, oksalat oranı yüksek ıspanakla servis edilen bir öğünün, düşük oksalatlı bir sebze olan kara lahana ile servis edilen bir öğüne kıyasla magnezyum emiliminin önemli ölçüde daha düşük olduğunu bulmuştur. Çalışma, ıspanaktaki oksalatların magnezyuma bağlanarak biyoyararlanımını azaltabileceği sonucuna varmıştır.Fasulye, fitik asit ve belirli diyet lifi türleri nedeniyle magnezyum emilimini hafifçe etkileyebilen, besin açısından zengin bir başka besindir.Fitatlar öncelikle demir ve çinko gibi mineralleri etkiler, ancak magnezyum da hafifçe etkilenebilir. Öte yandan, fasulyedeki bazı lifler mineral emilimini artırabilir, bu nedenle genel etki çarpıcı değildir. Fasulyeyi C vitamini açısından zengin yiyecekler veya fermente ürünlerle eşleştirmek, mineral emilimini daha da artırarak yemekleri hem besleyici hem de daha dengeli hale getirebilir. Fasulyeyi ıslatma, filizlendirme veya iyice pişirme gibi teknikler fitik asidi azaltabilir ve minerallerin bulunabilirliğini artırabilir. Olası herhangi bir olumsuz etkiyi önlemek için, büyük porsiyon fasulye içeren öğünlerden birkaç saat arayla magnezyum takviyesi almak en iyisidir.Ispanak oldukça besleyicidir ve birçok öğünde popüler bir tercihtir, ancak yüksek oranda oksalat içerir. Oksalatlar sindirim sisteminde magnezyuma bağlanarak vücudunuzun emdiği miktarı azaltabilir. Kara lahana gibi düşük oksalatlı yeşilliklerle karşılaştırıldığında, ıspanaktan magnezyum emilimi daha düşük olma eğilimindedir. Ayrıca ıspanak, magnezyum emilimini biraz sınırlayabilen fitat bileşikleri içerir, ancak bunlar esas olarak demir ve çinko gibi mineralleri etkiler. Ispanağı pişirmek, buharda pişirmek veya fermente etmek bu bileşikleri azaltabilir, magnezyum ve diğer besin maddelerinin daha biyoyararlanımlı hale gelmesine yardımcı olurken sindirim sağlığını destekler ve düzenli olarak ıspanak tüketen kişilerde olası mineral eksikliklerini önler, ancak en iyi sonuçlar için magnezyum takviyelerini ıspanak ağırlıklı bir öğün sırasında değil, öğünden önce veya sonra almanız önerilir.Soya fasulyesinden yapılan tofu da magnezyuma bağlanabilen ve emilimi biraz azaltabilen fitatlar içerir. Araştırmalar, tofu tüketiminin magnezyum seviyeleri üzerinde önemli bir etkisi olduğunu tutarlı bir şekilde göstermemiş olsa da, magnezyum takviyelerini tofu bazlı öğünlerden ayırmak, mineralin tamamen emilmesini sağlamaya yardımcı olabilir. Bu husus, özellikle düşük toplam magnezyum alımına sahip kişiler için önemlidir, çünkü yeterli seviyeleri korumak için düzenli takviye almak çok önemlidir. Takviye zamanlamasını soya açısından zengin öğünlere göre planlamak, optimum emilim için pratik bir stratejidir.Fosforik asit içeren şekerli gazlı içecekler ve diğer alkolsüz içecekler, böbrekler yoluyla magnezyum atılımını artırarak zamanla toplam magnezyum seviyelerini düşürebilir. Gazlı içeceklerdeki yüksek sodyum içeriği bu etkiye daha da katkıda bulunabilir. Magnezyum takviyeleriyle aynı anda kola içmek önerilmez. Bunun yerine, daha iyi emilim ve tutulum sağlamak için magnezyumu su veya hafif, dengeli bir öğünle birlikte tüketmek daha iyidir. Takviye alırken gazlı içecek tüketimini en aza indirmek, daha sağlıklı magnezyum seviyelerinin korunmasına yardımcı olabilir.Kahve, çay ve bazı enerji içeceklerinde bulunan kafein hafif bir idrar söktürücüdür. Bu, idrar yoluyla magnezyum kaybını artırarak vücuttaki magnezyum miktarını hafifçe azaltabileceği anlamına gelir. Bu nedenle, kafein açısından zengin içecekleri magnezyum takviyeleriyle birlikte tüketmek, takviyenin etkinliğini azaltabilir. Emilimi optimize etmek için, kafein tüketiminden sonra magnezyum almadan önce en az bir ila iki saat beklemeniz önerilir. Bu, vücudunuzun takviyeden maksimum fayda sağlamasını sağlar.Alkol, magnezyumu çeşitli şekillerde olumsuz etkileyebilir. İdrar yoluyla magnezyum kaybını artırır, bağ ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/jQSOxFWMRESoIeMo0jpEHA.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Sat, 25 Oct 2025 16:12:32 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Magnezyum, emilimini, engelleyen, besin:, Faydasını, azaltıyor</media:keywords>
</item>

<item>
<title>Ciltte görülen çinko eksikliği belirtileri: Nedenleri ve çözümleri</title>
<link>https://karadenizden.com.tr/28102</link>
<guid>https://karadenizden.com.tr/28102</guid>
<description><![CDATA[ Çinko eksikliği, kuru lekeler, döküntüler, saç dökülmesi ve yavaş yara iyileşmesi gibi cilt sorunlarıyla kendini gösterebilir. Bu belirtiler genellikle ilk olarak ciltte ortaya çıkar çünkü mineral hücre büyümesi ve onarımındaki hayati rolünden dolayı bu belirtiler görülür. Eksikliği takviyeler, beslenme değişiklikleri veya altta yatan rahatsızlıkların tedavisiyle gidermek, bu cilt sorunlarını tersine çevirebilir ve sağlıklı bir cilde kavuşmanızı sağlayabilir.Çinko, hücre büyümesini destekleyerek, iltihabı kontrol altına alarak ve yara iyileşmesini hızlandırarak cildimizin sağlıklı kalmasında önemli rol oynayan temel bir mineraldir.   Vücutta yeterli çinko eksikliği olduğunda, etkiler genellikle ilk olarak ciltte görülür. &quot;Çinko ve Cilt Bozuklukları&quot; başlıklı bir çalışma, yaygın belirtiler arasında kuru, pullu lekeler, kabuklu döküntüler, saç dökülmesi ve yavaş iyileşen yaralar olduğunu vurgulamaktadır. Bazı insanlar çinko emilimini etkileyen rahatsızlıkları kalıtımsal olarak alırken, bazılarında yetersiz beslenme, kronik hastalık veya yetersiz beslenme nedeniyle eksiklikler gelişir. Bu cilt değişikliklerini erken fark etmek önemlidir çünkü çinko takviyesi veya beslenmedeki iyileştirmeler genellikle semptomları tersine çevirebilir ve sağlıklı bir cilde kavuşmanızı sağlayabilir.   ÇİNKO EKSİKLİĞİNE BAĞLI CİLT BELİRTİLERİ  Vücut açıklıkları çevresinde kuru, pullu lekeler  Ağız, eller, ayaklar ve diğer açıklıkların çevresinde kuru, pürüzlü veya pullu bölgeler görülebilir. Bu lekelere genellikle saç dökülmesi ve bazen sindirim sorunları eşlik eder.  Kırmızı, kabuklu döküntüler  Ağız, anüs, eller ve ayakların çevresinde kırmızımsı, kabuklu döküntüler gelişebilir. Yaygın cilt tahrişlerine veya kontakt dermatite benzeyebilirler.  Beslenme sorunlarına bağlı döküntüler  Yetersiz beslenmenin neden olduğu bazı döküntüler çinko eksikliğine bağlı cilt değişiklikleri gibi görünebilir, ancak genellikle çinko takviyesiyle iyileşir.  Saç incelmesi veya saç dökülmesi  Çinko eksikliği, saçlarda belirgin bir incelmeye veya saç dökülmesine yol açabilir ve bu durum genellikle takviyeden sonra tersine döner.  Yavaş iyileşen yaralar  Çinko seviyeleri düşük olduğunda cildin onarım süreçleri yavaşladığı için kesikler, yaralar veya ülserlerin iyileşmesi daha uzun sürebilir.  ÇİNKO CİLT SAĞLIĞINI NASIL DESTEKLER?  Çinko, vücuttaki 1.000&#039;den fazla enzimatik süreçte rol oynar. Bunlara, dış deri tabakasının ana hücreleri olan keratinositlerin sağlığını koruyanlar da dahildir. İltihabı düzenlemeye, saç büyümesini desteklemeye ve yara iyileşmesini hızlandırmaya yardımcı olur. Çinko ayrıca cildi enfeksiyonlardan koruyan Langerhans hücrelerine, dermisin oluşumuna yardımcı olan fibroblastlara ve cilt rengini belirleyen melanositlere de fayda sağlar. Yeterli çinko olmadığında bu işlevler bozulur ve cilt döküntülere, yavaş iyileşmeye ve saç dökülmesine karşı savunmasız hale gelir.  ÇİNKO EKSİKLİĞİ NEDENLERİ  Akrodermatit enteropatika, Ehlers-Danlos sendromu veya geçici yenidoğan çinko eksikliği gibi bazı bozukluklar, çinko emilimini veya taşınmasını bozarak belirgin cilt sorunlarına yol açar.  Kötü beslenme, kronik hastalıklar, alkolizm ve malabsorpsiyon, çinko seviyelerini düşürebilir ve cildi semptomların ilk görüldüğü bölgelerden biri haline getirebilir.   Düşük çinko alımı olmasa bile, ciltteki çinko taşıma proteinlerindeki mutasyonlar veya sorunlar döküntülere, iltihaplanmaya ve enfeksiyonlara karşı artan duyarlılığa neden olabilir.  ÇÖZÜM ÖNERİLERİ NELER?  Çinko takviyeleri  Doktora danışıldıktan sonra ağızdan veya topikal çinko takviyeleri alındığında, genellikle döküntülerde, saç büyümesinde ve yara iyileşmesinde gözle görülür iyileşmeler sağlar.  Diyet değişiklikleri  Et, deniz ürünleri, kuruyemişler, tohumlar ve baklagiller gibi çinko açısından zengin besinler tüketmek, sağlıklı cilt ve genel vücut fonksiyonlarının korunmasına yardımcı olabilir.  Altta yatan rahatsızlıkların tedavisi  Malabsorbsiyon, beslenme eksiklikleri veya genetik sendromların ele alınması, uzun vadeli iyileşme için önemlidir.  Erken tanı ve müdahale  Cilt değişikliklerinin erken fark edilmesi ve çinko eksikliğinin doğrulanması, zamanında tedaviyi mümkün kılar ve genellikle cilt komplikasyonlarını tersine çevirir ve normal cilt sağlığını geri kazandırır.  Cilt sağlığının yanı sıra, çinko bağışıklık, üreme sağlığı ve genel gelişimde de hayati bir rol oynar. Bu, yeterli çinko seviyelerinin korunmasını sadece görünüm için değil, aynı zamanda uzun vadeli sağlık için de gerekli kılar. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/DH3g9youQE-HnHIirWLW9w.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Sat, 25 Oct 2025 16:12:32 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Ciltte, görülen, çinko, eksikliği, belirtileri:, Nedenleri, çözümleri</media:keywords>
</item>

<item>
<title>Vücut neden uyuşur: Kalp sağlığının kötü olduğuna işaret eder mi?</title>
<link>https://karadenizden.com.tr/28096</link>
<guid>https://karadenizden.com.tr/28096</guid>
<description><![CDATA[ Bacak bacak üstüne atmak veya çok uzun süre yatmak, vücut parçalarının uyuşmasının yaygın nedenleridir. Ancak, kişi hareket eder etmez kan akışı sinirlere geri dönmeye başlar. Bu geri dönen sinyaller, geçici parestezi olarak bilinen karıncalanma veya iğne batması hissine neden olur. Geçici uyuşma normal kabul edilebilse de, endişe verici olması gereken bazı durumlar vardır.Çoğumuz, özellikle uzun süre aynı pozisyonda yattığımızda, bir elin, bacağın veya ayağın uyuşma hissini biliriz. Uyuşmayla başlayan his, genellikle vücut parçalarında karıncalanma ve iğne batması gibi başlar. Peki, bu uyuşma hissi normal midir yoksa altta yatan bir sağlık sorununun belirtisi midir?Vücudun uyuşmasının en yaygın nedeni sinir sıkışması veya kan akışının azalmasıdır. Vücut parçalarına çok uzun süre baskı uygulandığında, oksijen ve besin akışı kısıtlanır ve sinirlerde geçici uyuşma meydana gelir. Bacaklarını çaprazlamak veya uzun süre uzanmak, vücut bölgelerinin uyuşmasının yaygın nedenleridir. Ancak, kişi hareket eder etmez kan akışı sinirlere geri dönmeye başlar. Bu geri dönen sinyaller, geçici parestezi olarak bilinen karıncalanma veya karıncalanma hissine neden olur.Uyuşma genellikle ara sıra meydana geldiğinde normaldir ve duruş ve baskının bir sonucudur. Çoğu durumda his genellikle dakikalar içinde kaybolur. Geçici uyuşma normal kabul edilebilse de, endişe verici olması gereken bazı durumlar vardır.Uyuşma geçici baskıdan kaynaklanabilse de, bazı durumlarda aşağıdaki gibi komplikasyonlarla ilişkili olabilir:Sinir hasarı: Nöropati veya sinir hasarı, diyabet veya vitamin eksiklikleriyle ilişkili olabilir.Dolaşım sorunları: Periferik arter hastalıkları ve diğer bazı rahatsızlıklar kan akışını azaltabilir.Nörolojik bozukluklar: Bunlar arasında inme veya multipl skleroz gibi ciddi rahatsızlıklar bulunabilir.Sinir sıkışması: Siyatik veya karpal tünel sendromu gibi rahatsızlıklar sinir sıkışmasına neden olabilir.Saatlerce veya günlerce süren karıncalanma
Ağrı, yanma veya his kaybı
Kafa karışıklığı, bulanık görme uyarı işaretleridir
Mesane veya bağırsak kontrolünün kaybı
Ani uyuşma, felç belirtisi olabilir

Çoğu durumda, vücut bölümlerinin uyuşması zararsızdır ve vücudun pozisyon değiştirmeyi hatırlatmasının bir yoludur. Ancak uyuşma sürekli olarak devam ediyorsa ve başka semptomlarla birlikte veya sık sık ortaya çıkıyorsa, bir sağlık uzmanına başvurmanız önerilir. Zamanında tıbbi yardım almak, nedeni belirlemeye ve sonunda komplikasyonları önlemeye yardımcı olabilir. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/HvzBX58rL0iALNqQv5eleg.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Sat, 25 Oct 2025 16:12:31 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Vücut, neden, uyuşur:, Kalp, sağlığının, kötü, olduğuna, işaret, eder, mi</media:keywords>
</item>

<item>
<title>Bağışıklığınızı güçlendiren mutfak alışkanlıkları: Bu yöntemlere dikkat!</title>
<link>https://karadenizden.com.tr/28097</link>
<guid>https://karadenizden.com.tr/28097</guid>
<description><![CDATA[ Çiğ gıdaları yıkama şeklimiz, pişirme yöntemlerimiz, saklama şeklimiz olsun, yaptığımız her seçim genel sağlığımızı destekler veya engeller. Bu nedenle hücrelerinize ve bağışıklığınıza zarar verebilecek alışkanlıkların ve sizin ve sevdiklerinizin genel sağlığınızı destekleyen optimum beslenmeyi nasıl sağlayabileceğinizin farkında olmanız önemlidir.Tükettiğimiz yiyeceklerin besin değeri, kullanılan yemeklik yağın türünden önemli ölçüde etkilenir. Örneğin, omega-3 yağ asitleri bakımından zengin avokado ve zeytinyağı, bağışıklık sisteminin daha iyi çalışmasına ve iltihabın azalmasına yardımcı olur. Bununla birlikte, bu yağların dumanlanma noktasının (yağın duman çıkarmaya başladığı sıcaklık) üzerine ısıtılması besin değerlerini yok eder ve tehlikeli serbest radikaller üretir. Bu nedenle, düşük ısıda pişirme için sızma zeytinyağı, yüksek ısıda pişirme için ise sade yağ veya hindistancevizi yağı gibi daha yüksek dumanlanma noktasına sahip yağlar kullanın.Yiyecekleri orta sıcaklıkta pişirmek, hücresel korumayı artıran ısıya duyarlı vitamin ve antioksidanları korur. Buharda pişirme, haşlama ve hafifçe soteleme gibi daha hassas pişirme yöntemleri, kızartma veya ızgara gibi yüksek ısı gerektiren yöntemlere kıyasla yiyeceklerdeki besinleri daha iyi korur. Bu nedenle, besin değerlerinin korunması için yiyecekleri çok yüksek olmayan bir sıcaklıkta pişirmeniz önerilir.Soğuk depoda saklanan çiğ gıdaların aksine, taze hasat edilmiş meyve ve sebzeler, hücreleri oksidatif stresten koruyan ve bağışıklık sistemi fonksiyonunu destekleyen yüksek düzeyde antioksidan, vitamin ve fitobesin içerir. Yerel ve taze ürünler, depolanmış veya uzun mesafelerden gelmiş ürünlere kıyasla daha fazla besin değerini korur. Bu nedenle, mümkün olduğunca taze ve yerel ürünler kullanmanız önerilir.Doğru gıda saklama yöntemleri, gıdanın besin değerini korur ve zararlı mikropların üremesini engeller. Ayrıca, doğru saklama, ışık, hava ve neme maruz kalmanın neden olduğu besin bozulmasını da önler. İyi bir yöntem, vitamin içeriğini korumak için yapraklı yeşil sebzeleri ve otları buzdolabında, antioksidan seviyelerini korumak için ise bazı meyve ve sebzeleri oda sıcaklığında saklamaktır.Yemek pişirmek için kullanılan malzemeler sağlığa faydalı olabileceği gibi zararlı da olabilir. Örneğin, yapışmaz pişirme kapları çoğu evde kullanılır, ancak kaplamaları hasar görürse, sağlığa zararlı reaktif metalleri yiyeceğe salabilirler. Paslanmaz çelik, dökme demir veya seramik malzemelerden üretilen pişirme kapları ise, yiyeceğin eşit şekilde pişmesini sağlarken, yiyeceğin kalitesini etkileyebilecek hiçbir kimyasal madde yaymaz.TUZ, ŞEKER VE KORUYUCU ALIMINI SINIRLAYINAşırı tuz, ilave şekerler ve yapay koruyucular iltihaplanmayı tetikleyebilir ve hücresel onarım mekanizmalarını zorlayabilir. Yüksek sodyum alımı bağışıklık hücresi fonksiyonunu etkilerken, aşırı şeker bağışıklık sistemini saatlerce baskılayabilir. Ayrıca, koruyucular bağışıklık sağlığı için gerekli olan faydalı bağırsak bakterilerini etkileyebilir. Bu nedenle, yemeğinize antioksidanlar ve iltihap önleyici bileşikler katan otlar ve baharatlar gibi tam malzemeleri ve doğal lezzet arttırıcıları tercih etmeniz önerilir.Bu mutfak uygulamalarını takip etmek, hücreleri koruyan ve bağışıklığı güçlendiren temel vitaminleri korur. Sağlıklı yağlarda, uygun sıcaklıkta yemek pişirmek veya işlenmiş gıdaları azaltmak olsun, hepsi vücudun kendini daha iyi iyileştirmesine ve hastalıklarla savaşmasına yardımcı olur. Önleyici bakım planı hakkında kapsamlı beslenme danışmanlığı için, yalnızca sorularınızı ve endişelerinizi yanıtlamakla kalmayacak, aynı zamanda sağlıklı yiyecek seçimleri ve yeme alışkanlıkları konusunda da size rehberlik edecek deneyimli bir diyetisyene danışın. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/HwAusybhBUG2JlrK8JBkiQ.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Sat, 25 Oct 2025 16:12:31 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Bağışıklığınızı, güçlendiren, mutfak, alışkanlıkları:, yöntemlere, dikkat</media:keywords>
</item>

<item>
<title>Uzmanlar açıkladı: İdrardaki değişiklik bunamanın erken uyarı işareti</title>
<link>https://karadenizden.com.tr/28098</link>
<guid>https://karadenizden.com.tr/28098</guid>
<description><![CDATA[ İsveç’te yapılan geniş çaplı bir araştırma, idrar alışkanlıklarındaki küçük değişikliklerin bile bunama riskini ciddi oranda artırabileceğini ortaya koydu.DailyMail&#039;de yer alan habere göre; Karolinska Enstitüsü’nden bilim insanlarının yürüttüğü araştırma, idrarda görülen köpüklenmenin demans gelişimiyle bağlantılı olabileceğini gösterdi. Uzmanlara göre bu durum, böbrek filtrelerinden “albümin” isimli proteinin sızmasıyla oluşuyor ve beyin sağlığını doğrudan etkileyebiliyor.Araştırma kapsamında Stockholm’de yaşayan, 65 yaş üstü ve başlangıçta demans tanısı bulunmayan 130 bin kişi dört yıl boyunca takip edildi. Sonuçlarda katılımcıların yüzde 7’sinde demans geliştiği belirlendi. İdrarında orta düzeyde albümin bulunanlarda risk yüzde 25, yüksek seviyede albümin bulunanlarda ise risk yüzde 37 oranında arttı.Karolinska Enstitüsü Nörobiyoloji Bölümü’nden Dr. Hong Xu, “Böbrekler ve beyin farklı organlar gibi görünse de önemli bir ortak noktaları var: her ikisi de hassas kan damarları ağına bağlı. Böbrek damarları zarar gördüğünde aynı süreç beyinde de ortaya çıkabiliyor” dedi.En güçlü ilişkinin, Alzheimer ve karma demanstan sonra en sık görülen ikinci tür olan vasküler demans ile olduğu tespit edildi.Ulusal Böbrek Vakfı’na göre albüminüri (idrarda yüksek miktarda albümin bulunması) her zaman belirti göstermese de köpüklü idrar, sık idrara çıkma, gözlerde ve ayaklarda şişlik gibi işaretlerle kendini belli edebiliyor. Uzmanlar, özellikle yüksek tansiyon, diyabet, kardiyovasküler rahatsızlık veya böbrek hastalığı olan kişilerin düzenli sağlık kontrollerinden geçmesi gerektiğini vurguluyor.Araştırmacılar, Journal of Internal Medicine dergisinde yayımlanan makalede şu değerlendirmeye yer verdi:“Artan albüminüri her türlü demans, özellikle de vasküler ve karma demans riskinin artmasıyla ilişkilidir. Albüminürinin erken teşhisi, bunamanın başlangıcını geciktirebilir veya önleyebilir.” ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/N8DmSDqQ70-xJWbqULHZVg.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Sat, 25 Oct 2025 16:12:31 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Uzmanlar, açıkladı:, İdrardaki, değişiklik, bunamanın, erken, uyarı, işareti</media:keywords>
</item>

<item>
<title>Sağlık Bakanı Memişoğlu&amp;apos;ndan Dünya Kalp Günü mesajı</title>
<link>https://karadenizden.com.tr/28094</link>
<guid>https://karadenizden.com.tr/28094</guid>
<description><![CDATA[ Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu, Dünya Kalp Günü dolayısıyla sosyal medyadan bir paylaşımda bulundu.Bakan Memişoğlu paylaşımında, aile hekimlerinin 40 ve üstü yaştaki vatandaşlara yönelik yılda en bir kez kapsayıcı kardiyovasküler risk değerlendirmesi yaptığını hatırlattı. Elde edilen verilerle kişilerin kalp ve damar hastalığı riskinin hesapladığını belirten Bakan Memişoğlu, &quot;Aile hekimlerimiz tarafından son bir yıl içerisinde yapılan taramalar neticesinde 662 bin vatandaşımızda kordiyovasküler risk belirlendi.&quot; dedi. Risk tespit edilen vatandaşların düzenli bir şekilde takibine başlandığının da altını çizen Bakan Memişoğlu, Dünya Kalp Günü vasıtasıyla tüm vatandaşları aile hekimlerini ziyaret ederek periyodik tarama ve izlemlerini yaptırmaya davet etti.  ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/phEKCesaa0OqIyT1W4pCSg.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Sat, 25 Oct 2025 16:12:30 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Sağlık, Bakanı, Memişoğlundan, Dünya, Kalp, Günü, mesajı</media:keywords>
</item>

<item>
<title>Doktorlar &amp;quot;haftada 1 kez tüketin&amp;quot; diyor: Küçük ama etkisi büyük &amp;quot;süper meyve&amp;quot;</title>
<link>https://karadenizden.com.tr/28092</link>
<guid>https://karadenizden.com.tr/28092</guid>
<description><![CDATA[ Sağlık uzmanları, bağışıklığı güçlendiren ve diyabet riskini azaltan bazı meyvelerin haftalık beslenme düzenine mutlaka eklenmesi gerektiğini söylüyor. Üstelik bu meyveler, süpermarket raflarında kolayca bulunabiliyor ve cep dostu fiyatlarıyla dikkat çekiyor.Geçtiğimiz hafta yayımlanan bir araştırma, genellikle “fazla şekerli” olarak bilinen mangoların aslında diyabet riski taşıyan kişiler için faydalı olabileceğini ortaya koydu. ABD’li bilim insanları, her gün mango yiyenlerin kan şekeri kontrolünün daha iyi, vücut yağ oranlarının ise daha düşük olduğunu belirledi.Uzmanlar, bu bulgunun şekerin yalnızca miktarının değil, gıdaların içinde nasıl “paketlendiğinin” de önemli olduğunu gösterdiğini vurguluyor.Klasik bir süpermarket meyvesi olan elma, flavonoid adı verilen güçlü antioksidan bileşikleri sayesinde sağlıklı yaşlanmayı destekliyor.Kolesterolü düşürüyor: Reading Üniversitesi’nin araştırması, günde iki elma tüketmenin “kötü” kolesterolü yüzde 4 oranında azalttığını ortaya koydu.Diyabet riskini azaltıyor: Düzenli elma tüketen kişilerde tip 2 diyabet riskinin daha düşük olduğu gözlemlendi.Beslenme uzmanı Rob Hobson, elmanın en iyi şekilde “kabuklu ve çiğ” tüketilmesi gerektiğini, çünkü lif ve antioksidanların büyük bölümünün kabukta bulunduğunu söylüyor.Yaban mersini, kalp hastalığı ve tip 2 diyabet riskini azaltmasıyla öne çıkıyor. Koyu mavi rengi, antosiyanin adı verilen güçlü antioksidanların zenginliğine işaret ediyor.İnsülin duyarlılığını artırıyorKan damarlarını gevşeterek dolaşımı destekliyorC vitaminiyle demir emilimini güçlendiriyorHobson, yaban mersininin en sağlıklı formunun taze veya dondurulmuş bütün hâlde tüketilmesi olduğunu vurguluyor.Elmaya benzer şekilde armut da çözünebilir lif bakımından zengin. Bu özelliğiyle kan şekeri dalgalanmalarını önlerken, tatlı ihtiyacını doğal yolla karşılıyor.Kabuklu tüketmek lif oranını artırıyorYoğurt veya kuruyemişle birlikte yenildiğinde kalp sağlığını destekliyorOlgun bir armut aynı zamanda yüksek su oranıyla vücudun sıvı ihtiyacına katkı sağlıyor.Narın tohumları ve suyu, “ellagitannin” adı verilen bileşikler sayesinde nişastalı yiyeceklerin kan şekerini hızlı yükseltmesini engelliyor.Araştırmalar, nar suyunun ekmekle birlikte tüketildiğinde kan şekeri artışını azalttığını gösteriyor.En faydalı hali taze çekirdekler; çünkü hem lif hem de antioksidan içeriyor.Nar çekirdeklerini salatalara eklemek, hem C vitamini hem de sağlıklı yağlarla birleştiğinde besin emilimini artırıyor.Ahududu, düşük şeker ve yüksek lif oranıyla dikkat çekiyor. 100 gramında yalnızca 4 gram şeker bulunan bu meyve, kan şekeri seviyelerinin dengelenmesine yardımcı oluyor.Tokluk süresini uzatıyorBağırsak sağlığını destekliyorC vitaminiyle demir emilimini artırıyorHobson, taze ahududular kadar dondurulmuşların da besin değerini koruduğunu belirtiyor ancak şeker eklenmiş sos ve reçellerden uzak durulması gerektiğini ekliyor.Beslenme uzmanlarına göre pahalı “egzotik” seçeneklere yönelmek yerine, süpermarket raflarında kolayca bulunan bu beş meyveyi düzenli olarak tüketmek, sağlıklı bir yaşam için güçlü bir adım. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/_KhVVNxHekSEMwMAIeUX9g.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Sat, 25 Oct 2025 16:12:30 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Doktorlar, haftada, kez, tüketin, diyor:, Küçük, ama, etkisi, büyük, süper, meyve</media:keywords>
</item>

<item>
<title>Kalp krizi belirtisi yıllar önce ortaya çıkıyor: Bilim insanları uyarı işaretini açıkladı</title>
<link>https://karadenizden.com.tr/28093</link>
<guid>https://karadenizden.com.tr/28093</guid>
<description><![CDATA[ Araştırmalar, kalp krizi, felç veya kalp yetmezliği yaşayanların neredeyse tamamının, olaydan yıllar önce uyarı işaretleri gösterdiğini ortaya koydu.DailyMail&#039;de yer alan habere göre; Chicago’daki Northwestern Üniversitesi ile Seul’deki Yonsei Üniversitesi’nden bilim insanlarının yürüttüğü çalışma, Güney Kore’de 9,3 milyon ve ABD’de yaklaşık 7.000 yetişkinin tıbbi kayıtlarını analiz etti.Sonuçlara göre, kalp krizi, felç veya kalp yetmezliği geçiren kişilerin yüzde 99’undan fazlası, olaydan yıllar önce en az bir risk faktörüne sahipti. Katılımcıların yüzde 93’ünden fazlasında ise iki veya daha fazla risk faktörü mevcuttu.En sık görülen neden ise yüksek tansiyon oldu. Araştırmacılar, katılımcıların onda dokuzundan fazlasının hipertansiyon problemi yaşadığını belirledi.GENÇ KADINLAR DA RİSK ALTINDAAraştırma, genellikle daha düşük risk altında olduğu düşünülen genç kadınlarda bile çarpıcı sonuçlar ortaya koydu. Bu grubun yüzde 95’inden fazlasında, felç veya kalp yetmezliği yaşamadan önce en az bir risk işareti bulundu.Uzmanlar, bulguların “kalp hastalıkları aniden ve sebepsiz gelişir” inancını yıktığını, aslında uyarıların çoğu durumda mevcut olduğunu ancak fark edilmediğini vurguladı.Baş araştırmacılardan Northwestern Üniversitesi’nden Prof. Philip Greenland, bulguların önemine dikkat çekerek şu değerlendirmede bulundu:“Kardiyovasküler sonuçlardan önce bir veya daha fazla risk faktörüne maruz kalmanın neredeyse yüzde 100 olduğunu çok ikna edici bir şekilde gösteriyoruz. Şimdi asıl hedef, bu değiştirilebilir risk faktörlerini kontrol altına almak olmalı.”Söz konusu riskler arasında yüksek tansiyon, yüksek kolesterol, yüksek kan şekeri veya diyabet teşhisi ile geçmişte sigara kullanımı öne çıkıyor.Kalp damar hastalıkları, her yıl 18 milyondan fazla kişinin hayatını kaybetmesine yol açıyor ve halen dünyada önde gelen ölüm nedeni konumunda.NHS verilerine göre, kalp krizi vakaları çoğunlukla ileri yaşlarda görülse de, 30’lu ve 40’lı yaşlarda kalp krizi nedeniyle hastaneye yatışlarda artış dikkat çekiyor.Uzmanlar bu eğilimin obezite, yüksek tansiyon ve tip 2 diyabetin genç yaşlarda yaygınlaşmasından kaynaklandığını belirtiyor. ABD’de 40 yaş altı bireylerde kalp krizi oranı her yıl yaklaşık yüzde 2 artarken, felç oranlarının da son on yılda genç yetişkinlerde yüzde 15 yükseldiği bildiriliyor.Doktorlar, genç hastaların çoğu zaman “yaşlıların sorunu” olarak görülen kalp hastalıkları nedeniyle göz ardı edildiğini ve erken müdahale fırsatlarının kaçırıldığını söylüyor.Yüksek tansiyon, belirti göstermeden ilerleyebildiği için “sessiz katil” olarak adlandırılıyor. Uzmanlar, rutin sağlık taramalarının, kendini sağlıklı hisseden kişilerde bile hayati riskleri ortaya çıkarabileceğine dikkat çekiyor.Kardiyologlar, sağlıklı beslenme, düzenli egzersiz, sigaranın bırakılması ve ilaç tedavisinin riskleri önemli ölçüde azaltabileceğini belirtiyor.Araştırmacılar, özellikle kan basıncı ve kolesterol için rutin kontrollerin, geri dönüşü olmayan zararlara yol açmadan önce müdahale şansı sunduğunu vurguluyor.Kore Ulusal Araştırma Vakfı tarafından finanse edilen çalışma, Amerikan Kardiyoloji Koleji Dergisi&#039;nde yayımlandı. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/PRb_5P5y4kiLuXl_YZ9M1A.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Sat, 25 Oct 2025 16:12:30 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Kalp, krizi, belirtisi, yıllar, önce, ortaya, çıkıyor:, Bilim, insanları, uyarı, işaretini, açıkladı</media:keywords>
</item>

<item>
<title>Süt kan şekerini yükseltir mi? Sağlıklı diye biliniyordu</title>
<link>https://karadenizden.com.tr/28095</link>
<guid>https://karadenizden.com.tr/28095</guid>
<description><![CDATA[ Süt, yüzyıllardır insan beslenmesinin temel taşlarından biri olmuştur. Protein, kalsiyum, vitaminler ve mineraller açısından zengin olan bu doğal içecek, özellikle sade tüketildiğinde kan şekeri üzerinde olumlu etkiler sağlar. Uzmanlar, aromalı sütler ve milkshake’lerdeki ilave şekerlerin ise kan şekerinde ani yükselmelere yol açtığını belirtiyor.Sade süt, doğal süt şekeri olan laktozu içerir. Laktoz, glikoz ve galaktozdan oluşur ve yavaş sindirilir; bu sayede kan şekeri seviyeleri daha stabil kalır. Sidney Üniversitesi’nde yapılan bir araştırmaya göre, sütün glisemik indeksi 46’dır; bu da şekerin kademeli olarak kana karıştığını ve ani yükselmelere neden olmadığını gösteriyor.Buna karşın çikolatalı, çilekli süt, kafe tarzı latte ve milkshake gibi aromalı sütler yüksek miktarda ilave şeker içerir. ScienceDirect’te yayınlanan bir çalışma, aromalı sütlerin sade süte göre çok daha fazla şeker barındırdığını ve bu durumun yemek sonrası kan şekeri seviyelerini yükseltebileceğini ortaya koydu. Düzenli tüketimleri, özellikle diyabet veya prediyabet riski taşıyan kişiler için sağlık açısından sorun oluşturabilir.Genel beslenme: Sade süt, protein, kalsiyum, B12 vitamini, iyot ve riboflavin gibi besin öğeleri ile kemik, kas ve sinir sağlığını destekler.Kan şekeri ve diyabet: Sade süt, glikozu yavaş saldığı için şekerli içeceklere kıyasla kan şekeri dalgalanmalarını azaltır. Diyabet dostu bir seçenek olarak güvenle tüketilebilir.Diş sağlığı: Laktoz, sakaroza kıyasla diş çürümesine daha az yol açar. Ancak aromalı sütlerdeki ilave şeker, özellikle çocuklarda diş sağlığını riske atabilir.Çocuk beslenmesi: Çocukların düzenli süt tüketimi, büyüme ve gelişim için önemlidir. Aromalı sütler ise ara sıra tüketilmeli, şeker alımını artırmamalıdır.NHS kılavuzuna göre, yetişkinlerin günlük serbest şeker tüketimi 30 gramı geçmemelidir. Sade sütteki doğal laktoz bu sınıra dahil edilmez, ancak aromalı sütlerdeki ilave şeker tamamen sayılır. Şeker alımını kontrol altında tutmak için uzmanlar şu önerilerde bulunuyor:Günlük tüketim için sade, şekersiz süt tercih edin.Aromalı süt ve milkshake’leri ara sıra sınırlı tüketin.Besin etiketlerinde &quot;karbonhidratlar (şekerler)&quot; kısmını kontrol edin.Badem, soya veya yulaf sütü gibi şekersiz alternatifleri deneyin.Sütü lifli veya protein açısından zengin gıdalarla birlikte tüketin.Çocukları sade süt içmeye teşvik edin ve şekerli içecekleri azaltın.Evde süte şeker, şurup veya tatlandırıcı eklemekten kaçının.Sade süt, dengeli beslenmenin güvenli ve sağlıklı bir parçası olarak öne çıkarken, aromalı ve şekerli süt ürünlerinin bilinçli tüketilmesi büyük önem taşıyor. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/2NLZh_MjM0aQX_Q9QDmCmQ.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Sat, 25 Oct 2025 16:12:30 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Süt, kan, şekerini, yükseltir, mi, Sağlıklı, diye, biliniyordu</media:keywords>
</item>

<item>
<title>Beslenme uzmanı açıkladı: Kuruyemiş tüketmek şişmanlatır mı?</title>
<link>https://karadenizden.com.tr/28089</link>
<guid>https://karadenizden.com.tr/28089</guid>
<description><![CDATA[ Uzun yıllar boyunca “yüksek kalorili ve diyet bozucu” olarak bilinen kuruyemişler, yeni araştırmalarla birlikte bambaşka bir bakış açısıyla değerlendiriliyor. Bilim insanları, ölçülü tüketildiğinde kuruyemişlerin kilo aldırmadığını, aksine sağlığı çok yönlü olarak desteklediğini ortaya koyuyor.Reading Üniversitesi’nde yapılan bir deneyde, genç yetişkinlere kahvaltıda 50 gram ceviz verildi. Katılımcılar, gün içinde hafıza ve tepki testlerinde daha başarılı oldu. Uzmanlara göre cevizin omega-3 yağ asitleri, protein ve polifenoller açısından zengin olması, bu zihinsel avantajı sağlıyor.ABD Tarım Bakanlığı’nın verilerine göre, kuruyemişlerdeki yağın tamamı vücut tarafından emilmiyor. Badem ve cevizdeki kalorilerin yaklaşık beşte biri sindirilemeden vücuttan atılıyor.Beslenme uzmanı Grace Kingswell, “Kuruyemişler yüksek besin değerine sahiptir ancak vücut içerdikleri her kaloriyi kullanmaz. Bu nedenle kilo alımına diğer yağlı yiyecekler kadar katkı sağlamaz” diyor.Geçtiğimiz yıl yapılan bir analizde ise diyetine kuruyemiş ekleyenlerin, tamamen çıkaranlara göre daha fazla kilo verdiği görüldü.On yıllardır yapılan çalışmalar, kuruyemişlerin diyabet, kalp hastalıkları ve depresyon riskini azalttığını gösteriyor. Ayrıca doğurganlığı desteklediği ve yaşlılıkta beyin fonksiyonlarını koruduğu belirtiliyor.Badem: Lif ve E vitamini açısından zengin; bağırsak sağlığını destekliyor.Ceviz: Omega-3 deposu; beyin gücünü artırıyor.Brezilya fıstığı: Selenyum kaynağı; tiroid sağlığını koruyor, fakat aşırı tüketiminden kaçınılmalı.İspanya’da yapılan bir araştırmada, 14 hafta boyunca her gün iki avuç kuruyemiş tüketen erkeklerde sperm sayısı ve kalitesinde artış gözlendi. Düzenli kuruyemiş tüketiminin kadınlarda doğurganlık sorunlarını da azaltabileceği düşünülüyor.
Beslenme uzmanları, kuruyemişlerin ölçülü tüketilmesi gerektiğini vurguluyor. Günde bir avuç (yaklaşık 30 gram) kuruyemiş, hem tokluk sağlıyor hem de uzun vadeli sağlık yararları sunuyor.Dr. Emma Derbyshire, kuruyemişlerin meyve veya yoğurtla birlikte tüketilmesinin besin emilimini artırdığını belirtiyor. Kingswell ise, katkı maddesi içermeyen fındık ezmelerinin tercih edilmesini, yer fıstığında ise küf riskine dikkat edilmesini öneriyor.Kuruyemişler, yüksek kalori içeriklerine rağmen “diyet düşmanı” olma algısını geride bırakıyor. Uzmanlara göre ölçülü tüketildiğinde, sadece kilo aldırmamakla kalmıyor, kalp sağlığından zihinsel performansa kadar geniş bir yelpazede fayda sağlıyor. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/8VszpsjACEam6krsa_QI7A.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Sat, 25 Oct 2025 16:12:29 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Beslenme, uzmanı, açıkladı:, Kuruyemiş, tüketmek, şişmanlatır, mı</media:keywords>
</item>

<item>
<title>Çin’in 3 dakikada iyileştiren “kemik yapıştırıcısı” icat ettiği doğru mu?</title>
<link>https://karadenizden.com.tr/28090</link>
<guid>https://karadenizden.com.tr/28090</guid>
<description><![CDATA[ Çin’deki bir araştırma ekibi, kırık kemiklerin büyük cerrahi işlemler olmadan onarılmasını sağlayacak yeni bir tıbbi yapıştırıcı geliştirdiklerini açıkladı.Çin’deki bir araştırma ekibi, kırık kemiklerin metal plakalar, vidalar ya da büyük cerrahi işlemler olmadan onarılmasını sağlayacak yeni bir tıbbi yapıştırıcı geliştirdiklerini duyurdu. “Bone-02” adı verilen bu özel yapıştırıcı, istiridyelerin deniz altındaki yüzeylere tutunma mekanizmasından esinlenerek tasarlandı ve dünya çapında büyük ses getirdi. Basın ve sosyal medya, buluşu “mucize yapıştırıcı” olarak duyurdu. Buluşun arkasında Zhejiang Üniversitesi Tıp Fakültesi&#039;ne bağlı Sir Run Run Shaw Hastanesi Ortopedi Bölümü&#039;nden Profesör Fan Shunwu ve Başhekim Yardımcısı Lin Xianfeng liderliğindeki bir ekip var. Üniversitenin açıklaması, gerçekten de böyle bir çalışma yapıldığını doğruluyor. Ancak klinik çalışmalar tamamen sona ermiş değil. İSTRİDYELERDEN İLHAM ALINDI Araştırmacılar, Çinli balıkçıların köprü yapımında kullandığı geleneksel bir yöntemden esinlendi. Balıkçılar, köprülerin su erozyonuna karşı daha uzun süre dayanması için yine denizden ilham alarak köprülere istridyeleri ekliyordu. Çok kırıklı ve küçük parçalı kemikler için de aynı zorluk geçerli. Kanlı ve ıslak yara dokusunda kemiklerin yeniden kaynamasını sağlamak ortopedinin en zor alanlarından biri. İlk deneylere göre ise Bone-02, kemik kırıklarının bulunduğu bölgeye doğrudan enjekte edilebiliyor ve 2-3 dakika içinde kemik parçalarını sabitleyebiliyor. Üstelik kanla dolu ortamlarda bile etkili olabiliyor; bu özellik, şimdiye dek çoğu yapıştırıcının başarısız olduğu bir durum. Çalışmayı yöneten Lin Xianfeng, Bone-02’nin “kanlı bir ortamda bile birkaç dakika içinde kesin sabitleme sağlayabildiğini” vurguladı. 181 KİLODAN FAZLA YÜK TAŞIYABİLİYOR İstiridyeler, zorlu deniz koşullarında kayalara ve diğer yüzeylere yapışmak için protein açısından zengin bir biyolojik “çimento” salgılıyor. Araştırmacılar, Bone-02’yi bu doğal mekanizmayı taklit ederek geliştirdi.  Testlerde yapıştırıcının 181 kilogramdan fazla yük taşıyabildiği, yüksek basınca ve kayma kuvvetlerine dayanıklı olduğu ortaya kondu. Doğada biyolojik olarak parçalanabilen yapıştırıcı, kemik iyileştikçe vücut tarafından emiliyor. Böylece, metal implantların çıkarılması için gereken ikinci ameliyat burada geçerli değil. İlk deneyler, enfeksiyon riskini de azalttığını gösteriyor.HASTALAR ÜÇ DAKİKADA İYİLEŞİYOR MU?  Basındaki bazı haberler söz konusu buluşun insanları sadece 2-3 dakikada iyileştirebildiğini iddia ediyor ama bu doğru değil. Burada Bone-02 kemiklerin vidalar ve metal implantlar yerine, kendi kendine yok olabilen bir biyolojik yapıştırıcıyla sabitlenebilmesini sağlıyor. Böylece hastanın bir dizi karmaşık ameliyata ihtiyaç duymadan iyileşebilmesine imkan tanıyor. Ancak kemiklerin tamamen iyileşmesi ve kaynaması için daha fazla zamana ihtiyaç var.  Üniversitenin açıklamasına göre, klinik deneyin 150 kişiyle yapılan ilk aşamasında hastaların üç ay içinde iyileştiği gözlemlendi. Deneye katılan kişilerden biri, travma nedeniyle bileğinde parçalı bir distal radius kırığı olan genç bir işçiydi. Geleneksel tedavi, ameliyatla plaka ve vidaları yerleştirmek için büyük bir kesinin açılmasını gerektiriyordu. Bu, oldukça invaziv (müdahaleci) bir işlem; tendon yapışıklıkları ve sinir hasarı riski taşımakla kalmıyor, aynı zamanda ikinci bir ameliyat gerektiriyordu. Bone 02 deneyinde ekip, sadece 2-3 cm&#039;lik bir kesi açarak yapıştırıcıyı enjekte etti. Üniversite, parçalanmış kemik parçalarının sadece üç dakikada hassas bir şekilde bağlanmasını ve sabitlenmesini sağladıklarını belirtiyor. Üç aylık takip, hastanın kırığının komplikasyonsuz bir şekilde iyileştiğini ve bilek fonksiyonunun tamamen geri kazanıldığını göstermiş. Uzmanlara göre, klinik denemelerin tamamından olumlu sonuç alınırsa bu buluş ortopedi cerrahisinde devrim yaratabilir. Saatler süren operasyonların dakikalar içinde tamamlanması, daha küçük kesilerle daha az invaziv cerrahi, düşük maliyet ve daha hızlı iyileşme gibi pek çok avantaj sağlanabilir. Özellikle karmaşık kırıklarda, plak ve vidalarla kemiklerin yeniden “inşa edilmesi” yerine, doğal yapıştırıcıyla sabitlenerek iyileşmesi mümkün olabilecek.  ŞÜPHELER NELER?  Öte yandan tüm bu açıklamalar Çin devletine bağlı CCTV ve Global Times gibi medya organlarında yayınlanan haberlere ve üniversitenin kendi basın açıklamalarına dayanıyor. Bir bilimsel gelişmenin güvenilir olup olmadığını gösteren en önemli unsur ise klinik deneylerdeki bulguların bir makalede aktarılması ve bu makalenin hakemli bilimsel bir dergide yayınlanması. Böyle bir dergiden kabul alan makaleler, o çalışmada yer almamış bağımsız bilim insanları tarafından kontrol edilir ve onaylanır. Onaylanan makaleler yayınlanır ve böylece güvenilirliği teyit edilmiş olur. Oysa burada bahsi geçen Bone-02 çalışması henüz bir dergide yayınlanmadı ve hakem değerlendirmesinden geçmedi. Bu da birçok bilim insanının, medya haberlerine şüpheyle yaklaşmasına neden oluyor. Keşfin ge ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/vibtdoNg6UWWAp_--nb9pQ.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Sat, 25 Oct 2025 16:12:29 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Çin’in, dakikada, iyileştiren, “kemik, yapıştırıcısı”, icat, ettiği, doğru, mu</media:keywords>
</item>

<item>
<title>Uzmanı &amp;quot;sadece havuç değil&amp;quot; diyor: Gözleri güçlendiren besinler</title>
<link>https://karadenizden.com.tr/28091</link>
<guid>https://karadenizden.com.tr/28091</guid>
<description><![CDATA[ Göz sağlığını iyileştiren yiyecekler denilince akla genellikle havuç geliyor. Ancak uzmanlar, havucun tek başına görme yetisini güçlendiren bir besin olmadığını belirtiyor.DailyMail&#039;de yer alan habere göre; Beslenme uzmanları, göz sağlığını korumak için çok daha çeşitli ve lezzetli seçenekler bulunduğunu vurguluyor..Beslenme Uzmanı Dr. Emma Derbyshire,havucun tek “göz yiyeceği” olduğuna inandığını açıkladı.Raporda, ankete katılanların yalnızca yüzde 19’unun lutein adlı mikro besini bildiği, yarısından fazlasının ise Omega 3-DHA hakkında bilgi sahibi olduğu belirtildi.Endişe verici bir diğer bulgu ise katılımcıların üçte birinden fazlasının göz sağlığı sorunları yaşadığını ve üçte ikisinin yaşla birlikte görme yetisinin kötüleştiğini söylemesi oldu.Dr. Derbyshire, göz sağlığı için zengin bir beslenme düzeni uygulamanın herkes için faydalı olduğunu vurguluyor. Özellikle ailesinde göz sağlığı problemi olanlar veya uzun süre güneş ışığına maruz kalanlar bu konuda dikkatli olmalı.Ekrana uzun süre bakmanın gözleri yorduğunu belirten Derbyshire, &quot;Her 20 dakikada bir, 20 saniye boyunca gözlerinizi başka tarafa çevirin ve yaklaşık 20 metre uzağa bakın. Bu yöntem, gözlerinizi esnetmenize ve dinlendirmeye yardımcı olur&quot; diyor.Uzman, fiziksel egzersizin de göz sağlığını desteklediğini ifade ederek, &quot;Aktif olmak gözlere giden kan akışını artırır, daha fazla oksijen ve besin ulaşmasını sağlar&quot; dedi.Yağlı Balık: Haftada iki porsiyon balık tüketilmesi öneriliyor, bunlardan birinin yağlı olması gerekiyor. Sardalya, uskumru, ringa balığı, somon ve alabalık, omega-3 ve DHA açısından zengin. Ton balığı ise taze tüketildiğinde yağlı kabul ediliyor, konserve ton balığı ise yağ oranı düşük olduğu için bu kategoriye girmiyor.Meyve ve Sebzeler: Günde beş porsiyon tüketmek önemli. Havuç, turuncu biber, kabak, ıspanak ve kara lahana gibi sebzeler C ve E vitamini açısından zengin.Çinko ve Bakır: Çinko, retina fonksiyonunda rol oynayan bir antioksidan. Kırmızı et, istiridye ve deniz ürünlerinde bulunur. Bitkisel kaynaklar arasında kuruyemişler, fasulye, soya ürünleri, tam tahıllar ve süt ürünleri yer alıyor. Bakır ise fasulye, kabak çekirdeği, fıstık, mercimek, mantar ve bitter çikolatada bulunuyor.B2 Vitamini / Riboflavin: Merceğin berraklığını koruyarak normal görmeyi destekler. Karaciğer, böbrek, zenginleştirilmiş kahvaltılık gevrekler, et, süt, yeşil sebzeler, yumurta, peynir ve maya özütü gibi besinlerde yer alır.Lutein: Havuç, kara lahana, ıspanak, turuncu biber, kabak, kivi ve yumurta sarısında bulunur. Retina merkezinde yer alan makulayı oksidatif strese karşı korur ve merkezi görmeyi destekler.Su: Gözlerin nemli kalması için kadınların günde 2 litre, erkeklerin 2,5 litre su içmesi öneriliyor.Dr. Derbyshire, “Göz sağlığı, sadece vitamin ve minerallerle değil, aynı zamanda su tüketimi ve fiziksel aktivite ile de desteklenebilir. Gözlerimiz için yapabileceğimiz en iyi yatırım, dengeli ve çeşitli bir beslenme düzenidir” diye ekledi ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/PIqwAHbqskmwB4MGEimDtw.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Sat, 25 Oct 2025 16:12:29 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Uzmanı, sadece, havuç, değil, diyor:, Gözleri, güçlendiren, besinler</media:keywords>
</item>

<item>
<title>Doktor açıkladı: Kahvenin içine ekleyince antioksidan deposuna dönüşüyor</title>
<link>https://karadenizden.com.tr/28085</link>
<guid>https://karadenizden.com.tr/28085</guid>
<description><![CDATA[ Kahve severek tüketilen içeceklerden biri. Sağlığa olan faydalarıyla da bilinen kahvenin besin değerini artırmak için uzmanlar tarçınla birlikte tüketilmesini öneriyor.Harvard mezunu gastroenterolog Dr. Saurabh Sethi, kahvenin besin değerini artırmak için sadece küçük bir dokunuşun yeterli olduğunu söylüyor. Dr. Sethi’ye göre, bir fincan sade kahveye eklenecek bir tutam tarçın, içeceği adeta antioksidan deposuna dönüştürebiliyor.42 yaşındaki uzman, 1,3 milyon takipçisi bulunan Instagram hesabı @doctor.sethi üzerinden yaptığı paylaşımda, kurutulmuş cassia ağacı kabuğundan elde edilen tarçının güçlü antioksidanlar içerdiğini vurguladı.“Çoğu insan kahvelerine eklemeleri gereken üç basit şeyden mahrum kalıyor. Bir tutam tarçın bile kan şekeri dalgalanmalarını azaltabilir ve güçlü antioksidanlar sağlayabilir,” dedi.Antioksidanlar, vücuttaki sağlıklı hücrelere zarar verebilen serbest radikalleri etkisiz hale getiriyor. Serbest radikallerin yol açtığı oksidatif stres, kalp hastalıklarından kansere, Alzheimer’dan diyabete kadar pek çok rahatsızlığın gelişiminde rol oynayabiliyor. Uzmanlara göre tarçın, meyve ve sebzeler gibi antioksidan açısından zengin gıdalar tüketmek, bu riski önemli ölçüde azaltabiliyor.Dr. Sethi’nin kahve için önerdiği takviyeler yalnızca tarçınla sınırlı değil. Uzmanın listesinde:Bitter Çikolata Tozu: Polifenol açısından zengin olan bu takviye, bağırsaktaki faydalı bakterilerin gelişimini destekliyor. Araştırmalara göre çikolatanın içerdiği polifenoller, özellikle laktobasil ve bifidobakteri seviyelerini artırabiliyor.Bağırsak sağlığı üzerine sık sık öneriler paylaşan Dr. Sethi, daha önce de tuvalete girdiğinde neden zamanlayıcı kullandığını açıklayarak dikkat çekmişti. Sosyal medya paylaşımları milyonlarca kişiye ulaşan uzman, küçük beslenme değişikliklerinin uzun vadede büyük sağlık faydaları sağlayabileceğini vurgulamaya devam ediyor. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/u4CQ3X9z7UGKFUPU7k8ECQ.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Sat, 25 Oct 2025 16:12:28 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Doktor, açıkladı:, Kahvenin, içine, ekleyince, antioksidan, deposuna, dönüşüyor</media:keywords>
</item>

<item>
<title>Belirtileri teşhisi zorlaştırabiliyor: Covid&amp;19&amp;apos;un yeni varyantları Nimbus ve Stratus hakkında neler biliniyor?</title>
<link>https://karadenizden.com.tr/28086</link>
<guid>https://karadenizden.com.tr/28086</guid>
<description><![CDATA[ Covid-19’da yeni varyantlar gündemde. Nimbus (NB.1.8.1) ve Stratus (XFG) adı verilen türler, son haftalarda dünya genelinde en çok yayılan varyantlar arasında öne çıktı. Sağlık otoriteleri, söz konusu varyantların bulaşma hızının arttığını, açıkladı. Peki, Covid-19&#039;un yeni varyantları Nimbus ve Stratus hakkında neler biliniyor? Nimbus ve Stratus belirtileri neler?Covid-19’da son dönemde öne çıkan Nimbus (NB.1.8.1) ve Stratus (XFG) varyantları, dünyada en çok yayılan türler arasında yer almaya başladı. Sağlık otoriteleri, bu varyantların yayılım hızında artış olduğuna dikkat çekerken, halk sağlığı açısından yeni bir tehdit oluşturmadığını vurguluyor.Uzmanlara göre, virüsün son dönemde geçirdiği genetik değişiklikler, bulaşma ihtimalini artırabilir. Ancak şu ana kadar elde edilen bulgular, Nimbus ve Stratus’un önceki varyantlara göre daha ağır hastalıklara yol açmadığını gösteriyor.Yetkililer, toplumda vaka sayılarında artış yaşanabileceğini ancak kişilerin hastalığı daha ağır geçirdiğine dair bir veriye rastlanmadığını belirtiyor.Covid-19 enfeksiyonu; baş ağrısı, öksürük, burun akıntısı ya da tıkanıklığı ve yoğun halsizlik gibi geniş bir semptom yelpazesiyle ortaya çıkabiliyor. Bu tablo, hastalığın soğuk algınlığı veya gripten ayırt edilmesini zorlaştırıyor.Bulaşma şekilleri ise önceki Covid-19 varyantlarıyla aynı. Virüs, öksürük, hapşırık ve solunum yoluyla havaya karışan damlacıklar üzerinden insandan insana geçiyor. Uzmanlar, özellikle kalabalık ve kapalı ortamlarda maske, hijyen ve havalandırma önlemlerinin hâlâ önemli olduğunu hatırlatıyor.Öte yandan corona virüsten korunmak için özellikle ileri yaş grubunun ve kronik hastalıkları olanların kalabalık ortamlarda daha dikkatli olması öneriliyor. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/d7zNI0lvWEW26USl-eHnmQ.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Sat, 25 Oct 2025 16:12:28 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Belirtileri, teşhisi, zorlaştırabiliyor:, Covid-19un, yeni, varyantları, Nimbus, Stratus, hakkında, neler, biliniyor</media:keywords>
</item>

<item>
<title>Diş ipi kullanımı dişleriniz için güvenli midir?  İşte bilmeniz gerekenler</title>
<link>https://karadenizden.com.tr/28087</link>
<guid>https://karadenizden.com.tr/28087</guid>
<description><![CDATA[ Doğru şekilde diş ipi kullanımı, diş etlerinin ve dişlerin olumsuz etkilenmemesini sağlar. Doğru uygulama, plak ve yiyecek artıklarının etkili bir şekilde temizlenmesini sağlar. Peki, düzenli olarak diş ipi kullanmak gerekir mi?Diş ipi kullanımı, etkili ağız sağlığının temel taşlarından biri olarak kabul edilir. Diş hekimleri, diş ipi kullanımının diş eti hastalıklarını, çürükleri ve hatta sistemik sağlık sorunlarını önleyen bir uygulama olduğunu kabul eder. Ancak, diş ipi kullanımının yalnızca doğru şekilde yapıldığında etkili bir uygulama olduğunu unutmamak önemlidir. Doğru şekilde yapıldığında, diş ipi kullanımı birçok ağız problemini önleyebilir.Diş fırçalamak gülümsemeyi güzelleştirebilir, ancak ağız sağlığı söz konusu olduğunda yapılması gereken daha çok şey vardır. Dişler arasındaki küçük boşluklar, diş fırçalarının ulaşması zor olduğundan, yiyecek artıkları ve plak birikimi için uygun bir alan oluşturur. Kontrol altına alınmadığı takdirde, bu birikim çürüklere, diş eti hastalıklarına ve ağız sağlığı sorunlarına neden olabilir. Dişler arasındaki yiyecek artıklarından kurtulmak için birçok kişi diş ipi kullanır. Diğer yandan, birçok kişi güvenli olmadığını düşündüğü için diş ipi kullanmaktan kaçınır. Diş hekimlerinin diş ipi kullanımı hakkında söylediklerini ve güvenli bir şekilde uygulamak için ipuçlarını burada çözümlüyoruz.Diş ipi kullanımı, dişlerin arasını ve diş etlerini temizlemek için ince bir diş ipi parçası kullanma uygulamasıdır. Diş fırçasının ulaşamayacağı yiyecek artıklarını ve plakları temizlemeye yardımcı olur.Ulusal Sağlık Enstitüsü (NIH) tarafından yapılan beş yıllık bir araştırma, düzenli olarak diş ipi kullanan yetişkinlerin, diş ipi kullanmayanlara kıyasla daha az çürük, daha az periodontal hastalık ve daha az diş kaybı yaşadığını ortaya koymuştur. Dolayısıyla, NIH çalışmasına göre diş ipi kullanımı, yaşlı yetişkinlerde ağız sağlığının iyileşmesiyle ilişkilidir.Basitçe söylemek gerekirse, diş ipi kullanımı etkili ağız sağlığının temel taşı olarak kabul edilir. Diş hekimleri, diş ipi kullanımını diş eti hastalıklarını, çürükleri ve hatta sistemik sağlık sorunlarını önleyen bir uygulama olarak kabul eder.Ancak, diş ipi kullanımının yalnızca doğru şekilde yapıldığında etkili bir uygulama olduğunu unutmamak önemlidir. Yanlış diş ipi kullanımı diş etlerinde tahrişe, aşınmalara, diş eti çizgisi boyunca kanamaya ve agresif bir şekilde kullanıldığında zamanla diş eti çekilmesine yol açabilir.Doğru şekilde diş ipi kullanımı, diş etlerinin ve dişlerin olumsuz etkilenmemesini sağlar. Doğru uygulama, plak ve yiyecek artıklarının etkili bir şekilde temizlenmesini sağlar. Diş hekimleri tarafından önerilen teknikleri kullanmak, diş eti tahrişini, kanamayı ve yanlış diş ipi kullanımından kaynaklanan diğer olası sorunları önlemeye yardımcı olabilir. İşte güvenli ve etkili diş ipi kullanımı için diş hekimi onaylı bazı ipuçları.Etkinlik için uygun diş ipinin seçimi çok önemlidir. Birçok diş ipi türü mevcuttur ve bunlar arasında ağdalı diş ipi, ağdasız diş ipi veya diş bandı bulunabilir. Rahat ve kullanımı kolay bir diş ipi seçin. Seçim genellikle dişler arasındaki mesafeye ve diş eti hassasiyetine bağlıdır.DOĞRU TEKNİĞİ KULLANIN VE NAZİK OLUNDiş ipini dişler arasında ileri geri hareketlerle nazikçe kaydırın. Diş etlerine zarar vermeden kalıntıları çıkarmak için hafif bir baskı yeterlidir. Diş ipini sertçe çekmekten veya zorlamaktan kaçının, çünkü bu diş eti yaralanmasına neden olabilir.DİŞ İPİ KULLANDIKTAN SONRA ÇALKALAYINAğzınızı çalkalamak için gargara veya su kullanın. Bu, ağızdaki gevşemiş plak ve yiyecek artıklarını temizleyen önemli bir adımdır.Günde bir kez diş ipi kullanmayı rutininize eklemeye çalışın. Diş ipi kullanmak için en uygun zaman yatmadan öncedir. Aşırıya kaçmak faydadan çok zarar verebilir.Diş teli veya başka diş aparatı kullanan kişiler, diş ipi kullanmadan önce diş hekimlerine danışmalıdır.Sonuç olarak, diş ipi kullanımı, optimum ağız sağlığını korumak için olmazsa olmaz bir uygulamadır. Doğru yapıldığında, diş ipi kullanımı birçok ağız komplikasyonunu önleyebilir. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/NbkW2rW_50i_Utp74hmhTg.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Sat, 25 Oct 2025 16:12:28 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Diş, ipi, kullanımı, dişleriniz, için, güvenli, midir, İşte, bilmeniz, gerekenler</media:keywords>
</item>

<item>
<title>Çoğunlukla göz ardı ediliyor: Ayaklardaki 5 belirtiyi önemseyin</title>
<link>https://karadenizden.com.tr/28088</link>
<guid>https://karadenizden.com.tr/28088</guid>
<description><![CDATA[ Ayaklarınız, karıncalanma, yanma, üşüme, yavaş iyileşen yaralar veya şişlik gibi belirtilerle sağlığınız hakkında önemli bilgiler sunar; genellikle beslenme eksikliklerine işaret eder.Bu belirtiler B12, B6, demir, C, çinko veya protein eksikliğine işaret edebilir. Erken teşhis ve müdahale, ciddi komplikasyonları önlemek ve genel sağlığınızı iyileştirmek için önemlidir.Ayaklarınız sadece bir hareket aracı değildir. Genel sağlığınıza açılan bir penceredir. Çoğu insan bunları göz ardı etse de, ayaklardaki bazı belirtiler beslenme eksikliklerinin erken belirtileri olabilir. Journal of Clinical Neurology&#039;de yayınlanan bir çalışma, genellikle ayaklarda başlayan periferik nöropatinin, özellikle B12 ve B6 vitamin eksikliklerinin bir sonucu olabileceğini vurgulamaktadır.Karıncalanma, uyuşma, sürekli üşüme, yavaş iyileşen yaralar veya şişlik gibi belirtiler yalnızca dolaşım bozukluğundan kaynaklanmayabilir. Altta yatan beslenme sorunlarının da işareti olabilirler. Erken teşhis çok önemlidir, çünkü uzun süreli eksiklikler geri dönüşü olmayan sinir hasarına ve diğer komplikasyonlara yol açabilir.KARINCALANMA VE UYUŞMAGenellikle uyuşma ve karıncalanma olarak tanımlanan karıncalanma veya uyuşma, geçici bir rahatsızlıktan daha fazlası olabilir. Bu tür hisler, sinir fonksiyonunu etkileyen B12 vitamini eksikliğine işaret edebilir. B12 vitamini, sağlıklı sinir hücrelerinin korunması için hayati önem taşır.Eksiklik, genellikle ayaklar gibi ekstremitelerde başlayan sinir hasarına yol açabilir. Sık sık karıncalanma hissi, bir sağlık uzmanına danışılmasını gerektirir.AYAKLARDA YANMA HİSSİAyaklarda yanma hissi, B12 ve B6 vitaminlerindeki eksikliklerden kaynaklanan periferik nöropatiye işaret edebilir. Bu belirti diyabet, alkol kullanımı veya kötü beslenme alışkanlıklarıyla kötüleşebilir. Beslenme eksikliklerinin giderilmesi, rahatsızlığın giderilmesine ve daha fazla sinir hasarının önlenmesine yardımcı olabilir.Soğuk veya soluk ayaklar, demir veya B12 vitamini eksikliğinden kaynaklanan dolaşım bozukluğuna veya anemiye işaret edebilir. Demir, dokulara oksijen taşıyan hemoglobinin üretimi için çok önemlidir. Demir eksikliği, oksijen iletimini azaltarak ayakların üşümesine neden olur. Ispanak, mercimek ve kırmızı et gibi demir açısından zengin yiyecekler tüketmek bunu önlemeye yardımcı olabilir.Yavaş iyileşen kesikler veya kabarcıklar, C vitamini veya çinko eksikliğine işaret edebilir. Her iki besin de yara iyileşmesi için gereklidir. C vitamini, doku onarımı için gerekli bir protein olan kolajen sentezini destekler. Çinko, bağışıklık fonksiyonunu ve hücre bölünmesini destekler. Bu besinlerin eksikliği, iyileşmeyi olumsuz etkileyerek ayakları enfeksiyona karşı daha savunmasız hale getirebilir.Ayaklarda şişlik, beslenme eksiklikleri de dahil olmak üzere birçok faktörden kaynaklanabilir. Protein, sıvı dengesinin korunması için hayati önem taşır. Yetersiz alım, sıvı birikmesine ve şişmeye neden olabilir. Doğru protein tüketimini sağlamak, vücuttaki normal sıvı dağılımının korunmasına yardımcı olur.Ayaklarınız sağlığınız hakkında değerli ipuçları verebilir. Karıncalanma, yanma, üşüme, yavaş iyileşen yaralar ve şişlik gibi belirtileri fark etmek, beslenme eksikliklerinin erken tespit edilmesine yardımcı olabilir. Beslenme düzeninizi iyileştirerek veya takviyeler alarak harekete geçmek, komplikasyonları önleyebilir ve genel sağlığınızı iyileştirebilir.Bu belirtilerden herhangi birini fark ederseniz, değerlendirme ve tedavi için bir sağlık uzmanına danışın. Erken müdahale, optimum sağlığı korumanın anahtarıdır. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/s_eyiy8k10Oa7JrdzpKIAw.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Sat, 25 Oct 2025 16:12:28 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Çoğunlukla, göz, ardı, ediliyor:, Ayaklardaki, belirtiyi, önemseyin</media:keywords>
</item>

<item>
<title>D vitamininin etkisi: Sadece kemik sağlığına iyi gelmiyor</title>
<link>https://karadenizden.com.tr/28081</link>
<guid>https://karadenizden.com.tr/28081</guid>
<description><![CDATA[ D vitamininin kemik sağlığının ötesinde bağışıklık sistemi, ruh hali ve genler üzerinde kritik bir rol oynuyor. Peki, D vitamini ihtiyacını karşılamak için güneş ışığı ve takviyeler yeterli mi?Dr. Saurabh Sethi, D vitamininin kemik sağlığının ötesinde bağışıklık sistemi, ruh hali ve genler üzerinde kritik bir rol oynadığını vurguluyor. Eksikliğinin genellikle sessiz ilerlediğini belirten Sethi, besin kaynaklarının sınırlı olmasına rağmen, orta düzeyde güneşe maruz kalmanın seviyeleri doğal yolla artırmanın en güvenli ve etkili yolunu oluşturduğunu söylüyor. Ayrıca aşırı takviyeye karşı uyarıda bulunuyor.Halk arasında “güneş ışığı vitamini” olarak bilinen D vitamini, vücudun genel sağlığını korumak için hayati öneme sahip besinlerden biri olarak kabul ediliyor. Kemik sağlığı ve kalsiyum emilimiyle ilişkilendirilse de, etkisi iskelet sisteminin çok ötesine geçiyor. Bu vitamin, bağışıklığı desteklemenin yanı sıra enerji seviyelerini, ruh halini ve yüzlerce genin aktivitesini etkiliyor. Ancak D vitamini eksikliği, çoğu zaman yıllarca fark edilmiyor; erken belirtiler genellikle yorgunluk, düşük ruh hali veya sık enfeksiyonlar gibi hafif semptomlarla kendini gösteriyor.Gastroenterolog Dr. Sethi, yakın zamanda bir Instagram videosunda D vitaminiyle ilgili beş önemli gerçeği paylaştı ve doğal güneş ışığının genellikle takviyelere fazla güvenmeden yeterli seviyeleri sağlayabileceğini belirtti.Dr. Sethi, D vitamininin vücutta bir hormon gibi davrandığını ve 200’den fazla genin aktivitesini kontrol ederek birçok bedensel süreci etkilediğini ifade ediyor. Bağışıklık tepkilerini düzenlemekten sağlıklı kasları korumaya, ruh halini iyileştirmekten kemik sağlığına kadar pek çok alanda önemli bir rol üstleniyor.Somon ve ton balığı gibi yağlı balıklar, yumurta ve bazı mantarlar D vitamini içeriyor ancak genellikle ihtiyacı karşılamaya yetmiyor. Dr. Sethi, sadece 15 dakikalık güneş ışığının, çoğu insanın bir gün boyunca yiyeceklerden alabileceği D vitaminden daha fazla üretebileceğini belirtiyor.D vitamini eksikliği çoğu zaman fark edilmiyor. Dr. Sethi, yorgunluk, düşük ruh hali, sık enfeksiyonlar ve genel halsizliğin erken belirtiler olabileceğini, ancak pek çok kişinin bu semptomları D vitamini eksikliğiyle ilişkilendirmediğini söylüyor.Takviyeler eksikliği gidermede yaygın bir yöntem olsa da, aşırı alımı böbrek hasarı ve kalsiyum dengesizliğine yol açabilir. Dr. Sethi, çoğu yetişkin için günlük 600–800 IU’nun yeterli olduğunu ve takviyelerin her zaman doktor gözetiminde kullanılmasını tavsiye ediyor.GÜNEŞ IŞIĞI EN GÜVENLİ VE ETKİLİ KAYNAKÖğle saatlerinde kollar ve bacaklar açıkta 10–30 dakika güneşte kalmak, vücutta 1.000–2.000 IU D vitamini üretebilir. Güneş ışığı, vücudun doğal üretim mekanizmasını devreye sokarak takviyelerle ortaya çıkabilecek aşırı doz riskini azaltıyor. Cilt tipi, saat ve coğrafi konum üretimi etkiliyor, ancak orta düzeyde güneşe maruz kalmak en güvenli çözüm olarak öne çıkıyor.D Vitamini Seviyelerini Doğal Yollarla Desteklemek İçin Öneriler:Her gün, tercihen öğlen saatlerinde, kollar ve bacaklar açıkta kısa süre güneşte kalın.Yağlı balık, yumurta ve mantar gibi D vitamini açısından zengin besinler tüketin.Takviyelere aşırı güvenmeyin; doktor önerisi olmadan yüksek doz almayın.Yorgunluk veya sık enfeksiyon belirtilerinde düzenli kan testi yaptırın.Kapalı alanlarda uzun süre çalışma veya sınırlı güneş ışığına dikkat edin; eksiklik riskini artırabilir.Dr. Sethi’ye göre, D vitamini sıradan bir besin maddesi değil; bağışıklık, ruh hali ve enerji dahil vücudun birçok yönünü etkileyen hormon benzeri bir madde. Sağlıklı seviyeleri korumanın en güvenli yolu dengeli beslenme ve makul miktarda güneşe maruz kalmak. Takviyeler yalnızca doktor kontrolünde kullanılmalı. Bu öneriler, doğal yollarla D vitamini seviyelerini destekleyerek uzun vadeli sağlık ve refahı artırmayı amaçlıyor. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/MjNw_t2qwkyaLjsFbZIzNA.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Sat, 25 Oct 2025 16:12:27 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>vitamininin, etkisi:, Sadece, kemik, sağlığına, iyi, gelmiyor</media:keywords>
</item>

<item>
<title>Damarları onaran en iyi 5 besin: Kan akışını iyileştiren doğal şifacı</title>
<link>https://karadenizden.com.tr/28082</link>
<guid>https://karadenizden.com.tr/28082</guid>
<description><![CDATA[ Kalp ve damar sağlığı söz konusu olduğunda, kan damarlarının gücü sandığımızdan daha önemlidir. Hasarlı veya sert kan damarları, düzgün kan akışını kısıtlayarak yüksek tansiyon, kalp hastalığı ve hatta felç gibi sorunlara yol açabilir. Ancak vücudun kendi onarım mekanizmaları vardır ve bazı besinler bu doğal iyileşmeyi aktif olarak destekleyebilir.Dr. William Li gibi bilim insanları ve çeşitli araştırmalar, damarları esnek, işlevsel ve güçlü tutmaya yardımcı olabilecek günlük yiyeceklere işaret ediyor.İşte temel beslenmenin ötesine geçen ve damar sistemi için doğal şifacı görevi gören 5 besin.Ispanak gibi yeşil yapraklar, vücudun nitrik okside dönüştürdüğü nitrat açısından zengindir. Bu molekül, kan damarlarının gevşemesi ve genişlemesi için hayati önem taşır ve kan akışının düzgün olmasını sağlar. Dr. William Li, ıspanağın, endotel olarak bilinen kan damarlarının iç zarının onarımını destekleme özelliğine dikkat çekiyor. Bunun yanı sıra, antioksidanları, genellikle damar hasarının sorumlusu olan oksidatif stresi azaltır. Bir tabak ıspanak sadece yemeklere renk katmakla kalmaz, aynı zamanda atardamarları içeriden güçlendirir.Pancar genellikle &quot;doğanın nitrik oksit fabrikası&quot; olarak adlandırılır. Pancardaki nitratlar, kan damarlarını açarak vücuttaki oksijen iletimini iyileştirmeye yardımcı olur. Araştırmalar, düzenli pancar tüketiminin, özellikle yaşlı yetişkinlerde atardamar sertliğini azaltabileceğini göstermektedir. Ayrıca dayanıklılığı da artırır, bu yüzden sporcular pancar suyuna bayılır. Performansın yanı sıra, pancarın betalain adı verilen zengin pigmentleri, damarları aşınma ve yıpranmaya karşı koruyan güçlü antioksidanlardır.Tüm keyifler zararlı değildir. Bitter çikolata, özellikle en az yüzde 70 kakao içerdiğinde, damar sağlığına fayda sağlayan nadir bir tatlıdır. Kakao, kan damarı astarını onardığı ve elastikiyetini artırdığı gösterilen bileşikler olan flavanollerle doludur. Dr. William Li&#039;nin araştırmasına göre, flavanoller nitrik oksit salınımını uyararak dolaşımı iyileştirir ve iltihabı azaltır. Elbette, ölçülü olmak önemlidir; sadece küçük bir kare bile dengeyi bozmadan harikalar yaratabilir.Sarımsak, yüzyıllardır doğal bir ilaç olarak değerli kabul ediliyor ve modern bilim de bunu doğruluyor. Sarımsaktaki allisin gibi bileşikler, atardamar sertliğini azaltmaya ve damarlarda yağ birikmesini önlemeye yardımcı oluyor. Araştırmalar , sarımsağın kan basıncını düşürürken aynı zamanda kan damarlarının gevşemesini ve genişlemesini de desteklediğini gösteriyor. Bu faydalarının yanı sıra, sarımsak iltihap önleyici etkilere de sahip ve yorgun kan damarlarının iyileşmesine ve optimum şekilde çalışmasına olanak tanıyor.Aktif bileşeni kurkumin olan zerdeçal, damar onarımı için güçlü bir kaynaktır. Araştırmalar, kurkuminin kalp hastalığının gelişiminde önemli bir faktör olan kan damarlarındaki iltihabı azalttığını vurgulamaktadır. Ayrıca, kan basıncını ve pıhtılaşmayı kontrol etmek için kritik öneme sahip olan endotelin işlevini iyileştirmeye de yardımcı olur. Yemeklere zerdeçal eklemek sadece lezzetle ilgili değildir, aynı zamanda damar sistemi için günlük bir koruyucu ilaçtır.Bu makale sadece genel bilgi verme amacıyla yazılmıştır ve doktor tavsiyesi olarak ele alınmaması gerekir. Makalenin içeriğinden yola çıkarak okurun kendi başına koyduğu teşhislerden ntv.com.tr sorumlu değildir. Sağlığınızla ilgili herhangi bir endişeniz varsa doktorunuza danışın. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/rzQmxdII1U6Is6qXAPEs7A.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Sat, 25 Oct 2025 16:12:27 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Damarları, onaran, iyi, besin:, Kan, akışını, iyileştiren, doğal, şifacı</media:keywords>
</item>

<item>
<title>Deodorant kullanmak zararlı mı? Doğru bilinen yanlışlar var</title>
<link>https://karadenizden.com.tr/28083</link>
<guid>https://karadenizden.com.tr/28083</guid>
<description><![CDATA[ Koltuk altlarındaki ter ve kötü koku oluşumunu engellemek için deodorant kullananların sayısı her geçen gün artıyor. Ancak bu ürünlerin sağlığa etkisi hakkında birçok soru gündemde. Peki, deodorant kullanımı zararlı mı?DailyMail&#039;de yar alan habere göre; Pratisyen hekim Dr. Sonia Khorana, &quot;Reaksiyonlar genellikle hassas ciltli, egzamalı veya alerjisi olan kişilerde görülür. Özellikle tıraştan hemen sonra uygulanması, cilt bariyerinin bozulduğu dönemde tahrişe yol açabilir&quot; diyor. Danışman dermatolog Dr. Sina Ghadiri ise parfümlerin alerjik kontakt dermatite yol açan başlıca bileşenler arasında olduğunu belirtiyor. Khorana, alkol ve bazı uçucu yağların da ciltte batma, kuruluk veya tahrişe sebep olabileceğini ekliyor.Meme kanseri riskinin deodorantlarla ilişkilendirildiği iddialarına bilimsel bir dayanak yok. Cancer Research UK, parabenlerin farelerde östrojen benzeri etki gösterdiğini ancak insanlarda meme kanseri riskini artırdığına dair güvenilir kanıt bulunmadığını bildiriyor. Alüminyum ve deodorant kullanımı arasında da kanserle bağlantı yok.Alüminyum tuzları, terdeki proteinlerle reaksiyona girerek ter bezlerinde geçici tıkanıklıklara yol açabiliyor. Dr. Khorana, bunun kist oluşumuna ve enfeksiyon riskine sebep olabileceğini belirtiyor. Düzenli temizlik ve peeling öneriliyor.SOLUNUM GÜÇLÜĞÜAerosol deodorantların aşırı veya yanlış kullanımı solunum güçlüğü ve nadiren ölüme yol açabiliyor.Bazı ter önleyici ve deodorant kullanımları koltuk altlarında koyu lekeler oluşturabilir. Ancak dermatologlar, bunun diyabet, hormonal değişiklikler veya akantozis nigrikans gibi durumlarla da ilişkili olabileceğini vurguluyor.Alzheimer hastalığı olan bireylerin beyinlerinde yüksek alüminyum seviyesi görülebiliyor; ancak bu durumun nedeni değil, sonucu olduğu düşünülüyor. Alzheimer&#039;s Research UK, günlük alüminyum maruziyetinin Alzheimer’a yol açtığını gösteren bir kanıt bulunmadığını belirtiyor.Sonuç olarak, deodorant ve ter önleyiciler çoğu kullanıcı için güvenli sayılır. Hassas ciltli kişiler dikkat etmeli, ürün talimatlarına uygun ve ölçülü kullanım önem taşıyor. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/B4B-5cBuE0C-X2RCr-HJOg.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Sat, 25 Oct 2025 16:12:27 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Deodorant, kullanmak, zararlı, mı, Doğru, bilinen, yanlışlar, var</media:keywords>
</item>

<item>
<title>Kalp doktoru açıkladı: Kalp krizinin en erken 4 belirtisi</title>
<link>https://karadenizden.com.tr/28084</link>
<guid>https://karadenizden.com.tr/28084</guid>
<description><![CDATA[ Kalp hastalıkları artık sadece yaşlıların değil, 30’lu ve 40’lı yaşlardaki gençlerin de kapısını çalıyor. Son yıllarda kalp krizi, felç ve kalp yetmezliğine bağlı ölümler, çalışma çağındaki yetişkinlerde neredeyse beşte bir oranında artış gösterdi. Uzmanlara göre tehlike, çoğu kişinin önemsemediği küçük ama kritik belirtilerde saklı.DailyMail&#039;de yer alan habere göre; Kardiyolog Prof. Rasha Al-Lamee, “Kalp krizi geçiren hastaların yarısında belirgin bir semptom bulunmuyor. Ancak hemen hepsinde teşhis edilmemiş risk faktörleri mevcut” diyerek düzenli sağlık kontrollerinin hayati önem taşıdığını vurguluyor.Kalp krizi denince akla ilk gelen göğüs ağrısı olsa da uzmanlar farklı işaretlere dikkat çekiyor. Günlük işlerde nefes darlığı, gelip giden göğüs ağrısı, olağandışı yorgunluk en önemli kırmızı alarmlar arasında. Kadınlarda ise bulantı, hazımsızlık, baş dönmesi ve bayılma gibi şikayetler ön plana çıkıyor.Kalp sağlığını tehdit eden diğer beklenmedik uyarılar ise şöyle sıralanıyor:Diş eti hastalıkları: Diş eti kanamaları yalnızca ağız hijyeninin değil, aynı zamanda kalp damar hastalıklarının da erken işareti olabilir.Sertleşme bozukluğu: Erkeklerde damar tıkanıklığının ilk belirtisi olarak kabul ediliyor. Araştırmalar, bu sorunu yaşayanların kalp hastalığına yakalanma riskinin yüzde 50 daha fazla olduğunu ortaya koyuyor.Horlama: Obstrüktif uyku apnesiyle ilişkilendirilen yüksek sesli horlama, koroner arter hastalığı riskini yüzde 28 oranında artırabiliyor.Soğuk el ve ayaklar: Düşük sıcaklıklarda damarların daralması normal olsa da, dolaşım zayıflığında bu durum kalp üzerindeki yükün göstergesi olabiliyor.Prof. Al-Lamee, “Kan basıncı, kolesterol ve diyabet için yapılan rutin kontrollerin ihmali, sessiz ilerleyen kalp sorunlarını ölümcül hale getirebilir. Gerektiğinde kullanılan koruyucu ilaçlar hayat kurtarıcıdır” diyerek uyarıyor.Uzmanlar, kalbin sadece göğüste ağrı ile sinyal vermediğini; ağızdan uykuya, dolaşımdan cinsel sağlığa kadar birçok farklı belirtiyi göz ardı etmemek gerektiğini hatırlatıyor. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/WXaxGKvB80eCRGpjJWtl4Q.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Sat, 25 Oct 2025 16:12:27 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Kalp, doktoru, açıkladı:, Kalp, krizinin, erken, belirtisi</media:keywords>
</item>

<item>
<title>Çinliler şifalı diye bol bol tüketiyor: Halk arasında ona &amp;quot;hayat meyvesi&amp;quot; diyorlar</title>
<link>https://karadenizden.com.tr/28078</link>
<guid>https://karadenizden.com.tr/28078</guid>
<description><![CDATA[ Ankara&#039;nın Güdül ilçesinde yetişen şifa kaynağı hünnap meyvesi, tüm illere gönderiliyor.Çin hurması olarak da bilinen hünnap meyvesi, Başkent&#039;in yanı başında Güdül ilçesinde yetiştiriliyor.Faydaları saymakla bitmeyen hünnapa ise ilgi büyük. Güney Asya&#039;ya özgü bir meyve olan hünnapın içerisinde tek bir çekirdek bulunuyor.Küçük ve yuvarlak bir yapıya sahip olan meyvenin faydaları saymakla bitmiyor. Hünnap meyvesi kemikleri güçlendiriyor, uykusuzluğa iyi geliyor, kan dolaşımını düzenliyor.Tarla sahibi İsmail Acar, hünnap meyvesinin vücuda çok yararlı olduğunu ve herkesin bu şifa kaynağını kullanması gerektiğini belirterek, &quot;Bu meyveyi dikeli 6 sene oldu. Ben yurt dışındaydım. Zor iş ama yapıyoruz. Şimdi şu anda tam hasat zamanı. Aşağı yukarı 4-5 hafta daha sürer. Soğuk vurursa bu meyve tamamen gider. Kalbe, her şeye çok faydası varmış bunun. Faydası varmış, yararlı bir meyveymiş. Onun için biz de üretim yapıyoruz&quot; dedi.Hünnap meyvesinin Türkiye&#039;ye özgü olmadığını ve faydasının saymakla bitmediğini belirten Güldane Acar ise &quot;Sabahtan toplamaya başlıyoruz. Sonra tartıyoruz, hazırlıyoruz ve siparişler oluyor.O siparişleri hazırlıyoruz. Aslında bu meyve Türkiye genelinde hiç yokmuş. 10-15 sene önce dikilmeye başlanmış. Aslen Çin&#039;den gelme bir meyve. Hayat meyvesi diyorlar. Sağlıklı olduğu için Çinliler bunu çok tüketiyor. Ama bol su olacak. Önemli olan o. Sulak yerde çok güzel büyüyor, güzel meyve veriyor&quot; diye konuştu. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/ghXor8XULE67nQ7dBicfmg.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Sat, 25 Oct 2025 16:12:26 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Çinliler, şifalı, diye, bol, bol, tüketiyor:, Halk, arasında, ona, hayat, meyvesi, diyorlar</media:keywords>
</item>

<item>
<title>4. evre akciğer kanseri uyarı işareti: Tüm organlara yayılıyor</title>
<link>https://karadenizden.com.tr/28079</link>
<guid>https://karadenizden.com.tr/28079</guid>
<description><![CDATA[ 4. evre akciğer kanseri, yani metastatik akciğer kanseri, hastalığın en agresif ve yaşamı tehdit eden evresidir. Bu noktada kanser, akciğerlerden beyin, kemikler, karaciğer veya adrenal bezler gibi hayati organlara yayılmış durumdadır ve ciddi komplikasyonlara yol açabilir.Uzmanlar, erken tanının hayati önem taşıdığını vurguluyor. Belirtiler genellikle aniden ortaya çıkabilir veya hızla kötüleşebilir; sürekli öksürük, göğüs ağrısı, nefes darlığı ve aşırı yorgunluk en sık görülen semptomlar arasında. Bu belirtiler fark edildiğinde, hastalar ve yakınları hızlı hareket ederek ağrı yönetimi ve tedavi ile palyatif bakım kararlarını daha etkin bir şekilde alabilir.4. EVRE AKCİĞER KANSERİNİN İŞARETLERİZamanla artan sürekli öksürük, ileri evre akciğer kanserinin en yaygın belirtilerinden biridir. Tümörün hava yollarını tahriş etmesi veya kanaması sonucu balgamda kan görülebilir. Bu durum günlük yaşamı ve uykuyu olumsuz etkileyebilir.Tümör büyüdükçe hava yollarını tıkayabilir veya akciğer çevresinde sıvı birikmesine yol açabilir, bu da nefes almayı zorlaştırır. Hafif aktivitelerde bile nefes darlığı görülebilir ve zamanla artabilir.Tümörün göğüs duvarına, sinirlere veya çevre dokulara baskı yapması nedeniyle göğüs ağrısı yaygındır. Ağrı, öksürme, derin nefes alma veya gülme sırasında artabilir.Dinlenmeyle geçmeyen yoğun yorgunluk sık görülen bir belirtidir. Vücut üzerindeki metabolik yük, düşük oksijen seviyeleri ve kanserin enerji talebi bu duruma neden olur.5. SES KISIKLIĞI VE DEĞİŞİKLİĞİKanser, larinks sinirini veya çevresini etkilerse ses değişiklikleri görülebilir. Bu durum, diğer akciğer semptomlarıyla birlikte ortaya çıkarsa mutlaka doktor kontrolü gerekir.4. EVRE AKCİĞER KANSERİ TEDAVİSİ 4. evre akciğer kanseri tedavi edilemese de, semptom yönetimi ve destekleyici bakım hastaların yaşam kalitesini artırabilir. Başlıca stratejiler:Palyatif bakım ile ağrı ve rahatsızlığın giderilmesiİlaç ve terapi ile ağrı yönetimiNefes darlığı için oksijen tedavisiGüç ve enerjiyi korumak için beslenme desteğiHastalar ve aileler için psikolojik destekUzmanlar, hastalığın agresif doğası nedeniyle belirtileri fark etmenin ve hızlı önlem almanın yaşam kalitesini artırmada kritik rol oynadığını belirtiyor. Bu makale sadece genel bilgi verme amacıyla yazılmıştır ve doktor tavsiyesi olarak ele alınmaması gerekir. Makalenin içeriğinden yola çıkarak okurun kendi başına koyduğu teşhislerden ntv.com.tr sorumlu değildir. Sağlığınızla ilgili herhangi bir endişeniz varsa doktorunuza danışın. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/rCSDOFJntUat1JlrSzq1sQ.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Sat, 25 Oct 2025 16:12:26 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>evre, akciğer, kanseri, uyarı, işareti:, Tüm, organlara, yayılıyor</media:keywords>
</item>

<item>
<title>Meyvelerin rengi besin değerleri hakkında ne söylüyor?</title>
<link>https://karadenizden.com.tr/28080</link>
<guid>https://karadenizden.com.tr/28080</guid>
<description><![CDATA[ Meyveler, söz konusu olduğunda, renk estetikten daha fazlasıdır. Meyvelere kırmızı, turuncu, mor veya yeşil tonlarını veren pigmentler genellikle fitonutrient adı verilen faydalı bitki bileşiklerine bağlıdır. Peki, meyvelerin rengi besin değeri hakkında ne söylüyor?Sağlığınıza dikkat ederken gözlerinizi de doyurmak söz konusu olduğunda, rengarenk meyvelerle dolu bir tabaktan daha iyisi yoktur! Birkaç kırmızı elma seçin, birkaç sarı muz alın, yanına birkaç kivi koyun, portakal ve greyfurtla biraz narenciye büyüsü katın ve rengarenk meyvelerle tamamlayın.Bu meyveler ne kadar parlak olsalar da, sağlık açısından da çok faydalıdırlar. Peki, bir meyvenin renginin sağlık gücü hakkında size ne anlattığını hiç merak ettiniz mi?Meyvelerin canlı renkleri sadece gösteriş için değildir: İçerdiği fitonutrientler ve antioksidanlara işaret eder.Meyveler (ve sebzeler) söz konusu olduğunda, renk estetikten daha fazlasıdır; bir sinyaldir. Meyvelere kırmızı, turuncu, mor veya yeşil tonlarını veren pigmentler genellikle fitonutrient adı verilen faydalı bitki bileşiklerine bağlıdır. Harvard Health&#039;in ortaya koyduğu gibi, bu bileşikler vücudunuzda antioksidan, iltihap giderici, vitamin veya öncü olarak ve hastalıklara karşı koruyucu olarak görev yapar. Araştırmalar ayrıca, daha koyu ve daha canlı renklere sahip meyvelerde genellikle bu koruyucu bileşiklerin daha yüksek konsantrasyonlarda bulunduğunu göstermektedir.Meyvelerdeki (ve sebzelerdeki) her renk grubu farklı bir şey getirir.Örneğin, kırmızı, mor veya mavi meyveler genellikle serbest radikalleri nötralize eden ve oksidatif stresi azaltan antioksidan görevi gören antosiyaninler ve diğer flavonoidler içerir.Karotenoidler (beta-karoten, likopen ve lutein gibi) genellikle sarı, turuncu veya kırmızı renkleri verir ve A vitaminine dönüşebilir veya göz, cilt ve bağışıklık sağlığını destekleyebilir.Yeşil meyveler genellikle klorofilin yanı sıra lutein, zeaksantin gibi fitonutrientler ve detoksifikasyon ve hücre koruması için yararlı indol veya izotiyosiyanatlar gibi bileşikleri barındırır.2019 tarihli bir inceleme , net bir bağlantı olduğunu gösterdi: Antosiyaninler (koyu kırmızı, mor, mavi) açısından zengin meyve ve sebzelerin genel antioksidan kapasitesi daha yüksek olma eğilimindedir. Bu, güçlü renkli meyveler yediğinizde, muhtemelen daha fazla koruyucu bileşen aldığınız anlamına gelir.İşte meyvelerinizin renklerinin besin değerleri hakkında neler söyleyebileceği ve neden çeşitliliği hedeflemeniz gerektiği konusunda bir özet: &quot;Gökkuşağını yiyin.Kırmızı meyveler renklerini esas olarak likopen, antosiyaninler, flavonoidler ve ilgili karotenoidlerden alır. Bu bileşikler serbest radikalleri nötralize etmeye, oksidatif strese karşı korumaya ve kalp ve damar sağlığını desteklemeye yardımcı olur.Bu tür meyvelere örnek olarak çilek, karpuz, kırmızı elma, kiraz, nar, kırmızı üzüm ve ahududu verilebilir. Kırmızı meyvelerin kalp sağlığını, cilt korumasını ve göz sağlığını desteklediği düşünülmektedir.Turuncu ve sarı meyveler renklerini beta-karoten, alfa-karoten, beta-kriptoksantin ve lutein/zeaksantin gibi karotenoidlerden alır. Bunlar vücutta A vitaminine dönüştürülür veya A vitaminini destekler; bu da görme, bağışıklık sistemi ve sağlıklı cilt için çok önemlidir.Bu tür meyvelere iyi örnekler arasında mango, portakal, papaya, kayısı, sarı şeftali, ananas ve sarı kavun bulunur. Ayrıca iltihap giderici etkileri vardır ve kronik hastalık riskini azaltmaya yardımcı olabilirler.YEŞİL MEYVELERYeşil meyveler klorofil, indol, izotiyosiyanat ve sıklıkla lutein/zeaksantin ve folat (B9 vitamini) içerir. Bu bileşikler detoksifikasyonu, damar sağlığını, hücre onarımını ve kanser savunma mekanizmalarını destekler.Bu tür meyvelere örnek olarak kivi, yeşil elma, üzüm, avokado, guava, kavun ve yeşil armut verilebilir. Birçok yeşil meyve aynı zamanda iyi lif, potasyum ve K vitamini sağlar ve sağlıklı kan basıncını destekler.Mor ve mavi tonları antosiyaninler, resveratrol, proantosiyanidinler ve diğer flavonoidlerden gelir. Bunlar, beyin fonksiyonlarını, hafızayı, damar akışını desteklediğine ve yaşlanma süreçlerini yavaşlattığına inanılan güçlü antioksidanlardır.Bu tür meyvelerin tipik örnekleri yaban mersini, böğürtlen, üzüm, erik, mürver ve mor incirdir. Çalışmalar, antosiyaninleri bilişsel sağlığın iyileştirilmesi, oksidatif stresin azaltılması ve kardiyovasküler hastalık riskinin düşürülmesiyle ilişkilendirmektedirBEYAZ SOLUK MEYVELERBeyaz, soluk veya kahverengi meyveler genellikle flavonoidler, allisin, kuersetin, resveratrol veya kükürt bileşikleri içerir. Bunlar kolesterol kontrolünü, kan basıncını düzenlemeyi destekleyebilir ve antimikrobiyal veya antiviral etki sağlayabilir.Bu tür meyvelere örnek olarak muz, armut, beyaz şeftali, liçi, hurma, sapodilla ve bazı kavun veya elma etli çeşitleri verilebilir. Bazı beyaz veya açık kabuklu meyveler ayrıca potasyum, lif ve sindirim sağlığını destekleyen bileşikler içerirTek bir renk size her şeyi vermez. Fitonutrientler farklı çalıştığı için, yalnızca te ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/4GSOVsbN30ucVJddc-R88Q.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Sat, 25 Oct 2025 16:12:26 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Meyvelerin, rengi, besin, değerleri, hakkında, söylüyor</media:keywords>
</item>

<item>
<title>Uzmanı açıkladı: Yemeklere eklemek iltihabı azaltabilir</title>
<link>https://karadenizden.com.tr/28075</link>
<guid>https://karadenizden.com.tr/28075</guid>
<description><![CDATA[ Uzmanlar, kırmızı soğanın güçlü antioksidanlar ve flavonoidler sayesinde kalp sağlığından kansere kadar pek çok hastalığa karşı koruyucu etkiler sunduğunu belirtiyor.Mutfakların vazgeçilmezlerinden biri olan kırmızı soğan, yalnızca yemeklere kattığı aromayla değil, sunduğu sağlık faydalarıyla da dikkat çekiyor. Beslenme ve gıda araştırmalarıyla tanınan Dr. William Li, kırmızı soğanın içerdiği antosiyanin ve kuersetin bileşenlerinin vücudu hastalıklara karşı koruma potansiyeline sahip olduğunu vurguladı.Kırmızı soğanın morumsu-kırmızı rengi, görsel bir cazibeden çok daha fazlasını temsil ediyor. Bu renk, doğada bulunan güçlü antioksidanlardan antosiyaninler sayesinde oluşuyor. Aynı bileşikler, böğürtlen, çilek ve patlıcan gibi gıdalarda da bulunuyor.Uzmanlara göre antosiyaninler, vücudu oksidatif strese karşı koruyarak hücre hasarını azaltıyor, bağışıklık sistemini güçlendiriyor ve kronik iltihapla mücadelede önemli rol oynuyor. Kronik iltihabın diyabet, kalp rahatsızlıkları ve eklem ağrıları gibi birçok hastalığın temel nedeni olduğu biliniyor.Soğanı sağlık açısından öne çıkaran bir diğer bileşen ise kuersetin. Bitkisel kaynaklı bu flavonoid, doğal bir anti-enflamatuar ve antioksidan olarak tanımlanıyor. Bilimsel araştırmalar, kuersetinin kan basıncını düşürme, kalp sağlığını destekleme ve kanser hücrelerinin çoğalmasını engelleme potansiyeline sahip olduğunu gösteriyor.PubMed’de yayımlanan son çalışmalar, kuersetinin ayrıca grip, hepatit B ve C, hatta HIV gibi virüslere karşı etkili olabileceğini ortaya koydu. Araştırmacılar, bu bileşiğin gelecekte antiviral ilaçların geliştirilmesinde önemli bir rol üstlenebileceğini belirtiyor.Dr. Li, “Kuersetin vücutta sessiz bir savunma mekanizması gibi çalışıyor; iltihabı kontrol altında tutarak genel sağlığı destekliyor. Soğan ise bu bileşiğin en güçlü doğal kaynaklarından biri,” ifadelerini kullandı.Sarımsak, arpacık soğanı ve pırasa ile aynı allium ailesine mensup olan soğan, hem Akdeniz hem de Asya mutfaklarının temel bileşenleri arasında yer alıyor. Bu bitki ailesi, geleneksel tıpta da kalp-damar rahatsızlıkları, diyabet, astım, kanser ve cilt hastalıklarının tedavisinde yüzyıllardır kullanılıyor.Dr. Li, “Her zaman gözümüzün önünde olan bu sade gıdaları küçümsememek gerekiyor. Kırmızı soğan, hem sofralara lezzet katar hem de uzun vadeli sağlık için büyük bir destek sunar,” diyerek yerel ürünlerin değerine dikkat çekiyor. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/-qid5fADTUSSgrT3L9p5xg.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Sat, 25 Oct 2025 16:12:25 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Uzmanı, açıkladı:, Yemeklere, eklemek, iltihabı, azaltabilir</media:keywords>
</item>

<item>
<title>11 çocuğun ani ölümünde öksürük şurubu şüphesi! Doktor gözaltında, şurubun satışı yasaklandı</title>
<link>https://karadenizden.com.tr/28076</link>
<guid>https://karadenizden.com.tr/28076</guid>
<description><![CDATA[ Hindistan&#039;da 11 çocuğun öksürük şurubu nedeniyle yaşamını yitirdiği şüphesi üzerine, söz konusu ilacı reçete eden doktor gözaltına alındı.Hindistan&#039;da 11 çocuğun toksik öksürük şurubundan ölümü üzerine bir doktor gözaltına alındı.India Today gazetesinin haberine göre, Hindistan&#039;ın Madhya Pradesh eyaletinde 11 çocuk yaşamını yitirdi.YASAL SINIR AŞILDI MI?Ölümler sonrası yapılan incelemelerde, hayatını kaybeden çocukların kullandığı öksürük şurubunda bulunan ve yüksek dozda alınması durumunda böbrek yetmezliği ile ölüme yol açabilen toksik kimyasal dietilen glikol oranının yasal sınırları aştığı belirlendi.Polis, ölen çocukların çoğuna öksürük şurubu reçete ettiği tespit edilen Praveen Soni isimli doktorun gözaltına alındığını açıkladı.ŞİRKET HAKKINDA SUÇ DUYURUSUNDA BULUNULDUSoni&#039;nin çocukların tedavisinde ihmalkarlık gerekçesiyle derhal görevden uzaklaştırıldığını kaydeden polis, hem doktor hem de şurubu üreten Sresun Pharmaceuticals şirketi hakkında suç duyurusunda bulunulduğunu bildirdi.ŞURUBUN SATIŞI DURDURULDUOlayın ardından eyalet hükümeti, söz konusu şurubun ve üretici firmanın diğer ürünlerinin satışını durdurdu.Hindistan, 2023&#039;te, çok sayıda çocuğun öksürük şuruplarına bağlı ölümü üzerine soğuk algınlığı ve öksürük tedavisinde kullanılan klorfeniramin maleat ve fenilefrin karışımı şurup ve tabletleri 4 yaş altındakilere yasaklamıştı. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/knksGP0fdU-KxFtPaMEwHw.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Sat, 25 Oct 2025 16:12:25 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>çocuğun, ani, ölümünde, öksürük, şurubu, şüphesi, Doktor, gözaltında, şurubun, satışı, yasaklandı</media:keywords>
</item>

<item>
<title>Coronavirüs&amp;kanser ilişkisi: Covid&amp;19&amp;apos;u ağır geçirenlerde nüks riski arttı</title>
<link>https://karadenizden.com.tr/28077</link>
<guid>https://karadenizden.com.tr/28077</guid>
<description><![CDATA[ Dünyadaki tüm kanserlerin yüzde 13&#039;ü bir enfeksiyonla ilişkilendiriliyor. Yapılan son çalışmalar, Covid-19&#039;u ağır geçiren kanser atlatmış kişilerde kanserin nüksetme riskinin arttığını gösteriyor. Haber: Melike ŞahinKanser rsikini artıran başlıca nedenler arasında genetik faktörler, sigara ve kötü beslenme yer alırken dünyadaki tüm kanserlerin yüzde 19&#039;ünün bir enfeksiyonla ilişkili olduğu belirlendi.  Yeni bir çalışmaya göre, daha önce kanser atlatıp coronavirüs ve gribi ağır geçiren kişilerde kanserin nüksetme riski artıyor.  &quot;SADECE BULUNDUĞU BÖLGEYİ HASARLANDIRMIYOR&quot;  Enfeksiyon Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Esin Şenol, coronavirüs ve grip gibi virüslerin sadece bulunduğu bölgeyi hasarlandırmadığının altını çizdi.  Şenol, &quot;Biz doku hasarını görüyoruz ama bağışıklık sistemini yardıma çağırmak için büyük bir kıyamet koparıyor. Fark etmeseniz de başka doku ve organlarda pek çok etki yapabiliyor.&quot; dedi.  ERKEN TEŞHİS ÖNEMLİ  HPV ve hepatitin neden olduğu enfeksiyonlarla ilişkili kanserlere aşıyla önlem almak mümkün.  Tüm kanserlerde olduğu gibi bu türlerde de bulguları erken tespit etmek ve hızla tedaviye başlamak başarı oranını artırıyor. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/L8jbcTrRPEqQMZRB8S1o4Q.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Sat, 25 Oct 2025 16:12:25 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Coronavirüs-kanser, ilişkisi:, Covid-19u, ağır, geçirenlerde, nüks, riski, arttı</media:keywords>
</item>

<item>
<title>İstanbul’daki amatör lig maçlarında sağlık görevlisi bulunacak</title>
<link>https://karadenizden.com.tr/28073</link>
<guid>https://karadenizden.com.tr/28073</guid>
<description><![CDATA[ İstanbul amatör futbol ligi maçlarında bu sezon sağlık personeli de görev yapacak.Türkiye Futbol Federasyonu&#039;nun özel bir sağlık hizmetleri kuruluşu ile imzaladığı  protokole göre İstanbul&#039;daki amatör lig maçlarında sağlık görevlileri de görev alacak. Yapılan protokol kapsamında, 2025-2026 sezonu boyunca İstanbul genelinde oynanacak amatör lig maçlarında saha kenarında en az bir sağlık görevlisi hazır bulunacak. Bu uygulamayla, olası sakatlıklar veya acil durumlara anında müdahale edilmesi ve sporcuların güvenliğinin en üst düzeye çıkarılması hedefleniyor.  ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/ooCrcd3dyU2L04l4gh9bAw.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Sat, 25 Oct 2025 16:12:24 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>İstanbul’daki, amatör, lig, maçlarında, sağlık, görevlisi, bulunacak</media:keywords>
</item>

<item>
<title>Sıradan bir sırt ağrısı sandı: Kanserden hayatını kaybetti</title>
<link>https://karadenizden.com.tr/28072</link>
<guid>https://karadenizden.com.tr/28072</guid>
<description><![CDATA[ İngiltere’nin Cambridgeshire bölgesinde yaşayan 38 yaşındaki Steve Burrows, sırt ağrısını yaşlanmaya bağladı ancak kısa süre sonra rektum kanseri teşhisi aldı. Burrows, teşhisten yalnızca iki ay sonra yaşamını yitirdi.DailyMail&#039;de yer alan habere göre; Cambridgeshire&#039;de yaşayan dört çocuk babası Steve Burrows, temmuz ayının sonunda aniden alt sırtında ağrılar hissetmeye başladı. Ağrının yaşlanmadan kaynaklandığını düşünen Burrows, rahatlamak için yoga hareketleri yapmaya başladı. Ancak bir ay geçmesine rağmen ağrılar dinmeyince ve dayanılmaz hâle gelince acil servise başvurdu.Hastanede yapılan taramalarda Burrows’un rektum kanseri olduğu belirlendi. Yapılan ileri testlerde ise hastalığın dördüncü evreye ulaştığı ve vücudun diğer bölgelerine yayıldığı tespit edildi. Durumu kısa sürede ağırlaşan Burrows, bir bakımevine nakledildikten kısa süre sonra, 27 Eylül’de hayatını kaybetti.Burrows’un eski eşi Bethan Kester, yaşadıklarını anlatırken herkese vücutlarındaki değişimleri ciddiye alma çağrısı yaptı:“Bu, tüm ailemiz için yıkıcı bir durumdu. Kanser olduğunu öğrendiğinden itibaren yalnızca bir ay geçmişti. Belinde ağrılar başladı ve yoga yaparak hafifletmeye çalışıyordu. Sonra ağrılar sürekli hâle geldi, her gün, her saat artarak devam etti.”Kester, Burrows’un başta siyatik ağrısı yaşadığını düşündüğünü belirterek, “Sürekli yaşlanmakla ilgili şakalar yapardı. Çocuklarına ‘Sadece yaşlılıktan’ derdi. Oysa daha 38 yaşındaydı,” dedi.Burrows’un, Ailevi Adenomatöz Polipozis (FAP) adı verilen kalıtsal bir hastalığı olduğu biliniyordu. Bu hastalık, bağırsakta kanserli olmayan poliplerin oluşmasına neden oluyor ve tedavi edilmediğinde kanser riskini ciddi ölçüde artırıyor.Kester, “Sırt ağrısının sinirlerine baskı yapan tümörlerden kaynaklandığı ortaya çıktı. İlk başta savaşmaya kararlıydı ama hastalık çok hızlı ilerledi. Hepimiz için büyük bir şoktu,” diye konuştu.Genç yaşta bağırsak kanseri vakalarında artış endişelendiriyorUzmanlar, dünya genelinde 50 yaş altı bireylerde kolorektal kanser vakalarının hızla arttığına dikkat çekiyor. İngiltere’de her yıl yaklaşık 42 bin kişiye bağırsak kanseri teşhisi konulurken, bunların 17 bini hastalık nedeniyle hayatını kaybediyor.Hastalığın erken belirtileri arasında dışkıda kan, bağırsak alışkanlıklarında değişiklik, kilo kaybı, yorgunluk ve karın ağrısı bulunuyor. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/sf9ptUFV7k6wMuL1ww2PiQ.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Sat, 25 Oct 2025 16:12:24 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Sıradan, bir, sırt, ağrısı, sandı:, Kanserden, hayatını, kaybetti</media:keywords>
</item>

<item>
<title>Böbrekleri bitiren 7 alışkanlık: Çoğu kişi zararını bilmiyordu</title>
<link>https://karadenizden.com.tr/28074</link>
<guid>https://karadenizden.com.tr/28074</guid>
<description><![CDATA[ Böbrekler, vücudumuzun sessiz çoklu görev yapan organıdır. Hayati, perde arkası görevleri yerine getirirler: atıkları filtrelemek, sıvı ve tuzları dengelemek, hormon üretmek ve vücut kimyamızı uyum içinde tutmak. Ancak sessizce çalıştıkları için böbrek hasarı genellikle belirgin uyarı işaretleri olmadan ilerler. Belirgin belirtiler ortaya çıktığında, ciddi hasar çoktan oluşmuş olabilir.&#039;Sessiz katil&#039; olarak bilinen böbrek hastalığı, dünya çapında en az teşhis edilen sağlık sorunlarından biridir. Bunun nedeni nadir görülmesi değil, göz önünde olmasıdır. Uluslararası Nefroloji Derneği&#039;ne göre, böbrek hastalığı dünya genelinde 850 milyondan fazla insanı etkilemektedir. Bu, hem kronik böbrek hastalığını (KBH) hem de akut böbrek yetmezliğini (ABH) kapsamaktadır. Hastalık ortaya çıktığında, kişi fark edilir semptomlar yaşamadan önce böbrek fonksiyonlarının %90&#039;ına kadarını kaybedebilir.Neyse ki, böbrek zorlanması veya kronik böbrek hastalığı (KBH) vakalarının çoğu, böbrek sağlığımızla nadiren ilişkilendirdiğimiz yaygın günlük alışkanlıklar nedeniyle ortaya çıkar veya hızlanır. Bu davranışların farkına varıp değiştirilmesi ve erken belirtilerin fark edilmesi, daha fazla hasarı yavaşlatan, hatta durduran zamanında tıbbi bakıma olanak sağlayabilir.Bu rehberde, böbreklere sessizce zarar veren yedi günlük alışkanlığı inceleyecek, nasıl zarar verdiklerini açıklayacak ve görmezden gelmemeniz gereken erken uyarı işaretlerini vurgulayacağız. Amaç mı? Sizi basit ve uygulanabilir bir anlayışla güçlendirmek; böylece sorunlar daha sonra ciddileştiğinde tepki vermek yerine, böbreklerinizi şimdi koruyabilirsiniz.Yetersiz sıvı alımı, böbreklerin idrarı yoğunlaştırmak ve atıkları temizlemek için daha fazla çalışmasına neden olur. Zamanla, özellikle sıcak iklimlerde veya yoğun aktiviteler sırasında tekrarlayan susuzluk, hasara katkıda bulunabilir. Kronik susuzluk, hatta hafif susuzluk bile zamanla hasarı hızlandırabilir. İdrarın koyu veya az olması, vücudunuzun (ve böbreklerinizin) daha fazla sıvıya ihtiyacı olduğunun bir uyarısıdır.Beslenmede aşırı tuz tüketimi kan basıncını yükseltir. Yüksek tansiyon, kronik böbrek hastalığının önde gelen nedenlerinden biridir. Yüksek tansiyon, böbreklerdeki küçük kan damarlarına zarar vererek filtreleme kapasitelerini azaltır. İşlenmiş gıdalar, paketlenmiş atıştırmalıklar, konserve çorbalar, turşular ve fast food&#039;lar yaygın nedenlerdir.Özellikle gazlı içecekler veya tatlandırılmış içeceklerden gelen yüksek şeker alımı, insülin direncini, ürik asit seviyelerini ve metabolik stresi artırarak dolaylı olarak böbreklere zarar verir. Yakın zamanda yayınlanan bir makale, soda ve sodyum, şeker ve fosfat bakımından zengin işlenmiş gıdaların böbreklere nasıl sessizce zarar verdiğini vurguladı.Protein olmazsa olmazdır, ancak aşırı alımı (özellikle hayvansal protein) böbreklerin daha fazla atığı filtrelemesine neden olur. Benzer şekilde, fosfor katkı maddeleri açısından zengin yiyecekler (işlenmiş etlerde, kolalarda ve paketlenmiş gıdalarda yaygındır), özellikle böbrek fonksiyonları zaten zayıflamışsa, hasarı hızlandırabilir.Steroid olmayan anti-inflamatuar ilaçlar (ibuprofen, naproksen, aspirin veya bazı reçetesiz satılan ağrı kesiciler gibi) böbreklere giden kan akışını azaltır ve çok sık kullanıldığında akut veya kronik hasara neden olabilir. İnsanlar bunları genellikle baş ağrısı, ağrı veya hafif sızılar için alırlar, ancak tekrarlayan veya uzun süreli kullanımları zararlı olabilir.KRONİK STRES VE UYKUSUZLUKUyku, vücudumuzun onarım işini yaptığı zamandır. Kronik yetersiz uyku, stresle birleştiğinde hipertansiyon, metabolik stres ve iltihaplanma ile ilişkilendirilmiştir; bunların hepsi dolaylı olarak böbreklere zarar verir. Zamanla, bozulan sirkadiyen ritimler ve hormonal dengesizlik, böbrek yetmezliğini hızlandırabilir.Sigara içmek böbrek kan damarlarını daraltır ve oksidatif stresi artırır. Yüksek miktarda alkol vücudu susuz bırakabilir ve kan basıncını etkileyebilir. Bu yaşam tarzı faktörleri kan damarlarını daraltır, oksidatif hasarı teşvik eder ve diyabet veya hipertansiyon riskini artırır; bunların hepsi böbrek hastalığının başlıca nedenleridir. Açık bir hastalık olmasa bile, bu tür stres faktörlerine sürekli maruz kalmak böbrek direncini azaltır.Bu makale sadece genel bilgi verme amacıyla yazılmıştır ve doktor tavsiyesi olarak ele alınmaması gerekir. Makalenin içeriğinden yola çıkarak okurun kendi başına koyduğu teşhislerden ntv.com.tr sorumlu değildir. Sağlığınızla ilgili herhangi bir endişeniz varsa doktorunuza danışın. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/CjJ32xyWMESNbIicnTdnDw.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Sat, 25 Oct 2025 16:12:24 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Böbrekleri, bitiren, alışkanlık:, Çoğu, kişi, zararını, bilmiyordu</media:keywords>
</item>

<item>
<title>Dermatolog açıkladı: Hava soğuduğunda cildiniz neden kızarır?</title>
<link>https://karadenizden.com.tr/28068</link>
<guid>https://karadenizden.com.tr/28068</guid>
<description><![CDATA[ Sonbahar, kat kat giyinmenin yanı sıra cilt bakımının da öne çıktığı bir mevsim olarak dikkat çekiyor. Dermatologlar, sıcaklıkların düşmesinin ciltte kuruluk, gerginlik ve tahrişe yol açtığını belirtiyor. Bu duruma bazen “sonbahar yüzü” adı veriliyor.Daily Mail’e konuşan Dermatolog Dr. Derrick Phillips, cilt sağlığının, dış tabaka olan epidermisi koruyan su geçirmez “cilt bariyerine” bağlı olduğunu söylüyor.“Cilt bariyerinin amacı, iç ortamı korumaktır. Virüsleri, bakterileri ve kirleticileri dışarıda tutarken, nemi içeride hapseder. Bariyer hasar gördüğünde su dışarı sızar, tahriş edici maddeler içeri girer ve bu da kuruluk, kızarıklık ve iltihaplanmaya yol açar” diyor.Mevsim değişikliğiyle birlikte havadaki nem oranı düşüyor, merkezi ısıtma ise cildin nemini daha hızlı kaybetmesine neden oluyor. Dr. Phillips, “Radyatöre çok yakın oturmamaya çalışın. Bu, cildin nemini alıp götürdüğü için şaşırtıcı derecede zararlı olabilir” uyarısında bulunuyor.Uzman, ayrıca uzun ve sıcak duşların da cilt yüzeyindeki koruyucu yağları yok ederek tahrişi artırdığını belirtiyor.Sert temizleyiciler, aşırı peeling, güneş yanığı veya retinol gibi aktif bileşenlerin aşırı kullanımı cilt bariyerini zayıflatabiliyor. Stres, yaşlanma, genetik faktörler ve bazı sağlık sorunları da dayanıklılığı azaltıyor. Dermatit, egzama ve rozasea gibi hastalıklar ise bariyeri bozarak iltihaplanmayı tetikleyebiliyor.Dermatit: Sabun, koku veya deterjanlara karşı oluşan kırmızı, kaşıntılı ve ağrılı cilt reaksiyonu.Egzama: Cildin nemi tutamaması sonucu kronik kuruluk, kaşıntı ve çatlamalara yol açan uzun süreli bir rahatsızlık.Rozasea: Yanak ve burunda kalıcı kızarıklık, belirgin damarlar ve sivilce benzeri şişlikler ile karakterize yaygın bir iltihaplı hastalık.Dr. Phillips, cilt bariyerini bir tuğla duvara benzetiyor. “Yağlar ve yağ asitleri harç gibi çalışır. Harç parçalanmaya başladığında su kaçar ve tahriş edici maddeler içeri girer” diyor.Dermatologlar, özellikle seramid, hyaluronik asit, yağ asitleri ve gliserin içeren formüllerin nemlendirme için tercih edilmesini öneriyor. Dr. Phillips, “Cildiniz tahriş olmuşsa, kızarmışsa ve mutsuzsa, nemlendirici ve onarıcı içeriklere odaklanın” diyor.Mevsime uygun, nazik bir temizleyici kullanın.
Besleyici bir nemlendirici ve güneş kremi uygulayın.
Kuruluk veya hassasiyet varsa yağ bazlı temizleyicilerle nemi hapsedin.

Dr. Phillips, cilt bariyeri hasarı belirtilerinin altı ila sekiz hafta içinde doğru bakım ile onarılabileceğini söylüyor. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/4CLti21GLU2y67oK0bFTYg.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Sat, 25 Oct 2025 16:12:23 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Dermatolog, açıkladı:, Hava, soğuduğunda, cildiniz, neden, kızarır</media:keywords>
</item>

<item>
<title>Doktor açıkladı: Kanserle savaşan 8 sağlıklı içecek</title>
<link>https://karadenizden.com.tr/28069</link>
<guid>https://karadenizden.com.tr/28069</guid>
<description><![CDATA[ Kanserden korunma, günlük yaşam tarzı seçimleriyle giderek daha fazla bağlantılı hale geliyor ve içtiklerimiz vücudumuzun doğal savunmasını desteklemede hayati bir rol oynuyor.Gastroenterolog Dr. Saurabh Sethi, kanser riskini önemli ölçüde etkileyebilecek sekiz güçlü içeceğe dikkat çekiyor. Yeşil çay, kahve ve nar suyu da dahil olmak üzere bu içecekler antioksidanlar ve antienflamatuar bileşikler açısından zengindir. Bunları dengeli bir yaşam tarzına dahil etmek, çeşitli kanser türlerine karşı korunmaya ve genel sağlığı iyileştirmeye yardımcı olabilir.Harvard ve Stanford&#039;da eğitim almış bir Gastroenterolog olan Dr. Saurabh Sethi, basit içecek seçimlerinin kanser riskini önemli ölçüde etkileyebileceğini paylaşıyor. Instagram&#039;da paylaştığı bir gönderide, yeşil çay ve kahveden nar suyuna ve bitki çaylarına kadar antioksidanlar, polifenoller ve antienflamatuar bileşikler açısından zengin sekiz güçlü içeceğe dikkat çekiyor. Bu içecekleri dengeli bir beslenme ve sağlıklı alışkanlıklarla birlikte günlük rutinlere dahil etmek, çeşitli kanser türlerine karşı korunmaya ve genel bağırsak ve metabolik sağlığı iyileştirmeye yardımcı olabilir. Yeşil çay, kahve ve daha fazlasını içeren 8 kanserle savaşan içecekDr. Sethi, yeşil çayın sağlık yararlarının çoğundan sorumlu bir polifenol türü olankateşinlerinin güçlü bir kaynağı olduğunu vurguluyor. Instagram gönderisinde, &quot;Düzenli yeşil çay içenlerin meme ve kolorektal kanser riski %20-30 daha düşük,&quot; diye açıklıyor. Gastroenterolog, antioksidan özelliklerinin vücuttaki serbest radikalleri nötralize etmeye yardımcı olarak hücre sağlığını desteklediğini ve potansiyel olarak kanserli hücre oluşumunu azalttığını da ekliyor.Dr. Sethi&#039;ye göre kahve, karaciğer ve endometriyal kanserlere karşı koruyucu etkiler sunan polifenoller ve antioksidanlar açısından zengindir.Gönderide, &quot;Günde içilen her ekstra fincan kahve, karaciğer kanseri riskini neredeyse yüzde 15 oranında azaltmaya katkıda bulunur,&quot; diyor. Bağırsak uzmanı, özellikle aşırı şeker veya krema içermeyen ölçülü kahve tüketiminin kanser önleyici bir yaşam tarzının parçası olabileceğini vurguluyor.Yeterli sıvı alımı, kanserin önlenmesinde önemli bir rol oynar. Dr. Sethi, günlük yeterli su içmenin idrar yolu kanserojenlerini seyreltmeye yardımcı olduğunu ve bunun da mesane kanseri ve diğer idrar yolu sorunları riskini azaltabileceğini açıklıyor. &quot;Susuz kalmamak sadece genel sağlık için değil; vücudun hastalığa neden olabilecek potansiyel toksinleri atmasına doğrudan yardımcı olur,&quot; diyor.Nar suyu, Dr. Sethi&#039;nin önerdiği bir diğer içecektir. Ellagik asit ve polifenoller açısından zengin olan nar suyu, kanserli hücrelerin büyümesini yavaşlatabilir. &quot;Prostat kanseri hastalarında nar suyu, PSA&#039;nın (Prostat Spesifik Antijen) iki katına çıkma süresini yavaşlattı,&quot; diye paylaşıyor. Gastroenterolog, bu bileşiklerin vücudun antioksidan savunma sistemini desteklediğini ve potansiyel olarak bazı kanserlerin ilerlemesini azalttığını açıklıyor.Dr. Sethi, zerdeçallı altın sütün, kurkumin sayesinde kanser karşıtı özelliklere sahip bir içecek olduğunu belirtiyor. Gönderisinde, &quot;Kurkumin, DNA hasarını ve iltihabı azaltır. İnsan deneyleri, günlük zerdeçal tüketiminin oksidatif stres belirteçlerini azalttığını gösteriyor,&quot; diyor. Zerdeçalı günlük rutininize altın süt veya diğer preparatlar aracılığıyla dahil etmenin hem iltihap giderici hem de kansere karşı koruyucu faydalar sağlayabileceğini ekliyor.Meyveler, parlak renklerinden sorumlu ve kanser riskini azalttığı bilinen flavonoid bileşikleri olan lif ve antosiyaninler açısından zengindir. Dr. Sethi, &quot;Meyveli smoothie&#039;ler, yemek borusu ve kolorektal kanser riskinin azalmasıyla bağlantılıdır.&quot; diye açıklıyor. Instagram gönderisinde, meyveli smoothie&#039;lerin bu antioksidanları günlük diyete dahil etmenin, bağırsak sağlığını desteklemenin ve oksidatif stresi azaltmanın kolay bir yolu olduğunu ekliyor.LİMON SUYUDr. Sethi&#039;ye göre, C vitamini ve flavonoidler açısından zengin olan limon suyu, kanser önlemeyle ilişkilendiriliyor. &quot;Turunçgil tüketimi, mide ve yemek borusu kanseri riskini yaklaşık %1-15 oranında düşürüyor.&quot; diyor. Ancak, mide ekşimesi veya asit reflüsü olan kişilerde semptomların kötüleşebileceği konusunda uyarıyor, bu nedenle ölçülü olmak çok önemli. Dr. Sethi, limon suyunun dengeli bir beslenmenin parçası olarak nasıl güvenle tüketilebileceğini paylaşımında gösteriyor.Papatya, zencefil ve nane çayları polifenoller ve iltihap giderici bileşiklerle doludur. Dr. Sethi, gözlemsel verilerin düzenli olarak bitki çayı tüketen kişilerde mide ve kolorektal kanser riskinin azaldığını gösterdiğini belirtiyor.Instagram paylaşımında, sindirimi desteklemek, iltihabı azaltmak ve potansiyel olarak kanser riskini düşürmek için günde en az bir fincan bitki çayı içilmesini öneriyor.Dr. Sethi, tek başına hiçbir içeceğin kanseri tamamen önleyemeyeceğini, ancak bu içecekleri dengeli ve sağlıklı bir yaşam tarzına entegre etmenin kanser riskini azaltmaya katkıda bulunabileceğini vurguluyor.&quot;Yeşil çay, kahve, nar ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/KJMp7zXx30aUHjgEC4YboQ.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Sat, 25 Oct 2025 16:12:23 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Doktor, açıkladı:, Kanserle, savaşan, sağlıklı, içecek</media:keywords>
</item>

<item>
<title>Meme kanseri vakaları artıyor: 6 besini tüketmek riski azaltabilir</title>
<link>https://karadenizden.com.tr/28070</link>
<guid>https://karadenizden.com.tr/28070</guid>
<description><![CDATA[ Meme kanseri,  kadınlar arasında sessizce en yaygın kanser türü haline geldi ve neredeyse 28 kadından 1&#039;i bu riskle karşı karşıya . Genler ve yaşın da etkisi olmakla birlikte, günlük beslenme tercihleri ​​önlemede etkili olabilir. Peki, hangi besinler meme kanseri riskini azaltır?Uzmanlar&quot;Diyetin iyileştirme, hormonları dengeleme ve iltihabı azaltma gücü vardır; bunların hepsi meme hücrelerinin nasıl büyüyüp onarıldığı üzerinde rol oynar&quot; diye açıklıyor . İşte meme kanseri riskini doğal yollarla azaltan 6 besin.Nar, kanser hücrelerinin çoğalmasını engellemeye yardımcı olan ellagitaninler açısından zengindir. Bu biyoaktif elementler aynı zamanda meme kanseriyle bağlantılı başlıca mekanizmalardan biri olan östrojen kaynaklı hücre büyümesini de azaltır. Leema Mahajan, hormonal dengeyi ve hücre korumasını desteklemek için günde bir fincan taze nar çekirdeği yemeyi öneriyor.Brokoli, lahana ve karnabahar, detoks etkisi ile bilinen turpgiller ailesine aittir. Bu sebzeler, karaciğerin zararlı östrojen yan ürünlerini atmasına yardımcı olan bir bileşik olan sülforafan açısından zengindir. Ayrıca laboratuvar çalışmalarında tümör hücrelerinin büyümesini engellediği gösterilmiştir. Hafif buharda pişirmek veya çiğ tüketmek, kansere karşı koruyucu enzimlerini korumalarına yardımcı olur.Araştırmalar soyanın artık ölçülü tüketiminin aslında koruyucu olduğunu gösteriyor. Soya, hafif doğal östrojen görevi gören bitki bazlı bileşikler olan izoflavonlar içerir. Bunlar, meme kanseri hücrelerini besleyen hormonal dalgalanmaları dengelemeye yardımcı olur. Düzenli bir tofu, soya sütü veya pişmiş mercimek dozu, uzun vadeli korunmada fark yaratabilir.C vitamini sadece bağışıklığı güçlendirmekle kalmaz, aynı zamanda kanser gelişiminin en erken tetikleyicilerinden biri olan DNA&#039;daki oksidatif hasarı da onarır. Amla ve guava gibi Hint süper meyveleri bu antioksidanla doludur. Bağışıklık sistemini güçlendirir ve meme dokusuna zarar veren serbest radikalleri etkisiz hale getirir.Akdeniz diyetlerinde sıklıkla övgüyle bahsedilen zeytinyağı, kanser ilerlemesinde kilit bir faktör olan iltihabı azaltan polifenoller ve tekli doymamış yağlar açısından zengindir. Bu bileşikler aynı zamanda sağlıklı hücreleri mutasyona karşı korur. Hafif yemeklerde veya salata soslarında rafine yağların yerine soğuk sıkım zeytinyağı kullanmak, daha sağlıklı bir iç ortamın korunmasına yardımcı olabilir.Bu fındıksı aromalı tohumlar, östrojen seviyelerini dengeleyen ve kanser hücrelerinin büyümesini yavaşlatan bir fitoöstrojen türü olan lignanların en iyi kaynakları arasındadır. Öğütülmüş keten tohumları ayrıca fazla hormonların atılmasına yardımcı olan lif içerir. Smoothie, yoğurt veya salataların üzerine günde bir kaşık eklemek kalıcı faydalar sağlayabilir.Bu makale sadece genel bilgi verme amacıyla yazılmıştır ve doktor tavsiyesi olarak ele alınmaması gerekir. Makalenin içeriğinden yola çıkarak okurun kendi başına koyduğu teşhislerden ntv.com.tr sorumlu değildir. Sağlığınızla ilgili herhangi bir endişeniz varsa doktorunuza danışın. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/sjpW4py2lUGSaLGyyXBXPw.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Sat, 25 Oct 2025 16:12:23 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Meme, kanseri, vakaları, artıyor:, besini, tüketmek, riski, azaltabilir</media:keywords>
</item>

<item>
<title>Atardamarı temizleyen 5 yöntem var:  Sofranızdan eksik etmeyin</title>
<link>https://karadenizden.com.tr/28071</link>
<guid>https://karadenizden.com.tr/28071</guid>
<description><![CDATA[ Uzmanlar, kalp sağlığını korumak ve atardamarlardaki plak birikimini önlemek için sigarayı bırakmayı, alkolü sınırlamayı, stresi azaltmayı, kiloyu kontrol altında tutmayı ve düzenli egzersiz yapmayı öneriyor. İşte kalp ve damar sağlığını korumanın 5 etkili yolu.Kalp rahatsızlıkları riski her geçen gün artıyor ve buna en çok katkıda bulunan etkenlerden biri, atardamarlarda yoğun plak birikimiyle karakterize bir rahatsızlık. Bu plak, kötü kolesterol, yağ asitleri ve hücrelerden gelen atık maddelerden oluşur ve sonunda kan akışını yavaşlatarak atardamarları tamamen tıkar.Yerleşik atardamar hastalıklarını tedavi etmek için bazen ilaçlar ve cerrahi müdahaleler gerekse de, doğal ve yaşam tarzına dayalı yöntemlerin plak birikimini tersine çevirebileceği giderek daha fazla gösteriliyor. Sağlıklı bir beslenmenin atardamarları temiz ve birikintilerden arındırılmış tutabileceği unutulmamalıdır, ancak plak oluşumunu tersine çevirebileceğini kanıtlayacak destekleyici bir kanıt yoktur. İşte atardamarları temizlemeye ve uzun vadeli kardiyovasküler sağlığı korumaya yardımcı olacak beş doğal ve etkili yöntem.Sigara içmek sadece akciğerler için değil, aynı zamanda kalbimiz için de zararlıdır. Endotele (atardamarların ince iç zarı) zarar verir ve bu da plak oluşumuna daha da yatkın hale getirir. Sigarada bulunan kimyasallar kan basıncını yükseltir, HDL&#039;yi düşürür ve kalp hastalıkları riskini azaltır. Benzer şekilde, bazı çalışmalarda ölçülü alkol tüketiminin bazı kardiyovasküler avantajlar sağladığı belirtilirken, aşırı alkol tüketimi tam tersi bir etkiye neden olur. Trigliseritleri, kan basıncını ve plak oluşumunu artırabilir.Stres, kalp hastalıkları da dahil olmak üzere birçok ölümcül hastalığın etkenidir. Stres, zihinsel bir yükten çok daha fazlasıdır; vücut, zihin ve diğer organlar üzerinde somut etkileri vardır. Stres yönetimine öncelik vermek, kardiyovasküler sağlık için çok önemlidir ve meditasyon, sağlıklı uyku ve farkındalık gibi aktiviteler, biyokimyasal aktiviteleri azaltarak kalp sağlığının bozulmasına ve atardamarlarda plak birikmesine neden olabilir.Sağlıklı kilo, kalp sağlığının sırrıdır . Özellikle göbek çevresindeki fazla vücut yağı, genellikle ateroskleroz ve kalp hastalıkları riskinin daha yüksek olduğunun bir göstergesidir. Vücut ağırlığının sadece %5-10 oranında azaltılması, fiziksel egzersizle birleştirildiğinde kan basıncı ve kolesterol seviyelerinde önemli bir iyileşme sağlayabilir ve hatta insülin duyarlılığını artırabilir.Günlük fiziksel egzersiz kalp kaslarını güçlendirir ve atardamarların elastik ve reaktif kalmasını sağlar. Düzenli egzersiz, kan dolaşımının iyileşmesine yardımcı olur, kan basıncını düşürür ve HDL seviyelerini, yani iyi kolesterolü artırır. Tempolu yürüyüş, bisiklet, yüzme ve koşu kalp için en uygun olanlardır. 150 dakika egzersiz yapmanın, kiloyu düzenleyerek ve kan şekerini iyileştirerek yedi günde önemli bir fark yaratabileceğine inanılmaktadır.Damar sağlığını iyileştirmenin en etkili yollarından biri yediklerimizdir. Tam gıdalardan oluşan doğal olarak yüksek lifli bir beslenme, iltihabı azaltabilir, LDL&#039;yi düşürebilir ve genel damar fonksiyonunu iyileştirebilir. Yulaf ve esmer pirinç gibi tam tahıllar, kolesterolün bağlanmasına ve kandan atılmasına yardımcı olan çözünür lif sağlar. Beslenmeye sağlıklı yağlar eklemek, vücuttaki kolesterol dengesini iyileştirebilir. Öte yandan, aşırı miktarda işlenmiş gıda trans yağ bakımından zengindir, ilave şekerler ve rafine karbonhidratlar, arteriyel plak oluşumunu ve iltihabı hızlandırdığı tespit edildiğinden kaçınılmalıdır.Bu makale sadece genel bilgi verme amacıyla yazılmıştır ve doktor tavsiyesi olarak ele alınmaması gerekir. Makalenin içeriğinden yola çıkarak okurun kendi başına koyduğu teşhislerden ntv.com.tr sorumlu değildir. Sağlığınızla ilgili herhangi bir endişeniz varsa doktorunuza danışın. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/GtGvOZlaKE2CSgen2WPUrw.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Sat, 25 Oct 2025 16:12:23 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Atardamarı, temizleyen, yöntem, var:, Sofranızdan, eksik, etmeyin</media:keywords>
</item>

<item>
<title>Tarçınlı süt içmek ne işe yarar Tüketmek için 10 neden var</title>
<link>https://karadenizden.com.tr/28065</link>
<guid>https://karadenizden.com.tr/28065</guid>
<description><![CDATA[ Tarçınlı süt, uzun zamandır özlediğiniz sağlıklı içecek olabilir. Ilık süt ve tarçının rahatlatıcı karışımı, sadece yatmadan önce içilen bir içecekten çok daha fazlasıdır; antioksidanlar, iltihap giderici bileşikler ve bağışıklık sistemini güçlendirici özelliklerle dolu doğal bir sağlık güçlendiricidir. İşte tarçınlı süt içmenin vücuda faydaları.İster yatmadan önce yudumlayın, ister sabahınıza onunla başlayın, her gün tarçınlı süt içmek vücudunuz için harikalar yaratabilir; sindirimi ve uykuyu iyileştirmekten kan şekerini dengelemeye ve kalp sağlığını desteklemeye kadar. Amerikalılar sağlıklı kalmak için giderek daha fazla doğal ev yapımı ilaçlara ve fonksiyonel gıdalara yöneliyor ve tarçınlı süt de tam bu noktada devreye giriyor. Lezzetli ve rahatlatıcı olmasının yanı sıra şekerli latte veya sıcak çikolatanın yerini kolayca alabilir.Ayrıca, en iyi lezzet ve besin değerlerini bir araya getiren süt bazlı bir süper içecektir (veya vegan bir dokunuş için badem ya da yulaf sütüyle de yapılabilir). Öyleyse kupanızı alın ve tarçınlı sütün en önemli 10 sağlık faydasına ve neden bugün sağlıklı yaşam rutininize eklemeniz gerektiğine bir göz atalım.Tarçın, bağışıklık sisteminizin enfeksiyonlarla savaşmasına yardımcı olan güçlü antioksidanlar ve antibakteriyel özelliklerle doludur. Düzenli olarak ılık tarçınlı süt içmek, özellikle soğuk aylarda soğuk algınlığı, öksürük ve mevsimsel gribi uzak tutmaya yardımcı olabilir.Yemeklerden sonra sık sık şişkinlik veya hazımsızlık yaşıyorsanız, tarçınlı süt yardımcı olabilir. Tarçın, yiyecekleri etkili bir şekilde parçalayan enzimleri uyararak daha kolay sindirimi destekler. Ilık süt ise sindirim sistemini rahatlatır ve bu kombinasyonu sindirim rahatsızlığı için harika bir doğal çözüm haline getirir.KAN ŞEKERİNİ DÜZENLER
Tarçının en çok araştırılan faydalarından biri kan şekeri seviyelerini dengeleme yeteneğidir. İnsülin duyarlılığını iyileştirerek vücudun glikozu daha etkili bir şekilde işlemesine yardımcı olur. Bu da tarçınlı sütü, prediyabet veya tip 2 diyabet hastaları için akıllıca bir yatmadan önce içeceği haline getirir (sadece şekersiz süt kullandığınızdan ve ilave şeker kullanmadığınızdan emin olun).Daha iyi uyku için doğal bir yatmadan önce içeceği mi arıyorsunuz? Tarçınlı süt tam size göre. Sütün sıcaklığı rahatlamayı tetiklerken, tarçın sinir sisteminizi sakinleştirmeye yardımcı olur. Yatmadan önce içilen ılık bir fincan stresi azaltabilir, kaygıyı hafifletebilir ve daha hızlı uykuya dalmanıza yardımcı olabilir.KEMİKLERİ GÜÇLENDİRİRYeterince kalsiyum almıyorsanız, biraz tarçınlı süt içmek kemiklerinize ihtiyaç duydukları desteği sağlayabilir. Süt doğal olarak kalsiyum ve D vitamini açısından zengindir; tarçın ise kemik gücünü ve yoğunluğunu destekleyen manganez ve demir gibi eser mineraller sağlar. KİLO YÖNETİMİNE YARDIMCI OLURTarçın, metabolizmayı hızlandırma ve yağ yakımı ile ilişkilendirilmiştir. Düzenli olarak tarçınlı süt içmek, şeker isteklerini azaltmaya ve kilo yönetimi hedeflerini desteklemeye yardımcı olabilir. Ayrıca sizi daha uzun süre tok tutarak, kilosuna dikkat eden herkes için akıllıca, düşük kalorili ve sağlıklı bir içecek seçeneği haline getirir.Kronik iltihap, artrit, kalp hastalığı ve diyabet gibi rahatsızlıklara katkıda bulunabilir. Tarçının sinnamaldehit gibi anti-inflamatuar bileşikleri, vücuttaki iltihap seviyelerini düşürmeye yardımcı olabilir. Bu baharatı sütünüze eklemek, uzun vadeli sağlığı destekleyen rahatlatıcı, anti-inflamatuar bir uyku öncesi içeceği oluşturur.KALP SAĞLIĞINI DESTEKLERTarçın, kötü kolesterolü (LDL) ve trigliseritleri düşürmeye yardımcı olurken, iyi kolesterolü (HDL) de artırabilir. Sütün doğal potasyum içeriğiyle birleşen bu içecek, kan basıncını düzenlemeye ve genel kardiyovasküler sağlığı iyileştirmeye yardımcı olabilir.CİLT SAĞLIĞINI İYİLEŞTİRİRTarçının antimikrobiyal ve antioksidan özellikleri, akneyi gidermeye, dolaşımı iyileştirmeye ve parlak bir cildi desteklemeye yardımcı olabilir. Laktik asit açısından zengin süt, cildi içten de besler; bu nedenle tarçınlı süt, sağlıklı ve ışıltılı bir cilde kavuşmanızı sağlayan doğal bir güzellik iksiridir.ADET SANCILARINI İYİLEŞTİRİRTarçınlı sütü sevmek için bir neden daha: Adet sancılarını ve kramplarını doğal olarak hafiflettiği bilinir. Tarçının hafif kas gevşetici özellikleri, rahatsızlığı azaltmaya yardımcı olurken, ılık süt adet döneminiz boyunca rahatlatıcı bir rahatlama sağlar.EVDE TARÇINLI SÜT NASIL YAPILIR?Ev yapımı tarçınlı süt yapmak çok kolaydır:Bir bardak sütü (süt ürünü veya süt ürünü olmayan) ısıtın.Yarım çay kaşığı öğütülmüş tarçın veya bir çubuk tarçın ekleyin.3-5 dakika kısık ateşte karıştırarak pişirin.İsteğe bağlı olarak, tatlılık katmak için bir miktar bal veya akçaağaç şurubu ekleyebilirsiniz.Yatmadan önce sıcak veya sabahları soğuk olarak tüketin; her iki şekilde de lezzetlidir. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/gStpcoX8ZkOtJH0Q9dw-gw.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Sat, 25 Oct 2025 16:12:22 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Tarçınlı, süt, içmek, işe, yarar, Tüketmek, için, neden, var</media:keywords>
</item>

<item>
<title>Kalbi güçlendirmenin yöntemi: Günde 2 kez 5 dakika yapmak yeter</title>
<link>https://karadenizden.com.tr/28066</link>
<guid>https://karadenizden.com.tr/28066</guid>
<description><![CDATA[ Yeni araştırmalar, günde sadece iki kez yapılan beş dakikalık kısa egzersizlerin, hareketsiz kişilerde kalp sağlığını ciddi şekilde iyileştirebileceğini ortaya koydu.Bilim insanları, kısa süreli aktivitelerin bile kardiyovasküler uygunluğu artırabileceğini belirtiyor. CRF, kalbin, akciğerlerin ve damarların kaslara ne kadar verimli oksijen taşıdığını gösteriyor ve yüksek CRF, kalp hastalığı, kalp krizi ve erken ölüm riskini azaltıyor.Araştırma, vücut kitle endeksleri normalden obezliğe kadar değişen 414 yetişkinin katıldığı 11 çalışmayı inceledi. Bulgular, günde iki kez, haftada üç kez yapılan beş dakikalık egzersizlerin ölçülebilir fark yaratabileceğini gösterdi.Genç ve orta yaşlı yetişkinler için en yaygın kısa egzersiz, merdiven çıkmak olurken, yaşlı yetişkinler arasında tai chi ve hafif bacak egzersizleri en etkili yöntemler olarak belirlendi.İncelenen çalışmalarda kısa egzersizlerin CRF’de yüzde 4,6 ila 17 arasında artış sağladığı görüldü. Ancak kas dayanıklılığı, güç veya kolesterol seviyelerinde anlamlı bir iyileşme gözlenmedi.Katılımcıların yaklaşık yüzde 70’i kadınlardan oluşurken, CRF’de en büyük kazanım 19-44 yaş aralığındaki kişilerde görüldü. Araştırmacılar, küçük örneklem ve katılımcı dağılımındaki dengesizlik gibi sınırlamalara dikkat çekerek, sonuçların doğrulanması için daha fazla çalışmaya ihtiyaç olduğunu vurguladı.Başka bir araştırma, alışveriş poşeti taşımak veya kısa aralıklarla merdiven çıkmak gibi basit hareketlerin kadınlarda kalp krizi riskini yarı yarıya azaltabileceğini gösterdi.Orta yaşlı kadınlarda günde ortalama sadece 3,4 dakika bu tür egzersizler yapmak, ciddi kardiyovasküler olay riskini yüzde 45, kalp krizi riskini yüzde 51 ve kalp yetmezliği riskini yüzde 67 düşürebiliyor.Araştırmacılar, kısa ve rastlantısal egzersizlerin düzenli bir alışkanlığa dönüşmesinin, yapılandırılmış egzersizden hoşlanmayanlar için umut verici bir seçenek olduğunu vurguluyor. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/oCr720GO8EaT5KLIGagfPg.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Sat, 25 Oct 2025 16:12:22 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Kalbi, güçlendirmenin, yöntemi:, Günde, kez, dakika, yapmak, yeter</media:keywords>
</item>

<item>
<title>Magnezyum içeriği yüksek besin hazinesi: Takviyelerle yarışıyor</title>
<link>https://karadenizden.com.tr/28067</link>
<guid>https://karadenizden.com.tr/28067</guid>
<description><![CDATA[ Genellikle &quot;ana mineral&quot; olarak adlandırılan magnezyum, kas gevşemesinden kemik sağlığına kadar 300&#039;den fazla vücut fonksiyonunda önemli bir rol oynar. Ancak birçok kişi günlük magnezyum ihtiyacını karşılayamaz. Takviyeler mevcut olsa da, doğa günlük rutinlere kolayca eklenebilecek çok sayıda magnezyum açısından zengin içecek sunar.İşte sadece lezzetli olmakla kalmayıp aynı zamanda magnezyum alımını da destekleyen 8 ev yapımı içecek.Hindistan cevizi suyu sadece tropikal bir lezzet değil, aynı zamanda bir elektrolit deposudur. Tek bir fincan yaklaşık 60 mg magnezyum içerir ve bu da onu hidrasyon ve kas fonksiyonu için mükemmel bir seçim haline getirir. İster antrenmandan sonra yudumlayın, ister öğlen serinletici bir içecek olarak tüketin, hindistan cevizi suyu kaybedilen minerallerin yenilenmesine yardımcı olur.Şeker kamışının işlenmesinin bir yan ürünü olan pekmez, tam bir besin hazinesidir. Ilık suda eritilmiş sadece bir yemek kaşığı yaklaşık 100 mg magnezyum içerir. Zengin, topraksı aroması, bir tutam limon suyu veya bir tutam tarçınla zenginleştirilerek rahatlatıcı bir akşam içeceğine dönüştürülebilir.Ispanak veya kara lahana gibi yapraklı yeşillikleri muz veya orman meyveleri gibi meyvelerle harmanlamak magnezyum açısından zengin bir smoothie oluşturur. Örneğin, bir fincan çiğ ıspanak yaklaşık 24 mg magnezyum içerir. Balkabağı veya chia gibi tohumlar eklemek magnezyum içeriğini daha da artırarak besleyici bir kahvaltı veya atıştırmalık seçeneği haline getirebilir.Salatalık dilimleri ve taze nane yapraklarıyla tatlandırılan su, sadece lezzetini artırmakla kalmaz, aynı zamanda hafif bir magnezyum takviyesi de sağlar. Magnezyum içeriği düşük olsa da, bu içeceğin nemlendirici özellikleri onu günlük tüketim için keyifli bir seçenek haline getirir.Bazı bitkiler doğal olarak magnezyum açısından zengindir. Isırgan otu veya papatya gibi bitkilerden çay demlemek, magnezyum alımına katkıda bulunurken sakinleştirici bir etki de sağlayabilir. Örneğin, bir fincan ısırgan otu çayı 10 mg&#039;a kadar magnezyum sağlayabilir ve bu da onu akşam rutininize nazik bir katkı haline getirir.Zenginleştirilmiş soya sütü, süt ürünü olmayan mükemmel bir magnezyum kaynağıdır. Bir fincan yaklaşık 54 mg magnezyum sağlayabilir. İster tek başına tüketilsin, ister tahıllara eklensin veya smoothie&#039;lere karıştırılsın, soya sütü magnezyum alımını artırmak isteyenler için çok yönlü ve besleyici bir seçenektir.Çiğ kakao, en zengin magnezyum kaynaklarından biridir. Bir yemek kaşığı çiğ kakaoyu ılık bir fincan süte veya bitkisel süte ekleyerek yaklaşık 35 mg magnezyum alabilirsiniz. Rahatlamanızı sağlayan, suçluluk duymadan tüketebileceğiniz bal veya akçaağaç şurubu gibi doğal tatlandırıcılarla tatlandırabilirsiniz.Sindirim sağlığı için sıklıkla önerilen kuru erik suyu, aynı zamanda mütevazı miktarda magnezyum da içerir. Bir bardağı yaklaşık 34,7 mg magnezyum içerir. Doğal tatlılığı ve sindirime faydaları, onu diyete faydalı bir katkı haline getirir.Belirtilen magnezyum içeriği yaklaşık değerlerdir ve hazırlama yöntemleri ve içerik kalitesi gibi faktörlere bağlı olarak değişiklik gösterebilir. Özellikle altta yatan sağlık sorunları olan veya ilaç kullanan kişiler için, önemli beslenme değişiklikleri yapmadan önce bir sağlık uzmanına danışmak önemlidir. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/X4dRX0pbnEyBg3Zjv4s2Vw.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Sat, 25 Oct 2025 16:12:22 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Magnezyum, içeriği, yüksek, besin, hazinesi:, Takviyelerle, yarışıyor</media:keywords>
</item>

<item>
<title>Trump&amp;apos;ın kalp yaşı 65 çıktı</title>
<link>https://karadenizden.com.tr/28063</link>
<guid>https://karadenizden.com.tr/28063</guid>
<description><![CDATA[ Beyaz Saray, ABD Başkanı Donald Trump&#039;ın sağlık raporunu yayınladı. Rapora göre Trump olağanüstü formda ve kalp yaşı gerçek yaşından 14 yıl daha genç.ABD Başkanı Donald Trump’ın sağlık durumu, Beyaz Saray tarafından yayımlanan doktor raporuna göre “olağanüstü” olarak değerlendirildi.Raporda, 79 yaşındaki Trump’ın “karlp yaşının kronolojik yaşından 14 yıl daha genç” olduğu belirtildi.Trump, ocak ayında yeniden göreve başladığında ABD tarihinin en yaşlı başkanı olmuştu. Ancak doktoru Sean Barbabella, “Başkan Trump olağanüstü sağlıkta, güçlü kardiyovasküler, solunum, nörolojik ve fiziksel performans sergiliyor” ifadelerini kullandı.ORTADOĞU ZİYARETİ ÖNCESİ TAM KONTROLTrump’ın Ortadoğu’ya yapacağı seyahat öncesinde grip ve COVID-19 aşılarının da yenilendiği belirtildi.Beyaz Saray sözcüsü Karoline Leavitt’e hitaben yazılan notta, Trump’ın Walter Reed Askeri Tıp Merkezi’nde rutin yıllık muayenesinden geçtiği kaydedildi.GOLF PERFORMANSI DA ÖVÜLDÜNisan ayında yapılan kapsamlı kontrolde, ABD Başkanı&#039;nın 1.90 boyunda ve 102 kilo olduğu, kolesterol seviyesinin “iyi kontrol altında” bulunduğu açıklanmıştı.Doktor raporu, Trump’ın “fiziksel dayanıklılığını ve golf performansını” da övdü.BACAĞINDAKİ ŞİŞLİK VE MORLUK İDDİALARI  Temmuz ayında Trump’ın bacaklarında şişlik ve sağ elinde morarma görülmesi kamuoyunda tartışma yaratmıştı.  Uzmanlar, bu durumun 70 yaş üstü kişilerde sık görülen “kronik venöz yetmezlik” kaynaklı olduğunu ve elindeki morluğun “el sıkışma ve aspirin kullanımına bağlı doku tahrişi” olduğunu belirtmişti.  Beyaz Saray, o tarihten bu yana Trump’ın sağlık durumuna ilişkin kaygıları “önemsiz” olarak nitelendiriyor.  BIDEN KARŞILAŞTIRMASI VE SAĞLIK KRİZİ  Trump’ın sağlık raporu, selefi Joe Biden’ın geçen yıl yaşını ve görev yeterliliğini gerekçe göstererek yeniden adaylıktan çekilmesinin ardından dikkatle inceleniyor. Trump, seçim kampanyası süresince kendisini “daha genç ve dinç” bir lider olarak tanıtmıştı.  Trump’ın sağlık durumu geçmişte de tartışma yaratmıştı. İlk görev döneminde COVID-19’a yakalandığında Beyaz Saray çelişkili açıklamalar yapmış, hastalığın ciddiyeti uzun süre gizli tutulmuştu. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/1LJ9HdJ6I0Kqjw1q67B2Ig.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Sat, 25 Oct 2025 16:12:21 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Trumpın, kalp, yaşı, çıktı</media:keywords>
</item>

<item>
<title>Anne karnında kalp yetmezliği teşhisi: &amp;quot;Çok korkutucuydu ama şanslıydık&amp;quot;</title>
<link>https://karadenizden.com.tr/28064</link>
<guid>https://karadenizden.com.tr/28064</guid>
<description><![CDATA[ Anne karnında kalp yetmezliği teşhisi koyulan mucize bebek, hayata tutundu ve dünyaya geldi. Sonuç bilimsel makale olarak yayınlanacak. (Haber: Deniz Tüysüz)Aras Ata Çağlar dünyaya gözlerini açalı henüz 3 ay oldu. Ancak dünyaya geliş süreci hiç de kolay olmadı.   Aras Ata&#039;nın tedavisi henüz 22 haftalıkken anne karnında başladı. İstanbul Göztepe Prof. Dr. Süleyman Yalçın Şehir Hastanesi&#039;nde görevli Perinatolog Doç. Dr. Reyhan Ayaz Bilir ve Çocuk Kardiyoloğu Doç. Dr. Öykü Tosun anne ve bebeğe 90 gün yoğun bir tedavi uyguladı.  TEDAVİ MAKALE OLACAK  Anne Duygu Çağlar doğuma 1,5 ay kala taburcu edildi. Aras Ata şu anda akıllı çorap ile sürekli kontrol halinde.Aras Ata&#039;nın tedavisi bilimsel makale olarak da literatürde yerini alacak.&quot;ÇOK KORKUTUCUYDU AMA ŞANSLIYDIK&quot;  Anne Duygu Çağlar duygularını şu sözlerle ifade etti:  &quot;Anne karnında karnında ritim bozukluğu olabileceğini hiç duymamıştım çok korkutuycu başta çok endişelendim ama şanslıydık.&quot;   Tedavi süreci hakkında bilgi veren Doç. Dr. Bilir, &quot;Bebekte ciddi bir kalp yetmezliği saptatık ve ritim bozukluğu mevcuttu. Yaklaşık 22. haftada geldi bebek, bütün vucüt boşluklarına sıvı toplanmıştı. Verdiğimiz tedavilerde bebeği 2. basamak olarak direkt anne karnındaki bebeğe kas içerisine ve karın zarı içerisine yaptığımız enjeksiyonlarla kalp ritmini toparladık.&quot;&quot;İNİSİYATİF KULLANDIK&quot; Doç. Dr. Tosun ise şöyle konuştu:  &quot;Anne karnında tek bir müdahale ile geri dönme ritmi çok yoğun ilaç tedavisi uygularken annede ciddi şikayetler oluştu. İnisiyatif kullanarak aile ile de konuşarak yoğun bir müdahalede bulunmak zorunda kaldık.&quot; ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/_Z3gt2v_5Eej5IP9PyhmXg.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Sat, 25 Oct 2025 16:12:21 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Anne, karnında, kalp, yetmezliği, teşhisi:, Çok, korkutucuydu, ama, şanslıydık</media:keywords>
</item>

<item>
<title>Kışın favorisi doğal ilaç: Sütle kaynatıp içince öksürüğe iyi geliyormuş</title>
<link>https://karadenizden.com.tr/28059</link>
<guid>https://karadenizden.com.tr/28059</guid>
<description><![CDATA[ Kocaeli&#039;de havaların soğumasıyla birlikte vatandaşlar, bağışıklığı güçlendiren doğal ürünlere yöneldi. Zencefil ve propolisli macunlar, öksürük ve grip şikayetlerine karşı en çok tercih edilen ürünler olurken, Hindistan cevizi yağı ise unutkanlığa, ağız kokusuna ve diş beyazlatmaya iyi gelmesiyle öne çıkıyor.Kış aylarının gelmesiyle birlikte vatandaşlar hastalıklardan korunmak için doğal çözümlere yöneldi. İzmit&#039;te aktar işletmeciliği yapan Eda Aydoğar, son dönemde özellikle zencefil, propolis ve kara mürver içeren macun ve pekmezlerin büyük ilgi gördüğünü söyledi.Aydoğar, &quot;Bu yıl insanlar hastalıklardan korunmak için bitkisel ürünleri tercih ediyor. Öksürük, grip ve karaciğer problemlerine karşı zencefilli ve propolisli macunlarımız ile kara mürver ve karadut özlü pekmezler kış boyunca en çok talep gören ürünler arasında&quot; dedi.Aydoğar, özellikle kış döneminde bazı bitkisel karışımlara rağbetin arttığını belirterek, &quot;Şu sıralar zencefilli macun, enginarlı macun ve karaciğer yağlanmasına iyi gelen ürünler çok tercih ediliyor.Özellikle zencefil, ginseng ve propolis içeren macunlar hem vücut direncini artırıyor hem öksürüğe iyi geliyor hem de balgam söktürüyor. Kara mürver bağışıklık sistemini güçlendiriyor. Hem şurup olarak içilebiliyor hem de pekmez şeklinde tüketiliyor&quot; ifadelerini kullandı.&quot;HATMİ ÇİÇEĞİNİ SÜTLE KAYNATIN&quot; Vatandaşlara kış boyunca bazı bitkileri düzenli kullanmalarını tavsiye eden Aydoğar, &quot;Kış boyunca ebe gümeci, hibiskus, hatmi çiçeği, adaçayı, ıhlamur kullanılabilir. Bu bitkileri kış boyunca hayatınızda bulundurmanız gerekiyor. Hatmi çiçeğini sütle kaynatıp içerseniz boğaza birebir iyi gelir. Öksürüğe iyi gelir, balgam söktürür. Diğer bitkileri sütle değil, normal şekilde demleyip içebilirsiniz ama hatmi çiçeğini mutlaka sütle kaynatın&quot; şeklinde konuştu.Kış aylarında saç dökülmesi ve cilt problemleriyle ilgili de çok sayıda müşterisinin geldiğini belirten Aydoğar, &quot;Hindistan cevizi yağı unutkanlığa, ağız kokusuna ve diş beyazlatmaya iyi gelir. Ayrıca saça ve cilde de çok faydalıdır. Biberiye yağı saçı güçlendirir, bazı kişiler ‘beyazlatıyor&#039; diyor ama bu kişiye göre değişiyor. Çoğu müşterim memnun, tatlı badem ve Hint yağının da saç, kaş ve kirpik bakımında etkili. Hint yağı et benlerini düşürür, ayaktaki mantara iyi gelir. Uzun süreli kullanımda saçı, kaşı ve kirpiği siyahlaştırır. Bu dört ürünü düzenli kullanan müşterilerimiz genelde memnun kalıyor&quot; ifadelerini kullandı. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/eu682Np5N0Cl87WiKs4L-A.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Sat, 25 Oct 2025 16:12:20 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Kışın, favorisi, doğal, ilaç:, Sütle, kaynatıp, içince, öksürüğe, iyi, geliyormuş</media:keywords>
</item>

<item>
<title>Limonlu suyu kimler içmemeli? Meğer zararı varmış</title>
<link>https://karadenizden.com.tr/28060</link>
<guid>https://karadenizden.com.tr/28060</guid>
<description><![CDATA[ Limonlu su, en &quot;sağlıklı&quot; içeceklerden biri olabilir. Sıvı alımını artırmaktan sindirimi desteklemeye, sabah rutininize C vitamini eklemeye kadar, genellikle mucizevi bir içecek olarak görülüyor. Ancak limonlu su herkes için uygun olmayabilir.Gerçek faydalar sağlayabilse de, bazı kişiler yan etkilere neden olabileceği veya mevcut sağlık sorunlarını kötüleştirebileceği için limonlu sudan kaçınmalı veya tüketimini sınırlamalıdır.&quot;Limonlu su bana zararlı mı?&quot; veya &quot;Kimler limonlu su içmemeli?&quot; diye merak ediyorsanız bu yazımıza bir göz atın.REFLÜAsit reflü, sık sık mide ekşimesi çekiyorsanız, limonlu su muhtemelen dostunuz değildir. Limonlar oldukça asidiktir ve bu asit yemek borunuzu tahriş ederek alt yemek borusu sfinkterini (mide asidini olması gereken yerde tutan kas) gevşetebilir. Sonuç mu? Göğsünüzde veya boğazınızda o çok tanıdık yanma hissi.Eğer reflü sorununuz varsa, aç karnına limonlu su içmek yerine sade su veya bitki çayı tüketin.Limon suyu , zamanla diş minesini aşındıracak kadar asidiktir . Bu, dişlerinizin daha hassas, rengi solmuş ve çürük oluşumuna yatkın hale gelmesi anlamına gelir.
Zaten diş hassasiyeti, diş eti çekilmesi veya mine erozyonu yaşıyorsanız, limonlu su durumu daha da kötüleştirebilir.
Limonlu suyu pipetle için ve ardından sade suyla gargara yapın. Hemen ardından fırçalamaktan kaçının; asit mineyi yumuşatır ve hemen fırçalamak daha fazla hasara yol açabilir.Ağız ülseri geçirdiyseniz, ne kadar acı verici olabileceğini bilirsiniz; limonlu su ise daha da fazla acıtabilir.
Limon suyundaki sitrik asit, açık yaraları tahriş ederek iyileşmeyi geciktirir ve rahatsızlığı artırır. Aynı şey boğaz ağrıları için de geçerlidir; bu asitlik, dokuyu yatıştırmak yerine iltihaplandırabilir.ALERJİSİ OLANLARNadir de olsa turunçgil alerjileri gerçektir. Limon suyu içtikten sonra kaşıntı, kızarıklık, şişlik veya hatta nefes almada zorluk çekiyorsanız, limona alerjiniz olabilir.
Belirtiler fark ederseniz, limon suyu içmeyi bırakın ve doktorunuzla görüşün.Limon suyu, özellikle tansiyon, diyabet veya tiroid rahatsızlıkları için kullanılan ilaçlarla etkileşime girebilir. Asitliği ve bileşenleri, bazı ilaçların emilimini veya metabolize edilmesini etkileyebilir.Düzenli ilaç kullanıyorsanız, günlük rutininize limon suyu eklemeden önce mutlaka sağlık uzmanınıza danışın.Limonlu su genellikle sindirime yardımcı olarak tanıtılsa da, asiditesi bazı kişilerde mide zarını tahriş edebilir.
Gastrit, IBS veya genel olarak hassas bir mideniz varsa, limonlu su kramp, mide bulantısı, şişkinlik veya ishale neden olabilir.Limon aromasını seviyorsanız, daha fazla sulandırın ve aç karnına değil, yemeklerle birlikte için.Limonlu su hafif bir idrar söktürücü etkiye sahip olabilir, yani idrar çıkışını artırır. Sıvı ve elektrolit takviyesi yapmadan çok fazla içmek dehidrasyona, yorgunluğa veya kas kramplarına yol açabilir.
ok fazla egzersiz yapıyorsanız veya sıcak bir iklimde yaşıyorsanız, limonlu suyu sade su veya elektrolitli içeceklerle dengelediğinizden emin olun.Limon suyunu iyice seyreltin (bir bardak suya 1 yemek kaşığı).
Diş minesini korumak için pipetle için.
İçtikten sonra ağzınızı çalkalayın.
Dişlerinizi hemen fırçalamayın.
Aç karnına değil, yemeklerle birlikte için.

Bu makale sadece genel bilgi verme amacıyla yazılmıştır ve doktor tavsiyesi olarak ele alınmaması gerekir. Makalenin içeriğinden yola çıkarak okurun kendi başına koyduğu teşhislerden ntv.com.tr sorumlu değildir. Sağlığınızla ilgili herhangi bir endişeniz varsa doktorunuza danışın. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/S6iafJ3EDEODU8p72L7Bqg.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Sat, 25 Oct 2025 16:12:20 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Limonlu, suyu, kimler, içmemeli, Meğer, zararı, varmış</media:keywords>
</item>

<item>
<title>Yeni araştırma: Zayıf kişiler Covid&amp;19&amp;apos;u daha ağır geçiriyor</title>
<link>https://karadenizden.com.tr/28061</link>
<guid>https://karadenizden.com.tr/28061</guid>
<description><![CDATA[ Bilim insanları, 20 ile 64 yaş arasındaki zayıf hastalarda Covid-19&#039;a bağlı risklerin daha yüksek olduğunu tespit etti.Japonya&#039;da yürütülen bir araştırmada, zayıf kişilerin Covid-19&#039;u normal kilodakilere kıyasla daha ağır geçirme riski taşıdığı ortaya kondu.  Devlet televizyonu NHK&#039;nin haberine göre, Japonya Sağlık Güvenliği Ensitüsü, 2020&#039;den 2022&#039;ye kadar Covid-19 nedeniyle hastaneye kaldırılan 46 bin hastayı inceledi.  Covid-19 semptomları ile vücut kitle indeksi arasındaki ilişkiyi inceleyen araştırmacılar, zayıf hastaların normal kilolu kişilere göre hastalığı şiddetli geçirme, kalp-akciğer cihazına ihtiyaç duyma veya ölüm ihtimalinin 1,74 kat daha fazla olduğunu tespit etti.  20 ile 64 yaş arasındaki zayıf hastalarda risklerin daha yüksek olduğunu belirleyen araştırmacılar, bu yaş grubundaki zayıf kişilerin, hastalığı ağır geçirme olasılığının normal kilolulara kıyasla 2,37 kat, ölüm riskinin ise 5,75 kat daha yüksek olduğunu saptadı.  Araştırmacılar, obez bireylerin de Covid-19&#039;u ağır semptomlarla geçirme riskinin yüksek olduğunu belirtti.YENİ VARYANT ÇIKTIİngiltere&#039;de temmuz ayında yapılan açıklamada, &quot;Stratus&quot; adı verilen yeni bir Covid varyantının baskın hale geldiği bidirilmişti.  Stratus&#039;un önceki Covid varyantlarına kıyasla bağışıklık sisteminden daha kolay kaçabilmesini sağlayan mutasyonlar nedeniyle daha bulaşıcı olduğu düşünülüyor.  Straus, mayıs ayında tüm Covid vakalarının yaklaşık yüzde 10’unu oluştururken, bu oran haziran ortasında yüzde 40’a yükseldi.  FRANKENSTEIN DA DENİYOR  Stratus, halihazırda oldukça bulaşıcı olan Omicron varyantının bir alt türü ve aynı zamanda “Frankenstein” ya da “rekombinant” olarak adlandırılan bir varyanttır.  Bu terim, bir kişinin aynı anda iki farklı Covid varyantıyla enfekte olması ve bu virüslerin birleşerek yeni bir hibrit varyant oluşturması anlamına geliyor. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/uP74SAKJ4EeUDT5XLbIDYw.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Sat, 25 Oct 2025 16:12:20 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Yeni, araştırma:, Zayıf kişiler, Covid-19u, daha, ağır, geçiriyor</media:keywords>
</item>

<item>
<title>Bağırsak kanseri nedeni: Gençler arasında da arttı</title>
<link>https://karadenizden.com.tr/28062</link>
<guid>https://karadenizden.com.tr/28062</guid>
<description><![CDATA[ Bağırsak kanseri, uzun süre yalnızca yaşlıları etkileyen bir hastalık olarak görülüyordu. Ancak son yıllarda 50 yaş altındaki bireylerde teşhis edilen vakalarda ciddi bir artış gözlemleniyor. İngiltere’de 25-49 yaş aralığındaki kişilerde bağırsak kanseri teşhis oranları 1990’ların başından bu yana %50’den fazla artarken, ABD’de 2030 yılına kadar 50 yaş altı kişilerde en sık görülen kanser türü olacağı öngörülüyor.DailyMail&#039;de yer alan habere göre Bu alanda çalışan araştırmacı Dr. Yin Cao, “Artışın nedenini acilen anlamamız gerekiyor” diyor. İki küçük çocuğun annesi de olan Dr. Cao, kendi yaşam tarzını değiştirerek hem kişisel hem de ailesel riskleri azaltmayı hedefledi.Dr. Cao, günlük alışkanlıkların bağırsak kanseri riskini etkileyebileceğini belirterek, evde gazlı içecekleri yasakladığını, çocuklarının okula yürüyerek gitmesini teşvik ettiğini ve kendi çalışma rutinini ayakta durarak veya kısa yürüyüşlerle bölerek düzenlediğini söylüyor.Araştırmalar, aşırı işlenmiş gıdalar, şekerli içecekler, kırmızı ve işlenmiş etler açısından zengin ve lif açısından düşük beslenme düzenlerinin genç yetişkinlerde bağırsak kanseri riskini artırdığını gösteriyor. Bunun yanı sıra obezite, tip 2 diyabet, uzun süre oturma, fiziksel aktivite eksikliği, alkol kullanımı ve muhtemel çevresel faktörler riski yükseltiyor.Dr. Cao, uzun süre oturmanın riskini düzenli egzersizle azaltmanın mümkün olmadığını vurguluyor. 2014 yılında yapılan bir araştırma, günde fazladan iki saat oturmanın, düzenli egzersiz yapan kişilerde bile kolon kanseri riskini %8 artırdığını ortaya koymuştuDr. Cao, evdeki basit değişikliklerin bile etkili olabileceğini belirtiyor. Şekerli içeceklerin yalnızca özel günlerde tüketilmesi, işlenmiş etlerden kaçınılması, lif açısından zengin besinlerin öncelikli olması ve gün içinde hareketin artırılması öneriliyor. Ayrıca alkolün aç karnına tüketilmemesi de bağırsak sağlığı açısından kritik bulunuyor.Uzmanlar, gençlerde bağırsak kanserinin genellikle rektum veya kolonun sol tarafında görüldüğünü ve daha agresif olabileceğini söylüyor. Dr. Cao, karın ağrısı, rektal kanama, ishal ve demir eksikliğine bağlı kansızlık gibi belirtilerin göz ardı edilmemesi gerektiğini vurguluyor. “Erken kontrol yaptırmak hayat kurtarabilir” diyor.Dr. Cao, hem araştırmaların hem de kamuoyu farkındalığının önemine dikkat çekiyor. “Gerçek değişim evde başlar. Ne yediğimiz, nasıl hareket ettiğimiz ve bedenimize nasıl baktığımız fark yaratabilir. Bu sadece profesyonel görevim değil, kişisel görevim de. Çocuklarımın, bağırsak kanserinin artık artış göstermediği bir dünyada büyümesini istiyorum” diyor. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/_qY6TFsYY0OXcxin9MlfzA.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Sat, 25 Oct 2025 16:12:20 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Bağırsak, kanseri, nedeni:, Gençler, arasında, arttı</media:keywords>
</item>

<item>
<title>D vitamini eksikliği: Yetişkinlerin sıklıkla gözden kaçırdığı ince belirtiler</title>
<link>https://karadenizden.com.tr/28056</link>
<guid>https://karadenizden.com.tr/28056</guid>
<description><![CDATA[ D vitamini, vücutta kalsiyum emilimi ve kas sağlığı için gereklidir. D vitamini eksikliği genellikle yaygın olarak görülüyor. Peki, D vitamini eksikliğinin belirtileri neler?Frontiers in Nutrition tarafından 2022 yılında yapılan bir araştırmaya göre , yaklaşık yüzde 2,6 kişide D Vitamini eksikliği ve yüzde 22,0 kişide D Vitamini yetersizliği vardı. Ulusal Sağlık Enstitüleri&#039;ne göre, 19-70 yaş arasındaki yetişkinler günde ortalama 15 mcg (600 IU) D Vitamini almalıdır.Vitamin, vücudun kalsiyumu emmesine yardımcı olur, osteoporozu önler, kasların hareketine ve sinirler aracılığıyla mesajların iletilmesine yardımcı olur ve bakteri ve virüslerle savaşır. Bir test, D Vitamini eksikliğiniz olup olmadığını her zaman anlamanıza yardımcı olsa da, vücut ihtiyaç duyduğu şeyler için hızlı bir şekilde işaretler sağlar. Aşağıda, çoğu yetişkinin gözden kaçırdığı D Vitamini eksikliğinin bazı ince belirtilerini bulabilirsiniz.Çeşitli araştırmalara göre, sırt ve kemik ağrıları D vitamini eksikliğinin yaygın bir belirtisidir. Çoğu kişi bunu yorgunluk ve yaşlanmaya bağlasa da, asıl sebep gözlerimizin önündedir. The Permanente Journal&#039;da yayınlanan bir araştırmaya göre , D vitamini eksikliği teşhisi konan kişiler 6 aydan 1 yıla kadar süren kronik boyun ve sırt ağrısıyla karşı karşıya kalmıştır.YORGUNLUK VE DÜŞÜK ENERJİD vitamini eksikliğinin yaygın bir belirtisi, sürekli yorgun ve bitkin hissetmektir. Nutrients dergisinde yayınlanan bir araştırmaya göre, bu vitamin vücuttaki dopamin ve serotonin gibi nörotransmitterlerin akışını düzenler ve eksikliği nörotransmitterler arasında dengesizliğe yol açarak yorgunluğa neden olur .D vitamini eksikliğinin en az bilinen ve en hafif belirtilerinden biri aşırı terlemedir. Çünkü vücuttaki D vitamini miktarının bozulması, ter bezinde dengesizliğe ve aşırı terlemeye yol açar.Saç dökülmesini kötü beslenmeye ve kötü ürün seçimine bağlıyorsanız, listeye eklemek isteyebileceğiniz bir diğer faktör de D Vitamini eksikliğidir. Journal of Cosmetic Dermatology&#039;ye göre , D Vitamini saç köklerinin büyüme ve farklılaşma sinyal yollarında rol oynar. Bu vitaminin eksikliğinin yara izi bırakan alopesi ve saç dökülmesine neden olduğu bilinmektedir.D vitamini, vücutta kalsiyum emilimi ve kas sağlığı için gereklidir. Ancak eksikliği durumunda kaslar kramp, spazm veya güçsüzlük yaşamaya başlayarak daha fazla kalsiyum ve D vitaminine ihtiyaç duyabilir. Avrupa Kardiyovasküler Tıp Dergisi&#039;nde yayınlanan bir çalışmada , D vitamini eksikliğinin kas-iskelet sistemi dışı şikayetleri olan hastalarda kas gücünde azalmaya neden olduğu ve bu nedenle vitamine ihtiyaç duyulduğu vurgulanmıştır.Bu makale sadece genel bilgi verme amacıyla yazılmıştır ve doktor tavsiyesi olarak ele alınmaması gerekir. Makalenin içeriğinden yola çıkarak okurun kendi başına koyduğu teşhislerden ntv.com.tr sorumlu değildir. Sağlığınızla ilgili herhangi bir endişeniz varsa doktorunuza danışın. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/O1VzTIB33k-4KqZRkE86eA.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Sat, 25 Oct 2025 16:12:19 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>vitamini, eksikliği:, Yetişkinlerin, sıklıkla, gözden, kaçırdığı, ince, belirtiler</media:keywords>
</item>

<item>
<title>Omuz ağrınız ciddi  bir işaret mi? Sadece duruşla ilgili değil</title>
<link>https://karadenizden.com.tr/28057</link>
<guid>https://karadenizden.com.tr/28057</guid>
<description><![CDATA[ Yeni araştırmalar, omuz ağrısının tek başına duruştan kaynaklanmadığını; kas dengesizliği, sinir tahrişi ve hatta iç organ stresi gibi faktörlerin bir araya gelmesiyle oluştuğunu ortaya koyuyor.Birçok kişi, omuz ağrısının uzun süre masa başında kambur oturmaktan kaynaklandığını düşünür. Ancak tıp dergisi PubMed’de yer alan 700’den fazla çalışmanın kapsamlı incelemesi, duruşun tek başına omuz ağrısını açıklamakta yetersiz kaldığını gösteriyor.Araştırmalar, ağrının genellikle kas dengesizlikleri, sinir sıkışmaları ve iç organlarla ilişkili stres gibi çoklu etkenlerin bir sonucu olduğunu vurguluyor.Uzmanlara göre, omuz rahatsızlığı bazen omurga, boyun ya da çevre dokulardaki iltihaplanmalardan kaynaklanabiliyor. Hatta bu ağrı, daha ciddi hastalıkların erken bir uyarısı da olabilir.Duruşun omuz sağlığı üzerindeki etkisi inkâr edilemez. Uzun süre öne eğik pozisyonda oturmak, eklemler çevresindeki kas ve tendonları zorlayarak sertliğe veya ağrıya neden olur.Ancak Queensland Üniversitesi’nden araştırmacılar, “ideal duruşa sahip kişilerin bile omuz ağrısı çekebileceğini” ortaya koydu.Temel neden, kasların zayıflığı veya iltihabı olarak gösteriliyor. Bu da, yalnızca duruşu düzeltmenin yeterli olmadığını; egzersiz ve kas güçlendirme çalışmalarının da gerekli olduğunu ortaya koyuyor.Kapsamlı araştırmalar, omuz ağrısının genellikle servikal omurga sertliği, torasik gerginlik veya boyundan yayılan sinir sıkışmalarıyla bağlantılı olduğunu gösteriyor.
Buna ek olarak, uyku pozisyonu, tekrarlayan baş üstü hareketler ve fark edilmeyen tendon hasarları, kronik ağrının başlıca sebepleri arasında.Uzmanlar, “Omuz ağrısı nadiren tek bir sebepten kaynaklanır; genellikle fiziksel ve yaşam tarzı etkenlerinin birleşimidir.” diyerek uyarıyor.Her omuz ağrısı kas kaynaklı değildir. Doktorlar, “yansıyan ağrı” adı verilen duruma dikkat çekiyor. Bu durumda vücudun bir bölgesindeki rahatsızlık, başka bir bölgede (örneğin omuzda) hissedilebilir.Safra kesesi iltihabı, karaciğer hastalığı veya kalp sorunları omuz ağrısı şeklinde belirti verebilir.Özellikle sol omuzda hissedilen ağrı, göğüste baskı, nefes darlığı veya baş dönmesiyle birlikte görülüyorsa, derhal tıbbi yardım alınması öneriliyor. Kardiyologlar, bunun kalp stresinin erken belirtisi olabileceğini vurguluyor.Omuz ağrısını kötüleştiren pek çok basit alışkanlık var.
Kolun yastığın altına yerleştirilerek uyunması, ağır çanta taşımak, uzun süre telefonla uğraşmak gibi davranışlar, tendonlara gereğinden fazla yük bindiriyor.
Üst vücut kaslarını gerginleştiren kronik stres de tabloyu ağırlaştırabiliyor.

Fizyoterapistler, rotator manşet kaslarını güçlendiren egzersizler, duvar melekleri ve direnç bandı çekme hareketleri gibi uygulamaların omuz eklemini desteklediğini belirtiyor.NE ZAMAN DOKTORA GİTMELİSİNİZ?Aşağıdaki durumlarda tıbbi değerlendirme öneriliyor:

Ağrı iki haftadan uzun sürüyorsa,
Omuzda şişlik, sıcaklık veya kızarıklık varsa,
Kolda uyuşma, karıncalanma hissediliyorsa,
Kolunuzu kaldırmakta zorlanıyorsanız.Ortopedik ya da fizyoterapi değerlendirmeleri, ağrının kas, sinir veya yapısal bir sorundan mı kaynaklandığını belirlemeye yardımcı olur. Gerekli durumlarda MRI veya ultrason gibi görüntüleme yöntemleri kullanılabilir.Omuz ağrısı yalnızca duruşla ilgili basit bir sorun değildir. Bilimsel veriler, kas güçsüzlüğü, sinir sıkışması ve iltihaplanma gibi çoklu etkenlerin ağrıyı tetiklediğini göstermektedir.Eğer doğru duruşa rağmen ağrınız devam ediyorsa, vücudunuzun size verdiği sinyalleri dikkate almak gerekir.Duruşu düzeltmek, kasları güçlendirmek ve stres kaynaklarını azaltmak, hem ağrının nedenini anlamaya hem de uzun vadede sağlıklı bir denge kurmaya yardımcı olur. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/ylERCujH6E2cVObMtMOo7A.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Sat, 25 Oct 2025 16:12:19 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Omuz, ağrınız, ciddi, bir, işaret, mi, Sadece, duruşla, ilgili, değil</media:keywords>
</item>

<item>
<title>Sabah yürüyüşü faydalı mı? Vücuda 6 etkisi var</title>
<link>https://karadenizden.com.tr/28058</link>
<guid>https://karadenizden.com.tr/28058</guid>
<description><![CDATA[ Yürüyüşün genel sağlığımız ve zindeliğimiz, özellikle de kardiyovasküler sağlığımız ve kan basıncımızı kontrol altında tutmamız için mükemmel olduğunu hepimiz biliyoruz. Ancak, her miktarda ve her zamanda yürüyüş yapmak iyi olsa da, özellikle sabah yürüyüşünün vücut için zengin faydalar sağladığını biliyor muydunuz ?Doktorlar, kilo verme çabalarına yardımcı olurken kan basıncını düşürmek için sabah yürüyüşünü sıklıkla tavsiye ediyor. İşte sabah yürüyüşünün kalp sağlığı ve kilo yönetimi için üstün faydalar sağlamasının 6 nedeni...Sabah yürüyüşü yapmak, kan dolaşımınızı iyileştirirken kalbinizin daha iyi çalışmasına yardımcı olur.
Yürüdüğünüzde kalp, kan dolaşımında daha verimli hale gelir ve bu da atardamar duvarlarındaki basıncın azalmasına ve dolayısıyla kan basıncının düşmesine neden olur.
Araştırmalar, her gün otuz dakika yürümenin hem sistolik hem de diyastolik kan basıncı değerlerinde kademeli düşüşlere yol açtığını göstermektedir. Bu egzersiz, yüksek yoğunluklu antrenmanların yoğun fiziksel zorlanmalarından kaçınırken kalp gerginliğini azaltmak için nazik bir yöntem sunar.Vücudunuz, sabah yürüyüşüyle ​​metabolizma sürecini verimli bir şekilde başlatır, çünkü yiyecekleri enerjiye dönüştürür. Tempolu ve hızlı bir sabah yürüyüşü, kaslarınızı kalorileri daha hızlı ve kolay yakmaları için harekete geçirir.
Bu, vücudunuzun bir gecelik açlıktan sonra sabah egzersizi sırasında depolanmış yağları enerji olarak kullanmasından kaynaklanır ve bu da kilo vermeyi kolaylaştırır. Sabah yürüyüşü yapmak, vücudunuzun yağ yakmasına yardımcı olurken, uzun vadede kilonuzu sabit tutar. En iyi faydayı elde etmek için, nefes nefese kalmayacağınız, sadece &quot;hızlı konuşmanızı veya şarkı söylemenizi&quot; zorlaştıracak bir tempoda yürüyün.HORMONLARI DÜZENLERSabah yürüyüşü, açlık ve tokluk hissini belirleyen leptin ve ghrelin hormonlarının seviyelerini etkiler. Yürüyüş, iştahı kontrol eden ve günün geri kalanında aşırı yiyecek tüketimini önleyen hormon dengesinin korunmasına yardımcı olur. Hormonlarınız düzgün çalıştığında, kilo yönetimini ve kan basıncı düzenlemesini destekleyen dengeli bir beslenme düzenini takip etmeniz daha kolay olacaktır.Yüksek tansiyon genellikle yüksek stres seviyelerinden kaynaklanır. Yürümenin fiziksel aktivitesi, stresi ve kaygıyı azaltan &quot;iyi hissettiren&quot; hormonlar olarak işlev gören endorfinleri üretir. Huzurlu bir sabah yürüyüşü, insanların kendilerini daha iyi hissetmelerine yardımcı olurken, kortizol seviyelerini düşürür ve rahatlama sağlar. Stres azaltma mekanizması, kan basıncının normal seviyelerde tutulmasında önemli bir rol oynar.KALP VE AKCİĞER SAĞLIĞINI DESTEKLERHer sabah yürüyüşü, kan dolaşımını hızlandırdığı ve akciğer fonksiyonlarını geliştirdiği için kalp sağlığını iyileştirir. Vücut, oksijen açısından zengin kanı vücudun her yerine dağıtmak için güçlü kalp ve akciğer fonksiyonlarına ihtiyaç duyar. Bu uygulama, dayanıklılığın ve günlük enerji seviyelerinin artmasını sağlar. Sağlıklı kalp ve akciğer fonksiyonlarının birleşimi, daha iyi kan basıncı yönetimi ve kilo kontrolü sağlarSabah yürüyüşünün en büyük avantajı, günlük rutininize sorunsuz bir şekilde entegre olmasıdır. Yürüyüş pratiği özel bir araç gerektirmez ve her yaş grubundan ve her fitness seviyesinden insana uygundur. Sabah yürüyüşü pratiği, insanların zaman içinde sürdürebilecekleri basit bir rutin oluşturur, çünkü tutarlı bir kan basıncı ve kilo yönetimi elde etmelerine yardımcı olur. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/B91thQAgMkabwYuArDcsfw.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Sat, 25 Oct 2025 16:12:19 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Sabah, yürüyüşü, faydalı, mı, Vücuda, etkisi, var</media:keywords>
</item>

<item>
<title>Tırnaklarda ortaya çıkıyor: Görmezden gelinen 6 ciddi işaret</title>
<link>https://karadenizden.com.tr/28053</link>
<guid>https://karadenizden.com.tr/28053</guid>
<description><![CDATA[ Hepimiz ara sıra hissettiğimiz ağrı veya sızıları görmezden geliriz; kendimize yorgun, stresli veya yaşlandığımızı söyleriz. Ancak doktorlar, bu görünüşte zararsız ağrıların vücudunuzun ciddi bir sorunun habercisi olabileceğini söylüyor.Sağlık uzmanları, sosyal medyada da ilgi gören “vücudun fısıldamaları” kavramına dikkat çekiyor. İnsanların, ciddi semptomlar ortaya çıkmadan önce vücudun verdiği ince uyarılara kulak vermesi gerektiğini vurguluyorlar.Amerikalı damar cerrahı Dr. Rema Malik, Instagram’da paylaştığı bir videoda, “Vücudunuz harika bir iletişimcidir. Mükemmel sağlıklıyken bir gecede krize dönüşmez. Önce fısıldar,” diyor.İngiltere’de pratisyen hekimler de hastaların çoğu zaman semptomlar görmezden gelindiğinde ancak işin ciddileştiğinde yardım aradığını belirtiyor. 
Dr. Dean Eggitt, “Hastaların bir sorunu erteledikten sonra çok geç gelmesi son derece yaygın. Bu gerçek bir sorun,” diyor.Dr. Eggitt, özellikle sağlık sorunlarını kabul etmekte zorlanan erkekler ve yüz yüze konuşmaya alışık olmayan gençler için bu durumun endişe verici olduğunu ekliyor.Dermatologlar, ara sıra kaşıntıların genellikle zararsız olduğunu, ancak uzun süre devam eden kaşıntıların vücudun ciddi bir duruma işaret edebileceğini söylüyor.Londra merkezli danışman dermatolog Dr. Aleksandar Godic, “Cildimizdeki bazı belirtiler, organların düzgün çalışmadığını veya vücudun bir hastalıkla savaştığını gösterir. Örneğin karaciğer toksinleri temizlemezse, bu ciltte kaşıntıya neden olabilir,” diyor.Kaşıntı iki hafta boyunca devam ediyorsa, doktora başvurmak gerekiyor. Erken uyarı işaretleri arasında karaciğer yetmezliği ve Hodgkin lenfoma gibi ciddi rahatsızlıklar da yer alıyor.Sürekli ağız kuruluğu, basit bir rahatsızlıktan öte, diyabet veya Sjogren sendromu gibi kronik hastalıkların habercisi olabilir.Londra’daki Mayfair Sağlık Topluluğu’ndan diş hekimi Dr. Victoria Sampson, “Ağız kuruluğu, sadece günlük rahatsızlık değil; tükürük eksikliği ciddi bakterilerin çoğalmasına ve çeşitli hastalıklara zemin hazırlayabilir,” uyarısında bulunuyor.Omuz ağrısı çoğunlukla kötü duruş veya kas zorlanmasıyla ilişkilendirilse de bazı durumlarda daha ciddi bir sorunun işareti olabilir.Safra kesesi taşları sağ omuzda, kalp problemleri sol omuzda ağrıya yol açabilir. Dr. Eggitt, “Omuz ağrısı, kalp krizi, karaciğer yetmezliği, akciğer kanseri veya safra kesesi sorunlarının da habercisi olabilir,” diyor.Gece terlemeleri genellikle zararsızdır, ancak nedeni açıklanamayan şiddetli veya sürekli terlemeler ciddi hastalıkların belirtisi olabilir.Dr. Eggitt, “Eğer çarşaflar sırılsıklam oluyorsa veya gece boyunca kıyafet değiştiriyorsanız ve enfeksiyonunuz yoksa, doktora görünmelisiniz,” diyor. Lenfoma, miyelom veya tüberküloz gibi hastalıklar bu şekilde kendini gösterebilir.Çaba harcamadan kilo vermek çoğu kişi için sevindirici olsa da, diyet veya egzersiz değişikliği olmadan kilo kaybı ciddi rahatsızlıkların işareti olabilir.Dr. Eggitt, “Planlanmamış ani kilo kaybı bir fısıltıdan çok çığlıktır. İnsanlar bunu fark etmediğinde, diyabet, tiroid sorunları veya kanser gibi ciddi hastalıklar gözden kaçabilir,” diyor.Sağlıklı tırnaklar pürüzsüz, hafif kıvrımlı ve tutarlı renktedir. Şekil, doku veya ton değişiklikleri, vücudunuzun size bir şeylerin yolunda olmadığını fısıldamasının bir yolu olabilir.Hastalıklar çoğunlukla sessiz başlar, ancak vücut birçok uyarıyı önceden verir. Uzmanlar, bu “fısıldamaları” göz ardı etmemenin sağlığın korunmasında kritik olduğunu belirtiyor. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/q4McXDPZXEyDZ8Heq7a-cA.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Sat, 25 Oct 2025 16:12:18 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Tırnaklarda, ortaya, çıkıyor:, Görmezden, gelinen, ciddi, işaret</media:keywords>
</item>

<item>
<title>Uzmanı açıkladı: Kronik kabızlığın doğal ilacı</title>
<link>https://karadenizden.com.tr/28054</link>
<guid>https://karadenizden.com.tr/28054</guid>
<description><![CDATA[ Kronik kabızlık yaşayan milyonlarca kişi için, işe yaradığı bilimsel olarak kanıtlanmış gıdalar ve takviyeleri içeren ilk resmî beslenme kılavuzu yayımlandı.DailyMail&#039;de yer alan habere göre; Daha fazla lif tüketmek ve bol su içmek yönündeki genel önerilerin ötesine geçen yeni kılavuz, hangi gıdaların gerçekten işe yaradığını, hangilerinin etkisiz kaldığını ilk kez somut verilerle ortaya koydu.İki ayrı uluslararası dergide aynı anda yayımlanan rapor, 75 klinik çalışmadan elde edilen verileri analiz ederek, kabızlık konusundaki yerleşik inançları sarsan bulgular sundu.Araştırmaya göre, günde iki ila üç kivi tüketmek, bağırsak hareketlerinde ölçülebilir iyileşme sağlıyor. Çavdar ekmeği ve magnezyum ile sülfat açısından zengin sular da sindirimi destekleyen gıdalar arasında yer alıyor. Ayrıca psyllium lifi, belirli probiyotikler ve magnezyum oksit takviyeleri de etkili bulundu.Buna karşın, genel yüksek lifli diyetler ile sinameki gibi bitkisel müshillerin kabızlık üzerinde anlamlı bir fayda sağlamadığı tespit edildi.Kılavuzun başyazarı, King&#039;s College London Beslenme Bilimleri Bölümü Öğretim Üyesi Dr. Eirini Dimidi, şu ifadeleri kullandı:“Kronik kabızlık, kişinin yaşam kalitesini büyük ölçüde etkileyebilir. İlk kez, hangi beslenme yaklaşımlarının gerçekten işe yaradığını bilimsel olarak ortaya koyduk. Bu sayede insanlar semptomlarını daha iyi yönetebilir ve yaşam kalitelerini artırabilir.”Yeni kılavuz, doktorlara ve diyetisyenlere tek tip öneriler yerine, dışkı sıklığı, kıvamı veya ıkınma düzeyi gibi bireysel semptomlara göre önerilerde bulunma olanağı tanıyor.Dr. Dimidi, mevcut araştırmaların çoğunun küçük ölçekli olduğuna dikkat çekerek, genel lif alımının sağlık açısından faydalı olduğunu ancak kabızlık özelinde “tek başına çözüm olmadığını” vurguladı.“Kılavuzumuz, hastalara gerçekten yardımcı olabilecek bazı yeni beslenme stratejileri ortaya koyuyor.” dedi.Deneylerde, magnezyum oksit takviyesi, plaseboya kıyasla bağırsak hareketlerini haftada ortalama dört kez artırdı; dışkı kıvamını yumuşattı, ıkınmayı azalttı ve yaşam kalitesini iyileştirdi.Doğal bir sindirim yardımcısı olarak bilinen kivi, geleneksel lif takviyeleriyle benzer, hatta bazı durumlarda daha iyi sonuçlar verdi. Çavdar ekmeği ise dışkılama sıklığını artırsa da bazı kişilerde şişkinliği artırdığı için herkese uygun olmayabilir.Magnezyum, kalsiyum ve sülfat bakımından zengin doğal mineralli suların, günde 0,5 ila 1,5 litre arasında tüketildiğinde altı haftada semptomları belirgin şekilde azalttığı gözlendi.Araştırmacılar, hastaların diyet değişikliği yapmadan önce sağlık durumlarını dikkate almaları gerektiğini hatırlatıyor. Özellikle yüksek mineralli sular, kalp veya böbrek rahatsızlığı olan kişiler için uygun olmayabilir.King&#039;s College London Diyetetik Profesörü Kevin Whelan, rehberin önemini şöyle özetledi:“Bu yeni rehber, sağlık profesyonellerini ve hastalarını, kabızlığı diyet yoluyla yönetme konusunda güçlendiren önemli bir adım.”Uzmanlara göre, bu kılavuz yalnızca kabızlığın yönetiminde değil, gıdanın bağırsak fonksiyonu üzerindeki etkisini anlamada da bir dönüm noktası.Araştırma ekibi, tavsiyelerin kısa sürede NHS (İngiltere Ulusal Sağlık Servisi) tarafından benimsenmesini ve hastalara reçetesiz müshiller yerine bilimsel dayanaklı beslenme önerileri sunulmasını umuyor. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/JQSHZjOkJk2u9Hs6mT3KLw.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Sat, 25 Oct 2025 16:12:18 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Uzmanı, açıkladı:, Kronik, kabızlığın, doğal, ilacı</media:keywords>
</item>

<item>
<title>B12 kaynaklarının en iyisi: Kan hücrelerinin oluşumunu destekliyor</title>
<link>https://karadenizden.com.tr/28055</link>
<guid>https://karadenizden.com.tr/28055</guid>
<description><![CDATA[ B12 vitamini eksikliğini giderebilmek için besinlerin gücünden faydalanabilirsiniz. Peki, hangi besinler en iyi B12 kaynağıdır? İşte düzenli tüketildiğinde B12 depolarını dolduran besinler.B12 vitamini, kırmızı kan hücrelerinin oluşumunda, DNA sentezinde ve hatta sinir fonksiyonlarında kilit rol oynayan hayati bir besindir. Çoğu insanın farkında olmadığı şey ise B12 vitamininin karaciğer sağlığını da birçok önemli şekilde desteklediğidir.Karaciğer, vücutta B12 vitaminini depolayan ana organdır ve bu vitaminin eksikliği zamanla karaciğer fonksiyonlarını olumsuz etkileyebilir. B12 vitamini vücutta yeterli miktarda mevcutsa, zamanla önemli ölçüde birikebilen bir amino asit olan homosisteini azaltarak yağlı karaciğer ve karaciğer iltihabı riskini azaltmaya yardımcı olabilir. Ayrıca, sağlıklı ve işlevsel bir karaciğer için gerekli olan vücudun doğal detoks süreçlerini de destekler.B12 vitamini , karaciğerin vücuttaki tüm toksinleri atmak ve hormonları düzenlemek için kullandığı biyokimyasal bir süreç olan metilasyon için gereklidir.
Vücuttaki düşük B12 vitamini seviyeleri genellikle NAFLD ile ilişkilendirilir, ancak vücuttaki B12 miktarı uygunsa, yağ metabolizmasını düzenlemeye yardımcı olabilir ve karaciğer iltihabını azaltarak zamanla karaciğer hasarına karşı koruma sağlayabilir. Ulusal Sağlık Enstitüleri&#039;ne göre, normal bir yetişkinin günlük 2,4 mcg B12&#039;ye ihtiyacı vardır; 14-18 yaş arası gençlerin ise 2,4 mcg&#039;ye ihtiyacı vardır .Yumurta, özellikle de yumurta sarısı, doğal bir B12 vitamini kaynağıdır. Ayrıca temel yağlar ve protein içerir; haşlanmış, çırpılmış veya haşlanmış yumurta, sinir ve karaciğer sağlığını desteklemeye yardımcı olur. Bunlar, özellikle sıkı vejetaryen olmayan kişiler için faydalıdır. Yeterli B12 vitamini sağlamanın yanı sıra, vücudun ihtiyaç duyduğu proteini de sağlar.Süt, doğal ve en kolay bulunabilen B12 vitamini kaynaklarından biridir. Birçok sağlık uzmanı, günlük süt tüketiminin B12 vitamini eksikliğini önlemeye yardımcı olabileceğini öne sürüyor. Süt, kolayca bulunabilmesinin yanı sıra zengin bir kalsiyum ve D vitamini kaynağıdır. Veganlar, sütü soya sütüyle değiştirebilirler. USDA&#039;ya göre, bir bardak soya sütü önerilen B12 vitamini alımının %45&#039;ini karşılar.Balık, zengin bir B12 vitamini kaynağıdır. En yüksek miktarda B12 içeren balıklar ton balığı, somon, sardalya ve alabalıktır. ABD Tarım Bakanlığı&#039;na göre, bir su bardağı veya 150 gram süzülmüş sardalya %554 oranında B12 vitamini sağlarken, somon yüksek miktarda protein içerir; yarım filetoda (178 gram) yaklaşık 40 gram protein bulunur.Tavuk, bir diğer iyi B12 vitamini, protein ve yağsız yağ kaynağıdır. Harvard Health&#039;e göre, 75 gram tavuk göğsü yaklaşık 0,3 mikrogram B12 vitamini içerir. Tavuktaki B12 vitamini, kırmızı kan hücresi üretimini, sinir sistemi sağlığını destekler ve enerji üretimini yönetir. Izgara, fritözde veya tavada kızartılarak tüketilebilir.Zenginleştirilmiş tahıllar, özellikle vejetaryenseniz, B12&#039;nin en önemli kaynağıdır. B12 doğal olarak yalnızca hayvansal ürünlerde bulunduğundan, zenginleştirme tahılları kullanışlı ve erişilebilir bir seçenek haline getirir. Ne kadar B12 sağlayabilecekleri konusunda kesin bir bilgi yoktur; bunun için besin etiketini kontrol ederek B12 içeriğini doğrulayabilirsiniz. B12, zenginleştirilmiş tahıl şeklinde tüketildiğinde, kırmızı kan hücresi üretimini ve enerji metabolizmasını destekleyebilir.Yoğurt, mükemmel ve doğal bir B12 vitamini kaynağıdır ve bu da onu probiyotik faydaları ve zengin besin profiliyle bilinen popüler bir süt ürünü haline getirir. Yoğurttaki B12 vitamini şunları destekler: Kırmızı kan hücresi oluşumu, DNA sentezi ve sinir sistemi sağlığı. Tipik 150 gramlık sade yoğurt porsiyonu yaklaşık 1,1 ila 1,4 mikrogram B12 vitamini içerir.Bu makale sadece genel bilgi verme amacıyla yazılmıştır ve doktor tavsiyesi olarak ele alınmaması gerekir. Makalenin içeriğinden yola çıkarak okurun kendi başına koyduğu teşhislerden ntv.com.tr sorumlu değildir. Sağlığınızla ilgili herhangi bir endişeniz varsa doktorunuza danışın. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/rYCI_Cc5zUKammuXL2pboQ.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Sat, 25 Oct 2025 16:12:18 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>B12, kaynaklarının, iyisi:, Kan, hücrelerinin, oluşumunu, destekliyor</media:keywords>
</item>

<item>
<title>Halk arasında iltihaba iyi geldiği söyleniyor: 40 yıldır günlük olarak hazırlıyor</title>
<link>https://karadenizden.com.tr/28049</link>
<guid>https://karadenizden.com.tr/28049</guid>
<description><![CDATA[ Gaziantep&#039;te yaşayan 86 yaşındaki usta, 40 yıldır doğal karadut suyu satıyor.Gaziantep Bakırcılar Çarşısı&#039;nda 86 yaşındaki Muharrem Aydınlık, dut ağacının gölgesinde 40 yıldır mesleğini sürdürüyor.Gençliğinden bu yana dutla uğraştığını belirten usta, her gün özenle topladığı karadutları ezip suyunu çıkarıyor.Karadut suyu günlük hazırlanıyor ve iki gün içinde tüketiliyor. Daha sonra yeniden taze olarak yapılıyor. Dut suyu, halk arasında ağız yaralarına, iltihaplara, böbrek taşına ve bağışıklık sistemine iyi geldiği bilinen doğal bir içecek olarak görülüyor.Karadut suyunun faydalarını anlatan usta Aydınlık, &quot;Dut alıyoruz, eziyoruz, ama içine başka bir şey katmıyoruz. Bu günlük yapılan bir şeydir. Bugün yapar, ertesi gün değil, arada iki gün bekleriz. İki gün içinde hazırlıyoruz. Bitince tekrar yapıyoruz. Faydaları çoktur; ağız yaralarına, iltihaplara iyi gelir.Aynı zamanda kolanın ham maddesi de dut suyudur. İnsanlar bunu içiyor. Taş düşürmeye de faydası olduğu söyleniyor. Doktorlar da tavsiye ediyor; &quot;Gelin, karadut suyunu alın, için, yiyin&quot; diyorlar. Biz bunu otuz kişinin beslenmesinde kullanıyoruz, dallarından faydalanıyoruz. Her yere gönderiyoruz. İsteyenlere de kart veriliyor. Fiyatı değişiyor; beş litresi farklı, küçük şişesi farklı. Şu an bir bardağı 30 lira&quot; diye konuştu. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/YYuenab9Nkeeci3kg9mGnQ.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Sat, 25 Oct 2025 16:12:17 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Halk, arasında, iltihaba, iyi, geldiği, söyleniyor:, yıldır, günlük, olarak, hazırlıyor</media:keywords>
</item>

<item>
<title>Sağlıklı vücut, sağlıklı zihin: 15 dakika yetiyor</title>
<link>https://karadenizden.com.tr/28050</link>
<guid>https://karadenizden.com.tr/28050</guid>
<description><![CDATA[ Araştırmalar, yalnızca 15 dakikalık basit bir egzersiz molasının ruh sağlığı üzerinde sağlıklı yaşam kampları kadar etkili olabileceğini ortaya koyuyor. Uzmanlar, kısa yürüyüşler, dans veya evde yapılan egzersizlerin bile insanların ruh hallerinde belirgin iyileşme sağlayabileceğini belirtiyor.Yapılan bir ankette, sağlıklı yaşam merkezlerini ziyaret eden 10 bin katılımcının yüzde 71’i, günlük kısa egzersizlerin tatillerden daha etkili olduğunu ifade etti.Uzmanlar, kısa süreli ve düzenli egzersizin, geçici tatil deneyimlerinden daha kalıcı fayda sağladığını vurguluyor. Ancak İngiltere Ulusal Sağlık Hizmeti (NHS) verilerine göre, halkın dörtte biri haftada yarım saatten az egzersiz yapıyor.Araştırmalar, kısa egzersizin ruh halini düzenleyen, kaygıyı azaltan ve strese karşı dayanıklılığı artıran nörotransmitterlerin salınımını tetikleyerek refah üzerinde etkili olduğunu gösteriyor. Geçen yıl Amerikan Tabipler Birliği Dergisi JAMA’da yayımlanan bir çalışma, düzenli 15 dakikalık egzersizin kalp damar hastalıklarından ölüm riskini yüzde 27 oranında azalttığını ortaya koydu.Dr. Brendon Stubbs, “15 dakikalık hareketin zihinsel sağlık üzerindeki etkisini görmek inanılmaz” dedi. Stubbs, öğle yemeği yürüyüşünden padel çevirmeye kadar her seviyedeki egzersizin düzenli yapıldığında faydalı olduğunu belirtti.Stubbs, sözlerini şöyle sürdürdü: “Önemli olan, 15 dakikanın başlanması için düşük bir engel olması; bu süre boyunca zihinsel iyilik hali artıyor ve bunun için aşırı yorulmanıza gerek yok. Egzersizi dışarıda ve bir arkadaşınızla yapmak ise ek fayda sağlıyor.” ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/xQRetLUa-km2x2z0oy2TRQ.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Sat, 25 Oct 2025 16:12:17 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Sağlıklı, vücut, sağlıklı, zihin:, dakika, yetiyor</media:keywords>
</item>

<item>
<title>Magnezyum, kolajen, kalsiyum deposu: Kemikleri güçlendiren 6 mucize besin</title>
<link>https://karadenizden.com.tr/28051</link>
<guid>https://karadenizden.com.tr/28051</guid>
<description><![CDATA[ Kemiklerimizin neredeyse yüzde 99’u, vücudun kendi başına üretemediği hayati bir mineral olan kalsiyumdan oluşuyor. Bu mineral yalnızca kemiklerin yapısını güçlendirmekle kalmıyor, kalp kasının kasılması, sindirim enzimlerinin çalışması ve sinir sisteminin düzgün işlemesi gibi hayati işlevlerde de rol oynuyor.Sağlıklı bir yetişkinin günde yaklaşık 700 mg kalsiyum alması gerekiyor. Ancak yeterli kalsiyum tüketilmediğinde vücut, ihtiyacını kemiklerden çekiyor ve bu da kemiklerin zayıflamasına yol açıyor.Uzmanlar, kemikleri güçlendiren besinlerin sadece süt ürünleriyle sınırlı olmadığını, aynı zamanda vitamin ve mineraller açısından zengin farklı gıdaların da kemik sağlığında kritik rol oynadığını vurguluyor. İşte uzmanların hazırladığı, kemiklerinizi güçlendirecek altı besin:Süt ürünleri kalsiyumun bilinen kaynağı olsa da, koyu yapraklı yeşillikler de bu mineral açısından zengin alternatifler sunuyor. Ancak bazı sebzelerdeki oksalik asit, kalsiyumun emilimini azaltabiliyor.Londra merkezli beslenme uzmanı Thalia Pellegrini, özellikle brokoliyi öneriyor. Brokoli, pişirildiğinde bir fincanında yaklaşık 45 mg kalsiyum içeriyor. Ayrıca kemik sağlığı için önemli A vitamini öncüsü beta-karoten, C ve K1 vitaminlerini de yüksek oranda barındırıyor.Kuru erik, kalsiyum, potasyum, magnezyum ve demir açısından zengin bir kuru meyve olarak öne çıkıyorPenn State Üniversitesi’nin araştırmasına göre, menopoz sonrası kadınlar günde 5-6 kuru erik tükettiğinde, 12 ay boyunca kemik mineral yoğunluklarını koruyabiliyor ve kırık riskini azaltabiliyor. Pellegrini, kuru meyvelerin lif açısından da zengin olduğunu ve bağırsak sağlığına katkı sağladığını belirtiyor.Uzmanlar, özellikle konserve sardalya ve uskumru gibi yağlı balıkların kemik sağlığı için ideal olduğunu söylüyor. Pellegrini, balığın küçük boyutlu olması sayesinde kemiklerin de tüketildiğini ve böylece kalsiyum alımının arttığını belirtiyor.Bir porsiyon sardalya, yaklaşık 340 mg kalsiyum ve günlük D vitamini ihtiyacının dörtte birini karşılıyor. Fosfor içeriği ise kemiklerin güçlü kalmasına yardımcı oluyor. Taze sardalya ise kemikleri yenmediği için aynı miktarda kalsiyum sağlamıyor.Ruchi Bhuwania Lohia, soya ürünleri, lahana turşusu ve kimchi gibi fermente gıdaların kemik sağlığını desteklediğini söylüyor. Fermente gıdalardaki K vitamini, kemik oluşumunda rol oynayan proteinleri aktive ediyor ve kemik kaybı riskini azaltıyor.Yoğurt, tempeh ve kombucha gibi gıdalar, K vitamini açısından zengin olmalarının yanı sıra bağırsak sağlığına da katkı sağlıyor. Lohia, “Bağırsaklarımız besinleri daha iyi parçaladığında kemiklerimiz de güçleniyor” diyor.Pellegrini, fasulyenin kemik sağlığı için hayati önemdeki magnezyum açısından da zengin olduğunu belirtiyor. Vücut magnezyumu kemiklerde depoluyor ve eksikliği osteoporoz riskini artırıyor.Siyah fasulye bir fincanda 120 mg magnezyum sağlıyor. Pellegrini, “Fasulye kemikleri güçlendiren vitaminlerle dolu, güveçlere veya salatalara eklenebilir” diyor.Bhuwania Lohia, kemik suyunun kemik sağlığında önemli olduğunu belirtiyor. Kemik suyunda bol miktarda kolajen bulunuyor; bu protein, kemik yoğunluğunu ve yapısını destekliyor.Yaşlandıkça vücut kolajen üretimini kaybediyor ve bu durum osteoporoz riskini artırıyor. Lohia, “Kemik suyu kolajen açısından çok iyi bir kaynak ve özellikle kış aylarında faydalı. Evde hazırlanabilir veya sağlıklı gıda mağazalarından temin edilebilir” diyor.Bu besinler, yalnızca kemiklerin güçlenmesine yardımcı olmakla kalmıyor, aynı zamanda genel sağlık ve yaşlanma sürecinde de kritik bir rol oynuyor. Uzmanlar, dengeli ve çeşitli bir beslenmenin kemik sağlığını korumada en etkili yol olduğunu vurguluyor. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/imZqernva0yNjnbsfLkOXQ.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Sat, 25 Oct 2025 16:12:17 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Magnezyum, kolajen, kalsiyum, deposu:, Kemikleri, güçlendiren, mucize, besin</media:keywords>
</item>

<item>
<title>İlk belirtisi yüksek ateş! Okul ve kreşlerde Beta salgını: Vakalarda artış var</title>
<link>https://karadenizden.com.tr/28052</link>
<guid>https://karadenizden.com.tr/28052</guid>
<description><![CDATA[ Havalar soğudu, hastalık listesine Beta da eklendi. Özellikle kreş ve ilkokul çocuklarında daha sık görülen Beta, doğru tedavi edilmezse vücutta ciddi sorunlara zemin hazırlayabiliyor. (Haber: Dilşad Dede Taşkın)Okulların açılıp, havaların da soğumasıyla hastalık sezonu başladı.
Okul ve kreşlerde artışa geçen hastalık; Beta.
Hastalığın ilk belirtisi ise yüksek ateş.
Covid vakalarında artış: Hastanelere başvurular arttı, belirtileri grip ile benzerÇocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Günay Cantürk, Beta&#039;nın çocuklarda yüksek ateş ve boğaz ağrısı belirtisi yaptığını söyledi.
Bu belirtilerle birlikte, Beta&#039;nın boyundaki lenf bezlerinde büyüme ve şişmeye neden olduğunu anlatan Cantürk, &quot;Bazen çocuklar başını çeviremeyecek kadar hale gelebiliyor.&quot; dedi.Beta&#039;nın burun akıntısı, hapşuruk, öksürük gibi daha çok virüste görülen belirtileri göstermediğini anlatan Cantürk, &quot;Gerçek Beta, gerçekten sadece yüksek ateş, müthiş bir kırgınlık, boğazdaki o görüntü ve lenf bezlerinde büyümeye neden oluyor.&quot;Beta&#039;nın teşhisi için bazen boğaz kültürü almak gerekebiliyor.
&quot;Boğazda önce yanma ve ağrı yapıyor. Sadece kızarıklık değil. Beraberinde sarı renkte iltihap odakları görüyoruz.&quot; diyen Cantürk, hastalığın tedavisinin antibiyotikle yapıldığını anlattı.
Uzmanlar, yarım bırakılan Beta tedavisinin ciddi hastalıklara zemin hazırlayabileceği konusunda uyarıda da bulunuyor.Virüs enfeksiyonlarından sonra hastaların herhangi bir problem yaşamasının zor olduğunu ifade eden Cantürk, &quot;Beta etkin bir şekilde tedavi edilmezse sonrasında eklem romatizması dediğimiz, hem eklemlerde tutulum hem de kalp kapağını bozabiliyor ya da böbrekleri tutarak böbrek yetersizliğine neden olabiliyor.&quot; diye konuştu. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/OTYbiuft-EabDlnVD7Ibrg.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Sat, 25 Oct 2025 16:12:17 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>İlk, belirtisi, yüksek, ateş, Okul, kreşlerde, Beta, salgını:, Vakalarda, artış, var</media:keywords>
</item>

<item>
<title>Hazımsızlık sanmıştı, doktora gidince gerçeği öğrendi: 4. evre kanser çıktı</title>
<link>https://karadenizden.com.tr/28046</link>
<guid>https://karadenizden.com.tr/28046</guid>
<description><![CDATA[ İki çocuk babası 41 yaşındaki Zack Van Aarde, basit bir hazımsızlık sorunu yaşadığını düşünürken, birkaç gün içinde kan kusmaya başlamasıyla dördüncü evre yemek borusu kanseri olduğunu öğrendi.DailyMail&#039;de yer alan habere göre; İngiltere’nin Güney Devon bölgesinde yaşayan 41 yaşındaki Zack Van Aarde, aktif bir koşucu olarak yaşam sürüyordu. Ancak geçen yıl başlayan mide yanması ve hazımsızlık şikayetlerini, sıradan bir asit reflüsü sanarak önemsemedi.Aile hekimi, mide asidini azaltan bir ilaç verdi. Ancak Van Aarde’nin şikayetleri aylarca devam etti. Temmuz ayında durumun kötüleşmesiyle birlikte eşi Jess, sabaha karşı 5 sularında eşini kan kusarken buldu.Ağır nefes sesleri duydum, dışarı çıktım ve Zack’i yerde, kan kusarken gördüm. Çocukları korkutmamak için onu odaya aldım ve hemen ambulans çağırdım,” dedi Jess Van Aarde.Van Aarde, hastaneye kaldırıldı. Doktorlar, mide ülseri şüphesiyle endoskopi yaptı ancak sonuç, ailenin hayatını değiştirdi: dördüncü evre yemek borusu kanseri.“Tam bir şoktu, gerçeküstü gibiydi. Sanki bir filmdeymişsiniz gibi… Bunun başıma geldiğine inanamadım,” dedi Van Aarde.Yemek borusu kanseri, ağzı mideye bağlayan boruda gelişen bir tümör türü. Hastalığın nedeni her zaman net olmasa da, uzun süreli ve şiddetli asit reflüsü yaşayanlarda riskin arttığı biliniyor.Doktorlar başlangıçta ameliyat planlasa da, ileri evre teşhis nedeniyle Van Aarde kemoterapiye başladı. İki haftada bir kemoterapi seanslarına giriyor, düzenli kan testleri ve taramalar yaptırıyor.“Çocuklarınıza kanser olduğunuzu söylemek bir ebeveyn için en zor şey. Ama onlar inanılmaz güçlüler,” diyor iki çocuk babası.“Kemoterapi iyi ve kötü tüm hücreleri öldürüyor. Hücre yenilenmesini destekleyecek alternatifleri araştırıyoruz. Aileme en iyi şansı verebilmek için her şeyi yapmaya kararlıyım,” diyor Van Aarde.Uzmanlar ise, kanser hastalarının alternatif tedavi seçeneklerine yönelmeden önce mutlaka doktorlarına danışmaları gerektiği uyarısında bulunuyor.Uzmanlar, mide ekşimesi ve boğaz ağrısı gibi uyarı belirtilerinin çoğu zaman hafife alınması nedeniyle hastalığın genellikle ileri evrede fark edildiğini belirtiyor.Belirtiler arasında yutma güçlüğü, bulantı, kusma, iştahsızlık, açıklanamayan kilo kaybı ve yorgunluk bulunuyor. Sigara, alkol kullanımı ve obezite de hastalık riskini artıran faktörler arasında.Son yıllarda, uzun süreli asit baskılayıcı ilaç kullanımı da tartışma konusu. Uzmanlar, bu ilaçlara uzun vadede güvenmenin sindirim sistemini zayıflatabileceği ve bakteriyel enfeksiyonlara karşı vücudu savunmasız bırakabileceği konusunda uyarıyor. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/_In6S7CBL0m2C1NpZY-7Vg.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Sat, 25 Oct 2025 16:12:16 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Hazımsızlık, sanmıştı, doktora, gidince, gerçeği, öğrendi:, evre, kanser, çıktı</media:keywords>
</item>

<item>
<title>Çinlilerin şifa kaynağı, kilosu 120 lira: Tezgahta yerini aldı; Kanser, şeker ve karaciğere iyi geliyor</title>
<link>https://karadenizden.com.tr/28047</link>
<guid>https://karadenizden.com.tr/28047</guid>
<description><![CDATA[ Çin hurması olarak da bilinen hünnap, Kütahya&#039;da pazar tezgahlarında yerini aldı. Sağlığa olan faydalarıyla dikkat çeken hünnap büyük ilgi görüyor.Kütahya&#039;da pazar tezgahlarında yerini alan hünnap büyük ilgi görüyor.Diyabet ve karaciğer rahatsızlıklarının yanı sıra çeşitli kanser türlerinin iyileşme sürecine olumlu etkileri olduğu bilinen hünnap, kentteki semt pazarlarında kilosu 80 ile 120 lira arasında satılıyor.Semt pazarlarında hünnap satışı yapan İsmail ve Kadir Zengin, hünnap üretiminin özellikle Simav ilçesinde yoğun şekilde yapıldığını belirtti. İsmail Zengin, &quot;Simav hünnapı başta şeker hastalığı olmak üzere birçok rahatsızlığa şifa oluyor. Her yıl talep artıyor, bu da bizi üretim konusunda daha fazla teşvik ediyor&quot; dedi.Vatandaşlar da sonbaharda bol bol hünnap tükettiklerini ifade etti.Son yıllarda sağlıklı beslenme trendleri arasında öne çıkan hünnap, hem lezzeti hem de faydalarıyla dikkat çekiyor.Hünnap, “Çin hurması” olarak da bilinen ve genellikle küçük, yuvarlak veya oval formda olan bir meyvedir. Tatlı bir aromaya sahip olan bu meyve, taze olarak tüketilebildiği gibi kurutularak da uzun süre saklanabiliyor. Hünnapın tarihi, binlerce yıl öncesine, özellikle Çin ve Orta Asya medeniyetlerine dayanıyor.HÜNNAP NEREDE YETİŞİYOR?Aslen Çin’e özgü olan hünnap, günümüzde Orta Asya, Kore, Japonya ve Türkiye’nin güney bölgelerinde de yetiştiriliyor. Türkiye’de özellikle Akdeniz ve Ege bölgelerindeki ılıman iklim, hünnap yetiştiriciliği için elverişli koşullar sağlıyor. Hünnap ağaçları, sıcak yazlar ve ılıman kışlar ile iyi uyum sağlıyor.Uzmanlar, hünnapın sağlığa birçok faydası olduğuna dikkat çekiyor:Bağışıklık sistemini güçlendirir: C vitamini açısından zengin olan hünnap, vücudun hastalıklara karşı direncini artırıyor.Sindirim sistemine iyi gelir: Lif içeriği sayesinde sindirimi kolaylaştırıyor ve bağırsak sağlığını destekliyor.Antioksidan kaynağıdır: Hücrelerin yaşlanmasını geciktirmeye yardımcı olabilecek flavonoid ve polifenoller içeriyor.Stres ve yorgunluğu azaltabilir: Geleneksel tıpta, hünnapın sinir sistemini yatıştırıcı etkileri olduğuna inanılıyor.Hünnap, doğal tatlılık arayanlar için hem lezzetli bir alternatif hem de sağlığı destekleyen bir besin olarak öne çıkıyor.Özellikle kuru olarak tüketildiğinde uzun süreli enerji sağlayan bir atıştırmalık olarak da tercih edilebiliyor.Uzmanlar, hünnapı dengeli bir diyetin parçası olarak tüketmenin sağlık açısından faydalı olabileceğini vurguluyor. Ancak her doğal besinde olduğu gibi, aşırı tüketimden kaçınılması öneriliyor. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/WbhWytKZ4UqZ4Vky_6ASFw.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Sat, 25 Oct 2025 16:12:16 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Çinlilerin, şifa, kaynağı, kilosu, 120, lira:, Tezgahta, yerini, aldı, Kanser, şeker, karaciğere, iyi, geliyor</media:keywords>
</item>

<item>
<title>Karadeniz&amp;apos;de hızla çoğalıyor! Prof. Dr. Özlü uyardı: Doğrudan el teması kurmayın</title>
<link>https://karadenizden.com.tr/28048</link>
<guid>https://karadenizden.com.tr/28048</guid>
<description><![CDATA[ Doğu Karadeniz&#039;de hızla çoğalan kahverengi kokarca zararlısı insan sağlığı açısından doğrudan tehlikeli değil. Ancak cilde temasta dikkatli olunması gerekiyor.Göğüs Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Tevfik Özlü, son yıllarda Doğu Karadeniz&#039;de birçok bitkinin suyunu emerek zarar veren kahverengi kokarcanın insan için zehirli olmadığını ancak cilde temas etmesiyle alerjik reaksiyon gelişebileceğini söyledi.Prof. Dr. Özlü, &quot;Kokarcanın salgıladığı sıvı doğrudan cildinize, yüzünüze, ağzınıza, burnunuza temas ederse orada tahrişe yol açarak yaralara neden olabilir. O yaraların üzerine de bir bakteri eklenebilir, bir enfeksiyon ortaya çıkabilir&quot; dedi.Prof. Dr. Tevfik Özlü, Doğu Karadeniz&#039;de hızla çoğalan kahverengi kokarca zararlısının insan sağlığı açısından doğrudan tehlikeli olmadığını ancak cilde temasta dikkatli olunması gerekildiği konusunda uyarılarda bulundu.Prof. Dr. Özlü kahverengi kokarcanın salgıladığı sıvı ve kokuya maruz kalınmamasına ilişkin, &quot;Kokarca böceği aslında insan için zehirli değil; ama asıl olarak tarımsal zararlı bir varlık. Bölgemizde de son yıllarda çok sık olarak karşımıza çıkmaya başladı. Fındık başta olmak üzere pek çok ürüne zarar veriyor. Tabii insanın için de zaman zaman risk oluşturabiliyor.Özellikle bu kokarcayı tutup onu öldürmeye çalışan, yakalamaya çalışan, alıp başka yere atmaya çalışan kişilere zarar verdiğine dair bulgular gelmeye başladı. Bunun sebebi aslında kokarcanın tehdit altında kaldığında salgıladığı bir sıvı var. Pis koku yayan bir sıvı var. Adı da zaten ondan dolayı kokarca olarak geçiyor. Bu sıvı tahrişe de neden olabilir. Direkt ciltte, gözde, mukozalarda nereye temas ederse orada tahrişlere yol açabilir. Yaralara neden olabilir. Alerjik reaksiyonlara da yol açtığı gösterilmiş. Alerjik bir tepkiye de yol açıyor&quot; diye konuştu.Prof. Dr. Tevfik Özlü, kahverengi kokarcayı yok etmeye çalışırken doğrudan temas edilmesi durumunda çıkan sıvının ciltte alerjik tepkilere ve tahrişlere yol olabileceğini belirterek, &quot;Koku ve sıvıya maruz kalanlarda; burun tıkanıklığı, hapşırma, geniz akıntısı, gözlerde kızarıklık, sulanma gibi belirtiler olabiliyor. Genelde böcek insanı ısırmaz çünkü emme üzerine bir sistemi var ve ısırıcı değil, zehirli değil; ama alerjik tepkilere ve tahrişlere yol açabiliyor. Eğer evinize veya işte iş yerinize böyle bir kokarca girmişse onu elinizle tutmaya çalışmayın. Onu bir elektrikli süpürgeyle, vakumla, peçeteyle ya da kağıtla alabilirsiniz. Ama doğrudan el teması kurmamanızı, hele hele böyle ezip öldürmeye çalışmamanızı tavsiye ederim. Çünkü o sırada ortaya çıkan sıvı size zarar verebilir. Kokarcanın salgıladığı sıvı doğrudan cildinize, yüzünüze, ağzınıza, burnunuza temas ederse orada tahrişe yol açarak yaralara neden olabilir. O yaraların üzerine de bir bakteri eklenebilir, bir enfeksiyon ortaya çıkabilir. Ama bu doğrudan kokarcanın yaptığı bir hastalık değil, o tahriş üzerine oturan bir enfeksiyon olacaktır&quot; dedi. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/53dHs0pqg0WT-ljg-oa1yQ.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Sat, 25 Oct 2025 16:12:16 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Karadenizde, hızla, çoğalıyor, Prof., Dr., Özlü, uyardı:, Doğrudan, teması, kurmayın</media:keywords>
</item>

<item>
<title>Uzmanlar uyardı! Kahverengi kokarca böceğine dokunmayın</title>
<link>https://karadenizden.com.tr/28043</link>
<guid>https://karadenizden.com.tr/28043</guid>
<description><![CDATA[ Doğu Karadeniz&#039;de fındık bahçelerine dadanan &quot;kahverengi kokarca böceği&quot; insan sağlığını da tehdit ediyor. Uzmanlar, istilacı böceklerle doğrudan temas edilmemesi konusunda uyarıda bulundu. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/53dHs0pqg0WT-ljg-oa1yQ.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Sat, 25 Oct 2025 16:12:15 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Uzmanlar, uyardı, Kahverengi, kokarca, böceğine, dokunmayın</media:keywords>
</item>

<item>
<title>Ellerinizi doğru yıkıyor musunuz? 20 saniye kuralı var</title>
<link>https://karadenizden.com.tr/28042</link>
<guid>https://karadenizden.com.tr/28042</guid>
<description><![CDATA[ El hijyeni, enfeksiyonları önlemenin en basit ama en etkili yolu. Doğru el yıkama, hem kişisel hem de toplumsal sağlığı koruyor.Düzce Üniversitesi Tıp Fakültesi Enfeksiyon Hastalıkları Klinik Mikrobiyoloji Anabilim Dalı Öğretim Üyesi ve Hastane El Hijyeni Koordinatörü Dr. Öğr. Üyesi Bekir Tunca, 15 Ekim Dünya El Yıkama Günü dolayısıyla yaptığı açıklamada doğru el yıkamanın birey ve toplum sağlığı için önemine dikkat çekti.El hijyeninin enfeksiyonların yayılmasını önlemede en basit ama en etkili yöntem olduğunun altını çizen uzman isim &quot;Günlük hayatta eller birçok yüzeyle temas eder ve bu sırada mikroorganizmalar kolayca bulaşabilir. Doğru el yıkama, bu bulaş zincirini kırar ve hem kişisel hem de toplumsal düzeyde enfeksiyon riskini önemli ölçüde azaltır&quot; dedi.Grip, nezle, Covid-19, Hepatit A gibi birçok enfeksiyon etkeninin kişiden kişiye en sık temas yoluyla bulaştığını ifade eden Dr. Tunca, &quot;Günlük yaşamda ellerin sıkça temas ettiği kapı kolları, asansör düğmeleri ve toplu taşıma tutacakları gibi yüzeylerde virüsler ve bakteriler uzun süre canlı kalabilir. Bu yüzeylere dokunduktan sonra ağız, burun veya göz bölgesine temas edilmesi, mikroorganizmaların vücuda girişini kolaylaştırır. Hastane ve sağlık kuruluşlarında durum daha da kritiktir. Dirençli bakteriler genellikle sağlık çalışanlarının elleri aracılığıyla bir hastadan diğerine taşınabilir. Bu nedenle hastane enfeksiyonlarının (nozokomiyal enfeksiyonların) kontrolünde el hijyeni en temel ve vazgeçilmez önlemdir&quot; şeklinde konuştu.Ellerin sabun ve suyla en az 20 saniye boyunca yıkanması gerektiğini belirten Tunca, &quot;Avuç içleri, elin sırtı, parmak araları, tırnak dipleri ve bilekler sabunla iyice ovulmalı, ardından suyla durulanmalıdır. En sık yapılan hatalar; sabun kullanmadan yıkamak, süreyi kısa tutmak, tırnak diplerini ihmal etmek ve eller yıkandıktan sonra tekrar kirli yüzeylere temas etmektir&quot; ifadelerini kullandı.
Suya ve sabuna ulaşmak mümkünse öncelikli olarak klasik el yıkama yönteminin tercih edilmesi gerektiğini dile getiren Tunca, &quot;Su bulunmayan ortamlarda ise en az yüzde 60 alkol içeren el antiseptikleri kullanılabilir. Ancak eller görünür şekilde kirliyse dezenfektan etkili değildir, mutlaka sabunla yıkanmalıdır&quot; dedi.El hijyenine dikkat edilmemesinin toplum sağlığı açısından risklerine değinen Tunca, &quot;El hijyenine dikkat edilmemesi, toplu yaşam alanlarında enfeksiyonların hızla yayılmasına neden olur. Özellikle okul, hastane ve toplu taşıma gibi ortamlarda mikroorganizmalar kolayca elden ele taşınır. Bu durum çocuklar, yaşlılar ve kronik hastalığı olan bireyler için ciddi sağlık riskleri oluşturur. Toplum genelinde el yıkama alışkanlığı kazandırıldığında bulaşıcı hastalıkların önemli bir kısmı önlenebilir&quot; şeklinde konuştu.Toplumun el yıkama farkındalığını artırmak için eğitim çalışmalarının gerekli olduğunun altını çizen Dr. Tunca, &quot;Özellikle çocuklara küçük yaşta doğru el yıkama alışkanlığı kazandırılmalı, okullarda ve sağlık kurumlarında bu konu sürekli hatırlatılmalıdır. 15 Ekim Dünya El Yıkama Günü bu bilinci tazelemek için önemli bir fırsattır&quot; dedi. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/zcJgIQS0LEGVpZwPJQpUiw.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Sat, 25 Oct 2025 16:12:15 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Ellerinizi, doğru, yıkıyor, musunuz, saniye, kuralı, var</media:keywords>
</item>

<item>
<title>Karaciğer dostu besin: Detoks etkisi yaratıp toksinleri temizliyor</title>
<link>https://karadenizden.com.tr/28044</link>
<guid>https://karadenizden.com.tr/28044</guid>
<description><![CDATA[ Karaciğer, vücudun en hayati organlarından biri olarak toksinleri filtrelemek, besinleri işlemek, safra üretmek ve metabolizmayı düzenlemek gibi kritik görevleri üstleniyor. Uzmanlar, modern beslenme alışkanlıkları ve yaşam tarzının karaciğeri giderek daha fazla zorladığını belirtiyor.Alkol tüketimi, işlenmiş gıdalar, aşırı şekerli ürünler ve obezite, karaciğerde yağ birikimine ve alkolsüz yağlı karaciğer hastalığına (NAFLD) yol açabiliyor. Günümüzde bu durum, metabolik disfonksiyonla ilişkili steatotik karaciğer hastalığı olarak da adlandırılıyor.Detoks diyetleri ve hazır detoks ürünleri popüler olsa da, bilimsel araştırmalar, karaciğerin zaten doğal bir “temizlik” mekanizmasına sahip olduğunu ve doğru besinlerle desteklendiğinde işlevini daha sağlıklı sürdürebileceğini gösteriyor.İşte karaciğer sağlığını destekleyen ve günlük beslenmeye kolayca eklenebilecek 10 kanıta dayalı besin:Düzenli kahve tüketimi, kronik karaciğer hastalığı riskini azaltıyor ve karaciğer enzim profillerini iyileştiriyor. Uzmanlar, günde 2-4 fincan sade kahve içilmesini öneriyor.Kateşin ve polifenoller açısından zengin yeşil çay, karaciğer enzimlerini düşürmeye yardımcı oluyor. Günde 2-3 fincan, öğün aralarında tüketilmesi öneriliyor.Çözünür lif olan β-glukan açısından zengin yulaf, iltihabı azaltıyor ve karaciğerde yağ birikimini önlemeye katkı sağlıyor. Kahvaltıda lapası veya meyve ile birlikte tüketilebilir.Allisin gibi kükürt bileşikleri içeren sarımsak, karaciğer detoks enzimlerini aktive ediyor ve yağ birikimini azaltıyor. Günde 1-2 diş yemeklerde kullanılabilir.5. ZEYTİNYAĞITekli doymamış yağlar açısından zengin olan zeytinyağı, oksidatif stresi azaltıyor ve karaciğerin lipid metabolizmasını destekliyor. Ana yemeklerde tercih edilebilir.Polifenol ve antosiyanin içeren kırmızı meyveler, oksidatif stresi azaltıyor ve karaciğer dokusunu koruyor. Günlük bir avuç taze veya dondurulmuş meyve tüketimi öneriliyor.7. KURUYEMİŞ VE TOHUMLARE vitamini ve sağlıklı yağlar açısından zengin kuruyemişler, iltihabı azaltıyor ve NAFLD’ye karşı koruma sağlıyor. Günlük bir avuç atıştırmalık olarak tüketilebilir.8. TURUNÇGİLLERC vitamini ve flavonoidler açısından zengin olan turunçgiller, karaciğer hücrelerini koruyor ve detoks enzimlerini artırıyor. Günlük bir meyve veya taze meyve suyu tavsiye ediliyor.Omega-3 yağ asitleri (EPA, DHA) açısından zengin somon, sardalya gibi balıklar, iltihabı azaltıyor ve karaciğerde yağ metabolizmasını iyileştiriyor. Haftada 2-3 porsiyon öneriliyor.10. UYGUN PİŞİRME YÖNTEMLERİUzmanlar, bu besinlerin işlenmemiş, taze ve ölçülü tüketilmesini öneriyor. Şekerli ürünler ve aşırı işlenmiş gıdalardan uzak durmak, karaciğer sağlığını korumanın temel yolları arasında gösteriliyor.Bilim insanları, karaciğerin kendi detoks mekanizmasının güçlü olduğunu ve sağlıklı beslenme, düzenli egzersiz ve yaşam tarzı değişiklikleriyle desteklendiğinde, ciddi karaciğer hastalıklarının riskinin azaltılabileceğini vurguluyor. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/CLM6zhZ2n0CqyZZ_V9ORWw.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Sat, 25 Oct 2025 16:12:15 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Karaciğer, dostu, besin:, Detoks, etkisi, yaratıp, toksinleri, temizliyor</media:keywords>
</item>

<item>
<title>Harvardlı uzman açıkladı: Sabahları yapmak bağırsakları güçlendiriyor</title>
<link>https://karadenizden.com.tr/28045</link>
<guid>https://karadenizden.com.tr/28045</guid>
<description><![CDATA[ Bağırsak sağlığını korumak ve hazımsızlık, şişkinlik gibi sorunları önlemek için uygulamanız gereken günlük sabah alışkanlıkları var.ABD’de yaşayan gastroenterolog Dr. Saurabh Sethi, Instagram’da paylaştığı viral bir videoda, bağırsak sağlığını desteklemek için her sabah uyguladığı sekiz alışkanlığı açıkladı. Gönderi, kısa sürede 1.469 beğeni aldı.Dr. Sethi, 1,3 milyondan fazla takipçisine düzenli olarak sağlık ve beslenme tavsiyeleri veriyor. Videoda, başkalarının da uygulamasını önerdiği alışkanlıkları tek tek gösterdi.Sethi’nin sabah rutini, kahve içmeden önce bir bardak su içmekle başlıyor. Bunun, uyku sırasında kaybedilen sıvıyı geri kazandırdığı ve sindirimi hızlandırdığı belirtiliyor.Doktor, uyanır uyanmaz ilk saat içinde güneş ışığına maruz kalmanın, vücut saatini sıfırladığını ve serotonin seviyelerini artırarak sindirimi desteklediğini söyledi. Uzmanlar, vücut saati ya da sirkadiyen ritmin, uykuyu, hormon salgılarını ve metabolizmayı düzenlediğini hatırlatıyor. Daha önce yapılan araştırmalar, sabah güneş ışığına çıkmanın kortizol seviyelerini dengeleyerek irritabl bağırsak sendromu gibi rahatsızlıkların riskini azaltabileceğini gösteriyor.Kahvaltıdan önce iki ila üç dakika derin karın nefesi almayı alışkanlık haline getiren Sethi, bunun vagus sinirini harekete geçirerek bağırsak-beyin eksenini sakinleştirdiğini belirtti. Vagus siniri, bağırsaktan beyne sinyaller göndererek sindirim ve ruh hali üzerinde etkili oluyor.Sethi, kahvaltıda yeşil muz ve yulaf gibi prebiyotik içeren besinleri tercih ediyor. Prebiyotikler, bağırsaktaki sağlıklı bakterilerin büyümesini destekliyor. Ayrıca kahvaltısına protein ve lif ekleyerek kan şekerini dengelemeye ve bağırsak mikrobiyomunu desteklemeye çalışıyor. Meyveli yoğurtlar, sebzeli yumurtalar ve kefir gibi fermente içecekler de bu rutin kapsamında yer alıyor.Doktor, yemek yerken ekran kullanmamaya özen gösterdiğini söyledi. Bunun, sindirimi destekleyen parasempatik sistemin daha iyi çalışmasını sağladığını belirtti. Kahvaltı sonrası kısa bir yürüyüş yapmak ise yemek sonrası şişkinliği önlemeye yardımcı oluyor.Dr. Sethi, yeni başlayanların önce iki ya da üç alışkanlığı seçerek başlamasını ve zamanla diğerlerini eklemesini tavsiye ediyor.TUVALETTE AKILLI TELEFON UYARISIGeçen ay yayınladığı bir yazıda, uzun süre tuvalette oturmanın hemoroid riskini artırabileceğini vurgulayan Sethi, oturma süresinin beş dakikanın altında tutulmasını önerdi. İlginç şekilde sosyal medya kullanıcıları videoyu izlerken genellikle tuvalette olduklarını belirtti. Yapılan araştırmalar, tuvalette akıllı telefon kullanımının hemoroid riskini neredeyse iki kat artırabileceğini ortaya koyuyor. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/M_ladpSpj0SOySKxZwpACQ.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Sat, 25 Oct 2025 16:12:15 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Harvardlı, uzman, açıkladı:, Sabahları, yapmak, bağırsakları, güçlendiriyor</media:keywords>
</item>

<item>
<title>Kolesterolü hızlı düşüren 5 doğal besin: Kan basıncını da dengeliyor</title>
<link>https://karadenizden.com.tr/28039</link>
<guid>https://karadenizden.com.tr/28039</guid>
<description><![CDATA[ Vücudumuzun hormon, sağlıklı hücre ve D vitamini üretmek için kullandığı kolesterol kelimesini sık sık duyarız. Karaciğerimiz ihtiyaç duyduğu tüm kolesterolü üretirken, bazı yiyecekler vücuttaki kolesterol seviyesini yükseltir. Yüksek kolesterol, diyabet, yüksek tansiyon gibi sorunlara yol açabilen ve kalp hastalığı ve felç riskini artıran son derece tehlikeli bir durumdur. Ancak ilaçların yanı sıra, kolesterolü üç aydan kısa sürede düşürmeye yardımcı olan bazı yiyecekler de var.Yulaf ezmesindeki çözünür lif içeriği, onu aşırı kolesterolü düşürmek için mükemmel bir besin seçeneği haline getirir. Yulaf ve yulaf kepeği ile barbunya, elma ve armut yiyerek vücudunuz çözünür lif alır ve bu da LDL kolesterol seviyelerini düşürmeye yardımcı olur. Günlük 5 ila 10 gram çözünür lif tüketimi, kötü kolesterol seviyelerinizde önemli bir düşüşe yol açar.Tek bir porsiyon yulaf ezmesi 3 ila 4 gram arasında diyet lifi içerebilir. Yulaf ezmesinin tadını sevmiyorsanız, muz veya orman meyveleri gibi lezzetini artıran ve aynı zamanda ekstra lif sağlayan meyvelerle yemeyi düşünebilirsiniz.Tüm yağlar kötü değildir! Somon, uskumru, ton balığı ve alabalık gibi balıklarda iyi yağlar bulunur. Haftada iki ila üç kez tüketilmesi kalp sağlığını destekler.
Bu omega-3 yağ asitleri, kalp hastalıklarından sorumlu olan trigliseritleri düşürmeye yardımcı olurken, aynı zamanda HDL kolesterol seviyelerini (iyi kolesterol olarak da bilinir) artırır ve aynı zamanda kan basıncını düşürür. Omega-3 yağ asitleri 4 ana besin kaynağında bulunur: balık, ceviz, keten tohumu ve kanola yağı. Vejetaryenseniz, doktorunuza danıştıktan sonra takviyeleri düşünebilirsiniz.Günlük bir avuç badem ve ceviz tüketimi, kötü kolesterol seviyenizi düşürmeye yardımcı olur. Kuruyemişlerdeki sağlıklı yağlar, lif ve bitki sterollerinin birleşimi, kolesterol değerlerinizi iyileştirmek için birlikte çalışır.
Araştırmalar, günde iki ons (küçük bir avuç) kuruyemiş tüketiminin LDL kolesterol seviyelerinde %5&#039;lik bir düşüşe yol açtığını göstermektedir. Kuruyemişlerdeki kalp koruyucu bileşikler olan E vitamini ve antioksidanlar sizin için son derece faydalıdır. Kuruyemişler pratik bir atıştırmalık görevi görürken, aynı zamanda kahvaltılık gevreklerinizi ve salatalarınızı daha iyi bir kalp sağlığı için zenginleştirmek için de kullanabilirsiniz. Ancak, tüm kuruyemişler kalori açısından yoğun olduğundan, yalnızca az miktarda tüketin.Soya, tofu, soya sütü, soya nuggets ve soya fasulyesi gibi yiyeceklerde bol miktarda bulunur. Protein açısından zengin olan bu besinler, LDL kolesterol seviyelerini düşürmeye yardımcı olabilir. Soya ürünlerinin kolesterol faydaları, vücudun kolesterolü işleme biçimini iyileştirdiği görülen fitoöstrojenlerden kaynaklanıyor olabilir. Beslenmenizde et veya süt ürünleri yerine soya bazlı yiyecekler kullanmak, kolesterolünüzü birkaç ay içinde düşürmenize yardımcı olacaktır.Vücudumuz doğal olarak çeşitli meyve, sebze, kuruyemiş ve tohumlarda az miktarda bulunan bitki sterolleri ve stanolleri üretir. Bağırsaklarınızdaki bu maddeler kolesterolün emilimini engeller. Günlük 2 gram bitki sterolü veya stanol tüketimi, LDL kolesterol seviyelerinde %10&#039;a kadar azalma sağlayabilir.Bu makale sadece genel bilgi verme amacıyla yazılmıştır ve doktor tavsiyesi olarak ele alınmaması gerekir. Makalenin içeriğinden yola çıkarak okurun kendi başına koyduğu teşhislerden ntv.com.tr sorumlu değildir. Sağlığınızla ilgili herhangi bir endişeniz varsa doktorunuza danışın. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/R9R2XE0eUEm8uPJcRO6eeQ.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Sat, 25 Oct 2025 16:12:14 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Kolesterolü, hızlı, düşüren, doğal, besin:, Kan, basıncını, dengeliyor</media:keywords>
</item>

<item>
<title>Güçlü doğal antioksidan depolarından biri: Kolesterolü düşürüp, kalbi koruyor</title>
<link>https://karadenizden.com.tr/28040</link>
<guid>https://karadenizden.com.tr/28040</guid>
<description><![CDATA[ Hint bektaşi üzümü (Amla), modern bilim tarafından da kalp sağlığı üzerindeki olumlu etkileriyle doğrulandı. Yapılan araştırmalar, amlanın kolesterol seviyelerini dengeleyerek kardiyovasküler hastalık riskini azaltabileceğini ortaya koyuyor.ScienceDirect platformunda yayımlanan altı bilimsel çalışmanın incelemesine göre, amla takviyeleri toplam kolesterolü, LDL’yi (“kötü kolesterol”) ve trigliseritleri düşürürken, HDL’yi (“iyi kolesterol”) artırarak lipit profilini belirgin biçimde iyileştiriyor.ABD Ulusal Sağlık Enstitüleri tarafından yürütülen araştırmalar, amlanın emblikanin A ve B ile pedunculagin gibi güçlü antioksidan bileşikler içerdiğini gösteriyor. Bu polifenoller, damar tıkanıklığının temel nedeni olan LDL kolesterolün oksidasyonunu önleyerek plak oluşumunu engelliyor. Böylece amla, atardamar sağlığını korumaya ve kalp-damar hastalıklarını önlemeye yardımcı oluyor.Kronik iltihap, kalp-damar hastalıklarının en önemli nedenlerinden biri olarak kabul ediliyor. NIH verilerine göre amla, C-reaktif protein (CRP) düzeylerini düşürerek anti-inflamatuar etki gösteriyor. Bu sayede sistemik iltihap azalıyor ve kalp fonksiyonları destekleniyor.Araştırmalar, amlanın endotel fonksiyonunu iyileştirdiğini de ortaya koyuyor. Damar yüzeyini oluşturan bu hücrelerin sağlıklı çalışması, kan akışının düzenli olması ve kalp krizi riskinin azalması açısından büyük önem taşıyor.NASIL TÜKETİLMELİ?Uzmanlar, amlanın en yüksek besin değerini taze veya şekersiz meyve suyu formunda almanın önemine dikkat çekiyor.Taze amla, C vitamini ve polifenoller açısından en zengin formu olup, maksimum antioksidan etki sağlar.Şekersiz amla suyu, sabahları aç karnına tüketildiğinde kolesterol düşürücü etkisini artırabilir.Buna karşın, şekerle hazırlanmış “Amla murabba” gibi ürünler fazla kalori içerdiğinden, kalp sağlığı üzerindeki olumlu etkileri azaltabilir.Aşağıdaki grupların amla tüketirken dikkatli olması gerekiyor:Düşük tansiyonu veya düşük kan şekeri olanlarKan sulandırıcı ilaç kullananlarHamile veya emziren kadınlarBöbrek rahatsızlığı bulunan kişilerAşırı amla tüketimi, mide asidini artırabilir, dehidratasyona veya sindirim sorunlarına yol açabilir. Bu nedenle doktor onayı olmadan takviye kullanılması önerilmiyor.Binlerce yıldır Ayurvedik tıpta yer alan Hint bektaşi üzümü, modern tıbbın da doğruladığı üzere kolesterolü düzenleyici, antioksidan ve anti-inflamatuar özellikleriyle kalp sağlığını korumada güçlü bir doğal destek sunuyor. Ancak her doğal ürün gibi, uzman kontrolü altında ve doğru formda tüketilmesi kalıcı fayda için şart.Bu makale sadece genel bilgi verme amacıyla yazılmıştır ve doktor tavsiyesi olarak ele alınmaması gerekir. Makalenin içeriğinden yola çıkarak okurun kendi başına koyduğu teşhislerden ntv.com.tr sorumlu değildir. Sağlığınızla ilgili herhangi bir endişeniz varsa doktorunuza danışın. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/57S0wuIbJEuMYA9tzMvrWQ.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Sat, 25 Oct 2025 16:12:14 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Güçlü, doğal, antioksidan, depolarından, biri:, Kolesterolü, düşürüp, kalbi, koruyor</media:keywords>
</item>

<item>
<title>Kahverengi ve beyaz: Yumurtalar arasında fark var mı?</title>
<link>https://karadenizden.com.tr/28041</link>
<guid>https://karadenizden.com.tr/28041</guid>
<description><![CDATA[ Yumurta, dünya genelinde en yaygın ve besleyici gıdalardan biri. Gerek kahvaltıda gerek yemeklerin içinde çok yönlü bir besin kaynağı olarak öne çıkıyor. Ancak market raflarında sıkça karşılaşılan bir soru var: Kahverengi yumurta mı yoksa beyaz yumurta mı daha iyi?Uzmanlara göre, kabuk rengi besin değeri açısından fark yaratmıyor. Fark, tavuğun genetiğinden kaynaklanıyor.Yumurtanın kabuk rengi, tavuğun ırkına bağlı olarak değişiyor.Beyaz tüyleri ve açık renk kulak memeleri olan tavuklar genellikle beyaz yumurta, kahverengi tüyleri olanlar ise kahverengi yumurta bırakıyor. Kahverengi pigmentler, yumurtanın oluşum sürecinin son aşamasında kabuğun yüzeyine birikiyor.Her iki durumda da yumurtanın iç kısmı beyaz. Dolayısıyla kabuk rengi, ekstra bir besin değeri veya sağlık farkı anlamına gelmiyor; sadece genetik bir çeşitlilik göstergesi.Araştırmalar, kahverengi ve beyaz yumurtalar arasında protein, yağ, vitamin ve mineral açısından belirgin bir fark olmadığını gösteriyor.Bazı çalışmalarda kahverengi yumurtaların ortalama 1 gram daha ağır olduğu tespit edilse de, bu farkın beslenme açısından anlamlı olmadığı vurgulanıyor.Küçük farklılıklar; örneğin A veya E vitamini seviyelerinde ya da kabuk kalınlığında— genellikle tavuğun beslenmesi, yaşam koşulları ve ırkı gibi etkenlerden kaynaklanıyor. Kabuk rengi bu değişkenlerden biri değil.Birçok tüketici, kahverengi yumurtaların “daha doğal” veya “daha lezzetli” olduğunu düşünüyor. Ancak yapılan bilimsel testlerde, tat ve doku açısından belirgin bir fark bulunamadı.Uzmanlara göre lezzeti etkileyen esas unsurlar şunlar:Tavuğun yediği yem (örneğin omega-3 bakımından zengin yemler)Güneş ışığına ve açık alana erişimiYumurtanın tazeliğiPişirme yöntemiYani, yumurtanın tadını belirleyen kabuk rengi değil, tavuğun yaşam koşulları ve üretim şekliEtiketlere dikkat: “Serbest gezen” ifadesi önemliKahverengi ya da beyaz yumurta seçerken asıl dikkat edilmesi gereken nokta, üretim koşulları.“Serbest gezen”, “merada yetiştirilen” veya “organik” ibareleri, tavukların daha doğal koşullarda beslendiğini gösterir. Bu da hem hayvan refahı hem de besin kalitesi açısından fark yaratabilir.Ayrıca yumurtaların tazeliği ve besin zenginleştirmesi de önemlidir. Bazı üreticiler, yumurtaları omega-3 veya D vitamini ile zenginleştiriyor. Bu durumda da farkı yaratan, kabuk rengi değil tavuğun diyetidir.Pazarlama etkisi: Renk her zaman kalite göstergesi değilKahverengi yumurtalar bazı pazarlarda daha “doğal” veya “organik” algısıyla daha pahalı satılıyor. Ancak uzmanlar, kabuk rengine göre fiyat farkının çoğu zaman pazarlama stratejisinden ibaret olduğu konusunda uyarıyor.Kısacası, kahverengi veya beyaz fark etmez; önemli olan yumurtanın nereden ve nasıl geldiği.Kahverengi ya da beyaz, her iki yumurta da aynı temel besin değerlerini sunuyor.Gerçek farkı belirleyen unsurlar, tavuğun beslenmesi, yaşam koşulları ve ürünün tazeliği.Yani, sağlıklı seçim yapmanın anahtarı kabuk renginde değil. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/uoQdTDxsmkaWueeC-Qtagw.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Sat, 25 Oct 2025 16:12:14 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Kahverengi, beyaz:, Yumurtalar, arasında, fark, var, mı</media:keywords>
</item>

<item>
<title>Karaciğer sağlığını destekleyen 6 en iyi besin</title>
<link>https://karadenizden.com.tr/28035</link>
<guid>https://karadenizden.com.tr/28035</guid>
<description><![CDATA[ Yeni araştırmalar, bazı yiyeceklerin karaciğer fonksiyonlarını koruyabileceğini, iltihabı azaltabileceğini ve hatta karaciğerde yağ birikimini önleyebileceğini gösteriyor.Karaciğer vücudumuzda hayati bir organdır ve sağlıklı kalması sağlığımıza genel faydalar sağlayabilir. Harvard Üniversitesi&#039;nin araştırmaları, alkole bağlı olmayan yağlı karaciğerin yaşam tarzı değişiklikleri ve beslenme düzenlemeleriyle tersine çevrilebileceğini gösteriyor. Aşağıda, karaciğer sağlığına faydaları kanıtlanmış 6 yiyeceği listeledik.2024 yılında gerçekleştirilen araştırma, nar tüketiminin obezite ve metabolik bozukluğu olan yetişkinlerde karaciğer enzimlerini iyileştirmede etkili olabileceğini göstermiştir. Nar, antioksidanlar, anti-inflamatuar bileşikler ve lif açısından zengindir. Bu özellikler, karaciğeri oksidatif stresten korur, iltihabı azaltır ve yağ metabolizmasını iyileştirir. Çalışmalar, nardaki polifenollerin karaciğer hasarı belirteçlerini azalttığını ve yağlı karaciğer hastalığı olan kişilerde karaciğer enzim profillerini iyileştirdiğini göstermektedir.2023 tarihli bir araştırma , pancarda bulunanlar da dahil olmak üzere belirli fitonutrient sınıflarının, karaciğeri detoks enzimleri üretmeye teşvik ederek detoks sürecini desteklemeye yardımcı olabileceğini buldu.Pancarlar besin açısından zengindir ve çalışmalar, betain, betain ve folat gibi bileşiklerle dolu olduğunu göstermektedir. Bu bileşikler özellikle karaciğer için faydalıdır. Pancarları buharda pişirerek, haşlayarak veya salatalara ekleyerek bütün olarak tüketebilirsiniz.Bu altın rengi yağın çeşitli sağlık yararları sağladığı bilinmektedir. 2025 tarihli bir PMC incelemesi, sızma zeytinyağı takviyesinin karaciğer yağ içeriği, karaciğer enzimleri ve antropometrik ölçümlerde iyileşmelerle ilişkili olduğunu ortaya koymuştur.Günde 1-2 yemek kaşığı sızma zeytinyağını, sos olarak, yemeklerde veya yemeklerin üzerine gezdirerek tüketebilirsiniz. Soğuk sıkım sızma zeytinyağı, antioksidan ve polifenol içeriğini en üst düzeye çıkarabilir.NIH&#039;de yayınlanan bir meta-analiz , yağlı balıklardan elde edilen omega-3 çoklu doymamış yağ asitlerinin, NAFLD&#039;li kişilerde karaciğer yağ içeriğini azaltmada ve karaciğer enzim seviyelerini iyileştirmede etkili olduğunu bulmuştur. Somon, uskumru ve sardalya gibi yağlı balıklar, karaciğerdeki oksidatif stresi azaltabilen anti-inflamatuar bileşikler açısından zengindir.
Somon, uskumru veya sardalya gibi balıklar, haftada en az iki porsiyon tüketilmesi önerilen balıklarla birlikte beslenmenize dahil edilebilir.Bu küçük, ekşi meyveler, antioksidan ve anti-inflamatuar özelliklere sahip olduğu gösterilen polifenoller, özellikle de proantosiyanidinler açısından zengindir. Frontiers tarafından yapılan bir inceleme , kızılcık takviyesinin doza bağlı olarak NAFLD&#039;yi önemli ölçüde azalttığını bulmuştur.
Karaciğer sağlığını desteklemek için kızılcıklar taze ve bütün olarak tüketilebilir ve yulaf ezmesine veya yoğurda eklenebilir. Kızılcık suyu tüketiyorsanız, ilave şeker içermeyen bir kızılcık suyu tercih edin.Brokoli, Brüksel lahanası, lahana, kara lahana ve karnabahar karaciğer sağlığını desteklemede önemli rol oynayabilir. PMC&#039;de yayınlanan bir inceleme, bu sebzelerin kanserojenleri ve diğer zararlı maddeleri detoksifiye etmekten sorumlu karaciğer enzimlerini aktive edebileceğini belirtiyor. Bu sebzeler, glukozinolatlar gibi bileşikler açısından zengindir. Bu bileşiklerin karaciğerin detoksifikasyon süreçlerini iyileştirdiği ve karaciğer hücrelerini hasardan koruyan antioksidan özelliklere sahip olduğu gösterilmiştir.Diyet, ancak diğer yaşam tarzı faktörleri de dikkate alındığında fayda sağlayacaktır. Düzenli egzersiz, alkolü sınırlamak, işlenmiş gıdalardan kaçınmak ve sağlıklı bir kiloyu korumak da aynı derecede önemlidir. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/mCgZ5wO0lEGJ-VAc44tLCQ.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Sat, 25 Oct 2025 16:12:13 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Karaciğer, sağlığını, destekleyen, iyi, besin</media:keywords>
</item>

<item>
<title>Bir arada alınmaması gereken gıda takviyeleri: Uzmanı tehlikeyi açıkladı</title>
<link>https://karadenizden.com.tr/28036</link>
<guid>https://karadenizden.com.tr/28036</guid>
<description><![CDATA[ Uzmanlar, bazı vitamin ve mineral takviyelerinin birlikte alınmasının sağlık açısından risk oluşturabileceği konusunda uyarıda bulundu.Son yıllarda milyonlarca insan, sağlıklı ve dengeli beslenme amacıyla takviye ürünlerine ilgi göstermeye başladı. Ancak bilim insanları, bazı vitamin ve minerallerin birlikte alınmasının olumsuz etkilere neden olabileceği konusunda dikkatli olunması gerektiğini belirtiyor.Express.co.uk sitesine konuşan beslenme uzmanı Jen Walpole, “Bazı takviye kombinasyonları, vücudun besinleri doğru şekilde emmesini engelleyebilir” dedi.Walpole’a göre birlikte alınmaması gereken takviyeler şunlar:
1. Kalsiyum ve demir
Walpole, kalsiyumun, sindirim sisteminde demirin emilmesini zorlaştıran bir bariyer oluşturduğunu açıkladı.
Bu durumun özellikle bitkisel kaynaklı demir (non-heme demir) için geçerli olduğunu belirten uzman isim, “Kalsiyum ve demir takviyelerini aynı anda almak, vücudun demiri emme yetisini ciddi şekilde azaltabilir. Bu da özellikle demir eksikliği riski taşıyan vejetaryenler ile adet gören kadınlar için zararlı olabilir” dedi.
Health.com uzmanları da aynı görüşte: “Kalsiyum, demir emilimini azaltabileceği için bu iki takviye birlikte alınmamalıdır.”
Uzmanlar, demir takviyesinin yemekten bir saat önce, kalsiyumun ise yemekten sonra alınmasını öneriyor.2. C vitamini ve B12 vitamini
Yüksek dozda C vitamini alımının, B12 vitamini emiliminde görevli mide proteinlerini etkileyebileceği belirtiliyor.
Walpole, “Bu durum, özellikle sınırda B12 eksikliği yaşayan kişilerde -örneğin veganlar gibi- B12 emilimini düşürebilir” ifadelerini kullandı.
B12 vitamini eksikliği şu sağlık sorunlarına yol açabilir:

Halsizlik, yorgunluk, baş dönmesi
Kalp çarpıntısı ve nefes darlığı
Sindirim problemleri (kabızlık, ishal, iştahsızlık, gaz)
Sinir sistemi sorunları (uyuşma, karıncalanma, kas zayıflığı, yürüme güçlüğü)
Görme kaybı, depresyon, hafıza kaybı, davranış değişiklikleri


Mayo Clinic de benzer bir uyarı yaparak, “C vitamini ile birlikte alınan B12’nin vücutta kullanılabilir miktarını azaltabileceğini” bildirdi.3. Çinko ve bakır
Çinko ve bakır, vücut için hayati önem taşıyan iki mineraldir. Ancak bu iki mineral, bağırsaklarda aynı emilim alanı için yarışır. Walpole, “Aşırı çinko alındığında, bu alanı çinko doldurur ve bakırın emilimi azalır” diye açıkladı.
Bakır eksikliği şu belirtilerle kendini gösterebilir:

Yavaş iyileşen yaralar
Sürekli yorgunluk
Kemik zayıflığı

Uzmanlar, takviye kullanırken sadece içeriğine değil, hangi vitamin ve minerallerin bir arada alındığına da dikkat edilmesi gerektiğini vurguluyor. Doğru emilim için takviyelerin zamanlaması ve kombinasyonları büyük önem taşıyor. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/dYyAqiwdJ0a4RD1XoQXdxw.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Sat, 25 Oct 2025 16:12:13 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Bir, arada, alınmaması, gereken, gıda, takviyeleri:, Uzmanı, tehlikeyi, açıkladı</media:keywords>
</item>

<item>
<title>Ankara İl Sağlık Müdürlüğü’nden veri sızıntısı iddialarına açıklama</title>
<link>https://karadenizden.com.tr/28037</link>
<guid>https://karadenizden.com.tr/28037</guid>
<description><![CDATA[ Ankara İl Sağlık Müdürlüğü, &quot;veri sızıntısı&quot; iddiasına ilişkin inceleme yapıldığını ve bir personel hakında soruşturma başlatıldığını duyurdu.Ankara İl Sağlık Müdürlüğü’nden yapılan açıklamada, bazı sosyal medya hesaplarında, aile hekimleri ve aile sağlığı çalışanlarına ait kişisel bilgilerin üçüncü kişilerle paylaşıldığı yönünde iddialara yönelik inceleme yapıldığı belirtildi.   Müdürlüğün sosyal medya hesabından yapılan paylaşımda, &quot;Konuya ilişkin Müdürlüğümüzce yapılan ilk inceleme neticesinde, söz konusu veri paylaşımının kurum içi bilgilendirme e-postasının sehven yanlış bir dağıtım listesine gönderilmesi sonucu gerçekleştiği anlaşılmıştır. İlgili personel, e-postayı kurumsal e-posta adresi üzerinden gönderdiğini beyan etmiş; yapılan incelemede durumun kasıtlı bir paylaşım olmayıp teknik bir hata sonucu gerçekleştiği tespit edilmiştir. Olayın öğrenilmesinin ardından derhal idari süreçler başlatılmış, sehven paylaşımı yapan personel hakkında disiplin soruşturması açılmıştır. Ankara İl Sağlık Müdürlüğü olarak kişisel verilerin korunması hususunda en yüksek hassasiyeti göstermekteyiz. Bu tür bir paylaşımın yaşanmasından üzüntü duyuyor, olayın tüm yönleriyle titizlikle incelendiğini ve gerekli idari-teknik önlemlerin ivedilikle alındığını kamuoyuna saygıyla bildiriyoruz” ifadeleri kullanıldı. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/v7gJmID000idpfX1ZpdBDw.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Sat, 25 Oct 2025 16:12:13 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Ankara, İl, Sağlık, Müdürlüğü’nden, veri, sızıntısı, iddialarına, açıklama</media:keywords>
</item>

<item>
<title>Doğal magnezyum kaynakları neler? Eksikliği ciddi sağlık sorunlarına yol açıyor</title>
<link>https://karadenizden.com.tr/28038</link>
<guid>https://karadenizden.com.tr/28038</guid>
<description><![CDATA[ Bir zamanlar göz ardı edilen magnezyum, kalp ritminden enerji üretimine kadar 300&#039;den fazla vücut fonksiyonundaki kritik rolüyle artık dikkat çekiyor. Birçok yetişkin işlenmiş gıdalar nedeniyle yetersiz kalırken, bu temel mineral yapraklı yeşilliklerde, kuruyemişlerde ve tam tahıllarda bol miktarda bulunur. Eksiklik belirtilerini ve doğal kaynaklarını anlamak, yaygın faydalarından yararlanmak için çok önemlidir.Magnezyum yıllarca, D vitamini veya kalsiyum gibi daha gösterişli besinlerin gölgesinde sessizce arka planda kaldı. Ancak onsuz, vücuttaki yüzlerce hayati süreç dururdu.Şimdi, genellikle göz ardı edilen bu mineral nihayet hak ettiği değeri görüyor. TikTok sağlık trendlerinden yeni tıbbi çalışmalara kadar, magnezyum herkesin hakkında konuştuğu besin haline geldi.Peki bu abartı haklı mı? Tek bir mineral gerçekten daha iyi uykudan kalp sağlığına kadar her şeye yardımcı olabilir mi? Ve yeterli miktarda alıp almadığınızı nasıl anlarsınız? Magnezyumun vücudunuz için gerçekte ne yaptığını, eksikliklerin neden ortaya çıktığını ve takviyelerin bu kadar ilgiye değer olup olmadığını inceleyelim.Magnezyum, vücudunuzdaki 300&#039;den fazla biyokimyasal reaksiyonda rol oynayan temel bir mineraldir. Kalp ritminizi dengede tutmaya yardımcı olur, kas ve sinir fonksiyonlarını destekler, kemikleri güçlendirir ve kan şekeri seviyelerini düzenler. Ayrıca enerji üretimi ve protein sentezi için de gereklidir, yani vücudunuzun günlük faaliyetlerinin çoğunu sessizce destekler.Yeterince magnezyum olmadan, bu sistemler düzgün çalışamaz ve bu da yorgunluk, kas gerginliği ve kolayca gözden kaçabilen diğer hafif sağlık sorunlarına yol açar.YETERİNCE MAGNEZYUM ALIYOR MUSUNUZ?Çoğu insan için dengeli bir beslenme, kadınlar için yaklaşık 320 miligram (mg) ve erkekler için 420 mg olmak üzere günlük magnezyum ihtiyacını kolayca karşılayabilir. Ancak birçok yetişkin, özellikle de beslenmeleri işlenmiş gıdalara ve daha az tam tahıl, kuruyemiş veya yapraklı yeşilliklere yöneldiğinden, bu seviyelere sürekli olarak ulaşamaz.Magnezyum eksikliği olan veya preeklampsi, eklampsi veya bazı kalp rahatsızlıkları gibi belirli sağlık sorunları olan kişilerin daha fazlasına ihtiyacı olabilir. Bazı kanıtlar, magnezyumun uykusuzluk, migren, anksiyete, diyabet ve egzersiz sonrası kas ağrısı gibi rahatsızlıkları destekleyebileceğini de öne sürüyor; ancak bu bulguların çoğu küçük veya karma çalışmalara dayanıyor.Magnezyumun artan popülaritesinin, bilimsel veriler her alanda kesin olmasa da, geniş kapsamlı potansiyel faydalarından kaynaklandığını belirtmekte fayda var.Hafif bir eksiklik fark edilmeyebilir. Mide bulantısı, iştahsızlık ve yorgunluk gibi belirtiler başka sorunlarla karıştırılabilir, ancak hipomagnezemi olarak bilinen sürekli magnezyum eksikliği daha ciddi etkilere neden olabilir. Bunlar arasında kas krampları, kollarda veya bacaklarda uyuşma ve hatta düzensiz kalp ritimleri bulunur.Eksiklik, Crohn hastalığı, böbrek sorunları, alkol kullanım bozukluğu gibi sindirim bozuklukları olan veya idrar söktürücü ve bazı kemoterapi ilaçları kullanan kişilerde daha olasıdır. Yaşlı yetişkinler, özellikle 70 yaş üstü olanlar, azalmış emilim ve ilaç kullanımı nedeniyle daha yüksek risk altındadır.Magnezyum almanın en iyi yolu yiyeceklerdir. Ispanak, kuruyemiş, fasulye ve tam tahıllar gibi koyu yapraklı yeşillikler mükemmel kaynaklardır. Daha da iyisi, en rahatlatıcı yiyeceklerden bazıları olan kabak çekirdeği, muz, soya sütü ve biraz bitter çikolata doğal olarak bu mineral açısından zengindir.Bir örnek vermek gerekirse, bir porsiyon ıspanak, 30 gram badem ve bir muz birlikte yaklaşık 190 mg magnezyum sağlar; bu da bir kadının günlük ihtiyacının yaklaşık %60&#039;ına ve bir erkeğin günlük ihtiyacının neredeyse yarısına denk gelir. Akdeniz diyeti gibi bitki bazlı, tam gıdalardan zengin diyetler, takviyelere gerek kalmadan magnezyum ihtiyacınızı karşılama eğilimindedir. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/gLxxqGpLnESCsecnWkDQkg.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Sat, 25 Oct 2025 16:12:13 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Doğal, magnezyum, kaynakları, neler, Eksikliği, ciddi, sağlık, sorunlarına, yol, açıyor</media:keywords>
</item>

<item>
<title>Uzmanı 5 farklı türü açıkladı: Şişkin mi hissediyorsunuz?</title>
<link>https://karadenizden.com.tr/28032</link>
<guid>https://karadenizden.com.tr/28032</guid>
<description><![CDATA[ Ağır bir öğün sonrası hissedilen rahatsız edici şişkinlik, birçok kişinin yaşadığı yaygın bir sorun. Ancak beslenme uzmanlarına göre, bu yalnızca şişkinliğin beş türünden biri.Halk sağlığı beslenme uzmanı Dr. Emma Derbyshire, Daily Mail’e yaptığı açıklamada şişkinliğin yalnızca yediklerimizle ilgili olmadığını belirtti. Derbyshire’a göre şişkinlik; gaz oluşumuna bağlı, su tutulumuna bağlı, hormonal, gıda hassasiyeti kaynaklı ve yavaş sindirimle ilişkili olmak üzere beş farklı şekilde ortaya çıkabiliyor.“Su tutulması, kabızlık, hormonlar ve stres de şişkinliğe katkıda bulunabiliyor ve adeta balon gibi şişmenize neden olabiliyor,” diyen Dr. Derbyshire, en yaygın nedenin mide ve bağırsaklarda biriken gaz olduğunu vurguladı.Uzman, çok hızlı yemek yemenin, gıda intoleransı ya da alerjisinin de sindirim sisteminde gaz oluşumuna yol açabileceğini söyledi. Kaygının da sıkça hava yutulmasına neden olarak şişkinliği tetikleyebileceğini ekledi.Şişkinlik genellikle karında dolgunluk ve baskı hissiyle kendini gösteriyor. Kişi karnının normalden daha büyük olduğunu hissedebilir; kilo değişmese bile kıyafetler dar gelebilir.Daha ileri durumlarda ise guruldama, kramp, sık gaz çıkarma ve geğirme gibi belirtiler gözlenebiliyor.Durumun süresi tetikleyiciye göre değişiyor; bazı vakalarda birkaç saat sürerken, bazen günlerce devam edebiliyor.Kadınlarda adet döngüsü sürecinde hormonlardaki değişim, su tutulması ve artan iştah da geçici şişkinlik nedenleri arasında. Uzmanlar, uzun uçuşlar ya da bazı ilaçların da vücutta sıvı tutulmasına ve yüz, parmaklar veya ayak bileklerinde şişkinliğe yol açabileceğini belirtiyor.HANGİ GIDALAR ŞİŞKİNLİĞE YOL AÇIYOR?Dr. Derbyshire’a göre şişkinliğe neden olabilecek yiyecekler yalnızca baklagiller değil.“Gazlı içecekler, süt ürünleri, gluten içeren besinler, şekersiz tatlandırıcılar, yağlı atıştırmalıklar ve acı baharatlar da sık rastlanan tetikleyiciler arasında,” dedi.Uzman, lahana, karnabahar ve Brüksel lahanası gibi sebzelerin tüketimini azaltmanın da gazı hafifletebileceğini belirtti.
Bununla birlikte, yüksek yağ ve şeker içeren yiyeceklerin bağırsak florasını olumsuz etkilediğini ve bu tür besinlerden tamamen kaçınmak yerine ölçülü tüketmenin daha doğru olduğunu vurguladı.Dr. Derbyshire, vücutta su tutulması yaşayan kişilerin su içmekten kaçınmaması gerektiğini söyledi:“Bol sıvı tüketmek, paradoksal biçimde su tutulumunun azalmasına yardımcı olur,” dedi.Nane çayı içmek, hafif yürüyüş yapmak, sıcak kompres uygulamak ve dar kıyafetlerden kaçınmak da şişkinliği hafifletebilecek yöntemler arasında.Uzman ayrıca, tetikleyicileri tespit edebilmek için bir beslenme günlüğü tutulmasını öneriyor.“Ne yediğinizi ve ne zaman şişkinlik yaşadığınızı not alın. Böylece olası nedenleri fark etmeniz kolaylaşır,” diye konuştu.Dr. Derbyshire’a göre stres, şişkinliğin en güçlü tetikleyicilerinden biri. Uzman, bağırsak sağlığına dikkat etmek ve günlük probiyotik kullanmak gerektiğini belirtiyor.Stres yönetimi teknikleri, düzenli egzersiz, alkolü azaltmak, bol su içmek ve küçük porsiyonlar halinde yemek yemek de şişkinliği önlemeye yardımcı olabilir.Uzman ayrıca, günde beş porsiyon meyve ve sebze tüketilmesini ve bilimsel araştırmalarda karın ağrısını azalttığı gösterilen Bifidobacterium longum 35624 içeren probiyotiklerin tercih edilmesini önerdi.Çoğu şişkinlik vakası kısa sürede geçse de, bazı durumlarda tekrarlayıcı hale gelebiliyor.Dr. Derbyshire, “Şişkinlik üç haftadan uzun sürerse, haftada birkaç kez tekrarlarsa veya karın ağrısı, ateş, dışkıda kan, ishal, kusma, mide ekşimesi ya da iştahsızlık gibi belirtiler eşlik ederse mutlaka bir doktora başvurulmalı,” uyarısında bulundu. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/pmYd0rVxDkmxYzzRRQsp_w.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Sat, 25 Oct 2025 16:12:12 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Uzmanı, farklı, türü, açıkladı:, Şişkin, hissediyorsunuz</media:keywords>
</item>

<item>
<title>Yemeklerinizi doğru şekilde pişiriyor musunuz? İşte en iyi pişirme tekniği</title>
<link>https://karadenizden.com.tr/28033</link>
<guid>https://karadenizden.com.tr/28033</guid>
<description><![CDATA[ Yemek pişirme yönteminiz, ne yediğiniz kadar önemlidir. Yüksek ısıda pişirme, yaşlanma ve hastalıklarla bağlantılı bileşikler oluşturur. Kaynatma ve buharda pişirme gibi su bazlı yöntemler bu zararlı maddeleri yarı yarıya azaltır. Baharat eklemek daha da faydalıdır. Bu daha nazik pişirme teknikleri daha iyi su alımı ve sağlık yararları sunar. Daha sağlıklı bir yaşam için daha akıllıca yemek pişirmeyi keşfedin.Yediklerinize dikkat etmenin yeterli olduğunu düşünüyorsanız, giderek artan sayıda araştırma, tabağınıza bir düşünce daha ekliyor: yemeklerinizi pişirme şekliniz.Biftek, tavuk, patates kızartması ve daha fazlası gibi en sevdiğiniz yiyeceklerden bazılarını pişirirken kullanılan yüksek ısı yöntemleri, yiyeceklerde karmaşık kimyasal reaksiyonları tetikler.Doğal şekerler yüksek ısıda proteinlerle reaksiyona girdiğinde, zengin tatlar, aromalar ve koyu karamel renklerinden sorumlu olan Maillard reaksiyonunu oluştururlar. Aynı reaksiyon, ileri glikasyon son ürünleri de dahil olmak üzere potansiyel olarak zararlı bileşikler de üretir. Bu bileşikler doku sertliğine, iltihaplanmaya ve hücresel işlev bozukluğuna yol açar. Zamanla, vücutta birikebilir ve yaşlanma, kalp hastalığı ve hafıza kaybıyla ilişkilendirilmiştir.HuffPost&#039;un yakın tarihli bir raporuna göre, buharda pişirme, haşlama, suda pişirme ve kısık ateşte pişirme gibi su bazlı pişirme yöntemleri besinleri korumaya yardımcı olabilir.Sosyal medya uzmanlarına göre, bu yöntemler daha iyi sıvı alımı, kolesterolü iyileştirme ve yaşlanma karşıtı faydalar da sağlıyor. Cell Reports Medicine&#039;de yayınlanan yakın tarihli bir Belçika araştırması, aynı malzemelerin kontrollü koşullar altında kaynatılması ve buharda pişirilmesinin faydalı olduğunu söylüyor.Birçok araştırmaya göre, biberiye, kekik ve sarımsak gibi antioksidan açısından zengin otlar ve baharatlar eklemek, pişmiş etlerde ve fırınlanmış gıdalarda yüksek ısıdan kaynaklanan zararlı yan ürünleri daha da azaltabilir. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/wqUOOyknLUyYX1K6O1iFCA.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Sat, 25 Oct 2025 16:12:12 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Yemeklerinizi, doğru, şekilde, pişiriyor, musunuz, İşte, iyi, pişirme, tekniği</media:keywords>
</item>

<item>
<title>Elleriniz ve ayaklarınız sürekli soğuk mu? Ciddi bir uyarı işareti olabilir</title>
<link>https://karadenizden.com.tr/28034</link>
<guid>https://karadenizden.com.tr/28034</guid>
<description><![CDATA[ Sürekli soğuk eller ve ayaklar yalnızca rahatsız edici bir his değil, ciddi dolaşım sorunlarının erken belirtisi olabilir. Egzersiz, dengeli beslenme ve doğru yaşam alışkanlıkları ise kan akışını güçlendirmede kilit rol oynuyor.Soğuk eller ve ayaklar çoğu zaman geçici bir üşüme hissi olarak görülse de, altta yatan neden zayıf kan dolaşımı olabilir. Kan akışının yetersiz olması, dokuların yeterli oksijen ve besin alamamasına yol açarak zamanla doku hasarı, yavaş iyileşen yaralar ve hatta ülser gibi ciddi sağlık sorunlarına neden olabiliyor.Uzmanlara göre yaş, yüksek tansiyon, diyabet, obezite ve bazı kalp-damar rahatsızlıkları dolaşım sorunlarının en yaygın sebepleri arasında yer alıyor. Ancak iyi haber şu: Düzenli egzersiz, bol su içmek, kalp dostu beslenmek ve bacakları yüksekte tutmak gibi basit alışkanlıklar bile dolaşımı belirgin biçimde iyileştirebiliyor.Zayıf dolaşımın erken fark edilmesi, ciddi komplikasyonların önüne geçilmesi açısından büyük önem taşıyor. En sık görülen belirtiler arasında şunlar bulunuyor:Sürekli soğuk eller ve ayaklarKarıncalanma veya uyuşma hissiSoluk veya mavimsi cilt tonuKas güçsüzlüğü ve yorgunlukYürürken bacak ağrısıVaris veya şişmiş damarlarYavaş iyileşen yaralarBu belirtiler sık sık tekrarlanıyorsa, periferik arter hastalığı, diyabetik damar hasarı veya kalp yetmezliği gibi altta yatan nedenlerin araştırılması gerekiyor.Zayıf kan dolaşımı, genellikle zamanla gelişen damar sertliği ve metabolik bozuklukların sonucu ortaya çıkıyor.Başlıca nedenler şöyle sıralanıyor:Ateroskleroz: Damar duvarlarında yağ birikmesi sonucu kan akışının daralması.Periferik arter hastalığı (PAD): Özellikle bacaklarda ağrı ve uyuşukluğa yol açan damar daralması.Yüksek tansiyon: Damarların elastikiyetini azaltarak dolaşımı zorlaştırır.Diyabet: Yüksek kan şekeri, damar yapısını zayıflatır.Obezite: Kalbe yük bindirir, damar direncini artırır.Raynaud hastalığı: Soğuğa veya strese bağlı damar büzülmesiyle el ve ayak parmaklarının beyazlaşmasına yol açar.Bacaklarınızı Yükseltin:Uzun süre oturduğunuzda ayaklarınızı kalp hizasının üzerine kaldırmak, kanın kalbe geri dönmesini kolaylaştırır.Aktif Kalın:Uzmanlar, haftada en az 150 dakika orta yoğunlukta egzersiz öneriyor. Yürüyüş, yüzme ve yoga dolaşımı destekleyen en etkili aktiviteler arasında.Bol Su İçin:Kanın yarısı sudan oluştuğu için yeterli sıvı alımı dolaşımın verimliliğini artırır. Günde 6–8 bardak su öneriliyor.Kalp Dostu Beslenin:Akdeniz tipi beslenme, damar sağlığını korur. Meyve, sebze, tam tahıl ve balık tüketimi arttırılmalı; işlenmiş ve yağlı gıdalar sınırlanmalı.Kompresyon Çorapları Kullanın:Özellikle uzun süre ayakta kalanlar için kanın kalbe dönüşünü destekler, şişlik ve yorgunluğu azaltır.Uyuşmuş uzuvlarda yanık riski oluşturabilir.Bilimsel olarak kanıtlanmış bir faydası yok, cilt tahrişine yol açabilir.Kan akışını kısıtlar.Damarları daraltarak plak oluşumunu hızlandırır; bırakmak dolaşımı güçlendiren en etkili adımdır.Soğuk eller ve ayaklar sadece basit bir rahatsızlık değil, dolaşım sisteminin uyarı sinyali olabilir. Yaşam tarzı değişiklikleri ve erken tıbbi müdahale, hem kalp-damar sağlığını korur hem de genel yaşam kalitesini artırır. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/QEbpUvN7r0iXFfo5Sgh35g.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Sat, 25 Oct 2025 16:12:12 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Elleriniz, ayaklarınız, sürekli, soğuk, mu, Ciddi, bir, uyarı, işareti, olabilir</media:keywords>
</item>

<item>
<title>Bakanlık yasaklamıştı, uzman isim uyardı: Fitalat (ftalat) nedir, zararları nelerdir?</title>
<link>https://karadenizden.com.tr/28029</link>
<guid>https://karadenizden.com.tr/28029</guid>
<description><![CDATA[ Ticaret Bakanlığı, zararlı kimyasal içeren ürünlerin posta ve hızlı kargo yoluyla ülkeye girişini sınırladı. Bu ürünlerde bulunan maddelerin özellikle çocuk sağlığı üzerinde kısa ve uzun vadede olumsuz etkileri bulunuyor. Aydan Durak/NTV.com.trTicaret Bakanlığı, yürütülen denetimler ve laboratuvar analizleri sonucunda, insan sağlığını ve tüketiciyi korumak amacıyla, zararlı ve güvensiz ürünlerin ülkeye posta veya hızlı kargo yoluyla girişini üç ürün grubunda sınırlama kararı aldı.BAKANLIKTAN SINIRLAMA KARARIYapılan incelemelerde, ayakkabılar, oyuncaklar ve saraciye ürünlerinde yasal sınırların çok üzerinde fitalat, kurşun, kadmiyum ve PAHs gibi toksik maddelere rastlandı. Çeşitli ürünlerin yapımında kullanılan bu maddeler özellikle çocuk sağlığı üzerinde pek çok olumsuz etkiye sahip.Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Yakup Çağ, &quot;Çocukların fitalatlara ağız, cilt ve solunum yolu ile temas ederek maruz kaldığını söyledi ve fitalat içeren ürünlerini kullanımının ilerleyen dönemlerde mental ve motor fonksiyonlarda bozukluk, öğrenme güçlüğü, büyüme-gelişme geriliği, üreme sistemi üzerine olumsuz etkileri olabileceğinin altını çizdi.Fitalat içerebilecek ürünler arasında takılar, oyuncaklar, kırtasiye malzemeleri, bebek kozmetikleri, bebek bezi, bebek minderi, bebek tekstilleri, bebek beslenme ve banyo malzemeleri sayıldı. Doç. Dr. Çağ, ebeveynlerin bu ürünleri seçerken dikkatli olması gerektiğini vurguladı.&quot;Çocuklar fitalatlara ağız, cilt ve solunum yolu ile temas ederek maruz kalabilmektedir. Çünkü çocuklar için kullanılan malzemeler bu maddelere maruz kalmasına yol açabilir. Çocuklarda kullanılan takılar, oyuncaklar, kırtasiye malzemeleri, bebek kozmetikleri, bebek bezi, bebek minderi, bebek tekstilleri, bebek beslenme ve banyo malzemeleri bu maddeleri içeriyor olabilir. O anlamda dikkat etmek gerekiyor. &quot;Uzman isim; &quot;Bu tür maddelere gebelik döneminde süt çocukluğu ve puberte döneminde (Puberte dönemi, ortalama olarak kızlarda 10-14 yaş, erkeklerde ise 12-16 yaş aralığını kapsar) maruz kalmak çok daha fazla olumsuz etkilere yol açabilir. Tabii ki bu tür maddelerin miktarları ve tabii ne kadar süre ile de etkilendiği de önem arz etmektedir.&quot; dedi.&quot;Bu tür maddelerle bebeğin anne karnında maruz kalması doğumsal ağır hastalıklara yol açabilmektedir. Tabii ki öbür yandan ilerleyen dönemlerde mental ve motor fonksiyonlarda bozukluk, öğrenme güçlüğü, büyüme-gelişme geriliği, üreme sistemi üzerine olumsuz etkileri, yine bir takım pubertal bozukluklar, yine kardiovasküler ve endokrin hastalıklar, immünolojik bozukluklar, neredeyse tüm sistemler üzerine olumsuz etkileri söz konusu olabiliyor. Aynı zamanda da tiroid hormonu bozukluklarına da yol açabiliyor. Keza bu tür maddelere maruz kalmak çocukta diyabet riskini de arttırabilmektedir.&quot;Doç. Dr. Çağ, çocukları fitalatlardan korumak için özellikle sentetik ve kimyasal madde içeren ürünlerin seçiminde dikkatli olunması gerektiğini belirterek, sentetik ve kimyasal madde içeren malzemeler alınırken dikkat edilmesi gerektiğini söyledi.İçeriğine mutlaka bakılmasının altını çizen Doç. Dr. Dağ, tekstil malzemelerinde pamuklu yünlü malzemeleri tercih etmenin çok daha önemli olacağını belirtti.1920&#039;li yıllardan bu yana sanayide ve PVC&#039;lerde yumuşatma amacıyla kullanılan fitalatların sağlığa olumsuz etkileri ancak 2000&#039;li yıllarda anlaşıldı. Renksiz ve kokusuz maddeler olan fitalatlar, plastikleştirici olarak yapıştırıcılar, dolgu macunları, boyalar, kavuçuk, teller ve kablolar, döşeme, ambalaj, gıdayla temas eden malzemeler, tıbbi cihazlar, şişme yataklar, koltuklar, döşeme ve kumaşlar, ayakkabılar, büro malzemeleri, spor malzemeleri gibi çeşitli eşyaların üretiminde kullanılıyor. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Qko1JPVdhEWAPyI5TUaxEw.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Sat, 25 Oct 2025 16:12:11 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Bakanlık, yasaklamıştı, uzman, isim, uyardı:, Fitalat, ftalat, nedir, zararları, nelerdir</media:keywords>
</item>

<item>
<title>Kalp doktoru açıkladı: İlaç kullanmadan yüksek tansiyonu önlemek mümkün</title>
<link>https://karadenizden.com.tr/28030</link>
<guid>https://karadenizden.com.tr/28030</guid>
<description><![CDATA[ Kalp krizi ve felçlerin önde gelen nedeni olan yüksek tansiyon, pek çok kişinin yaşamını etkiliyor. Uzmanlara göre hipertansiyon, çoğu zaman belirti göstermediği için hastaların yaklaşık yarısı teşhis edilmeden yaşamını sürdürüyor.Tedavi edilmediğinde ölümcül olabilen bu durum, böbrek yetmezliği ve vasküler demans gibi ciddi sağlık sorunlarına da yol açabiliyor.Genetik faktörler riski artırırken, aşırı kilo, sigara kullanımı, yetersiz egzersiz ve tuz oranı yüksek beslenme de hastalığın gelişimine katkıda bulunabiliyor.Kardiyoloji profesörü olan Rasha Al Lamee, kan basıncını düşürmede en önemli değişikliğin tuz tüketimini azaltmak olduğunu vurguluyor. Profesör Al Lamee, “Tuzun azaltılması, yüksek tansiyon şikayetiyle kliniğimize gelen herkese söylediğimiz bir şey” diyor.İngiltere’de yetişkinler günlük ortalama 8–9 gram tuz tüketiyor; oysa önerilen sınır yalnızca 6 gram. Ekmek, soslar, çorbalar ve hazır yiyecekler, diyetin fazla tuz almasına yol açan başlıca kaynaklar arasında yer alıyor. Uzmanlar, evde yemek yapmanın ve işlenmiş gıdaları sınırlamanın tansiyonu düşürmede etkili olduğunu belirtiyor.Aşırı sodyum alımı, kan hacmini artırarak tansiyonu yükseltebiliyor. Bu durumu dengelemek için potasyum açısından zengin besinlerin tüketilmesi öneriliyor. Muz, kivi, patates, fasulye, mercimek, yapraklı yeşillikler, yoğurt, avokado ve somon iyi potasyum kaynakları arasında bulunuyor.Profesör Al Lamee, potasyum alımının önerilen sınırlar dahilinde olmasının önemine dikkat çekiyor. 19–64 yaş arası yetişkinler için günlük potasyum ihtiyacı yaklaşık 3.500 mg iken, Amerikan Kalp Vakfı yüksek tansiyonu yönetmek için günde 5.000 mg’a kadar potasyum önerebiliyor. Ancak aşırı tüketim hiperkalemi riskini artırabiliyor ve ciddi sağlık sorunlarına yol açabiliyor.Sağlıklı bir kilonun korunması da tansiyon yönetiminde kritik bir rol oynuyor. Yapılan araştırmalar, vücut ağırlığının %5–10’unun kaybının bile kan basıncını düşürebileceğini gösteriyor. Bel çevresi erkeklerde 94 cm, kadınlarda 80 cm’yi geçmemeli.Profesör Al-Lamee, yüksek tansiyonu olan kişilerin haftada en az üç kez, 20 dakika boyunca kalp atış hızını artıracak egzersizler yapmasını tavsiye ediyor. NHS yönergelerine göre haftada en az 150 dakika orta şiddette fiziksel aktivite öneriliyor. Tempolu yürüyüş, yüzme, bisiklet ve merdiven çıkma gibi aktiviteler tansiyonu düşürmeye yardımcı olabiliyor.Alkol tüketimi, kalp atışını hızlandırarak ve damarları daraltarak tansiyonu yükseltebiliyor. Uzun vadede önerilen limitlerin aşılması kalıcı hipertansiyona yol açabilir. Uzmanlar, alkolün haftalık 14 üniteyi geçmemesi gerektiğini belirtiyor.Sigara ise kan basıncını geçici olarak yükseltmenin yanı sıra, atardamarları sertleştirerek kardiyovasküler riski artırıyor. Sigarayı bırakmak hem kan basıncı hem de genel kalp sağlığı açısından kritik önem taşıyor.Profesör Al-Lamee, Akdeniz diyetinin kan basıncını düşürmede etkili olduğunu söylüyor. Diyet, meyve, sebze, tam tahıllar, baklagiller ve kuruyemiş açısından zengin olup işlenmiş et ve doymuş yağları sınırlıyor. Zeytinyağı ve kanola yağı gibi sağlıklı yağların tüketimi, tansiyonun düzenlenmesine yardımcı oluyor.Ayrıca stres yönetimi ve yeterli uyku da tansiyon kontrolünde önemli. Uzmanlar, rahatlatıcı nefes egzersizleri, yoga ve açık havada zaman geçirmeyi öneriyor. Gece 7–8 saat uyumak, kan basıncının sağlıklı seviyelerde kalmasını destekliyor.Yüksek tansiyon çoğu zaman belirti göstermediği için düzenli kontrol şart. Evde kan basıncı ölçümü, kişilerin risklerini anlamalarını kolaylaştırıyor. 135/85 mmHg altındaki değerler hedefleniyor.Yaşam tarzı değişikliklerine rağmen kan basıncı yüksek kalanlar için ise ilaç tedavisi gerekebiliyor. Profesör Al-Lamee, “Kilo verdikten veya beslenme düzenini değiştirdikten sonra ilaç dozları düşürülebiliyor” diyor. Aile hekimleri, hastaların durumuna göre ilaç kullanımı konusunda yönlendirme yapabiliyor. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/GuDlPkJh30ikoA6Sw9RpIA.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Sat, 25 Oct 2025 16:12:11 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Kalp, doktoru, açıkladı:, İlaç, kullanmadan, yüksek, tansiyonu, önlemek, mümkün</media:keywords>
</item>

<item>
<title>Yüksek tansiyonu kontrol etmeye yardımcı: Sabahları tüketmek gerekiyor</title>
<link>https://karadenizden.com.tr/28031</link>
<guid>https://karadenizden.com.tr/28031</guid>
<description><![CDATA[ Sabahlar genellikle tüm günün ritmini belirler. Yüksek tansiyonla mücadele edenler için günün ilk yudumu sadece rahatlatıcı olmaktan öte, aynı zamanda tedavi edici de olabilir. Peki, hangi içecekleri tüketmek gerekir?Doğru sabah içeceğini seçmek kalp fonksiyonlarını destekleyebilir, dolaşımı iyileştirebilir ve vücudun stres tepkisini dengeleyebilir. Ancak her &quot;sağlıklı görünen&quot; içecek kalp dostu değildir.Bazıları kan basıncını sessizce yükseltebilir veya atardamarları zorlayabilir. Peki, hangi içeceklerin tüketimi yüksek tansiyonu kontrol etmeye yardımcı olabilir?Limonlu bir bardak ılık su, güne başlamanın en basit yollarından biridir. Limondaki C vitamini doğal bir antioksidan görevi görerek, yüksek tansiyonun gizli tetikleyicilerinden biri olan oksidatif stresi azaltmaya yardımcı olur.
Bir araştırmaya göre , C vitamini açısından zengin besinlerin düzenli tüketimi sistolik kan basıncını hafifçe düşürebilir. Bu içecek aynı zamanda kan damarlarının esnekliği için gerekli olan sıvı dengesinin korunmasına da yardımcı olur. Ancak, limon suyunun çok ekşi olmamasına dikkat etmek önemlidir, çünkü aşırı asitlik hassas mideli kişilerde rahatsızlığa neden olabilir.Pancar suyu, hipertansiyon için en çok araştırılan içeceklerden biri olarak yerini almıştır. Besinsel nitratlar açısından zengin olan bu içecek, vücudun nitrik oksit üretmesine yardımcı olur; nitrik oksit, kan damarlarını gevşeten ve kan akışının düzgün olmasını sağlayan bir bileşiktir. Taze yapılmış pancar suyu (ilave tuz veya şeker içermez), hipertansiyonun doğal tedavisine odaklananlar için güçlü bir sabah içeceği olabilir.Hindistan cevizi suyu sadece ferahlatıcı olmakla kalmaz, aynı zamanda vücuttaki sodyum seviyelerini dengelemeye yardımcı olan bir mineral olan potasyum açısından da zengindir. Aşırı sodyum, yüksek tansiyonun başlıca nedenlerinden biridir.
Ölçülü olarak sade Hindistan cevizi suyu içmek, elektrolit dengesini korumaya ve kalp ritmini desteklemeye yardımcı olabilir. Ancak, paketli versiyonları genellikle ilave şeker veya sodyum içerir; bu da tüketilmeden önce dikkatlice kontrol edilmelidir.Yeşil çay, kan damarlarının işleyişini iyileştiren bitki bileşikleri olan yüksek dozda kateşinler ile hafif bir kafein takviyesi sunar. The American Journal of Clinical Nutrition&#039;da (2014) yayınlanan bir meta-analiz, uzun süreli yeşil çay tüketiminin kan basıncını hafifçe düşürebileceğini öne sürmüştür. Kafein içeriği nedeniyle kan basıncını geçici olarak yükseltebilen siyah kahvenin aksine, yeşil çayın etkisi daha hafif ve daha dengelidir. En iyi sonuçlar için, çok koyu yapmak yerine hafif demlemeniz önerilir.Amla (Hint bektaşi üzümü), güçlü bilimsel dayanağı olan geleneksel bir mücevherdir. Kalbi ve kan damarlarını oksidatif hasardan koruyan yüksek düzeyde C vitamini, polifenol ve flavonoid içerir. Sabahları küçük bir bardak amla suyu veya seyreltilmiş amla suyu içmek kardiyovasküler sağlığı doğal olarak destekleyebilir; ancak kan basıncı kontrolünü etkileyebileceğinden tuz veya şekerle karıştırılmamalıdır.Bazı içecekler tansiyonu düşürmeye yardımcı olurken, bazıları tam tersi etki gösterebilir. Sert kahve veya enerji içecekleri, aşırı kafein yüklemesi nedeniyle tansiyonda geçici artışlara neden olabilir. Genellikle &quot;sağlıklı&quot; olarak pazarlanan paketlenmiş meyve suları, yüksek şeker seviyeleri içerebilir ve bu da zamanla insülin direncine ve tansiyonun yükselmesine yol açabilir. Tuzlu ayran, ferahlatıcı olsa da hipertansiyonu takip edenler için önerilmez. Meyan kökü içeren bitkisel karışımlara bile dikkatli yaklaşılmalıdır, çünkü glisirizin (meyan kökünde bulunan bir bileşik) tansiyonu önemli ölçüde yükseltebilir.Sabahları içilen her yudumun bir amacı vardır. Akıllıca seçildiğinde, sade bir içecek kalbi sessizce güçlendirebilir, atardamarları sakinleştirebilir ve tansiyonu dengeleyebilir. Bu, karmaşık detokslardan ziyade, vücudun bir gece uykusundan sonra ihtiyaç duyduğu şeylere saygı göstererek bilinçli bir sıvı alımıyla ilgilidir.Bu makale sadece genel bilgi verme amacıyla yazılmıştır ve doktor tavsiyesi olarak ele alınmaması gerekir. Makalenin içeriğinden yola çıkarak okurun kendi başına koyduğu teşhislerden ntv.com.tr sorumlu değildir. Sağlığınızla ilgili herhangi bir endişeniz varsa doktorunuza danışın. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/C9g9q1h5DkSWBko6PQrjxQ.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Sat, 25 Oct 2025 16:12:11 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Yüksek, tansiyonu, kontrol, etmeye, yardımcı:, Sabahları, tüketmek, gerekiyor</media:keywords>
</item>

<item>
<title>KALP SAĞLIĞI: Koroner kalp hastalığı için 6 önemli risk faktörü</title>
<link>https://karadenizden.com.tr/28026</link>
<guid>https://karadenizden.com.tr/28026</guid>
<description><![CDATA[ Kalp hastalığı, dünya genelinde önde gelen ölüm nedenlerinden biri, ancak tek iyi haber, onu içeriden kontrol eden faktörlerdir.Koroner kalp hastalığı, kalbe kan getiren atardamarların daralması veya tıkanmasıyla ortaya çıkar. Bu durum genellikle atardamarlarda plak birikimi veya yağ birikintileri (plak adı verilir) nedeniyle oluşur. Tanımı gereği bu süreç, kalbe giden kan akışını kademeli olarak azaltarak zamanla göğüs ağrısına, kalp krizlerine ve hatta kalp yetmezliğine yol açabilir.
Risk, yaşam tarzınızın bazı yönleri ve belirli tıbbi rahatsızlıklar nedeniyle artabilir. Bilmeniz gereken altı şey vardır.Yüksek tansiyon, kalbinize ve atardamarlarınıza ek stres yükler. Bu, zamanla damar duvarlarının zayıflamasına ve yağlı madde birikimine karşı daha duyarlı hale gelmesine neden olur. Rutin takipler, egzersiz ve diyet yoluyla kan basıncı seviyelerini normal seviyede tutarak kalbinizi korumanın en etkili yollarından biridir. PubMed Central&#039;da yayınlanan bir çalışma , yüksek tansiyonun uzun süre tedavi edilmemesi durumunda koroner arter hastalığına yakalanabileceğini doğrulamaktadır.Ne yapabiliriz:Genellikle sodyum ve diğer işlenmiş gıdalardan düşük, kalp sağlığına uygun bir diyet uygulanabilir. Bunu daha iyi yönetmek için gerekirse ilaç için bir doktora danışın. Özellikle ailede hipertansiyon öyküsü varsa, kan basıncını düzenli olarak takip edin.Tüm kolesterol değerleri aynı değildir! Çok fazla LDL veya &quot;kötü kolesterol&quot; olarak adlandırılan kolesterol, atardamarlara yapışır ve atardamarları daha da sıkılaştıran plak oluşturur. Beslenmenizdeki meyve, sebze ve tam tahıl miktarını artırmak, vücuttaki kötü yağları doğal olarak azaltır. Ulusal Sağlık Enstitüsü&#039;nün çalışması, yüksek toplam kolesterolün koroner kalp hastalığı (KKH) için güçlü bir risk faktörü olduğunu doğrulamaktadır.Ne yapabiliriz:Daha fazla meyve, sebze, tam tahıl ve sağlıklı yağlar (zeytinyağı ve avokado) tüketin.Doymuş ve trans yağ tüketimini azaltın.İyi kolesterolü yükseltmek için düzenli egzersiz yapın.Kan şekeri seviyeleri sürekli yüksek olduğunda, kalbi kontrol eden kan damarlarınıza ve sinirlerinize zarar verebilir. Diyabetinizi diyet, egzersiz ve gerekirse ilaçla yönetmek, kalp rahatsızlığı olasılığınızı azaltır. Ulusal Sağlık Enstitüsü&#039;nde yayınlanan bir araştırmaya göre , koroner arter hastalığı, diyabetli hastalarda uzun vadeli prognozu belirleyen önemli bir faktördür. Bunun için: Dengeli ve düşük glisemik indeksli bir diyetle kan şekerinizi dengede tutun.İlaçlarınızı reçete edildiği gibi alın ve düzenli kontrollere gidin. Yorgunluk, halsizlik veya belirgin görme değişiklikleri gibi erken belirtileri göz ardı etmeyin.Sigara içmek, atardamarların iç yüzeyine kademeli olarak zarar verir ve vücuttaki kan akışını ve oksijeni azaltarak kalbin daha fazla baskı yapmasına neden olur. Ulusal Sağlık Enstitüsü&#039;nün araştırmasına göre, sigara içmek koroner arter hastalığı (KAH) için bir risk faktörüdür ve KAH&#039;nin şiddetini ve seyrini etkileyen bilinen bir faktördür. Ne yapabiliriz:Sigarayı bırakın, asla çok geç değildir.Mümkün olduğunca pasif içicilikten kaçının.Göbek bölgesinde (göbek bölgesinde) fazla kilo, yüksek tansiyon, diyabet ve yüksek kan kolesterolü riskini artırır. Doğru egzersiz ve beslenme farkındalığıyla dikkatli bir kilo kontrolü, kilo kontrolünü ve genel kardiyovasküler sağlığı kolaylaştırabilir.Ne yapabiliriz?Porsiyon kontrolü ve yürüyüş, koşu vb. gibi düzenli aktiviteleri minimuma indirerek kademeli kilo vermeyi hedefleyin .Şekerli yiyecek ve içecekleri azaltın.Sürdürülebilir beslenme alışkanlıklarına odaklanın.Kanepeden kalkmayan bir yaşam tarzı kalbe iyi gelmez ve obezite ve yüksek tansiyon gibi diğer risk faktörlerini de beraberinde getirir. Günde sadece 30 dakika tempolu yürüyüş bile kalbinizi sertleştirecek ve kan akışınızı artıracaktır.Ne yapabiliriz:
Akıllıca, az miktarda, günde 10 dakikalık yürüyüş bile fark yaratabilir.
Günün çoğunda 30 dakika tempolu yürüyüş veya orta düzeyde aktivite yapmayı hedefleyin.
Ekran başında geçirilen süreyi sınırlayın ve uzun süre oturmaktan kaçının.Bu makale sadece genel bilgi verme amacıyla yazılmıştır ve doktor tavsiyesi olarak ele alınmaması gerekir. Makalenin içeriğinden yola çıkarak okurun kendi başına koyduğu teşhislerden ntv.com.tr sorumlu değildir. Sağlığınızla ilgili herhangi bir endişeniz varsa doktorunuza danışın. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/2gA_K5qhnEuA8tN64MmODw.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Sat, 25 Oct 2025 16:12:10 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>KALP, SAĞLIĞI:, Koroner, kalp, hastalığı, için, önemli, risk, faktörü</media:keywords>
</item>

<item>
<title>Doktor açıkladı: Kolon kanseri riskini azaltan besin</title>
<link>https://karadenizden.com.tr/28027</link>
<guid>https://karadenizden.com.tr/28027</guid>
<description><![CDATA[ Uzmanlar, fermente gıdaların bağışıklık sistemini güçlendirebileceğini ve bazı kanser türlerinin riskini azaltabileceğini belirtiyor. Yoğurttan kimchiye, kefirden kombuchaya kadar birçok fermente gıda, giderek daha fazla kişinin sofralarında yer buluyor.DailyMail&#039;de yer alan habere göre; Son aylarda popülerliği artan bu ürünler aslında binlerce yıldır beslenme kültürünün bir parçası. Ancak son dönemde yapılan araştırmalar, fermente gıdaların sağlık üzerindeki etkilerini daha net biçimde ortaya koymaya başladı.Fermente gıdalar, bakterilerin veya mayaların doğal şekerleri parçalamasıyla oluşuyor. Yoğurt ve kefir gibi bazı ürünler, bağırsak sağlığını destekleyen canlı bakteriler yani probiyotikler içeriyor.Uzmanlara göre bu bakteriler, vücuttaki “iyi” mikropların dengesini güçlendirerek sindirim sistemini destekliyor, iltihabı azaltıyor ve bağışıklığı güçlendiriyor. Bazı araştırmalar, sağlıklı bir bağırsak mikrobiyomunun ruh hali ve zihinsel sağlıkla da ilişkili olabileceğini öne sürüyor.2025’te Frontiers in Nutrition dergisinde yayımlanan bir inceleme, fermente gıdaların şişkinliği azalttığını ve bağırsak düzenini iyileştirdiğini ortaya koydu. 2022’de Çin’de yapılan bir analiz ise yoğurt ve kimchi tüketiminin kalp ve metabolik sağlıkla bağlantılı olduğunu buldu.“Bağırsak mikrobiyomunun çeşitliliği önemli”Londra Sindirim Sağlığı Kliniği’nden Gastroenterolog Dr. Sean Peston, fermente gıdaların çok yönlü faydaları olduğuna dikkat çekiyor:“Fermente gıdalar, sindirime yardımcı olabilen ve bağırsak mikrobiyomunu destekleyebilen probiyotikler içerir. Mikrobiyomun çeşitliliğini artırmak, bağırsak kanseri riskini azaltmada da rol oynayabilir.”Küresel fermente gıda pazarının değeri yaklaşık 67 milyar sterlin seviyesinde. Uzmanlara göre bu pazarın önümüzdeki on yılda beş kat büyümesi bekleniyor.Ancak Dr. Peston’a göre, bu ürünlerden tam fayda sağlamak için evde yapılan versiyonlar tercih edilmeli:“Market raflarındaki turşu ya da fermente gıdaların çoğu sirke ile hazırlanıyor. Bu da içlerinde canlı probiyotik bulunmadığı anlamına gelir.”Uzmanlar, “doğal olarak fermente edilmiştir” ibaresine dikkat edilmesini ve açıldıktan sonra kabarcıklar oluşup oluşmadığının kontrol edilmesini öneriyor. Bu kabarcıklar, canlı bakterilerin aktif olduğuna işaret ediyor.KEFİRKefir; probiyotik, vitamin ve antibakteriyel özellikleriyle öne çıkan bir süt ürünü. Araştırmalar, düzenli kefir tüketiminin bağışıklık sistemini destekleyebileceğini gösteriyor.Alzheimer hastaları üzerinde yapılan küçük ölçekli bir çalışmada, 90 gün boyunca her gün kefir içenlerin bilişsel yeteneklerinde %28, kısa süreli hafıza testlerinde ise %66 oranında iyileşme görüldü.Ancak Dr. Peston, “Süpermarketlerde satılan birçok kefir şeker ve aroma içeriyor, bu da faydasını azaltıyor” uyarısında bulunuyor.Kore mutfağının temel unsurlarından kimchi, fermente lahana, sarımsak, zencefil ve acı biberle hazırlanıyor.2022’de Dünya Kimchi Enstitüsü tarafından yapılan bir araştırma, kimchi tüketiminin vücut kitle indeksini %15, obezite oranını ise %12 azalttığını gösterdi.Dr. Peston, “Kimchi sadece probiyotik açısından değil, içerdiği antioksidanlar sayesinde iltihabı azaltıcı etkisiyle de öne çıkıyor” diyor.Kombucha, tatlandırılmış çayın maya ve bakteri kültürüyle fermente edilmesiyle elde ediliyor. Probiyotikler, organik asitler ve antioksidanlar içeren hafif gazlı bir içeceğe dönüşüyor.Dr. Peston, “Doğal kombucha probiyotik açısından zengin ama tadı herkes için uygun olmayabilir. Market versiyonlarının çoğu şekerli olduğundan etiketlere dikkat edilmeli” diyor.Miso, soya fasulyesinin tuz ve “koji” adı verilen bir küf türüyle fermente edilmesiyle hazırlanıyor. Japon mutfağının temel bileşenlerinden biri olan miso, bağırsak mikrobiyomunu destekleyen bakteriler ve enzimler içeriyor.Miso; bitkisel protein, çinko, manganez ve antioksidanlar açısından da zengin. Uzmanlara göre haftalık öğünlere az miktarda miso eklemek, sindirim ve bağışıklık sistemi üzerinde olumlu etki yaratabilir.Avrupa’nın en eski fermente yiyeceklerinden biri olan lahana turşusu, lif, C ve K vitaminleri açısından zengin bir kaynak.Dr. Peston, “Fermente gıdaları az miktarda ama düzenli tüketmek en idealidir. Farklı türleri bir arada almak, bağırsak mikrobiyomuna daha fazla çeşitlilik kazandırır” diyor.Bilim insanları, fermente gıdaların sağlığa etkileri üzerine araştırmaların hâlâ sürdüğünü vurguluyor. Ancak mevcut bulgular, bu geleneksel besinlerin sindirimden bağışıklığa, hatta ruh haline kadar birçok alanda olumlu etki yaratabileceğini gösteriyor. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/ElfLDt1K0kaoKknd_142Pg.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Sat, 25 Oct 2025 16:12:10 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Doktor, açıkladı:, Kolon, kanseri, riskini, azaltan, besin</media:keywords>
</item>

<item>
<title>Taze naneden üretiliyor, 1 kaşığı nefes açıyor: Şişesi 200 lira</title>
<link>https://karadenizden.com.tr/28028</link>
<guid>https://karadenizden.com.tr/28028</guid>
<description><![CDATA[ Bilecik&#039;te kadın girişimci Melahat Korkmaz, evinin bahçesinde yetiştirdiği taze nanelerden ürettiği yeşil renkli nane pekmezini İstanbul, Bursa, Eskişehir ve Sakarya gibi kentlerdeki alıcılara gönderiyor.Yenipazar ilçesinde yaşayan 3 çocuk ve 3 torun sahibi Korkmaz, astım rahatsızlığı nedeniyle kaynatıp suyunu içmek için bir dönümlük bahçesinin 50 metrekarelik alanında nane yetiştirdi.Nanenin daha uzun ömürlü saklanması için pekmezini yapmaya karar veren Korkmaz ilçedeki kadınların desteğiyle çalışmaya başladı. 1 kilogram naneye 1 litre su ve 1 kilogram şeker ekleyip kaynatan Korkmaz, bu yıl bahçesinde yetiştirdiği nanelerden 64 litre pekmez üretti.Korkmaz, 320 mililitrelik şişelere doldurduğu yeşil renkli nane pekmezini sosyal medya aracılığıyla İstanbul, Bursa, Eskişehir ve Sakarya gibi kentlerden kendisine ulaşanlara kargo aracılığıyla gönderiyor.Tadıldığında nefesi açan nane pekmezinin şişesini 200 liradan satışı sunan Korkmaz, aile bütçesine katkıda bulunuyor.Korkmaz, AA muhabirine, astım rahatsızlığı nedeniyle bahçesinde yetiştirdiği naneleri toplatıp, çay gibi demledikten sonra içtiğini söyledi.Daha sonra bir yakının tavsiyesi üzerine naneyi uzun süre saklamak için pekmez yapmaya karar verdiğini anlatan Korkmaz, şöyle konuştu:&quot;Bu yıl bahçemin 50 metrekarelik bölümünde yetiştirdiğim naneleri topladıktan sonra pekmez yaptım. İlçedeki kadınlar da bana destek oldu. 1 kilogram naneden yarım kilogram pekmez çıkıyor. 1 kilogram naneyi, 1 kilogram şeker ve 1 litre suyla kaynattıktan sonra yarım kilo pekmez elde ediyorum. Pekmez kendiliğinden yeşil rengi alıyor. 320 mililitrelik şişelere dolduruyorum.&quot;Korkmaz, nane pekmezinin nefes açma özelliğinin bulunduğunu kaydetti.Her sabah bir kaşık nane pekmezi yediğine değinen Korkmaz, şunları ifade etti:&quot;Enerjim artıyor, nefesim açılıyor. Torunlarım da &#039;Babaanne pekmezi&#039; diye tüketiyor. Nane pekmezini sosyal medya aracılığıyla İstanbul, Bursa, Eskişehir ve Sakarya ile Bilecik&#039;in ilçelerinden ulaşanlara gönderiyorum. Bu yıl 64 litre nane pekmezi yapabildim. İnşallah gelecek yıl kadınlarımızla birlikte daha çok tarlada nane yetiştirip pekmez yapacağız. Üretime devam edeceğiz inşallah.&quot;Korkmaz, ilçedeki kadınlarla kekik suyu, lavanta esansı, sirke, gül suyu, çam kozalağı pekmezi ve buğday çiminden uğut tatlısı gibi birçok geleneksel ürünü de yaptıklarını sözlerine ekledi.Yenipazar Belediye Başkanı İlhan Özden de kadınların bu üretim faaliyetlerini desteklediklerini belirtti.İlçenin doğasıyla ve havasıyla, şifalı ürünlerin üretimine elverişli olduğunu dile getiren Özden, özveriyle çalışan kadınlara belediye olarak yer temininden alet desteğine kadar her türlü imkanı sağladıklarını söyledi.Özden, yöresel ürünlerin tanıtımı için kasım ayında hayata geçirilecek yeni bir projeyle kadınların ellerinden çıkan doğal ve şifalı ürünleri sadece Türkiye&#039;de değil yurt dışında da tanıtmak istediklerini vurguladı. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/npbL2rYN30el8e0w_rlZRw.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Sat, 25 Oct 2025 16:12:10 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Taze, naneden, üretiliyor, kaşığı, nefes, açıyor:, Şişesi, 200, lira</media:keywords>
</item>

<item>
<title>İlaç yerine tercih ediyorlar: Sütle kaynatınca öksürük ve balgamı kesiyor</title>
<link>https://karadenizden.com.tr/28022</link>
<guid>https://karadenizden.com.tr/28022</guid>
<description><![CDATA[ Gaziantep&#039;te kış mevsiminin yaklaşmasıyla birlikte bitkisel ürünlere olan ilgi arttı.Gaziantep&#039;te sonbahar mevsiminin gelmesiyle bağışıklık sistemini güçlendiren kış çaylarına ilgi arttı. Özellikle ıhlamur, zencefil, hatmi çiçeği, zahter ve tarçına talebin yoğun olduğu kaydedildi.Havaların soğumasıyla aktarlara ilginin yoğun olduğunu söyleyen esnaf Sedat Akbayram, &quot;Her yıl olduğu gibi bu yıl da sonbaharın gelmesiyle birlikte kış hazırlıkları başladı. Kışa yaklaşırken vatandaşların bitkisel ürünlere ilgisi artıyor.Bu dönemde en çok tercih edilen ürünlerin başında ada çayı, dağ keki (dağ çayı), ıhlamur ve hatmi çiçeği geliyor. Ada çayı ve dağ keki, özellikle limonla birlikte içildiğinde hem lezzetli hem de faydalı oluyor. Bunun yanında ıhlamur da müşterilere tavsiye ediliyor. Hatmi çiçeği ise özellikle öksürük ve balgam gibi rahatsızlıklarda etkili. Sütle kaynatıldığında kısa sürede rahatlama sağlıyor&quot; şeklinde konuştu.&quot;İnsanlar artık ilaçlar yerine bitkisel ürünleri tercih ediyor&quot;Vatandaşların bitkisel ürünlere talebinin daha fazla olduğunu ifade eden esnaf Akbayram, &quot;Ayrıca andız pekmezi, kozalak pekmezi ve şurubuyla hazırlanan doğal karışım macunları da büyük ilgi görüyor. İnsanlar artık ilaçlar yerine bitkisel ürünleri tercih ediyor. Bilinç arttıkça doğala yönelim de artıyor.Geçen yıla göre fiyatlarda artış yaşandı. Geçen sene ada çayının kilosu 500 liradan satılırken, bu yıl 800-900 lirayı bulması bekleniyor. Kış çaylarının 200 gramlık paketleri ise geçen yıl 100 lirayken, bu yıl 150 liraya çıkarılacak&quot; diye konuştu.Bitki çayı almak için aktara geldiğini söyleyen Esin Doğan, her yıl doğal bitki çayları kullanarak hastalıklardan korunduğunu ifade etti. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/VPSUDApKLUCbMlcthW5-Ig.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Sat, 25 Oct 2025 16:12:09 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>İlaç, yerine, tercih, ediyorlar:, Sütle, kaynatınca, öksürük, balgamı, kesiyor</media:keywords>
</item>

<item>
<title>Akciğerini temizlemek isteyen ona yöneldi, talep çok: 50 gramı bin 250 liradan satılıyor</title>
<link>https://karadenizden.com.tr/28023</link>
<guid>https://karadenizden.com.tr/28023</guid>
<description><![CDATA[ Siirtli bal üreticisi, pandemi sonrası akciğer ve hava kanallarında tahribat oluşan hastaların tercih ettiği propolisi bin bir emekle hazırlayarak satışa sunuyor.Pervari ilçesinde 10 yıldır arıcılık yapan Cemal Tomris, yaylalarda arıların bal haricinde propolisini de bin bir emekle topluyor. Antimikrobiel ve antibakteriel özelliği olan propolis, astım, bronşit, KOAH ve kansere iyi geldiği değerlendirilerek Türkiye&#039;nin her yerinden talep ediliyor. Uzun uğraşlar sonucu elde edilen propolis daha sonra satışa sunuluyor.Cemal Tomris, İhlas Haber Ajansı (İHA) muhabirine yaptığı açıklamada antimikrobiel ve antibakteriel özelliği olan propolisin kovanın dezenfekte olmasını sağlayarak, enfeksiyon kapılmasının önüne geçtiğini söyledi. Kovanın sağlığının korunmasını sağlayan propolis sayesinde arıların daha fazla bal ürettiğini belirten Tomris, &quot;Sonbaharda kovan girişi, kovan iç duvarlarından, çıta yüzeylerinden kazıyıp alıyoruz. Kazınan propolis kullanıma müsait değil, temizlenmesi gerekiyor. 1-2 günlük çabadan sonra suda bekletme süreci de var yabancı maddelerden arınması için. Ham elde ediyoruz. Macun, toz ve damla olarak sıvısını oluşturuyoruz. Bu şekilde 7&#039;den 70&#039;e herkesin bu ürünü kullanmasının yolunu açmış oluyoruz&quot; dedi.Ürünlerinin raflarda mevcut olduğunu söyleyen Tomris, &quot;Türkiye&#039;nin her yerinden özellikle astım, bronşit, KOAH ve kansere iyi geldiğine inanan herkes bize ulaşıp sipariş veriyorlar. 10 yıldır bu işi yapıyoruz. Özellikle propolis üzerinde yoğunlaştık ve satışlar iyi. Bunun da propolisin insan sağlığı üzerinde olumlu etki ettiğinin göstergesi olduğuna inanıyoruz ve bu inançla işimizde daha iyi hizmet vermeye çalışıyoruz&quot; diye konuştu.Pandemi döneminden sonra akciğer ve hava kanallarında oluşan tahribat üzerine insanların propolis talebinin olduğunu belirten Tomris, &quot;Bize ulaşıyor. Biz de Pervari&#039;nin yüksek rakımlı yaylalarında doğal bir coğrafyadan ulaştırıyoruz. 1 kilogram kadar propolis elde ettim ve bunu temize çektim. Bunu uzaya çıkmış olan Alper Gezer Avcı&#039;ya ulaştırmak istiyorum. Çünkü kendisi propolisi Muş Ovası&#039;ndan toplamış ve uzayda bunun üzerine çalışma yapacağını söylemişti&quot; şeklinde konuştu.
50 gram temizlenmiş propolisi bin 250 liradan sattıklarını aktaran Tomris, &quot;Bunun da günlük bir buğday tanesi kullanımı var. Hastalık gerektiren bir durumda olabilir ama sağlıklı herkesin kullanmasını tavsiye ederim. Bedeni ve bağışıklık sistemini güçlendirmek için herkesin kullanmasını tavsiye ediyorum&quot; ifadelerini kullandı. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/_XW1YpTK8EqvoqsBsiqoDA.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Sat, 25 Oct 2025 16:12:09 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Akciğerini, temizlemek, isteyen, ona, yöneldi, talep, çok:, gramı, bin, 250, liradan, satılıyor</media:keywords>
</item>

<item>
<title>Psikolojiye iyi geldiği söyleniyor: Tarla fiyatı 20 lira</title>
<link>https://karadenizden.com.tr/28024</link>
<guid>https://karadenizden.com.tr/28024</guid>
<description><![CDATA[ Ülke çapında bilinen Eskişehir&#039;in ünlü balkabağının hasadı başlarken, tatlısı yapılan ürünün psikolojiye iyi geldiğine inanılıyor. Ata tohumu ekilerek yetiştirilen balkabağının kilogram fiyatı tarlada 15 lira ile 20 lira arasında satılıyor.Özellikle Tepebaşı ilçesi Kızılinler Mahallesinde yetişen balkabakları bölge yanı sıra diğer illerden de alıcı buluyor.Özellikle büyüklüğü ve lezzeti ile ün yapan olgunlaşan kabaklar, el yordamı ile toplanarak römorklarla taşınıp uygun yerlere istifleniyor. Saman serilen yerlere kalitesine göre 1., 2. ve 3’üncü sınıf olarak kategorize edilen kabaklar tek tek elle diziliyor.Çiftçiler, özellikle tatlısıyla ön plana çıkan balkabaklarını baklava ile mukayese ediliyor. Bölge halkı ve üreticiler tarafından psikolojiye de iyi geldiği iddia edilen balkabaklarının mahallenin mutluluk sırrı ile geçim kaynağı olduğu belirtiliyor.67 yaşında olan ve 55 yıldır balkabağı üreticiliği yapan Rahmi Kılıç, &quot;Biz 55 seneden beri ata tohumu olarak ekiyoruz. Çekirdeklerini alırız, irilerinden, dilimli olanlarından ekeriz. Kestane kabağı diye geçer bizim kabağımız. Kestane şekeri nasıl oluyor, aynı onun gibi olur. Baklavadan daha iyidir bu.Organik, çok güzel tatlısı, haşhaşlısı olur. Börek ve çorba yapıyorlar. Çok çeşitler oluyor. Bu sene hava şartları çok kurak gitti, çok sıcak oldu. Fiyatlar biraz kırık. Tüccara veriyoruz kabakları. Kabakları birinci, ikinci ve üçüncü sınıf diye ayırıyoruz. Birinci sınıf İstanbul, Ankara. Sakarya&#039;ya gider. Yıllarca bizden gitti. Şimdi marka aldık. İnşallah tescilli marka olacak. Tabii ki yüksek fiyatı istiyoruz, ama 15-20 lira arasına, hani 15’ten aşağı olmasın dedik&quot; diye anlattı.Kılıç, kabak üretiminin zorluğundan bahsederek, &quot;İki sene önceden hazırlığını yapıyoruz. Kabak üretiminden sonra 2 sene aynı tarlaya buğday, arpa ekeriz, daha sonra kabak olarak ekeriz. Her sene aynı tarlaya ekilmez. Mahsul değişmesi lazım. Gübre çekeriz, hayvan gübresi olur bu, organiktir. Başka pek fazla gübre kullanmayız biz buna. Hastalık fazla olmaz bunda. Kendi kokusu vardır bunun, böcek fazla gelmez&quot; diye anlattı.Balkabağı hasadını yapan 37 yaşındaki Semih Eken ise, &quot;Köyümüz kabağıyla meşhurdur. Topraklara uygundur kabağa. Verimli olmasını sağlar. Hasadımız güzel maşallah, Allah bereket versin diyoruz. Ürünlerimizde burada sınıf sınıf ayırıyoruz. Kilosuna göre, kalitesine göre bunları ayırırız. Bu şekilde işimizi yapıyoruz. Bunu başka köylüler ekmezken biz bunu ekiyorduk. Benim anam babam bu bitkinin daha gelişiminde, ilk çekirdek aşamasında mesela bir hastalığı olsun, insanı düşünün bir hastalığı olur, buna aşı yaptırırsın. Benim anam babam tarlaya girdiği zaman karşıdan kokusundan anlıyorlar hastalığı. Farz misal mantar hastalığı, dallarda kuruma yapar. Daha kurumaya başlamadan kokusundan anlarlar. Biz bunun önlemini hastalığı başlangıcında öngörür, bitiririz. Kabağın faydası, sindirimi düzenler. Yerken ben şahsım adına tadını çok beğeniyorum. Ki birçok arkadaşım da beğeniyordur. Tabii bunun yanında biraz tahin ve ceviz katkı olursa güzel oluyor. Bir de insanın gerçekten psikolojisini düzeltiyor&quot; ifadelerini kullandı. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/yFV31zyeE0aNa375CYgbmQ.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Sat, 25 Oct 2025 16:12:09 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Psikolojiye, iyi, geldiği, söyleniyor:, Tarla, fiyatı, lira</media:keywords>
</item>

<item>
<title>Doktor bağırsak kanserine karşı 4 güçlü meyveyi açıkladı: Günde bir tane yemek yeter</title>
<link>https://karadenizden.com.tr/28025</link>
<guid>https://karadenizden.com.tr/28025</guid>
<description><![CDATA[ Sağlıklı bir bağırsak, genel sağlığın temeli olarak tanımlanır. Pek çok kişinin farkında olmadığı şey, günlük tüketilen yiyeceklerin, iltihaplanmaya ve kolon kanseri gibi hastalıklara karşı koruma sağlayan iyi bakteri topluluğu olan bağırsak mikrobiyomunu doğrudan etkilemesidir.ScienceDirect&#039;te yayınlanan bir araştırmaya göre , nüfus artışı, yaşlanma ve insan gelişimi nedeniyle 2040 yılında dünya çapında 3,2 milyon yeni kolorektal kanser vakasının ortaya çıkacağı tahmin ediliyor.Harvard mezunu bir gastroenterolog olan Dr. Saurabh Sethi, yakın zamanda bazı meyvelerin kolon için özellikle faydalı olduğunu paylaştı. Bunlar sadece vitamin veya lif açısından zengin olmakla kalmaz, aynı zamanda iltihabı aktif olarak azaltan, sindirimi destekleyen ve hücreleri kanserli değişikliklerden koruyabilen bileşiklerle de doludur.Portakal, limon ve greyfurt sadece ferahlatıcı değil, aynı zamanda doğal detoks etkisi de gösterir. Dr. Sethi, turunçgillerin bağırsaktaki zararlı serbest radikalleri nötralize etmeye yardımcı olan flavonoidler ve C vitamini açısından zengin olduğunu belirtiyor. Bu antioksidanlar, kansere yol açan hücre hasarının ana tetikleyicilerinden biri olan oksidatif stresi azaltır. NIH&#039;de yayınlanan bir çalışma hesperidin ve naringenin gibi turunçgil bileşiklerinin kolon kanseri hücrelerinin büyümesini engelleyebileceğini göstermiştir. Bunun da ötesinde, turunçgillerdeki çözünür lifler bağırsak bakterilerini besleyerek dengeli bir mikrobiyomun korunmasına yardımcı olur.Kivi genellikle gözden kaçsa da, Dr. Sethi&#039;ye göre bağırsak dostu meyvelerden biri. Bu küçük yeşil meyve, proteinin parçalanmasına ve sindirimin iyileştirilmesine yardımcı olan doğal bir enzim olan aktinidin içerir.
Ulusal Sağlık Enstitüsü (NIH) tarafından yapılan araştırmalar kivilerin bağırsak düzenini destekleyebileceğini ve kolon kanseri riskiyle bağlantılı bir faktör olan kabızlığı azaltabileceğini gösteriyor. Bu meyve ayrıca, bağırsak bariyerini güçlendirerek iltihabı ve potansiyel kansere neden olan hasarı azaltan benzersiz bir antioksidan ve prebiyotik karışımı içerir.&quot;Günde bir elma doktoru uzak tutar&quot; ifadesi kulağa eski moda gelebilir, ancak bilimsel bir gerçek içeriyor. Dr. Sethi, elmaları bağırsak bakterileri için besin görevi gören bir tür çözünür lif olan zengin pektin içeriğiyle öne çıkarıyor.
Kolonda fermente edildiğinde pektin, kolon hücrelerini kansere karşı koruduğu bilinen bütirat gibi kısa zincirli yağ asitleri (SCFA&#039;lar) üretir. Frontiers dergisinde yayınlanan bir çalışma , düzenli elma tüketiminin zararlı bakterileri azaltırken faydalı bakterileri artırarak daha sağlıklı bir bağırsak ortamı sağlayabileceğini belirtti. Özellikle kabuğu, hücrelerdeki DNA hasarını önlemeye yardımcı olan güçlü bir antioksidan olan kuersetin içeriyor.Dr. Sethi, iyi bağırsak sağlığının sadece lifle ilgili olmadığını, hidrasyonun da aynı derecede önemli bir rol oynadığını sık sık vurgular. %90&#039;dan fazla su içeriğine sahip karpuz, kolonun susuz kalmasını önler ve sindirimin sorunsuz ilerlemesini destekler.Ancak yüzeyin altında daha fazlası var. Karpuz, domateslerde de bulunan ve kanser karşıtı özellikleri araştırılan güçlü bir antioksidan olan likopen içerir. NIH tarafından yapılan bir araştırma, likopen alımının kolon kanseri de dahil olmak üzere bazı kanser türlerine yakalanma riskinin azalmasıyla bağlantılı olduğunu göstermiştir. Meyvenin doğal tatlılığı ve nemlendirici etkisi, onu sindirim sağlığı için mükemmel bir yaz dostu yapar.Kolon kanseri genellikle sessizce başlar ve yıllar içinde gelişir. Tek başına hiçbir yiyecek onu tamamen engelleyemese de, Dr. Sethi&#039;nin önerileri günlük meyvelerin uzun vadeli bağırsak korumasında nasıl hayati bir rol oynayabileceğini gösteriyor. Bu dört meyveyi tabağınıza eklemek sadece vücudu beslemekle kalmaz, aynı zamanda içeriden daha güçlü bir savunma sistemi oluşturur.Bu makale, ABD&#039;li gastroenterolog Dr. Saurabh Sethi&#039;nin paylaştığı görüşlere ve mevcut bilimsel araştırmalara dayanmaktadır. Yalnızca bilgilendirme amaçlıdır ve tıbbi tavsiye yerine geçmemelidir. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/4du2Do6oMkeVENJa4tS7kA.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Sat, 25 Oct 2025 16:12:09 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Doktor, bağırsak, kanserine, karşı, güçlü, meyveyi, açıkladı:, Günde, bir, tane, yemek, yeter</media:keywords>
</item>

<item>
<title>Elma sirkesi faydalı mı, zararlı mı? Göz ardı edilmemesi gereken 5 tehlikesi var</title>
<link>https://karadenizden.com.tr/28019</link>
<guid>https://karadenizden.com.tr/28019</guid>
<description><![CDATA[ Elma sirkesi genellikle faydalarıyla bilinir. Kilo vermek ve bağırsak sağlığını iyileştirmek isteyenler genellikle elma sirkesini yöneliyor. Peki, elma sirkesi gerçekten faydalı mı yoksa vücuda zararı var mı?Elma sirkesi sağlık açısından popülerdir. Bağırsak sağlığına, diyabete, kilo vermeye yardımcı olur ve antibakteriyel özelliklere sahiptir. Ayrıca kalp sağlığını da iyileştirebilir. Ancak dişlere zarar verebilir, mide boşalmasını yavaşlatabilir, potasyumu düşürebilir, boğazı tahriş edebilir ve ilaçlarla etkileşime girebilir. Güvenli tüketim için seyreltme ve ölçülü tüketim önemlidir. Peki, elma sirkesi faydalı mı, zararlı mı?Elma Sirkesi, ezilmiş fermente elma, maya ve şekerle yapılan bir sirke türüdür. Bu içecek, flavonoidler, hidroksisinnamik asitler, az miktarda dihidrokalkon türevleri, mikro besinler ve diğer biyoaktif bileşikler gibi polifenoller açısından zengindir ve bu da onu tüketim için faydalı ve sağlıklı kılar. Marketlerde bulunan elma sirkelerinin çoğu berrak, pastörize ve filtrelenmiştir. Ancak insanlar, yerleşik bakteri ve mayadan oluşan &quot;ana&quot; adı verilen bulanık bir tortuya sahip çiğ, filtrelenmemiş elma sirkesi de almayı tercih ediyor. Elma sirkesi içmekten hoşlanmayanlar, piyasada bulunan hap, toz veya jöle formlarını da tercih edebilirler. Aşağıda, diyetinize elma sirkesi eklerken aklınızda bulundurmanız gereken faydaları ve uyarıları bulabilirsiniz.Current Research in Food Science dergisinde yayınlanan 2023 tarihli bir araştırmaya göre, elma sirkesi bağırsak iltihabını engellemenin yanı sıra immünoglobulin ve dalak bağışıklığını da artırmıştır. Sirkenin bağırsak mikrobiyotasının durumunu iyileştirdiği ve bağırsak metabolitlerini düzenlediği de bilinmektedir.Elma sirkesinin kan şekeri seviyelerini iyileştirdiği ve diyabeti yönettiği de bilinmektedir. Frontiers in Clinical Diabetes and Healthcare dergisinde yayınlanan 2023 tarihli bir çalışmada, sekiz hafta boyunca günde 30 ml elma sirkesi ile tedavi edilen tip 2 diyabetli katılımcılar analiz edilmiştir. Sonuçlar, açlık kan şekeri ve LDL&#039;de bir düşüşün yanı sıra hemoglobin A1C seviyelerinde de önemli bir düşüş olduğunu göstermiştir.KİLO VERMEYE YARDIMCI OLURElma sirkesi tüketmenin en önemli faydalarından biri, tokluk hissini artırarak kilo vermeye yardımcı olmasıdır. Current Developments in Nutrition dergisinde yayınlanan 2022 tarihli bir araştırma, kısa süreli çalışmalarda katılımcıların katı gıda içeren bir öğünle birlikte elma sirkesi tükettiklerinde, öğünden sonra 120 dakika boyunca iştah baskılanması yaşadıklarını ve 3-24 saat boyunca daha az atıştırdıklarını belirtmiştir. Antibakteriyel özellikler açısından zenginElma sirkesi, vücuttaki bazı bakteri türlerini engellemesiyle de bilinir. Scientific Reports&#039;ta yayınlanan 2018 tarihli bir araştırmaya göre, elma sirkesi mikrop gelişimini etkileyen, mononükleer sitokin ve fagositik tepkileri baskılayan çoklu antimikrobiyal özelliklere sahiptir.KALP SAĞLIĞINI İYİLEŞTİRİRAmerikan Kalp Derneği&#039;nin 2025 verilerine göre, kalp hastalığı ABD&#039;de her gün yaklaşık 2.500 kişinin ölümüne yol açarak önde gelen ölüm nedeni olmaya devam ediyor. Hem insanlar hem de hayvanlar üzerinde yapılan 2020 tarihli bir çalışma incelemesi, elma sirkesinin yüksek yoğunluklu lipoprotein, düşük yoğunluklu lipoprotein, trigliseritler ve toplam kolesterol gibi potansiyel faydalarının kalp sağlığını iyileştirdiğini belirtiyor.Sağlık açısından faydalı olmasının yanı sıra, elma sirkesinin özünde asidik ve biyolojik olarak aktif olduğunu unutmamak önemlidir; bu, aşırı veya yanlış kullanımının, özellikle seyreltilmeden veya yüksek ve sık dozlarda tüketildiğinde sağlığınız üzerinde olumsuz etkilere yol açabileceği anlamına gelir.DİŞ SORUNLARIEvet, elma sirkesi tüketmenin en şok edici etkilerinden biri diş hasarıdır. Pharmacological Research-Modern Chinese Medicine dergisinde 2024 yılında yayınlanan bir çalışmada, elma sirkesinin diş minesinin erimesine ve çürüklere neden olabileceği belirtilmiştir. Bu nedenle, sirkeyi seyreltmeniz, pipetle içmeniz ve hemen ardından ağzınızı sade suyla çalkalamanız önemlidir.
MİDE SORUNLARIBMC Gastroenterology dergisinde 2007 yılında yayınlanan bir araştırmaya göre, elma sirkesi mide boşalmasını, yani yiyeceklerin mideden ayrılma hızını yavaşlatır. Bu durum, diyabetik gastroparezi olan insüline bağımlı diyabet hastalarında görülür. Elma sirkesi kandaki potasyum seviyelerini düşürebilir. Bu nedenle, düşük potasyumla mücadele edenlerin, diyetlerine eklemeden önce bir sağlık uzmanına danışmaları daha iyidir.Clinical Endoscopy dergisinde yayınlanan 2019 tarihli bir araştırmaya göre, boğazda yanıklar bildirilmiştir.Elma sirkesinin çok sık tüketilmesi nedeniyle yemek borusu ve mide bağırsak sisteminde hasara yol açabilir. Bu nedenle, sirkeyi seyreltmek önemlidir ve saf elma sirkesinin sürekli tüketiminin üst gastrointestinal sistemin yüzeyini tahrip ederek yemek borusu ülserlerine yol açabileceğini unutmayın.Elma sirkesi, diyabet ilaçları, digoksin ve müshiller gibi kullandığınız ilaçlarla etkileşi ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Wwt5hj9Q2kKxGiw2CaW4iA.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Sat, 25 Oct 2025 16:12:08 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Elma, sirkesi, faydalı, mı, zararlı, mı, Göz, ardı, edilmemesi, gereken, tehlikesi, var</media:keywords>
</item>

<item>
<title>Damarlarda plak oluşumunu önlemeye yardımcı: Günde bir bardak içmek iltihaptan arındırıyor</title>
<link>https://karadenizden.com.tr/28020</link>
<guid>https://karadenizden.com.tr/28020</guid>
<description><![CDATA[ Kalp hastalıkları ve kalp krizi dünya genelinde önde gelen ölüm nedenleri arasında. Kalp sağlığını koruyabilmek için doğru ve dengeli beslenmenin önemi büyük. Özellikle bazı içeceklerin düzenli tüketimi kalp sağlığını korumaya yardımcı olabilir.Kalp hastalığı, dünya genelinde en sık görülen ölüm nedenlerinden biri ve her yıl milyonlarca kişi bu rahatsızlığa yenik düşüyor. Kalp hastalığı atardamarlarda plak birikmesi sonucu kalbe giden kan akışının tıkanmasıyla oluşur (kalpte fiziksel bir yaralanma olması durumu hariç). Bu durum, ölümcül olabilen ani bir kalp krizine yol açabilir.İyi haber şu ki, bazen kalp krizleri ani olsa da kalp hastalıkları genellikle yavaş ilerler ve geri döndürülemez olsa da tamamen önlenebilir. Kilo vermek, sağlıklı beslenmek, kan basıncını kontrol altında tutmak gibi yaşam tarzı değişikliklerinin yanı sıra, bazı doğal içecekler de kalp sağlığına önemli ölçüde katkıda bulunabilir. Lütfen bu içeceklerin atardamarlardaki plağı temizleyemeyeceğini, yalnızca ilk etapta önleyebileceğini unutmayın.Yeşil çay, antioksidan görevi gören ve LDL kolesterol seviyelerini ve oksidatif stresi azaltarak arter plak oluşumuna neden olan kateşinler içerir. Günde iki ila üç fincan yeşil çay içmek, endotel fonksiyonunu iyileştirerek daha esnek arterler ve daha iyi kan akışı sağlar.Ulusal Sağlık Enstitüleri, yeşil çay tüketiminin insanları koroner arter hastalığından koruduğunu ortaya koymuştur. Bu iddia, PMC araştırmaları tarafından da desteklenmektedir . En iyi sonuçlar için yeşil çayınıza şeker eklemeyin ve özellikle yüksek tansiyonunuz varsa kafeinsiz bir versiyonunu kullanın.Nar, kalbiniz için mükemmel bir meyvedir. Araştırmalara göre, nar suyunda (anar) bulunan antioksidanlar olan punikalajinler ve antosiyaninler, kan damarı duvarlarını iltihaplı reaksiyonlara ve oksidatif hasara karşı korur . Günde bir bardak nar suyu içmek, karotis arterinde plak oluşumunu önleyebilir ve kan dolaşımını iyileştirebilir. Bu bileşik, kolesterolün oksidasyona uğramasını ve plak oluşumunun başlamasını engeller. En iyi faydalar için, suyunu soğuk sıkım olarak için ve çekirdeklerini çıkarmayın!Vücut pancar suyu nitratlarını nitrik okside dönüştürerek kan damarlarının gevşemesini ve kan dolaşımının iyileşmesini sağladığı için kalp sağlığına iyi gelir. Bu çifte fayda, atardamar sertliğinin azalmasına ve kan basıncının düşmesine neden olarak plak birikimini önlemeye yardımcı olur. Günlük pancar suyu tüketiminin damar sağlığını iyileştirdiği ve aynı zamanda kolesterol metabolizmasını desteklediği kanıtlanmıştır.Zerdeçalda bulunan biyoaktif bileşik kurkumin, anti-inflamatuar özellikler oluşturarak arter plak stabilitesini korumaya ve hasardan korumaya yardımcı olur . Zerdeçal sütünün karabiberle birleşimi, insan vücudunun kurkumin emilimini artırır. Bu içeceğin düzenli tüketimi, oksidatif stresi azaltmaya yardımcı olurken, endotel fonksiyonunu iyileştirerek kalp sağlığının korunmasını destekler.Hibiskus çayı yapımında kullanılan kurutulmuş ebegümeci yaprakları, kan basıncını düşürmeye ve LDL kolesterol seviyelerini düşürmeye yardımcı olan antioksidanlar içerir. Araştırmalar, günlük ebegümeci çayı tüketiminin atardamar esnekliğini artırdığını ve plak oluşumunu azaltarak kalp sağlığına fayda sağladığını göstermektedir. Hibiskus çayında bulunan antosiyaninler, nitrik oksit üretimini doğal olarak artırarak kan damarlarının gevşemesini ve kan dolaşımının iyileşmesini sağlar.Bu içeceklerin, kalbinizin sağlığını korumak için besleyici bir diyet, egzersiz ve ilaçlarla (reçeteli ise) birlikte tüketilmesi gerektiğini lütfen unutmayın. Bu makale yalnızca bilgilendirme amaçlıdır ve tıbbi tavsiye yerine geçmez. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/2QuVQFKaDUGCTNBRkSRw4g.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Sat, 25 Oct 2025 16:12:08 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Damarlarda, plak, oluşumunu, önlemeye, yardımcı:, Günde, bir, bardak, içmek, iltihaptan, arındırıyor</media:keywords>
</item>

<item>
<title>Dermatolog açıkladı: Mevsimsel saç dökülmesi neden oluyor?</title>
<link>https://karadenizden.com.tr/28021</link>
<guid>https://karadenizden.com.tr/28021</guid>
<description><![CDATA[ Havanın soğumasıyla birlikte saçlarının daha fazla döküldüğünü fark edenlerin sayısı artıyor. Uzmanlara göre bu durum, çoğu zaman endişe edilmesi gereken bir sağlık sorunu değil; mevsimsel bir tepki.İngiltere Ulusal Sağlık Servisi’ne (NHS) göre ülkede 8 milyon kadın ve yaklaşık 6,5 milyon erkek bir tür saç dökülmesi yaşıyor. Bazı kişiler için bu durum yalnızca saç fırçasında biraz daha fazla tel görmekle sınırlı kalırken, diğerleri daha belirgin bir incelme fark edebiliyor.Dermatolog Dr. Paul Farrant, “Ortalama bir insanın başında yaklaşık 100 bin saç teli bulunur. Bunların yaklaşık yüzde 10’u herhangi bir anda dökülme evresindedir” diyor.Farrant’a göre çevresel faktörler, özellikle sıcaklık değişimleri, saçın büyüme döngüsünü etkileyebiliyor:“Soğuk aylarda saç dökülmesi daha belirgin hale gelebilir. Bu, genellikle eylül civarında ortaya çıkan ‘mevsimsel saç dökülmesi’ olarak bilinir.”Saçın büyüme süreci dört evreden oluşuyor: anagen (büyüme), katagen (geçiş), telogen (dinlenme) ve ekzojen (dökülme).Farrant, “Her saç kökü kendi zaman çizelgesine göre çalışır. Dinlenme evresine giren saç folikülü küçülür ve sonunda yeni saçlara yer açmak için eski saç dökülür” diye anlatıyor.Uzmanlar, mevsimsel saç dökülmesinde bu döngülerin bir kısmının eşzamanlı hale geldiğini ve bu nedenle dökülmenin bir süre daha fazla hissedildiğini belirtiyor.Farrant’a göre bu durum yaz aylarında artan D vitamini seviyeleriyle bağlantılı olabilir:“Güneş ışığına daha fazla maruz kalınması, saç köklerinin döngüsünü etkiliyor olabilir. Sıcaklıklar düştüğünde ise daha fazla saç ekzojen evreye geçer.”İyi haber şu ki bu dökülme genellikle yaklaşık üç ay sürüyor ve kalıcı saç kaybına yol açmıyor.NE ZAMAN ENDİŞELENMELİ?Farrant, mevsimsel saç dökülmesinin genellikle hafif olduğunu ancak bazı durumlarda altta yatan başka sağlık sorunlarının habercisi olabileceğini söylüyor:“Saçlar tutam tutam dökülüyorsa, belirgin kellik alanları oluşuyorsa veya ailede saç dökülmesi öyküsü varsa, kalıtsal kellik, sedef hastalığı ya da tiroid sorunları gibi durumlar araştırılmalı.”Saç tellerinin büyük bölümü proteinden oluştuğu için, uzman dengeli ve protein açısından zengin bir beslenme öneriyor.
Demir, çinko, folat ve omega-3 açısından zengin gıdalar saç büyümesini destekleyebilir.Farrant ayrıca, “Taze yiyecekler tüketmek, uyku düzenine dikkat etmek ve stresi yönetmek; saç dökülmesini azaltabilecek anti-inflamatuar yaşam tarzı alışkanlıklarıdır” diyor.Yaz aylarında daha fazla terleme nedeniyle saçın daha sık yıkanması gerektiğini, ancak kışın aşırı yıkamanın saç derisini kurutarak dökülmeyi artırabileceğini belirtiyor:“Kışın saç derisi daha kuru olur. Aşırı şampuanlama, saçın doğal yağ dengesini bozabilir ve kaşıntılı, iltihaplı bir deriye yol açabilir.” ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/qG2UR0m3BkCJFwhqSOEQ7w.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Sat, 25 Oct 2025 16:12:08 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Dermatolog, açıkladı:, Mevsimsel, saç, dökülmesi, neden, oluyor</media:keywords>
</item>

<item>
<title>Kardiyolog açıkladı: Kalp krizinin en erken belirtisi</title>
<link>https://karadenizden.com.tr/28016</link>
<guid>https://karadenizden.com.tr/28016</guid>
<description><![CDATA[ Kalp hastalıkları dünya genelinde en yaygın ölüm nedeni olmaya devam ediyor. Uzmanlar, erken teşhis ve yaşam tarzı değişiklikleriyle bu hastalıkların büyük oranda önlenebileceğine dikkat çekiyor.ABD’de görev yapan Kardiyolog Dr. Evan Levine, kalp krizine yol açabilen koroner arter hastalığının göz ardı edilmemesi gereken belirtilerini anlattı. Levine’e göre “kimse kalp krizinden ölmemeli”, çünkü hastalık erken fark edildiğinde yönetilebilir hale geliyor.Göğüs basıncı: “Göğsün üzerinde oturan bir fil” hissiDr. Levine, koroner arter hastalığında görülen temel belirtinin göğüs basıncı olduğunu söylüyor. Bu durum, göğüs bölgesinde sıkışma, ağırlık veya baskı hissi olarak tanımlanıyor. Hastalar bu hissi çoğu zaman “göğsün üzerinde oturan bir fil” olarak tarif ediyor.Levine, bu baskının yürürken, egzersiz yaparken ya da hatta dinlenme sırasında bile ortaya çıkabileceğini belirtiyor. Basınç, kalp kasına giden kan akışının azalmasından kaynaklanıyor ve acil tıbbi müdahale gerektiriyor.Uzman, ağrının sadece göğüsle sınırlı kalmayabileceğini, kollara, omuzlara veya çeneye de yayılabileceğini ifade ediyor.Koroner arter hastalığı bulunan kişilerde görülen bir diğer önemli belirti nefes darlığı. Daralmış damarlar, kalbe yeterince oksijen ulaşmasını engelliyor. Bu da özellikle fiziksel aktivite sırasında solunum güçlüğüne yol açıyor.Dr. Levine, yüksek tansiyon veya diyabet hastalarında göğüs ağrısı olmasa bile nefes darlığının koroner arter hastalığı belirtisi olabileceğini söylüyor.Uzmanlar, kalp hastalıklarının kadınlarda erkeklere göre daha atipik belirtilerle ortaya çıktığını vurguluyor.Kadın hastalarda aşırı yorgunluk, mide bulantısı ve mide ekşimesi gibi semptomlar kalp rahatsızlığının erken uyarısı olabiliyor. Dr. Levine, bu belirtilerin sıklıkla sindirim problemleriyle karıştırıldığını, bu nedenle teşhisin geciktiğini belirtiyor.Levine, özellikle sürekli mide ekşimesi yaşayan kadınların bu durumu hafife almaması gerektiğini vurguluyor:“Bu tür belirtiler, başka risk faktörleriyle birlikte koroner arter hastalığına işaret edebilir.”Dr. Levine’e göre, kalp hastalıkları genellikle belirgin bir uyarı vermeden ilerliyor ve ilk fark edildiğinde kalp krizi veya kalp yetmezliğiyle sonuçlanabiliyor. Bu nedenle göğüs basıncı, nefes darlığı, olağandışı yorgunluk ya da mide rahatsızlıkları yaşayan kişilerin vakit kaybetmeden bir doktora başvurması gerekiyor.Kalp hastalıklarının temelinde çoğu zaman yaşam tarzı faktörleri yatıyor. Dr. Levine, kalp sağlığını korumak için şu önerilerde bulunuyor:Sağlıklı beslenme: Meyve, sebze, tam tahıllar ve yağsız protein kaynakları içeren bir diyet, kolesterolü ve damar iltihabını azaltır. Akdeniz diyeti ve DASH diyeti, bu konuda en çok önerilen planlar arasında.Düzenli egzersiz: Haftada en az 150 dakika orta tempolu fiziksel aktivite, kalp gücünü artırır ve kiloyu kontrol altında tutar.Sigaranın bırakılması: Tütün kullanımı damar yapısını bozarak plak oluşumunu hızlandırır. Pasif içicilik dahi kalp hastalığı riskini artırır.Stres yönetimi ve uyku: Stres hormonlarını dengelemek kalp sağlığı için kritik önemdedir.Rutin kontroller: Kan basıncı, kolesterol ve kan şekeri seviyelerinin düzenli takibi, risklerin erken fark edilmesini sağlar.Dr. Levine, kalp sağlığına yönelik düzenli ve sürdürülebilir yaşam tarzı değişikliklerinin uzun vadede ciddi farklar yarattığını söylüyor:“Kimse kalp krizinden ölmemeli. Küçük ama düzenli adımlar, yaşam süresini uzatırken kalp hastalığı riskini büyük ölçüde azaltır.” ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/-DP7SVrOtkOyxKORkZ_Hxw.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Sat, 25 Oct 2025 16:12:07 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Kardiyolog, açıkladı:, Kalp, krizinin, erken, belirtisi</media:keywords>
</item>

<item>
<title>Sabahları aç hissetmiyor musunuz? Uzmanlara göre vücudunuz size bir şey söylüyor</title>
<link>https://karadenizden.com.tr/28017</link>
<guid>https://karadenizden.com.tr/28017</guid>
<description><![CDATA[ Çocukluktan itibaren “kahvaltı günün en önemli öğünüdür” söylemiyle büyüyoruz. Ancak bazı insanlar için sabah kahvaltı fikri çekici olmaktan çok uzak. Peki sabah açlık hissetmemek ne anlama geliyor?DailyMail&#039;de yer alan habere göre; Protein, karbonhidrat ve sağlıklı yağlarla dengelenmiş bir kahvaltı, uzun süredir sağlıklı yaşamın temel taşlarından biri olarak görülüyor. Bu tür bir öğün, kan şekeri seviyesini dengelemeye, güne enerjiyle başlamaya ve gün içinde yüksek kalorili atıştırmalıkları önlemeye yardımcı oluyor.Ancak yoğun yaşam temposu, birçok kişinin sabah kahvaltısını atlamasına ya da yalnızca bir fincan kahveyle yetinmesine neden oluyor.Beslenme Uzmanı Natalie Burrows, yaptığı açıklamada, “Uyandıktan sonraki ilk iki saat içinde neden kahvaltı yapma isteği duymuyorsunuz?” sorusunun önemli olduğunu söylüyor.Burrows’a göre sabah aç olmamanın nedeni çoğu zaman kahvaltı yerine tüketilen kahve olabilir.“Eğer açlığınızı bastırmak için kahve içiyorsanız, bu güne iyi bir başlangıç değildir. Kafein, hücrelerimize enerji sağlamaz; yalnızca adrenalini tetikleyerek sahte bir enerji hissi yaratır,” diyor.Uzman, kafeinin kahvaltıdan sonra tüketilmesini ve vücudun stres hormonlarını dengelemeye zaman tanınmasını öneriyor.Kilo vermek isteyenlerin sıkça başvurduğu yöntemlerden biri kahvaltıyı atlamak. Ancak araştırmalar bunun tam tersi bir etki yaratabileceğini gösteriyor.İspanya’da yapılan bir çalışmaya göre, kilo vermek isteyenlerin günlük kalori alımlarının yüzde 20 ila 30’unu sabah öğününde tüketmeleri gerekiyor. Bu, kadınlar için yaklaşık 400–600, erkekler için ise 500–750 kaloriye denk geliyor.Ayrıca Şubat ayında yayımlanan bir araştırma, sabah 9’dan önce kahvaltı yapan kişilerin depresyon riskinin daha düşük olduğunu ortaya koydu.Bilim insanları, kahvaltıyı sabah 8’den önce yapanların, 9’dan sonra yapanlara kıyasla ruh sağlığı sorunları yaşama riskinin yüzde 28 oranında azaldığını belirtiyor.Uzmanlara göre sabahları aç hissetmemek, yalnızca alışkanlıkla değil, vücudun sirkadiyen ritmiyle de bağlantılı olabilir.
Burrows, “Uyandıktan sonraki 30 dakika içinde gün ışığına çıkmak ve gece yeterli uyumak, vücudun uyanma döngüsünü düzenlemeye yardımcı olur,” diyor.
Vücudun “uyanma hormonu” olarak bilinen kortizol, sabahları enerji sağlar. Ancak uyandığınızda mide bulantısı hissediyorsanız, bunun nedeni melatoninden kortizole geçiş sürecinin henüz tamamlanmamış olması olabilir.Beslenme terapisti Cara Rose da benzer bir noktaya dikkat çekiyor:“Uyandıktan sonra aç hissetmiyorsanız, bu bazen kronik stresin bir işareti olabilir. Kortizol, stres hormonudur ve uzun süre yüksek kaldığında iştahı bastırabilir.”Stresin kalp-damar hastalıkları ve depresyonla bağlantılı olduğu biliniyor. Rose, stres kaynaklı sabah iştahsızlığı yaşayanlara karaciğeri uyarmak için ılık suya limon ve taze zencefil eklemeyi öneriyor.Burrows’a göre, kahvaltı aynı zamanda stresi yönetmenin bir yolu olabilir.“Stres vücudun dengesini bozuyorsa, küçük bir kahvaltıyla başlamak ve kafein tüketimini azaltmak, sinir sistemini yeniden dengelemeye yardımcı olur,” diyor.Rose ise sabah güne nefes egzersizleriyle başlamanın kortizol seviyesini düzenleyebileceğini belirtiyor.
“Dört saniye nefes al, dört saniye tut, dört saniye ver, dört saniye tut” şeklindeki “kutu nefesi” egzersizi, sinir sistemini yatıştırabilir.Buna rağmen herkes için erken kahvaltı zorunlu değil.
Burrows, Akdeniz ülkelerinde yaşayan insanların genellikle daha hafif ve geç kahvaltı yaptığını hatırlatıyor. Bu diyet, sindirimi yavaşlatarak daha uzun süre tokluk hissi sağlıyor ve sabah açlık hissini azaltabiliyor. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/atKxyc0cR0eigp7FBV3Mfw.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Sat, 25 Oct 2025 16:12:07 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Sabahları, aç, hissetmiyor, musunuz, Uzmanlara, göre, vücudunuz, size, bir, şey, söylüyor</media:keywords>
</item>

<item>
<title>Çinlilerin &amp;quot;ölümsüzlük meyvesi&amp;quot; Edirne&amp;apos;de yetişiyor: C, B1, B2 ve B6 ne varsa onda!</title>
<link>https://karadenizden.com.tr/28018</link>
<guid>https://karadenizden.com.tr/28018</guid>
<description><![CDATA[ Edirne&#039;de küçük tarım arazilerinden yüksek gelir elde etmek isteyen çiftçiler, hünnap üretimine yöneldi. Anavatanı olan Çin&#039;de 4 bin yıldan beri yetiştirilen ve &quot;ölümsüzlük meyvesi&quot; olarak anılan hünnabın 56 cins ve 900 türü bulunuyor.Çeltik, ayçiçeği, buğday ve kanola üretiminin yoğun olarak yapıldığı kentte, eğimi yüksek ve küçük arazilerini tarıma kazandırmak isteyen üreticiler hünnaba ilgi gösteriyor.Bahçelere yaklaşık 5&#039;er metre aralıklarla dikilen hünnap fideleri ikinci yıldan sonra ürün vermeye başlıyor. Olgunluğa ulaşan bir ağaçtan ortalama 25 kilogram ürün alınırken, dekarda yaklaşık 1 ton rekolte elde edilebiliyor.Verimsiz topraklarda da yetişebilen hünnap, hastalık ve zararlılara karşı dayanıklılığıyla öne çıkıyor. Diğer meyve türlerine göre daha az budama, gübreleme ve işçilik gerektirmesi de çiftçilere önemli avantaj sağlıyor.Kentte irili ufaklı kurulan bahçelerle birlikte hünnap üretim alanı 100 dekarı geçti.Çinlilerin &quot;ölümsüzlük meyvesi&quot; olarak adlandırdığı hünnabın üretim alanları genişletilerek hem küçük arazilerin ekonomiye kazandırılması hem de üreticilerin gelirinin artırılması hedefleniyor.İl Tarım ve Orman Müdürü İslam Köse, AA muhabirine, son yıllarda artan taleple birlikte hünnap üretim alanlarının Türkiye&#039;de genişlemeye başladığını söyledi.Asya kökenli meyvenin Türkiye&#039;de yaygınlaştığını belirten Köse, &quot;İlimiz açısından alternatif ürünler arasına girmiş durumda. Asya kökenli bir bitki. Çin&#039;de &#039;ölümsüzlük meyvesi&#039; olarak geçiyor. Ege, İç Anadolu ve Trakya&#039;da ekim alanları artıyor çünkü pazarda talep görüyor.&quot; dedi.Köse, hünnabın besin değeri yüksek bir meyve olduğunu, antioksidan özelliğinden dolayı ilgi gördüğünü ifade etti.Şifa deposu hünnabın üreticilerine yüksek gelir imkanı sunduğunu anlatan Köse, şunları kaydetti:&quot;Kalp damar hastalıkları ve sindirim sistemi hastalıklarına iyi geldiği biliniyor. Artan pazar talebinden dolayı ilimizde de üreticilerimiz hünnap üretimine yönelmeye başladı. Alternatif bir ürün. Üreticiler 5 dekarın altında olan küçük arazilerine hünnap dikimi yapıp meyveciliğe dönebilirler. 1 dekara 40 ağaç dikildiğinde ağaç başı 25 kilogram verimden 1 tona yakın ürün alınıyor. Kilogramı 70-80 liradan alıcı buluyor. Dekardan 70-80 bin lira gelir elde edilebilir. Özellikle küçük arazilerin değerlendirmesini istiyoruz. Bakımı kolay, organik üretime uygun ve ilaç masrafı yok. Su tüketimi çok yüksek değil. Bölgeye uygun olması ve üreticinin gelir elde edilmesi adına alternatif bir meyve.&quot;Hünnap üretiminin yaygınlaşması için her türlü desteği vermeye hazır olduklarını vurgulayan Köse, bu konuda eğitim ve bilgilendirme çalışmaları yaptıklarını sözlerine ekledi.ÜRETİCİLER VERİMİNDEN MEMNUNÜretici Ahmet Gündüz, hünnap üretiminin diğer meyvelere göre daha kolay olduğunu belirtti.Diğer meyve ağaçlarında kullanılan ilaçların hiçbirinin hünnaba uygulanmadığını dile getiren Gündüz, &quot;Hünnap ağacı geç uyandığı için meydana gelebilecek don olaylarından da kendini koruyor. Soğuktan etkilenme riski çok az. Bu yıl pek çok meyve ağacı dondan etkilendi ama hünnap hiçbir zarar görmedi.&quot; diye konuştu.Gündüz, bakım masrafı az olan hünnabın verimi ve geliriyle üreticiyi memnun ettiğini vurguladı.Hünnabın sadece su isteyen bir meyve olduğunu belirten Gündüz, &quot;Verimi yüksek. Pazar sorunu da yok. Hünnap bölgemizde çok bilinmiyordu, her geçen yıl çiftçilerin ilgisi artıyor.&quot; ifadelerini kullandı.Üretici Kenan Kırça da emekli olduktan sonra meyvecilikle uğraşmaya başladığını dile getirdi.Tavsiye üzerine bahçesine hünnap fidesi diktiğini anlatan Kırça, &quot;Hünnap çok güzel bir meyve. Taze tüketimi tercih ediliyor. Bunun yanında kuru meyve ve pekmez şeklinde tüketilebiliyor. Şifalı bir meyve. Benim eşim böbrek hastası. Hünnap tüketiyor ve faydasını görüyor. Bahçesinde sulama imkanı olan çiftçilere hünnap üretimini tavsiye ediyorum.&quot; dedi.&quot;ÖLÜMSÜZLÜK MEYVESİ&quot; OLARAK BİLİNİYOR Anavatanı olan Çin&#039;de 4 bin yıldan beri yetiştirilen ve &quot;ölümsüzlük meyvesi&quot; olarak anılan hünnabın 56 cins ve 900 türü bulunuyor.Türkiye&#039;nin yanı sıra Rusya, Hindistan, Orta Doğu, Güney Avrupa ve Kuzey Afrika&#039;da da yetiştirilen hünnap, yüksek C, B1, B2 ve B6 vitaminleri, mineraller ile organik ve inorganik madde içeriği barındırıyor. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/LuhNAYX5ikGOrkXQfQbQMQ.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Sat, 25 Oct 2025 16:12:07 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Çinlilerin, ölümsüzlük, meyvesi, Edirnede, yetişiyor:, B1, varsa, onda</media:keywords>
</item>

<item>
<title>Kamyonun kasasından düştü, pelvis kemiği kırıldı: &amp;quot;Şimdi desinler ki koş, koşmaya razıyım&amp;quot;</title>
<link>https://karadenizden.com.tr/28014</link>
<guid>https://karadenizden.com.tr/28014</guid>
<description><![CDATA[ Konya’da kamyon üzerinden düşerek pelvis kemiği kırılan 67 yaşındaki Mehmet Coşkun, 2 saatlik ameliyatın ardından kırılan kemiği tedavi edildi.Konya’nın Ilgın ilçesine bağlı Yukarı Çiğil Mahallesinde yaşayan 67 yaşındaki Mehmet Coşkun, çadır çekmeye çalıştığı sırada kamyonun kasasından düştü. Yakınları tarafından en yakın hastaneye kaldırılan Coşkun, yapılan ilk müdahalenin ardından Konya Beyhekim Eğitim ve Araştırma Hastanesine sevk edildi.Pelvis kemiği kırığı tespit edilen Coşkun&#039;un, yapılan kontrollerin ardından ameliyata alını, 2 saatlik bir operasyon geçirirken, yoğun damar ve sinirlerle kaplı bölgedeki kırık kemiği tedavi edildi.Ameliyat sonrası sağlığına kavuşan Mehmet Coşkun, &quot;Yukarı Çiğil Mahallesinde arabada çadır çekerken düştüm. Oradan bir arabaya bindik Ilgın&#039;daki hastaneye geldik. Sonra bizi buraya sevk ettiler. Buraya geldik iki gün kontrol ettiler, ardından ameliyat oldum. Geldim geleli ne ağrı bilirim, ne sancı bilirim, ne ameliyat olmuş gibiyim, ne de bir sağlık sorunum var. Duramıyordum ağrıdan, ilaç veriyorlar ama bir türlü ağrım dinmedi. Ama buraya geldim hocamın yanına geldiğim günden bu yana ağrım yok. Şimdi desinler ki koş, koşmaya razıyım&quot; dedi.Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Op. Dr. Egemen Odabaşı, Mehmet Coşkun&#039;un Ilgın&#039;dan yüksekten düşme nedeniyle hastaneye geldiğini belirterek, &quot;Yüksekten düşme nedeniyle pelvis kemiği dediğimiz, karın duvarının tabanını oluşturan kalça kemiklerinin de tavanını oluşturan leğen kemiğinde kırık olması nedeniyle Ilgın Devlet Hastanesi&#039;nden hastanemize sevkle geldi. Hastamıza 2 saat süren bir açık operasyonla kırıklarını tespit ettik. Şu an hasta iyileşme sürecinde, yaklaşık bir 4 hafta sonra da artık hiç kırılmamış gibi yürüyebilecek seviyeye gelecek&quot; ifadelerini kullandı. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Kzis5T_L1kOgpLZtQIGngg.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Sat, 25 Oct 2025 16:12:06 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Kamyonun, kasasından, düştü, pelvis, kemiği, kırıldı:, Şimdi, desinler, koş, koşmaya, razıyım</media:keywords>
</item>

<item>
<title>Ömrü uzatan 3 güçlü besin: Yaşlanma karşıtı ve uzun yaşam sırrı</title>
<link>https://karadenizden.com.tr/28015</link>
<guid>https://karadenizden.com.tr/28015</guid>
<description><![CDATA[ Uzun yaşamak sadece iyi genlerle ilgili değil, özellikle yemek masasında yaptığımız günlük seçimlerle de ilgilidir. Bazı besinler sağlığınıza olan olumlu etkileriyle ömrünüzü uzatmanıza yardımcı olabilir.Daha uzun yaşamak, günlük beslenme tercihlerinize bağlıdır. The Economic Times, tam tahıllar, kuruyemişler ve taze meyve ve sebzelere dikkat çekiyor.Araştırmalar, bu besinlerin kalbi ve bağırsakları koruduğunu, ölüm riskini azalttığını ve ruh sağlığını iyileştirdiğini gösteriyor. Bunları beslenmenize dahil etmek, hayati besinler ve antioksidanlar sağlar. Mucize besinler değil, tutarlı sağlıklı beslenme düzenleri uzun vadeli refahı sağlar.Daha uzun yaşamak sadece iyi genlerle ilgili değil, özellikle yemek masasında yaptığımız günlük seçimlerle de ilgilidir ve bilim, üç güçlü besinin bunu başarmanıza yardımcı olabileceğini söylüyor. Herkes daha uzun ve sağlıklı bir yaşamın sırrını çözmek ister, ancak sihirli bir hap olmasa da bilim, ömrünüze canlı yıllar eklemenize yardımcı olabilecek güçlü bir üçlü besin ortaya çıkardı. Bu besin dolu temel besinler yalnızca uzun ömürlülüğü artırmakla kalmıyor, aynı zamanda kalp sağlığını, sindirimi, beyin fonksiyonlarını ve daha fazlasını da destekliyor. İşte ne yemelisiniz ve neden önemli oldukları.am tahıllar (yulaf, arpa, esmer pirinç, tam buğday ekmeği gibi) uzun zamandır lif ve mikro besin içerikleriyle övülüyor. The American Journal of Clinical Nutrition&#039;da yayınlanan 2022 tarihli bir araştırmaya göre, tam tahıllı gevrek tüketimi yüksek diyetler, on yıllar boyunca daha düşük kardiyovasküler ölüm oranlarıyla ilişkilendirilmiştir. Nutrients dergisinde 2024 yılında yayınlanan bir başka makale, tam tahılların bağırsak mikrobiyom sağlığını desteklediğini, inflamasyon ve metabolizmayı etkileyen kısa zincirli yağ asitlerini artırdığını göstermiştir.Uygulama Şekli:Beyaz pirinç yerine esmer/kırmızı pirinç veya darı kullanın.
Gününüze çelik kesim yulaf veya arpa lapası ile başlayın.
Rafine edilmiş versiyonları yerine tam buğday ekmeği veya çok tahıllı ekmekler kullanın.Listede bir sonraki adım, besin değeri yüksek kuruyemişler. Kuruyemişler sağlıklı yağlar, magnezyum, antioksidanlar ve bitkisel protein sağlayarak onları modern ve yoğun bir yaşam tarzı için ideal bir &quot;kompakt besin&quot; haline getirir. Journal of Nutrition  Metabolism dergisinde 2025 yılında yayınlanan bir meta-analiz, günde yaklaşık yarım avuç kuruyemiş tüketenlerin, tüketmeyenlere kıyasla tüm nedenlere bağlı ölüm oranlarının %20-30 daha düşük olduğunu ortaya koymuştur. Nisan 2025 tarihli bir genel inceleme, kuruyemişlerin kalp hastalığı, tip 2 diyabet riskinin azalması ve uzun ömürle bağlantılı olduğunu bulmuştur.Kuruyemişler kalp sağlığına iyi gelen bir atıştırmalık seçeneğidir ve özellikle cevizlerin kan basıncı ve damar sağlığında bazı iyileşmelerle bağlantılı olduğu görülmüştür. 2019 yılında yayınlanan bir çalışma, 2 yıl boyunca düzenli ceviz tüketiminin ofis sistolik kan basıncında yaklaşık 4,6 mm Hg&#039;lik önemli bir düşüşe yol açtığını bulmuştur. Bu nedenle, faydalarından yararlanmak için günlük beslenmenize bir &quot;avuç&quot; ceviz (yaklaşık 20-30 gr veya 14 ceviz) ekleyin.Öğleden sonra ara öğünleriniz için küçük bir paket karışık kuruyemiş (badem, ceviz, antep fıstığı) bulundurun.
Kahvaltılık yulaf ezmesine, smoothielere ve hatta salatalara kıyılmış ceviz veya antep fıstığı ekleyin.Hızlı ve besin açısından zengin kahvaltılar için fındık ezmeleri (şekersiz) kullanın.Son olarak, her dem yeşil: Hayati besinler ve antioksidanlar olan taze meyve ve sebzeler. Nature Food dergisinde 2024 yılında yayınlanan bir araştırma, daha yüksek beslenme kalitesinin (bol miktarda meyve/sebze, minimum düzeyde ultra işlenmiş gıda) yetişkinlikte daha iyi bilişsel işlevler ve zihinsel sağlık ile ilişkili olduğunu ortaya koymuştur. 2023 tarihli Public Health Nutrition meta-analizine göre, diğer yaşam tarzı faktörleri hesaba katıldığında bile, daha yüksek meyve ve sebze tüketiminin tüm nedenlere bağlı ölüm oranlarının daha düşük olmasıyla ilişkili olduğu bildirilmiştir. Uzun ömür &quot;Mavi Bölgeler&quot; araştırması, yüz yaş üstü nüfusların ayırt edici özelliği olarak bitki ağırlıklı beslenmeyi vurgulamaktadır.Öğle ve akşam yemeklerinde tabağınızın yarısını renkli sebzelerle doldurun ve çeşitli renkler tercih edin.
Lif ve besin değerlerinden yararlanmak için meyve suları yerine bütün meyveleri tercih edin.Sıradan beslenme için sebzeleri çorbalara, sotelere veya hatta kahvaltılık yumurtalara/çırpılmış yumurtalara karıştırın.Bilinçli beslenin, bu yiyecekleri sadece seçmekle kalmayın, tadını çıkarın, iyi çiğneyin ve besin değerlerinin tadını çıkarın.Karıştırın, kuruyemiş çeşitlerini değiştirin, tam tahıllı türleri dönüşümlü tüketin ve meyve seçeneklerinin mevsimlere göre değişmesine izin verin. Hareket ve dinlenmeyle birleştirin. Beslenme, uzun ömürlülüğün temel taşlarından biridir. Hareket, uyku ve stres yönetimi de önemlidir. Araştırmalar, uzun vadeli sağlığınızı tek bir süper gıdanın değil, tutarlı beslenme düzenlerinin sağladığını gösterdiğinden, &quot;mu ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Jp5j_01xSEGYmjqeSAlOHg.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Sat, 25 Oct 2025 16:12:06 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Ömrü, uzatan, güçlü, besin:, Yaşlanma, karşıtı, uzun, yaşam, sırrı</media:keywords>
</item>

<item>
<title>Yemekten sonra yürüyüş mü, yemekten önce yürüyüş mü: Zamanlamanın vücut üzerindeki etkisi</title>
<link>https://karadenizden.com.tr/25744</link>
<guid>https://karadenizden.com.tr/25744</guid>
<description><![CDATA[ Yürüyüş ne zaman yapılmalı? Sorunun yanıtı yalnızca fiziksel hareketin değil, zamanlamanın da sağlığa olan etkisini gözler önüne seriyor. Uzmanlara göre yürüyüşün faydaları sadece süresine ve temposuna değil, aynı zamanda günün hangi saatinde ve yemekten önce mi sonra mı yapıldığına da bağlı olarak değişiklik gösteriyor.Sabah saatlerinde, özellikle kahvaltı öncesi yapılan yürüyüşlerin yağ yakımını artırabileceği belirtiliyor. Aç karnına yürüyüş, vücudun henüz kalori almadığı bir anda gerçekleştiği için enerji ihtiyacını yağ depolarından karşılamaya yöneliyor. Bu durum, zamanla kilo kontrolüne ve yağ oranının azalmasına katkı sağlayabiliyor. Ayrıca sabah yürüyüşlerinin zihinsel odaklanmayı da desteklediği ifade ediliyor.Araştırmalar, yemeklerden önce yapılan hafif tempolu yürüyüşlerin sindirim sistemini hazırladığını ve iştah kontrolünü desteklediğini ortaya koyuyor. Ayrıca yürüyüşün ruh halini düzenlemesi, daha bilinçli besin tercihlerini teşvik ediyor. Bu sayede stres veya duygusal yeme riskinin de azaldığı bildiriliyor.Yemeklerden sonra yapılan yürüyüşler de özellikle sindirim ve kan şekeri kontrolü açısından öne çıkıyor. 2022 yılında Sports Medicine dergisinde yayımlanan bir meta-analize göre, yemek sonrası sadece 2-5 dakikalık bir yürüyüş bile kan şekeri seviyelerini düşürmede etkili olabiliyor.Uzmanlar, yürüyüşün yemek sonrası glikoz emilimini dengelediğini ve insülin yükünü azalttığını belirtiyor. Bu durum, özellikle tip 2 diyabet veya prediyabet tanısı olan bireyler için önem taşıyor. Ayrıca yürüyüş, mide şişkinliği, reflü ve hazımsızlık gibi problemleri de hafifletebiliyor.Kilo vermek isteyen bireyler için hem yemek öncesi hem de sonrası yürüyüşün faydalı olduğu vurgulanıyor. Uzmanlar, sabah yürüyüşlerinin yağ yakımını artırırken, akşam yürüyüşlerinin insülin direncini azaltarak yağ depolanmasını sınırladığını ifade ediyor. Bu nedenle her yemekten sonra yapılan üç kısa yürüyüşten oluşan bir rutin, gün içinde dengeli bir aktivite profili sunabiliyor.Sabah saatlerinde yapılan yürüyüşler, metabolizmayı uyandırmak ve sirkadiyen ritmi düzenlemek açısından önemli görülüyor. Güneş ışığına erken maruz kalmak melatonin üretimini düzenleyerek gece uykusunu iyileştirebiliyor. Öte yandan akşam yürüyüşleri, özellikle günün stresinden arınmak ve sindirimi desteklemek için tercih ediliyor. Uzmanlar, yürüyüş zamanının kişisel yaşam tarzına uygun şekilde belirlenmesinin sürdürülebilirlik açısından kilit olduğunu vurguluyor.2023 yılında yapılan bir başka çalışma, yemek sonrası yürüyüşlerin insülin duyarlılığını artırdığını ve yemek sonrası yorgunluk hissini azalttığını ortaya koydu. Özellikle PCOS’lu kadınlar veya insülin direnci olan bireyler için, karbonhidrat açısından zengin öğünlerden sonra kısa süreli yürüyüşler daha hızlı etki gösteriyor.Uzmanlar, yürüyüşün zamanlamasından çok düzenli olarak yapılmasının önemli olduğunu vurguluyor. Sabah kahvaltısından önce, öğle yemeğinden sonra ya da akşam yürüyüşü fark etmeksizin, bu alışkanlığın günlük rutine dahil edilmesi hem fiziksel hem de zihinsel sağlık üzerinde uzun vadeli olumlu etkiler yaratabiliyor. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/rjQlI80AgkGCwAaJS0ScPA.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Sat, 19 Jul 2025 01:20:04 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Yemekten, sonra, yürüyüş, mü, yemekten, önce, yürüyüş, mü:, Zamanlamanın, vücut, üzerindeki, etkisi</media:keywords>
</item>

<item>
<title>ABD&amp;apos;li gastroenterolog açıkladı: Bağırsaklar için 7 yiyecek</title>
<link>https://karadenizden.com.tr/25740</link>
<guid>https://karadenizden.com.tr/25740</guid>
<description><![CDATA[ Bağırsak sağlığını desteklemek ve vücudun genel sağlığını korumak için beslenmenize dikkat etmeniz gerekiyor. Uzmanlar bağırsak sağlığını olumlu yönde etkileyen bazı günlük yiyecekleri açıkladı.Kaliforniyalı gastroenterolog Dr. Saurabh Sethi, bağırsak sağlığını olumlu yönde etkileyen bazı günlük yiyecekleri gündeme taşıdı. Hafif yeşil muzdan, sade yoğurda; zerdeçal, zencefil ve rezene gibi baharatlardan chia ve fesleğen tohumlarına kadar geniş bir liste sunan Dr. Sethi, doğru beslenmenin bağırsak mikrobiyomunu besleyerek iltihabı azalttığını ve sindirimi iyileştirdiğini vurguluyor.Gastroenteroloji ve karaciğer hastalıkları alanında Harvard ve Stanford eğitimli Dr. Saurabh Sethi, “Yediğiniz gıdalar vücudunuz için ilaçtır” diyor. Bağırsak sağlığının genel sağlık üzerindeki etkisinin giderek daha fazla önem kazandığını belirten Dr. Sethi, günlük hayatta sıkça göz ardı edilen bazı besinlerin bağırsak dostu olduğunu söylüyor.Dr. Sethi, özellikle hafif yeşil muzun bağırsak mikrobiyomu için ideal bir prebiyotik kaynağı olduğunu belirtiyor. Dirençli nişasta içeren yeşil muzlar, bağırsaktaki faydalı bakterilerin beslenmesini sağlarken, aşırı olgunlaşmış muzların şeker oranının yüksek olduğu ve bu nedenle tercih edilmemesi gerektiği konusunda uyarıyor.Kahve, hem bağırsak hareketliliğini artırıyor hem de karaciğer sağlığına olumlu katkı sağlıyor. Ancak, Dr. Sethi aç karnına fazla kahve tüketiminin reflü, anksiyete ve ishale yol açabileceğine dikkat çekiyor. Günlük 1-2 fincan, tercihen yiyeceklerle birlikte tüketilmesi ve şeker eklenmemesi öneriliyor.Dr. Sethi, zerdeçal, zencefil ve rezene gibi baharatların sadece yemeklere lezzet katmakla kalmadığını, aynı zamanda iltihabı azalttığını ve bağırsak duvarını güçlendirdiğini ifade ediyor. Bu baharatların dengeli ve düzenli tüketiminin bağırsak sağlığını desteklediği belirtiliyor.Bağırsak sağlığında fermente gıdaların rolü büyüktür. Dr. Sethi, ilave şeker içermeyen sade yoğurt, kefir ve lahana turşusu gibi probiyotik kaynaklarının zararlı bakterilerin çoğalmasını engellediğini ve bağırsaktaki faydalı bakteri çeşitliliğini artırdığını söylüyor.Kilo ve sağlık kaygıları nedeniyle beyaz pirinçten uzak durulsa da, Dr. Sethi bunun doğru bir yaklaşım olmadığını vurguluyor. Beyaz pirincin faydalarını gösterebilmesi için soğutularak tüketilmesinin dirençli nişasta oranını artırdığını ve bağırsak mikrobiyomuna destek olduğunu açıklıyor.Yaban mersini, ahududu ve nar gibi orman meyvelerinin, içerdiği yüksek lif ve polifenoller sayesinde oksidatif stresi azalttığını ve bağırsaktaki iyi bakterileri beslediğini aktaran Dr. Sethi, bu meyvelerin probiyotik takviyelerinden daha etkili olabileceğine dikkat çekiyor.Dr. Sethi, chia ve fesleğen tohumlarının suyu emerek bağırsakta jel oluşturduğunu, böylece sindirimi kolaylaştırdığını ve bağırsaklardaki faydalı bakterilerin beslenmesine yardımcı olduğunu belirtiyor.Bu makale sadece genel bilgi verme amacıyla yazılmıştır ve doktor tavsiyesi olarak ele alınmaması gerekir. Makalenin içeriğinden yola çıkarak okurun kendi başına koyduğu teşhislerden ntv.com.tr sorumlu değildir. Sağlığınızla ilgili herhangi bir endişeniz varsa doktorunuza danışın. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/AcoUXBEOg0-s_s4_ENW5VQ.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Sat, 19 Jul 2025 01:20:03 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>ABDli, gastroenterolog, açıkladı:, Bağırsaklar, için, yiyecek</media:keywords>
</item>

<item>
<title>Bağırsak sağlığınız iyi mi? 5 sessiz işaret acil müdahale gerektiriyor</title>
<link>https://karadenizden.com.tr/25741</link>
<guid>https://karadenizden.com.tr/25741</guid>
<description><![CDATA[ Uzmanlar, sürekli yorgunluk, cilt problemleri, beyin sisi ve düzensiz tuvalet alışkanlıklarının, bağırsak sağlığıyla doğrudan ilişkili olabileceğine dikkat çekiyor.Bağırsak sağlığı yalnızca sindirim sistemiyle sınırlı bir konu değil. Uzmanlara göre, bağırsaklar ruh hali, enerji seviyesi ve hatta zihinsel berraklık üzerinde sandığımızdan çok daha büyük bir rol oynuyor. Günlük hayatın içinde çoğu zaman göz ardı edilen hafif rahatsızlıklar, aslında sindirim sisteminden gelen uyarılar olabilir.Beslenme ve yaşam tarzı tercihleriyle yakından ilişkili olan bağırsak sağlığı, düzenli ihmal edildiğinde uzun vadede ciddi sağlık sorunlarına davetiye çıkarabiliyor. Son yıllarda yapılan araştırmalar, bağırsak-beyin ekseni başta olmak üzere sindirim sisteminin vücut genelindeki etkilerini gözler önüne seriyor. Peki bağırsakların yardım çığlığını nasıl fark edebiliriz?Yemek sonrası oluşan ve geçmeyen şişkinlik, bağırsak bakterilerindeki dengesizliklerin bir işareti olabilir. Ara sıra görülen şişkinlik genellikle normal kabul edilse de, sürekli yaşanması bağırsak florasında bir problem olduğuna işaret edebilir. Uzmanlar, aşırı gaz üretiminin de bağırsak sağlığı bozukluklarıyla ilişkili olduğuna dikkat çekiyor.Ciltte meydana gelen egzama ya da akne gibi rahatsızlıkların kaynağı bazen dış etkenler değil, içeriden gelen dengesizlikler olabilir. “Bağırsak-cilt ekseni” olarak tanımlanan bu ilişki, 2020 yılında yapılan bir çalışmada net biçimde ortaya kondu. Egzamalı bireylerin bağırsak florasında sağlıklı bireylerden farklı bakteriyel dizilimler ve iltihap belirtileri bulundu.Kronik kabızlık, ishal ya da düzensiz bağırsak hareketleri, sindirim sistemindeki dengesizliklerin sinyallerinden biri. Araştırmalar, bu tür düzensizliklerin yaklaşık %45’inde düşük mikrobiyal çeşitlilik görüldüğünü ortaya koyuyor. Lif açısından zengin meyve, sebze ve tam tahılların yanı sıra probiyotik takviyeleri, bağırsak fonksiyonlarının yeniden düzenlenmesinde önemli rol oynuyor.Yeterli uykuya rağmen devam eden kronik yorgunluk, bağırsakların vitamin ve mineral emilimindeki bozulmadan kaynaklanabilir. Özellikle B vitaminleri ve demir gibi enerji üretiminde kritik öneme sahip besin maddeleri, sağlıksız bir bağırsakta yeterince emilemeyebilir. Besin emilimini destekleyen dengeli bir diyet ve probiyotikler bu noktada devreye giriyor.Zihinsel bulanıklık, odaklanma güçlüğü ve konsantrasyon eksikliği gibi şikayetler yalnızca ruhsal değil, biyolojik nedenlere de dayanabilir. Bağırsak-beyin ekseni üzerine yapılan 2024 tarihli analiz, mikrobiyota değişimlerinin nörotransmitter seviyeleri, nöroinflamasyon ve stres tepkisini düzenleyen HPA ekseniyle doğrudan bağlantılı olduğunu ortaya koydu. Uzmanlar, işlenmiş ve şekerli gıdalardan uzak durulması gerektiğini vurguluyor.Uzmanlara göre bağırsakların bu sessiz sinyallerini göz ardı etmemek, daha büyük sağlık sorunlarının önüne geçmek açısından hayati öneme sahip. Dengeli beslenme, lif alımının artırılması, stres yönetimi ve düzenli egzersiz, bağırsak sağlığını iyileştirmenin temel yolları arasında gösteriliyor.Bu makale sadece genel bilgi verme amacıyla yazılmıştır ve doktor tavsiyesi olarak ele alınmaması gerekir. Makalenin içeriğinden yola çıkarak okurun kendi başına koyduğu teşhislerden ntv.com.tr sorumlu değildir. Sağlığınızla ilgili herhangi bir endişeniz varsa doktorunuza danışın. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/eBBaUkNPy0Sht09FTN61qA.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Sat, 19 Jul 2025 01:20:03 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Bağırsak, sağlığınız, iyi, mi, sessiz, işaret, acil, müdahale, gerektiriyor</media:keywords>
</item>

<item>
<title>Sürekli yorgun mu hissediyorsunuz? Vücudunuz sinyal veriyor olabilir</title>
<link>https://karadenizden.com.tr/25742</link>
<guid>https://karadenizden.com.tr/25742</guid>
<description><![CDATA[ Son dönemde yaygınlaşan sürekli yorgunluk şikayetleri, yalnızca modern yaşamın getirdiği stres ve uykusuzlukla sınırlı olmayabilir. Uzmanlara göre, bu durum bazı karaciğer rahatsızlıklarının erken belirtisi olabilir.Karaciğer, vücudun enerji üretimi, toksinlerden arındırılması ve metabolizma dengesinin sağlanması gibi birçok kritik işlevi yerine getiriyor. Bu nedenle organın fonksiyonlarında meydana gelen bozulmalar, kişinin genel sağlık durumunu doğrudan etkileyebiliyor. Özellikle sarılık, karın bölgesinde şişlik, açıklanamayan kilo değişiklikleri ve zihinsel bulanıklık (beyin sisi) gibi belirtilerle birlikte görülen kronik yorgunluk, karaciğerle ilgili bir problemin habercisi olabilir.Karaciğer hastalıkları çoğu zaman sessiz seyrediyor. Örneğin, dünya genelinde her dört yetişkinden birinde görüldüğü belirtilen alkole bağlı olmayan yağlı karaciğer hastalığı (NAFLD), erken evrelerde belirgin semptom göstermeyebiliyor. Bu nedenle halsizlik gibi yaygın şikâyetler, çoğu zaman göz ardı ediliyor.Sağlık uzmanları, &quot;Dinlenmeyle geçmeyen, günler veya haftalar boyunca süren bitkinlik hissi ciddiye alınmalı. Özellikle başka rahatsızlıklar (anemi, tiroid hastalıkları, uyku bozuklukları vb.) ekarte edildiyse, karaciğer fonksiyonlarının kontrol edilmesi faydalı olabilir&quot; uyarısında bulunuyor.Karaciğer sağlığını doğrudan etkileyen bir diğer unsur ise yaşam tarzı. Aşırı alkol tüketimi, yüksek oranda işlenmiş gıda ve şeker içeren beslenme düzeni ile hareketsiz yaşam, karaciğerde yağlanma ve inflamasyon riskini artırabiliyor.Uzmanlar, şu önerilerde bulunuyor:Alkol alımı sınırlandırılmalı, gerekirse tamamen bırakılmalıRafine şeker ve işlenmiş gıdalardan uzak durulmalıKaraciğer dostu yiyecekler (yeşil yapraklı sebzeler, sarımsak, pancar, zeytinyağı vb.) tüketilmeliSu tüketimine dikkat edilmeli, düzenli fiziksel aktivite yapılmalıGereksiz takviye ve ilaç kullanımı önlenmeliKaraciğer hastalıklarının tanısı genellikle kan testleriyle konuluyor. Ancak uzmanlar, bireylerin vücutlarından gelen sinyallere daha fazla kulak vermeleri gerektiğini vurguluyor. &quot;Yorgunluk, ağızda acı tat, idrarda koyulaşma veya dışkı renginde değişiklik gibi belirtiler, karaciğerin aşırı yüklendiğini gösterebilir. Bu durum, geç kalınmadan değerlendirilmeli&quot; deniliyor.Yorgunluk her zaman tembellik ya da sadece stres kaynaklı olmayabilir. Bazen vücudun en sessiz çalışan organlarından biri olan karaciğer, sorun yaşadığında bunu enerji düşüklüğü ile belli edebilir. Bu nedenle, uzun süren halsizlik durumunda bir uzmana başvurmak, ciddi sağlık sorunlarının önüne geçmek açısından hayati önem taşıyor. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/pxKyRtBkqkKUzv3u2c-GJQ.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Sat, 19 Jul 2025 01:20:03 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Sürekli, yorgun, hissediyorsunuz, Vücudunuz, sinyal, veriyor, olabilir</media:keywords>
</item>

<item>
<title>Çocuklarda adenovirüs vaka sayısı artıyor: Adenovirüs nedir, nasıl bulaşır, belirtileri neler?</title>
<link>https://karadenizden.com.tr/25743</link>
<guid>https://karadenizden.com.tr/25743</guid>
<description><![CDATA[ Son günlerde özellikle çocuklar arasında adenovirüs vakalarında dikkat çeken bir artış yaşanıyor. Solunum yolu enfeksiyonlarından göz iltihabına kadar farklı hastalıklara yol açabilen adenovirüs, okul ve kreş gibi kalabalık ortamlarda hızla yayılabiliyor. Uzmanlar, ebeveynleri belirtilere karşı dikkatli olmaları konusunda uyarıyor. Peki, adenovirüs tam olarak nedir? Hangi belirtilerle kendini gösterir? İşte merak edilenler...Adenovirüsler ilk olarak 1953&#039;te Wallace P. Rowe ve meslektaşları tarafından keşfedilmiştir. Bu virüsler ilk olarak Adenoid hücre kültüründen izole edildi. Adenoviridae ailesi altında tanımlandırlar.1962&#039;de John Trentin ve meslektaşları, adenovirüs 12&#039;nin bir laboratuvar ortamında hamsterlerde tümörlere neden olabileceği konusunda önemli bir keşif yaptılar. Bu keşiften bu yana, adenovirüslerin insan kanserlerini indüklediğinden şüphelenildi, ancak insanlarda kesin olarak kansere neden olduğu kanıtlanamadı. Adenovirüsleri içeren deneyler de moleküler biyolojiye önemli katkılar sağlamıştır. En önemlisi, adenovirüsler bilim insanlarının haberci RNA eklemeyi anlamasına yardımcı olmuştur. Bilim adamları, adenovirüsler tarafından üretilen mRNA&#039;yı inceleyerek, bu transkriptlere gömülü intronların olduğunu fark etmişlerdir.Damlacık Yoluyla (Solunum):Öksürme, hapşırma ya da konuşma sırasında havaya yayılan damlacıklarla doğrudan bulaşabilir.Temas Yoluyla:Virüs bulaşmış yüzeylere temas eden ellerin ağız, burun veya göze götürülmesiyle bulaşır. Özellikle oyuncaklar, kapı kolları, masa yüzeyleri gibi ortak kullanım alanları risklidir.Gözle Temas:Konjonktivit (göz iltihabı) yapan adenovirüs türleri, enfekte kişilerin havlu, yastık ya da göz damlası gibi kişisel eşyalarının paylaşılmasıyla bulaşabilir.Fekal-Oral Yol (Dışkı Teması):Özellikle tuvalet sonrası el temizliği yapılmadığında, virüs dışkı yoluyla yayılabilir. Bu yol çocuklar arasında sık görülür.Sudan Bulaşma (Nadir):Klorlanmamış havuz suları gibi uygun şekilde dezenfekte edilmemiş ortamlarda virüs bulaşabilir.Adenovirüs farklı sistemleri etkileyebildiği için belirtiler çeşitlilik gösterebilir. En yaygın belirtiler şunlardır:

Yüksek ateş
Boğaz ağrısı
Burun akıntısı ve tıkanıklık
Öksürük
Hırıltılı solunum
Gözde kaşıntı veya batma hissi
Göz kapaklarında şişlik
İshal
Karın ağrısı
Kusma (özellikle küçük çocuklarda)
Halsizlik
İştahsızlık
Kas ağrıları
Lenf bezlerinde şişlik (özellikle boyun bölgesinde)

Adenovirüs enfeksiyonları çocuklarda zaman zaman ağır seyredebilir. Özellikle yüksek ateşin 3 günden uzun sürmesi, nefes alma güçlüğü, sürekli kusma veya gözde yoğun kızarıklık durumlarında mutlaka bir sağlık kuruluşuna başvurulmalıdır. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/yE7OpgKdw0qJnxVdtNiE8A.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Sat, 19 Jul 2025 01:20:03 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Çocuklarda, adenovirüs, vaka, sayısı, artıyor:, Adenovirüs, nedir, nasıl, bulaşır, belirtileri, neler</media:keywords>
</item>

<item>
<title>Gıda zehirlenmesi neden olur? Hayati riski var</title>
<link>https://karadenizden.com.tr/25738</link>
<guid>https://karadenizden.com.tr/25738</guid>
<description><![CDATA[ Dünya genelinde milyonlarca insanı etkileyen gıda zehirlenmesi, doğru saklama, pişirme ve hijyen kurallarına uyulmadığında ciddi sağlık sorunlarına yol açabiliyor.Uzmanlar, bakteriler, virüsler ve parazitlerle kontamine olmuş yiyeceklerin tüketiminin, yalnızca mide rahatsızlıklarına değil, böbrek yetmezliği gibi hayati komplikasyonlara da neden olabileceği konusunda uyarıyor.Gıda kaynaklı hastalık olarak da bilinen gıda zehirlenmesi; Salmonella, E. coli, Campylobacter gibi bakteriler, Norovirüs gibi virüsler ve Trichinella ile Toksoplazma gibi parazitlerin neden olduğu kontaminasyon sonucu ortaya çıkıyor. Ellerin yetersiz yıkanması, mutfak araçlarının hijyenik olmaması ve uygun olmayan soğutma koşulları bu riski artırıyor.Gıda zehirlenmesinin semptomları patojene ve maruz kalınan doza göre değişkenlik gösteriyor. En yaygın belirtiler arasında mide bulantısı, kusma, ishal, karın krampları ve ateş yer alıyor. Bazı durumlarda bu tablo baş ağrısı ve şiddetli yorgunlukla da seyredebilir. Tedavi edilmeyen vakalar ise böbrek yetmezliği gibi ciddi komplikasyonlarla sonuçlanabiliyor.Gıda zehirlenmesi tedavisinde en önemli adım vücudun kaybettiği sıvı ve elektrolitleri yeniden kazanması. Bol sıvı tüketimi ve dinlenme, iyileşme sürecini hızlandırırken, şiddetli vakalarda antibiyotik veya tıbbi müdahale gerekebiliyor. Uzmanlar, ishal önleyici ilaçların da yalnızca doktor önerisiyle kullanılmasını tavsiye ediyor.Uzmanlar, gıda zehirlenmesinden korunmak için mutfakta hijyen kurallarına azami dikkat gösterilmesi gerektiğini vurguluyor. Ellerin ve mutfak gereçlerinin düzenli olarak yıkanması, çiğ ve pişmiş gıdaların ayrılması, yiyeceklerin önerilen sıcaklıklarda pişirilmesi ve uygun koşullarda saklanması bulaş riskini önemli ölçüde azaltıyor.Gıda güvenliği yalnızca bireysel sağlık açısından değil, toplum sağlığı açısından da kritik öneme sahip. Küresel tedarik zincirlerinin giderek karmaşıklaştığı günümüzde, tüketicilerin bilinçli tercihler yapması ve temel hijyen kurallarına uyması, gıda kaynaklı hastalıkların önlenmesinde en etkili yöntemler arasında yer alıyor. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Sk2hWXu7hUmG9M8_o5CxjQ.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Sat, 19 Jul 2025 01:20:02 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Gıda, zehirlenmesi, neden, olur, Hayati, riski, var</media:keywords>
</item>

<item>
<title>Vücuttaki eksikliği görme kaybına kadar gidiyor: Belirtiler yavaş ilerliyor</title>
<link>https://karadenizden.com.tr/25739</link>
<guid>https://karadenizden.com.tr/25739</guid>
<description><![CDATA[ Milyonlarca insanı etkileyen A vitamini eksikliği, başta çocuklar olmak üzere savunmasız gruplar için ciddi sağlık sorunlarına yol açıyor. Uzmanlar, eksikliğin zamanında fark edilmemesi durumunda kalıcı görme kaybı ve bağışıklık sistemi çöküşü gibi sonuçlar doğurabileceği konusunda uyarıyor.Moda diyetlerin ve takviye furyalarının gölgesinde kalan A vitamini eksikliği, özellikle düşük gelirli ülkelerde halk sağlığını tehdit eden sessiz bir kriz haline gelmiş durumda. Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ), A vitamini eksikliğini çocuklarda önlenebilir körlüğün en yaygın nedeni olarak tanımlarken, bu durumun aynı zamanda hastalık ve ölüm riskini de önemli ölçüde artırdığını bildiriyor.A vitamini; sağlıklı görme, güçlü bir bağışıklık sistemi, cilt sağlığı ve hücre büyümesi için hayati öneme sahip. Ancak hamile kadınlar ve çocuklar başta olmak üzere birçok birey, bu eksikliğe farkında olmadan açık hale geliyor.A vitamini eksikliği, genellikle yavaş ilerleyen ve ilk aşamada hafif görülen belirtilerle kendini gösteriyor. Ancak tedavi edilmediğinde geri dönüşü olmayan hasarlara neden olabiliyor. Uzmanlara göre, göz ardı edilmemesi gereken beş temel belirti şöyle:Gece Körlüğü: Düşük ışıkta görme güçlüğü, eksikliğin en erken işaretlerinden biri. Bu belirti, rodopsin adı verilen göz pigmentinin üretiminde A vitamininin rol oynamasından kaynaklanıyor. Müdahale edilmediğinde kalıcı görme kaybına yol açabiliyor.Kuru Gözler ve Kornea Hasarı: A vitamini göz yüzeyini nemli tutarak koruyucu etki sağlar. Eksiklik durumunda ciddi göz rahatsızlıkları, hatta kalıcı körlük gelişebilir.Gece Körlüğü: Düşük ışıkta görme güçlüğü, eksikliğin en erken işaretlerinden biri. Bu belirti, rodopsin adı verilen göz pigmentinin üretiminde A vitamininin rol oynamasından kaynaklanıyor. Müdahale edilmediğinde kalıcı görme kaybına yol açabiliyor.Kuru Gözler ve Kornea Hasarı: A vitamini göz yüzeyini nemli tutarak koruyucu etki sağlar. Eksiklik durumunda ciddi göz rahatsızlıkları, hatta kalıcı körlük gelişebilir.Sık Enfeksiyonlar: Bağışıklık sistemini destekleyen mukoza zarlarının zayıflamasıyla birlikte, zatürre, ishal ve kızamık gibi enfeksiyonlara yakalanma riski artar. Özellikle çocuklarda ölüm oranları bu nedenle yükseliyor.Kuru, Pullu Cilt: A vitamini cilt yenilenmesi için gereklidir. Eksikliğinde cilt kurur, pullanır ve iyileşme süreci uzar. Bu durum, sıklıkla egzama gibi cilt hastalıklarıyla karıştırılır.Gelişim Geriliği: Çocuklarda büyüme ve zihinsel gelişim A vitamini yetersizliğinden olumsuz etkilenir. Uzun süreli eksiklik; öğrenme zorlukları, düşük kemik yoğunluğu ve bağışıklık düşüklüğü ile ilişkilidir.Uzmanlar, A vitamini eksikliğinin basit ama etkili yöntemlerle önlenebileceğine dikkat çekiyor. Yapraklı yeşillikler, havuç, tatlı patates, yumurta ve süt ürünleri gibi besinlerle zenginleştirilmiş bir diyet, eksikliği önlemede kilit rol oynuyor. Ayrıca, risk altındaki bireyler için doktor gözetiminde takviye kullanımı da öneriliyor.A vitamini eksikliğinin sadece bireysel değil, toplumsal bir sağlık sorunu olduğunu vurgulayan uzmanlar, bu konuda küresel farkındalık kampanyalarının artırılması gerektiğini belirtiyor. Sessizce ilerleyen bu eksiklik, erken teşhis ve müdahaleyle hem görme sağlığını koruyabilir hem de yaşam kalitesini artırabilir. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/i0ahl7MVCkaK0bRLrCmQaw.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Sat, 19 Jul 2025 01:20:02 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Vücuttaki, eksikliği, görme, kaybına, kadar, gidiyor:, Belirtiler, yavaş, ilerliyor</media:keywords>
</item>

<item>
<title>E vitamini eksikliği ciddi sorunlara yol açıyor: 6 işareti önemseyin</title>
<link>https://karadenizden.com.tr/25735</link>
<guid>https://karadenizden.com.tr/25735</guid>
<description><![CDATA[ E Vitamini, genel sağlığınız için önemli bir antioksidandır. E Vitamini, hastalıkların önlenmesinde önemli rol oynar, biyokimyasal işlevler için gereklidir ve vücut hücrelerini bozulmaya karşı korur. E Vitamini bağışıklık sistemini, cildi ve gözleri güçlendirir. Ancak yağda çözünen bir vitamindir ve bazı hastalıklar veya beslenme eksiklikleri E Vitamini eksikliğine neden olabilir. E Vitamini eksikliği, bazıları hafif, bazıları ise yıkıcı olan şu belirtilere yol açarBu, A Vitamini eksikliğinin en yaygın ve en erken belirtilerinden biridir. Hücreleri oksidatif stresten koruyarak kas dokusu bütünlüğünün korunması için bu vitamin çok önemlidir. Düşük E Vitamini seviyeleri, kas hücrelerinin hasara karşı savunmasız hale gelmesine ve bunun sonucunda güçsüzlük, yorgunluk veya spazmlara yol açar.E vitamini, özellikle hareket ve koordinasyonda rol oynayan sinirlerin sağlığının korunmasında önemlidir. Eksikliği sinir sistemini çökertebilir ve denge ve koordinasyon kaybı gibi ataksi benzeri semptomlara yol açabilir.
Ataksi hastaları düz yürüyemez, sakarlık gösterebilir veya gömlek iliklemek gibi ince motor koordinasyonunda sorun yaşayabilirler. Bu durum, beyincik ve periferik sinir sistemindeki bazı nöronların dejenerasyonundan kaynaklanır. İleri evrelerde bu semptomlar nörolojik hastalıklara benzeyebilir ve teşhisin doğru bir şekilde yapılması gerekir.Periferik nöropati, E Vitamini eksikliğinin nörolojik belirtilerinden biri olup ellerde, ayaklarda, kollarda veya bacaklarda uyuşma, karıncalanma veya yanma hissine neden olur. Semptomlar, E Vitamininin normalde sağlayacağı antioksidan korumanın eksikliği nedeniyle sinirlerde oluşan hasar nedeniyle ortaya çıkar.Bu tür bir yaralanma daha da kötüleşerek kişinin sıcak, soğuk veya ağrı hissini bozabilir ve muhtemelen yaralanma riskini artırabilir. Bu hisler devam ederse veya kötüleşirse, bir sağlık uzmanına danışmanız önerilir.E vitamini sağlıklı gözler için de gereklidir. Eksikliği, retina ve gözdeki diğer yapılarda hasara yol açar ve görme sorunlarına yol açabilir. Bunların hepsi erken dönemde potansiyel uyarı işaretleridir: bulanık görme, konsantrasyon sorunları veya ışığa karşı hassasiyet. Kronik eksiklik, önlendiğinde geri dönüşü olmayan retina dejenerasyonu gibi daha ciddi rahatsızlıklara bile yol açabilir.
Görme kaybının birçok nedene bağlı olabileceği doğru olsa da, diğer eksiklik belirtileriyle bir araya geldiğinde beslenmeyle ilgili bir sorunun işareti olabilir.E vitamini, vücudun enfeksiyonlarla mücadeleye daha duyarlı hale gelmesini sağlayarak bağışıklık sistemine yardımcı olur. E vitamini eksikliği olan kişiler sık sık hastalanır veya soğuk algınlığı, grip veya kesik gibi sıradan enfeksiyonlardan kurtulmaları uzun zaman alır.Bu, özellikle E vitamini eksikliği yaşama olasılığı en yüksek olan ve bağışıklık sistemi zaten zayıflamış olan yaşlı bireyler için önemlidir. E vitamini eksikliği olan çocuklar solunum yolu enfeksiyonlarına ve diğer hastalıklara yatkın olabilir.Sağlıklı cilt ve saçlar için antioksidan olan E vitamini gereklidir. Eksikliği kuru ve pullu bir cilde veya kırılgan, incelen saçlara neden olabilir. Ciltte pürüzlülük veya iltihap oluşabilir ve hücre yenilenmesi ve onarımı olmadığı için yara iyileşmesi gecikebilir.Çoğu kişi E vitaminini krem veya yağ yoluyla haricen uygulasa da, iç eksiklik gıda veya takviyelerle giderilmelidir. Badem, ayçiçeği çekirdeği, ıspanak ve avokado gibi E vitamini açısından zengin besinler düzenli olarak beslenmeye dahil edilmelidir.E vitamini sağlıklı görme için de gereklidir. Eksikliği, retina ve diğer göz yapılarında hasara yol açarak görme bozukluklarına neden olabilir. Bunların hepsi, bulanık görme, konsantrasyon güçlüğü veya ışığa duyarlılık gibi erken uyarı işaretleri olabilir. Kronik eksiklik, önlenmezse geri dönüşü olmayan retina dejenerasyonu gibi daha ciddi sorunlara bile yol açabilir. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/XDX75JHofUWOvyexeR0jeA.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Sat, 19 Jul 2025 01:20:01 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>vitamini, eksikliği, ciddi, sorunlara, yol, açıyor:, işareti, önemseyin</media:keywords>
</item>

<item>
<title>Ceviz ne zaman tüketilmeli? Sabah mı, akşam mı faydalı</title>
<link>https://karadenizden.com.tr/25736</link>
<guid>https://karadenizden.com.tr/25736</guid>
<description><![CDATA[ Kalp, beyin ve sindirim sağlığına katkısıyla bilinen ceviz, günün farklı saatlerinde tüketildiğinde farklı faydalar sağlıyor. Uzmanlar, cevizin zamanlamasına dikkat edilmesi gerektiği konusunda uyarıyor.Sağlıklı yaşamın vazgeçilmezlerinden biri olan ceviz, yalnızca lezzetli bir atıştırmalık değil; aynı zamanda kalp-damar sağlığından bilişsel işlevlere, sindirimden uyku düzenine kadar pek çok alanda vücuda katkı sağlayan doğal bir süper gıda. Ancak uzmanlara göre, cevizin faydalarını en üst düzeye çıkarmak için günün hangi saatinde tüketildiği büyük önem taşıyor.Besin değeri yüksek olan ceviz, sabah saatlerinde tüketildiğinde metabolizmayı hızlandırıyor, kan şekeri seviyelerini dengeliyor ve gün boyu süren enerji sağlıyor. Sabahları 50 gram civarında ceviz tüketmenin, dikkat süresini artırdığı ve hafıza üzerinde olumlu etkiler yarattığı çeşitli araştırmalarla ortaya konmuş durumda.Ceviz, düşük glisemik indeksi sayesinde kan şekerini ani dalgalanmalardan korurken; içeriğindeki sağlıklı yağlar, lif ve protein kombinasyonu uzun süreli tokluk hissi sağlıyor. Bu da hem kilo kontrolü hem de kalp sağlığı açısından önemli bir avantaj sunuyor. Düzenli ceviz tüketiminin, kötü kolesterol (LDL) seviyelerini düşürdüğü, inflamasyonu azalttığı ve damar sağlığını desteklediği de biliniyor.Ayrıca sabah saatlerinde aç karnına ya da bir gece suda bekletilmiş olarak tüketilen ceviz, fitik asit oranını azaltarak sindirilebilirliği artırıyor. Bu sayede bağırsak florasını destekliyor, şişkinliği önlüyor ve düzenli bağırsak hareketlerini teşvik ediyor.Cevizin yalnızca sabahları değil, akşam saatlerinde de önemli faydalar sunduğuna dikkat çekiliyor. Özellikle yatmadan önce tüketilen küçük bir avuç ceviz, içerdiği doğal melatonin ve magnezyum sayesinde uyku kalitesini artırabiliyor. Bununla birlikte, cevizde bulunan omega-3 yağ asitleri, E vitamini ve polifenoller de gece boyunca vücutta stres düzeylerini azaltıyor, iltihapla savaşıyor ve rahatlamayı destekliyor.Ancak uzmanlar, yatmadan hemen önce fazla miktarda ceviz tüketilmesinin sindirim sorunlarına yol açabileceği konusunda uyarıyor. Yüksek yağ içeriği nedeniyle hassas bünyelerde şişkinlik ve rahatsızlık oluşturabileceği belirtiliyor.Beslenme uzmanları, cevizin sabah aç karnına ya da kahvaltıyla birlikte tüketilmesini öneriyor. Cevizin kahve ya da çaydan en az bir saat önce alınması, içerisindeki minerallerin emilimini artırmak açısından önem taşıyor.Günlük ideal ceviz miktarının ise 28 ila 50 gram arası, yani yaklaşık 3 ila 7 yarım ceviz olduğu belirtiliyor. Uzmanlar ayrıca, şeker kaplı ya da balla kavrulmuş ürünler yerine çiğ ve tuzsuz ceviz tercih edilmesini; cevizlerin serin, hava almayan bir ortamda, tercihen buzdolabında saklanmasını tavsiye ediyor.Sonuç olarak, cevizin sabah ve akşam saatlerinde farklı şekillerde fayda sunduğu; tüketim zamanının ise kişinin yaşam tarzı, hedefleri ve metabolizmasına göre şekillendirilmesi gerektiği ifade ediliyor. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/fKkSAnO0hUOXe9MZsUFnxw.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Sat, 19 Jul 2025 01:20:01 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Ceviz, zaman, tüketilmeli, Sabah, mı, akşam, mı, faydalı</media:keywords>
</item>

<item>
<title>Kalp krizinden sonra kritik 60 dakika: &amp;quot;Altın Saat&amp;quot; neden önemlidir?</title>
<link>https://karadenizden.com.tr/25737</link>
<guid>https://karadenizden.com.tr/25737</guid>
<description><![CDATA[ Kalp krizi vakaları, sağlıksız yaşam alışkanlıklarının yaygınlaşmasıyla birlikte artık yalnızca ileri yaştakileri değil, 20’li yaşlardaki genç yetişkinleri de etkiliyor. Uzmanlar, bu endişe verici artışı; kronik stres, kötü beslenme, hareketsizlik, uzun çalışma saatleri ve genel yaşam tarzı bozukluklarına bağlıyor.Kardiyologlar, kalp krizinin başlangıcından sonraki ilk 60 dakikayı “Altın Saat” olarak tanımlıyor. Bu sürede alınan acil tıbbi müdahaleler, hem hayatta kalma şansını artırıyor hem de kalpte kalıcı hasarı en aza indiriyor. Uzmanlara göre, bu süre zarfında uygulanacak anjiyoplasti ya da trombolitik ilaç tedavisi, tedavi başarısını belirleyici hale getiriyor.Tıbbi verilere göre, kalp krizi geçiren hastaların yarısından fazlası hastaneye ulaşamadan yaşamını yitiriyor. Her gecikilen saat, kalp kasına daha fazla zarar veriyor. Kalp krizinin ilk iki saatinde, ölümcül aritmiler riskine karşı kalp ritmi sıkı şekilde izleniyor ve gerektiğinde yoğun bakımda defibrilatör ya da geçici kalp piliyle müdahale ediliyor.Kalbin tıkanan damarını açmak amacıyla yapılan anjiyoplasti, dolaşımı yeniden sağlamada en etkili yöntem olarak öne çıkıyor. Kateter aracılığıyla tespit edilen tıkanıklık, balon yardımıyla genişletiliyor ve damar açıklığını korumak için stent yerleştiriliyor. Kateter laboratuvarlarına hızlı ulaşım sağlanamazsa, geçici çözüm olarak damar içi pıhtı çözücü ilaçlar (trombolitik tedavi) uygulanıyor. Ancak bu yaklaşımın ardından 6 ila 24 saat içinde anjiyoplasti yapılması gerekiyor. Müdahalenin 48 saatten fazla gecikmesi, etkinliği ciddi şekilde düşürüyor.Kalp krizi belirtileri, kimi zaman hazımsızlık ya da reflüyle karıştırılabiliyor. Ancak uzmanlar, şu uyarı işaretlerinin ciddiye alınması gerektiğini belirtiyor:Göğüste baskı, sıkışma veya şiddetli ağrıAğrının sol kola, çeneye, boyna ya da sırta yayılmasıNefes darlığı, terleme, baş dönmesiMide bulantısı, endişe ve ölüm korkusuDinlenmeye rağmen geçmeyen rahatsızlıkBu belirtilerden biri bile hissedildiğinde, vakit kaybetmeden kalp bakımı sunan bir sağlık kuruluşuna başvurmak gerekiyor. Çünkü uzmanlara göre, Altın Saat sonrası her 30 dakikalık gecikme, kalp fonksiyonlarında ölçülebilir düzeyde kayba neden oluyor.Kardiyoloji uzmanları, tedavinin gecikmeden uygulanmasının, kalp kasında kalıcı hasarı önleyebileceğini vurguluyor.Altın Saat içinde müdahale edilen vakalarda hastalar, çoğu zaman kalıcı bir hasar olmadan iyileşebiliyor. Ancak geç kalınan durumlarda kalp yetmezliği, ciddi ritim bozuklukları ve ani ölüm riski önemli ölçüde artıyor.Uzmanlar, özellikle genç yaş grubunda kalp krizi farkındalığının artırılması gerektiği konusunda hemfikir. Hayat kurtaran bu bir saatlik kritik süre, bilinçli davranan bireyler sayesinde daha fazla yaşamın kurtulmasını sağlayabilir.Bu makale sadece genel bilgi verme amacıyla yazılmıştır ve doktor tavsiyesi olarak ele alınmaması gerekir. Makalenin içeriğinden yola çıkarak okurun kendi başına koyduğu teşhislerden ntv.com.tr sorumlu değildir. Sağlığınızla ilgili herhangi bir endişeniz varsa doktorunuza danışın. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/oSrARq2rIkSmpzA58oJtNg.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Sat, 19 Jul 2025 01:20:01 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Kalp, krizinden, sonra, kritik, dakika:, Altın, Saat, neden, önemlidir</media:keywords>
</item>

<item>
<title>Beyin tümörü olup olmadığı nasıl anlaşılır? Genellikle fark edilmeyen 5 belirti</title>
<link>https://karadenizden.com.tr/25732</link>
<guid>https://karadenizden.com.tr/25732</guid>
<description><![CDATA[ Beyin tümörleri, beyindeki hücrelerin anormal şekilde büyüyerek oluşturduğu doku kütleleridir ve iyi huylu ya da kötü huylu olabilirler. Ancak tümörün türü ne olursa olsun, beyin tümörü acil tıbbi müdahale gerektiren ciddi bir sağlık sorunudur. Uzmanlar, tümörün erken evrede teşhis edilmesinin yaşam süresi ve kalitesi açısından büyük önem taşıdığına dikkat çekiyor.Beyin tümörleri; büyüklükleri, yerleşim yerleri ve gelişim hızlarına bağlı olarak farklı belirtilerle ortaya çıkabiliyor. İlk belirtiler çoğu zaman sıradan sağlık problemleriyle karıştırıldığından, bireylerin vücutlarında meydana gelen değişimleri dikkatle izlemesi hayati önem taşıyor. İşte uzmanlara göre beyin tümörünü işaret edebilecek beş temel belirti:1. GEÇMEYEN BAŞ AĞRISIBeyin tümörlerinin en yaygın belirtilerinden biri, özellikle sabah saatlerinde yoğunlaşan ve zamanla şiddetlenen baş ağrılarıdır. Bu ağrılar:Uyku düzenini bozacak kadar yoğun olabilir,Öksürük, eğilme ya da ani hareketlerle artış gösterebilir,Klasik ağrı kesicilere yanıt vermez,Mide bulantısı ve kusmayla birlikte görülebilir.Bu tür baş ağrılarının, tümörün beyin dokusuna ve kafatasına uyguladığı baskıdan kaynaklandığı belirtiliyor.Görme ve işitme sinirlerine yakın bölgelerde gelişen tümörler, şu sorunlara yol açabilir:Çift ya da bulanık görme,Çevresel görüşte daralma,İşitme kaybı, kulak çınlaması ve dolgunluk hissi.Bu değişimler, sinirlere uygulanan baskı nedeniyle meydana gelirken, hastaların günlük yaşam kalitesini ciddi şekilde etkileyebiliyor.Tümör, beyin sapı ya da serebellum gibi denge ve motor becerilerden sorumlu bölgeleri etkilediğinde şu belirtiler ortaya çıkabiliyor:Ani kas güçsüzlüğü ya da uyuşma,Yürümede zorluk, tökezleme, düşme,Düğme iliklemek veya yazı yazmak gibi ince motor hareketlerde zorlanma.Bu tür belirtiler, merkezi sinir sisteminde ciddi bir sorun olabileceğine işaret ediyor.Yetişkinlikte ilk kez ortaya çıkan nöbetler, beyin tümörlerinin önemli bir habercisi olabilir. Bu nöbetler:Kas kasılmaları ve kontrolsüz vücut hareketleri,Donuk bakışlar,Vücudun belirli bir bölgesinde ya da tamamında görülebilir.Uzmanlar, bu tür nöbetlerin mutlaka ileri düzey nörolojik incelemelerle değerlendirilmesi gerektiğini vurguluyor.Tümörün yerleşim yeri, kişinin düşünme, konuşma ve davranışlarını da etkileyebilir. Özellikle frontal lob tümörlerinde şu semptomlar gözlenebilir:Hafıza kaybı ve dikkat eksikliği,Günlük görevlerde kafa karışıklığı,Ani duygu durum değişimleri, öfke, depresyon,Konuşma bozuklukları, kelime bulma güçlüğü.Bu belirtiler zamanla ilerleyebilir ve hastanın sosyal yaşantısını ciddi şekilde zorlaştırabilir.Nöroloji uzmanları, bu belirtilerden bir veya birkaçını yaşayan bireylerin vakit kaybetmeden bir sağlık kuruluşuna başvurmasını öneriyor.Erken evrede yapılan görüntüleme ve tanı işlemleri, tedavi başarısını doğrudan etkileyebiliyor.Bu makale sadece genel bilgi verme amacıyla yazılmıştır ve doktor tavsiyesi olarak ele alınmaması gerekir. Makalenin içeriğinden yola çıkarak okurun kendi başına koyduğu teşhislerden ntv.com.tr sorumlu değildir. Sağlığınızla ilgili herhangi bir endişeniz varsa doktorunuza danışın. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/luGUPIuwVEGfG37Nu4sIVw.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Sat, 19 Jul 2025 01:20:00 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Beyin, tümörü, olup, olmadığı, nasıl, anlaşılır, Genellikle, fark, edilmeyen, belirti</media:keywords>
</item>

<item>
<title>Ünlü nörologdan balık ve konserve uyarısı: Pişirmekle geçmiyor, ölümcül toksin içeriyor</title>
<link>https://karadenizden.com.tr/25733</link>
<guid>https://karadenizden.com.tr/25733</guid>
<description><![CDATA[ TikTok’ta paylaştığı videolarıyla tanınan nörolog Dr. Baibing Chen (Dr. Bing), bazı gıdaların sinir sistemi üzerinde ciddi zararları olabileceğini açıklayarak, büyük balıklar konusunda uyarılarda bulundu.Büyük tropikal resif balıklarından uzak durulması gerektiğini belirten Doktor Chen, bu balıklarda mercan resiflerindeki alglerden balıkların vücuduna geçerek zamanla biriken ciguatoksin adlı güçlü bir nörotoksinkonusunda uyarılarda bulundu.&quot;YANLIŞ TEŞHİS EDİLMESİ KOLAY&quot;Chen&#039;e göre ciguatoksin zehirlenmesi, yanlış teşhis edilmesi kolay ve tuhaf belirtilerle kendini gösterebiliyor: soğuk hissedip aniden yanma, karıncalanma, baş dönmesi ve tekrarlayan kabuslar gibi. Bazı insanlarda kronik sinir hasarına da yol açabiliyor.Üstelik balığı pişirmek çare değil çünkü ciguatoksin ısıya dayanıklı, yani pişirme sırasında yok olmuyor. Chen, büyük avcı balıkların özellikle karaciğer ve havyar kısımlarından uzak durulması gerektiğini açıkladı.KONSERVE UYARISIChen’e göre şişmiş, çatlamış veya derin göçükleri olan konserve kutuları da büyük bir tehlike işareti. Bu durum, ölümcül botulinum toksini üreten bakterilerin varlığına işaret edebilir. Bu toksin, sinirlerden kaslara giden sinyalleri engelleyerek felce, görme kaybına ve solunum yetmezliğine yol açabiliyor.En korkutucu kısmı ise botulinum toksininin tadı veya kokusu olmaması. Üstelik yemeği ısıtmak her zaman yeterli değil. Chen, bu durumda tek çözümün şüpheli konserveyi hiç düşünmeden atmak olduğunu söyledi. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/cD-1Eyv3d0SSZtppihWpFw.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Sat, 19 Jul 2025 01:20:00 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Ünlü, nörologdan, balık, konserve, uyarısı:, Pişirmekle, geçmiyor, ölümcül, toksin, içeriyor</media:keywords>
</item>

<item>
<title>3 alışkanlık karaciğeri bitiriyor: Bu besin riski artırıyor</title>
<link>https://karadenizden.com.tr/25734</link>
<guid>https://karadenizden.com.tr/25734</guid>
<description><![CDATA[ Hazır gıdalar, bilinçsiz ilaç kullanımı ve hareketsiz yaşam tarzı karaciğer sağlığını tehdit ediyor.Modern yaşamın vazgeçilmezlerinden biri haline gelen hazır ve işlenmiş gıdalar, karaciğer sağlığını ciddi biçimde tehdit ediyor. Uzmanlar, bisküvi, cips gibi abur cuburların yanı sıra reçetesiz ilaç kullanımı ve hareketsizliğin, karaciğer hastalıklarına zemin hazırladığını belirtiyor.Karaciğer; toksinleri vücuttan atmak, besinleri depolamak ve metabolizmayı düzenlemek gibi hayati görevler üstleniyor. Ancak sağlıksız beslenme ve yaşam tarzı alışkanlıkları, bu hayati organın zamanla işlevini yitirmesine neden olabiliyor.İşlenmiş atıştırmalıklar ve fast food ürünleri; yüksek şeker, tuz ve sağlıksız yağ içerikleriyle dikkat çekiyor. Uzmanlara göre bu tür gıdaların aşırı tüketimi, karaciğerde yağ birikimine yol açarak &quot;alkolsüz yağlı karaciğer hastalığı&quot;na (NAFLD) neden olabiliyor. Hastalık ilerledikçe siroz gibi geri dönüşü zor tablolara dönüşebiliyor.Dahası, trans yağlar ve aşırı tuz, obezite, hipertansiyon ve insülin direncini tetikleyerek karaciğer üzerindeki yükü daha da artırıyor. Yapılan araştırmalar, düzenli olarak fast food tüketen bireylerde karaciğer hastalıkları riskinin belirgin şekilde yükseldiğini ortaya koyuyor.Ağrı kesiciler ve antienflamatuar ilaçlar, genellikle doktora danışılmadan kullanılıyor. Ancak bu alışkanlık, karaciğer üzerinde ciddi hasarlara yol açabiliyor. İlaçların uzun süreli ve bilinçsiz tüketimi, karaciğer hücrelerinde toksik birikime neden olabiliyor.Ayrıca, yüksek dozda alınan vitaminler ve bitkisel takviyeler de masum değil. Uzmanlar, her türlü ilacın ve destek ürününün mutlaka tıbbi gözetim altında kullanılması gerektiğini vurguluyor.Fiziksel aktiviteden uzak bir yaşam tarzı ile karın bölgesinde biriken yağlar, karaciğer sağlığı açısından büyük risk oluşturuyor. Obezite, insülin direncine ve yüksek kan şekeri seviyelerine yol açarak karaciğerde yağlanmayı tetikliyor. Bu durum, zamanla karaciğer iltihabına (steatohepatit), ardından da fibroz ve siroza kadar uzanan ciddi sağlık sorunlarına dönüşebiliyor.KARACİĞERİNİZİ NASIL KORUYABİLİRSİNİZ?Uzmanlar, karaciğeri korumak için şu temel adımlara dikkat edilmesi gerektiğini belirtiyor:Dengeli beslenin: Fast food ve işlenmiş gıdalardan uzak durun. Sebze, meyve, tam tahıllar ve sağlıklı protein kaynaklarını tercih edin.İlaçları bilinçli kullanın: Ağrı kesici ve takviyeleri yalnızca doktor kontrolünde alın.Fiziksel olarak aktif olun: Yürüyüş, koşu, yoga veya spor salonu gibi düzenli egzersiz alışkanlıkları edinin.Yeterince su için: Günde 8-10 bardak su içerek toksinlerin atılmasına yardımcı olun.Sigaradan uzak durun: Sigara, dolaylı yoldan da olsa karaciğere zarar veren toksinler içerir.
Bu makale sadece genel bilgi verme amacıyla yazılmıştır ve doktor tavsiyesi olarak ele alınmaması gerekir. Makalenin içeriğinden yola çıkarak okurun kendi başına koyduğu teşhislerden ntv.com.tr sorumlu değildir. Sağlığınızla ilgili herhangi bir endişeniz varsa doktorunuza danışın. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/gI37zHNVLEWMQUqPWLYeow.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Sat, 19 Jul 2025 01:20:00 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>alışkanlık, karaciğeri, bitiriyor:, besin, riski, artırıyor</media:keywords>
</item>

<item>
<title>100 yaşındaki Recep dede sofrasından eksik etmiyor: 3 besin uzun yaşamının sırrı</title>
<link>https://karadenizden.com.tr/25730</link>
<guid>https://karadenizden.com.tr/25730</guid>
<description><![CDATA[ Gönen’in Üzümlü Mahallesi’nde yaşayan Recep Ercan, 100 yaşına girdi. Asırlık çınar, sağlıklı yaşamın sırrını da verdi.Hayatı boyunca çiftçilik yapan ve bir dönem de mahalle muhtarlığı görevinde bulunan Ercan için köyde anlamlı bir doğum günü kutlaması düzenlendi.3 çocuk babası olan Recep Ercan’ın 8 torunu ve 8 de torun çocuğu bulunuyor.Asırlık çınar, sağlıklı yaşamın sırrını &quot;üzülmemek, doğal beslenmek ve yoğurt, ayran ile sebzeyi sofradan eksik etmemek&quot; olarak açıklıyor.Recep Ercan’ın ailesi ve komşuları tarafından düzenlenen doğum günü kutlamasında duygu dolu anlar yaşandı. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/zFHWcShKU06piz0ga2K6oA.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Sat, 19 Jul 2025 01:19:59 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>100, yaşındaki, Recep, dede, sofrasından, eksik, etmiyor:, besin, uzun, yaşamının, sırrı</media:keywords>
</item>

<item>
<title>15 Temmuz sağlık ocakları açık mı, kapalı mı? Yarın Aile Sağlığı Merkezleri çalışıyor  mu, randevu alınır mı?</title>
<link>https://karadenizden.com.tr/25729</link>
<guid>https://karadenizden.com.tr/25729</guid>
<description><![CDATA[ Sağlık ocakları veya diğer bir ifadeyle aile sağlığı merkezlerine kontrole gitmek isteyenler çalışma durumunu merak ediyor. 15 Temmuz Demokrasi ve Milli Birlik Günü sebebiyle birçok kurum çalışmalarına ara verecek. Aile hekimlerinden randevu talep edecekler ise açık olup olmadığını araştırıyor. Aile Sağlığı Merkezleri randevu işlemleri MHRS üzerinden gerçekleştiriliyor. Salı günü eczaneler nöbet sistemine uygun çalışırken hastanelerin acil servisleri açık olacak. Peki Yarın sağlık ocakları açık mı, kapalı mı? 15 Temmuz Aile hekimleri çalışıyor mu? İşte, konuya ilişkin bilgiler…Türkiye’de dini, milli ve kültürel öneme sahip günler resmi tatil olarak kutlanıyor. 15 Temmuz Demokrasi ve Milli Birlik Günü, bu yıl Salı gününe denk gelecek. Salı günü belediyeler, bankalar, kargo firmaları, valilikler, kaymakamlıklar, noterler ve diğer birçok işletme çalışmalarına ara verecek. Özellikle tedavi olmak isteyen, doktor kontrolü yaptırmaya hazırlananlar ve ilaç temin edecekler ise sağlık kurumlarının çalışıp çalışmadığını araştırıyor. 15 Temmuz’da nöbetçi eczaneler hizmet vermeye devam edecek. Hastanelerin ise acil servisleri dışındaki bölümleri kapalı olacak. Peki 15 Temmuz sağlık ocakları çalışıyor mu? İşte, merak edilen sorunun yanıtı…15 Temmuz resmi tatil olduğundan sağlık ocaklarında çalışan doktor, hemşire ve diğer sağlık görevlileri izinli oluyor. 15 Temmuz Salı günü sağlık ocakları tam gün kapalı olacak. MHRS üzerinden bu tarihe randevu oluşturulamayacak. 16 Temmuz Çarşamba günü sağlık ocakları veya diğer bir ifadeyle aile hekimleri çalışmaya devam edecek. Aile hekimlerinin çalışma günleri, il veya ilçelere göre değişebiliyor.Sağlık kurumlarından olan eczaneler ise nöbetçi olarak hizmet verecek. Vatandaşlar yaşadıkları il ve ilçelerdeki nöbetçi eczaneleri e-Devlet üzerinden kolayca sorgulayabilecek. Özel ve devlet hastanelerinde ise acil servisler resmi tatil günleri de çalışmaya devam ediyor.BANKALARBELEDİYELERKAYMAKAMLIKLARMUHTARLIKLARSAĞLIK OCAKLARIHASTANELERKARGO FİRMALARINÜFUS MÜDÜRLÜKLERİECZANELER (nöbetçi)NOTERLER (nöbetçi) ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/P8aE36LjRU6T5LRWfOiGvg.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Sat, 19 Jul 2025 01:19:59 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Temmuz, sağlık, ocakları, açık, mı, kapalı, mı, Yarın, Aile, Sağlığı, Merkezleri, çalışıyor, mu, randevu, alınır, mı</media:keywords>
</item>

<item>
<title>Çay içince vücudunuza ne olur? Meğer böyle bir zararı varmış</title>
<link>https://karadenizden.com.tr/25731</link>
<guid>https://karadenizden.com.tr/25731</guid>
<description><![CDATA[ Çay, günlük yaşamın bir parçası olarak sıkça tüketiliyor. Ancak uzmanlar, günde üç-dört fincanın üzerindeki çay tüketiminin çeşitli sağlık sorunlarına yol açabileceği uyarısında bulunuyor. Özellikle kafein ve tanen içerikleri nedeniyle, aşırı çay içmek; demir eksikliğinden kalp çarpıntısına kadar birçok riski beraberinde getiriyor.Bitki bazlı beslenmeyi tercih eden bireylerde daha sık görülen demir eksikliği, çayda bulunan tanenlerin demir emilimini engellemesiyle tetiklenebiliyor. Özellikle yemeklerle birlikte içilen çay, vücuda alınan demirin etkili bir şekilde kullanılmasını zorlaştırıyor. Uzmanlar, çayın yemekten en az bir saat sonra içilmesini öneriyor.Kafein açısından zengin olan siyah ve yeşil çaylar, yüksek miktarda tüketildiğinde ise anksiyete, sinirlilik, uyku bozuklukları ve baş ağrılarına neden olabiliyor. Kafein alımı günlük 400 mg’ı aştığında; ellerde titreme, kalp çarpıntısı ve uykusuzluk gibi belirtiler yaygınlaşıyor.Hamilelik döneminde yüksek kafein alımı, düşük doğum ağırlığı ve düşük riskiyle ilişkilendiriliyor. Bu nedenle sağlık kuruluşları, hamile bireylerin günlük kafein alımını 200 mg ile sınırlandırmalarını öneriyor. Kalp hastaları için de benzer uyarılar geçerli. Kafein, kısa süreliğine kan basıncını yükseltebilir ve kalp ritminde düzensizliklere neden olabilir.Yüksek tanen içeriği, mide hassasiyetine sahip bireylerde asit reflüsü ve mide bulantısına yol açabiliyor. Aç karnına içilen çay, bu etkiyi daha da artırabiliyor. Uzmanlar, çayın sütle seyreltilmesini veya daha hafif türlerin tercih edilmesini tavsiye ediyor.Kafein aynı zamanda bağımlılık yapıcı özelliklere de sahip. Sürekli tüketildiğinde vücudun toleransı artıyor ve bireyler daha fazla kafeine ihtiyaç duyuyor. Bu durum, çay içilmediğinde yorgunluk ve baş ağrıları gibi yoksunluk belirtilerine neden olabiliyor.Çay bitkilerinin yetiştiği topraklardan emilen kurşun, alüminyum ve florür gibi maddeler de risk oluşturabiliyor. Özellikle düzenli ve yüksek miktarda çay tüketen bireylerde bu maddelerin vücutta birikme riski bulunuyor. Ayrıca, kafein idrarla kalsiyum atılımını artırarak, uzun vadede kemik sağlığı üzerinde olumsuz etkilere yol açabiliyor.Beslenme uzmanları, sağlıklı bireyler için günlük 3-4 fincan çayın genellikle güvenli olduğunu belirtiyor. Ancak bireysel tolerans farklılık gösterdiğinden, vücut tepkilerini dikkate almak gerektiği vurgulanıyor. Uzmanlar, çayın keyifli bir alışkanlık olmaya devam edebilmesi için ölçülü tüketilmesi gerektiğini hatırlatıyor.Kafeinsiz bitki çayları, beyaz çay ve rooibos gibi düşük kafeinli seçenekler hem hamile bireyler hem de çocuklar için daha güvenli alternatifler olarak öne çıkıyor. Bununla birlikte, her bitki çayının içeriği farklı olduğundan, özellikle kronik hastalığı olanların ürün etiketlerini dikkatle incelemesi öneriliyor.&quot;Her şeyin fazlası zarar&quot; ilkesinin çay için de geçerli olduğu bir kez daha bilimsel verilerle ortaya kondu. Çay tüketiminde ölçüyü kaçırmadan, sağlık dostu bir alışkanlık oluşturmak mümkün.&quot;
Bu makale sadece genel bilgi verme amacıyla yazılmıştır ve doktor tavsiyesi olarak ele alınmaması gerekir. Makalenin içeriğinden yola çıkarak okurun kendi başına koyduğu teşhislerden ntv.com.tr sorumlu değildir. Sağlığınızla ilgili herhangi bir endişeniz varsa doktorunuza danışın. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/a3WVsYw7Fk6O2bLKJJkINg.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Sat, 19 Jul 2025 01:19:59 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Çay, içince, vücudunuza, olur, Meğer, böyle, bir, zararı, varmış</media:keywords>
</item>

<item>
<title>Çok fazla tuz tüketince vücudunuzda neler oluyor? 5 uyarı işareti var</title>
<link>https://karadenizden.com.tr/25725</link>
<guid>https://karadenizden.com.tr/25725</guid>
<description><![CDATA[ Vücudun sağlıklı işleyişini sürdürebilmesi için belirli miktarda tuza ihtiyaç duyduğu biliniyor. Tuz, sıvı dengesinin sağlanmasında ve sinir sisteminin düzenlenmesinde kilit rol oynuyor. Ancak uzmanlar, aşırı tuz tüketiminin ciddi sağlık sorunlarına yol açabileceği konusunda uyarıyor. Uzun vadede kalp hastalıkları, yüksek tansiyon ve böbrek rahatsızlıklarına zemin hazırlayabilen fazla tuz alımı, aynı zamanda günlük yaşamda da çeşitli belirtilerle kendini gösteriyor.İşte fazla tuz tükettiğinizi gösteren 5 önemli işaret:1. ŞİŞKİNLİK VE ÖDEMAşırı tuz, vücudun su tutmasına neden olarak (ödem) el, ayak, ayak bileği ve yüzde belirgin şişkinliklere yol açabiliyor. Bu durum; yüzüğün sıkışması, ayakkabıların dar gelmesi gibi günlük ipuçlarıyla fark edilebiliyor. Ciltte baskı sonrası iz kalmasıyla tanınan “çukur ödem” de, tuza bağlı sıvı tutulmasının tıbbi bir göstergesi olarak öne çıkıyor.Tuz, hücrelerden su çekerek yoğun bir susuzluk hissi yaratabiliyor. Normalden fazla su içme ihtiyacı, dudaklarda ve ağızda kuruluk, içilen suya rağmen süren susuzluk hissi; vücudun, fazla sodyumu dengelemeye çalıştığının bir işareti olabilir.Fazla tuz alımı, kan dolaşımında sıvı artışına yol açarak damar içi basıncı yükseltiyor. Bu durum, sessizce gelişen ve zamanla kalp-damar sağlığını tehdit eden hipertansiyona neden olabiliyor. Sabah ölçülen 140/90 mmHg üzerindeki değerler, özellikle tuz tüketimiyle bağlantılı risklere işaret edebilir.Beslenme ve egzersiz düzeninde bir değişiklik olmaksızın yaşanan günlük 1-2 kiloluk, haftalık ise 2 kiloyu aşan kilo artışları; tuzun neden olduğu su tutulumuna bağlı olabilir. Bu, vücudun sodyum dengesini sağlamak amacıyla fazladan sıvı depolamasıyla açıklanıyor.Tuzlu besinlerin sık tüketilmesi sindirim sistemini de olumsuz etkiliyor. Gaz, karın ağrısı, şişkinlik gibi yakınmalar; özellikle tuzlu yemeklerden sonra ortaya çıkıyorsa, sindirim sürecinin yavaşladığı ve mide dokularının tahriş olabileceği düşünülüyor.Uzmanlar, günlük tuz tüketiminin 5-6 gramla sınırlandırılması gerektiğini belirtiyor. Tüketilen gıdaların etiketlerini okumak, hazır ve işlenmiş gıdalardan kaçınmak, yemeklere ekstra tuz eklememek alınabilecek önlemler arasında yer alıyor.Vücudunuzun verdiği sinyalleri dikkate alın, sağlığınız için tuz tüketiminizi kontrol altına alın. Bu makale sadece genel bilgi verme amacıyla yazılmıştır ve doktor tavsiyesi olarak ele alınmaması gerekir. Makalenin içeriğinden yola çıkarak okurun kendi başına koyduğu teşhislerden ntv.com.tr sorumlu değildir. Sağlığınızla ilgili herhangi bir endişeniz varsa doktorunuza danışın. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Ob-hhNWrkE-yM7RQILrDmQ.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Sat, 19 Jul 2025 01:19:58 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Çok, fazla, tuz, tüketince, vücudunuzda, neler, oluyor, uyarı, işareti, var</media:keywords>
</item>

<item>
<title>Aç karnına 1 litre su içince ne olur? Her sabah yapmanın etkisi</title>
<link>https://karadenizden.com.tr/25726</link>
<guid>https://karadenizden.com.tr/25726</guid>
<description><![CDATA[ Sabah aç karnına bir litre su içmek, sadece basit bir alışkanlık değil; sağlığı bütünsel anlamda destekleyen güçlü bir yaşam tarzı tercihi olarak öne çıkıyor.İnsan vücudunun yaklaşık yüzde 60 ila yüzde 75’i sudan oluşuyor. Uyku esnasında terleme ve solunum yoluyla yaklaşık 0,5 ila 1 litre su kaybediliyor. Güne bir litre su içerek başlamak, bu eksikliği hızla telafi ederek hücresel sıvı dengesini yeniliyor, eklemleri yağlıyor, kan dolaşımını ve beyin fonksiyonlarını canlandırıyor. Bu da günün ilk saatlerinden itibaren zihinsel netliği ve enerjiyi artırıyor.Aç karnına tüketilen su, metabolizmayı ortalama yüzde 24-30 oranında hızlandırabiliyor. Uzmanlara göre bu, günde yaklaşık 48 kalori fazladan yakım anlamına geliyor ki bu da yılda yaklaşık 2,5 kilogramlık yağ kaybına denk geliyor. Aynı zamanda, mide asitlerini seyrelterek sindirimi kolaylaştırıyor, bağırsak hareketlerini teşvik ederek kabızlığı önlüyor.Sabahları su içmek, böbreklerin toksinleri daha etkin bir şekilde atmasına yardımcı oluyor. Artan idrar üretimi sayesinde gece boyunca biriken zararlı maddeler vücuttan uzaklaştırılıyor. Ayrıca su, idrarı seyrelterek böbrek taşı oluşum riskini azaltıyor, mide asiditesini dengeleyerek mide rahatsızlıklarını hafifletiyor.Araştırmalar, kahvaltı öncesi içilen bir litre suyun mideyi doldurarak iştahı bastırdığını ve özellikle ileri yaş gruplarında kalori alımını %10-13 oranında azalttığını gösteriyor. Bu da kilo kontrolü açısından önemli bir avantaj sunuyor.Hafif düzeyde dehidrasyon bile konsantrasyon, hafıza ve ruh hali üzerinde olumsuz etkilere yol açabiliyor. Sabah su içme alışkanlığı, beyin sisini azaltarak zihinsel berraklık ve bilişsel performans üzerinde olumlu etkiler yaratıyor. Ayrıca düzenli sıvı alımı, migren ve baş ağrılarının önlenmesinde de etkili.Su tüketimi, cilt elastikiyetinin korunmasına, toksinlerin atılmasına ve ciltte doğal bir ışıltının sağlanmasına yardımcı oluyor. Aynı zamanda saç köklerini besleyerek parlaklık ve direnç kazandırıyor. Yeterli su tüketimi, bağışıklık sisteminin önemli bir parçası olan lenfatik sistemin düzgün çalışmasına katkıda bulunarak enfeksiyonlara karşı koruma sağlıyor.DİKKAT EDİLMESİ GEREKEN NOKTALARUzmanlar, bir litre suyun bir dikişte değil, 5 ila 10 dakika içinde yavaşça tüketilmesi gerektiğini vurguluyor. Aksi halde mide bulantısı ya da rahatsızlık hissi yaşanabilir. Oda sıcaklığındaki ya da hafif soğuk su tercih edilmeli; sindirim problemi yaşayanlar için ılık su da uygun bir seçenek olabilir. Ayrıca, kahvaltıdan önce su içildikten sonra en az 30-45 dakika beklemek, sindirim sisteminin yeniden dengelenmesini sağlıyor.Sabah aç karnına bir litre su içmek; gün boyunca fiziksel ve zihinsel performansı artırmak, metabolizmayı canlandırmak ve genel sağlığı desteklemek açısından etkili bir yöntem olarak öne çıkıyor. Ancak bu alışkanlığın sürdürülebilir olması için, gün içinde düzenli su tüketiminin devam etmesi gerektiği unutulmamalı. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/4smQnYWGM0mv06xlBbmUyA.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Sat, 19 Jul 2025 01:19:58 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Aç, karnına, litre, içince, olur, Her, sabah, yapmanın, etkisi</media:keywords>
</item>

<item>
<title>Kolesterolü düşüren 4 muhteşem meyve: Kalbi de güçlendiriyor</title>
<link>https://karadenizden.com.tr/25727</link>
<guid>https://karadenizden.com.tr/25727</guid>
<description><![CDATA[ Kolesterol, vücudun sağlıklı hücreler üretmesi için gerekli bir madde olsa da, yüksek seviyeleri kalp hastalıkları riskini ciddi oranda artırabiliyor. Uzmanlar, sağlıklı beslenme alışkanlıklarının bu riski azaltmada kritik rol oynadığını belirtiyor. Araştırmalar ise doğanın bize sunduğu bazı meyvelerin, kolesterol düşürmede etkili olduğunu ortaya koyuyor.Meyveler, içeriklerindeki çözünür lif, antioksidanlar ve vitaminler sayesinde sadece bağışıklık sistemini değil, kardiyovasküler sağlığı da destekliyor. Özellikle çözünür lif, sindirim sisteminde kolesterole bağlanarak vücuttan atılmasını kolaylaştırıyor. İşte kolesterol seviyelerini düşürmeye yardımcı olan dört meyve:1. TURUNÇGİLLERPortakal, greyfurt ve limon gibi turunçgiller, C vitamini açısından zengin olmalarının yanı sıra, pektin adlı çözünür lif türüyle de dikkat çekiyor. Pektin, LDL (kötü) kolesterol seviyelerini düşürmeye yardımcı olurken, içerdikleri flavonoidler damar esnekliğini artırıyor ve iltihaplanmayı azaltıyor.Nasıl tüketilmeli?Güne taze sıkılmış portakal veya greyfurt suyuyla başlayın.Suya limon dilimleri ekleyin.Salatalar ve balık yemeklerini portakal veya greyfurt dilimleriyle süsleyin.Not: Greyfurt bazı ilaçlarla etkileşime girebilir. Tüketmeden önce doktorunuza danışmanız önerilir.“Günde bir elma doktoru uzak tutar” sözü, kalp sağlığı açısından bilimsel bir temele dayanıyor. Elmalar, hem çözünür hem de çözünmez lif içerikleriyle LDL kolesterolü düşürüyor. Ayrıca, polifenol adı verilen antioksidanlar damarları koruyarak iltihabı azaltıyor.Nasıl tüketilmeli?Yulaf ezmesine dilimlenmiş elma ekleyin.Elma dilimlerini fındık ezmesiyle birleştirerek sağlıklı atıştırmalıklar hazırlayın.Salatalara ve lahana salatalarına doğranmış elma ilave edin.Avokado, meyveler arasında nadir bulunan sağlıklı yağ kaynaklarından biri. İçerdiği tekli doymamış yağ asitleri sayesinde HDL (iyi) kolesterolü artırırken, LDL kolesterolü azaltıyor. Araştırmalar, günlük avokado tüketiminin özellikle fazla kilolu bireylerde olumlu etkiler gösterdiğini ortaya koyuyor.Nasıl tüketilmeli?Tam tahıllı ekmeğe sürülerek atıştırmalık olarak.Sandviç ve salatalarda dilimlenmiş şekilde.Smoothie’lere karıştırılarak kıvam artırıcı olarak.Hatta ev yapımı ekmek hamuruna bile eklenebilir.Muz, kolesterol emilimini azaltan çözünür lif ve bitki sterolleri içeriyor. Aynı zamanda sindirim sistemini destekleyerek dolaylı yoldan kalp sağlığına katkı sağlıyor.Nasıl tüketilmeli?Kahvaltılık gevrek veya yoğurtla birlikte.Smoothie’lerde doğal tatlandırıcı olarak.Tam buğday unu ile hazırlanmış muz ekmeğinde.Uzmanlardan Tüyo: Meyveden En İyi Verimi Almak İçin...
Liften tam yararlanmak için mümkünse meyveleri kabuklarıyla birlikte tüketin.Taze meyve, meyve suyundan daha faydalıdır.Her hafta farklı meyve kombinasyonları tercih edin.Meyveleri protein ve sağlıklı yağlarla birlikte tüketmek, enerji dengesini korumanıza yardımcı olur.Sağlıklı bir diyetin parçası olarak tüketilen bazı meyveler, kolesterol seviyelerinin dengelenmesine katkı sağlayabilir. Uzmanlar, dengeli beslenme ve düzenli egzersizle birlikte bu doğal seçeneklerin uzun vadede kalp sağlığına büyük fayda sağlayabileceğini belirtiyor.Bu makale sadece genel bilgi verme amacıyla yazılmıştır ve doktor tavsiyesi olarak ele alınmaması gerekir. Makalenin içeriğinden yola çıkarak okurun kendi başına koyduğu teşhislerden ntv.com.tr sorumlu değildir. Sağlığınızla ilgili herhangi bir endişeniz varsa doktorunuza danışın. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/70ZszBTRNUCyqMTXDyGfFw.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Sat, 19 Jul 2025 01:19:58 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Kolesterolü, düşüren, muhteşem, meyve:, Kalbi, güçlendiriyor</media:keywords>
</item>

<item>
<title>Magnezyum mu, melatonin mi: Uyku kalitesi için hangisi daha iyi?</title>
<link>https://karadenizden.com.tr/25728</link>
<guid>https://karadenizden.com.tr/25728</guid>
<description><![CDATA[ Uyku kalitesindeki düşüş, birçok yetişkinin sağlığını tehdit ediyor. Peki, bu sorunu çözmek için hangi takviye daha etkili: magnezyum mu, melatonin mi?Modern yaşamın getirdiği stres, yoğun tempo ve dengesiz beslenme alışkanlıkları, yetişkinlerin büyük bölümünde uyku sorunlarını beraberinde getiriyor. Araştırmalara göre, yetişkinlerin yüzde 60’ından fazlası düşük uyku kalitesinden şikâyetçi. Uyku eksikliği ise sadece yorgunluğa değil; kalp hastalıkları, diyabet ve ruh sağlığı sorunları gibi kronik hastalıklara da zemin hazırlayabiliyor.Uykusuzlukla başa çıkmak isteyen bireyler, beyaz gürültü cihazlarından çeşitli takviyelere kadar birçok yönteme başvuruyor. En sık tercih edilen takviyelerin başında ise magnezyum ve melatonin geliyor. Her ikisi de uyku üzerinde olumlu etkiler yaratırken, farklı mekanizmalarla çalışıyor. Peki, hangisi hangi durumlarda daha etkili?Vücutta 300’den fazla biyokimyasal reaksiyonda görev alan magnezyum, sinir sistemini yatıştırıcı ve kasları gevşetici özellikleriyle biliniyor. Yeşil yapraklı sebzeler, kuruyemişler ve tam tahıllar gibi gıdalarda doğal olarak bulunan bu mineral, özellikle uzun süreli stresin etkilerini hafifletmede etkili olabiliyor.Magnezyumun bir başka önemli özelliği ise gama-aminobütirik asit adlı nörotransmitterin düzenlenmesine katkı sağlaması.Ancak uzmanlar, magnezyum takviyelerinin etkilerinin genellikle birkaç hafta içinde ortaya çıktığını belirtiyor. Ayrıca yüksek dozda alındığında ishal, mide bulantısı ve kramplar gibi yan etkiler görülebiliyor. Magnezyum, bazı ilaçlarla da etkileşime girebileceğinden doktor kontrolünde kullanılması öneriliyor.Melatonin ise vücudun biyolojik saatini düzenleyen bir hormon. Beyinde karanlığa tepki olarak doğal olarak salgılanan melatonin, özellikle gece çalışanlar veya jet lag yaşayan bireyler için önemli bir destek aracı olarak öne çıkıyor.Melatonin takviyeleri, kısa sürede etki göstererek uykuya dalmayı kolaylaştırabiliyor. Gecikmiş uyku evresi sendromu, çocuklarda görülen bazı uyku bozuklukları ve ameliyat öncesi anksiyete gibi durumların tedavisinde de kullanılabiliyor.Ancak melatoninin hızlı etkisine rağmen, uzun vadeli kullanımına dair yeterli bilimsel veri bulunmuyor. Dozuna ve kullanım zamanına göre etkisi değişen melatonin, antibiyotikler, doğum kontrol hapları ve bazı antidepresanlarla da etkileşime girebiliyor.Magnezyum ve melatonin, farklı ihtiyaçlara cevap verebilecek iki etkili takviye. Magnezyum, gevşeme ve uyku kalitesini artırmada uzun vadeli bir çözüm sunarken; melatonin, jet lag gibi kısa vadeli uyku sorunlarında daha hızlı sonuçlar veriyor.Uzmanlar, hangi takviyenin tercih edileceğinin kişisel ihtiyaçlara ve mevcut sağlık durumuna göre belirlenmesi gerektiğini vurguluyor. Her iki takviye de potansiyel etkileşimler ve yan etkiler nedeniyle mutlaka bir sağlık profesyoneline danışılarak kullanılmalı. Bu makale sadece genel bilgi verme amacıyla yazılmıştır ve doktor tavsiyesi olarak ele alınmaması gerekir. Makalenin içeriğinden yola çıkarak okurun kendi başına koyduğu teşhislerden ntv.com.tr sorumlu değildir. Sağlığınızla ilgili herhangi bir endişeniz varsa doktorunuza danışın. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/iKRrXkJOzk2pBZ1RgiCRag.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Sat, 19 Jul 2025 01:19:58 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Magnezyum, mu, melatonin, mi:, Uyku, kalitesi, için, hangisi, daha, iyi</media:keywords>
</item>

<item>
<title>Yumurta kalbe zararlı mı? Faydası saymakla bitmiyordu</title>
<link>https://karadenizden.com.tr/25722</link>
<guid>https://karadenizden.com.tr/25722</guid>
<description><![CDATA[ Besin değeri açısından zengin olan yumurta sağlığa faydalarıyla biliniyor. Peki, yumurta yemek kalbe zararlı mı?Yumurtaların kolesterol içeriği nedeniyle kalp hastalıklarına yol açtığı yönündeki yaygın kanı, son bilimsel veriler ışığında sorgulanıyor. Fransız biyokimyacı Jessie Inchaupé, yumurtaların kalp sağlığı üzerindeki etkilerine ilişkin önemli açıklamalarda bulundu.Jessie Inchaupé, yumurtaların kalp hastalıklarıyla ilişkilendirilmesinin artık geçerliliğini yitirdiğini belirtti. Inchaupé, sosyal medya hesabı üzerinden yaptığı açıklamada, “Günde 3-4 yumurta yiyorum... ve ne diyeceğinizi biliyorum: &#039;Yumurtalar kalbiniz için kötü değil mi?&#039; Öyleyse gerçeği açıklığa kavuşturalım: Yumurtalar harika!” ifadelerini kullandı.Besin değeri açısından zengin olan yumurtaların, içerdiği kolesterole rağmen kalp damar sağlığı açısından ciddi bir tehdit oluşturmadığını vurgulayan Inchaupé, asıl riskin kan şekeri dengesizliklerinden kaynaklandığını dile getirdi.Tek bir haşlanmış yumurtanın 78 kalori, 6 gram protein ve 5 gram yağ içerdiğini hatırlatan Inchaupé, aynı zamanda A, B12, B5, B2 vitaminleri ile folat, selenyum ve fosfor gibi önemli mikronutrientler açısından da zengin olduğunu belirtti. Ayrıca D, E, B6 vitaminleri, kalsiyum ve çinko açısından da önemli bir kaynak olduğunu vurguladı.“Yumurtalardaki kolesterol zararlı değil,” diyen Inchaupé, yumurta tüketiminin sınırlandırılmasına gerek olmadığını, düzenli yumurta tüketiminin aksine sağlık açısından faydalı olabileceğini savundu.Inchaupé&#039;ye göre, kalp hastalıklarının temel nedenleri arasında küçük ve yoğun LDL kolesterol parçacıkları ile iltihaplanma ve oksidasyon yer alıyor. Bu iki faktörün de doğrudan glikoz düzensizliğiyle bağlantılı olduğunu ifade eden bilim insanı, “Kalp hastalığı dünyasında işler artık daha netleşmeye başladı. Küçük LDL parçacıkları ve iltihaplanma başlıca risk faktörleri,” dedi.Yüksek şeker tüketiminin insülin ve glikoz seviyelerini artırarak karaciğerde sağlıksız LDL partiküllerinin üretimine yol açtığını söyleyen Inchaupé, bu parçacıkların da zamanla oksitlenerek damar sağlığını tehdit ettiğini belirtti.Kalp hastalıklarından korunmanın temel yollarından birinin şeker tüketimini azaltmak olduğunu vurgulayan Inchaupé, “Kanımızda sağlıksız yağların oluşmasını ve oksidasyonu nasıl önleyebiliriz? Yapmamız gereken ilk şey şekeri azaltmak,” dedi.Uzmanlar da son yıllarda benzer uyarılarda bulunarak, kolesterol içeriği nedeniyle yumurtadan uzak durmak yerine işlenmiş şeker ve rafine karbonhidratlardan kaçınmanın daha etkili bir strateji olduğunu belirtiyor. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/EgfACNi2XUiR9t_xiA8ylQ.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Sat, 19 Jul 2025 01:19:57 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Yumurta, kalbe, zararlı, mı, Faydası, saymakla, bitmiyordu</media:keywords>
</item>

<item>
<title>Kalp kapağı çürümüş, 7 saat süren zorlu ameliyat: Doktorlar &amp;quot;mucizevi bir olay&amp;quot; diyor</title>
<link>https://karadenizden.com.tr/25723</link>
<guid>https://karadenizden.com.tr/25723</guid>
<description><![CDATA[ Kahramanmaraş’ta kalp kapakçığı değişimi için ameliyata alınan Aziz Karabörk’ün (47) kalbinden 10 santim büyüklüğünde 250 gram ağırlığında kitle çıkarıldı.7 saat süren ameliyatı yapan Doç. Dr. Mehmet Kirişci, daha önce de benzer ameliyatlar yaptıklarını belirterek, “Lakin bu hastamızdaki kalbin içerisindeki pıhtının ağırlığı ve boyutu ilk defa gördüğümüz bir hadise. Bu kadar büyük bir kalp kitlesi oluşmuş olması çok az görülen tablo. Yani 10 santim ve üzerinde bir pıhtıyla kalmış olması ve çıkarılması mucizevi bir olay” dedi.Nefes darlığı şikayetiyle Kahramanmaraş Sütçü İmam Üniversitesi Sağlık Uygulama ve Araştırma Hastanesi Kardiyoloji bölümüne başvuran Aziz Karabörk, Öğretim Üyesi Doç. Dr. Mehmet Kirişci tarafından muayene edildi. Hastanın muayenesi ve tetkiklerinde Karabörk’ün çocukken geçirdiği ateşli hastalığı bağlı olarak kalp kapağının çürüdüğü ve kalbinde de kitle olduğu tespit edildi.Bunun üzerine Karabörk ameliyata alındı. Kalp kapağı açıldığında Aziz Karabörk’ün kalbinin içindeki kitlenin tahminlerden daha büyük olduğu ortaya çıktı. Ameliyatı yapan Mehmet Kirişci ve ekibinin de şaşırdığı kitlenin alınması ve kalp kapağının değiştirilmesi 7 saat sürdü. Ameliyat sonunda Karabörk’ün kalbinden 10 santimetre büyüklüğünde ve 250 gram ağırlığında kitle çıkarıldı.Aziz Karabörk’ün çocukken geçirdiği ateşli hastalığın kalbinde ritim bozukluğuna neden olduğunu belirten Doç. Dr. Mehmet Kirişci, bunun sonucunda da kalp içerisinde pıhtı oluşmaya başladığını söyledi. Pıhtının zamanın da fark edilmediği taktirde büyüyüp kitle haline geldiğini kaydeden Kirişci, şöyle devam etti:“Bu hastamızda da bu büyüme esnasında bu kopan pıhtılar beynine ya da vücuduna herhangi bir organa ataraktan ciddi bir ölüm de dahil olmak üzere, felç de olmak üzere birtakım ciddi problemler oluşturabilir. Şimdi bu hastamız tedavi süreci içerisinde pıhtının ileri derecede büyümesine yaklaşık 10 santimetreye ulaşmasına kadar tedavi içerisine alınmamış. Bu ilerleme süreci içerisindeki pıhtılar kopup da felç gibi, ölüm gibi tablolar oluşturabilecekken oluşturmadan mucizevi bir şekilde yaklaşık 10 santimetreye ulaşana kadar fark edilmeden büyümüş. Bu aşamada bu pıhtılar oradan kopup atmış olsaydı şayet ölüm tablosu oluşabilirdi Dolayısıyla biz bu hastamızın tanısını koyduk ve ameliyata aldık. Ameliyatta romatizmal olarak oluşan kalp kapağı taşlaşmış şekildeydi. Onu çıkarttık ve açtığımızdaki en önemli şey kalbin içerisindeki sol tarafında tamamen içini dolduran ve parçalı bir şekilde oluşmuş totalin de 10 santime ulaşan 250 grama ulaşan bir ağırlıkta bir pıhtı oluştuğunu gördük. Bu kalbin içerisinde bu aşamaya kadar gelmiş olması ve hayatta kalmış olması bu hasta için mucizevi bir olay. Pıhtıları çıkarırken kalbin içerisine yeni bir zar oluşturduğunu gördük. Hani bu olayın büyüme aşamasına kadar ne kadar geç kalındığının göstergelerinden birisi. Hem oluşan bu pıhtı zarını aynı zamanda da pıhtıların hepsini tamamen çıkarttık ve temizledik.”Kalp kapağı değiştirme ve kitle temizleme ameliyatlarını tek bir ameliyatta yaptıklarını belirten Kirişci, “Kalp kapağı değişimi gibi ameliyatlar 3-4 saatlik bir ameliyat. Tabii biz bu hastamızı ameliyata aldığımızda öncesinde birtakım tetkiklerle pıhtının olduğunu biliyorduk ama bu kadar büyük ve organize olmuş bir pıhtı topluluğunu ameliyatta gördüğümüzde bayağı şaşırdık ve dolayısıyla normal akışında beklediğimizden çok daha uzun bir ameliyat oldu. Ortalama 6-7 saatlik bir ameliyat sonrasında ameliyatı başarıyla tamamlamış olduk. Burada iki tane büyük kalp ameliyatını aynı ameliyatın içerisine koymuş olduk. Hem kalp kapağındaki bozukluk tamamen ortadan kaldırılmış oldu yeni bir kalp kapağı takılarak hem de bu kalbin içerisindeki oluşmuş pıhtılar en küçük zerresine kadar temizlenmiş oldu. Daha öncesi meslek hayatımızda benzer ameliyatlar yaptık elbette. Kalbin içerisinde pıhtı oluşmuş olması ya da kalp kapağının çökmüş olması yaptığımız ameliyatlar içerisinde. Lakin bu hastamızdaki kalbin içerisindeki pıhtının ağırlığı ve boyutu ilk defa gördüğümüz bir hadise. Bu kadar büyük bir kalp kitlesi oluşmuş olması çok az görülen tablo. Yani 10 santim ve üzerinde bir pıhtıyla kalmış olması ve çıkarılması mucizevi bir olay” diye konuştu.Aziz Karabörk ise ameliyatın ardından sağlığına kavuştuğunu söyledi. Kalbinden çıkarılan kitlenin büyüklüğünün kendisini de şaşırttığını belirten Karabörk, “Benim böyle bir kitleden haberim yoktu. Narkozdan çıkıp gösterdiklerinde ben de çok şaşırdım. Yani böyle bir şey olduğunu bilmiyordum. Allah razı olsun hekimlerimizden. Hayata döndürdüler beni. Yol yürüyemiyordum, 2-3 adım attığım zaman kesiliyordum artık. Ama şu anda iyiyim, ameliyatın yeni çıkmama rağmen asansörlerin ayağıyla gidip gelebiliyorum. Hem kalp kapağım değişti hem kalbimin içindeki pislikler temizlendiği için kendimi 20 yaş gençleşmiş gibi hissettim” diye konuştu. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/bxKwYGPneEiNOc3yeh0_Pw.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Sat, 19 Jul 2025 01:19:57 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Kalp, kapağı, çürümüş, saat, süren, zorlu, ameliyat:, Doktorlar, mucizevi, bir, olay, diyor</media:keywords>
</item>

<item>
<title>Doktor açıkladı: Magnezyum neden önemli?</title>
<link>https://karadenizden.com.tr/25724</link>
<guid>https://karadenizden.com.tr/25724</guid>
<description><![CDATA[ Karaciğer, insan vücudundaki en büyük iç organlardan biri olarak, metabolizma, sindirim, bağışıklık ve detoksifikasyon gibi birçok hayati işlevi yerine getiriyor. Bu nedenle karaciğer sağlığını korumak, genel vücut sağlığı açısından büyük önem taşıyor. Peki, karaciğer sağlığı için magnezyum kullanmak neden önemli?Gastroenterolog Dr. Joseph Salhab, magnezyumun karaciğer sağlığı üzerindeki kritik etkilerine dikkat çekerek, bu mineralin alkolsüz yağlı karaciğer hastalığı (NAFLD) gibi yaygın karaciğer hastalıklarına karşı koruyucu bir rol üstlendiğini belirtti. Dr. Salhab’a göre magnezyum, karaciğerde oksidatif hasar ve inflamasyonu azaltarak karaciğer hücrelerini koruyan güçlü bir &quot;kalkan&quot; görevi görüyor.Karaciğer, insan vücudundaki en büyük iç organlardan biri olarak, metabolizma, sindirim, bağışıklık ve detoksifikasyon gibi birçok hayati işlevi yerine getiriyor. Bu nedenle karaciğer sağlığını korumak, genel vücut sağlığı açısından büyük önem taşıyor. Dr. Salhab, özellikle magnezyumun bu noktadaki hayati işlevlerine vurgu yaptı.Vücutta en bol bulunan dördüncü katyon olan magnezyum, sinir ve kas fonksiyonlarını desteklemenin yanı sıra sağlıklı kalp ritmini korumak, kan şekeri seviyelerini düzenlemek, kemikleri güçlendirmek, enerji üretimi ve uyku kalitesini artırmak gibi çok sayıda işleve sahip.Ayrıca, inflamasyonun azaltılması ve DNA ile protein sentezinin desteklenmesi gibi süreçlerde de aktif rol oynayan magnezyum, karaciğerin detoks mekanizmaları için de vazgeçilmez bir mineral.Dr. Salhab’ın açıklamalarına göre, yapılan araştırmalar magnezyum eksikliğinin karaciğerde yağ birikimini artırabildiğini ve insülin fonksiyonunu bozabildiğini gösteriyor. Bu durumun NAFLD gibi karaciğer rahatsızlıklarının gelişiminde etkili olduğu düşünülüyor.Yeterli magnezyum seviyeleri ise karaciğerin yağları sindirmesine yardımcı olan safra üretimini destekliyor ve güçlü bir antioksidan olan glutatyon seviyesini artırarak detoks süreçlerini güçlendiriyor. Dr. Salhab, “Nüfus çalışmaları, yüksek magnezyum alımına sahip bireylerin daha iyi karaciğer fonksiyon testlerine ve daha düşük karaciğer hastalığı oranlarına sahip olduğunu ortaya koyuyor” dedi.Kan Şekeri ve Karaciğer Yükü Arasındaki BağlantıMagnezyum, yalnızca karaciğeri doğrudan korumakla kalmıyor; aynı zamanda kan şekeri dengesini sağlayarak karaciğerin üzerindeki metabolik yükü azaltıyor. Bu durum, insülin direnciyle yakından ilişkili olan NAFLD gibi hastalıkların önlenmesi açısından kritik bir öneme sahip.Dr. Salhab, magnezyum takviyelerinden ziyade doğal yollarla alınmasının daha sağlıklı olduğunu vurguluyor. Magnezyum açısından zengin bazı besinler şöyle:Kabak çekirdeği: 28 gramda yaklaşık 168 mg magnezyumChia tohumu: 28 gramda yaklaşık 95 mgBadem: Bir avuçta yaklaşık 80 mgPişmiş ıspanak: Bir bardakta yaklaşık 78 mgAyrıca kaju fıstığı, kinoa, edamame, siyah fasulye, avokado ve bitter çikolata da magnezyum açısından zengin kaynaklar arasında yer alıyor.Dr. Salhab, “Doğru besinlerle yeterli magnezyum almak karaciğerin hem fonksiyonlarını destekler hem de hastalıklara karşı direncini artırır” diyerek beslenmenin önemine dikkat çekti.Sağlığınız için herhangi bir takviye kullanmadan önce mutlaka bir uzmana danışın. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/-XcnnGFYk0auNmQKGCqAUg.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Sat, 19 Jul 2025 01:19:57 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Doktor, açıkladı:, Magnezyum, neden, önemli</media:keywords>
</item>

<item>
<title>Prof. Dr. Özlü açıkladı: Henipavirüs&amp;apos;te salgın tespit edilmiş değil</title>
<link>https://karadenizden.com.tr/25719</link>
<guid>https://karadenizden.com.tr/25719</guid>
<description><![CDATA[ Göğüs Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Tevfik Özlü, Çin&#039;de bilim insanlarının yarasaların idrarı üzerinde yaptıkları çalışmalarda meyvelerden insanlara bulaşma riski taşıdığı öne sürülen ‘Henipavirus’ cinsine ait 2 yeni virüs tespitine ilişkin, “Yarasa, virüs ve Çin kelimeleri bir araya gelince hepimizde bir tedirginlik oluyor. Bu tamamen bilimsel bir çalışma. Bir hastalık ya da salgın tespit edilmiş değil. Şu an da herhangi bir tehdit yok” dedi.Göğüs Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Tevfik Özlü, insanlara bulaşma riski taşıdığı öne sürülen ‘Henipavirus’ cinsine ait 2 yeni virüsle oluşan endişeye ilişkin konuştu.Herhangi bir salgın tehdidinin olmadığını aktaran Prof. Dr. Özlü, “Çin’in Yünnan eyaleti yakınlarında yarasalar üzerinde yapılmış bir çalışmanın sonucunda insanlarda ağır hastalık yapabilen bazı virüsler tespit edilmiş. Özellikle yarasaların böbreklerinden alınan idrar örneklerinde bu virüs ve bakteriler saptanmış. Aslında çok sayıda virüs ve bakteri var.Bu virüslerin 2 tanesi daha önceden insanlarda ağır akciğer hastalığı ve beyin iltihabına yol açan 2 virüs cinsine ait. Bunlar yeni ve daha farklı virüsler. Yarasa, virüs ve Çin kelimeleri bir araya gelince hepimizde bir tedirginlik oluyor. Bu tamamen bilimsel bir çalışma. Bir hastalık ya da salgın tespit edilmiş değil. Ancak, potansiyel olarak bu virüsleri insanda hastalık yapabilme riskinden söz edilebilir. Yarasalar o bölgelerde meyve bahçelerine yakın bir alanda yaşıyorlar. Bu virüsler, yarasa idrarlarıyla meyvelere bulaşabilir. Oradan da insana bulaşabilir ve hastalığa neden olabilir şeklinde bir endişeye yol açabilir. Şu anda herhangi bir tehdit yok&quot; dedi.Prof. Dr. Özlü, yaban hayatı ile insan etkileşiminin artmasının risk oluşturduğunu belirterek, &quot;Vahşi hayvanların yaşam alanlarına yaklaştıkça; bu tür farklı virüslerle karşılaşma oranımız, hayvanlardan insanlara geçen zoonotik hastalıkların bulaşması ve yayılması olasılığı artıyor. İnsanların doğadaki vahşi hayvanların yaşam alanlarına dokunmadığı, müdahale etmediği bir anlayışı geliştirmeleri lazım. Doğanın bir parçasıyız. Bizler doğanın hakimi değiliz. Diğer canlılarla beraber dünyayı paylaşmayı öğrenmemiz lazım. Bir hayvan dışkısı ya da idrarı ile temas eden bir ürün varsa tüketmeyin ya da iyice temizleyerek tüketin&quot; ifadelerini kullandı.Türkiye&#039;de yaban hayvanlarına dair yapılmış bir virüs taraması olmadığını ifade eden Özlü, &quot;Yaban hayvanlarında, domuzlarda, ayılarda ve diğer hayvanlarda yaşayan birtakım virüsler insanlara geçebilir. Böyle bir olasılık var. Türkiye’deki yaban hayvanlarına dair bir virüs taraması ait bilgi elimde yok.Hayvancılıkla uğraşan, kesim yapan, kesimhanede çalışan ya da çiftçilik yapan kişilerde hayvanlardan geçmiş bazı hastalıklara rastlayabiliyoruz. Mesela, tüberküloz en sık rastladığımız hastalık. Türkiye&#039;de &#039;kuş gribi&#039;ni yaşadık. Zaman zaman kümes hayvanları kaynaklı salgın halinde vakalar oluyor. Hayvanların hepsinde bu tür virüslerin olduğunu söyleyemeyiz. Belli bir bölgede, belli bir yarasa idrarı ile çalışılmış. Dolayısıyla genelleme yapmak mümkün değil&quot; diye konuştu. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/MR0_egsIz0Od0oL_kB1HLg.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Sat, 19 Jul 2025 01:19:56 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Prof., Dr., Özlü, açıkladı:, Henipavirüste, salgın, tespit, edilmiş, değil</media:keywords>
</item>

<item>
<title>Karaciğeri yenilemeye yardımcı: Ne zaman tüketmelisiniz?</title>
<link>https://karadenizden.com.tr/25720</link>
<guid>https://karadenizden.com.tr/25720</guid>
<description><![CDATA[ Dünya genelinde her üç kişiden biri, sessizce ilerleyen ve ciddi sağlık sorunlarına yol açabilen Alkolsüz Yağlı Karaciğer Hastalığı (NAFLD) ile karşı karşıya. Uzmanlar, bu hastalıkla mücadelede doğal bir çözüm olarak kuruyemişlerin potansiyeline dikkat çekiyor.Dünya genelinde giderek artan bir sağlık sorunu haline gelen Alkolsüz Yağlı Karaciğer Hastalığı (NAFLD), dünya nüfusunun yaklaşık %30’unu etkiliyor.Özellikle Amerika ve Güneydoğu Asya gibi bazı bölgelerde bu oran %40’ın üzerine çıkıyor. Aşırı alkol tüketiminden bağımsız olarak gelişen bu hastalık, genellikle obezite, tip 2 diyabet ve metabolik sendromla ilişkilendiriliyor.Hastalığın erken evrelerinde belirti göstermemesi nedeniyle “sessiz salgın” olarak nitelendirilen NAFLD’ye karşı doğadan destek alınabileceği belirtiliyor. Yapılan araştırmalar, özellikle ceviz, badem, Antep fıstığı, pekan cevizi ve Brezilya fıstığı gibi kuruyemişlerin düzenli tüketilmesinin karaciğer sağlığı üzerinde olumlu etkileri olabileceğini ortaya koyuyor.2020 yılında yapılan bir çalışmada, kuruyemiş tüketiminin NAFLD ile bağlantılı olan diyabet, obezite ve dislipidemi gibi kardiyometabolik risk faktörlerini iyileştirdiği saptandı. Aynı zamanda büyük çaplı bir kohort analizinde, haftada dört veya daha fazla kuruyemiş tüketiminin NAFLD riskini yaklaşık %20 oranında azalttığı belirlendi.Uzmanlar, kuruyemişlerin içerdikleri doymamış yağ asitleri, lif, antioksidanlar, vitaminler ve mineraller sayesinde karaciğer fonksiyonlarını destekleyebileceğini, iltihaplanmayı azaltabileceğini ve yağ birikimiyle savaşabileceğini belirtiyor.Omega-3 yağ asitleri ve güçlü antioksidan içeriği sayesinde ceviz, karaciğer sağlığına en çok katkı sağlayan kuruyemişler arasında yer alıyor. 2021 yılında yapılan bir Akdeniz diyeti çalışmasında, günlük ceviz tüketiminin karaciğer yağlanmasını önemli ölçüde azalttığı gösterildi. Sabahları veya gece yatmadan önce tüketilmesi öneriliyor.E vitamini, lif ve tekli doymamış yağlar bakımından zengin olan badem, oksidatif stresi azaltarak karaciğerin yağ metabolizmasını destekliyor. Düzenli tüketimi, LDL kolesterolde azalma ve kan şekeri kontrolüyle ilişkilendiriliyor. Özellikle sabah saatlerinde tüketilmesi tavsiye ediliyor.Antioksidan içeriği yüksek olan Antep fıstığı, lipit metabolizmasını düzenleyen genleri etkileyerek karaciğeri koruyabiliyor. Antrenman öncesi veya sonrası enerji kaynağı olarak öneriliyor; ayrıca magnezyumla birlikte tüketildiğinde uyku kalitesini artırabiliyor.Beslenme alışkanlıklarında yapılacak değişiklikler öncesinde mutlaka uzman görüşü alınması gerekiyor. Kuruyemişler genel sağlık açısından faydalı olsa da, her bireyin sağlık durumu ve ihtiyaçları farklılık gösterebilir.Bu haberde yer alan bilgiler yalnızca bilgilendirme amacı taşımaktadır. Tanı ve tedavi için mutlaka bir hekime veya diyetisyene başvurulmalıdır. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/FzTZaPHQuEivoJIW6Ibisg.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Sat, 19 Jul 2025 01:19:56 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Karaciğeri, yenilemeye, yardımcı:, zaman, tüketmelisiniz</media:keywords>
</item>

<item>
<title>Öğün atladığınızda ne olur? Beklenmedik sağlık riski</title>
<link>https://karadenizden.com.tr/25721</link>
<guid>https://karadenizden.com.tr/25721</guid>
<description><![CDATA[ Zamandan tasarruf etmek ya da kalori azaltmak amacıyla öğün atlamak, kısa vadede masum gibi görünse de uzun vadede ciddi sağlık sorunlarına yol açabiliyor. Uzmanlar, bu alışkanlığın metabolizma, hormon dengesi, sindirim ve ruh hali üzerinde yıkıcı etkiler yaratabileceği konusunda uyarıyor.Modern yaşamın temposu içinde öğün atlamak giderek yaygınlaşıyor. Kimi zaman iş yoğunluğu, kimi zaman kilo verme hedefiyle yapılan bu tercih, uzmanlara göre vücutta beklenmedik olumsuzluklara neden olabiliyor.Metabolizma hızından bağırsak sağlığına, ruh halinden hormon dengesine kadar birçok sistemi etkileyen öğün atlama alışkanlığı, sanıldığının aksine sağlıklı bir yaşam tarzına hizmet etmiyor.Beslenme ve metabolizma uzmanları, öğün atlandığında vücudun alarma geçtiğini ve hayatta kalma moduna girerek metabolizmayı yavaşlattığını belirtiyor. Bu durum, dinlenme hâlindeyken yakılan kalori miktarını azaltırken, uzun vadede kilo vermeyi de zorlaştırıyor. Ayrıca tiroid fonksiyonlarının bozulması gibi daha ciddi metabolik sorunlara zemin hazırlayabiliyor.Vücudun temel enerji kaynağı olan glikozun düzenli alınmaması durumunda, kan şekeri seviyelerinde ani düşüşler yaşanıyor. Bu da baş dönmesi, sinirlilik, odaklanma bozukluğu ve zihinsel bulanıklık gibi semptomlara neden oluyor. Uzmanlar, özellikle stresli dönemlerde öğün atlamanın ruh sağlığını olumsuz etkileyebileceğine dikkat çekiyor.Yetersiz beslenme sonucunda vücut, telafi mekanizmasını devreye sokarak bir sonraki öğünde aşırı yeme eğilimi geliştiriyor. Bu durum yalnızca gereğinden fazla kalori alımına neden olmakla kalmıyor, aynı zamanda besin değeri düşük yiyecek tercihlerine de yol açıyor. Ayrıca, uzun süre aç kalmanın stres hormonu olan kortizol düzeylerini artırdığı ve bu durumun uyku, bağışıklık, adet döngüsü ve testosteron seviyeleri gibi birçok alanda dengeyi bozduğu ifade ediliyor.Düzenli beslenme, sindirim sisteminin sağlıklı çalışması için kritik önem taşıyor. Öğün atlama alışkanlığı, bağırsak ritmini bozarak şişkinlik, kabızlık, reflü ve gastrit gibi sorunlara yol açabiliyor. Ayrıca, bağışıklık sisteminin önemli bir parçası olan bağırsak mikrobiyomunun da bu düzensizlikten olumsuz etkilendiği vurgulanıyor.Sadece kaloriden değil, aynı zamanda temel vitamin ve minerallerden de mahrum kalmak, uzun vadede beslenme yetersizliklerine yol açıyor. Uzmanlar, demir, magnezyum, kalsiyum gibi mikro besinlerin eksikliği nedeniyle ciltte matlık, saçlarda dökülme ve kronik yorgunluk gibi semptomların görülebileceğini söylüyor.Uzmanlar, &quot;öğün atlamak bir disiplin değil, düzensizliktir&quot; diyerek düzenli, dengeli ve gerçek besinlerle yapılan öğünlerin hem fiziksel hem de zihinsel sağlık açısından önemine dikkat çekiyor. Kilo yönetimi, hormon dengesi, sağlıklı cilt ve genel iyilik hali için anahtarın; zamanında, dengeli ve yeterli öğünlerde yattığı vurgulanıyor. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/RFodLBLl6kGCC5BnRM2wIA.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Sat, 19 Jul 2025 01:19:56 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Öğün, atladığınızda, olur, Beklenmedik, sağlık, riski</media:keywords>
</item>

<item>
<title>Alzheimer hastalığının erken belirtisi: Nasıl önlenebilir?</title>
<link>https://karadenizden.com.tr/25716</link>
<guid>https://karadenizden.com.tr/25716</guid>
<description><![CDATA[ Dünyada milyonlarca insanı etkileyen Alzheimer hastalığında gelecek yıllarda büyük bir artış bekleniyor. Uzmanlar, yaşam tarzına bağlı bazı önlemlerle bu nörolojik hastalığın önlenebileceğini ya da başlangıcının geciktirilebileceğini söylüyor.65 yaş üstü bireylerde en sık görülen demans türü olan Alzheimer, sadece hastaları değil, yakın çevresini de duygusal ve ekonomik olarak derinden etkiliyor. Hafızayı ve düşünme becerilerini aşındıran bu ilerleyici hastalık, kişinin gündelik yaşamını bağımsız sürdürebilmesini zamanla imkânsız hale getiriyor.Alzheimer belirtileri genellikle 65 yaş sonrası ortaya çıksa da, hastalık beyinde çok daha önce gelişmeye başlıyor. Araştırmalar, Alzheimer’a yol açan biyolojik süreçlerin semptomlardan yıllar önce başladığını ortaya koyuyor. ABD&#039;de 6 milyondan fazla kişinin Alzheimer’la yaşadığı, bu sayının önümüzdeki on yıllarda katlanarak artacağı tahmin ediliyor.Uzmanlara göre bu artış, hastalığın önlenmesi ve erken teşhisinin önemini daha da artırıyor.Yaş, Genetik, Travmalar... Risk Faktörleri Neler?Hastalığın bilinen tek bir nedeni yok. Genetik yatkınlık, yaş ve beyin travmaları gibi faktörlerin yanı sıra kalp-damar hastalıkları, diyabet, sigara kullanımı ve düşük fiziksel aktivite de riski artırıyor.Ulusal Yaşlanma Enstitüsü’ne göre Alzheimer riski, 65 yaşından sonra her beş yılda bir iki katına çıkıyor. Ayrıca ailesinde Alzheimer öyküsü olan bireyler, özellikle APOE ε4 gen varyantını taşıyanlar, daha yüksek risk altında.Ancak genetik yatkınlık bir kader değil. Sağlıklı bir yaşam tarzı, bu riski azaltmada önemli bir rol oynuyor.Uzmanlara göre her unutkanlık Alzheimer anlamına gelmese de, aşağıdaki belirtiler dikkate alınmalı:

Günlük hayatı etkileyen hafıza kaybı
Plan yapma ve problem çözmede zorluk
Basit görevleri yerine getirmede güçlük
Zaman ve mekân karmaşası
Konuşurken doğru kelimeleri bulmakta zorlanma
Ruh halinde ani değişiklikler, içe kapanma
Bu tür belirtilerin görülmesi halinde mutlaka bir sağlık uzmanına başvurulması öneriliyor.Araştırmalar, demans vakalarının neredeyse yarısının yaşam tarzı faktörleriyle önlenebilir veya ertelenebilir olduğunu ortaya koyuyor. İşte uzmanlara göre alınabilecek temel önlemler:Beyne giden kan akışı artar, hafıza gelişir. Yeni beceriler öğrenmek beyin direncini artırır.Anti-inflamatuar beslenme ve ağız hijyenine özen gösterin. Sağlıklı yaşam genetik riskin önüne geçebilir.Kafa travmalarından korunmaya dikkat edin.Toksinlerden uzak durun.
 Ruh sağlığı beyin sağlığı demektir.Dengeli beslenme ve D vitamini önemli.
Tiroid ve cinsiyet hormonları etkili olabilir.
 Obezite + diyabet, demans riskini ciddi ölçüde artırıyor.Her gece 7–8 saat uyku, beyin temizliğini destekler.Tıp uzmanları, hastalığın kesin bir tedavisi olmadığını ancak erken tanının ilerlemeyi yavaşlatabileceğini belirtiyor. Yaşlı bireylerin ve yakınlarının belirtileri takip etmesi, zamanında doktora başvurması öneriliyor.Hastalıkla mücadelede bireylerin bilinçlenmesi, toplum sağlığı açısından da büyük önem taşıyor. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/sED-jLliKE236drHxicJIA.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Sat, 19 Jul 2025 01:19:55 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Alzheimer, hastalığının, erken, belirtisi:, Nasıl, önlenebilir</media:keywords>
</item>

<item>
<title>Yağlı karaciğer hastalığını tersine çevirmek mümkün: 5 yaşam tarzı değişikliği</title>
<link>https://karadenizden.com.tr/25717</link>
<guid>https://karadenizden.com.tr/25717</guid>
<description><![CDATA[ Uzmanlar, genç yetişkinlerde hızla artan alkolsüz yağlı karaciğer hastalığına karşı sağlıklı yaşam alışkanlıklarının önemine dikkat çekiyor.Sağlıksız beslenme ve hareketsiz yaşam tarzı, genç yetişkinler arasında karaciğer hastalıklarını ciddi bir tehdit haline getiriyor. Tıp dünyasında giderek daha fazla gündeme gelen alkolsüz yağlı karaciğer hastalığı (NAFLD), yalnızca karaciğeri değil, genel metabolik sağlığı da tehdit ediyor. Uzmanlar, basit ama etkili yaşam tarzı değişiklikleriyle bu hastalığın önlenebileceğini ve hatta tersine çevrilebileceğini vurguluyor.Eskiden daha çok ileri yaş grubunda görülen NAFLD, günümüzde kötü beslenme, obezite ve düşük fiziksel aktivite gibi modern yaşam koşulları nedeniyle genç yetişkinlerde de sıkça rastlanır hale geldi. Tedavi edilmediği takdirde bu durum; alkolsüz steatohepatit (NASH), karaciğer fibrozu, siroz ve hatta karaciğer kanseri gibi ciddi komplikasyonlara neden olabiliyor. Ayrıca kardiyovasküler hastalıklar ve tip 2 diyabet riski de artıyor.Uzmanlara göre NAFLD ile mücadelede en etkili yaklaşım, yaşam tarzında yapılacak köklü ve sürdürülebilir değişiklikler. İşte bilimsel araştırmalarla desteklenen beş temel öneri:Meyve, sebze, tam tahıllar, kuruyemiş, zeytinyağı ve yağlı balıklar açısından zengin Akdeniz diyeti, karaciğer yağını ve iltihabı azaltmada en etkili beslenme biçimi olarak öne çıkıyor. Rafine karbonhidrat ve işlenmiş şeker içermeyen bu diyet, anti-inflamatuar ve antioksidan bileşenleri sayesinde karaciğer sağlığını koruyor.Haftada en az 150 dakika orta düzeyde aerobik aktivite (örneğin tempolu yürüyüş veya bisiklet) NAFLD’nin önlenmesinde önemli rol oynuyor. Egzersiz, insülin duyarlılığını artırarak karaciğerdeki yağlanmayı azaltıyor. Günlük rutinde yapılacak küçük değişiklikler bile (örneğin merdiven kullanmak) uzun vadede büyük fark yaratabiliyor.Vücut ağırlığının %5 ila 10’unun kaybedilmesi, karaciğer yağlanmasında anlamlı bir azalma sağlayabiliyor. Ancak uzmanlar, hızlı kilo kaybının aksine kademeli ve kontrollü bir sürecin tercih edilmesi gerektiğini belirtiyor. Bu süreçte bir beslenme uzmanı ile birlikte kişiselleştirilmiş bir plan oluşturmak önem taşıyor.Şekerli içecekler, hamur işleri ve beyaz unlu ürünler karaciğerde yağ birikimine yol açıyor. Özellikle fruktozun zararlı etkilerine dikkat çeken araştırmalar, tam tahıllar ve düşük glisemik indeksli gıdaların tercih edilmesini öneriyor. Bu alışkanlık, yalnızca karaciğer sağlığına değil, insülin direnci ve diyabet riskine karşı da koruyucu etki sağlıyor.Bilimsel çalışmalar, sade kahve tüketiminin karaciğeri oksidatif stresten koruyabileceğini gösteriyor. Kahvede bulunan klorojenik asit gibi antioksidanlar, karaciğer enzimlerini düşürerek iltihaplanmayı azaltabiliyor. 2021 yılında yapılan bir araştırma, günde bir fincan kahve tüketmenin NAFLD riskini %20, karaciğer hastalıklarına bağlı ölüm riskini ise %49 oranında azaltabileceğini ortaya koydu.Alkolsüz yağlı karaciğer hastalığı, zamanında müdahale ile önlenebilir ve hatta tersine çevrilebilir bir durum. Sağlıklı beslenme, düzenli egzersiz, bilinçli kilo yönetimi ve basit günlük alışkanlıklarla karaciğer sağlığını korumak mümkün. Uzmanlar, risk altındaki bireylerin mutlaka düzenli sağlık kontrollerinden geçmesini ve yaşam tarzlarını gözden geçirmesini öneriyor. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/_Ndk-tZFWEGmInboa18e5A.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Sat, 19 Jul 2025 01:19:55 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Yağlı, karaciğer, hastalığını, tersine, çevirmek, mümkün:, yaşam, tarzı, değişikliği</media:keywords>
</item>

<item>
<title>Yeni varyantlar ortaya çıktı: Corona virüs vakalarında artış</title>
<link>https://karadenizden.com.tr/25718</link>
<guid>https://karadenizden.com.tr/25718</guid>
<description><![CDATA[ Corona virüs vakaları son günlerde yükselişe geçerken, yeni varyantlar ortaya çıktı. Türkiye&#039;de şu anda varyant analizi yapılmazken, Avrupa&#039;daki tespitlere göre &quot;Stratus&quot; ve &quot;Nimbus&quot; varyantları etkili olmaya başladı. Haber: Melike ŞahinSon günlerde corona virüs vakalarında artış yaşanmaya başladı.Yeni varyantlar ortaya çıkarken, Türkiye&#039;de şu anda varyant analizi yapılmıyor.Ancak Avrupa&#039;daki tespitlere göre şu sıralarda &quot;Stratus&quot; ve &quot;Nimbus&quot; varyantları etkili olurken, yaz mevsiminin de etkisiyle birçok kişide bağırsak enfeksiyonlarıyla birlikte görülüyor.&quot;VAKALARDA ARTIŞ OLDUĞUNU GÖZLEMLEMEKTEYİZ&quot;Konuya ilişkin NTV&#039;ye konuşan enfeksiyon hastalıkları uzmanı Prof. Dr. İftihar Köksal, &quot;Yaz ayına girmemize rağmen hazirandan bu yana artış var. Önce çocuk hastalarda ve bağışıklık sistemi baskılanmış kişilerde fazla sayıda görmeye başladık. Ama şimdi artık bağışıklık sisteminden bağımsız olarak yaştan bağımsız olarak vakalarda artış olduğunu gözlemlemekteyiz.&quot; dedi. &quot;HASTALARDAKİ BELİRTİLER FARKLILIK GÖSTERİYOR&quot;&quot;Bazı vakalarda ishalle ve halsizlikle, ateşle ortaya çıkarken, bazı vakalarda solunum yolu semptomlarının boğazda gıcıklanma, hafif öksürük, hafif ateş gibi belirtilerin ön planda olduğunu görüyoruz.&quot; diyen Köksal, şunları söyledi:&quot;Demek ki ortamda tek bir varyant yok.Birden fazla varyant dolaşıyor ki hastalardaki belirtiler farklılık gösteriyor.&quot;&quot;AYRIMINI YAPMAK HER ZAMAN MÜMKÜN OLMUYOR&quot;&quot;Her yaz olduğu gibi gastroenterit yani bağırsak enfeksiyonları da sık görülüyor. Öyle ki bazı hastalarda iki hastalığın belirtileri karışabiliyor.&quot; diyen Köksal, şunları kaydetti:  &quot;Yaz ayındayız. Dışarıda gıda tüketimi fazla soğuk su içme, dondurma gibi ya da dış ortamda iyi yıkanmamış sebzelerin yenmesi de gastroenterit yaptığı için vakalarda karışıklığa yol açabiliyor.Covid mi yoksa gastroenterit vakasıyla mı karşı karşıyayız. Bunun ayrımını her zaman yapmak mümkün olmuyor.&quot;KALABALIK ORTAMLARA DİKKATÖte yandan corona virüsten korunmak için özellikle ileri yaş grubunun ve kronik hastalıkları olanların kalabalık ortamlarda daha dikkatli olması öneriliyor.  ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/JOQN2xvR6EWOUtb0lcqbmQ.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Sat, 19 Jul 2025 01:19:55 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Yeni, varyantlar, ortaya, çıktı:, Corona, virüs, vakalarında, artış</media:keywords>
</item>

<item>
<title>Her yönüyle &amp;quot;süper besin&amp;quot;: Lif, antioksidan ve vitamin deposu</title>
<link>https://karadenizden.com.tr/25715</link>
<guid>https://karadenizden.com.tr/25715</guid>
<description><![CDATA[ Sağlıklı yaşamın vazgeçilmezlerinden biri olan kuşkonmaz, yalnızca lezzetiyle değil, sunduğu çok yönlü sağlık faydalarıyla da dikkat çekiyor. Lif, antioksidan ve vitamin açısından zengin içeriğiyle öne çıkan bu sebze, bağışıklık sisteminden kilo yönetimine kadar pek çok alanda vücuda destek oluyor.Kuşkonmazın fincan başına yalnızca 27 kalori ve yaklaşık 3 gram diyet lifi içermesi, onu sağlıklı kilo kontrolü arayışında olanlar için ideal kılıyor. Lifli yapısı sayesinde sindirimi yavaşlatıyor ve tokluk hissini artırarak aşırı yeme isteğini azaltıyor. Uzmanlar, haşlanmış yumurta ya da ızgara tofu gibi proteinlerle birlikte tüketilmesini öneriyor.Doğal idrar söktürücü özelliğe sahip kuşkonmaz, vücuttan fazla tuz ve sıvının atılmasına yardımcı oluyor. Bu etkisi, idrar yollarındaki zararlı bakterilerin atılmasına katkıda bulunarak İYE (İdrar Yolu Enfeksiyonu) riskini azaltabiliyor.Kuşkonmaz, özellikle mor çeşitlerinde bulunan antosiyaninler sayesinde güçlü antioksidan özellikler sergiliyor. Vücudu oksidatif strese karşı koruyarak bağışıklığı destekliyor, iltihapla savaşarak kalp hastalıkları ve kanser riskini azaltmaya yardımcı oluyor.E VİTAMİNİ İLE HÜCRE KORUMASIİçeriğindeki E vitamini, hücreleri serbest radikallere karşı koruyarak bağışıklık sisteminin güçlenmesine katkıda bulunuyor. Kuşkonmazın, zeytinyağı gibi sağlıklı yağlarla birlikte tüketilmesi bu vitaminin emilimini artırıyor.ÜREME SAĞLIĞIKuşkonmazda bulunan doğal bileşik protodiosin’in, hormonal dengeyi desteklediği ve cinsel işlevi iyileştirebileceği araştırmalarla ortaya konuluyor. Bu özelliğiyle hem erkek hem de kadın üreme sağlığına katkı sağladığı belirtiliyor.İnülin adlı prebiyotik lif içeren kuşkonmaz, bağırsaklardaki faydalı bakterilerin çoğalmasını teşvik ediyor. Sindirim sistemini destekleyerek kabızlık ve şişkinlik gibi sorunların azalmasına yardımcı oluyor.FOLAT KAYNAĞIB9 vitamini (folat) bakımından zengin olan kuşkonmaz, hücre büyümesi ve DNA oluşumu için kritik bir besin kaynağı. Gebelik sürecinde beyin ve omurilik gelişimi açısından önemli rol oynuyor.Bir fincan kuşkonmaz, kemik yoğunluğunu artıran K vitamini açısından önemli bir kaynak. Bu yönüyle özellikle ileri yaşlarda osteoporoz riskini azaltmada etkili olabiliyor.Kuşkonmaz, serotonin ve dopamin üretiminde görevli folat açısından zengin olması sayesinde, ruh halini düzenleyici etki gösterebiliyor. Düşük folat seviyeleri ile depresyon arasında kurulan bağ, bu sebzeyi ruh sağlığını destekleyen doğal bir alternatif haline getiriyor.Sindirimi, bağışıklığı, hormonları ve kemik gücünü destekleyen kuşkonmaz; buharda pişirme, ızgara, kızartma ya da çorba içinde kullanılarak kolayca tüketilebiliyor. Uzmanlar, vitamin kaybını önlemek için hafif pişirme yöntemlerini ve sağlıklı yağlarla birlikte tüketimi öneriyor.Her yönüyle bir “süper besin” olan kuşkonmaz, sofralarda sağlıklı ve doğal bir destekçi olarak öne çıkıyor. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/nVGJiPNFn0-vPTON4i5NLg.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Sat, 19 Jul 2025 01:19:54 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Her, yönüyle, süper, besin:, Lif, antioksidan, vitamin, deposu</media:keywords>
</item>

<item>
<title>Kene ısırmasında bunlara dikkat: Önlem olarak ne yapılmalı?</title>
<link>https://karadenizden.com.tr/25151</link>
<guid>https://karadenizden.com.tr/25151</guid>
<description><![CDATA[ Türkiye genelinde bu yıl kene ısırması sonucu 11 kişi hayatını kaybederken, Acil Tıp Uzmanı Dr. Veysel Balcı, önlem olarak yapılması gerekenleri anlattı. Haber: Melike ŞahinTürkiye genelinde bu yıl kene ısırması sonucu 11 kişi hayatını kaybetti.İstanbul&#039;da şimdiye kadar kene ısırması sonrası meydana gelen Kırım Kongo Kanamalı Ateşi (KKKA) hastalığına rastlanmazken, 7 bin kişi kene ısırığı nedeniyle hastaneye başvurdu.&quot;SIKARAK ÖLDÜRMEMELİYİZ&quot;Yaz aylarıyla birllikte vakalardaki artış dikkati çekerken kene ısırması sonrası yapılması gerekenleri NTV&#039;den Melike Şahin&#039;e anlatan Acil Tıp Uzmanı Dr. Veysel Balcı, &quot;KKKA hasatalığına neden olan keneleri daha çok İç Anadolu bölgesinde görüyoruz. Keneleri sıkarak öldürmeye çalışırsak virüslerin tamamına vucudumuza enfekte etmiş oluruz.&quot; dedi.KENEYİ VÜCUDUMUZDAN NASIL ÇIKARMALIYIZ?&quot;Keneyi vucüdumuzdan çıkarmamız için kredi kartı şeklinde aparatlar veya çımbızla çıkarma yöntemleri geliştirildi.&quot; diyen Balcı, şunları söyledi:&quot;Bunlarla çıkarmak doğru bir yöntem fakat risklerin önüne geçemez olduk.Bu yüzden bir sağlık ortamında kenelerin çıkarılması daha doğru bir yöntem.Cerrahi bir alatle keneye stres yaratmadan vücuttan çıkarmamız lazım.&quot;ÖNLEM OLARAK NE YAPMALI?Keneye karşı önlem olarak yapılması gerekenleri sıralayan Balcı, şunları kaydetti:&quot;Keneye karşı açık renkli giysiler giymemiz gerekiyor. Uzun kollu kıyafetler ve eşofmanlar giymeliyiz.Giydiğimiz eşofmanların altını da çorabımızın içine sokmamız gerekiyor.Özellikle eve döndüğümüzde ise çocukların üstünü kontrol etmemiz önemli.&quot;KKKA&#039;NIN BELİRTİLERİ NELERDİR?Kene ısırması sonrası KKKA&#039;nın gösterdiği belirtileri sıralayan Balcı, &quot;Hastalığın ortaya çıkma süresi 1 hafta, 10 gündür. Önce bulantı ve kusma olur. Beraberinde kas ağrıları ve eklem ağrıları olabilir. Bazen ishal da görülebilir.&quot; diye konuştu.  ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/DrNNfAvsekWOWj1x60L4Ew.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 10 Jul 2025 10:33:21 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Kene, ısırmasında, bunlara, dikkat:, Önlem, olarak, yapılmalı</media:keywords>
</item>

<item>
<title>Meclis&amp;apos;e yeni sağlık düzenlemeleri geliyor</title>
<link>https://karadenizden.com.tr/25152</link>
<guid>https://karadenizden.com.tr/25152</guid>
<description><![CDATA[ Meclis&#039;e gelecek yeni sağlık düzenlemelerine göre, özel sağlık tesisleri için yanıltıcı ve haksız rekabet ortamı yaratan fiillerde bulunanlara para cezası verilecek.AK Parti milletvekilleri, Grup Başkanı Abdullah Güler başkanlığında sağlıkla ilgili yeni düzenlemeleri içeren kanun teklifinin hazırlıklarını tamamladı.  İlerleyen günlerde TBMM Başkanlığına sunulması planlanan teklifle, &quot;Koruyan, Geliştiren ve Üreten Sağlık Modeli&quot; ile hayata geçirilen &quot;Sağlık Türkiye Yüzyılı Programı&quot; doğrultusunda kaliteli sağlık hizmeti sunumunun sağlanması, sağlık alanındaki gücün korunması amacıyla düzenlemelere ve değişikliklere gidilecek.  Teklife göre, eczacılar için toptan ilaç satışı ihlalleri ile ilaç takip sistemine bildirim yükümlülüğünün yerine getirilmemesi durumunda uygulanacak yaptırımlar yeniden düzenlenecek.  Diş protez teknisyenliği ve nükleer tıp teknikerliği ihdas edilecek, sağlık meslek liselerinin diş protez programlarına öğrenci kaydı yapılacak.  Sağlık Bakanlığına bağlı sağlık kurum ve kuruluşlarında görev yapan sağlık personeli ile Sağlık Bakanlığının bağlı kuruluşlarında ek ödemeye hak kazanan personelden Türkiye Sağlık Enstitüleri Başkanlığında (TÜSEB) görevlendirilenler de ek ödemeden yararlanabilecek.  ÖZEL SAĞLIK KURULUŞLARINA YÖNELİK DÜZENLEMELER  Özel sağlık tesisleri için tanıtım ve bilgilendirme sınırını aşanlar ile yanıltıcı, aldatıcı, insan sağlığını tehlikeye düşüren veya haksız rekabet ortamı yaratan fiillerde bulunanlar hakkında idari para cezası uygulanacak.  Vatandaşların güvenli sağlık ürünlerine erişiminin artırılması amacıyla Sağlık Bakanlığınca belirlenen usul ve esaslara aykırı olarak tıbbi cihazların satış, reklam, dağıtım veya pazarlamasını yapan kişiler ile teknik servis hizmetini sunanlar ve sahte tıbbi cihazları piyasaya arz eden, piyasada bulunduran ve hizmete sunanlar idari para cezasına çarptırılacak.  Türk Optisyen-Gözlükçüler Birliği ve optisyen-gözlükçüler odalarının organlarının oluşumu ve görevleri ile optisyenlik mesleğine yönelik disiplin hükümleri düzenlenecek. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/1wOOWdrqmUq3I9uXnfWK2A.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 10 Jul 2025 10:33:21 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Meclise, yeni, sağlık, düzenlemeleri, geliyor</media:keywords>
</item>

<item>
<title>Günde 7 bin adım kuralı: Erken ölüm riskini yüzde 70 azaltıyor</title>
<link>https://karadenizden.com.tr/25153</link>
<guid>https://karadenizden.com.tr/25153</guid>
<description><![CDATA[ Yürüyüş, sadece basit bir egzersiz değil; uzun yaşamın anahtarı olabilir. Özellikle erkekler için günde 7 bin adım atmanın, erken ölüm riskini yüzde 70’e kadar azaltabileceği belirlendi.Yeni araştırmalar, günlük yaşamda atılan her adımın yaşam süresi üzerinde düşündüğümüzden çok daha büyük bir etkisi olduğunu ortaya koyuyor. Özellikle erkekler için günde 7 bin adım atmanın, erken ölüm riskini yüzde 70’e kadar azaltabileceği belirlendi.  Yürüyüş, ekipman gerektirmeyen, her yaşa ve vücut tipine uygun, düşük etkili bir egzersiz olarak uzun süredir öneriliyor. Ancak son bilimsel veriler, bu basit alışkanlığın sadece kalp ve kas sağlığını değil, yaşam süresini doğrudan etkilediğini gösteriyor.  ARAŞTIRMALAR NE DİYOR?  En dikkat çekici bulgulardan biri, JAMA Network Open dergisinde 2021 yılında yayımlanan bir çalışmada yer alıyor. Araştırmada, 38 ila 50 yaş aralığındaki 2.000’den fazla erkek yaklaşık 10 yıl boyunca takip edildi. Günlük 7 bin adım veya daha fazlasını atan bireylerin, 3 bin adımın altında kalanlara göre yüzde 70 oranında daha düşük erken ölüm riski taşıdığı saptandı.  Benzer şekilde, 2019’da American Journal of Preventive Medicine&#039;de yayımlanan başka bir geniş çaplı araştırma da, 16 binden fazla yetişkinin verilerini analiz etti. Günde 7 bin ila 8 bin  adım atmanın, herhangi bir nedene bağlı ölüm riskini yüzde 50 ila yüzde 70 oranında azalttığı belirtildi.  YÜRÜYÜŞ NEDEN BU KADAR ETKİLİ?  Uzmanlara göre yürüyüş; kalp sağlığından bağışıklık sistemine, kemik yoğunluğundan ruh haline kadar birçok alanda fayda sağlıyor:  Tansiyonu düzenler, kötü kolesterolü azaltır, iyi kolesterolü artırır.Kalori yakımı ile obezite ve diyabet riskini azaltır. Endorfin salınımını tetikleyerek stresi ve depresyonu azaltır. Kasları destekler, osteoporoz ve düşme riskini düşürür. Akciğer kapasitesini geliştirir, oksijen kullanımını iyileştirir. Vücudun enfeksiyonlara karşı direncini artırır.KAÇ ADIM YETERLİ? Popüler kültürde sıkça yer bulan “10.000 adım” hedefi yerine, uzmanlar 7.000 adımın dahi kayda değer fayda sağladığını belirtiyor:  3.000 adımın altı: Hareketsiz yaşam, yüksek sağlık riski.  3.000 - 6.999 adım: Orta düzey aktivite, gelişime açık.  7.000 ve üzeri: Kronik hastalık ve erken ölüm riskinde ciddi düşüş.  10.000 adım ve üstü: Ek sağlık yararları; ancak herkes için şart değil.  ADIMLARINIZI ARTIRMANIN BASİT YOLLARIÖğünlerden sonra 10 dakikalık yürüyüşler yeterli olabilir.  Akıllı saat veya telefon uygulamaları ile ilerlemenizi gözlemleyin.Yakın mesafeleri araç yerine yürüyerek kat edin.Asansör yerine merdivenle çıkmak ekstra katkı sağlar.Arkadaşlar veya aileyle birlikte yürümek alışkanlığı kalıcı kılar.Telefonda konuşurken ya da podcast dinlerken yürümeyi deneyin.  Günde yalnızca 7 bin adım atmak bile, yaşam süresini uzatmak ve hastalıklardan korunmak için yeterli olabilir. Yürüyüş, sadece bir egzersiz değil; sağlıklı ve uzun bir yaşam için atılacak en basit, ama en etkili adım olabilir. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/kS_jYvtRJkeAY4bK3AiriA.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 10 Jul 2025 10:33:21 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Günde, bin, adım, kuralı:, Erken, ölüm, riskini, yüzde, azaltıyor</media:keywords>
</item>

<item>
<title>Kalbi güçlendiriyor, sindirimi destekliyor: Günde 1 tane yemenin sayısız faydası var</title>
<link>https://karadenizden.com.tr/25148</link>
<guid>https://karadenizden.com.tr/25148</guid>
<description><![CDATA[ Bilim, narın sadece geleneksel tıpta değil, günlük beslenmede de mucizevi etkileri olduğunu kanıtlıyor. Uzmanlar, her gün bir nar yemenin kalp sağlığından hafızaya, cilt yenilenmesinden sindirim sistemine kadar pek çok alanda fayda sağladığını belirtiyor.Yüzyıllardır geleneksel tıpta şifa kaynağı olarak kullanılan nar, şimdi modern bilim tarafından da destekleniyor. Araştırmalar, günlük bir nar ya da yarım fincan nar tanelerinin tüketilmesinin sağlığa büyük katkılar sunduğunu ortaya koyuyor. Uzmanlar, bu kolay ve lezzetli alışkanlığın ciddi sağlık faydaları sağlayabileceğini belirtiyor.Nar; antioksidanlar, lif ve önemli vitaminler bakımından oldukça zengin bir meyve. Günde bir nar yemenin veya suyunu içmenin öne çıkan bazı yararları şöyle sıralanıyor:2012 yılında yayımlanan &quot;Narın Kardiyovasküler Hastalıklara Karşı Korunması&quot; başlıklı çalışmaya göre, nar tüketimi kan basıncını düşürüyor, oksidatif stresi azaltarak damarları koruyor. Aynı çalışma, nar suyunun kolesterol birikimini azaltabileceğine de işaret ediyor.Antioksidan deposu olan nar, düzenli tüketildiğinde cildi serbest radikallerin zararlı etkilerinden koruyor. Kolajen üretimini destekleyen meyve, cildin daha parlak görünmesini ve yaşlanma belirtilerinin gecikmesini sağlıyor.HAFIZAYI GÜÇLENDİRİYOR2013 yılında yapılan bir araştırma, günlük nar tüketiminin beyin fonksiyonlarını iyileştirdiğini ve hafızayı geliştirdiğini gösterdi. Araştırmacılar, narın beyin metabolitlerini artırarak sözlü ve sözsüz hafıza görevlerinde nöral aktivasyonu güçlendirdiğini belirtiyor.Narın çekirdekleri hem çözünür hem çözünmez lif içeriyor. Bu lifler bağırsak sağlığına katkı sağlarken, çekirdeklerdeki prebiyotik etkiler sindirim sistemini destekliyor. 2017 tarihli bir araştırma, narın özellikle iltihaplı bağırsak hastalığı gibi durumlarda fayda sağlayabileceğini ortaya koydu.Ulusal Sağlık Enstitüleri (NIH), narı prostat kanseriyle mücadelede umut vadeden doğal desteklerden biri olarak gösteriyor. 2014 yılında yapılan bir çalışma, nar polifenollerinin prostat kanseri hücrelerinin büyümesini yavaşlattığını ve tümör gelişimini baskıladığını gösterdi.Uzmanlar, narın suyundan çok kendisinin tüketilmesini öneriyor. Çünkü meyve bütün olarak yenildiğinde içerdiği lifler ve çekirdeklerin faydaları daha etkili şekilde vücuda alınıyor. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/_dQ_ZHcZ0E2ywa5TiTiPMw.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 10 Jul 2025 10:33:20 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Kalbi, güçlendiriyor, sindirimi, destekliyor:, Günde, tane, yemenin, sayısız, faydası, var</media:keywords>
</item>

<item>
<title>Harvardlı uzman açıkladı: Karaciğerdeki yağlanmayı bitiren 4 besin</title>
<link>https://karadenizden.com.tr/25149</link>
<guid>https://karadenizden.com.tr/25149</guid>
<description><![CDATA[ Yağlı karaciğer, özellikle hareketsiz yaşam tarzı ve işlenmiş gıdaların tüketiminin ağırlık kazandığı günümüzde, sessizce evde karşılaşılan yaygın bir sağlık sorunu haline geliyor. Ancak umut verici bir gerçek var: Bazı yiyecekler iyileştirici bir rol oynayabilir.Harvard eğitimli karaciğer ve bağırsak hastalıkları uzmanı Dr. Saurabh Sethi, sağlıklı bir yaşam tarzıyla birlikte uygulandığında yağlı karaciğerin gerilemesine yardımcı olabilecek dört özel atıştırmalık kombinasyonunu vurguluyor.Bu besinler, rastgele seçilmiş değil; karaciğerin yağ metabolizması, iltihaplanma düzeyleri ve bağırsak sağlığı üzerindeki etkilerine göre titizlikle belirlenmiş.Hurmaların iyi olmak için &quot;çok tatlı&quot; olduğunu varsaymak kolaydır. Ancak çoğu kişinin farkında olmadığı şey, hurmanın sindirimi ve şeker emilimini yavaşlatarak karaciğerdeki yağ birikimini azaltmaya yardımcı olan bir bileşen olan çözünür lif açısından zengin olmasıdır. Cevizle eşleştirildiğinde, kombinasyon güçlü hale gelir.Cevizler, çalışmaların ilişkilendirdiği birkaç bitki bazlı omega-3 yağ asidi kaynağından biridirBitter çikolata ve karaciğer sağlığı? Kulağa biraz abartılı geliyor ama gerçek polifenollerde yatıyor. Yüksek kaliteli bitter çikolata (en az %70 kakao) karaciğer yağ hasarında önemli bir rol oynayan oksidatif stresi azaltmaya yardımcı olan antioksidanlar içerir.Badem veya fıstık gibi kuruyemişler eklemek faydaları artırıyor. Bu kuruyemişler E vitamini sağlıyorBiraz çiğ bal ve bir tutam tarçınla elma dilimleri sadece rahatlatıcı bir atıştırmalık değil, bağırsak ve karaciğer sinerjisini temsil ediyor. Elmalar, bağırsak bakterilerini besleyen ve yağlara bağlanarak onları dışarı atmaya yardımcı olan bir tür çözünür lif olan pektin içerir.Ilık bal, ölçülü olarak kullanıldığında karaciğer metabolizmasını etkileyen faydalı bağırsak mikroplarını destekler.Probiyotikler çok konuşuldu ama tüm yoğurtlar eşit yaratılmadı. Sade yoğurt protein açısından zengin, şeker oranı düşük ve bağırsak sağlığını geri kazandıran aktif kültürlerle doludur. Karaciğer yağ seviyelerini yönetmede önemli bir etkendir.Üzerine yaban mersini veya çilek gibi meyveler eklemek polifenoller ve C vitaminini de artırırAyrıca dengeli ve besleyici bir diyete odaklanın. Düzenli egzersiz, diğer yaşam tarzı değişiklikleriyle birlikte yağlı karaciğeri tersine çevirmeye yardımcı olabilir. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/5Q9uUS6sPk-VbGppUtxG9w.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 10 Jul 2025 10:33:20 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Harvardlı, uzman, açıkladı:, Karaciğerdeki, yağlanmayı, bitiren, besin</media:keywords>
</item>

<item>
<title>Bağırsak kanserine yakalandı: 38 yaşındaki adamın fark ettiği tek belirti vardı</title>
<link>https://karadenizden.com.tr/25150</link>
<guid>https://karadenizden.com.tr/25150</guid>
<description><![CDATA[ İngiltere&#039;de  yaşayan 38 yaşındaki Dave Paxton, nadir görülen bir bağırsak kanseri türüne yakalanmasının ardından, hastalığın genellikle göz ardı edilen bir belirtisine karşı uyardı.Paxton, bu yılın başlarında dışkısının normalden daha koyu renkte olduğunu fark etti. Ancak bu durumu önemsemedi. Ta ki Şubat ayında eczaneden ilaçlarını alırken eczacının yönelttiği sıradan bir soruya kadar: “Başka bir endişeniz var mı?”Bu soru üzerine ilk kez dışkısındaki değişikliği dile getiren Paxton, aile hekimine yönlendirildi. Kısa süre içinde yapılan tetkikler sonucunda, on iki parmak bağırsağında skuamöz hücreli tümör olduğu belirlendi. Bu tür, bağırsak kanserleri içinde son derece nadir görülüyor ve dünya genelinde bugüne kadar yalnızca 22 vaka tespit edilmiş durumda.Yapılan taramalar tümörün dördüncü evrede olduğunu ve karaciğer ile pankreasa metastaz yaptığını ortaya koydu.Zorlu bir kemoterapi ve yeni başlayan radyoterapi süreciyle mücadele eden Paxton, yaşadığı şoku şu sözlerle anlattı:“Bu çok korkutucuydu. Teşhis konduğunda sadece oğlumu düşündüm. Gözyaşlarına boğuldum ama mücadele etmem gerektiğini de biliyordum. Kanserin nadirliği nedeniyle doktorlar ne kadar ömrüm kaldığını bile tahmin edemiyor.”Ailesiyle daha fazla vakit geçirmek istediğini belirten Paxton, tedavi sürecinde moralini yüksek tutmaya çalıştığını söylüyor. Hemşirelerden birinin &quot;Müzik aç, sevdiğin şeyleri yap, pes etme&quot; sözlerinin kendisine güç verdiğini ifade etti.Bağırsak kanseri İngiltere&#039;de her yıl yaklaşık 44.000 kişiyi etkiliyor ve en sık görülen üçüncü kanser türü konumunda. ABD’de ise yıllık vaka sayısı 142.000. Genellikle 50 yaş üzerindeki bireylerde görülse de, uzmanlar son yıllarda genç yetişkinlerde vakaların endişe verici şekilde arttığına dikkat çekiyor.İngiltere Kanser Araştırmaları Kurumu&#039;na göre, ülkedeki bağırsak kanseri vakalarının %54&#039;ü önlenebilir. Beslenme alışkanlıkları, kimyasal maddelere maruziyet ve yaşam tarzı değişiklikleri, bu artışın temel nedenleri arasında gösteriliyor.Uzmanlar, özellikle dışkı rengindeki değişiklikler, dışkıda kan, uzun süreli ishal veya kabızlık, mide ağrısı, şişkinlik, ani kilo kaybı ve yorgunluk gibi belirtilerin hafife alınmaması gerektiği konusunda uyarıyor. Bu tür şikâyetlerin mutlaka bir sağlık profesyoneline danışılarak değerlendirilmesi öneriliyor. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/l0hPUiek_k676H3fRZq_Uw.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 10 Jul 2025 10:33:20 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Bağırsak, kanserine, yakalandı:, yaşındaki, adamın, fark, ettiği, tek, belirti, vardı</media:keywords>
</item>

<item>
<title>Türkiye&amp;apos;de her 10 kişiden 6&amp;apos;sı fazla kilolu ya da obez</title>
<link>https://karadenizden.com.tr/25145</link>
<guid>https://karadenizden.com.tr/25145</guid>
<description><![CDATA[ Sağlık Bakanlığı tarafından hayata geçirilen ‘İdeal Kilonu Öğren Sağlıklı Yaşa’ kampanyasının beşinci haftasının sonunda açıklanan verilere göre, vücut kitle indeksi ölçümü yapılan kişilerden yaklaşık yüzde 35’i fazla kilolu, yüzde 28’i ise obez çıktı.Sağlık Bakanlığının ülke genelinde hayata geçirdiği ‘İdeal Kilonu Öğren Sağlıklı Yaşa’ kampanyasının ilk beş haftası sonunda Türkiye genelinde yüzde 47,1’i erkek, yüzde 52,9’u kadın olmak üzere 3 milyon 572 bin 436 kişinin boy ve kilo ölçümleri gerçekleştirildi.Sağlık Bakanlığı tarafından paylaşılan verilere göre, ölçümler sonucunda 2 milyon 221 bin 201 kişinin vücut kitle indeksi ‘normal’ kilo aralığının üzerinde çıktı. Ölçümü yapılan kişilerden, yaklaşık yüzde 5’inin ‘zayıf’, 32’sinin ‘normal’, yüzde 35’inin fazla kilolu ve yüzde 28’inin ise ‘obez’ aralığında olduğu; erkeklerde ‘fazla kiloluluk’, kadınlarda ise ‘obezite’ oranının fazla olduğu belirlendi.  REKOR KATILIM  Sağlık Bakanlığı, ‘fazla kilolu’ olmanın getirdiği riskler konusunda toplumda farkındalık oluşturmak amacıyla başlattığı ‘İdeal Kilonu Öğren Sağlıklı Yaşa’ kampanyasını sürdürüyor. 10 milyon kişiye ulaşılmanın hedeflendiği kampanyanın 7-13 Haziran tarihlerini kapsayan beşinci haftasında, rekor katılım gerçekleşti. 441 bin 269’u erkek, 489 bin 672’si kadın olmak üzere toplam 930 bin 941 kişinin boy-kilo ölçümü yapıldı.  Ölçümler sonucunda kampanya katılan kişilerin vücut kitle indeksi belirlendi. Bu verilerden hareketle yapılan analizde, kampanyaya katılan 930 bin 941 kişinin yüzde 5,9’unun zayıf (VKİ567 BİN KİŞİ ÜCRETSİZ BESLENME DANIŞMANLIĞINA YÖNLENDİRİLDİ  Kampanyanın beşinci haftasında vücut kitle indeksi ‘normal’ kilo aralığının üzerinde hesaplanan 300 bin 534’ü kadın, 266 bin 785’i erkek olmak üzere toplam 567 bin 319 kişi; yapılan bilgilendirmeler ve kendi tercihleri doğrultusunda, ücretsiz beslenme ve fiziksel aktivite danışmanlığı hizmeti almaları için birinci basamak sağlık kuruluşlarına yönlendirildi.  KADINLARDA OBEİTE ORANI DAHA FAZLA  Kampanyanın geride kalan beş haftasında elde edilen veriler, erkeklerdeki fazla kiloluluk oranının yüzde 40,5 ile kadınlardaki fazla kiloluluk oranı olan yüzde 30,6’ya kıyasla daha fazla olduğunu; kadınlardaki obezite oranının ise yüzde 31 ile erkeklerdeki obezite oranı olan yüzde 22,3’ü geçtiğini ortaya koydu. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/YxFyxRcnKkWJDV7sCywjQg.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 10 Jul 2025 10:33:19 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Türkiyede, her, kişiden, 6sı, fazla, kilolu, obez</media:keywords>
</item>

<item>
<title>30 veya 45 dakika: Günlük yürüyüş için ideal zaman hangisidir?</title>
<link>https://karadenizden.com.tr/25146</link>
<guid>https://karadenizden.com.tr/25146</guid>
<description><![CDATA[ Basit ama etkili bir egzersiz olan yürüyüş, sayısız fiziksel ve zihinsel fayda sağlar. Her gün 30 dakika tempolu yürüyüş hedeflemek, sağlık yönergeleriyle uyumludur, kalp hastalığı riskini azaltır ve ruh halini iyileştirir.Yürüyüş, düzenli egzersizi günlük rutininize dahil etmenin en basit ve en etkili yollarından biridir. Kulağa geldiği kadar basittir, ustalaşmak için süslü bir ekipman veya özel teknikler yoktur.Tek ihtiyacınız olan rahat bir çift ayakkabı ve biraz zamandır. Neredeyse her kesimden insan yürüyüşü günlük rutinlerine dahil edebilir. Bu, fitness cihazlarıyla kolayca takip edilebilen basit bir ölçümdür ve birçok kişi için erişilebilir hale getirir.Ancak faydalarını elde etmek için yürüyüşe tam olarak ne kadar zaman harcamalısınız? 30 dakikalık bir yürüyüşü hedeflemeli misiniz yoksa 45 dakikaya mı çıkarmalısınız?Yürümenin faydaları fiziksel faydalarla sınırlı değildir, aynı zamanda ruh halinizi ve yaratıcı düşüncenizi iyileştirmede de önemli bir rol oynar. Yürüyüş kilo yönetimi, kalp sağlığı ve zihinsel refahla bağlantılıdır. Çoğu insan genellikle her gün 10.000 adım hedefine ulaşmaya çalışır ve bu, kalp hastalığı, diyabet ve depresyon risklerinin daha düşük olmasıyla ilişkilidir. 2022 tarihli bir çalışma, İngiltere&#039;de yaşayan 78.430 yetişkinde günlük adım sayısını ve olay demansı yoğunluğunu inceledi.Demans riskini düşürmek için günde yaklaşık 9800 adımın optimum olabileceğini buldular. Ayrıca, günde yaklaşık 3800 adımlık minimum bir dozun %25 daha düşük demans insidansıyla ilişkili olduğunu buldular.
GÜNDE 30 DAKİKA YÜRÜYÜNCE NE OLUR?Sağlık uzmanları genellikle haftalık 150 dakikalık kılavuza ulaşmak için tempolu yürüyüş gibi en az 30 dakikalık orta yoğunlukta aktivite önermektedir. Bu süre, ruh halini ve kan şekeri kontrolünü iyileştirirken kalp hastalığı, diyabet ve depresyon risklerini azaltır. American Journal of Physiology&#039;de yayınlanan 2013 tarihli bir çalışma, günlük 30 dakikalık egzersizin kilo kaybı için 60 dakika kadar etkili olduğunu buldu.&quot;Ortalama olarak, günde 30 dakika egzersiz yapan erkekler üç ayda 3,6 kg verirken, bir saat boyunca egzersiz yapanlar sadece 2,7 kg verdi. Her iki grupta da vücut kütlesindeki azalma yaklaşık 4 kg oldu,&quot; diyor doktora öğrencisi ve çalışmanın araştırmacısı Mads Rosenkilde. 30 dakikalık yürüyüş, ruh sağlığını önemli ölçüde iyileştirebilir. Faydaları, kortizolün azalması ve dopamin artışı da dahil olmak üzere 5-10 dakikalık yürüyüşten sonra başlar.45 dakika yürümek daha fazla kalori yakar ve ayrıca genellikle 30 dakikadan sonra devreye giren yağ depolarını harekete geçirir. 45 dakikalık, orta tempoda yaklaşık 2,5 mil yürüyüş, uzun ömürlülüğe ve yaşam kalitesine de katkıda bulunur. 45 dakikalık yürüyüş ayrıca ruh halini ve odaklanmayı önemli ölçüde iyileştirebilir. Uzun yürüyüşler zihinsel karmaşayı temizler ve dopamini yükseltir. Ancak 45 dakikalık yürüyüş herkes için uygun olmayabilir çünkü daha fazla zaman, dayanıklılık ve bağlılık gerektirir.Dünya Sağlık Örgütü (WHO), yetişkinlerin hafta boyunca en az 150 dakika orta ila yoğun fiziksel aktivite yapmasını öneriyor. Daha yoğun ila yoğun bir fiziksel aktivite yapıyorsanız, haftada en az 75 dakika hedeflemelisiniz. Bu, yaşınıza ve refahınıza bağlı olarak değişecektir. Hem 30 dakika hem de 45 dakika sağlık açısından faydalar sağlayabilir, ancak neyi seçeceğiniz hedeflerinize ve yaşam tarzınıza bağlıdır. Otuz dakika sürdürülebilirdir ve genel sağlık için yeterlidir, 45 dakika ise kilo yönetimi ve zihinsel keskinlik gibi ekstra avantajlar sunar. Rutininize yeni bir egzersiz eklemeden önce doktorunuzla görüşmeniz önemlidir. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/cvZE3v7i4EWXVpbMVFBYuA.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 10 Jul 2025 10:33:19 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>veya, dakika:, Günlük, yürüyüş, için, ideal, zaman, hangisidir</media:keywords>
</item>

<item>
<title>2 hafta boyunca yeşil çay içildiğinde vücuda ne olur?</title>
<link>https://karadenizden.com.tr/25147</link>
<guid>https://karadenizden.com.tr/25147</guid>
<description><![CDATA[ Sadece iki hafta boyunca yeşil çay içmek, yararlı bakterileri artırarak bağırsak sağlığını etkileyerek sağlığı önemli ölçüde iyileştirebilir. Çalışmalar, ayrıca karaciğer fonksiyonunu iyileştirebileceğini, karaciğeri koruyabileceğini ve yağlı karaciğer hastalığının ilerlemesini yavaşlatabileceğini gösteriyor.Yeşil çay, çok sayıda sağlık yararıyla bağlantılı güçlü bir içecektir. Diyetinize yeşil çay eklemeyi düşünüyorsanız, beklemeyin. Yaklaşık iki hafta boyunca yeşil çay içmek, sağlığınızda ve refahınızda mucizevi değişiklikler getirebilir. Düzenli kahve fincanınızı yeşil çayla değiştirmek sağlığınızı iyileştirebilir. Sağlık uzmanları bile bunu onaylıyor. Sindirim, karaciğer, pankreas ve beslenme konusunda uzman bir Gastroenterolog olan Dr. Joseph Salhab, yeşil çay içmenin faydalarını ve iki haftalık tüketimin bile sağlığı önemli ölçüde iyileştirebileceğini açıkladı.Araştırmalar, yeşil çayın bağırsak sağlığını dönüştürebileceğini sürekli olarak göstermiştir. Microbiology and Immunology dergisinde yayınlanan 2012 tarihli bir çalışma, yeşil çay tüketiminin insan deneylerinde Bifidobacteria ve diğer yararlı bağırsak bakterilerini artırdığını buldu. Dr. Salhab, &quot;Yeşil çay bağırsak bakterilerinizi 10 gün gibi kısa bir sürede iyileştirmeye başlar,&quot; dedi.Yeşil çay tüketimi ayrıca karaciğer fonksiyonunun iyileşmesiyle de bağlantılıdır. Dr. Salhab, &quot;Karaciğerinizi korumaya ve hatta yağlı karaciğerin ilerlemesini yavaşlatmaya yardımcı olabilir,&quot; diye ekledi. International Journal of Molecular Medicine dergisinde yayınlanan 2013 tarihli bir çalışma, yüksek yoğunluklu kateşinler içeren yeşil çayın alkolsüz yağlı karaciğer hastalığı (NAFLD) olan hastalarda karaciğer fonksiyonunu iyileştirdiğini ve yağ infiltrasyonunu azalttığını buldu.Düzenli yeşil çay içenler ayrıca daha iyi kalp sağlığı ve metabolik fonksiyon fark edebilir. Doktor, &quot;Düzenli olarak yeşil çay içen kişilerde kalp sağlığı iyileşir, kan basıncı düşer, kolesterol iyileşir, hafıza iyileşir ve bunama riski azalır. Ayrıca daha uzun yaşamanıza yardımcı olabilir,&quot; dedi. 2022&#039;de kalp hastalığı risk faktörleri kümesine sahip kişiler üzerinde yapılan bir çalışma, dört hafta boyunca yeşil çay özütü tüketmenin kan şekeri seviyelerini düşürebileceğini ve iltihabı azaltarak ve bağırsak geçirgenliğini azaltarak bağırsak sağlığını iyileştirebileceğini buldu. Yeşil çay ayrıca LDL kolesterol ve kan basıncının düşmesiyle de bağlantılıdır. Yeşil çaydaki L-theanine, uyuşukluk olmadan rahatlamayı teşvik eder ve ayrıca zihinsel berraklığı destekler.Doktor, lezzeti artırmak için nane veya yasemin eklemeyi sevdiğini ekledi. &quot;Kahveden daha az kafein içeriyor ve nane veya yaseminle karıştırmayı seviyorum&quot; dedi.Yeşil çay içmek ayrıca vücut ağırlığını yönetmeye ve kilo kaybına yardımcı olabilir. Yeşil çaydaki kateşinler, gelişmiş kardiyovasküler sağlık, kilo yönetimi ve bilişsel işlevle bağlantılıdır. 11 çalışmanın 2020&#039;de incelenmesi, yeşil çayın tip 2 diyabetli kişilerde vücut ağırlığını, vücut kitle indeksini (VKİ) ve göbek yağını azaltmaya yardımcı olabileceğini buldu.Bu nedenle, düzenli olarak biraz yeşil çay yudumlamaktan çekinmeyin. Faydalar ilk günden itibaren başlayacak ve 10. günden itibaren daha belirgin hale gelecektir.Bu makale sadece genel bilgi verme amacıyla yazılmıştır ve doktor tavsiyesi olarak ele alınmaması gerekir. Makalenin içeriğinden yola çıkarak okurun kendi başına koyduğu teşhislerden ntv.com.tr sorumlu değildir. Sağlığınızla ilgili herhangi bir endişeniz varsa doktorunuza danışın. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/tSuQF19z8U6NffulWGqSkg.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 10 Jul 2025 10:33:19 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>hafta, boyunca, yeşil, çay, içildiğinde, vücuda, olur</media:keywords>
</item>

<item>
<title>Doktor açıkladı: Kanserin gizli işareti olabilir</title>
<link>https://karadenizden.com.tr/25142</link>
<guid>https://karadenizden.com.tr/25142</guid>
<description><![CDATA[ Uzmanlar, nedeni bilinmeyen morlukların göz ardı edilmemesi gerektiği konusunda uyarıyor. Darbe ya da yaralanma olmaksızın ortaya çıkan bu morluklar kanser gibi ciddi hastalıkların işareti olabilir.Dr. Sermed Mezher, nedeni açıklanamayan morarmaların asla göz ardı edilmemesi gerektiğini vurgulayarak, bu durumun ölümcül kan kanserinin az bilinen bir belirtisi olabileceği konusunda uyardı.349 binden fazla takipçisiyle sosyal medyada sağlık bilgilerini paylaşan Dr. Mezher, son paylaştığı gönderide “Açıklayıcı bir sebep olmaksızın oluşan morarmalar örneğin bir darbeyi veya yaralanmayı hatırlayamamak yüzeyin altında çok daha ciddi bir sağlık sorununun işareti olabilir” diyerek dikkat edilmesi gereken morlukları gösteren bir kadın bacağı fotoğrafına yer verdi.Mezher, sık sık ya da sebepsiz yere gelişen şiddetli morlukların ‘kırmızı alarm’ niteliğinde olduğunun altını çizdi. Sosyal medya kullanıcıları da deneyimlerini yorumlarda paylaştı. Bir kullanıcı, “Babamın lösemiden önce bacaklarında küçük morluklar vardı. Huzur içinde yatsın,” ifadelerini kullandı. Bir diğeri ise on yaşında akut T hücreli lösemi teşhisi almadan önce yaşadığı belirtileri şöyle aktardı:“Annem ilk başta sayısız morluğumu ve ani kilo kaybımı fark etmemişti. Daha sonra nefes alış verişim değişti ve ancak dört muayeneden sonra teşhis koyuldu. En önemli işaretlerden biri garip morluklarımdı.”Kan kanserindeki morarmaların en önemli nedeni, vücuttaki kanın pıhtılaşmasını sağlayan trombosit adı verilen kan hücrelerinin eksikliğidir. Bu eksiklik nedeniyle derideki kılcal damarlardan sızan kan durdurulamaz ve morluklar ortaya çıkar. Ayrıca ateş, gece terlemesi, kilo kaybı, yorgunluk ve şişmiş lenf düğümleri de diğer önemli belirtiler arasında yer alıyor.Morarmaların yalnızca kan kanseriyle sınırlı olmadığını belirten Dr. Mezher, bu durumun aynı zamanda karaciğer yetmezliğine işaret edebileceğini ifade etti. Karaciğerin yeterince protein üretmemesi nedeniyle kan pıhtılaşamayabilir ve bu da açıklanamayan morluklar, ciltte ya da göz akında sararma gibi belirtilerle kendini gösterebilir. Karaciğer hastalıkları her yıl Birleşik Krallık’ta 12.000’den, ABD’de ise 50.000’den fazla kişinin ölümüne neden oluyor.Bununla birlikte sık burun ve diş eti kanamaları ya da adet dönemindeki aşırı kanamalar, hemofili gibi nadir görülen pıhtılaşma bozukluklarının da bir işareti olabilir.Dr. Mezher, açıklanamayan morarmaların aynı zamanda tiroid problemlerine ya da Ehlers Danlos sendromu gibi nadir bağ dokusu hastalıklarına işaret edebileceğini ekleyerek şunları söyledi:“Eğer soğuğa tahammülsüzlük, kilo alımı ve sürekli yorgunluk yaşıyorsanız, bu tiroid bezinizin yeterince hormon üretmemesiyle ilgili olabilir. Ayrıca hipermobilite ya da aşırı esnek bir cilt Ehlers Danlos sendromuna da işaret edebilir.”İngiltere’de her 20 kişiden birinin tiroid hastası olduğu tahmin edilirken, bu durumun kadınlarda görülme sıklığı erkeklere göre altı kat daha fazla.Dr. Mezher, açıklanamayan morarmaların ciddiye alınması gerektiğini vurgulayarak, sağlık profesyonellerine başvurmanın hayati önem taşıdığını belirtti:“Açıklanamayan morluklar, vücudun bir şeylerin yanlış olduğuna dair verdiği sinyallerdir. Bir uzman tarafından değerlendirilmek, ciddi hastalıkların erken dönemde saptanmasını ve hızlı tedaviye başlanmasını sağlar.” ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/vE2U-kwtHU6KRlPU8lOpzA.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 10 Jul 2025 10:33:18 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Doktor, açıkladı:, Kanserin, gizli, işareti, olabilir</media:keywords>
</item>

<item>
<title>D vitamini vücutta eksik olunca ne olur? Hayati rolüne dikkat!</title>
<link>https://karadenizden.com.tr/25143</link>
<guid>https://karadenizden.com.tr/25143</guid>
<description><![CDATA[ Uzmanlar, her yaştan birey için D vitamininin güçlü kemikler ve genel sağlık üzerindeki hayati rolüne dikkat çekiyor.D vitamini, kemik sağlığının korunmasında kritik bir unsur olmaya devam ediyor. “Güneş ışığı vitamini” olarak bilinen D vitamini, kalsiyum emilimini destekleyerek kemik mineralizasyonu, yenilenmesi ve kas gücüne önemli ölçüde katkı sağlıyor. Uzmanlar, yetersiz D vitamini seviyelerinin yaşlılarda osteoporoz ve kırık riskini artırabileceği, çocuklarda ise raşitizm gibi ciddi hastalıklara yol açabileceği konusunda uyarıyor.Sağlıklı bir iskelet için kalsiyum vazgeçilmez bir mineral, ancak yeterli D vitamini olmadan vücutta verimli şekilde emilemiyor. Bu da zamanla, diyetteki kalsiyum alımına rağmen, kemik yoğunluğunun azalmasına neden oluyor. Ayrıca D vitamini, kalsiyum ve fosfatın kemiklere tutunmasını sağlayan mineralizasyon sürecini destekleyerek kemiği sert ve güçlü hale getiriyor.Uzmanlara göre D vitamini yalnızca büyüme çağındaki çocuklarda değil, tüm yaş gruplarında önemli. Yeni kemik dokusu oluşumunu destekleyerek eski kemik hücrelerinin yerini alan bu vitamin, vücudun doğal onarım mekanizmasının da ayrılmaz bir parçası. D vitamini eksikliğinde bu dengenin bozulduğunu belirten uzmanlar, böylece kemik hastalıklarının ortaya çıkabileceği konusunda uyarıyor.D vitamininin kemik sağlığıyla sınırlı kalmadığına vurgu yapan uzmanlar, kasların güçlenmesine de destek olduğuna dikkat çekiyor. Kas kütlesi azalan bireylerin düşme riskinin yükseldiği, özellikle yaşlılarda kırıkların önemli bir sağlık problemi olduğu biliniyor. Dolayısıyla D vitamini eksikliğiyle bu risk artıyor, yeterli seviyelerde D vitamini ise düşme ve kırık oranlarını azaltmada önemli rol oynuyor.Çocuklarda D vitamini eksikliği, iskeletin yumuşamasıyla seyreden raşitizm hastalığına yol açıyor. Bu hastalık, bacaklarda eğrilik ve büyüme geriliğiyle kendini gösteriyor. Erişkinlerde ise eksiklik, uzun vadede osteoporoz ve artan kırık riskiyle sonuçlanabiliyor. Uzmanlar, menopoz sonrası kadınlar ve yaşlı bireyler için D vitamini desteğinin önemli bir koruyucu sağlık stratejisi olduğunun altını çiziyor.Sağlıklı D vitamini seviyelerini korumanın en etkili yollarının güneş ışığına uygun şekilde maruz kalmak ve beslenme yoluyla desteklemek olduğu belirtiliyor. Gerekirse uzman kontrolünde takviye kullanılması öneriliyor. Sonuç olarak uzmanlar, yaşamın her evresinde güçlü ve dirençli kemiklere sahip olmak için D vitamininin ihmal edilmemesi gerektiğini vurguluyor. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/X0_0aqNe-06ww4hZHUopKw.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 10 Jul 2025 10:33:18 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>vitamini, vücutta, eksik, olunca, olur, Hayati, rolüne, dikkat</media:keywords>
</item>

<item>
<title>Kene ısırmasında sakın bunu yapmayın: Yüzde 100 bulaş sağlıyor</title>
<link>https://karadenizden.com.tr/25144</link>
<guid>https://karadenizden.com.tr/25144</guid>
<description><![CDATA[ Son dönemde kene vakalarının artışıyla birlikte uzmanlardan uyarılar gelmeye devam ediyor. İnsanların keneyi kendi çıkarıp tırnakları ile ezmeye çalıştıklarından bahseden uzmanlar, &quot;Bu yüzde 100 bulaş anlamına gelir.&quot; dedi.Erciyes Üniversitesi Tıp Fakültesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Orhan Yıldız havaların ısınması ile birlikte görülmeye başlanan ve Kayseri&#039;de 4 kişinin hayatını kaybetmesine neden olan kene vakalarına ilişkin açıklamalarda bulundu.   Piknik ya da dışarıda yapılan ziyaretler sonrası özellikle çocukların saçlarının kontrol edilmesi gerektiğini söyleyen Yıldız, &quot;Kenenin kolayca deriyi delip, kan damarına ulaşabileceği her yerde kene tutabilir.&quot; dedi.  &quot;Bizim önerimiz bütün saçlı derinin özellikle çocuklarda, piknik gibi açık alan ziyaretlerinde dönüşte bütün vücudunun mutlaka soyularak bakılması gerekir.&quot; diye öneride bulunan Yıldız, &quot;Burada unutulan yerlerin başında ilk olarak saçlı deri ardından da sizin gözle göremeyeceğiniz koltuk altı, kasık ve sırt bölgesi geliyor.&quot; diye konuştu.  Tek tek bu bölgelere bakılması gerektiğinin altını çizen Yıldız, &quot;Kene saptandığı zaman mutlaka bir hekime başvurup, keneyi çıplak elle çıkarmamaya gayret edilmelidir.&quot; ifadelerini kullandı.   &quot;MÜMKÜNSE ELLE ÇIKARILMAMASI EN DOĞRUSU&quot;  Kenenin birçok şekilde insanlara virüs bulaştırabildiğini söyleyen Prof. Dr. Orhan Yıldız, &quot;Kene ısırığı ile KKKA elbette bulaşmaktadır. Ama asıl bulaşma keneyi çıkarırken olmaktadır. Bazıları ateş tutarak çıkarıyor. Evet, kene canlıdır; ateşi hissettiği an bırakacaktır. Ama ateş tuttuğunuz an kusabilir.&quot; dedi.  Mide içeriği vücuda bulaşmayacaksa bile bu kusma ile bulaşabileceğini aktaran Yıldız, &quot;Elle tutup çekme en çok yapılan hata. El ile çıkarmayı önermiyoruz ama eldiven giyilmesi ya da bez ya da başka cisim araya konularak tutulması önerilir. Ama mümkünse elle çıkarılmaması en doğrusudur.&quot; dedi.   Yıldız, şöyle devam etti:  &quot;Çıkarma işleminin kendimizin yapmaması daha sağlıklıdır. Bir sağlık kuruluşuna başvurulup yapılmalıdır. Çünkü çıkarma işlemi sırasında kene birden çekilip, çıkarılırsa bu tür durumlarda elimizde tırnaklarımız arasından bize bulaş söz konusu olabilir. Hele hele en büyük hatalardan biri, insanlar keneyi kendi çıkarıp tırnakları ile ezmeye çalışıyor. Bu yüzde 100 bulaş anlamına gelir. Bu nedenle bu tür uygulamalardan kaçınmak gerekir.&quot; ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/VdjopHqu3EuGQE-09_T4xw.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 10 Jul 2025 10:33:18 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Kene, ısırmasında, sakın, bunu, yapmayın:, Yüzde, 100, bulaş, sağlıyor</media:keywords>
</item>

<item>
<title>Dondurmadaki tehlike! Uzmanı uyardı: Dikkat edilmezse zehirliyor</title>
<link>https://karadenizden.com.tr/25139</link>
<guid>https://karadenizden.com.tr/25139</guid>
<description><![CDATA[ Yaz mevsimi geldiğinde severek tüketilen besinlerden biri dondurma. Ancak dondurma yerken son derece dikkatli olmak gerekiyor. Çünkü uzmanlar özellikle üzerinde küçük buz parçacıkları kalan yani kristalleşen dondurmaların sağlık açısından ciddi risk oluşturduğunu söylüyor.Çilekli, çikolatalı, vişneli, vanilyalı... Yaz mevsimi geldiğinde çeşit çeşit lezzetteki dondurmalara &quot;hayır&quot; diyebilmek pek mümkün olmuyor. Ancak dondurmalar farkında olmadan sağlığınıza ciddi zararlar verebilir. Uzmanlar özellikle kristalleşmiş ve üzerinde buz parçaları olan dondurmaların bakteri barındırdığını söylüyor.Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanı Dr. Gökçe Demir, &quot; Dondurmanın içinde en çok yakalanan bakteriler satafaryus listerya salmonella... Bunlar donma sıcaklığında bile üreyebilen mikroorganizmalar&quot; dedi ve bu dondurmaların tüketiminin bulantı, kusma, karın ağrısı ve kramp, ishal gibi belirtilerle ortaya çıkabileceğinin altını çizdi.Dr. Gökçe Demir, çözüp tekrar dondan dondurmaların riski olduğunu belirtti. &quot;Soğuk zinciri bozulursa, dondurma tüketimi ciddi semptomlara ilerleyen bağırsak iltihabına yol açabilir. Dondurmanın üzerinde küçük küçük buz küpleri varsa bu çözünüp takrar donduğunu gösterir ve bu dondurmayı tüketmek sağlığı bozabilir. Sadece kristalleşen değil, kumsu tatta olan durdurmalarda riskli&quot; dedi.Sadece kristalleşen dondurmalar değil, dondurma kaşıkları da sağlığınız üzerinde olumsuz etki yaratabiliyor. Çünkü dondurma kaşıkları çapraz bulaş riski taşıyor. Uzmanı, &quot;Dışarı ortamda gözle görülmeyen milyonlarca mikroorganizma var. Dondurma kaşıklarının tüm gün dış ortamda bulunması bu mikriorganizmaların dondurmaya ulaşmasına yol açar. Kaşığı koydukları su çok bulanıksa o zaman da dikkat edilmeli&quot; uyarısında bulundu.Kristallenmiş dondurmanın müşteriye asla verilmemesi gerektiğini ve bu durumun zehirlenmeye yol açabileceğini söyleyen dondurma ustası Yaşar Çarlı, iyi dondurmanın nasıl olması gerektiğini anlattı. Dondurma utası, dondurmanın uygun teknikle alınmadığında uzayıp kalabileceği ve içerisinde yabancı maddelerin bulunma ihtimalinin arttığını açıkladı. Ayrıca, dondurmanın güneşte bekletilmesi durumunda erimemesi halinde katkı maddesi içerdiğine işaret edildi.Hijyen konusunda ise, dezenfekte edilmiş temiz kaşık kullanılması gerektiği, kaşığın sürekli olarak değiştirilip dezenfekte edilmesinin önemine dikkat çekildi. Özellikle birden fazla müşteriye hizmet verilirken, hijyen kurallarına uyulmasının zorunlu olduğu belirtildi.Son olarak, uzmanlar tüketicilere evlerde dondurmayı az miktarda alıp, tüketecekleri kadar tüketmeleri yönünde uyarıda bulundu. Haber: Melis Sander ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/e04QlknCYUWfa5xZ_CedaQ.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 10 Jul 2025 10:33:17 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Dondurmadaki, tehlike, Uzmanı, uyardı:, Dikkat, edilmezse, zehirliyor</media:keywords>
</item>

<item>
<title>5 sessiz işaret böbrek hastalığı habercisi: Çoğu kişi farkına varamıyor</title>
<link>https://karadenizden.com.tr/25140</link>
<guid>https://karadenizden.com.tr/25140</guid>
<description><![CDATA[ ​​Böbrekler, bir kişinin genel sağlığında önemli bir rol oynarlar; atıkları temizlerler, sıvı ve elektrolit dengesini korurlar, kan basıncını izlerler ve hatta kırmızı kan hücresi üretimine yardımcı olurlar. Böbrek hastalıkları genelde sessiz ilerler ve fark etmek zordur. Ancak bazı işaretler ipucu olabilir.İlk yıllarında sessiz olan Kronik Böbrek Hastalığı (KBH), erken kırmızı bayrak tanınmasıyla ilerlemesinde durabilir. Aşağıda bir doktor tarafından görülmesi gereken beş sıklıkla gözden kaçan uyarı işareti bulunmaktadır:Böbrek yetmezliği kanda toksinlerin birikmesine neden olur ve enerji seviyelerini etkiler. Ayrıca böbrekler yeterli eritropoietin üretmediğinde (kırmızı kan hücresi oluşumunu uyarmaktan sorumlu bir hormon) kansızlığa neden olabilir. Bu, kronik yorgunluğa, konsantrasyon eksikliğine ve hafif aktivite sırasında nefes darlığına neden olur. Çoğu hasta bunu normal bitkinlik veya yaşlanma olarak görmezden gelir ve teşhis gecikir.İDRAR YAPMA ALIŞKANLIKLARIN DEĞİŞİKLİKİdrar sıklığında, renginde veya görünümündeki değişiklikler genellikle böbrek sorunlarının ilk belirtileridir ancak nadiren ciddi olarak düşünülür. Noktüri veya sık gece idrara çıkma, köpüren veya köpüklü idrar (protein kaybını gösterir), hematüri veya idrarda kan veya çok koyu idrar, olası böbrek hasarının belirtileridir. Bu değişiklikleri önemsiz görünseler bile ihmal etmek hastalığın sinsi bir şekilde gelişmesine izin verebilir.Böbrekler vücuttaki fazla sodyum ve sıvıyı temizleyemezse, özellikle bacaklarda ve göz çevresinde kolayca görülebilen şişlik (ödem) oluşur. Hastalar şişliğin nedenini genellikle uzun süre ayakta durmaya veya kötü beslenmeye bağlarlar, ancak bu böbrek yetmezliğinin kanıtı olabilir. Tespit ve testler mümkün olan en kısa sürede önemlidir.Böbrek yetmezliğinin daha az bilinen belirtilerinden biri de sürekli kaşıntıdır (pruritus). Bu, kandaki atık ürünler ve kalsiyum ve fosfor gibi mineral dengesizliklerinden kaynaklanır. Özellikle dermatolojik bir neden olmaksızın pullu kuru cilt ve sürekli kaşınma isteği, böbrek muayenesiyle değerlendirilmelidir.İŞTAHSIZLIKBöbrek fonksiyonu kötüleştikçe, vücut üremik toksinleri biriktirir ve ağızda metalik tat, nefesin kötü kokusu (üremik fetor), mide bulantısı veya iştahsızlık gibi gastrointestinal semptomlar üretir. Bu semptomlar genellikle sindirim sorunu olarak yanlış yorumlanır ve yanlış tanıya veya tedavide gecikmeye neden olur.Siz ya da tanıdığınız biri bu belirtilerden herhangi birini yaşıyorsa özellikle diyabet, yüksek tansiyon, ailede böbrek hastalığı öyküsü ya da uzun süreli ağrı kesici kullanımı gibi risk faktörleri varsa vakit kaybetmeden bir sağlık uzmanına başvurun. Böbrek fonksiyon testleriyle (kreatinin, eGFR gibi rutin kan tahlilleri ve albümin ölçümü için idrar testi) erken tanı konulabilir; bu sayede ciddi komplikasyonlar önlenerek yaşam kalitesi artırılabilir.Böbrek sağlığını korumanın anahtarı farkındalık ve hızlı harekete geçmektir. Vücudunuzun size verdiği ince sinyalleri göz ardı etmeyin; unutmayın, böbrekleriniz sessizce yardım için fısıldıyor olabilir. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Xgs1dqsecU-F7U3_W7IPTw.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 10 Jul 2025 10:33:17 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>sessiz, işaret, böbrek, hastalığı, habercisi:, Çoğu, kişi, farkına, varamıyor</media:keywords>
</item>

<item>
<title>Güne bir kase papaya ile başlamak için 8 neden: Sayısız faydası var</title>
<link>https://karadenizden.com.tr/25141</link>
<guid>https://karadenizden.com.tr/25141</guid>
<description><![CDATA[ Sabahınızı harekete geçirmenin hızlı ve basit bir yolunu mu arıyorsunuz? Bir porsiyon papaya vücudunuzun ihtiyacı olan şey olabilir. Papaya, sağlığa iyi gelen faydalar, güçlü enzimler ve antioksidanlarla doludur. Evet! Sadece lezzetli bir meyve değil; sindirime yardımcı olur, kilo kaybını kolaylaştırır, tansiyon dostudur ve cildinizi de parlatır.Papaya, C vitamini, A vitamini, folat, lif ve likopen gibi antioksidanlar açısından zengin düşük kalorili bir besindir. Bağışıklığı, sindirimi ve cildi güçlendirir. Sabahları papaya yemek, vücudunuza vücudunuzu canlandıran ve hücrelerinizi oksidatif hasardan koruyan besin dolu bir enerji artışı sağlar.Papaya, protein sindirimini kolaylaştıran ve hazımsızlık, şişkinlik ve kabızlığı önleyen bir sindirim enzimi olan papain içerir. Papaya ayrıca düzenli bağırsak hareketlerini sağlayan lif açısından da zengindir. Papaya, sabah sindirim sisteminizi güçlendirmek ve bağırsaklarınızın gün boyu düzgün çalışmasını sağlamak için tüketilmelidir.Papaya, zengin C vitamini içeriğiyle bağışıklık sisteminizi güçlendirir ve beyaz kan hücrelerinin işlevini optimize eder. Antioksidanları ve karotenoidleri, iltihabı ve oksidatif stresi engelleyerek vücudunuzu hastalıklardan korur ve iyileşmeyi hızlandırır. Bir kahvaltı kasesi, bağışıklık sisteminizi mükemmel bir hizaya getirir.Papaya kardiyovasküler sağlığı destekler; lif, potasyum ve likopen içerir. Bunların hepsi kötü kolesterolü (LDL) ortadan kaldırmak, sağlıklı kan basıncını korumak ve genel olarak dolaşımı iyileştirmek için birlikte çalışır. Papaya yemek kalp hastalığına yakalanma şansınızı azaltabilir ve kardiyovasküler sisteminizi iyi durumda tutabilir.KAN ŞEKERİ DENGESİNİ KORURTatlı olmasına rağmen papaya, glisemik indeksi düşük ve lif içeriği yüksektir, bu da kan şekeri seviyelerini kontrol etmesini sağlar. Şeker emilimini geciktirir ve insülin duyarlılığını artırır, bu nedenle özellikle diyabet hastaları veya kan şekeri yükselmelerinden herhangi bir şekilde uzak durmak isteyenler için akıllıca bir kahvaltı seçeneği haline gelir.CİLT VE GÖZ SAĞLIĞINI DESTEKLER
Papaya, beta-karoten, C vitamini ve likopen, kolajen oluşturan, cildi onaran ve göz koruyan fitonutrientlerin deposudur. Besinlerdeki antioksidanlar yaşlanmanın belirtilerini bastırır, güneş hasarını en aza indirir ve maküla dejenerasyonu gibi göz hastalıklarının oluşumunu azaltır. Günlük bir kase papaya, kişiye parlak bir cilt ve gözler sağlar.Düşük kalorili ancak lif ve su açısından zengin olan papaya doyurucu ve nemlendiricidir. Sağlıklı sindirimi korumaya yardımcı olur ve aşırı yemeyi bastırır, bu nedenle kilo kontrolü için uygundur. Sabahları alındığında ek kalori veya kilo alımı olmadan sizi hafif, tok ve enerjik tutar.ANTİOKSİDAN ZENGİNİPapaya, özellikle likopen olmak üzere etkili antioksidanlar olan karotenoidler içerir. Bunlar zararlı serbest radikalleri nötralize eder, hücreleri korur ve kronik hastalıkları önler. Papayayı günlük olarak tüketmek yaşlanma karşıtı, hücresel sağlık ve genel sağlığı destekler ve güne başlamanın sağlıklı ve canlı bir yoludur. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Rv3ZdXzy40qptkcf-QpUXQ.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 10 Jul 2025 10:33:17 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Güne, bir, kase, papaya, ile, başlamak, için, neden:, Sayısız, faydası, var</media:keywords>
</item>

<item>
<title>Kenelere karşı uzmanından uyarı: Kapalı giysileri tercih edin</title>
<link>https://karadenizden.com.tr/25136</link>
<guid>https://karadenizden.com.tr/25136</guid>
<description><![CDATA[ Havaların ısınması ve Haziran ayı itibariyle ortaya çıkan kenelere karşı uzmanlar uyarıyor.İlkbahar ve yaz mevsimlerinin gelmesi ile birlikte kene vakalarında artış yaşanıyor. Özellikle son yıllarda kene ısırmaları sonucu meydana gelen &quot;Kırım Kongo Kanamalı Hastalığı&quot; ülke genelinde insan sağlığını ciddi boyutlarda tehdit ediyor.Özellikle Haziran ve Ağustos aylarına dikkat çeken Erzincan Mengücek Gazi Eğitim ve Araştırma Hastanesi Enfeksiyon Hastalıkları Klinik Mikrobiyoloji Bilim Dalı Başkanı ve Türk Klinik Mikrobiyoloji ve İnfeksiyon Hastalıkları (KLİMİK) Derneği Yönetim Kurulu Üyesi Prof. Dr. Faruk Karakeçili, &quot;18 pozitif hastamız var, hala 6 tane sonucu çıkmayan vakamız bulunuyor. Bu sene için ölen hastamız yok. Çevre illerden ölüm vakalı hastalarımız oluyor. Şuan hastanemizde 6 şüpheli hastamız yatıyor. Bunların biri kesin pozitif diğerlerinin de sonuçları bekleniyor&quot; dedi.Son üç yılda yüksek rakamlara çıkıldığını söyleyen Prof. Dr. Faruk Karakeçili, &quot;Bunu bekliyoruz zaten. Şu an Haziran ayındayız, Haziran 15 ve Temmuz ayları yüksek seyir beklediğimiz aylar. Bu sene kene popülasyonu çok fazla. Keneye maruz kalan vatandaşlarımız yakın mesafede ise hemen kenenin çıkartılması için bir hastaneye başvurmalı. Eğer hastaneye çok uzak, ulaşamıyorsa keneyi hızlı bir şekilde, ancak çıplak elle değil eldiven veya eldiven olmadığında bir poşet eline geçirerek bir cımbız ile çıkarmasını öneriyoruz&quot; diye konuştu.Kırsal alanda mutlaka kaplı giysilerin tercih edilmesinin altını çizen Faruk Karakeçili, &quot;Kapalı ayakkabı giyin ve paçaları çorapların içerisine koyun. Çünkü keneler yerden gelerek üzerimize yerleşiyor. Ayrıca vücudumuzun sıklıkla kontrolünü yapmak gerekiyor kene vücudumuza yapışmış mı diye. Bunlar gerçekten önemli tedbirler. Kırsal kesime gidiyor veya orada bulunuyorsak keneye karşı eczanelerden pantolonlara sıkılan ve kullanılan ilaçlar alınabilir&quot; dedi.Karakeçili, özellikle kekliklere vurgu yaparak, &quot;Keklikler çok önemli. Keklikler kene için en büyük düşman gibi. Keklikler ağırlıklı olarak kenelerden besleniyorlar, keklik avlanmasının aslında yasaklanması lazım. Özellikle son yıllarda kene popülasyonu çok arttı&quot; ifadelerine yer verdi.Karakeçili kene ile karşılaşan vatandaşlar için şu önerilerde bulundu;&quot;Kene ile karşılaşan vatandaş çok fazla panik yapmayacak. Uzak bir yerde ise kenenin erken çıkarılması gerektiği için bir cımbız ile uygun bir şekilde çıkarması gerekiyor. Çıplak el ile kesinlikle çıkarma işlemi yapılmasını istemiyoruz. Kene ile ilgili Sağlık Bakanlığı’mız farklı afişler ile duyurusunu yapıyor. Sosyal medyalarda da paylaşımlar yapılıyor. Keneler sekiz bacağı olan kafa yapısı sert olan bir canlı. Vatandaşlar keneyi bu şekli ile ayırt edebilir edemeyenlerin en yakın sağlık kuruluşuna başvurmalarını öneriyoruz&quot; ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/vZoSwIJEcEWFBKCuTjFnwA.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 10 Jul 2025 10:33:16 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Kenelere, karşı, uzmanından, uyarı:, Kapalı, giysileri, tercih, edin</media:keywords>
</item>

<item>
<title>Uzmanı açıkladı: Erken bunama riskini azaltıyor</title>
<link>https://karadenizden.com.tr/25137</link>
<guid>https://karadenizden.com.tr/25137</guid>
<description><![CDATA[ Yeni bir araştırmaya göre, orta yaşta pozitif bir yaşam sürdürmek hafıza kaybı riskini azaltmaya yardımcı olabilir.University College London (UCL) öncülüğünde yürütülen ve Aging  Mental Health dergisinde yayımlanan kapsamlı araştırmada, 50 yaş üstü 10 binin üzerinde kişinin 16 yıl boyunca refah ve hafıza durumları incelendi.Çalışmada, daha yüksek refah seviyesine sahip olan bireylerin hafıza testlerinde daha iyi sonuçlar elde ettiği ve hayatlarını daha bağımsız şekilde yönettikleri görüldü. Araştırmaya katılanlardan, kontrol, haz ve özerklik gibi yaşam kalitesine dair unsurlar da değerlendirildi.Klinik psikoloji profesörü olan çalışmanın ortak yazarı Joshua Stott, araştırmaya dair yaptığı açıklamada, “Bu çalışma, zaman içinde esenlik ve hafıza arasındaki etkileşimi anlama yolunda önemli bir adım. Bulgularımız ön bulgular olsa da, hafıza gibi beyin sağlığı üzerinde psikososyal etkilerin önemini gösteriyor” dedi.2002’de başlayan uzun soluklu çalışmada katılımcılar, her iki yılda bir on kelimeyi hatırlama becerilerini test eden hafıza testlerine tabi tutuldu. Ayrıca, yaşamdan aldıkları keyif, kontrol duyguları ve bağımsızlıkları da anketlerle ölçüldü.Bu araştırma, 50 yaş üstü olup kendini mutlu ve tatmin olmuş hissedenlerin zamanla daha iyi bir hafızaya sahip olduğunu gösteriyor. Fiziksel aktivite eksikliği, depresyon ve sosyal izolasyon gibi 14 önemli risk faktörü demansla bağlantılı; bu çalışmanın sonuçları da refahın bilişsel sağlık üzerindeki olumlu etkilerini destekliyor.Araştırmaya katkı verenlerden Washington Üniversitesi’nden yardımcı doçent Dr. Emily Willroth ise, elde edilen bulguların gelecekteki çalışmalara ışık tutacağını vurgulayarak, “Yaşlanan nüfusun bilişsel sağlığını korumaya yönelik stratejilerin geliştirilmesine katkıda bulunmasını umuyoruz” diye konuştu.Araştırmacılar, elde ettikleri sonuçların olumlu yönde bir ilişki gösterdiğini ancak bu ilişkinin nedenlerinin tam anlamıyla anlaşılabilmesi için daha fazla çalışmaya ihtiyaç duyulduğunu belirtti. Ayrıca, sosyoekonomik durum, yaşam tarzı ve yaş gibi değişkenlerin de refah ve hafıza üzerindeki etkisinin detaylı şekilde ele alınması gerektiği vurgulandı.Alzheimer&#039;s Research UK ve Tıbbi Araştırma Konseyi tarafından desteklenen çalışmanın, gelecekteki sağlık politikalarına yön verebileceği belirtiliyor. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/f0ORpSHr30OLgbpVoFUN4A.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 10 Jul 2025 10:33:16 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Uzmanı, açıkladı:, Erken, bunama, riskini, azaltıyor</media:keywords>
</item>

<item>
<title>“Daha iyi bebek” skandalı: Genetik elemeyle çocuk seçimi başladı!</title>
<link>https://karadenizden.com.tr/25138</link>
<guid>https://karadenizden.com.tr/25138</guid>
<description><![CDATA[ Genetik analizle embriyo seçimi artık mümkün. Ancak “daha iyi çocuk” vaadi, etik sınırları zorluyor. Yeni teknoloji, sağlık risklerini azaltma iddiasıyla umut verirken, “tasarım bebek” tartışmasını da alevlendirdi.ABD merkezli bir şirket, tüp bebek tedavisiyle elde edilen embriyoların genetik analizini yaparak çeşitli sağlık riskleri ve bazı fiziksel-psikolojik özellikler hakkında öngörüler sunan yeni bir hizmeti kamuoyuna tanıttı.   “Nucleus Embryo” adı verilen bu yeni araç, henüz doğmamış çocukların genetik olarak &quot;daha iyi&quot; olma potansiyelini seçme imkanı sunuyor. Bu durum hem tıp dünyasında hem de etik çevrelerde büyük tartışma yarattı.900 FARKLI SAĞLIK DURUMU HESAPLANIYOR  Şirketin geliştirdiği yazılım, elde edilen en fazla 20 embriyoyu analiz ederek, her biri için yaklaşık 900 farklı sağlık durumu ve özellik üzerine risk skorları hesaplıyor.   Bu sayede Alzheimer, diyabet, kanser gibi hastalıkların yanı sıra zeka, boy, kilo ve hatta göz rengi gibi özelliklere dair genetik eğilimler belirlenebiliyor.   Ebeveynler, bu bilgiler ışığında en düşük risk profiline sahip embriyoyu seçerek gebelik sürecine devam edebiliyor. Hizmetin fiyatı ise 5 bin 999 dolar olarak açıklandı.&quot;TASARIM BEBEK&quot; TARTIŞMALARI ALEVLENDİ  Ancak bu gelişme, &quot;tasarım bebek&quot; kavramını bir adım daha öteye taşıdığı gerekçesiyle ciddi etik eleştirilerin hedefi oldu.  Uzmanlar, yalnızca hastalık riskini azaltma amaçlı değil; zeka ya da fiziksel üstünlük hedefli embriyo seçimi yapılabileceği uyarısında bulunuyor.  Engelli hakları savunucuları ise bu teknolojinin engellilik durumlarını &quot;istenmeyen&quot; veya &quot;düzeltilmesi gereken&quot; birer kusur gibi göstermesinden endişe ediyor. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Vip17gdjO0uzApSXb2donQ.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 10 Jul 2025 10:33:16 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>“Daha, iyi, bebek”, skandalı:, Genetik, elemeyle, çocuk, seçimi, başladı</media:keywords>
</item>

<item>
<title>Doktor vücuttaki 6 değişimi açıkladı: 2 hafta boyunca chia tohumu tüketirseniz ne olur?</title>
<link>https://karadenizden.com.tr/25132</link>
<guid>https://karadenizden.com.tr/25132</guid>
<description><![CDATA[ Chia tohumları son yıllarda beslenme listelerinde sıklıkla yer alıyor. Peki, 2 hafta boyunca her gün chia tohumu tüketirseniz ne olur?ABD’de görev yapan gastroenterolog Dr. Saurabh Sethi, chia tohumlarının son yıllarda modern diyetlerin vazgeçilmez bir parçası haline geldiğini ve dikkat çeken etkileri olduğunu açıkladı.
Günümüze uzanan bu süper besinin, yalnızca iki hafta tüketildiğinde bile sağlık üzerinde kayda değer değişimler yaratabileceği belirtiliyor.Chia tohumlarının suyu emerek kendi ağırlıklarının yaklaşık 10 katı kadar şişebildiğini vurgulayan Dr. Sethi, bu özelliğin vücuttaki sıvı dengesine katkı sağladığını söylüyor. Islatıldığında oluşan jel yapı, çözünebilir liflerden oluşuyor ve sindirime de katkıda bulunuyor.İki yemek kaşığı chia tohumunun yaklaşık 10 gram lif içerdiğini paylaşan Sethi, bu liflerin sindirimi kolaylaştırarak doğal bir müshil etkisi gösterdiğini vurguluyor. Uzman, çözünür ve çözünmez liflerin dengeli yapısı sayesinde bağırsak hareketlerinin düzene girdiğini ve şişkinlik şikâyetlerinin 5-7 günde azaldığını ifade ediyor.Bitkisel omega-3 kaynağı olan chia tohumları, ALA (alfa-linolenik asit) yönünden zengin. Ancak uzman, ALA’nın vücutta EPA veya DHA’ya (balık yağında bulunan aktif formlar) düşük oranda dönüştürüldüğünü hatırlatıyor. Bununla birlikte ALA’nın, sistemik inflamasyonu azaltma yönünde katkı sağladığını vurguluyor.Klorojenik asit ve kafeik asit gibi antioksidan bileşikleriyle dikkat çeken chia tohumlarının, bağırsak astarını koruduğunu ve oksidatif stresi azaltmaya yardımcı olduğunu belirten Dr. Sethi, bu etkinin özellikle sindirim sistemi sağlığında uzun vadede fark yarattığını söylüyor.Chia tohumlarının tek başına bir “zayıflama” aracı olmadığını, ancak lif yapıları sayesinde mideyi uzun süre tok tutarak gereksiz atıştırmalıkları azaltabileceğini ifade eden uzman, iki hafta sonunda porsiyon kontrolünde kendiliğinden bir iyileşme görülebileceğini aktarıyor.Antioksidan, omega-3 ve iyi hidrasyonu bir arada sunan chia tohumlarının, iyi bir uyku ve düşük şeker tüketimiyle birlikte ciltte fark edilir iyileşmeler sağladığını vurgulayan Sethi, özellikle göz altı ve ağız çevresinde elastikiyeti arttırıp sivilcelerde azalma görülebileceğini söylüyor. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/TPDOFqm9CEu77klFZyZdQA.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 10 Jul 2025 10:33:15 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Doktor, vücuttaki, değişimi, açıkladı:, hafta, boyunca, chia, tohumu, tüketirseniz, olur</media:keywords>
</item>

<item>
<title>Dışarıda sipariş etmemeniz gereken 4 besin: Gıda zehirlenmesine yol açabilir</title>
<link>https://karadenizden.com.tr/25133</link>
<guid>https://karadenizden.com.tr/25133</guid>
<description><![CDATA[ Tükettiğiniz her besin sağlığınızı doğrudan etkiliyor. Özellikle dışarıdayken tüketilen bazı besinler var ki gıda zehirlenmesine yol açıp ölümcül olabiliyor.ABD&#039;de görev yapan Dr. Christine Adaeze Nwoha, dışarıda yemek yerken asla tüketmediği dört yüksek riskli gıdayı açıkladı. Dr. Nwoha, lüks olarak görülen bazı yiyeceklerin ciddi gıda zehirlenmelerine yol açabileceği uyarısında bulundu.DailyMail&#039;de yer alan habere göre; E.coli, salmonella ve norovirüs gibi bakteriler her yıl dünya genelinde 420 binden fazla insanın ölümüne neden olurken, İngiltere’de yalnızca 2023 yılında yaklaşık 2,4 milyon kişi gıda kaynaklı hastalık geçirdi. Uzmanlara göre, hayvansal ürünler ve çiğ sebzeler bu riskin en yüksek olduğu gıdaların başında geliyor.Instagram’da paylaştığı ve yarım milyondan fazla görüntülenen videosunda Dr. Nwoha; limon ve misket limonu dilimleri, deniz ürünleri, buz küpleri ve az pişmiş etin, hijyen eksikliği nedeniyle ciddi sağlık riskleri taşıdığını söyledi.Nwoha’ya göre, restoranlarda içeceklerin içine eklenen narenciye dilimleri genellikle hijyenik olmayan koşullarda hazırlanıyor. “Bu meyveler bazen yere düşüp tekmeleniyor, çöpe atılıp sonra yeniden kullanılıyor,” diyen doktor, buz makinelerinin de çoğunlukla yeterince temizlenmediğini vurguladı.Bakterilerin donma sırasında bile hayatta kalabileceğine dikkat çeken uzman, ellerini yıkamayan personelin buzlara temas etmesiyle kontaminasyon riskinin arttığını belirtti.Dr. Nwoha, dışarıda asla az pişmiş et tüketmediğini söylüyor. Biftek dış yüzeyinden pişirildiği için bakteriler öldürülebilirken, kıyma kullanılan burgerlerde mikroplar ete tamamen yayılmış olabiliyor. “Eğer burger az pişmişse, içinde hâlâ canlı bakteri olabilir,” diyen Nwoha, bu durumun ciddi hastalıklara yol açabileceği uyarısında bulundu.Çiğ istiridye ise listenin en tehlikeli kalemlerinden biri. Arkadaşının kirli istiridye nedeniyle aylarca hastanede kaldığını söyleyen Nwoha, bu gıdanın Vibrio vulnificus adlı ölümcül bir bakteriyi barındırabileceğini hatırlatıyor. Bu bakteri özellikle bağışıklığı zayıf kişilerde sepsis ve ölüme kadar giden komplikasyonlara neden olabiliyor.Norovirüs, ensefalit ve menenjit gibi ciddi enfeksiyonlara da yol açabilen istiridyenin sağlıklı bireyler için bile riskli olduğunun altını çizen uzman, özellikle hamileler ve kronik hastalığı olanların bu gıdadan uzak durması gerektiğini belirtti.Dr. Nwoha’nın açıklamaları, İngiltere’de kolon kanserine yol açtığı düşünülen yeni bir E.coli türünün yayılmasıyla ilgili endişelerin arttığı bir döneme denk geliyor. Son yedi yılda, “STEC” adı verilen bu ölümcül türün vakaları neredeyse 10 kat arttı.Bilim insanları, bu türün ürettiği “kolibaktin” adlı toksinin, 40 yaş altı kişilerde artan bağırsak kanseri vakalarıyla bağlantılı olabileceğini düşünüyor.Geçtiğimiz yıl İngiltere&#039;de 280&#039;den fazla kişinin hayatını kaybettiği STEC salgınının, kirli salata yaprakları içeren hazır sandviçlerle bağlantılı olduğu açıklanmıştı. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/m7cbY6J7nkSPmtu_T_k4QA.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 10 Jul 2025 10:33:15 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Dışarıda, sipariş, etmemeniz, gereken, besin:, Gıda, zehirlenmesine, yol, açabilir</media:keywords>
</item>

<item>
<title>6 meyveyi birlikte tüketmeyin: Bağırsak sağlığını bozuyor</title>
<link>https://karadenizden.com.tr/25134</link>
<guid>https://karadenizden.com.tr/25134</guid>
<description><![CDATA[ Bazı meyveleri birlikte tüketmek sindirim sisteminin düzgün çalışmasını engelleyebilir. Portakal ve muz gibi asidik ve tatlı meyveleri karıştırmak şişkinliğe neden olabilir. Muuz ve avokado gibi nişastalı ve protein açısından zengin meyveleri birleştirmek hazımsızlığa yol açabilir. Peki, hangi meyveleri birlikte tüketmemelisiniz?Smoothie&#039;nize veya salatanıza meyve karıştırmak sağlıklı bir alışkanlık gibi görünebilir. Ancak tüm kombinasyonlar bağırsak dostu değildir. Bazı meyveler sindirim söz konusu olduğunda birlikte iyi gitmez ve bunları birleştirmek şişkinliğe, gaza veya hatta besin kaybına yol açabilir.Sağlıklı&quot; bir meyve kasesinden sonra kendinizi huzursuz hissettiyseniz, bunun nedeni karışım olabilir. Kaçınmanız gereken altı meyve kombinasyonuna bir göz atın.Bu en yaygın hatadır. Portakal, çilek ve elma gibi asidik ve yarı asidik meyveler daha hızlı sindirilirken, muz ve incir gibi tatlı meyveler daha uzun sürer. İkisini karıştırmak midede fermantasyona neden olarak gaz, şişkinlik ve hatta asidoza yol açabilir. Bu, farklı yanma hızlarına sahip iki odunu aynı ateşe atmaya benzer - eşit şekilde yanmazlar.NİŞASTALI MEYVELER VE YÜKSEK PROTEİNLİ MEYVELERÖrnek: Yeşil muz ve avokadoNişastalar alkali bir sindirim ortamına ihtiyaç duyarken, proteinler asit gerektirir.Bunları bir araya getirdiğinizde, biyokimyasal bir trafik sıkışıklığı yaratırsınız. Sindirim sisteminiz, tasarlanmadığı bir şekilde çoklu görev yapmaya zorlanır ve bu da hazımsızlığa, besin emiliminde bozulmaya ve yorgunluğa neden olabilir.Örnek: Karpuz ve elmalarKavunlar, yüksek su içerikleri nedeniyle meyveler arasında en hızlı sindirilenlerdir. Elma veya armut gibi daha yavaş sindirilen meyvelerle karıştırıldığında, genellikle midede fermente olurlar. Bu şişkinliğe, mide bulantısına ve hatta ishale neden olabilir. Kavunlar her zaman tek başına yenmelidir - &quot;ya ye ya da yalnız bırak&quot; doğal sağlık çevrelerinde popüler bir mantradır.Papaya sindirim enzimleriyle bilinirken, limonla birlikte tüketildiğinde vücudunuzun pH dengesini bozabilir. Limonun asidik yapısı papayanın alkali profiliyle çatışır ve potansiyel olarak mide rahatsızlığına veya asit reflüsüne yol açar. Bu karışım özellikle çocuklar veya hassas sindirime sahip kişiler için risklidir.GUAVA VE MUZHer ikisi de besin açısından zengin olsa da, guava ve muz sorunlu bir sindirim ikilisi oluşturur. Guavadaki yüksek lif içeriği, muzun nişastalı dokusuyla birleştiğinde şişkinliğe ve asitliğe yol açabilir. Zamanla bu, bağırsak astarını tahriş edebilir ve besin emilimini bozabilir.Örnek: Portakal ve havuç
Meyve ve sebzelerin sindirimi önemli ölçüde farklılık gösterir. Meyveler, özellikle tatlı veya asitli olanlar, hızla parçalanırken sebzeler genellikle daha uzun sürer.Bunları karıştırmak, bağırsakta eksik sindirime ve fermantasyona yol açabilir ve bu da gaz veya hatta baş ağrısına neden olabilir.Bu makaledeki içerik yalnızca bilgilendirme ve eğitim amaçlıdır ve profesyonel tıbbi tavsiye, teşhis veya tedavinin yerine geçmemelidir. Herhangi bir diyete, takviyeye, fitness veya sağlık programına başlamadan önce daima doktorunuza veya bir sağlık uzmanına danışın. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/ZUBblDbwfUuf4dg4ILRqnA.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 10 Jul 2025 10:33:15 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>meyveyi, birlikte, tüketmeyin:, Bağırsak, sağlığını, bozuyor</media:keywords>
</item>

<item>
<title>Her gün yumurta yemek sağlıklı mı? Vücut üzerindeki etkisi</title>
<link>https://karadenizden.com.tr/25135</link>
<guid>https://karadenizden.com.tr/25135</guid>
<description><![CDATA[ Yumurtalar, vitaminler, protein ve sağlıklı yağlarla dolu, sayısız sağlık faydası sunan besin güç merkezleridir. Düzenli tüketim, iyi kolesterolü artırarak kalp sağlığını destekler. Ayrıca, yumurtalar daha güçlü kemiklere, daha sağlıklı saç ve cilde, kilo yönetimine, kas gücüne, güçlü bir bağışıklık sistemine yardımcı olur.Vegan veya vejetaryen değilseniz, yumurtalar tabağınıza ekleyebileceğiniz en besin dolu yiyeceklerden biridir. İyi bir protein kaynağıdır ve vitaminler ve sağlıklı yağlarla doludur. Bunları haşlanmış, çırpılmış veya güneşli tarafı yukarı bakacak şekilde yiyebilirsiniz. İşte düzenli olarak yumurta yemenin bazı faydaları.Geçmişteki endişelerin aksine, ölçülü yumurta tüketimi çoğu insan için kalp hastalığı riskini artırmaz. Çoğu insan için günde bir yumurta kalp krizi, felç veya başka herhangi bir kardiyovasküler hastalık riskini artırmaz.2022&#039;de yayınlanan kontrollü bir çalışma, yumurta tüketimi, metabolik belirteçler ve kardiyovasküler hastalık riski arasındaki ilişkiyi inceledi. Orta düzeyde yumurta yiyen kişilerin kanlarında yüksek yoğunluklu lipoproteinin (HDL) yapı taşı olan apolipoprotein A1 adı verilen bir proteinin daha yüksek seviyelerde olduğunu buldular. Bu protein, aynı zamanda &#039;iyi lipoprotein&#039; olarak da bilinir. Özellikle bu kişilerin kanlarında, kolesterolü kan damarlarından temizlemeye yardımcı olan ve böylece kalp krizi ve felce yol açabilen tıkanıklıklara karşı koruma sağlayan daha büyük HDL molekülleri vardı.Ancak, yumurta tüketimini kardiyovasküler hastalık riskinin artmasıyla ilişkilendiren birkaç çalışma vardır.Yumurtalar, beyin sağlığı için kritik öneme sahip bir besin olan kolinin en iyi kaynaklarından biridir. Kolin hafızayı, ruh halini ve bilişsel işlevi destekler. Çalışmalar, yeterli kolin alımının yaşlı yetişkinlerde bilişsel gerileme riskini azaltabileceğini göstermiştir. Tek bir yumurta yaklaşık 147 mg kolin içerir.Yumurtalar, yaşa bağlı makula dejenerasyonuna ve katarakta karşı koruma sağlayan lutein ve zeaksantin gibi antioksidanlar içerir. Düzenli yumurta tüketimi, özellikle yaşlı popülasyonlarda daha iyi göz sağlığına katkıda bulunabilir. DAHA GÜÇLÜ KEMİKLERYumurtalar, kemik sağlığı için kalsiyum emilimine yardımcı olan doğal bir D vitamini kaynağıdır. Yeterli D vitamini alımı osteoporoz, düşme ve kırık riskini azaltabilir.Yumurtalar, sağlıklı saç, cilt ve tırnakları destekleyen biotin ve diğer B vitaminlerini içerir. Biyotin eksikliği saç dökülmesine yol açabilir ve yumurtalar alımı artırmanın kolay bir yoludur.Yumurtalar harika bir protein kaynağıdır. Protein açısından zengin ve kalorisi düşük olan yumurtalar tokluk hissi yaratır. Sizi daha uzun süre tok tutar. Ayrıca kalorisi düşüktür ve bu da onları kilo verme yolculuğunda olan kişiler için en iyi seçim haline getirir. Yumurta bazlı kahvaltılar yemek daha uzun süre tok hissetmenize ve dolayısıyla potansiyel olarak kilo vermenize yardımcı olabilir.Yumurtalardaki yüksek kaliteli protein, özellikle fitness&#039;a yatırım yapan kişiler için kas bakımı ve iyileşmesine yardımcı olur. Yumurtalar onlar için uygun maliyetli bir protein kaynağıdır. Unutmayın, proteinler insan vücudunun ana yapı taşlarıdır.Yumurtalarda bulunan selenyum ve çinko bağışıklık sistemini güçlendirmeye yardımcı olur. Çalışmalar, bu minerallerin bağışıklık tepkisini artırdığını ve vücudun enfeksiyonlarla savaşmasına yardımcı olduğunu göstermiştir.Yumurtalar, genellikle &#039;iyi&#039; kolesterol olarak adlandırılan HDL (yüksek yoğunluklu lipoprotein) seviyelerinin artmasıyla bağlantılıdır. Bunun nedeni, HDL&#039;nin kötü kolesterolü kan dolaşımınızdan uzaklaştırmaya yardımcı olmasıdır. Daha yüksek HDL seviyelerine sahip kişilerde genellikle kalp hastalığı, felç ve hatta tip 2 diyabetle ilişkili komplikasyonlara yakalanma riski daha düşüktür. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/FJ2xbPJanEq8Y-RywcP9pA.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 10 Jul 2025 10:33:15 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Her, gün, yumurta, yemek, sağlıklı, mı, Vücut, üzerindeki, etkisi</media:keywords>
</item>

<item>
<title>Sık sık hıçkırık mı tutuyor? Hastalık işareti mi?</title>
<link>https://karadenizden.com.tr/25130</link>
<guid>https://karadenizden.com.tr/25130</guid>
<description><![CDATA[ Hıçkırık, diyafram kasının istemsiz spazmları sonucu ortaya çıkan ve neredeyse herkesin yaşamının bir döneminde deneyimlediği doğal bir refleks olarak biliniyor. Genellikle zararsız olan ve kısa sürede kendiliğinden geçen hıçkırıklar, bazen altta yatan sağlık sorunlarının habercisi olabiliyor.Uzmanlar, hıçkırığın diyaframın kontrol dışı kasılmasıyla ses tellerinin ani kapanması sonucu karakteristik &quot;hıçkırık&quot; sesinin oluştuğunu belirtiyor. Yaygın tetikleyiciler arasında hızlı yemek yemek veya içmek, gazlı ve alkollü içecekler tüketmek, midede gaz birikimi, aşırı yemek, duygusal stres ve bazı ilaçların kullanımı yer alıyor.48 SAATTEN UZUN SÜRÜYORSA DİKKAT!Öte yandan, 48 saatten fazla süren inatçı hıçkırıklar kronik kabul edilerek, sinir sistemi sorunları, sindirim bozuklukları veya kalp-akciğer hastalıkları gibi ciddi sağlık problemlerine işaret edebilir. Uzmanlar, bu tür durumlarda vakit kaybetmeden tıbbi destek alınmasını tavsiye ediyor.Uzun süreli hıçkırıklar, yeme ve içme güçlüğüne bağlı kilo kaybı, susuzluk, iletişim problemleri ve uyku bozuklukları gibi yaşam kalitesini olumsuz etkileyen komplikasyonlara neden olabiliyor. Ayrıca psikolojik sıkıntılar, sosyal izolasyon ve kaygı gibi durumlar da kronik hıçkırıkla ilişkili olabiliyor.Kısa süreli hıçkırıklarla başa çıkmak için uzmanlar; soğuk su yudumlama, nefes tutma, yutkunurken buruna veya diyaframa hafif baskı uygulama, toz şeker yutma, limon ısırma gibi basit yöntemleri öneriyor. Bunun yanında pozisyon değiştirme, akupunktur ve hipnoz gibi alternatif terapiler de rahatlama sağlayabiliyor.Eğer hıçkırık 48 saatten uzun sürüyorsa, uyku kalitesini bozuyor, nefes alma veya yeme zorluğuna yol açıyorsa ya da göğüs ağrısı, ateş, kusma, halsizlik ve uyuşma gibi ek belirtilerle birlikteyse derhal sağlık kuruluşlarına başvurulması gerekiyor. Doktorlar, tanı için görüntüleme ve kan testleri ile sinir sistemi değerlendirmesi yapabiliyor.Uzun süreli hıçkırıkların tedavisinde altta yatan nedenlerin belirlenmesi temel alınırken, kas gevşeticiler, antipsikotikler, sinir ağrısı ilaçları ve reflü tedavisinde kullanılan ilaçlar sıklıkla tercih ediliyor. Refrakter vakalarda ise frenik sinir bloğu ve vagus sinir uyarımı gibi ileri yöntemler uygulanabiliyor.Hıçkırık, çoğu zaman basit ve geçici bir sorun olsa da, özellikle uzun süreli ve inatçı vakalarda ciddiyet kazanıyor. Uzmanlar, bu durumda profesyonel tıbbi yardım alınmasını tavsiye ediyor. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/hri_cKdjXEmRr8nbRby7uQ.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 10 Jul 2025 10:33:14 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Sık, sık, hıçkırık, mı, tutuyor, Hastalık, işareti, mi</media:keywords>
</item>

<item>
<title>Çıplak ayakla yürümek sağlıklı mı? Hiç kimsenin size söylemediği 4 şey</title>
<link>https://karadenizden.com.tr/25131</link>
<guid>https://karadenizden.com.tr/25131</guid>
<description><![CDATA[ Yürüyüş, sağlık için en yararlı fiziksel aktivitelerden biri olarak uzun zamandır biliniyor. Ancak, çıplak ayakla yürüyüşün bu faydaları daha da artırdığı son dönemde yapılan araştırmalarla gündeme geliyor.“Topraklama” olarak adlandırılan ve insanların doğal veya yapay yüzeylerde çıplak ayakla yürümesiyle gerçekleştirilen bu uygulamanın, bedenin Dünya’nın doğal elektrik yükleriyle bağlantı kurmasını sağlayarak sağlık üzerinde olumlu etkiler yarattığı belirtiliyor.Journal of Inflammation Research dergisinde yayımlanan çalışmalar, topraklamanın iltihaplanma, bağışıklık sistemi tepkileri, yara iyileşmesi ve kronik otoimmün hastalıkların önlenmesi ile tedavisinde önemli yararlar sağladığını ortaya koyuyor. Bazı bireyler açık havada çim üzerinde yalınayak yürümeyi tercih ederken, evlerde topraklama matları kullanılarak benzer etkiler elde edilebiliyor. Uzmanlar, ideal topraklama süresinin yaklaşık 30 dakika olduğunu vurguluyor.Ayak ve Bilek Güçlendirme: Ortopedik problemi olmayan bireylerde yalınayak yürüyüş, ayak ve bilek kaslarının güçlenmesini destekliyor. 2021 yılında yapılan bir araştırma, destekleyici ayakkabılardan minimal ayakkabılara geçen kişilerin ayak güçlerinde altı ay içinde %57,4 oranında artış olduğunu gösterdi.Stres ve İltihap Azaltma: Çıplak ayakla doğrudan temas, vücudu Dünya’nın yüzeyindeki elektronlarla besleyerek serbest radikalleri nötralize ediyor. Bu da oksidatif stresi ve iltihaplanmayı azaltarak stres seviyelerinin düşmesine katkı sağlıyor.Daha İyi Uyku Kalitesi: Düzenli topraklama, serotonin üretimini artırarak uyku düzeninin iyileşmesine yardımcı oluyor. National Library of Medicine’de yayımlanan bir çalışmada, 12 hafta boyunca haftada dört kez 40 dakika yalınayak yürüyen ergenlerde bilişsel hız ve konsantrasyon artışı gözlendi.Hareket Kabiliyetinde Artış: Ayakkabısız yürümek, ayak ve bileklerde daha geniş hareket alanı sağlıyor. Bu durum eklemlerde esnekliği artırırken, ayak deformitelerinin azalmasına da destek oluyor.Kalp Sağlığı ve Dolaşım: Journal of Alternative  Complementary Medicine’de yayımlanan bir araştırmaya göre, topraklama kan viskozitesini düşürerek kardiyovasküler sağlığı olumlu etkiliyor. Yalnızca bir saat süren topraklama sonrasında hem sistolik hem de diyastolik kan akışında belirgin iyileşme kaydedildi. Ayrıca, yalınayak yürüyüşün kas ağrısı ve acıyı azalttığı da belirtiliyor.Bilimsel veriler yalınayak yürüyüşün ve topraklamanın modern yaşamın getirdiği sağlık sorunlarına karşı önemli bir tamamlayıcı çözüm olabileceğini gösteriyor. Doğayla bağ kurmanın basit ve etkili yollarından biri olarak değerlendirilen bu uygulama, hem fiziksel hem de ruhsal sağlık için destekleyici bir yöntem olarak öne çıkıyor. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/HR3Sh1RzW0-HEZgykxC-0w.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 10 Jul 2025 10:33:14 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Çıplak, ayakla, yürümek, sağlıklı, mı, Hiç, kimsenin, size, söylemediği, şey</media:keywords>
</item>

<item>
<title>İş makinesinin çarptığı ev yıkıldı</title>
<link>https://karadenizden.com.tr/25128</link>
<guid>https://karadenizden.com.tr/25128</guid>
<description><![CDATA[ Hatay&#039;da operatörünün kontrolünden çıkan iş makinesi, yol kenarındaki prefabrik eve çarpıp zarara neden oldu.Hatay&#039;ın İskenderun ilçesinde iddiaya göre, operatörünün kimliği henüz belli olmayan iş makinesi, seyir halindeyken kontrolden çıktı.Freninin patladığı ileri sürülen kepçe, yol kenarındaki prefabrik eve çarparak durdu.OPERATÖR YARALANDIAraçtan kendini atan operatör yaralandı.İhbarla bölgeye sevk edilen sağlık ekipleri tarafından ilk müdahalesi yapılan operatör, hastaneye götürüldü.Yerle bir olan evde zarar meydana geldi. Kazayla ilgili soruşturma başlatıldı. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/RjkuHoRvmkqlYhCWtnt7zw.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 10 Jul 2025 10:33:13 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>İş, makinesinin, çarptığı, yıkıldı</media:keywords>
</item>

<item>
<title>Gastroenterolog açıkladı: Kanseri azaltan 3 sağlıklı içecek</title>
<link>https://karadenizden.com.tr/25127</link>
<guid>https://karadenizden.com.tr/25127</guid>
<description><![CDATA[ Sağlıklı bir beslenme biçimi sağlıklı vücudun ve hastalıklardan korunmanın altın anahtarı. Bazı içecekler var ki vücudu korumada çok etkili olabiliyor. Hatta kanser gibi ciddi hastalıkların riskini azaltıyor.Gastroenterolog Dr. Saurabh Sethi, kanser riskini azaltmaya katkı sağlayabilecek 3 özel içeceği açıkladı. Harvard mezunu uzman, sağlıklı bir beslenme rutininin parçası haline gelebilecek bu içeceklerin, vücudu içeriden korumada etkili olabileceğini vurguluyor.İnternette pek çok sağlık önerisi dolaşırken, hangi önerinin bilimsel temellere dayandığını anlamak her zaman kolay olmayabilir. Ancak Dr. Sethi’ye göre, tercih edilen içecekler doğru hazırlandığında, iltihaplanmayı azaltabilir, hücre onarımını destekleyebilir ve bağışıklık sistemini güçlendirebilir.Yeşil çay uzun süredir sağlıkla ilişkilendiriliyor, ancak tüm çay yaprağının öğütülmesiyle elde edilen matcha, çok daha yoğun bir EGCG (epigallokateşin gallat) kaynağı sunuyor. Dr. Sethi’ye göre, bu antioksidan bileşen tümörlerin kan akışını azaltarak büyümelerini yavaşlatabilir. Etkisini korumak için matcha çayını çok sıcak değil, hafif ılık suda hazırlamak önem taşıyor.Zencefil, ıspanak, kereviz ve salatalıkla hazırlanacak düşük şekerli bir smoothie, vücudu beslemekle kalmıyor, aynı zamanda iltihaplanmayı azaltarak kansere karşı koruyucu mekanizmaları destekleyebiliyor. Zencefildeki gingerol, genlerin kanser oluşumuyla ilişkilendirilen etkisini azaltabilirken, ıspanak, kereviz ve salatalık DNA onarımını ve bağışıklık sistemi sağlığını destekleyen bileşenler sunuyor.Zerdeçal, kurkumin adı verilen aktif bileşiğiyle dikkat çekiyor. Ancak kurkumin tek başına iyi emilmiyor. Karabiberdeki piperinle birlikte tüketildiğinde, emilimi %2000 oranında artıyor. Dr. Sethi, evde hazırlanacak şeker katkısız bir zerdeçal latte’ye bir tutam karabiber ve bir çay kaşığı kadar sağlıklı bir yağ (hindistan cevizi yağı) eklenmesini öneriyor. Böylece kurkuminin tümör oluşumuyla ilişkilendirilen sinyal yollarını bozma potansiyelinden faydalanmak mümkün hale geliyor.“Hiçbir gıda tek başına kanseri önleyemez” diyen Dr. Sethi, bu içeceklerin birer mucize olmadığını ancak iyi bir beslenme ve sağlıklı yaşam tarzı çerçevesinde faydalı olabileceğini vurguluyor. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/hWsb5XRudkKKNY71ZYarAQ.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 10 Jul 2025 10:33:13 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Gastroenterolog, açıkladı:, Kanseri, azaltan, sağlıklı, içecek</media:keywords>
</item>

<item>
<title>Sağlıklı diye biliniyordu ama sindirimi bozuyor: Bağırsaklarda iltihaba neden olabilir</title>
<link>https://karadenizden.com.tr/25129</link>
<guid>https://karadenizden.com.tr/25129</guid>
<description><![CDATA[ Bağırsaklar vücutta ikinci beyin olarak kabul ediliyor. Bu nedenle bağırsak sağlığını korumak için doğru besinleri tüketmek gerekiyor. Peki, bağırsak sağlığı için hangi besinler daha iyi, hangileri daha kötü?Gastroenterolog Dr. Saurabh Sethi’ye göre, bağırsak-beyin ekseni ruh halini, zihinsel berraklığı, stresi ve odaklanmayı doğrudan etkiliyor. Sethi, hangi gıdaların bu ilişkiye iyi veya kötü yönde katkı sağladığını açıkladı. Granola barların aldığı düşük puan ise dikkat çekici.Gergin anlarda tuvalete gitme ihtiyacı veya “midede kelebekler uçuşması” hissi pek çok kişinin yaşadığı bir durum. Bunun nedeni, sindirim sistemi ile ruh hali arasında kurulu olan doğrudan ilişki. “Bağırsak beyin ekseni şaka değil” diyen Dr. Sethi, gastroenterolojik sistemin duygu ve ruh haline verdiği tepkilerin altını çizdi.Dr. Sethi’ye göre, tercih ettiğimiz gıdalar yalnızca sindirimi değil, zihinsel sağlığımızı da etkiliyor.İşte ünlü uzmanın verdiği dikkat çeken puanlardan bazıları;Beyaz Ekmek: Kahvaltıdan hızlı atıştırmalıklara kadar yaygın tüketilen beyaz ekmek, düşük besin değeri, yüksek iltihaplanma riski ve zihinsel berraklık üzerindeki olumsuz etkisiyle 1/10 puan aldı.Şekersiz Yoğurt: Probiyotiklerden zengin olan yoğurt, ruh hali ve beyin sağlığını doğrudan destekleyen iyi bakterileri beslemesi nedeniyle 10/10 aldı.Patlamış Mısır: Sağlıksız yağlar ve yapay katkılarla bağırsaklarda iltihaplanmaya neden olabilen patlamış mısır, 4/10 puanla sınıfta kaldı.Avokado: Sağlıklı tekli doymamış yağlar, lif, E ve K vitaminleriyle bağırsak-beyin eksenine iyi gelen avokado, 9/10 aldı.Turpgiller (Brokoli, Karnabahar): Antioksidan ve polifenol yönünden zengin turpgiller, 8/10’la dikkat çekti.Yaban Mersini: Antioksidan etkisi ve beyni koruyan özellikleriyle 7/10 puan aldı.Granola Barlar: Genelde sağlıklı bir alternatif olarak görülen granola barlar, şeker ve işlenmiş bileşenlerden oluşmasıyla 3/10 aldı.Dr. Sethi, bağırsak sağlığını korumanın, iyi bir ruh hali, zihinsel berraklık ve stres yönetimi için kritik olduğunu vurguluyor. Özellikle doğal, lif ve probiyotik yönünden zengin besinlere yönelmenin, sağlıklı bir bağırsak beyin ilişkisinin anahtarı olduğunu söylüyor. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/e5jrUUj510WGvv5kd8_7ig.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 10 Jul 2025 10:33:13 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Sağlıklı, diye, biliniyordu, ama, sindirimi, bozuyor:, Bağırsaklarda, iltihaba, neden, olabilir</media:keywords>
</item>

<item>
<title>Erişimi kolay, kapsamı geniş: Türkiye Sigorta Tamamlayıcı Sağlık Sigortası</title>
<link>https://karadenizden.com.tr/25124</link>
<guid>https://karadenizden.com.tr/25124</guid>
<description><![CDATA[ Günümüzde sağlık ihtiyaçları kişiye özel farklılaşırken sağlık sigortaları daha da önemli bir güvence aracı haline geliyor. Tamamlayıcı Sağlık Sigortası sağlık hizmetlerine erişimi kolaylaştıran, geniş kapsamlı teminatlar sunan yapısıyla ön plana çıkıyor.Sağlık sigortalarını herkes için ulaşılabilir hale getirmek amacıyla hareket eden Türkiye Sigorta, Tamamlayıcı Sağlık Sigortası ürünü ile de sigortalılarının yanında yer alıyor.Şirket, ihtiyaçlara özel paket seçenekleri ve taksit fırsatları ile sigortalılarının sağlık masraflarına güvence sunuyor. Türkiye Sigorta Tamamlayıcı Sağlık ürünleri ile sigortalılarına 700’e yakın sağlık kurumunda, sağlık hizmetlerinden faydalanma imkânı sunuyor.  Uygun Fiyat Geniş Teminat  Tamamlayıcı Sağlık Sigortası, uygun prim ve ödeme imkânlarıyla her ihtiyaca uygun alternatif paketlerden oluşurken; 3 farklı anlaşmalı kurum ağı seçeneği ile de sigortalıların beklentilerine en uygun olan ürün yapısını seçmesine imkân tanıyor.Ayrıca sigortalılar, yatarak ve ayakta tedavi teminatlarının yanı sıra; Geniş Kapsamlı check-up’tan diş ve göz muayene paketine, ambulanstan online doktor hizmetine kadar pek çok hizmetten de ücretsiz olarak faydalanabiliyor.  Yatarak tedavi kapsamında; ameliyat, dahili yatış, yoğun bakım, küçük müdahaleler, özellikli tıbbi malzeme, suni uzuv, ameliyat tazminatı, hastane gündelik tazminatı ve evde tıbbi bakım teminatları yer alıyor.Ayakta tedavi kapsamında ise; doktor muayenesi, ileri tanı yöntemleri, tahlil/röntgen, fizik tedavi ve yardımcı tıbbi malzeme teminatlarını içeriyor.  Doğum Teminatı ise “Yatarak Tedavi&quot; ve &quot;Yatarak ve Ayakta Tedavi (10 Adet)&quot; paketlerine isteğe bağlı olarak dahil edilebiliyor.Türkiye Sigorta, tüm ailenizi düşünerek, ayakta tedavi limitinin aile üyelerince ortak kullanabileceği, yatarak tedavi teminatının ise anlaşmalı kurumlarda sınırsız olduğu Aile Ortak Limitli Paketi’ni de cazip fiyat avantajlarıyla hayata geçirdi.  Ayrıca tüm paketlerde sunulan Ferdi Kaza teminatı ile poliçe süresi içerisinde bir kaza sonucu yaşam kaybı veya sürekli sakatlık hallerinde 20.000 TL’ye kadar maddi destek sağlanıyor.  Ücretsiz Hizmetlerle Zengin TSS Paketleri  Türkiye Sigorta tüm Tamamlayıcı Sağlık Sigortası paketlerinde ücretsiz olarak; online doktor hizmeti, check-up, diş muayene paketi, göz muayene paketi, diyetisyen, psikolojik danışmanlık, ambulans, tıbbi bilgi, danışmanlık ve yönlendirme hizmetleri de sunuyor.  Online Hizmetler ve Dijital Kolaylıklar  Türkiye Sigorta, Tamamlayıcı Sağlık Sigortası ürününü online hizmetlerle de destekliyor. Türkiye Sigorta’dan TSS poliçesi yaptıran sigortalılar, online doktor hizmeti kapsamında 3 adet online uzman doktor muayenesi ve 7/24 sınırsız pratisyen hekim tıbbi danışma hizmetlerinden faydalanabiliyor.  Ayrıca bu ürün Türkiye Sigorta web sitesi ve Türkiye Sigorta Mobil Uygulaması üzerinden kolaylıkla satın alınabiliyor.  Sağlık Sigortalarında Güvence Devam Ediyor: Ömür Boyu Yenileme Şartları Yenilendi  Türkiye Sigorta, Tamamlayıcı Sağlık Sigortası kapsamında önemli bir yeniliği hayata geçirdi. Yeni uygulamayla, hasardan bağımsız değerlendirme yaşına ve sigortalılık süresine bağlı olarak, 3 yıl boyunca kesintisiz sigortalı olanlara ömür boyu yenileme garantisi sunuluyo ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/ZpSMDZx0AkqOonbd9YUccA.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 10 Jul 2025 10:33:12 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Erişimi, kolay, kapsamı, geniş:, Türkiye, Sigorta, Tamamlayıcı, Sağlık, Sigortası</media:keywords>
</item>

<item>
<title>3 süper gıda kansersavarmış: Vücuttaki iltihabı da azaltıyor</title>
<link>https://karadenizden.com.tr/25125</link>
<guid>https://karadenizden.com.tr/25125</guid>
<description><![CDATA[ Günümüzde yoğun iş temposu, hazır gıda tüketiminin artması ve yaygın sağlık sorunları, sağlıklı beslenmenin önemini bir kez daha gündeme taşıyor. Uzmanlara göre, doğru gıdalar tercih edilerek birçok hastalığın, özellikle de kanser riskinin azaltılması mümkün.Bilimsel araştırmalar, bazı besinlerin kansere karşı koruyucu etkileri olduğunu ortaya koyuyor. Brokoli, içerdiği sülforafan bileşeniyle zararlı hücreleri hedef alıp etkisiz hale getirmeye yardımcı oluyor. Antioksidan yönünden zengin yaban mersini ise hücreleri koruyarak vücudu koruma altına alıyor. Domates ise likopen maddesiyle dikkat çekerken, pişirildiğinde likopen emiliminin arttığı ve bazı kanser risklerini azaltabileceği belirtiliyor.Beslenme uzmanlarına göre, hiçbir gıda kesin bir koruma sağlamasa da, bu tür besinlerin tüketilmesi, bağışıklık sisteminin desteklenmesine, iltihabın azaltılmasına ve hücrelerin zarardan korunmasına katkı sunuyor. Brokoli, yaban mersini ve domates, günlük beslenmeye kolaylıkla dahil edilebilecek “süper besinler” arasında ilk sıralarda yer alıyor.Bu üç besini tabağınızda hak ettiği yere getiren şeyin ne olduğunu inceleyelim.Brokoli en göz alıcı sebze değildir, ancak kanserle savaşma konusunda en güçlü sebzelerden biridir. Ona bu gücü veren şey sülforafan adlı bir bileşiktir. Bu doğal madde yalnızca vücudun kötü hücreleri yok etmesine yardımcı olmakla kalmaz, aynı zamanda detoksifikasyonu da destekler. Ayrıca kanser ve diğer uzun vadeli hastalıklarla ilişkili olan iltihabı azaltmaktan da sorumludur.Brokoliyi tüketmenin ideal yolu hafifçe pişirmektir; örneğin biraz zeytinyağı ile sotelemek veya buharda pişirmek. Aşırı pişirmeyin veya kızartmayın, çünkü bu değerli besin maddelerinin bir kısmını öldürebilir. Brokoli bulunduğunuz yerde kolayca bulunmuyorsa veya çok pahalıysa, karnabahar da mükemmel bir alternatiftir. Aynı sebze ailesinin bir parçasıdır ve benzer avantajlar sunar.Yaban mersini küçüktür, ancak vücudunuzu hücresel düzeyde koruyan antioksidanlar ve flavonoidlerle doludur.Hücrelere zarar verme ve uzun vadede kansere katkıda bulunma potansiyeline sahip olan serbest radikallerle savaşan doğal maddeler olan bu bileşikler, özellikle iltihabı azaltma ve bağışıklık sistemini güçlendirmeleriyle ünlüdür.Domatesler günlük öğünlerinize ekleyebileceğiniz en basit yiyeceklerden biridir ve şükürler olsun ki kanserle savaşmada da en etkili olanlardan biridir. Tercih ettikleri silah, prostat ve akciğer kanseri de dahil olmak üzere birçok kanser riskini azalttığı gösterilen doğal bir antioksidan olan likopendir.İlginçtir ki, domatesleri pişirmek vücudunuzun likopen emilimini artırır. Bu nedenle onları kavurmak, çorbalarınızın bir parçası yapmak veya ızgarada kısa bir süre pişirmek sadece lezzetli değil aynı zamanda besleyicidir. Temelde çok kolay bir süper besindir.Kanserden kaçınmanın kesin bir yolu olmasa da, diyet ve diğer yaşam tarzı faktörleri sonuç üzerinde büyük rol oynar. Brokoli, yaban mersini ve domates sihirli haplar değildir, ancak vücudunuzu güçlü şekillerde besleyen değerli besinler ve faydalı bileşikler içerirler.Bu yiyecekleri diyetinize eklemek, yeme alışkanlıklarınızı tamamen değiştirmeniz gerektiği anlamına gelmez. Burada ve orada biraz akıllıca ekleme yapmak uzun vadede gerçekten işe yarayabilir.Bu makale sadece genel bilgi verme amacıyla yazılmıştır ve doktor tavsiyesi olarak ele alınmaması gerekir. Makalenin içeriğinden yola çıkarak okurun kendi başına koyduğu teşhislerden ntv.com.tr sorumlu değildir. Sağlığınızla ilgili herhangi bir endişeniz varsa doktorunuza danışın. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/_gXOb9IpN0ShSVOSxaJj6A.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 10 Jul 2025 10:33:12 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>süper, gıda, kansersavarmış:, Vücuttaki, iltihabı, azaltıyor</media:keywords>
</item>

<item>
<title>ABD&amp;apos;li doktor açıkladı: En iyi magnezyum takviyesi</title>
<link>https://karadenizden.com.tr/25126</link>
<guid>https://karadenizden.com.tr/25126</guid>
<description><![CDATA[ Magnezyum takviyeleri, sağlık alanında yaygın bir şekilde tercih edilse de, hangi türünün etkili olduğunu anlamak tüketicileri zaman zaman zorluyor. Uzmanlar, doğru tercih yapılmadığında takviyelerin faydasız kalabileceği konusunda uyarıda bulunuyor.Florida merkezli gastroenterolog, sindirim sistemi, karaciğer, pankreas ve beslenme alanlarında uzmanlaşmış Dr. Joseph Salhab, magnezyum takviyelerinin etkinliği üzerine dikkat çeken açıklamalarda bulundu.“İster uyku kalitesini iyileştirmek, ister kaygıyı azaltmak, ister kas kramplarını hafifletmek veya genel sağlığı desteklemek için olsun, hangi tür magnezyumu tercih ettiğiniz çok kritik” diyen Salhab, yanlış tercihlerin ‘boş yere para harcamak’ anlamına gelebileceğini vurguladı.Uzman, özellikle biyoyararlanımı yüksek olan magnezyum glisinat formunu önerdiğini açıkladı. Salhab’a göre, magnezyum glisinat, iyi emilmesi ve kaygı, uyku sorunları ile kas kramplarında etkili sonuç vermesiyle diğer formlara göre öne çıkıyor. Buna karşılık, magnezyum oksit düşük emilimi nedeniyle tercih edilmemesi gereken formlar arasında yer alıyor.Dr. Salhab, doğru takviye tercihinin sağlığa olan katkıyı doğrudan etkilediğini, bu nedenle magnezyum alırken dikkatli olunması gerektiğini vurguladı.Magnezyum, 300&#039;den fazla vücut fonksiyonundan sorumlu olan temel bir mineraldir. Önemine rağmen, magnezyumun rolü genellikle göz ardı edilir ve bu da gelişmiş ülkelerde bile tahmini %15-20 magnezyum eksikliğine neden olur. Uzun bir günün ardından sinirleri yatıştırmaktan daha iyi uyumanıza, daha enerjik hissetmenize ve kalbinizi sağlıklı tutmanıza yardımcı olmaya kadar, magnezyum vücudun birçok hayati fonksiyonu için gereklidir. Bu besin maddesindeki bir eksiklik yorgunluk, kas krampları ve kaygı gibi semptomlara yol açabilir.Besinleri diyet yoluyla yeterli şekilde alamadığınızda, takviye gerekebilir. Dr. Salhab, en iyi seçimin gerçekten bireysel sağlık ihtiyaçlarına bağlı olduğunu söylüyor.Magnezyum oksit yaygın bir takviyedir. Ancak doktor, sınırlı etkinliği nedeniyle bunu önermediğini söylüyor. Magnezyum ve oksijen iyonlarıyla oluşan inorganik bir magnezyum tuzudur. Bu reçetesiz takviye kabızlık, hazımsızlık ve baş ağrılarını tedavi etmek için kullanılır. Bağırsak doktoru Instagram&#039;da paylaşılan bir videoda, &quot;Zayıf bir şekilde emilir ve esas olarak gerçekten kötü kabızlık için kullanılır, bu yüzden bunun dışında kullanmanızı önermiyorum&quot; dedi.Daha yaygın magnezyum takviyelerinden biri olan bu, düşük magnezyum seviyelerini yenilemek için ağızdan alınır. Ayrıca müshil etkisi vardır, bu nedenle bazen kabızlığı tedavi etmek için daha yüksek dozlarda kullanılır. Doktor, &quot;Daha iyi emilir, daha nazik bir müshil etkisi verir ve bu genellikle takviye olarak kullanılır&quot; diye paylaşıyor.Bu takviye, elemental magnezyumdan ve amino asit glisinden oluşur. Glisin, daha iyi uyku ile bağlantılıdır ve kalp hastalığı ve diyabet dahil olmak üzere belirli iltihaplı durumları tedavi etmek için de etkilidir. &quot;Ben şahsen bunu alıyorum. Gerçekten biyoyararlanımı yüksek, mideye karşı nazik ve kaygı, uyku ve kas krampları için harika,&quot; dedi doktor.MAGNEZYUM L- TREONAT Magnezyum L-treonat genellikle odaklanma ve hafızayı iyileştirme gibi bilişsel faydalar ve depresyon, Alzheimer hastalığı ve yaşa bağlı hafıza kaybı gibi belirli durumları yönetmek için pazarlanıyor. Ancak Dr. Salhab, &quot;kanıtların sınırlı&quot; olduğu konusunda uyarıyor. Etkinliğini kanıtlamak için daha fazla çalışmaya ihtiyaç var.Magnezyum malat, sindirim sistemi tarafından iyi emilen malik asit içerir. Doktor, &quot;Bu kas ağrısı ve yorgunluk için kullanılır ve hafif uyarıcıdır, bu nedenle yatmadan önce kullanmamak en iyisidir,&quot; diye önerdi.
Bu içerik yalnızca bilgilendirme amaçlıdır ve tıbbi tavsiye, teşhis veya tedavi sağlamak için tasarlanmamıştır. Herhangi bir yeni takviyeye başlamadan önce, özellikle altta yatan sağlık sorunlarınız varsa veya başka ilaçlar kullanıyorsanız, her zaman bir uzmana danışın. Bireysel sonuçlar farklılık gösterebilir. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/-Nhd-oqO2E6xUtJSsBAWxQ.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 10 Jul 2025 10:33:12 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>ABDli, doktor, açıkladı:, iyi, magnezyum, takviyesi</media:keywords>
</item>

<item>
<title>Mide kanserinin 5 erken belirtisi: Sabahları ortaya çıkıyor</title>
<link>https://karadenizden.com.tr/25121</link>
<guid>https://karadenizden.com.tr/25121</guid>
<description><![CDATA[ Mide kanserinin en erken belirtilerinden biri, özellikle sabahları mide bölgesinde ağrı veya rahatsızlık olabilir. Donuk bir ağrıyla (sürekli) veya üst karnınızda yanma hissiyle uyanabilirsiniz. Bu ağrı bazen hazımsızlık veya mide ekşimesi gibi hissedilebilir. İşte mide kanserinin erken belirtileriMide kanseri olarak da bilinen mide kanseri, mide astarında gelişen kötü huylu bir tümördür. Mide kanserlerinin çoğu, midenin iç astarındaki hücrelerde başlayan adenokarsinomlardır. Bu rahatsızlık tüm kanserler gibi bir nebze tedavi edilebilir olsa da, genellikle erken evrelerde teşhis edilmez ve tespit edildiğinde genellikle çok geçtir. Ancak, özellikle ailenizde kanser varsa, dikkat etmeniz gereken bazı temel belirtiler vardır. İşte sabahları ortaya çıkabilen mide kanserinin 5 belirtisi, ancak bunlar hastalığa özgü değildir...Mide kanserinin en erken belirtilerinden biri, özellikle sabahları mide bölgesinde ağrı veya rahatsızlık olabilir. Donuk bir ağrı (sürekli) veya üst karnınızda yanma hissi ile uyanabilirsiniz. Bu ağrı bazen hazımsızlık veya mide ekşimesi gibi hissedilebilir, ancak normal ilaçlarla geçmez.Ağrı, tümörün veya kanserli büyümenin mide astarını tahriş etmesi nedeniyle oluşur. Sabahları, mideniz boşken, bu rahatsızlık daha güçlü hissedilebilir. Haftalarca süren her sabah inatçı mide ağrısı fark ederseniz, bir doktora görünmeniz önemlidir.Mide bulantısı ve kusma, birçok mide sorununun yaygın belirtileridir, ancak sabahları düzenli olarak hasta hissediyorsanız veya kusuyorsanız, bu mide kanserinin bir uyarı işareti olabilir. Bunun nedeni, tümörün yiyeceklerin geçişini tıkaması veya yavaşlatması, tokluk hissi ve mide bulantısına neden olmasıdır.Sabah kusması, midede gece boyunca asit birikmesiyle de bağlantılı olabilir. Kusmukta kan veya koyu kahve telvesi benzeri bir madde görürseniz, mümkün olan en kısa sürede bir doktora danışın.Sabah aç hissetmiyorsanız veya az miktarda yedikten sonra çok çabuk doyuyorsanız (veya yedikten sonra kusuyorsanız), bu mide kanseri belirtisi olabilir. Tümör, midenizin nasıl esnediğini ve yiyecekleri nasıl boşalttığını etkileyerek, normalden daha erken doymanızı sağlayabilir.Bu iştahsızlık genellikle çaba sarf etmeden kilo kaybına yol açar. Sabah daha az yediğinizi ve herhangi bir açık neden olmadan kilo verdiğinizi fark ederseniz, bir sağlık uzmanına görünmeniz önemlidir.Mide kanseri olan birçok kişi, özellikle vücudun oruç tuttuğu sabahın erken saatlerinde kilo kaybı ve halsizlik yaşar. Bunun nedeni, kanserin vücudunuzun besinleri düzgün bir şekilde emme yeteneğini etkilemesidir.
Eğer zayıf veya yorgun hissederek uyanırsanız ve kıyafetlerinizin bollaştığını veya vücudunuzun diyet yapmadan daha ince olduğunu fark ederseniz, bu mide kanseri belirtisi olabilir. Hızlı ve açıklama yapılmadan gerçekleşen kilo kaybı asla göz ardı edilmemelidir.Dikkat etmeniz gereken bir diğer önemli işaret dışkınızda kan olması veya çok koyu veya katran gibi görünen dışkıdır. Bu, tümör mide içinde kanarsa olabilir. Bazen bu kanama çıplak gözle görülemez ancak dışkının siyaha dönmesine neden olabilir. Ancak bu belirtileri göz ardı etmemeniz önemlidir.Bunu sabah tuvalete ilk gittiğinizde daha fazla fark edebilirsiniz. Kan veya koyu renkli dışkı görürseniz, acil tıbbi müdahale gerektiren ciddi bir işarettir.Bu bilgiler internet araştırmalarına dayanmaktadır ve yalnızca genel bilgi amaçlıdır. Profesyonel tıbbi tavsiyenin yerine geçmemelidir. Makalenin içeriğinden yola çıkarak okurun kendi başına koyduğu teşhislerden ntv.com.tr sorumlu değildir. Sağlığınızla ilgili herhangi bir endişeniz varsa doktorunuza danışın. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/yrV78dSUDU6t9EW5Bc_FPg.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 10 Jul 2025 10:33:11 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Mide, kanserinin, erken, belirtisi:, Sabahları, ortaya, çıkıyor</media:keywords>
</item>

<item>
<title>Uzmanlardan kene uyarısı: Bu belirtilere dikkat!</title>
<link>https://karadenizden.com.tr/25122</link>
<guid>https://karadenizden.com.tr/25122</guid>
<description><![CDATA[ Kırım Kongo kanamalı ateşinin (KKKA), kenelerle veya hasta hayvanlarla temas sonucu bulaşan, ateş ve kanamalarla seyreden, virüsten kaynaklanan bir hastalık. Peki, hastalıktan nasıl korunulur?Erzurum Sağlık İl Müdürlüğü uzmanları; Kırım Kongo kanamalı ateşinin (KKKA), kenelerle veya hasta hayvanlarla temas sonucu bulaşan, ateş ve kanamalarla seyreden, virüsten kaynaklanan bir hastalık olduğunu ifade etti.Yapılan açıklamada, Türkiye&#039;de ilk kez 2002 yılında Tokat ve çevresinde görülen bu hastalığın Erzurum&#039;un da içinde yer aldığı bölgede sıkça görüldüğü ifade edilerek, &quot;KKKA, kenelerin görülmeye başlandığı ilkbahar ve yaz aylarında (Nisan-Ekim) daha sık görülür.Bulaşma kene ısırığıyla en yaygın bulaşma şeklidir. Hasta hayvanlarla temas; Büyükbaş ve küçükbaş hayvanların kanı, eti, idrarı ve vücut sıvıları ile temas sonucunda da bulaş olabilmektedir. İnsandan insana; Hasta kişilerin kanı, idrarı, tükürüğü, kusmuğu veya diğer vücut sıvıları ile korunmasız temas sonucunda bulaşabilir. En çok sağlık çalışanları risk altındadır&quot; denildi.Kırım Kongo kanamalı ateşinin belirtiler ise şöyle sıralandı; &quot;Kenenin ısırmasından sonra 1-3 gün (en fazla 9 gün) içinde, hastalıklı kana/sıvıya temas sonrası ise 5-6 gün (en fazla 13 gün) içinde başlar. Ani başlayan ateş, şiddetli baş ağrısı, kas ve eklem ağrıları, halsizlik, iştahsızlık, bulantı, kusma, karın ağrısı, ishal şikayetler arasındadır. İlerleyen günlerde ise burun, diş eti, cilt altı kanamaları, idrarda ve dışkıda kan, deride morarma, karaciğer ve böbrek yetmezliği gelişebilir. Geç tanı koyulursa ölüm ihtimali artar. Ne yazık ki tedavi için özel bir ilacı yoktur. Hekim, hastanın durumuna göre tedaviyi düzenler. Bu nedenle hastalıktan korunmak çok önemlidir&quot;Pikniğe/tarlaya giderken uzun kollu kıyafet, pantolon ve çizme/tulum giyilmelidir. Pantolon paçaları çorap içine sokulmalıdır. Kene bulunan yerlerden dönüldüğünde kulak arkası, koltuk altları, kasıklar ve diz arkası dâhil tüm vücut kontrol edilmelidir. Kene varsa keneyi ezmeden, döndürmeden, cımbız veya eldivenle çıkarılmalıdır. Eğer çıkarılamıyorsa en yakın sağlık kuruluşuna başvurulmalıdır. Kene çıkarıldıktan sonra o bölge antiseptikle (kolonya örneğin) temizlenmelidir.Kenelerin üzerine sigara basmak, kolonya veya gaz yağı gibi maddeler dökmek; kenenin kasılmasına ve taşıdığı mikropları vücuda aktarmasına neden olabileceğinden, bu tür uygulamalardan kesinlikle kaçınılmalıdır. Hayvanların kanıyla veya dokusuyla direkt temastan kaçınılmalıdır. Kene teması sonrasındaki 10 gün içinde ateş, kas ağrısı, kanama gibi şikayetler gelişirse mutlaka en yakın sağlık kuruluşuna başvurulmalıdır. Sağlık çalışanına kene teması mutlaka söylenmelidir. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/j9_BuFuEuk-Fs_gicVkDQQ.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 10 Jul 2025 10:33:11 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Uzmanlardan, kene, uyarısı:, belirtilere, dikkat</media:keywords>
</item>

<item>
<title>D vitamini için güneşte doğru zaman</title>
<link>https://karadenizden.com.tr/25123</link>
<guid>https://karadenizden.com.tr/25123</guid>
<description><![CDATA[ D vitamini eksikliği çok sık görülüyor. Özellikle yaz aylarında D vitamini depolamak için güneş ışınlarından faydalanmanız gerekiyor.Son araştırmalara göre, ABD’deki yetişkinlerin yaklaşık yüzde 42’si D vitamini eksikliği yaşıyor. Oysa D vitamini, sadece kemik sağlığıyla değil, bağışıklık sistemi, ruh hali, tansiyon ve insülin dengesiyle de doğrudan ilişkilendiriliyor.  Uzmanlara göre eksikliğin temel nedeni, güneş ışınlarından yanlış zamanlarda faydalanılması. D vitamini üretiminin gerçekleşmesi için cildin UVB ışınlarına maruz kalması gerekiyor. Bu ışınlar ise sabah 10.00 ile öğleden sonra 13.00 arasında en etkili seviyeye ulaşıyor. Sabahın çok erken veya akşam geç saatlerinde yapılan yürüyüşlerin D vitamini üretimine katkısı oldukça düşük.  Dermatologlar, korumasız şekilde ancak sınırlı süreyle (ortalama 10 dakika) güneşte kalmanın D vitamini üretimini artırdığını söylüyor. Özellikle kollar ve bacaklar açık şekilde, koruyucu krem kullanmadan geçirilen bu kısa molalar, eksikliği azaltmada etkili olabilir.  20 dakikayı aşan korumasız güneşlenmeler, UV’ye bağlı cilt hasarı riskini beraberinde getiriyor. Ailede cilt kanseri öyküsü veya hassas cilt yapısı olan kişiler, güneşe çıkmadan önce bir uzmanla görüşmeli. Ayrıca, 60 yaş üstü veya az güneş alan bölgelerde yaşayan kişilerde D vitamini takviyelerinin gerekliliği devam ediyor.  Güneş ışığını doğru şekilde almak, takviye kullanımını azaltabilir. Uzmanlar, ideal saatlerde yapılacak 10 dakikalık molaların, uzun vadede anlamlı bir fark yaratabileceğini vurguluyor. Örneğin öğle tatilinde yapılacak bir yürüyüş veya güneşli bir verandada geçirilecek kısa bir mola, sağlıklı bir D vitamini seviyesi için iyi bir başlangıç olabilir. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/ZzgSs4aFEEmjsKfsD101XA.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 10 Jul 2025 10:33:11 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>vitamini, için, güneşte, doğru, zaman</media:keywords>
</item>

<item>
<title>Smoothieler mi, meyve suyu mu: Hangisi daha sağlıklı?</title>
<link>https://karadenizden.com.tr/25118</link>
<guid>https://karadenizden.com.tr/25118</guid>
<description><![CDATA[ Günlük beslenmede sıkça tercih edilen smoothieler ve meyve suları arasında dikkat çeken farklar bulunuyor. Uzmanlara göre, lif oranı, şeker emilimi, tokluk süresi ve sindirim sağlığı, tercih yaparken kritik rol oynuyor.Bütün meyve ve sebzelerden hazırlanan smoothieler, posa, kabuk, çekirdek ve lifleri koruduğu için sindirimi kolaylaştırıyor. Kan şekerinin dengelenmesine katkı sağlıyor, bağırsak sağlığını koruyor. Buna karşılık meyve suları, işlem sırasında lifinin büyük kısmını kaybederek yalnızca sıvı şeker sunuyor.Lifsiz meyve suları, şekerin kana hızlı karışmasına neden oluyor, ani kan şekeri yükselmelerine ve enerji düşüşlerine yol açabiliyor. Smoothieler ise lif, protein ve sağlıklı yağlarla şekerin kana daha dengeli şekilde salınmasını sağlıyor.Avrupa Klinik Beslenme Dergisi’nde 2025’te yayımlanan bir araştırmaya göre, çekirdekli smoothieler, kan şekerinin kontrolünde bütün meyvelere göre %57’ye kadar daha iyi performans gösterdi.Meyve suları, vitamin, mineral ve antioksidanlarda yoğun bir içerik sunarken, lif eksikliği bu bileşenlerin etkisini azaltabiliyor. Smoothieler ise hem antioksidanlara hem de liflere yer vererek, sindirimin yanında metabolik sağlığa da katkıda bulunuyor.TOKLUK ETKİSİYoğun dokusu, protein ve lifle zenginleştirilebilmesi sayesinde smoothieler, öğün yerine tercih edilebilecek kadar doyurucu olabiliyor. Meyve suları ise düşük tokluk etkisiyle sıkça açlık ve şeker krizlerine neden olabiliyor.DİŞ SAĞLIĞIAsidik ve şekerli meyve suları, diş minesine zarar verip çürüklere zemin hazırlayabilir. Smoothielerdeki lif, çiğneme refleksini tetikleyip tükürük üretimini artırarak dişlerin korunmasına katkıda bulunabilir.Evde hazırlanan smoothieler bütçe dostu ve kişiselleştirilebilir bir alternatif sunarken, hazır meyve suları genelde şişe başı 5–9 dolar seviyesinde, özellikle de soğuk sıkım tercih edilirse, maliyetli hale geliyor.Beslenme uzmanlarına göre, smoothieler genellikle sindirime, tokluğa, metabolizmaya ve enerjiye katkıda bulunacak şekilde hazırlanabildiği için günlük tüketimde tercih edilmeli.
Meyve suları ise hızlı bir vitamin ve mineral takviyesi gerektiğinde, tercihen düşük şekerli ve sebze bazlı seçeneklerle tercih edilmeli.Smoothieler: Lif, protein ve sağlıklı yağlarla dengeli, sindirime ve kan şekerine iyi gelir.Meyve Suları: Hızlı vitamin desteği sunabilir, ancak şeker oranı genelde yüksektir.Uzmanların Tavsiyesi: Günlük tercih smoothielerden yana, meyve suları ise ara sıra iyi bir takviye olabilir. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/1dM2YZd62UW59D8xyqxUvg.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 10 Jul 2025 10:33:10 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Smoothieler, mi, meyve, suyu, mu:, Hangisi, daha, sağlıklı</media:keywords>
</item>

<item>
<title>Sabahları salatalık ve nane suyu içince ne olur? Bilinmeyen etkileri</title>
<link>https://karadenizden.com.tr/25119</link>
<guid>https://karadenizden.com.tr/25119</guid>
<description><![CDATA[ Gününüze salatalık ve nane ile tatlandırılmış suyla başlamak, sağlığınızı canlandırmak için ferahlatıcı ve bilimsel olarak desteklenen bir yol sunar. Bu basit alışkanlık su içmeye yardımcı olur, şişkinliği azaltır ve sindirimi destekler. İşte bilinmeyen faydaları.Sabah rutinleri günün geri kalanını belirler. İster yoga matında bir saat geçirmek, ister koşu bandında birkaç dakika koşmak, hatta detoks suyunuzu karıştırmak olsun &#039;günlük koşuya&#039; hazırlanırken günün geri kalanı için enerji seviyeniz belirlenir.
Tıpkı yarım saatlik tempolu yürüyüşün veya yapılacaklar listenizi not etmenin güne başlamanıza yardımcı olması gibi, gününüze ferahlatıcı bir bardak salatalık ve nane suyuyla başlamak da sadece spa&#039;dan ilham alan bir ritüel değil; şişkinliği hafifletmeye, su ihtiyacınızı gidermeye ve sabahınızı canlandırmaya yardımcı olabilecek, bilime dayanan basit ve keyifli bir alışkanlıktır.Salatalığın nemlendirici özellikleri ve nane&#039;nin sindirim faydalarının birleşimi, bağırsaklarınızı besleyen ve önünüzdeki gün için olumlu bir ton belirleyen güçlü bir tonik oluşturur. Peki, nasıl?Salatalık yaklaşık %95-96 oranında sudan oluşur ve bu da onları doğanın en nemlendirici yiyeceklerinden biri yapar. Gününüze bu infüzyonlu suyla başlamak, uzun bir gece orucundan sonra yeniden su içmenizi sağlar; bu da optimum sindirim için kritik önem taşır. Bu arada, salatalıklar nazik bir doğal diüretik görevi görerek idrar üretimini teşvik eder ve gece boyunca biriken fazla sodyum ve sıvıların atılmasına yardımcı olur. Bu hafif diüretik etki, su tutulmasını ve şişkinlik, şişkinlik hissini azaltmaya yardımcı olur.Nane, özellikle nane ve yeşil nane, geleneksel tıpta sindirim rahatsızlığını yatıştırdığı için kutlanır. Ana bileşeni olan mentol, gastrointestinal sistemdeki düz kasları gevşetir, spazmları hafifletir ve gazı, hazımsızlığı ve şişkinliği giderir. Sabahları nane suyu içmek, bağırsaklarınızı günün yemeklerine hazırlar ve kahvaltıdan sonraki o sıkı, şişkinlik hissini önlemenize yardımcı olur.Hem salatalık hem de nane masaya iltihap giderici ve antioksidan faydalar getirir. Salatalıklar, iltihap azaltıcı etkileri ve böbrek fonksiyonunu desteklemeleriyle bilinen flavonoidler, kukurbitasinler, silika, kuersetin ve C vitamini içerir. Nane, kendi antioksidanlarını ekleyerek bağırsak iltihabının azalmasına ve sindirimin düzenliliğinin artmasına katkıda bulunur. Birlikte, vücudunuzun oksidatif stresi yönetme yeteneğini nazikçe desteklerler, bu da genellikle rahatsızlık ve şişkinliğin altında yatar.Fiziksel faydalarının ötesinde, salatalık-nane suyu yudumlamak daha sağlıklı bir sabah rutini sağlayabilir. Bunun farkındalık ritüeli olmasına izin verin: birkaç derin nefes alın, serin infüzyonun tadını yavaşça çıkarın ve kendinize uykudan aktiviteye yavaşça geçiş izni verin. Bu günlük duraklama zihinsel berraklık oluşturur ve kasıtlı bir ton belirler. Su içmek sadece bir görev olmaktan çıkar; hem vücut hem de zihin için besin haline gelir.Bu sağlıklı yaşam alışkanlığını günlük bir ritüele dönüştürmek güzel ama basittir. Bu sihirli iksirin bir litresi için, ince dilimlenmiş, ekstra lif ve antioksidanlar için kabuğu soyulmuş bir orta boy salatalığa (mümkünse organik) ihtiyacınız olacak. Bir avuç taze nane yaprağı (karabiber veya yeşil nane) ve filtrelenmiş su alın. Ekşi bir tat için her zaman limon veya ekstra lezzet ve sindirim desteği için bir dilim zencefil ekleyebilirsiniz. Sabah içeceğinizi yapmak için sürahiye salatalık dilimleri ve nane yaprakları ekleyin. Soğuk, filtrelenmiş su dökün. En az 2 saat, ideal olarak bir gece boyunca, tatların ve besin maddelerinin emilmesi için üzerini örtün ve buzdolabında bekletin. Sabah, süzün ve gününüzün ilk saati boyunca yavaşça yudumlayın. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/asZGxYM8NkulsT_x_hmeEQ.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 10 Jul 2025 10:33:10 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Sabahları, salatalık, nane, suyu, içince, olur, Bilinmeyen, etkileri</media:keywords>
</item>

<item>
<title>&amp;quot;Sağlıkta yeni dönem&amp;quot;: TBMM&amp;apos;ye sunuldu</title>
<link>https://karadenizden.com.tr/25120</link>
<guid>https://karadenizden.com.tr/25120</guid>
<description><![CDATA[ Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu, &quot;Bugün tarihi bir gün&quot; diyerek TBMM&#039;ye sunulacak yasa değişikliği teklifiyle sağlık sisteminde yapılacak değişiklikleri açıkladı.Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu, sosyal medya hesabından TBMM&#039;ye sunulacak sağlık sistemine ilişkin yeni yasa değişikliği teklifinin ayrıntılarını paylaştı.  Memişoğlu, &quot;Türkiye Büyük Millet Meclisine sunulan yasa değişikliği teklifi ile sağlıkta yeni bir dönemin kapıları aralanacak. Çok kısa bir süre içinde yeni bir dönem başlayacak. Sağlık sistemimizi ileri taşıyacak bir dizi köklü değişiklik hayata geçirilecek.&quot; dedi.   İşte yapılması planlanan değişiklikler:﻿Organ bağışında dijital başvuru imkânının sunulduğu ve bağışçı kararının esas alındığı yeni bir yapıya kavuşulacak.  Özel hastane kadrosunda çalışan hekimlerin iki sağlık kuruluşunda hizmet sunabilmesi mümkün olacak. Kazançları hem kıdem tazminatlarına hem de emeklilik kazanımlarına yansıyacak.  Sağlık hizmetleri yeni sağlık meslek tanımlarıyla güçlendirilecek ve optisyenlerin meslek örgütleri aktif hâle getirilecek.  Tıbbi işlem ve uygulamalar için hasta ve hasta yakınlarının onayı artık dijital ortamda alınabilecek. Onay süreçleri daha pratik biçimde tamamlanarak acil vakalarda ve uzaktan sağlık hizmeti sunumunda kolaylık sağlanacak.  İlaç tedarik zinciri ve tıbbi cihaz alanlarında denetimler artırılarak bir dizi yeni güvenlik adımı hayata geçirilecek.  Özel sağlık kurum ve kuruluşlarının tanıtım ve bilgilendirme faaliyetleri daha sıkı biçimde takip edilecek. Aldatıcı ve yanıltıcı tanıtım/reklam faaliyetlerinde bulunarak ticari kazanç elde etmek isteyenlere geçit verilmeyecek.  Sürdürülebilir ve kontrollü üretim modeliyle tıbbi kenevirden elde edilen ilaçların, özel tıbbi amaçlı gıdaların ve kişisel bakım ürünlerinin üretimi ve satışı daha sıkı kurallara bağlanacak. Ruhsatlandırma ve takip işlemleri yalnızca Bakanlığımızca yürütülecek. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/AXMRnw9BZ0eHY3oJfYa_vw.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 10 Jul 2025 10:33:10 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Sağlıkta, yeni, dönem:, TBMMye, sunuldu</media:keywords>
</item>

<item>
<title>Zayıflama çaylarına dikkat! Artık marketlerde satılmayacak</title>
<link>https://karadenizden.com.tr/25117</link>
<guid>https://karadenizden.com.tr/25117</guid>
<description><![CDATA[ Zayıflamak için tüketilen bitkisel çayların neden olduğu rahatsızlıklardan dolayı Sağlık Bakanlığı harekete geçti. Artık diyet çayları marketlerde satılmayacak. Haber: Sena Kiper SıtacıBilinçsizce kullanılan diyet çaylar aslında hiç de masum değil.  Aksaray&#039;da 24 yaşındaki bir kadın zayıflamak için içtiği bitki çaylarından dolayı karaciğer yetmezliği nedeniyle komaya girdi. Bu durum Sağlık Bakanlığı&#039;nı harekete geçirdi.ARTIK MARKETLERDE SATIŞI YASAKLANACAK  Daha hızlı zayıflamak amacıyla kullanılan diyet çayları artık marketlerde satılmayacak. TBMM&#039;ye sunulacak yasa değişikliği teklifiyle diyet çayları sadece eczanelerde satılabilecek.   Bakanlık onaylı ürünlerin eczanelerde satıldığını belirten eczacılar, kulaktan dolma bilgilerle hareket edilmemesi gerektiğini vurguluyor. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/b2_42wdmBU2JCDDfg6QqDw.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 10 Jul 2025 10:33:09 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Zayıflama, çaylarına, dikkat, Artık, marketlerde, satılmayacak</media:keywords>
</item>

<item>
<title>Karaciğere iyi gelen 5 içecek: Günde 2 fincan yetiyor</title>
<link>https://karadenizden.com.tr/25115</link>
<guid>https://karadenizden.com.tr/25115</guid>
<description><![CDATA[ Karaciğer hastalıkları, dünya genelinde artıyor. Uzmanlara göre, her yıl yaklaşık 2 milyon insan karaciğer hastalıklarından hayatını kaybediyor; bu da dünya genelindeki tüm ölümlerin yaklaşık yüzde 4’üne denk geliyor. Karaciğer, vücudun detoksifikasyonu, metabolizması ve besinlerin depolanmasında kritik bir rol oynarken, sağlığı genelde ihmal ediliyor.Özellikle alkolsüz yağlı karaciğer hastalığı (NAFLD), hareketsiz yaşam tarzı, sağlıksız beslenme ve yükselen obezite oranlarıyla giderek yaygınlaşıyor. Uzmanlar, yaşam tarzı değişikliklerine ek olarak, bazı doğal içeceklerin de karaciğer sağlığını korumada etkili olduğunu vurguluyor.İşte dikkat çeken beş öneri:1. KAHVEAraştırmalara göre, günde iki fincan kahve tüketmek, NAFLD dahil olmak üzere birçok karaciğer hastalığı riskini azaltabiliyor. Kahvede bulunan klorojenik asit gibi antioksidanlar, iltihabı azaltarak karaciğer hücrelerini koruyor. 2020’de yapılan bir araştırma, günde iki fincan kahve içen kişilerde kronik karaciğer hastalığında fibroz ilerleme riskinin düştüğünü ortaya koydu.Yeşil çay, antioksidan bakımından zengin catechin bileşiğiyle dikkat çekiyor. 2015’te yapılan bir meta-analiz, yeşil çayın lipit metabolizmasını düzenleyerek karaciğerdeki yağ birikimini azaltabileceğini ve NAFLD’ye karşı koruyucu olduğunu ortaya koydu. Uzmanlar, günde bir veya iki fincan yeşil çay tüketimini önerirken, aşırı tüketimin konsantre özütlerden kaynaklanabilecek karaciğer yüküne dikkat çekiyor.Pancar suyu, betalainler ve nitratlar açısından zengin oluşuyla biliniyor. 2019’da yapılan bir araştırma, pancar suyunun oksidatif hasarı ve karaciğer iltihabını azaltmaya katkı sağladığını gösterdi. Uzmanlar, faydalı etkileri için günde yaklaşık 8 gram (bir bardak) pancar suyu tüketilmesini öneriyor.Limon, C vitamini ve flavonoidler yönünden zengin yapısıyla dikkat çekerken, sabah saatlerinde tüketilen ılık limon suyunun sindirimi kolaylaştırdığı ve detoksifikasyonu destekleyerek karaciğer sağlığını koruduğu belirtiliyor. 2017’de yapılan bir araştırma, limon suyunun alkolle ilişkilendirilen karaciğer hasarını azaltabildiğini gösterdi.Siyah çay, oolong çayı ve koyu çay çeşitleri, karaciğer sağlığını korumada etkili olabiliyor. 2021’de yapılan bir çalışma, çay takviyesinin alkole maruz kalmış farelerde karaciğer yağlanmasını, iltihabı ve oksidatif stresi azaltarak bağırsak mikrobiyotasını koruduğunu ortaya koydu. Uzmanlar, çay tüketiminin günde iki fincanla sınırlandırılması gerektiğini vurguluyor.Özetle, uzmanlara göre sağlıklı bir yaşam tarzı, doğru beslenme ve bu beş faydalı içecek, giderek yaygınlaşan karaciğer hastalıklarından korunmada kritik rol oynayabilir.Bu makale sadece genel bilgi verme amacıyla yazılmıştır ve doktor tavsiyesi olarak ele alınmaması gerekir. Makalenin içeriğinden yola çıkarak okurun kendi başına koyduğu teşhislerden ntv.com.tr sorumlu değildir. Sağlığınızla ilgili herhangi bir endişeniz varsa doktorunuza danışın. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/n5A9OLtseEKr4-wD9BhXrw.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 10 Jul 2025 10:33:09 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Karaciğere, iyi, gelen, içecek:, Günde, fincan, yetiyor</media:keywords>
</item>

<item>
<title>Beslenme uzmanı &amp;quot;kahvaltıda asla yemeyin&amp;quot; dedi: En sık tüketilen besinlerden biri</title>
<link>https://karadenizden.com.tr/25116</link>
<guid>https://karadenizden.com.tr/25116</guid>
<description><![CDATA[ Kahvaltı günün en önemli öğünlerinden biri. Gün boyu enerjik ve zinde olmak için kahvaltıda sağlıklı besinleri tercih etmeniz gerekiyor. Beslenme uzmanları özellikle kahvaltıda tüketilmemesi gereken bazı popüler besinlerin olduğunu söylüyor.Beslenme Uzmanı Nichola Ludlam Raine, sabah kahvaltısında sağlığı olumsuz etkileyen besinlere dikkat çekti. Ludlam Raine, özellikle çikolatalı krema gibi yüksek şeker ve yağ içeren sürme ürünlerinin, kahvaltının faydasını azaltan en büyük yanlışlardan biri olduğunu açıkladı.Uzman, İngilizlerin en çok tercih ettiği kahvaltılıkların sağlıksız içeriklere sahip olduğunu vurgulayarak, beyaz tost ve işlenmiş tahıllı gevreklerin yüksek oranda şeker ve düşük lif barındırdığını belirtti. Örneğin, bir kase işlenmiş mısır gevreğinde 14 çay kaşığı şeker, pastırmalı sandviçte ise 16 gram yağ bulunabiliyor.Nichola Ludlam Raine, kahvaltı seçimlerinde lif, protein ve düşük glisemik indeksli (GI) ürünlere yönelmenin önemine dikkat çekti. “Tereyağlı beyaz ekmek veya şekerli sürmeler yerine, ekşi mayalı veya tam buğday ekmeği tercih edin. Sağlıklı yağ ve protein için fındık ezmesi ekleyin, şeker oranı düşük ve yüksek meyve içeren reçelleri seçin,” diye önerdi.Uzman ayrıca, muz ve çilek gibi taze meyvelerle zenginleştirilmiş kahvaltıların tokluk süresini uzatacağını, enerji ve konsantrasyonu artıracağını belirtti. “Hastalarıma her zaman karışık tohumlardan oluşan bir ‘çeşitlilik kavanozu’ bulundurmalarını tavsiye ediyorum. Bu, tost, yoğurt ve yulaf lapası gibi kahvaltılara kolayca eklenebilir,” dedi.Araştırmalar, İngilizlerin yüzde 31’inin halen tam İngiliz kahvaltısını tercih ettiğini, ancak yüzde 32’sinin kahvaltı seçimleri konusunda zaman zaman suçluluk duyduğunu ortaya koydu. Dahası, dörtte biri kahvaltının sağlık açısından iyi olup olmadığını nadiren düşünüyor; kolaylık ve alışkanlık öncelikli tercihler olarak öne çıkıyor.Nichola Ludlam Raine, kahvaltının tamamen vazgeçilmesi gerekmediğini, ancak daha sağlıklı alternatiflerle uyarlanması gerektiğini söyledi. “Sosis yerine tavuk veya ızgara yumurta, domates, mantar ve sotelenmiş ıspanak ekleyin. Tam tahıllı ekmek kullanın, tuzu ve şekeri azaltılmış pişmiş fasulyeyi tercih edin,” diye ekledi.Uzman, kahvaltıda yavaş ve bilinçli yemek yemenin sindirim ve tokluk sinyallerinin algılanması için kritik olduğunu vurguladı. “Çok hızlı yemek, sindirimi zorlaştırır, kısa sürede yorgunluk ve aşırı yemeğe neden olabilir,” dedi.Araştırmada, yetişkinlerin yüzde 85’i sağlıklı kahvaltının önemini kabul ederken, sadece yüzde 48’i düzenli olarak sağlıklı kahvaltı yaptığını belirtti. Ayrıca, yüzde 53’ünün haftada birkaç kez işlenmiş ve ultra işlenmiş gıdalar tükettiği ortaya çıktı. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/6664O2LycUOjl9VBHDOk9Q.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 10 Jul 2025 10:33:09 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Beslenme, uzmanı, kahvaltıda, asla, yemeyin, dedi:, sık, tüketilen, besinlerden, biri</media:keywords>
</item>

<item>
<title>Pankreas kanseri nedeni olabilir! Uzmanlar &amp;quot;kahveyi böyle demlemeyin&amp;quot; diyor</title>
<link>https://karadenizden.com.tr/25113</link>
<guid>https://karadenizden.com.tr/25113</guid>
<description><![CDATA[ Beslenme uzmanı, French press yöntemiyle demlenen kahvenin bazı kanser türlerine yakalanma riskini artırabileceği konusunda uyardı.Amerikalı beslenme uzmanı Rhonda Patrick, sosyal medyadan paylaştığı ve 1,9 milyondan fazla izlenme alan videosunda, kahvenin faydalı yönlerine dikkat çekerken risklerine de işaret etti. Patrick, “Kahve polifenoller açısından zengin. Bunlar, bunama riskini yüzde 50’ye kadar azaltabilen, DNA hasarını ise yüzde 23 oranında azaltabilen antioksidanlardır” dedi. Ancak kahvenin aynı zamanda, kalp hastalığı ve bazı kanser türleriyle ilişkilendirilen ‘yağda çözünen diterpenler’ de içerdiğini vurguladı.Patrick, French press, espresso, kaynatılmış kahve ve ocak üstü cihazlarda kullanılan filtresiz demleme yöntemlerinin, bu bileşikleri kahveye aktardığını söyledi.Uzun dönemde yüksek seviyedeki diterpen maruziyetinin pankreas ve gırtlak kanseri riskini artırabileceği uyarısında bulundu. Ayrıca, diterpenlerin kötü kolesterolü (LDL) sadece birkaç hafta içinde yükseltebildiğine dikkat çekti.Beslenme uzmanı, kağıt damlatma yöntemiyle hazırlanan veya anında soğuk demleme yapılan kahvelerin ise düşük riskle ilişkilendirildiğini vurguladı. “Bu filtreler, diterpenleri tutarak zararlı etkilerini azaltırken, faydalı polifenollerin geçmesine izin veriyor” dedi.Patrick, kahve hazırlanırken kullanılan ekipmanlara da dikkat çekerek, plastik malzemelerden kaçınılması gerektiğini belirtti. “Sıcak su plastiğe temas ettiğinde, mikroplastiklerin ve diğer kimyasalların içeceğinize geçmesi kolaylaşıyor. Pour-over yöntemi tercih ederken, cam kap kullanılması en iyi seçenek” ifadelerini kullandı.Ayrıca, popüler espresso kapsüllerinin de aynı riski taşıdığını, sıcak suyla temas eden kapsüllerdeki kimyasalların açığa çıkabildiğini kaydetti.Patrick’in açıklamaları, hazır kahveyle ilgili endişelerle de örtüşüyor. Bilim insanları, hazır kahvenin taze çekilmiş kahveye göre yaklaşık iki kat daha fazla akrilamid içerdiğini tespit etti. Akrilamid, kahve çekirdekleri de dahil olmak üzere bazı gıdalarda yüksek ısıda oluşan bir kimyasal ve Uluslararası Kanser Araştırmaları Ajansı (IARC) tarafından “insanlarda kansere yol açabilecek bir madde” olarak kabul ediliyor.Gıda Standartları Ajansı’na göre, laboratuvar testlerinde, akrilamidin hayvanlarda akciğer ve üreme kanserine neden olduğu saptandı. Uzmanlar, insanlarda da benzer risklerin oluşabileceğini ifade ediyor. 2013 yılında Polonya’da yapılan bir araştırmada, incelenen 42 kahve örneğinden 10’u hazır kahve olmakla birlikte, hazır kahvede taze çekilmiş kahveye oranla iki kat daha fazla akrilamid tespit edildi.McGill Üniversitesi’nden Kanadalı araştırmacılar ise, bir kişinin akrilamid alımının tehlikeli seviyeye ulaşabilmesi için günde yaklaşık 10 fincan hazır kahve tüketmesi gerektiğini açıkladı. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/7ddNyGxRPUCL0CfQ8RJw8A.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 10 Jul 2025 10:33:08 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Pankreas, kanseri, nedeni, olabilir, Uzmanlar, kahveyi, böyle, demlemeyin, diyor</media:keywords>
</item>

<item>
<title>Sabri Ugan kimdir, öldü mü? Sabri Ugan&amp;apos;ın oğlundan açıklama</title>
<link>https://karadenizden.com.tr/25114</link>
<guid>https://karadenizden.com.tr/25114</guid>
<description><![CDATA[ Geçtiğimiz hafta kanser tedavisi gördüğünü açıklayan deneyimli spor spikeri ve moderatör Sabri Ugan tedavi gördüğü hastanede entübe edildi. Oğlu Doruk Ugan&#039;dan vefat haberine dair yalanlama geldi.Tecrübeli spor spikeri ve moderatör Sabri Ugan, geçen hafta sosyal medya hesabından 3 aydır kanser tedavisi gördüğünü belirterek &quot;Moralim yüksek, hayata sıkı sıkı tutunuyorum&quot; açıklamasını yapmıştı.DORUK UGAN: &quot;ÖLÜM HABERİ DOĞRU DEĞİL&quot;Sabri Ugan&#039;ın oğlu Doruk Ugan, babasının hayatını kaybettiğine dair çıkan iddiaları yalanladı.Ugan&#039;ın paylaşımında şu ifadeler yer aldı:&quot;Babamın vefat ettiğine dair yapılan haberler gerçeği yansıtmamaktadır. Bu yapılan, hastanede bekleyen ailesine ve yoğun bakımda mücadele eden babama karşı ayıptır. Lütfen benim dışımda yapılan hiçbir açıklamaya itibar etmeyin. Saygılarımla.&quot;  &quot;MÜCADELESİ YOĞUN BAKIMDA DEVAM EDİYOR&quot;  Doruk Ugan, sosyal medya hesabından daha önce de babasının sağlık durumu ile ilgili bir açıklama yapmıştı. Doruk Ugan; &quot;Babama anılarını yazan, onu sevdiğini söyleyen, geçmiş olsun dileklerini ileten herkese teşekkür ederim. Babam, sesinin hafızanızda yer etmiş olmasından, çocukluğunuzda ya da gençliğinizin bir yerinde size eşlik etmiş olmaktan büyük mutluluk duyuyor.&quot; ifadelerini kullanmıştı..  Ugan mesajında; &quot;Geçtiğimiz günleri, ona gelen mesajları okuyarak geçirdim. Her birini gözleri dolarak, tebessümle dinledi. Şimdi arayıp hâlini soranlar için: Babamın mücadelesi yoğun bakımda devam ediyor. Dualarınızı eksik etmeyin. Sizi çok seviyor&quot; demişti. ENTÜBE EDİLDİ  62 yaşındaki spikerin beyin damarlarındaki tıkanıklık sebebiyle tedavi gördüğü hastanede entübe edildiği öğrenildi.SABRİ UGAN KİMDİR?24 Mayıs 1963 Sakarya doğumlu olan Sabri Ugan, Türkiye’nin tanınmış spor spikeri, seslendirmen, yazar ve medya sunucusudur. 1991’de spor müdürlüğü görevini üstlendi. Çeşitli platformlarda spikerlik ve sunuculuk yaptı. Özellikle Şampiyonlar Ligi ve Süper Lig maçlarındaki anlatımıyla sporseverlerin hafızasında yer etti. 2019 yılında &quot;Yılın Spor Programı&quot; ödülünü aldı. &quot;Arda Turan: Aslan Yürekli Kaptan&quot; adlı biyografi kitabıyla edebiyat alanında da yer aldı. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/-CAjBmYqLkOatbgdPLPULg.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 10 Jul 2025 10:33:08 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Sabri, Ugan, kimdir, öldü, mü, Sabri, Uganın, oğlundan, açıklama</media:keywords>
</item>

<item>
<title>Soğuk duş tehlikesi: Ölümcül sonuçları olabilir</title>
<link>https://karadenizden.com.tr/25111</link>
<guid>https://karadenizden.com.tr/25111</guid>
<description><![CDATA[ Sıcak havada buz gibi suyun altına girmek, serinlemek için iyi bir yol gibi gözükse de bu durum ciddi sağlık sorunlarına neden olabilir. Haber: Sena Kiper SıtacıTermometreler 30 dereceleri göstermesinin ardından hava sıcaklıklarından bunalan insanlar çareyi soğuk duş almakta buluyor.  Ancak uzmanlara göre bu durum vücutta şok etkisi yaratıyor. Bu durum da sağlık sorunlarına neden olabiliyor.  Kalp ve Damar Uzmanı Prof. Dr. Oğuz Yılmaz, &quot;Bir anda kalp yetmezligi gelisebilir, ciddi tansiyon yükselmeleri veya düsmeleri olabilir ve bu çok ölümcül de olabilir.&quot; dedi.   Özellikle yaşlıların, kalp ve yüksek tansiyon hastalarının dikkatli olması gerekiyor.  Uzmanlar vücudun soğuk suya alıştırılması gerektiğine dikkat çekiyor.  Yılmaz, &quot;Duşu alırken önce direk baş boyun ve göğüs bölgesi değil, kol ve bacakları soğutarak baslanabilir. Ilık suyla başlanabilir. Vücudun ona alışmasıyla bırlikte yavaş yavaş soğukluğu artırılabilir. O zaman vücut bunu daha iyi tolere eder.&quot; dedi.  Doktorlar sıcak havalarla başetmek için özellikle bol su tüketilmesini tavsiye ediyor.Günde en az 2 buçuk litre su tüketilmeli.   ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/jDfDmtFLGEGbL4Ne20YQOA.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 10 Jul 2025 10:33:07 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Soğuk, duş, tehlikesi:, Ölümcül, sonuçları, olabilir</media:keywords>
</item>

<item>
<title>Soğuk duş tehlikesi</title>
<link>https://karadenizden.com.tr/25112</link>
<guid>https://karadenizden.com.tr/25112</guid>
<description><![CDATA[ Sıcak havada buz gibi suyun altına girmek, serinlemek için bir yol gibi görülebilir. Ancak bu durum sağlık sorunlarına neden olabilir. Uzmanların uyarısı var. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/jDfDmtFLGEGbL4Ne20YQOA.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 10 Jul 2025 10:33:07 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Soğuk, duş, tehlikesi</media:keywords>
</item>

<item>
<title>Peki kene artışının temel sebepleri nedir? Nelere dikkat edilmeli?</title>
<link>https://karadenizden.com.tr/25110</link>
<guid>https://karadenizden.com.tr/25110</guid>
<description><![CDATA[ Yaz aylarında artışa geçen Kırım Kongo Kanamalı Ateşi hastalığı nedeniyle Türkiye&#039;de 18 kişi hayatını kaybetti. Enfeksiyonun riski bölgeden bölgeye değişiyor. Türkiye&#039;de Karadeniz&#039;in iç kesimleri ve İç Anadolu&#039;da daha sık görülüyor. Uzmanlar her kenenin öldürücü olmadığının da altını çiziyor. Peki kene artışının temel sebepleri nedir? Nelere dikkat edilmeli? Muhabir Beyzanur Özer ve kameraman Cüneyt Ali Horozal&#039;ın haberi... ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/P2N03pdneESASzll3gQgSA.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 10 Jul 2025 10:33:06 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Peki, kene, artışının, temel, sebepleri, nedir, Nelere, dikkat, edilmeli</media:keywords>
</item>

<item>
<title>Bağırsaklara büyük zarar veren 5 alışkanlık: Farkında olmadan herkes yapıyor</title>
<link>https://karadenizden.com.tr/25108</link>
<guid>https://karadenizden.com.tr/25108</guid>
<description><![CDATA[ Hızlı yemek, işlenmiş gıdalar, aşırı kafein tüketimi ve stres... Uzmanlara göre, farkında olmadan edindiğimiz bu alışkanlıklar bağırsak sağlığımızı olumsuz etkiliyor.Bağırsaklar, vücudun sindirim sisteminin temelini oluşturan organlardır ve yalnızca besinlerin emilimini sağlamakla kalmaz, bağışıklık sistemiyle ve hatta ruh haliyle doğrudan bağlantılıdır. Ancak modern yaşam tarzının dayattığı bazı alışkanlıklar, bağırsak sağlığını tehdit ediyor. Uzmanlar, özellikle yaygın beş alışkanlığın sindirim sistemini olumsuz etkilediğine dikkat çekiyor.Cips, fast food, şekerli atıştırmalıklar ve hazır gıdalar gibi işlenmiş ürünler, içerdikleri yüksek şeker, sağlıksız yağ ve yapay katkı maddeleri nedeniyle bağırsaklardaki yararlı bakteri dengesini bozuyor.
Bu dengesizlik, iltihaplanmaya, şişkinliğe ve çeşitli sindirim sorunlarına yol açabiliyor. Uzmanlar, meyve, sebze, tam tahıllar ve kuruyemişler gibi lif açısından zengin doğal gıdaların tüketilmesini öneriyor.Yoğun iş temposu nedeniyle öğünlerin hızla tüketilmesi, yeterli çiğneme yapılmadan yemek yenilmesi sindirim sorunlarını beraberinde getiriyor. Hızlı yemek, hava yutulmasına bağlı olarak şişkinliğe, aşırı yemeye ve hazımsızlığa neden olabiliyor. Beslenme uzmanları, her lokmanın iyice çiğnenmesi ve yavaş yemek alışkanlığının sindirim sistemi üzerindeki yükü azalttığını belirtiyor.Kahve ve diğer kafeinli içecekler, enerji artırıcı etkileriyle tercih edilse de, fazla tüketildiğinde mide zarını tahriş ederek reflü, gastrit gibi rahatsızlıklara zemin hazırlıyor. Uzmanlar, aç karnına kahve tüketiminden kaçınılması ve günlük tüketimin 2 fincanla sınırlandırılması gerektiğini ifade ediyor.Yalnızca zihinsel değil, fiziksel sağlığı da etkileyen stres, bağırsaktaki bakteri dengesini bozarak sindirim sistemini doğrudan etkiliyor. Kortizol gibi stres hormonlarının bağırsak geçirgenliğini artırdığı ve bu durumun kabızlık, ishal gibi sorunlara neden olabileceği belirtiliyor. Yoga, meditasyon ve nefes egzersizleri gibi teknikler ise hem stresi hem de bağırsak şikayetlerini azaltmaya yardımcı oluyor.Su, sindirimin sağlıklı işleyişi açısından temel öneme sahip. Günlük su tüketiminin yetersiz olması, besinlerin emilimini zorlaştırıyor ve kabızlık gibi sindirim sorunlarına neden olabiliyor. Uzmanlar, gün boyu yeterli miktarda su içmenin bağırsak hareketlerini düzenlediğini ve sağlıklı bakteri florasının gelişimini desteklediğini vurguluyor.Sonuç olarak, bağırsak sağlığı yalnızca beslenme değil, yaşam tarzı alışkanlıklarıyla da doğrudan ilişkili. Basit değişikliklerle sindirim sistemini desteklemek, bağışıklığı güçlendirmek ve genel yaşam kalitesini artırmak mümkün. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/x_46PU_tvEi9V0QF9MZ53A.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 10 Jul 2025 10:33:06 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Bağırsaklara, büyük, zarar, veren, alışkanlık:, Farkında, olmadan, herkes, yapıyor</media:keywords>
</item>

<item>
<title>Her kene ölümcül virüs taşımıyor: KKKA&amp;apos;dan ölüm oranı yüzde 5</title>
<link>https://karadenizden.com.tr/25109</link>
<guid>https://karadenizden.com.tr/25109</guid>
<description><![CDATA[ Yaz aylarında artışa geçen Kırım Kongo Kanamalı Ateşi (KKKA) hastalığı nedeniyle Türkiye&#039;de 18 kişi hayatını kaybetti. Enfeksiyonun riski bölgeden bölgeye değişiyor. Uzmanlar her kenenin öldürücü olmadığının da altını çiziyor. Peki kene artışının temel sebepleri nedir? Nelere dikkat edilmeli? Haber: Beyzanur ÖzerTürkiye&#039;de yakın zamanda 18 kişinin ölümüne neden olan Kırım Kongo Kanamalı Ateş (KKKA) hastalığı can almaya devam ediyor. Enfeksiyon, virüs taşıyan kenelerle bulaşıyor. Uzmanlara göre kenelerdeki artışın temel sebeplerinden biri de iklim değişikliği.Enfeksiyonun risk oranı, Türkiye&#039;de bölgelere göre değişiklik gösteriyor.DÜNYADA DA KENE SAYISINDA ARTIŞ VAR Enfeksiyon Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Önder Ergönül, dünya kene sayısında artış olduğunu dile getirdi. &quot;Her kene tutunan KKKA olacak her KKKA olan ölecek diye bir anlayış yok.&quot; diye konuşan Ergönül, &quot;Yine de bizim ülkemizde ölüm oranları yüzde 5 gibi daha düşük seyrediyor. Örneğin Avrupa ülkelerinde bu rakam daha yüksek. Avrupa&#039;da da küresel ısınma nedeniyle İspanya ve Portekiz&#039;de görülmeye başlandı.&quot; dedi.Sivas, Tokat, Yozgat, Çorum, Kastamonu gibi Karadeniz&#039;in iç tarafları, Ankara&#039;nın daha doğusu olan kesimde KKKA görüldüğüne dikkat çeken Ergönül, &quot;Ülkenin batısında bu hastalığın ortaya çıkması sürpriz olur. Öyle bir vaka yok ancak oradan gelen vatandaşlarımız olabilir.&quot; ifadelerini kullandı. VÜCUTTA KENE GÖRÜLDÜĞÜNDE NE YAPILMALI?Vücutta kene görülmesi durumunda neler yapılması gerektiğini açıklayan Ergönül, &quot;Bir an önce çıkarılması lazım. İnsanımızı eğitmemiz daha önemli. Pens ve cımbız yardımıyla hiçbir şey yoksa bir poşetle tutuarak o keneyi gövdesine dokunmadan yalnız deriye en yakın yerden tutup çıkarabiliiriz. Gövdesinde virüs var. Gövdesine basarsanız enjektörle virüsü içeri basmış gibi olursunuz.&quot; dedi. Uzmanlar halsizlik, ateş ve grip belirtileri görüldüğü durumlarda mutlaka hastaneye başvurulması gerektiğinin altını çiziyor.  ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/6GCDZL0qkk6Gi6Zeo1XdgA.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 10 Jul 2025 10:33:06 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Her, kene, ölümcül, virüs, taşımıyor:, KKKAdan, ölüm, oranı, yüzde</media:keywords>
</item>

<item>
<title>Canan Dağdeviren taburcu oldu</title>
<link>https://karadenizden.com.tr/25105</link>
<guid>https://karadenizden.com.tr/25105</guid>
<description><![CDATA[ Beyin kanaması geçirip ölümden dönen, dünyaca ünlü bilim insanı Canan Dağdeviren taburcu oldu.Massachusetts Institute of Technology&#039;de görev yapan dünyaca ünlü Türk fizik mühendisi Canan Dağdeviren taburcu olduğunu duyurdu. Dağdeviren taburcu olduğu anlara ait fotoğrafları da sosyal medya hesabından paylaştı. Ünlü bilim insanı o paylaşıma da &quot;6 aydır hazırlık yaptığımız önemli sunumumu yaptım, sevdiklerimi kucakladım. Şimdi bedenimi ve ruhumu nadasa alma vakti, çok şükür iyiyim, daha da iyi olacağım&quot; notunu düştü.9 Haziran&#039;da geçirdiği beyin kanamasının ardından 12 gün yoğun bakım ünitesinde kaldığını anlatan Dağdeviren, “964 adet ilaç kullandım. Damar yoluyla aldığım ilaçları saymıyorum bile. Hâlâ hastanedeyim, daha iyiyim. Yaşadığım ağrılardan dolayı boyut değiştiriyorum ara ara” ifadelerini kullanmıştı.  ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/RtLWl6SnhESPG_jYlVOKpQ.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 10 Jul 2025 10:33:05 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Canan, Dağdeviren, taburcu, oldu</media:keywords>
</item>

<item>
<title>Kalp sağlığınız nasıl? Bu işaretleri göz ardı etmeyin</title>
<link>https://karadenizden.com.tr/25106</link>
<guid>https://karadenizden.com.tr/25106</guid>
<description><![CDATA[ Kalp hastalıkları sadece göğüs ağrısıyla gelmeyebilir. Vücudun verdiği küçük sinyalleri göz ardı etmeyin.Kardiyologlar fark edilmesi zor ama kritik olan bazı semptomlara dikkat çekiyor. 1. AŞIRI YORGUNLUKGünlük işler sırasında, örneğin birkaç basamak merdiven çıkarken beklenmedik bir yorgunluk hissediyorsanız bu durum kalbinizin yeterince oksijen sağlayamadığını gösterebilir. Özellikle sürekli hissedilen, dinlenmekle geçmeyen bir yorgunluk söz konusuysa, bir uzmana başvurmakta fayda var.Akşam saatlerinde ayak bileklerinde oluşan şişlik yalnızca uzun süre oturmaktan ya da tuzlu yemeklerden kaynaklanmayabilir. Kalbin yeterince kan pompalayamaması nedeniyle oluşan sıvı birikimi (ödem), dolaşım sistemindeki sorunların habercisi olabilir.Otururken ya da yürürken baş dönmesi yaşamak, kalbin beyne yeterli kan gönderemediğini gösterebilir. Bu durum düzensiz kalp ritimleri veya düşük tansiyon gibi ciddi sorunlara işaret edebilir.Hiçbir fiziksel efor sarf etmeden, hatta uzanırken bile nefes darlığı çekiyorsanız dikkat! Bu belirti, kalp yetmezliğinin önemli işaretlerinden biridir. Kalbin oksijen ihtiyacına yanıt veremediği durumlarda görülür.Özellikle kadınlarda, kalp rahatsızlıkları mide bulantısı, hazımsızlık, şişkinlik gibi sindirim sistemi belirtileriyle karıştırılabiliyor. Sürekli mide sorunları yaşıyor ve klasik yöntemlerle geçmiyorsa, altında yatan neden kalple ilgili olabilir.6. UYKU BOZUKLUĞUUyku apnesi, gece nefes durmaları veya çarpıntıyla uyanmak gibi belirtiler, kalbe binen yükün arttığını gösteriyor olabilir. Horlama ve dinlenememiş şekilde uyanmak da kalp sağlığına dair önemli ipuçları veriyor.Kısa süreli çarpıntılar çoğu zaman masum kabul edilse de, tekrar eden ve ritim bozukluğu şeklinde hissedilen atımlar aritmi belirtisi olabilir. Bu durum, felç ve kalp yetmezliği riskini artıran bir faktördür.8. NEDENSİZ KAYGI HUZURSUZLUKBazı hastalar, kalp krizi öncesi dönemlerde açıklanamayan bir tedirginlik veya “içine doğma” hissi yaşadıklarını aktarıyor. Eğer bu kaygı, diğer fiziksel semptomlarla birlikte seyrediyorsa dikkatli olunmalı.Kalp hastalıklarının “sessiz katil” olarak anılmasının nedeni, yıllarca fark edilmeden ilerleyebilmesidir. Bu nedenle her belirtiye panikle yaklaşmak değil, değişiklikleri gözlemleyerek bilinçli hareket etmek önemli. Uzmanlar, özellikle birden fazla semptomun birlikte görülmesi halinde bir kardiyoloji uzmanına başvurulmasını öneriyor.Bu makale sadece genel bilgi verme amacıyla yazılmıştır ve doktor tavsiyesi olarak ele alınmaması gerekir. Makalenin içeriğinden yola çıkarak okurun kendi başına koyduğu teşhislerden ntv.com.tr sorumlu değildir. Sağlığınızla ilgili herhangi bir endişeniz varsa doktorunuza danışın. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/_0lpFAqenUCuphLQvAeK0w.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 10 Jul 2025 10:33:05 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Kalp, sağlığınız, nasıl, işaretleri, göz, ardı, etmeyin</media:keywords>
</item>

<item>
<title>Mesane kanserinin erken belirtisi: Fark edilmiyor ama ilk işaretiymiş</title>
<link>https://karadenizden.com.tr/25107</link>
<guid>https://karadenizden.com.tr/25107</guid>
<description><![CDATA[ Mesane kanseri, kanser hücrelerinin mesane dokularında geliştiği ciddi bir hastalıktır. Özellikle 55 yaş üstü erkeklerde kadınlara kıyasla daha sık görülür. Hastalığın en bilinen ve yaygın belirtisi idrarda kan görülmesidir. Ancak uzmanlar, bu belirgin semptomun her zaman ortaya çıkmadığını ve bazı erken belirtilerin kolayca gözden kaçabileceğini vurguluyor.İşte mesane kanserinin sıklıkla fark edilmeyen ancak dikkate alınması gereken beş erken belirtisi:Normal sıvı tüketiminde bir değişiklik olmamasına rağmen, tuvalet ihtiyacında artış yaşanması mesane kanserinin ilk işaretlerinden biri olabilir. Mesane tam dolu değilken dahi ani ve yoğun bir idrara çıkma isteği oluşabilir. Bu durum genellikle idrar yolu enfeksiyonu veya aşırı aktif mesane ile karıştırılsa da, belirtiler haftalarca devam ediyorsa mutlaka bir uzmana başvurulmalıdır.İdrar sırasında hissedilen ağrı ve yanma, genellikle idrar yolu enfeksiyonlarına atfedilir. Ancak bu tür şikâyetler, mesane kanserinin de belirtisi olabilir. Antibiyotik tedavisine yanıt vermeyen ve diğer semptomlarla birlikte görülen bu rahatsızlık, mesane duvarındaki tümörlerden kaynaklanıyor olabilir.Mesane boş olmasına rağmen sürekli tuvalete gitme ihtiyacı hissedilmesi, sinir bozucu bir sorun haline gelebilir. Bu his, mesanedeki tümörlerin sinirleri tahriş etmesi ya da mesane kapasitesinin azalması sonucu oluşabilir. İdrar sonrası bile geçmeyen bu baskı hissi devam ederse, altında ciddi bir sağlık sorunu yatıyor olabilir.Hastalığın erken evrelerinde ağrı hissedilmeyebilir; ancak kanser ilerledikçe alt karın, pelvik bölge ya da belin alt kısmında donuk ve sürekli bir ağrı oluşabilir. Bu ağrı, kas rahatsızlıklarıyla karıştırılabilir. İdrar semptomlarıyla birlikte görüldüğünde mutlaka değerlendirilmelidir.İdrarda kan görülmesi, genellikle mesane kanserinin en belirgin işaretidir. Ancak bazı durumlarda idrarda çıplak gözle görülmeyen, yalnızca laboratuvar testleriyle tespit edilebilen mikroskobik kan (hematüri) da bulunabilir.Bu durum idrar renginde hafif bir açıklıkla kendini gösterebilir. Sigara kullanımı, kimyasal madde maruziyeti veya ailede mesane kanseri öyküsü gibi risk faktörleri olan bireylerin düzenli kontrol yaptırmaları önem taşır.
Bu makale sadece genel bilgi verme amacıyla yazılmıştır ve doktor tavsiyesi olarak ele alınmaması gerekir. Makalenin içeriğinden yola çıkarak okurun kendi başına koyduğu teşhislerden ntv.com.tr sorumlu değildir. Sağlığınızla ilgili herhangi bir endişeniz varsa doktorunuza danışın. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/X8PF2UUqGEKCzydrIbkMgA.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 10 Jul 2025 10:33:05 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Mesane, kanserinin, erken, belirtisi:, Fark, edilmiyor, ama, ilk, işaretiymiş</media:keywords>
</item>

<item>
<title>Karaciğeri yeniliyor, toksinleri atıyor: Antioksidan deposu besin</title>
<link>https://karadenizden.com.tr/25103</link>
<guid>https://karadenizden.com.tr/25103</guid>
<description><![CDATA[ Vücudun doğal detoks merkezi olan karaciğer, modern yaşamın getirdiği stres, yanlış beslenme ve çevresel toksinler nedeniyle giderek daha fazla yük altında kalıyor. Uzmanlar, karaciğerin işlevini sürdürebilmesi için işlenmiş gıdalardan uzak durulması ve doğal besinlerle desteklenmesi gerektiğini vurguluyor.Karaciğer, vücuttaki toksinleri filtrelemenin yanı sıra yağ metabolizmasını düzenler, hormonları dengeler ve sindirime yardımcı olur.Ancak bu çok yönlü organ, kötü yaşam alışkanlıkları nedeniyle zamanla işlevini yitirebiliyor. Beslenme uzmanları, doğru gıdaların karaciğerin bu yükünü hafiflettiğini ve işlevlerini desteklediğini belirtiyor.Bazı besinler, karaciğerin doğal detoks sürecine doğrudan katkıda bulunuyor:Yeşil Yapraklılar: Ispanak, lahana gibi klorofil içeriği yüksek sebzeler, toksinleri nötralize ediyor ve safra üretimini artırıyor.Sarımsak: İçerdiği allisin ve selenyum, karaciğer enzimlerini aktive ederek toksinlerin atılımını kolaylaştırıyor.Pancar: Antioksidanlar açısından zengin pancar, karaciğerde yağ birikimini önleyerek detoks enzimlerini destekliyor.Zerdeçal: Kurkumin adlı bileşiği ile iltihap önleyici etkiler gösteriyor ve safra üretimini teşvik ediyor.Avokado: Glutatyon içeriği ile karaciğerin toksinlerden arınmasına yardımcı oluyor.Elma: Pektin maddesi sayesinde toksinlerin vücuttan atılmasını kolaylaştırıyor.Yeşil Çay: Antioksidan özellikleriyle bilinen kateşinler karaciğer fonksiyonlarını destekliyor.Turpgiller (brokoli, karnabahar): Glukozinolatlar sayesinde karaciğerin detoks enzim üretimini artırıyor.Narenciye Meyveleri: C vitamini içeriği ile glutatyon üretimine katkı sağlıyor.Ceviz: Omega-3 ve glutatyon içeriği sayesinde oksijenlenmeyi artırıyor ve iltihapla savaşıyor.Bazı gıdalar ise karaciğeri sessizce sabote ediyor:Alkol: Karaciğerin metabolize ederken ürettiği toksik yan ürünler, iltihap ve hasara neden olabiliyor.Kızartmalar ve Fast Food: Trans yağlar ve rafine karbonhidratlar karaciğerde yağ birikimini tetikliyor.Şekerli İçecekler: Fruktoz içeriği yüksek içecekler karaciğeri yağlandırıyor.İşlenmiş Etler: Nitrat ve doymuş yağ içeriği, iltihabı artırarak karaciğere zarar veriyor.Paketli Atıştırmalıklar: Hidrojene yağlar ve katkı maddeleri karaciğer fonksiyonunu olumsuz etkiliyor.Uzmanlar, sosyal medyada sıkça karşılaşılan &quot;detoks suları&quot; gibi pahalı ve geçici çözümler yerine, günlük beslenme alışkanlıklarının gözden geçirilmesi gerektiğini söylüyor. Tam ve doğal gıdalarla beslenmek, karaciğerin 7/24 sürdürdüğü arındırma görevini desteklemek için en etkili yol.Bu makale sadece genel bilgi verme amacıyla yazılmıştır ve doktor tavsiyesi olarak ele alınmaması gerekir. Makalenin içeriğinden yola çıkarak okurun kendi başına koyduğu teşhislerden ntv.com.tr sorumlu değildir. Sağlığınızla ilgili herhangi bir endişeniz varsa doktorunuza danışın. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/QxblWbhHhEWCBuWtVKsksQ.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 10 Jul 2025 10:33:04 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Karaciğeri, yeniliyor, toksinleri, atıyor:, Antioksidan, deposu, besin</media:keywords>
</item>

<item>
<title>Magnezyum, potasyum, demir zengini: Geleneksel yöntemle yapımı başladı</title>
<link>https://karadenizden.com.tr/25104</link>
<guid>https://karadenizden.com.tr/25104</guid>
<description><![CDATA[ Kendine has kokusu ve özelliği ile dikkat çeken dut pekmezi, yüzyıllardır süren geleneksel yöntemlerle hazırlanıyor.Erzincan’ın Kemaliye ilçesi ve köylerinde duttan pekmez yapımı başladı. Pekmezin olması için bol güneş ve hafif rüzgar gerekirken, yağmur olmaması nedeniyle pekmez haziran ve temmuz aylarında yapılıyor.Odun ateşi ile büyük kazanlarda doğal kaynak suyu ile kaynatılan dut, kaynama ısısına gelince şırası alınır. Güneş gören damlarda tepsilere koyulur ve olgunlaşması beklenir. Bu süre bir hafta kadar sürer. Kemaliye pekmezinin farkı kurutulmuş beyaz duttan yapılması ve az kaynatılıp besin değerini yitirmeden güneşte olgunlaşmasıdır.Uzun uğraşlar ile hiçbir katkı maddesi kullanılmadan hazırlanan pekmezin el becerisi gerektirdiğini anlatan Medine Turgut, &quot;Uzun uğraş ve zahmetler sonucu el işçiliği ile tamamen doğal yollardan hiçbir katkı maddesi kullanılmadan üretilen pekmezlerimiz kış mevsiminde her derde deva olarak kullanılır. Dutlar kazanda kaynatılır, şırası elde edilir. Kaynatma işlemi uzun süre uygulanır. Kaynatma işlemi açık yayvan kaplarda yapılır ve düşük ısıda koyulaşıncaya kadar kaynatılır. Kaynatma kazanında şıra kaynamaya başlayınca oluşan köpükler kepçe ile alınır. Kaynama ilerledikçe şıranın üstü sarı köpük bağlar, şıra içten içe kızarır, göz göz olarak kaynar ve pekmez kokusunu yayar&quot; diye konuştu.Pekmez, yüksek şeker içeriği nedeniyle iyi bir karbonhidrat ve enerji kaynağıdır. Ayrıca mineralleri yoğun olarak içermektedir. Pekmez özellikle günlük kalsiyum, demir, potasyum ve magnezyum gereksiniminin büyük bir kısmını karşılamaktadır. Mineral miktarının fazla ve emilim oranlarının yüksek olması nedeniyle hamile ve emziklilerin, veremli hastaların, iyileşme dönemindeki kişilerin beslenmesinde yer alması önerilmektedir.Pekmezin çok iyi kaynak olduğu besin öğelerinden biri de kromdur. Dokuların krom içeriği hamilelikte, malnütrisyonda ve yaşla büyük ölçüde azalmaktadır. Krom, glikoz toleransa faktörünün yapısında bulunur ve insülin kullanımı ile glikoz metabolizmasını etkiler.Rafinasyon işlemi sonucunda gıdalardaki krom miktarının büyük ölçüde azaldığı göz önüne alınırsa pekmezdeki kromun önemi daha da belirginleşmektedir. Araştırmalar pekmezin thiamin, riboflavin ve demir açısından baldan daha zengin olduğunu da ortaya koymaktadır. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/BlF81a_4nUiDkk7MVhdSaA.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 10 Jul 2025 10:33:04 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Magnezyum, potasyum, demir, zengini:, Geleneksel, yöntemle, yapımı, başladı</media:keywords>
</item>

<item>
<title>Soğuk su içmek faydalı mı, zararlı mı? Vücut üzerindeki etkisi</title>
<link>https://karadenizden.com.tr/25099</link>
<guid>https://karadenizden.com.tr/25099</guid>
<description><![CDATA[ Soğuk su tüketimiyle ilgili tartışmalar, sindirime zarar verdiğine dair iddiaları destekleyen somut bir kanıt olmadan devam ediyor. Soğuk su burun mukus kalınlığını artırabilir ve potansiyel olarak migreni tetikleyebilir veya bazılarında yemek borusu sorunlarını kötüleştirebilirken, egzersiz sırasında aşırı ısınmayı önleme ve egzersiz sonrası iyileşmeye yardımcı olma gibi faydalar sunar.Soğuk su içmeyle ilgili tartışmalar merak uyandırdı ve bazıları mideyi kasarak sindirime zarar verebileceğine inanıyor. Ancak bunu destekleyecek sağlam bir kanıt yok. Hem soğuk hem de oda sıcaklığındaki su sizi etkili bir şekilde susuz bırakmaz. Soğuk su, özellikle egzersizden sonra ferahlatıcı olabilir, vücudu serinletmeye yardımcı olabilir ve muhtemelen metabolizmayı biraz hızlandırabilir.Hassas dişleri veya sindirimi olanları rahatsız etse de çoğu insan sorunsuz bir şekilde tadını çıkarabilir.
Sonuç olarak, kişisel tercihe geliyor. En önemlisi susuz kalmamaktır. Su, herhangi bir sıcaklıkta, zihinsel ve fiziksel sağlık için gereklidir.Soğuk su içmek vücudunuz üzerinde beklenmedik etkilere neden olabilir. Healthline&#039;a göre, 15 kişiyi kapsayan 1978 tarihli bir araştırma, soğuk suyun burun mukusunun kalınlığını artırarak solunum yollarından geçmesini zorlaştırdığını, sıcak su ve tavuk çorbasının ise tam tersi etki yaparak nefes almayı kolaylaştırdığını buldu.Belirli sağlık sorunları olan kişilerde soğuk su semptomları şiddetlendirebilir. Araştırmalar, soğuk su içmenin yatkın kişilerde migreni tetikleyebileceğini (2001 çalışması) ve yemek borusundan gıda geçişini etkileyen bir durum olan akalazya semptomlarını kötüleştirebileceğini (2012 çalışması) göstermektedir.Geleneksel Çin tıbbında, sıcak yiyeceklerle soğuk su tüketmenin bir dengesizlik yarattığına inanılır, bu nedenle yemekler genellikle ılık su veya çayla servis edilir. Sıcak bir günde soğuk suyun serinletici bir rahatlama sağlamayabileceği fikri gibi diğer kültürlerde de benzer inançlar vardır. Ancak, bu iddiaları doğrulamak veya reddetmek için daha fazla araştırmaya ihtiyaç vardır.Raporlara göre soğuk su içmenin faydaları şunlardır:Sporcular veya yoğun fiziksel aktivite yapan kişiler için faydalıdırEgzersiz sırasında aşırı ısınmayı önlemeye yardımcı olur (2012 çalışması)Egzersiz seanslarını daha başarılı hale getirirDaha düşük bir çekirdek sıcaklığının korunmasına yardımcı olur, fiziksel performansı artırır.Soğuk su, sıcak günlerde veya zorlu bir antrenmandan sonra süper ferahlatıcıdır. Sizi serinletmeye, kalp atış hızınızı yavaşlatmaya ve daha hızlı daha iyi hissetmenizi sağlar.Soğuk su kilo vermenize yardımcı olur mu?Soğuk su içmek kilo vermeye küçük bir ölçüde yardımcı olabilir.Faydaları şunlardır;
Şekerli içecekleri değiştirdiğinizde daha düşük kalori alımıİyileştirilmiş sindirimVücut suyu çekirdek sıcaklığına ısıtmak için çalışırken kalori yakımında hafif artışBu makale sadece genel bilgi verme amacıyla yazılmıştır ve doktor tavsiyesi olarak ele alınmaması gerekir. Makalenin içeriğinden yola çıkarak okurun kendi başına koyduğu teşhislerden ntv.com.tr sorumlu değildir. Sağlığınızla ilgili herhangi bir endişeniz varsa doktorunuza danışın. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/T5IsE3fv3USs5CgNJk7VjA.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 10 Jul 2025 10:33:03 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Soğuk, içmek, faydalı, mı, zararlı, mı, Vücut, üzerindeki, etkisi</media:keywords>
</item>

<item>
<title>Akciğer kanserinin sessiz işareti: Göz ardı edili</title>
<link>https://karadenizden.com.tr/25100</link>
<guid>https://karadenizden.com.tr/25100</guid>
<description><![CDATA[ Akciğer kanseri genellikle inatçı öksürük, balgamda kan ya da ani kilo kaybı gibi belirgin semptomlarla ilişkilendirilse de, hastalık çoğu zaman bu kadar şiddetli belirtilerle başlamaz. Peki, akciğer kanseri işareti olabilecek belirtiler nelerdir?Akciğer kanseri genellikle inatçı öksürük, balgamda kan ya da ani kilo kaybı gibi belirgin semptomlarla ilişkilendirilse de, hastalık çoğu zaman bu kadar şiddetli belirtilerle başlamaz. Sessiz ve sinsi bir şekilde ilerleyen bu hastalık, erken evrelerde genellikle fark edilmez. Belirtiler, sıradan sağlık sorunlarıyla karıştırılabildiğinden, tanı konulduğunda kanser çoğunlukla ilerlemiş olur.Uzmanlara göre, akciğer kanserinin göz ardı edilen bazı erken belirtileri şu şekilde sıralanıyor:Omuz bölgesindeki ağrılar çoğunlukla kötü duruş, kas gerilmesi veya &quot;donmuş omuz&quot; gibi kas-iskelet sistemi kaynaklı nedenlerle ilişkilendirilir. Ancak akciğerin üst kısmında gelişen Pancoast tümörleri, omuzdan başlayarak kola doğru yayılan bir ağrıya neden olabilir.
Akciğer dokusunda ağrı reseptörleri bulunmasa da, tümör çevredeki sinirlere baskı yaparak ağrıyı tetikleyebilir. Bu ağrı, klasik yöntemlerle (esneme, ağrı kesici vb.) hafiflemez ve başka hastalıklarla kolayca karıştırılabilir.Ses kısıklığı genellikle boğaz enfeksiyonları, fazla konuşma veya kuru hava gibi nedenlerle açıklanır. Ancak ses tonunda zamanla gelişen ve kalıcı hale gelen bir bozulma, akciğer kanserinin erken bir işareti olabilir. Özellikle ses tellerini kontrol eden tekrarlayan laringeal sinire baskı oluşursa, ses boğuk ya da zayıf çıkabilir. Bu durum geçici bir larenjitten farklıdır ve birkaç haftadan uzun sürüyorsa dikkatle değerlendirilmelidir.Tek taraflı göz kapağı düşüklüğü (ptozis), göz bebeğinde küçülme (miyozis) ve aynı yüzde terlemenin azalması gibi belirtiler Horner sendromunu düşündürebilir. Bu tablo, akciğerin üst bölgesine yakın bir tümörün sempatik sinirlere baskı yapmasıyla ortaya çıkabilir. Ağrıya neden olmadığı için çoğunlukla fark edilmez ya da farklı bir rahatsızlıkla karıştırılır.&quot;Parmak çomaklaşması&quot; olarak bilinen durum, tırnakların kıvrılması ve parmak uçlarının şişkinleşmesiyle karakterizedir. Bu durum kandaki oksijen yetersizliğiyle ilişkilidir ve akciğer kanserinde erken dönem belirtilerden biri olabilir. Gelişimi yavaş ve ağrısız olduğundan çoğu kişi bu değişimi fark etmeyebilir.Yoğun yaşam temposu, stres ya da uykusuzluk gibi nedenlerle açıklanmaya çalışılan yorgunluk, bazı durumlarda kanser kaynaklı olabilir.Akciğer kanserinin erken evrelerinde vücut, tümöre karşı inflamatuar yanıt vererek sürekli bir enerji düşüklüğüne neden olabilir. Bu yorgunluk, dinlenmeyle geçmeyen ve zamanla artan bir karakter gösterir.Uyarı: Bu belirtiler her zaman akciğer kanseri anlamına gelmez. Ancak uzun süre devam eden ve nedeni açıklanamayan şikayetlerde mutlaka bir sağlık uzmanına başvurulması önem taşır. Bu makale sadece genel bilgi verme amacıyla yazılmıştır ve doktor tavsiyesi olarak ele alınmaması gerekir. Makalenin içeriğinden yola çıkarak okurun kendi başına koyduğu teşhislerden ntv.com.tr sorumlu değildir. Sağlığınızla ilgili herhangi bir endişeniz varsa doktorunuza danışın. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/yyNXVZo45ESlsXRHFoFFyA.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 10 Jul 2025 10:33:03 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Akciğer, kanserinin, sessiz, işareti:, Göz, ardı, edili</media:keywords>
</item>

<item>
<title>Basit bir saç dökülmesi olmayabilir: Bu hastalıkların habercisi</title>
<link>https://karadenizden.com.tr/25101</link>
<guid>https://karadenizden.com.tr/25101</guid>
<description><![CDATA[ Duşta bir miktar saç dökülmesi veya sabahları yastıkta birkaç tel saç görmek çoğu kişi için sıradan bir durum. Ancak saç fırçanız tüy yumağına dönmeye başladıysa veya saç ayrım yeriniz belirginleşiyorsa, bunun nedeni yalnızca mevsimsel dökülme ya da kozmetik tercihleriniz olmayabilir. Uzmanlara göre, saç dökülmesi vücudun daha derin bir sağlık sorununa dikkat çekme şekli olabilir.Saç, bedenin içsel dengesi bozulduğunda ilk tepki veren dokulardan biri. Dermatologlar, özellikle belirgin saç incelmesinin, hormonal dengesizliklerden besin eksikliklerine kadar birçok tıbbi sorunun erken belirtisi olabileceğine dikkat çekiyor.Kronik yorgunluk, ani kilo değişimleri ve üşüme şikayetleriyle birlikte saçlarda dökülme yaşayan bireylerin tiroid fonksiyonları mutlaka kontrol edilmeli. Hem hipotiroidi (yavaş çalışan tiroid) hem de hipertiroidi (aşırı aktif tiroid), saç köklerini olumsuz etkileyerek kuruluk, kırılma ve seyrelmeye yol açabiliyor.Uzmanlar, özellikle kadınlarda sık görülen tiroid bozukluklarının yıllarca teşhis edilemeden ilerleyebileceğine dikkat çekiyor. TSH, T3 ve T4 düzeylerini ölçen basit kan testleri, sorunun kökenine inmekte kritik rol oynuyor.PKOS, hormonal dalgalanmalarla seyreden, kadınlarda yaygın olarak görülen bir endokrin bozukluk. Saç dökülmesi, yüz ve vücutta istenmeyen tüylenme, akne ve düzensiz regl döngüleri gibi belirtilerle kendini gösterebiliyor.PKOS’un saç sağlığına etkisinin temelinde androjen hormonlarının artışı yatıyor. Bu hormonlar, saç köklerini küçülterek saçların daha erken döngüsünü tamamlamasına ve dökülmesine neden olabiliyor.Merdiven çıkarken baş dönmesi, nefes darlığı ve yorgunluk gibi semptomlarla birlikte saç dökülmesi de yaşıyorsanız, demir eksikliğine bağlı anemi olasılığı göz önünde bulundurulmalı. Hemoglobinin üretiminde önemli rol oynayan demir, saç köklerine oksijen taşınmasında da görev alıyor.Kadınlar, vejetaryenler ve yeterince demir içeren gıda tüketmeyen bireylerde sık görülen bu durum, basit bir ferritin testiyle teşhis edilebiliyor. Tedavisi ise genellikle beslenme düzeniyle ya da takviyelerle mümkün.Pandemiyle birlikte artan iç mekân yaşamı, D vitamini eksikliğini daha yaygın hale getirdi. Oysa bu vitamin, saç köklerinin yenilenmesinde kritik öneme sahip.Eksiklik, saçların seyrelmesine ve genel incelmeye neden olabiliyor. D vitamini düşüklüğü aynı zamanda halsizlik, moral bozukluğu ve odaklanma problemleri gibi belirtilerle de kendini gösterebiliyor.DİYABETYüksek kan şekeri seviyeleri, saç köklerine besin taşıyan damarları zayıflatarak saç dökülmesine neden olabiliyor. Ayrıca hormonal dengesizlikler ve bağışıklık sistemindeki bozulmalar da saç sağlığını etkileyen faktörler arasında.Sık idrara çıkma, susuzluk hissi, bulanık görme ve halsizlik gibi belirtilerle birlikte saç dökülmesi gözleniyorsa, diyabet açısından değerlendirme yapılması öneriliyor.Uzmanlar, saç dökülmesini yalnızca kozmetik bir problem olarak görmenin yanıltıcı olabileceği konusunda uyarıyor. Normalden fazla saç kaybı yaşayan bireylerin mutlaka bir sağlık profesyoneline başvurarak kapsamlı bir kan tahlili yaptırmaları öneriliyor. Tiroid hormonları, demir düzeyleri, D vitamini, kan şekeri ve hormonal değerler incelenmeli.Topikal ürünler geçici çözümler sunsa da, asıl neden teşhis edilip tedavi edilmediği sürece sorun devam edebiliyor. Uzmanlar, “Vücut bazen saç yoluyla yardım çağrısında bulunur. Bu çağrıyı zamanında duymak, yalnızca saç sağlığınızı değil genel sağlığınızı da korumanın anahtarıdır” diyor.Bu makale sadece genel bilgi verme amacıyla yazılmıştır ve doktor tavsiyesi olarak ele alınmaması gerekir. Makalenin içeriğinden yola çıkarak okurun kendi başına koyduğu teşhislerden ntv.com.tr sorumlu değildir. Sağlığınızla ilgili herhangi bir endişeniz varsa doktorunuza danışın. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/TeWuMDKd3E-TGtLAyH9lVg.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 10 Jul 2025 10:33:03 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Basit, bir, saç, dökülmesi, olmayabilir:, hastalıkların, habercisi</media:keywords>
</item>

<item>
<title>Avokado sağlıklı mı, zararlı mı? Bu etkisi çok az biliniyor</title>
<link>https://karadenizden.com.tr/25102</link>
<guid>https://karadenizden.com.tr/25102</guid>
<description><![CDATA[ Son yılların en popüler süper besinlerinden biri olan avokado, sağlık yararlarıyla öne çıkıyor. Ancak bu besinin özellikle böbrek hastaları açısından bazı riskler barındırabileceği uyarısı yapılıyor.Kalp dostu yağları, lif içeriği ve vitamin zenginliğiyle sıkça önerilen avokado, ekmeğe sürülüyor, smoothielere karıştırılıyor, hatta kahvaltıların vazgeçilmezi haline geliyor. Peki, avokado gerçekten herkes için güvenli mi?Uzmanlar, sağlıklı kişiler için avokadonun son derece faydalı olabileceğini belirtiyor. İçerdiği tekli doymamış yağlar, antioksidanlar ve K, C ve B vitaminleri sayesinde iltihabı azaltıyor, kötü kolesterolü düşürüyor ve kan basıncını düzenlemeye yardımcı oluyor. Bu da uzun vadede böbrek sağlığını destekleyen önemli faktörler arasında yer alıyor.Ancak burada dikkat edilmesi gereken bir unsur var: potasyum.Bir orta boy avokado yaklaşık 700-900 mg potasyum içeriyor. Bu, bir muzun neredeyse iki katı kadar potasyum anlamına geliyor. Kronik böbrek hastalığı (KBH) olan kişilerde ise böbreklerin fazla potasyumu vücuttan atma yetisi azalabiliyor. Bu durum, kan potasyum düzeylerinde yükselmeye (hiperkalemi) ve dolayısıyla kalp ritminde ciddi sorunlara yol açabiliyor.Dolayısıyla, ileri evre böbrek hastalığı olan, diyalize giren ya da doktoru tarafından düşük potasyumlu diyet önerilen kişilerin avokado tüketimini sınırlandırması gerekiyor. Uzmanlar, bu kişilerin avokadoyu tamamen hayatından çıkarması gerekmediğini, ancak porsiyon kontrolü yaparak tüketmesi gerektiğini vurguluyor.Bir başka yanlış inanış ise avokadonun böbrek taşı oluşumuna yol açtığı yönünde. Bu iddia bilimsel dayanaklardan yoksun. Avokado, taş oluşumuyla ilişkilendirilen oksalat açısından zengin değil. Aksine, içerdiği sağlıklı yağlar sayesinde dolaylı yoldan böbrek fonksiyonlarını desteklediği belirtiliyor.Beslenme uzmanlarına göre haftada birkaç kez çeyrek ya da yarım avokado tüketmek, çoğu kişi için güvenli. Ancak “doğal ve sağlıklı” algısıyla günde iki tam avokado yemek, özellikle böbrek hassasiyeti olan bireyler için risk oluşturabilir.Orta veya ileri evre kronik böbrek hastalığı olanlarDiyaliz tedavisi görenlerDüşük potasyumlu diyet uygulayanlarHiperkalemi (yüksek potasyum seviyesi) tanısı alanlarTüm bu bilgiler ışığında, avokado tüketimi konusunda tek doğru yaklaşımın kişiselleştirilmiş beslenme olduğunun altı çiziliyor. Büyük diyet değişikliklerine gitmeden önce bir nefrolog veya diyetisyene danışmak, sağlığınızı korumanın en güvenli yolu.Avokado, doğru kişi ve doğru miktarda tüketildiğinde dosttur; yanlış koşullarda ise riskli olabilir. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/vgaTXazZ6Uu4TbG4-_PB1g.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 10 Jul 2025 10:33:03 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Avokado, sağlıklı, mı, zararlı, mı, etkisi, çok, biliniyor</media:keywords>
</item>

<item>
<title>Sabahları tüketilmesi gerekiyor: 5 süper besin ilaç gibi</title>
<link>https://karadenizden.com.tr/25096</link>
<guid>https://karadenizden.com.tr/25096</guid>
<description><![CDATA[ Sabahları ne yediğiniz, gün boyu sindirim sisteminizin çalışmasından enerji seviyenize, hormon dengenizden genel ruh halinize kadar pek çok alanı doğrudan etkiliyor.Beslenme uzmanları ve geleneksel sağlık sistemlerine göre, güne boş mideyle doğru süper besinlerle başlamak; özellikle şişkinlik, yavaş sindirim ve hormon dengesizliği yaşayanlar için oldukça faydalı. İşte uzmanların sabah saatlerinde, aç karna tüketilmesini önerdiği beş süper besin:Chia tohumları gece boyunca suda bekletildiğinde jel kıvamına gelir ve sindirimi kolaylaşır. Omega-3 yağ asitleri, çözünür lif ve antioksidanlar açısından zengin olan chia tohumları, bağırsakları toksinlerden arındırır, sindirimi düzenler ve kan şekerini dengeleyerek gün boyu enerjiyi sabit tutar. Bitkisel süt veya suyla karıştırılıp içine tarçın ya da bal eklenerek tüketilebilir.Günün ilk saatlerinde tüketilen çiğ hindistan cevizi parçaları ya da bir kaşık soğuk sıkım hindistan cevizi yağı, sindirimi destekleyen orta zincirli yağ asitleri (MCFA) içerir. Bu yağlar hızla enerjiye dönüşür ve vücutta yağ olarak depolanmaz. Ayrıca, hindistan cevizi yağı metabolizmayı hızlandırır ve gün içinde oluşabilecek şeker isteğini azaltabilir.Badem, E vitamini, sağlıklı yağlar, magnezyum ve bitkisel protein açısından zengin bir kaynaktır. Gece boyunca suda bekletildiğinde içeriğindeki enzimler aktifleşir, tanen ve fitik asit azalır, böylece besinlerin emilimi kolaylaşır. Boş mideye tüketildiğinde zihinsel berraklık sağlar, cilt sağlığını destekler ve enerji seviyesini dengeler.Demir eksikliği, kabızlık ve mide asiditesi gibi sabah sorunlarına doğal bir çözüm sunan siyah kuru üzümler, gece boyunca suda bekletildiğinde yumuşar ve daha kolay sindirilir. Doğal şekerler ve antioksidanlar içeren bu besin, özellikle kadınlarda yorgunluk, regl düzensizliği ve PMS belirtilerine karşı destek sağlar.Genellikle göz ardı edilen kuru erikler, bağırsak sağlığı, kemik yoğunluğu ve hormon dengesi açısından oldukça değerlidir. İçerdiği çözünür lif ve doğal sorbitol sayesinde sindirimi kolaylaştırır, şişkinliği önler. Potasyum ve boron açısından zengin olan kuru erik, özellikle kadınlarda kemik sağlığını ve östrojen dengesini destekler. Sabahları aç karna iki adet ıslatılmış kuru erik tüketmek oldukça etkilidir.Uzmanlardan Öneri: Kahvaltı Ağır Değil, Şifalı OlmalıSabah öğünlerinin amacı yalnızca karın doyurmak değil, vücudu nazikçe uyandırmak, sindirimi tetiklemek ve günün geri kalanına doğal bir dengeyle başlamaktır. Doğru besinlerle başlayan bir gün, bedenin kendi dengesini kurmasına yardımcı olur. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/3JnFfgGLR0CD4_aw2auYuw.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 10 Jul 2025 10:33:02 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Sabahları, tüketilmesi, gerekiyor:, süper, besin, ilaç, gibi</media:keywords>
</item>

<item>
<title>Yüksek kolesterol işareti: Yıllarca görmezden geliniyor</title>
<link>https://karadenizden.com.tr/25097</link>
<guid>https://karadenizden.com.tr/25097</guid>
<description><![CDATA[ Yüksek kolesterol, belirti vermeden ilerleyerek ciddi sağlık sorunlarına zemin hazırlayabiliyor. Ancak uzmanlara göre vücut, bu sinsi durumun sinyallerini dışa vurarak erken uyarı verebilir.Genellikle “sessiz katil” olarak tanımlanan yüksek kolesterol, yıllarca herhangi bir belirti göstermeden ilerleyebiliyor. Ancak uzmanlar, bazı cilt ve göz değişimlerinin, açıklanamayan yorgunluk veya uzuvlarda hissedilen rahatsızlıkların, kolesterol seviyelerinin tehlikeli boyutlara ulaştığını gösterebileceği konusunda uyarıyor. Kesin tanı için kan lipit testi şart olsa da, bu görsel işaretleri erkenden tanımak hayati önem taşıyor.GÖZ KAPAKLARINDA SARIMSI LEKELERYüksek LDL (kötü kolesterol) seviyesinin en dikkat çekici belirtilerinden biri, göz kapaklarının iç köşelerinde beliren soluk sarı plaklardır. Tıbbi adıyla ksantelazma olarak bilinen bu oluşumlar, kolesterol açısından zengin, iyi huylu tortulardır. Ailesel hiperkolesterolemisi olan bireylerde daha sık görülen bu belirti, sistemik lipid dengesizliklerinin habercisi olabilir.GÖZDE GRİ-BEYAZ HALKAKorneanın çevresinde ortaya çıkan gri ya da beyaz halkalar, özellikle 50 yaş altındaki bireylerde görülüyorsa, yüksek kolesterol şüphesiyle değerlendirilmelidir. “Arcus senilis” olarak adlandırılan bu durum, görme yetisini etkilemese de lipid metabolizmasındaki bozuklukları işaret edebilir.Dirsek, diz, el ve ayak gibi bölgelerde görülebilen kabarık, sarımsı cilt lezyonları ksantomalar olarak adlandırılır. Genellikle ailesel lipid bozukluklarının belirtisi olan bu nodüller, kolesterolün deri altı dokuda birikmesiyle oluşur. Bazı ağır vakalarda, toplam kolesterol seviyesi 1.000 mg/dL’yi aşabilir.TENDONLARDA SERTLİKAşil tendonları, dirsek veya ellerde meydana gelen sert, ağrısız nodüller de kolesterol birikiminin bir sonucu olabilir. Tendon ksantomları, özellikle ailesel hiperkolesterolemiyle ilişkili olup, ileri tetkik ve agresif tedavi gerektirebilir.Koroner arterlerde kolesterol plaklarının birikmesi, kalp kasına giden kan akışını kısıtlayarak yorgunluk, göğüs sıkışması (angina) ve hafif eforla bile nefes darlığı gibi şikâyetlere neden olabilir. Bu belirtiler, kalp krizi riskine işaret eden erken uyarılar olarak kabul ediliyor.NÖROLOJİK BELİRTİLERYüksek kolesterole bağlı damar tıkanıklıkları beyin kan akışını da etkileyebilir. Ani konuşma bozukluğu, tek taraflı uyuşma ya da görme kaybı gibi belirtiler, geçici iskemik atak (TIA) veya felç riskine işaret edebilir. Bu tür belirtiler acil müdahale gerektirir.UYUŞUKLUKKolesterol, yalnızca kalbi değil periferik damar sistemini de etkileyebilir. Karıncalanma, soğukluk hissi, renk değişimi ya da yavaş iyileşen yaralar, periferik arter hastalığına (PAD) işaret edebilir. Bu durum özellikle yürürken bacak ağrısıyla kendini gösterebilir.Bazı uzmanlara göre, kolesterole bağlı damar sertliği, penis dokularına ulaşan kan akışını kısıtlayarak sertleşme sorunlarına yol açabilir. Bu durum da dolaşım sistemindeki aksaklıkların bir göstergesi olabilir.Uzmanlar ne diyor?
Uzmanlar, bu belirtilerden bir ya da birkaçını gözlemleyen bireylerin vakit kaybetmeden bir sağlık kuruluşuna başvurarak kan lipit testi yaptırmaları gerektiğini vurguluyor. Erken tanı ve tedavi, kalp krizi ya da felç gibi ciddi komplikasyonların önlenmesinde büyük rol oynuyor.Bu makale sadece genel bilgi verme amacıyla yazılmıştır ve doktor tavsiyesi olarak ele alınmaması gerekir. Makalenin içeriğinden yola çıkarak okurun kendi başına koyduğu teşhislerden ntv.com.tr sorumlu değildir. Sağlığınızla ilgili herhangi bir endişeniz varsa doktorunuza danışın. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/uZDBIam3gUWrEchrFG1Nkw.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 10 Jul 2025 10:33:02 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Yüksek, kolesterol, işareti:, Yıllarca, görmezden, geliniyor</media:keywords>
</item>

<item>
<title>Kene ile doğal mücadele: Yüzlercesi doğaya bırakılıyor</title>
<link>https://karadenizden.com.tr/25098</link>
<guid>https://karadenizden.com.tr/25098</guid>
<description><![CDATA[ Afyonkarahisar&#039;ın Şuhut ilçesinde Keklik Üretme İstasyonu&#039;ndaki yüzlerce keklik, her yıl belirlenen illerde kene ve süne mücadelesi için doğaya bırakılıyor.Doğa Koruma ve Milli Parklar (DKMP) 5. Bölge Müdürü Kemal Can, AA muhabirine, Şuhut Keklik Üretme İstasyonu&#039;nun kurulduğu 2009&#039;dan bu yana kınalı ve çil keklik ürettiğini söyledi.İstasyonda bugüne kadar 137 bin kınalı ile 39 bin 600 çil keklik üretildiğini vurgulayan Can, &quot;DKMP Genel Müdürlüğümüzün yıllara göre programları oluyor. Türkiye&#039;de çil keklik üreten tek tesisiz. Bölge müdürlüklerimizin arazi çalışmaları neticesinde DKMP Genel Müdürlüğümüze teklifte bulunuyor. Yapılan değerlendirme sonucunda üretimini yaptığımız keklikler, ülkemizin çeşitli yerlerinde doğaya salınıyor.&quot; diye konuştu.Bu yıl planlanan 6 bin kınalı ile 3 bin çil keklik üretiminin yapıldığına değinen Can, şunları kaydetti:&quot;Çil keklikler, habitatları gereği genellikle Çanakkale, Yalova, Bursa ve Tekirdağ&#039;da, kınalı keklileri de daha çok Denizli, Muğla, Manisa ve Afyonkarahisar&#039;da doğayla buluşturuluyor. Kekliklerin salınımında genellikle suya yakın yerler tercih ediliyor. Salım yaptığımız yerleri üç yıl ava kapatıyoruz. Kekliklerin oralarda tutunmaları ve üremelerini hedefliyoruz. Avcılarımızdan da bu konuya riayet etmelerini istiyoruz.&quot;Can, DKMP Genel Müdürlüğünün keklik üretip doğaya salma amacının ekosistemin desteklenmesi ve türün devamının sağlanması olduğunu söyledi.Kekliklerin doğadaki biyolojik mücadele açısından önemli bir tür olduğuna dikkati çeken Can, sözlerini şöyle tamamladı:&quot;Bu konu da kekliklerin beslenme alışkanlıklarından kaynaklanıyor. Keklikler, genellikle bitkiler ve böceklerle besleniyor. Özellikle palazlık dönemlerinde, daha çok proteinle beslenmesi gerekiyor. Daha çok böcekle besleniyorlar. Süne ve kene gibi. Bu da kuşu, biyolojik mücadele açısından etkin hale getiriyor. Doğada ne kadar böcek yiyen kuş olursa, onların pandemi oluşturması ve yaygınlaşmasını engellemiş oluyor. Dolayısıyla biyolojik mücadelede keklikler kullanılmış oluyor.&quot; ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/XxiZoX0pV0yjlTM94mxuDA.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 10 Jul 2025 10:33:02 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Kene, ile, doğal, mücadele:, Yüzlercesi, doğaya, bırakılıyor</media:keywords>
</item>

<item>
<title>Laparoskopik ne demek? Laparoskopik cerrahi hangi durumlarda uygulanır?</title>
<link>https://karadenizden.com.tr/25093</link>
<guid>https://karadenizden.com.tr/25093</guid>
<description><![CDATA[ Tıpta teknolojinin gelişmesiyle birlikte cerrahi yöntemler de büyük bir dönüşüm geçirdi. “Laparoskopik” kelimesi de bu dönüşümün en dikkat çeken terimlerinden biri haline geldi. Peki, laparoskopik ne demek? Hangi durumlarda uygulanır ve klasik ameliyatlardan farkı nedir? İşte ayrıntılar...Laparoskopik, karın içi organlara küçük kesilerle ulaşarak yapılan kapalı ameliyatları ifade eder. Bu yöntem, “laparoskop” adı verilen ince ve ucunda kamera bulunan bir cihazla gerçekleştirilir. Laparoskop, vücut içine yerleştirilerek doktorun monitör üzerinden net bir şekilde iç organları görmesini sağlar.  LAPAROSKOPİK CERRAHİNİN AVANTAJLARI  Geleneksel açık ameliyatlara kıyasla birçok avantaj sunan laparoskopik yöntem, günümüzde özellikle jinekolojik ve sindirim sistemi ameliyatlarında yaygın olarak tercih edilmektedir. İşte başlıca avantajları:  Daha az ağrı: Küçük kesiler sayesinde ameliyat sonrası ağrı daha azdır.  Kısa hastanede kalış süresi: Hastalar genellikle aynı gün veya ertesi gün taburcu olabilir.  Hızlı iyileşme: Günlük yaşama dönüş süresi oldukça kısadır.  Daha az enfeksiyon riski: Açık ameliyatlara göre daha düşük risk taşır.  Estetik görünüm: Büyük ameliyat izleri yerine minimal izler kalır.  HANGİ DURUMLARDA UYGULANIR?  Laparoskopik cerrahi, birçok alanda uygulanabilir. En yaygın kullanıldığı durumlar şunlardır:  Safra kesesi alınması (laparoskopik kolesistektomi)  Apandisit ameliyatı  Yumurtalık kistlerinin alınması  Endometriozis tedavisi  Fıtık ameliyatları  Bağırsak cerrahileri ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/1ocs6xKsdEiNBne4C3SF2Q.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 10 Jul 2025 10:33:01 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Laparoskopik, demek, Laparoskopik, cerrahi, hangi, durumlarda, uygulanır</media:keywords>
</item>

<item>
<title>3 besin kalp krizi riskini azaltıyor: Hastalıklara karşı güç kalkanı</title>
<link>https://karadenizden.com.tr/25094</link>
<guid>https://karadenizden.com.tr/25094</guid>
<description><![CDATA[ Yeni araştırma, yapraklı yeşilliklerin kalp hastalıklarına karşı güçlü bir kalkan oluşturduğunu ortaya koydu.Kalp ve damar sağlığını korumak için servet harcamanıza ya da karmaşık diyetlere başvurmanıza gerek yok. Avrupa Beslenme Dergisi’nde yayımlanan yeni bir araştırmaya göre, ıspanak, karalahana ve brokoli gibi yapraklı yeşil sebzeler, kalp krizi ve felç riskini önemli ölçüde azaltabiliyor.TheSun&#039;da yer alan habere göre; Avustralya’daki Edith Cowan Üniversitesi tarafından yürütülen çalışmada, bu sebzelerde bulunan K1 vitamininin, damar sertliği olarak bilinen aterosklerozu önlemede kritik rol oynadığı tespit edildi. Araştırmacılar, günde sadece bir buçuk su bardağı bu tür sebzelerin tüketilmesinin, atardamarlarda kalsiyum birikmesini engelleyerek damarların daralmasını önleyebileceğini belirtiyor.Araştırmaya öncülük eden Montana Dupuy, &quot;Ispanak, karalahana ve brokoli gibi yapraklı yeşil sebzeler, kardiyovasküler hastalıkları karakterize eden damar kalsifikasyon süreçlerini önlemeye yardımcı olabilecek K1 vitamini içerir&quot; dedi. Dupuy ayrıca bu sebzelerin günlük öğünlere kolaylıkla dahil edilebileceğini vurguladı.Bir fincan pişmiş ıspanakta 800 mcg’nin üzerinde, brokolide ise yaklaşık 220-250 mcg potasyum bulunuyor. Bu değerler, yetişkin bir bireyin günlük K1 vitamini ihtiyacını karşılamak için yeterli.Araştırmada, önerilen miktardan yüzde 30 daha fazla K1 vitamini tüketen kadınların uzun vadede damar hastalığına yakalanma riskinin daha düşük olduğu gözlemlendi. Dr. Marc Sim, “Boyun damarlarını incelediğimizde, daha fazla K1 vitamini alan kişilerde damar kalınlığının daha az olduğunu gördük. Bu da aterosklerozun önlenmesi açısından oldukça önemli bir gösterge” ifadelerini kullandı.Araştırmadaki ekip, bu bulgulardan yola çıkarak yaşlı bakımevi sakinleri gibi özel beslenme ihtiyacı duyan topluluklar için K1 vitamini açısından zengin yeni gıdalar geliştirmeye başladı. Araştırma görevlisi Dr. Liezhou Zhong, “Bu çalışma, toplum sağlığına doğrudan katkı sağlayacak somut ürünler yaratma konusunda bize yol gösteriyor” dedi.Kalp hastalıkları, dünya genelinde ölüm nedenleri arasında ilk sırada yer alıyor. Avustralya’da her 12 dakikada bir, İngiltere’de ise her dört ölümden biri kalp ve damar hastalıklarına bağlanıyor. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/m00WWEm96kqRKE7Ar3uDEQ.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 10 Jul 2025 10:33:01 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>besin, kalp, krizi, riskini, azaltıyor:, Hastalıklara, karşı, güç, kalkanı</media:keywords>
</item>

<item>
<title>Böbrek sağlığı: Büyük fark yaratan 5 basit yaşam tarzı değişikliği</title>
<link>https://karadenizden.com.tr/25095</link>
<guid>https://karadenizden.com.tr/25095</guid>
<description><![CDATA[ ABD’de milyonlarca kişi böbrek hastalığı ile mücadele ediyor. Uzmanlara göre yaşam tarzındaki küçük değişiklikler, böbrek sağlığında büyük fark yaratabiliyor.Genel sağlığın korunmasında hayati bir rol oynayan böbrekler, vücudun doğal filtre sistemi olarak işlev görüyor. Kandaki atık maddeleri ve fazla sıvıyı süzerek vücudun dengesini sağlayan bu organlar, sağlıksız yaşam alışkanlıkları nedeniyle ciddi risk altına girebiliyor.ABD Hastalık Kontrol ve Önleme Merkezleri’ne (CDC) göre, ülkede yaklaşık 35,5 milyon kişi kronik böbrek hastalığı ile yaşıyor. Uzmanlar, düzenli su tüketimi, dengeli beslenme, stres yönetimi ve fiziksel aktivite gibi alışkanlıkların böbrek sağlığı üzerinde önemli etkileri olduğunu vurguluyor.İşte böbrekleri korumak için günlük hayata kolaylıkla entegre edilebilecek 5 temel öneri:Günde en az 1,5–2 litre su içmek, böbreklerin sodyum ve toksinleri uzaklaştırmasına yardımcı oluyor. Özellikle sıcak yaz aylarında su tüketiminin artırılması öneriliyor.Acai meyvesi, elma, yaban mersini, kiraz, nar ve çilek gibi meyveler; avokado, brokoli, yapraklı yeşillikler, fasulye gibi sebzeler ve chia, keten tohumu gibi kuruyemişler böbrek sağlığını destekleyen gıdalar arasında yer alıyor. İşlenmiş gıdalardan, fazla tuz ve şekerden uzak durulması gerekiyor.Hipertansiyon ve diyabet, böbrek yetmezliğinin önde gelen nedenleri arasında yer alıyor. Uzmanlar, ideal kilonun korunması ve günlük en az bir saat fiziksel aktivite yapılmasının, böbrek sağlığı üzerinde olumlu etkiler sağladığını belirtiyor.Sigara ve alkol tüketimi, sadece böbrekleri değil, genel vücut sağlığını da olumsuz etkiliyor. Alkol, kan basıncını artırarak böbreklere zarar verirken, sigara damar yapısını bozarak organlara giden kan akışını kısıtlıyor.Günde 7–9 saat uyku ve stres seviyesinin meditasyon, egzersiz ya da hobilerle yönetilmesi, böbrekler üzerindeki baskıyı azaltıyor. Uzmanlar, kronik stresin iltihaplanmaya ve uzun vadede böbrek hasarına yol açabileceğine dikkat çekiyor.Bu makale sadece genel bilgi verme amacıyla yazılmıştır ve doktor tavsiyesi olarak ele alınmaması gerekir. Makalenin içeriğinden yola çıkarak okurun kendi başına koyduğu teşhislerden ntv.com.tr sorumlu değildir. Sağlığınızla ilgili herhangi bir endişeniz varsa doktorunuza danışın. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/MxUN8SqqpUS_PrVopfCVRQ.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 10 Jul 2025 10:33:01 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Böbrek, sağlığı:, Büyük, fark, yaratan, basit, yaşam, tarzı, değişikliği</media:keywords>
</item>

<item>
<title>Kalp hastalığının gizli izleri: Ciltte 7 uyarı işareti var</title>
<link>https://karadenizden.com.tr/25090</link>
<guid>https://karadenizden.com.tr/25090</guid>
<description><![CDATA[ Dünyada en yaygın ölüm nedenlerinden biri olan kalp hastalıkları, çoğu zaman belirti vermeden ilerliyor. Ancak uzmanlara göre, vücudun özellikle de cildin verdiği bazı sinyaller erken teşhis için kritik rol oynayabiliyor. Göğüs ağrısı ve nefes darlığı gibi klasik belirtilerin yanı sıra ciltte görülebilecek bazı değişiklikler de kalp hastalığına işaret edebilir.İşte dikkat edilmesi gereken yedi önemli cilt belirtisi:1. AYAK VE BACAKLARDA ŞİŞLİKAyak bilekleri, ayaklar ve alt bacaklarda oluşan şişlik, kalbin yeterince güçlü şekilde kan pompalayamamasının sonucu olabilir. Özellikle yorgunluk veya nefes darlığıyla birlikte seyrediyorsa, bu durum kalp yetmezliğinin belirtisi olabilir. Çorap izlerinin derinleşmesi veya ayakkabıların dar gelmesi gibi küçük işaretlere dikkat etmek gerekiyor.Parmak uçları veya ayak parmaklarında mavi-mor renk değişiklikleri, vücutta yeterince oksijen taşınmadığını ve kalbin zorlandığını gösterebilir. Siyanoz olarak adlandırılan bu durum, damar tıkanıklığı ya da zayıf kalp fonksiyonlarının sonucu olabilir. Kalıcıysa acil tıbbi değerlendirme gerektirir.Göz çevresi, dirsek, diz ve bacak arkalarında oluşan sarımsı-turuncu kabarcıklar, yüksek kolesterol veya trigliserit düzeylerinin ciltteki yansıması olabilir. Sessiz ilerleyen bu durum, kalp hastalığı riskini artıran önemli bir işarettir.4. MOR VE MAVİ DAMARLARBacaklarda örümcek ağına benzer mor-mavi desenler, kolesterol embolizasyon sendromunun belirtisi olabilir. Bu, küçük damarların kolesterol kristalleriyle tıkanmasından kaynaklanır ve kalp-damar sistemiyle ilgili ciddi sorunların habercisidir.Parmak uçlarının yuvarlaklaşması, tırnakların aşağı doğru kıvrılması yani &quot;kulüpleşme&quot;, kanda düşük oksijen seviyesini işaret edebilir. Bu durum genellikle kalp veya akciğer hastalıklarıyla ilişkilidir.Tırnak altında ince, kıymık benzeri çizgiler; küçük damar hasarının ve enfeksiyöz endokardit gibi ciddi kalp enfeksiyonlarının belirtisi olabilir. Bu çizgiler ateş veya yorgunlukla birlikte görülüyorsa mutlaka doktora başvurulmalıdır.7. AYAK PARMAKLARINDA YUMRULAROsler nodülleri olarak bilinen kırmızı-mor, ağrılı yumrular kalp enfeksiyonlarının göstergesi olabilir. Saatler ya da günler sürebilen bu nodüller, ihmal edilmemesi gereken belirtilerdendir.Uzmanlar, özellikle diyabet, hipertansiyon veya obezite gibi risk faktörlerine sahip bireylerin bu tür cilt belirtilerini göz ardı etmemesi gerektiğini vurguluyor. Bu sinyaller, kalp hastalığına dair erken uyarılar olabilir ve zamanında müdahale hayat kurtarabilir.Bu makale sadece genel bilgi verme amacıyla yazılmıştır ve doktor tavsiyesi olarak ele alınmaması gerekir. Makalenin içeriğinden yola çıkarak okurun kendi başına koyduğu teşhislerden ntv.com.tr sorumlu değildir. Sağlığınızla ilgili herhangi bir endişeniz varsa doktorunuza danışın. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Jh_E0ovCdk-gukYfqh5svg.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 10 Jul 2025 10:33:00 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Kalp, hastalığının, gizli, izleri:, Ciltte, uyarı, işareti, var</media:keywords>
</item>

<item>
<title>Sağlıklı sanılıyordu: Ani kalp krizi nedeni</title>
<link>https://karadenizden.com.tr/25091</link>
<guid>https://karadenizden.com.tr/25091</guid>
<description><![CDATA[ Avustralya merkezli bir araştırma, kalp sağlığı açısından faydalı olduğu düşünülen omega-3 yağlarının, iltihaplanma ve kronik hastalık riskini artırabileceğini ortaya koydu.DailyMail&#039;de yer alan habere göre; Avustralyalı bilim insanlarının yürüttüğü yeni bir araştırma, uzun yıllardır sağlıklı yağ kaynakları olarak önerilen yağlı balık, kuruyemiş ve avokadonun düşündüğümüz kadar masum olmayabileceğini öne sürdü. Çalışmanın merkezinde, bu besinlerde yoğun olarak bulunan ve kalp sağlığını desteklediği kabul edilen omega-3 yağ asitleri yer alıyor.Queensland Üniversitesi’nden moleküler bilim uzmanı Profesör Daisy Crick’in başyazarlığını yaptığı çalışmada, omega-3’ün sanılanın aksine vücutta iltihaplanmayı tetikleyebileceği ve obezite, tip 2 diyabet ile kalp krizi riskini artırabileceği ileri sürüldü.Daha önce kalp sağlığını desteklediği düşünülen omega-6 yağlarının, bitkisel ve tohum yağlarında yüksek oranda bulunduğu biliniyor. Ancak araştırmacılar, genellikle sağlıklı kabul edilen omega-3 yağlarının da GlycA seviyelerini yükselttiğini saptadı.Chicago’daki RUSH Sağlıklı Yaşlanma Enstitüsü’nden Profesör Thomas Holland, Medical News Today&#039;e yaptığı açıklamada sonuçları “beklenmedik” olarak nitelendirdi. “Çoğu insan omega-3&#039;lerin bağışıklık sistemini sakinleştirdiğini düşünür. Ancak bu çalışmada, daha yüksek omega-3 seviyeleri daha fazla iltihapla ilişkilendirildi” ifadelerini kullandı.Profesör Crick, sonuçların omega-3’ün iltihap önleyici ve omega-6’nın iltihap destekleyici olduğu yönündeki basit yaklaşımı sorgulattığını belirtti. “Sadece omega-3 alımını artırmak, iltihabı azaltmak ya da kalp hastalıklarına karşı korumak için yeterli olmayabilir. Daha sağlıklı sonuçlar için bu yağlar arasındaki dengeye odaklanmak gerekiyor,” dedi.Uluslararası Epidemiyoloji Dergisi’nde yayımlanan çalışma, yağ asitlerinin uzun vadeli sağlık üzerindeki etkilerini daha iyi anlamak adına daha fazla araştırma yapılması gerektiğini vurguluyor.Öte yandan, ayçiçeği, soya ve kolza gibi tohum yağları da araştırmada dikkat çekiyor. Uzun süredir kalp sağlığına faydalı bir alternatif olarak sunulan bu yağların, obezite, kalp hastalığı, diyabet ve otoimmün hastalıklarla ilişkilendirilebileceği belirtiliyor.Profesör Holland, “İngiltere&#039;de yaklaşık 6,3 milyon kişi yüksek kolesterolle yaşıyor. Bu durum, tedavi edilmezse kalp krizi ve felç riskini ciddi oranda artırabilir. Tohum yağlarının bu tablonun bir parçası olabileceğini göz ardı etmemeliyiz” dedi.İngiltere Ulusal Sağlık Servisi (NHS) verilerine göre, 75 yaş altı bireylerde kalp hastalıklarına bağlı ölümler 1960’lardan bu yana azalsa da, obezite ve hipertansiyon gibi risk faktörlerindeki artış, kalp krizi ve felç oranlarında yeniden yükselişe işaret ediyor.Uzmanlar, özellikle genç bireylerde artan kalp hastalığı vakalarının sadece yaşam tarzıyla değil, beslenme alışkanlıklarındaki bazı kalıplaşmış inançların da gözden geçirilmesini gerektirdiğine dikkat çekiyor. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/k1pr5VVyskCDXxgxqLXvUw.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 10 Jul 2025 10:33:00 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Sağlıklı, sanılıyordu:, Ani, kalp, krizi, nedeni</media:keywords>
</item>

<item>
<title>Erkeklerde &amp;quot;sessiz hastalık&amp;quot;: Gittikçe yaygınlaşıyor</title>
<link>https://karadenizden.com.tr/25092</link>
<guid>https://karadenizden.com.tr/25092</guid>
<description><![CDATA[ ABD’de yaklaşık 2 milyon erkek, kemikleri zayıf ve kırılgan hale getiren “sessiz hastalık” olarak bilinen osteoporozdan muzdarip.ABD Ulusal Omurga Sağlığı Vakfı’na göre, 16 milyon erkekte kemik erimesinin başlangıç evresi sayılan osteopeni bulunuyor. Buna rağmen, Ohio Eyalet Üniversitesi Wexner Tıp Merkezi’nin yaptırdığı yeni bir ankete göre, erkeklerin yalnızca yüzde 1’i kemik yoğunluğunun düşük olmasından endişe duyuyor.CİDDİ SONUÇLAR DOĞURABİLİROysa uzmanlara göre bu durum ciddi sonuçlar doğurabilir. ABD’de 65 yaş üstü yetişkinlerde düşmeler, hem yaralanmaların hem de yaralanmaya bağlı ölümlerin başlıca nedeni. Düşük kemik yoğunluğu, küçük bir düşmede bile ciddi kırıklara yol açabiliyor. Üstelik osteoporoz, genellikle bir kırık yaşanana kadar belirti vermiyor.ERKEKLER NE YAPMALI?Radyoloji uzmanı Dr. Paul Lewis, erkeklerin bu riski azaltmak için bazı önlemler alabileceğini söylüyor:  Testosteron Kontrolü: Erkeklerin 30 yaşından itibaren doktorlarıyla testosteron düzeylerini konuşması öneriliyor. Çünkü yaşla birlikte azalan testosteron, kemiklerin zayıflamasına katkıda bulunuyor.Ağırlık Taşıyan Egzersizler: Yürüyüş, merdiven çıkma, direnç çalışmaları, yoga ve denge egzersizleri kemik yoğunluğunu artırıyor. Lewis’e göre tenis, golf, pickleball gibi sporlar da kalp sağlığına katkıda bulunurken kemikleri güçlendiriyor.Aktif Yaşam Tarzı: Araba yerine yürümek, asansör yerine merdiven kullanmak, çocuklarla veya evcil hayvanlarla oynamak gibi basit aktiviteler bile kemik sağlığına katkı sağlıyor.Sağlıklı Alışkanlıklar: Sigara, aşırı alkol, hareketsiz yaşam ve kötü beslenme kemik erimesi riskini artırıyor. Düşmeye neden olabilecek çevresel tehlikelere karşı da önlem almak gerekiyor.Kemik Yoğunluğu Ölçümü: DEXA taraması gibi testlerle kemik yoğunluğu ölçülerek osteoporoz erken teşhis edilebiliyor.TEDAVİ SEÇENEKLERİOsteoporoz ve buna bağlı omurga kırıkları durumunda, cerrahi olmayan iki yöntem öne çıkıyor: kifoplasti ve vertebroplasti. Bu işlemlerle kırık omurlara özel bir kemik çimentosu enjekte edilerek ağrı azaltılıyor, omurga dengesi korunuyor ve hastalar kısa sürede normal yaşantısına dönebiliyor.  ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/rVdGkxRUxkeB3tONVyPGiQ.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 10 Jul 2025 10:33:00 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Erkeklerde, sessiz, hastalık:, Gittikçe, yaygınlaşıyor</media:keywords>
</item>

<item>
<title>Akşamları bu besinleri tüketmeyin: Alzheimer riskini artırıyor</title>
<link>https://karadenizden.com.tr/25087</link>
<guid>https://karadenizden.com.tr/25087</guid>
<description><![CDATA[ Beyin sağlığı ve Alzheimer hastalığı riskini azaltmak için akşam rutininde yapılan basit değişiklikler büyük önem taşıyor. Uzmanlar, yatmadan önce ağır yemeklerden kaçınmanın, şekerli içecekleri sınırlamanın ve alkol ile kafein tüketimini kontrol etmenin, kaliteli uyku ve bilişsel fonksiyonlar üzerinde olumlu etkisi olduğunu belirtiyor.Dünya genelinde milyonlarca kişiyi etkileyen Alzheimer hastalığı, beyinde amiloid plak ve nörofibriler düğümlerin birikmesi sonucu gelişen bir demans türü.Hastalık, başlangıçta unutkanlık gibi belirtilerle kendini gösterirken, ilerleyen dönemlerde günlük yaşamı ciddi biçimde zorlaştırıyor. Ne yazık ki henüz kesin bir tedavisi bulunmayan Alzheimer’da önleyici adımlar büyük önem taşıyor.AKŞAMLARI KAÇINMANIZ GEREKEN 6 ALIŞKANLIK1. Ağır Yemekler: Yatmadan önce büyük ve ağır yemekler tüketmek sindirimi zorlaştırarak uyku kalitesini düşürebiliyor. Uzmanlar, akşam yemeğinin yatmadan en az 2-3 saat önce tamamlanmasını ve hafif, dengeli beslenilmesini öneriyor.2. Şekerli İçecekler: Tatlandırılmış içeceklerin aşırı tüketimi beyin sağlığını olumsuz etkiliyor. Araştırmalar, haftada yedi porsiyon şekerli içecek tüketiminin bunama riskini artırabileceğine dikkat çekiyor.3. Aşırı Sodyum: Fazla tuz tüketimi, iltihaplanmayı tetikleyerek ve kan dolaşımını olumsuz etkileyerek Alzheimer gelişiminde risk faktörü oluşturuyor. İşlenmiş gıdalar ve hazır ürünlerdeki yüksek sodyum oranlarına dikkat edilmesi gerekiyor.4. Alkol: Yatmadan önce alkol almak, uyku düzenini bozarak beynin dinlenmesini engelliyor. Melatonin üretimini düşüren alkol, gece uyanmalarına ve derin uyku süresinin kısalmasına yol açıyor.5. Kafein: Akşam saatlerinde kafein tüketimi, uyku süresi ve kalitesini düşürüyor. Uzmanlar, yatmadan en az 8 saat önce kafeinli ürünlerden uzak durulmasını tavsiye ediyor.6. Bitter Çikolata: İçerdiği kafein ve teobromin nedeniyle bitter çikolata da akşam tüketiminde uykuyu olumsuz etkileyebiliyor. Kaliteli uyku için öğleden sonra veya akşam tüketiminden kaçınılmalı.Beyin sağlığını korumak ve Alzheimer riskini azaltmak için akşam alışkanlıklarının gözden geçirilmesi gerekiyor. Uzmanlar, kaliteli uyku ve dengeli beslenmenin bilişsel fonksiyonlar için kritik olduğunu vurguluyor. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/v5WdQy0R2kKR8yv38pnDog.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 10 Jul 2025 10:32:59 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Akşamları, besinleri, tüketmeyin:, Alzheimer, riskini, artırıyor</media:keywords>
</item>

<item>
<title>Kalp krizinin az bilinen belirtisiymiş: 5 işareti önemseyin</title>
<link>https://karadenizden.com.tr/25088</link>
<guid>https://karadenizden.com.tr/25088</guid>
<description><![CDATA[ Kalp krizi dünyada önde gelen ölüm nedenleri arasında yer alıyor. Kalp krizinin en yaygın semptom göğüs ağrısı olsa da, birçok vakada göğüs ağrısı yok gibi görünür (en azından başlangıçta) ve birçok kişi, özellikle kadınlar, diğer rahatsızlıklarla karıştırılması kolay birçok alışılmadık semptom yaşar. Ancak kalp krizi işareti olabilecek alışılmadık birkaç belirti daha var.Sol koldaki ağrı bilinen bir kalp krizi belirtisi olsa da, bazen ağrı özellikle dirsekte veya hatta sağ kolda hissedilebilir. (sol kol daha yaygın olsa da) Bu rahatsızlık, ağrı, uyuşma veya karıncalanma hissi gibi hissedilebilir. Yaralanmadan kaynaklanan kas ağrısının aksine, bu ağrı genellikle aniden, belirgin bir neden olmadan gelir ve kol boyunca yukarı veya aşağı yayılabilir.Bu kol veya dirsek ağrısı, kalbin sinirlerinin bu bölgelerdeki sinirlerle yolları paylaşması nedeniyle oluşur. Kalp kası oksijensiz kaldığında, beyin ağrı sinyallerini yanlış yorumlayabilir ve göğüs yerine dirsekte veya kolda ağrıya neden olabilir.Fiziksel efor veya ısı olmadan soğuk terleme, birçok kişinin gözden kaçırdığı bir uyarı işaretidir. Kalp krizi sırasında vücut, adrenalin gibi stres hormonları salgılar ve bu da ani, soğuk, nemli terlemeye neden olabilir.Bu terleme, egzersiz veya ısıdan kaynaklanan normal terlemeden farklıdır. Kaygı, mide bulantısı veya baş dönmesi hisleri eşlik edebilir. Göğüs ağrınız olmasa bile soğuk terlemeler meydana gelebilir.Dişlerde veya çenede ağrı bazen kalp krizinin sessiz bir işareti olabilir. Bu semptom kadınlarda daha yaygındır, ancak herkesin başına gelebilir. Ağrı, diş tedavisiyle düzelmeyen bir diş ağrısı veya çene rahatsızlığı gibi hissedilebilir.Sebebi kol ağrısına benzerdir; kalpten gelen sinir yolları çene ve dişlerden gelenlerle örtüşür. Kalp sıkıntıda olduğunda, bu bölgelerde yansıyan ağrıya neden olabilirBelirgin bir neden olmadan aşırı yorgun veya güçsüz hissetmek, özellikle kadınlarda kalp krizinin erken bir işareti olabilir. Bu yorgunluk normal yorgunluktan farklıdır ve düzenli dinlenmeyle geçmez; bunaltıcı ve ani olabilir.Kalbin kan pompalama yeteneğinin azalması, kaslarınıza ve organlarınıza daha az oksijen ulaşması anlamına gelir ve bu da kendinizi bitkin hissetmenize neden olur. Bazen bu yorgunluk, kalp krizi meydana gelmeden önce günler veya haftalar sürebilir.Aniden gelen veya belirgin bir neden olmadan kötüleşen nefes darlığı kalp rahatsızlığının bir işareti olabilir. Derin bir nefes alamadığınızı veya normalden daha hızlı nefes aldığınızı hissedebilirsiniz.Baş dönmesi veya sersemlik de görülebilir ve bazen bayılmaya yol açabilir. Bu belirtiler, kalbin vücudunuzun ihtiyaçlarını karşılayacak kadar kan pompalamaması nedeniyle ortaya çıkar. Nefes almada zorluk çekiyorsanız veya özellikle terleme veya kol ağrısı gibi diğer belirtilerle birlikte baygınlık hissediyorsanız, acil tıbbi yardım alın.Bu makale sadece genel bilgi verme amacıyla yazılmıştır ve doktor tavsiyesi olarak ele alınmaması gerekir. Makalenin içeriğinden yola çıkarak okurun kendi başına koyduğu teşhislerden ntv.com.tr sorumlu değildir. Sağlığınızla ilgili herhangi bir endişeniz varsa doktorunuza danışın. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/-Z5eWa9VG0OrfbzWeYWdnw.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 10 Jul 2025 10:32:59 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Kalp, krizinin, bilinen, belirtisiymiş:, işareti, önemseyin</media:keywords>
</item>

<item>
<title>Tıpta çığır açacak yapay zeka hamlesi: Doktorlardan daha iyi teşhis koyuyor</title>
<link>https://karadenizden.com.tr/25089</link>
<guid>https://karadenizden.com.tr/25089</guid>
<description><![CDATA[ Microsoft, Microsoft AI Diagnostic Orchestrator (MAI-DxO) isimli sistemiyle dünyanın en zorlu tıbbi vakalarını başarıyla teşhis ettiğini açıkladı.Yapay zekanın tıp dünyasındaki etkisi her geçen gün büyürken, Microsoft bu alanda iddialı bir adım attı. Şirket, Microsoft AI Diagnostic Orchestrator (MAI-DxO) adını verdiği yeni tıbbi yapay zeka sisteminin, dünyanın en zorlu tıbbi vakalarından bazılarını büyük bir başarıyla teşhis ettiğini açıkladı.ZORLU VAKALARIN YÜZDE 85&#039;İNİ DOĞRU TEŞHİS ETTİMicrosoft’un pazartesi günü yayımladığı blog yazısına göre MAI-DxO, New England Journal of Medicine (NEJM) dergisindeki 304 karmaşık tıbbi vakayı ele alan testlerde vakaların yüzde 85’ini doğru teşhis etti. Bu oran, deneyimli doktorların ulaştığı ortalama yüzde 20’lik doğruluk oranının çok üzerinde. Üstelik NEJM vakaları genelde birden fazla uzmanlık alanını gerektiren karmaşık olgular olarak biliniyor.TEŞHİS SÜRECİNİ DOKTOR GİBİ İLERLETİYORMicrosoft, MAI-DxO’nun sadece hazır cevapları ezberlemek yerine gerçek doktorlar gibi “ardışık teşhis” yöntemiyle çalıştığını vurguluyor. Sistem, bir hastanın belirtilerinden yola çıkarak sorular soruyor, testler talep ediyor ve bunların maliyetini de hesaplıyor. Böylece yapay zeka, hangi testlerin gerçekten gerekli olduğuna karar vererek hem masrafı hem de gereksiz hasta rahatsızlığını azaltıyor.  MAI-DxO, OpenAI’nin o3 modeli başta olmak üzere GPT, Llama, Claude, Gemini, Grok ve DeepSeek gibi en gelişmiş dil modelleriyle bir arada çalışıyor. Bu sistem, farklı modelleri bir araya getirerek sanal bir doktorlar kurulu gibi teşhis üretiyor. Testler sonucunda sistemin, doktorlardan ve tek başına kullanılan modellerden daha doğru ve daha uygun maliyetli sonuçlar verdiği açıklandı.&quot;DOKTORLARI DESTEKLEMEK İÇİN&quot;Microsoft, MAI-DxO’nun doktorların yerini almak için değil, onları desteklemek için tasarlandığını belirtiyor. Şirket, sistemin özellikle karmaşık vakalarda doktorlara yardımcı olabileceğini ve yüksek sağlık harcamalarının azaltılmasına katkı sağlayabileceğini düşünüyor. Sistemin gündelik hastane pratiğinde nasıl performans göstereceği ise henüz bilinmiyor. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/AMULx2X6X0yRvA2vqek3EA.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 10 Jul 2025 10:32:59 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Tıpta, çığır, açacak, yapay, zeka, hamlesi:, Doktorlardan, daha, iyi, teşhis, koyuyor</media:keywords>
</item>

<item>
<title>Magnezyum için zamanlama uyarısı: Sabah mı, gece mi?</title>
<link>https://karadenizden.com.tr/25084</link>
<guid>https://karadenizden.com.tr/25084</guid>
<description><![CDATA[ Sağlık uzmanları, magnezyum takviyesi kullanımında doğru zamanlamanın önemine dikkat çekiyor. Peki, magnezyum ne zaman tüketilmeli?Modern yaşamın getirdiği stres, uyku problemleri ve kas yorgunluğu gibi birçok şikâyetin çözümünde sıkça başvurulan magnezyum takviyeleri, sanıldığı kadar basit olmayabilir.Uzmanlara göre, bu takviyelerin etkili olabilmesi için yalnızca doz değil, günün hangi saatinde alındığı da büyük önem taşıyor.Beyinden kas sistemine, sindirimden bağışıklığa kadar pek çok alanda görev alan magnezyum, vücudun farklı ihtiyaçlarına göre farklı zamanlarda daha faydalı hale gelebiliyor. Sabah saatlerinde alınan magnezyum zihinsel berraklığı desteklerken; spor sonrası kas toparlanmasına, gece ise uyku kalitesinin artırılmasına yardımcı olabiliyor.Uzmanlar, bu nedenle magnezyumun gelişigüzel değil, kişinin o anki ihtiyacına göre planlanarak alınması gerektiğini vurguluyor. Tıpkı sabah melatonin veya gece geç saatte kahve içmenin önerilmemesi gibi, magnezyumun da stratejik bir kullanım biçimi bulunuyor.Sağlık profesyonelleri, “Takviye kullanımı kişisel ihtiyaçlara göre şekillendirilmeli. Magnezyum da bu yaklaşımın dışında değil. Her birey, takviyeye ne zaman ihtiyacı olduğunu iyi analiz etmeli” diyor.Magnezyum kapsülüne uzanırken düşünün vücudunuzun gerçekten neye ihtiyacı var? Doğru zamanlama, etkili sonuçların anahtarı olabilir.
Bu makale sadece genel bilgi verme amacıyla yazılmıştır ve doktor tavsiyesi olarak ele alınmaması gerekir. Makalenin içeriğinden yola çıkarak okurun kendi başına koyduğu teşhislerden ntv.com.tr sorumlu değildir. Sağlığınızla ilgili herhangi bir endişeniz varsa doktorunuza danışın. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/jdEVyY3INk6e91pEQWzC4g.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 10 Jul 2025 10:32:58 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Magnezyum, için, zamanlama, uyarısı:, Sabah, mı, gece, mi</media:keywords>
</item>

<item>
<title>Günde 1 kaşık yeter: Kanser hücreleri üzerinde etkisi varmış</title>
<link>https://karadenizden.com.tr/25085</link>
<guid>https://karadenizden.com.tr/25085</guid>
<description><![CDATA[ Zeytinyağı sadece kalp ve beyin sağlığına değil, aynı zamanda kanserle mücadelede de etkili olabilir.ABD’de Rutgers Üniversitesi ve Hunter College’da yapılan çarpıcı bir araştırma, zeytinyağının sadece kalp ve beyin sağlığına değil, aynı zamanda kanserle mücadeleye de katkı sağlayabileceğini ortaya koydu. Araştırmaya göre, sızma zeytinyağında bulunan doğal bir bileşik olan oleocanthal, bazı kanser hücrelerini yalnızca 30 dakika içerisinde yok edebiliyor.Molecular  Cellular Oncology dergisinde yayımlanan çalışmada, oleocanthal’ın, kanser hücrelerinin “atık geri dönüşüm merkezi” olarak bilinen lizozomlarını hedef aldığı ve bu yapıları parçalayıp hücre ölümünü tetiklediği belirtildi. En dikkat çekici bulgulardan biri ise oleocanthal’ın yalnızca kanser hücrelerini etkilerken, sağlıklı hücrelere herhangi bir zarar vermemesi oldu.Normal şartlarda hücreler, apoptozis adı verilen ve genellikle 16 ila 24 saat süren programlanmış bir süreçle ölür. Ancak bu araştırmada, oleocanthal’ın etkisinin çok daha hızlı ve farklı bir mekanizma üzerinden gerçekleştiği görüldü. Rutgers Üniversitesi’nden Beslenme Bilimleri Profesörü Paul Breslin, “Bu bileşik, hücrenin içinde adeta bir cehennem başlatıyor. Lizozomlar parçalandığında, hücre fonksiyonları hızla bozuluyor ve ölüm gerçekleşiyor” açıklamasını yaptı.Hunter College’dan Onica LeGendre ve David Foster ile birlikte yürütülen araştırma, oleocanthal’ın laboratuvar ortamında birden fazla kanser hücresi türüne karşı etkili olduğunu gösterdi.Zeytinyağı, Akdeniz diyetinin temel bileşenlerinden biri olarak uzun süredir kalp-damar hastalıkları riskini azalttığı için öneriliyor. Ancak bu yeni bulgular, zeytinyağının potansiyel bir kanser önleyici gıda olarak da değerlendirilmesini gündeme getiriyor.Araştırmacılar, farklı kökenlerden ve işleme yöntemlerinden elde edilen zeytinyağlarında oleocanthal yoğunluklarının büyük farklılıklar gösterdiğini de belirtiyor. Yüksek oleocanthal içeren zeytinyağlarının, saflaştırılmış oleocanthal kadar etkili olduğu gözlemlendi.Uzmanlar, oleocanthal’ın terapötik potansiyeline dikkat çekerken, zeytinyağının günlük beslenme düzenine dahil edilmesini öneriyor. Sızma zeytinyağını sabahları bir kaşık olarak tüketmek ya da kahvaltılara eklemek, hem bağışıklık sistemini destekleyebilir hem de kanserle mücadelede koruyucu bir rol oynayabilir.Profesör Foster, “Oleocanthal’ın yüksek oranda tüketildiği Akdeniz toplumlarında bazı kanser türlerinin daha az görülmesi tesadüf olmayabilir. Bu bileşiğin gelecekte ilaç formunda da değerlendirilebileceğini düşünüyoruz” ifadelerini kullandı.Araştırmacılar şimdi, oleocanthal’ın neden yalnızca kanser hücrelerine saldırdığını ve sağlıklı hücreleri nasıl ayırt ettiğini daha ayrıntılı biçimde incelemeyi hedefliyor. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/PZsIUVrD6U6sfVYoUoR3DA.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 10 Jul 2025 10:32:58 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Günde, kaşık, yeter:, Kanser, hücreleri, üzerinde, etkisi, varmış</media:keywords>
</item>

<item>
<title>Soğuk algınlığı mı yoksa sinüzit mi? Benzer belirtiler arasındaki fark</title>
<link>https://karadenizden.com.tr/25086</link>
<guid>https://karadenizden.com.tr/25086</guid>
<description><![CDATA[ Burun tıkanıklığı, burun akıntısı ve hafif yüz ağrısı genellikle soğuk algınlığına işaret ederken; bu belirtiler sinüs enfeksiyonlarının da habercisi olabilir.Uzmanlar, belirtilerin süresi ve şiddetine dikkat çekiyor. Soğuk algınlığı genellikle 7-10 gün içinde kendiliğinden iyileşirken, sinüs enfeksiyonları daha uzun sürebilir ve bakteriyel kökenliyse antibiyotik tedavisi gerekebilir.  SOĞUK ALGINLIĞI NEDİR?  Soğuk algınlığı, çoğunlukla rinovirüslerin neden olduğu viral bir üst solunum yolu enfeksiyonudur. Belirtiler arasında hapşırma, boğaz ağrısı, hafif ateş, burun akıntısı veya tıkanıklığı, baş ağrısı ve genel halsizlik yer alır. Reçetesiz ilaçlar, bol sıvı tüketimi ve dinlenme genellikle yeterli olur.  SİNÜS ENFEKSİYONU DAHA AĞIR SEYREDEBİLİR  Sinüs enfeksiyonu ya da tıbbi adıyla sinüzit, burun çevresindeki boşlukların iltihaplanmasıyla oluşur. Kalın sarı-yeşil burun akıntısı, yüz ve baş ağrısı, koku kaybı, kötü nefes, yorgunluk ve yüksek ateş gibi belirtilerle kendini gösterebilir. Eğilme ile artan baş ağrısı, sinüs enfeksiyonunun ayırt edici işaretleri arasında yer alır.  Soğuk algınlığında tedavi semptomatiktir; buhar inhalasyonu, tuzlu su spreyleri, dekonjestanlar ve dinlenme önerilir. Antibiyotiklerin etkisi yoktur çünkü hastalık viral kaynaklıdır.  Sinüs enfeksiyonlarında ise durum farklılık gösterebilir. Hafif vakalar kendi kendine iyileşebilirken, şiddetli veya uzun süren enfeksiyonlarda antibiyotik tedavisine başvurulabilir. Kronikleşen ya da tekrarlayan vakalar için görüntüleme yöntemleri ve kulak burun boğaz (KBB) uzmanına başvuru gerekebilir.  NE ZAMAN DOKTORA BAŞVURMALI?  Uzmanlar, şu belirtiler görüldüğünde tıbbi yardım alınmasını öneriyor:  10 günden uzun süren ve iyileşme göstermeyen belirtilerYüksek ateş ve yüz bölgesinde şişlikGöz çevresinde ağrı veya görme bozukluklarıSık tekrarlayan sinüs enfeksiyonları  Soğuk algınlığı ve sinüs enfeksiyonlarını birbirinden ayırabilmek, doğru tedaviye ulaşmak açısından kritik önem taşıyor. Hastalığın doğası, süresi ve semptomların şiddeti hakkında bilgi sahibi olmak; komplikasyonların önüne geçmek ve iyileşme sürecini hızlandırmak için en etkili yol olarak öne çıkıyor.  Bu makale sadece genel bilgi verme amacıyla yazılmıştır ve doktor tavsiyesi olarak ele alınmaması gerekir. Makalenin içeriğinden yola çıkarak okurun kendi başına koyduğu teşhislerden ntv.com.tr sorumlu değildir. Sağlığınızla ilgili herhangi bir endişeniz varsa doktorunuza danışın.  ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/S9IdAwMSCEixuf8MAfwEVA.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 10 Jul 2025 10:32:58 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Soğuk, algınlığı, mı, yoksa, sinüzit, mi, Benzer, belirtiler, arasındaki, fark</media:keywords>
</item>

<item>
<title>Çocuklarda cilt yanığı riski: Kansere neden oluyor</title>
<link>https://karadenizden.com.tr/25081</link>
<guid>https://karadenizden.com.tr/25081</guid>
<description><![CDATA[ Yaz aylarında güneşe çıkmanın çeşitli faydaları var ancak ölçüyü kaçırmamak ve belirli saat aralıklarında gölgede kalmak gerekiyor. Bebekler ve çocuklarda oluşan güneş yanıkları ilerleyen yıllarda cilt kanseri olma riskini artırıyor. Haber: Sena Kiper SıtacıGüneş herkes için D vitamini kaynağı ancak özellikle çocuklar için ciddi riskler de barındırıyor.  Araştırmalar bebeklik ve çocukluk çağında oluşan yanıkların ileride cilt kanseri olma riskini önemli ölçüde artırdığını gösteriyor.  BU SAATLERE DİKKAT!  Uzmanlar, saat 10 ile 16 arasında mümkün olduğunca dışarıya çıkmamak gerektiğine vurgu yaparken geniş siperlikli şapkalar, açık ve pamuklu giyisiler tercih etmenin önemini vurguluyor.   Güneş kremi bebeklerde ilk 6 ay önerilmiyor. Sonrasında ise güneş kremi en az 30 faktör olmalı.  6 aydan sonra bebeklere güneş gözlüğü de takılmalı. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/J2c47PMELU-WcGAijs3qrQ.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 10 Jul 2025 10:32:57 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Çocuklarda, cilt, yanığı, riski:, Kansere, neden, oluyor</media:keywords>
</item>

<item>
<title>Doktordan şişkinliğe karşı 3 kahvaltı önerisi: Güne hafif ve enerjik başlamanıza yardımcı</title>
<link>https://karadenizden.com.tr/25082</link>
<guid>https://karadenizden.com.tr/25082</guid>
<description><![CDATA[ Şişkinlik sorunu yaşıyor musunuz? Sindirim sisteminizi destekleyen doğru kahvaltı tercihi, güne daha hafif ve enerjik başlamanızı sağlayabilir.Harvard ve Stanford üniversitelerinde eğitim almış Gastroenterolog Dr. Saurabh Sethi, şişkinliği azaltmaya yardımcı olabilecek üç kahvaltı seçeneğini paylaştı.Sindirim sisteminin güne nasıl başladığı, gün boyunca hissedilen rahatlık ve enerji üzerinde doğrudan etkili olabiliyor. Dr. Sethi, lif, probiyotik, antioksidan ve antiinflamatuar içerikleriyle öne çıkan üç pratik kahvaltıyı öneriyor:Yulaf ezmesi, çözünür lif içeriği sayesinde sindirimi kolaylaştırıyor. Üzerine eklenen muz dilimleri, potasyum desteğiyle kas fonksiyonlarını ve sıvı dengesini düzenlemeye yardımcı olurken; chia tohumları ise omega-3 yağ asitleri ve lif açısından zengin yapısıyla uzun süre tokluk hissi sağlıyor.Uyarı: Tatlandırıcılar ve şeker ilavesi, hassas midelerde şişkinliğe yol açabileceği için bu tarifte kullanılmamalı.Yumurta, sabah protein ihtiyacını karşılayan temel bir kaynak. Dr. Sethi’ye göre içine eklenen ıspanak; A ve C vitamini ile magnezyum açısından zengin içeriğiyle bağırsak hareketlerini destekliyor. Zerdeçal ise kurkumin bileşiği sayesinde güçlü bir antiinflamatuar etki sunuyor.Bu tarif, bağışıklık sistemini desteklerken, sindirim sistemini de rahatlatıyor.Yoğurt, içerdiği probiyotiklerle bağırsak florasını dengeliyor ve sindirime destek oluyor. Ananas ise doğal enzimi bromelain sayesinde protein sindirimini kolaylaştırıyor ve şişkinliği azaltabiliyor. Nane ise sindirim sistemine rahatlatıcı etki sağlıyor.Ek öneri: Biraz kıyılmış badem ile ekstra çıtırlık ve sağlıklı yağ katkısı elde edebilirsiniz.Dr. Sethi, yalnızca doğru besinleri seçmenin değil, aynı zamanda sağlıklı alışkanlıklar geliştirmenin de önemli olduğunu belirtiyor. İşte şişkinliği azaltmak için bazı öneriler:Yavaş yiyin, iyi çiğneyin. Hızlı yemek, hava yutulmasına neden olarak şişkinliği artırabilir.Gaz yapan yiyecekleri sınırlayın. Fasulye, brokoli, lahana ve gazlı içecekler dikkatle tüketilmeli.Yeterince su için. Su, kabızlığı önlemeye ve sindirimi desteklemeye yardımcı olur.Yapay tatlandırıcılardan uzak durun.Düzenli egzersiz yapın. Hareketli bir yaşam, bağırsak sağlığı üzerinde doğrudan olumlu etki yaratır. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/PfcdiHIzfEmGOKMu1vJ0-g.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 10 Jul 2025 10:32:57 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Doktordan, şişkinliğe, karşı, kahvaltı, önerisi:, Güne, hafif, enerjik, başlamanıza, yardımcı</media:keywords>
</item>

<item>
<title>4 yıl her yediğini kustu, 41 kiloya düştü: Hastaneye gidince şoke oldu</title>
<link>https://karadenizden.com.tr/25083</link>
<guid>https://karadenizden.com.tr/25083</guid>
<description><![CDATA[ Yaklaşık 4 yıl boyunca yaşadığı sağlık problemi nedeniyle 2 kez ameliyat olan, sıkıntıları geçmediği için 70 kilodan 41 kiloya kadar düşen Sabiha Demirden (44), tüm şikayetlerinin kalın bağırsağındaki darlıktan kaynaklandığını öğrenince şoke oldu.İzmir&#039;de yaşayan Sabiha Demirden, yaklaşık 4 yıl boyunca bulantı, mide yanması ve kusma şikayetiyle defalarca hastanelere başvurdu. Önce mide tümörü teşhisiyle ameliyata alınan, şikayetleri devam edince bu kez rahim ameliyatı yapılan Sabiha Demirden, sağlığına kavuşamayınca akciğer enfeksiyonu nedeniyle de tedavi gördü. &#039;İyileştin&#039; denilerek taburcu edilen ancak durumu gittikçe kötüleşen Sabiha Demirden, bu kez dışkı içerikli kusmaya başladı ve 70&#039;ten 41 kiloya kadar düştü. Son olarak Alanya Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Dekanı Genel Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. Tuğrul Çakır&#039;a başvuran Sabiha Demirden, tüm şikayetlerinin nedeninin kalın bağırsağındaki darlıktan kaynaklandığını öğrenince şoke oldu. Demirden, Prof. Dr. Çakır&#039;ın gerçekleştirdiği 2,5 saatlik ameliyatın sonunda sağlığına kavuştu.Prof. Dr. Tuğrul Çakır, Sabiha Demirden&#039;in kendisine başvurduğunda irtibat dahi kuramadığını belirterek, &quot;Aşırı derecede dışkı içerikli kusmaları vardı. Sürekli lavaboya gitme ihtiyacından dolayı yanımızdan uzaklaşması gerekiyordu&quot; dedi. Karnı ileri derecede şiş ve çok sert durumda olan hastanın vakit kaybetmeden tahlil ve tetkiklerini incelediğini kaydeden Prof. Dr. Çakır, ince bağırsağın özellikle kalın bağırsakla birleşim noktasında ileri derecede daralma belirlendiğini ifade etti.Bağırsaktaki daralmanın bazen kitle, bazen yoğun iltihaptan kaynaklanabildiğini aktaran Prof. Dr. Çakır, şöyle konuştu:&quot;Hasta bana başvurmadan önce çok sıkıntılı bir süreç geçirmiş. Hem İzmir hem Antalya&#039;da defalarca hastane başvuruları olmuş. Ben e-nabzını incelemekten yorulmuştum. Her hastamızda olduğu gibi bu hastada da geçmişini e-nabız üzerinden incelerken eski dönemde yapılan ameliyatlarını, o ameliyatlara girilmeden önce çekilen filmleri tek tek inceledik. Çünkü karna girdiğimizde sadece bu etken değil, içeride başka herhangi bir sorun var mı yok mu bunu da iyi bilmemiz gerekiyordu. Ameliyat raporunda midenin çıkış kısmında bir kitle olduğu, bu kitle dolayısıyla geçişin tamamen zorlaştığı ve kitlenin çevre damarlarla ilişkili olduğu yazıyordu. Bunun için gastrik baypas cerrahisi yapılmıştı. Ancak eski ameliyat notunda her ne kadar böyle yazsa da biz hastanın durumunu bir kitle varlığı olarak yorumlamamıştık.&quot;&quot;ÖNCEKİ AMELİYAT BÖLGESİNDE TÜMÖR GÖRMEDİK&quot;Ameliyat esnasında sorunlu bölgeye müdahale ettikten sonra gastrik baypas ameliyatının yapıldığı bölgeyi de kontrol ettiğini vurgulayan Prof. Dr. Çakır, o bölgede herhangi bir kitle olmadığını gördüğünü söyledi. Prof. Dr. Çakır, &quot;Muhtemelen hastanın geçirdiği ülsere bağlı o bölgelerde bir sertlik olmuş olabilir. Hastada tümör tanısı olmadığını da kesin bir şekilde netleştirmiş olduk. Ameliyatta, ince bağırsakla kalın bağırsağın birleşim noktasında geçişin tamamen durduğunu gördük. Ameliyatta kalın bağırsağın özellikle sağ taraf, dar olan kısmını çıkarmak zorunda kaldık. Kalan kalın bağırsağı devam eden ince bağırsağına birleştirdik&quot; dedi.Hastanın bütün klinik şikayetlerinin yaklaşık 72 saat sonra tamamen gerilediğini, beslenmesinin normale döndüğünü vurgulayan Prof. Dr. Çakır, dışkılama fonksiyonlarının da düzeldiğini söyledi. Hastayı ameliyata aldığında 41 kilo civarında olduğunu, ameliyattan 3 ay sonra 54 kiloya ulaştığını belirten Prof. Dr. Çakır, &quot;Ameliyata girerken çok zayıf bir hasta vardı. Şimdiyse herhalde bir diyetisyen tedavisi gerekecek. Çünkü hasta yemek yemeyi durduramadığını, iştahının aşırı derecede arttığını söylüyor&quot; diye konuştu. Hastasının sağlığına kavuştuğunu görmenin kendisini çok mutlu ettiğini söyleyen Prof. Dr. Çakır, &quot;Şu noktaya geldiğimizde hakikaten ne kadar güzel bir iş yaptığımızı görmüş olduk&quot; dedi.Sabiha Demirden, şikayetlerinin 2021 yılında başladığını belirterek, &quot;Gastrik baypas ameliyatından sonra kusmalar, bulantılar bitmedi sadece hafiflemişti. Kadın doğuma yönlendirildiğimde, onlar da &#039;ameliyat&#039; dediler. Rahim alındı ama benim bulantı ve kusmalarım devam etti. Tekrar hastaneye başvurduğumda bu kez &#039;akciğer enfeksiyonu var, şikayetler ondan oluyor&#039; dendi. 10 gün hastanede yatarak akciğer enfeksiyonu tedavisi gördüm. Ancak taburcu olduğumda şikayetlerim devam ediyordu. Eve çıktığımda fenalaşınca yine acil servise başvurdum. Orada 24 saat müşahede altında kaldım. Sonra bir doktor, bana Prof. Dr. Tuğrul Çakır&#039;ın adını verdi. Yaşadığım sıkıntılar Prof. Dr. Çakır&#039;ın gerçekleştirdiği bağırsak ameliyatıyla son buldu. Ona minnettarım. Şikayetlerim başlamadan önce 70 kiloydum, ameliyata girerken 41 kiloya düştüm. 3 ay önce ameliyat oldum ve hızla kilo almaya başladım. Şu an 54,5 kilo oldum, çok şükür&quot; diye konuştu.&quot;İnsan gibi yemek yemeyi çok özlemişim&quot; diyen Sabiha Demirden, hastalığı döneminde iki kaşık çorba bile içse hemen kustuğunu anlattı. Ailesiyle beraber aynı sofraya bile oturamadığını anlatan Demirden,  ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/yUBza6_EC0iXZxUL_GHpnA.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 10 Jul 2025 10:32:57 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>yıl, her, yediğini, kustu, kiloya, düştü:, Hastaneye, gidince, şoke, oldu</media:keywords>
</item>

<item>
<title>Kırım Kongo Kanamalı Ateşi ile grip nasıl ayırt edilir? Uzmanı açıkladı</title>
<link>https://karadenizden.com.tr/25079</link>
<guid>https://karadenizden.com.tr/25079</guid>
<description><![CDATA[ Bir yanda kenelerin neden olduğu Kırım Kongo Kanamalı Ateşi (KKKA) hastalığı, bir yanda mevsimsel grip ve alerji vakaları. Benzer semptomlar hastalarda paniğe neden olabiliyor. Peki bu hastalıklar birbirinden nasıl ayırt edilir? Kimlerin hastaneye başvurması gerekiyor? Uzmanına sorduk. Haber: Öykü TüccarGrip, Kırım Kongo Kanamalı Ateşi ve alerji vakaları son dönemde artıyor.  Alerji yüksek ateşe neden olmadığı için ayırmak kolay ancak diğer iki hastalık viral enfeksiyona neden oldukları için semptomları da benzer.   Konuya ilişkin NTV&#039;ye konuşan Enfeksiyon Hastalıkları Uzmanı Sıla Akhan, &quot;Çok virüsün ortak bir başlangıcı vardır. Ateş ve halsizlik diyebileceğimiz kas ağrıları diyebileceğimiz bir semptomlar vardır. Kırım Kongo bir viral enfeksiyon. Sars covid influenze da RSV vinovirüs gibi dolaşan mevsimsel dolaşan virüsler de var.&quot; dedi.  HANGİ HASTALIĞA YAKALANDIKLARINI NASIL ANLARLAR?  Akhan, &quot;Gripte mutlaka öksürük hapşırık olur. Kırım Kongo ise daha çok kan elemanları düşürerek kanamaya meyilli.&quot; diye konuştu.  &quot;ENFEKSİYON SÖZ KONUSUDUR&quot;  &quot;Kendilerini mutlaka bir kene var mı diye bir kere kontrol etsinler.&quot; diyen Akhan, şunları söyledi:  &quot;Ateş varsa bir kişide ateşin mutlaka tetkik edilmesi lazım.Bir doktora gidilmesi lazım. Kendi kendine çok aslında geçmesini beklememesindefayda var.Bir ateş varsa orada bir enfeksiyon söz konusudur.&quot;  ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/aN7SdeUIeES_80zSr9EVnA.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 10 Jul 2025 10:32:56 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Kırım, Kongo, Kanamalı, Ateşi, ile, grip, nasıl, ayırt, edilir, Uzmanı, açıkladı</media:keywords>
</item>

<item>
<title>Cennet hurmasını doğru tüketiyor musunuz? Meğer böyle bir faydası varmış</title>
<link>https://karadenizden.com.tr/25080</link>
<guid>https://karadenizden.com.tr/25080</guid>
<description><![CDATA[ Cennet hurması, yalnızca lezzetiyle değil, sunduğu cilt faydalarıyla da dikkat çekiyor. Uzmanlara göre cennet hurması, doğal yollarla kolajen üretimini destekleyerek kırışıklıklarla savaşta etkili bir rol oynayabiliyor.Son yıllarda sağlıklı yaşam trendlerinde daha fazla yer bulan hurma, estetik açıdan da önemli katkılar sağlıyor. Cilt sağlığı üzerinde olumlu etkileri olduğu bilinen bu mevsimlik meyve, içerdiği vitamin ve mineraller sayesinde kolajen üretimini destekleyerek yaşlanma belirtilerini azaltabiliyor.Kolajen, cildin sıkılığını ve elastikiyetini koruyan temel proteinlerden biri olarak biliniyor. Ancak 25 yaş sonrasında vücuttaki kolajen üretimi doğal olarak azalmaya başlıyor. Uzmanlara göre hurma, bu noktada devreye girerek hem mevcut kolajeni koruyor hem de vücudun yeni kolajen üretmesini teşvik ediyor.Orta boy bir cennet hurması, günlük C vitamini ihtiyacının yarısından fazlasını karşılayabiliyor. Bu güçlü antioksidan, serbest radikallerle savaşarak kolajeni koruyor ve yaşlanma sürecini yavaşlatıyor. Ayrıca, kolajen sentezi için gerekli ortamı da hazırlıyor.Cennet hurması; beta-karoten, lutein ve zeaksantin gibi antioksidanlar içeriyor. Bu maddeler, güneşin zararlı UV ışınlarına karşı cildi içeriden koruyarak çevresel stresin olumsuz etkilerini azaltıyor. Ayrıca beta-karoten, cilde doğal bir parlaklık kazandırıyor.Meyvenin tanen içeriği de dikkate değer. Tanenler, gözenekleri sıkılaştırma ve yağ dengesini düzenleme özellikleriyle biliniyor. Bu bileşenler ciltteki ton eşitsizliklerini azaltmaya ve daha pürüzsüz bir görünüm sağlamaya yardımcı olabiliyor.MANGANEZ DESTEĞİKolajen üretiminde önemli rol oynayan bir diğer bileşen ise manganez. Hurma, bu mineral açısından zengin bir kaynak olarak öne çıkıyor. Manganez, kolajen sentezinde görev alan enzimlerin işlevini destekliyor.Yüksek su içeriği sayesinde hurma, cildin içten nemlenmesini sağlıyor. Aynı zamanda lif ve doğal prebiyotikler içeren yapısıyla bağırsak sağlığını da destekliyor. Bu durum, bağışıklık sistemini güçlendirmenin yanı sıra daha sağlıklı ve berrak bir cilt görünümüne de katkıda bulunuyor.Hurmalar, dilimlenerek taze meyve gibi tüketilebileceği gibi, smoothie, salata veya yulafla da kombine edilebiliyor. Özellikle C vitamini açısından zengin gıdalarla birlikte tüketildiğinde etkisi artabiliyor.Uzmanlar, her doğal ürün gibi hurmanın da ölçülü tüketilmesi gerektiğini vurguluyor. Bu makale sadece genel bilgi verme amacıyla yazılmıştır ve doktor tavsiyesi olarak ele alınmaması gerekir. Makalenin içeriğinden yola çıkarak okurun kendi başına koyduğu teşhislerden ntv.com.tr sorumlu değildir. Sağlığınızla ilgili herhangi bir endişeniz varsa doktorunuza danışın. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/WZeZzhNJwkmUBOM_gzf5qQ.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 10 Jul 2025 10:32:56 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Cennet, hurmasını, doğru, tüketiyor, musunuz, Meğer, böyle, bir, faydası, varmış</media:keywords>
</item>

<item>
<title>Gastroenteroloğa göre avokado yemenin 3 faydası</title>
<link>https://karadenizden.com.tr/25076</link>
<guid>https://karadenizden.com.tr/25076</guid>
<description><![CDATA[ Avokado yüksek besin değeriyle en sağlıklı meyveler arasında yer alıyor. Lif deposu bu meyve bağırsak sağlığından kanser riskine kadar çok sayıda faydasıyla dikkat çekiyor.Gastroenterolog Dr. Joseph Salhab, avokadonun sağlık üzerindeki olumlu etkilerini değerlendirerek, bu meyvenin zengin besin profiliyle uzun vadeli sağlık ve zindeliği desteklediğini belirtti.Sağlıklı yağlar, proteinler ve özellikle yüksek lif oranı sayesinde avokadonun pek çok kronik hastalığa karşı koruyucu etkisi bulunduğuna dikkat çekti.Avokadonun en dikkat çekici özelliklerinden biri, içerdiği yüksek oranda diyet lifi. Dr. Salhab, “Bir orta boy avokado yaklaşık 10 gram, daha büyükleri ise 14 grama kadar lif içerebilir.Günlük önerilen 25–30 gram lif ihtiyacının önemli bir kısmı sadece bu meyveyle karşılanabilir,” dedi. Araştırmalar, yüksek lif tüketiminin daha uzun yaşam süresi ve daha düşük kronik hastalık riskiyle bağlantılı olduğunu gösteriyor.Dr. Salhab’a göre, avokado tüketimi bağırsak mikrobiyomunun çeşitliliğini artırıyor. Bu da sindirim sisteminin sağlıklı çalışmasına katkıda bulunuyor. “Daha fazla avokado tüketen kişilerde, bağırsakta yararlı bakteri çeşitliliği daha yüksek gözlemleniyor,” diyen Salhab, sağlıklı bir mikrobiyomun bağışıklık sistemi dahil olmak üzere genel vücut sağlığı için kritik öneme sahip olduğunun altını çizdi.Avokadonun koruyucu etkileri arasında kanser riskinin azaltılması da yer alıyor. 2023 yılında yayımlanan bir çalışmada, özellikle erkeklerde düzenli avokado tüketiminin kolon kanseri riskini azaltabileceği tespit edildi. Dr. Salhab, bu etkinin avokadonun içerdiği lif, sağlıklı yağlar ve antioksidanların birleşimiyle açıklanabileceğini belirtti. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/YIkYDcT3kUaUwznyXT1zfg.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 10 Jul 2025 10:32:55 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Gastroenteroloğa, göre, avokado, yemenin, faydası</media:keywords>
</item>

<item>
<title>Yaz sıcağında en riskli ürünler: Zehirlenmeye davetiye çıkarıyorlar</title>
<link>https://karadenizden.com.tr/25077</link>
<guid>https://karadenizden.com.tr/25077</guid>
<description><![CDATA[ Yaz aylarında dikkat edilmediği takdirde pek çok ürün gıda zehirlenmesine davetiye çıkartabiliyor. İşte madde madde hassas olan ürünler ve önerilen tüketim koşulları.Tavuk, yumurta, sosis, sucuk, salam gibi şarküteri ve süt ürünleri, dondurma, yaş pasta, marul gibi yeşillikler ve kumpir başta olmak üzere mayonezin girdiği her ürün. Her birinin ayrı bir lezzeti var ancak dikkat edilmezse bakteri yuvasına dönüşebiliyorlar.  Özellikle yaz ayarında çok dikkat edilmeli. Ürünler dışarıda sıcakta tutulmamalı, mümkün olduğunca hızlı tüketilmeli. Hijyene özen gösterilmeli.  Gastroenteroloji Uzmanı Prof. Dr. Ebubekir Senataş, &quot;Yaz aylarında bol miktarda tüketilen yeşil yapraklı sebzeler gıda zehirlenmesine yol açan maddelerin başında gelir. Günlük ortam sıcaklığı 30-35&#039;in üzerine geçiyorsa bu gıdaları 1 saatten fazla tutmamız lazım. Eti hazırlarken önceden ellerin 2 dakika su ve sabunla elle yıkanması gerekiyor. Et ve salata içni ayrı mutfak eşyaları mümkünse ayrı bıçak ve servis malzemeleri kullanılması gerekiyor.&quot; uyarılarında bulundu.   Pişirme koşulları da ayrı bir önem taşıyor.  Senataş, &quot;Çiğ et tüketeceksek tüketmeden önce 72 derecede mutlaka ısıtmak lazım. Pikniğe gidecek veya dışarıda tüketilecek yumurtanın 70 derecede tavuk etinin de 72 dereceye kadar ısıtılması lazım. Özellikle mayonezli salatalar veya katıldığı gıdalar servis edilene kadar buzdolabında tutulmalı&quot; dedi. DONDURMA UYARISI  Ve dondurma başta olmak üzere standlarda görmeye alışık olduğumuz lezzetler.  Senataş, &quot;Alanda satılırken servis yapan kişinin mutlaka eldiven olması lazım. Servis ettiği elinin dondurmaya külah veya kaba temas etmemesi lazım. Bu çok önemli taze ürün satışı ama bazen gece saatlerinde dolapların ısısı iyi ayarlanamazsa veya optimal olmazsa dondurmanın içidne olmasa bile çevresinde bakteri üreme riski yüksek.&quot; dedi.   Mide bulantısı, ishal, halsizlik gibi şikayetler artarak devam ediyorsa mutlaka bir sağlık kuruluşuna başvurulmalı.   ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/qjYV30eep0ycBcehWki-7A.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 10 Jul 2025 10:32:55 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Yaz, sıcağında, riskli, ürünler:, Zehirlenmeye, davetiye, çıkarıyorlar</media:keywords>
</item>

<item>
<title>Covid vakaları fırladı: &amp;quot;Süper bulaşıcı Frankenstein varyantı&amp;quot;</title>
<link>https://karadenizden.com.tr/25078</link>
<guid>https://karadenizden.com.tr/25078</guid>
<description><![CDATA[ Yeni Covid varyantının, bağışıklık sisteminden kaçabilen mutasyonlar nedeniyle rakiplerinden daha bulaşıcı olduğu düşünülüyor.İngiltere&#039;de &quot;Stratus&quot; adı verilen yeni bir Covid varyantı baskın hale geldi; uzmanlar, bunun yeni bir enfeksiyon dalgasını tetikleyebileceği konusunda uyarıyor.  Stratus&#039;un önceki Covid varyantlarına kıyasla bağışıklık sisteminden daha kolay kaçabilmesini sağlayan mutasyonlar nedeniyle daha bulaşıcı olduğu düşünülüyor.AVRUPA&#039;DA BASKIN VARYANT  İngiltere Sağlık Güvenliği Ajansı (UKHSA) tarafından yayımlanan verilere göre, Stratus artık İngiltere’deki baskın Covid varyantı haline geldi.  Mayıs ayında tüm Covid vakalarının yaklaşık yüzde 10’unu oluştururken, bu oran Haziran ortasında yüzde 40’a yükseldi.FRANKENSTEIN DA DENİYOR  Stratus, halihazırda oldukça bulaşıcı olan Omicron varyantının bir alt türü ve aynı zamanda “Frankenstein” ya da “rekombinant” olarak adlandırılan bir varyanttır.  Bu terim, bir kişinin aynı anda iki farklı Covid varyantıyla enfekte olması ve bu virüslerin birleşerek yeni bir hibrit varyant oluşturması anlamına geliyor.&quot;İZLEMEYE ALINAN VARYANT&quot;  Stratus vakalarının yükselişi, Dünya Sağlık Örgütü’nün (DSÖ) varyanta “izlemeye alınan varyant” statüsü vermesinden sadece bir hafta sonra geldi.  Bu statü, sağlık otoritelerine varyantın farklı ülkelerdeki yayılımını takip etme çağrısı yapıldığını ve bunun halk sağlığı açısından potansiyel etkiler taşıdığını gösteriyor.KÜRESEL COVID VAKALARI İÇİNDE YÜKSELİŞTE  DSÖ, Stratus’un genel riskini “düşük” olarak değerlendirirken, mevcut verilerin bu varyantın diğerlerine kıyasla önemli ölçüde büyüme avantajına sahip olduğunu ortaya koydu. Stratus, şu anda küresel Covid vakalarının yüzde 22’sini oluşturuyor.  Bu arada, yeni enfeksiyon dalgası yaratabileceği düşünülen Nimbus adlı bir diğer yeni Covid varyantı da son haftalarda hızla yükselişe geçti.  Nimbus’un vaka oranı Nisan ayında sadece yüzde 2 iken, Haziran’da bu oran yüzde 17’ye yükseldi.  ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/pVpgbSKnN06VwK88DBVW8w.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 10 Jul 2025 10:32:55 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Covid, vakaları, fırladı:, Süper, bulaşıcı, Frankenstein, varyantı</media:keywords>
</item>

<item>
<title>Metan gazı nedir, nasıl zehirler? Metan gazı zehirlenmesi belirtileri</title>
<link>https://karadenizden.com.tr/25073</link>
<guid>https://karadenizden.com.tr/25073</guid>
<description><![CDATA[ Gündemdeki haberler nedeniyle metan gazı merak konusu oldu.   Solunduğunda doğrudan zehirleyici olmasa da, oksijenin yerini alarak solunum yetmezliği ve bilinç kaybına yol açabilir. Uzun süreli maruziyet durumunda ise ölümcül sonuçlar doğurabilir. Peki, metan gazı nedir, nasıl oluşur? Metan gazı zehirlenmesi belirtileri neler?Metan gazı (CH₄), bir karbon ve dört hidrojen atomundan oluşan renksiz, kokusuz ve yanıcı bir gazdır. Atmosferde az miktarda bulunmasına rağmen, sera etkisi potansiyeli oldukça yüksek olan bir gazdır. Karbon dioksitten yaklaşık 25 kat daha güçlü bir sera gazıdır.Metan gazı hem doğal süreçlerle hem de insan faaliyetleri sonucu oluşur:Doğal Kaynaklar:Bataklıklar, sulak alanlar ve göller gibi oksijensiz (anaerobik) ortamlarda organik maddelerin ayrışmasıyla doğal olarak üretilir.Jeolojik kaynaklar: Yer kabuğu altındaki fosil yakıt yataklarında (doğal gaz rezervleri) oluşur. Türkiye Petrolleri Anonim Ortaklığı&#039;na (TPAO) göre, doğal gazın ana bileşeni %70–90 oranında metandır.Hayvan sindirim sistemleri: Özellikle geviş getiren hayvanlar (inek, koyun gibi) sindirim sırasında metan üretir.İnsan Kaynaklı Etkenler:Tarım: Pirinç tarlaları, hayvancılık faaliyetleri ve gübre yönetimi metan salınımının önemli sebeplerindendir.Katı atık depolama alanları: Çöp sahalarında organik atıkların oksijensiz ortamda parçalanması sonucu metan oluşur.Enerji üretimi ve kömür madenciliği: Fosil yakıtların çıkarılması ve kullanımı sırasında metan salınımı gerçekleşir.Metan gazı (CH₄), renksiz, kokusuz ve yanıcı bir gazdır. Doğal gazın büyük kısmını oluşturan metan, normal şartlarda toksik (zehirleyici) değildir. Ancak kapalı ve havalandırması yetersiz ortamlarda yüksek oranda birikmesi durumunda ciddi sağlık risklerine yol açabilir.Metan gazı zehirlenmesi, esasen doğrudan zehirlenmeden çok, metanın ortamda oksijeni azaltmasıyla ortaya çıkan boğulma ve oksijen yetersizliği durumudur. Bu nedenle metan gazı zehirlenmesi, teknik olarak &quot;hipoksiye bağlı zehirlenme&quot; olarak tanımlanır.Metan gazı birikimi sonucu oksijen seviyesinin düşmesiyle şu belirtiler görülebilir:Baş dönmesiBaş ağrısıSersemlik hissiYorgunlukBulantıNefes darlığıBilinç kaybıUzun süre maruz kalındığında ölüm (oksijen yetmezliği nedeniyle)Bu belirtiler genellikle aniden ve hızlı şekilde ortaya çıkar, çünkü kişi metan gazını fark edemez (kokusuzdur). ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/quqn5nNf5kiWoBdUl8octQ.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 10 Jul 2025 10:32:54 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Metan, gazı, nedir, nasıl, zehirler, Metan, gazı, zehirlenmesi, belirtileri</media:keywords>
</item>

<item>
<title>Uzmanı uyardı: Bakteri yuvasına dönüşüyor</title>
<link>https://karadenizden.com.tr/25074</link>
<guid>https://karadenizden.com.tr/25074</guid>
<description><![CDATA[ Yaz aylarının gelmesiyle birlikte dışarıda geçirilen vakit arttı, sokak lezzetleri ve piknik sofraları da popüler hale geldi. Ancak uzmanlar, gıda güvenliği konusunda önemli uyarılarda bulunuyor. Dikkat edilmediğinde bazı yiyeceklerin gıda zehirlenmesine neden olabileceği belirtiliyor.Uzmanlara göre, özellikle yaz sıcaklarında tavuk, yumurta, sosis, sucuk, salam gibi şarküteri ürünleri ile süt ürünleri; dondurma, yaş pasta, marul gibi yeşillikler ve mayonez içeren kumpir gibi yiyecekler büyük risk taşıyor. Her biri kendine özgü lezzetiyle tercih edilirken, uygun koşullarda muhafaza edilmediğinde bakteri üremesine elverişli ortam oluşturabiliyor.Uzmanlar, yaz aylarında bu tür ürünlerin dışarıda, sıcakta uzun süre bekletilmemesi gerektiğini; mümkün olduğunca hızlı tüketilmesi ve hijyen kurallarına azami özen gösterilmesi gerektiğini vurguluyor.Yaz mevsiminde sağlıklı ve güvenli bir beslenme için bu önerilere dikkat etmek, gıda kaynaklı hastalıkların önüne geçmek açısından büyük önem taşıyor.Prof. Dr. Ebubekir Şenateş; &quot;Yaz aylarında bol miktarda tüketilen yeşil yapraklı sebzeler gıda zehirlenmesine yol açan maddelerin başında gelir&quot; dedi. &quot;Günlük ortam sıcaklığı 30-35&#039;in üzerine geçiyorsa bu gıdaları 1 saatten fazla tutmamız lazım. Eti hazırlarken önceden ellerin 2 dakika su ve sabunla elle yıkanması gerekiyor. Et ve salata içni ayrı mutfak eşyaları mümkünse ayrı bıçak ve servis malzemeleri kullanılması gerekiyor.&quot;&quot;Çiğ et tüketeceksek tüketmeden önce 72 derecede mutlaka ısıtmak lazım. Pikniğe gidecek veya dışarıda tüketilecek yumurtanın 70 derecede tavuk etinin de 72 dereceye kadar ısıtılması lazım özellikle mayonezli salatalar veya katıldığı gıdalar servis edilene kadar buzdolabında tutulmalı&quot;Prof. Dr. Ebubekir Şenateş; özellikle dondurma tüketiminde son derece dikkatli olunması gerektiğinin de altını çizdi&quot;Özellikle dondurma satışında, servis yapan kişinin mutlaka eldiven kullanması gerekiyor. Eldiven takılan elin, dondurmanın külahına veya kaba temas etmemesi şart. Uzmanlar, taze ürün satışı için bu hijyen kurallarının kesinlikle uygulanması gerektiğini vurguluyor. Ayrıca, gece saatlerinde dolapların ısısının iyi ayarlanamaması ya da optimal seviyede olmaması durumunda, dondurmanın içinde olmasa bile çevresinde bakteri üreme riski yüksek olabiliyor.&quot;Gıda kaynaklı zehirlenmelerde mide bulantısı, ishal ve halsizlik gibi şikayetler artarak devam ederse, mutlaka bir sağlık kuruluşuna başvurulması gerekiyor.Uzmanların uyarılarına kulak vermek, yaz aylarında sağlıklı beslenmenin ve gıda zehirlenmelerinden korunmanın en etkili yolu olarak öne çıkıyor. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Q7JkaJ9XUkOIgR6BS0TYQA.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 10 Jul 2025 10:32:54 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Uzmanı, uyardı:, Bakteri, yuvasına, dönüşüyor</media:keywords>
</item>

<item>
<title>Sabah rutininiz karaciğerinize zarar veriyor olabilir: İşte değiştirmeniz gerekenler</title>
<link>https://karadenizden.com.tr/25075</link>
<guid>https://karadenizden.com.tr/25075</guid>
<description><![CDATA[ Sabah rutinleri günün enerji seviyesini belirler. Ancak pek çoğumuz için sabah rutini; çay içmek, kahvaltıyı atlamak veya stresle uyanmak gibi sıradan alışkanlıklardan ibaret. Peki, bu görünüşte zararsız davranışlar, vücudumuzun en önemli ve en az önemsenen organlarından biri olan karaciğere sessizce zarar veriyor olabilir mi?Karaciğer; toksinleri filtreleyen, yağ ve şeker metabolizmasını yöneten, alkol ile ilaçları parçalayan ve vücudun sağlıklı işleyişini sağlayan hayati bir organ. Kalp veya beyin gibi doğrudan sinyal vermediğinden, zarar görmesi genellikle fark edilmeden ilerliyor. Uzmanlar, sabah rutininin karaciğere zarar veren pek çok alışkanlık barındırdığına dikkat çekiyor.Son dönemde popülerleşen aralıklı oruç ve kahvaltıyı atlama trendi, karaciğer sağlığı açısından risk taşıyor. Uzmanlar, karaciğerin gece boyunca süren açlığın ardından enerji sağlamak için çalıştığını belirtiyor. Uzun süre aç kalmak, stres hormonlarının yükselmesine neden olarak karaciğerde ekstra yük oluşturuyor. Ayrıca, kahvaltının atlanması, karaciğerin kan şekerini dengelemek için depolanmış glikojeni aşırı kullanmasına yol açıyor.Uzman önerisi: Sabah aç değilseniz, haşlanmış yumurta, badem ya da chia tohumu gibi karaciğer dostu hafif besinlerle güne başlamak faydalı.Şeker oranı yüksek tahıl gevrekleri, reçelli tostlar ve granola barlar karaciğer sağlığını tehdit ediyor. Özellikle fruktozun karaciğerde yağ birikimine neden olarak alkolsüz yağlı karaciğer hastalığı riskini artırdığı belirtiliyor. Doğal tatlandırıcılar da bu durumu değiştirmiyor.Alternatif öneriler arasında; tarçınlı yulaf, sebzeli yumurta ve chia tohumlu yoğurt gibi düşük şekerli, lif açısından zengin kahvaltılar yer alıyor.Sabah saatlerinde multivitamin, ağrı kesici veya bitkisel takviyeleri aç karnına almak karaciğerin detoks kapasitesini zorlayabiliyor. Özellikle yağda çözünen vitaminlerin aşırı ve kontrolsüz kullanımı karaciğerde hasara yol açabiliyor.Uzmanlar, takviyelerin yiyeceklerle birlikte ve doktor kontrolünde alınmasını tavsiye ediyor.Sabahları uzun süre hareketsiz kalmak, karaciğer ve dolaşım sistemine zarar veriyor. Hafif esneme veya kısa yürüyüşler lenf akışını artırarak karaciğer detoksuna destek oluyor.Güne hareketle başlamak, metabolik süreçlerin hızlanması ve sindirim sistemi sağlığı için kritik önemde.Yoğun baharatlı ve yoğun karışımlı detoks içecekleri, karaciğere fazla yük getirebiliyor. Uzmanlar, ılık limon suyu veya seyreltilmiş aloe vera suyunun yeterli olduğunu belirtiyor.Gece geç saatlere kadar uyanık kalmak, ağır yemekler tüketmek veya ekran karşısında uzun zaman geçirmek karaciğerin iyileşme sürecini engelliyor. Kötü uyku kan şekeri ve stres hormonlarını artırarak karaciğer sağlığını tehdit ediyor.Sağlıklı bir karaciğer için uyku saatlerine dikkat etmek ve düzenli dinlenmek şart.Sonuç olarak, kahveden önce su içmek, sabahları hafif ve dengeli beslenmek, hareket etmek ve uyku düzenine özen göstermek gibi küçük değişiklikler zamanla karaciğer sağlığınız üzerinde büyük fark yaratabilir. Karaciğeriniz her zaman sessizce çalışır; artık ona teşekkür etmenin zamanı geldi.Bu makale sadece genel bilgi verme amacıyla yazılmıştır ve doktor tavsiyesi olarak ele alınmaması gerekir. Makalenin içeriğinden yola çıkarak okurun kendi başına koyduğu teşhislerden ntv.com.tr sorumlu değildir. Sağlığınızla ilgili herhangi bir endişeniz varsa doktorunuza danışın. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/rHrXmCcpXUqr3-qU-PgHHg.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 10 Jul 2025 10:32:54 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Sabah, rutininiz, karaciğerinize, zarar, veriyor, olabilir:, İşte, değiştirmeniz, gerekenler</media:keywords>
</item>

<item>
<title>Yüksek tansiyondan diyabete: 7 besin her derde deva</title>
<link>https://karadenizden.com.tr/25070</link>
<guid>https://karadenizden.com.tr/25070</guid>
<description><![CDATA[ Sağlıklı bir vücuda sahip olmak ve hastalıklara karşı dirençli olmanın yolu sağlıklı beslenmekten geçiyor. Doğru ve dengeli beslenmek yaygın bazı sağlık sorunlarıyla mücadele etmenize yardımcı olabiliyor.Gastroenterolog Dr. Saurabh Sethi, doğru beslenmenin sağlık üzerindeki etkisini vurgulayarak, yaygın sağlık sorunları için doğal ve etkili gıda önerilerinde bulundu. Harvard ve Stanford’da eğitim gören Dr. Sethi, Instagram’da paylaştığı videoda, “Yedikleriniz sadece enerjinizi değil, kan basıncınızı, kan şekerinizi, ruh halinizi ve ağrılarınızı da doğrudan etkiler” dedi.Dr. Sethi, 6 yaygın sağlık sorunu için bilimsel araştırmalarla desteklenen ve düzenli tüketildiğinde iyileştirici etkisi kanıtlanmış gıdaları anlattı.Dünya genelinde milyonlarca insanın mücadele ettiği yüksek tansiyon, kalp hastalıkları, felç ve böbrek yetmezliği gibi ciddi sağlık sorunlarının temel nedenlerinden biri. Dr. Sethi, nitrat açısından zengin olan pancarın, kan damarlarını genişleterek kan basıncını düşürmede etkili olduğunu belirtti. 2017 tarihli bir meta-analiz, pancar suyunun sistolik kan basıncını 4-5 mmHg kadar azaltabileceğini ortaya koyuyor.Diyabet yönetiminde yulafın önemine dikkat çeken Dr. Sethi, yulafın özellikle beta-glukan adlı çözünür lif içeriğiyle kan şekeri seviyelerinin dengelenmesine yardımcı olduğunu söyledi. 2022 tarihli bir çalışma, düzenli yulaf tüketiminin tip 2 diyabet hastalarında insülin duyarlılığını artırdığını gösterdi.Gastroenterolog, ruh sağlığı üzerinde olumlu etkisi olan besinlere de işaret etti. Kaygı için papatya çayını öneren Dr. Sethi, bu bitkinin sakinleştirici apigenin bileşiği sayesinde gevşemeyi desteklediğini belirtti. 2024 tarihli araştırmalar, papatya çayının kaygı semptomlarını azaltabileceğini doğruladı. Depresyonla mücadelede ise yaban mersininin antioksidan flavonoidlerle zengin olduğunu vurguladı. Aynı yıl yapılan bir çalışma, yaban mersini suyunun 20 gün içinde depresyon ve kaygı semptomlarını önemli ölçüde düşürdüğünü ortaya koydu.Demir eksikliği anemisinde kırmızı etin en iyi çözüm olduğunu ifade eden Dr. Sethi, 3 onsluk bir kırmızı et porsiyonunun günlük demir ihtiyacının büyük bölümünü karşıladığını söyledi. Bitki bazlı beslenenler için ise mercimek önerisi yaptı. Mercimeğin hem olmayan demir içerdiğini ve C vitamini açısından zengin yiyeceklerle birlikte tüketildiğinde emiliminin arttığını belirtti.Sırt ağrısıyla baş edenler için zerdeçalı tavsiye eden Dr. Sethi, aktif bileşiği kurkuminin güçlü anti-inflamatuar etkisiyle kronik ağrı ve iltihabı azaltmada önemli rol oynadığını söyledi.
Dr. Sethi’nin önerileri, sağlıklı yaşam için basit ama etkili beslenme alışkanlıklarının önemini bir kez daha gözler önüne seriyor. Gıdanın tıbbi gücü, hastalıkların yönetiminde tamamlayıcı ve önleyici bir rol üstleniyor. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/EhEl-z0xTEq08g_AO8ogGg.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 10 Jul 2025 10:32:53 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Yüksek, tansiyondan, diyabete:, besin, her, derde, deva</media:keywords>
</item>

<item>
<title>Vücudunuz size ne anlatıyor? Böbreklerinizin iyi olduğunu gösteren 5 işaret</title>
<link>https://karadenizden.com.tr/25071</link>
<guid>https://karadenizden.com.tr/25071</guid>
<description><![CDATA[ Böbrekler, insan vücudunun sessiz kahramanları olarak biliniyor. Yumruk büyüklüğünde iki küçük organ, göğüs kafesinin hemen altında 7 gün 24 saat çalışarak kanı süzüyor, sıvı dengesini koruyor ve vücudun kimyasal düzenini sağlıyor. Ancak kalp ya da mide gibi belirgin sinyaller vermeyen böbrekler, işlevlerinde bir sorun ortaya çıkmadıkça pek fazla dikkat çekmiyor.Uzmanlar, sağlıklı böbreklerin varlığını anlamak için bazı küçük ama önemli belirtilere dikkat edilmesi gerektiğini belirtiyor. İşte vücudunuzun böbrek sağlığı hakkında verdiği sessiz işaretler:Sabahları ağızda kötü tat, kuruluk ya da ağır bir koku olmadan uyanmak sağlıklı böbreklerin habercisi olabilir. Böbrekler, kandaki atıkları – özellikle de üreyi – filtreleyerek vücuttan uzaklaştırır. Eğer bu süreç düzgün ilerliyorsa, nefes sabah saatlerinde bile temiz ve nötr kalır. Aksi durumda balık ya da amonyak benzeri kokular ortaya çıkabilir.Kronik yorgunluk genellikle uyku düzeniyle ilişkilendirilse de altta yatan sebep böbreklerle ilgili olabilir. Sağlıklı böbrekler, kemik iliğini kırmızı kan hücresi üretimi için uyaran eritropoietin adlı hormonu salgılar. Bu hücreler vücuda oksijen taşır ve enerji seviyesini dengede tutar. Gün boyunca yaşanan yüksek enerji, böbrek-hormon dengesinin sağlıklı çalıştığını gösterebilir.Böbrekler, vücuttaki sıvı dengesini ve elektrolitleri düzenleyerek cildin nem seviyesini korur. Cildin pul pul olmadan, gerginlik hissi yaratmadan doğal bir esneklik göstermesi, yeterli sıvı yönetiminin ve sağlıklı böbrek fonksiyonlarının belirtisi olabilir.Yüzde ya da göz çevresinde görülen sabah şişlikleri sadece uykusuzluk ya da tuzlu yemeklerin değil, böbreklerin sıvı dengesini yeterince sağlayamamasının da sonucu olabilir. Her sabah aynada şişkinlik olmadan karşılaşılan bir yüz, böbreklerin gece boyunca görevini başarıyla yerine getirdiğine işaret eder.Kas krampları genellikle magnezyum ve potasyum dengesizliklerinden kaynaklanır. Bu minerallerin düzenlenmesi de böbreklerin temel görevleri arasında yer alır. Sık yaşanmayan kas krampları, minerallerin vücutta dengede olduğunu ve böbreklerin işlevlerini yerine getirdiğini gösterebilir.Vücudunuz size birçok konuda ipuçları verir. Böbreklerinizin sağlığı da bunlardan biri. Sabah nefesinizin tazeliğinden gün içindeki enerjinize, cilt neminizden sabah şişliklerine kadar birçok detay aslında iç organlarınızın sizinle sessizce konuşma biçimi olabilir. Uzmanlar, bu belirtilerin düzenli olarak gözlemlenmesini ve herhangi bir değişiklikte hekime danışılmasını öneriyor. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/JutafaAx0UiMAf_9PAaxTA.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 10 Jul 2025 10:32:53 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Vücudunuz, size, anlatıyor, Böbreklerinizin, iyi, olduğunu, gösteren, işaret</media:keywords>
</item>

<item>
<title>10&amp;10&amp;10 kuralı: Göz sağlığını tehdit ediyor</title>
<link>https://karadenizden.com.tr/25072</link>
<guid>https://karadenizden.com.tr/25072</guid>
<description><![CDATA[ Artan ekran süresi, göz sağlığı üzerinde ciddi etkiler yaratıyor. Uzmanlar, mobil cihazlar, bilgisayarlar ve televizyonlar karşısında geçirilen uzun saatlerin &quot;dijital göz yorgunluğu&quot;na yol açtığına dikkat çekiyor. Bu durum; kuru gözler, bulanık görme ve baş ağrısı gibi şikâyetlerle kendini gösteriyor.Göz sağlığını korumak adına basit ancak etkili bir yöntem öneren uzmanlar, &quot;10-10-10 kuralı&quot;nın uygulanmasını tavsiye ediyor.Bu kurala göre, ekran başında geçirilen her 10 dakikada bir, en az 10 fit (yaklaşık 3 metre) uzaklıktaki bir nesneye 10 saniye süreyle bakmak gerekiyor. Bu kısa molalar, göz kaslarının gevşemesine, göz yüzeyinin yeniden nemlenmesine ve odaklanma kabiliyetinin korunmasına yardımcı oluyor.Günümüzde birçok kişi gerek iş, gerekse sosyal yaşam nedeniyle uzun saatler boyunca ekranlara bakmak zorunda kalıyor. Bu alışkanlık, &quot;bilgisayar görüş sendromu&quot; olarak da bilinen dijital göz yorgunluğunu beraberinde getiriyor. Uzmanlar, özellikle göz kırpma refleksinin ekran karşısında ciddi ölçüde azaldığını belirtiyor. Normal şartlarda dakikada 15-20 kez göz kırpan bireyler, ekran kullanımında bu refleksi yarı yarıya kaybedebiliyor. Bu durum da gözlerde kuruluk, batma hissi ve kızarıklık gibi sorunları artırıyor.10-10-10 kuralı dijital göz yorgunluğuyla mücadelede önemli bir adım olsa da, tek başına yeterli değil. Uzmanlar, ekranla göz arasındaki mesafenin 20-24 inç (yaklaşık 50-60 cm) olması gerektiğini, ekranların uygun seviyede aydınlatılması ve düzenli göz muayenelerinin ihmal edilmemesi gerektiğini vurguluyor.Ayrıca, mavi ışık filtreli gözlükler ya da ekran koruyucular kullanmak, ekran kullanım süresince dik oturmak ve yeterli sıvı tüketimi gibi alışkanlıklar da göz sağlığını korumada etkili rol oynuyor.Uzmanlar, dijital çağın gerekliliklerinden kopmanın zor olduğunun altını çizerek, &quot;Tamamen ekranlardan uzak kalmak gerçekçi değil.Ancak göz sağlığını korumak bizim elimizde. Sadece 10 saniyelik kısa bir bakış bile, gözleriniz için büyük fark yaratabilir&quot; uyarısında bulunuyor. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/NYs4Tl2Jp0anDbM_mmc8Aw.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 10 Jul 2025 10:32:53 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>10-10-10, kuralı:, Göz, sağlığını, tehdit, ediyor</media:keywords>
</item>

<item>
<title>Mide kanserinin fark edilmeyen 7 erken belirtisi: Önemsenmesi gereken işaretler</title>
<link>https://karadenizden.com.tr/25067</link>
<guid>https://karadenizden.com.tr/25067</guid>
<description><![CDATA[ Mide kanseri, genellikle sinsi ilerleyen ve başlangıçta sindirim sistemiyle ilgili yaygın sorunlarla karıştırılabilen belirtilerle kendini gösteren bir hastalıktır. Bu nedenle çoğu zaman tanısı geç konur. Oysa erken teşhis, tedavi başarısını ciddi ölçüde artırabilir. İşte mide kanserinin genellikle fark edilmeyen ama kalıcı olduğunda ciddiye alınması gereken bazı erken belirtileri.Sık sık hazımsızlık ya da mide ekşimesi yaşıyor musunuz? Özellikle ilaçlara rağmen geçmeyen ve uzun süredir devam eden şikayetler varsa dikkatli olunmalı. Küçük porsiyonlarla bile şişkinlik hissediyorsanız, bu durum mide yüzeyinde gelişen bir tümörün belirtisi olabilir. Bu tür rahatsızlıklar kronikleştiğinde mutlaka bir uzmana başvurulmalıdır.Yemek sırasında birkaç lokmadan sonra hemen doygunluk hissi yaşıyorsanız, bu durum mide boşalmasını engelleyen bir oluşumun (örneğin tümör) belirtisi olabilir. Zamanla besin alımını sınırlayan bu durum, istemsiz kilo kaybı ve beslenme yetersizliklerine yol açabilir. Haftalarca süren düşük iştah ciddiye alınmalıdır.Herhangi bir diyet yapmadan ya da yaşam tarzınızı değiştirmeden kilo vermek, mide kanseri dahil birçok ciddi hastalığın belirtisi olabilir. Mide kanseri özelinde bu durum; iştah azalması, besin emilimindeki bozulma veya tümörün metabolizmayı hızlandırması sonucu oluşabilir.2019 tarihli bir çalışmada, özellikle üst gastrointestinal sistem (özofagus, mide, pankreas) kanserlerinde istemsiz kilo kaybının sağ kalım oranlarını düşürdüğü gösterilmiştir. Bu nedenle kilo yönetimi için erken müdahale hayati önem taşır.Ara sıra yaşanan mide bulantısı normal olabilir. Ancak bu şikayetler sıklaşırsa ve özellikle kusma sırasında kan (veya kahve telvesi görünümünde koyu sıvılar) fark edilirse bu, mide zarında tümöre bağlı tahriş veya tıkanıklık anlamına gelebilir. Bu tür belirtiler acil değerlendirme gerektirir.Gaz ya da ülserle karıştırılabilen, hafif ama geçmeyen bir karın ağrısı mide kanserinin erken belirtilerinden biri olabilir. Özellikle üst karın bölgesindeki bu ağrı zamanla şiddetleniyorsa ve sürekli hale geliyorsa, altta yatan ciddi bir neden olabilir.Belirgin bir neden olmadan iştah kaybı, mide kanserinin en yaygın ve ilk belirtilerinden biridir. Tümör, mide boşalmasını ve sindirimi etkileyerek kişinin beslenme isteğini azaltabilir. Diğer belirtilerle birlikte görülmesi durumunda bu semptom dikkate alınmalıdır.Siyah, katran renginde ve yapışkan kıvamda dışkı, mide veya üst gastrointestinal sistemde kanamaya işaret edebilir. Bu genellikle mide zarının tümör nedeniyle tahrişi veya aşınması sonucu oluşur. Böyle bir durumla karşılaşıldığında gecikmeden doktora başvurulmalıdır.Mide kanseri erken evrede fark edildiğinde tedavi edilebilir bir hastalıktır. Bu yüzden bedensel sinyallerinizi ciddiye almak, düzenli sağlık kontrollerine gitmek ve şikayetlerinizi göz ardı etmemek hayati önem taşır. Özellikle yukarıda belirtilen semptomlar kalıcı hale geldiyse, zaman kaybetmeden bir gastroenteroloji uzmanına danışmalısınız. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/L97aWtaOSUuDafbkD4dzmw.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 10 Jul 2025 10:32:52 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Mide, kanserinin, fark, edilmeyen, erken, belirtisi:, Önemsenmesi, gereken, işaretler</media:keywords>
</item>

<item>
<title>Doktor 4 uyarı işaretini paylaştı: Kalp krizinin sessiz belirtisi</title>
<link>https://karadenizden.com.tr/25068</link>
<guid>https://karadenizden.com.tr/25068</guid>
<description><![CDATA[ Kalp krizleri genellikle göğüste sıkışma, terleme, nefes darlığı ve sol kola yayılan ağrıyla ilişkilendirilir. Ancak uzmanlar, bu klasik belirtilerin her zaman görülmediği ve “sessiz kalp krizlerinin” ciddi bir tehlike oluşturduğu konusunda uyarıyor.Kardiyovasküler ve torasik cerrah Dr. Shriram Nene, çarpıcı bir gerçeği paylaştı: Kalp krizlerinin yaklaşık yüzde 20’si hiçbir belirti göstermeden meydana geliyor.Dr. Nene, &quot;Kalp krizi, genellikle kalbi besleyen üç ana atardamardan birinin ya da sol ana koroner arterin tıkanmasıyla başlar,&quot; diyerek, bu tıkanıklığın kalp kasına giden kan akışını engellediğini ve bu nedenle kalp dokusunda ölüme yol açtığını belirtti.Dr. Nene, “Sessiz kalp krizlerinde klasik semptomlar görülmez. Kişi göğüs ağrısı ya da nefes darlığı yaşamaz. Bunun yerine genel bir halsizlik, baş dönmesi ya da açıklanamayan bir huzursuzluk hissiyle karşı karşıya kalabilir,” dedi.Bu durumlarda hastalar aniden yere yığılabilir, bayılabilir ya da sadece &#039;kendini kötü hissettiğini&#039; söyleyebilir. Oysa altta yatan neden, kalbin ritmini ve pompalama gücünü kaybetmesidir. Bu da beyne giden kan akışının durmasına ve hayati risk taşıyan bir tabloya yol açar.Sessiz kalp krizlerinin tespiti genellikle zordur çünkü belirtiler geleneksel kalp krizi algısına uymaz. Dr. Nene’ye göre bu tür vakalarda yalnızca şu semptomlar görülebilir:Üst sırtta, boyun ya da çenede hafif rahatsızlıkNedensiz yorgunluk hissiBaş dönmesi veya sersemlik haliAniden ortaya çıkan kaygı ya da kötü bir şey olacakmış hissiBu tür belirtiler, çoğu zaman strese, uyku eksikliğine ya da sindirim problemlerine bağlanarak göz ardı edilebiliyor. Ancak Dr. Nene, bu sinyallerin bazı durumlarda kalbin yardım çağrısı olabileceğini vurguluyor.Toplumda yaygın olan “Kalp krizi sadece yaşlı ve sağlıksız bireylerde olur” algısına da karşı çıkan Dr. Nene, genç ve formda bireylerin de genetik yatkınlıklar, damar yapısındaki problemler ya da stres kaynaklı kalp sorunları yaşayabileceğini belirtti.“Temiz bir yaşam tarzı, kalp krizine karşı mutlak bir koruma sağlamaz,” diyen Dr. Nene, sessiz belirtilerin fark edilmesinin hayat kurtarıcı olabileceğini söylüyor. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/PQ1lrXthy0mlybYTAH5FBg.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 10 Jul 2025 10:32:52 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Doktor, uyarı, işaretini, paylaştı:, Kalp, krizinin, sessiz, belirtisi</media:keywords>
</item>

<item>
<title>Bebeklere özel geliştirilen ilk sıtma ilacı onaylandı</title>
<link>https://karadenizden.com.tr/25069</link>
<guid>https://karadenizden.com.tr/25069</guid>
<description><![CDATA[ Bebekler için geliştirilen ilk sıtma ilacı onay aldı, önümüzdeki haftalarda Afrika’da kullanıma sunulacak. İlacın, yüksek bebek ölümlerini azaltması ve &quot;tedavi boşluğunu&quot; kapatması bekleniyor.Bebekler ve çok küçük çocuklar için uygun ilk sıtma ilacı onay aldı. İlacın önümüzdeki haftalarda Afrika ülkelerinde kullanıma sunulması bekleniyor.   Bugüne kadar bebekler için özel olarak onaylanmış bir sıtma tedavisi bulunmuyordu. Bunun yerine, daha büyük çocuklara yönelik formüller kullanılıyordu ve bu da doz aşımı riski taşıyordu.   2023 yılında sıtma nedeniyle yaklaşık 597 bin ölüm meydana geldi; bu ölümlerin neredeyse tamamı Afrika&#039;da yaşandı ve dörtte üçünden fazlası beş yaş altı çocuklardı. İLAÇ EKSİKLİĞİ &quot;TEDAVİ BOŞLUĞU&quot; OLDU  4,5 kilogramın altındaki bebekler için özel ilaç eksikliği, &quot;tedavi boşluğu&quot; olarak tanımlanıyordu.   İsviçreli ilaç firması Novartis tarafından geliştirilen ve bazı ülkelerde Coartem Baby ya da Riamet Baby olarak bilinen yeni ilaç, bu boşluğu dolduracak şekilde İsviçre sağlık otoriteleri tarafından onaylandı. İlacın büyük ölçüde kar amacı gütmeden piyasaya sunulacağı belirtildi. AFRİKA ÜLKELERİNDE KULLANILACAK  Novartis CEO’su Vas Narasimhan, “En küçük ve en savunmasızların da hak ettikleri tedaviyi alabilmesi için bu ilaç çok önemli” diye konuştu.  İlaç, İngiltere, İsviçre ve Hollanda hükümetlerinin yanı sıra Dünya Bankası ve Rockefeller Vakfı’nın desteklediği İsviçre merkezli Medicines for Malaria Venture (MMV) ile iş birliğiyle geliştirildi.   Sekiz Afrika ülkesi ilacın klinik denemelerine katıldı ve ilk erişen ülkeler arasında olacak. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/9LiRdHZcHUSJdrTi0ygDOg.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 10 Jul 2025 10:32:52 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Bebeklere, özel, geliştirilen, ilk, sıtma, ilacı, onaylandı</media:keywords>
</item>

<item>
<title>Bilim açıklıyor: Günde kaç yumurta yemelisiniz?</title>
<link>https://karadenizden.com.tr/25064</link>
<guid>https://karadenizden.com.tr/25064</guid>
<description><![CDATA[ Yeni araştırmalar, düzenli yumurta tüketiminin sağlığa önemli katkılar sunduğunu ortaya koyarak, uzun süredir devam eden kolesterol tartışmalarını yeniden gündeme taşıdı.Yıllardır yüksek kolesterolle ilişkilendirilen yumurta, son bilimsel veriler ışığında aklanıyor. Food  Function dergisinde yayımlanan kapsamlı bir araştırmaya göre, günde ortalama 1,5 yumurta tüketen bireylerin kemik yoğunluğunda önemli bir artış görülüyor. Özellikle yaşlı yetişkinler üzerinde yapılan çalışmada, düzenli yumurta tüketiminin femur kemiğinde %72, omurgada ise %83 oranında kemik yoğunluğu artışına yol açtığı saptandı.Yumurta, yalnızca yüksek kaliteli protein kaynağı olmakla kalmıyor; içerdiği A, D, E, B12 vitaminleri, kolin, lutein ve zeaksantin gibi birçok mikro besin öğesiyle beyin, göz ve bağışıklık sistemi sağlığını da destekliyor. Özellikle yumurta sarısında bulunan kolin, hafıza ve bilişsel fonksiyonları geliştirerek Alzheimer riskini azaltabiliyor.Uzmanlar, yumurtanın nörolojik gelişim üzerindeki etkisinin yalnızca yaşlı bireylerle sınırlı olmadığını, hamile kadınlarda da fetal beyin gelişimini olumlu yönde etkileyebileceğini vurguluyor.Yumurta, aynı zamanda kilo kontrolü açısından da önemli bir besin. Yapılan çalışmalar, yumurta bazlı kahvaltıların iştahı bastırdığını, kan şekeri seviyesini dengelediğini ve günün ilerleyen saatlerinde alınan kaloriyi azalttığını ortaya koyuyor. Yüksek biyolojik değeri (100 üzerinden 100) ile yağsız kas kütlesini korumaya da yardımcı oluyor.Yumurta sarısında bulunan antioksidanlar lutein ve zeaksantin, retinada birikerek gözleri zararlı mavi ışıktan koruyor. Bu pigmentlerin günlük alımı, kandaki seviyelerini %100’den fazla artırarak yaşa bağlı makula dejenerasyonu ve katarakt riskini azaltabiliyor.Geçmişte yumurta, içerdiği kolesterol nedeniyle kalp sağlığı açısından riskli olarak görülse de güncel araştırmalar bu algının değiştiğini gösteriyor. Harvard Üniversitesi&#039;nde yapılan bir çalışmaya göre, diyetle alınan kolesterol, LDL (&quot;kötü&quot;) kolesterolü doymuş yağ kadar yükseltmiyor. Hatta birçok birey için haftada yedi yumurtaya kadar tüketim güvenli kabul ediliyor.ABD Gıda ve İlaç Dairesi (FDA) da artık yumurtayı, düşük doymuş yağ oranı ve yüksek besin yoğunluğu nedeniyle “sağlıklı besin” kategorisinde değerlendiriyor.Uzmanlar, yumurtanın günlük diyete dengeli biçimde dahil edilmesini öneriyor. İşte bazı öneriler:

Çırpılmış, haşlanmış veya poşe yumurta ile güne zinde başlayın.
Sert haşlanmış yumurtaları tahıllı salatalara ekleyerek besin değerini artırın.
Kızartmaktan kaçının; avokado veya hindistancevizi yağı gibi sağlıklı yağlar tercih edin.
Yumurtalı muffin gibi pratik tariflerle hafta boyunca dengeli öğünler oluşturun.
Otlakta yetiştirilen veya omega-3 ile zenginleştirilmiş yumurtaları tercih edin. Yumurtaları 4 °C&#039;nin altında saklayın ve 3-5 hafta içinde tüketin.Yumurta, sağlık açısından uzun yıllar boyunca haksız yere kötülenmiş bir süper besin olabilir. Bilim dünyasının sunduğu yeni bulgular, yumurtayı yeniden sofraların merkezine taşıyor. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/8cQZGf_6_kGtNhq6xBHFCA.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 10 Jul 2025 10:32:51 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Bilim, açıklıyor:, Günde, kaç, yumurta, yemelisiniz</media:keywords>
</item>

<item>
<title>Kalp çarpıntısı tehlikeli midir? İşte bilinmeyenler</title>
<link>https://karadenizden.com.tr/25065</link>
<guid>https://karadenizden.com.tr/25065</guid>
<description><![CDATA[ Kalp çarpıntısı, pek çok kişinin zaman zaman deneyimlediği ancak çoğu kez göz ardı edilen bir durum. Kalbin hızlı, düzensiz veya güçlü atması olarak tanımlanan bu his; göğüste, boğazda veya boyunda hissedilebilir ve genellikle birkaç saniye ile birkaç dakika arasında sürer. Ancak kimi zaman kalp çarpıntıları daha uzun sürebilir ve altta yatan ciddi sağlık sorunlarının belirtisi olabilir.Kalp çarpıntısı, kalbinizin yarışıyor, çırpınıyor veya atımları atlıyormuş gibi hissettirmesi durumudur. Fiziksel aktivite esnasında veya dinlenme halinde ortaya çıkabilir. Bazı kişilerde bu durum panik veya kaygıyla karışabilir, ancak çoğu zaman kalp çarpıntısı zararsızdır ve geçicidir.Uzmanlar, kalp çarpıntısının çoğunlukla aşağıdaki faktörlerden kaynaklandığını belirtiyor:Stres ve Duygusal Anlar: Kaygı, panik atak ve ani korku kalp atış hızını yükseltebilir.Fiziksel Aktivite: Egzersiz sırasında kalp hızı doğal olarak artar.Uyarıcı Maddeler: Kafein, nikotin, bazı soğuk algınlığı ilaçlarıHormonal Değişiklikler: Hamilelik, adet dönemi veya menopoz gibi durumlar kalp ritmini etkileyebilir.İlaçlar ve Diğer Faktörler: Bazı ilaçlar, ateş, susuzluk, uyku eksikliği ve elektrolit dengesizlikleri de tetikleyici olabilir.Her ne kadar çoğu kalp çarpıntısı zararsız olsa da, bazı durumlarda acil müdahale gerektirir. Özellikle sık sık tekrar eden, uzun süren veya başka şikayetlerle birlikte görülen çarpıntılar önemlidir. Bunlar:Aritmiler: Kalbin düzensiz, çok hızlı veya çok yavaş atmasıdır. Bayılma ve kalp durması riskini artırabilir.Kalp Hastalıkları: Kalp kapakçığı sorunları, kardiyomiyopati veya geçmişte yaşanmış kalp krizi gibi durumlar çarpıntıya yol açabilir.Tiroid Problemleri: Özellikle aşırı aktif tiroid bezi kalp ritmini bozabilir.Diğer Tıbbi Sorunlar: Şiddetli anemi, düşük kan şekeri ve elektrolit dengesizlikleri de etkili olabilir.UYARI İŞARETLERİKalp çarpıntısı ile birlikte şu belirtiler varsa derhal sağlık kuruluşuna başvurulmalıdır:

Göğüs ağrısı veya rahatsızlık
Şiddetli nefes darlığı
Bayılma veya bayılma hissi
Şiddetli baş dönmesi veya sersemlik

Ayrıca, çarpıntılar sıklaşır, uzun sürer veya kötüleşirse, özellikle ailede kalp hastalığı öyküsü varsa, mutlaka doktor kontrolü gereklidir.Uzmanlar, kalp sağlığını korumak ve çarpıntıları azaltmak için şu önerilerde bulunuyor:

Kafein ve nikotin gibi uyarıcı maddeleri sınırlamak veya tamamen bırakmak
Stres yönetimi için nefes egzersizleri, meditasyon veya yoga yapmak
Tetikleyici durum ve maddelerden uzak durmak
Yeterli su tüketmek ve düzenli uyumak
Orta düzeyde düzenli egzersiz yapmak, aşırı efordan kaçınmakKalp çarpıntıları çoğunlukla geçici ve zararsız olsa da, ihmal edilmemesi gereken bir sağlık belirtisidir. Şüphe halinde uzman görüşü almak, kalp sağlığınızı korumak için en doğru adım olacaktır.
Bu makale sadece genel bilgi verme amacıyla yazılmıştır ve doktor tavsiyesi olarak ele alınmaması gerekir. Makalenin içeriğinden yola çıkarak okurun kendi başına koyduğu teşhislerden ntv.com.tr sorumlu değildir. Sağlığınızla ilgili herhangi bir endişeniz varsa doktorunuza danışın. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/YkTrG4o10EK4dthi3qIkfQ.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 10 Jul 2025 10:32:51 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Kalp, çarpıntısı, tehlikeli, midir, İşte, bilinmeyenler</media:keywords>
</item>

<item>
<title>Pankreas kanserinin erken işareti: Genellikle önemsenmiyor</title>
<link>https://karadenizden.com.tr/25066</link>
<guid>https://karadenizden.com.tr/25066</guid>
<description><![CDATA[ Pankreas kanseri, genellikle geç evrede teşhis edilen ve bu nedenle prognozu zayıf seyreden sinsi bir hastalık olarak biliniyor. Midenin arkasında yer alan ve sindirim ile kan şekeri kontrolünde kritik rol oynayan pankreas bezinde oluşan kötü huylu hücreler, erken evrede çoğunlukla belirti vermiyor. Ancak uzmanlar, bazı erken belirtilerin göz ardı edilmemesi gerektiği konusunda uyarıyor.Pankreas kanserine karşı erken teşhisin hayati önem taşıdığını belirten uzmanlar, toplumda genellikle fark edilmeyen beş önemli belirtiyi sıraladı:Pankreas kanserinin ilk belirtilerinden biri olan sarılık, ciltte ve göz aklarında sararma ile kendini gösterebiliyor. Bu durum genellikle tümörün safra kanalını tıkaması sonucu karaciğerde üretilen bilirubin maddesinin birikmesiyle ortaya çıkıyor. Sarılıkla birlikte şu belirtiler de görülebiliyor:Koyu renkli idrarAçık renkli, yağlı dışkıCiltte yoğun kaşıntıSarılık, safra taşı veya karaciğer rahatsızlıklarıyla da ilişkilendirilebildiği için yanlış teşhis edilebiliyor. Bu nedenle, sararmanın fark edilmesi halinde vakit kaybetmeden sağlık kuruluşuna başvurulması öneriliyor.Hiçbir diyet ya da egzersiz değişikliği olmaksızın görülen ani kilo kaybı, pankreas kanserinin önemli uyarı işaretlerinden biri. Tümör, sindirimi etkileyerek iştah azalmasına veya besinlerin yeterince emilememesine yol açabiliyor. Bu da kilo kaybına ve genel sağlıkta hızlı bozulmaya neden olabiliyor.Üst karın bölgesi ya da sırtta hissedilen ağrılar, çoğu zaman hazımsızlık ya da kas ağrısı sanılarak göz ardı ediliyor. Ancak bu ağrılar pankreasa yakın organlara ya da sinirlere baskı yapan bir tümörün habercisi olabilir. Ağrı:Sürekli ya da aralıklı olabilir,Donuk veya bastırıcı şekilde hissedilebilir,Yatarken artabilirken öne eğilince hafifleyebilir.Bu tür ağrıların devam etmesi halinde mutlaka tıbbi değerlendirme yapılması gerektiği vurgulanıyor.Yoğun uykuya rağmen geçmeyen sürekli yorgunluk hissi, pankreas kanserinin erken evrelerinde ortaya çıkabilen belirtilerden. Metabolik dengesizlikler, vücudun kansere karşı verdiği yanıt ve hormonal değişiklikler bu tabloya yol açabiliyor. Günlük yaşam kalitesini düşüren bu tür yorgunluklar depresyon, anemi ya da tiroid problemleriyle karıştırılabiliyor.Sindirim sorunları da erken evredeki belirtiler arasında yer alıyor. Tümörün enzim üretimini azaltması ya da sindirim kanalında tıkanıklık oluşturması nedeniyle aşağıdaki semptomlar görülebiliyor:Yemekten sonra bulantı ve kusmaŞişkinlik, erken doyma hissiİshal, kabızlık ya da dışkı özelliklerinde değişiklikSoluk, yağlı, suda yüzen dışkılarBu belirtiler irritabl bağırsak sendromu ya da mide problemleriyle karıştırılsa da, süreklilik göstermeleri durumunda önemsenmesi gerektiği belirtiliyor.Uzmanlar, pankreas kanserinin genellikle sessiz ilerleyen bir hastalık olduğunu ve erken teşhis edilmesinin hastalığın seyrini değiştirebileceğini vurguluyor. Bu belirtilerden herhangi biri görüldüğünde zaman kaybetmeden bir sağlık kuruluşuna başvurulması öneriliyor.Bu makale sadece genel bilgi verme amacıyla yazılmıştır ve doktor tavsiyesi olarak ele alınmaması gerekir. Makalenin içeriğinden yola çıkarak okurun kendi başına koyduğu teşhislerden ntv.com.tr sorumlu değildir. Sağlığınızla ilgili herhangi bir endişeniz varsa doktorunuza danışın. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/K9K3n3XVlEio2MlNqy75pw.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 10 Jul 2025 10:32:51 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Pankreas, kanserinin, erken, işareti:, Genellikle, önemsenmiyor</media:keywords>
</item>

<item>
<title>Kadınlarda alzheimer riski neden daha yüksek? İki fark belirlendi</title>
<link>https://karadenizden.com.tr/25062</link>
<guid>https://karadenizden.com.tr/25062</guid>
<description><![CDATA[ Kadınların alzheimer hastalığına yakalanma olasılığının erkeklerin iki katı olduğu ortaya çıktı. Uzmanlara göre bu duruma kadınları erkeklerden ayıran iki temel fark neden oluyor.Kadınların alzheimer hastalığına yakalanma riskinin erkeklere göre iki kat daha fazla olduğu ortaya çıktı.  Bilim insanları şimdi bunun nedenini anlama yolunda olduklarını ve erkeklerle kadınlar arasındaki iki belirgin farkı tespit ettiklerini söylüyor.İKİ TEMEL FARK VAR  İlk olarak, kadınların kromozomları erkeklerden farklıdır. İkinci olarak da menopoza girerler: Bu süreç, bir kadının üreme hormonlarının 40&#039;lı ve 50&#039;li yaşlarında doğal olarak azalmasıyla gerçekleşir.  Alzheimer Derneği&#039;ne göre, her üç yaşlı Amerikalıdan biri alzheimer veya başka bir demans türü nedeniyle hayatını kaybediyor. Alzheimer hastası Amerikalıların neredeyse üçte ikisi ise kadın.X KROMOZOMU ALZHEIMER GETİRİYOR  Vücudun içine baktığımızda, kadınlarda iki &quot;X&quot; kromozomu bulunurken, erkeklerde bir &quot;X&quot; ve bir &quot;Y&quot; kromozomu bulunur. Kromozomlar, hücrelerimizin içinde yüzlerce hatta binlerce gen taşıyan iplik benzeri DNA yapılarıdır. Genler, bir kişinin fiziksel özelliklerini belirler. X ve Y kromozomlarında bulunan genler arasındaki farklılıklar, kadınlarda alzheimer hastalığına yakalanma riskini artırabilir.  Son araştırmalar, X kromozomundaki genlerin Alzheimer hastalığıyla ilişkili olduğunu, alzheimer hastası kadınların ikinci X kromozomları nedeniyle hastalığa sahip erkeklerden daha uzun yaşadığını gösteriyor.MENOPOZ BULMACANIN BİR PARÇASI  Kadınların farklı baskın hormonları da (beyin üzerinde etkili olan östrojen gibi) rol oynayabilir.  Uzmanlara göre menopoz bulmacanın bir parçası, muhtemelen en büyüklerinden biri.  Menopoz döneminde yumurtalıkların östrojen ve progesteron üretimini durdurmasıyla birlikte, bazı kadınlar hormon replasman tedavisine yöneliyor.   Bu tedavi, düşük hormon seviyelerine bağlı olarak ortaya çıkan ateş basması gibi semptomları hafifletmeye yardımcı olabiliyor. Ancak uzmanlara göre, hormon tedavisi bazı kadınlarda kalp krizi, felç, meme kanseri, kan pıhtısı ve safra kesesi hastalığı gibi ciddi sağlık risklerini artırabiliyor.&quot;TAU&quot; PROTEİNİ VE ALZHEIMER  Harvard Tıp Fakültesi Nöroloji Doçenti Rachel Buckley&#039;e göre ise, 70 yaşından sonra hormon replasmanı alan kadınlarda “tau” adı verilen proteinin seviyesi belirgin şekilde daha yüksek çıkıyor.   Tau proteininin birikimi, Alzheimer hastalığının erken göstergelerinden biri olarak kabul ediliyor. Aynı gruptaki kadınlarda bilişsel gerileme oranı da daha yüksek bulunmuş durumda. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Rb6RO4kTy06G9TVdPrIICA.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 10 Jul 2025 10:32:50 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Kadınlarda, alzheimer, riski, neden, daha, yüksek, İki, fark, belirlendi</media:keywords>
</item>

<item>
<title>Sıcak hava dalgasında görünmeyen tehlike: Günde ne kadar sıvı almalı?</title>
<link>https://karadenizden.com.tr/25063</link>
<guid>https://karadenizden.com.tr/25063</guid>
<description><![CDATA[ Uzmanlar ekstrem sıcak hava dalgaları sırasında yeterli miktarda su almanın önemine dikkat çekiyor.Ekstrem sıcak hava dalgası Avrupa ve Türkiye’yi etkisi altına alırken, uzmanlar olası sağlık risklerine karşı uyarıyor.  Geçen hafta Avrupa’yı kasıp kavuran sıcaklık dalgasında 12 kentte yaklaşık 2 bin 300 kişinin sıcaklıkla ilişkili nedenlerden öldüğü ortaya çıktı.  Uzmanlara göre sıcak havalarda alınacak sağlık önlemlerinin başında sıvı tüketimi geliyor. Zira sıcaklıkların artmasıyla birlikte susuzluk ve baş dönmesi ortaya çıkabiliyor.ERKEK VE KADINLARDA DEĞİŞEBİLİRLondra Genel Uygulama Merkezi&#039;nden Dr. Angela Rai, &quot;Çoğu insanın yeterli su tüketmediği biliniyor. Günde yaklaşık sekiz bardak, yani 1,5-2 litre civarında su içilmesi öneriliyor” dedi ve ekledi:  &quot;İdeal su tüketimi yaş, altta yatan sağlık sorunları, düzenli kullanılan ilaçlar ve aktivite gibi faktörlere bağlı olarak değişir, ancak genel olarak erkeklerin günde 3,7 litreye, kadınların ise günde 2,7 litreye kadar suya ihtiyacı olabilir.&quot;  Ancak sıcak havalarda, özellikle sıcak hava dalgaları sırasında su ihtiyacı da artabilir. Dr. Rai, Birmingham Mail’e yaptığı açıklamada, &quot;Terleme yoluyla kaybettiğimiz sıvıları geri kazanmak için günde yaklaşık üç litreye kadar su içmemiz gerekiyor&quot; ifadelerini kullandı.  &quot;Bunu gün içine yaymak ve bir kerede aşırı miktarda su içmemek önemli.”GÜNE SUYLA BAŞLAMAKUzman ayrıca, &quot;Uyku sonrası vücudunuzun su ihtiyacını gidermeye yardımcı olmak için sabahın erken saatlerinde bir bardak su içerek güne başlayın. Sıcakta çalışıyorsanız, her 20 dakikada bir yaklaşık bir bardak su içmeye çalışın” diye ekledi.  “Bebekler, yeni yürümeye başlayan çocuklar, yaşlılar ve kronik sağlık sorunları olan kişiler dehidratasyona ve sıcak çarpmasına daha yatkındır. Susuz kalma riski daha fazla olanlar arasında diyabet hastaları, alkol tüketenler ve/veya uzun süre güneşte kalanlar da yer alıyor.&quot;DEHİDRASYON BELİRTİLERİİngiltere Ulusal Sağlık Hizmetleri’ne göre yetişkinlerde ve çocuklarda dehidratasyon belirtileri arasında susama hissi, koyu sarı renkte ve güçlü kokulu idrar, normalden daha az sıklıkta idrara çıkma ve baş dönmesi veya sersemlik hissi yer alıyor.  Yorgunluk hissi, ağız, dudak ve dil kuruluğu, gözlerde çöküklük de belirtiler arasında.  Dr. Rai, &quot;Susuz kalmak kan hacmini azaltarak kalbin kaslara ve organlara oksijen ve besin pompalamasını zorlaştırır ve yorgunluk hissine yol açar. Su aynı zamanda hücresel fonksiyonlar ve beyin fonksiyonları için de gereklidir” diye belirtti.  ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/0QSYdl8ur0Ghy59R-U06_w.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 10 Jul 2025 10:32:50 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Sıcak, hava, dalgasında, görünmeyen, tehlike:, Günde, kadar, sıvı, almalı</media:keywords>
</item>

<item>
<title>Kalp sorunlarının 5 uyarı işareti: Kontrol edilmezse tehlikeli olabilir</title>
<link>https://karadenizden.com.tr/25059</link>
<guid>https://karadenizden.com.tr/25059</guid>
<description><![CDATA[ Kalp rahatsızlıklarından bahsedildiğinde akla ilk gelen kalp krizidir. Ancak kalp krizi, aslında kalp rahatsızlığının son belirtisidir ve ne yazık ki tıbbi yardım hemen sağlanmazsa ölümcül olabilir.Gerçek şu ki, kalp rahatsızlığı aylar ve yıllar içinde yavaş yavaş gelişir ve çoğu kişinin görmezden geldiği belirtiler gösterir. Bu hafif belirtiler genellikle bir şeylerin yolunda gitmediğinin ve kontrol edilmeniz gerektiğinin ilk uyarı işaretleridir.
Elbette, bu belirtiler yalnızca kalp rahatsızlıklarına özgü değildir, ancak asla emin olamazsınız, bu nedenle bunlardan muzdaripseniz, derhal tıbbi yardım aldığınızdan emin olunKalp rahatsızlığının en yaygın ve bilinen belirtisi göğüs ağrısı veya rahatsızlığıdır. Bu ağrı genellikle göğsün orta veya sol tarafında basınç, sıkışma, sıkışma veya ağırlık hissi olarak tanımlanır. Sanki biri göğsünüze bastırıyor veya oturuyormuş gibi hissedebilirsiniz.
Bazen ağrı keskin veya yanıcı olabilir. Çoğu zaman ağrı yoktur, ancak &quot;göğsünüzde bir fil oturuyormuş&quot; gibi hissedilir. Bu rahatsızlık birkaç dakika sürebilir veya dalgalar halinde gelip gidebilir.
Ayrıca kollarınız (özellikle sol kolunuz), boynunuz, çeneniz, sırtınız ve hatta karnınız gibi üst vücudunuzun diğer bölgelerine de yayılabilir. Özellikle dinlenme veya hafif aktivite sırasında bu tür bir ağrı fark ederseniz, kalp krizi veya başka ciddi bir kalp rahatsızlığının belirtisi olabileceğinden derhal tıbbi yardım almanız önemlidirNefes darlığı veya nefes almada zorluk, kalbinizin kanı verimli bir şekilde pompalamadığının bir işareti olabilir. Bu belirti, göğüs ağrısıyla birlikte veya tek başına ortaya çıkabilir. Merdiven çıkmak veya ev işleri yapmak gibi basit aktiviteler sırasında normalden daha çabuk yorulduğunuzu fark edebilirsiniz.
Nefes darlığı, dinlenirken bile aniden ortaya çıkabilir. Yeterince hava alamıyormuş veya normalden daha zor nefes alıyormuş gibi hissedebilirsiniz. Bu belirtiyi sık sık yaşıyorsanız veya kötüleşiyorsa, kalp yetmezliği veya yaklaşan kalp krizi gibi bir kalp rahatsızlığına işaret ediyor olabilir.Belirgin bir sebep olmadan aşırı yorgunluk veya halsizlik hissetmek, kalp sorunlarının hafif ama önemli bir işareti olabilir. Bu yorgunluk, uzun bir günün ardından gelen normal yorgunluktan farklıdır. Aniden veya kademeli olarak ortaya çıkabilir ve yeterince dinlendikten sonra bile günlük aktivitelerinizi sürdürmenizi zorlaştırabilir.
Özellikle kadınlar, bazen göğüs ağrısı ortaya çıkmadan önce bile kalp sorunlarının bir uyarı işareti olarak alışılmadık bir yorgunluk yaşayabilirler. Bu yorgunluk dayanılmaz olabilir ve mide bulantısı veya nefes darlığı gibi diğer semptomlarla birlikte görülebilir.Kalbiniz beyninize yeterli kan pompalamıyorsa, baş dönmesi, sersemlik veya baygınlık hissi yaşayabilirsiniz. Bu, tıkalı bir atardamar, düzensiz kalp atışı veya diğer kalp rahatsızlıklarından kaynaklanabilir. Kendinizi güçsüz, dengesiz veya bayılacakmış gibi hissedebilirsiniz. Bazen bu hisse terleme veya mide bulantısı eşlik edebilir. Bu belirtileri, özellikle göğüs ağrısı veya nefes darlığıyla birlikte yaşıyorsanız, acil tıbbi yardım almanız önemlidir.Kalp rahatsızlığı her zaman göğüs ağrısına neden olmaz. Bazen ağrı veya rahatsızlık vücudun diğer bölgelerinde de görülebilir. Yaygın görülen bölgeler şunlardır:Bir veya iki kolBoyunÇeneSırtMideBu ağrı genellikle hareketle veya dokunmayla kötüleşmez, bu da onu kas veya eklem ağrısından ayırmaya yardımcı olur. Ağrı, basınç veya uyuşma hissi verebilir. Kadınların kalp krizi sırasında bu daha az tipik semptomları yaşama olasılığı daha yüksektir.Bu makale sadece genel bilgi verme amacıyla yazılmıştır ve doktor tavsiyesi olarak ele alınmaması gerekir. Makalenin içeriğinden yola çıkarak okurun kendi başına koyduğu teşhislerden ntv.com.tr sorumlu değildir. Sağlığınızla ilgili herhangi bir endişeniz varsa doktorunuza danışın. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/gzEjlJn0IkaD4Es9U4odeg.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 10 Jul 2025 10:32:49 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Kalp, sorunlarının, uyarı, işareti:, Kontrol, edilmezse, tehlikeli, olabilir</media:keywords>
</item>

<item>
<title>İlaç kadar etkisi var: Kan basıncını düşürüyor, sadece 12 dakika sürüyor</title>
<link>https://karadenizden.com.tr/25060</link>
<guid>https://karadenizden.com.tr/25060</guid>
<description><![CDATA[ Sağlıklı bir vücuda sahip olmak için dengeli beslenmek ve egzersiz yapmak gerekiyor. Yapılan araştırmalarda sadece 12 dakika egzersiz yapmanın bile kan basıncını düşürebileceğini ortaya koydu.Egzersiz, kan basıncını düşürmenin en etkili yollarından biri olarak yaygın olarak kabul edilmektedir. Çoğu kamu sağlığı örgütü, kontrol altında tutmaya yardımcı olmak için haftada 150 dakika koşu veya bisiklet gibi orta yoğunlukta aerobik aktivite önermektedir. Ancak birçok yeni çalışma, bunun aslında en etkili yaklaşım olmayabileceğini öne sürmektedir.En ikna edici bulgulardan biri, yaklaşık 16.000 yetişkinin katıldığı 270 randomize kontrollü denemenin 2023 analizinden geliyor. Her deneme, en az iki hafta süren bir egzersiz rejiminin kan basıncı üzerindeki etkilerini araştırdı.Yapılan analizler, aerobik aktiviteden direnç antrenmanına kadar her türlü egzersizin, kontrol gruplarıyla karşılaştırıldığında kan basıncını önemli ölçüde düşürdüğünü gösterdi.Ancak, kasın statik bir pozisyonda sıkıldığı duvara yaslanarak çömelme ve kavrama kuvveti gibi izometrik egzersizler üstünlük sağladı. Ortalama olarak, sistolik ve diyastolik kan basıncını sırasıyla 8,24 ve 4 mmHg düşürdüler, bu da kan basıncı ilaçlarına benzer bir etkidir.Bu büyüklükteki bir düşüş, en azından birkaç yıl boyunca kalp krizi veya felç gibi büyük bir kardiyovasküler olay riskinin yüzde 22&#039;ye kadar düşmesiyle ilişkilendirilir. Aerobik egzersizlerin etkisi neredeyse yarı yarıyaydı.Aradaki fark muhtemelen izometrik egzersizlerin kan akışını nasıl etkilediğiyle ilgilidir. Duvar squat ve plank egzersizlerini düşünün: Bunlar, kasları bir iki dakika boyunca kasılmış bir pozisyonda tutmayı içerir.Kasları bu kadar uzun süre sıkmak, onlara giden kan akışını geçici olarak azaltır. Daha sonra gevşediklerinde, damarlar genişler ve kanın geri akmasına izin verir. Bu, kan basıncını birkaç saat düşürür ve düşüş tekrarlanan egzersizle sürdürülür.İzometrik egzersizleri daha da çekici kılan şey, rutininize uymalarının nispeten kolay olmasıdır. 2023&#039;te yapılan bir çalışma, bu egzersizlerin haftada üç kez 12 hafta boyunca sadece 12 dakikasının kan basıncını önemli ölçüde düşürmek için yeterli olduğunu buldu. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Fqdvpds4xUGS9o1Wcc0HsA.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 10 Jul 2025 10:32:49 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>İlaç, kadar, etkisi, var:, Kan, basıncını, düşürüyor, sadece, dakika, sürüyor</media:keywords>
</item>

<item>
<title>Araştırma: Kötü muameleye maruz kalan çocuklarda yaşlanma hızlanıyor</title>
<link>https://karadenizden.com.tr/25061</link>
<guid>https://karadenizden.com.tr/25061</guid>
<description><![CDATA[ Yeni bir araştırma, çocukluk çağında maruz kalınan istismar ve ihmalin, çocukların DNA’sında ölçülebilir moleküler izler bıraktığını ve bu izlerin yaşam boyu sürecek sağlık sorunları ile sosyal zorluklara katkıda bulunabileceğini ortaya koydu.Çalışmada, 4-5 yaş aralığındaki 36 istismar mağduru çocuk ile 60 sağlıklı akranı karşılaştırıldı. Gelişmiş DNA metilasyon analizi sayesinde, istismara uğrayan çocukların hücresel yaşlanmalarının kronolojik yaşlarına göre belirgin şekilde daha hızlı olduğu belirlendi. HÜCRESEL YAŞLANMA DAHA HIZLIAraştırmacılar, çocuklardan alınan yanak içi örneklerinde &quot;Pediatrik-Bukkal-Epigenetik Saat&quot; adı verilen yeni bir teknik kullandı. Bu analiz, 65 gen üzerinde 94 farklı bölgeyi inceledi ve istismara uğramış çocuklarda hızlanmış bir biyolojik yaşlanma modeli saptandı. Tüm istismara uğramış çocuklar, Çocuk Koruma Hizmetleri tarafından müdahale gerektirecek düzeyde şiddetli istismar ya da ihmal yaşamış ve ailelerinden alınıp bakım merkezlerine yerleştirilmişti. Araştırmaya göre, erken çocuklukta hücresel yaşlanmada görülen bu farklar, ilerleyen yaşlarda erken ergenlik ve gelişimsel sorunlara zemin hazırlayabiliyor. GÖZ İZLEME TEKNOLOJİSİYLE ARAŞTIRILDIAraştırma aynı zamanda çocukların sosyal davranışlarını da göz izleme teknolojisi ile inceledi. Bulgulara göre, istismar mağduru çocuklar yüz yüze etkileşimlerde gözlere belirgin şekilde daha az bakıyor. Bu azalan göz teması, çocukların sosyal bilgiyi işleme biçiminde temel farklılıklar olduğuna işaret ediyor. Göz izleme testlerinde çocukların yüz ifadeleri, insanlar ve geometrik desenlerle etkileşim, biyolojik hareketler ve işaret etme gibi farklı sosyal senaryolardaki bakış desenleri ölçüldü. Farklılık sadece yüz yüze etkileşimde belirgin şekilde ortaya çıktı.Ortaya çıkarılan sonuçlar şu şekilde:  İstismar mağduru çocuklar, gözlere ve yüzün diğer bölgelerine sağlıklı akranlarına göre daha az baktı.Azalan göz teması, davranışsal ve duygusal zorluklarla ilişkili bulundu.Birden fazla istismar türüne maruz kalan çocuklarda sosyal ve duygusal sorunlar daha da belirgindi.Hızlanmış yaşlanma ve azalan göz teması, davranışsal zorlukları bağımsız şekilde öngördü.ERKEN MÜDAHALE ÇAĞRISIAraştırmacılar, hızlanmış biyolojik yaşlanma ve sosyal davranıştaki bu değişikliklerin birbirinden bağımsız etkiler yarattığını, yani tek bir nedene bağlı olmadığını vurguluyor.  Çalışmayı yürüten yüksek lisans öğrencisi Keiko Ochiai, “Araştırmamız çocuk istismarının bir çocuğun hem biyolojisinde hem de sosyal gelişiminde görünmez ama ölçülebilir izler bıraktığını güçlü şekilde gösteriyor. Bu erken uyarı işaretlerini tespit ederek daha hedefli destekler sunabiliriz” dedi.Araştırmacılar ayrıca, bu bulguların uzun vadede yetişkinlikteki kronik hastalıklar ve erken ölüm gibi risklerle de ilişkili olabileceğine dikkat çekiyor. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/6YYXrWtMuECpRqbY63Dy2g.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 10 Jul 2025 10:32:49 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Araştırma:, Kötü, muameleye, maruz, kalan, çocuklarda, yaşlanma, hızlanıyor</media:keywords>
</item>

<item>
<title>Antioksidan zengini: Kanser ve tümör hücrelerinin büyümesini engelliyor</title>
<link>https://karadenizden.com.tr/25058</link>
<guid>https://karadenizden.com.tr/25058</guid>
<description><![CDATA[ Uzmanlar kansere karşı böğürtlen tüketmenin faydalı olabileceğini söylüyor. Böğürtlende ‘ellagic asit’ bulunduğunu, yapılan araştırmaların bu asidin kanser ve tümör hücrelerinin büyümesini engellediğini ortaya çıkardı.Uzmanlar, &quot;Laboratuvar ortamlarında yapılan çalışmalarda, kanserin başlangıcını ellagic asidin engellediği görülmüştür. İçeriğinde bol miktarda ellagic asit bulunan böğürtlen, bu nedenle kansere karşı birebir yararlıdır.Kanser ve tümör hücrelerinin büyümesini engellediği araştırmalarla ortaya konulan böğürtlenin kansere karşı tüketilmesi faydalı olacaktır&quot; diyor.Böğürtlenin sağlık açısından sunduğu önemli faydalar şunlardır:Böğürtlen, yüksek miktarda antioksidan içerir. Antioksidanlar, serbest radikallerin neden olduğu hücre hasarını önleyerek kanser gibi kronik hastalıkların riskini azaltır.Böğürtlen, C vitamini, K vitamini, E vitamini, folat ve manganez gibi önemli vitaminler ve mineraller açısından zengindir. C vitamini bağışıklık sistemini güçlendirirken, K vitamini kemik sağlığı için gereklidir.YÜKSEK LİF İÇERİĞİBöğürtlen, yüksek lif içeriği ile sindirim sistemine yardımcı olur. Lif, bağırsak hareketlerini düzenler ve kabızlığı önler. Ayrıca, lif tüketimi kalp sağlığını da destekler.Böğürtlende bulunan antosiyaninler ve diğer flavonoidler, kalp sağlığını korur. Bu bileşikler, kan basıncını düşürmeye, kolesterol seviyelerini dengelemeye ve damarların sağlığını korumaya yardımcı olabilir.Böğürtlen, düşük glisemik indeksi sayesinde kan şekerini düzenlemeye yardımcı olabilir, bu da diyabet hastaları için faydalıdır.BEYİN SAĞLIĞINA DA FAYDALIBöğürtlende bulunan polifenoller, beyin sağlığını koruyarak yaşa bağlı bilişsel gerilemeyi yavaşlatabilir. Bu bileşikler, hafızayı ve öğrenme yeteneklerini destekler.Böğürtlenin içeriğindeki C vitamini ve antioksidanlar, cilt sağlığını korur. C vitamini, kollajen üretimini destekleyerek cildin elastikiyetini artırır ve yaşlanma belirtilerini azaltır. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/JtxGctkDXUWG0O5yjlgKhA.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 10 Jul 2025 10:32:48 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Antioksidan, zengini:, Kanser, tümör, hücrelerinin, büyümesini, engelliyor</media:keywords>
</item>

<item>
<title>Uzmanlar açıkladı: Gençlere ileri evre kolon kanseri teşhisi konulmasının nedeni</title>
<link>https://karadenizden.com.tr/24117</link>
<guid>https://karadenizden.com.tr/24117</guid>
<description><![CDATA[ Yeni araştırmalar, pandeminin ve doğal afetlerin kanser teşhisinde büyük gecikmelere yol açtığını, özellikle gençlerde ileri evre kolon kanseri oranlarının endişe verici biçimde arttığını ortaya koydu.DailyMail&#039;de yer alan habere göre; Covid-19 salgını, yalnızca küresel bir sağlık krizine neden olmakla kalmadı; aynı zamanda kolon kanseri gibi ölümcül hastalıkların erken teşhisini de ciddi şekilde sekteye uğrattı. Yeni bulgular, salgın nedeniyle binlerce kolon kanseri vakasının zamanında tespit edilemediğini, bunun da genç bireylerde ileri evre teşhis oranlarını rekor seviyelere taşıdığını gösteriyor.Porto Riko Üniversitesi öncülüğünde yürütülen geniş çaplı bir çalışmada, 2012-2021 yılları arasında kaydedilen kanser vakaları analiz edildi. Araştırmacılar, Irma ve Maria Kasırgaları ile Covid-19 karantina kısıtlamalarının, her yaş grubunda kolorektal kanser teşhislerini ciddi oranda azalttığını belirledi.Verilere göre, kasırgaların vurduğu dönemde beklenen 161,4 CRC vakasına karşılık sadece 82 vaka tespit edildi. Pandemi döneminde ise Nisan 2020’de sadece 50 vaka kayıtlara geçti; oysa ki kesintisiz bir sağlık hizmeti sunulabilseydi bu sayının 162,5 olması bekleniyordu.Araştırmanın çarpıcı bulgularından biri, erken evre kolon kanseri teşhis oranlarının belirgin şekilde düşmesi olurken, ileri evre teşhislerin beklenenden fazla artmış olmasıydı. Özellikle 15-34 yaş arası genç yetişkinlerde kolon kanseri vakalarının artması, uzmanlar tarafından “endişe verici” olarak nitelendirildi.Rutgers Üniversitesi Tıp Fakültesi’nden Dr. Arvind Trindade, bu eğilimin gençlerde artan kanser riskine dair daha fazla farkındalık gerektirdiğini vurgularken, çalışmaya katkı sunan Dr. O&#039;Leary ise doktorların bu eğilimi dikkate alarak daha etkili değerlendirme yöntemleri geliştirmesi gerektiğini ifade etti.Porto Riko’da yapılan analiz, yalnızca salgının değil, aynı zamanda doğal afetlerin de teşhis sürecini olumsuz etkilediğini gözler önüne serdi. Hasarlı altyapı, personel eksikliği ve sağlık tesislerinin aşırı yüklenmesi, teşhis ve tedavi süreçlerini geciktirdi.Araştırmacılar, pandeminin yalnızca sağlık sistemine değil, bireysel bağışıklık sistemlerine de zarar verdiğine dikkat çekti. Hollanda’da yürütülen başka bir çalışmada, uzun karantina dönemlerinin bağışıklık sisteminde &quot;hiperinflamasyon&quot; olarak bilinen aşırı iltihaplanmaya yol açtığı saptandı. Dr. Mihai Netea liderliğindeki ekip, insanların mikrobik etkileşimden yoksun kalmasının bağışıklık sistemini zayıflattığını ve enfeksiyonlara karşı daha hassas hale getirdiğini ortaya koydu.Amerikan Kanser Derneği, pandeminin zirve yaptığı 2020 yılında ileri evre teşhis oranlarında %7’lik bir artış olduğunu açıklarken, bu durumdan en fazla renkli toplulukların etkilendiğini bildirdi. Uzmanlar, teşhislerdeki bu gecikmenin on binlerce ek ölüm ve milyarlarca dolarlık sağlık harcamasına yol açabileceğini belirtti.Kolon kanseri erken teşhis edildiğinde beş yıllık sağ kalım oranı %90’lara kadar çıkarken, ileri evrede bu oran %60’a düşüyor. Dahası, tedavi maliyetleri de çarpıcı biçimde artıyor; erken evre tedavi yaklaşık 40 bin dolarken, ileri evrelerde bu rakam 300 bin doları aşıyor.Çalışmanın yardımcı yazarlarından Tonatiuh Suárez-Ramos, “Bu bulgular, kriz zamanlarında sağlık hizmetlerine erişimde yaşanan aksamaların sağlık sonuçlarını dramatik şekilde kötüleştirdiğini gösteriyor,” derken, Dr. Yisel Pagán-Santana ise daha dayanıklı sağlık sistemlerine olan ihtiyacın altını çizdi.Kıdemli yazar Dr. Karen J. Ortiz-Ortiz ise şunları kaydetti: “Amacımız, bu tür felaketlerde bile sağlık hizmetlerinin kesintisiz sürdürülebilmesi için politika yapıcıların harekete geçmesini sağlamak. İnsanların daha uzun ve sağlıklı yaşaması için daha dirençli sistemler kurmak zorundayız.” ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/ZHJnGyIguU2ewGTkgbIzCQ.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 15 Apr 2025 19:43:24 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Uzmanlar, açıkladı:, Gençlere, ileri, evre, kolon, kanseri, teşhisi, konulmasının, nedeni</media:keywords>
</item>

<item>
<title>30 dakika yürüyüşün etkisi: Bu hastalığı vücudunuzdan yok ediyor</title>
<link>https://karadenizden.com.tr/24116</link>
<guid>https://karadenizden.com.tr/24116</guid>
<description><![CDATA[ Fiziksel aktiviteyi günlük yaşama eklemek, ruh sağlığını yönetmede önemli bir bileşen olarak düşünülmelidir. İster mahallede kısa bir yürüyüş ister parkta uzun bir yürüyüş olsun, bu küçük ama anlamlı eylemler yalnızca vücudu değil zihni de dönüştürme gücüne sahiptir.DSÖ&#039;nün verilerine göre, dünyadaki her 8 kişiden biri bir veya daha fazla ruh sağlığı sorunundan muzdariptir. Günümüzde depresyon, anksiyete ve üzüntü gibi ruh sağlığı sorunları daha yaygın hale gelmiştir ve bu durumları hafifletmenin basit yollarını bulmak esastır. Profesyonel yardım ve terapi paha biçilmez olsa da, çoğunlukla göz ardı edilen ve ruh sağlığını önemli ölçüde iyileştirebilecek bir çözüm, günlük 30 dakikalık yürüyüş yapmak kadar basit bir şeydir. Günlük rutindeki bu küçük değişiklik, ruh sağlığında büyük bir fark yaratabilir ve fizikselin çok ötesine uzanan faydalar sunabilir.Ruh sağlığı söz konusu olduğunda, fiziksel aktivite en etkili doğal çözümlerden biridir. Düzenli egzersiz, hatta her gün sadece yarım saat yürümek bile beyindeki endorfin salınımını tetiklemeye yardımcı olur. Endorfinler vücudun &quot;iyi hissetme hormonları&quot; olarak adlandırılır, ruh halini yükseltmeye ve stresi azaltmaya yardımcı olur. Depresyon ve anksiyete için yaygın olarak reçete edilen ilaçların doğal muadilleridir ancak yan etkileri yoktur.Fiziksel aktivite, ruh halini, uykuyu ve iştahı düzenlemede önemli bir rol oynayan serotonin gibi diğer beyin kimyasallarının üretimini uyarır. Düşük serotonin seviyeleri üzüntü, anksiyete ve depresyon duygularıyla bağlantılıdır ve serotonin seviyelerini artırmak bu durumlardan önemli ölçüde rahatlama sağlayabilir.Yürümek zihin üzerinde sakinleştirici bir etki sağlar. Vücut hareket ettikçe doğal olarak bir rahatlama hissi yaratır. Birçok kişi için açık havada yürümek, günlük streslerden veya duygusal zorluklardan uzakta zihni temizlemek için huzurlu bir zaman sağlar.
Bu zihinsel mola, özellikle yüksek anksiyete seviyeleri yaşayanlar için inanılmaz derecede terapötik olabilir. Yürüyüş, parasempatik sinir sistemini (&quot;dinlen ve sindir&quot; tepkisi) düzenlemekten sorumlu olan vagus sinirini uyarır. Bu aktivasyon, vücudun savaş ya da kaç tepkisini azaltmaya yardımcı olur, böylece kaygı seviyelerini düşürür ve zihnin ve vücudun daha dengeli ve rahat hissetmesine yardımcı olur.Özellikle park veya sessiz bir patika gibi doğal bir ortamda günlük yürüyüş, farkındalık için harika bir fırsat sunar. Bunaltıcı düşüncelerden uzaklaşmak ve tamamen ana odaklanmak için bir an sağlar - yürüyüşün ritmi, doğanın sesleri ve havanın hissi.Bu basit aktivite, depresyon ve üzüntüye sıklıkla eşlik eden düşüncelerle mücadele etmeye yardımcı olabilir. Her adıma, derin nefes almaya ve etraftaki manzaralara odaklanarak, bireyler dikkatlerini olumsuz duygulardan uzaklaştırabilir ve huzurlu bir zihinsel alan yaratabilirler.Ruh sağlığı, kaliteli uykuyla yakından bağlantılıdır. Depresyon ve kaygı ile mücadele eden kişiler, çok fazla uyuyarak veya huzursuz geceler geçirerek bozulmuş uyku düzenleriyle karşı karşıya kalırlar. Düzenli yürüyüş, sirkadiyen ritimleri düzenleyerek, vücudun daha kolay uykuya dalmasını ve uykuda kalmasını teşvik ederek uyku kalitesini iyileştirmeye yardımcı olur.Açık havada yürümek, vücudu sağlıklı uyku-uyanıklık döngülerini sürdürmek için oldukça önemli olan doğal ışığa maruz bırakır. Gün boyunca güneş ışığına maruz kalmak, vücudun dinlendirici uykuyu destekleyen hormon olan melatonin üretimini artırır. Bu, olumlu bir geri bildirim döngüsü yaratır: uyku iyileştikçe, ruh hali ve zihinsel berraklık da iyileşir.Yürümenin bir diğer faydası da sosyal bağlantı fırsatıdır. 30 dakikalık bir yürüyüşün yalnız bir aktivite olması gerekmez. Arkadaşlarınızla, ailenizle veya hatta bir grupla yürümek, bağlantı kurma ve deneyimleri paylaşma fırsatı sağlar. Sosyal destek, ruh sağlığı için kritik öneme sahiptir ve birlikte yürümek, duyguları paylaşmanın veya sadece birbirinizin arkadaşlığından zevk almanın bir yolu olabilir.Yalnız yürüyüşleri tercih edenler için bile, sadece dışarıda, toplulukla veya doğayla çevrili olmak, aidiyet duygusunu besleyebilir ve genellikle depresyona eşlik eden izolasyon duygularını azaltabilir. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/j0f40OrjKU2z0qfjoq_wAA.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 15 Apr 2025 19:43:23 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>dakika, yürüyüşün, etkisi:, hastalığı, vücudunuzdan, yok, ediyor</media:keywords>
</item>

<item>
<title>B12 vitamini en çok hangi besinlerde var? Beyin sağlığı için gerekli</title>
<link>https://karadenizden.com.tr/24115</link>
<guid>https://karadenizden.com.tr/24115</guid>
<description><![CDATA[ B12 vitamini sinir sisteminizi sağlıklı tutar. Beyninizin düzgün çalışmasına yardımcı olur. Düşük B12 yorgunluğa, ruh hali değişimlerine ve hafıza sorunlarına neden olur. B12&#039;yi yumurta, balık ve süt ürünlerinde bulabilirsiniz. Veganlar güçlendirilmiş yiyecekler yemeli veya takviye almalıdır. Semptomlarınız varsa B12 seviyenizi kontrol edin. Beyninizi yeterli B12 vitamini ile besleyin.B12 vitamini (kobalamin olarak da bilinir), sinir sisteminizin sağlıklı kalmasında önemli bir rol oynayan suda çözünen bir vitamindir. Ve önemli dediğimizde, beyninizin onsuz düzgün çalışamayacağını kastediyoruz.Nörotransmitterleri beyin hücreleriniz arasındaki kısa mesajlar olarak düşünün. B12 vitamini, ruh halinizi dengede tutan serotonin ve dopamin gibi bu mesajları üretmeye yardımcı olur. B12 vitamini, sinirlerinizin etrafındaki koruyucu bir kaplama olan miyelin kılıfının korunmasına yardımcı olur. Onsuz, sinirleriniz açıkta kalan teller gibidir; sinyaller yavaşlar veya kaybolur.B12 EKSİKLİĞİNİN BELİRTİLERİVücudunuzda B12 vitamini eksikliği varsa, bunu size bildirir, ancak belirtiler ilk başta belirsiz olabilir. Dikkat etmeniz gerekenler şunlardır:Sürekli yorgunluk veya halsizlik

Ruh hali değişimleri, kaygı veya depresyon
Hafıza sorunları veya beyin sisi
Ellerde ve ayaklarda uyuşma veya karıncalanma
Konsantre olma sorunu
Soluk veya sarımsı cilt
Pürüzsüz, kırmızı dil (garip ama gerçek)

Bu işaretler kesinlikle B12 eksikliğiniz olduğu anlamına gelmez; ancak özellikle vejetaryen veya vegan iseniz seviyelerinizi kontrol etmek isteyebileceğinize dair ipuçlarıdır.B12 vitamini hayvansal gıdalarda doğal olarak bulunur, ancak bitki bazlı kişiler için de bazı güçlendirilmiş seçenekler vardır. Yumurta harika bir B12 kaynağıdır. Büyük bir yumurta size yaklaşık 0,6 mcg verir ve günde yaklaşık 2,4 mcg&#039;ye ihtiyacınız vardır (hamileyseniz veya emziriyorsanız daha fazla). Balık bir B12 vitamini ikramiyesi gibidir.
Küçük bir somon veya sardalya parçası size günlük ihtiyacınızdan fazlasını verir. Ayrıca, bonus omega-3&#039;ler alırsınız - bir başka beyin süper gıdası! Süt, peynir, yoğurt gibi süt ürünleri sadece kalsiyum için değildir. Bir bardak süt size yaklaşık 1,2 mcg B12 verir. Yoğurt da harikadır, özellikle ev yapımı dahi. Vegan iseniz veya hayvansal ürünleri azaltıyorsanız, güçlendirilmiş tahıllar, soya sütü, badem sütü ve besleyici maya arayın. Bunlara genellikle vücudunuzun iyi emebileceği sentetik B12 vitamini eklenir.B12 vitamini çoğunlukla hayvansal ürünlerde bulunduğundan, katı vejetaryenler ve veganlar eksiklik riski daha yüksektir. Ancak endişelenmeyin.Vejetaryenseniz süt, lor, paneer, peynir ve yumurtadan B12 vitamini alabilirsiniz. Güçlendirilmiş gıdalar ve takviyeler bu açığı kapatmaya yardımcı olabilir.Vegan iseniz en iyi seçeneğiniz B12 vitaminiyle güçlendirilmiş gıdalar ve takviyelerdir. Besleyici maya (eklenmiş B12 vitaminiyle) patlamış mısır, makarna veya sebzelere serpebileceğiniz lezzetli bir seçenektir.B12 vitamininiz düşükse veya daha önce bahsedilen semptomlardan herhangi birine sahipseniz, takviye basit bir çözüm olabilir. Genellikle güvenli ve ucuzdur. Tabletler, spreyler veya hatta iğneler (ciddi eksiklik için) gibi farklı formları vardır. Ancak kendi kendinize teşhis koymayın! Önce B12 seviyelerinizi test ettirin. Vücudunuzun gerçekten ihtiyaç duyduğu şeyi almak her zaman en iyisidir.Takviyeye ihtiyaç duyabilecek bazı gruplar veganlar ve vejetaryenler, 50 yaş üstü kişiler (emilim yaşla birlikte azalır), sindirim sorunları olanlar (IBS veya Crohn gibi) ve belirli ilaçlar kullananlardır (metformin veya asit azaltıcılar gibi).B12 vitamini zihinsel keskinliğiniz, duygusal dengeniz ve genel enerjiniz için en az değer verilen ancak en temel besinlerden biridir. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/ZECPncXlO0m71w89mCtrAw.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 15 Apr 2025 19:43:22 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>B12, vitamini, çok, hangi, besinlerde, var, Beyin, sağlığı, için, gerekli</media:keywords>
</item>

<item>
<title>Kolesterolü tavan yaptıran besinler: Sağlıklı diye yiyoruz ama fazlası riskli</title>
<link>https://karadenizden.com.tr/24114</link>
<guid>https://karadenizden.com.tr/24114</guid>
<description><![CDATA[ Kolesterol söz konusu olduğunda, çoğu insan kızarmış yiyecekleri veya tatlıları düşünür. Ancak sağlıklı diye düşündüğünüz favori yemekler sessizce kolesterol seviyelerinin yükselmesine neden olabilir. Peki, hangi besinler kolesterolü yükseltir?Yüksek LDL (kötü kolesterol) seviyeleri kalp hastalıkları, felç ve diğer sağlık sorunları riskini artırabilir. İyi haber mi? Küçük ama akıllıca yiyecek değişiklikleri yapmak büyük değişikliklere yol açabilir. İşte kaçınılması gereken yüksek kolesterollü yiyeceklerden bazıları ve bunların yerine eklenebilecek daha iyi seçenekler.Tereyağı lezzet için bolca kullanılır. Ancak ikisi de LDL kolesterolü yükselten doymuş yağlarla doludur.
Daha iyi bir seçenek: Yemek pişirmede hardal yağı, zeytinyağı, yer fıstığı yağı veya hatta pirinç kepeği yağı gibi soğuk preslenmiş yağlara geçin. Kalp sağlığı için daha iyi olan iyi yağlara (tekli doymamış ve çoklu doymamış) sahiptirler. Bunları ölçülü kullanın ve tadı yine de lezzetli kalır.Koyun eti ve dana eti yemekleri, özellikle ekstra yağ veya sosla pişirildiğinde, doymuş yağ ve kolesterol açısından zengindir. Sık tüketim kolesterol seviyelerini etkileyebilir.Daha iyi bir seçenek: Tavuk (derisi olmadan), balıklar veya hatta yumurtalar (özellikle yumurta beyazları) harika alternatifler olabilir. Vejetaryenler için, tonlanmış sütten yapılan paneer ve mercimekler işe yarayabilir. Bu seçenekler yine de yeterli protein sağlar ancak vücudu kötü yağlarla aşırı yüklemez.Tam yağlı süt ve bu sütten yapılan kremalı tatlılar, lezzet açısından oldukça zengindir. Ancak bu tür ürünler kolesterol bakımından yüksek olduğu için, düzenli tüketimleri zamanla vücutta yağ seviyelerinin artmasına yol açabilir.Daha Sağlıklı Bir Seçenek:Yarım yağlı süt ya da yağsız süt, tam yağlı süte yakın bir tat sunarken daha az yağ içerir. Bu sütlerle yapılan tatlılar ya da evde hazırlanan lor peyniri, hem lezzetten ödün vermez hem de sağlık açısından daha güvenlidir.Restoranlardaki sosis, salam, pastırma ve kebap gibi ürünler, kolesterolü önemli ölçüde artıran koruyucu maddeler, tuz ve kötü yağlarla doludur.
Daha iyi bir seçenek: Kıyılmış tavuk veya mercimekten yapılmış ev yapımı kebapları veya Hint baharatlarında marine edilmiş ızgara balıkları seçin. Bunlar sadece daha lezzetli olmakla kalmaz, aynı zamanda tazeliği sindirimi kolaylaştırır ve yağ yükünü azaltır.Kekler, pastalar, kremalı bisküviler ve cipsler doğal yağlardan daha zararlı olan trans yağlar içerir. HDL&#039;yi (iyi kolesterol) düşürür ve tehlikeli bir karışım olan LDL&#039;yi yükseltir.
Daha iyi bir seçenek: Akşamın ortasındaki o istekler için, ev yapımı humusla kavrulmuş makhana, khakra, chana veya tam buğday ekmeği harikalar yaratabilir. Badem veya ceviz gibi birkaç kuruyemiş eklemek (sınırlı miktarda) zamanla kötü kolesterolü kontrol etmeye de yardımcı olur. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/j_gR4AOYf0KI1DsNDruLAA.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 15 Apr 2025 19:43:21 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Kolesterolü, tavan, yaptıran, besinler:, Sağlıklı, diye, yiyoruz, ama, fazlası, riskli</media:keywords>
</item>

<item>
<title>1 bardağı mide bulantısına iyi geliyor: Sindirim sorunlarına yardımcı olabilir</title>
<link>https://karadenizden.com.tr/24113</link>
<guid>https://karadenizden.com.tr/24113</guid>
<description><![CDATA[ Mide bulantısı yaşamak rahatsız edici olabilir, ancak rahatlamayı mutfağınızda bulabilirsiniz. Nane çayı, incirli smoothie, aloe vera suyu, zencefil çayı ve papatya çayı potansiyel olarak rahatlatıcı özellikler sunar. Karbonatlı içecekler mide basıncını azaltarak bazılarına rahatlama sağlayabilirken, diğerleri bunları daha da kötüleştirebilir.Mideniz onlarca nedenden dolayı rahatsız olabilir. Semptomlar genellikle hızla geçer ve nedenler genellikle ciddi değildir. Öte yandan, mide bulantısı yaşamak rahatsız edici olabilir. Rahatlama arıyorsanız, mutfağınızda bu doğal tedaviler zaten olabilir. Mide bulantısını yatıştırmaya yardımcı olabilecek bazı içecekler vardır. Bunlardan bazıları aşağıda listelenmiştir:Nane çayı, binlerce yıldır sindirim sorunlarını hafifletmek için kullanılmıştır. Nane çayının antibakteriyel, anti-inflamatuar, antioksidan, immünomodülatör ve anestezik özellikleri sindirim sorunlarına yardımcı olabilir. Yemek borunuzun rahatsız edici kas kasılmaları, nane çayı içerek hafifletilebilir.İncirlerde bulunan müshiller kabızlığı gidermeye ve düzenli bağırsak hareketlerini desteklemeye yardımcı olabilir. İncirlerde bulunan bileşikler ayrıca hazımsızlığı gidermeye yardımcı olabilir. 2 parça ıslatılmış inciri 2 bardak suyla karıştırarak yapılan bir smoothie tüketilebilir. Bu mideyi rahatlatabilir ve kabızlığı giderebilir. Ancak incirlerin müshil özellikleri nedeniyle, ishalden muzdarip olan kişiler incir yemekten kaçınmalıdır.Bu avantajları destekleyecek yeterli veri olmamasına ve daha fazla araştırmaya ihtiyaç duyulmasına rağmen, aloe vera kolit ve irritabl bağırsak sendromunun semptomlarını azaltmaya yardımcı olabilir. Mide ekşimesi, gaz ve geğirme, mide bulantısı ve kusma, asit ve yiyecek geri tepmesi gibi semptomlarının hepsi aloe vera suyu tüketilerek hafifletilebilir.İltihap önleyici özellikleri nedeniyle zencefil, guruldayan mideyi sakinleştirmeye yardımcı olabilir. Sorunlu yiyecekleri mideden daha hızlı geçirmek için, mide kasılmalarını hızlandırabilen maddeler de içerir. Çay gibi içeceklere eklenebilir veya çiğneme veya takviye olarak alınabilir.Mide bulantısının verdiği rahatsızlık bir fincan papatya çayı ile azaltılabilir. 2023 tarihli bir araştırmaya göre papatya yağları iltihap giderici özelliklere sahiptir. Bu özellikler sayesinde mide kaslarınız gevşeyebilir ve kramp ve spazmların verdiği rahatsızlığı azaltabilir.Geğirmeyi ve mide basıncını serbest bırakmayı kolaylaştırdıkları için bazı insanlar gazlı içeceklerdeki kabarcıkların mide bulantısını yatıştırmaya yardımcı olduğunu düşünür. Diğerleri için asitlik ve gaz durumu daha da kötüleştirebilir. Sizi nasıl etkileyeceğinden emin değilseniz bu içecekleri yavaşça ve dikkatlice için. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/3qHBLktmmEmhFHulCpGspg.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 15 Apr 2025 19:43:20 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>bardağı, mide, bulantısına, iyi, geliyor:, Sindirim, sorunlarına, yardımcı, olabilir</media:keywords>
</item>

<item>
<title>Uzmanı kanser riskini azaltan 4 kuralı paylaştı: Basit bir değişiklik yapmanız yetiyor</title>
<link>https://karadenizden.com.tr/24112</link>
<guid>https://karadenizden.com.tr/24112</guid>
<description><![CDATA[ Dünya genelinde kanser vakalarında endişe verici bir artış söz konusu. Kanser riskini azaltmak ve sağlıklı bir yaşam sürmek için günlük alışkanlıklarınıza dikkat etmeniz gerekiyor. Peki, kanser riskini azaltmak için yapmanız gereken değişiklikler neler?Dr. Saurabh Sethi, genç yetişkinler arasında kanser vakalarındaki endişe verici artışı vurgulayarak bunu yaşam tarzı faktörlerine bağlıyor. Kolorektal kanser riskini azaltmak için şekerli içecekleri maden suyuyla değiştirmek gibi kanser riskini azaltmak için basit diyet değişiklikleri öneriyor.Amerikan Kanser Derneği&#039;ne göre, 2025 yılında ABD&#039;de 2 milyondan fazla yeni kanser vakasının teşhis edilmesi bekleniyor. DSÖ&#039;ye göre, küresel olarak ikinci önde gelen ölüm nedenidir. Kanser vakaları her zamankinden daha fazla artıyor ve yaşam tarzımızın etkisi göz ardı edilemez.Harvard ve Stanford&#039;da eğitim almış ve bir milyon Instagram takipçisi olan Gastroenterolog Dr. Saurabh Sethi, genç yetişkinler arasında artan kanser oranları konusunda alarm veriyor. Instagram&#039;da paylaşılan bir videoda, &quot;Otuzlu ve kırklı yaşlardaki insanların on yıl öncesine göre kansere yakalandığını görüyorum. Belirli risk faktörlerini kontrol edebiliriz&quot; diyor. Uzmanlığından ve klinik gözlemlerinden yola çıkan Dr. Sethi, kanser riskini düşürmeye yardımcı olabilecek dört yiyecek değişimini paylaştı. Bu küçük diyet değişimleri büyük bir fark yaratabilir.Dr. Sethi, şekerli gazlı içecekleri ve enerji içeceklerini maden suyuyla değiştirmenizi öneriyor. Günlük olarak şekerli içecekler tüketmenin kolorektal kanserin erken başlangıcını %32 oranında artırabileceğini belirtiyor. Kolorektal kanser, bağırsak kanseri, kolon kanseri veya rektal kanser olarak da bilinir, kolon veya rektumda gelişen bir kanser türüdür. Bu, dünya çapında en yaygın kanserlerden biridir. 50 yaş üstü kişiler genellikle daha fazla risk altındadır. Aile geçmişi ve diyet ve egzersiz gibi yaşam tarzı faktörleri de riski etkiler. Bu nedenle şekerli içecekleri azaltmak ileriye dönük bir yoldur.DSÖ, hiçbir alkol tüketim seviyesinin sağlığımız için güvenli olmadığını doğruladı. Bu nedenle içtiğiniz kokteyl sağlığınız için iyi değildir. Sethi, özellikle kadınlar için alkolü azaltmayı öneriyor. &quot;Günde iki ila üç içki içmek, bir kadının meme kanseri riskini yüzde on oranında artırıyor,&quot; diyor.Kırmızı et, çok sayıda kanser riskiyle bağlantılıdır. Dr. Sethi, kolon ve meme kanseri riskinin daha yüksek olduğu hamburger, sosisli sandviç ve sosis gibi kırmızı ve işlenmiş etlerin yağsız proteinlerle değiştirilmesini istiyor. Bunun yerine balık, tavuk veya hindi gibi yağsız proteinleri öneriyor. Bazen konu lezzetten vazgeçmek değil, daha akıllıca seçimler yapmaktır.Rafine edilmiş tahıllar bulmak kolay ve ucuz olabilir, ancak bu kolaylık sağlığınız için hiçbir işe yaramıyor. Bağırsak doktoru, beyaz ekmek ve makarna gibi rafine edilmiş tahılları kinoa, darı veya tam buğday gibi tam tahıllarla değiştirmenizi öneriyor. Tam tahıllar ayrıca bağırsak sağlığını destekleyen ve kanser riskini azaltabilen liflerle doludur. Bu, tüm sağlıklı diyete eklenen basit bir değişikliktir. &quot;Günlük yiyecek seçimleriniz düşündüğünüzden daha önemlidir!&quot; diye vurguluyor. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/q4VudbxL4E67dMj-tno-8w.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 15 Apr 2025 19:43:19 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Uzmanı, kanser, riskini, azaltan, kuralı, paylaştı:, Basit, bir, değişiklik, yapmanız, yetiyor</media:keywords>
</item>

<item>
<title>Vitamin takviyeleri için zamanlama gizli anahtar: Hangi saatte tüketilmeli?</title>
<link>https://karadenizden.com.tr/24111</link>
<guid>https://karadenizden.com.tr/24111</guid>
<description><![CDATA[ Sağlık yararlarını en üst düzeye çıkarmak için takviyeler stratejik olarak zamanlanmalıdır. Takviyeler faydalıdır, ancak tam yararlarını ortaya çıkarmak için zamanlama gizli anahtardır. Vücut bir saate göre çalışır ve besinler bu ritimle senkronize olduklarında en iyi şekilde çalışır. Doğru zamanlamayı takip etmek yalnızca daha iyi emilimi sağlamakla kalmaz, aynı zamanda faydası da katlanır.Sağlık yararlarını en üst düzeye çıkarmak için takviyeler stratejik olarak zamanlanmalıdır. Takviyeler faydalıdır, ancak tam yararlarını ortaya çıkarmak için zamanlama gizli anahtardır. Vücut bir saate göre çalışır ve besinler bu ritimle senkronize olduklarında en iyi şekilde çalışır. Doğru zamanlamayı takip etmek yalnızca daha iyi emilimi sağlamakla kalmaz, aynı zamanda faydası da katlanır.Takviye almak sağlık için harikalar yaratabilir, ancak yalnızca doğru şekilde alınırlarsa. Tıpkı yiyecekler gibi, vitaminler ve mineraller vücut doğru durumda olduğunda en iyi şekilde emilir. Bazı besinler yağa ihtiyaç duyar, diğerleri boş mideyi tercih eder ve birkaçı gün boyunca parçalar halinde alındığında en iyi şekilde çalışır.Zamanlama yanlış olduğunda, en güçlü takviyeler bile tam yararlarını gösteremeyebilir. Bu nedenle her birini almak için günün en iyi saatini bilmek önemlidir. İşte vücudun bunları nasıl işlediğine bağlı olarak en etkili vitamin ve minerallerden bazılarını ne zaman tüketeceğimiz hakkında bilmemiz gereken her şey.Vitamin D3 yağda çözünen bir vitamindir, yani düzgün bir şekilde emilmesi için diyet yağına ihtiyaç duyar. İşte bu yüzden kahvaltı ideal bir zamandır; özellikle de günün ilk öğünü ghee, kuruyemiş, avokado veya yumurta gibi sağlıklı yağlar içeriyorsa.Sabah almak vücudun doğal ritmini de destekler. D vitamini ruh halini ve enerjiyi düzenlemeye yardımcı olur, bu nedenle güne D vitamini ile başlamak daha iyi zihinsel odaklanma ve dengeli uyku düzenlerine yol açabilir. Çalışmalar ayrıca, sabahın erken saatlerinde doz almanın uyku döngüsünü yöneten melatonin seviyelerindeki bozulmayı önleyebileceğini öne sürmüştür.OMEGA-3Omega-3 yağ asitleri kalp ve beyin faydalarıyla bilinir. Ancak, bu sağlıklı yağların da etkili bir şekilde emilebilmesi için diyet yağına ihtiyacı vardır. Bunları günün ilk önemli öğünüyle (genellikle kahvaltı veya öğle yemeği) birlikte almak, parçalanmalarını ve düzgün bir şekilde kullanılmalarını sağlar.Bu, vücudun Omega-3&#039;ü daha iyi emmesine yardımcı olmakla kalmaz, aynı zamanda bazen aç karnına alındığında ortaya çıkabilen balık tadı veya geğirme olasılığını da azaltır. Zeytinyağı, kuruyemiş veya çekirdek gibi iyi yağlarla dengeli bir öğün mükemmel bir eşlikçidir.Çinko bağışıklık, yara iyileşmesi ve hatta cilt sağlığı için oldukça önemlidir. Ancak birlikte alındığında kalsiyum ve demir gibi diğer minerallerle rekabet eder. Bu nedenle çinkoyu tek başına almak en iyisidir - sabahın ortasında veya öğleden sonra, ideal olarak yemekten iki saat sonra.
Bu zamanlama mideye önceki yemeği işlemek için yeterli zaman verirken çinko emilimini azaltabilecek yiyeceklerle etkileşime girmesini önler. Ayrıca mideye daha naziktir, özellikle mide bulantısını önlemek için gerektiğinde küçük bir atıştırmalıkla alındığında.Magnezyum sakinleştirici bir mineraldir - kas gevşemesine, uyku kalitesine ve stresi yönetmeye yardımcı olur. Vücut, doğal sirkadiyen ritmin yavaşlamaya başladığı günün ikinci yarısında magnezyuma iyi yanıt verir.Dozu bölmeniz önerilir: bir kısmını öğleden sonra geç saatlerde ve diğerini akşam yemeğiyle birlikte alın. Bu sadece emilimi en üst düzeye çıkarmakla kalmaz, aynı zamanda daha iyi uyku ve gece iyileşmesini de sağlar. Akşam yemeğinde küçük bir porsiyon bitter çikolata veya ıspanak etkilerini daha da artırabilir.Demir, en iyi şekilde emilim için aç karnına alınmalıdır. Kahvaltı ile öğle yemeği arasındaki zaman mükemmeldir; ideal olarak mide diğer minerallerden, kafeinden veya süt ürünlerinden temizlendiğinde.
Özellikle çay ve kahve, vücudun bu minerali nasıl kullandığını etkileyebileceğinden demir alımı sırasında kaçınılmalıdır. Portakal suyu veya amla gibi bir C vitamini kaynağıyla demiri eşleştirmek emilimi iyileştirebilir. Birçok kişi bu zamanlamanın sindirim rahatsızlığı riskini azalttığını ve enerjiyi daha iyi artırdığını görmektedir.Herhangi bir sağlık problemi yaşamamak için vitamin takviyeleri kullanmadan önce mutlaka bir uzmana danışın. Bu makale sadece genel bilgi verme amacıyla yazılmıştır ve doktor tavsiyesi olarak ele alınmaması gerekir. Makalenin içeriğinden yola çıkarak okurun kendi başına koyduğu teşhislerden ntv.com.tr sorumlu değildir. Sağlığınızla ilgili herhangi bir endişeniz varsa doktorunuza danışın. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/HDsAs2KHYkWiIxJHX1_JEw.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 15 Apr 2025 19:43:18 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Vitamin, takviyeleri, için, zamanlama, gizli, anahtar:, Hangi, saatte, tüketilmeli</media:keywords>
</item>

<item>
<title>Göz sağlığını iyileştiren kuruyemişler: A, C ve E vitaminleri ve çinko zengini</title>
<link>https://karadenizden.com.tr/23947</link>
<guid>https://karadenizden.com.tr/23947</guid>
<description><![CDATA[ Kaju, ceviz, badem, fıstık, kuru üzüm, hurma ve kayısı gibi kuruyemişler ve kuru meyveler göz sağlığını iyileştirmek için gerekli besinleri sağlar. Yaşa bağlı göz rahatsızlıklarını önlemeye ve genel görüşü iyileştirmeye yardımcı olan vitaminler, omega-3 yağ asitleri ve antioksidanlar sağlarlar. Bunları dengeli bir diyete dahil etmek optimum göz fonksiyonunu destekler.Görmeyi doğal olarak keskinleştirmek için çareler bulmak, ekran maruziyetinin sürekli olduğu günümüzün dijital çağında özellikle önemlidir. Kuruyemişler zaten vücudumuz için en sağlıklı atıştırmalıktır ve ona birkaç önemli besin sağlar, aynı zamanda görüşünüzü de geliştirebilirler. Kuruyemişler ve kuru meyveler çeşitli mekanizmalar aracılığıyla göz sağlığını destekleyen temel besinleri içerir. Bu kuru meyveler sağlıklı görüşü korumak için temel olan A, C ve E vitaminleri, çinko ve omega-3 yağ asitleri gibi kritik besinleri sağlar. Ayrıca gözleri UV ışınlarından ve oksidatif stresten koruyan lutein ve zeaksantin gibi antioksidanlar içerirler.Kaju fıstığı, yüksek çinko içeriği ve yaşa bağlı makula dejenerasyonunu ve diğer göz rahatsızlıklarını önlemeye yardımcı olan antioksidanlar lutein ve zeaksantin nedeniyle göz sağlığı için özellikle yararlı bir seçenek olarak ortaya çıkmıştır.Ceviz, göz hücre zarlarının oluşumuna ve korunmasına yardımcı olan, gözlere kan dolaşımını iyileştiren ve iltihabı azaltan omega-3 yağ asidi içeriğiyle göz sağlığına katkıda bulunur.E vitamini açısından zengin olan badem, gözleri serbest radikal hasarından korur ve makula dejenerasyonu ve katarakt risklerinin azalmasıyla ilişkilendirilmiştir. Omega-3 yağ asitleri göz nemini korumaya ve kuru göz sendromunu önlemeye yardımcı olur.Antep fıstığı, lutein ve zeaksantin içeriğiyle kaju fıstığına benzer faydalar sağlar, yüksek enerjili ışık dalgalarına karşı koruma sağlar ve yaşa bağlı göz rahatsızlıkları risklerini azaltır.KURU ÜZÜMYeşil veya sarı olsun, altın kuru üzümler genel göz sağlığını destekleyen ve gece körlüğünü önlemeye yardımcı olan antioksidanlar ve A ve C vitaminleri içerir.Hurma, lutein ve A vitamini içeriği sayesinde hem doğal tatlılık hem de göz sağlığı yararları sunar. Lif içeriği, diyabetle ilişkili göz komplikasyonlarını önlemek için çok önemli olan sabit kan şekeri seviyelerini korumaya yardımcı olur.KAYISIKuru kayısı, özellikle düzgün retina fonksiyonu ve gece körlüğünün önlenmesi için gerekli olan A vitamini içeriğiyle dikkat çeker.
Ayrıca vücutta A vitaminine dönüşen beta-karoten içerir.
Bu kuru meyveler faydalı olsa da, optimum göz sağlığı için dengeli bir diyetin parçası olmalıdır. Farklı kuru meyvelerin bir kombinasyonu, görüşü korumak ve iyileştirmek için birlikte çalışan çeşitli besinler sağlar. Kuru meyveleri çiğ yemekten hoşlanmayanlar, yine de faydalarından yararlanmak için bunları tariflere dahil edebilir. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/_Xl94dgKuUuxsW22BO5lWw.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Mon, 14 Apr 2025 20:19:44 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Göz, sağlığını, iyileştiren, kuruyemişler:, vitaminleri, çinko, zengini</media:keywords>
</item>

<item>
<title>Gazı var diye düşündüler, bebeğin ağlama sebebi ultrasonda ortaya çıktı: “Şu ana kadarki en küçük hastamız”</title>
<link>https://karadenizden.com.tr/23948</link>
<guid>https://karadenizden.com.tr/23948</guid>
<description><![CDATA[ Erzurum’da dünyaya gelen 8 aylık Oğuz Kağan bebek, bir süredir huzursuzluk yaşayıp, sürekli ağlıyordu. Aile durumun gaz sancısından dolayı olduğunu düşündü. Ancak gerçek hastanede çekilen ultrasonla ortaya çıktı.Erzurumlu Şeydanur ve Emre Göktürk çifti, 8 ay önce dünyaya gelen ilk çocukları Oğuz Kağan’ın sürekli huzursuzluğu ve ağlamasının sancıdan olduğunu düşündü.  İlerleyen aylarda bebeğin ağlamasının ve huzursuzluğunun kesilmemesi üzerine aile Erzurum Şehir Hastanesi’ne başvurdu ve burada tetkikler yapıldı.  Çekilen ultrasonla böbreğinde taş tespit edilen bebek, tavsiye üzerine tedavi için Atatürk Üniversitesi Tıp Fakültesi’ne götürüldü.  Burada 5 milimetrelik kesiyle ameliyata alınan bebek, 1 saatlik operasyonda böbreklerinden çıkartılan yaklaşık 15 gramlık taşlardan kurtuldu.“ŞU ANA KADARKİ EN KÜÇÜK HASTAMIZ”  Bebeğin operasyonunu gerçekleştiren Atatürk Üniversitesi Tıp Fakültesi Üroloji Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr. Fatih Özkaya, “Oğuz Kağan şu ana kadar kliniğimizde özellikle bu ameliyatı yaptığımız en küçük hastamız. Böbreğindeki taş yükü yaşına ve vücut anatomisine göre fazlaydı. Bebeğe perkütan nefrolitotomi (kapalı böbrek taşı ameliyatı) yöntemi uyguladık.” dedi.  Özkaya, bu işlemle böbreklerin rahatladığını belirterek, enfeksiyon gelişim riskinin de ortadan kalktığını dile getirdi. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/7We9jApDl0OpRfTKQIpXdw.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Mon, 14 Apr 2025 20:19:44 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Gazı, var, diye, düşündüler, bebeğin, ağlama, sebebi, ultrasonda, ortaya, çıktı:, “Şu, ana, kadarki, küçük, hastamız”</media:keywords>
</item>

<item>
<title>Cumhurbaşkanı Erdoğan: Sağlıkta 37 bin hekim dışı personel istihdam edilecek</title>
<link>https://karadenizden.com.tr/23949</link>
<guid>https://karadenizden.com.tr/23949</guid>
<description><![CDATA[ Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Başakşehir Çam ve Sakura Şehir Hastanesi&#039;nde Sağlık Çalışanları ile İftar Programı&#039;nda konuştu. Cumhurbaşkanı Erdoğan, 2025&#039;te sağlıkta 37 bin hekim dışı personelin istihdam edileceğini açıkladı.Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerine çalışanların 14 Mart Tıp Bayramı&#039;nı kutlayarak başladı.Covid-19 pandemisinden sonra toplumun ertelenmiş sağlık hizmetleri talebinde ciddi artışlar yaşandığını belirten Erdoğan 2025 yılı içinde 37 bin hekim dışı yeni personelin istihdam edileceğini söyledi.   Cumhurbaşkanı Erdoğan, sağlık alanında yapılan çalışmaları değerlendirerek, özetle şunları söyledi:  &quot;Malumunuz 14 Mart, tıp tarihimizde iki önemli vakanın yıl dönümüdür. Bunlardan ilki tıp eğitimiyle ilgilidir. Bundan tam 198 yıl önce 14 Mart 1827&#039;de ordumuza hekim yetiştirmek üzere Tıphane-i Amire ve Cerrahhane-i Amire kurulmuştur.Böylelikle ülkemizde modern tıp eğitimi resmen başlamıştır. 14 Mart&#039;ın tekabül ettiği diğer bir hadise ise tıbbiyelilerin beyaz önlüklerini bayrak yaparak başlattıkları muhteşem kıyamdır. İstanbul&#039;un ve okullarının işgal edilmesine itiraz eden tıbbiyeliler, 14 Mart 1919&#039;da okulun iki kulesi arasına astıkları büyük bir Türk bayrağı ile tüm öğrencileri toplantıya çağırmışlardır.  Memduh Necdet, tıbbiyenin salonunu dolduran genç hekimlere şöyle seslenmiştir: &quot;İtiraf ediyoruz ki vatan, bilhassa onun kalbi, beyni olan İstanbul, bu dakikada korkunç bir buhran geçiriyor ama korkmuyoruz, buradayız, burada kalacağız. İstanbul bizimdir çünkü halife ve hakan yatağıdır. İstanbul bizimdir çünkü şehitler ve tarih buradadır. İstanbul bizimdir çünkü istiklal buradadır.&quot; Bu muazzam ve muhteşem sözler sadece tıbbiyenin salonunda değil adeta tüm İstanbul&#039;da yankılanmış, işgalciler neye uğradığını şaşırmış, toplantıyı şiddet kullanarak dağıtmaya çalışmışlardır.Cumhurbaşkanı Erdoğan, tıbbiyelilerin İstiklal Harbi&#039;nde hem cephe hattında hem cephe gerisinde hayatlarını riske atarak, kahramanca mücadele ederek şehit düştüklerini ve gazilikle müşerref olduklarını anımsattı.COVID-19 SALGININDA İLK SAFTA SAĞLIK ÇALIŞANLARI VARDI  Covid-19 salgınına karşı yürütülen savaşta ilk safında yine sağlık çalışanlarının bulunduğunu belirten Erdoğan, &quot;6 Şubat depremlerinde milletçe hep beraber şahitlik ettik. Günlerce hatta haftalarca evlerinden, evlatlarından uzakta kalan, bir cana şifa olmak için gerektiğinde kendi canını tehlikeye atan, hekim olmanın, sağlık çalışanı olmanın omuzlarına yüklediği ağır mesuliyetle ülkesine ve milletine sevda ile hizmet eden siz kardeşlerimizin çabalarını, emeklerini asla ve asla unutamayız. Tüm sağlık personelimize, ülkem ve milletim adına bugün bir kez daha teşekkür ediyorum.&quot; diye konuştu.25 ŞEHİR HASTANEMİZ HİZMETE GİRDİSağlık alanında 22 yıl boyunca pek çok reforma imza attık. Hastane, poliklinik sayısının artırılmasından sağlık teçhizatlarının modernleştirilmesine gibi çok önemli işler yaptık. 25 şehir hastanemiz bu kapsamda hizmete girdi.Salgınla mücadeleyi imkan bakımından bizden daha ileri olan ülkelerden daha iyi yönetmemizde sağlık tesislerimiz kritik roller oynamıştır.   Ülkemizdeki muhalefetin israf dediği engellemek için her yolu denediği hatta akla ziyan bahaneler üreterek bağlantı yollarını dahi yapmadıkları bu hastaneler binlerce insanımızın hayatının kurtulmasına vesile olmuştur. &quot;SAĞLIKTA ŞİDDETE MÜSAMAHAMIZ YOKTUR&quot;Ertelenmiş sağlık hizmeti talebinde çok ciddi artışlar yaşandı. Tüm dünya gibi biz de bu yeni durumla sınanıyoruz. Son 2 yılda sağlık sistemimizde ilave yük oluşturan bu talebin doğru dağıtılması ve karşılanması amacıyla farklı adımlar atıyoruz.   Aile Hekimliğinin yeniden yapılandırılması ve koruyucu hekimliğin ön plana çıkartılması bunlardan sadece bir tanesidir. Hastanelerimizdeki yoğunluğun azatılmasını da temin edeceğiz.22 yıl boyunca pek çok reforma imza attık. Üniversite ve özel hastane kapılarının tüm vatandaşlarımıza açılmasını sağladık. Toplamda 37 bin 367 yataklı 25 şehir hastanemiz hizmete girdi. Halen 13 bin 950 yaraklı 11 şehir hastanesini yapımı sürüyor.   İhale ve arsa süreci devam edenlerle birlikte hepsi tamamlandığında 57 bin yatak kapasiteli 45 şehir hastanemiz olacak. Tomografi, MR, diyaliz cihazı, ambulans gibi birçok alanda geçmişle kıyaslanmayacak seviyelere ulaştık.   Evde sağlık hizmeti uygulamasıyla bugün 2 milyon 753 bin insanımızın ayağına sağlık hizmetini götürüyoruz.   Sağlıkta şiddete asla müsamahamız yoktur. Bu konuda ilkemiz sıfır toleranstır. Hekimlerimize ve sağlık personelimize el kaldırılmasını asla kabul edemeyiz.   Sağlık camiamızın beklediği önemli bir müjdeyi paylaşmak istiyorum. 2025 yılı içerisinde sağlık teşkilatımızı istihdam edeceğimiz 37 bin hekim dışı yeni personel ile daha da güçlendireceğiz.&quot; ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/l_-UBRuFJE2mEU6A2vr-gw.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Mon, 14 Apr 2025 20:19:44 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Cumhurbaşkanı, Erdoğan:, Sağlıkta, bin, hekim, dışı, personel, istihdam, edilecek</media:keywords>
</item>

<item>
<title>Böbrek dostu: Lif, antioksidan zengini; iltihap önleyici</title>
<link>https://karadenizden.com.tr/23945</link>
<guid>https://karadenizden.com.tr/23945</guid>
<description><![CDATA[ Böbreklerin sağlıklı tutulması genel sağlığın önemli bir yönüdür. Diyetinize besin açısından yoğun yiyecekler eklemek detoks etkisi yaratır, iltihabı azaltır ve böbreklerin düzgün çalışmasını sağlar. Böbrekler için faydalı olan bu yiyecekler su ihtiyacını da karşılar, kan basıncını dengede tutar ve doğal olarak toksin birikimini önlerBöbrek sağlığını korumak için sağlıklı ve dengeli bir beslenme alışkanlığı geliştirmeniz gerekir.
Bazı besinler böbrekleri koruyarak toksinlerin atılmasına yardımcı olur.Düşük potasyum ve yüksek A ve C vitamini içeren kırmızı dolmalık biberler iltihabı azaltır, böbrek hücrelerini korur ve genel işleve yardımcı olur, bu da onları böbrek dostu yemeklere harika bir katkı yapar.Lif, fitokimyasallar ve gerekli besinler açısından zengin olan lahana böbrekleri detoksifiye eder, sindirime yardımcı olur, oksidatif stresi azaltır ve böbrekle ilgili komplikasyon risklerini azaltırken genel sağlığı iyileştirirİltihap önleyici ve antibakteriyel olan sarımsak böbrek stresini azaltır, kan basıncını düzenler, enfeksiyonları uzak tutar ve genel bağışıklık tepkisini teşvik eder, bu da onu böbreklerinizi sağlıklı tutmanın mükemmel bir yolu haline getirir.SOĞANAntioksidanlar ve flavonoidlerle dolu olan soğanlar böbrekleri temizlemeye, dolaşımı iyileştirmeye ve iltihabı azaltmaya yardımcı olurken potasyum açısından doğal olarak düşük olduğundan böbrek dostu bir diyete harika bir katkı sağlar.Lif, C vitamini ve antioksidanlar açısından zengin olan karnabahar, toksin birikimini azaltarak, sindirimi teşvik ederek ve iltihabı azaltarak böbrek fonksiyonunu desteklerken potasyum ve fosfor açısından düşük olması böbrek sağlığı için önemlidir.Antioksidanlar ve fitonutrientlerle dolu olan yaban mersini böbrekleri oksidatif stresten korur, iltihapla savaşır ve idrar yolu sağlığını destekleyerek daha iyi böbrek işlevini ve enfeksiyona karşı bağışıklığı teşvik eder.Lif, antioksidanlar ve iltihap önleyici fitokimyasallar açısından zengin olan elmalar kan şekerini kontrol eder, toksinleri ortadan kaldırır ve böbrek detoksunu teşvik ederek uzun süreli böbrekle ilgili komplikasyon riskini azaltır.Omega-3 yağ asitleri açısından zengin olan somon gibi yağlı balıklar, kan basıncını düşürür, iltihabı baskılar, böbrek fonksiyonlarını korur ve kardiyovasküler sağlığı destekler ve bu nedenle böbrek diyetinin önemli bir parçasıdır. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/dh_1aIoYi0K6wQdt4UjDGQ.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Mon, 14 Apr 2025 20:19:43 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Böbrek, dostu:, Lif, antioksidan, zengini, iltihap, önleyici</media:keywords>
</item>

<item>
<title>126 kiloydu, 2 yılda 40 kilo verdi: &amp;quot;Gören mide küçültme ameliyatı mı oldun&amp;quot; diyor</title>
<link>https://karadenizden.com.tr/23946</link>
<guid>https://karadenizden.com.tr/23946</guid>
<description><![CDATA[ Kocaeli’de evlendikten sonra aldığı kilolar nedeniyle günlük yaşamında zorluklar yaşayan İbrahim Yavuz (39),  diyetisyen eşliğinde 126 kilodan 86 kiloya düştü. Çok iyi tepkiler aldığını söyleyen Yavuz, “‘Eski halinden bir şey yok, gençleşmişsin, daha fitsin’ diyenler çok oluyor” dedi.İbrahim Yavuz, evlendikten sonra aldığı kilolar nedeniyle sağlık sorunları yaşamaya başladı. İbrahim Yavuz, uyguladığı diyetle 2 yılda yaklaşık 40 kilo verdi.Kilo vermeye karar vermesindeki öncelikli sebebin eşi olduğunu söyleyen Yavuz, “Evlendikten sonra belli bir kilo aldık; ondan sonra terlemeye başladım. Yürüyüşüm, nefes almam zor oldu. Eşimle beraber kilo vermeye niyetlendik. Bir şeyimiz var mı, neden bu kadar terliyoruz diye doktora tahlil vermeye gittik. Doktor da sağlıklı hayat merkezine yönlendirdi.Doktor, kilomuz olduğunu, ileride daha çok sıkıntı yaşayabileceğimizi söyleyince merkeze başvurduk ve burada Yasemin Hanım ile tanıştık. Yasemin Hanım’ın sayesinde belli bir kiloya kadar ulaştık. Şu andaki hayatım gayet iyi. Bisiklet sürüyorum, terlemem azaldı, nefes nefese kalmıyorum. Çok rahat bir hayat geçiriyorum. Kişisel olarak da sıkıntılarım gitti. Bacak ağrılarım, eklem ağrılarım vardı; çoğu düzeldi. Şu anda bir sıkıntım yok” diye konuştu.Daha önce kilo vermeye çalıştığını da anlatan İbrahim Yavuz, “Evdeki olanaklarla kendim nasıl planlayayım, kalori açığı nasıl oluşturayım, karbonhidrat, protein ayarını nasıl yapayım bilmediğim için verip alıyordum, düzenli olmuyordu ama Yasemin Hanım ile beraber düzenli bir kilo verişine geçtik. 124-126 kilo arasında gidip geliyordum; şu anda 86 kilo civarındayım. Gören direkt ‘Mide küçültme ameliyatı mı oldun’ diye soruyor. Hayır, diyetisyene gittim düzenli kilo verdim. Kilo, uzun sürede veriliyor. İnsanlar 5 ayda vereyim gibi bir süreç bekliyor ama vermek 2 sene sürüyor. 2 sene içinde verdim, şu anda tepkiler çok iyi. ‘Eski halinden bir şey yok, gençleşmişsin, daha fitsin’ diyenler çok oluyor” dedi.Diyet sürecini de anlatan Yavuz, “Diyete başlarken ilk 10 gün gerçekten çok zor oluyor. Çünkü yeme alışkanlığın değişiyor; yediklerin çok farklılaşıyor ve düzenli yemeye başlıyorsun ondan sonra krizler oluyor. Ben şeker krizi çok geçiriyordum; Yasemin Hanım&#039;ın bana verdiği diyetler sayesinde şeker krizlerim de gitti. Benim için diyet gayet iyi” ifadelerini kullandı.Yavuz’un kilo verme sürecini anlatan Uzman Diyetisyen Yasemin Hurma, “İbrahim ile 2 sene önce bir süreç yaşadık. Tahlillerini yaptırınca aile hekimi kendisini bana yönlendirdi. Tahlillerinin sonucunda kolesterolü, şekeri biraz yüksekti. Onları dengelemek ve kilo vermek için bir diyete başladık. Önce yüksek kalorili diyetti ama ona alışma süreci olduğu için düşük geldi. Alışma süreçlerinde de sık sık görüştük. Sonraki yılın sonunda 30-40 civarı kilo verdi. Zaman zaman biraz kilo alabiliyor ama yine de dengeleyebiliyor. İbrahim’e aktif spor da yaptığı için protein içeren zengin bir diyete başladık. Yağ içeriği düşük, basit karbonhidratı az alacağı, şekeri daha az tüketeceği bir diyete başladık. Mutlaka ara öğünlerinin olacağı bir diyete başladık. Hala da spor yaptığı için, spor öncesi ve sonrası tüketeceği besinleri alıyor. Bu şekilde ilerliyoruz” dedi.Hastaların kendisine genelde kilo vermek için başvurduğunu söyleyen Hurma, “Zaten kilo fazlalığı yanında şeker hastalığı, kalp hastalığı gibi bir sürü hastalıkla ilintili. Dolayısıyla aile hekimleri de koruyucu basamaklarda, kilo verdiğinde insülin direnci varsa insülin direnci daha stabil oluyor; kilo vererek fazla kilonun eşlik ettiği birçok hastalık da böylece engellenmiş oluyor” ifadelerini kullandı. Doktorların ‘Kilo vermelisin’ demeleri halinde kendilerine başvurmaları gerektiğini de belirten Yasemin Hurma, “Erteledikçe kilo almanız kolaylaşabilir, işler daha da kötüye gidebilir. Sadece şekeriniz varken bir de kalp hastalıkları eklenebilir ya da yanına böbrek hastalıkları eklenebilir” dedi.Randevu sistemine ilişkin de konuşan Gültekin, “Vatandaşlar Sağlık Bakanlığı tarafından kurulan MHRS sistemi üzerinden, aile hekimlerine tanımlanmış ve bizim kurumdaki görevli arkadaşlarımıza tanımlanmış sistem üzerinden kendilerine randevu oluşturtabilirler. Kurum telefonumuzdan bizi arayarak randevu oluşturabilirler ya da kendileri kuruma uğrayarak randevu oluşturabilir ya da müsaitlikleri varsa direkt o şekilde hizmet alabilirler. Sağlıklı hayat merkezleri koruyucu sağlık hizmetlerinin önemli bir basamağıdır. Koruyucu sağlık hizmetlerini güçlendirmek amaçlı kurulmuştur. O yüzden bütün vatandaşlarımızı sağlıklı hayat merkezlerine bekliyoruz. Sağlıklı hayat merkezlerindeki hizmetlerimiz, kendi alanında uzman sağlık profesyonelleri tarafından ücretsiz olarak sunulmaktadır. Kocaeli ili bünyesinde 9 adet sağlıklı hayat merkezi bulunmakta. Bunlardan 3 tanesi Gebze ilçesinde. Bunun dışında İzmit, Gölcük, Derince, Darıca, Körfez, Çayırova ilçelerinde de birer tane olmak üzere toplam 9 adet sağlıklı hayat merkezi bulunmakta” dedi. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/zjeMgVpGMUexAEV6cIp-fg.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Mon, 14 Apr 2025 20:19:43 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>126, kiloydu, yılda, kilo, verdi:, Gören, mide, küçültme, ameliyatı, mı, oldun, diyor</media:keywords>
</item>

<item>
<title>Mide kanserinin erken belirtisi: 8 işaret hayati önem taşıyor</title>
<link>https://karadenizden.com.tr/23942</link>
<guid>https://karadenizden.com.tr/23942</guid>
<description><![CDATA[ Mide kanseri dünyada en sık görülen kanser türlerinden biri. Mide kanserinde erken teşhis hayati önem taşıyor. Bu nedenle bazı işaretleri ciddiye almak gerekiyor. Mide kanserine neden olan pek çok etken de bulunuyor. Peki, mide kanseri nedir, belirtileri nelerdir?Dünyada genelinde en sık görülen 4. kanser türü mide kanseri olarak biliniyor. Mide kanseri, çoğu midenin iç yüzeyindeki glandüler dokuda başlayan, midenin herhangi bir yerindeki sağlıklı hücrelerin büyüyerek bölündüğü ölümcül bir kanser türü.Mide kanseri, midenin iç yüzeyindeki hücrelerin kontrolsüz bir şekilde büyümesi ve çoğalması sonucu oluşan kötü huylu bir tümördür. Mide kanseri genellikle mideyi kaplayan mukoza adı verilen dokuda başlar ve zamanla diğer mide bölümlerine yayılabilir. Mide kanseri, başlangıçta belirti vermeyebilir veya çok hafif belirtilerle kendini gösterebilir, bu yüzden erken teşhis zor olabilir.Mide kanseri ölümcül bir kanser türü olarak da biliniyor. Mide kanseri, vakaların yaklaşık %95&#039;inde mide zarında başlar ve yavaş bir şekilde seyreder. Yavaş seyretmesi aynı zamanda belirti göstermediği vakaları da işaret edebilir. Mide kanseriyle mücadele etmede her kanser türünde olduğu gibi erken tanı hayati önem taşıyor.Mide kanserini tetikleyen pek çok faktör de bulunuyor. Enfeksiyonlar, gastrit gibi iltihaplar, beslenme alışkanlıkları, ailede mide kanseri öyküsü gibi genetik ve çevresel faktörler ve yaşam tarzıdır. Aşırı tütün ürünleri ve alkol tüketimide mide kanseri riskini artıran yaygın nedenlerdir.Erken tanının hayati ödenm taşıdığı mide kanserinde bazı belirtileri göz ardı etmemek gerekiyor. Mide kanseri belirtileri hazımsızlık, özellikle yemekten sonra anormal şişkinlik hissi, yutma güçlüğü, mide yanması, mide ağrısı, halsizlik, beklenmedik kilo kaybı ve bulantııdr. Dışkıda kan ve siyah renkli dışkılama da mide kanserinde görülen diğer belirtilerdir.Mide kanserine yakalanan hastaların yaşam süresi, kanserin evresi ve metastaz yapıp yapmadığına bağlı olarak değişir. İlk evre mide kanserinden kurtulma oranı daha yüksektir. Ancak kanser daha ileri evrede ise aynı oranda iyileşme ihtimali daha da zorlaşır.Evre 0 (Kanser Öncesi Evre) : Kanser hücreleri sadece midenin en iç tabakasında (mukoza) bulunur ve henüz derin dokulara yayılmamıştır,
Evre 1 : Kanser, mukoza tabakasının altına veya yakındaki birkaç lenf düğümüne yayılmıştır ancak derin kas tabakasına ulaşmamıştır,
Evre 2 : Kanser, mide duvarının daha derin katmanlarına ve daha fazla sayıda lenf düğümüne yayılmıştır ancak uzak organlara sıçramamıştır,
Evre 3 : Kanser, midenin dışına, çevredeki organlara veya çok sayıda lenf düğümüne yayılmıştır,
Evre 4: Kanser, vücudun uzak organlarına (karaciğer, akciğerler veya kemikler gibi) metastaz yapmıştır ve ileri evrede kabul edilir.Radyolojik TestlerMide kanseri teşhisi, birkaç farklı yöntemle konulabilir. Bu yöntemler genellikle hastanın semptomlarına ve doktorun klinik değerlendirmesine dayanır. Mide kanserinin teşhisinde kullanılan başlıca yöntemler şunlardır:

Fiziksel Muayene: Doktor, hastanın genel sağlık durumunu değerlendirecek ve mide bölgesinde herhangi bir kitle ya da hassasiyet olup olmadığını kontrol edecektir
Endoskopi (Gastroskopi): Mideyi doğrudan görmek için, ağız yoluyla mideye ince bir tüp (endoskop) yerleştirilir. Bu yöntemle mide içi görüntülenebilir ve şüpheli bölgelerden biyopsi alınarak kanser olup olmadığı incelenebilir.
Biyopsi: Endoskopi sırasında, mide duvarından şüpheli bir bölgeden doku örneği alınır. Alınan örnek laboratuvarda mikroskopik incelemeye tabi tutulur ve kanser hücrelerinin varlığı araştırılır.
Kan Testleri: Mide kanseri tanısını doğrudan koymasa da, kanserin varlığına dair bazı belirteçler gösterebilir. Örneğin, CEA (karsinoembriyonik antijen) gibi tümör belirteçlerinin yüksekliği bazı mide kanseri vakalarında gözlemlenebilir.
Radyolojik Testler ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/79WnPmkJ_kG9fyN_s0CyjQ.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Mon, 14 Apr 2025 20:19:42 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Mide, kanserinin, erken, belirtisi:, işaret, hayati, önem, taşıyor</media:keywords>
</item>

<item>
<title>Huntington hastalığı nedir? Huntington hastalığı belirtileri</title>
<link>https://karadenizden.com.tr/23943</link>
<guid>https://karadenizden.com.tr/23943</guid>
<description><![CDATA[ Huntington hastalığı, genetik bir nörolojik hastalıktır ve beyindeki hücrelerin bozulmasına neden olur. Bu hastalık, genellikle 30&#039;lu veya 40&#039;lı yaşlarda başlar ve zamanla ilerleyerek motor beceriler, bilişsel işlevler ve duygusal durumu etkiler. Huntington hastalığının sebebi, &quot;HTT&quot; genindeki bir mutasyondur. Bu genetik değişiklik, anormal bir &quot;huntingtin&quot; proteininin üretilmesine yol açar ve bu protein, beynin bazı bölgelerinde birikerek hücre hasarına neden olur.Huntington hastalığı (HH), genetik, nörodejeneratif bir beyin hastalığıdır. Hastalarda bazı hareket bozukluklarının yanı sıra mental gerilik görülür. Adını 1872 yılında hastalığın kalıtsal olduğunu ilk olarak gözlemleyen Dr. George Huntington&#039;dan alır. Otozomal dominant olarak kalıtılan bir hastalık olup beyin ve sinir sistemini etkiler.Hasta kişiler genellikle heterozigotlardır. Hastalığın ilk belirtileri 30-50 yaş arasında gözlenir. Hasta bu dönem zarfında çocuk yapmış ise çocuklarına bu hastalığı aktarma riski %50 oranındadır. Hastalık ölümcül olmasa da bu durum hastalığın gelişimine bağlıdır. Hastalık, Huntington proteinin üretim bozukluğundan dolayı ortaya çıkmaktadır.10-20 yıllık bir dönem arasında yavaş yavaş gelişir ve sonunda kişiyi yürüme, konuşma, düşünme ve mantıktan yoksun bırakır. Genellikle 30-50 yaşlar arasında ortaya çıkar.En belirgin belirtileri kol, bacak, gövde ve yüz kaslarının ani ve istemsiz kasılmasıdır. Belirtiler çoğunlukla duygusal dalgalanmalar, sözlerin ağızda gevelenmesi, sakarlık, depresyon ve sinirlilik ile birlikte oluşur. Hastalığın ilerlemesiyle yutma zorluğu, düzensiz yürüme, denge kaybı, muhakeme gücünün bozulması ve bellek problemleri gibi belirtiler görülür.Genellikle 30-50 yaşları arasında belirtiler başlar. Serebral korteksin ön lobu etkilenir ve istem dışı hareketler, kişilik değişimleri gözlenir. Çabuk sinirlenme, depresyon, içine kapanma ve konsantre olamama gibi davranışlar da hastada mevcuttur. Yutmada zorlanma, bunama, konuşmada zorluk da ilerleyen dönemlerde ortaya çıkar. Bireyde ölünceye kadar giderek artan hücre ölümleri ve sinirsel tahribat gözlenir. Belirtilerin ortaya çıkmasından sonra ortalama 10-15 yıl sonra hastaların çoğu ölür.1993 yılında, 4. kromozom izlenerek hastalığa sebep olan gen bulunmuştur. Glutamin amino asiti için gerekli olan CAG kodu, tekrarlamakta ve proteinlerde uzun glutamin şeritleri meydana getirmektedir. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/TbC6jH4s_0aUCfpj62MLvg.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Mon, 14 Apr 2025 20:19:42 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Huntington, hastalığı, nedir, Huntington, hastalığı, belirtileri</media:keywords>
</item>

<item>
<title>Kızarmış ekmek mi yoksa taze ekmek mi: Hangisi daha sağlıklı?</title>
<link>https://karadenizden.com.tr/23944</link>
<guid>https://karadenizden.com.tr/23944</guid>
<description><![CDATA[ Ekmek her sofrada bulunan temel gıdalardan biri. Kızarmış ve taze olarak tüketilebilir. Kızarmış ekmeğin glisemik indeksi daha düşüktür, sindirime yardımcı olur ve taze ekmeğe kıyasla kilo yönetimini daha iyi destekler. Ancak, zararlı bileşiklerin oluşma olasılığı nedeniyle kızarmış ekmek tüketirken kontrollü olmak önemlidir.Ekmek her sofrada ve evde bulunan temel gıdalardan biri. Ekmek çiğnenmesi kolaydır, sindirilebilir ve çocuklar ve yaşlılar tarafından sevilir. Ancak, ekmeğin nasıl tüketileceğine dair tercihler, sağlık bileşenlerini oluşturabilir veya bozabilir. Çoğu insan kızarmış ekmeği tercih ederken, bazıları onu yumuşak ve taze olarak yemeyi sever. Hangi ekmeğin daha sağlıklı olduğunu öğrenelim: kızarmış ekmek mi yoksa taze ekmek mi?Ekmeği kızartmak, onu elektrikli bir tost makinesinde veya bir tavada ısıtmayı gerektirir. Kızartma sırasında oluşan kimyasal reaksiyon, karbonhidratları parçalayarak ve su içeriğini azaltarak ekmeğin moleküler yapısını değiştirir. Bu dönüşüm farklı bir tada, dokuya ve potansiyel sağlık avantajlarına yol açar. Ekmeği kızartmak, kızartılmamış ekmeğe kıyasla daha düşük glisemik indeks ve daha kolay sindirim gibi sağlık yararları sağlayabilen kimyasal değişiklikler yaratır. Frontiers in Nutrition tarafından yapılan çalışma, kızartma işleminin karbonhidratları nasıl parçaladığını ve su içeriğini nasıl azalttığını inceliyor; bu da diyabet hastaları, kilo yönetimi ve sindirim sorunları için potansiyel olarak faydalıdır.Tost, kızartılmamış taze ekmeğe göre daha düşük bir glisemik indeks göstermiştir. Bu nedenle taze ekmek yemek, tüketimden sonra daha küçük kan şekeri artışlarına neden olabilir. Kızartma sırasında oluşan kimyasal reaksiyon karbonhidrat içeriğini azaltır, ancak fark mütevazıdır. Diyabet hastaları için, daha düşük glisemik indeksi nedeniyle kızarmış ekmek, kızartılmamış ekmeğe göre daha iyi bir seçenek olabilir. Yiyeceklerin kan şekeri üzerindeki etkisini anlamak, diyabet yönetimi için çok önemlidir.Kilo verme çabaları, ekmek yerine tostu seçmekten biraz fayda sağlayabilir. Araştırma, zayıf kan şekeri kontrolünü kilo alımına bağlamıştır ve bu da tostun düşük glisemik indeksini kilo yönetimi için potansiyel olarak avantajlı hale getirmiştir.Ekmeklerin su içeriğinin azalması sindirim sorunları için faydalıdır. Dışkıya hacim kazandırır ve sindirimi yavaşlatır, bu da onu ishalin yönetimi için önerilen BRAT diyetinin (muz, pirinç, elma püresi, ekmek) önemli bir bileşeni yapar. Journal of Food Science tarafından referans alınan çalışmalara göre, ekmek ile ekmek arasındaki beslenme üzerine yapılan araştırmalar beyaz ekmek kullanılarak yürütülmüştür.DAHA BESLEYİCİ HALE GETİRİNEkmeklere sos eklemek besin değerini artırabilir. Ekmeğin üzerine fıstık ezmesi koymak karbonhidrat, yağ ve proteinin dengeli bir kombinasyonunu sağlar. Tam tahıllı ekmek kullanmak lif ekler ve bu da tokluk hissini artırır. Ekmeğin üzerine tereyağı sürmek protein içermese de tam tahıllı ekmek kullanıldığında yine de besleyici olabilir. Tam tahıllı ekmekteki lif içeriği, seçilen sos ne olursa olsun sağlık yararları sağlar.Ekmek hafif veya orta derecede kızartıldığında ekmek ile ekmek arasındaki besin farkları minimumdur.
Önemli besin değişiklikleri yalnızca ekmek yandığında meydana gelir, ancak bu noktada yenmez hale gelir. Ancak, kızarmış ekmeğin yanması, potansiyel olarak kanserojen bir bileşik olan akrilamid oluşturabilir. Sağlık uzmanları, bu maddenin sık tüketilmesinden kaynaklanan potansiyel sağlık risklerinden kaçınmak için yanmış ekmeğin atılmasını öneriyor. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/K5l9Eb3jAU6SnEMEBwzyTQ.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Mon, 14 Apr 2025 20:19:42 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Kızarmış, ekmek, yoksa, taze, ekmek, mi:, Hangisi, daha, sağlıklı</media:keywords>
</item>

<item>
<title>Sağlık Bakanlığı duyurdu! Çocukluk dönemi aşı takviminde değişik</title>
<link>https://karadenizden.com.tr/23941</link>
<guid>https://karadenizden.com.tr/23941</guid>
<description><![CDATA[ Çocukluk dönemi aşı takviminde değişikliğe gidiliyor. Hepatit B aşısı ile beş bileşenli karma aşıyı bir araya getiren &quot;altı bileşenli karma aşı&quot; uygulanmasına 14 Nisan&#039;da başlanacak.Sağlık Bakanlığınca Hepatit B aşısı ile beş bileşenli karma aşıyı bir araya getiren &quot;altı bileşenli karma aşı&quot; uygulanmasına, 14 Nisan&#039;da başlanacak.  Bakanlıktan yapılan yazılı açıklamaya göre, difteri, tetanos, boğmaca, çocuk felci (polio), hemofilus influenza Tip B, hepatit B&#039;yi içeren &quot;altı bileşenli karma aşı&quot; uygulaması sayesinde tek bir enjeksiyonla 6 hastalığa karşı bağışıklama sağlanacak.  Türkiye&#039;de 1998&#039;den itibaren uygulanan hepatit B aşısı ile 2008&#039;den bugüne uygulanan beş bileşenli karma aşıyı bir araya getiren uygulamaya, 14 Nisan itibarıyla başlanacak.Sağlık Bakanlığınca temin edilen yeni aşılar, Türkiye genelindeki tüm aile sağlığı merkezlerinde ve ilgili sağlık kuruluşlarında ücretsiz uygulanacak.  Geçen dönemde beş bileşenli karma aşı ile aşılanmaya başlanan çocukların devam dozları, &quot;altı bileşenli karma aşı&quot; ile tamamlanacak. Bunun dışında herhangi ek aşıya gerek olmayacak. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/DkVt_F0KGESC6WzlsXgTeg.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Mon, 14 Apr 2025 20:19:40 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Sağlık, Bakanlığı, duyurdu, Çocukluk, dönemi, aşı, takviminde, değişik</media:keywords>
</item>

<item>
<title>Sağlık Bakanlığı ünvan değişikliği sınavı ne zaman yapılacak?</title>
<link>https://karadenizden.com.tr/23940</link>
<guid>https://karadenizden.com.tr/23940</guid>
<description><![CDATA[ Sağlık Bakanlığı ünvan değişikliği sınav takvimi açıklandı. Görevde yükselme yazılı sınavı için başvurular, Entegre Kurumsal İşlem Platformu (EKİP) üzerinden 17-28 Mart 2025 tarihleri arasında kabul edilecek. Peki, Sağlık Bakanlığı ünvan değişikliği sınavı ne zaman yapılacak?Sağlık Bakanlığı, Görevde Yükselme ve Unvan Değişikliği sınav duyurusu paylaştı. Her aday, yalnızca bir sınav için başvuruda bulunabilecek. 2025 Yılı Görevde Yükselme Sınavı ve Unvan Değişikliği sınavlarından birini seçebilecek. Takvime göre, Sağlık Bakanlığı ünvan değişikliği sınavı 28 Haziran 2025 tarihinde saat 10.00&#039;da 12 il merkezinde gerçekleştirilecek.ÜNVAN DEĞİŞİKLİĞİ SINAV SONUÇLARI NE ZAMAN AÇIKLANACAK?  Yazılı sınav sonuçları, aday.ankara.edu.tr web sitesi ile Yönetim Hizmetleri Genel Müdürlüğünün http://yhgm.saglik.gov.tr internet adresinden eş zamanlı olarak 08 Ağustos 2025 tarihinde ilan edilecek. Adaylara herhangi bir yazılı tebligat yapılmayacak ve bu ilan tebligat yerine geçecektir. Adaylara ayrıca sınav sonuç belgesi gönderilmeyecek.   Adaylar yazılı sınav sonuçlarına ilişkin itirazlarını, 08 - 15 Ağustos 2025 tarihleri arasında aday.ankara.edu.tr web sitesinden yapacaklar. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/VP0-pA6dhk28ORKCQG20LQ.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Mon, 14 Apr 2025 20:19:40 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Sağlık, Bakanlığı, ünvan, değişikliği, sınavı, zaman, yapılacak</media:keywords>
</item>

<item>
<title>Kalp sağlığı için 6 altın kural! Uzmanı açıkladı; Hangi besinler tüketilmeli?</title>
<link>https://karadenizden.com.tr/23938</link>
<guid>https://karadenizden.com.tr/23938</guid>
<description><![CDATA[ Diyetinize meyve, sebze, badem, tam tahıllar ve sağlıklı yağlar ekleyerek kalp sağlığınızı artırın. İlaçlarınızı dikkatli bir şekilde takip edin, aktif kalın, uykuya öncelik verin, düzenli kontroller planlayın ve farkındalık ve derin nefes alma yoluyla stresi yönetin. Ünlü fitness eğitmeni Yasmin Karachiwala kalp sağlığı için pratik ipuçları paylaşıyor. Değişiklik yapmadan önce her zaman doktorunuza danışın.Kalp sağlığını yönetmek zor gibi görünebilir, ancak yaşam tarzınızda ve diyetinizde doğru değişiklikler yaparak kalp sağlığınızı önemli ölçüde artırabilir ve yaşam kalitenizi iyileştirebilirsiniz. Kalp sağlığı için sağlıklı bir yaşam sürmek sadece yediklerinizle ilgili değildir; aynı zamanda yaşam tarzınızla da ilgilidir.İşte ünlü fitness eğitmeni Yasmin Karachiwala&#039;nın kalbinizi beslemenize ve her gün daha sağlıklı ve mutlu yaşamanıza yardımcı olacak bazı basit, pratik ipuçları.1. SAĞLIKLI BESİNLER TÜKETMEYE ODAKLANINKalp sağlığının temeli dengeli bir diyette yatar.İşte dahil etmeniz gerekenler:Meyve ve Sebzeleri Yükleyin: Tabağınızı özellikle mevsimlik seçenekler olmak üzere çok çeşitli meyve ve sebzelerle doldurduğunuzdan emin olun. Bunlar kalbinizi korumaya yardımcı olan vitaminler, mineraller ve antioksidanlarla doludur.Badem Atıştırın: Bademi günlük diyetinize eklemek kalp sağlığınızı artırmanın kolay ve etkili bir yolu olabilir. Kötü kolesterolü (LDL) düşürmeye ve iltihabı azaltmaya yardımcı olurlar; bunların ikisi de kalp sorunlarına katkıda bulunur. Ayrıca bademler göbek yağını azaltmaya ve bel ölçüsünü küçültmeye yardımcı olabilir; kalp hastalıklarını önlemek için önemli faktörlerdir. Genel olarak, günde bir avuç badem sağlıklı HDL kolesterol seviyelerini destekleyerek kalbinizi sağlıklı tutabilir.Tam Tahılları Seçin: Rafine tahılları kahverengi pirinç, kinoa ve tam buğday ekmeği gibi tam tahıllarla değiştirin. Bunlar kan şekeri seviyelerini dengelemeye ve kalp sağlığını desteklemeye yardımcı olan lif ve besin açısından zengindir.Sağlıklı Yağları Dahil Edin: İşlenmiş gıdalarda bulunanlar gibi sağlıksız yağları zeytinyağı, avokado ve badem gibi kuruyemişler gibi daha sağlıklı seçeneklerle değiştirin. Bu sağlıklı yağlar LDL kolesterolü (&quot;kötü&quot; kolesterol) düşürmeye ve kalp hastalığı riskinizi azaltmaya yardımcı olur.Tuzu Sınırlayın: Tuzu azaltmak yüksek tansiyon geliştirme şansınızı düşürebilir. İşlenmiş gıdalara ve dışarıda yemek yemeye dikkat edin, çünkü bunlar genellikle gizli sodyum içerir.Orta Düzey Protein: Kalbinizdeki baskıyı azaltmak için kırmızı et yerine tavuk, balık, badem ve baklagiller gibi sağlıklı protein kaynaklarını tercih edin.Kalp ilaçları kullanıyorsanız, sağlık uzmanınızın talimatlarını dikkatlice takip etmeniz önemlidir. Dozları asla atlamayın ve herhangi bir endişeniz varsa veya yan etki yaşarsanız her zaman doktorunuzla iletişim kurun. Tutarlılık, kalp rahatsızlıklarını etkili bir şekilde yönetmenin anahtarıdır.Egzersiz, kalbinizi korumak için en güçlü yollardan biridir. Düzenli fiziksel aktivite sağlıklı bir kiloyu korumaya yardımcı olur, dolaşımı iyileştirir ve kan basıncını düşürür. Haftada en az 150 dakika orta yoğunlukta egzersiz (yürüyüş veya bisiklet gibi) veya 75 dakika yüksek yoğunlukta aktivite (koşu veya yüzme gibi) yapmayı hedefleyin. Özellikle önceden var olan bir kalp rahatsızlığınız varsa, yeni bir egzersiz rutinine başlamadan önce daima doktorunuza danışın.Yeterince dinlenmek, kalp sağlığı için diyet ve egzersiz kadar önemlidir. Her gece 7-9 saat dinlendirici bir uyku hedefleyin. Kötü uyku alışkanlıkları kalp sorunları riskini artırabilir, bu nedenle tutarlı bir uyku rutini oluşturmaya ve dinlenmek için rahat bir ortam yaratmaya çalışın.Doktorunuzu düzenli olarak ziyaret ederek kalp sağlığınızı yakından takip edin. Durumunuzu izlemek, ilaçlarınızı ayarlamak ve ilerlemenizi takip etmek, komplikasyonları önlemede ve kalbinizi sağlıklı tutmada önemli adımlardır.Kronik stres kalbinize zarar verebilir, bu nedenle stresle başa çıkmanın yollarını bulmak hayati önem taşır. İşte yardımcı olabilecek bazı teknikler:Dikkat ve Meditasyon: Her gün birkaç dakikanızı farkındalık veya meditasyon yapmaya ayırmak rahatlamanıza ve stres seviyenizi azaltmanıza yardımcı olabilir.Derin Nefes Alma: Derin nefes egzersizlerini gününüze dahil etmek stresinizi azaltabilir ve kendinizi daha merkezlenmiş hissetmenize yardımcı olabilir.Kalp sorunlarıyla yaşamak hayattan vazgeçmek anlamına gelmez. Basit yaşam tarzı değişiklikleri benimseyerek kalp sağlığınızı kontrol altına alabilir ve komplikasyon riskini azaltabilirsiniz. Kalp sağlığına uygun bir yaşam tarzına doğru attığınız her adım önemlidir, ancak diyetinizde veya egzersiz rutininizde önemli değişiklikler yapmadan önce her zaman sağlık uzmanınıza danışmanız önemlidir. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/2hb2X1zvgE6bJ5kLqTXrVA.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Mon, 14 Apr 2025 20:19:39 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Kalp, sağlığı, için, altın, kural, Uzmanı, açıkladı, Hangi, besinler, tüketilmeli</media:keywords>
</item>

<item>
<title>Doğal magnezyum kaynakları: Günlük ihtiyacın yarısını karşılıyor</title>
<link>https://karadenizden.com.tr/23939</link>
<guid>https://karadenizden.com.tr/23939</guid>
<description><![CDATA[ Birçok kişi günlük magnezyum ihtiyacını karşılamıyor. Yetişkin erkeklerin günlük 400-420 miligrama ihtiyacı varken, kadınların 310-400 miligram magnezyuma ihtiyacı var. Papaya, armut, incir, muz, kayısı ve guava gibi meyveler iyi magnezyum kaynaklarıdır. Bu meyveleri diyetinize dahil etmek, günlük magnezyum alımınıza lezzetli bir şekilde ulaşmanıza yardımcı olabilir.Yapılan araştırma, magnezyumun sinir fonksiyonu, kan basıncı düzenlemesi, kan şekeri kontrolü ve kemik sağlığının korunması için gerekli olduğunu, yetişkin erkeklerin günlük 400-420 miligrama, kadınların ise 310-400 miligrama ihtiyaç duyduğunu tespit ediyor.Günlük magnezyum ihtiyacınızı karşılayacak birçok yiyecek olsa da, bunu karşılamanın daha lezzetli bir yolu var. Magnezyum açısından zengin meyveleri tüketerek, bunu daha sağlıklı ve lezzetli bir şekilde elde edebilirsiniz. İşte magnezyum açısından zengin 6 meyve:Her gün papaya yemek, forma girmenin ve form kazanmanın en iyi yoludur. Ayrıca magnezyumla birlikte günlük sağlık gereksinimlerinizi destekleyecek yeterli besin içerir. Papaya, fincan başına 34,6 miligram magnezyum sağlayarak günlük ihtiyaçların %8,2&#039;sini karşılar. Meyve, kalp hastalığı önlemeyle bağlantılı bir karotenoid olan likopen açısından zengindir.Bir meyvedeki en yüksek magnezyum konsantrasyonu bu harika meyveye aittir. Dikenli armut, 1 fincan porsiyon başına 127 miligram içeren ve Günlük Değerin %30&#039;unu oluşturan önde gelen magnezyum açısından zengin meyve olarak ortaya çıkar. Ayrıca günlük C vitamini ihtiyacının %23&#039;ünü ve lif ihtiyacının %19,2&#039;sini sağlar.İncirler diyetinize harika bir katkıdır. Sadece bu değil, kuru incirler ikinci sırada yer alır ve fincan başına 101 miligram magnezyum sağlayarak Günlük Değerin %24&#039;ünü temsil eder. Bu meyveler özellikle lif açısından zengindir, fincan başına 14,6 gram içerir ve günlük lif ihtiyacının %50&#039;sinden fazlasını karşılar.Bu parlak sarı uzun meyveler bir sebepten dolayı süper gıda olarak bilinir. Muzlar fincan başına 40,6 miligram magnezyum içerir ve günlük ihtiyacın %9,6&#039;sını karşılar. Bu tropikal meyveler metabolizma ve bağışıklık fonksiyonu için gerekli olan B6 vitamini açısından zengindir. Günde bir muz tüketin ve sağlığınızın değiştiğini fark edeceksiniz.Kuru kayısı fincan başına 41,6 miligram magnezyum sunar ve günlük ihtiyacın %9,9&#039;unu karşılar. Ayrıca günlük demir ihtiyacının %19,2&#039;sini karşılar, oksijen taşınmasını ve hormon sentezini destekler. Olduğu gibi tüketilebildiği veya herhangi bir smoothie veya salataya eklenebildiği için kullanımı çok yönlüdür.Bu güzel yeşil meyve C vitamini içeriğiyle övülüyor. Ancak, sağlığınızı desteklemek için yeterli magnezyumla da doludur. Guava, fincan başına 36,4 miligram magnezyum sağlar ve günlük gereksinimlerin %8,6&#039;sını karşılar. Bu meyve fincan başına 4,21 gram protein ve günlük C vitamini ihtiyacının %400&#039;ünden fazlasıyla öne çıkar.Ispanak (pişmiş fincan başına 156 mg), kabak çekirdeği (gram başına 156 mg), chia tohumu (gram başına 111 mg), siyah fasulye (fincan başına 120 mg), edamame (fincan başına 100 mg), esmer pirinç (fincan başına 84 mg), badem (gram başına 80 mg), kaju (gram başına 74 mg), soya sütü (fincan başına 61 mg) ve yoğurt (8 gram başına 42 mg) dahil olmak üzere diğer önemli magnezyum kaynakları.Günlük gereksinimleri karşılamak için çeşitli magnezyum açısından zengin yiyecekler tüketmenin önemini vurgulayalım. Optimum magnezyum alımı için meyve, sebze, kuruyemiş, tohum ve baklagilleri içeren dengeli bir diyet tüketmenizi öneririz. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/k-AiJfc9sUuZe7jHP-CAkQ.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Mon, 14 Apr 2025 20:19:39 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Doğal, magnezyum, kaynakları:, Günlük, ihtiyacın, yarısını, karşılıyor</media:keywords>
</item>

<item>
<title>D vitamini: Yaz aylarında güneş ışığından yararlanmak için doğru zaman nedir?</title>
<link>https://karadenizden.com.tr/23937</link>
<guid>https://karadenizden.com.tr/23937</guid>
<description><![CDATA[ Yaz aylarında güneşten D vitaminini en üst düzeye çıkarmak için sabah 8 ile 10 arasında güneşten yararlanmayı hedefleyin. Bu zaman diliminde, UVB ışınları güneş yanığı veya sıcak çarpması riski olmadan yeterlidir. Açık tenliler için güneşe maruz kalma süresini 15-30 dakika, koyu tenliler içinse 30-45 dakikayla sınırlamak önerilir. Sabah 11 ile öğleden sonra 2 arasındaki yoğun güneş saatlerinden kaçının.Güneşin D Vitamini&#039;nin en önemli kaynağı olduğunu biliyoruz, ancak kavurucu yaz sıcağında, yanlış zamanda dışarı çıkmak yarardan çok zarar verebilir. Peki, cildi yakmadan ve maksimum D vitamini almadan güneşe çıkmak için doğru zaman ne zaman?D vitamini vücudun günlük olarak ihtiyaç duyduğu önemli bir vitamindir ve güneş en zengin doğal D vitamini kaynağıdır, ancak aşırıya kaçmak veya yanlış zamanda güneşe maruz kalmak vücudunuza zarar verebilir veya hiçbir sonuç vermez. Bu yüzden güneş ışığına, zamanına ve süresine dikkat edin.D vitamini kalsiyum emilimini iyileştirerek kemikleri güçlendirir, bağışıklığı artırır, hastalıkları uzak tutar; ruh halini iyileştirir ve depresyon riskini azaltır ve kas fonksiyonunu ve genel sağlığı destekler.Çoğumuz farkında olmadan eksikliğini hissediyoruz! Bu önemli vitamini neden kaçırdığımıza dair birkaç neden var.Yaz aylarında güneş ışığı almak için en iyi zaman sabah 8 ile 10 arası ideal olabilir. İşte nedeni:D vitamini üretiminden sorumlu olan UVB ışınları iyi miktarda mevcuttur.Güneş henüz çok sert değildir, bu da güneş yanığı ve sıcak çarpması riskini azaltır.Vücudunuz sadece 15-30 dakikada (açık tenliler için) veya 30-45 dakikada (koyu tenliler için) yeterli D vitamini sentezleyebilir.Teknik olarak, güneş ışınlarının en güçlü olduğu saat 11:00 ile 14:00 arasıdır, bu da daha fazla UVB maruziyeti anlamına gelir. Ancak, yazın zirvesinde bu aynı zamanda aşırı sıcak, güneş yanığı riski ve susuzluk anlamına gelir. Terli, bitkin bir karmaşaya dönüşmek istemiyorsanız, bu pencereden kaçınmanız en iyisidir. Kesinlikle gerekli olmadıkça bu saatte dışarı çıkmaktan kaçının. Güneşin zirvede olduğu zamandır ve güneş yanığı, susuzluk ve hatta uzun vadeli cilt hasarı şansınızı artırır.Sabah 8&#039;den önce veya akşam 4&#039;ten sonra güneşe çıkmanın daha güvenli olduğunu düşünebilirsiniz, ancak sorun şu: D vitamini üretmeye yardımcı olan UVB ışınları bu saatlerde çok zayıftır. Sabah yürüyüşü veya akşam koşusu için harika olsa da, fazla D vitamini alamazsınız.Güneş kremi cilt koruması için olmazsa olmazdır, ancak UVB ışınlarını engeller. Cildinizi korurken D vitamini tıkanıklığını önlemek için uygulamadan önce 10-15 dakika güneş kremi kullanmadan dışarıda kalmayı deneyin.
Kollarınızın, bacaklarınızın ve yüzünüzün açıkta olduğundan emin olun. Doğrudan güneş ışığı alan cilt ne kadar fazlaysa, vücudunuz UVB ışınlarını o kadar iyi emebilir.Güneşe maruz kalmanızı biraz fiziksel aktiviteyle birleştirin. Sabah yürüyüşü, yoga seansı veya güneşte hafif esneme D vitamini üretimini artırır ve sizi formda tutar.Bu makale sadece genel bilgi verme amacıyla yazılmıştır ve doktor tavsiyesi olarak ele alınmaması gerekir. Makalenin içeriğinden yola çıkarak okurun kendi başına koyduğu teşhislerden ntv.com.tr sorumlu değildir. Sağlığınızla ilgili herhangi bir endişeniz varsa doktorunuza danışın. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/6eousyjugUWRx_sxBHPR_Q.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Mon, 14 Apr 2025 20:19:38 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>vitamini:, Yaz, aylarında, güneş, ışığından, yararlanmak, için, doğru, zaman, nedir</media:keywords>
</item>

<item>
<title>Aneminin erken uyarı işareti: Göz ardı etmemeniz gereken 5 belirti</title>
<link>https://karadenizden.com.tr/23935</link>
<guid>https://karadenizden.com.tr/23935</guid>
<description><![CDATA[ Dünya çapında milyonlarca kişiyi etkileyen anemi, sağlıklı kırmızı kan hücrelerinin eksikliğinden kaynaklanır ve yorgunluğa, halsizliğe ve nefes darlığına yol açar. Başlıca belirtiler arasında nefes darlığı, saç dökülmesi ve adet döngüsünün bozulması yer alır. Erken teşhis, uygun beslenme, düzenli tarama ve tıbbi müdahale, anemiyi etkili bir şekilde yönetmek ve ciddi komplikasyonları önlemek için çok önemlidir.Anemi, dünya çapında milyonlarca kişiyi etkileyen yaygın ancak genellikle göz ardı edilen bir durumdur. Vücudun dokularına oksijen taşıyacak kadar sağlıklı kırmızı kan hücresi olmadığında ortaya çıkar ve yorgunluk, halsizlik ve nefes darlığı gibi semptomlara yol açar. Nedenleri anlamak, semptomları tanımak ve zamanında tıbbi yardım almak, anemiyi yönetmek ve ciddi sağlık komplikasyonlarını önlemek için çok önemlidir.Demir, folat veya B12 vitamini gibi temel besin maddelerinin eksikliği aneminin yaygın bir nedenidir. Kan kaybı ve çok sayıda altta yatan tıbbi sorun da anemiye yol açabilir. Durum genellikle yorgunluğa atfedilen bir durum olan kas zayıflığının devam etmesi olarak ortaya çıkar. Ancak, düzenli olarak halsizlik ve genel sağlıkta bozulma yaşıyorsanız, bu anemi belirtisi olabilir.Nefes darlığı: Nefes darlığı, aneminin bir diğer yaygın belirtisidir. Kırmızı kan hücreleri, vücudumuzdaki her organa ve dokuya oksijen taşır. Anemi, vücuttaki düşük kırmızı kan hücresi seviyeleriyle karakterize bir durumdur ve bu da organlarınızın ve dokularınızın oksijen almasını zorlaştırır.Saç dökülmesi ve kırılgan tırnaklar: Saç köklerine ve tırnak yataklarına oksijen temininin azalması, bunların zayıflamasına ve aşırı saç dökülmesine ve kırılgan tırnaklara neden olabilir. Saçlar incelebilir ve tırnaklar zayıflayabilir, kolayca kırılabilir veya sırtlar geliştirebilir.Tat kaybı: Anemi, dilde yanma, ağrılı bir hisse neden olabilir ve şişmiş ve pürüzsüz hissettirir. Atrofik glosit olarak bilinen bu durum, tat algısında değişikliklere de yol açabilir. Bazı kişilerde, demir eksikliğiyle güçlü bir şekilde bağlantılı olan buz veya kil (pika) gibi yiyecek olmayan maddelere karşı istek gelişir.Adet döngüsünün bozulması: Anemi, adet döngüsünü bozarak daha ağır, uzun veya düzensiz adet dönemlerine yol açabilir. Aşırı kan kaybı demir eksikliğini kötüleştirerek yorgunluğa ve baş dönmesine neden olur. Bazı durumlarda, düşük demir hormon üretimini etkileyerek daha hafif veya atlanmış adet dönemlerine yol açar. Kronik anemi, kadınlarda enerji seviyelerini, konsantrasyonu ve genel üreme sağlığını önemli ölçüde etkileyebilir.Tedavi edilmezse, anemi ciddi komplikasyonlara neden olabilir. Bu nedenle, çözümler bulmanıza yardımcı olacak sağlık uzmanınıza başvurmanız önemlidir.Yorgunluk, halsizlik ve nefes darlığı.-Anemi, vücudunuzda düşük hemoglobin seviyeleri olduğunda ortaya çıkar. Bu olduğunda, organlarınız ve dokularınız oksijen almakta zorlanır. Bu belirtilerin varlığı anemiye işaret eder. Hemoglobin seviyesini acilen iyileştirmek gerekir, en kısa sürede bir uzmana danışın. Aneminin daha yaygın nedenlerinden biri, demir, folat veya B12 vitamini gibi yeterli besin alamamaktır. Ancak, anemi kan kaybından ve çok çeşitli altta yatan sağlık sorunlarından da kaynaklanabilir. Anemi tedavi edilmezse ciddi komplikasyonlara neden olabilir.Bu nedenle, anemi belirtileriniz varsa bir sağlık uzmanıyla görüşmeniz önemlidir. Size uygun bir teşhis koyabilir, nedeni belirleyebilir ve sizin için doğru olan bir tedavi planı geliştirebilirler.Anemi, gününüzü geçirmenizi çok zorlaştıran ciddi yorgunluğa yol açabilir. Özellikle çok fazla kan kaybederseniz ölümcül bile olabilir. Anemiyi erken teşhis etmek ciddi komplikasyonları önleyebilir ve genel sağlığı iyileştirebilir. Zamanında müdahale için düzenli tarama testleri şarttır.
Tam Kan Sayımı (CBC), demir profili, ferretin seviyeleri ve gerekirse talasemi testi gibi kan testleri anemiyi doğru bir şekilde teşhis etmeye yardımcı olabilir. Erken teşhis etkili tedaviyi sağlar ve ciddi komplikasyonları önler.Etler
Yumurtalar
Yapraklı yeşil sebzeler
Tahıllar gibi demirle zenginleştirilmiş yiyecekler
Fasulye
Deniz ürünleri
Bezelye
 Kuruyemişler ve kuru meyveler
Mercimek

Sağlıklı bir diyete ek olarak, vücudunuzdaki demir ve hemoglobin miktarını artıracak takviyeler alabilirsiniz. Doktorunuzla anemi için demir takviyesi alma konusunda konuşun ve nasıl almanız gerektiğini öğrenin. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/P1nknCKnUkuN7umXbeJkNA.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Mon, 14 Apr 2025 20:19:37 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Aneminin, erken, uyarı, işareti:, Göz, ardı, etmemeniz, gereken, belirti</media:keywords>
</item>

<item>
<title>Uzmanı açıkladı: Kalın bağırsak kanseri gençlerde neden arttı?</title>
<link>https://karadenizden.com.tr/23936</link>
<guid>https://karadenizden.com.tr/23936</guid>
<description><![CDATA[ Kolorektal kanser, son yıllarda dünya genelinde hızla artan bir sağlık sorunu olarak dikkat çekiyor. Bu konuda yaptığı çalışmalarla tanınan Kolorektal Cerrah Dr. David Liska, kanserin genç yaşlarda artan görülüşü hakkında önemli bilgiler paylaşıyor. Dr. Liska, özellikle gençlerin bu hastalıktan neden daha fazla etkilenmeye başladığını ve mücadelede nasıl bir yol izlenmesi gerektiğinin altını çiziyor.Her hafta Çarşamba sabahı saat 7’de, kanser uzmanlarından oluşan ekipleriyle düzenledikleri toplantıda, bu önemli konuyu ele aldıklarını belirten Dr. Liska, yaklaşık 10 yıl önce fark ettikleri bir eğilimden bahsediyor. Kolorektal kanser, genellikle 50 yaş üstü kişilerde görülürken, son yıllarda 30’lu ve 20’li yaşlarındaki bireylerde de artan vakalar dikkat çekiyor.Erken başlangıçlı kolorektal kanserin (50 yaş altındaki bireylerde görülen kolon kanseri) hızla arttığı ve ciddi sonuçlara yol açtığına değinen Dr. Liska, bu eğilimin istatistiksel bir sapma olmadığını vurguluyor. Amerika Birleşik Devletleri ve dünya genelinde kolorektal kanser, kansere bağlı ölümlerin ikinci en önemli nedeni olarak öne çıkıyor.Kolorektal kanser, erken teşhis edildiğinde cerrahi müdahale ile tedavi edilebilen bir hastalık olmasına rağmen, gençlerde genellikle ileri evrelerde teşhis ediliyor. Bunun nedeni ise, gençlerin semptomlarını genellikle göz ardı etmeleri veya henüz düzenli taramalar için erken yaşta olmamaları. Erken teşhis, başarılı tedavi şansını artırıyor, ancak gençlerin kanser semptomlarını önemsememesi hayati bir risk oluşturuyor.Kolorektal kanserin belirtileri arasında açıklanamayan kilo kaybı, yorgunluk, karın ağrısı ve bağırsak alışkanlıklarında değişiklikler bulunuyor. Bunun yanı sıra, dışkıda kan görülmesi, özellikle kanın parlak kırmızı veya koyu olması, ciddi bir uyarı işareti olabilir. Dr. Liska, bu semptomların sıklıkla hemoroid veya irritabl bağırsak sendromu gibi daha yaygın rahatsızlıklarla karıştırıldığını belirtiyor.Sigara, alkol tüketimi, kırmızı et ve işlenmiş etler ile zengin beslenme, hareketsiz yaşam tarzı ve obezite gibi faktörler, kolorektal kanserin başlıca risk faktörleri arasında yer alıyor. Ancak Dr. Liska, gençlerdeki vaka artışının, bu tipik yaşam tarzı faktörlerine uymayan bireylerde de görüldüğünü belirtiyor. Bu durum, çevresel maruziyetlerin karmaşıklığını ve kolorektal kanserin artışındaki farklı faktörleri işaret ediyor.Bazı araştırmalar, mikroplastiklerin kalın bağırsakta birikerek iltihaba yol açabileceğini ve bu durumun kanser hücrelerinin gelişmesine katkıda bulunabileceğini ortaya koyuyor. Bu alan, henüz tam olarak anlaşılmamış olsa da, çevresel risk faktörlerinin önemini vurgulayan bir bulgu olarak dikkat çekiyor.Kolorektal kanserin bazı vakaları, kalıtsal faktörlere dayanıyor. Lynch sendromu ve ailesel adenomatöz polipozis (FAP) gibi genetik hastalıklar, erken başlangıçlı kolorektal kanserin başlıca nedenleri arasında yer alıyor. Bu hastalıkların aile geçmişinde bulunması, düzenli tarama testleri ve genetik testlerin yapılmasını zorunlu kılıyor. Aile öyküsü olan bireylerde, 45 yaşından önce genetik test ve kolonoskopi gibi taramalar öneriliyor.Gençlerde kolon kanseri tedavisi, özel bir yaklaşım gerektiriyor. Genetik testler ve kişiye özel tedavi planları, tedavi sürecinde hayati önem taşıyor. Kanser tedavisinin yanı sıra, genç hastaların psikolojik ve sosyal desteğe de ihtiyaç duyduklarını belirten Dr. Liska, tedavi sürecinin tüm yönleriyle ele alınmasının önemini vurguluyor. Ayrıca, kanser tedavisinin finansal yükü ve üreme sağlığı üzerindeki etkileri de göz önünde bulundurulmalı.Erken başlangıçlı kolorektal kanser, çevresel, genetik ve yaşam tarzı faktörlerinin etkileşimi sonucu ortaya çıkan önemli bir halk sağlığı sorunu. Genç yaşlarda kanser vakalarının artışını durdurmak için, kişiselleştirilmiş tarama stratejilerinin geliştirilmesi ve hastaların semptomları dikkate alarak erken teşhis için dikkatli olmaları gerekiyor. Tedavi sürecinde multidisipliner bir yaklaşım ve genç hastaların özel ihtiyaçlarına yönelik destek, hayatta kalma oranlarını artırmaya yardımcı olacaktır. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/xFO_eCplEEqwujspSqbPuQ.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Mon, 14 Apr 2025 20:19:37 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Uzmanı, açıkladı:, Kalın, bağırsak, kanseri, gençlerde, neden, arttı</media:keywords>
</item>

<item>
<title>Akşam yemeğinde neden pilav yememelisiniz?</title>
<link>https://karadenizden.com.tr/23934</link>
<guid>https://karadenizden.com.tr/23934</guid>
<description><![CDATA[ Pilav akşam yemeklerinde en sık tüketilen besinler arasında yer alıyor Pilav vücuda enerji verip ve temel besinleri sağlasa da, günün çok geç saatlerinde tüketilmesi çeşitli sağlık sorunlarına yol açabilir. Peki, akşam yemeğinde neden pilav yememelisiniz?Pilav vücuda enerji sağlayan karbonhidratlar açısından zengindir. Ancak, fiziksel aktivitenin en az olduğu gece saatlerinde karbonhidrat ağırlıklı bir öğün tüketmek, yağ olarak aşırı kalori depolanmasına yol açabilir. Vücudun metabolizması uyku sırasında yavaşlar ve bu da pilavda gelen ekstra kalorileri yakmayı zorlaştırır ve bu da zamanla kilo alımına katkıda bulunabilir.Beyaz pirinç yüksek glisemik indekse sahiptir, yani kan şekeri seviyelerini hızla yükseltir. Özellikle diyabet veya insülin direnci olanlar için akşam yemeğinde pilav yemek, kan şekerinde ani artışlara yol açabilir. Zamanla bu, tip 2 diyabet ve diğer metabolik bozukluklar geliştirme riskini artırabilir. Kan şekerinde daha yavaş bir artışa yol açabilecek herhangi bir yiyeceği seçmek daha iyi bir seçimdir.Birçok kişi gece pilav yedikten sonra şişkinlik ve sindirim rahatsızlığı yaşar. Pilav, özellikle ağır bir akşam yemeğiyle birleştirildiğinde sindirimi yavaşlatabilen basit karbonhidratlar içerir. Hassas sindirime sahip kişilerde akşam yemeğinde pilav tüketmek asitliğe, gaza veya yavaş sindirime yol açarak uyku kalitesini etkileyebilir.Pilav, uykuyu destekleyen bir amino asit olan triptofanın varlığı nedeniyle sakinleştirici bir etkiye sahip olduğu bilinmektedir. Bu yararlı görünse de, akşam yemeğinden sonra aşırı uyku hali üretkenliğin azalmasına ve aktif bir yaşam tarzını sürdürmede zorluğa yol açabilir. Bu uykulu etki, gece çalışması veya ders çalışması gereken kişilerde uyanıklığı azaltabilir.Geceleri düzenli olarak pilav yemek, yeterli fiziksel aktivite olmadan, göbek yağında artışa yol açabilir. Pilav, lif içermeyen rafine bir karbonhidrattır ve aşırı tüketimi karın çevresinde yağ depolanmasına katkıda bulunabilir. Pirinci lif açısından zengin yiyeceklerle değiştirmek daha sağlıklı bir vücut kompozisyonunun korunmasına yardımcı olabilir. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/ADddzlELmkyUedyaqU-2Mw.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Mon, 14 Apr 2025 20:19:36 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Akşam, yemeğinde, neden, pilav, yememelisiniz</media:keywords>
</item>

<item>
<title>Bebeklerinden topuk kanı aldırmayan aileye para cezası talebi</title>
<link>https://karadenizden.com.tr/23933</link>
<guid>https://karadenizden.com.tr/23933</guid>
<description><![CDATA[ Adana&#039;da bebeklerinden topuk kanının alınmasını reddeden aile hakkında soruşturma başlatıldı. Aileye, Sağlık Müdürlüğü tarafından idari para ceza uygulanması hükmedildi.Seyhan ilçesinde yaşayan Murat ve Seda Ç. çifti, 4 ay önce özel hastanede dünyaya gelen M.T. adlı bebeklerinden topuk kanı alınmasına izin vermedi.   Hastane yönetimi, durumu Sağlık Bakanlığı&#039;na iletti. Bakanlığın şikayeti sonrası Adana Cumhuriyet Başsavcılığı, aile hakkında soruşturma başlattı.   Soruşturma kapsamında ifadesi alınan Murat Ç., &quot;Aşı, topuk kanı, sağlık taraması ve türevlerini içeren hiçbir tıbbi dayatma ve müdahaleyi kabul etmiyoruz. Rızamız dışında işlem yapılmasını istemiyoruz.&quot; dedi.  AİLEYE BİLGİ VERİLDİ  İl Sağlık Müdürlüğü tarafından görevlendirilen sağlık personeli de yenidoğan bebeklerde bazı kalıtsal hastalıkların tanılanması ve tedavi edilmesi için uygulanan topuk kanı uygulaması hakkında aileyle görüşüp bilgi verdi.   Taranan hastalıklarla olası etkileri yönünden bilgilendirilen aile, uygulamayı kabul etmediğini belirtti.   Aile ikna olmayınca Adana Cumhuriyet Başsavcılığı Aile İçi ve Kadına Yönelik Şiddet Suçları Soruşturma Bürosu tarafından Murat Ç. hakkında, &quot;Aile hukukundan kaynaklı yükümlülüğü ihlal&quot; suçlamasıyla soruşturma sürdürüldü.  YAPTIRIM UYGULANMALI  Soruşturmasını tamamlayan savcılık, Murat Ç. hakkında &quot;Aile hukukundan kaynaklı yükümlülüğü ihlal&quot; suçlamasından, &quot;Şüphelinin mağdura yönelik olarak aile hukukundan doğan bakım, eğitim veya destek olma yükümlülüğünü yerine getirmediklerine ilişkin kanundaki suç tipine uygun bir iddiada bulunmadığını&quot; vurgulayarak takipsizlik kararı verdi.  Savcılık, yetkili makamlar tarafından genel sağlığın korunması amacıyla hukuka uygun şekilde verilen topuk kanı alınmasına ilişkin emre aykırı hareket etmeleri nedeniyle Kabahatler Kanunu&#039;nun 32&#039;nci maddesi gereği, şüpheliye idari para cezası verilmesi için dosyanın İl Sağlık Müdürlüğü’ne gönderilmesine de karar verdi.TOPUK KANI NEDİR?  Bebekler için hayati öneme sahip olan topuk kanı testi, doğuştan ortaya çıkabilecek genetik hastalıkların erken teşhisi için uygulanan bir tarama testi. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/BSBVvTwyVkiVYiyFHQR65w.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Mon, 14 Apr 2025 20:19:35 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Bebeklerinden, topuk, kanı, aldırmayan, aileye, para, cezası, talebi</media:keywords>
</item>

<item>
<title>Kalp doktoru tüketmekten kaçındığı içeceği açıkladı: Sağlıklı olarak biliniyor ama kalbin düşmanı</title>
<link>https://karadenizden.com.tr/23932</link>
<guid>https://karadenizden.com.tr/23932</guid>
<description><![CDATA[ Kalp-damar hastalıkları ve kalp krizi dünyada önde gelen ölüm nedenleri arasında. Kalbi korumak ve kalp sağlığını desteklemek için günlük alışkanlıklarına çok dikkat etmeniz gerekiyor. Doğru ve sağlıklı yaşam tarzı alışkanlıklarıyla kalbi güçlendirmeniz mümkün. Kalbi korumak için özellikle beslenmenize özen göstermeniz gerekiyor. Bazı sağlıklı sandığınız besinler ya da içecekler farkında olmadan kalbi yorabilir.Sağlıklı bir vücuda ve kalbe sahip olmak için günlük alışkanlıklarınıza çok dikkat etmeniz gerekiyor. Kardiyovasküler hastalıklar (KVD), dünya genelinde ölüm nedenleri arasında ilk sıralarda yer alıyor. Özellikle İngiltere&#039;de kalp hastalıkları, son yıllarda önemli bir sağlık sorunu haline gelmiş durumda. Ancak, düzenli sağlık alışkanlıkları ve doğru yaşam tarzı seçimleriyle bu riskin önemli ölçüde azaltılması mümkün.Kalp damar hastalıkları ve kalp krizi dünya genelinde önde gelen ölüm nedenleri arasında yer alıyor. Kalp damar hastalıklarını önlemek için günlük olarak sağlıklı alışkanlıklar geliştirmeniz gerekiyor. 
İngiliz Kalp Vakfı&#039;na göre, İngiltere&#039;de kalp ve damar hastalıklarından 75 yaşından önce ölenlerin sayısı son 10 yılın en yüksek seviyesine ulaşmışken, uzmanlar sağlıklı beslenme, düzenli egzersiz ve sağlıklı bir kiloda kalmanın kalp sağlığını korumada büyük önem taşıdığını vurguluyor. TheSun&#039;da yer alan habere göre; Kardiyoloji Uzmanı Dr. Jonathan Behar, kalp hastalıklarını önlemek için günlük yaşamında dikkat ettiği alışkanlıkları paylaşarak, sadece hastalarına değil, kendisine de aynı özeni gösterdiğini belirtiyor.İşte Dr. Behar’ın kalp sağlığını korumak için uyguladığı 6 önemli alışkanlık:Kahvaltı, günün ilk öğünü olduğu için kalp sağlığı üzerinde önemli bir etkiye sahip. Dr. Behar, kalp sağlığını destekleyen kahvaltılarda karbonhidrat oranı yüksek, işlenmemiş gıdaları tercih ediyor. Yulaf ezmesi veya müsli gibi seçeneklerin yanı sıra, meyve tüketiminin de önemli olduğunu belirtiyor. Ancak meyve suyu yerine, taze meyve ve tam besinleri tercih etmenin daha sağlıklı olduğunu vurguluyor.&quot;İnsanlar genellikle meyve suyu içtiğimi sanıyor ama aslında göründükleri kadar sağlıklı değiller; şeker oranı yüksek ve sıkıldıkları meyvenin tüm o harika liflerinden yoksunlar.&quot;Gün boyunca enerji seviyenizi korumak ve açlık krizlerine girmemek için sağlıklı atıştırmalıklar tüketmek önemlidir. Dr. Behar, öğleden sonra 15:00 civarında bir miktar meyve veya sağlıklı bir atıştırmalık almayı tercih ediyor.&quot; Sağlıklı bir kiloda kalmak ve enerjik kalmak için günde birkaç kez pirinç keki veya elma gibi sağlıklı atıştırmalıklar yiyorum .&quot;Dr. Behar, kalp hastalıkları riskini azaltmaya yardımcı olabilecek Akdeniz diyetini takip ediyor. Akdeniz diyeti, zeytinyağı, sebzeler, tam tahıllar ve balık gibi sağlıklı yağlar ve besinlerle zenginleştirilmiş bir beslenme düzenini benimser. Ara sıra kırmızı et tüketimi de olsa da, işlenmiş gıdalardan kaçınıyor ve yemeklerini taze malzemelerle hazırlamayı tercih ediyor.Dr. Behar, &quot;Genellikle hafif et veya balıkla birlikte sebze, salata ve tam tahılların karışımından oluşan Akdeniz tarzı bir diyete bağlı kalmayı tercih ediyorum&quot; dedi.&quot;Haftada bir kez kendime ödül olarak biftek veya sebzeli kuzu eti yiyorum. Kırmızı et tüketimini azaltmanız önerilse de tadı yine de güzel oluyor!&quot; İşlenmiş, tuz, yağ ve şeker oranı yüksek gıdalara kıyasla, sağlığım açısından daha fazla fayda sağladığı için, her şeyi taze malzemelerle ve sıfırdan pişirmeyi seviyorum .&quot;Mümkün olduğunca akşamları ailemle birlikte yemek yemeye çalışıyorum, ideal olarak yatmadan birkaç saat önce, böylece yiyeceklerin yeterince sindirilebileceğinden ve uyurken midemde kalmayacağından emin oluyorum . &quot;diyor.Dr. Behar, kalp sağlığını korumak ve kan dolaşımını iyileştirmek amacıyla her gün tempolu bir yürüyüş yapmayı ihmal etmiyor. Aynı zamanda işyerinde merdivenleri kullanarak aktif kalmaya özen gösteriyor. Düzenli egzersiz, kalp hastalıkları riskini azaltmak için önemli bir adım.Kalp sağlığının korunmasında uyku kalitesinin de büyük rolü bulunuyor. Dr. Behar, her gece en az sekiz saat uyumaya çalışarak vücudunun dinlenmesini sağlıyor. Uzmanlar, sağlıklı yetişkinlerin günde 7-9 saat uyumasını öneriyor.Dr. Behar, &quot;Bu benim de geliştirebileceğim bir alan ama en azından sekiz saat uyumaya çalışıyorum&quot; dedi.&quot;Hepimiz yoğun ve telaşlı hayatlar yaşıyoruz ve küçük çocukları olanlar sürekli olarak iyi uyumakta zorluk çekiyorlar.&quot;Bununla birlikte, vücudunuzun uyumasına izin verdiğiniz uyku miktarında ve sıklığında küçük bir artış bile kalp sağlığınız için önemli faydalar yaratabilir.&quot;Stresi azaltmak ve kalp sağlığını desteklemek için gülmenin önemini vurgulayan Dr. Behar, mizahın kalp sağlığı üzerinde olumlu etkiler yarattığını belirtiyor. Gülme, stres hormonu olan kortizolün seviyesini düşürerek kalp sağlığını iyileştirebilir.Dr. Behar, kalp sağlığını korumak için günlük yaşamında dikkat ettiği bu alışkanlıkları sadece hastalarına öneriyor, aynı zamanda kendisi de aktif bir şekilde bu sağlıklı yaşam tarzını uyguluyor. Düzenli egzers ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/PVizlBuhbkuP6ZGdXHX-lw.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Mon, 14 Apr 2025 20:19:34 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Kalp, doktoru, tüketmekten, kaçındığı, içeceği, açıkladı:, Sağlıklı, olarak, biliniyor, ama, kalbin, düşmanı</media:keywords>
</item>

<item>
<title>Sık sık hasta mı oluyorsunuz? 7 adımda hastalıklara karşı vücut direncini artırın</title>
<link>https://karadenizden.com.tr/23931</link>
<guid>https://karadenizden.com.tr/23931</guid>
<description><![CDATA[ Sık sık hasta mı oluyorsunuz? Bunun nedeni bağışıklık sisteminizin zayıflaması olabilir. Vücut sağlığınızı korumak ve hastalıklara karşı direnç kazanmak için bağışıklık sisteminizi güçlü tutmalısınız. Peki, bağışıklık nasıl güçlenir?Hastalık döngüsünde sıkışıp kalmak en kötüsüdür! İster inatçı bir soğuk algınlığı ister güçten düşüren bir grip olsun, kendinizi iyi hissetmemek sinir bozucu ve yorucu olabilir. Peki ya bu döngüden kurtulup daha güçlü, daha sağlıklı bir siz inşa edebilseydiniz? İyi haber şu ki, bağışıklığınızı güçlendirmek karmaşık veya pahalı olmak zorunda değil. Basit alışkanlıklar büyük fark yaratabilir. İşte bağışıklık sisteminizi güçlendirmek ve hastalıkları uzak tutmak için 7 günlük alışkanlık. Bu alışkanlıkları günlük rutininize dahil ederek, sık sık hasta olduğunuz günlere veda edip daha sağlıklı, daha mutlu bir sizle tanışacaksınız.Dengeli bir beslenme %55-60 karbonhidrat, %25-30 protein ve %10-15 yağdan oluşur. Yağ kısmının %90&#039;ı PUFA (çoklu doymamış yağ asitleri) ve %10&#039;u doymuş yağ olmalıdır. Çok yüksek glisemik indekse sahip oldukları için abur cubura hayır deyin. Düşük glisemik indekse sahip yiyecekler tüketin.Mevsimlik meyve ve sebzeler günlük beslenmenin bir parçası olmalıdır, çünkü vitamin ve mineralleri yenilerler ve sağlıklı bağırsak alışkanlıkları için gerekli olan iyi lif içeriğine sahiptirler.Az miktarda gereklidirler ve doğal yağlar (esansiyel yağ asitleri), proteinler ve lif açısından iyi bir kaynaktırlar.Sağlıklı bir yetişkinin günlük su ihtiyacı 2,5 ila 3 litredir. Günde yaklaşık 8-10 bardak su içmek zorunludur. Mevsime ve hastalık durumunuza göre değişebilir.Fiziksel aktivite kardiyovasküler olayları azaltır, kan basıncını düşürür ve lipid profilini iyileştirir. Günde 10 dakikayla başlayın, kademeli olarak günde 20 dakikaya ve ardından haftada en az 5 gün günde 30-40 dakikaya çıkarın. Yeterli dinlenme de çok önemlidir. Günlük 7-8 saat uyku yeterli kabul edilir.Alkol sağlığı zararlıdır ve bağışıklığınızın düşmesine neden olabilir. Bu nedenle alkolden kaçınmak daha iyidir. Sigara dumanı 5000 bileşenden oluşur ve bunların 43&#039;ü kanserojendir. Sigara içmek, koroner arter hastalığına bağlı ölümlerin %21,5&#039;ini, felç nedeniyle ölümlerin %18&#039;ini oluşturur, KOAH riski 10 kat artar ve akciğer kanseri riski 20-40 kat daha yüksektir. 30 yaşında sigarayı bırakırsanız, yaşam beklentiniz 10 yıl artar. 40 yaşında 9 yıl; 50 yaşında 6 yıl; ve 60 yaşında sırasıyla 3 yıl olur. Bu kadar erken bırakırsanız, fayda daha büyük olur. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/JY03h_BLykmFI54XUxSVKQ.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Mon, 14 Apr 2025 20:19:31 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Sık, sık, hasta, mı, oluyorsunuz, adımda, hastalıklara, karşı, vücut, direncini, artırın</media:keywords>
</item>

<item>
<title>Doktorlar ağrı kesici verip eve gönderdi meğer tüm vücuduna yayılmış: 32 yaşındaki genç kadının 1 yıl ömrü kaldı</title>
<link>https://karadenizden.com.tr/23929</link>
<guid>https://karadenizden.com.tr/23929</guid>
<description><![CDATA[ Beş yıl önce şiddetli sırt ağrıları çekmeye başlayan 32 yaşındaki  Gemma Phillips, defalarca doktoru tarafından ağrı kesicilerle eve gönderildi. Ancak, yaklaşık 18 ay sonra kanser teşhisi kondu ve tedavisi artık mümkün olmayan bir hastalığa yakalandı.Gemma, 2020 yılında başladığı sırt ağrıları nedeniyle aile hekimine başvurdu. Hekim, ilk başta ona ağrı kesiciler önerdi ve sonrasında ultrasona yönlendirdi ancak herhangi bir bulguya rastlanmadı. Gemma’ya, bu ağrıların huzursuz bağırsak sendromundan kaynaklanabileceği söylendi. Ama ağrılar giderek daha da kötüleşti ve &quot;hayatımı ele geçiriyordu&quot; diyerek durumunun ciddiyetini dile getirdi.TheSun&#039;da yer alan habere göre; Gemma&#039;nın şikayetleri üzerine yapılan yeni testler ve uzman görüşmeleri sonucunda, karnında bir kitle tespit edildi. 2022 Mart ayında, pratisyen hekimle yaptığı ilk görüşmenin üzerinden 18 ay geçmişken, Gemma&#039;ya leiomyosarkom teşhisi kondu. Bu, vücudun bağ dokularından gelişen, nadir görülen ve agresif bir kanser türüydü. İngiltere&#039;de her yıl yalnızca yaklaşık 525 vaka teşhis ediliyordu.Gemma, teşhisini hastaneye sevk edildikten sonra aldı ve 10 cm büyüklüğündeki tümör, Mayıs 2022’de alındı. Ancak, ertesi yıl sırtındaki ve yan tarafındaki ağrılar geri döndü. 2023 Ekim ayında yapılan PET taraması, kanserin yayıldığını ve üç yeni tümör olduğunu gösterdi. Gemma&#039;ya, tedavi edilemez olduğu ve ömrünün 12 ila 18 ay arasında olduğu bildirildi.O zamandan beri kemoterapi ve radyoterapi ile yaşamını uzatmaya çalışan Gemma, yaşadığı durumu şöyle ifade etti: &quot;Bunun başınıza geldiğini anlamak zor. Vücudunuz bu hastalık tarafından ele geçiriliyor.&quot;Gemma, tedavi sürecini sosyal medya hesabından paylaşarak takipçilerine umut olmaya çalışıyor. 15 Mart 2025 tarihinde, Gemma’nın beş arkadaşı, ona moral olmak için Snowdon Dağı&#039;na tırmandı. Gloucester’dan 32 yaşındaki Julia Young, bu deneyim hakkında, &quot;Gemma&#039;nın teşhisi beni derinden etkiledi. Şu anda bu hastalıkla mücadele ettiğine inanmak zor. Ama o hep pozitif, hep hareket halinde ve hayatını dolu dolu yaşıyor.&quot; dedi.Gemma&#039;nın hikayesini dinleyenler, onu cesur ve ilham verici bir insan olarak tanımlıyor. Arkadaşları, onun bir an olsun umudunu kaybetmediğini ve her anını dolu dolu yaşadığını vurguluyorlar.Dr. Sorrel Bickley  açıklamalarda bulundu: “Gemma’nın yaşadığı hastalık olan leiomyosarkom üzerine beş çığır açıcı araştırma projesine 600.000 £&#039;dan fazla yatırım yaptık. Erken teşhis, bu tür nadir kanserlerde hayati önem taşırken, ileri evredeki hastalar için etkili tedavi yöntemleri geliştirmek de büyük önem taşıyor.”Gemma’nın hikayesi, hem sağlık profesyonellerine erken teşhisin önemini hatırlatıyor, hem de kansere karşı verilen mücadelenin asla umutsuz olmadığını gösteriyor. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/I1iUGqW0hkCWN03ARlmbqw.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Mon, 14 Apr 2025 20:19:30 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Doktorlar, ağrı, kesici, verip, eve, gönderdi, meğer, tüm, vücuduna, yayılmış:, yaşındaki, genç, kadının, yıl, ömrü, kaldı</media:keywords>
</item>

<item>
<title>12 yaşındaki çocuğun baş ağrısını doktorlar görmezden geldi: 18 yaşında kanserden öldü</title>
<link>https://karadenizden.com.tr/23930</link>
<guid>https://karadenizden.com.tr/23930</guid>
<description><![CDATA[ 12 yaşındaki Erroll McDowell baş ağrıları yaşamaya başladığında doktorlar bunun ciddi bir durum olmadığını söyledi. O dönemde Erroll sağlıklı, aktif ve formdaydı; yüzüyor, spor yapıyor ve ailesiyle vakit geçiriyordu. Babası Rider, o dönemde mutlu bir hayat sürdüklerini belirtiyor. Ancak, bir süre sonra Erroll’un baş ağrıları artarak baş dönmesi ve mide bulantısı gibi ek semptomlarla birleşti.Ailesi, oğullarının durumunu ciddiye alarak bir dizi doktora başvurdu ancak doktorlar, Erroll’un baş ağrılarının “önemli bir durumdan kaynaklanmadığını” ve gereksiz yere MRI çekilmesinin “travmatik” olabileceğini söylediler.Altı ay boyunca doktorlar, Erroll’a durumunun iyi olduğunu söylediler. Ancak, semptomlar şiddetini artırarak denge sorunları ve parmaklarda uyuşma gibi endişe verici yeni belirtiler gösterdi.Sonunda, Erroll’un babası Rider, doktorların ısrarlarına rağmen bir tarama yapılması konusunda kararlı oldu. Ocak 2013&#039;te yapılan testler, Erroll’a medulloblastoma adı verilen hızlı büyüyen kötü huylu bir beyin tümörü teşhisi koydu. Bu kötü haber, ailesini derinden sarstı. Rider, “Radyolog çok ciddi bir şekilde geldi ve bize bu korkunç haberi verdi. Beyin sapında golf topu büyüklüğünde bir kitle vardı” diyor.Erroll, hemen 13 yaşında beyin ameliyatı geçirdi. Ailesi, çocuk kanserlerine yönelik yetersiz fonlama ve araştırmalara dikkat çekerek, bu alandaki eksikliklere karşı farkındalık yaratmaya çalıştılar. İngiltere&#039;deki veriler, beyin tümörlerinin çocuklar arasında daha yaygın öldürücü kanser türlerinden biri olduğunu gösteriyor. Ancak, çocuk kanserlerine yapılan araştırma yatırımlarının yetersiz olduğu vurgulanıyor.Erroll, tedavi sürecinde radyasyon tedavisi ve kemoterapi gibi zorlu süreçlere girdi ve bir süre kanserin yenildiği söylenmişti. Ancak, bir yıl sonra kanser geri döndü. Ailesi, Erroll için yeni tedavi yöntemleri arayarak, Amerika ve yurtdışında birçok kanser araştırmacısıyla görüştü. Nihayetinde, Florida Üniversitesi&#039;nde hedefli immünoterapi tedavisi buldular ve Erroll üç yıl daha kansersiz yaşadı.Genç, kanser araştırmalarına katkı sağlamak amacıyla, Amerika’daki çeşitli platformlarda farkındalık yaratmaya çalıştı ve 1 milyon dolardan fazla bağış toplandı. Ancak 2018’de medulloblastoma tekrar geri döndü ve Erroll, 18 yaşında ailesinin kollarında hayatını kaybetti.Erroll’un babası Rider, kayıplarının ardından kederle başa çıkmak için kendisini bağış toplama çalışmalarına adadığını belirtiyor. Rider, &quot;Kanser ailemize bulaşana kadar, bağış toplama yoluyla bunu yenmek için bu muazzam tutkuyu geliştirmedik. Eğer başımıza gelmeseydi, hayatımızı diğer aileler gibi neşeyle geçiriyor olurduk&quot; diyor. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/QjiZCAd61EeScZ7MV6jfTg.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Mon, 14 Apr 2025 20:19:30 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>yaşındaki, çocuğun, baş, ağrısını, doktorlar, görmezden, geldi:, yaşında, kanserden, öldü</media:keywords>
</item>

<item>
<title>Esnafın iş güvenliğinde online eğitim dönemi</title>
<link>https://karadenizden.com.tr/23928</link>
<guid>https://karadenizden.com.tr/23928</guid>
<description><![CDATA[ Esnaf, iş sağlığı ve güvenliği eğitimlerini bugün itibarıyla online sistem üzerinden tamamlayabilecek.Türkiye Esnaf ve Sanatkarları Konfederasyonu (TESK) ile Çalışma ve Sosyal Güvenlik Eğitim ve Araştırma Merkezi (ÇASGEM), iş sağlığı ve güvenliği (İSG) eğitim protokolü imzaladı.  TESK Başkanı Palandöken, iş sağlığı ve güvenliği eğitimlerinin artık online sistem üzerinden kolayca tamamlanabileceğini açıkladı.  Protokole göre konfederasyonun resmi internet sitesine girerek 16 saatlik eğitimi başarıyla tamamlayan esnaf ve çalışanlar, gerekli belgeyi almaya hak kazanacak.  Palandöken, &quot;Eğer bir esnafımız, &#039;Bu belgeye benim ihtiyacım yok, işletmemde oğlum, kızım veya çalışanım var, onu yetkilendirelim&#039; derse, eğitimi ilgili kişi alabilecek.&quot; ifadelerini kullandı.  Eğitim tamamen elektronik ortamda gerçekleşeceği için iş kaybı yaşanmayacak, dükkan kapatmaya gerek kalmayacak.  İş sağlığı ve güvenliği belgelerinin 8-10 bin lira gibi yüksek fiyatlara verildiğini söyleyen Palandöken, &quot; TESK-ÇASGEM işbirliği ile 250 lira gibi sembolik bir rakama yaptığımız protokol ile esnafımıza ulaşılabilir kılıyoruz.&quot; ifadelerini kullandı. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/NJGq5rMhdEWwng_clbebCg.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Mon, 14 Apr 2025 20:19:29 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Esnafın, iş, güvenliğinde, online, eğitim, dönemi</media:keywords>
</item>

<item>
<title>Ramazan Bayramı öncesi taklit ve tağşiş uyarısı</title>
<link>https://karadenizden.com.tr/23927</link>
<guid>https://karadenizden.com.tr/23927</guid>
<description><![CDATA[ Ramazan Bayramı’na sayılı günler kaldı. Bayram için çikolata, şeker ve şerbetli tatlılara rağbetin artması beklenirken, uzmanlar taklit ve tağşişe dikkat çekerek vatandaşları uyarıyor.Ramazan Bayramı’na sayılı günler kala çikolata, şeker ve şerbetli tatlılara talep artarken, taklit ve tağşiş ürünlere karşı gıda güvenliği gündeme geldi.  Bayramlarda geleneksel olarak şerbetli tatlılar, çikolata ve şeker gruplarının çokça tüketilip ikram edildiğini ya da hediye olarak gönderildiğini söyleyen TMMOB Gıda Mühendisleri Odası İzmir Şube Başkanı Ulaş Kırım, bayramlarda bu ürünlerin tüketiminin arttığını söyledi.UCUZ VE AÇIK YERDE SATILAN ÜRÜLERE DİKKAT  Artan talebi fırsat bilip, bu dönemlerden yararlanmak isteyen fırsatçıkarın, merdiven altı üretim yapıp halk sağlığını tehdit ettiğine dikkat çeken Kırım, “Sırf bayramlar ve özel günlerde tüketim arttığı için ucuza bulunan ya da açıkta satılan yerlerden alınmaması gerekir.” uyarısında bulundu. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/0umYIZcFUkaMqVMHbiGXsQ.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Mon, 14 Apr 2025 20:19:28 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Ramazan, Bayramı, öncesi, taklit, tağşiş, uyarısı</media:keywords>
</item>

<item>
<title>Böbreklerin bozulmaya başladığını gösteren 7 işaret: 2 belirti geceleri sık yaşanıyor</title>
<link>https://karadenizden.com.tr/23925</link>
<guid>https://karadenizden.com.tr/23925</guid>
<description><![CDATA[ Kronik böbrek hastalığı, dünya genelinde insanların %10&#039;unu etkiliyor ve her yıl milyonlarca insan böbrek hastalığı nedeniyle hayatını kaybedebiliyor. Farkında olmayabiliriz ancak böbreklerimiz atıkları filtreleme, sıvıları dengeleme ve genel sağlığı korumada oldukça önemli bir role sahiptir. Böbreklerimiz bozulmaya başladığında, vücudumuz göz ardı edilmemesi gereken sinyaller gönderir. Böbrek sorunlarının erken tespiti hayat kurtarıcı olabilir. İşte böbreklerimizin düzgün çalışmadığına dair 7 ani işaret.Böbrek fonksiyon bozukluğunun ilk belirtilerinden biri, idrar yapma düzenlerinde fark edilir bir değişikliktir. Bu şunları içerebilir:

Özellikle geceleri sık idrara çıkma.
İdrarın koyu renkli, köpüklü veya kanlı olması (bunlar hastalığın ileri evrelerde olduğunun belirtisi olabilir).
Herhangi bir sebep olmaksızın idrar çıkışında azalma veya artış.
İdrar yaparken zorluk veya ağrı.
Böbrekler atıkları filtrelemekten sorumlu olduğundan, idrara çıkmada herhangi bir değişiklik altta yatan bir böbrek sorununa işaret ediyor olabilir.Cildiniz böbreklerinizin sağlığını yansıtabilir. Böbrekler kandaki toksinleri ve fazla mineralleri temizleyemediğinde, bu şunlara yol açabilir:

Aşırı kuru cilt.
Nemlendiricilerle geçmeyen, inatçı kaşıntı.
Toksin birikiminden kaynaklanan döküntüler veya tahriş.
Kronik böbrek hastalığı (KBH) da mineral dengesizliklerine yol açarak cildi etkileyen kalsiyum ve fosfor sorunlarına yol açabilir.Böbrekler fazla sıvıyı düzgün bir şekilde filtreleyemediğinde, su tutulumu meydana gelebilir ve bu da özellikle şu bölgelerde belirgin şişmeye neden olabilir:

Ayaklar ve ayak bilekleri.
Eller ve parmaklar.
Yüz, özellikle göz çevresi.
Ödem olarak bilinen bu şişlik, böbrek fonksiyonlarının azaldığının bir işareti olabilir ve göz ardı edilmemelidir.Böbrek fonksiyon bozukluğu nedeniyle kanda biriken toksinler tat alma ve iştahınızı değiştirebilir. Bazı yaygın belirtiler şunlardır:

Ağızda kalıcı metalik tat.
İştahsızlık veya açıklanamayan kilo kaybı.
Özellikle sabahları mide bulantısı veya kusma hissi.
Bu belirtiler, vücutta atık birikmesiyle ortaya çıkan üremi adı verilen bir durumdur.Böbrekler toksinleri etkili bir şekilde filtrelemeyi başaramadığında, atıklar idrar yoluyla atılmak yerine kan dolaşımında kalır. Bu durum şunlara yol açabilir:

Uykuya dalmada veya uykuyu sürdürmede zorluk.
Huzursuz bacak sendromu, rahatsızlık ve uyku bozukluğuna neden olur.
Uyku apnesi sıklıkla böbrek hastalıklarıyla ilişkilidir.
Kronik uyku problemleriniz varsa böbrek fonksiyonlarınızı kontrol ettirmenizde fayda olabilir.Efor sarfetmeden bile nefes darlığı yaşıyorsanız böbrekleriniz düzgün çalışmıyor olabilir. Bu şunlardan dolayı olabilir:

Akciğerlerde sıvı birikmesi nefes almayı zorlaştırır.
Böbrek hastalığına bağlı kansızlık nedeniyle oksijen seviyesinin düşmesi.
Açıklanamayan nefes darlığı fark ederseniz, en kısa sürede doktorunuza danışın.Dinlenmenize rağmen sürekli bitkin hissediyorsanız, bunun nedeni böbrek sorunları olabilir. Sağlıklı böbrekler, kırmızı kan hücrelerinin yapımına yardımcı olan eritropoietin (EPO) adı verilen bir hormon üretir. Böbrek fonksiyonu azaldığında, EPO üretimi azalır ve bu da yorgunluğa, güçsüzlüğe ve baş dönmesine neden olan bir durum olan anemiye yol açar. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/u69nnSrH5kOSEFEnFJ0fWQ.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Mon, 14 Apr 2025 20:19:27 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Böbreklerin, bozulmaya, başladığını, gösteren, işaret:, belirti, geceleri, sık, yaşanıyor</media:keywords>
</item>

<item>
<title>Doktor açıklıyor: Bu 3 tür lif metabolizmayı çalıştırıyor, sindirim dostu</title>
<link>https://karadenizden.com.tr/23926</link>
<guid>https://karadenizden.com.tr/23926</guid>
<description><![CDATA[ Kilo vermek için sağlıklı bir beslenme düzeni oluşturmanız ve egzersiz yapmanız gerekiyor. Kilo verme sürecinde en önemli noktalardan biri de tükettiğiniz lif kaynakları. Dr. Karan Rajan, optimum bağırsak sağlığı ve kilo kaybı için üç tür lif tüketmenin önemini vurguluyor. Peki, hangi lif kaynaklarını tüketmeniz gerekiyor?Dr. Karan Rajan, optimum bağırsak sağlığı ve kilo kaybı için üç tür lif tüketmenin önemini vurguluyor. Lif, kilo kaybı için güçlü bir araçtır, ancak tüm lifler aynı şekilde çalışmaz. Sadece bir türe odaklanmak yerine, çeşitli lif açısından zengin yiyecekler yemek en iyi sonuçları getirebilir.Kilo kaybı için 3 tür lif tüketmeniz öneriliyor;Lif, kilo kaybı için gizli silah olarak daha yaygın olarak bilinir, ancak sağlıklı bir vücudu desteklemede her birinin kendine özgü bir rolü olan farklı lif türleri olduğunu biliyor muydunuz? İngiltere merkezli NHS cerrahı Dr. Karan Rajan yakın zamanda bir Instagram videosunda, optimum bağırsak sağlığını korumak ve kilo kaybına yardımcı olmak için insanların üç farklı türde lif tüketmesi gerektiğini paylaştı: çözünür lif, çözünmeyen lif ve dirençli nişasta.Bu lifler sadece sindirime yardımcı olmakla kalmaz, aynı zamanda kilo yönetimi, iltihabı azaltma ve bağırsakları sağlıklı tutmada da önemli bir rol oynar. İşte her türün ne işe yaradığı ve kilo kaybını nasıl destekleyebileceği hakkında bilmemiz gereken her şey.ÇÖZÜNEBİLİR LİFÇözünebilir lif, suda çözünerek sindirim sisteminde jel benzeri bir madde oluşturur. Bu, sindirimi yavaşlatmaya yardımcı olur, daha uzun süre tok hissetmemizi sağlar ve aşırı yemeyi önler.

Kilo kaybına nasıl yardımcı olur.
Şeker emilimini yavaşlatır, kan şekerinin yükselmesini önler.
Tokluk hissini artırır, istekleri azaltır.
İltihap önleyici bileşikler üreten bağırsak bakterilerini besler.

Nerede bulunur: Yulaf, elma, chia tohumu, keten tohumu, mercimekÇözünmeyen lif suda çözünmez ve sindirim sistemini temizleyen doğal bir fırça gibi davranır. Kabızlığı önlemeye yardımcı olur ve düzenli bağırsak hareketlerini destekler.

Kilo vermeye nasıl yardımcı olur.
Dışkıya hacim kazandırır, şişkinliği ve kabızlığı önler.
Sindirim sisteminde yiyecekleri hızla hareket ettirir ve sağlıklı bir metabolizmayı destekler.
Kalori emilimini azaltmaya yardımcı olur.

Nerede bulunur: Tam tahıllar, kuruyemişler, tohumlar, yapraklı yeşillikler ve kivi ve elma gibi meyvelerin kabukları.Dirençli nişasta, lif gibi davranan benzersiz bir karbonhidrat türüdür. Normal nişastanın aksine, ince bağırsakta sindirime direnir ve kalın bağırsakta fermente olarak faydalı bağırsak bakterilerini besler.Kilo vermeye nasıl yardımcı olur: Açlık hormonlarını azaltarak daha uzun süre tok hissetmenizi sağlar.
İnsülin duyarlılığını iyileştirerek yağ yakımını artırır.
Sindirilebilir karbonhidratları azaltarak kalori emilimini düşürür.

Nerede bulunur: Yeşil muz, olgunlaşmamış mango, pişmiş ve soğutulmuş pirinç, patates ve mercimek.Dr. Rajan, sindirim rahatsızlığını önlemek için lif alımını kademeli olarak artırmanızı öneriyor. Bunu doğru şekilde yapmak için bazı ipuçları:Bağırsaklarınızın uyum sağlamasına izin vermek için haftada 5 gram lif artırın.
Bir dizi fayda elde etmek için farklı lif kaynakları ekleyin.
Lifin işini etkili bir şekilde yapmasına yardımcı olmak için bol su için. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/NjVkcfAx6kKduHa5wocV6A.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Mon, 14 Apr 2025 20:19:27 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Doktor, açıklıyor:, tür, lif, metabolizmayı, çalıştırıyor, sindirim, dostu</media:keywords>
</item>

<item>
<title>Vücudu yavaş yavaş öldüren 5 alışkanlık: Herkes aynı hatayı yapıyor</title>
<link>https://karadenizden.com.tr/23924</link>
<guid>https://karadenizden.com.tr/23924</guid>
<description><![CDATA[ Günlük alışkanlıklarınızın vücudunuz üzerinde ciddi bir etkisi vardır. Bu nedenle sağlıklı yaşam tarzı alışkanlıkları benimsemek hem ruhunuzu hem de bedeninizi korumak önemlidir. Sahip olduğunuz bazı alışkanlıklar farkında olmadan sizi yavaş yavaş öldürebilir. Peki bu alışkanlıklar neler?Şu anda (ya da yakın gelecekte) farkında olmayabilirsiniz, ancak her bir eyleminizin vücudunuz üzerinde bir etkisi vardır. Ve hayır, sadece fiziksel kısmı değildir, ruh halleriniz ve duygularınız bile tüm benliğiniz üzerinde bir etkiye sahip olabilir. Ve arada sırada biraz bırakmak sorun olmasa da, uzun vadede uygulandığında sizi yavaş yavaş öldüren 5 alışkanlık şunlardır...Oturmanın yeni sigara içmek olduğunu söylüyorlar. Uzun süre oturmak aslında erken ölüm ve kalp hastalığı riskini artırabilir. Bunu önlemenin yollarından biri, çalışırken bol su içmektir, bu da sizi sık sık tuvalet molası vermeye zorlar. Bunun dışında, hiç egzersiz yapmamak da vücudunuza zararlıdır, çünkü hareketsiz bir yaşam tarzı birçok sağlık sorununa yol açar.Bu bilinen bir gerçektir, ancak çok az kişi bunun ne kadar tehlikeli olduğunun farkındadır. Sigara içmenin etkileri herkes tarafından görülebilse de, içki içmek de en büyük düşmanlarınızdan biridir, &#039;ara sıra içen&#039; biri olsanız bile. Buna karşı koymanız gereken iki şey var. Sigara içiyorsanız, hemen bırakın ve içki içiyorsanız, tadının tadını alamaz hale gelene kadar tüketimi kademeli olarak azaltın.Uykunuzu sürekli olarak azaltmanın (6-7 saatten az) bağışıklığınızı düşürdüğünü ve bunun da sık sık hastalanmanıza ve sonunda yaşam sürenizi kısaltmanıza yol açabileceğini kanıtlayan yeterli (ve daha fazla) araştırma var. Arada sırada bütün gece ayakta kalmak sorun değilken, hafta sonu da dahil olmak üzere her gün belirli bir uyku ve uyanma saatine sadık kalın. Bu, vücudunuzun sirkadiyen ritmini korumasına yardımcı olacak ve her gün kendinizi dinç hissedeceksiniz.Kronik stres kendini kilo dalgalanmaları, hormonal dengesizlikler, saç dökülmesi, mide sorunları vb. şeklinde gösterebilir. Bugün yaşadığımız dünyada normal miktarda stres kaçınılmaz olsa da, çok fazlası vücudunuz için felaket anlamına gelebilir. Bunun dışında, duygularınızı da bastırmak, sadece vücudunuzda değil, tüm sisteminizde tahribata yol açar. Buna karşı koymak için meditasyona, yogaya ve farkındalığa yönelin.Hepimiz beyaz şekerin vücudunuz için son derece zararlı olduğunu ve kilo alımına, cilt sorunlarına ve hatta diyabete yol açabileceğini biliyoruz. Şekeri tamamen kesemiyorsanız, tüketimini azaltın ve jaggery ve bal gibi nispeten daha sağlıklı seçeneklere geçin. Bunun dışında, çok fazla rafine şeker içeren mağazadan satın alınan bisküvilerden, rusklardan vb. de kaçının.Bunun dışında, ruh sağlığınızı ihmal etmek, bilinçsizce atıştırmak, kötü duruş, aşırı ekran süresi, kahvaltıyı atlamak (bu tartışılır bir konu olsa da), yeterince su içmemek vb. gibi alışkanlıklar da uzun vadede sisteminize zarar verecektir. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/X1dxYiNTjkyTLHHMxRSGsQ.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Mon, 14 Apr 2025 20:19:25 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Vücudu, yavaş, yavaş, öldüren, alışkanlık:, Herkes, aynı, hatayı, yapıyor</media:keywords>
</item>

<item>
<title>Sri Lanka&amp;apos;da tüberküloz: 2024 yılında 758 kişi hayatını kaybetti</title>
<link>https://karadenizden.com.tr/23923</link>
<guid>https://karadenizden.com.tr/23923</guid>
<description><![CDATA[ Sri Lanka, 2024 yılında 758 kişinin tüberkülozdan öldüğünü duyurdu.Ulusal Tüberküloz Kontrol ve Göğüs Hastalıkları Programı (NPTCCD) direktörü Pramitha Shanthilatha, 2024 yılında toplam 758 kişinin tüberkülozdan hayatını kaybettiğini açıkladı.  Dünya Tüberküloz Günü nedeniyle konuşan Pramitha Shanthilatha, geçen yıl ülke genelinde yaklaşık 9 bin tüberküloz vakası bildirildiğini ve çoğunun Batı Eyaletindeki Colombo Bölgesi&#039;nde kaydedildiğini ifade etti. Shanthilatha konuşmasında, &quot;2024&#039;te 5 bin 291 erkek hastaya, 3 bin 259 kadın hastaya ve 250 çocuğa tüberküloz teşhisi konduğunu kaydettik. Sri Lanka 2030 yılına kadar tüberkülozu ortadan kaldırmak için çalışıyor” ifadelerini kullandı. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/FV2hsKseZ0i85aVsxSwNMw.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Mon, 14 Apr 2025 20:19:24 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Sri, Lankada, tüberküloz: 2024, yılında, 758, kişi, hayatını, kaybetti</media:keywords>
</item>

<item>
<title>Hastalıklara sanat tedavisi: Doktorlar müze reçete etmeye başladı</title>
<link>https://karadenizden.com.tr/23922</link>
<guid>https://karadenizden.com.tr/23922</guid>
<description><![CDATA[ İsviçre&#039;nin Neuchatel kasabasında başlatılan pilot proje kapsamında, doktorlar hastalarına ruh ve beden sağlığını desteklemek amacıyla müze ziyaretleri reçete etmeye başladı.İsviçre&#039;nin Neuchatel kasabasında hayata geçirilen yeni bir uygulama, ruhsal ve fiziksel sağlığı desteklemek amacıyla sanatı tedavi sürecine dahil ediyor. İki yıl sürecek pilot projeye göre, doktorlar hastalarına kasabanın dört müzesinden birini ziyaret etmeleri için “müze reçeteleri” yazabiliyor. Yerel ve bölgesel yönetimler, bu reçetelerin maliyetini karşılıyor.  Dünya Sağlık Örgütü’nün 2019 tarihli raporuna göre sanat; ruh sağlığını iyileştirebilir, travmanın etkilerini azaltabilir ve bilişsel gerilemeyi önleyebilir. Neuchatel’deki uygulama da bu bilimsel bulgulara dayanarak geliştirildi.&quot;PANDEMİ İLE FARK ETTİK&quot;  Şehrin konsey üyesi Julie Courcier Delafontaine, Covid-19 pandemisinin insanların kültürel alanların önemini daha fazla anlamasına neden olduğunu belirtti. “Karantinalar sırasında bu alanların eksikliğiyle, onlara ne kadar ihtiyaç duyduğumuzu fark ettik” dedi.  Şu ana kadar doktorlara yaklaşık 500 müze reçetesi dağıtıldı. Projeye ayrılan bütçe ise 10 bin İsviçre frangı (yaklaşık 430 bin Türk Lirası) olarak belirlendi.  Neuchatel Hastane Ağı Cerrahi Bölüm Başkanı Dr. Marc-Olivier Sauvain, ameliyat öncesi fiziksel ve ruhsal olarak güçlenmeleri için iki hastasına müze ziyaretleri önerdiğini söyledi. Sauvain, “Ameliyat öncesinde hastalarıma yalnızca yürüyüş yapmalarını söylemek yeterli olmayabilir. Ancak bir müze ziyareti onlara hem fiziksel hem de zihinsel egzersiz sağlayabilir” dedi.Kronik hastalıklarla mücadele edenler, depresyon yaşayanlar veya hareket kabiliyeti azalan bireyler gibi birçok hasta grubunun bu uygulamadan fayda sağlayabileceği belirtiliyor.  Projenin mimarlarından Marianne de Reynier Nevsky, bu fikrin Kanada’nın Montreal kentindeki Güzel Sanatlar Müzesi’nde uygulanan benzer bir projeden esinlendiğini açıkladı.  Başarılı olması halinde, programın tiyatro ve dans gibi diğer sanatsal aktivitelere genişletilmesi planlanıyor. Yetkililer, gelecekte İsviçre ulusal sağlık sisteminin bu tür kültürel terapileri kapsamasını umut ediyor.  ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/R6he-3Xo4UOz_Rbi0vhPsg.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Mon, 14 Apr 2025 20:19:23 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Hastalıklara, sanat, tedavisi:, Doktorlar, müze, reçete, etmeye, başladı</media:keywords>
</item>

<item>
<title>Demir deposu en güçlü 5 doğal kaynak: Saç uzamasını da destekliyor</title>
<link>https://karadenizden.com.tr/23921</link>
<guid>https://karadenizden.com.tr/23921</guid>
<description><![CDATA[ Demir, saç uzamasında önemli bir rol oynayan temel bir besindir. Saç köklerine oksijen taşıyan ve güçlü ve sağlıklı kalmalarını sağlayan hemoglobin üretiminde yardımcı olur. Demir eksikliği saçların incelmesine, aşırı dökülmesine ve hatta saç kaybına yol açabilir. Saç büyümenizi doğal olarak artırmak istiyorsanız, diyetinize demir açısından zengin yiyecekler eklemek harika bir başlangıçtır. İşte saç büyümesini artırmaya ve saçlarınızın gür görünmesini sağlamaya yardımcı olabilecek 5 demir açısından zengin yiyecek.Ispanak, saç büyümesi için hayati önem taşıyan demir de dahil olmak üzere bir besin deposudur. Tek bir fincan pişmiş ıspanak yaklaşık 6,4 mg demir içerir ve bu da onu bu temel mineralin en iyi bitki bazlı kaynaklarından biri yapar.Neden faydalıdır: Ispanak ayrıca vücuttaki demir emilimini artıran C vitamini açısından da zengindir. Ayrıca, sağlıklı saç derisi dolaşımını desteklemeye, saç kırılmasını ve kuruluğunu azaltmaya yardımcı olan folat ve beta karoten içerir.Beslenmenize nasıl ekleyebilirsiniz: Ispanağı smoothielere, salatalara, sotelere ekleyebilir veya sarımsak ve zeytinyağı ile pişmiş bir garnitür olarak tüketebilirsiniz.Mercimek, demir, protein ve lif açısından harika bir bitki kaynağıdır ve bu da onları genel sağlık ve saç uzaması için mükemmel bir seçim haline getirir. Bir fincan pişmiş mercimek yaklaşık 6,6 mg demir içerir ve günlük demir ihtiyacına önemli ölçüde katkıda bulunur.Faydaları: Mercimek aynı zamanda saç köklerini güçlendiren ve saç dökülmesini önleyen iki temel besin maddesi olan biotin ve çinkoyu da sağlar.Beslenmenize nasıl dahil edebilirsiniz: Doyurucu bir mercimek çorbası hazırlayın, mercimeği salatalarınıza ekleyin veya besleyici bir öğün için pirinç ve sebzelerle pişirin.Kırmızı et, özellikle yağsız et ve kuzu eti, bitki bazlı besinlerde bulunan hem olmayan demire kıyasla vücut tarafından daha kolay emilen hem demirinin en zengin kaynaklarından biridir. 100 gram yağsız et porsiyonu yaklaşık 2,7 mg demir içerir.Neden faydalıdır: Kırmızı et, saçın gücüne, kalınlığına ve genel saç derisi sağlığına katkıda bulunan yüksek kaliteli protein, B12 vitamini ve çinko açısından zengindir.Beslenmenize nasıl dahil edebilirsiniz: Izgara biftek, et sote yapabilir veya köri ve güveçlere kıyma ekleyerek lezzetli ve besleyici bir öğün elde edebilirsiniz.Balkabağı çekirdekleri, sağlıklı saç büyümesini destekleyen demir, magnezyum ve çinko gibi besin maddelerinin güçlü bir kaynağıdır. Sadece 28 gram (1 ons) balkabağı çekirdeği yaklaşık 4,2 mg demir içerir.Neden faydalıdır: Kabak çekirdeğindeki çinko, saç derisinin yağ üretimini düzenlemeye, kepeği önlemeye ve güçlü saç köklerinin oluşmasını desteklemeye yardımcı olur. Magnezyum, saç büyümesi için gerekli olan saç derisine daha iyi kan dolaşımını destekler.Beslenmenize nasıl ekleyebilirsiniz: Kavrulmuş kabak çekirdeğini atıştırın, salatalarınıza serpin, smoothie&#039;lerinize katın veya yoğurdunuza ekleyin.Tofu, saç sağlığını iyileştirmek isteyen vejetaryenler ve veganlar için harika bir seçenek haline gelen mükemmel bir bitki bazlı protein ve demir kaynağıdır. Yarım fincan tofu porsiyonu yaklaşık 3,4 mg demir içerir.Neden faydalıdır: Tofu, demir içeriğinin yanı sıra saç tellerini güçlendirmeye ve kırılmayı önlemeye yardımcı olan izoflavonlar ve temel amino asitler açısından da zengindir.Beslenmenize nasıl ekleyebilirsiniz: Tofuyu sotelerde kullanabilir, çorbalarınıza ekleyebilir veya protein açısından zengin bir smoothie için karıştırabilirsiniz.Demir eksikliği saç dökülmesinin önde gelen nedenlerinden biridir, ancak iyi haber şu ki bu durum diyetle kolayca giderilebilir. Bu demir açısından zengin yiyecekleri günlük öğünlerinize dahil ederek saç köklerinin optimum büyüme için ihtiyaç duyduğu besinleri aldığından emin olabilirsiniz. Demir emilimini artırmak için demir açısından zengin yiyecekleri C vitamini kaynaklarıyla (turunçgiller, dolmalık biber ve domates gibi) eşleştirmeyi unutmayın.Dengeli bir beslenme, uygun saç bakımıyla birlikte saç sağlığını önemli ölçüde iyileştirebilir ve daha kalın, daha parlak saçlara kavuşmanızı sağlayabilir. Bu yüzden, bugün bu demir dolu yiyecekleri tabağınıza eklemeye başlayın ve saçınıza hak ettiği beslenmeyi sağlayın!Demir açısından zengin yiyecekler yemek, saç köklerinin yeterli oksijen ve besin almasını sağlayarak saç büyümesini desteklemede önemli bir rol oynar. Demir, oksijeni kafa derisine ve saç köklerine taşıyan kırmızı kan hücrelerinde bulunan bir protein olan hemoglobinin üretimi için gereklidir. Vücutta demir eksikliği olduğunda, saç köklerine oksijen temini azalır, bu da daha zayıf saç tellerine, artan saç dökülmesine ve daha yavaş büyümeye yol açar. Ispanak, mercimek, yağsız etler, yumurta ve kuruyemişler gibi demir açısından zengin yiyecekler tüketmek, kırmızı kan hücresi üretimini artırmaya, saçı içeriden güçlendirmeye ve sağlıklı, kalın uzamayı teşvik etmeye yardımcı olur. Bu yiyecekleri portakal veya dolmalık biber gibi C vitamini kaynaklarıyla eşleştirmek, demir emilimini daha da artırarak ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/-1WVQrlvREOejkR2mZyiKQ.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Mon, 14 Apr 2025 20:19:22 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Demir, deposu, güçlü, doğal, kaynak:, Saç, uzamasını, destekliyor</media:keywords>
</item>

<item>
<title>Bilim ne diyor? Sakız çiğnemek ve kanser arasında şaşırtan bağlantı</title>
<link>https://karadenizden.com.tr/23920</link>
<guid>https://karadenizden.com.tr/23920</guid>
<description><![CDATA[ Sık sık sakız çiğneyenler her yıl on binlerce mikroplastik tüketiyor olabilir. Mikroplastikler, beş milimetreden daha küçük olan plastik parçacıklarıdır ve havamızda, suyumuzda, yiyeceklerimizde ve hatta sakızlarımızda bulunabiliyor.Yapılan araştırmalar, bu zararlı plastik parçacıklarının vücuda girdiğinde hücrelere ve DNA&#039;ya zarar verebileceğini, genetik aktivitelerde değişiklikler yaratabileceğini ve kanser riskini artırabileceğini ortaya koyuyor. Araştırmacılar, sakız çiğnemenin tükürüğe mikroplastik bıraktığını ve bu plastiklerin yutularak sindirim sistemine girmesine yol açtığını keşfetti.DailyMail&#039;de yer alan habere göre; Sakızların yapımında genellikle atlandırıcılar ve aroma vericiler bulunur. Araştırmalar, sentetik ve doğal sakızların aynı tür polimerleri içerdiğini ve bu sakızların çiğnenmesi sırasında benzer miktarda mikroplastik saldığını belirledi.Her iki sakız türünde en yaygın bulunan polimerler arasında, polietilen ve polipropileni içeren poliolefinler yer alıyor.Kaliforniya Üniversitesi, Los Angeles (UCLA) Mühendislik Profesörü ve baş araştırmacı Sanjay Mohanty, bu konuda yaptığı açıklamada, &quot;Amacımız kimseyi telaşlandırmak değil. Bilim insanları mikroplastiklerin insan vücudu için güvenli olup olmadığını henüz bilmiyorlar. İnsanlar üzerinde yapılan bir deney yok, ancak plastiğe günlük maruz kalmamızın farkındayız ve araştırmalarımız bu konuyu incelemeyi amaçlıyor,&quot; dedi.Araştırma ekibi, iki farklı deneyde, marketlerden alınan beş marka sentetik ve beş marka doğal sakızı test etti. İlk deneyde, her denek yedi farklı sakız parçasını çiğnedi ve her 30 saniyede bir tükürük örneği aldı. İkinci deneyde ise, her sakız parçasından salınan mikroplastiklerin hızını ölçmek için 20 dakikalık bir süre boyunca periyodik olarak tükürük örnekleri toplandı.Araştırma, her gram sakızdan ortalama 100 mikroplastik salındığını, bazı parçaların ise gram başına 600 mikroplastik içerdiğini ortaya koydu. Araştırmacılar, ortalama bir insanın yılda 160 ila 180 adet sakız çiğnediğini ve bu miktarın da yaklaşık 30.000 mikroplastik tüketimine yol açtığını belirtiyor.Test sonuçları, çiğnendikten sonraki ilk iki dakika içinde sakızın kaplamasından en fazla mikroplastik salındığını gösterdi. Sekiz dakika sonunda, toplanan plastik parçacıkların yüzde 94&#039;ü serbest kalmıştı. Araştırmacılar, sakızdan alınan mikroplastik miktarını azaltmak için, her birkaç dakikada bir sakız değiştirmek yerine tek bir parça sakızı daha uzun süre çiğnemeyi öneriyor. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/engEljXdbkOa_gj3pn1v4w.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Mon, 14 Apr 2025 20:19:21 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Bilim, diyor, Sakız, çiğnemek, kanser, arasında, şaşırtan, bağlantı</media:keywords>
</item>

<item>
<title>Bahar alerjisi ne zaman başlar, belirtileri neler?</title>
<link>https://karadenizden.com.tr/23919</link>
<guid>https://karadenizden.com.tr/23919</guid>
<description><![CDATA[ İlkbahar mevsimi, doğanın uyanışı ve sıcak havaların habercisi olsa da, bazı kişiler için alerjik şikayetlerin artması anlamına gelir. Havada yoğunlaşan polenler ve çevresel etkenler, özellikle bahar aylarında alerjik rinit ve göz alerjisi gibi rahatsızlıkların artmasına neden olur. Peki, bahar alerjisi ne zaman başlar, belirtileri neler?Baharın gelmesiyle birlikte alerjik hastalıkların görülme sıklığında büyük bir artış olur. Bunun nedeni havada yayılan ağaç, çiçek ve çimenlerin oluşturdukları polenlerdir. Kişi alerjik bir bünyeye sahipse, vücuda giren polenler bazı maddelerin salgılanmasına neden olur. Bu da gözlerdeki ve burun zarlarındaki kılcal damarların genişleyerek dokuların şişmesine yol açar. Bunun sonucunda bahar alerjisine ait bulgular oluşur. Bahar alerjisine halk arasında &#039;&#039;saman nezlesi&#039;&#039; denir.Bahar alerjisi genellikle ilkbahar mevsiminin başlamasıyla ortaya çıkar ve havadaki polen miktarının artmasına bağlı olarak şiddetlenir. Özellikle Mart ayından itibaren ağaçlar, çimenler ve yabani otlar polen yaymaya başlar ve bu durum genellikle Haziran ayına kadar devam eder. Ancak bazı bitki türlerinin polenleri sonbahara kadar etkili olabilir.Bahar alerjisi olan kişilerde aşağıdaki belirtiler sıkça görülür:

Burun akıntısı ve tıkanıklığı
Hapşırma krizleri
Gözlerde kızarıklık, kaşıntı ve sulanma
Boğazda kaşıntı ve kuruluk hissi
Ciltte kaşıntı ve kızarıklık
Öksürük ve nefes darlığı (Astım hastalarında şikayetler artabilir)
Yorgunluk ve halsizlikPolen yoğunluğunun fazla olduğu sabah ve öğle saatlerinde dışarı çıkmaktan kaçının.
Eve geldiğinizde kıyafetlerinizi değiştirin ve yüzünüzü yıkayın.
Pencereleri kapalı tutarak evinize polen girişini sınırlandırın.
Doktor tavsiyesiyle alerji ilaçları ve burun spreyleri kullanabilirsiniz.Bahar alerjisinden korunmak için çevresel önlemler ve doğru tedavi yöntemleriyle mevsimi daha rahat geçirmeniz mümkün. Eğer belirtileriniz şiddetliyse bir uzman hekime başvurmanız önemlidir. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/BZRUljup5Ei6jFUmstmmcA.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Mon, 14 Apr 2025 20:19:20 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Bahar, alerjisi, zaman, başlar, belirtileri, neler</media:keywords>
</item>

<item>
<title>Keskin bir hafızanın altın anahtarı besin: Beyin gücünü geliştiren 6 etkili yöntem</title>
<link>https://karadenizden.com.tr/23918</link>
<guid>https://karadenizden.com.tr/23918</guid>
<description><![CDATA[ Bilişsel keskinliği korumak ve hafızayı geliştirmek düzenli egzersiz, zihinsel uyarım ve sağlıklı bir yaşam tarzını içerir. Fiziksel aktivitelerde bulunmak, beyni zorlamak, hobiler edinmek ve omega-3 açısından zengin balık ve antioksidanlar gibi beyni güçlendiren yiyecekler yemek zihni keskin tutabilir. Yeterli uyku, stres yönetimi ve sosyal bağlantıları sürdürmek de bilişsel sağlık ve hafıza gelişimi için çok önemlidir.Bilişsel olarak keskin kalmak ve hafızayı geliştirmek ve güçlendirmek için düzenli egzersiz, dengeli beslenme, yeterli 7-8 saatlik gece uykusu, stresi azaltma ve zihinsel olarak uyarıcı aktivitelere katılma gibi sağlıklı bir yaşam tarzı önemlidir. Keskin kalmak ve hafızayı artırmak için şu ipuçlarını deneyin:Düzenli egzersiz, bilişsel işlevler ve daha da önemlisi hafıza için gerekli olan beyne giden kan akışını artırır. Amaç aerobik ve kuvvet antrenmanı egzersizlerinin bir kombinasyonu olmalıdır.Aktif kalın: Kısa süreli aktivite patlamaları bile büyük bir fark yaratabilir.Beyninize meydan okuyun: Okuma, oyun oynama ve her zaman yeni bir beceri öğrenme gibi odaklanma ve öğrenme gerektiren aktivitelere katılın. Sürekli öğrenme ve keşfetme alışkanlığını hayat boyu süren bir süreç haline getirin.Her Zaman Hobiler Edinin: Keyif aldığınız aktiviteler zihninizi keskin tutabilir.Radyo dinleyin, bir konferansa gidin, bir oyun oynayın, bir müzeyi ziyaret edin, ikinci bir dil öğrenin.Dengeli bir diyet uygulayın: Meyvelere, sebzelere, tam tahıllara ve yağsız proteinlere odaklanın.Uykuya öncelik verin: Her gece 7-8 saat kaliteli uyku hedefleyin, çünkü uyku hafızayı güçlendirmek ve beyni &quot;yeniden başlatmak&quot; için çok önemlidir.Stresle başa çıkın: Meditasyon, yoga ve derin nefes alma gibi stres azaltıcı yöntemler uygulayın.Sosyal bağlantıları sürdürmek bilişsel işlevi iyileştirir.Notlara veya ipuçlarına bakmadan düzenli olarak bilgileri hatırlamaya çalışın; bu hafıza yollarını güçlendirir.
Büyük miktarda bilgiyi daha küçük, daha yönetilebilir parçalara bölün.
Geri çağırmayı kolaylaştırmak için bilgileri belirli konumlarla veya görsellerle ilişkilendirin.Aralıklı tekrar: Öğrenmeyi pekiştirmek için geçmiş bilgileri artan aralıklarla gözden geçirin.Yağlı balıklarda, kuruyemişlerde ve tohumlarda bulunan Omega-3 yağ asitleri beyin sağlığı için iyidir. Antioksidanlar: meyvelerde, yapraklı yeşilliklerde ve diğer renkli meyve sebzelerde nöronları korur.
Zerdeçal Kurkumin içerir, iltihap giderici özelliklere sahiptir ve hafızayı iyileştirebilir.
Bitter Çikolata: Flavonoidler içerir, beyne kan akışını iyileştirebilir.Kronik sağlık sorunlarını yönetin - yüksek tansiyon, diyabet, depresyon, işitme kaybı ve obezite gibi.Kendinize ne kadar iyi bakarsanız, hafızanızın da o kadar iyi olma olasılığı yüksektir. Doktorunuzla düzenli olarak kullandığınız ilaçları gözden geçirin. Bazı ilaçlar hafızayı etkileyebilir. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Exi2efVrL06uWccrZKMhFQ.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Mon, 14 Apr 2025 20:19:19 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Keskin, bir, hafızanın, altın, anahtarı, besin:, Beyin, gücünü, geliştiren, etkili, yöntem</media:keywords>
</item>

<item>
<title>Gebeliğin erken dönemlerinde görülüyor: Trizomi 16 nedir, neden olur?</title>
<link>https://karadenizden.com.tr/23917</link>
<guid>https://karadenizden.com.tr/23917</guid>
<description><![CDATA[ Trizomi 16, 16. kromozomun fazladan bir kopyasıyla karakterize edilen genetik bir bozukluktur. Bu durum genellikle gebeliğin erken evrelerinde meydana gelir ve tam Trizomi 16 vakaları genellikle düşükle sonuçlanır. Peki, Trizomi 16 nedir, neden olur?Trizomi 16, 16. kromozomun fazladan bir kopyasının bulunmasıyla ortaya çıkan genetik bir durumdur. Normalde her bireyde 46 kromozom bulunur ve bunlar 23 çift halinde düzenlenir. Ancak Trizomi 16 durumunda, 16. kromozomdan üç adet bulunur. Bu durum genellikle gebeliğin erken dönemlerinde meydana gelir ve tam (full) Trizomi 16 vakaları genellikle düşükle sonuçlanır.Trizomi 16, genellikle yumurta veya sperm hücresinin bölünmesi sırasında meydana gelen bir hata sonucu oluşur. Bu hataya nondisjunction denir. Nondisjunction sonucu bir hücrede fazladan 16. kromozom kalır ve bu durum embriyonun DNA&#039;sında ekstra bir kromozom bulunmasına yol açar.Tam (full) Trizomi 16 genellikle çok erken dönemde düşükle sonuçlanır ve bu nedenle belirtileri doğrudan fetüs üzerinde görülmez. Ancak Mozaik Trizomi 16 olarak bilinen ve bazı hücrelerde fazladan kromozomun bulunması durumunda bebek hayatta kalabilir. Bu durumda belirtiler şu şekilde ortaya çıkabilir:Büyüleme geriliğiDüzensiz vücut oranlarıKalp kusurlarıSolunum problemleriGelişimsel gerilikYüz ve vücut yapısında anormallikler ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/ZFfRFnez9USRyD2JPJlyAQ.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Mon, 14 Apr 2025 20:19:18 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Gebeliğin, erken, dönemlerinde, görülüyor:, Trizomi, nedir, neden, olur</media:keywords>
</item>

<item>
<title>30 gün boyunca 1 bardak ılık su içince ne olur? Sabahları tüketmenin bilinmeyen etkileri</title>
<link>https://karadenizden.com.tr/23916</link>
<guid>https://karadenizden.com.tr/23916</guid>
<description><![CDATA[ Hepimiz &quot;Sabah ilk iş olarak ılık su için, sizin için iyidir!&quot; sözünü duymuşuzdur. Peki bu alışkanlığı 30 gün boyunca düzenli olarak uygularsanız vücudunuza gerçekte ne olur? Gerçekten işe yarıyor mu yoksa sadece bir efsane mi?Asitlilik veya kabızlık çekiyorsanız, sabah çayınızı bir bardak ılık suyla değiştirmeyi deneyin ve farkı görün.
Ilık suyun en büyük faydalarından biri daha iyi sindirimdir. Sabahın erken saatlerinde ılık su içtiğinizde, yiyeceklerin daha hızlı parçalanmasına yardımcı olur ve sindirim sisteminizin düzgün çalışmasını sağlar.
Ilık su, yiyecekleri bağırsaklarınızdan geçiren bağırsaklarınızın dalga hareketi olan peristalsis&#039;i harekete geçirir. Sert yağları çözer ve yiyecekleri daha etkili bir şekilde sindirir, şişkinliği ve kabızlığı durdurur. Yemekten önce ılık su yudumlamak da besin emilimini artırır.Ilık suyu vücudunuzun doğal &quot;temizleme sistemi&quot; olarak düşünün. Kendinizi yavaş veya kabız hissediyorsanız, bu sizi birkaç hafta içinde daha hafif ve temiz hale getirebilecek kolay bir alışkanlıktır.
Terlemeyi teşvik ederek vücudun ter yoluyla toksinlerden kurtulmasını sağlar. Böbrek fonksiyonuna yardımcı olur ve atıkların atılmasını kolaylaştırır. Limonlu ılık su içmek karaciğer fonksiyonunu iyileştirebilir ve temizleme sürecini hızlandırabilir.Ilık su içmek aslında kilo vermenize yardımcı olabilir. Kilo vermeye çalışıyorsanız, şeker yüklü bir içecek yerine güne ılık suyla başlayın.Vücut ısısını yükseltir ve bu da metabolizmayı hızlandırır. Ilık su bağırsaklardaki yağ depolarını parçalar ve birikmesini önler. Daha tok hissetmenizi sağlayarak gereksiz kalori alımını azaltır.Pahalı cilt bakımını unutu. Nemlendirme, parlak bir cildin gerçek sırrıdır!
Ilık su kan dolaşımını artırır ve size doğal bir ışıltı verir. Toksinleri temizler, akne ve sivilceleri önler. Nemlendirilmiş cilt = daha az kırışıklık ve ince çizgi.Ilık su adet döneminde hayat kurtarıcıdır. Kasları gevşeterek kramp yoğunluğunu azaltır. Ilık su kan dolaşımını artırır, bu da şişkinliği ve ağrıyı hafifletebilir. Su tutulmasını önleyerek rahatsızlığı hafifletir.
Bir dahaki sefere kramp yaşadığınızda ağrı kesicileri bırakın ve bunun yerine ılık su için.Hiç neden sıcak bir içecek içmenin sizi bu kadar rahatlattığını merak ettiniz mi? Bunun bir açıklaması var
Parasempatik sinir sistemi, vücudunuza rahatlamasını söyleyen sıcak su tarafından uyarılır. Kortizolü (stres hormonu) azaltır ve kendinizi daha rahat hissetmenizi sağlar. Yatmadan önce bir bardak ılık su uyku kalitenizi artırabilir.Sabahları 30 gün boyunca ılık su içmek, daha iyi sindirimden parlak cilde ve gelişmiş metabolizmaya kadar birçok fayda sağlayabilir. Ekstra sağlık desteği için bir dilim limon veya birkaç damla bal eklemeyi deneyin. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/tc2ad8b5okarCLT3FYP0MQ.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Mon, 14 Apr 2025 20:19:16 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>gün, boyunca, bardak, ılık, içince, olur, Sabahları, tüketmenin, bilinmeyen, etkileri</media:keywords>
</item>

<item>
<title>Ananas tüketmek libidoyu artırır mı? En besleyici meyvelerden biri</title>
<link>https://karadenizden.com.tr/23915</link>
<guid>https://karadenizden.com.tr/23915</guid>
<description><![CDATA[ C vitamini, manganez ve bromelain açısından zengin olan ananaslar, kan dolaşımını ve testosteron üretimini iyileştirerek cinsel sağlığı iyileştirebilir. Sihirli bir çözüm olmasa da dengeli bir diyete ananas eklemek genel sağlığı, libidoyu ve cinsel sağlığı destekler.Ananaslar, zengin bir besin profiline sahip en besleyici meyvelerden biridir. Çeşitli biyolojik mekanizmalar yoluyla cinsel refahın iyileştirilmesine katkıda bulunabilecek C vitamini, manganez ve bromelain içerir, ancak bu ne kadar doğru? YÜKSEK C VİTAMİNİTropikal meyvenin C vitamini içeriği, güçlü bir antioksidandır ve cinsel uyarılma ve performansta önemli bir rol oynayan kan dolaşımını iyileştirmeye yardımcı olur. Manganez, testosteron üretimini destekler ve potansiyel olarak cinsel dayanıklılığı ve libidoyu iyileştirir.Sadece ananaslarda bulunan bir enzim olan bromelain, iltihap önleyici özelliklere sahiptir ve vücuttaki kan akışını iyileştirerek cinsel işlevi artırabilir.Ananasların vücut sıvılarının tadını ve kokusunu etkileyebileceği yönünde iddialar vardır. Bu konu üzerindeki bilimsel araştırmalar sınırlı kalsa da, anekdotsal kanıtlar, ananas ve doğal şekerler açısından zengin diğer meyveleri tüketmenin daha tatlı vücut kokuları ve tatlarıyla sonuçlanabileceğini göstermektedir.Meyve, serotonin üretiminde rol oynayan bir amino asit olan triptofan içerir. &quot;İyi hissettiren&quot; nörotransmitter olarak bilinen serotonin, ruh halini iyileştirmeye, stresi azaltmaya ve cinsel isteği artırmaya yardımcı olabilir.Ananasların yüksek su içeriği, uygun hidrasyon seviyelerinin korunmasına yardımcı olur. Bu önemlidir çünkü dehidrasyon yorgunluğa ve cinsel performansın azalmasına yol açabilir ve bu da enerji seviyelerini ve genel refahı korumak için hidrasyonu gerekli kılar. Ananası günlük diyete dahil etmenin birkaç yolu, taze ananas dilimlerini atıştırmalık olarak yemek, bunları smoothielere karıştırmak, salatalara veya yoğurda eklemek ve lezzetli yemekler için yağsız proteinlerle birleştirmektir.Ananaslar cinsel sağlık sorunları için sihirli bir çözüm olarak görülmese de, besin profilleri, libido ve cinsel işlev dahil olmak üzere genel refahı destekleyen dengeli bir diyetin parçası olabileceğini göstermektedir.Cinsel sağlığı korumanın anahtarı, dengeli bir diyet uygulamak, susuz kalmamak ve sağlıklı bir yaşam tarzı sürdürmektir; ananaslar potansiyel olarak ek doğal faydalar sağlayabilir.Sağlık bilgilerinde doğruluk ve güvenilirliği korumak çok önemlidir ve kalıcı cinsel sağlık sorunları olan kişiler herhangi bir diyet değişikliği veya sağlık tavsiyesi uygulamadan önce kalifiye tıp uygulayıcılarına danışmalıdır. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/y2GaFr4-E0q2WLKZip4Aaw.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Mon, 14 Apr 2025 20:19:15 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Ananas, tüketmek, libidoyu, artırır, mı, besleyici, meyvelerden, biri</media:keywords>
</item>

<item>
<title>Magnezyum eksikliğinin sessiz belirtisi: Bu hastalıkların tehlikesini artırıyor</title>
<link>https://karadenizden.com.tr/23914</link>
<guid>https://karadenizden.com.tr/23914</guid>
<description><![CDATA[ Magnezyum, kas, sinir fonksiyonu, kan şekeri kontrolü ve enerji üretimi için gereklidir. Eksiklik belirtileri hafif olabilir ancak göz ardı edilirse ciddi sağlık sorunlarına yol açabilir. Nedenleri arasında kötü beslenme, sindirim bozuklukları, aşırı alkol ve bazı ilaçlar bulunur. Önleme, magnezyum açısından zengin yiyecekler yemek ve stresi azaltmaktır. Takviyeler yardımcı olur ancak uygun dozaj için bir sağlık uzmanına danışın.Magnezyum, kas ve sinir fonksiyonu, kan şekeri kontrolü ve enerji üretimi dahil olmak üzere çok sayıda bedensel işlevde önemli bir rol oynayan hayati bir mineraldir. Önemine rağmen, magnezyum eksikliği hipomagnezemi olarak da bilinir genellikle göz ardı edilir çünkü belirtileri hafif olabilir veya başka durumlara atfedilebilir. Ancak, ele alınmazsa, bu eksiklik ciddi ve potansiyel olarak yaşamı tehdit eden sağlık sorunlarına yol açabilir.Magnezyum eksikliği, vücut tarafından emilen veya yutulan magnezyumun fizyolojik gereksinimlerini karşılamaya yetmediği zaman ortaya çıkar. Erken eksikliği tespit etmek zordur çünkü erken dönemde belirsiz belirtiler gösterir ve bunları gözden kaçırmak veya yanlış yorumlamak kolaydır.Magnezyum eksikliğinin en erken göstergelerinden biri, kramplar, seğirmeler veya titremeler gibi istemsiz kas kasılmalarıdır. Bunlar, magnezyumun kas gevşemesi için gerekli olması nedeniyle oluşur; yeterli seviyeler olmadan kaslar kontrol edilemez şekilde kasılabilir. Ara sıra görülen kas seğirmeleri yaygın ve genellikle zararsız olsa da, sık veya şiddetli kramplar daha derin bir soruna işaret edebilir.Kronik yorgunluk ve güçsüzlük, magnezyum eksikliğinin altında yatan belirtiler olabilir. Magnezyum, hücresel düzeyde enerji üretiminin önemli bir bileşenidir ve eksikliği, enerji ve dayanıklılığın azalmasına neden olabilir. İnsanlar, uygun şekilde dinlendikten sonra bile açıklanamayan yorgunluk hissedebilir ve bu da günlük işleyişi ve yaşam kalitesini etkileyebilir.Kusma ve mide bulantısı gibi gastrointestinal semptomlar, magnezyum eksikliğinin ilk aşamalarında ortaya çıkabilir. Bunlar spesifik değildir ve normal sindirim bozukluklarıyla karıştırılabilir, bu da gecikmiş tanı ve tedaviye yol açabilir.Azalan iştah, magnezyum eksikliğine eşlik edebilecek bir diğer ince işarettir. Gıda alımındaki bu azalma eksikliği daha da kötüleştirebilir ve beslenme durumunu ve genel sağlığı bozan bir kısır döngü yaratabilir.Magnezyum sinir fonksiyonunda önemli bir rol oynar. Eksiklik, özellikle ekstremitelerde uyuşma, karıncalanma veya &quot;iğne batması&quot; hissi gibi nörolojik semptomlara neden olabilir. Bu semptomlar sinir disfonksiyonunun bir işareti olabilir ve göz ardı edilmemelidir.Magnezyum, uygun kalp ritmini sağlamada hayati bir rol oynar. Eksiklik, düzensiz, hızlı veya yavaş kalp atışları içeren aritmilere neden olabilir. Bu anormallikler sessiz olabilir ancak tedavi edilmezse daha tehlikeli kardiyak olaylara ilerleyebilir.Ruh hali değişimleri, sinirlilik, kaygı ve hatta depresyon magnezyum eksikliğiyle ilişkilendirilmiştir. Sinir sistemindeki işlevi, eksikliğinin zihinsel sağlığı etkilemesini, davranış ve duygusal değişikliklere neden olmasını sağlar.Nistagmus olarak bilinen istemsiz göz hareketleri, şiddetli magnezyum eksikliği vakalarında ortaya çıkabilir. Bu semptom daha az yaygındır ancak önemli nörolojik tutulumu gösterir ve acil tıbbi müdahale gerektirir.Magnezyum eksikliğinin altında yatan nedenleri anlamak, önleme ve tedavi için önemlidir.Yaygın faktörler şunlardır:Yapraklı yeşillikler, kuruyemişler, tohumlar ve tam tahıllar gibi magnezyum açısından zengin gıdalardan yoksun diyetler eksikliğe yol açabilir. Bu, özellikle yüksek miktarda işlenmiş gıda tüketen bireylerde yaygındır.Crohn hastalığı, çölyak hastalığı ve kronik ishal gibi durumlar magnezyum emilimini bozarak eksiklik riskini artırabilir.Aşırı alkol tüketimi magnezyum alımının azalmasına ve atılımın artmasına yol açarak alkolikleri eksikliğe karşı özellikle duyarlı hale getirebilir.Diüretikler, proton pompası inhibitörleri (PPI&#039;ler) ve bazı antibiyotikler gibi bazı ilaçlar magnezyum emilimini engelleyebilir veya atılımını artırarak eksiklik riskini artırabilir.Magnezyumun önlenmesinde ve tedavisinde ilk ve en önemli adım, magnezyum açısından zengin uygun bir diyet yemektir. Magnezyumun önlenmesinde ve tedavisinde ilk ve en önemli adım, magnezyum açısından zengin uygun bir diyet yemektir. Magnezyumun en zengin besin kaynaklarından bazıları yapraklı yeşillikler, badem, kaju, kabak çekirdeği gibi tohumlar ve kuruyemişlerdir; kinoa, esmer pirinç ve yulaf gibi tam tahıllar; siyah fasulye, mercimek ve nohut gibi baklagiller; bitter çikolata ve yağlı balık. Aşırı alkol ve kafein tüketimi magnezyumu tüketir, bu nedenle bunların tüketimini sınırlayın. Stres ve uyku bozuklukları magnezyum eksikliğine yol açtığından, meditasyon, derin nefes alma veya yoga gibi stres azaltıcı uygulamaları entegre etmek yeterli magnezyumu koruyabilir.Diyetlerinden yeterli magnezyum almakta zorlananlar için , takviyeler etkili bir çözüm olabilir. Ma ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/dG9UMbZGIEiOl1dlnj6k6Q.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Mon, 14 Apr 2025 20:19:14 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Magnezyum, eksikliğinin, sessiz, belirtisi:, hastalıkların, tehlikesini, artırıyor</media:keywords>
</item>

<item>
<title>6 belirtiyi yaşıyorsanız dikkat: Yeterli protein tüketmediğinizi gösteriyor</title>
<link>https://karadenizden.com.tr/23913</link>
<guid>https://karadenizden.com.tr/23913</guid>
<description><![CDATA[ Protein, hücrelerin gelişimi ve kas, cilt, saç ve tırnak sağlığı da dahil olmak üzere çok sayıda vücut fonksiyonu için hayati öneme sahiptir. Protein eksikliği yorgunluk, zayıf saç, cilt ve tırnaklar, yavaş yara iyileşmesi, ruh hali değişimleri, istekler ve azalmış kas kütlesi gibi semptomlara yol açabilir.Neredeyse her vücut fonksiyonu proteine ​​bağlıdır. Saçınız ve kemikleriniz de dahil olmak üzere vücudunuzun her bir öğesi protein içerir. Gelişim ve büyüme için gerekli olan hücrelerin üretimi ve bakımında yardımcı olurlar. Enzimlerin, hormonların ve antikorların sentezi için gereklidir ve kasların, cildin, saçın ve tırnakların temel bir bileşenidir. Ancak, tipik bir beslenme açığı protein eksikliğidir. Aşağıda, diyetinizde protein eksikliği olduğunu gösteren 6 tipik gösterge bulunmaktadır:Vücudunuz protein eksikliğini belirtmek için zayıflık ve yorgunluğu kullanır. Yorgunluk, düşük enerji ve genel halsizlik, vücudunuzun yeterli protein almamasından kaynaklanabilir. Dinlendikten sonra bile sürekli bitkin hissediyorsanız, vücudunuz günlük enerji seviyenizi destekleyecek yeterli proteini almıyor olabilir.Proteinler saç, cilt ve tırnakların çoğunluğunu oluşturduğundan, bu dokuların durumu bir eksikliğin en belirgin göstergelerinden biridir. İnce saçlarınız veya kolayca kırılan tırnaklarınız olabilir. Keratin, kolajen ve elastin gibi proteinler cildi, saçı ve tırnakları oluşturur. Vücudunuz bunları üretemediğinde kuru ve pullu bir cildiniz, tırnaklarınızda derin sırtlar ve kırılgan veya incelen saçlarınız olabilir.Yavaş yara iyileşmesi ve tekrarlayan hastalıklar, protein eksikliğinin diğer iki tipik belirtisidir. Özellikle ellerde, bacaklarda, ayaklarda ve karında şişlik (ödem olarak da bilinir), yeterli protein almadığınızı gösteren en tipik göstergelerden biridir. Ödem çeşitli faktörlerden kaynaklanabilir, bu nedenle daha ciddi bir şeyden şüpheleniyorsanız doktorunuza danışmakta dikkatli olun. Bağışıklık sisteminiz ciddi bir protein eksikliği nedeniyle tehlikeye girebilir. Protein, enfeksiyonlara ve diğer hastalıklara karşı koruma sağlayan antikorların üretiminde yardımcı olur. Protein eksikliği, daha az antikorla sonuçlanır ve bu da enfeksiyon riskinizi artırır.Ek olarak, proteinler ruh halini ve zihinsel keskinliği kontrol eden nörotransmitterlerin sentezi için gereklidir. Ruh hali değişimleri, sabırsızlık ve odaklanma sorunları, protein eksikliğinden kaynaklanabilir. Protein eksikliğinin bir diğer tipik belirtisi de ruh hali değişimleridir. Beyniniz, hücreler arasında bilgi iletmek için, proteinlerin yapı taşları olan amino asitlerden oluşan nörotransmitter adı verilen kimyasalları kullanır. Bu nedenle, çok az protein tüketmek beyninizin çalışma şeklini değiştirir. Örneğin, dopamin ve serotonin seviyeleriniz düşükse depresyon veya aşırı saldırganlık yaşayabilirsiniz.KONTROL EDİLEMEYEN İSTEKLERÖzellikle tuzlu veya tatlı yemekler için sürekli atıştırmalık istekleri, vücudunuzun protein eksikliğini gösterme yolu olabilir. Vücudunuz, yeterli protein olmadığında yakıt olarak iskelet kas dokusunu kullanır. Kas atrofisi veya kas kütlesi kaybı, bundan kaynaklanır.Son olarak, özellikle yaşlandıkça kas kütlesini sürdürmek için protein gerekir. Vücut, diyetten yeterli protein alamadığında enerji için kas dokusunu parçalamaya başlar. Kaslar eklemleri desteklediği ve yastıkladığı için, bu kas atrofisine, zayıflamaya ve hatta eklem rahatsızlığına neden olabilir. Yetersiz protein alımı eklem ağrısına veya kas kaybına neden olabilir. Az protein tüketenlerde kesiklerin ve çiziklerin iyileşmesi genellikle daha uzun sürer.Egzersizle ilişkili burkulmalar ve diğer yaralanmalar da farklı görünmüyor. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/QcG7qGb8n0Ge5EEkK7JEVg.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Mon, 14 Apr 2025 20:19:13 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>belirtiyi, yaşıyorsanız, dikkat:, Yeterli, protein, tüketmediğinizi, gösteriyor</media:keywords>
</item>

<item>
<title>Kavrulmuş ve ıslatılmış nohut: Hangisi daha sağlıklıdır?</title>
<link>https://karadenizden.com.tr/23912</link>
<guid>https://karadenizden.com.tr/23912</guid>
<description><![CDATA[ Nohut, çeşitli yemeklerde sıklıkla tüketilen besleyici bir besindir. Çıtır bir atıştırmalık için bazı insanlar kavrulmuş olarak severken, diğerleri sindirimi kolaylaştırmak için bir gece suda bekletir. Peki hangisi daha sağlıklıdır? Her nohut türü kavrulmuş veya ıslatılmış kendi avantajlarına sahip olsa da, besinsel olarak nasıl farklılık gösterdiklerini bilmek, günlük kullanım için hangisinin daha iyi olduğuna karar vermemize yardımcı olabilir.Kavrulmuş nohut, protein, lif ve demir ve magnezyum gibi temel minerallerle doludur. Daha düşük nem içeriğine sahiptir, bu da onu daha kalorili hale getirir. Kavurma işlemi vitamin içeriğini biraz azaltır ancak çıtırlığını ve raf ömrünü artırır.Öte yandan ıslatılmış nohut daha fazla vitamin tutar ve sindirimi daha kolaydır. Islatma işlemi, besin emilimini iyileştiren enzimleri harekete geçirerek bağırsaklar için mükemmel bir seçim haline getirirYüksek protein: Kas gelişimini destekleyen harika bir antrenman sonrası veya öğle yemeği atıştırmalığı.
Daha uzun raf ömrü: Buzdolabında saklanmadan haftalarca saklanabilir.
Kilo kaybı için iyi: Yüksek lif açlığı bastırır ve aşırı yemeyi önler.
Harika enerji artırıcı: Hızlı enerji için mükemmeldir ve onu fitness tutkunları arasında favori yapar.
Kan şekeri seviyelerini korumaya yardımcı olur: Kavrulmuş nohuttaki kompleks karbonhidratlar enerji açığa çıkarırDaha iyi sindirim: Islatma, kompleks şekerleri parçalayarak şişkinliği ve gazı azaltır.
Temel besinler açısından zengindir: Daha fazla vitamin ve mineral tutar ve genel sağlığı iyileştirir.
Kan şekerini düzenler: Düşük glisemik indeksi onu diyabet hastaları için uygun hale getirir.
Bağırsak sağlığını iyileştirir: Besinlerin daha iyi emilmesine yardımcı olur ve midede iyi bakterileri destekler. Bağışıklığı artırır: Yüksek düzeyde C vitamini içerir veHem kavrulmuş hem de ıslatılmış nohutun avantajları vardır, ancak ıslatılmış nohut genel sağlık yararları açısından biraz daha öndedir. Sindirimi daha kolaydır, daha fazla vitamin tutar ve daha iyi besin emilimine yardımcı olur. Ancak, uygun, protein açısından zengin bir atıştırmalık arayanlar için kavrulmuş nohut harika bir seçenek olmaya devam ediyor. İkisi arasında seçim yapmak bireysel sağlık hedeflerine ve yaşam tarzına bağlıdır.Islatılmış nohut sindirim ve besin tutma açısından daha iyidir, kavrulmuş nohut ise protein dolu, enerji artırıcı bir atıştırmalık için idealdir. Her ikisini de dengeli bir diyete dahil etmek maksimum sağlık yararları sağlar. Her iki formu farklı öğünlerde birleştirmek her iki dünyanın da en iyisini sağlayabilir: ıslatılmış nohut besinlerin daha iyi emilimi için ve kavrulmuş nohut ise sürekli enerji salınımı için.​ ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/CQCNlitcikGb7kX9ttRPUg.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Mon, 14 Apr 2025 20:19:12 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Kavrulmuş, ıslatılmış, nohut:, Hangisi, daha, sağlıklıdır</media:keywords>
</item>

<item>
<title>Sabahları 1 bardak içince kan temizleyici etkisi var: Her evde bulunan 4 malzemeyle yapılıyor</title>
<link>https://karadenizden.com.tr/23911</link>
<guid>https://karadenizden.com.tr/23911</guid>
<description><![CDATA[ Havuç, pancar, nar ve hurma ile yapılan güçlü bir kırmızı sabah içeceği, vitaminleri ve antioksidanlarıyla sağlığınızı iyileştirebilir. Bu içeceği her gün tüketmek sindirimi, bağışıklığı ve cilt sağlığını iyileştirirken enerjinizi artırabilir ve kilo vermenize yardımcı olabilir.Havuç, pancar, nar ve hurma ile yapılan bu kırmızı sabah içeceği sağlığınız için mükemmel bir katkı olabilir. Bu içecek, vücudun ihtiyaç duyduğu tüm doğal iyilikler ve temel vitaminler ve antioksidanlarla doludur. Her sabah tüketmek tüm eksiklikleri giderecek ve genel sağlığınızı iyileştirmenize yardımcı olabilir.Havuçların görme yeteneğini iyileştirdiği ve ayrıca vücutta A vitaminine dönüşen beta-karoten ile yüklü olduğu için cildi aydınlatıp sıkılaştırdığı bilinmektedir. A vitamini görme sorunları, zayıf görme, gece körlüğü ve yaşa bağlı makula dejenerasyonu riskini azaltmak için gereklidir. Havuçlar ayrıca sindirime yardımcı olan ve bağırsak sağlığını destekleyen lif içerir.Kırmızı yumru, pancar, kan basıncını düşürmeye ve kan dolaşımını düzenlemeye yardımcı olan demir, folat ve nitrat açısından zengindir. Pancar, nitratları nitrik okside dönüştürerek kan damarlarını gevşetir ve vücuttaki oksijenli kan akışını iyileştirir.Narın kırmızı incileri, iltihabı azaltan polifenoller ve kalbi hastalıklardan koruyan antioksidanlar içerir. Nar yemek, kalbi güçlendirirken kolesterol seviyelerini düşürmeye ve kan basıncını düşürmeye yardımcı olabilir.Hurma, vücuda anında enerji veren enerji kaynakları olan doğal olarak oluşan glikoz, fruktoz ve sakarozdan oluşur. Lif açısından zengin olan hurma, sindirimi güçlü tutar ve kabızlığı önler. Ayrıca potasyum ve magnezyum gibi temel mineraller açısından zengin oldukları için kas fonksiyonunu da artırırlar.Bağırsak sağlığını ve sindirimi iyileştirir
Bu koyu kırmızı içecek, hurma, pancar ve havuçtan elde edilen diyet lifiyle dolu olduğu için sindirime yardımcı olur ve kabızlığı önlemeye yardımcı olur. Bağırsaklarda yararlı bakterilerin gelişimini teşvik ederek, bu maddelerde bulunan doğal enzimler bağırsak sağlığını iyileştirmeye de yardımcı olur.
Bağışıklığı artırır
Bu kırmızı iksirin günlük bir dozunu alarak bağışıklık sistemi güçlendirilir. Nar ve pancarda bulunan antioksidanlar ve C vitamini, vücudun enfeksiyonlara, iltihaplanmaya ve tehlikeli mikroorganizmalara karşı savunmasına yardımcı olur. Vücudu temizler
Havuç ve nar vücudun detoksifikasyonuna yardımcı olurken, pancar karaciğeri temizleme yeteneğiyle bilinir. Bu detoks içeceği karaciğer ve böbrek fonksiyonlarını destekleyerek toplam detoksifikasyonu teşvik eder.
Parlayan bir cildi teşvik eder
Bu karışımın vitaminleri ve antioksidanları daha iyi bir cilt sağlığına katkıda bulunur. Pancardaki demir, nardaki C vitamini ve havuçtaki A vitamini, pigmentasyonu, lekeleri ve akneyi en aza indirerek doğal bir parlaklık yaratmaya yardımcı olur.
Canlılığı artırır
Bu içecek, nar ve hurmalardan elde edilen doğal şekerler içerdiğinden size hızlı bir enerji artışı sağlar. Çökme olmadan, kafeinli içeceklere harika bir alternatiftir ve gün boyu enerjik hissetmenizi sağlar.
Zekayı daha keskin hale getirir
Pancarlar beyne oksijen tedarikini artırarak hafızayı ve bilişsel işlevi geliştirir. Polifenol açısından zengin oldukları için narlar Parkinson ve Alzheimer gibi nörolojik hastalıkları önlemeye yardımcı olabilir.
Kilo vermeye yardımcı olur
Bu kırmızı shot kalorisi düşük ancak lif oranı yüksektir. Bu nedenle, gereksiz açlık sancılarını azaltarak sizi daha uzun süre tok tutar. Hurmaların doğal tatlılığı şeker isteklerini azaltacak ve kilo vermenize yardımcı olacaktır.Malzemeler:
1 orta boy havuç1 küçük pancar½ su bardağı nar çekirdeği2-3 hurma (çekirdekleri çıkarılmış)½ su bardağı su (ihtiyaca göre ayarlayın)Bir miktar limon (ekstra C vitamini için isteğe bağlı)
Talimatlar:Pancar ve havucu yıkayıp soyduktan sonra küçük parçalara kesin.Hurmaların çekirdeklerini çıkarın.Bir blenderda hurmaları, nar çekirdeklerini, pancarı ve dilimlenmiş havucu birleştirin.Su ekleyin ve pürüzsüz olana kadar karıştırın.Gerekirse süzdükten sonra karışımı bir bardağa dökün.Ek bir doz C vitamini almak için biraz limon suyu sıkın.Tazeliğinin ve besin değerlerinin faydalarından yararlanmak için hemen için. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/s1YP2uPc6kap-rMFqifSIA.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Mon, 14 Apr 2025 20:19:10 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Sabahları, bardak, içince, kan, temizleyici, etkisi, var:, Her, evde, bulunan, malzemeyle, yapılıyor</media:keywords>
</item>

<item>
<title>Sporsuz 1 ayda 5 kilo verin: Kilo kaybı için 5 mikro alışkanlık</title>
<link>https://karadenizden.com.tr/23910</link>
<guid>https://karadenizden.com.tr/23910</guid>
<description><![CDATA[ Bir ayda beş kilo vermek gerçekten de ulaşılabilir bir hedeftir. Peki ya spor salonuna gitmeden 30 günde beş kilo verebilirseniz? Bir rüya gibi geliyor, değil mi? Aslında bu bir hayal değil. Bu mümkün ancak doğru alışkanlıkla. Günlük rutinlerinizde küçük, sürdürülebilir değişiklikler yaparak, genel sağlığınızı iyileştirirken fazla kilolarınızdan kurtulabilirsiniz.İşte sadece 30 günde kilo vermenize yardımcı olacak, bilimsel olarak kanıtlanmış beş alışkanlık.Hareketsiz bir yaşam tarzı, kilo verme konusunda en büyük kötü adamdır. Aktif olmak kilo verme şansınızı artırır. Gün boyunca daha fazla ayakta durmak, spor salonuna gitmeden ekstra kalori yakabilir. Araştırmalar, ayakta durmanın oturmaktan dakikada 0,15 kalori daha fazla yaktığını gösteriyor. Bu, bir saatte 90 kaloriye kadar. Telefonla konuşurken yürüyebilirsiniz. İş yerinde, belki de ayakta duran bir masayı tercih edebilirsiniz. Bir ay boyunca, bu basit alışkanlık enerjinizi artırırken hedefinize ulaşmanızı sağlayabilir.Beslenme uzmanları genellikle boş kalorileri bırakmanızı önerir. Boş kaloriler, şekerli içecekler, atıştırmalıklar ve işlenmiş gıdalar tükettiğinizde aldığınız kalorilerdir.
Gazlı içecekler, hamur işleri ve cipsler çok az besin değeri sunar ve farkına varmadan kilo almanıza neden olur. Bunları su, meyve veya tam tahıllarla değiştirebilirsiniz. Journal of Nutrition&#039;da yayınlanan 2023 tarihli bir çalışma , günlük 500 boş kaloriyi azaltmanın yaklaşık bir haftada bir kilo yağ kaybına yol açabileceğini buldu.Aşırı yemek, sağlıklı yiyecekler bile kilo alımına yol açabilir. Kalori alımınızı kendinizi mahrum hissetmeden yönetmek için porsiyon kontrolü çok önemlidir. Daha küçük tabaklar tercih edin ve yiyecekleri ölçülü porsiyonlarda servis edin. Büyük paketlerden doğrudan yemek yemekten kaçının. Açlık belirtilerine dikkat edin. Aşırı yemeyi önlemenin bir yolu, yiyecekleri çiğnemek ve yavaş yemektir. Bu basit alışkanlık aşırı kalori tüketimini önler ve kilo kaybınızı yolda tutar.Duşa girmeden önce, hızlı bir kalori yakmaya ne dersiniz? Sihir gibi işe yarayan birkaç basit egzersiz ekleyin. Beş dakikalık jumping jack, squat veya high knees 50-60 kalori yakabilir. Bunu günlük bir ritüel haline getirin ve bir ayda 1.500&#039;den fazla kalori, yani yarım kilo yağ yakarsınız. Ekstra zaman ayırmadan rutininize ekleyebileceğiniz kolay bir alışkanlıktır.Orta düzeyde kafein alımı metabolizmayı hızlandırabilirken, aşırı tüketim kortizol seviyelerinin artmasına, strese ve uyku bozukluğuna yol açabilir ve bunların hepsi kilo alımına neden olur. Kahveyi azaltın ve bunun yerine yeşil çay, limon suyu veya bitki çayları tercih edin. Bu geçiş kilo kaybına yardımcı olabilir ve ayrıca bağırsaklarınıza ve cildinize çeşitli faydalar sağlayabilir.
Bu makale sadece genel bilgi verme amacıyla yazılmıştır ve doktor tavsiyesi olarak ele alınmaması gerekir. Kilo verme süreciniz metabolizma hızınıza bağlı olarak değişebilir. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/5DbQ35zfT0OFnkAzAivmYw.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Mon, 14 Apr 2025 20:19:09 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Sporsuz, ayda, kilo, verin:, Kilo, kaybı, için, mikro, alışkanlık</media:keywords>
</item>

<item>
<title>Ayaklarınız sağlığınız hakkında ne söylüyor? Şişlik, uyuşma, karıncalanma...</title>
<link>https://karadenizden.com.tr/23909</link>
<guid>https://karadenizden.com.tr/23909</guid>
<description><![CDATA[ Ayaklarınız, başka herhangi bir yerde semptomlar ortaya çıkmadan önce altta yatan sağlık sorunları hakkında size bilgi verebilir. Bu nedenle, ayaklarınızdaki hiçbir belirtiyi veya semptomu görmezden gelmemelisiniz, çünkü bunlar sağlığınıza daha iyi bakmanız için bir uyarı işareti olabilir.Aşağıda verilen semptomlardan herhangi birini yaşarsanız, proaktif adımlar atmanız ve sağlığınıza dikkat etmeniz gerektiğinin bir göstergesi olabilir. SOĞUK AYAKLARSoğuk ayaklar, özellikle daha soğuk iklimlerde yaşayan insanlar için yaygın bir durumdur. İklim bir rol oynasa da, soğuk ayaklar aynı zamanda altta yatan bir sağlık sorununu da gösterebilir. Tiroid disfonksiyonu, diyabet, hormonal dengesizlikler veya dolaşım sorunları gibi rahatsızlıkların sinyalini verebilir. Bazı durumlarda, stres de kan akışının azalmasına katkıda bulunarak soğuk ayaklara yol açabilir.Birçok kişi ara sıra ayaklarında şişlik yaşar ve bu durum rahatsızlığa neden olabilir. Çoğu zaman endişelenecek bir şey yoktur. Ancak, sürekli ayaklarda şişlik zayıf dolaşım, kalp hastalığı, böbrek sorunları veya hatta lenf sistemiyle ilgili sorunların belirtisi olabilir.Ayakların rengindeki değişiklik dolaşım sorunlarına işaret edebilir. Bu, iskemik (kısıtlı kan akışı) veya kangrenli durumun erken belirtilerini gösterir.UYUŞMA VE KARINCALAMAAyaklarda uyuşma veya karıncalanma hissi B12 vitamini eksikliğinden kaynaklanabileceği gibi sinirsel bir sorundan da kaynaklanabilir ve diyabet, periferik arter hastalığı (PAD) veya diğer nörolojik sorunların erken belirtileri olabilir.Kuru veya çatlamış ayaklar vücuttaki omega yağ asitleri ve çinko eksikliğinin erken belirtisi olabilir.RENKLİ TIRNAKLARTırnakların renginin değişmesi veya ayak tırnağı dokusunda herhangi bir değişiklik bir sağlık sorunu olabilir ve mantar enfeksiyonları, mineral eksikliği, sedef hastalığı, anemi veya hatta melanom gibi rahatsızlıklara işaret edebilir. Semptomlar devam ederse, doğru tanı için bir sağlık uzmanına danışmak önemlidir.Bu makale sadece genel bilgi verme amacıyla yazılmıştır ve doktor tavsiyesi olarak ele alınmaması gerekir. Makalenin içeriğinden yola çıkarak okurun kendi başına koyduğu teşhislerden ntv.com.tr sorumlu değildir. Sağlığınızla ilgili herhangi bir endişeniz varsa doktorunuza danışın. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/NCgCtblTVU62fOS45Gi2nw.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Mon, 14 Apr 2025 20:19:08 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Ayaklarınız, sağlığınız, hakkında, söylüyor, Şişlik, uyuşma, karıncalanma...</media:keywords>
</item>

<item>
<title>Haftada 3 kez ip atlayınca ne olur? Kalp üzerindeki bilinmeyen etkisi</title>
<link>https://karadenizden.com.tr/23908</link>
<guid>https://karadenizden.com.tr/23908</guid>
<description><![CDATA[ Çoğu kişi ip atlamayı bir oyun alanı aktivitesi olarak düşünür, ancak aslında güçlü bir kalp egzersizidir. Haftada üç kez ip atlamak kalp fonksiyonlarını iyileştirebilir, kan damarlarındaki stresi azaltabilir ve genel dayanıklılığı artırabilir; üstelik spor salonunda saatler harcamadan bunu başarabilirsiniz.İp atlamayı diğer kardiyo egzersizlerinden farklı kılan şey, koordinasyonu ve kas tonusunu iyileştirirken kalbi güçlendiren ritmik, tüm vücudu kapsayan etkileşimdir. Ancak bariz faydaların ötesinde, ip atlamanın kalp sağlığı üzerinde onu uzun vadeli refah için mükemmel bir seçim yapan daha az bilinen bazı etkileri vardır.Koşu veya bisiklete binmenin aksine, ip atlama saniyeler içinde kalp atış hızını hızla artırır ve kardiyovasküler sistemin hızla uyum sağlamasını zorlayan bir &quot;şok etkisi&quot; yaratır. Bu, kalbin kanı verimli bir şekilde pompalama yeteneğini iyileştirir ve zamanla daha güçlü hale getirir. Bu ani yükselme ve toparlanma döngüsü kalbi stresle daha iyi başa çıkması için eğitir, kalp hastalığı ve kan basıncında ani yükselme riskini azaltır.İp atlamak sadece kan dolaşımını iyileştirmekle kalmaz, aynı zamanda oksijeni dokulara taşıyan küçük kan damarları olan yeni kılcal damarların oluşumuna da yardımcı olur. Daha fazla kılcal damar, kalbe daha iyi oksijen akışı anlamına gelir , bu da verimliliği artırır ve düzenli görevler sırasında yorgunluğu azaltır. Bu, sporcuların ve boksörlerin antrenman rejimlerine ip atlamayı dahil etmelerinin nedenlerinden biridir; hücresel düzeyde dayanıklılığı artırır ve kalbi içeriden güçlendirir.Genellikle &quot;ikinci kalp&quot; olarak adlandırılan baldır kasları kalp sağlığı için hayati önem taşır. Kanı kalbe geri iterek dolaşımı iyileştirir ve damar basıncını azaltır . İp atlama baldır kaslarını çalıştırdığı için kanın alt vücutta birikmesini önler ve zayıf dolaşımdan kaynaklanan derin ven trombozu, varisli damarlar ve ödem riskini azaltır.KALP STRESİNİ ÖNLERİpi yanlış atlarsanız, bu kalbinize aşırı baskı yapabilir. Doğru nefes alma kısıtlanır ve kişi öne eğildiğinde veya ayakları üzerine sertçe indiğinde omurga daha fazla gerilir. Ayak parmaklarının ucuna yumuşak bir iniş, rahat omuzlar ve düz bir omurga, oksijen alımının en iyi seviyede kalmasını ve kalbin aşırı çalışmamasını garanti eder. Eklem ağrısını önlemenin yanı sıra, iyi duruş ip atlamayı uzun vadeli, sürdürülebilir bir egzersiz türü haline getirir.Sadece 10 dakika ip atlamak, 30 dakika koşmak kadar etkili olabilir. Ancak, önemli olan bunu aralıklarla yapmaktır: 2-3 dakika zıplamak, 30 saniye dinlenmek ve tekrarlamak. Bu yöntem, kalp sağlığı için mükemmel olduğu bilinen yüksek yoğunluklu antrenmanı taklit eder. Yeni başlayanlar 5 dakikalık seanslarla başlayabilirken, daha ileri seviyede olanlar haftada birkaç kez 15-20 dakikaya kadar çıkabilir.Haftada üç kez ip atlamak harika bir başlangıç ​​noktası olsa bile, kendinizi nasıl hissettiğinize dikkat etmeniz önemlidir.
Aşırı eforun bir belirtisi olan artan dinlenme kalp hızı, aşırıya kaçmaktan kaynaklanabilir.
Dinlenme günleri geçirerek, kalp günlük egzersizler için zorlamak yerine güçlenebilir ve iyileşebilir. Gereksiz stresi önlemek için, önceden var olan kalp sorunları olan kişiler yavaşça başlamalı ve yoğunluğu kademeli olarak artırmalıdır. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/yyXMw8xslkaNcsGICTNbDQ.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Mon, 14 Apr 2025 20:19:06 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Haftada, kez, atlayınca, olur, Kalp, üzerindeki, bilinmeyen, etkisi</media:keywords>
</item>

<item>
<title>CPR nedir? CPR açılımı nedir?</title>
<link>https://karadenizden.com.tr/23907</link>
<guid>https://karadenizden.com.tr/23907</guid>
<description><![CDATA[ CPR (Kardiyopulmoner Resüsitasyon), kalbi durmuş veya nefes alamayan bir kişiye uygulanan hayati bir ilk yardım tekniğidir. Kalbin yeniden çalışmasını sağlamak ve beyne oksijen gitmesini desteklemek için göğüs kompresyonları (kalp masajı) ve suni solunum uygulanır.Kalp masajı, resusitasyon, kardiyopulmoner resusitasyon, kalp-akciğer canlandırması veya kısa adıyla CPR (Cardiopulmonary resuscitation), kalbi duran bir kişide kan dolaşımını ve solunum sistemini tekrar çalışır hâle getirmek amacıyla uygulanan acil yöntemler bütünüdür. Yöntemin bir ilk yardım yöntemi olması sebebiyle öncelikli amaç, hastaya yeterli sağlık hizmeti ulaşıncaya kadar ya da nefes ve nabız geri gelene kadar, kişinin dolaşım ve solunumunun devam ettirilmesi, dolayısıyla organların oksijensiz kalmasının geciktirilmesidir.  CPR yöntemleri uygulayan kişinin niteliklerine göre ikiye ayrılır:  Temel Yaşam Desteği (BLS, Basic Life Support),  İleri Kardiyak Yaşam Desteği (ACLS, Advanced Cardiac Life Support)  Yöntemde, kurtarıcı veya kurtarıcılar, elleriyle hastanın kalbi, ağızlarıyla da akciğeri görevini görürler.  CPR NE ZAMAN YAPILIR?  CPR, aşağıdaki durumlarda uygulanmalıdır:  Kişi bilincini kaybetmiş ve nefes almıyorsa.  Kalp atışı hissedilmiyorsa.  Ani kalp durması gerçekleşmişse (örneğin, boğulma, elektrik çarpması veya kalp krizi sonucu).  CPR uygulamak, hayati bir beceridir ve düzenli olarak eğitim almak önemlidir. CPR eğitimi alarak acil durumlarda birinin hayatını kurtarma şansınızı artırabilirsiniz. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/VRcsGrI5JkaWRINWr-y8fw.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Mon, 14 Apr 2025 20:19:04 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>CPR, nedir, CPR, açılımı, nedir</media:keywords>
</item>

<item>
<title>Amerikan Kanser Derneği açıkladı: Kolon kanserinin erken uyarı işaretleri</title>
<link>https://karadenizden.com.tr/23906</link>
<guid>https://karadenizden.com.tr/23906</guid>
<description><![CDATA[ Kolon kanseri, dünya genelinde üçüncü en yaygın kanser ve kanserle ilişkili ölümlerin ikinci önde gelen nedeni olması nedeniyle büyük bir endişe kaynağıdır. Erken teşhis çok önemlidir ve bağırsak alışkanlıklarında değişiklik, rektal kanama ve karın ağrısı gibi semptomları tanımak hayat kurtarabilir. Düzenli taramalar ve sağlıklı yaşam tarzı seçimleri riski önemli ölçüde azaltabilir.Kolon kanseri, dünyada üçüncü en yaygın kanser ve kanserle ilişkili ölümlerin ikinci önde gelen nedenidir. Erken teşhis, hastaların tedavi sonuçlarını ve yaşam kalitesini önemli ölçüde iyileştirir, ancak hastalığın ince semptomları genellikle göz ardı edilir veya daha az ciddi durumlarla karıştırılır. Kolon kanserinin erken uyarı işaretlerini tanımak hayat kurtarıcı bir adım olabilir.Kolon kanseri, kolorektal kanser olarak da bilinir, sindirim sisteminin parçaları olan kolonda (kalın bağırsak) veya rektumda başlar. Genellikle polip adı verilen küçük, iyi huylu hücre kümeleri olarak başlar ve zamanla kansere dönüşebilir. Ancak tüm polipler kötü huylu hale gelmez, ancak olanlar genellikle sessizce büyür ve hastalık ilerleyene kadar çok az belirti gösterir.Kolon kanseri riskini artıran faktörlerden bazıları yaş, ailede kolorektal kanser öyküsü, kişisel öykü, alkol tüketimi, sigara kullanımı, yaşam tarzı ve obezitedir.Erken belirtiler aldatıcı bir şekilde hafif olabilir ve sıklıkla başka hastalıklarla karıştırılabilir. CDC&#039;ye göre erkekler, kadınlardan daha fazla kolorektal kansere yakalanma ve bu kanserden ölme riskine sahiptir. Amerikan Kanser Derneği&#039;ne göre, bazı semptomlar şunlardır:

İshal, kabızlık veya dışkının daralması gibi bağırsak alışkanlıklarında birkaç günden uzun süren bir değişiklik
Bir dışkılamayla rahatlamayan bir bağırsak hareketine ihtiyaç duyma hissi
Parlak kırmızı kanla rektal kanama
Dışkıda kan, koyu kahverengi veya siyah görünebilir
Kramp veya karın (göbek) ağrısı
Zayıflık ve yorgunluk
Uğraşmadan kilo vermeDüzenli tarama erken teşhiste yardımcı olabilir. CDC, kolorektal kanser taramasıyla kanser öncesi poliplerin tespit edilebileceğini ve böylece kansere dönüşmeden önce çıkarılabileceğini belirtiyor. Bu şekilde kolorektal kanser önlenir. Tarama ayrıca tedavi en iyi şekilde işe yaradığında kolorektal kanseri erken tespit edebilir.Sağlık kurumu ayrıca bazı çalışmalara göre insanların kolon kanseri geliştirme riskini azaltabileceğini öne sürüyor. Basit yaşam tarzı değişiklikleri riski azaltabilir.
Fiziksel aktiviteyi artırmak. Sağlıklı bir kiloyu korumak.
Hayvansal yağlar açısından düşük ve meyve, sebze ve tam tahıllar açısından yüksek bir diyet uygulamak.
Alkol tüketimini sınırlamak.Kolon kanseri teşhisi konulursa, tedavi boyutuna ve yayılımına bağlıdır. Tedavi cerrahi, radyasyon, kemoterapi, hedefli tedavi veya immünoterapi içerebilir. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/2dsLAFwN_ES5PaHDsFb4mQ.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Mon, 14 Apr 2025 20:19:01 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Amerikan, Kanser, Derneği, açıkladı:, Kolon, kanserinin, erken, uyarı, işaretleri</media:keywords>
</item>

<item>
<title>Pakistan Cumhurbaşkanı Zerdari hastaneye kaldırıldı: İzinsiz girişler kısıtlandı</title>
<link>https://karadenizden.com.tr/23904</link>
<guid>https://karadenizden.com.tr/23904</guid>
<description><![CDATA[ Pakistan Cumhurbaşkanı Asıf Ali Zerdari, hastaneye kaldırıldı. Hastaneye izinsiz girişler kısıtlandı.Pakistan Cumhurbaşkanı Asıf Ali Zerdari, sağlığının kötüleşmesi nedeniyle Karaçi kentindeki hastanede tedavi altına alındı.  Ulusal basındaki haberlere göre Zerdari, yüksek ateş nedeniyle kentteki özel hastaneye kaldırıldı.  Pakistan Halk Partisi (PPP) kaynakları, Zerdari&#039;nin tedavi edildiğini ve doktorların da sağlık durumunu değerlendirmek için gerekli tıbbi testleri gerçekleştirdiğini aktardı.  Hastaneye izinsiz girişler kısıtlanırken, yerleşke etrafında kolluk kuvvetlerinin konuşlandırıldığı ve güvenlik önlemlerinin artırıldığı bildirildi. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/oLm88CDA9kWx7-fmXYhLog.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Mon, 14 Apr 2025 20:19:00 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Pakistan, Cumhurbaşkanı, Zerdari, hastaneye, kaldırıldı:, İzinsiz, girişler, kısıtlandı</media:keywords>
</item>

<item>
<title>Vücuttaki gizli tehlike: Kalp sağlığını tehdit ediyor</title>
<link>https://karadenizden.com.tr/23905</link>
<guid>https://karadenizden.com.tr/23905</guid>
<description><![CDATA[ Hepimiz bel çevremizdeki yağlar veya atardamarlarımızdaki tıkanıklıklardan endişe ederiz. Ancak son dönemde, sağlığımız üzerinde başka bir tehlike daha keşfedildi: Kaslar arasında biriken gizli yağ depoları. Yapılan uluslararası araştırmalar, bu yağların, tip 2 diyabet ve kalp hastalığı gibi ciddi sağlık sorunları riskini artırabileceğini ortaya koyuyor.Dailymail&#039;de yer alan habere göre; Kasların genellikle yağsız, sıkı bir yapıdan oluştuğu düşünülse de, son araştırmalar kasların içinde gizli yağ depolarının bulunduğunu gösteriyor. Bu yağlar,kaslar arasında ince beyaz çizgiler gibi birikiyor. Ancak vücutta bu tür yağ birikintileri, sağlık için zararlı olabiliyor.Boston’daki Brigham ve Kadın Hastanesi ile Harvard Tıp Fakültesi’ndeki bilim insanlarının yaptığı bir araştırma, kaslardaki yağın kalp sağlığını doğrudan etkileyebileceğini ortaya koydu. Araştırma, kaslarda fazla yağ bulunan kişilerin, kalp krizi veya kalp yetmezliği nedeniyle daha yüksek ölüm veya hastaneye kaldırılma riski taşıdığını gösteriyor.Prof. Viviany Taqueti&#039;nin liderliğindeki araştırma, göğüs ağrısı veya nefes darlığı yaşayan ancak atardamarlarında tıkanıklık bulunmayan 669 kişiyi inceledi. Bu kişilerin kalp sağlığı, kaslardaki yağ miktarına bağlı olarak tarandı ve kaslardaki yağ oranı arttıkça, küçük kan damarlarında hasar görme riski de arttı. Kaslardaki yağ oranı her yüzde 1 arttığında, kalp hastalığı riski yüzde 7 oranında arttı.İlginç bir bulgu ise, kaslardaki yağ oranının kişinin kilosuyla tahmin edilememesiydi. BMI’si yüksek olmayan kişilerde de kaslar arasında fazla yağ birikimi olabiliyor. Prof. Taqueti, &quot;Kaslardaki yağ oranı, her bireyde farklılık gösteriyor. Aynı BMI&#039;ye sahip kişilerde, kaslardaki yağ oranı yüzde 5 ile yüzde 25 arasında değişebiliyor&quot; diyor.Vücutta yağın nerede depolandığı, sağlığı büyük ölçüde etkiliyor. Bilindiği üzere, iç organların etrafında depolanan yağ, kalp hastalıkları ve diyabet gibi hastalıkların riskini artırıyor. Kaslar arası yağ ise metabolizmayı olumsuz etkiliyor. Kanda glikoz birikmesine neden olarak, damarların daralmasına ve kanın etkili bir şekilde pompalanmasının zorlaşmasına yol açabiliyor. Bu da kalp hastalığı riskini artırıyor.Prof. Taqueti, &quot;Cildin altındaki yağ kalp hastalığı riskiyle ilişkili olma olasılığı daha düşüktür. Ancak organlar etrafındaki yağ, vücuda hormonlar ve kimyasal sinyaller göndererek metabolizmayı bozabiliyor&quot; diyor.Kaslardaki yağ oranı yaşla birlikte artıyor ve bu durum, kasların güçsüzleşmesine, hareket kabiliyetinin azalmasına neden olabiliyor. Özellikle yüksek kas yağı seviyelerine sahip yaşlı bireylerde, kas kaybı ve hareket zorlukları daha yaygın görülüyor.Egzersiz yapmak, kaslardaki yağ seviyelerini düşürmeye yardımcı olabilir. Florida’daki Advent Health Translational Research Institute&#039;ün bilimsel direktörü Dr. Bret Goodpaster, kilo verme ve egzersiz programlarına katılan kişilerin kaslarındaki yağdan kurtulduklarını belirtiyor. Ayrıca, yapılan bir çalışmada, egzersiz yapan yaşlı bireylerin uyluk kaslarındaki yağ seviyelerinin arttığı gözlemlenmemiş, egzersiz yapmayanlarda ise artış gözlemlenmiştir.Son dönemde popüler hale gelen kilo verme enjeksiyonlarının, kaslardaki yağ üzerindeki etkileri ise merak konusu. Yapılan bazı araştırmalar, bu tedavilerin kas kaybına neden olabileceğini gösteriyor. Ancak Prof. Taqueti, kaybedilen kasın, zararlı yağlardan kurtulma anlamına gelebileceğini belirtiyor. &quot;Bu konuda daha fazla araştırma yapılması gerekiyor,&quot; diyor.Şu anda kaslar arasındaki yağ oranını ölçmek için ileri düzey taramalar gerekiyor. Ancak sağlıklı bir yaşam tarzı benimsemek – düzenli egzersiz yapmak ve dengeli bir kiloyu korumak – kaslardaki yağ oranını azaltmaya yardımcı olabilir. Bu nedenle, sağlıklı bir yaşam tarzı benimsemek, kaslar arasındaki zararlı yağların birikmesini engelleyebilir ve kalp sağlığını koruyabilir. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/ux_6fqTtHUSMyjw5xETbVg.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Mon, 14 Apr 2025 20:19:00 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Vücuttaki, gizli, tehlike:, Kalp, sağlığını, tehdit, ediyor</media:keywords>
</item>

<item>
<title>Mükemmel sağlık için günlük 12 vazgeçilmez alışkanlık</title>
<link>https://karadenizden.com.tr/23903</link>
<guid>https://karadenizden.com.tr/23903</guid>
<description><![CDATA[ Mükemmel sağlık, hızlı çözümler veya aşırı önlemlerle ilgili değildir. Uzun vadede fark yaratan küçük, günlük alışkanlıklarla ilgilidir. Beden ve zihin tutarlılıkla gelişir ve belirli rutinlerden asla ödün verilmemelidir. Bu 12  alışkanlık, hayatın herhangi bir aşamasında daha sağlıklı, daha mutlu ve daha uzun bir yaşamın temelidir.Hareket hayattır. Yürümek, genel sağlığı iyileştirmenin en basit ama en etkili yollarından biridir. Kalp fonksiyonunu destekler, kiloyu kontrol altında tutar ve hatta zihinsel berraklığı artırır.İster sabah yürüyüşü olsun, ister telefon görüşmeleri sırasında volta atmak veya merdiven çıkmak olsun, o adımları atmak esastır.İyi uyku, vücudun sıfırlama düğmesidir. Bağışıklığı güçlendirir, hormonları dengeler ve odaklanmayı iyileştirir. Uykudan tasarruf etmek yorgunluğa, kötü karar almaya ve uzun vadeli sağlık sorunlarına yol açar. Serin, karanlık bir oda ve sabit bir uyku programı kaliteli dinlenmeye yardımcı olur.Protein, yaşamın yapı taşıdır. Kas onarımını destekler, metabolizmayı aktif tutar ve enerji seviyelerini korur. Bitkisel veya hayvansal protein olsun, vücudun güçlü ve işlevsel kalması için düzenli bir alıma ihtiyacı vardır.Güneş ışığı, güçlü kemikler, bağışıklık desteği ve ruh hali düzenlemesi için gerekli olan D Vitamini&#039;nin en doğal kaynağıdır. Tercihen sabahları en az yarım saat dışarıda vakit geçirmek, vücudun sirkadiyen ritmini düzenlemeye yardımcı olur ve enerji seviyelerini sabit tutar.Çim, kum veya toprak gibi doğal yüzeylerde çıplak ayakla yürümenin, yani topraklamanın şaşırtıcı sağlık yararları vardır. Stresi azaltır, dolaşımı iyileştirir ve genel refahı artırır. Her gün birkaç dakika çıplak ayakla yürümek harikalar yaratabilir.EKRAN SÜRESİNİ SINIRLAYINAşırı ekran süresi odaklanmayı çalar ve zihinsel huzuru bozar. Beyin, sonsuz kıyamet kaydırması yerine anlamlı aktivitelerle meşgul olduğunda gelişir. Sıkı ekran süresi sınırları belirlemek, sosyal medyayı bilinçli bir şekilde kullanmak ve gerçek dünya aktivitelerine katılmak zihinsel berraklığı korumaya yardımcı olur.Zihnin tedavi edilme şekli fiziksel sağlığı etkiler. Olumsuz kendi kendine konuşma ve stres iltihabı artırır ve bağışıklığı düşürür. Minnettarlık, olumlu teyitler ve öz bakım ritüelleri uygulamak bir denge ve iç huzuru hissi yaratır.Tam, işlenmemiş gıdalar vücut için en iyi yakıttır. Sebzeler, meyveler, sağlıklı yağlar ve yağsız proteinler açısından zengin bir diyet, temel besinleri sağlar ve kronik hastalıkları uzak tutar. İşlenmiş gıdalardan, ilave şekerlerden ve yapay katkı maddelerinden kaçınmak büyük bir fark yaratır.Su en basit ve en güçlü sağlık güçlendiricisidir. Sindirimi destekler, vücudu detoksifiye eder ve cilt sağlığını iyileştirir. Günlük en az 2-3 litre su içmek vücudun en iyi şekilde çalışmasını sağlar.Hobiler ve tutkular lüks değildir; zihinsel refah için ihtiyaçlardır. İster resim yapmak, ister dans etmek, bir enstrüman çalmak veya bahçecilik yapmak olsun, her gün keyifli bir şey yapmak stresi azaltmaya ve mutluluk seviyelerini artırmaya yardımcı olur.Beyni aktif tutmak bilişsel gerilemeyi önler ve zihinsel keskinliği artırır. Okuma, podcast dinleme veya yeni bir beceri edinme yaratıcılığı harekete geçirir ve zihni genç ve meşgul tutar.Derin nefes alma ve farkındalık uygulamaları stresi azaltır, kan basıncını düşürür ve duygusal dengeyi iyileştirir. Günlük birkaç dakikalık meditasyon veya derin nefes egzersizleri genel sağlığı önemli ölçüde iyileştirebilir. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/F-iqrvqWlE2NxyUBpWBVPQ.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Mon, 14 Apr 2025 20:18:59 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Mükemmel, sağlık, için, günlük, vazgeçilmez, alışkanlık</media:keywords>
</item>

<item>
<title>Doğal yöntemlerle sivilce nasıl geçer? Sivilceyi geçiren yöntemler</title>
<link>https://karadenizden.com.tr/23901</link>
<guid>https://karadenizden.com.tr/23901</guid>
<description><![CDATA[ Sivilce, hem gençlerde hem de yetişkinlerde yaygın olarak görülen bir cilt sorunudur. Özellikle ergenlik dönemiyle ilişkilendirilen sivilceler, hormonel değişikliklerin etkisiyle ciltteki yağ üretiminin artması sonucu meydana gelir.  Sivilceleri doğal yöntemlerle geçirebilmek için birkaç farklı yöntem bulunur. Peki, doğal yöntemlerle sivilce nasıl geçer? Sivilceyi geçiren yöntemler...Sivilce, cildin yağ bezlerinin tıkanması sonucu bakterilerin çoğalması ve iltihaplanmasıyla oluşur. Yüksek hormon seviyeleri, özellikle ergenlik, adet dönemi ve gebelik gibi durumlarda artar, bu da sivilce oluşumunu tetikleyebilir. Ayrıca, stres, düzensiz uyku, aşırı yağlı yiyecekler ve cilt bakım ürünlerinin yanlış kullanımı da sivilceye yol açan faktörler arasında yer alır. Genetik yatkınlık da önemli bir rol oynar; ailesinde sivilce problemi olan bireylerin bu sorunu yaşama olasılığı daha yüksektir.Sivilce, sadece fiziksel bir sorun değil, psikolojik açıdan da olumsuz etkilere yol açabilir. Özellikle ergenlik döneminde, ciltteki lekeler ve sivilceler özgüven kaybına neden olabilir. Yetişkinlerde ise sürekli sivilce problemi, stres ve depresyonu tetikleyebilir.Doğal çözümler arasında bal, tarçın, çay ağacı yağı, elma sirkesi gibi maddeler öne çıkmaktadır. Bu malzemeler, antibakteriyel özellikleri ile ciltteki bakterileri öldürür ve iltihaplanmayı azaltır. Ayrıca, sağlıklı beslenme ve bol su içmek de sivilce oluşumunu engelleyebilir.Nasıl yapılır?1 çay kaşığı tarçın ile 2 çay kaşığı balı karıştır.Karışımı sivilceli bölgelere sür ve 15-20 dakika beklet.Ilık suyla durula.Faydası: Antibakteriyel özellikleri sayesinde sivilceleri yatıştırır.Bir pamuğa birkaç damla çay ağacı yağı damlat ve sivilcelerin üzerine uygula.20 dakika bekleyip yıka veya gece boyunca bırakabilirsin.Faydası: Antiseptik ve anti-inflamatuar etkisiyle sivilceyi kurutur.1 yemek kaşığı elma sirkesini 3 yemek kaşığı suyla seyrelterek pamuğa dök.Cildine hafifçe uygula, 10 dakika beklet ve durula.Faydası: Cildi temizler, yağ dengesini sağlar ve bakterileri öldürür.Bir pamuk yardımıyla taze limon suyunu sivilceli bölgelere uygula.10-15 dakika beklettikten sonra yıka.Faydası: Limon asidik olduğu için sivilceyi kurutur ve lekeleri açar.Doğal aloe vera jelini doğrudan sivilce üzerine uygula.20 dakika bekletip yıka veya gece boyunca bırak.Faydası: Cildi yatıştırır, kızarıklığı ve şişliği azaltır.Bu doğal yöntemleri düzenli olarak uygularsan, sivilcelerinin zamanla azaldığını görebilirsin. Ancak çok şiddetli sivilcelerin varsa bir dermatoloğa danışman faydalı olacaktır. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Eas3ZOI8zkKFbA3YFYfipA.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Mon, 14 Apr 2025 20:18:56 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Doğal, yöntemlerle, sivilce, nasıl, geçer, Sivilceyi, geçiren, yöntemler</media:keywords>
</item>

<item>
<title>Bugün aile hekimliği ve sağlık ocakları açık mı?</title>
<link>https://karadenizden.com.tr/23902</link>
<guid>https://karadenizden.com.tr/23902</guid>
<description><![CDATA[ Bayram tatilinin kamuda 9 gün süreceği duyurulmuştu. Kamu kurum ve kuruluşlarında mesai bayram tatili sonrası başlayacak. Sağlık kurumlarının da bu düzenlemeye dahil olup olmadığını sorgulayan vatandaşlar, &quot;hastaneler ne zaman açılıyor, bugün hizmet veriyor mu?&quot; sorusuna yanıt arıyor.Ramazan Bayramı tatili, 2025 yılında 30 Mart Pazar günü başlayıp 1 Nisan Salı günü sona erdi. Ancak, kamu çalışanları için bayramı takip eden 2, 3 ve 4 Nisan tarihleri idari izin kapsamına alındı ve böylece tatil süresi 9 güne çıkarıldı. ​Bu nedenle, Aile Sağlığı Merkezleri ve sağlık ocakları, 2 Nisan 2025 Çarşamba günü kapalı. Alınan karar gereği aile hekimliği ve sağlık ocakları 7 Nisan 2025 Pazartesi günü itibarıyla normal çalışma düzenine dönecek. Hastanelerin acil servisleri ise bayram tatili boyunca hizmet vermeye devam edecek.Ramazan Bayramı tatili süresince eczanelerin çalışma düzeninde değişiklik yaşandı. Bayram tatili boyunca nöbetçi eczaneler, halkın ilaç ve sağlık ürünü ihtiyaçlarını karşılamak amacıyla hizmet verdi.Ancak, kamu çalışanları için idari izin devam etse de, eczaneler 2 Nisan 2025 Çarşamba günü itibarıyla normal çalışma düzenine döndü. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/1u_kB5vmjkefSKP1YA6BPw.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Mon, 14 Apr 2025 20:18:56 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Bugün, aile, hekimliği, sağlık, ocakları, açık, mı</media:keywords>
</item>

<item>
<title>Uzman doktor açıkladı: Beslenme eksikliğinin vücuttaki sinyali</title>
<link>https://karadenizden.com.tr/23899</link>
<guid>https://karadenizden.com.tr/23899</guid>
<description><![CDATA[ Vücudunuz bir şeyler yolunda gitmediğinde çeşitli sinyaller verir. Ancak bazen bu işaretler o kadar sıra dışı görünür ki görmezden gelinir. Rastgele kas seğirmelerinden aşırı esnemeye kadar, bu görünüşte zararsız tuhaflıklar aslında bir beslenme eksikliğine işaret ediyor olabilir. Dr. Eric Berg, bu sıra dışı semptomlardan bazıları ve bunların vitamin ve mineral eksiklikleriyle olası bağlantıları hakkında fikirlerini paylaştı.Günlük hayatta görmezden gelmiş olabileceğimiz yaygın ve tuhaf işaretler nelerdir ve genel sağlığı korumaya yardımcı olabilecek küçük diyet ayarlamaları nelerdir?Kulaklarınızın içinde, özellikle de uzanırken, tuhaf bir yuvarlanma veya davul sesi duydunuz mu? Bu garip fenomen potasyum eksikliğiyle bağlantılı olabilir. Potasyum, sıvı dengesini, sinir sinyallerini ve kas kasılmalarını korumada önemli bir rol oynar. Seviyeler düştüğünde, vücudun kulakların içindeki basıncı düzenleme yeteneği etkilenebilir.Nasıl düzeltilir:Muz, ıspanak ve tatlı patates gibi potasyum açısından zengin yiyecekleri artırmak dengeyi sağlamaya yardımcı olabilirİstemsiz kas seğirmesi, özellikle göz veya bacak çevresinde, rahatsız edici olabilir. Bu, magnezyum eksikliğine kadar uzanabilir. Magnezyum , sinir fonksiyonu ve kas gevşemesi için gereklidir. Eksiklik, aşırı uyarılabilir sinirlere neden olarak rastgele kas spazmlarına veya seğirmelerine yol açabilir.Nasıl düzeltilir:Fındık, tohum, koyu yapraklı yeşillikler ve tam tahıllar gibi magnezyum açısından zengin yiyecekler eklemek, kas fonksiyonunu düzenlemeye ve seğirme ataklarını azaltmaya yardımcı olabilirYorgun olduğunuzda esnemek normaldir, ancak aşırı olduğunda, iyi dinlenmiş olsanız bile, çinko eksikliğinin işareti olabilir. Çinko, enzim fonksiyonu, bağışıklık sağlığı ve nörolojik denge için kritik öneme sahiptir. Eksikliği, enerji seviyelerinin düşmesine ve sık sık esnemeye yol açabilir.Nasıl düzeltilir:Kabak çekirdeği, nohut, et ve süt ürünleri gibi çinko açısından zengin yiyecekler yemek, çinko seviyelerini artırmaya ve normal enerji metabolizmasını geri kazandırmaya yardımcı olabilirAlışılmadık derecede kaygılı, gergin veya bunalmış mı hissediyorsunuz? Her zaman stres olmayabilir, bunun yerine bir B1 vitamini (tiamin) eksikliği olabilir. Bu vitamin sinir fonksiyonu için çok önemlidir ve vücudun stres tepkisini düzenlemeye yardımcı olur. Düşük seviyeler artan endişe ve huzursuzluk hislerine neden olabilir.Nasıl düzeltilir:Günlük öğünlere tam tahıllar, ayçiçeği çekirdekleri ve baklagiller eklemek B1 vitamini seviyelerini yenilemeye ve daha sakin bir zihni desteklemeye yardımcı olabilirYüksek kolesterol genellikle diyet ve yaşam tarzıyla ilişkilendirilirken, düşük niasin (B3 vitamini) seviyeleri de bir rol oynayabilir. Niacin yağların metabolize edilmesine yardımcı olur ve sağlıklı kan dolaşımını destekler. Vücutta yeterli niasin olmadığında, kolesterol seviyeleri yükselebilir ve kalp ile ilgili sorunların riski artabilir.
Nasıl düzeltilir:Balık, tavuk, fıstık ve tam tahıllar gibi niasin açısından zengin yiyecekler, kolesterol seviyelerini doğal olarak dengelemeye yardımcı olabilir.Loş ışıkta net görmede zorluk çekmek A vitamini veya çinko eksikliğinin bir işareti olabilir. Her iki besin de göz sağlığı için önemlidir ve düşük ışık koşullarına uyum sağlamada rol oynar. Her ikisindeki eksiklikler gece körlüğüne ve genel görme sorunlarına yol açabilir.Nasıl düzeltilir:Havuç, tatlı patates ve karaciğer gibi A vitamini açısından zengin yiyecekleri fındık ve süt ürünleri gibi çinko kaynaklarıyla birlikte tüketmek gece görüşünü ve genel göz sağlığını iyileştirmeye yardımcı olabilir ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/ktgukWHVYES1lFmmgrNMPQ.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Mon, 14 Apr 2025 20:18:55 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Uzman, doktor, açıkladı:, Beslenme, eksikliğinin, vücuttaki, sinyali</media:keywords>
</item>

<item>
<title>100 yaşındaki doktorun 7 altın kuralı: Uzun yaşamın sırrıymış</title>
<link>https://karadenizden.com.tr/23900</link>
<guid>https://karadenizden.com.tr/23900</guid>
<description><![CDATA[ Sağlıklı ve uzun bir yaşamın sırrı en çok merak edilen konuların başında geliyor. Uzun ömürlü olmak ve kronik hastalıkları önlemek için günlük bazı alışkanlıklara dikkat etmeniz gerekiyor. 100 yaşındaki Dr. John Scharenberg, uzun ömürlülük için dikkat edilmesi gereken 7 önemli kuralı açıklıyor.Uzun ve sağlıklı bir yaşam sürmek için ne yapmak gerekir? Ömrünü sağlık ve zindelik üzerine çalışarak geçiren 100 yaşındaki Dr. John Scharenberg, uzun ömürlülük için yedi temel ilke paylaşıyor. Bunlar sadece teoriler değil, birçok insanın kronik hastalıklardan kaçınmasına ve yaşlılığa kadar aktif kalmasına yardımcı olan kanıtlanmış yaşam tarzı alışkanlıklarıdır. İşte onlarca yıl boyunca sağlıklı kalmanıza yardımcı olabilecek bu hayat değiştiren ilkeler hakkında bilmemiz gereken her şey.Sigara, akciğer kanseri, kalp hastalığı ve erken yaşlanma dahil olmak üzere sayısız sağlık sorunuyla ilişkilendirilmiştir. TED Konuşmaları&#039;nda, 1964 Cerrah Genel Müdürü raporunun sigara içmenin tehlikeli olduğunu açıkça belirttiğini, ancak birçok kişinin hala bırakmakta zorlandığını söyledi. Doktor, sigaradan uzak duran kişilerin daha uzun yaşadığını ve Alzheimer ve kalp krizi gibi hastalıklara yakalanma riskinin önemli ölçüde daha düşük olduğunu belirtiyor. Basitçe söylemek gerekirse, tütünden uzak durmak uzun ömür için en iyi kararlardan biridir.Alkol tüketimi uzun zamandır tartışılıyor, ancak yeni araştırmalar az miktarda bile olsa sağlık risklerini artırabileceğini gösteriyor. Büyük ölçekli bir çalışma, gerçekten &quot;güvenli&quot; bir alkol seviyesinin olmadığını ortaya koydu. Orta düzeyde içki içmek bile kanser, karaciğer hastalığı ve kardiyovasküler sorunlar riskini artırıyor. Birçok kişi bir kadeh şarabın zararsız olduğuna inanırken, bu doktor daha iyi sağlık ve uzun ömür için alkolü tamamen kesmenizi şiddetle tavsiye ediyor.Hareketsiz bir yaşam tarzı erken ölüm için en büyük risk faktörlerinden biridir. Düzenli fiziksel aktivite kalp sağlığını korumaya, kasları güçlendirmeye ve zihinsel refahı iyileştirmeye yardımcı olur.
Doktor, orta yaşın (40-70 yaş) aktif kalmak için en kritik zaman olduğunu vurguluyor. Kiloları veya sağlık durumları ne olursa olsun, her gün egzersiz yapanlar, hareketsiz kalanlardan daha uzun yaşama eğilimindedir. Yürüyüş, yüzme ve kuvvet antrenmanları, formda kalmanın ve hayatınıza yıllar eklemenin harika yollarıdır.Obezite, diyabet, kalp hastalığı ve kanser dahil olmak üzere hemen hemen her büyük hastalığın riskini artırır. Ancak doktor, aşırı kilolu olanların bile düzenli egzersizle sağlıklarını önemli ölçüde iyileştirebileceğini açıklıyor. Ayrıca birçok insanın madde bağımlılığına benzer şekilde yiyecek bağımlılığı nedeniyle aşırı yediğini de vurguluyor. Aşırı yemenin temel nedenini belirlemek ve bilinçli diyet değişiklikleri yapmak, sağlığı ve uzun ömürlülüğü önemli ölçüde iyileştirebilir.Aşırı şeker tüketimi obezite, diyabet ve hatta kalp krizi ile ilişkilendirilmiştir. Birçok insan, işlenmiş gıdalar, tatlandırılmış içecekler veya hatta günlük tatlılar yoluyla, bilmeden çok fazla şeker tüketir
 Doktor, her gece büyük miktarda dondurma yeme alışkanlığı nedeniyle kolesterolü ve trigliseritleri fırlayan bir hastanın vaka çalışmasını paylaşıyor. Şekeri azaltmak, daha iyi kalp sağlığına, dengeli enerji seviyelerine ve genel sağlığınızı korumaya yardımcı olur.Özellikle hayvansal kaynaklı doymuş yağ oranı yüksek bir diyet, kardiyovasküler hastalık riskini artırabilir. Birçok kişi etten vazgeçmeye isteksiz olsa da, sağlık örgütleri artık bitki bazlı yiyeceklere öncelik verilmesini öneriyor. Amerikan Kalp Derneği, daha fazla bitki bazlı bir diyeti etkili bir şekilde destekleyen doymuş yağ alımını azaltmayı öneriyor. Doktor, vejetaryen veya bitki odaklı bir diyetin uzun ömürlülüğü desteklediği ve hastalık riskini düşürdüğü bilimsel olarak kanıtlanmış olduğunu vurguluyor.Önlemek tedaviden daha iyidir. Doktor, kalp krizi, felç ve diyabet dahil olmak üzere çoğu kronik hastalığın yaşam tarzı değişiklikleriyle önlenebileceğini vurguluyor.
Çalışmalar, yaşam tarzı değişikliklerinin ilaç kullanımına gerek kalmadan kalp krizi riskini, felç riskini ve diyabet riskini azaltabileceğini gösteriyor.
Dünya Sağlık Örgütü ve Avrupa Kardiyoloji Derneği gibi örgütler bu bulguları destekliyor, ancak birçok kişi değişiklik yapmadan önce tanı konulmasını bekliyor. Bugün proaktif adımlar atmak, gelecekte önemli sağlık sorunlarını önleyebilir. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/yNFw49DCakGdf93QTXkaHQ.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Mon, 14 Apr 2025 20:18:55 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>100, yaşındaki, doktorun, altın, kuralı:, Uzun, yaşamın, sırrıymış</media:keywords>
</item>

<item>
<title>Doktor, &amp;quot;şiddetli baş ağrısı&amp;quot; yaşayanları uyardı: Ölümcül bir beyin bozukluğu işareti olabilir</title>
<link>https://karadenizden.com.tr/23896</link>
<guid>https://karadenizden.com.tr/23896</guid>
<description><![CDATA[ Baş ağrısı çeken birçok kişinin, nöbetler, idrar tutamama ve yaşam boyu sakatlık gibi ciddi problemlere yol açabilen gizli bir rahatsızlığa sahip olabileceği bildirildi. Doktorlar bu durumu çoğu zaman stres kaynaklı baş ağrılarıyla karıştırabiliyor.Her 1bin kişiden birinde görülebilen Chiari malformasyonu, beynin alt kısmının kafatasından omurilik kanalına doğru itilmesiyle oluşuyor. Durumun şiddeti değişkenlik gösterse de bazı vakalarda omurilikte ciddi hasar oluşabilir, bu da yürüme ve tuvalet kullanımı gibi günlük aktivitelerde zorluklara yol açabilir. Ayrıca, Chiari malformasyonu, yaşamı tehdit edebilecek nöbetlere de neden olabilir.Dr.Elbary, Instagram’da 27.000&#039;den fazla izlenen bir videosunda, baş ağrılarının bu rahatsızlığın belirtisi olup olmadığını nasıl anlayacağımızı açıkladı. Belirgin semptomlar arasında kronik baş ağrısına ek olarak akut atakların da görülmesi yer alıyor.“Hapşırdığınızda, eğildiğinizde ya da öksürdüğünüzde baş ağrıları artıyorsa, baş dönmesi, yutma sorunları, boyun ağrısı, mide bulantısı, uyku güçlüğü ve bazen depresyon gibi belirtilerle karşılaşıyorsanız, bu durumu ciddiye almanız gerekebilir,” diyen Dr. Elbary, geçmeyen baş ağrıları ve ek semptomların varlığında doktora başvurulması gerektiğini belirtti.Dr. Elbary, MRI taramalarının eksikliğinin, hastalığın teşhisinin yapılmasını engellediğini vurguladı. Özellikle Chiari malformasyonu gibi hastalıkların çoğu, erişkinlik dönemine kadar teşhis edilmeden kalabiliyor. Dr. Elbary, bu hastalığın teşhisinde kullanılan MRI taramalarının eksikliğinin pek çok hastanın tedavi edilmeden kaldığını ifade etti.Dr. Elbary, hastalığın tedavisinin semptomları yönetmeye yönelik olduğunu, ancak bazı durumlarda cerrahi müdahale gerektiğini de ekledi.Chiari malformasyonunun en ciddi komplikasyonlarından biri de syringomiyeli adı verilen omurilikte sıvı dolu boşlukların gelişmesidir. Bu durum tedavi edilmediği takdirde omuriliğe zarar verebilir. Hastalar, ellerini kullanmada zorluk, yürümede güçlük, ağrı ve mesane kontrolü gibi problemler yaşayabilirler.Chiari malformasyonunun tetiklediği nöbetler, çoğu zaman uyarı vermeksizin aniden başlayabilir ve ciddi yaralanma riskine yol açabilir. Dr. Elbary, bu durumun ‘çok nadir ancak potansiyel olarak tehlikeli’ bir komplikasyon olduğunu vurguladı.Birçok kişi, yıllarca gizli sağlık sorunlarıyla mücadele ettikten sonra Chiari malformasyonu teşhisi alıyor. Charlie Rolstone, televizyon izlerken ve telefonuna bakarken tetiklenen migren ve şiddetli hareket hastalığı gibi semptomlarla karşılaştı. Ancak bu semptomları, &#039;büyüdükçe geçeceğini&#039; düşündü.Fenalaşan Rolstone, hastaneye kaldırıldığında Chiari malformasyonu teşhisi aldı. Rolstone, öksürdüğünde başının arkasında keskin bir ağrı hissettiğini, ancak bu semptomları daha önce &#039;normal&#039; sanıp geçiştirdiğini ifade etti.Baş ağrılarınızın ve diğer belirtilerin gizli bir hastalığın belirtisi olabileceğini unutmamak ve semptomlarınızda değişiklik gördüğünüzde hemen bir doktora başvurmak, sağlığınız açısından oldukça önemli. Dr. Elbary, Chiari malformasyonu gibi nadir ancak potansiyel olarak tehlikeli rahatsızlıkların erken teşhis edilmesinin tedavi sürecini büyük ölçüde kolaylaştıracağını belirtti. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/CkBgopcd70mHYkEiZEUbZQ.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Mon, 14 Apr 2025 20:18:54 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Doktor, şiddetli, baş, ağrısı, yaşayanları, uyardı:, Ölümcül, bir, beyin, bozukluğu, işareti, olabilir</media:keywords>
</item>

<item>
<title>Ani kalp durması işareti 3 temel belirti: Gençler de risk altında</title>
<link>https://karadenizden.com.tr/23897</link>
<guid>https://karadenizden.com.tr/23897</guid>
<description><![CDATA[ Eğer mide bulantısı, ateş ve kas ağrıları gibi şikayetleriniz varsa, vücudunuzun bir enfeksiyonla savaştığını düşünebilirsiniz. Ancak uzmanlar, bu belirtilerin, nadir görülen genetik bir kalp rahatsızlığının habercisi olabileceği konusunda uyarıda bulunuyor.Göğüs ağrısı ve nefes darlığı, kalp durmasının bilinen kırmızı alarmlarıdır. Kalp durması, tüm kalp aktivitesinin aniden kaybolmasıyla meydana gelir ve çoğu zaman ölümcül olabilir. Ancak İsveçli araştırmacılar, çarpıntı, bayılma, mide bulantısı, kas ağrısı ve ateş gibi enfeksiyon belirtilerinin, ani aritmi ölüm sendromu (SADS) olan kişilerde sıkça görülen semptomlar arasında yer aldığını ortaya koydu.British Heart Foundation (BHF) verilerine göre, kalp krizinden ölüm ancak herhangi bir nedenin belirlenememesi durumu, Birleşik Krallık&#039;ta her yıl yaklaşık 500 kişiyi etkiliyor. Özellikle genç ve sağlıklı olduğu varsayılan bireyler, spor yaparken aniden kalp rahatsızlıkları geçirip hayatını kaybedebiliyor.Geçtiğimiz Ağustos ayında, İngiltere&#039;nin Tyne and Wear bölgesinde yaşayan 20 yaşındaki Poppy Eagle, bilinen herhangi bir sağlık sorunu olmamasına rağmen kalbi durduktan sonra hayatını kaybetti. Genç moda öğrencisinin ölümünün ardından yapılan incelemelerde, ölüm nedeni olarak SADS belirlendi.Bir diğer trajik olayda, 19 yaşındaki atletizm yıldızı Natalie Black, bir atletizm yarışmasında kişisel rekorunu kırdıktan sadece birkaç saat sonra uykusunda hayatını kaybetti.2000-2010 yılları arasında İsveç&#039;te yapılan bir araştırma, 1 ila 36 yaş arasındaki 903 kişide ani kalp ölümü vakasını inceledi. Araştırmacılar, SADS&#039;ın ani kalp ölümlerinin yüzde 22&#039;sini oluşturduğunu buldu. Bu vakaların üçte ikisinin erkek olduğu ve ölümlerin ortalama yaşının yalnızca 23 olduğu tespit edildi. Ayrıca, vakaların yaklaşık yarısının (%52) ölmeden önce bazı semptomlar yaşadığı belirtildi. En sık görülen belirtiler ise çarpıntı, bayılma, bulantı, kusma ve enfeksiyon belirtileri olarak sıralandı.Araştırma sonuçları, SADS için risk faktörleri ve semptomların daha iyi anlaşılması gerektiğine işaret ediyor. Göteborg Üniversitesi Kardiyoloji uzmanı Dr. Matilda Frisk Torell, &quot;SADS, genç sporcular dahil olmak üzere gençlerde ani kalp ölümünün en yaygın nedenlerinden biridir, ancak çoğu zaman iyi değerlendirilmemektedir&quot; dedi. SADS&#039;in önceden belirtilerle anlaşılabilir olduğuna dikkat çeken Torell, gençlerin taranmasının önemini vurguladı.İngiltere&#039;deki aileler, bu sendromu tespit edebilmek için ülke çapında bir tarama programı başlatılmasını talep ediyor. Ancak hükümet, şu anda böyle bir planı uygulamaya koymayı düşünmüyor.Geçtiğimiz yıllarda, genç futbolcular arasında SADS kaynaklı ölümler dikkat çekti. Uruguaylı futbolcu Juan Izquierdo, geçen yılın Ağustos ayında kalp durması nedeniyle hayatını kaybetmişti. Luton Town kaptanı Tom Lockyer ise Aralık ayında sahada kalp krizi geçirmiş, kalbi iki buçuk dakika boyunca durmuştu. Ayrıca, Danimarkalı futbolcu Christian Eriksen&#039;in Euro 2020 maçında yaşadığı kalp çöküşü de hafızalarda yer etmişti.Uzmanlar, son dönemde bu tür vakaların artmadığını belirtiyor. Ancak, araştırmalar, kalp krizi ve felç gibi kardiyovasküler sorunlardan kaynaklanan erken ölümlerin son on yılın en yüksek seviyesine ulaştığını ortaya koyuyor.Artan obezite oranları ve yüksek tansiyon gibi sağlık sorunlarının, gençlerde kalp rahatsızlıklarına yol açan en önemli faktörler arasında olduğu düşünülüyor. İngiltere&#039;deki kalp krizi ve felç şüphesiyle hastaneye başvuran 40 yaş altı gençlerin sayısındaki artış, endişe verici bir gösterge olarak karşımıza çıkıyor.Bu durum, kalp sağlığını korumanın ne kadar önemli olduğunu bir kez daha gözler önüne seriyor. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/kacPDXCvekelz9HBJ5RKhA.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Mon, 14 Apr 2025 20:18:54 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Ani, kalp, durması, işareti, temel, belirti:, Gençler, risk, altında</media:keywords>
</item>

<item>
<title>Göz sağlığınızı iyileştirecek en iyi vitaminler ve mineraller</title>
<link>https://karadenizden.com.tr/23898</link>
<guid>https://karadenizden.com.tr/23898</guid>
<description><![CDATA[ İlkbahar hem güzelliği hem de mevsimsel alerjileri beraberinde getirir ve göz sağlığını etkiler. A, C ve E vitaminleri, flavonoidler, selenyum ve omega-3 yağ asitleri gibi temel besinler görmeyi destekleyebilir. Bu besinler açısından zengin yiyecekleri dahil etmek kuru gözler, oksidatif stres ve iltihaplanma gibi sorunları hafifletmeye yardımcı olarak genel göz sağlığını destekler.Bahar mevsimi yemyeşil çevre ve tüm güzelliğiyle gözlerinize bir ziyafet olabilir. Ancak, aynı zamanda mevsimsel alerjilerin zirve yaptığı ve göz sağlığınızı etkileyebileceği zamandır. Bu dönemde havadaki yüksek toz ve polen miktarı nedeniyle bulanık, kırmızı ve yorgun gözler yaygındır.
Güneş gözlüğü ve şapka takmak, ellerinizi ve gözlerinizi düzenli olarak yıkamak ve evde bir hava temizleyici kullanmak bu sorunların çoğunu çözebilir.
Göz sağlığınızı artırmak için diyetinize dikkat etmeniz ve temel besinleri dahil etmeniz de önemlidir. İşte bu mevsimde görmenize iyi gelebilecek vitamin ve takviyelerin bir listesi:A Vitamini, kuru göz semptomlarını iyileştirme yeteneğiyle göz sağlığınızı birkaç kademe yükseltmeye yardımcı olabilir. Clinical Ophthalmology&#039;de yayınlanan bir çalışma, vitaminin gözyaşı oluşumunu desteklemedeki etkinliğini ortaya koymaktadır. Bu önemli besin maddesi ayrıca gözdeki ince sıvı tabakası olan gözyaşı filminin pürüzsüzlüğünü de iyileştirir. Alımınızı iyileştirmek için diyetinize havuç, kabak, kayısı ve karpuz ekleyebilirsiniz.Narenciye meyvelerinde bol miktarda bulunan göz sağlığı için bir diğer önemli besin maddesi, oksidatif strese karşı korur ve işleyen bir gözyaşı filminin korunmasına yardımcı olabilir. Bu besin maddesi gözyaşı filminin işlevini korumaya yardımcı olur ve yeterli miktarda olmadığında göz kuruyabilir.
Ayrıca kan damarlarını güçlendirmeye yardımcı olur ve gözdeki kolajen üretimini destekler. C Vitamininin ayrıca katarakt ilerlemesi riskini azalttığı bilinmektedir. Ophthalmology dergisinde yayınlanan ve 1.000&#039;den fazla dişi ikizin katıldığı 10 yıllık bir çalışma, daha fazla C vitamini tüketen kişilerde katarakt ilerlemesi riskinin %33 oranında azaldığını buldu.Çoğunlukla bitki bazlı bileşiklerde bulunan flavonoidler, Biomedicine  Pharmacotherapy dergisinde yayınlanan bir çalışmada gösterildiği gibi, yaşa bağlı makula dejenerasyonuna (AMD), katarakta ve glokoma karşı koruma sağlayabilen güçlü antioksidan ve anti-inflamatuar özelliklere sahiptir. Başka bir çalışma, flavonoidlerin gözlerdeki oksidatif hasarı ve iltihabı azaltmaya yardımcı olduğunu ve bunun da uzun vadeli görme sağlığını artırmaya yardımcı olabileceğini göstermektedir. Bu önemli bileşiği almak için bol miktarda meyve ve sebze yiyin.Eser bir mineral olan selenyum, antioksidan görevi görerek göz sağlığında koruyucu bir rol de oynayabilir. Pharmaceutics dergisinde yayınlanan bir çalışmaya göre selenyum, E vitamini ve C vitamini gibi diğer antioksidanlarla birlikte gözlerdeki oksidatif hasarla savaşmaya yardımcı olabilir. Ayrıca retinadaki hücrelere verilen hasarı önleyebilir ve katarakt gibi rahatsızlıklara karşı koruma sağlayabilir. Bu minerali almak için Brezilya fıstığı yiyin.E VİTAMİNİE Vitamini, serbest radikallerin neden olduğu oksidatif hasardan gözleri korumaya yardımcı olabilir. Maküla dejenerasyonu ve katarakt gibi yaşa bağlı göz rahatsızlıklarını önlemede kritik bir rol oynar. Kuruyemişler, tohumlar, ıspanak ve avokadolar günlük E Vitamini alımınıza ulaşmanıza yardımcı olabilir.Omega-3 yağ asitleri, iyi göz sağlığını korumak için gereklidir. Retina fonksiyonunu destekledikleri ve ilkbahar aylarında alerjenler tarafından daha da kötüleşen bir rahatsızlık olan kuru göz riskini azalttıkları bilinmektedir. Omega-3&#039;ler ayrıca maküla dejenerasyonu gibi göz rahatsızlıklarına yardımcı olabilecek iltihap önleyici özelliklere sahiptir. Kaynakları arasında somon, sardalya ve uskumru gibi yağlı balıklar ile chia tohumları, keten tohumları ve ceviz bulunur. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/9XRIlEH-pkWsePa-OA3HMQ.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Mon, 14 Apr 2025 20:18:54 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Göz, sağlığınızı, iyileştirecek, iyi, vitaminler, mineraller</media:keywords>
</item>

<item>
<title>Jersey sütü nedir? Jersey sütünün 7 faydası</title>
<link>https://karadenizden.com.tr/23894</link>
<guid>https://karadenizden.com.tr/23894</guid>
<description><![CDATA[ Son yıllarda sağlıklı yaşam ve doğal beslenme arayışında olanların dikkatini çeken süt türlerinden biri de Jersey sütü oldu. İngiltere’nin Jersey Adası’na özgü sığırlardan elde edilen bu süt, zengin içeriği ve yüksek besin değeriyle öne çıkıyor. Peki, Jersey sütünü diğerlerinden ayıran özellikler neler? İşte Jersey sütünün 7 önemli faydası…Jersey sütü, İngiltere&#039;nin Jersey Adası kökenli Jersey sığırlarından elde edilen, oldukça besleyici ve kaliteli bir süttür. Normal inek sütünden daha yağlıdır (%5-6 civarında olabilir), bu da onu daha kremamsı ve lezzetli yapar.1. Yüksek Besin Değeri%15-20 daha fazla kalsiyum, %18 daha fazla protein ve %25 daha fazla yağ içerir (diğer inek sütlerine kıyasla).Bu da kemik sağlığı, kas gelişimi ve genel enerji için büyük avantaj sağlar.2. Daha Fazla A VitaminiJersey sütü, bağışıklık sistemini destekleyen ve cilt/göz sağlığını koruyan A vitamini açısından zengindir.3. Tokluk Hissi VerirYüksek yağ ve protein oranı sayesinde uzun süre tokluk hissi sağlar, bu da özellikle kilo kontrolü yapanlar için avantajlıdır.4. Kemik ve Diş Sağlığına KatkıZengin kalsiyum ve fosfor içeriği sayesinde kemik erimesine karşı koruyucu olabilir.5. Sindirim Dostu Olabilir (A2 protein içeriği)Bazı Jersey sığırları, klasik inek sütündeki A1 yerine A2 beta-kazein proteini üretir. Bu da bazı insanlarda daha kolay sindirilebilir olabilir (özellikle laktoz intoleransı olmayan ama inek sütü rahatsızlığı yaşayanlar için).6. Daha Az Laktoz İçerebilirBazı analizlerde Jersey sütünde laktoz oranının hafif daha düşük olduğu görülmüştür. Bu da bazı bireylerde sindirimi kolaylaştırabilir.7. Doğal ve LezzetliDaha yoğun ve tatlımsı bir aromaya sahiptir, katkı maddesi olmadan bile lezzetlidir.Kahve ve latte yapımında (yoğun kıvamı nedeniyle baristalar arasında popülerdir),Yoğurt, dondurma, peynir yapımında,Doğrudan içim için, zengin tadı nedeniyle tercih edilir. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/J-48iYKDGkyUdSaG6K5Rpg.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Mon, 14 Apr 2025 20:18:53 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Jersey, sütü, nedir, Jersey, sütünün, faydası</media:keywords>
</item>

<item>
<title>Sağlık için tehlikeli 2 yaygın takviye: Bunun yerine ne yapabilirsiniz?</title>
<link>https://karadenizden.com.tr/23895</link>
<guid>https://karadenizden.com.tr/23895</guid>
<description><![CDATA[ Bütün vitamin takviyeleri bağırsak sağlığı için güvenli veya faydalı değildir; multivitaminler, belirli B12 vitamini formları ve magnezyum stearat gibi katkı maddeleri zarar verebilir. Aslında, en yaygın kullanılanlardan bazıları bağırsak sağlığımızda sessizce bir karmaşa yaratabilir ve zamanla kendimizi daha kötü hissetmemize neden olabilir.Hepimiz sağlıklı kalmak istiyoruz ve vitamin takviyeleri almak beslenme boşluklarını doldurmanın hızlı ve kolay bir yolu gibi görünebilir. Ancak şaşırtıcı bir şey var: Tüm takviyeler göründükleri kadar güvenli veya faydalı değil. Aslında, en yaygın olanlardan bazıları bağırsak sağlığımızı sessizce bozabilir ve zamanla kendimizi daha kötü hissetmemize neden olabilir.Bağırsaklarımız genel sağlığıımız için komuta merkezi gibidir. Sadece sindirimle ilgili değildir; ruh halimizi, bağışıklığımızı ve hatta enerji seviyelerimizi de etkiler. Ancak bazı sentetik takviyeler bu hassas sistemi bozduğunda, hiç beklemediğiniz sorunları tetikleyebilirler. Dr. Janine Bowring, göre dikkat etmemiz gereken takviyeler.Reçetesiz satılan birçok multivitamin sentetiktir. İçerik listesine baktığınızda Retinil Palmitat olarak A Vitamini veya Piridoksin Hidroklorür olarak B6 Vitamini gibi isimler görürseniz, bu sizin kırmızı bayrağınızdır. Bunlar laboratuvarda üretilen versiyonlardır, vücudunuzun doğal olarak yiyeceklerden aldığı türden değildir.Bu sentetik formlar bağırsak astarınızı tahriş edebilir, iyi bakterilerin dengesini bozabilir ve bazı durumlarda zamanla karaciğerinizi bile aşırı yükleyebilir. Vücudun bunları parçalaması daha zordur, bu da besinleri emmek yerine vücudunuzun bunları detoksifiye etmekte zorlandığı anlamına gelir.Bunun yerine neler yapabilirsiniz:Tam gıda bazlı multivitaminleri tercih edin. Bunlar konsantre gıda kaynaklarından yapılır ve sindirim sisteminiz için çok daha naziktir. Daha da iyisi, vitaminlerinizin çoğunu yapraklı yeşillikler, meyveler, tohumlar ve kuruyemişler gibi gerçek yiyeceklerden almaya çalışın. Doğa bunu en iyi şekilde yapar!B12 vitamini enerji ve sinir sağlığı için gereklidir ama işte püf noktası var. Eğer takviyemizin etiketi siyanokobalamin diyorsa, bu az miktarda siyanür içeren sentetik bir versiyondur. Doz düşük olsa da, düzenli alımı detoks yollarını etkileyebilir ve özellikle vücudumuz zaten stres altındaysa bağırsaklarımızı ve karaciğerimizi tahriş edebilir.Burada bitmiyor. IBS veya düşük mide asidi gibi bağırsak sorunları olan kişiler bu B12 formunu düzgün bir şekilde ememeyebilir, bu yüzden dengesizliğe katkıda bulunur.Bunun yerine ne seçilmeli:Her zaman metilkobalamin veya hidroksokobalamin arayın. Bunlar B12&#039;nin daha doğal, biyoyararlanımlı formlarıdır. Ayrıca, diyetimize yumurta, süt ürünleri ve balık gibi B12 açısından zengin daha fazla yiyecek eklemeye çalışın. Yoğurt gibi fermente edilmiş yiyecekler de B12 emilimini artırırken bağırsak sağlığına yardımcı olabilir.Magnezyum kas gevşemesine, stresin azaltılmasına ve daha iyi uykuya yardımcı olur. Geceleri almak uyku kalitesini artırabilir ve kas kramplarını önleyebilir. Yüksek dozda kalsiyum içeren magnezyum almaktan kaçının çünkü emilim için rekabet ederler. Magnezyum seviyelerini azaltan kafein veya alkol tükettikten hemen sonra almayın.Magnezyum stearat kendi başına bir vitamin değil, hapların üretim makinelerinde sorunsuz bir şekilde kaymasına yardımcı olmak için birçok takviyede kullanılan yaygın bir katkı maddesidir. Zararsız gibi görünse de sessiz bir bozucu olabilir.Bazı çalışmalar magnezyum stearatın bağırsakta bir biyofilm oluşturabileceğini ve bunun da uygun besin emilimini önleyebileceğini öne sürmektedir. Ayrıca probiyotiklerin etkinliğini azaltabilir ve zamanla bağırsağın koruyucu bariyerine zarar verebilir.Magnezyum stearat, titanyum dioksit veya yapay renkler gibi dolgu maddeleri veya katkı maddeleri içermeyen takviyeleri arayın. &quot;Temiz etiket&quot; veya &quot;katkısız&quot; diyen markalar daha güvenli bir bahistir. Tekrar ediyorum, besinleri tam gıdalardan seçmek altın standarttır.Özellikle çekici etiketler ve yüksek iddialarla, takviye tuzağına düşmek kolaydır. Ancak bağırsak sağlığınız riske atılmayacak kadar değerlidir. Bir şeyin &quot;vitamin&quot; olarak etiketlenmesi, sizin için iyi olduğu anlamına gelmez.Her zaman etiketleri okuyun, içindekileri sorgulayın ve şüphe duyduğunuzda haplar yerine yiyecekleri seçin. Emin değilseniz, vücudunuzun gerçekten neye ihtiyacı olduğunu anlamak için kalifiye bir beslenme uzmanı veya fonksiyonel tıp uzmanıyla görüşün.Bazen, daha azı daha fazladır ve temiz, besin açısından zengin bir diyet, bir raf dolusu sentetik takviyeden çok daha iyi sonuçlar verebilir. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Fq-GDqfK30GFwATB5w7o8A.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Mon, 14 Apr 2025 20:18:53 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Sağlık, için, tehlikeli, yaygın, takviye:, Bunun, yerine, yapabilirsiniz</media:keywords>
</item>

<item>
<title>İstanbul&amp;apos;da 81 bini aşkın kişiye ücretsiz kanser taraması</title>
<link>https://karadenizden.com.tr/23893</link>
<guid>https://karadenizden.com.tr/23893</guid>
<description><![CDATA[ Bu yıl İstanbul genelinde 81 bin 185 kişiye ücretsiz kanser taraması yapıldı.İstanbul İl Sağlık Müdürü Abdullah Emre Güner kanserin erken teşhisle tedavi edilebilir bir hastalık olduğunu söyledi.  Kanserin yalnızca tıbbi bir mesele olmadığını aynı zamanda toplumsal bir farkındalık bulunduğunu kaydeden Güner, bilgi eksikliği, korku ve ihmalin teşhisi geciktirdiğini, erken tanının birçok kanser türünde hayat kurtardığını ifade etti.  Güner, İstanbul&#039;da yürütülen kanser tarama programlarının büyük önem taşıdığına dikkati çekerek, &quot;2024 yılında 288 bin 4 kişiye kanser taraması yapıldı. Bu kişilerin 21 bin 483&#039;ü riskli grupta yer alıyor. 2025&#039;te kanser taramaları hız kesmeden devam ediyor. Bu süreçte 81 bin 185 vatandaşımızı taramadan geçirdik.&quot; diye konuştu.YILDA İKİ KEZ MAMOGRAFİ  İstanbul’daki Kanser Erken Teşhis, Tarama ve Eğitim Merkezleri (KETEM), Sağlıklı Hayat Merkezleri (SHM), Aile Sağlığı Merkezleri (ASM) ve İlçe Sağlık Müdürlüklerinde üç kanser türüne yönelik ücretsiz tarama yapıldığını belirten Güner, meme kanseri taramalarını 40-69 yaş arasındaki kadınlarda iki yılda bir mamografi çekimiyle yaptıklarını anlattı.  İl Sağlık Müdürü Güner, rahim ağzı (serviks) kanseri taramalarının 30-65 yaş arasındaki kadınlarda 5 yılda bir HPV-DNA testiyle yapıldığını, kolorektal (kalın bağırsak) kanserlerinin 50-70 yaş arasındaki kadın ve erkeklerde 2 yılda bir dışkıda gizli kan testiyle tarandığını, bu hizmetlerin tamamını vatandaşlara ücretsiz sunduklarını bildirdi.  ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/qfWrFf3KlkKLFf8Sw9jrtg.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Mon, 14 Apr 2025 20:18:52 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>İstanbulda, bini, aşkın, kişiye, ücretsiz, kanser, taraması</media:keywords>
</item>

<item>
<title>Sağlık ocakları ne zaman çalışacak?</title>
<link>https://karadenizden.com.tr/23892</link>
<guid>https://karadenizden.com.tr/23892</guid>
<description><![CDATA[ 9 günlük resmi bayram tatilinin ardından sağlık ocaklarının açılacağı tarih, merak edilenler arasında bulunuyor. Ramazan Bayramı için alınan 9 günlük tatil kararı sonrasında, sağlık ocaklarına gidip aile hekimlerine muayene olmak ve ilaç yazdırmak isteyen vatandaşlar, sağlık ocaklarının ne zaman açılacağını öğrenmek istiyor. Peki, sağlık ocakları ne zaman çalışacak?2025 Ramazan Bayramı resmi tatiliyle sağlık ocakları da tatile giren kurumlar arasında bulunuyor. Sağlık ocaklarında işleri olan vatandaşlar da şimdi bu kurumların yeniden çalışacağı güne odaklandı. İşte, sağlık ocaklarının işleyişinde son durum...Aile Sağlığı Merkezleri, yani sağlık ocakları da resmi tatil ve idari izin süresince kapalı olacak.Hastanelerin acil servisleri ise her resmi tatilde olduğu gibi bayram boyunca kesintisiz hizmet vermeye devam edecek.Bayram tatili sonrası aile hekimleri ve sağlık ocakları, 7 Nisan Pazartesi günü itibarıyla normal çalışma düzenine dönecek. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/yRlYRo7mOEucL-8nmz7_pA.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Mon, 14 Apr 2025 20:18:51 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Sağlık, ocakları, zaman, çalışacak</media:keywords>
</item>

<item>
<title>Rafine un bağırsaklara yapışır mı? Herkes bunu tüketiyor</title>
<link>https://karadenizden.com.tr/23891</link>
<guid>https://karadenizden.com.tr/23891</guid>
<description><![CDATA[ Rafine un, bağırsaklara yapışmaz ancak düşük lif içeriğine sahiptir ve bu da sindirim sorunlarına yol açabilir. Yüksek glisemik indeksi, kan şekerinin hızla yükselmesine neden olarak kilo yönetimini zorlaştırabilir.Rafine buğday unu, birçok diyetin temel gıdasıdır ancak genellikle olumsuz bir üne sahiptir. Yaygın bir inanışa göre, un bağırsaklara yapışarak sindirim sorunlarına yol açar. Ancak bu iddianın doğruluğu var mı?Bilimsel olarak, rafine un bağırsak duvarlarına yapışmaz. Diğer karbonhidratlar gibi, hızlı emilim için daha basit bileşiklere ayrılır. Ancak, asıl endişe düşük lif içeriğinde yatmaktadır. Tam tahılların aksine, un sindirime yardımcı olacak yeterli lif içermez ve bu da bazı kişilerde şişkinliğe, kabızlığa ve yavaş sindirime yol açabilir.Rafine un, tam tahıllarda bulunan 7,3 gramdan önemli ölçüde daha düşük olan sadece 1,9 gram lif içerir. Lif, sindirim sağlığını korumada önemli bir rol oynadığından, maidadaki düşük lif içeriği sindirimi yavaşlatabilir ve hazımsızlığa yol açabilir.Rafine un, yüksek glisemik indekse sahiptir ve kan şekeri seviyelerinde hızlı artışlara neden olur. Bu, yağ depolanmasının artmasına ve kilo yönetimini daha zor hale getirir.Tam buğday ve diğer tahılların aksine, maida temel vitamin ve minerallerden yoksundur ve bu da onu genel sağlık için daha az besleyici bir seçenek haline getirir.Rafine un, ekmek, bhatura, samosa, pizza hamuru ve daha birçok atıştırmalık ürün yapımında kullanılan en iyi buğday unu çeşididir. Ağartma işlemi ona beyaz rengini verir ve göze hoş görünmesini sağlar.Düzenli tüketimi, düzgün bağırsak hareketleri için gerekli olan yetersiz lif nedeniyle sindirim rahatsızlığına ve kabızlığa yol açabilir. Rafine un vücutta iltihaplanmaya neden olur ve bu da zamanla kardiyovasküler hastalık riskini artırabilir.Tıbbi araştırmalar rafine unun fiziksel olarak bağırsaklara yapıştığı iddiasını desteklemiyor. İnsan sindirim sistemi, rafine un dahil olmak üzere yiyecekleri etkili bir şekilde parçalamak ve işlemek üzere tasarlanmıştır. Asıl sorun, bağırsakta &quot;yapışması&quot; yeteneğinden ziyade düşük lif ve besin içeriğinde yatmaktadır.Darı unu: Magnezyum, fosfor ve demir gibi temel besinleri sağlarken kan şekerini ve kolesterolü düzenlemeye yardımcı olur.
Yulaf unu: Kilo yönetimini destekler ve sindirimi iyileştirir, her yaştan insana fayda sağlar.
Tam buğday unu: Lif ve temel besinleri koruyarak daha iyi sindirimi teşvik eder.
Badem veya hindistan cevizi unu: Genel refahı ve beyin fonksiyonunu destekleyen antioksidan özelliklere sahip glütensiz seçenekler. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/86k6ig90-ESTDvE5BYBVfw.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Mon, 14 Apr 2025 20:18:51 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Rafine, bağırsaklara, yapışır, mı, Herkes, bunu, tüketiyor</media:keywords>
</item>

<item>
<title>Yanlış zamanda kalsiyum mu alıyorsunuz? İşte emilimi artırmak için doğru zaman</title>
<link>https://karadenizden.com.tr/23890</link>
<guid>https://karadenizden.com.tr/23890</guid>
<description><![CDATA[ Kalsiyum, güçlü kemikleri korumak, osteoporozu önlemek ve kas kasılması ve sinir iletimi gibi temel vücut fonksiyonlarını desteklemek söz konusu olduğunda başrolde yer alır. Ancak şaşırtıcı bir gerçek var: kalsiyum takviyelerini yanlış zamanda almak, bunların etkinliğini önemli ölçüde azaltabilir. Kalsiyum haplarınızı aklınıza geldikçe alıyorsanız veya bunları yanlış yiyeceklerle veya ilaçlarla birleştiriyorsanız, düşündüğünüz kadarını emmiyor olabilirsiniz. Peki, kalsiyum almak için en iyi zaman ne zamandır?Kalsiyum sadece miktarla ilgili değildir; emilimle ilgilidir. Vücudunuz bir seferde yalnızca sınırlı miktarda kalsiyum emebilir (genellikle yaklaşık 500-600 mg). Tek seferde bundan fazlasını almak kemiklerinize veya vücudunuza fayda sağlamaz; fazlalık, sisteminizden kullanılmadan geçer.Ayrıca, midenizdeki ve kan dolaşımınızdaki belirli durumlar, vücudunuzun herhangi bir zamanda ne kadar kalsiyum emebileceğini belirler. Bunlara mide asidi seviyeleri, D vitamini bulunabilirliği, diğer minerallerin veya ilaçların varlığı, takviyenin yiyecekle birlikte mi yoksa yiyeceksiz mi alındığı dahildir.Günlük toplam ihtiyacınız 1000-1200 mg kalsiyum ise, bunu sabah ve akşam olmak üzere 500-600 mg&#039;lık iki doza bölün. Bu strateji emilimi en üst düzeye çıkarır ve israfı en aza indirir.Kalsiyum, emilim için demirle rekabet eder, bu nedenle kalsiyumu demir açısından zengin yiyeceklerle veya demir takviyeleriyle birleştirmekten kaçının. Her ikisini de kullanıyorsanız, bunları en az iki saat aralıklarla alın.Kalsiyum karbonatın düzgün bir şekilde çözünmesi için mide asidine ihtiyacı vardır. Vücudunuz sindirim sırasında daha fazla asit ürettiği için ana öğünle birlikte almak yardımcı olur. Kahvaltı, öğle yemeği veya akşam yemeği hepsi işe yarayacaktır; sadece bir seferde 500-600 mg&#039;dan fazla almadığınızdan emin olun.Kafein ve çay kalsiyum emilimini engelleyebilir. İdeal olarak, kalsiyum almadan önce sabah kahvenizden sonra 1-2 saat bekleyin.Vücudunuzun kalsiyumu etkili bir şekilde emmesi için D vitaminine ihtiyacı vardır. Takviyenizi ne zaman alırsanız alın, güneşe maruz kalma, beslenme veya takviye yoluyla yeterli D vitamini aldığınızdan emin olun. D vitamini olmadan, kalsiyumun çoğu kullanılmadan gidebilir. Kalsiyum takviyeniz D vitamini içermiyorsa, ayrı bir D vitamini takviyesiyle eşleştirmeyi veya hafif güneşe maruz kaldıktan sonra almayı düşünün.Kalsiyum takviyeleri yalnızca vücudunuzun onları emme kapasitesi kadar etkilidir. Zamanlamaya, türe ve doğru besinlerle eşleştirmeye dikkat ederek günlük takviyenizi uzun vadeli sağlık için süper bir arkadaşa dönüştürebilirsiniz.Yaşlanan kemikler, kas sağlığı veya genel sağlık konusunda endişeleniyor olun, doğru zamanda doğru seçimi yapmak fark yaratır. Bu makale sadece genel bilgi verme amacıyla yazılmıştır ve doktor tavsiyesi olarak ele alınmaması gerekir. Makalenin içeriğinden yola çıkarak okurun kendi başına koyduğu teşhislerden ntv.com.tr sorumlu değildir. Sağlığınızla ilgili herhangi bir endişeniz varsa doktorunuza danışın. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Utf9Zwh1tkWuSE6_ZUF7uA.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Mon, 14 Apr 2025 20:18:50 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Yanlış, zamanda, kalsiyum, alıyorsunuz, İşte, emilimi, artırmak, için, doğru, zaman</media:keywords>
</item>

<item>
<title>Kas gücünü artıran 10 güçlü meyve: Enerjiyi artırıp vücuttaki iltihabı azaltıyor</title>
<link>https://karadenizden.com.tr/23889</link>
<guid>https://karadenizden.com.tr/23889</guid>
<description><![CDATA[ Meyveler, temel vitaminler, mineraller, antioksidanlar ve doğal şekerler sağlayarak kas sağlığında hayati bir rol oynar. Enerjiyi artırmaya, iltihabı azaltmaya, iyileşmeyi desteklemeye ve genel performansı geliştirmeye yardımcı olurlar, bu da onları mükemmel egzersiz partnerleri yapar. Peki, hangi meyveler kaslara iyi geliyor?Muzlar, kas kramplarını uzak tutan ve sağlıklı kas kasılmasını destekleyen potasyumla doludur.Ayrıca, egzersizden sonra enerjiyi yenilemek ve kas iyileşmesini etkili ve doğal bir şekilde teşvik etmek için ideal olan, hızlı sindirilen karbonhidratların harika bir kaynağıdır.Portakal, kas onarımı için gerekli olan kolajen sentezini destekleyen güçlü bir C vitamini vuruşu sağlar. Doğal şekerler glikojen depolarının yenilenmesine yardımcı olur ve antioksidanlar iltihapla savaşır, bu da portakalı genel kas iyileşmesi ve sağlığı için harika bir antrenman sonrası meyvesi yapar.Elmalar, kas yorgunluğunu ve iltihabı önleyen antioksidanlar ve polifenoller içerir. Lif ve doğal şekerler açısından zengindirler, egzersiz ve kas onarımı ve zamanla performans için uzun süreli bir enerji artışı sağlarlar.Yaban mersini ve çilek gibi meyveler, yoğun egzersiz sırasında oluşan serbest radikallerle savaşan antioksidanlar içerir. Kas ağrısını en aza indirir, iyileşmeyi hızlandırır ve kan akışını iyileştirerek optimum kas fonksiyonu ve onarımına yardımcı olur.AVOKADOAvokado aslında bir meyvedir ve sağlıklı yağlar, potasyum ve magnezyum sağlar. Bu besinler kas kasılmasına yardımcı olur, krampları azaltır ve kas dokularının onarılmasına yardımcı olur, bu da avokadoları herhangi bir kas geliştirme diyet rejimine ideal bir ek yapar.Ananas, kas ağrısını azaltan doğal bir anti-inflamatuar enzim olan bromelain içerir. Ayrıca kas onarımı ve gücü için kolajen sentezini ve enerji üretimini destekleyen C vitamini ve manganezle doludur.Karpuz su açısından yoğundur ve nitrik oksidi artıran, kas kan akışını güçlendiren bir amino asit olan sitrülin içerir. Egzersizden sonra rehidratasyon, ağrıyı azaltma ve optimum kas iyileşmesi ve büyümesi için gerekli besinleri sağlama açısından idealdir.Kiviler, kas fonksiyonuna, oksidatif stresin azaltılmasına ve iyileşmeye yardımcı olan C vitamini, potasyum ve antioksidanlar açısından zengindir. Kas iyileşmesini artırmak ve hücresel enerji dengesini sürdürmek için onları ideal kılan belirli bir besin kombinasyonuna sahiptirler.Narlar, yüksek anti-inflamatuar ve antioksidan seviyeleri nedeniyle kas ağrısını ve güç toparlanmasını azaltır. Ayrıca, kasların egzersiz öncesi ve sonrasında daha fazla oksijen ve besin almasını sağlamak için kan akışını da artırır.HURMAHurma, vücudun egzersizden sonra enerjiyi geri kazanma aracı olan glikozun organik bir kaynağıdır. Ayrıca, kas kasılmalarına katkıda bulunan, krampları en aza indiren ve egzersizden sonra kas kütlesini yenilemeye yardımcı olan potasyum ve magnezyum içerir. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/5edSdMJaQEKm3S2UQ5KJ7w.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Mon, 14 Apr 2025 20:18:49 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Kas, gücünü, artıran, güçlü, meyve:, Enerjiyi, artırıp, vücuttaki, iltihabı, azaltıyor</media:keywords>
</item>

<item>
<title>7 Nisan ne günü? 7 Nisan&amp;apos;ın anlam ve önemi</title>
<link>https://karadenizden.com.tr/23888</link>
<guid>https://karadenizden.com.tr/23888</guid>
<description><![CDATA[ Dünya Sağlık Örgütü’nün kuruluşu olan 7 Nisan her yıl Dünya Sağlık Günü olarak kutlanmaktadır. Dünya Sağlık Günü için her yıl önemli halk sağlığı sorunlarından birisi belirlenmekte ve çeşitli etkinliklerle gündeme getirilmektedir.Her yıl 7 Nisan, dünya genelinde önemli bir temanın altını çizen bir farkındalık günü olarak anılır. Bu tarih, özellikle Dünya Sağlık Günü (World Health Day) olarak bilinmektedir. Aynı zamanda Türkiye&#039;de ve bazı ülkelerde çeşitli toplumsal farkındalıkların da işlendiği özel bir gündür. İşte 7 Nisan’ın anlam ve önemi:  Dünya Sağlık Örgütü (WHO) tarafından 1948 yılında kurulmasının ardından, kuruluş günü olan 7 Nisan, her yıl Dünya Sağlık Günü olarak kutlanmaya başlanmıştır. Amaç, tüm dünyada sağlığın önemine dikkat çekmek ve her yıl belirlenen bir sağlık teması üzerinden küresel farkındalık yaratmaktır.7 NİSAN SAĞLIK GÜNÜ&#039;NÜN ANLAM ÖNEMİ  Bireylerin sağlıklı yaşam konusunda bilinçlenmesini sağlamak,  Sağlık hizmetlerine erişimde eşitliği teşvik etmek,  Her yıl belirlenen tema doğrultusunda dünya genelinde kampanyalar düzenlemek.  7 Nisan, bireysel ve toplumsal olarak sağlığın ne kadar kıymetli olduğunu hatırlatan evrensel bir farkındalık günüdür. Küresel çapta insanlara “sağlık bir ayrıcalık değil, temel bir insan hakkıdır” mesajı verilmekte ve herkesin sağlık hizmetlerinden eşit şekilde faydalanması gerektiği vurgulanmaktadır. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/btjjLCPloEuO8CjiK5c10A.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Mon, 14 Apr 2025 20:18:48 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Nisan, günü, Nisanın, anlam, önemi</media:keywords>
</item>

<item>
<title>Magnezyumun faydasını 2 katına çıkarıyor: Bu vitaminlerle birleştirmek etkisini artırıyor</title>
<link>https://karadenizden.com.tr/23887</link>
<guid>https://karadenizden.com.tr/23887</guid>
<description><![CDATA[ Magnezyumu uygun takviyelerle birleştirmek faydalarını gerçekten artırabilir. Bu takviyeler emilimi iyileştirir, kas fonksiyonuna yardımcı olur, stresi en aza indirir ve genel sağlığı destekleyerek daha etkili ve çok yönlü hale getirir. Peki, magnezyumla birlikte hangi vitaminlerin kullanılması gerekir?D vitamini magnezyum emilimine ve kemik, kas ve bağışıklık sistemi sağlığına yardımcı olur. Birlikte kalsiyum kontrolünü artırır, ruh halini iyileştirir ve enerji metabolizmasını optimize eder, bu ikiliyi sağlıklı kemikler, rahatlama ve genel fiziksel performans için olmazsa olmaz hale getirir.B6 vitamini vücudun magnezyumu daha etkili bir şekilde emmesine ve kullanmasına yardımcı olur. Bu kombinasyon nörotransmitter dengesi, stres azaltma ve PMS semptomlarının potansiyel olarak hafifletilmesinin yanı sıra kas onarımı, sağlıklı uyku ve sakin bir sinir sistemi için faydalıdır.Çinko ve magnezyum, bağışıklık tepkisini, kas fonksiyonunu ve iyileşmeyi artırarak birbirini tamamlar. Birlikte, testosteron da dahil olmak üzere hormonların üretimini kolaylaştırırlar, böylece enerji, metabolizma ve atletik performans için gerekli hale gelirler.İyi kemik, sinir ve kas fonksiyonu için magnezyum ve kalsiyumun dengelenmesi gerekir. Magnezyum, hücrelerdeki kalsiyum hareketini kontrol eder, krampları ve spazmları önler ve iyi oranlarda alındığında iyi kasılmaları, kemik gücünü ve kardiyovasküler sağlığı kolaylaştırır.Magnezyumun omega-3&#039;lerle birleştirilmesi anti-inflamatuar faydaları artırır, kas iyileşmesine ve eklem sağlığına yardımcı olur. Bu kombinasyon ağrıyı azaltır, ruh halini iyileştirir, beyin fonksiyonuna yardımcı olur ve aktif, sağlıklı yaşam için gerekli olan sakin, odaklanmış bir durumu teşvik eder.POTASYUMPotasyum ve magnezyum bir araya gelerek kas kasılmalarını kontrol eder ve elektrolit dengesini korur. Bu kombinasyon krampları önler, hidrasyona yardımcı olur ve kalp ritminizi sabit tutar — yüksek yoğunluklu egzersiz veya dayanıklılık sporlarına katılanlar için gereklidir.L-Theanine ve magnezyum derin gevşemeyi ve konsantrasyonu teşvik eder. Bu kombinasyon kaygıyı yatıştırır, uyku kalitesini artırır ve dengeli, huzurlu bir sinir sistemini korur — zirve stres zamanları veya gelişmiş iyileşme için mükemmeldir.Magnezyum bağırsak hareketliliğine yardımcı olurken, probiyotikler bağırsak florasını destekler. Birlikte, besin alımını, hatta magnezyumun kendisini bile artırırlar. Bu dinamik kombinasyon sindirimi kolaylaştırır, iltihabı bastırır ve bağışıklık fonksiyonunu ve zihinsel keskinliği artırır.Bu makale sadece genel bilgi verme amacıyla yazılmıştır ve doktor tavsiyesi olarak ele alınmaması gerekir. Makalenin içeriğinden yola çıkarak okurun kendi başına koyduğu teşhislerden ntv.com.tr sorumlu değildir. Sağlığınızla ilgili herhangi bir endişeniz varsa doktorunuza danışın ve bilinçsiz takviye kullanmayın. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/vd-hwZHQ0E6OlmMQ6fX0hg.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Mon, 14 Apr 2025 20:18:47 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Magnezyumun, faydasını, katına, çıkarıyor:, vitaminlerle, birleştirmek, etkisini, artırıyor</media:keywords>
</item>

<item>
<title>Dikkat eksikliği/hiperaktivite bozukluğu (DEHB) nedir, belirtileri neler?</title>
<link>https://karadenizden.com.tr/23885</link>
<guid>https://karadenizden.com.tr/23885</guid>
<description><![CDATA[ Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu (DEHB), son yıllarda Türkiye&#039;de hem çocuklar hem de yetişkinler arasında artan bir sağlık sorunu olarak dikkat çekiyor. Uzmanlar, Türkiye&#039;de DEHB&#039;nin çocuklar arasında görülme sıklığının %10 ila %12 arasında olduğunu belirtmektedirler. Peki, Dikkat eksikliği/hiperaktivite bozukluğu (DEHB) nedir, belirtileri neler?Dikkat Eksikliği Hiperaktivite Bozukluğu (DEHB ); okul öncesi dönem ve okul çağında belirgin hale gelen, sıklıkla erişkinliğe kadar süren bir bozukluktur.Çocuğun davranışlarını kontrol etmesi ve dikkatini sürdürmesinde sorun vardır. Aşırı hareketlilik yaygın olarak görülür ancak bazı çocuklarda aşırı hareketlilik olmaksızın sadece dikkat sorunları da bulunabilir.Çoğu zaman elleri, ayakları kıpır kıpırdır ya da oturduğu yerde kıpırdanıp durur.Çoğu zaman sınıfta ya da oturması beklenen diğer durumlarda oturduğu yerden kalkar.Çoğu zaman uygunsuz olan durumlarda koşuşturup durur ya da tırmanır.Çoğu zaman sakin bir biçimde, boş zamanları geçirme etkinliklerine katılma ya da oyun oynama zorluğu vardır.Çoğu zaman hareket halindedir ya da bir motor tarafından sürülüyormuş gibi davranır.Çoğu zaman çok konuşur.Çoğu zaman soru tamamlanmadan hemen cevabı verir.Çoğu zaman sırasını bekleme güçlüğü vardır.Çoğu zaman başkalarının sözünü keser ya da yaptıklarının arasına girer.Çoğu zaman dikkatini ayrıntılara veremez ya da okul ödevlerinde, işlerinde ya da diğer etkinliklerinde dikkatsizce hatalar yapar.Çoğu zaman üzerine aldığı görevlerde ya da oynadığı etkinliklerde dikkati dağılır.Doğrudan kendisiyle konuşulduğunda çoğu zaman dinlemiyormuş gibi görünür.Çoğu zaman yönergeleri izlemez ve okul ödevleri, ufak tefek işleri ya da işyerindeki görevlerini tamamlayamaz.Çoğu zaman üzerine aldığı görevleri ve etkinlikleri düzenlemekte zorluk çeker.Çoğu zaman sürekli zihinsel çabayı gerektiren görevlerden kaçınır, bunları sevmez ya da bunlarda yer almaya karşı isteksizdir.Çoğu zaman üzerine aldığı görevler ya da etkinlikler için gerekli olanları kaybeder.Çoğu zaman dikkati dış uyaranlarla kolaylıkla dağılır.Günlük etkinliklerde çoğu zaman unutkandır.Belirtilerden yalnızca birinin olması tek başına DEHB tanısı koymak için yeterli değildir. Bahsi geçen belirtilerden DSM 5’e göre teşhis konulabilmesi için çocuklarda 6 ya da daha fazla bulgu, 17 yaş sonrası için en az 5 bulgu olması gerekmektedir. Bu sebeple anne-babalar ve öğretmenler çocukları iyi gözlemlemelidir. Bazı anne-babalarda her hareketli çocuğu “hiperaktif” olarak etiketleme eğilimi bulunurken bazı anne-babalarda ise çocuğunu tembel, umursamaz veya ilgisiz olarak değerlendirip görmezden gelme görülebilmektedir. Eğer çocuğunuzda bahsedilen belirtilerden bazıları yoğun olarak bulunuyorsa ve bu belirtiler okul, ev ortamı gibi birden fazla ortamda görülüyorsa kendi başınıza tanı koymak yerine, ayrıntı değerlendirme ve uzman görüşü için en yakın Çocuk ve Ergen Ruh Sağlığı Uzmanına başvurunuz!Unutulmamalıdır ki, DEHB uygulanan tedaviye çok iyi yanıt veren bir bozuktur. Buna karşın tedavi edilmediğinde çocuklarda, zihinsel becerileri yeterince kullanamama ve dolayısıyla okul başarısında düşme, günlük yaşama adaptasyon sorunları gibi birçok problem ortaya çıkabilmektedir. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/TwMch7t5t0KKDApH7nDEOg.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Mon, 14 Apr 2025 20:18:46 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Dikkat, eksikliğihiperaktivite, bozukluğu, DEHB, nedir, belirtileri, neler</media:keywords>
</item>

<item>
<title>Uzman doktor açıkladı: İyileşme süresini hızlandırıyor, öksürüğü kesiyor</title>
<link>https://karadenizden.com.tr/23886</link>
<guid>https://karadenizden.com.tr/23886</guid>
<description><![CDATA[ İlkbahar, doğanın canlandığı ve güneşin kendini daha çok gösterdiği bir dönem olmasına rağmen, soğuk algınlığı virüslerinin de yoğunlaştığı bir mevsim. Eğer şu anda soğuk algınlığınız yoksa, büyük ihtimalle çevrenizde bu durumu yaşayan birini tanıyorsunuzdur. Çoğumuz, soğuk algınlığını sadece kış aylarında beklesek de, yapılan araştırmalar virüslerin sıcak havalarda da etkili olabileceğini ortaya koyuyor. Ilıman havalar, bu virüslerin daha kolay çoğalmasına zemin hazırlarken, güneşin parlamasıyla birlikte daha fazla dışarıda vakit geçiriyoruz ve bu durum, virüslerin yayılmasına yol açabiliyor.Soğuk algınlığı, günlük hayatı zorlaştıran ve kişiyi haftalarca etkisi altına alabilen bir hastalık. Burun tıkanıklığı, boğaz ağrısı, yorgunluk ve öksürük gibi belirtiler, iş, sosyal hayat ve rutin aktiviteler üzerinde büyük bir engel oluşturabiliyor. Peki, soğuk algınlığını hızla atlatmak ve rahatlamak için neler yapabiliriz? Uzmanların önerilerine kulak vermek, iyileşme sürecini hızlandırabilir.Dr. Sherina Fernandes, dinlenmenin bağışıklık sisteminin enfeksiyonlarla savaşabilmesi için gerekli olan proteinleri üretmesini sağladığını belirtiyor. Dr. Fernandes, zihinsel dinlenmenin de iyileşme sürecinde önemli bir rol oynadığını vurguluyor: “Stres, bağışıklık sisteminizi zayıflatabilir ve vücudunuzun soğuk algınlığıyla mücadele etmesini zorlaştırabilir. Bu dönemde rahatlamaya, odaklanmış nefes alma ve sakinleştirici müzik dinlemek gibi aktivitelerle zaman geçirmeye çalışın.”Uyku, iyileşme sürecinde önemli bir diğer faktör. Dr. Fernandes, sekiz saatlik bir uyku düzeninin vücuda iyi geleceğini belirtiyor ve erken yatmanın, iyileşmeye katkı sağlayabileceğini vurguluyor.Soğuk algınlığının süresini kısaltmak için çinko takviyeleri öneriliyor. Çinko, bağışıklık sistemini güçlendiren önemli bir mineral. Dr. Fernandes, çinko takviyelerinin vücudun daha hızlı iyileşmesine yardımcı olabileceğini ifade ediyor. Yapılan bir araştırma, soğuk algınlığının başlangıcında her gün 75-100 mg çinko almanın hastalığın süresini iki gün kadar kısaltabileceğini gösteriyor.Çinko açısından zengin gıdalar arasında et, kümes hayvanları, yumurta, peynir, kabuklu deniz ürünleri, kuruyemişler ve tohumlar yer alıyor. Ayrıca, çinko pastilleri de etkili bir takviye olabilir.Soğuk algınlığı semptomlarını hafifletmek için parasetamol ve ibuprofen gibi reçetesiz ilaçlar kullanılabilir. Dr. Fernandes, bu ilaçların ağrı sinyallerini engelleyerek ve iltihabı azaltarak vücudun virüsle mücadele etmesini kolaylaştırdığını belirtiyor. Ancak, dikkat edilmesi gereken bir nokta da doğru dozajı kullanmak ve aşırı kafein tüketiminden kaçınmaktır.Soğuk algınlığı döneminde, vücudunuzu iyileştiren gıdalara yönelmek çok önemlidir. Şekerli, yağlı ve işlenmiş yiyecekler bağışıklık sisteminizi olumsuz etkileyebilir. Dr. Fernandes, bu tür yiyeceklerden kaçınılması gerektiğini söylüyor. Bunun yerine tavuk çorbası gibi iltihap giderici özelliği olan gıdalara yönelmek, iyileşme sürecine yardımcı olabilir.Alkol, vücudu susuz bırakabilir ve bağışıklık sistemini zayıflatarak iyileşme sürecini uzatabilir. Dr. Fernandes, alkolün soğuk algınlığını daha da kötüleştirebileceğini belirtiyor. Ayrıca, çok fazla çay ve kahve tüketiminden de kaçınılması gerektiğini vurguluyor. Kafein, vücudun susuz kalmasına yol açarak semptomları daha kötü hale getirebilir.Bal, soğuk algınlığına karşı doğal bir tedavi olarak öne çıkıyor. Oxford Üniversitesi&#039;nin yayımladığı bir incelemede, balın öksürük şiddetini önemli ölçüde azalttığı ve doğal özellikleri sayesinde soğuk algınlığının semptomlarına karşı etkili olduğu bulunmuştur. Dr. Fernandes, balın antibakteriyel ve antioksidan etkilerinin, soğuk algınlığının altında yatan nedenlerle mücadele etmeye yardımcı olduğunu söylüyor.Çayınıza bir kaşık bal ekleyerek ya da doğrudan tüketerek bu doğal çözümden faydalanabilirsiniz.Sonuç olarak, soğuk algınlığı döneminde vücudunuzu dinlendirerek, doğru beslenme ve uygun ilaç kullanımına dikkat ederek iyileşme sürecinizi hızlandırabilirsiniz. İlkbahar aylarında daha fazla dışarıda vakit geçirirken, bu virüsleri yaymamaya da özen gösterin. Unutmayın, dinlenmek ve sağlıklı alışkanlıklar geliştirmek, soğuk algınlığının etkilerini en aza indirmede önemli bir rol oynar. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/lFZTiPL6hEaM23ON5KkQYw.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Mon, 14 Apr 2025 20:18:46 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Uzman, doktor, açıkladı:, İyileşme, süresini, hızlandırıyor, öksürüğü, kesiyor</media:keywords>
</item>

<item>
<title>Akciğeri temizlemenin 8 doğal yolu: Solunum kaslarını güçlendiriyor</title>
<link>https://karadenizden.com.tr/23884</link>
<guid>https://karadenizden.com.tr/23884</guid>
<description><![CDATA[ Sağlıklı akciğerleri korumak, özellikle günümüzün kirli atmosferinde genel sağlık için kritik öneme sahiptir. Nefes egzersizleri, bitkisel ilaçlar ve yaşam tarzınızı değiştirmek gibi doğal yollar, uzun vadede akciğerlerinizi kolayca temizleyebilir ve güçlendirebilir.Derin nefes egzersizleri akciğer kapasitesini genişletir, oksijen alımını iyileştirir ve mukus birikimini temizlemeye yardımcı olur. Bunu günlük olarak yapmak akciğer verimliliğini artırır, solunum kaslarını güçlendirir ve genel solunum kalıplarını zamanla doğal ve etkili bir şekilde geliştirir.Yeterli su içmek akciğerlerdeki mukoza zarlarını ince tutar ve akciğerlerin işlevini kolaylaştırır. Uygun hidrasyon ayrıca sıkışmış mukusun gevşemesine ve toksinlerin doğal olarak atılmasına yardımcı olur.Buhar solumak hava yollarını genişletir, balgamı gevşetir ve iltihabı hafifletir. Solunum sorunları veya tıkanıklığı olanlar için anında bir solunum rahatlamasıdır ve tahriş edici maddeleri ve kirleticileri temizleyerek akciğerlerin detoksuna yardımcı olur.Yürüme, yüzme veya bisiklete binme gibi aerobik egzersizler oksijen alımını ve dolaşımı iyileştirerek akciğerleri güçlendirir. Düzenli egzersizler ayrıca akciğerlerin doğal temizliğini uyarır ve zamanla dayanıklılığı ve nefes alma verimliliğini artırır.Çilek, ıspanak ve zerdeçal gibi besinler, akciğerlerdeki iltihaplanma ve oksidatif stresle savaşan antioksidanlar açısından zengindir. Solunum sağlığını destekler ve akciğer dokusunun doğal olarak onarılmasına ve korunmasına yardımcı olur.Kirleticilere, dumana ve alerjenlere maruz kalmayı azaltmak akciğerlerinizi temiz tutar. Kirli ortamlarda maske takmak ve hava temizleyicileri kullanmak toksik maddelerin ve havadaki tahriş edici maddelerin alımını en aza indirir.Belirli pozisyonlarda yatmak, yer çekiminin akciğerlerin çeşitli bölgelerinden mukusu boşaltmasını sağlar. Bu doğal yöntem hava akışını iyileştirir, tıkanıklığı giderir ve özellikle solunum sorunları olan kişiler için daha kolay nefes almayı kolaylaştırır.Zencefil, meyan kökü ve nane gibi bitki çayları doğal iltihap giderici ve balgam söktürücü özelliklere sahiptir. Hava yollarını sakinleştirir, tahrişi hafifletir ve akciğerlerden mukusun atılmasına yardımcı olarak daha sağlıklı ve daha berrak bir nefes almayı sağlar. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/PWhnkgVHwEm4zin7oTALpA.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Mon, 14 Apr 2025 20:18:45 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Akciğeri, temizlemenin, doğal, yolu:, Solunum, kaslarını, güçlendiriyor</media:keywords>
</item>

<item>
<title>Uzman doktor açıkladı: Görmezden gelinen kanserin işareti 5 yaygın belirti</title>
<link>https://karadenizden.com.tr/23883</link>
<guid>https://karadenizden.com.tr/23883</guid>
<description><![CDATA[ Kanser dünya genelinde en yaygın görülen ve ölümcül olabilen hastalıklardan biri. Kanser tedavisinde erken tanı büyük önem taşıyor. Bazı görmezden gelinen belirtiler kanser belirtisi olabiliyor. Bunlar arasında açıklanamayan kilo kaybı, yeterli uykuya rağmen devam eden yorgunluk, kronik gece terlemeleri ve ateşler, vücutta yumrular ve rektal kanama yer alıyor.Her zaman yorgun mu hissediyorsunuz? O kadar yorgunsunuz ki kimse size inanmıyor ve tembellik olarak mı görmezden geliniyor? Belki de daha derinlemesine bakmanın zamanı geldi. Genellikle günlük sağlık sorunları olarak göz ardı edilen bu belirtiler, belki de daha fazlasına işaret ediyor olabilir. Kanser hastalarını tedavi eden uzman Dr. Tim Tiutan, sıklıkla yaygın hastalıklar olarak göz ardı edilen 5 kanser belirtisini paylaştı.Dr. Tim, Instagram&#039;da paylaşılan bir videoda &quot;Kanserler hiçbir belirti göstermeden de görülebilse de, işte bazı yaygın belirtiler&quot; diyor.Dr. Tim, istemsiz kilo kaybının kanser belirtisi olduğunu belirtti. Eğer çabalamadan kilo veriyorsanız, daha derine inmenin zamanı geldi. Diyetinizde veya egzersiz rutininizde herhangi bir değişiklik yapmadan kilo vermek bir uyarıdır, bu da dikkat etmeniz gerektiği anlamına gelir. Açıklanamayan kilo kaybı çeşitli kanser türlerinin belirtisi olabilir.Sürekli bitkin mi hissediyorsunuz? Yeterince uyuduktan sonra bile yorgun musunuz? Herkes bazen yorgun hisseder, ancak tam bir gece uykusundan sonra bile sürekli bitkinseniz, bunun nedeni stres veya yoğun bir program olmayabilir. Dr. Tim, &quot;uyumanıza rağmen sürekli yorgun hissetmenin&quot; kanser belirtisi olduğunu söylüyor. Sürekli yorgunluk, birçok kanser hastasında yaygın bir semptomdur.Herhangi bir kanser türü için erken teşhis çok önemlidir. Hastaya daha iyi tedavi seçenekleri sunar ve böylece iyileşmeden sonra yaşam kalitesini artırır. Sürekli gece terlemeleri veya ateş yaygın enfeksiyonların belirtileri olabilirken, aynı zamanda kanser belirtisi de olabilir. Kronik ve açıklanamayan gece terlemeleri veya düşük dereceli ateşler lenfoma gibi bazı kanserlere işaret edebilir.Boyun, koltuk altı veya göğüs gibi bölgelerde yumrular bulmak endişe verici olabilir ve bunun iyi bir nedeni vardır. Dr. Tim, &#039;göğüste veya boyunda olduğu gibi vücutta yumrular hissetmenin&#039; kanser belirtisi olabileceğini söylüyor. Bu yumrular şişmiş lenf düğümleri veya tümörler olabilir ve derhal bir doktor tarafından kontrol ettirilmesi önemlidir.Dışkılama sırasında kanama genellikle hemoroid olarak geçiştirilir. Ancak, kanama devam ederse veya kötüleşirse dikkat etmek önemlidir. Bunu sadece diyet değişiklikleri veya mide rahatsızlığı olarak düşünmeyin. Rektal kanama kolorektal kanser belirtisi olabilir..Dr. Tim ekliyor, “Belirsizlik nedeniyle, gerekirse bir tetkik yaptırmak için sağlık uzmanlarınızla görüşmeniz önemlidir, ancak birçok hastalık da bu semptomlarla ortaya çıkabilir.” ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/izpXeElQpkiXLVivqX6fqA.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Mon, 14 Apr 2025 20:18:44 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Uzman, doktor, açıkladı:, Görmezden, gelinen, kanserin, işareti, yaygın, belirti</media:keywords>
</item>

<item>
<title>Bilim insanlarından peynir uyarısı: Diyabet riskini artırıyor</title>
<link>https://karadenizden.com.tr/23882</link>
<guid>https://karadenizden.com.tr/23882</guid>
<description><![CDATA[ Bilim insanları, peynirin dengeli bir beslenmenin sağlıklı bir parçası olabileceğini ancak bazı peynir türlerinin, özellikle fermente edilmemiş olanların, tip 2 diyabet riskini artırabileceği konusunda uyarılarda bulunuyor. Yeni yapılan bir araştırma, bazı süt ürünlerinin bu kronik rahatsızlığa nasıl yol açabileceğini ve bazılarının ise şaşırtıcı derecede koruyucu etkiler gösterebileceğini ortaya koydu.Tip 2 diyabet, vücudun yeterli insülin üretememesi nedeniyle yüksek kan şekeri seviyelerine yol açan bir rahatsızlıktır. Uzun süreli yüksek kan şekeri, damarlar, sinirler, böbrekler, gözler gibi organlara zarar verebilir ve kalp hastalığı ile felç riskini artırabilir. Dünya çapında önemli bir halk sağlığı sorunu olan bu hastalık, özellikle obezite oranlarının artışıyla birlikte yaygınlaşıyor.İngiltere&#039;de yapılan tahminlere göre, 2025 yılına kadar beş milyondan fazla kişiye diyabet teşhisi konulacağı, 2030 yılına kadar ise her 10 yetişkinden birinin diyabet hastası olabileceği öngörülüyor.İsveçli yetişkinlerin de katıldığı yeni bir araştırma, fermente edilmemiş süt ve peynirlerin aşırı tüketiminin tip 2 diyabet riskini artırabileceğini gösterdi. İsveç, kişi başına düşen süt tüketiminde 2013 yılında dünya sıralamasında dördüncü sırada yer alıyordu ve yıllık ortalama 341,2 kg süt tüketimi ile dikkat çekiyor.İsveç’te yapılan araştırmada, 1991-1996 yılları arasında Malmö Diyet ve Kanser Çalışması’na katılan 26.461 birey üzerinde yapılan 24 yıllık bir takip çalışması incelendi. Çalışmada, fermente edilmemiş süt, fermente süt (yoğurt ve ekşi süt), peynir, krem ve tereyağı gibi süt ürünlerinin tüketimi araştırıldı.Sonuçlar, fermente edilmemiş süt ve peynir tüketiminin yüksek olmasının diyabet geliştirme riskini önemli ölçüde artırabileceğini ortaya koydu. Örneğin, fermente edilmemiş süt ve peynirin günlük 100 gramlık artışı, tip 2 diyabet riskini sırasıyla yüzde 4 ve yüzde 3 oranında artırırken, fermente süt ve tereyağının ise diyabet riskini azalttığı gözlendi.Araştırmacılar, fermente edilmiş ve fermente edilmemiş peynirler arasındaki farklara da dikkat çekti. Fermente edilmiş peynirler arasında çedar, Gouda ve Parmesan yer alırken; fermente edilmemiş peynirler arasında mozzarella, süzme peynir, krem peynir, ricotta ve mascarpone gibi çeşitler bulunuyor.İlginç bir şekilde, peynirin diyabet riskine etkisi erkeklerde daha belirginken, kadınlar üzerinde böyle bir etki gözlemlenmedi. Bu da diyetin, cinsiyet ve yaşam tarzı gibi faktörlerden bağımsız olarak tip 2 diyabet için önemli bir risk faktörü olduğunu gösteriyor.Süt ürünleri, büyüme ve bağışıklık fonksiyonu için vazgeçilmezdir ve diyabet riskini tamamen ortadan kaldırmamak adına bu ürünlerin beslenmeden tamamen çıkarılması önerilmez. Ancak bilim insanları, süt ve peynir gibi ürünlerin aşırı tüketiminin dengeli bir şekilde yapılması gerektiğini vurguluyor. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/gchg-2Xy60C-aAIIKDw6fQ.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Mon, 14 Apr 2025 20:18:43 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Bilim, insanlarından, peynir, uyarısı:, Diyabet, riskini, artırıyor</media:keywords>
</item>

<item>
<title>Beyin sisi neden endişe verici? En erken uyarı işaretleri</title>
<link>https://karadenizden.com.tr/23881</link>
<guid>https://karadenizden.com.tr/23881</guid>
<description><![CDATA[ Konsantrasyon zorlukları, unutkanlık ve zihinsel yorgunlukla karakterize edilen beyin sisi, kendi başına bir durum değil, altta yatan sorunların bir belirtisidir. Uyku eksikliği, kötü beslenme, stres, hormonal değişiklikler ve COVID-19 gibi durumlar bunu tetikleyebilir.Basit bir ifadeyle, beyin sisi düşünme, hatırlama ve konsantre olma şeklinizi etkileyen durumdur. Hiç bir odaya girip oraya neden gittiğinizi tamamen unuttunuz mu? Ya da belki de kendinizi bilgisayar ekranınıza bakarken buldunuz ve az önce ne üzerinde çalıştığınızı hatırlayamıyorsunuz. Bu size tanıdık geliyorsa, yaygın olarak &quot;beyin sisi&quot; olarak bilinen şeyi deneyimlemiş olabilirsiniz.Beyin sisi, insanların bir dizi bilişsel semptomu tanımlamak için kullandıkları bir terime daha çok benzer. Bunu beyninizin yavaş çekimde çalışması veya yoğun bir zihinsel sisin içinde yürürken net düşünmeye çalışmanız olarak düşünün. Sinir bozucu, kafa karıştırıcıdır ve kontrol edilmezse günlük hayatınızı alt üst edebilir.Beyin sisi belirtileri arasında konsantre olmada zorluk çekmeniz vardır; normalde kolayca halledebildiğiniz görevlere bile odaklanmakta zorluk çekebilirsiniz. Unutkanlık, randevuları, isimleri veya anahtarlarınızı nereye koyduğunuzu (tekrar) unutabileceğiniz durumun bir diğer önemli özelliğidir. Bazen tam bir gece uykusundan sonra bile beyniniz hala düşük pille çalışıyormuş gibi hissedebilir. Hiçbir şey gerçekten yanlış olmasa bile, zihinsel olarak sıkışmış veya ilhamsız hissedebilirsiniz.Beyin sisi belirli bir durum nedeniyle oluşmaz. Bazen, tek bir şey değil, size karşı çalışan bir dizi faktörün birleşimidir. Uyku eksikliği muhtemelen en büyük ve en belirgin nedendir. Beyninizin sıfırlanması ve düzgün çalışması için dinlenmeye ihtiyacı vardır. Kötü beslenme de bir diğer nedendir. Çok fazla şeker, işlenmiş gıdalar veya öğün atlamak beyninizin kimyasını bozabilir. B vitaminleri, omega-3&#039;ler ve demir gibi temel besin maddelerinin eksikliği de bilişinizi etkileyebilir. Zihinsel aşırı yüklenme beyninizin biraz kısa devre yapmasına neden olabilir. Kronik stres, hafızayı ve odaklanmayı etkileyen kortizol salgılar. Özellikle kadınlar hamilelik, menopoz veya adet döngüleri sırasında beyin sisi fark edebilirler. Hormonlar beyin fonksiyonunda önemli bir rol oynar. Fibromiyalji, kronik yorgunluk sendromu, otoimmün hastalıklar ve tiroid bozuklukları gibi durumlar genellikle semptom olarak beyin sisi ile birlikte gelir.Birçok kişi, Aralık 2019&#039;da başlayan COVID&#039;den kurtulduktan sonra bilişsel zorluklardan şikayet etti. O zamanlar yeni olan koronavirüs suşundan kurtulan kişiler kendilerini normal hissetmiyorlardı ve normal hayatlarını sürdürmekte zorluk çekiyorlardı. Hafıza kayıpları, konsantre olma zorluğu, kafa karışıklığı ve zihinsel yorgunluk ile karakterize olan bu durum, özellikle uzun süreli COVID hastaları arasında yaygındı. Araştırmacılar, enfeksiyon sırasında iltihaplanma, beyne giden oksijen akışının bozulması ve bağışıklık sisteminin aşırı aktivasyonunun bu bilişsel sorunlara katkıda bulunabileceğine inanıyor. Birçok kişi için beyin sisi, negatif testten aylar sonra bile günlük yaşamı, iş performansını ve duygusal refahı önemli ölçüde etkiler.Erken belirtileri bilmek, kontrolden çıkmadan önce beyin sisi ile başa çıkmanıza veya hatta onu tersine çevirmenize yardımcı olabilir.İşte dikkat etmeniz gerekenler:Zihinsel olarak &quot;tuhaf&quot; hissetmeye başlarsınız: Belki iş toplantıları sırasında o kadar keskin değilsinizdir veya paragrafları anlamak için birkaç kez tekrar okuyorsunuzdur.Hafızanız size oyun oynamaya başlar: Küçük unutkan anlar daha sık yaşanmaya başlar.İyi uyuduktan sonra bile yorgun hissedersiniz: Bu sadece fiziksel yorgunluk değil, aynı zamanda donuk, kalıcı bir zihinsel yorgunluktur.Eskiden kolayca yaptığınız işler artık bunaltıcı gelir: Çek defterinizi dengelemek veya basit bir market alışverişi planlamak gibi.İnsanlar değişiklikleri fark etmeye başlar: Belki bir iş arkadaşınız iyi olup olmadığınızı sorar veya dikkatinizin dağılmış veya dalgın göründüğünüzü söyler. Beyin sisi yaşam kalitenizi etkiliyorsa veya haftalarca iyileşme göstermeden devam ediyorsa, daha derinlere inmenin zamanı geldi. Özellikle açıklanamayan kilo değişiklikleri, kronik ağrı veya ruh hali değişimleri gibi diğer semptomlar eşlik ediyorsa. Bir sağlık uzmanı daha büyük bir şey olup olmadığını belirlemenize yardımcı olabilir.Beyin sisi genellikle tersine çevrilebilir. İşte o zihinsel sisi nasıl ortadan kaldıracağınız ve tekrar kendiniz gibi hissetmeye nasıl başlayacağınız. 7-9 saat kaliteli uyku hedefleyin.
Uyku programınızı tutarlı tutun ve yatmadan hemen önce ekranlardan kaçının. Yapraklı yeşillikler, yağlı balık, meyveler, kuruyemişler ve tam tahıllar gibi beyin dostu yiyecekler yiyin. Şekeri ve işlenmiş abur cuburu azaltın.
Her zaman susuz kalmayın, hafif dehidratasyon bile odaklanmayı ve berraklığı etkileyebilir.
Egzersizleri atlamayın, düzenli egzersiz beyne giden kan akışını artırır ve iyi hissettiren kimyasallar salgılar. ruh halinizi ve bilişinizi iyileştirme ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/54o4khW-9EupNGFbKxVH6A.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Mon, 14 Apr 2025 20:18:41 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Beyin, sisi, neden, endişe, verici, erken, uyarı, işaretleri</media:keywords>
</item>

<item>
<title>Demir eksikliği 7 ciddi soruna yol açıyor: Vücudu sessizce etkiliyor</title>
<link>https://karadenizden.com.tr/23880</link>
<guid>https://karadenizden.com.tr/23880</guid>
<description><![CDATA[ Yaygın bir beslenme sorunu olan demir eksikliği, çeşitli bedensel işlevleri sessizce etkileyebilir. Yeterli demir olmadan, vücudunuz yeterli hemoglobin üretmekte zorlanır ve bu da zamanla enerjiyi, bağışıklığı ve genel sağlığı etkileyen belirgin sağlık komplikasyonlarına yol açar.Düşük demir seviyeleri kandaki oksijen taşınmasını azaltır, kasları ve dokuları enerjiden mahrum bırakır.Bu, dinlenme veya uykudan sonra bile sürekli yorgunluk, güçsüzlük ve konsantre olma zorluğuna neden olarak günlük üretkenliği ve motivasyonu etkiler.Demir, kana kırmızı rengini veren hemoglobinin üretilmesine yardımcı olur. Seviyeler düştüğünde, cilt özellikle yüz, dudakların iç kısmı ve alt göz kapaklarında belirgin şekilde soluk veya soluk görünebilir ve bu da kan dolaşımının azaldığını gösterir.Yetersiz demir, kaslara ve dokulara oksijen iletimini sınırlar ve merdiven çıkmak veya yürümek gibi basit aktiviteleri bile zorlaştırır. Efor sarf etmeden nefes darlığı veya kalp atışlarınızın hızlanması yaşayabilirsiniz ve bu da vücutta oksijen eksikliğinin bir işaretidir.Düşük hemoglobin seviyeleri nedeniyle beyinde oksijen eksikliği, kalıcı baş ağrılarına veya sık sık baş dönmesine yol açabilir. Bu, kan damarlarının buna yanıt olarak şişmesiyle oluşur ve alın veya şakaklar çevresinde basınç ve ağrıya neden olur.KIRILGAN TIRNAKLAR VE BAŞ DÖNMESİDemir eksikliği keratin üretimini zayıflatır ve kolayca kırılan kuru, kırılgan tırnaklara ve aşırı saç dökülmesine neden olur. Saçlar ince, donuk görünebilir veya yamalar halinde dökülebilir ve bu da foliküllere yetersiz beslenme ve kan akışı olduğunu gösterir.Bacaklarda karıncalanma, sürünme hissi (özellikle geceleri) demir eksikliğinin bir işaretidir. Uykuyu bozar ve bacakları hareket ettirmek için rahatsız edici dürtülere neden olur, genellikle beyindeki dopamin fonksiyonunun azalmasıyla bağlantılıdır.Demir, bağışıklık hücresi üretimini ve işlevini destekler. Eksik olduğunda, vücut enfeksiyonlarla savaşmakta zorlanır ve bu da sık sık soğuk algınlığına, boğaz ağrısına veya yavaş iyileşen yaralara yol açar ve bu da zayıflamış bağışıklığı ve hastalığa karşı artan duyarlılığı yansıtır. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/eRoTZhk1DEWdE3DdsAwZLA.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Mon, 14 Apr 2025 20:18:40 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Demir, eksikliği, ciddi, soruna, yol, açıyor:, Vücudu, sessizce, etkiliyor</media:keywords>
</item>

<item>
<title>Kolon kanseri cerrahı açıkladı: Bağırsak kanserinin çok az kişinin bildiği belirgin bir belirtisi var</title>
<link>https://karadenizden.com.tr/23879</link>
<guid>https://karadenizden.com.tr/23879</guid>
<description><![CDATA[ Kolorektal kanser, dünyada hızla artan bir sağlık sorunu olarak dikkat çekerken, uzmanlar, çoğu kişinin fark etmediği ancak önemli bir semptomun varlığı konusunda uyarıyor.Kolorektal cerrah ve bağırsak sağlığı araştırmacısı Dr. Alasdair Scott, &quot;Tenesmus&quot; adı verilen bu semptomun, her yıl bağırsak kanserine yakalanan yaklaşık 2.000 kişiyi etkileyebileceğini belirtti. Tenesmus, tuvalete gitmiş olsanız dahi sürekli olarak bağırsakları boşaltma ihtiyacı hissetmek olarak tanımlanıyor. Dr. Scott, bu durumun, bir doktora başvurmak için önemli bir sebep olduğunu vurguladı.&quot;Bu, tuvalete gitmiş olsanız bile sürekli bir şeyler olduğu hissidir. Eğer bu his devam ediyorsa, doktora gitmenizin zamanı gelmiş demektir&quot; diyen Dr. Scott, özellikle 50 yaş altındaki kişilerin aile hekimlerine başvurmalarını öneriyor.Dr. Scott, tıbbi test firması Selph&#039;te Bilim Direktörü olarak görev yaparken, bağırsak kanserinin 50 yaş altındaki bireylerde artan bir sorun haline geldiğine dikkat çekti. &quot;Bağırsak kanseri oranları 50 yaş altındaki bireylerde hızla artıyor. 50&#039;li yaşlarının ortasında tarama programına katılmak yerine, ABD ve Japonya gibi ülkelerden ilham alarak taramaları 40&#039;lı yaşlarda başlatmalıyız. Bu sayede bağırsak kanserinden kurtulma oranı daha yüksek olacaktır&quot; şeklinde konuştu.Son yıllarda, özellikle genç yaşlardaki bireylerde bağırsak kanseri vakalarının hızla arttığı görülüyor. 1990&#039;ların başından 2018&#039;e kadar Birleşik Krallık&#039;ta 25 ila 49 yaş arasındaki yetişkinlerde bağırsak kanseri teşhisi konanların sayısı %22 oranında arttı. Bu, yüksek gelirli ülkeler arasında en hızlı artışlardan biri olarak kayda geçti. Ancak uzmanlar, bu artışın nedenini tam olarak açıklayamıyor. Beslenme alışkanlıklarındaki değişiklikler, çevresel faktörler ve kirlilik gibi etmenler bu artışı tetikleyen unsurlar arasında sayılıyor.Dr. Scott, bağırsak kanseri olan kişilerin yarısından fazlasının hastalığın ileri evrelerinde teşhis edildiğini, bunun da tedaviyi zorlaştırdığını belirtti. Bunun en büyük sebebinin, pek çok hastanın yardım almak için &quot;çok geç&quot; olmayı beklemesi olduğunu ifade etti. Son yapılan araştırmalara göre, İngiltere&#039;deki halkın üçte biri bağırsak kanserinin belirtilerini bilmiyor. Yapılan bir ankette ise, katılımcıların %80&#039;inin bağırsak alışkanlıklarındaki değişikliklere dikkat etmeleri gerektiğini bilmediğini, %90&#039;ının ise alttan kanamanın bir belirti olduğunu fark etmediğini ortaya koydu.Dr. Scott, bağırsak kanserinin erken teşhisinin önemine değindi. &quot;Bağırsak kanserine ne kadar erken yakalanırsanız, onu yenme şansınız o kadar artar&quot; dedi. Başlıca belirtiler arasında bağırsak alışkanlıklarında değişiklik, dışkının kıvamında farklılıklar, dışkıdaki mukus ve kanama yer alıyor. Ayrıca, uzun süre devam eden mide ağrısı ve ani kilo kaybı da dikkate alınması gereken semptomlar arasında.&quot;Özellikle dışkınızda bir değişiklik fark ediyorsanız ve bu durum 2-3 hafta boyunca devam ediyorsa, hemen doktorunuza başvurmalısınız&quot; şeklinde uyarılarda bulunan Dr. Scott, &quot;Bağırsak kanseri çoğunlukla daha gevşek dışkıya ve sık tuvalete gitmeye neden olur, ancak bazen kabızlık da görülebilir&quot; dedi.Son olarak, kilo kaybı da bağırsak kanseri belirtisi olabilir. Dr. Scott, &quot;Çabalamadan kilo vermeye başlarsanız, mutlaka bir doktora görünün&quot; dedi. &quot;Sık tartılmıyorsanız, kilo kaybını fark etmeyebilirsiniz. Ancak çevrenizden kilo verdiğinize dair yorumlar almaya başlarsanız, bunun farkında olmalısınız&quot; dedi. Kilo kaybı, genellikle en belirsiz ve fark edilmesi en zor semptomlardan biri olarak dikkat çekiyor.Son yıllarda, genç yaşlarda bağırsak kanseri teşhisi konan bireylerin sayısında artış yaşanıyor. Bu durum, hayatlarının en verimli dönemlerinde bağırsak kanseriyle mücadele eden pek çok insana dair üzücü hikâyelerin ortaya çıkmasına neden oldu. 2022 yılında hayatını kaybeden, &quot;bağırsak bebeği&quot; olarak tanınan Deborah James, 35 yaşında bağırsak kanseri teşhisi konulmuş ve hastalığıyla mücadelesini, milyonlarca dolar bağış toplayarak sürdürmüştü.Dr. Scott, bağırsak kanserine karşı farkındalığın artırılması ve erken teşhisin önemine dikkat çekiyor. Erken tespit edilen vakaların tedavi şansının çok daha yüksek olduğunu belirten uzmanlar, bu hastalığa karşı tüm bireylerin daha dikkatli olmalarını ve semptomları göz ardı etmemelerini öneriyor. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/S3s6hGLFeUyQ2IpzgOZ9mw.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Mon, 14 Apr 2025 20:18:39 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Kolon, kanseri, cerrahı, açıkladı:, Bağırsak, kanserinin, çok, kişinin, bildiği, belirgin, bir, belirtisi, var</media:keywords>
</item>

<item>
<title>Koluna inşaat demiri saplanandı, itfaiye tarafından kurtarıldı</title>
<link>https://karadenizden.com.tr/23878</link>
<guid>https://karadenizden.com.tr/23878</guid>
<description><![CDATA[ Koluna inşaat demiri saplanan çocuk itfaiye ekipleri tarafından kurtarıldı. Demirin kesilmesiyle rahat nefes alan çocuk tedavi altına alındı.Hatay&#039;ın Kumlu ilçesi Gökçeoğlu Mahallesi’nde çocuğun koluna inşaat demiri saplandığını fark eden vatandaşlar durumu 112 Acil Çağrı Merkezi’ne bildirdi.İhbar üzerine bölgeye Hatay Büyükşehir Belediyesi itfaiye ekipleri ve sağlık ekipleri sevk edildi.DEMİR KESİLEREK KURTARILDIDemir, itfaiye ekipleri tarafından kesilerek çocuk kurtarıldı.  HASTANEYE SEVK EDİLDİYaralı çocuk, sağlık ekiplerinin ilk müdahalesinin ardından hastaneye sevk edildi. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/t9GquB6WV0yVoTjzaaB3SQ.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Mon, 14 Apr 2025 20:18:38 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Koluna, inşaat, demiri, saplanandı, itfaiye, tarafından, kurtarıldı</media:keywords>
</item>

<item>
<title>Gastroenterolog açıkladı: En iyi ve en kötü 4 magnezyum takviyesi</title>
<link>https://karadenizden.com.tr/23877</link>
<guid>https://karadenizden.com.tr/23877</guid>
<description><![CDATA[ Magnezyum, çok sayıda bedensel işlev için hayati önem taşır, ancak farklı formları farklı faydalar sunar. Doğru magnezyum takviyesini seçmek, kişisel ihtiyaçları anlamakla ilgilidir. İster uyku, ister zihinsel berraklık, ister kabızlık giderimi veya enerji artışı olsun, büyük fark yaratabilecek bir magnezyum formu vardır. Faydalarına ve emilim oranlarına göre doğru takviyeyi dikkatlice seçerek önemlidir.Magnezyum, vücut için en önemli minerallerden biridir ve 300&#039;den fazla biyokimyasal reaksiyonda rol oynar. Sağlıklı bir sinir sistemini korumaya yardımcı olur, kas fonksiyonunu destekler ve hatta daha iyi uykuyla bağlantılıdır. Ancak, tüm magnezyum takviyeleri eşit yaratılmamıştır. Maksimum faydayı sağlamak için belirli ihtiyaçlar için doğru olanı seçmek önemlidir.Huzurlu bir gece uykusu almak söz konusu olduğunda, magnezyum glisinat genellikle en iyi seçeneklerden biri olarak kabul edilir. Bir sosyal medya gönderisinde, gastroenterolog olan Dr. Saurabh Sethi, bu magnezyum formunun sakinleştirici özelliklere sahip bir amino asit olan glisine bağlı olduğunu açıkladı. Magnezyum glisinat, gevşemeyi teşvik etmeye ve uyku kalitesini iyileştirmeye yardımcı olur. Mideye naziktir ve etkili bir şekilde emilir, bu da onu uykusuz gecelerle başa çıkmak isteyen herkes için en iyi seçim haline getirir.Magnezyum glisinat sadece uykuya yardımcı olmakla kalmaz; aynı zamanda kas gevşemesini de destekler, bu da onu gece kramplarını veya rahatsızlığını azaltmak için ideal hale getirir. Yani, eğer kişi iyi bir gece uykusu arıyorsa, magnezyum glisinat vücudun ihtiyaç duyduğu şey olabilir.Magnezyum L-treonat, beyin sağlığını destekleme söz konusu olduğunda öne çıkar. Çalışmalar, bu magnezyum formunun kan-beyin bariyerini diğerlerinden daha etkili bir şekilde geçebildiğini, yani hafıza ve odaklanma gibi bilişsel işlevlere yardımcı olabileceğini göstermektedir. Zihinsel berraklık ve işlev ana hedeflerse, magnezyum L-treonat dikkate alınması gereken takviyedir.Bu magnezyum formu ayrıca gelişmiş sinaptik plastisiteyle, yani beynin sinaptik bağlantıları oluşturma ve yeniden düzenleme yeteneğiyle ilişkilendirilmiştir. Basitçe ifade etmek gerekirse, beynin keskin kalmasına yardımcı olur ve bu da onu zihinsel performansı artırmaya çalışanlar için özellikle yararlı hale getirir.Kabızlıkla mücadele edenler için magnezyum sitrat sağlık uzmanları tarafından oldukça tavsiye edilir. Bu magnezyum formu daha biyoyararlanımlıdır, yani vücut onu kolayca emebilir. Magnezyum sitrat bağırsaklara su çekerek dışkıyı yumuşatmaya ve düzenli bağırsak hareketlerini teşvik etmeye yardımcı olabilir.Kabızlığı gidermeye yardımcı olmak için en yaygın kullanılan magnezyum formlarından biridir ve birçok reçetesiz takviyede bulunabilir. Sadece dozaj konusunda dikkatli olun, çünkü aşırı miktarlar gevşek dışkıya veya ishale neden olabilir.Magnezyum oksit çeşitli takviyelerde bulunsa ve magnezyum eksikliğine bir çözüm olarak reklamı yapılsa da, çoğu insan için en iyi seçenek olmayabilir. Bu magnezyum formunun biyoyararlanımı düşüktür, yani vücut onu emmekte zorluk çeker. Magnezyum oksit, kan dolaşımındaki magnezyum seviyelerini yükseltmede diğer formlar kadar etkili olmayabilir.Magnezyum oksit, özellikle mide ekşimesini gidermek veya müshil olarak sindirim sorunları için sıklıkla kullanılır, ancak daha düşük emilim oranı, genel sağlık yararları için magnezyum seviyelerini yükseltmek isteyenler için onu daha az ideal hale getirir. Belirli sindirim sorunları için reçete edilmediği sürece bundan kaçınmanız önerilir.
Bu makale sadece genel bilgi verme amacıyla yazılmıştır ve doktor tavsiyesi olarak ele alınmaması gerekir. Makalenin içeriğinden yola çıkarak okurun kendi başına koyduğu teşhislerden ntv.com.tr sorumlu değildir. Sağlığınızla ilgili herhangi bir endişeniz varsa doktorunuza danışın bilinçsiz takviye kullanmayın. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/mOxa9JFGFkmDnN9G7T2vdQ.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Mon, 14 Apr 2025 20:18:37 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Gastroenterolog, açıkladı:, iyi, kötü, magnezyum, takviyesi</media:keywords>
</item>

<item>
<title>Akciğer kanseri riski taşıyor musunuz? Erken teşhis için önemli</title>
<link>https://karadenizden.com.tr/23876</link>
<guid>https://karadenizden.com.tr/23876</guid>
<description><![CDATA[ Akciğer kanseri dünya genelinde en sık görülen kanser türleri arasında yer alıyor. Akciğer kanserinin en büyük nedenlerinden biri sigara içmek olarak biliniyor. Ancak pasif içicilik, hava kirliliği, tehlikeli mesleki maruziyetler de riski önemli ölçüde artırır. Ağır sigara içme geçmişi olan 50-80 yaş arası kişiler yıllık taramalardan geçmelidir. Peki, akciğer kanseri riski taşıyan kişiler kimler?Akciğer kanseri, her yıl binlerce yeni vakanın teşhis edildiği en yaygın ve en ölümcül kanserlerden biridir. Sigara, küresel olarak akciğer kanseri vakalarının yaklaşık yüzde 85&#039;ini oluşturarak birincil neden olmaya devam ederken, diğer birçok faktör bu hastalığa yakalanma riskini önemli ölçüde artırır. Akciğer kanserini erken yakalamak, başarılı bir tedavi şansını önemli ölçüde artırır. Bazı kişiler yaşam tarzları ve çevresel maruziyetleri nedeniyle akciğer kanserine yakalanmaya daha yatkındır.Sigara içmek akciğer kanserinin önde gelen nedenidir ve bu nedenle sigara içenlerin, özellikle 50 yaş üstü bireylerin düzenli taramalardan geçmesi çok önemlidir. Hayatlarının önemli bir bölümünde, örneğin on yıllardır veya gençliklerinden başlayıp yetişkinliklerine kadar sigara içen kişilere uzun süreli sigara içenler denir. Bu tür eski sigara içicileri, sigarayı bıraktıktan yıllar sonra bile birden fazla kanser türü geliştirebilirler.PASİF İÇİCİLEREvde veya işte olsun, pasif içime düzenli olarak maruz kalmak, sigara içmeyenler için bile akciğer kanseri riskini artırabilir. Pasif içime maruz kalmak iyi bilinen bir risk faktörüdür. Başkalarının dumanını soluyan sigara içmeyenler akciğer kanserine yakalanma açısından daha yüksek risk altındadır.Kirli alanlarda yaşamak veya çalışmak akciğer kanseri ve akciğerle ilgili diğer birçok sorunun gelişmesine yol açabilir.TEHLİKELİ SEKTÖRLERİnşaat, madencilik ve imalat gibi tehlikeli sektörler, asbest, kimyasallar ve zehirli dumanlara maruz kalma nedeniyle akciğer kanseri riskini artırabilir. Mesleki tehlikeler de önemli ölçüde katkıda bulunur. İnşaat ve madencilik gibi endüstrilerde çalışan kişiler sıklıkla asbest, arsenik ve dizel egzozu gibi kanserojenlere maruz kalırlar ve bu da akciğer kanseri riskini önemli ölçüde artırır.Akciğer kanserine genetik bağları olan kişilerde akciğer kanserine yakalanma olasılığı daha yüksektir. Akciğer kanseri aile öyküsü, hiç sigara içmemiş kişilerde bile duyarlılığı artırabilir. Bu çeşitli risk faktörlerini anlamak çok önemlidir.Tarama yoluyla erken teşhis, sağ kalım oranlarını önemli ölçüde iyileştirebilir. Şu anda sigara içen veya en az 20 yıl sigara içme geçmişi olan 50 ila 80 yaş arası kişiler için yıllık akciğer kanseri taraması önerilir. Yüksek risk altında olanlar, erken müdahale hayat kurtarıcı olabileceğinden taramanın gerekliliğini değerlendirmek için proaktif olarak bir sağlık uzmanına danışmalıdır.Erken tarama, semptomlar ortaya çıkmadan önce akciğer kanserinin keşfedilmesine yol açarak tedavi sonuçlarını ve sağ kalım oranlarını iyileştirebilir. Bu risk gruplarından birine giren herkes tarama hakkında doktorlarıyla görüşmelidir.Bu makale sadece genel bilgi verme amacıyla yazılmıştır ve doktor tavsiyesi olarak ele alınmaması gerekir. Makalenin içeriğinden yola çıkarak okurun kendi başına koyduğu teşhislerden ntv.com.tr sorumlu değildir. Sağlığınızla ilgili herhangi bir endişeniz varsa doktorunuza danışın. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/O51NCBFJUEiqBaD3lx-0fA.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Mon, 14 Apr 2025 20:18:35 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Akciğer, kanseri, riski, taşıyor, musunuz, Erken, teşhis, için, önemli</media:keywords>
</item>

<item>
<title>Gençlerde meme kanseri artıyor: Kanserde yeni tedavi seçenekleri arttı</title>
<link>https://karadenizden.com.tr/23875</link>
<guid>https://karadenizden.com.tr/23875</guid>
<description><![CDATA[ Kanser haftasını geride kaldı. Meme kanseri, her 8 kadından birinde görülüyor. Uzmanlar, meme kanserinin görülme sıklığının fazla ama olduğunu ancak tedavide başarı şansının da çok yüksek olduğunu vurguluyor. Haber: Melike ŞahinTürkiye&#039;de her yıl 25 bin yeni meme kanseri tanısı koyuluyor.  Meme kanseri kadınlarda en sık görülen kanser türü. Gençlerde hastalığa yakalanma oranı giderek yaygınlaşıyor. Kanser görülme sıklığı artıyor ancak tedavide başarı oranı da her geçen gün yükseliyor.  Genel Cerrah Prof. Dr. Cihan Uras, meme kanserinin nedenleri arasında birçok etken olduğunu vurgulayıp çevresel, ailesel ve kalıtsal faktörler olduğunu dile getirdi.MEME KANSERİNDEN ÖLÜMLER AZALDI  Uras, &quot;1975 yılındaki ölüm oranlarıyla 2000&#039;li yıllardaki ölüm oranlarını karşılaştırdığımızda yüzde 50&#039;ye yakın meme kanserinden ölümlerde azalma olduğunu görüyoruz. Meme kanseri erken teşhis edildiği zaman yüzde 100&#039;e yakın iyileşme sağlanıyor.&quot; dedi.  Eski yıllarda ellerinde sadece kemoterapi seçeneği olduğunu sözlerine ekleyen Uras, &quot;Bugün tümörleri çok iyi tanıyoruz. Tek bir çeşit meme kanseri yok her bir alt grupta uyguladığımız tedaviler farklı. Kadınların yaşamlarını uzattığımız gibi hatta kronik bir hastalık olarak sağlıklı bir yaşama uzun yıllar devam etmesini sağlıyoruz.&quot; diye konuştu. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/pKSeWWTzQEmkDzqupDKv9Q.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Mon, 14 Apr 2025 20:18:33 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Gençlerde, meme, kanseri, artıyor: Kanserde, yeni, tedavi, seçenekleri, arttı</media:keywords>
</item>

<item>
<title>Uyku ilacı ve Alzheimer: Proteinlerin birikimini azaltabilir</title>
<link>https://karadenizden.com.tr/23874</link>
<guid>https://karadenizden.com.tr/23874</guid>
<description><![CDATA[ Uzmanlar uyku ilacının Alzheimer ile ilişkili proteinlerin birikimini azaltabileceğini bildirdi. 2023&#039;te yayımlanan bir araştırma, yaygın bir uyku ilacının Alzheimer hastalığıyla bağlantılı zararlı proteinlerin beyinde birikmesini azaltabileceğini ortaya koydu.St. Louis&#039;deki Washington Üniversitesi’nde yapılan çalışmada, uykusuzluk tedavisinde kullanılan ‘suvorexant’ isimli ilacın, beyni her gece temizleyen sıvı aracılığıyla Alzheimer ile ilişkili ‘amiloid-beta’ ve ‘tau’ proteinlerinin seviyelerinde hafif bir düşüşe neden olduğu belirlendi.   Araştırma, uyku kliniğinde iki gece boyunca gözlemlenen ve herhangi bir bilişsel bozukluğu olmayan 38 sağlıklı, orta yaşlı yetişkin üzerinde gerçekleştirildi. Bulgular, uyku ve Alzheimer hastalığının biyolojik belirtileri arasında olası bir bağlantıya işaret ediyor.  Bilim insanları uzun süredir uyku bozukluklarının, Alzheimer’ın hafıza kaybı ve zihinsel gerileme gibi belirtilerinden önce ortaya çıkabileceğini düşünüyor.   Bu belirtiler ortaya çıkmadan önce beyinde ‘amiloid-beta’ plakları birikmeye başlıyor ve sinir hücrelerinin arasını tıkayarak hastalığın ilerlemesine katkıda bulunuyor.   Araştırmanın başyazarı Washington Üniversitesi Uyku Tıbbı Merkezi’nden nörolog Dr. Brendan Lucey, elde edilen sonuçların umut verici olduğunu ancak kesin yargılara varmak için erken olduğunu söyledi. Lucey açıklamasında, “Alzheimer hastalığından endişe eden bireylerin, sadece bu çalışmaya dayanarak her gece ‘suvorexant’ kullanmaya başlamaları için henüz yeterli kanıt yok” ifadelerini kullandı. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/4YF2fyK6g06-_iysR17KYA.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Mon, 14 Apr 2025 20:18:32 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Uyku, ilacı, Alzheimer:, Proteinlerin, birikimini, azaltabilir</media:keywords>
</item>

<item>
<title>İngiltere&amp;apos;de fare ve çöp krizi sürüyor: Halk sağlığı riski ilan edildi</title>
<link>https://karadenizden.com.tr/23873</link>
<guid>https://karadenizden.com.tr/23873</guid>
<description><![CDATA[ İngiltere’nin en büyük ikinci şehri Birmingham’da çöp toplama grevi sırasında çürüyen çöp yığınlarıyla beslenen fareler, halk sağlığı krizi uyarılarına yol açtı. Uzun süredir devam eden anlaşmazlıkta ise henüz bir çözüm görünmüyor.Birmingham Şehir Meclisi ile sendika arasında iş, maaş ve çalışma koşulları konularında yaşanan anlaşmazlık, çöp toplayıcılarının greve gitmesine neden oldu.  Unite sendikası, Başbakan Keir Starmer’ın liderliğini yaptığı ve şehir meclisinde çoğunluğu elinde tutan İşçi Partisi&#039;nin uzun süredir müttefiki olsa da, son zamanlarda hükümeti giderek daha sert bir şekilde eleştiriyor.  Starmer’ın grev karşısındaki sert tutumu da, Birleşik Krallık’ın en büyük sendikalarından biri olan Unite ile ilişkilerin gerilmesine yol açtı. Grev nedeniyle şehir genelinde yol kenarlarında çöp yığınları birikmeye başladı.FARE İSTİLASINA YOL AÇTI  Yol kenarlarında biriken çöp yığınları da, farelerin istilasına yol açtı. Sağlık Bakanı Wes Streeting, bu hafta yaptığı açıklamada halk sağlığıyla ilgili endişelerini dile getirdi. Başbakan Yardımcısı Angela Rayner da, parlamentoda yaptığı konuşmada bu &quot;sefaletin&quot; sona erdirilmesi için çalıştıklarını söyledi.BELEDİYE KESİNTİLERİNE SENDİKA İTİRAZIBelediye, 2023 yılında fiilen iflas ettiğinin açıklanmasının ardından yerel harcamalarda kesinti yapmak zorunda kaldığını söylemişti.  İşçileri temsil eden sendika Unite, bu hamlenin işçilerin ücret artışını engellediğini ve bazı personelin rütbelerini düşürdüğünü, bunun da en kötü durumda yıllık maaşlarında 8 bin sterline varan bir kesintiye yol açtığını belirtiyor. .  Belediye ise adil bir teklif sunduğunu iddia ediyor ve grevdeki çalışanları, çöp kamyonlarının depolardan çıkmasını engellemekle suçluyor.Öte yandan, 31 Mart itibarıyla kent genelinde yaklaşık 17 bin ton çöpün toplanmamış olduğu bildirildi. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/pW5RRS9ArEGRXhWPjVLfeQ.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Mon, 14 Apr 2025 20:18:30 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>İngilterede, fare, çöp, krizi, sürüyor:, Halk, sağlığı, riski, ilan, edildi</media:keywords>
</item>

<item>
<title>Yeterli çinko almadığınızı gösteren 5 işaret: Vücut için hayati önemi var</title>
<link>https://karadenizden.com.tr/23872</link>
<guid>https://karadenizden.com.tr/23872</guid>
<description><![CDATA[ Çinko vücut fonksiyonları için hayati önem taşır. Eksikliği çocuklarda büyüme sorunlarına yol açabilir. Ayrıca kırılgan saçlara ve cilt sorunlarına da yol açar. Çinko üreme ve ruh sağlığını da etkiler. Bağışıklık ve yara iyileşmesi için çok önemlidir. Peki, yeterli çinko almadığınızda ne olur?Çinko, vücuttaki birçok fonksiyon için son derece önemlidir. Ancak çinko eksikliği genellikle semptomlar aşırı olana kadar ortaya çıkmaz.Çinko eksikliğinin en yaygın semptomlarından biri, özellikle çocuklarda büyümenin geri kalmasıdır. Çinko ayrıca hücre büyümesi ve bölünmesinde rol oynar ve eksikliğiniz varsa, vücudunuzun büyümesi engellenir.Kırılgan ve incelen saçlar bir diğer uyarı işaretidir. Çinko saç ve tırnak dokularınızı sağlıklı tutar ve çinko eksikliğiniz olduğunda saçlarınız incelir veya tırnaklarınız kırılganlaşır.Cilt döküntüleri veya tahrişi de çinko eksikliğinin belirtileridir. Çinko, cildi onarmada ve iyileştirmede hayati bir rol oynar. Çinko olmadan cilt enfeksiyona, döküntülere ve zayıf iyileşmeye eğilimli hale gelir.İshal genellikle çinko eksikliği nedeniyle zayıflamış bağışıklık ve gastrointestinal sistemin bir işareti olabilir ve besinlerin malabsorbsiyonunu daha da kötüleştirir ve eksikliği artırır.Çinko eksikliği üreme ve ruh sağlığını da etkileyebilir. Çinkonun nörotransmitter işlevindeki rolü nedeniyle sinirli olursunuz veya ruh hali değişimleri yaşarsınız. Çinko üreme işlevi ve hormon dengesi için gerekli olduğundan, hem erkeklerde hem de kadınlarda doğurganlık da azalabilir.Çinkonun önemi tüm bu belirtilerin ötesine geçer. Çinko, vücudun enfeksiyonlardan etkili bir şekilde kurtulabilmesi için sağlam bir bağışıklık sistemi için kritik öneme sahiptir. Çinko, yara iyileşmesinde, hücre çoğalmasında ve hatta tat ve koku reseptörlerinin işleyişinde faydalıdır. Vücutta yeterli çinko yoksa enfeksiyonlardan kurtulmak yavaşlar ve enfeksiyonlara karşı savunmasız hale gelir. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/AgUX-Fn2-EeAe2dWu0nNOQ.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Mon, 14 Apr 2025 20:18:29 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Yeterli, çinko, almadığınızı, gösteren, işaret:, Vücut, için, hayati, önemi, var</media:keywords>
</item>

<item>
<title>Doktorlar 3 belirtiyi ciddiye almadı: Genç kadın 4. evre kolon kanseri çıktı</title>
<link>https://karadenizden.com.tr/23871</link>
<guid>https://karadenizden.com.tr/23871</guid>
<description><![CDATA[ ABD&#039;de yaşayan 31 yaşındaki Sydney Stoner, 20’li yaşlarının başından itibaren ciddi sağlık sorunlarıyla karşı karşıyaydı. Aylardır süren şiddetli karın ağrısı, ishal ve kabızlık şikayetlerine rağmen doktorlar, genç yaşını gerekçe göstererek semptomlarını yeterince ciddiye almadı. Stoner&#039;ın kanser teşhisi alabilmesi için çareyi bir yalan söylemekte bulması ise durumu daha da çarpıcı hale getirdi.2019 yılında iş yerinde baygınlık geçirene kadar sessizce acı çeken Stoner, yaşadığı sancılar karşısında defalarca doktora başvurdu ancak her seferinde &quot;bu kadar genç yaşta ciddi bir rahatsızlık olamaz&quot; yanıtını aldı. Kendisine yaygın bir sindirim sorunu olan huzursuz bağırsak sendromu (IBS) teşhisi kondu.Ancak vücudundaki sinyallerin daha ciddi bir duruma işaret ettiğini hisseden Stoner, sonunda doktorlara dışkısında kan gördüğünü söyleyerek onları test yapmaya ikna etti. Bu &#039;yalan&#039;, hayatını kurtaracak gerçeğin ortaya çıkmasını sağladı.2020 yılının Eylül ayında yapılan kolonoskopi sırasında, yaklaşık beş milimetre çapında bir tümör tespit edildi. Tümör, bağırsağın içinden geçilmesini zorlaştıracak kadar büyüktü. Testlerin ardından, 27 yaşındaki genç kadına 4. evre kolon kanseri teşhisi kondu.&quot;Kolonoskopi yaptırabilmek için yalan söylemek zorunda kaldım,&quot; diyen Stoner, &quot;Sadece ciddiye alınmak istedim&quot; diye ekledi. Teşhisin ardından hayatı bir anda değişti. Henüz yeni evli olduğu bu dönemde, genç çift tüm planlarını askıya almak zorunda kaldı.Teşhisten sonra başlayan uzun tedavi sürecinde önce kalın bağırsağındaki, ardından da 2023 yılında karaciğerindeki kanserli dokular cerrahi olarak alındı. Bu süreçte akciğerlerindeki tümörlerle mücadele için kemoterapi gördü. Şu anda kanseri &quot;stabil&quot; durumda; yani vücudundaki tümörler ne küçülüyor ne de büyüyor.Stoner, yaşadığı sürecin ardından insanlara semptomlarını asla küçümsememeleri ve sağlıkları için ısrarcı olmaları çağrısında bulunuyor. Doktorların yaşından dolayı semptomlarını göz ardı etmesinin hayal kırıklığı yarattığını vurgulayan genç kadın, &quot;Tarama yaşı olan 45’i bekleseydim muhtemelen o yaşa ulaşamayacaktım&quot; dedi.&quot;Bu süreçte kendi sağlığımın savunucusu olmak zorunda kaldım. Eğer ben yapmasaydım, bunu benim için kimse yapmayacaktı&quot; diyen Stoner, erken teşhisin hayati önemine dikkat çekiyor. Genç yaşta teşhis alan pek çok kişi tanıdığını söyleyen Stoner, kolon kanseri tarama yaşının düşürülmesi gerektiğini savunuyor.Amerikan Kanser Derneği’ne göre, kolon kanseri vakaları gençler arasında artış gösteriyor. 2023 yılında 50 yaş altındaki yaklaşık 19.550 kişiye kolon kanseri teşhisi konuldu ve bunlardan 3.750’si hayatını kaybetti. Uzmanlar, bu oranın 2030 yılına kadar neredeyse iki katına çıkacağını öngörüyor. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/pvMKHmyX_kqMW2FhrJIfxw.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Mon, 14 Apr 2025 20:18:28 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Doktorlar, belirtiyi, ciddiye, almadı:, Genç, kadın, evre, kolon, kanseri, çıktı</media:keywords>
</item>

<item>
<title>DSÖ &amp;quot;3,7 milyar insanı etkiliyor&amp;quot; diyor: 5 hastalığa zemin hazırlayabilir</title>
<link>https://karadenizden.com.tr/23870</link>
<guid>https://karadenizden.com.tr/23870</guid>
<description><![CDATA[ Hepimiz dişlerimizi fırçalamanın ağız hijyenini korumak için gerekli olduğunu biliyoruz. Ancak, fırçalamanın önemi sadece taze bir nefese sahip olmak veya çürüklerden kaçınmaktan çok daha fazlasıdır. Kötü ağız hijyeni vücudunuzun diğer bölgelerinde de ciddi sağlık sorunlarına yol açabilir. DSÖ&#039;ye göre , ağız hastalıkları yaklaşık 3,7 milyar insanı etkiliyor. İşte dişlerimizi düzgün ve düzenli fırçalamamanın neden olduğu 5 hastalık.Farkında olmayabilirsiniz ama ağız sağlığımızın durumu kalbimizi etkileyebilir. Kötü diş hijyeni, kalp hastalığı riskinin artmasıyla ilişkilendirilen diş eti hastalığına (periodontal hastalık olarak da bilinir) yol açabilir.Dişlerde ve diş etlerinde plak biriktiğinde, bakteriler kan dolaşımına girerek iltihaplanmaya neden olabilir. Bu, kan damarlarının daralmasına katkıda bulunabilir ve plakların atardamarlarda biriktiği ateroskleroz gibi durumlara yol açabilir. Zamanla, bu kalp krizi ve felç riskini artırabilir.Dişlerimizi düzgün fırçalamamanın diyabetle başa çıkmayı zorlaştırabileceğini biliyor muydunuz? Diş eti hastalığı ve kötü ağız hijyeni, vücudumuzun kan şekeri seviyelerini düzenlemesini zorlaştırabilir. Buna karşılık, yüksek kan şekeri diş eti hastalığını kötüleştirerek kısır bir döngü yaratabilir.
Çalışmalar , diyabetli kişilerin ağız enfeksiyonlarına yakalanma riskinin daha yüksek olduğunu ve tedavi edilmeyen diş eti hastalığının kan şekerini kontrol etmeyi daha zor hale getirebileceğini göstermektedir. Bu nedenle, dişlerinize iyi bakmak diyabetinizi daha iyi yönetmenize yardımcı olabilir.Dişlerimizi fırçalamayı ihmal edersek, bakteriler ağzımızda birikebilir ve akciğerlerimize çekilebilir. Bu, zatürre, bronşit ve kronik obstrüktif akciğer hastalığı (KOAH) gibi ciddi solunum yolu enfeksiyonlarına yol açabilir.
Ağızdaki bakteriler, özellikle bağışıklık sistemi zayıflamış kişilerde veya kronik akciğer hastalıkları çekenlerde akciğerlere gidebilir. Ağzımızı temiz tutmak, bakterilerin solunum sistemimize yayılma olasılığını azaltmaya yardımcı olabilir.Ağız hijyeni ile Alzheimer hastalığı arasında bir bağlantı olduğunu öğrenince şaşırabiliriz. Çalışmalar , kötü fırçalama alışkanlıklarından kaynaklanan diş eti hastalığının Alzheimer&#039;ın gelişimine katkıda bulunabileceğini göstermiştir. Diş eti hastalığına neden olan bakteriler kan dolaşımına girebilir ve hatta beyne ulaşarak potansiyel olarak iltihaplanmaya yol açabilir. Bu iltihaplanmanın Alzheimer ve diğer bunama türlerinin gelişimi için bir risk faktörü olduğuna inanılmaktadır. Dişlerinizi düzenli olarak fırçalamak uzun vadede beyninizi korumaya yardımcı olabilir. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Br3rlz1aE0WuCwsskVpd1Q.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Mon, 14 Apr 2025 20:18:26 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>DSÖ, 3, 7, milyar, insanı, etkiliyor, diyor:, hastalığa, zemin, hazırlayabilir</media:keywords>
</item>

<item>
<title>Erkekler için günlük basit cilt bakım rutini</title>
<link>https://karadenizden.com.tr/23869</link>
<guid>https://karadenizden.com.tr/23869</guid>
<description><![CDATA[ Uzun yıllar boyunca erkeklerin cilt bakımıyla ilgilenmesi, adeta fısıltıyla konuşulan bir meseleydi. Oysa artık biliyoruz ki; bakımlı olmak ne kadınlara özgü bir ayrıcalık ne de erkekliğe gölge düşüren bir eylem. Modern erkeğin aynadaki yansıması, yalnızca traş bıçağının ardından şekillenmiyor. Cilt bakımı, sağlığın ve özsaygının bir yansıması olarak karşımıza çıkıyor. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/REI7H3QbOUGpWVf469NtzQ.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Mon, 14 Apr 2025 20:18:25 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Erkekler, için, günlük, basit, cilt, bakım, rutini</media:keywords>
</item>

<item>
<title>&amp;quot;Dünyanın en sağlıklı yemeği&amp;quot; İltihabı azaltıyor, beyin sağlığını güçlendiriyor</title>
<link>https://karadenizden.com.tr/23868</link>
<guid>https://karadenizden.com.tr/23868</guid>
<description><![CDATA[ Beslenme konusunda pek çok farklı tavsiye bulunuyor. Ancak, sağlık yararları arayanlar için tabağınızı en iyi şekilde dengelemek bazen kafa karıştırıcı olabilir. En faydalı öğünler, fiziksel ve zihinsel sağlığınızı desteklemeli ve aynı zamanda lezzetli olmalıdır. Sağlıklı bir diyeti benimsemeye çalışan herkesin bildiği gibi, yeterince doyurucu lezzet alamadığınızda, fast food&#039;a dönmek oldukça cazip hale gelebilir. Ancak artık, tatlı ile birlikte gelen, hem lezzetli hem de besleyici bir seçenek sunuluyor: &quot;Dünyanın en sağlıklı yemeği&quot;!Men&#039;s Health&#039;te yer alan habere göre, önde gelen gıda araştırmacısı Dr. Paul Berryman, dünyanın en sağlıklı yemeğini hazırlamak için uzun bir araştırma sürecine girdi.4.000&#039;den fazla sağlık iddiasını titizlikle değerlendiren Dr. Berryman, bu iddiaları sadece 222&#039;ye indirerek, sonunda besin değeri yüksek üç servislik bir akşam yemeği hazırladı.Dr. Berryman, menüsüne somon terrini ile başlıyor. Omega-3 yağ asitleriyle dolu bu balık, iltihapla mücadelede ve beyin ile kalp sağlığının korunmasında oldukça faydalı. Ayrıca somon, enerji artırıcı özelliğiyle sporcular için de ideal bir seçenek. Yanında sunulan zeytinyağlı sos ise, polifenollerle dolu olup, kan şekeri seviyelerini iyileştirmekten sindirimi desteklemeye kadar pek çok fayda sağlıyor. Aynı zamanda, polifenoller yaşlanma karşıtı özelliklere de sahip, bu da onu uzun vadede sağlığınız için bir kazanç haline getiriyor. sağlayacak.Ana yemekte ise Dr. Berryman, tavuk ve mercimek güvecini öneriyor. Hem hayvansal hem de bitkisel protein içeren bu öğün, kas ve kemik sağlığını destekliyor. Sebzeler ve baklagiller açısından zengin olan bu güveç, sindirim sağlığını iyileştirmenin yanı sıra, sağlıklı kolesterol seviyelerini koruma, kanser ve diyabet gibi hastalıkların riskini azaltma gibi pek çok fayda sunuyor. Dr. Berryman, güveci tam tahıllı ekmekle birlikte sunarak, yavaş salınan karbonhidratlarla istikrarlı bir enerji kaynağı sağlanmasını öneriyor.Tatlılardan vazgeçmek zorunda değilsiniz! Dr. Berryman, sağlıklı bir son yemek olarak cevizle kaplı canlı yoğurt blancmange&#039;ını öneriyor. Yoğurt, bağırsak dostu probiyotikler içerdiği gibi, kemik sağlığı için bol miktarda kalsiyum sunuyor. Ayrıca, vücutta hasarlı dokuların onarımı, kilo yönetimi ve sağlıklı cilt gelişimi için gerekli olan proteinleri de içeriyor. Cevizli sos ise kalp sağlığı, sindirim ve ruh hali üzerinde olumlu etkiler yapabilecek sağlıklı yağlar ve antioksidanlar barındırıyor.Dr. Berryman&#039;a göre, sağlıklı ve dengeli bir diyet, iyi bir sağlığı korumanın temel taşlarından biridir. &quot;Bu, doğru oranlarda çeşitli yiyecekler tüketmek ve sağlıklı bir vücut ağırlığını koruyarak, doğru miktarda yiyecek ve içecek almak anlamına geliyor.&quot; diyor. Bu üç servislik öğün, sadece besin değeri açısından zengin değil, aynı zamanda damak tadınızı da tatmin edecek şekilde tasarlanmış. Sağlıklı bir yaşam tarzı benimsemek, hem bedeninize hem de zihninize fayda sağlar. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Xqrojnm0WEe_tqNqFt9bWw.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Mon, 14 Apr 2025 20:18:24 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Dünyanın, sağlıklı, yemeği, İltihabı, azaltıyor, beyin, sağlığını, güçlendiriyor</media:keywords>
</item>

<item>
<title>8 yaşındaki İrem hayatını kaybetti: Okulda menenjit alarmı</title>
<link>https://karadenizden.com.tr/23867</link>
<guid>https://karadenizden.com.tr/23867</guid>
<description><![CDATA[ Kocaeli&#039;de rahatsızlanarak hastaneye kaldırılan ilkokul öğrencisi İrem Aslan hayatını kaybetti. İrem&#039;in ölüm nedeninin menenjit olabileceği iddialar üzerine birçok veli çocuklarını okula göndermedi.Kocaeli&#039;nin Derince ilçesindeki Bekir Sıtkı Özer İlkokulu&#039;nda öğrenim gören 8 yaşındaki İrem Aslan, rahatsızlanarak hastaneye kaldırıldı. Küçük kızın menenjit hastalığına yakalandığı öne sürüldü. Hastanede yapılan tüm müdahalelere rağmen İrem kurtarılamayarak yaşamını yitirdi.   İrem&#039;in vefat haberinin ardından, hastalıkla ilgili iddialar okul çevresinde oluşturdu. Bazı veliler, tedbir amaçlı çocuklarını okula göndermedi. Okul sıraları boş kalırken, bahçede sessizlik hakimdi.  Minik kızın cenazesi, bugün ikindi namazına müteakip Sopalı Çiftliği Cami&#039;de kılınacak cenaze namazının ardından toprağa verilecek. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/QuMHu8dli0CmVhr1FUi6gQ.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Mon, 14 Apr 2025 20:18:22 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>yaşındaki, İrem, hayatını, kaybetti:, Okulda, menenjit, alarmı</media:keywords>
</item>

<item>
<title>Menenjit nedir, belirtileri neler? Menenjit bulaşma yolları</title>
<link>https://karadenizden.com.tr/23866</link>
<guid>https://karadenizden.com.tr/23866</guid>
<description><![CDATA[ Dünyada her yıl yaklaşık 2,5 milyondan fazla kişi menenjitten etkileniyor. Bununla birlikte Menenjit, aşı yoluyla büyük oranda önlenebiliyor. Beyin ve omuriliği çevreleyen meninks adındaki zarın iltihaplanması olan Menenjit, her yaşta ortaya çıkabilen ve hızla ilerleyip, 24 saat içinde ölüme yol açabilen bir hastalık. Peki, menenjit nedir? Menenjit belirtileri neler?Beyin ve spinal kordu çevreleyen pia ve araknoid zarın  infeksiyoz ve noninfeksiyoz nedenJerle gelisen akut ya da kronik inflamasyonuna menenjit denir. Menenjit, hemen her yaş grubunda görülebilen ciddi bir enfeksiyondur Akut bakteriyel menenjit (ABM) yuksek oranda mortaliteye neden olabilen ciddi bir infeksiyon hastalığıdır. Menenjit olusturan etkenler; bakteriler, virüsler, mantarlar, spiroketler, riketsiyalar,protozoa, helmintler ve diger etkenler olabilir. Streptoccocus pneumoniae, Neisseria meningitidis ve Haemophilus influanzae akut bakteriyel menenjitin %80-85’inden sorumlu bakterilerdir.Meningokok infeksiyonlarında tek rezervuar insandır. Meningokok menenjitinde bulaş, enfekte kişinin burun ya da boğazından direk temas ya da damlacık yolu ile gercekleşmektedir.Meningokok menenjitini diğer bakteriyel menenjitlerden ayırt eden tek başına bir bulgu yoktur. Meningokok menenjiti olguları da diğer bakteriyel menenjit etkenlerine benzer şekilde ateş ile birlikte, bulantı, kusma, irritabilite, baş ağrısı, konfuzyon, ense sertliği gibi semptom ya da bulgular ile başvurmaktadır. Meningokok menenjitinde tipik başvuru semptomları ani başlayan ateş, bulantı, kusma, başağrısı, bilinc değişiklikleri ve miyalji olarak tanımlanmıştır. Meningokokkal menejitli hastalann sistemik muayenelerinde purpura ve petesial dokuntulerin gorulmesi taruya yardımcıdır.Büyük cocuklarda en sık bulgular ateş, baş ağrısı, fotofobi, bulantı, kusma, konfuzyon, letarji ve bilinç değişiklikleridir. Sut cocukluğu doneminde en sık bulgular ise ateş, hipotermi, letarji, solunum sıkıntısı, sarılık, beslenme gucluğu, fışkırır tarzda kusma, ishal, konvulziyon, irritabilite ve/veya fontanel bombeliği olarak belirtilmektedir. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/8EuRrMZg_USMcoF_jd_rIA.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Mon, 14 Apr 2025 20:18:21 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Menenjit, nedir, belirtileri, neler, Menenjit, bulaşma, yolları</media:keywords>
</item>

<item>
<title>Beyni sağlıklı tutan 7 gıda: Zihinsel gücü artırıyor</title>
<link>https://karadenizden.com.tr/23865</link>
<guid>https://karadenizden.com.tr/23865</guid>
<description><![CDATA[ Günlük beslenme tercihleri, sadece fiziksel sağlığımızı değil, zihinsel gücümüzü de doğrudan etkiliyor. Uzmanlar, beyin sağlığı için doğru besinlerin tercih edilmesinin nörolojik hastalıkların riskini azaltabileceğine dikkat çekiyor.Vücudumuzdaki kanın yaklaşık %25’i beynimize gidiyor. Bu nedenle kalp ve damar sağlığını koruyan bir beslenme biçimi, aynı zamanda zihinsel fonksiyonları da destekliyor. Ancak yüksek oranda doymuş yağ, rafine karbonhidrat ve aşırı şeker içeren işlenmiş gıdalar, beyin damarlarına zarar vererek felç, bunama ve bilişsel gerileme riskini artırabiliyor.Aşırı şeker tüketimi, beyin metabolizmasını olumsuz etkiliyor. Uzmanlar, bilişsel gerilemenin her zaman geri döndürülemeyeceğini, ancak sağlıklı bir beslenmeyle nörodejeneratif hastalıkların ilerlemesinin yavaşlatılabileceğini vurguluyor.Peki, beyin sağlığı için soframızda neler olmalı? İşte her gün ya da en azından haftalık olarak tüketilmesi önerilen 7 gıda:Somon, gibi omega-3 yağ asitleri açısından zengin balıklar, iltihap önleyici özellikleriyle biliniyor. Taze ve doğadan yakalanmış balıklar tercih edilmeli; çünkü çiftlik balıkları genellikle doğallıktan uzak besinlerle besleniyor.Brokoli ve kuşkonmaz gibi sebzeler; lif, folat, beta-karoten ve lutein bakımından zengin. Bağırsak sağlığını destekleyen lifler, dolaylı yoldan beyin fonksiyonlarını da olumlu etkiliyor.Likopen açısından zengin domatesler, güçlü antioksidan etkisiyle oksidatif stresle savaşarak nörodejeneratif hastalıklara karşı koruma sağlıyor.Omega-3 yağ asitleri yönünden zengin ceviz, beyin için en faydalı kuruyemişlerden biri. Antioksidan ve flavonoid içeriğiyle yaban mersini de bilişsel performansı destekliyor.Tekli doymamış yağlarla dolu olan zeytinyağı, kötü kolesterolü düşürüp iyi kolesterolü artırıyor. Yemeklerde, salatalarda ve soslarda rahatlıkla kullanılabilir; ancak kızartmalarda kullanımından kaçınılmalı.Zerdeçalda bulunan kurkumin maddesi, Alzheimer’a neden olan amiloid plakları parçalayabiliyor. Zencefil ise bağışıklığı destekleyici etkisiyle ve içerdiği lifle beyin sağlığına katkı sağlıyor. Karabiberle birlikte tüketildiğinde zerdeçalın etkisi artıyor.Doğal bitki çayları ve kahve, flavonoid ve kafein içerikleriyle dikkat çekiyor. Konsantrasyonu artıran bu içecekler, glisemik kontrolün sağlanmasına da yardımcı olabiliyor. Ancak ölçülü tüketim şart. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/h-zuf9PjPUGhwKPK5e8_GQ.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Mon, 14 Apr 2025 20:18:19 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Beyni, sağlıklı, tutan, gıda:, Zihinsel, gücü, artırıyor</media:keywords>
</item>

<item>
<title>Trump zeka testinden geçti</title>
<link>https://karadenizden.com.tr/23864</link>
<guid>https://karadenizden.com.tr/23864</guid>
<description><![CDATA[ ABD Başkanı Trump, ikinci döneminin ilk sağlık muayenesini oldu. Muayenede bilişsel test de vardı. Trump, &quot;Bütün cevapları doğru bildiğim dışında size ne söyleyeceğimi bilmiyorum&quot; dedi. (Haber: Derya Doğan)ABD Başkanı Donald Trump, Walter Reed Ulusal Askeri Tıp Merkezi&#039;nde dört saatlik bir muayeneye girdi. Trump, mevcut başkanlık döneminin ilk tıbbi muayenesinin sonunda bilişsel testi geçtiğini söyledi.Başkan&#039;ın sağlığına ilişkin son ayrıntılı rapor 2018 yılında yayınlanmıştı.  New York Times, ABD seçimlerinden önce Trump&#039;ın yaşındaki insanların ciddi sağlık sorunları olabileceği için yeni bilgi eksikliğinin tıp uzmanlarını endişelendirdiğini yazmıştı.Uzmanlar bunların arasında kalp hastalığı riskini ve yaşla birlikte gelen bilişsel gerilemeyi saydı.&quot;BÜTÜN CEVAPLARI DOĞRU BİLDİM&quot;Trump, dün ikinci döneminin ilk sağlık muayenesini oldu. Gazetecilere yaptığı açıklamada, yapılan testler arasında bilişsel muayenenin de bulunduğunu ve doktorlarının önümüzdeki günlerde sonuçlarla ilgili bir rapor sunacağını söyledi.Trump, “Bilişsel bir teste girdim. Bütün cevapları doğru bildiğim dışında size ne söyleyeceğimi bilmiyorum. Kalple ilgili, başka şeylerle ilgili pek çok farklı test yaptırdım” dedi.ABC News&#039;in haberine göre Beyaz Saray Basın Sekreteri Caroline Leavitt, son fiziksel testin sonuçlarının mümkün olan en kısa sürede açıklanacağını söyledi.ABD BAŞKANLARI SAĞLIK SORUNLARINI SAKLIYORABD&#039;de başkanlar tıbbi kayıtlarını açıklamak zorunda değil. Sağlık sorunlarını gizlemek konusunda da uzun bir geçmişileri var.Son yıllarda sağlık bilgileri konusunda pek de açık sözlü olmayan 78 yaşındaki Trump, görevde ikinci dönemine başlayan en yaşlı başkan. Selefi Joe Biden, ilk dönemine aynı yaşta başlamış ve görevdeyken gözle görülür bir şekilde yavaşlamıştı.Trump&#039;ın 2018&#039;deki ilk Beyaz Saray muayenesinin bir parçası da bilişsel testti. Trump daha sonra bu testte nasıl “başarılı” olduğunu anlatmıştı.Test, Biden&#039;ın 2024 muayenesinin ise bir parçası değildi. Biden geçen yaz Trump&#039;la yaptığı münazarada zorlanmış ve nihayetinde başkanlık yarışından çekilmişti.  ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/eSg9OFrFAk6uk7QoSOQUcA.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Mon, 14 Apr 2025 20:18:18 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Trump, zeka, testinden, geçti</media:keywords>
</item>

<item>
<title>Kasapların kıyma oyunu: İnsan sağlığını tehlikeye atıyor (Hileli kıyma nasıl anlaşılır?</title>
<link>https://karadenizden.com.tr/23863</link>
<guid>https://karadenizden.com.tr/23863</guid>
<description><![CDATA[ Günlük hayatta sıkça tüketilen gıda türlerinin başında gelen kıymanın içerisinde genellikle dana, koyun, kuzu eti bulunuyor. Uzmanlar, yüzde yüz et olduğu ifade edilen kıymanın satın alınırken makineden çekildiği görülerek alınmasını tavsiye ederken. Bazı kasapların kıyma oyunu hayretler içerisinde bırakıyor.Tarım ve Orman Bakanlığı taklit, tağşiş gıdaları satan firmalara yönelik denetimlerini sürdürüyor. Bakanlık tarafından kurallara uygun olarak müşterilere satılmayan ürünleri, listeliyor. Et ve et ürünlerinde en çok mağduriyet yaşananların başında ise kıyma geliyor. Kıymanın içerisinde sakatat, tavuk eti, at ve eşek eti gibi bozulması durumunda insan sağlığını tehlikeye atacak gıda çeşitleri kıymaya ekleniyor. İşte, hileli kıymayı en kolay anlamının yoluÖzellikle Tarım ve Orman Bakanlığı tarafından yapılan denetimlerde son zamanlarda mutfaklarda sıkça kullanılan kıymada gıda sahteciliği sıkça yaşanıyor.Gıda sektöründe “tağşiş” olarak ifade edilen bu yöntemle kıyma fiyatları düşürülürken insan sağlığıyla oynanıyor.Kıymanın içerisinde kolay ulaşılabilen iç yağ veya et türevi şeyler eklenirken maliyet düşürülüyor. Bu kıyma çeşitleri ise indirim adı altında müşterilere satılıyor.Tavuk, hindi derisi, kanat ucu, boyun, kemik zarı, damar, sinir, kan pıhtısı ve kas gibi ürünleri içeren kıymayı anlamının en kolay yolu kolay yoğrulması veya fazla yağ bırakması olarak dikkat çekiyor.
Rengi soluk ve birbirinden çok düzensiz görülen kıymalar, farklı et türlerinin birleşimiyle çekilmiş olabilir. Dana, kuzu, koyun gibi tek üründen çekilen kıyma daha zor bozuluyor.Karışık kıymalardan oluşan kıyma ise daha hızlı bozulma eğilimine girerken dolapta kısa sürede renk değişikliği gösteriyor.Uzmanlar bu konuda tüketicilere en önemli tavsiyesi ise kasaptan eti görüp makineden çekilerek kıyma alınması. Alternatif olarak ise vatandaşlar,  kıyma alırken güvendikleri işletmeleri veya birden fazla yerde işletmesi bulunan yerleri tercih etmeli. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/urVlK1apVESn0B04f40UgQ.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Mon, 14 Apr 2025 20:18:17 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Kasapların, kıyma, oyunu:, İnsan, sağlığını, tehlikeye, atıyor, Hileli, kıyma, nasıl, anlaşılır</media:keywords>
</item>

<item>
<title>Bilim insanları açıkladı: Sağlıklı yaşlanma üzerinde etkisi büyük</title>
<link>https://karadenizden.com.tr/23862</link>
<guid>https://karadenizden.com.tr/23862</guid>
<description><![CDATA[ Bilim insanları, beslenme alışkanlıklarının sağlıklı yaşlanma üzerinde büyük etkiye sahip olduğunu açıkladı.Son yıllarda yapılan araştırmalar uyku düzeni, egzersiz alışkanlıkları ve beslenme gibi yaşam tarzı faktörlerinin sağlıklı yaşlanma sürecini etkileyebileceğini ortaya koydu.Harvard Üniversitesi&#039;nden epidemiyolog Frank Hu’nun başkanlık ettiği 30 yıllık bir çalışmada, beslenme alışkanlıkları ile sağlıklı yaşlanma arasındaki ilişki incelenirken bu çalışma, özellikle orta yaşta farklı beslenme düzenlerinin sağlıklı yaşlanma üzerindeki etkilerini inceleyen ilk çalışmalardan biri olarak kaydedildi.Hu, daha önceki araştırmaların genellikle beslenme düzenlerini belirli hastalıklar veya yaşam süresiyle ilişkilendirdiğini belirtirken, bu çalışmanın daha geniş bir perspektife sahip olduğunu ifade etti.Çalışma, 39-69 yaş arasındaki 105 bin kişiden elde edilen verilerle, beslenme biçiminin yaşlanma sürecinde bağımsız yaşam ve yaşam kalitesi üzerindeki etkilerini araştırmaktadır. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/cCjrNizkLEiRo_x9kz9eeA.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Mon, 14 Apr 2025 20:18:16 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Bilim, insanları, açıkladı:, Sağlıklı, yaşlanma, üzerinde, etkisi, büyük</media:keywords>
</item>

<item>
<title>Gribi atlatınca tehlike başlıyor: Sinsi hastalık ani ölüm nedeni</title>
<link>https://karadenizden.com.tr/23861</link>
<guid>https://karadenizden.com.tr/23861</guid>
<description><![CDATA[ Toplumda yeterince bilinmeyen ancak ciddi sonuçlara yol açabilen &quot;kalp gribi&quot;, tıbbi adıyla miyokardit, özellikle genç yaşta ani ölümlerin başlıca sebeplerinden biri olarak öne çıkıyor. Uzmanlar, basit bir grip gibi görünen enfeksiyonların kalbi etkileyebileceğine dikkat çekiyor ve uyarıyor: “Gribi atlattım” demeyin, kalbiniz risk altında olabilir.Geçtiğimiz günlerde, 31 yaşındaki Eray Alpsoy’un yaşadığı sağlık sorunu, hastalığın ciddiyetini bir kez daha gözler önüne serdi.Bir süre önce yüksek ateşle seyreden bir grip geçiren Alpsoy, hastalığı atlattığını düşünürken, aniden göğsünde şiddetli bir ağrı hissetti. Hastaneye kaldırılan Alpsoy’a kardiyologlar tarafından “miyokardit”, yani kalp kası iltihabı teşhisi kondu.Kardiyoloji Uzmanı Doç. Dr. İsmail Gürbak, grip benzeri viral enfeksiyonların sadece akciğerleri değil, kalbi de etkileyebileceğini vurguluyor. “Hasta gribal enfeksiyon geçiriyorsa o dönemde mutlaka istirahat etmeli,” diyen Gürbak, özellikle göğüs ağrısı, nefes darlığı ya da çarpıntı gibi belirtilerin dikkate alınması gerektiğini belirtiyor.&quot;İnsanlar gribi ayakta geçirmeye çalışıyor ama bu süreçte kalp ciddi şekilde yoruluyor. Bu da miyokardit riskini artırıyor,&quot; ifadelerini kullanan Gürbak, grip sonrası dönemde de dikkatli olunması gerektiğinin altını çizdi.Uzmanlara göre sadece grip değil, COVID-19, influenza ve RSV gibi solunum yolu virüsleri de kalp üzerinde etkili olabiliyor. Bu nedenle, özellikle enfeksiyon sürecinde bol istirahat, yeterli sıvı alımı ve doktor kontrolü hayati önem taşıyor.Toplumda “kalp gribi” olarak bilinen bu sinsi hastalık, basit belirtilerle başlayıp ciddi sonuçlar doğurabiliyor. Uzmanlar, genç yaşta görülen ani ölümlerin arkasında sıklıkla miyokardit olduğunu vurgularken, grip sonrası dönemin hafife alınmaması gerektiği konusunda uyarıyor.Haber: Sena Kiper Sıtacı (Star Haber) ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/_hJHxG7KG0miQLBWdkExgQ.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Mon, 14 Apr 2025 20:18:14 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Gribi, atlatınca, tehlike, başlıyor:, Sinsi, hastalık, ani, ölüm, nedeni</media:keywords>
</item>

<item>
<title>Karaciğeriniz alarmda mı? İşaretleri erken fark edin</title>
<link>https://karadenizden.com.tr/23860</link>
<guid>https://karadenizden.com.tr/23860</guid>
<description><![CDATA[ Karaciğer hayati bir organdır ve karaciğer sağlığını korumak bu nedenle önemlidir. Vücutta pek çok görevi bulunan karaciğerin hasar görmesi bazı işaretlerle ortaya çıkabilir. Peki, karaciğerinizin alarmda olduğunu gösteren işaretler neler?Karaciğer sağlığınızı korumak için günlük alışkanlıklarınıza dikkat etmeniz gerekir.. Çok fazla abur cubur tükettiğinizde ve egzersiz yapmamaktan bunaldığınızda karaciğeriniz uyarı sinyalleri verir. Bu işaretleri erken aşamalarda yakalamak, daha iyi beslenme ve düzenli egzersizle düzeltmeniz için sizi harekete geçirebilir.İyi bir gece uykusundan sonra bile sürekli yorgunsanız, karaciğeriniz fazla mesai yapıyor olabilir. Yavaş bir karaciğer detoks yapamaz ve kendinizi bitkin hissedersiniz. Daha temiz bir diyet ve egzersiz enerjinizi ve karaciğer fonksiyonunuzu canlandıracaktır.Mücadele eden bir karaciğer, yağları düzgün bir şekilde metabolize edemez ve bu da istenmeyen kilo alımına neden olur. Karaciğeriniz dengeli beslenme ve düzenli egzersizlerle daha sağlıklı hale gelmediği sürece diyet hiçbir işe yaramaz.Düzenli şişkinlik, gaz veya hazımsızlık karaciğer stresinin bir işareti olabilir. Sağlıklı bir karaciğer yiyecekleri etkili bir şekilde parçalar. Kötü beslenme ve egzersiz eksikliği sindirimi engeller. Beslenme ve egzersizi geliştirmek karaciğerinizin ve bağırsaklarınızın daha iyi çalışmasına yardımcı olur.CİLT SORUNLARISivilce, döküntü veya kaşıntılar, gergin bir karaciğer nedeniyle toksin birikiminin belirtileri olabilir. Karaciğer iyi filtrelemediğinde, cildiniz zarar görür. Hidrasyon, dengeli bir diyet ve terleme bunu önleyebilir.Uygun şekilde filtrelenmeyen toksinler sistemik inflamasyona ve tekrarlayan baş ağrılarına yol açabilir. Karaciğerinizi yapraklı yeşillikler, su ve düzenli hareketle desteklemek toksin yükünü azaltabilir ve o rahatsız edici ağrıları giderebilir.RUH HALİ DEĞİŞİMLERİ VE BEYİN SİSİToksik aşırı yüklenme zihinsel berraklığı ve duygusal dengeyi etkiler. Sinirli, sersem veya sık sık çökkünseniz, bunun nedeni karaciğeriniz olabilir. Temiz beslenme ve düzenli egzersizler hormonları dengeleyebilir ve odaklanmayı keskinleştirebilir.Uzun süreli kötü nefes veya keskin vücut kokusu, hijyenden sonra bile karaciğerinizin etkili bir şekilde detoks yapamadığını gösterebilir. Karaciğeriniz toksinleri mümkün olan her şekilde gidermeye çalışmaktadır. Ek lif, su ve terleme işini kolaylaştıracaktır.SARIMSI GÖZLER VE CİLTSarı renk (sarılık), karaciğerinizin bilirubini işlemekte zorluk çektiğini gösterir. Bu bir uyarı işaretidir. Bunu görmezden gelmeyin—tıbbi konsültasyonla acil yaşam tarzı değişikliği karaciğer iyileşmesine yardımcı olmak için önemlidir.
Bu makale sadece genel bilgi verme amacıyla yazılmıştır ve doktor tavsiyesi olarak ele alınmaması gerekir. Makalenin içeriğinden yola çıkarak okurun kendi başına koyduğu teşhislerden ntv.com.tr sorumlu değildir. Sağlığınızla ilgili herhangi bir endişeniz varsa doktorunuza danışın. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/hl-zw6jamEOvH-UiAjNmBQ.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Mon, 14 Apr 2025 20:18:13 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Karaciğeriniz, alarmda, mı, İşaretleri, erken, fark, edin</media:keywords>
</item>

<item>
<title>100 yaşındaki 2 kadın uzun yaşamın gerçek sırrını açıkladı: Diyet ve egzersizi unutun</title>
<link>https://karadenizden.com.tr/23859</link>
<guid>https://karadenizden.com.tr/23859</guid>
<description><![CDATA[ Sağlıklı ve uzun bir ömre sahip olmak çoğu kişinin hayâli. Genellikle uzun yaşam denildiğinde akıllara diyet ve egzersiz geliyor. Ancak 100 yaşını aşmış iki kadının anlattıkları, uzun yaşamın sırrının çok daha farklı olabileceğini gözler önüne seriyorSağlıklı bir yaşam denilince akla hemen diyet, egzersiz ve düzenli uyku geliyor. Ancak 100 yaşını aşmış iki kadının anlattıkları, uzun yaşamın sırrının çok daha farklı olabileceğini gözler önüne seriyor. İçerik üreticisi Yair Brachiyahu, 100, 101 ve 90 yaşındaki üç kadınla gerçekleştirdiği röportajda, bu yaşlı ama bilge bireylerin hayat dolu yaşamlarının sırlarını gün yüzüne çıkardı.Röportajda konuşan kadınlar, sağlıklı yaşamanın sadece fiziksel değil, aynı zamanda ruhsal bir dengeyle mümkün olduğunu vurguladı. Ne yedikleri, ne kadar spor yaptıklarından çok; ne kadar güldükleri, kimlerle zaman geçirdikleri ve hayatı ne ölçüde sevdikleri öne çıktı.Katılımcılara göre, uzun ömürlü olmanın sırları arasında şu üç unsur öne çıkıyor:Neşe dolu bir hayat sürmekKitap okuyarak zihni sürekli canlı tutmakAktif ve destekleyici bir sosyal çevreye sahip olmakRöportajın yer aldığı video kısa sürede sosyal medyada geniş yankı uyandırdı. Birçok izleyici, bu sade ama derin yaşam felsefesini takdir ederken, bazıları tavsiyelerin gerçekçi olmadığı görüşünde birleşti.Bir kullanıcı, “Hepsinden duyduğum anahtarlar şunlar: 1. Kendini sev, 2. Hayatını sev, 3. Stres yapma, sadece yaşa, 4. Kendin ol.” yorumunda bulunurken, bir başkası “Anahtar bence finansal bağımsızlık” dedi. Ancak egzersiz yapılmaması yönündeki öneriyi eleştirenler de oldu. Bir izleyici, “Egzersiz yapmayın mı? Bu kötü bir tavsiye. Başımı salladım.” ifadelerini kullandı.Araştırmalar da bu görüşleri kısmen destekler nitelikte. Yapılan çeşitli çalışmalar, mutlu bireylerin daha uzun yaşama eğiliminde olduğunu ortaya koyuyor. Örneğin, bir araştırma daha yüksek mutluluk düzeyine sahip kişilerin, beş yıllık süreçte erken ölüm riskinde %3,7’lik bir azalma yaşadığını gösterdi.Mutluluğun; stres azaltımı, sağlıklı yaşam alışkanlıklarının sürdürülmesi, kalp sağlığı ve bağışıklık sistemi üzerinde olumlu etkileri olduğu da bilimsel verilerle destekleniyor. Ayrıca iyimserliğin –mutluluğun temel bileşenlerinden biri olarak– 85 yaş ve sonrasına ulaşma ihtimalini artırdığı da biliniyor.Elbette dengeli beslenmek, sigaradan uzak durmak ve düzenli egzersiz yapmak sağlıklı bir yaşamın olmazsa olmazları. Ancak 100 yaşını geride bırakmış bu kadınların anlattıkları, ruhsal ve sosyal sağlığın da en az fiziksel sağlık kadar önemli olduğunu gösteriyor. Kimi zaman bir kahkaha, kimi zaman bir dost sohbeti; yaşamın uzunluğu kadar kalitesini de belirliyor olabilir. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/vyVu30S66kCbV4JmXV5B_Q.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Mon, 14 Apr 2025 20:18:12 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>100, yaşındaki, kadın, uzun, yaşamın, gerçek, sırrını, açıkladı:, Diyet, egzersizi, unutun</media:keywords>
</item>

<item>
<title>Akciğeri temizleyen 2 dakikalık test: Biriken toksinleri dışarı atmaya yardımcı</title>
<link>https://karadenizden.com.tr/23858</link>
<guid>https://karadenizden.com.tr/23858</guid>
<description><![CDATA[ Nefes darlığı veya soğuk algınlığınız olmadığı sürece akciğerlerinizi en son ne zaman düşündünüz? Çoğumuz akciğerlerimizi hafife alırız, ancak bu çalışkan organlar sadece nefes almamıza yardımcı olmaktan çok daha fazlasını yapar. Her hücreye oksijen pompalar, karbondioksiti dışarı atar ve beyninize ve vücudunuza işlev görmeniz için ihtiyaç duyduğunuz enerjiyi sağlar. Akciğer sağlığınızı iyileştirmeye başlamak için gösterişli bir spor salonuna, ekipmana veya bir saatlik yoga dersine ihtiyacınız yok. Her gün yapılan basit 2 dakikalık bir rutin akciğerlerinizi temizleyebilir, nefesinizi iyileştirebilir ve zamanla akciğer kapasitenizi artırabilir.Akciğerlerinizi balonlar gibi düşünün. Ne kadar çok kullanır ve genişletirseniz, havayı tutmada o kadar iyi hale gelirler. Ancak sürekli olarak sığ nefes alıyorsanız (çoğumuzun masa başında otururken veya telefonların üzerine eğilirken yaptığı gibi), akciğerleriniz ihtiyaç duyduğu tam esnemeyi alamaz. Zamanla, bu şunlara yol açabilir: Yorgunluk Beyin sisi Yetersiz oksijenasyon Egzersiz sırasında azalan dayanıklılık Daha yüksek solunum yolu enfeksiyonu riskiÇözüm? Birkaç dakika bilinçli nefes alma ve hareket bunu tersine çevirebilir.Bu kısa ama güçlü dizi, derin nefes alma, vücut hareketi ve hafif kardiyo uyarımını birleştirir. Akciğerleri tamamen genişletmeye, toksinleri dışarı atmaya ve göğüs kaslarınızı hareket ettirmeye odaklanacaksınız. Bu 2 dakikalık rutini günde bir veya iki kez yapabilirsiniz. Sabah (akciğerlerinizi uyandırmak için) ve akşam (gün içindeki toksinleri temizlemek için) yapmak en iyisidir.Bu temeldir. Çoğumuz göğsümüze doğru nefes alırız, ancak diyafram derin nefes almanın gerçek yoludur.
Dik oturun veya ayakta durun. Bir elinizi göğsünüze, diğerini karnınıza koyun. 4 saniye boyunca burnunuzdan derin nefes alın, karnınız yükselsin (göğsünüz değil). 6 saniye boyunca ağzınızdan yavaşça nefes verin. 4-5 tur tekrarlayın.
Akciğerlerinizi tamamen genişletir, sıkışmış havanın serbest kalmasına yardımcı olur ve oksijen değişimini iyileştirir.Göğsü açmak ve akciğerleri uyarmak için nefes almaya hareket ekleyin. Ayaklarınızı kalça genişliğinde açarak dik durun. Burnunuzdan nefes alın ve her iki kolunuzu yavaşça başınızın üzerine kaldırın. 2 saniye bekleyin, kaburgalarınızın genişlediğini hissedin. Ağzınızdan nefes verin ve kollarınızı indirin. Bu hareketi ritmik olarak 30 saniye boyunca tekrarlayın.Göğüs boşluğunu açar, duruşu iyileştirir.Bu teknik, akciğerleri bayat havadan boşaltmaya yardımcı olur ve solunum kaslarını güçlendirir.3 saniye boyunca burnunuzdan yavaşça nefes alın. Dudaklarınızı büzün (bir mumu söndürmek gibi) ve 6 saniye boyunca yavaşça nefes verin. Nefesinizin kontrol edildiğini ve sabitlendiğini hissedin. 4-5 tur tekrarlayın.Nefes almayı yavaşlatır, oksijen alımını artırır ve akciğerlerden temizlenmesine yardımcı olur.Kanınızın pompalanmasını ve akciğerlerinizin daha fazla çalışmasını sağlamanın zamanı geldi - sadece 30 saniyeliğine.
Dik durun ve yerinizde koşun veya dizlerinizi yukarı kaldırın. Hareket ederken derin nefes almaya devam edin. Eğer yeniyseniz yavaşlayın; bu yoğunlukla ilgili değil, uyarılmayla ilgilidir. 30 saniye sonra durun ve derin bir nefes alın... ve verin.Hafif bir kardiyo çalışması akciğerleri uyum sağlamaya, güçlendirmeye ve dayanıklılığı artırmaya zorlar.
Akciğerlerimiz hafife alınan kahramanlardır. Her nefes, yaşam, enerji ve canlılığın bir hatırlatıcısıdır. Ve vücudunuzdaki diğer her şey gibi, eğitilebilir, güçlendirilebilir ve temizlenebilirler.Bir saatlik zamana veya dağda inzivaya çekilmeye ihtiyacınız yok. Sadece iki dakika, biraz niyet ve biraz tutarlılık. Bu rutini bir hafta deneyin ve vücudunuzun nasıl daha hafif, daha berrak ve daha sakin hissetmeye başladığını izleyin. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/z-1EZeaa_ku1MKzpNnEPCQ.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Mon, 14 Apr 2025 20:18:10 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Akciğeri, temizleyen, dakikalık, test:, Biriken, toksinleri, dışarı, atmaya, yardımcı</media:keywords>
</item>

<item>
<title>Doktorların önerdiği 5 günlük rutin: Daha sağlıklı yaşamın altın anahtarı</title>
<link>https://karadenizden.com.tr/23857</link>
<guid>https://karadenizden.com.tr/23857</guid>
<description><![CDATA[ Doktorlar, gelişmiş fiziksel ve ruhsal iyilik hali için günlük rutinlere basit, uzun vadeli alışkanlıklar eklemenin önemini vurgular. Düzenli egzersiz, yeterli uyku, dengeli beslenme, etkili stres yönetimi ve sosyal bağlantılar hayati önem taşır.Yoğun hayatlarda, sağlıklı olmanın ne kadar önemli olduğunu kolayca unutabiliriz. Yaşam tarzımızda yaptığımız küçük değişiklikler kendimizi hissetme şeklimizde büyük bir fark yaratabilir. Doktorlar, fiziksel ve ruhsal iyiliğe yardımcı olmak için çalışan basit, uzun vadeli alışkanlıklar öneriyor. Bu alışkanlıkları günlük hayatınıza dahil etmekle bunalmanıza gerek yok. Daha sağlıklı bir yaşam tarzına doğru yolculuğunuza başlamak için bu doktor onaylı alışkanlıklardan birkaçını düşünün.Egzersiz, vücudu ve zihni sağlıklı tutmak için önemlidir. Doktorunuz her gün en az 30 dakika orta düzeyde egzersiz yapmanızı önerebilir. Bu yürüyüş, bisiklete binme veya yoga yapmak olabilir. Düzenli egzersiz yapmak sizi formda tutar, kilonuzu kontrol eder, kalp hastalığı ve diyabet gibi kronik hastalıkları uzak tutar ve endorfin salgılayarak ruh halinizi iyileştirir. Sevdiğiniz bir şeyi yapmak sizi motive edecektir.Uyku, iyileşme ve esenlik için olmazsa olmazdır. Yetersiz uyku, zayıf bağışıklık, zayıf zihinsel keskinlik ve artan stres seviyeleri gibi çeşitli sağlık sorunlarına neden olabilir. Yetişkinlerin çoğu her gece 7 ila 9 saat uykuya ihtiyaç duyar. Düzenli bir uyku düzenine sahip olmak, yatmadan önce ekran süresini sınırlamak ve rahatlatıcı bir uyku ortamına sahip olmak uyku kalitenizi artırabilir.Meyve, sebze, tam tahıllar, yağsız proteinler ve sağlıklı yağlar açısından zengin sağlıklı bir diyet, optimum sağlık için olmazsa olmazdır. Doktorlar, işlenmiş veya şekerli atıştırmalıklar yerine çeşitli besin açısından zengin yiyecekler tüketmenin önemini vurgular. Düzenli aralıklarla yiyecek tüketmek enerji seviyenizi yüksek tutar ve ayrıca aşırı yemeyi uzak tutar. Bol su içmek de susuz kalmamak ve vücudunuzun işlevlerini desteklemek için önemlidir.Uzun vadede stres sağlığınıza zarar verebilir, bu nedenle stresi yönetmek hayati önem taşır. Doktorlar derin nefes alma, meditasyon veya farkındalık gibi rahatlama stratejileri kullanmanızı önerir. Kendinize zaman ayırmak, hobilerinizin tadını çıkarmak ve sevdiklerinizle birlikte olmak stres seviyenizi azaltabilir.Olumlu sosyal ilişkiler hem fiziksel hem de ruhsal sağlığı iyileştirebilir. Aile, arkadaşlar veya toplumla sık sık sosyal etkileşimde bulunmak duygusal sağlığınızı korumaya yardımcı olur ve yalnızlığı veya izolasyonu engeller.Bu kolay günlük alışkanlıkları hayatınıza dahil ederek genel sağlığınızı ve refahınızı iyileştirebilirsiniz. Küçük ve tutarlı değişiklikler uzun vadeli etkilere yol açabilir, bu nedenle bugün başlayın ve hayatınızdaki olumlu değişikliklere tanık olun. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/98Cmmk7A8kilHqarfUcyXQ.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Mon, 14 Apr 2025 20:18:08 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Doktorların, önerdiği, günlük, rutin:, Daha, sağlıklı, yaşamın, altın, anahtarı</media:keywords>
</item>

<item>
<title>Parkinson hastalığının sessiz belirtileri: Görmezden mi geliyoruz?</title>
<link>https://karadenizden.com.tr/23856</link>
<guid>https://karadenizden.com.tr/23856</guid>
<description><![CDATA[ Parkinson hastalığı, titremeler ortaya çıkmadan yıllar önce koku kaybı, kabızlık ve uyku bozuklukları gibi ince motor olmayan semptomlar sergiler. Depresyon, ses değişiklikleri ve mikrografi de erken belirtiler olabilir. Özellikle yaşlı yetişkinlerde bu belirtilerin tanınması, daha erken tanı konulmasını kolaylaştırır.Zamanla kötüleşen bir nörodejeneratif hastalık olan Parkinson hastalığı (PD), genellikle titreme, kaslarda sertlik ve hareketlerde yavaşlık ile tanımlanır. Ancak daha az anlaşılan ve yeterince duyurulmayan, daha az motorize, daha az belgelenmiş semptomlar, belirgin semptomlardan yıllar önce ortaya çıkar. Bu ince uyarıları tespit etmeyi öğrenmek, daha erken tespiti kolaylaştırabilir ve hastaların yaşam kalitesini artırabilir.Parkinson Vakfı&#039;na göre, dünya çapında 10 milyondan fazla kişi Parkinson hastalığına sahiptir. Peki, parkinson hastalığının uyarı işaretleri nelerdir?Parkinson&#039;un en erken belirtilerinden biri, hiposmi olarak bilinen koku alma duyusunun azalmasıdır. Çalışmalar, Parkinson&#039;lu bireylerin %90&#039;ının motor semptomları ortaya çıkmadan yıllar önce bir miktar koku alma bozukluğu yaşadığını göstermektedir. Birçoğu bunu önemsiz bir rahatsızlık veya yaşa bağlı bir değişiklik olarak görmezden gelerek tanıyı geciktirir.Kronik kabızlık, Parkinson hastalarının %60-80&#039;inden fazlasında görülür ve olası bir erken uyarı işareti olarak kabul edilmektedir. Sindirim sisteminin yavaşlaması, sindirim sistemindeki sinir uçlarının dejenerasyonundan kaynaklanır ve bu, beyin tabanlı semptomlardan yıllar önce gelişebilir.Parkinson, tanı konulmadan önce bile uykuyu derinden etkileyebilir. İnsanların rüyalarını fiziksel olarak canlandırdığı REM uyku davranış bozukluğu (RBD) olarak bilinen bir durum, Parkinson hastalığına yakalanan kişilerin %30&#039;undan fazlasında tanımlanmıştır. Uykusuzluk, hipersomnolans (aşırı gündüz uykusu) ve huzursuz bacak sendromu da sıklıkla görülür, ancak yeterince bildirilmemektedir.4. DEPRESYON VE ANKSİYETERuh sağlığı değişiklikleri Parkinson&#039;a bir yanıt değildir, ancak hastalık sürecinin bir parçasıdır. Araştırmalar, hastaların %40-50&#039;sinin motor semptomlar belirginleşmeden önce depresyon veya anksiyete yaşadığını göstermektedir. Beyindeki dopamin dengesizliği duygusal düzensizliğe yol açar ve klinisyenler psikiyatrik semptomları olası erken göstergeler olarak düşünmelidir.Yumuşak, alçak ses (hipofoni) ve azalmış yüz ifadesi (maskeli yüz) ince ancak açıklayıcı işaretlerdir. Arkadaşlar veya aile üyeleri, kişinin daha sessiz konuştuğunu veya duygusuz göründüğünü fark edebilir. Genellikle utangaçlık veya bitkinlik olarak göz ardı edilse de, bu semptomlar Parkinson&#039;un ilk nöromüsküler etkisinin tezahürleri olabilir. 6. MİKROGRAFİBu, harflerin daha küçük ve daha kompakt hale gelmesinde bir değişikliktir. Mikrografi erken bir motor belirtisi olabilir ancak özel olarak aranmadığı sürece genellikle gözden kaçar. PD&#039;de karakteristik olan bradikineziyi, hareket yavaşlığını gösterir.Bu semptomlar kendi başlarına ilgisiz veya önemsiz görünse de, özellikle 60 yaş üstü kişilerdeki ilişkileri endişe vericidir. Erken motor olmayan semptomların ilk ortaya çıkmasından tanıya kadar geçen ortalama gecikme 5 yıla kadar sürebilir. Böyle bir gecikme erken müdahale fırsatını azaltır ve bu da potansiyel olarak hastalığın ilerlemesini yavaşlatabilir.Bu daha ince semptomların farkındalığının artması, hastaların ve doktorların Parkinson&#039;ı daha erken teşhis etmelerini sağlama potansiyeline sahiptir. Hastalığı değiştiren tedaviler üzerine devam eden araştırmalarla, erken teşhis geliştirmek sonuçları iyileştirmek ve daha uzun süre bağımsız yaşamak için kritik öneme sahip olacaktır.Bu makale sadece genel bilgi verme amacıyla yazılmıştır ve doktor tavsiyesi olarak ele alınmaması gerekir. Makalenin içeriğinden yola çıkarak okurun kendi başına koyduğu teşhislerden ntv.com.tr sorumlu değildir. Sağlığınızla ilgili herhangi bir endişeniz varsa doktorunuza danışın. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/TDpbsRnPoUKE8Tk3JHuicg.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Mon, 14 Apr 2025 20:18:05 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Parkinson, hastalığının, sessiz, belirtileri:, Görmezden, geliyoruz</media:keywords>
</item>

<item>
<title>60 yaşında sağlıklı yaşamını buna borçlu: Hastalıklardan korunmasının sırrıymış</title>
<link>https://karadenizden.com.tr/22692</link>
<guid>https://karadenizden.com.tr/22692</guid>
<description><![CDATA[ Eskişehir&#039;de 60 yaşında bisikleti hayatının merkezine koyan Atilla Yahşi, bu sayede birçok hastalıktan korunduğunu ve sağlıklı yaşam sürdüğünü dile getirdi.Atilla Yahşi; çocukluğundan beri süregelen bisiklet tutkusuyla şehrin her yerine bisikletle gittiğini belirtti. Düzenli olarak yüzme de yapan Atilla Yahşi, sağlık kontrolünde değerlerinin oldukça iyi çıkması ile doktorunu da şaşırttığını kaydetti.Sağlıklı yaşamın sırrını bisiklet sürmeye bağlayan Yahşi, 2 arabası olsa da kullanmayı tercih etmiyor. Yaklaşık 26 senedir düzenli yüzen ve bisiklet süren Yahşi, bel hastalığını sporla atlattığını aktardı.Çocukken abisi ile merkezden Alpu ilçesine kadar bisikletle gittiklerine dikkat çeken Yahşi, &quot;Çocukken tornet denilen bilyalı bisikletimiz vardı, üç tekerlekli bisikletimiz yoktu. Biraz büyüyünce 10 yaşındayken Bulgaristan&#039;dan Türkiye&#039;ye bisikletler gelmişti, çok ağırlardı.O bisikletleri hiç unutmam. Abim o ağır bisikletlerle beni merkezden Alpu&#039;ya kadar götürürdü. Benim kayınpederim de 70 yaşına kadar bisiklet kullandı. Kentin her yerine bisikletle gidiyorum.Yıllarca bu şekilde çalıştım. Yaklaşık 26 yıldır hem düzenli yüzüyorum hem de bisiklet sürüyorum. Evimden Yenikent&#039;e ne kadar yokuş varsa hepsini çıkıyorum. Ardından yüzmeye gidip 2 buçuk kilometre durmadan yüzüyorum. Bisikletle ofise gidiyorum, günde yaklaşık 30 kilometre yol yapıyorum&quot; dedi.Atilla Yahşi, bisiklet kullanmanın her halükarda kârlı olduğunu vurgulayarak, &quot;Geçtiğimiz yıllarda doktora kontrole gittim o dönem bisiklete kısa bir süre ara vermeme rağmen değerlerim oldukça iyi çıktı. Doktor genç olmasına rağmen, kendi değerlerinin bile bu kadar iyi çıkmayacağını söyledi. Doktor sporla uğraştığım için değerlerimin iyi olduğunu ve devam etmemi dile getirdi. Ayda 300 ila 500 kilometre pedal basıyorum diyebilirim. Benim 2 tane arabam var ama acil bir şey olmadığı sürece kullanmayı tercih etmiyorum. Bisiklet bana şehir trafiğinde zaman kazandırıyor, sağlığımı koruyor. Bisiklet kullanmak her halükarda karlı oluyor. Bisiklet sürerken kendi hayatımda bir şeyleri çözdüğümü hissediyorum, nefesim açılıyor. Mustafa Kemal Atatürk&#039;ün de dediği gibi ‘Sağlam kafa, sağlam vücutta bulunur &#039;sözü çok doğrudur. Bel hastalığımı düzenli yüzerek atlattım ve belim güçlendi. Bisiklet sürmeyi herkese tavsiye ederim&quot; diye konuştu. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/oxH4MXu5A0e6E_Nu079hXA.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Sat, 22 Feb 2025 16:53:41 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>yaşında, sağlıklı, yaşamını, buna, borçlu:, Hastalıklardan, korunmasının, sırrıymış</media:keywords>
</item>

<item>
<title>Eczanelerde ilaç sıkıntısı</title>
<link>https://karadenizden.com.tr/22690</link>
<guid>https://karadenizden.com.tr/22690</guid>
<description><![CDATA[ Eczanelerde bazı ilaçların bulunamadığına ilişkin iddialar bir süredir gündemde. Türk Eczacıları Birliği, 81 ilde basın açıklamaları yaptı. Ankara Eczacı Odası Başkanı Cem Abbasoğlu, başta dikkat eksikliği ve hiperaktivite ilaçları olmak üzere ithal ilaçların çoğunda sıkıntı yaşandığını söyledi. Eczacıların yaşadığı ekonomik sorunlara da dikkat çeken Abbasoğlu, gerekli adımlar atılmazsa eczacıların iş bırakacağını duyurdu.Haber: Öykü Tüccarİlaç fiyatlandırmasında her yıl şubat ayı yapılan kur güncellemesi öncesi, eczanelerde bulunamayan ilaç sıkıntısı yine gündemde.Ankara Eczacı Odası Başkanı Cem Abbasoğlu, uygulanan kur nedeniyle ilaç tedariğinde sıkıntı yaşandığını söyledi.&quot;DİKKAT DAĞINIKLIĞI, HİPERAKTİVİTE İLACINDA SIKINTI VAR&quot;Abbasoğlu, şöyle konuştu:&quot;Şubat ayı yaklaştıkça bir ilaç yokluğunu kronik olarak her sene yaşıyoruz. Bu sıkıntının temel sebebi ilaç fiyat kararnamesi. Özellikle son dönemde hastalarımız dikkat eksikliği ve hiperkativite tedavisinde kullanılan ilaçları eczane eczane dolaşıp aramak durumunda kalıyor. Geçtiğimiz ekim ayında bir fiyat güncellenmesi aldık fakat bu da yeterli bir güncelleme değildi. Şu an şubat ayında tekrar güncellenecek mi güncellenmeyecek mi bununla ilgili net bir bilgi yok.&quot;Ankara Eczacı Odası Başkanı Abbasoğlu, son yıllarda düşük kur nedeniyle çok sayıda yabancı firmanın ilaçlarını piyasadan çektiğini anlattı.&quot;YENİ NESİL NANOTEKNOLOJİ İLAÇLARIN YÜZDE 91&#039;İ YOK&quot;Abbasoğlu, &quot;Avrupa İlaç Ajansı&#039;na kayıtlı ilaçların sadece yüzde 9&#039;u ülkemizde mevcut. Nanoteknoloji ile üretilmiş yeni nesil ilaçların yüzde 91&#039;i ülkemizde yok. Özellikle dünyada belli bir pazar payına sahip ciddi firmaların ilaçları yavaş yavaş ülkemizden çekiliyor.&quot; dedi.ECZACILAR İŞ BIRAKMAYA HAZIRLANIYORTürk Eczacıları Birliği, eylem planı kapsamında 81 ilde eczacı odaları sahadaki sorunlara ilişkin basın toplantısı düzenledi.Eczacıların SGK cirosunun baz alınacağı yeni modele geçilmesi talebi dile getirildi.Aksi takdirde eczanelerin iş bırakma eylemi yapacağı duyuruldu.  ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/vjpk86E9z02oAVeA-xbo5A.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Sat, 22 Feb 2025 16:53:40 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Eczanelerde, ilaç, sıkıntısı</media:keywords>
</item>

<item>
<title>Ameliyathanede stent pazarlığına inceleme</title>
<link>https://karadenizden.com.tr/22691</link>
<guid>https://karadenizden.com.tr/22691</guid>
<description><![CDATA[ İstanbul&#039;da özel bir hastanede, hastanenin muhasebecisi kalp krizi geçiren bir hastayla ameliyat masasında stent pazarlığı yaptı. O görüntülere ilişkin soruşturma başlatıldı. Hastanenin ilgili biriminin faaliyetleri durduruldu. İstanbul İl Sağlık Müdürlüğü özel hastaneye idari para cezası uygulayarak gerekli kurumlara bildirdi.İstanbul&#039;da yaşayan 51 yaşındaki B.T., iddiaya göre 13 Ocak&#039;ta göğüs ağrısı şikayetiyle Taksim&#039;de bir hastaneye başvurdu.Üç damarının tıkalı olduğu ve acilen anjiyo yapılması gerektiği belirtilen B.T., gece saatlerinde Bakırköy&#039;de bulunan özel bir hastaneye sevk edildi.ANJİYO SIRASINDA HASTA İLE PAZARLIK YAPTILAR Arena programında yayınlanan görüntülerde; iddiaya göre hasta anjiyoya alındı o sırada da steril ameliyat ortamına önlemsiz giren hastane muhasebecisinin &quot;15&#039;e, 18&#039;e ve 20&#039;ye var.&quot; diyerek fiyat belirttiği anlar görüldü.Hasta, en uygun fiyatlı stentin takılmasını istediğini ancak üçüncü stent için kendisinden 50 bin lira talep edildiğini söyledi.İLGİLİ BİRİMİN FAALİYETLERİ DURDURULDUİl Sağlık Müdürlüğü de konuya ilişkin inceleme başlattı. İnceleme kapsamında ilgili anjiyografi ünitesinin faaliyeti durduruldu.ÖZEL HASTANEYE İDARİ PARA CEZASI  İstanbul İl Sağlık Müdürlüğü, stent pazarlığı yapılan özel hastaneye idari para cezası uygulanarak, SGK’ya bildirimde bulunma kararı aldı. Hastadan alınan fark ücreti için fatura ibraz edilememesi yönünde Hazine ve Maliye Bakanlığı’na, işlem sırasında ilave ücret pazarlığına mani olmayan hekimler hakkında İstanbul Tabipler Odası’na bildirimde bulunulacak.BAKANLIKTAN AÇIKLAMASağlık Bakanlığı da, görüntülerin basına yansıması üzerine açıklama yaptı.Bir vatandaşın anjiyo işlemi sırasında fiyat pazarlığı yapıldığına ilişkin görüntülerin herkesi derinden üzdüğü belirtilen açıklamada, şu ifadelere yer verildi:&quot;İstanbul&#039;da bir özel sağlık kuruluşunda vatandaşımıza anjiyo işlemi sırasında fiyat pazarlığı yapıldığına dair basına yansıyan görüntüler hepimizi üzmüştür. İstanbul İl Sağlık Müdürlüğümüz bu hadiseye derhal müdahil olmuş ve ilgili hastaneye olağanüstü denetim işlemi başlatmıştır. Mevzuatımız çerçevesinde bu tür acil başvurularda standartlara uygun gerekli stent hastaya takılır, herhangi bir ücret talep edilemez. Hiçbir vatandaşımızın sağlığı pazarlık konusu yapılamaz. İstanbul İl Sağlık Müdürlüğümüz gerekli idari yaptırımı uygulayacaktır. Halihazırda olağanüstü denetim ekiplerimiz ilgili hastanede denetimlerine devam etmektedir.&quot; ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/juEKuOiR8kWziNmxHHmtxw.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Sat, 22 Feb 2025 16:53:40 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Ameliyathanede, stent, pazarlığına, inceleme</media:keywords>
</item>

<item>
<title>32 yaşındaki doktor haftada 56 yumurta yiyor: Sıra dışı diyetin nedenini açıkladı</title>
<link>https://karadenizden.com.tr/22686</link>
<guid>https://karadenizden.com.tr/22686</guid>
<description><![CDATA[ 32 yaşındaki doktor sosyal medya hesabından günde 8 yani haftada 56 yumurta yediğini paylaştı. Dr. Sermed Mezher, haftada 56 yumurta yemesinin ilginç nedenini açıkladı.TikTok&#039;ta 294 bin takipçisi bulunan 32 yaşındaki aile hekimi ve sosyal medya fenomeni Dr. Sermed Mezher, kaslı vücudunu korumak için uyguladığı sıra dışı diyeti açıkladı. Haftada 56 yumurta tükettiğini belirten Dr. Mezher, her gün kahvaltıda 8 yumurta beyazı ve 1 yumurta sarısından oluşan omlet yiyor.Kas kütlesini korumak için bu beslenme düzenini benimsediğini söyleyen Mezher, yumurtanın yağ oranından kaçındığı için sadece beyaz kısımlarını tükettiğini, ancak D, A ve B12 vitaminlerini almak için her gün bir adet sarıyı da diyetine eklediğini ifade etti.Günlük rutini sabah 5&#039;te uyanarak başlayan Dr. Mezher, kahvaltıdan sonra spor salonuna gidiyor. 50 gramdan fazla protein içeren omleti, gün boyu ihtiyaç duyduğu proteini karşılıyor.Öğle yemeklerinde tavuk, akşam yemeklerinde ise dana salatası veya patatesli somon çorbası tüketiyor. Protein tozu olarak ise standart ürünler yerine daha yüksek protein içeren izole peynir altı suyu proteinini tercih ediyor.“Kas koruma aşamasındayım, bu yüzden ne kilo vermeye çalışıyorum ne de kas yapmaya. Ancak herkesin benim gibi bir diyet uygulamasını tavsiye etmem, çünkü yorunlarımı desteklemek için ağır antrenman yapıyorum” diyor.Dr. Mezher&#039;in bu beslenme düzeni, Japonya’da yaşayan fitness tutkunu Joseph Everett&#039;i hatırlattı. Everett, günlük 30 yumurta tüketerek kas kütlesini 6 kg artırmış ve kan yağını azaltmıştı.Yumurtanın kolesterol üzerindeki etkileri uzun süre tartışılsa da yeni araştırmalar, dengeli bir beslenme ile günlük yumurta tüketiminin kalp hastalığı riskini artırmayabileceğini gösteriyor. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Btoeu-mNZ0WSrBiHFW5oHQ.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Sat, 22 Feb 2025 16:53:39 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>yaşındaki, doktor, haftada, yumurta, yiyor:, Sıra, dışı, diyetin, nedenini, açıkladı</media:keywords>
</item>

<item>
<title>Bamya suyunu denemek için 6 neden: Aç karnına içmek etkisini artırıyor</title>
<link>https://karadenizden.com.tr/22687</link>
<guid>https://karadenizden.com.tr/22687</guid>
<description><![CDATA[ Kan şekeri seviyelerini yönetmenin ve sağlıklı bir kiloyu korumanın basit ve doğal bir yolunu arıyorsanız, bamya suyu iyi bir tercih olabilir. Bamya, diyabet hastalarına ve kilo verme yolculuğunda olanlara fayda sağlayabilecek bir besin kaynağıdır. Her sabah bamya suyu içmek büyüyen bir trend ve bunun iyi bir nedeni var. Yapımı kolay bu içeceğin sağlıklı kalmanıza nasıl yardımcı olabileceğini inceleyelimDiyabeti yönetmek, kan şekeri seviyelerini kontrol altında tutmayı gerektirir ve bamya suyu tüm bunlara yardımcı olabilir.Lif açısından zengin: Bamya suyu, şeker emilimini yavaşlatan ve yemeklerden sonra kan şekerindeki ani yükselmeleri önleyen çözünür lif içerir.Antioksidanlar içerir: Bamyadaki antioksidanlar, her ikisi de diyabetle bağlantılı olan iltihapla savaşmaya ve oksidatif stresi azaltmaya yardımcı olur.İnsülin fonksiyonunu destekler: Bamya, kan şekerini doğal olarak düzenlemeye yardımcı olabilecek insülin benzeri bileşikler içerir.Kilo vermek karmaşık olmak zorunda değil. Bamya suyu, kilo yönetimini destekleyen rutininize basit bir ektir:Sizi daha uzun süre tok tutar bamya suyundaki lif tokluk hissini teşvik ederek, istekleri azaltır ve aşırı yemeyi önler.Sindirimi artırır: Sindirime yardımcı olur ve kilo kaybı için gerekli olan sağlıklı bir bağırsağın korunmasına yardımcı olur.Düşük kalorili: Şekerli içeceklerin aksine, bamya suyu fazladan kilo almadan sizi nemli tutan düşük kalorili bir alternatiftir.Bamya suyu hazırlamak çok kolay.İşte nasıl yapabileceğiniz:
2-3 taze bamya kabuğu alınKüçük parçalara kesin veya uzunlamasına kesin.Bir bardak suda bir gece bekletin.Sabah, parçaları çıkarın ve demlenmiş suyu aç karnına için.Sabah içmek neden en iyi sonucu verirGününüze bamya suyuyla başlamak faydalarını artırabilir:Aç karnına içmek besinlerin daha iyi emilmesini sağlar.
Kan şekeri seviyelerinin günün başlangıcından itibaren düzenlenmesine yardımcı olur.
Daha iyi sindirimi ve detoksifikasyonu destekler, bu da kilo kaybına yardımcı olur.Bu makale sadece genel bilgi verme amacıyla yazılmıştır ve doktor tavsiyesi olarak ele alınmaması gerekir. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/T44y4b-2zEm3cSNZmmCFww.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Sat, 22 Feb 2025 16:53:39 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Bamya, suyunu, denemek, için, neden:, Aç, karnına, içmek, etkisini, artırıyor</media:keywords>
</item>

<item>
<title>Sivilce sandılar ama gerçek başka çıktı: Doktorları bile şaşkına çevirdi</title>
<link>https://karadenizden.com.tr/22688</link>
<guid>https://karadenizden.com.tr/22688</guid>
<description><![CDATA[ Kulak ağrısı nedeniyle hastaneye götürülen küçük kızın kulağından çıkanlar doktorları bile şaşkına çevirdi. Küçük kızın kulak kanalı, yüzlerce kene ile doluydu.Günlerce süren kulak ağrısını başta basit bir enfeksiyon ya da sivilce sanan anne, ağrının boynuna kadar yayılması ve kızındaki halsizlik belirtileri üzerine hastanenin yolunu tuttu.Doktorların yaptığı detaylı muayenede ise inanılmaz bir manzara ile karşılaşıldı: Küçük kızın kulak kanalı, yüzlerce kene ile doluydu.Hızlı bir müdahale ile kene topluluğu temizlenirken, doktorlar sadece yetişkin keneleri çıkarmakla kalmayıp, geride bıraktıkları yumurtaları da titizlikle temizledi. Bu sürecin ihmal edilmesi durumunda enfeksiyon riskinin artacağı uyarısında bulunan uzmanlar, kızın tedavisinin başarıyla tamamlandığını ve taburcu edildiğini belirtti.Olayın ardından konuşan anne, kenelerin kızının sokak kedileriyle oynarken bulaşmış olabileceğini dile getirirken, diğer ebeveynlere de seslendi: “Çocuklarınızın ağrı şikayetlerini asla göz ardı etmeyin. Basit bir sorun gibi görünse de, altında çok daha ciddi bir durum yatıyor olabilir.” ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/aBG0mt8Y2E2sABW3VZjiBw.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Sat, 22 Feb 2025 16:53:39 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Sivilce, sandılar, ama, gerçek, başka, çıktı:, Doktorları, bile, şaşkına, çevirdi</media:keywords>
</item>

<item>
<title>Kolon kanseri riskini düşürüyor: Uzmanlar kahvaltıda tüketilmesini öneriyor</title>
<link>https://karadenizden.com.tr/22689</link>
<guid>https://karadenizden.com.tr/22689</guid>
<description><![CDATA[ Kalın bağırsak kanseri, (kolon kanseri) genellikle 50 yaş üzeri için risk oluşturuyor. Ancak son yıllarda kolon kanseri vakaları genç yaşlara kadar indi. Yapılan yeni bir araştırma beslenme listesine yoğurt etklemenin kolon kanseri riskini azaltabileceğini söylüyor.Araştırmaya göre, kahvaltıda yoğurt yemek, bağırsaktaki bakterileri iyileştirerek kolon kanseri riskini düşürebilir. Kolon kanseri vakaları, gençler arasında hızla artıyor ve 2010 ile 2030 yılları arasında iki katına çıkması bekleniyor. Uzmanlar, bu artışın nedenini araştırırken, zararlı bakterilere ömür boyu maruz kalmanın kanser riskini artırdığını düşünüyor.DailyMail&#039;de yer alan habere göre; Haftada en az iki porsiyon yoğurt tüketen kişilerin, bakterilerin neden olduğu kolon kanserine yakalanma riskini yüzde 20 oranında azalttığı belirlendi. Araştırmacılar, yoğurtun bağırsakta zararlı bakterileri azaltarak kolon kanseri riskini düşürebileceğini ifade ettiDr. Andrew T. Chan, beslenme, bağırsak mikrobiyomu ve kolon kanseri arasındaki bağlantıya dikkat çekerek, bu faktörlerin gençlerdeki rolünü incelemenin önemini vurguladı. Johns Hopkins Üniversitesi&#039;nden gelen bulgular da, aile öyküsü olmayan kolon kanseri hastalarının yarısında bakterilerin etkili olabileceğini öne sürüyor.Gut Microbes dergisinde yayımlanan araştırmada, 132 binden fazla sağlık çalışanının verileri incelendi. Haftalık yoğurt tüketimi ve yaşam tarzı faktörleri değerlendirilerek, 3.079 hastanının kolorektal kanser tanısı aldığı belirlendi. Bu hastaların yüzde 31&#039;inde Bifidobacterium tespit edildi. Yoğurt tüketiminin bu tür kansere yakalanma riskini yüzde 20 azalttığı kaydedildi.Harvard Tıp Fakültesi&#039;nden Dr. Tomotaka Ugai, yoğurtun mide-bağırsak sağlığına faydalarının uzun zamandır bilindiğini, yeni bulguların bu etkinin Bifidobacterium pozitif tümörlere özgü olabileceğini gösterdiğini belirtti. Uzmanlar, yoğurtun tam olarak nasıl bu korumayı sağladığını anlamak için daha fazla araştırmaya ihtiyaç duyulduğunu ifade ediyor.Kemikleri güçlendirerek osteoporoz riskini azaltırBağırsak mikrobiyomunun dengelenmesine yardımcı olurFaydalı mide bakterilerini besler, sindirimi iyileştirirYoğurt şişkinliği ve gazı azaltırSindirim sisteminin sağlığını desteklerTokluk hissi oluşmasına yardım eder Protein açısından zengindirTip 2 diyabetin önlenmesinde de rol oynarİltihabı azaltır, bağışıklığı güçlendirirDiş sağlığını korurKan basıncını düşürür, kalbe iyi gelirCilt parlaklığını ve elastikiyetini artırırVajinal enfeksiyonların önüne geçebilirKarın ağrısı, dışkıda kan, anemi, uzun süreli ishal ya da kabızlık arasında gidip gelen tuvalet alışkanlığında değişiklik, dışkı şeklinin ince-uzun olması, kilo kaybı ve yorgunluk kolon kanserinin en yaygın belirtileridir.Kolon (bağırsak) kanserinin belirtileri şunları içerir:Devamlı ishal ya da kabız olma gibi dışkılamada değişiklikDışkıda kan ve/veya rektal bölgede kanamaKansızlık (anemi)Yorgunluk ve halsizlikDışkının kalem gibi ince ve uzun olmasıDışkıda yumurta akı görünümlü salgıKarın ağrısı ya da pelvik ağrıKilo kaybıMide bulantısı ve kusmaGöz akında ve ciltte sararmaDışkılamaya rağmen bağırsakların boşalmadığı hissiYutma güçlüğüYemek yerken çok çabuk doyma hissi ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/4bpsaF1k8UeiZzZCsHVH1w.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Sat, 22 Feb 2025 16:53:39 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Kolon, kanseri, riskini, düşürüyor:, Uzmanlar, kahvaltıda, tüketilmesini, öneriyor</media:keywords>
</item>

<item>
<title>12 yaşındaki Esra&amp;apos;nın şüpheli ölümü: Boynunda ip izleri tespit edildi</title>
<link>https://karadenizden.com.tr/22683</link>
<guid>https://karadenizden.com.tr/22683</guid>
<description><![CDATA[ Batman&#039;da 12 yaşındaki Esra Bozkurt, nefes almakta zorluk çektiği için ailesi tarafından hastaneye götürüldü. Boynunda ip izlerine rastlanan Bozkurt’un ölümüyle ilgili soruşturma başlatıldı.Olay, dün akşam saatlerinde Çamlıca Mahallesi&#039;nde meydana geldi. Nefes almakta zorluk çektiği için ailesi tarafından İluh Devlet Hastanesi&#039;ne getirilen Esra Bozkurt, burada hayatını kaybetti.Otopsi işlemleri için Batman Eğitim ve Araştırma Hastanesi morguna kaldırılan Esra&#039;nın boynunda ip izleri tespit edildi.2 yıldır psikolojik tedavi gördüğü belirlenen Esra&#039;nın intihar ettiği ihtimali üzerinde durulurken, cenazesi ailesine teslim edilerek İkiztepe Mezarlığında toprağa verildi.Olayla ilgili soruşturma sürüyor. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/ho0zFfTx80Wskf7bB8C59w.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Sat, 22 Feb 2025 16:53:38 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>yaşındaki, Esranın, şüpheli, ölümü:, Boynunda, izleri, tespit, edildi</media:keywords>
</item>

<item>
<title>B12 vitamini zengini: Unutkanlık, yorgunluk ve kansızlığı önlüyor</title>
<link>https://karadenizden.com.tr/22684</link>
<guid>https://karadenizden.com.tr/22684</guid>
<description><![CDATA[ Hafızayı güçlendirmek, vücudun kırmızı kan hücreleri oluşumuna destek olmak için vücudunuz B12 vitaminine ihtiyaç duyar. B12 eksikliğini önlemek ve B12 ihtiyacını karşılamak için bazı besinlerden faydalanabilirsiniz. B12 vitamini yönünden güçlü olan bu besinler vücut hücrelerinin oluşumunu kendini yenilemesini ve uzun yaşamasını sağlar. Peki, B12 zengini besinler nelerdir?B12 vitamini, vücudun sağlıklı bir şekilde çalışması için gerekli olan önemli bir vitamindir. Sinirlerin korunmasına ve düzgün çalışmasına yardımcı olur. Kansızlığı (anemi) önlemek için gereklidir.Hücrelerin yenilenmesi ve onarımı için kritik bir rol oynar. Vücudun enerji üretiminde önemli bir yere sahiptir. Bilişsel işlevlerin korunmasına yardımcı olur, unutkanlık ve odaklanma problemlerini önlemeye destek olabilir. B12 eksikliği depresyon, sinirlilik gibi ruh hali değişimlerine neden olabilir.B12 eksikliği vücutta halsizlik, yorgunluk, unutkanlık, kansızlık, el ve ayaklarda karıncalanma gibi belirtiler görülebilir. B12 eksikliğini önlemek için B12 bakımından zengin ve güçlü besinleri tüketebilirsiniz.Lor sadece bağırsak sağlığı için harika olmakla kalmaz, aynı zamanda orta miktarda B12 vitamini de sağlar. Ev yapımı veya probiyotik açısından zengin lor peynirin,n düzenli tüketimi sindirimi iyileştirmeye yardımcı olur ve bu da B12 emilimini artırır. İpucu: Yemeklerle, özellikle öğle yemeğinde lor peyniri yemek sindirimi ve besin emilimini artırabilir. Besin emilimini engelleyebileceği için şekerli aromalı yoğurtlardan kaçının.Muzlar bağırsak sağlığını destekler ve bu da dolaylı olarak B12 emilimine yardımcı olur. Ayrıca, enerji seviyelerini iyileştirmek için B12 ile birlikte çalışan B6 vitamini açısından da zengindirler.Sabah kahvaltılarının vazgeçilmezi olan yumurta en güçlü protein ve B12 kaynakları arasında yerini alıyor. Özellikle yumurta sarısı iyi bir B12 vitamin kaynağıdır. Yumurta sarısındaki B12 vitamininin emilimi daha kolaydır. Yumurtayı tüketirken sadece beyazlarını ayırıp yemek yerine hem beyazını hem sarısını yiyin.Omega-3 deposu balıklar ayrıca zengin birer B12 kaynağıdır. Omega 3 kaynağı balık, inflamasyonu azaltmada, kalp sağlığını iyileştirmede büyük rol oynar. B12 vitaminini gıdalardan alırken her birinden daha dengeli ve sınırlı miktarlarda tüketmeniz uygun olur.Dana eti ve kuzu eti, B12 vitamini açısından zengindir. Yine bu hayvanların ciğerinde de B12 yoğun miktarda bulunur. Ancak kan yağlarını da yükseltme riski nedeniyle kırmızı et tüketiminde ölçülü olunmalıdır son derece sınırlı olunmalıdır. Aksi halde kalp ve damar sorunları baş gösterir.Karaciğerin yanı sıra, beyin böbrek gibi sakatat türleri de bol miktarda B12 vitamini içerir. Ancak özellikle sakatat tüketirken sakatatın B12 vitamini haricinde önemli miktarda da kolesterol ihtiva ettiğini gözden kaçırmamak gerekir. Örneğin 100 gram sığır beyni, insan vücudunun bir günlük kolesterol ihtiyacının 10 katı kadar kolesterol içerir. Bu nedenle beynin B12 kaynağı olarak sık tüketilmemesi önerilir.Kefir, yoğurt ve süt gibi ürünler B12 açısından çok zengindir. Protein bakımından da zengin olan bu besinler, günlük B12 vitamin alımında büyük destektir. Araştırmalar vücudun süt ve süt ürünlerindeki B12 vitaminini, et ve yumurtadaki B12 vitaminine göre daha iyi emdiğini söylüyor. Süt ve süt ürünleri aynı zamanda iyi birer kalsiyum, A vitamini, D vitamini, çinko, potasyum ve kolin kaynağıdır.Vücutta B12 vitamini yetersiz olduğunda; kansızlık ortaya çıkar ve enerji eksikliği, yorgunluk, baş dönmesi, kalp atışında düzensizlik, nefes darlığı, ciltte solgunluk, kolay morarma ve kanama, kilo kaybı, ishal veya kabızlık, kas zayıflığı ve ekstremitelerde karıncalanma yaşanır. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/IyoBpYlxeUmI8Fxe_MZqzw.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Sat, 22 Feb 2025 16:53:38 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>B12, vitamini, zengini:, Unutkanlık, yorgunluk, kansızlığı, önlüyor</media:keywords>
</item>

<item>
<title>45 yaşındaki kadın bu belirtiyle doktora gitti: Meğer pankreas kanseriymiş</title>
<link>https://karadenizden.com.tr/22685</link>
<guid>https://karadenizden.com.tr/22685</guid>
<description><![CDATA[ İngiltere&#039;de yaşayan 45 yaşındaki sağlık görevlisi Clair Honeywood, haftalarca süren mide ağrılarının ardından gittigi hastanede, pankreas kanseri teşhisi konuldu.Uzun süredir irritabl bağırsak sendromuyla (IBS) mücadele eden Honeywood, başlangıçta bu ağrıların hastalığının şiddetlenmesi olduğunu düşünmüştü. Ancak, dayanılmaz hale gelen ağrılar nedeniyle acil servise gitmek zorunda kaldı.Yapılan testlerde pankreasında anormallik tespit edilse de kesin bir teşhis konmadan evine gönderildi. Kısa bir süre sonra cildinde ve gözlerinde sararma fark eden Honeywood, tekrar hastaneye başvurdu ve gerçekleştirilen testler sonucunda pankreas kanseri olduğu ortaya çıktı.Doktorlar, Clair Honeywood&#039;un pankreasında bir tümör tespit etti. Tümörün büyük bir atardamarın etrafını sarması nedeniyle ameliyat edilemez olduğu belirtildi. Kemoterapi, kanserin yayılmasını yavaşlatma potansiyeline sahip olsa da doktorlar, bu tedavinin Honeywood&#039;un ömrünü bir buçuk yıldan fazla uzatamayabileceğini ifade etti.Honeywood, &quot;Danışmanım bana teşhisi söylemek istemedi ama ben ona yalvardım. Sonunda pankreas kanseri olduğumu öğrendim. Kanserin yayılmadığını söylediler ama ameliyat edilemez olduğunda bir kez daha yıkıldım. Doktorlar eve gidip anılar biriktirmemi tavsiye etti&quot; diyerek yaşadığı zorlu süreci anlattı.Cancer Research UK&#039;ye göre, İngiltere&#039;de her yıl yaklaşık 10.800 yeni pankreas kanseri vakası teşhis ediliyor. Pancreatic Cancer UK&#039;ye göre bu, en ölümcül yaygın kanser türü olup, hastaların yarısından fazlası, teşhisten sonraki üç ay içinde hayatını kaybediyor.Karın ve sırt ağrısı, açıklanamayan kilo kaybı, hazımsızlık, iştahsızlık, bağırsak alışkanlıklarında değişiklik ve sarılık, pankreas kanserinin en yaygın belirtileri arasında yer alıyor. Ancak bu semptomlar, sıklıkla IBS gibi daha yaygın rahatsızlıklarla karıştırılıyor.Honeywood&#039;a üçüncü evre pankreas kanseri teşhisi konuldu; bu, kanserin yakındaki lenf düğümlerine yayıldığını veya ana kan damarlarına doğru büyümeye başladığını gösteriyor.Honeywood, &quot;Ben henüz 45 yaşındayım ve bu yaşta böyle bir hastalıkla karşılaşmayı beklemiyordum. Ama yaşamak için sebebim var, iki çocuğum için savaşmak zorundayım. Hayat yaşamak içindir ve pozitif olmak zorundayım&quot; dedi. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/RfUE3Sydf0mFq-bBQrPsPQ.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Sat, 22 Feb 2025 16:53:38 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>yaşındaki, kadın, belirtiyle, doktora, gitti:, Meğer, pankreas, kanseriymiş</media:keywords>
</item>

<item>
<title>Dudak çatlaklarına son: Kışın dudak kuruluğunu önlemenin yolu</title>
<link>https://karadenizden.com.tr/22682</link>
<guid>https://karadenizden.com.tr/22682</guid>
<description><![CDATA[ Soğuk havalar kendini iyiden iyiye hissettirmeye başladı. Montlar, atkılar ve bereler dolaplardan çıktı, peki ya dudaklarımız? Çoğu zaman ihmal ettiğimiz bu hassas bölge, kış aylarının en büyük kurbanlarından biri. Peki dudak çatlamasını önlemek için neler yapabiliriz? İşte birkaç ipucu: ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/REI7H3QbOUGpWVf469NtzQ.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Sat, 22 Feb 2025 16:53:37 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Dudak, çatlaklarına, son:, Kışın, dudak, kuruluğunu, önlemenin, yolu</media:keywords>
</item>

<item>
<title>Benjamin Button gerçek oldu: Yaşlı doğdu zamanla gençleşti</title>
<link>https://karadenizden.com.tr/22679</link>
<guid>https://karadenizden.com.tr/22679</guid>
<description><![CDATA[ Avustralya’da 1993 yılında dünyaya gelen Tomm Tennent, doğumuyla tıp dünyası tarihine geçti. Uzmanlar, yaşlı bir insanın cildine sahip olarak doğan Tennent&#039;in durumunu, vücudunda normalden çok daha yüksek seviyelerde bulunan hyalüronik asit olduğunu açıkladı.Bundan yaklaşık 30 yıl önce Avustralya&#039;da gerçekleşen bir doğum, bilim dünyasını şaşkına çevirdi.   1993 yılında ülkenin Güney Victoria bölgesinde doğan Tomm Tennent, en sıradışı bebeklerden biri olarak dünyaya geldi.  Tıp dünyasını ve halkı şaşırtan özelliğe sahip olan Tennent, normal bir insanın sahip olması gerekenden çok daha fazla deriyle doğmuştu.  Doğuma kadar her şeyin normal ilerlediği sürecin ardından, doğum sırasında doktorlarla birlikte aile de şaşkına döndü.  Tomm’un cildi, sanki bir yetişkinin derisiyle kaplı gibiydi ve yüzü kırışıklıklarla doluydu. Araştırmalara başlayan bilim insanları, bu durumun hiçbir genetik hastalıkla tam olarak uyuşmadığını fark etti.VÜCUDUNDA YÜKSEK SEVİYEDE HYALÜRONİK ASİT ÇIKTI  Ancak yapılan incelemeler, insan ve hayvan dokularında bulunan ve derinin elastikiyetini sağlayan önemli bir bileşen olan hyalüronik asidin Tomm&#039;un vücudunda normalden çok daha yüksek seviyelerde bulunduğunu ortaya çıkardı.  Tomm’un durumu, özellikle belirli köpek türlerinde görülen Shar Pei sendromuna benzetildi. Shar Pei cinsi köpekler, doğduklarında fazla deriyle kaplı olur ve büyüdükçe derileri vücutlarına uyum sağlar.  Tomm, fiziksel görünümü nedeniyle pek çok zorlukla karşılaştı. Ama o, tüm bunlara rağmen hayata tutundu. Şimdi, 30 yıl sonra, Tomm’un hayatı biraz gizemli olsa da Facebook profili bize onun mutlu bir evlilik sürdürdüğünü gösteriyor.  Profilinde ise “Hayat basit. Seçimler yaparsınız ve geriye bakmazsınız” şeklinde bir mesaj yer alıyor. Bu, Tomm’un hayatını nasıl yaşadığını ve her zorluğa nasıl göğüs gerdiğini anlatan kısa ama anlamlı bir açıklama. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/UZnWgWeD3U6h2xn2wHBG2A.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Sat, 22 Feb 2025 16:53:37 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Benjamin, Button, gerçek, oldu:, Yaşlı, doğdu, zamanla, gençleşti</media:keywords>
</item>

<item>
<title>Uzman doktor 5 besini sıraladı: Sağlıklı diye yiyoruz ama kanser nedeni</title>
<link>https://karadenizden.com.tr/22680</link>
<guid>https://karadenizden.com.tr/22680</guid>
<description><![CDATA[ Sağlıklı bir vücuda sahip olmanın en kolay yollarından biri sağlıklı besinler tüketmek. Ancak sağlıklı olarak düşündüğünüz bazı besinler farkında olmadan vücudunuza zarar veriyor olabilir. Beslenme kanser riskini etkileyen önemli faktörlerden biri. Araştırmalara göre, kanser vakalarının yaklaşık yüzde 40&#039;ı sağlıksız beslenme ve egzersiz eksikliği gibi yaşam tarzı faktörlerinden kaynaklanıyor. Sağlıklı olarak bildiğiniz bazı besinler de kanser riskini artırıyor. Peki, bu besinler neler?Sağlıklı olduğu düşünülen bazı gıdalar, aslında ciddi sağlık riskleri taşıyor olabilir. Dr. Naheed Ali, özellikle süpermarket raflarında sıkça bulunan bazı ürünlerin kanser ve diğer kronik hastalıklarla ilişkilendirilebileceğini belirtti.Dr. Naheed Ali&#039;ye göre, beslenme kanser riskini etkileyen önemli faktörlerden biri. Araştırmalara göre, kanser vakalarının yaklaşık yüzde 40&#039;ı sağlıksız beslenme ve egzersiz eksikliği gibi yaşam tarzı faktörlerinden kaynaklanıyor. Bu nedenle, tüketicilerin bilinçli seçimler yapmaları gerektiğini vurgulayan Dr. Ali, market alışverişi sırasında uzak durulması gereken 5 gıdayı sıraladı:Birçok kişi tarafından sağlıklı olarak değerlendirilen bu ürünler, aslında yüksek oranda ilave şeker ve yapay katkı maddeleri içeriyor. Bu katkılar, bağırsak mikrobiyomunu olumsuz etkileyerek iltihaplanmaya yol açabiliyor ve bağırsak kanseri riskini artırabiliyor. Protein barların içeriğinde bulunan yapay tatlandırıcılar ve şeker ise şişkinlik ve sindirim sorunlarına neden olabiliyor.Kolza tohumu ve soya fasulyesi gibi bitkisel yağlar, omega-6 yağ asitleri açısından zengin. Vücut için gerekli olan bu yağ asitleri, aşırı tüketildiğinde iltihaplanmayı artırarak kanser gelişimi ile ilişkilendirilebiliyor. Dr. Ali, modern beslenmede omega-6 ve omega-3 dengesizliğinin önemli bir sağlık sorunu olduğunu belirtiyor.Bitki bazlı beslenme trendi giderek yaygınlaşsa da, vegan sosis, pastırma ve hamburger gibi et alternatifleri genellikle aşırı işlenmiş gıdalar kategorisine giriyor. Bu ürünler, kansere neden olabilecek emülgatörler, stabilizatörler, lezzet artırıcılar ve yapay renklendiriciler içerebiliyor. Ayrıca yüksek oranda tuz, şeker ve yağ içererek sağlıksız beslenmeye katkıda bulunabiliyor.Tamamen doğal olduğu iddia edilse de, paketlenmiş meyve suları ve smoothieler genellikle lif bakımından fakir ve yüksek şeker içerikli oluyor. Bazı ürünler, bir kutu gazlı içecekten daha fazla şeker barındırabiliyor. Bu durum kan şekerinde ani yükselmelere ve gereksiz kalori alımına neden olarak kilo alımına ve dolayısıyla kanser riskine katkıda bulunabiliyor.Pek çok işlenmiş gıda, raf ömrünü uzatmak için emülgatör adı verilen katkı maddeleri içeriyor. Beslenme uzmanları, bu katkı maddelerinin bağırsak sağlığına zarar verebileceğini ve bağırsak kanseri riskini artırabileceğini belirtiyor.İngiltere&#039;deki verilere göre, aşırı kilo ve obezite her yıl yaklaşık 18.000 kanser vakasına neden oluyor. Obezite, pankreas, meme, bağırsak ve yumurtalık kanserleri dahil olmak üzere 13 farklı kanser türüyle bağlantılı.Uzman isin, sağlıklı bir yaşam için tüketicilerin beslenme alışkanlıklarını gözden geçirmeleri gerektiğini vurgulayarak, işlenmiş ve katkı maddesi içeren gıdalardan kaçınılması gerektiğini belirtiyor. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/pmX5f5tEU0mTJ72LIZJv3g.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Sat, 22 Feb 2025 16:53:37 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Uzman, doktor, besini, sıraladı:, Sağlıklı, diye, yiyoruz, ama, kanser, nedeni</media:keywords>
</item>

<item>
<title>Kolesterol seviyesini düşürmek için 8 günlük egzersiz: 30 dakika yapmak yetiyor</title>
<link>https://karadenizden.com.tr/22681</link>
<guid>https://karadenizden.com.tr/22681</guid>
<description><![CDATA[ Yüksek kolesterol, kalp hastalığı ve diğer sağlık sorunları riskini artırdığı için birçok insan için giderek artan bir endişe kaynağıdır. Dünya Sağlık Örgütü&#039;ne göre, dünya çapında yüksek kolesterolün 2,6 milyon ölüme neden olduğu tahmin edilmektedir. Diyet büyük bir rol oynasa da, egzersiz kolesterol seviyelerini yönetmek ve vücudu toksinlerden uzak tutmak için de aynı derecede önemlidir. Düzenli hareket metabolizmayı hızlandırmaya, dolaşımı iyileştirmeye ve zararlı maddeleri atmaya yardımcı olur. Kolesterolü doğal olarak düşürmek ve vücudunuzu detoksifiye etmek için basit egzersizler arıyorsanız, günlük rutininize ekleyebileceğiniz 8 etkili seçenek şunlardır.Yürüme, kötü kolesterolü (LDL) düşürmek ve iyi kolesterolü (HDL) yükseltmek için en kolay ancak en güçlü egzersizlerden biridir.Günlük 30 dakikalık tempolu yürüyüş kalp sağlığını iyileştirmeye, yağ yakmaya ve detoksifikasyona yardımcı olan lenf sistemini uyarmaya yardımcı olur. En iyi faydaları elde etmek için orta ila hızlı bir tempoda yürüyün ve iyi bir duruş sergileyin.İp atlama, dolaşımı iyileştiren, kalori yakan ve akciğer fonksiyonlarını geliştiren eğlenceli ve yoğun bir kardiyo egzersizidir. Ayrıca terlemeyi artırarak vücuttan toksinlerin atılmasına yardımcı olur. Ayrıca kalbi güçlendirir ve kolesterolü kontrol altında tutar. Kısa seanslarla (5-10 dakika) başlayın ve süreyi kademeli olarak artırın.Bisiklet, LDL kolesterolü düşürerek ve HDL kolesterolü artırarak kalp sağlığı için harikalar yaratır. Ayrıca sindirimi iyileştirmeye yardımcı olur ve vücudun detoksifikasyonunda önemli bir rol oynayan böbrek fonksiyonunu destekler. İster açık havada ister sabit bir bisiklette olsun, günde en az 20-30 dakika bisiklet sürmeyi deneyin.Yüzme tüm vücudu çalıştırır, kan akışını iyileştirir ve stresi azaltır; bunlar sağlıklı kolesterol seviyelerine katkıda bulunan faktörlerdir. Ayrıca derin nefes almayı teşvik eder, bu da akciğer kapasitesini artırır ve kanı oksijenlendirir, vücudun toksinleri atmasına yardımcı olur. Haftada birkaç kez 20 dakika yüzmek bile büyük bir fark yaratabilir.Belirli yoga pozları sindirimi teşvik etmeye, karaciğer fonksiyonunu iyileştirmeye ve kolesterol seviyelerini düzenlemeye yardımcı olur. Bükülme pozları ve derin nefes egzersizleri de kan dolaşımını ve lenf drenajını iyileştirerek vücudun doğal detoks sürecini destekler. En iyi sonuçlar için Kobra Pozu, Köprü Pozu ve Kapalabhati Pranayama&#039;yı (nefes egzersizleri) deneyin.Ağırlık kaldırmak veya squat, lunge ve push-up gibi vücut ağırlığı egzersizleri yapmak kötü kolesterolü düşürmeye ve kas kütlesini artırmaya yardımcı olabilir. Daha güçlü kaslar metabolizmayı iyileştirir, vücudun yağları daha verimli bir şekilde işlemesini ve toksin birikimini azaltmasını sağlar. Haftada en az 3-4 kez güç antrenmanı yapmayı hedefleyin.Dans, kalbi sağlıklı tutan, yağ yakan ve vücudun doğal detoks yöntemlerinden biri olan terlemeyi teşvik eden mükemmel bir kardiyovasküler egzersizdir. Ayrıca yüksek kolesterolle bağlantılı olan stresi azaltmaya yardımcı olur. Maksimum fayda için Zumba, aerobik veya serbest stil dans gibi yüksek enerjili dans stillerini seçin.Derin diyaframatik nefes alma gibi nefes egzersizleri ve Pilates gibi esneme egzersizleri oksijen akışını artırır, sindirimi iyileştirir ve vücuttan toksinlerin atılmasına yardımcı olur. Kontrollü nefes alma ayrıca sağlıklı kolesterol seviyelerini korumak için önemli olan stresi azaltır. Sabahları en az 10 dakikanızı derin nefes almaya ve hafif esnemelere ayırın. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/ffCuJHJWA0auvQQIz-goxQ.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Sat, 22 Feb 2025 16:53:37 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Kolesterol, seviyesini, düşürmek, için, günlük, egzersiz:, dakika, yapmak, yetiyor</media:keywords>
</item>

<item>
<title>7 saat uyumadığınızda vücudunuzda ne olur? Şaşırtıcı etkileri bilnmiyordu</title>
<link>https://karadenizden.com.tr/22676</link>
<guid>https://karadenizden.com.tr/22676</guid>
<description><![CDATA[ Sağlıklı bir vücuda sahip olmak ve gün içerisinde enerjik, canlı hissetmek için uzmanlar her akşam 7-8 saat uyumanız gerektiğini söylüyor. Ancak bazı zamanlarda çeşitli nedenlerden dolayı bu mümkün olmayabiliyor. Peki, geceleri 7 saaat  uyumadığınızda vücudunuzda ne olur?Uyku eksikliği sadece sizi yorgun hissettirmez, aynı zamanda tüm vücudunuzda etkilerini gösterir. Bir uyku teknolojisi şirketi, uyku eksikliğinin fiziksel etkilerini ortaya koymak amacıyla bir test yaptı.Uyku düzeni bozulduğunda kan akışı azalır, cilt soluklaşır ve canlılığını kaybeder. Aynı zamanda, stres hormonu kortizol seviyeleri yükselir, bu da cilt rahatsızlıklarını kötüleştirir ve tahrişe, kızarıklığa, kaşıntıya neden olurUyku eksikliğinin ilk etkilerini ciltte gösterdi. Uyku eksikliği çekenlerin %15’i tırnaklarının kırılgan olduğunu, %24’ü ise hassas bir cilde sahip olduğunu belirtti. Ayrıca egzama (%16), sedef hastalığı (%7) ve donuk cilt tonu (%10) gibi sorunlar da yaygın cilt semptomları arasında yer aldı. Cilt, dinlenme sırasında kendini yenileyip onarır. Uyku eksikliği bu süreci engeller, bu da sağlıklı ve parlak bir cilt görünümünü zorlaştırır.Uyku eksikliği, kilo alma riskini de artırıyor. Ankete göre, yeterince uyumayan kişilerin %26’sı aşırı kilolu, %32’si ise şişkinlik sorunu yaşıyor. Uyku sırasında vücudun açlık ve tokluk hissini düzenleyen hormonları dengelediğini belirtiliyor. Yeterince dinlenmediğinde, ghrelin (açlık hormonu) seviyesi yükselir ve kişiyi daha fazla yeme isteği duymaya yönlendirirken, leptin (tokluk hormonu) seviyesi düşer. Bu hormonal dengesizlik, özellikle şekerli yiyeceklere karşı aşırı isteklere yol açar.Uzmanlara göre, uyku eksikliği kadınlar ve erkeklerde farklı kilo alma şekillerine yol açabiliyor. Kadınlar, hormonal değişiklikler nedeniyle kalça ve uyluk bölgelerinde yağ birikimi yaşayabilirken, erkeklerde testosteron düşüşü sonucu karın bölgesinde yağlanma görülüyor.Bir başka dikkat çekici değişim ise el ve ayakların üşümesidir. Vücut sıcaklığı, sirkadiyen ritme bağlı olarak düzenlenir. Uyku eksikliği, vücudun iç sıcaklığını düzenleme yeteneğini bozarak, el ve ayaklarda soğuma ve rahatsızlığa yol açabilir.NE KADAR UYKUYA İHTİYACINIZ VAR?Sağlıklı bir yetişkinin genellikle 7 ila 9 saat uykuya ihtiyaç duyduğunu belirtiyor. Ancak yaş, sağlık durumu ve kişisel koşullar uyku ihtiyacını etkileyebilir. Ayrıca, gençler, çocuklar ve bebekler hala büyüme aşamasında oldukları için daha fazla uykuya ihtiyaç duyarlar.Sirkadiyen ritmler, vücudumuzun biyolojik saati olarak işlev görür ve sağlıklı bir insanda, sabah saat 8&#039;de kortizol seviyeleri zirveye çıkarak uyanmamızı sağlar. Bu saatler, güneş ışığıyla tetiklenir ve vücut, adrenalini ve enerjiyi salgılar. Öğleden sonra, kortizol seviyeleri düşer, metabolizma yavaşlar ve yorgunluk başlar. Bu süreç, uykuya geçişi kolaylaştırır. Ancak uyku eksikliği, bu biyolojik düzeni bozarak hem fiziksel hem de zihinsel sağlık üzerinde olumsuz etkiler yaratır. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/_Ec-DOAG5UaeIjs-oAKRMQ.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Sat, 22 Feb 2025 16:53:36 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>saat, uyumadığınızda, vücudunuzda, olur, Şaşırtıcı, etkileri, bilnmiyordu</media:keywords>
</item>

<item>
<title>Prof. Dr. Osman Müftüoğlu açıkladı: Bağışıklığı güçlendirin, bu besinler sağlığın altın anahtarı</title>
<link>https://karadenizden.com.tr/22677</link>
<guid>https://karadenizden.com.tr/22677</guid>
<description><![CDATA[ Kış mevsimi geldiğinde soğuk havaların etkisiyle hastalıklarda ciddi bir artış söz konusu oluyor. Hastalıklara karşı vücut direncini artırmak için bağışıklığı güçlü tutmak gerekiyor. Prof. Dr. Osman Müftüoğlu, 10 adımda bağışıklığı güçlendirmenin yollarını açıkladı.Soğuk havaların etkisiyle kış mevsimi geldiğinde grip, nezle ve soğuk algınlığı gibi hastalıklarda artış yaşanıyor. Hastalıklara karşı dirençli olmak için bağışıklık sisteminin güçlü olmasını önemsemeniz gerekiyor.&quot;Kış enfeksiyonlarında özellikle de “soğuk algınlığı, nezle, tonsilit, farenjit, sinüzit, bronşit hatta zatürre vakalarında” gözle görünür bir artış var&quot; diyen, Prof. Dr. Osman Müftüoğlu güçlü bir bağışıklık için yapmanız gerekenleri sıraladı.Vücudun genel sağlığını korumak için sağlıklı ve dengeli bir beslenme düzeni büyük önem taşıyor.
Prof. Dr. Osman Müftüoğlu; &quot;Güçlü bir bağışıklık için bir numaraya protein gücü yüksek besinleri (yumurta, beyaz-kırmızı et, süt ürünleri, bakliyat) koymalısınız. Aşırı şeker, un/nişasta tüketiminin ise bağışıklık gücünüzü azaltacağınızı unutmamalısınız. Alışveriş listenizde sebze ve meyvelere de imkânınız ölçüsünde daha fazla yer açmanızda fayda var. Ayrıca bugünlerde yemeklerinizde baharatları (özellikle zencefil, zerdeçal, tarçın, kırmızıbiber, karabiber) daha sık ve çok kullanmayı da unutmayın.&quot; diyor.Sağlıklı bir vücut için sağlıklı uyku düzeni şart. Mükemmel bir gece uykusunun güçlü bir bağışıklık desteği olduğu kesin. Egzersize gelince... O da kuşkusuz çok güçlü ve etkili harika bir bağışıklık ilacı.Kişisel hijyen genel sağlık üzerinde büyük önem taşıyor.
Ellerinizi daha sık yıkamanız, dişlerinizi daha sık fırçalamanız, ağız hijyeninizi iyi durumda tutmamız ve genelde kişisel hijyeninize her yönüyle özenli davranmanız da çoğu zaman da gözden kaçan ama önemli olduğundan kuşku duyulmayan bir bağışıklık ayrıntısıdır.Üşümekten değil, üşütmekten korkun. Unutmayın: Üşümek ve üşütmek ayrı şeylerdir. Üşümeyi refleks olarak öğrenip gerektiğinde daha sıkı giyinerek, bulunduğumuz ortamı ısıtarak tedbir alabiliriz. Ama özellikle çocukluk ve yaşlılık döneminde üşütmenin farkına bile varamayabiliriz.Dikkat edin, aşırı korku ve üzüntü sonrası ya grip, nezle olursunuz ya da uçuk veya aft çıkarırsınız. Bu nedenle stres, depresyon ve diğer ruhsal gelgitlerden de bugünlerde daha çok uzak durmaya özen gösterin.D vitamini eksikliği özellikle 30’lu rakamların altındaki D vitamini seviyeleri bağışıklığınızın altına konmuş bir bomba gibidir. Eksik D vitamininizi hemen tamamlayın, rakamı 50-100 aralığında tutmaya çalışın. Besinlerle kazanamıyorsanız ya da eksik olduğundan eminseniz C vitamini, çinko, demir, selenyum gibi minerallerin de desteğini almaya çalışın. Omega 3 takviyelerinin de etkili birer bağışıklık güçlendirici olabileceği aklınızda olsun.Soğuk kış günlerinde sıcak kış çaylarının her biri değerli birer bağışıklık güçlendirici olabiliyor. İlk sıraya kuşburnu, ıhlamur, ada çayı, nane çayı, hibiskus çayı, tarçın çayını yazabilirsiniz.Doğal yoldan tamamladığınız probiyotik/mikrobiyom gücü bağışıklığınızın en güvenli bekçilerinden biridir. Daha çok turşu -özellikle lahana turşusu-, ev yapımı yoğurt, kefir, tarhana çorbası yiyip içmeye çalışın.Her ateşiniz çıktığında antibiyotik haplarına, şuruplarına sarılmayın. Gereksiz kullandığınız o haplar, şuruplar bağırsaklarınızdaki probiyotik güce atılmış birer el bombası olabilir.Her mevsim gibi kışın da tadını çıkarın. Yağmurun, rüzgârın, dolunun, karın ve daha pek çok kış ayrıntısının da bizim için gönderilmiş nimetler olabileceğini hatırlayın. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/vaMygPzUYU6lQItEszts9A.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Sat, 22 Feb 2025 16:53:36 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Prof., Dr., Osman, Müftüoğlu, açıkladı:, Bağışıklığı, güçlendirin, besinler, sağlığın, altın, anahtarı</media:keywords>
</item>

<item>
<title>Dünyada son yıllarda en popüler beslenme biçimi: Diyabet riskini tetikliyor</title>
<link>https://karadenizden.com.tr/22678</link>
<guid>https://karadenizden.com.tr/22678</guid>
<description><![CDATA[ Aralıklı oruç, son yıllarda popülerlik kazanan ve en çok tercih edilen beslenme biçimlerinden biri. Öyle ki dünyaca ünlü isimler bile bu beslenme biçimini benimsiyor. Aralıklı orucun kilo vermeye yardımcı olduğu biliniyor. Ancak yapılan son araştırmalarda aralıklı orucun bu hastalığı tetikleyebileceği ortaya çıktı.Yeni bir araştırma, son yıllarda popülerlik kazanan aralıklı orucun, ergenlik dönemindeki bireylerde Tip 2 diyabet riskini artırabileceğini ortaya koydu.Hollywood yıldızları Jennifer Aniston, Nicole Kidman, Cameron Diaz ve Mark Wahlberg gibi isimlerin benimsediği bu beslenme düzeni, kilo vermeye yardımcı olduğu gerekçesiyle yaygın olarak tercih ediliyor. Ancak bilim insanları, aralıklı orucun uzun vadeli sağlık etkileri konusunda fikir ayrılığı yaşıyor.Almanya&#039;da yapılan bir çalışma, aralıklı orucun bel çevresi için faydalı olabileceğini ancak ergen bireylerde insülin üretimini engelleyerek diyabet riskini artırabileceğini öne sürdü. Tip 2 diyabet, vücudun yeterli insülin üretememesi veya insülin etkinliğinin düşmesi sonucu ortaya çıkıyor.DailyMail&#039;de yer alan habere göre; Münih Teknik Üniversitesi Kardiyovasküler Metabolizma Profesörü Dr. Alexander Bartelt, &quot;Aralıklı orucun kilo kaybı ve kalp sağlığına faydaları bilinmekle birlikte, ergenlerde olumsuz etkiler yaratabileceğini göz ardı etmemeliyiz&quot; dedi. Dr. Stephan Herzig ise çalışmanın aralıklı orucun yetişkinler için faydalı olduğunu ancak çocuklar ve gençler için risk taşıyabileceğini gösterdiğini belirtti.Araştırma fareler üzerinde incelemeler yapıldı. Fareler, 24 saat boyunca yiyecek almadan bekletildikten sonra iki gün normal beslenme ile desteklendi. 10 haftalık bir sürecin sonunda yetişkin ve yaşlı farelerde insülin duyarlılığının arttığı gözlemlenirken, ergen farelerde beta hücre fonksiyonlarında belirgin bir düşüş kaydedildi.Bilim insanları, bunun pankreasta insülin üreten beta hücrelerinin ergenlik döneminde yeterince olgunlaşmamasından kaynaklandığını belirtti. Daha sonra farelerden elde edilen bulgular insan dokularıyla karşılaştırıldı ve diyabetli bireylerde benzer beta hücre olgunlaşmama belirtileri tespit edildi.Moleküler biyoloji uzmanı Dr. Leonardo Matta, &quot;Aralıklı orucun genellikle beta hücrelerine fayda sağladığı düşünülürken, genç farelerde uzun süreli oruç sonrası insülin üretiminde düşüş görmemiz bizi şaşkına uğrattı&quot; dedi.Tip 2 diyabet, vücudun insülin üretememesi veya etkin kullanamaması sonucu kan şekerinin yükselmesine neden olur. Uzun vadede bu durum kalp krizi, felç, göz, böbrek ve sinir hasarı gibi ciddi sağlık sorunlarına yol açabilir.İngiltere&#039;de 2021/22 verilerine göre, yaklaşık 4,3 milyon insan diyabet hastası olarak kayıtlara geçti. Vakaların %90&#039;ını Tip 2 diyabet oluştururken, bu hastalığın obezite ile yakından ilişkili olduğu biliniyor. Tip 1 diyabet ise genetik faktörlere bağlı olarak erken yaşlarda ortaya çıkıyor.Uzmanlar, aralıklı orucun genç bireyler üzerindeki uzun vadeli etkilerinin daha detaylı araştırılması gerektiğini ve bireylerin beslenme tercihlerinde dikkatli olmaları gerektiğini vurguluyor. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/yPv6WhhKvkG5JROH2dGJqg.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Sat, 22 Feb 2025 16:53:36 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Dünyada, son, yıllarda, popüler, beslenme, biçimi:, Diyabet, riskini, tetikliyor</media:keywords>
</item>

<item>
<title>Tüketiciyi aldatan sağlık beyanına 5 milyon liraya kadar ceza</title>
<link>https://karadenizden.com.tr/22672</link>
<guid>https://karadenizden.com.tr/22672</guid>
<description><![CDATA[ Sağlık beyanıyla ürün tanıtımı veya satışı yapanlara yönelik cezalar artırıldı. Buna göre tüketiciyi aldatan sağlık reklamlarına 4 milyon 750 bin liraya kadar ceza kesilecek.Sağlık Bakanlığı, 2025 yılı yeniden değerleme oranları doğrultusunda, mevzuata aykırı sağlık beyanıyla tanıtım ve satış yapanlara yönelik idari para cezalarında düzenlemeye gitti.  Mevcut düzenlemede bu cezalar, 20 bin ile 300 bin lira arasında uygulanıyordu.  Yeni düzenleme kapsamında ise sosyal ağlar, internet siteleri, televizyon kanalları gibi mecralarda tüketiciyi aldatıcı sağlık beyanıyla ürün tanıtımı ve satış yapanlara verilecek idari para cezası 316 bin 724 liradan başlayacak.  Cezaların üst sınırı ise 4 milyon 750 bin 319 lira olarak belirlendi.  UYGULANACAK YENİ CEZALAR  Mevzuata aykırı sağlık beyanıyla yapılan ürün tanıtım ve satışlarına yönelik 2025&#039;te uygulanacak yeni cezalar şöyle:  &quot;- Ürün tanıtım ve satışı yapılan satış noktaları (aktar, sağlıklı yaşam merkezleri, ürün satış yerleri), broşürler, reklam panoları gibi yazılı ve görsel tanıtım materyalleri aracılığıyla yapılan tanıtım ve satışlar için 20-50 bin lira yerine 316 bin 724 lira-791 bin 761 lira,  - İnternet siteleri, yerel veya ulusal yayın yapan yazılı basın yayın organları ve cep telefonu mesajları aracılığıyla yapılan tanıtım ve satışlar için 50-100 bin lira yerine 791 bin 761 lira-1 milyon 583 bin 462 lira,  - Yerel televizyon kanalları, yerel veya ulusal radyo kanalları aracılığıyla yapılan tanıtım ve satışlar için 100 bin-150 bin lira yerine 1 milyon 583 bin 462 lira-2 milyon 375 bin 188 lira,  - Ulusal televizyon kanalları aracılığıyla yapılan tanıtım ve satışlar için 150 bin-300 bin lira yerine 2 milyon 375 bin 188 lira-4 milyon 750 bin 319 lira.&quot;  4 BİN 500 İNTERNET SİTESİ KAPATILDI  Sağlık Bakanlığı Türkiye İlaç ve Tıbbi Cihaz Kurumu, mevzuata aykırı sağlık beyanıyla tanıtım ve satış yapanlara yönelik denetimlerine geçen yıl da hız kesmeden devam etti.  Bu kapsamda, geçen yıl 4 bin 541 internet sitesi kapatılması istemiyle Erişim Sağlayıcıları Birliğine, 4 bin 565 internet sitesi de Ticaret Bakanlığına bildirildi.  Toplam 23 firmaya 2 milyon 450 bin lira idari para cezası uygulandı ve haklarında suç duyurusunda bulunuldu.  SAĞLIK BEYANI NEDİR?  Sağlık Beyanı Denetimi Hakkında Yönetmelik&#039;e göre, bir ürünün veya ürün bileşiminde bulunan öğelerin insan sağlığıyla ilişkisini belirten, ileri süren veya ima eden beyana sağlık beyanı deniliyor.  Beşeri tıbbi ürünler, tıbbi cihazlar ve özel tıbbi amaçlı gıdalar dışındaki tüm ürünler, sağlık beyanı denetimleri kapsamına giriyor.  Tüketilmediği durumlarda sağlığın olumsuz etkilenebileceğini öne süren, kilo kaybı veya artışının miktarına, oranına atıf yapan, sağlık beyanı kullanılan ürünlerle ilgili tanıklığına başvurulan kişinin tecrübesiyle veya ulusal ve uluslararası kurum ve kuruluşlarla ilişkilendirilen teşekkür, övgü, tavsiye, onay ifadesine yer verilen ya da imada bulunulan beyanlara izin verilmiyor. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/2zAUB4_v6kuNUPTt4LiLew.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Sat, 22 Feb 2025 16:53:35 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Tüketiciyi, aldatan, sağlık, beyanına, milyon, liraya, kadar, ceza</media:keywords>
</item>

<item>
<title>Dünyada yalnızca 200 vaka var: Kardeşlerini karnında taşıdı</title>
<link>https://karadenizden.com.tr/22673</link>
<guid>https://karadenizden.com.tr/22673</guid>
<description><![CDATA[ Hindistan’da son derece nadir görülen tıbbi bir vaka yaşandı. 32 yaşında anne olmaya hazırlanan bir kadının rutin taramaları sırasında doğmamış bebeğinin karnında kemik içeren bir yapı tespit edildi. Yapılan ileri tetkikler sonucunda, bebeğin içinde iki farklı fetüs daha bulunduğu ortaya çıktı.Hindistan&#039;da yaşanan ve nadir görülen bir tıbbi vaka, doktorları ve bilim dünyasını şaşkına çevirdi.    Yeni doğan bir bebek, kendi karnında gelişen iki fetüsle dünyaya geldi.   Bu, tıp literatüründe &quot;Fetus in fetu&quot; olarak adlandırılan ve dünyada yalnızca 200 kez kaydedilen son derece nadir bir anomali. BEBEĞİN İÇİNDEN FETÜS ÇIKTI   Kadın, 1 Şubat’ta sağlıklı bir erkek bebek dünyaya getirirken, doktorlar gelişimini tamamlayamayan iki fetüsü bebeğin karnından başarıyla çıkardı.  Taramayı gerçekleştiren Dr. Prasad Agarwal, “Karnında fetüs benzeri bir yapı bulunan, normal büyüyen bir bebek gördüm. Bu, dünyanın en nadir vakalarından biri” dedi.  Anne ve bebeğin sağlık durumunun iyi olduğu belirtilirken, içeride gelişen diğer iki fetüsün hayatta kalamayacak kadar az gelişmiş olduğu bildirildi. FETUS İN FETUS NEDİR?  &quot;Fetus in fetu&quot;, son derece nadir görülen bir tıbbi anomalidir. Bu durumda, bir fetüs anne karnında gelişirken, özdeş ikizi veya ikizleri tam olarak ayrılmaz ve onun içinde büyümeye devam eder. Genellikle gelişimini tamamlayamayan bu fetüs, konakçı fetüsün içinde parazitik bir şekilde varlığını sürdürür.  Bu durumun nedeni tam olarak bilinmese de, doktorlar bunun tek bir döllenmiş yumurtanın bölünmesi sırasında tam ayrılmamasından kaynaklandığını düşünüyor. İçeride sıkışan fetüs, zamanla tırnak, saç, uzuvlar gibi bazı yapılar geliştirebilir ancak hayati organları olmadığı için bağımsız olarak yaşayamaz.  Bu vakalar çoğunlukla fetüsün karın bölgesinde görülse de, bazen beyin, kuyruk sokumu, testis torbası veya ağızda da tespit edilebilmektedir. Dünyada yaklaşık 200 kez kaydedilen bu durum, tıp dünyasında büyük bir merak konusu olmaya devam etmektedir. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/7Cxa-MyQ20yoNWnMteKHZA.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Sat, 22 Feb 2025 16:53:35 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Dünyada, yalnızca, 200, vaka, var:, Kardeşlerini, karnında, taşıdı</media:keywords>
</item>

<item>
<title>Böbrek hasarının sessiz belirtilerini görmezden mi geliyoruz?</title>
<link>https://karadenizden.com.tr/22674</link>
<guid>https://karadenizden.com.tr/22674</guid>
<description><![CDATA[ Böbrekler kanı temizler ve idrar yoluyla atıkları ortadan kaldırır. Diyabet ve hipertansiyon böbreklere zarar verebilir. Erken evrelerde hiçbir belirti görülmezken, ileri evrelerde şişlik, köpüklü idrar, idrarda kan, iştahsızlık, yorgunluk, idrar hacminde değişiklikler, bel ağrısı, kaşıntı ve diğer sorunlar görülür. Yüksek riskli bireylerde düzenli tarama, erken teşhis ve etkili tedavi için önemlidir.Böbrekler, omurganın her iki tarafında bulunan ve kanın temizlenmesinde rol oynayan 2 fasulye biçimli organdır. Azotlu atık ürünlerinin vücuttan atıldığı idrar üretir. Diyabet ve hipertansiyon böbrek hasarının en yaygın nedenleridir ve aşağıdaki gibi böbrek disfonksiyonunun yaygın belirtilerini bilmek önemlidir.Böbrek hasarının erken evreleri herhangi bir belirtiye neden olmaz ve yalnızca kan testleri, idrar testleri ve Kan basıncı ölçümü yoluyla tespit edilebilir. Bu nedenle DM ve HT gibi böbrek hasarı geliştirme riski yüksek olan hastaların semptomatik olmasalar bile düzenli aralıklarla böbrek fonksiyon testlerini yaptırmaları çok önemlidir.Ayaklarda şişlik: Böbrek hasarının yaygın bir belirtisi, uykudan kalkarken ayaklarda veya yüzde şişliktir. İdrarda protein kaybı nedeniyle oluşur ve böbrek hasarının bir işaretidir. İlk aşamalarda hastalarda uzun süre oturduktan sonra sadece ayaklarda geçici şişlik olabilir ve bu şişlik uzandıktan sonra kaybolur.Köpüklü idrar: Uyandıktan sonraki ilk idrar gibi dolu bir mesanede idrar yaparken köpüklü idrar olması normaldir. Ancak kalıcı köpüklü idrar, böbrek hasarının bir belirteci olan proteinüriyi ekarte etmek için değerlendirilmelidir.İdrarda kan: Birçok hasta için korkutucu bir semptomdur ve İdrar yolu enfeksiyonu veya böbrek taşı gibi iyi huylu nedenlerden kaynaklanabilir. Ancak yaşlı bir sigara içicisinde ağrısız hematüri, Renal Hücreli Karsinom veya Mesane Karsinomu gibi maligniteler açısından değerlendirilmelidir. İştahsızlık ve yorgunluk: Genellikle bunlar çok spesifik olmayan şikayetlerdir ve ileri böbrek fonksiyon bozukluğu olan hastalarda böbrek hastalığının ileri evrelerinde yaygın olan anemi nedeniyle bu semptomlar görülebilirİdrar hacminde değişiklikler: Çok düşük idrar hacmi (oligüri) ve aşırı idrar hacmi (poliüri)  her ikisi de anormaldir ve böbrek fonksiyonlarının değerlendirilmesini gerektirirBel ağrısı: İdrar yolunda idrar akışını engelleyen idrar taşları bel bölgesinde akut ağrıya neden olabilir ve uygun görüntüleme ve tedavi gerektirir. Ancak böbrek fonksiyon bozukluğunun tek başına genellikle herhangi bir ağrıya neden olmadığını belirtmek önemlidir.Kaşıntı: İleri böbrek fonksiyon bozukluğu olan hastalarda cilt kuruluğu ve şiddetli kaşıntı gibi birden fazla cilt sorunu gelişebilirDiğer yaygın belirtiler: Nefes darlığı, Tat duyusunda değişiklikler, Ağız kokusu, yanma hissi, Kilo kaybı, UykusuzlukBöbrek fonksiyon bozukluğuna özgü olmasa da böbrek hasarıyla ilişkili olabilir.Böbrek disfonksiyonunun erken evrelerinde hiçbir belirti yoktur veya belirtiler çok belirsizdir/rahatsız edici değildir - ancak çoğu tedavi yöntemi yalnızca bu evrede etkilidir. Bu nedenle böbrek hasarı riski yüksek olan hastaların düzenli aralıklarla böbrek fonksiyon testleri ile taranması esastır.Yukarıdaki belirti listesi eksiksiz değildir ve doğası gereği spesifik değildir (yani diğer rahatsızlıkları olan kişilerde de benzer belirtiler olabilir)  bu nedenle bu belirtilerden herhangi birine sahipseniz her zaman aile hekiminize danışmanız önerilir. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/9TL2d0KUh0qDV6SddEQC7Q.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Sat, 22 Feb 2025 16:53:35 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Böbrek, hasarının, sessiz, belirtilerini, görmezden, geliyoruz</media:keywords>
</item>

<item>
<title>Takviye vitaminler nasıl kullanılır? Maksimum fayda için en doğru zaman</title>
<link>https://karadenizden.com.tr/22675</link>
<guid>https://karadenizden.com.tr/22675</guid>
<description><![CDATA[ Günümüzün hızlı tempolu dünyasında, takviyeler birçok insanın sağlık rutinlerinin vazgeçilmez bir parçası haline geldi. Sadece tüketmek yeterli değildir; zamanlama, kombinasyon ve emilim gibi faktörler etkinliklerinde önemli bir rol oynar.Güçlü kemikler için D Vitamini, kalp sağlığı için Omega-3 veya kas iyileşmesi için protein olsun, takviyeleri doğru şekilde almak maksimum fayda için çok önemlidir.D VİTAMİNİD Vitamini yağda çözünür, yani emilim için diyet yağına ihtiyaç duyar. Sağlıklı yağlar içeren bir öğünle (avokado, fındık veya zeytinyağı gibi) almak etkinliğini artırır. D Vitamini uyku hormonlarını etkilediğinden, gece alınması uykuyu etkileyebilir.D Vitaminini aç karnına almaktan kaçının. Aşırı kafeinle birlikte almayın, çünkü kafein emilimini engelleyebilir. Magnezyum ve K2 Vitamini D Vitamini ile iyi çalışır.Metabolizmanızı hızlandırmak istiyorsanız sabah protein tüketmeniz önerilir. Şekerli içeceklerle protein almaktan kaçının, çünkü bu gereksiz kalori alımına yol açabilir. Böbrek fonksiyonlarınız zayıfsa aşırı protein tüketmeyin.Kreatin ve karbonhidratlarla protein alın.C Vitamini suda çözünen bir vitamindir, yani suda çözünür ve emilim için yağ gerektirmez. Aç karnına almak bazen mide tahrişine yol açabilir, bu nedenle yiyeceklerle birlikte tüketmek idealdir.Vücuttaki C Vitamini seviyelerini azaltabilecek aşırı kafeinden kaçının. Demir aşırı yüklenmesi durumunuz varsa demir açısından zengin yiyeceklerle birlikte almayın.Maksimum fayda için C Vitaminini demir ve kolajenle birlikte alın.Probiyotikler, sindirimi ve bağırsak sağlığını destekleyen yararlı bakterilerdir. Aç karnına (yemeklerden 30 dakika önce) almak bağırsaktaki hayatta kalma oranlarını artırır.Sıcak içeceklerle probiyotik almaktan kaçının, çünkü ısı yararlı bakterileri öldürebilir. Antibiyotiklerle birlikte almayın (önerilmediği sürece), çünkü antibiyotikler probiyotikleri öldürür.Magnezyum kas gevşemesine, stresin azaltılmasına ve daha iyi uykuya yardımcı olur. Geceleri almak uyku kalitesini artırabilir ve kas kramplarını önleyebilir.Magnezyumun yüksek doz kalsiyumla birlikte alınmasından kaçının, çünkü emilim için rekabet ederler. Magnezyum seviyelerini azaltan kafein veya alkol tükettikten hemen sonra almayın.Balık yağı gibi Omega-3 takviyeleri, yağ içeren yiyeceklerle birlikte alındığında en iyi şekilde emilir. Bu nedenle, öğle veya akşam yemeğiyle birlikte gündüz veya akşam tüketin.Omega-3&#039;ü aç karnına almaktan kaçının, çünkü sindirim rahatsızlığına neden olabilir. Asit reflüsüne neden olabileceği için antrenmandan önce almayın.E vitamini ile birlikte tüketildiğinde Omega-3 yağ asitleri emilime yardımcı olur.Kalsiyum kemik sağlığı için çok önemlidir, ancak kalsiyumun tüm formları eşit şekilde emilmez. Yatmadan önce alın. Demir veya çinko takviyeleriyle kalsiyum almaktan kaçının, çünkü emilim için rekabet ederler. Yüksek doz kalsiyumu bir kerede almayın; daha iyi emilim için dozu bölün.
Kalsiyum, D vitamini ve magnezyumla iyi çalışır.DEMİRDemir, aç karnına en iyi şekilde emilir, ancak mide rahatsızlığına neden oluyorsa, az miktarda yiyecekle birlikte almak sorun olmaz.Kalsiyum veya süt ürünleriyle demir almaktan kaçının, çünkü kalsiyum demir emilimini engeller. Çay veya kahveyle birlikte almayın. Demir, C Vitamini ile iyi çalışır.B12 Vitamini, enerji üretimi ve beyin fonksiyonunda önemli bir rol oynar. Enerji seviyelerini artırmaya yardımcı olduğu için, sabah almak gün boyunca aktif kalmanızı sağlar.Uykunuzu etkileyebileceği için, yatmadan hemen önce B12 almaktan kaçının. Yüksek dozda C Vitamini B12 emilimini azaltabileceğinden, aynı anda C Vitamini ile birleştirmeyin.Çinko, bağışıklık fonksiyonu ve yara iyileşmesi için gereklidir. Aç karnına almak emilimi artırır, ancak mide bulantısına neden oluyorsa, yiyecekle birlikte alın.
Çinkoyu kalsiyum veya demirle almaktan kaçının, çünkü emilimi engellerler. Çinko seviyelerini düşüren kafeinle birlikte almayın.ÖNEMLİ! Herhangi bir sağlık problemi yaşamamak için mutlaka bir uzmana danışın. Bu makale sadece genel bilgi verme amacıyla yazılmıştır ve doktor tavsiyesi olarak ele alınmaması gerekir. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/home9MF77Ue0Z-b3JeE8_g.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Sat, 22 Feb 2025 16:53:35 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Takviye, vitaminler, nasıl, kullanılır, Maksimum, fayda, için, doğru, zaman</media:keywords>
</item>

<item>
<title>Parlak saçlar için ipuçları: Işıltıyı geri getirmenin yolları</title>
<link>https://karadenizden.com.tr/22670</link>
<guid>https://karadenizden.com.tr/22670</guid>
<description><![CDATA[ Herkes parlak, sağlıklı saçların peşindedir. Ancak, şehir hayatı, stres, yanlış ürün kullanımı veya aşırı ısı uygulamaları saçlarımızın doğal ışıltısını kaybetmesine neden olabilir. Parlak saçlar, sadece estetik bir avantaj sunmakla kalmaz, aynı zamanda sağlığın da bir göstergesidir. İşte, doğal ışıltınızı geri kazanmak için uygulayabileceğiniz birkaç basit adım ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/REI7H3QbOUGpWVf469NtzQ.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Sat, 22 Feb 2025 16:53:34 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Parlak, saçlar, için, ipuçları:, Işıltıyı, geri, getirmenin, yolları</media:keywords>
</item>

<item>
<title>Aile hekimliğinde yeni dönem | Aile hekimi değişikliği için artık 3 ay beklenmeyecek</title>
<link>https://karadenizden.com.tr/22671</link>
<guid>https://karadenizden.com.tr/22671</guid>
<description><![CDATA[ Aile hekimliği yönetmeliğinde değişiklik yapıldı. Yeni yönetmeliğe göre, aile hekimine kayıtlar ikamet adresine göre otomatik olarak güncellenecek. Adres değişikliği durumunda 30 gün içinde aile hekimi değişikliği yapılmadıysa sistem kişiyi en yakın ve en uygun aile hekimine otomatik olarak atayacak. Aile hekimi değişikliğinde 3 ay sınırlaması esnetilerek bu süre 1 aya indirildi. Kendi isteğiyle hekim değişikliği yapmak isteyenler 1 ay sonra yeni bir aile hekimine geçiş yapabilecek.Aile Hekimliği Uygulama Yönetmeliği değiştirildi. Sağlık Bakanlığı Aile Hekimliği Uygulama Yönetmeliğinde değişiklik yaptı. Yeni yönetmelik Resmi Gazete&#039;de yayımlandı. Yönetmelikle aile hekimliğinde önemli değişiklikler yapıldı. Yeni yönetmelikle aile hekimliği değişikliği kolaylaştırılırken aile sağlığı merkezlerinin sayısı artırılacak.Aile hekimi başına düşen yoğunluğun azaltılması için yeni aile sağlığı merkezleri açılacak. Aile sağlığı çalışanlarının istihdamı  kolaylaştırılacak.  Aile hekimliği birimlerinin ilçe devlet hastanesi bünyesinde açılması sınırlaması kaldırıldı. Bu kapsamda aile sağlığı merkezleri ve aile hekimliği birimleri ilçe merkezlerinde açılabilecek.   Aile hekimliği uzmanlarının aile sağlığı merkezlerine geçişleri hızlandırılacak. Aile hekimliği uzmanları, boş olan her iki birimden birini öncelikli olarak tercih edebilecek. Aile hekimliği uzmanlarının sayısında ciddi bir artış hedeflenecek. Böylece vatandaşlar, birinci basamak sağlık hizmetlerinde uzman doktorlarla daha fazla karşılaşacak ve sağlık hizmetlerine güven artması amaçlanacak.AİLE HEKİMİ DEĞİŞİKLİĞİ OTOMATİK YAPILACAK  30 gün içerisinde aile hekimi değişikliği talebinde bulunmayanların kayıtları en yakın en uygun aile hekimine aktarılacak. Nüfus yoğunluğu olan yerlerde kişilerin kayıt değişiklikleri adres yakınlığı ve nüfus uygunluğu gözetilerek otomatik olarak yapılacak.Kişilerin talepleri durumunda aile hekimi değişikliği yapılabilmesi için 3 ay sınırlaması esnetilerek hekim – hasta ilişkisinin etkin şekilde kurulması amacıyla bu süre 1 aya indirilecek.Aile hekimi başına düşen nüfusun azalması ile hekim hasta ilişkisinin daha etkin şekilde kurulması, koruyucu sağlık hizmetleri başta olmak üzere tüm aile hekimliği hizmetleri için hastaya daha fazla zaman ayrılması ile aile hekimliği hizmetlerinin kalitesi artması hedefleniyor.  AİLE SAĞLIK MERKEZLERİYLE İLGİLİ YENİ DÜZENLEME  Yeni düzenleme ile aile sağlığı merkezlerinin ilçe merkezlerinde de konumlanmasına imkan tanındı.  Aile sağlığı merkezleri hizmete kolay erişim amacıyla yaşam alanları içerisinde konumlanabilen aile sağlığı merkezleri, Kat Mülkiyeti Kanunu kapsamında müşterek muayenehane olarak değerlendirilerek apartman gibi yerlerde açılabilecek.  Kentsel dönüşüm ve imar düzenlemesi gibi zorunlu nedenlerle bu merkezlerin boşaltıılması durumunda aile sağlığı merkezi, öncelikle kamuya ait bir merkezlere, yok ise müdürlükçe uygun süre verilmesi kaydıyla aile hekimlerince temin edilen uygun adreslere taşınabilecek.  Acil sağlık hizmetleri, adli işlemler, defin ruhsatı gibi hizmetler entegre sağlık merkezlerinde daha düzenli ve etkin bir şekilde sunulacak. 7-24 hizmet sunulan bu merkezlerde vatandaşlara kesintisiz sağlık hizmeti sağlanacak.   ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/zGIVOA8SgEODlquRtsjL_g.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Sat, 22 Feb 2025 16:53:34 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Aile, hekimliğinde, yeni, dönem, Aile, hekimi, değişikliği, için, artık, beklenmeyecek</media:keywords>
</item>

<item>
<title>Yıllar sonra &amp;quot;yarım beyinle&amp;quot; yaşadığını öğrendi</title>
<link>https://karadenizden.com.tr/22669</link>
<guid>https://karadenizden.com.tr/22669</guid>
<description><![CDATA[ Fransa’da yaşayan 44 yaşındaki bir adam, bacağında yaşadığı hafif ağrı ve güçsüzlük nedeniyle doktora başvurduğunda, beyninin yarısından fazlasının olmadığını öğrendi.Beynin sadece yüzde 10&#039;unun kullanıldığı efsanesi bilim dünyası tarafından kesin bir dille reddediliyor. Ancak, beyin hakkında hala bilinmeyen pek çok şey bulunmakta.Bunlardan biri de Fransa’da yaşandı. O zamanlar 44 yaşında olan kimliği gizli adam, yaklaşık iki hafta boyunca bacağında hafif bir ağrı ve güçsüzlük fark edince ilk olarak doktora gitti.  Beyin taraması sonrası adamın beyninin yarısının olmadığı,   &quot;Hidrosefali&quot; adı verilen kafatasında ince bir beyin dokusu tabakası ve sıvı bulunduğu ortaya çıktı. Bilişsel psikolog Axel Cleeremans, adamın normal bir yaşam sürdüğünü, ailesinin olduğunu ve çalıştığını belirtti. Şikayeti sırasında yapılan IQ testinin sonucu 84 olarak belirlendi; bu, normal aralığın biraz altında.  Doktorlar, hastalığının nedeninin beyninde biriken sıvı olduğunu ve bu durumun 30 yıl boyunca beyninin büyük kısmının tahrip olmasına yol açtığını düşünüyor.  Öte yandan hastalık bebekken teşhis edilmiş ve stent takılmıştı. Ancak 14 yaşındayken stent çıkarıldığında, beyninin büyük bir kısmı aşınmaya başlamış. Geçmişte, bilincin belirli beyin bölgeleriyle bağlantılı olduğu düşünülüyordu; ancak bu tür hikayeler, bilincin yalnızca belirli bir bölge tarafından yönetilmediği fikrini savunan yeni teorilerin ortaya çıkmasına neden oldu. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/q0o1z_0zJ0S7vjuF7KKCjg.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Sat, 22 Feb 2025 16:53:33 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Yıllar, sonra, yarım, beyinle, yaşadığını, öğrendi</media:keywords>
</item>

<item>
<title>Papa&amp;apos;nın sağlık durumu nasıl? Doktorlarından yeni açıklama</title>
<link>https://karadenizden.com.tr/22668</link>
<guid>https://karadenizden.com.tr/22668</guid>
<description><![CDATA[ Katoliklerin ruhani lideri ve Vatikan Devlet Başkanı Papa Franciscus&#039;un tamamen tehlikeyi atlatmış olmasa da hayati tehlikesinin bulunmadığı bildirildi.Ay başında geçirdiği şiddetli bronşit nedeniyle 14 Şubat&#039;tan bu yana Roma&#039;daki Gemelli Hastanesinde tedavi gören ve burada polimikrobik enfeksiyon, çift taraflı zatürre teşhisi konan Papa&#039;nın sağlık durumuyla ilgili doktorları Profesör Sergio Alfieri ve Luigi Carbone, hastanede basın toplantısı düzenledi.  88 yaşındaki Papa&#039;nın geçen hafta hastaneye geldiği güne göre çok daha iyi olduğunu belirten Alfieri, &quot;Papa tamamen tehlikeyi atlatmış değil ama şu an için hayati tehlikesi yok, bugün şapele gidip dua etti.&quot; dedi.  Papa&#039;nın moralinin iyi olduğunu ve sağlık durumuyla ilgili espriler yaptığını aktaran Alfieri, &quot;Papa&#039;nın keyfi yerinde ve şakalaşıyor.&quot; diye konuştu.  Alfieri, Papa Franciscus&#039;un bazen nefes darlığı çektiğini ve bunun kimse için hoş bir his olmadığını ifade ederek &quot;Papa kronik bir hastalığa sahip, bunu biliyor. &#039;Durumun ciddi olduğunun farkındayım&#039; dedi.&quot; ifadelerini kullandı.  Alfieri, Papa&#039;nın solunum desteği sağlayan herhangi bir cihaza bağlı olmadığını belirterek &quot;Gerektiğinde burnundan biraz oksijen alıyor ama kendi başına nefes alıyor ve kendi kendine besleniyor.&quot; diye konuştu.  Katoliklerin ruhani liderinin daha ne kadar süreyle hastanede kalacağı sorusu yöneltilen Alfieri, buna net bir cevap vermenin mümkün olmadığını, iyileşme sürecine bağlı olduğunu dile getirerek Papa&#039;nın en az bir hafta daha hastanede kalacağını söyledi.  Alfieri, Papa&#039;nın akciğer enfeksiyonu geçirdiğini ve esas tehlikenin sepsise yakalanması olduğunu dile getirerek şunları kaydetti:  &quot;Papa&#039;nın bir akciğer enfeksiyonu var ve eğer bu mikroplardan biri kana karışırsa sepsis meydana gelebilir. Asıl risk, mikropların kana karışmasıdır. Bugün itibarıyla kanda mikrop bulunmuyor, enfeksiyon yalnızca akciğerde sınırlı durumda. Bu, onun yaşındaki bir kişi için gerçek bir risk olabilir ancak enfeksiyon şu an kontrol altında.&quot;  Doktor Carbone de &quot;Şu anda bu aşamayı atlatmaya odaklanmalıyız. Papa&#039;nın azmini görebiliyoruz, o pes eden biri değil.&quot; değerlendirmesinde bulundu.  SON YILLARDA SAĞLIK SORUNLARI ATTI  2013&#039;ten bu yana Katoliklerin ruhani lideri olan Papa Franciscus, ilk kez 2021&#039;de Gemelli Hastanesine yatmış ve kalın bağırsak ameliyatı geçirmişti.  Papa, son olarak 2023&#039;te biri nefes darlığı şikayeti, biri de karın duvarına protez yerleştirilmesi operasyonu olmak üzere iki kez Gemelli Hastanesinde tedavi görmüştü.  Katoliklerin ruhani lideri, diz ağrıları sebebiyle son yıllarda tekerlekli sandalye kullanıyordu.  Papa Franciscus, 9 ve 12 Şubat&#039;ta halka açık iki etkinlikte, bronşit geçirdiğini ve nefes almakta güçlük çektiğini ifade ederek konuşma yapamamış ve yardımcılarından konuşma metinlerini okumalarını istemişti.  14 Şubat&#039;ta hastaneye kaldırılan, daha sonra solunum yollarında polimikrobiyal enfeksiyon olduğu bildirilen Papa&#039;nın sağlık durumuna ilişkin 18 Şubat&#039;ta Vatikan&#039;dan yapılan açıklamada, Papa Franciscus&#039;ta zatürre geliştiği ve klinik durumunun karmaşık bir tablo çizmeyi sürdürdüğü belirtilmişti.  Vatikan&#039;ın 19 Şubat’taki açıklamasında, Papa&#039;nın oksijen desteği almadığı ve kendi kendine nefes alabildiği, dünkü açıklamasında &quot;hafif iyileşme&quot; gösterdiği kaydedilmişti.  Papa&#039;nın bu hafta sonu için planlanan etkinlikleri de iptal edilmişti. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/XMCAwWYJU0OQBnqUnbUopA.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Sat, 22 Feb 2025 16:53:32 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Papanın, sağlık, durumu, nasıl, Doktorlarından, yeni, açıklama</media:keywords>
</item>

<item>
<title>52 yaşındaki adam 6 ayda 30 kilo verdi: Diyet bile yapmadı, zayıflama sırrını paylaştı</title>
<link>https://karadenizden.com.tr/22667</link>
<guid>https://karadenizden.com.tr/22667</guid>
<description><![CDATA[ Antalya&#039;da, obezite ameliyatı olmak için gittiği hastanede doktorların önerisine uyan Halil Yiğit, yaşam tarzını değiştirerek 6 ayda 30 kilo verdi.Muratpaşa ilçesinde ikamet eden 52 yaşındaki Yiğit, 105 kilo olunca bazı rahatsızlıkları da arttı. Kızı obezite ameliyatı sonrası 95 kilodan 65&#039;e düşen Yiğit, yüksek tansiyon, nefes darlığı, yürümekte güçlük şikayetleri nedeniyle kendisi de fazla kilolarından kurtulmak için genel cerrahi polikliniğine başvurdu.Doktorlar, Yiğit&#039;i önce doğal yollardan kilo vermeyi denemesi için hastayı endokrinoloji ve metabolizma hastalıkları ile psikiyatri bölümüne yönlendirdi. Buradaki tetkiklerinden sonra Yiğit&#039;in insülin direnci olduğu belirlendi.Tedavisine başlanan Yiğit, hem ilaç tedavisi hem de diyet yaparak üç ayda 10 kilo verdi. Öneri üzerine Antalya Şehir Hastanesi bünyesindeki obezite merkezine başvuran Yiğit, diyetisyen, psikolog, fizyoterapist, hemşire ve uzman hekimlerden sağlıklı beslenmeyi, doğru aktiviteyi ve yaşam tarzı değişikliğini öğrenerek, bunları uygulamaya başladı.Diyet yapmadan sadece sağlıklı beslenerek ve hareketini artırarak üç ayda 20 kilo daha vermeyi başaran Yiğit, böylece bazı rahatsızlıklarından da kurtuldu.Yiğit, AA muhabirine, 163 santimetre boyunda olduğunu ve 100 kiloyu geçince yaşam kalitesinin çok düştüğünü, astım ve yüksek tansiyon şikayetlerinin arttığını, uyumakta güçlük çektiğini söyledi.Doktorların desteğiyle nasıl besleneceğini, hangi aktiviteleri yapacağını öğrendiğini anlatan Yiğit, &quot;Emekli olmadan önce çalıştığım işte ağır yükler taşıyordum. Onu egzersiz sanıyordum ama değilmiş. Hiç spor salonuna gitmedim. Evde yapabileceğim birkaç küçük spor aleti aldım. Onlarla egzersiz yapıyorum, her fırsatta yürüyorum. Bir kat çıkamazken istediğim kadar kat çıkıyorum, yürüyüşüm bile değişti. Uzun mesafe gidemezken 4 kilometre ara vermeden yürüyebiliyorum.&quot; diye konuştu.Ameliyat olmadan da kilo verilebildiğini belirten Yiğit, kilo verirken hiçbir yemekten mahrum kalmadığını ancak dengeli beslendiğini ifade etti.Kilonun, alkol ve sigara kadar zararlı olduğunu vurgulayan Yiğit, şöyle konuştu:&quot;Su içmeyi öğrendim. Günlük 2, 3 litrenin altına düşmüyorum. Soğuk havalarda da yanımda su şişesi taşıyorum. 105 kilodan 75 kiloya düşünce hayata bakışım değişti, mutluluğum arttı, bazı kronik rahatsızlıklarımdan kurtuldum. Zayıflayınca günlük yaşam daha rahat oluyor. Hipertansiyon, kolesterol ve astım hastasıydım. Horlamalarım vardı, eşimle çok tartışıyorduk. Kilo verince hayatım değişti. Doktorların önerisiyle kolesterol ilaçlarını bıraktım, iki doz olan astım ilacım tek doza düştü, horlamalarım kesildi. Tansiyonum da dengelendiği için ilacı her gün kullanmıyorum.&quot;İstediği kıyafetleri kolayca bulabildiğini anlatan Yiğit, uzun süre görmediği arkadaşlarıyla karşılaşınca kendisini tanıyamadıklarını sözlerine ekledi. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/1EXVoCK1tEqXrNo4e_gl3A.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Sat, 22 Feb 2025 16:53:31 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>yaşındaki, adam, ayda, kilo, verdi:, Diyet, bile, yapmadı, zayıflama, sırrını, paylaştı</media:keywords>
</item>

<item>
<title>Kronik hastalık taraması: Obezite, kalp, şeker ve tansiyon ilk sıralarda</title>
<link>https://karadenizden.com.tr/22666</link>
<guid>https://karadenizden.com.tr/22666</guid>
<description><![CDATA[ Sağlık Bakanlığı, aile hekimleri tarafından yürütülen kronik hastalık tarama verilerini açıkladı. Buna göre 1,5 milyonu aşkın kişiye ilk kez kronik hastalık tanısı konuldu. Türkiye&#039;de kronik hastalıkta ilk sırada obezite var. Obeziteyi kalp, şeker ve tansiyon takip ediyor.Haber: Öykü TüccarSağlık Bakanlığı, aile hekimleri tarafından yürütülen kronik hastalık tarama verilerini açıkladı.10 MİLYONU AŞKIN KİŞİ TARANDIBuna göre, 8 bin 255 aile sağlığı merkezi ve 29 bin 74 aile hekimi 1 Kasım 2024-31 Ocak 2025 tarihleri arasında 10 milyon 564 bin 192 kişi ile iletişime geçti.1,5 MİLYONU AŞKIN KİŞİYE İLK KEZ KRONİK HASTALIK TANISITaramalar sonucunda 1 milyon 575 bin 769 kişiye ilk kez kronik hastalık tanısı konuldu.OBEZİTE İLK SIRADAEn çok tanı konulan kronik hastalık ise obezite oldu. Taramalar sonucunda 1 milyon 336 bin 192 kişiye ilk kez obezite tanısı konuldu.179 bin 646 kişiye kalp, 133 bin 607 kişiye şeker hastalığı tanısı konulurken, 45 bin 973 tansiyon hastası da taramalar sayesinde tespit edildi.   Açıklamada, erken teşhis sayesinde bu kişilerin erken tedavi şansına eriştiği vurgulandı.   ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/cGStQRsPGUShnOJqXrBA-A.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Sat, 22 Feb 2025 16:53:30 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Kronik, hastalık, taraması:, Obezite, kalp, şeker, tansiyon, ilk, sıralarda</media:keywords>
</item>

<item>
<title>Uzmanlar açıkladı: 1 günde 1 kase yoğurt yemenin etkisi</title>
<link>https://karadenizden.com.tr/22348</link>
<guid>https://karadenizden.com.tr/22348</guid>
<description><![CDATA[ Besin değeri yüksek ve son derece faydalı olan gıdalardan biri olan yoğurt özellikle bağırsak sağlığını desteklemesiyle bilinir. Yoğurt potasyum, fosfor, riboflavin, iyot, çinko, A, E ve B vitaminleri içermektedir. Bu da yoğurdu gastrointestinel bozukluklara, hipertansiyona yol açan kötü kolesterol ve kalp-damar hastalıklarına karşı güçlü bir koruyucu haline getirir Peki, 1 günde 1 kase yoğurt yiyince ne olur?En güçlü doğal probiyotik kaynaklarından biri olan yoğurt, sindirim sistemini düzenleyici etkisiyle bilinir. Çok yönlü ve besin değeri yüksek olan bu gıda özellikle kış aylarında tüketildiğinde bağışıklık sistemini de güçlendirir.Cilt ve kilo yönetimi için temel beinler sağlayan yoğurt, vücut direncini artırır ve hastalıklara karşı bir güç kalkanı oluşturur.İngiltere&#039;deki 186.000 kadın ve erkeğin beslenmelerini ve sağlık durumlarını inceleyen Çin&#039;in Central South Üniversitesi&#039;nden araştırmacılar, günde 50 grama kadar yoğurt yiyenlerin erken ölme ihtimalinin yüzde 18 daha az olduğunu tespit etti.Bilim insanları, yoğurdun doğal bakterilerinin bağırsak üzerinde yararlı etkileri olabileceğini ve bunun da koruyucu etkiyi açıklayabileceğini öne sürdü.Araştırmacılar, &quot;Bu yeni bulgular, sağlıklı beslenmenin bir unsuru olarak yoğurt tüketimi için kanıt sağlayarak klinik ve halk sağlığı açısından önem taşımaktadır” dediler.İşte her gün 1 kase yoğurt yemenin etkisi1- GÜÇLÜ BAĞIŞIKLIKYoğurt, iyi bakterilerin büyümesini teşvik ederek bağırsağı koruyan probiyotikler açısından zengindir. Sağlıklı bir bağırsak, bağışıklığı artırmada önemli bir rol oynar ve böylece soğuk algınlığı ve grip gibi kış hastalıklarına karşı daha dirençli hale gelirsiniz.Kış diyetleri genellikle hazımsızlığa neden olabilecek ağır ve zengin yiyeceklerdir. Yoğurt, yiyeceklerin düzgün sindirim için parçalanmasına yardımcı olur. Probiyotik içeriği şişkinliği önlemeye yardımcı olur ve daha soğuk aylarda sindirim sisteminizi dengede tutar.Yoğurt, kalsiyum, protein ve temel vitaminler B12 ve riboflavin açısından harika bir kaynaktır. Bu tür beslenme, kış günlerinde fiziksel aktivite çoğu zaman azaldığı için önemli olmaya devam eden kemik yoğunluğuyla birlikte kas kütlesini korumaya yardımcı olabilir.Soğuk hava cildinizi kuru ve pul pul hale getirebilir. Yoğurt tüketmek, cildin içeriden sağlıklı olmasını sağlayan nemlendirme ve temel besinleri sağlar. Ek olarak, yoğurtun laktik asit içeriği cildi canlandırmaya ve kışın donukluğuyla mücadele etmeye yardımcı olur. 5- KİLO VERMEYE YARDIMCIKışın biraz ekstra form kazanma şansını kaçırmamak istiyorsanız, yoğurt çok iyi bir arkadaş olabilir. Yoğurt daha az kalori içeren ve aralıklarla gelen açlık dürtülerini kontrol etmeye yardımcı olan bir şeydir. İçindeki protein uzun süre dayanır, bu nedenle abur cubur yemenize olanak sağlamaz.Kış depresyonu gerçektir ve kısa günlerin stresi sizi yıpratabilir. Lor peynirindeki probiyotiklerin stresi azaltmaya ve ruh halinizi iyileştirmeye yardımcı olduğu bilinmektedir, bu da onu kış yemeklerinize rahatlatıcı bir katkı haline getirir. Sıcak tarifler için özelleştirilebilir.GÜNDE NE KADAR YOĞURT TÜKETİLMELİ?Eğer diğer süt ürünleri tüketilmiyorsa ve kişinin kalori ihtiyacına göre uygunsa porsiyon arttırılabilir. Gün içerisinde süt ve peynir tüketiliyorsa günlük en az 1 kase yoğurt tüketimi yeterlidir. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/q0sGp-C4OUK9_oUh9q6MlQ.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 13 Feb 2025 11:01:38 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Uzmanlar, açıkladı:, günde, kase, yoğurt, yemenin, etkisi</media:keywords>
</item>

<item>
<title>Kuruyemiş sanılıyor ama o bir baklagil: Faydalı mı, zararlı mı?</title>
<link>https://karadenizden.com.tr/22345</link>
<guid>https://karadenizden.com.tr/22345</guid>
<description><![CDATA[ Baklagiller ailesine mensup olan yer fıstığı, sağlık açısından sunduğu faydalarla dikkat çekiyor. Kalp sağlığını destekleyen, kan şekeri kontrolüne yardımcı olan ve kilo yönetimine katkı sağlayan fıstık, aynı zamanda antioksidanlar, lif ve protein açısından oldukça zengin. Üstelik, diğer yemişlere kıyasla daha az suya ihtiyaç duyması ve toprak kalitesini iyileştirmesi nedeniyle çevresel sürdürülebilirliği yüksek bir besin olarak öne çıkıyor. Ancak, aşırı tüketildiğinde kilo alımına ve böbrek sorunlarına yol açabileceği unutulmamalı.Yer fıstığı, yer altında gelişen bir baklagil olduğu için diğer kuruyemişlerden (badem, fındık, ceviz gibi) farklıdır. Protein, lif ve sağlıklı yağlar açısından oldukça zengin olması nedeniyle besleyici bir gıdadır. Ayrıca, baklagiller gibi toprakta azot bağlayıcı özelliği vardır, yani toprağı besler ve sürdürülebilir tarıma katkı sağlar.Yani kısaca, yer fıstığı bir kuruyemiş değil, bir baklagildir.Bir onsluk (yaklaşık 28 gram) çiğ ve tuzsuz fıstık porsiyonu; 160 kalori, 5 gram karbonhidrat, 2,4 gram lif, 7 gram protein, 14 gram yağ, 3 mg sodyum, 68 mcg folat, 49 mg magnezyum, 196 mg potasyum ve 0,7 mg demir içeriyor. Kavurma işlemi yağ oranını çok az artırırken, tuzlu fıstıklar porsiyon başına 100 mg&#039;dan fazla sodyum içerebiliyor. Bu durum, özellikle yüksek tansiyon veya kalp hastalığı olan bireyler için dikkat edilmesi gereken bir konu.SAĞLIK ÜZERİNDEKİ ETKİLERİBilimsel araştırmalar, yer fıstığı tüketiminin kalp hastalıkları riskini azaltabileceğini gösteriyor. İçeriğindeki çözünür ve çözünmez lifler, LDL (kötü) kolesterol seviyesini düşürerek kalp sağlığını destekliyor. Ayrıca, içerdiği niasin (B3 vitamini) sağlıklı kalp fonksiyonları için önemli bir rol oynuyor. Düzenli tüketildiğinde, kan basıncını ve trigliserit seviyelerini düşürerek kalp sağlığına olumlu katkılar sunabiliyor.Diyabet konusunda yapılan çalışmalar da yer fıstığının olumlu etkilerini gözler önüne seriyor. Özellikle fıstık ezmesi tüketiminin Tip 2 diyabet riskini azaltabileceği belirtiliyor. Sağlıklı yağlar, lif, polifenoller ve magnezyum gibi mineraller açısından zengin olan fıstık, kan şekeri kontrolünü destekleyerek diyabet yönetimine yardımcı olabiliyor.Yer fıstığı, diğer kuruyemişlerle karşılaştırıldığında çevresel açıdan daha sürdürülebilir bir seçenek. Örneğin, bir ons fıstık yetiştirmek için yalnızca 3,2 galon su gerekirken, aynı miktarda badem üretimi için 28,7 galon suya ihtiyaç duyuluyor. Ayrıca, fıstık bitkileri toprak sağlığını destekleyen azot bağlayıcı özelliklere sahip. Bu da onları hem doğa dostu hem de ekonomik açıdan avantajlı bir gıda haline getiriyor.ÖNEMLİ! Yer fıstığı lezzetli bir besindir. Ancak herhangi bir alerjik reaksiyon yaşamamak için tüketmeden önce bir uzmana danışmanız gerekir.Yer fıstığı, kalori bakımından yoğun bir gıda olduğu için aşırı tüketildiğinde kilo alımına neden olabiliyor. Ancak, kontrollü porsiyonlarla tüketildiğinde protein, lif ve sağlıklı yağların kombinasyonu sayesinde tokluk hissini artırarak aşırı yemeyi engelleyebilir. Yapılan araştırmalara göre, enerji kısıtlı diyetlerde günlük bir porsiyon fıstık tüketimi kilo kaybına destek olabiliyor.Bununla birlikte, fıstık oksalat açısından zengin bir besindir. Oksalatlar, hassas bireylerde böbrek taşı oluşumunu tetikleyebilir. Bu nedenle böbrek taşı riski taşıyan bireylerin tüketimi konusunda dikkatli olmaları öneriliyor.Yer fıstığı; sağlık açısından birçok fayda sunarken, çevre dostu olmasıyla da dikkat çeken bir besin. Ancak, kilo kontrolü ve böbrek sağlığı açısından porsiyon kontrolüne dikkat edilmesi gerekiyor. Düzenli ve dengeli tüketildiğinde, hem sağlıklı beslenmeye katkı sağlar hem de sürdürülebilir bir gıda alternatifi olarak öne çıkar.Kolesterolü düşürür: Fıstıktaki çözünebilir ve çözünmeyen lif karışımı, LDL kolesterol seviyelerini düşürmeye yardımcı olmak da dahil olmak üzere kalp sağlığı yararları sağlar. Ayrıca sağlıklı kalp fonksiyonu için gerekli olan niasin (B3 vitamini) içerirler.Kalbi korur: Bilimsel bir inceleme, 12 hafta boyunca günde yaklaşık 1,5 ons fıstık tüketmenin kan basıncını, kolesterolü ve trigliserit seviyelerini düşürmeye yardımcı olduğunu buldu. Fıstıktaki antioksidanlar ayrıca koroner kalp hastalığı riskini düşürebilecek anti-inflamatuar etkiler gösterir.Diyabet riskini azaltır: Çalışmalar, fıstık da dahil olmak üzere kuruyemişlerin diyabet riskini azaltmaya ve mevcut diyabet hastaları için sonuçları iyileştirmeye yardımcı olabileceğini göstermektedir. Bir inceleme özellikle fıstık ezmesi tüketiminin Tip 2 diyabet gelişimi ile ters orantılı olduğunu bulmuştur. Kan şekeri kontrolü üzerindeki faydalı etkiler, sağlıklı yağlar, lif, faydalı polifenoller ve magnezyum ve selenyum gibi mineraller dahil olmak üzere fıstıkların besin bileşimine atfedilir.Kalori içeriğine rağmen fıstıklar kilo yönetimi için faydalıdır. Protein, lif ve sağlıklı yağların birleşimi, öğünler arasında tokluk hissini teşvik ederek aşırı yemeyi potansiyel olarak önler. Araştırmalar, enerji kısıtlı bir diyet uygularken ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/hlBANtv12UGE-5XB4gQoKQ.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 13 Feb 2025 11:01:37 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Kuruyemiş, sanılıyor, ama, bir, baklagil:, Faydalı, mı, zararlı, mı</media:keywords>
</item>

<item>
<title>Yumurtadan daha fazla protein mi içeriyor? 4 sebze 1 yumurtayı bile geride bırakabilir</title>
<link>https://karadenizden.com.tr/22346</link>
<guid>https://karadenizden.com.tr/22346</guid>
<description><![CDATA[ Yumurtalar genellikle yumurta başına yaklaşık 6 gram protein sağlayarak en iyi protein kaynaklarından biri olarak kabul edilir. Ancak bazı sebzeler porsiyon başına protein içeriği açısından yumurtaları geride bırakabilir.Yumurtalar mükemmel bir protein kaynağı olsa da, bazı sebzeler de bu makro besin açısından zengindir. Diyete dahil edildiğinde, protein açısından zengin çeşitli sebzeler günlük protein tüketimine katkıda bulunabilir ve ayrıca ek vitaminler, mineraller ve antioksidanlar sunar.İster vejetaryen, ister vegan olun veya sadece daha fazla bitki bazlı yiyecek yemeyi düşünün, sebzeler protein hedeflerinize etkili bir şekilde ulaşmanıza da yardımcı olabilir.Her gün kahvaltıda yumurta yiyen ve beslenme kısmından ödün vermeden bir değişiklik arayan biriyseniz veya protein alımınızı artırmak istiyorsanız, işte size birkaç öneri.Ispanak, besin açısından güçlü ve mükemmel bir protein kaynağıdır. Bir fincan pişmiş ıspanak yaklaşık 5,4 gram protein içerir, ancak 100 gram başına ölçüldüğünde yaklaşık 2,9 gram proteine ​​sahiptir. Ancak ıspanak pişirildiğinde önemli ölçüde küçüldüğünden, kolayca birden fazla porsiyon tüketebilirsiniz ve bu da onu verimli bir protein kaynağı yapar.Proteinin ötesinde, ıspanak demir, kalsiyum ve A, C ve K vitaminleriyle doludur. Bu besinler kemik sağlığını, bağışıklık fonksiyonunu ve genel sağlığı destekler.Brokoli genellikle yüksek lif ve vitamin içeriği nedeniyle övülür, ancak aynı zamanda hafife alınan bir protein kaynağıdır. 100 gram başına brokoli yaklaşık 2,8 gram protein içerir. Bir fincan doğranmış, pişmiş brokoli neredeyse 5,7 gram protein sağlar ve tek bir yumurtayı geride bırakır.Ayrıca brokoli antioksidanlar, folat ve potasyum açısından zengindir. Kalp sağlığını, sindirimi destekler ve iltihap önleyici özellikler sunar, bu da onu her diyete mükemmel bir katkı yapar. Brokoliyi sotelere, körilere veya karışık sebze yemeklerine ekleyebilirsiniz.Mantar şaşırtıcı derecede yüksek protein içerir. Çiğ mantarlar 100 gram başına yaklaşık 3,1 gram protein içerirken, pişmiş mantarlar su kaybı nedeniyle daha da yüksek bir konsantrasyona sahiptir. Bir fincan pişmiş mantar yaklaşık 5-7 gram protein sağlayabilir.Mantarlar ayrıca B vitaminleri, selenyum ve antioksidanların mükemmel bir kaynağıdır. Beyin sağlığını destekler, bağışıklığı güçlendirir ve potansiyel kanser karşıtı özelliklere sahiptir.Bezelye, en iyi bitki bazlı protein kaynakları arasındadır. Bir fincan pişmiş bezelye, bir yumurtadan önemli ölçüde daha fazla olan yaklaşık 8 gram protein içerir.
Bezelye, 100 gram başına yaklaşık 5 gram protein sağlar.
Proteinin yanı sıra bezelye, lif, K vitamini ve folat ile doludur. Sindirimi, kalp sağlığını ve kan şekeri kontrolünü destekler ve bu da onları dengeli bir diyete mükemmel bir katkı haline getirir. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/vKceq0HjuEmMVmqELhb8Jw.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 13 Feb 2025 11:01:37 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Yumurtadan, daha, fazla, protein, içeriyor, sebze, yumurtayı, bile, geride, bırakabilir</media:keywords>
</item>

<item>
<title>Doğal bir süper besin: Neden her gün 2 diş çiğ sarımsak yemeliyiz?</title>
<link>https://karadenizden.com.tr/22347</link>
<guid>https://karadenizden.com.tr/22347</guid>
<description><![CDATA[ Çiğ sarımsak sayısız sağlık faydası sağlar. Düzenli tüketimi soğuk algınlığı ve yüksek tansiyon riskini azaltmaya yardımcı olabilir. Güçlü tadını hafifletmek için çeşitli şekillerde tüketilebilir. Çiğ sarımsak sadece bir mutfak malzemesi değildir; güçlü sağlık faydaları olan doğal bir çaredir. Bu nedenle, basit ama etkili bir sağlık desteği arıyorsanız, günlük rutininize çiğ sarımsak eklemeyi düşünebilirsiniz. Peki, neden her gün 2 diş çiğ sarımsak yemeliyiz?Sarımsak, yemeklerimize lezzet katan bir baharattan daha fazlasıdır; güçlü sağlık faydaları olan doğal bir süper besindir. Pişmiş sarımsağın avantajları olsa da, çiğ olarak tüketildiğinde daha da fazla besin açığa çıkar. Bağışıklığı güçlendirmekten kalp sağlığını iyileştirmeye kadar, çiğ sarımsak vücudunuz için bir oyun değiştirici olabilir.Peki, çiğ sarımsağı neden günlük rutininizin bir parçası yapmalısınız? BAĞIŞIKLIK SİSTEMİNİZİ GÜÇLENDİRİRSık sık soğuk algınlığı ve enfeksiyonlardan mı endişeleniyorsunuz? Çiğ sarımsak, vücudunuzun hastalıklarla savaşmasına yardımcı olan güçlü antibakteriyel ve antiviral özelliklere sahiptir. 2015 yılında yapılan bir çalışma, çiğ sarımsağın bağışıklığımızı nasıl güçlendirdiğini anlamamıza yardımcı oluyor. Bağışıklık sisteminizi güçlendiren ve zararlı bakterileri uzak tutan bir bileşik olan allisin içerir. Düzenli tüketim soğuk algınlığı, grip ve enfeksiyonların şiddetini ve sıklığını azaltmaya yardımcı olabilir.Yüksek kan basıncı sessiz bir katildir ve çiğ sarımsak bunu kontrol altında tutmaya yardımcı olabilir. Çalışmalar, sarımsağın kan damarlarını gevşetmeye ve kan dolaşımını iyileştirmeye yardımcı olduğunu, kalp hastalığı riskini azalttığını göstermektedir. 2020 tarihli bir çalışma, sarımsağın kalp ile ilgili sorunları önlemede yardımcı olabileceğini göstermektedir. Ayrıca kötü kolesterolü (LDL) düşürürken iyi kolesterolü (HDL) dengede tutar ve genel kalp sağlığını destekler.Vücudunuz sürekli olarak yiyeceklerden, kirlilikten ve diğer kaynaklardan gelen toksinlere maruz kalır. Çiğ sarımsak, zararlı maddeleri temizleyerek karaciğerinizi temizlemeye yardımcı olur. Ayrıca ağır metal toksisitesine karşı koruma sağlayan ve karaciğer ve böbrekler gibi organlara verilen hasarı azaltan kükürt bileşikleri içerir.Sağlıklı bir bağırsak genel refahın anahtarıdır ve sarımsak sindirimi iyileştirmede önemli bir rol oynar. Sindirim enzimlerinin üretimini uyararak vücudunuzun yiyecekleri daha verimli bir şekilde parçalamasına yardımcı olur. Ayrıca, antibakteriyel özellikleri zararlı bağırsak bakterilerini kontrol altında tutarken iyi bakterilerin büyümesini teşvik eder.KANSER HÜCRELERİYLE SAVAŞIRSarımsak, hücre hasarı ve yaşlanmadan sorumlu olan serbest radikallerle savaşan antioksidanlar içerir. Araştırmalar, çiğ sarımsağın düzenli tüketiminin, hücre mutasyonlarını önleyerek ve tümör büyümesini yavaşlatarak mide ve kolorektal kanser dahil olmak üzere belirli kanser riskini azaltabileceğini göstermektedir.Çiğ sarımsağın yoğun aroması bunaltıcı geliyorsa, şu ipuçlarını deneyin:
Yemeden önce doğrayın veya ezin ve 10 dakika bekletin. Bu, allisin içeriğini harekete geçirir.Güçlü tadı dengelemek için balla karıştırın.Daha hafif bir deneyim için bir smoothie veya salataya ekleyin. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/QnKXF4yvuE2QGbfo2vQuyw.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 13 Feb 2025 11:01:37 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Doğal, bir, süper, besin:, Neden, her, gün, diş, çiğ, sarımsak, yemeliyiz</media:keywords>
</item>

<item>
<title>Hafızayı güçlü tutmak ve formda kalmak için 10 alışkanlık</title>
<link>https://karadenizden.com.tr/22342</link>
<guid>https://karadenizden.com.tr/22342</guid>
<description><![CDATA[ Fiziksel olarak aktif ve zihinsel olarak keskin kalmak için küçük, tutarlı alışkanlıklar edinin. Sabahları su için, beyni güçlendiren yiyecekler yiyin, sık sık hareket edin ve yeterli uyku alın. Farkındalığınızı geliştirin, beyninize meydan okuyun, ekran süresini sınırlayın, sosyal olarak bağlantıda kalın, stresi yönetin ve şeker alımınızı azaltın. Bu basit yaşam tarzı değişiklikleri genel sağlığınızı etkili bir şekilde artırır.Günlük rutininizde yapacağınız küçük, tutarlı ayarlamalar genel sağlığınız üzerinde büyük bir etkiye sahip olabilir. Basit ama günlük alışkanlıklar beyninizi keskin tutmanıza ve aynı zamanda formda kalmanıza yardımcı olabilir. Formda kalmanıza ve beyninizi en iyi durumda tutmanıza yardımcı olabilecek 10 basit yaşam tarzı değişikliği şunlardır:Uzun bir gecenin ardından vücudunuzun neme ihtiyacı vardır. Sabahın ilk saatlerinde bir bardak su içmek metabolizmanızı harekete geçirir, sindirimi iyileştirir ve beyninizi uyanık tutar.Yedikleriniz doğrudan nasıl hissettiğinizi ve düşündüğünüzü etkiler. Vücudunuza ve beyninize enerji vermek için omega-3 (somon ve ceviz gibi), antioksidan (çilek ve bitter çikolata) ve vitamin (yeşil yapraklı sebzeler, yumurta) açısından zengin yiyecekleri tüketin.Aktif kalmak için yoğun bir egzersiz rutinine ihtiyacınız yok. Merdiven çıkmak, her saat esnemek veya 20 dakikalık yürüyüşe çıkmak gibi basit aktiviteler dolaşımı iyileştirebilir, ruh halinizi iyileştirebilir ve beyninizi meşgul edebilir.Uyku bir lüks değil, bir zorunluluktur. Vücudunuzun ve beyninizin iyileşmesine izin vermek için her gece 7-9 saat hedefleyin. Kötü uyku hafıza sorunlarına, yorgunluğa ve hatta kilo alımına yol açabilir.Birkaç dakikalık derin nefes alma veya meditasyon, stresi azaltmak ve odaklanmayı geliştirmek için harikalar yaratabilir. Zihninizi sıfırlamak için gün içinde kısa farkındalık molaları vermeyi deneyin.Kaslarınız gibi beyninizin de düzenli egzersize ihtiyacı vardır. Kitap okuyun, bulmaca çözün, yeni bir beceri öğrenin veya beyninizi aktif tutmak için basit görevler için baskın olmayan elinizi kullanmayı deneyin.Tüm gün ekranlara bakmak zihinsel yorgunluğa ve göz yorgunluğuna yol açabilir. 20-20-20 kuralını izleyin: Her 20 dakikada bir, göz yorgunluğunu azaltmak ve zihninize hızlı bir sıfırlama yapmak için 20 saniye boyunca 20 fit uzağa bakın.Arkadaşlarınızla, ailenizle veya hatta meslektaşlarınızla vakit geçirmek ruh halinizi iyileştirebilir ve beyninizi meşgul edebilir. Sosyal etkileşimler stresi azaltmaya ve bilişsel işlevi iyileştirmeye yardımcı olur.Kronik stres hem vücudunuza hem de zihninize zarar verebilir. Rahatlamanın yollarını bulun - ister müzik dinleyin, ister günlük tutun, ister açık havada yürüyüş yapın. Rahatlamaya öncelik vermek uzun vadeli refahın anahtarıdır.Çok fazla şeker enerji düşüşlerine ve beyin sisi oluşmasına neden olabilir. Enerji seviyenizi gün boyunca sabit tutmak için işlenmiş atıştırmalıkları fındık, meyve veya yoğurt gibi daha sağlıklı alternatiflerle değiştirin.
Sağlıklı bir vücut ve zihnin anahtarı mükemmellik değildir. Zamanla biriken küçük, sürdürülebilir değişiklikler yapmaktır. Bu değişikliklerden birkaçıyla başlayın ve her gün nasıl hissettiğinizde, düşündüğünüzde ve hareket ettiğinizde bir fark göreceksiniz. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/TSZxHAHAQUKUlo_iCYj5SA.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 13 Feb 2025 11:01:36 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Hafızayı, güçlü, tutmak, formda, kalmak, için, alışkanlık</media:keywords>
</item>

<item>
<title>Doktorlar 3 uyarıcı işaretleri fark etmedi: Genç kadın mide kanseri oldu ve tüm vücuduna yayıldı</title>
<link>https://karadenizden.com.tr/22343</link>
<guid>https://karadenizden.com.tr/22343</guid>
<description><![CDATA[ ABD&#039;de yaşayan 34 yaşındaki Alyssa Burks; mide ekşimesi, yorgunluk ve yutma güçlüğü gibi belirtiler yaşıyordu. Doktora gittiğinde bunun geçici bir durum olduğu cevabını aldı. Ancak genç kadına iki yıl sonra dördüncü evre mide kanseri teşhisi kondu.Burks, mide ekşimesi ve yutma güçlüğü gibi belirtiler yaşadığında doktoru ona asitli yiyecekleri azaltmasını tavsiye etti. Ancak şikayetleri devam edince daha fazla test yapıldı ve mide kanseri olduğu ortaya çıktı. Kanserin lenf düğümlerine kadar yayıldığı belirlendi.Alyssa Burks, teşhisin ardından kemoterapi görmeye başladı ve midesinin alınması için ameliyat oldu. Ancak operasyon sırasında kanserin yemek borusuna kadar ilerlediği ve tümörün midesinin yarısını kapladığı tespit edildi. Lenf düğümlerinden 53&#039;ü alındı ve yapılan incelemelerde 27&#039;sinin kanserli olduğu anlaşıldı. Bunun yanı sıra doktorlar, kanserin yayılma ihtimali nedeniyle yumurtalıklarını da almak zorunda kaldı.Burks, halen iki haftada bir kemoterapi görüyor ve hastalığıyla mücadele etmeye devam ediyor. Midesi alındığı için B12 vitamini ve demir eksikliği yaşayan Burks, yumurtalıklarının alınmasının ardından menopoza da girdi.Burks, yaşadığı süreci sosyal medya üzerinden paylaşarak farkındalık yaratmaya çalışıyor. &quot;Bir oğlum var ve onun büyüdüğünü görmek istiyorum. Bir gün büyükanne olmak istiyorum. Hayatımın tüm anlarını görmek, onu desteklemek ve hayatımın geri kalanını eşimle geçirmek istiyorum&quot; diyor.İngiltere’de her yıl yaklaşık 6.600, ABD’de ise 26.500 yeni mide kanseri vakası tespit ediliyor. Uzmanlar, mide kanserinin erken belirtileri arasında iştahsızlık, yutma güçlüğü, geçmeyen hazımsızlık ve sürekli yorgunluk olduğunu belirtiyor. Ancak 4. evre mide kanseri teşhisi konulan hastaların sağ kalım oranları oldukça düşük. İngiltere&#039;de bu hastaların yalnızca yüzde 20’si teşhisten sonra bir yıl veya daha uzun süre hayatta kalabiliyor.Alyssa Burks’un hikayesi, kanserin erken teşhis edilmesinin önemini bir kez daha gözler önüne seriyor.MİDE KANSERİ BELİRTİLERİ NELER?

İştahsızlık,
İstem dışı kilo kaybı,
Karın ağrısı (genellikle göbek üstü bölgede belirsiz bir rahatsızlık),
Az miktarda yemek yedikten sonra doygunluk hissi,
Mide ekşimesi veya hazımsızlık,
Mide bulantısı,
Kusma (kanlı ya da kansız),
Karında şişlik veya sıvı birikimi,
Dışkıda kan (dışkının koyu kahverengi veya siyah görünmesi),
Halsizlik veya yorgunluk (anemiye bağlı olarak),
Ciltte ve gözlerde sararma (kanser karaciğere yayıldığında). ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/SGzTYiTRIU2MyZHSiq8nLQ.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 13 Feb 2025 11:01:36 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Doktorlar, uyarıcı, işaretleri, fark, etmedi:, Genç, kadın, mide, kanseri, oldu, tüm, vücuduna, yayıldı</media:keywords>
</item>

<item>
<title>Kahvaltının Gücü: Neden sağlığınız için en önemli öğündür?</title>
<link>https://karadenizden.com.tr/22344</link>
<guid>https://karadenizden.com.tr/22344</guid>
<description><![CDATA[ Kahvaltı sadece bir öğünden daha fazlasıdır; sağlıklı bir gün için temel oluşturur. Vücut metabolizmayı yeniden başlatmak, beyin fonksiyonlarını iyileştirmek ve enerji seviyelerini korumak için besine ihtiyaç duyar. Bu hayati kahvaltıyı atlamak, halsizliğe, artan isteklere ve insülin direnci ve kilo alımı gibi uzun vadeli sağlık sorunlarına yol açabilir. İşte kahvaltının gücü ve neden günün en önemli öğünü olarak kabul edildiği hakkında bilmeniz gereken her şey.KAHVALTININ ÖNEMİ  Kahvaltı bir gece boyunca yemek yemedikten sonra günün ilk öğünüdür. Genel sağlığı korumak, enerji seviyelerini artırmak ve günlük performansı iyileştirmek için gereklidir.   Kahvaltı, günlük işleri yapmak için enerji sağlamak amacıyla genellikle günün en önemli öğünü olarak adlandırılır, ancak farklı uzmanlar kahvaltının gerçekten gerekli olup olmadığı konusunda farklı görüşlere sahiptir.  2021&#039;de 14 gözlemsel çalışmanın sistematik bir incelemesi, haftada yedi kez kahvaltı yapanların kardiyovasküler hastalıklar ve diğer metabolik rahatsızlıklar için daha düşük risk taşıdığını buldu. 2017&#039;de yayınlanan ve tip 2 diyabetli 18 katılımcı ve 18 sağlıklı katılımcının yer aldığı bir randomize kontrollü çalışma, kahvaltı atlamanın sirkadiyen ritimleri bozduğunu buldu. Kahvaltıyı atlayanlar ayrıca yemek yedikten sonra kan şekeri seviyelerinde daha büyük artışlar yaşadı. Çalışmanın yazarları, kahvaltı yapmanın iç saatimizin zamanında çalışması için hayati önem taşıdığını öne sürdüler.  SAĞLIKLI BİR KAHVALTI TABAĞI NASIL OLMALI?  İyi dengelenmiş bir kahvaltı, uzun süreli enerji sağlamak ve sabah ortası çöküşlerini en aza indirmek için protein, lif ve sağlıklı yağlar dahil olmak üzere çeşitli makro besinleri içermelidir. Tam tahıllar, kuruyemişler, meyveler, süt ürünleri ve bitki bazlı protein kaynaklarının hepsi kan şekerini ve sindirimi kontrol etmeye yardımcı olur. her gün besin açısından zengin bir kahvaltı yapanların sağlıklı bir kiloyu koruma, bilişsel işlevlerini geliştirme ve kronik hastalık risklerini düşürme olasılıkları daha yüksektir.  Protein dolu smoothieler, yulaf ezmesi ve probiyotik yoğurtlar gibi fonksiyonel öğünlerin artan popülaritesi cesaret vericidir. Daha fazla insan bağırsak sağlığı, bağışıklık ve uzun vadeli canlılığa odaklanıyor ve bu da bilinçli yeme uygulamalarına olan talebi artırıyor.  ÖĞÜN ZAMANLAMASININ ROLÜ  İnsan vücudunun yeme düzenleri genellikle gün ışığına maruz kalma ve biyolojik ritimler, yani sirkadiyen ritim gibi çeşitli faktörlerden etkilenir. Sıradan insanlar yeme alışkanlıklarının genellikle uyku-uyanıklık döngüsüne bağlı olduğunu düşünürken, araştırmalar vücudun iç saati olan sirkadiyen ritmin çok önemli bir rol oynadığını söylüyor. İdeal olarak, kahvaltı uyandıktan sonraki iki saat içinde tüketilmelidir. Neden mi? Çünkü vücudun glikoz seviyelerini yenilemesini ve sindirimi harekete geçirmesini sağlar. Metabolizmayı normalleştirmeye, sindirimi iyileştirmeye ve gün boyunca enerji seviyelerini korumaya yardımcı olmak için uygun öğün zamanlamasını korumak çok gereklidir.  Bazıları kişisel tercihleri ​​veya yoğun programları nedeniyle kahvaltıyı atlar, ki bu böyle olmamalıydı, diğerleri ise enerji ve genel refah için kahvaltıya güvenir. Karışıklık, farklı çalışmaların kahvaltıyı farklı şekilde tanımlamasından kaynaklanmaktadır. Sağlık üzerindeki etkisini doğru bir şekilde anlamak için net ve ayrıntılı raporlar gereklidir ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/M9ec_AcblEyB80cGUFKjTA.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 13 Feb 2025 11:01:36 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Kahvaltının, Gücü:, Neden, sağlığınız, için, önemli, öğündür</media:keywords>
</item>

<item>
<title>6 ay yemek yemiyorlar, şişmanlığa çare olabilir! Türk bilim insanlarının çalışması PNAS&amp;apos;ta yayımlandı</title>
<link>https://karadenizden.com.tr/22018</link>
<guid>https://karadenizden.com.tr/22018</guid>
<description><![CDATA[ Türk bilim insanları, patates böceklerinin kış uykusunda yağ biriktirme ve yakma genlerinin insan geniyle benzer olduğu saptandı. Yapılan araştırmayla obezite gibi sağlık sorunlarının çözümüne ışık tutulabilmesi öngörülüyor.AÜ Ziraat Fakültesi Bitki Koruma Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Umut Toprak ve ekibinin yaptığı çalışma, dünyanın en prestijli bilim dergileri arasında gösterilen &quot;Proceedings of the National Academy of Sciences&quot;ta (PNAS) yayımlandı.  Karaciğer yağlanması, obezite ve diyabet gibi hastalıkların birçok insanı ilgilendiren sağlık problemleri olduğuna dikkati çeken Toprak, son çalışmalarında, temel gen susturma teknolojisine çok uygun olduğu için patates böceği üzerinde araştırma yapmayı tercih ettiklerini söyledi.  &quot;PATATES BÖCEKLERİ 6 AY YEMEDEN VE İÇMEDEN, KIŞI TOPRAK ALTINDA GEÇİRİYOR&quot;  Prof. Dr. Toprak, patates böceklerinin kış uykusuna yatan canlılar olduğunu belirterek, şöyle devam etti:  &quot;Patates böceğinde önemli bir noktadan hareket ettik, o da bu canlıların kış uykusuna yatmalarıydı. Patates böcekleri yaklaşık 6 ay gibi bir sürede hiç yemeden ve içmeden toprak altında kışı geçiriyordu. Daha önceden biriktirdikleri yağların bu sürecin yaşanması ve atlatılmasındaki temel enerji kaynağı olduğunu bulduk.&quot;  Patates böceğinde bulunan lipit metabolizmasıyla ilişkili genlerin insanlarda da olduğunu söyleyen Prof. Dr. Toprak, &quot;Buradan da yola çıkarak, insanlar lipidi yakma noktasında acaba nerede çok başarılı olamıyor, neden karaciğer yağlanması veya obezite gibi hastalıklara yakalanıyor diye araştırmaya başladık.&quot;&quot;BESİNLERİN ŞEKER İÇERİĞİ, YAĞLANMADA DİKKATE ALINMASI GEREKEN BİR PARAMETRE&quot;  Prof. Dr. Umut Toprak, çalışmada bulunan bir diğer önemli bulgunun da patates böceklerindeki şeker-yağ ilişkisi üzerine olduğunu bildirdi.  İlk bilgilerin patates böceklerinde biriken yağların besinlerden gelip gelmediği sorusunu beraberinde getirdiğini aktaran Toprak, çalışmalarda, böceklerin besinlerdeki yağların yanı sıra şekerden alınan yağları da biriktirdiklerini ifade etti.  Patates böceklerinin patates bitkisinin yapraklarında beslenirken çok yoğun miktarda şeker aldığını kaydeden Toprak, &quot;Bu şekeri bu yoğun miktarda lipit kullanımı ve üretimi için kullanmakta. Bu nedenle buradan çıkan sonuç, insanda da veya diğer memeli modellerde de yağ sentezinde şeker kaynak olarak kullanılabiliyor. Dolayısıyla burada besinlerin şeker içeriği, yağlanma açısından kesinlikle dikkate alınması gereken bir parametredir.&quot; bilgisini paylaştı.  Prof. Dr. Toprak, genellikle kış mevsiminde insanların yağ oranlarındaki artıştan kilo problemi yaşadıklarına dikkati çekti.  Ancak birçok canlı grubunda bu yağlanmanın &quot;hayatta kalma mücadelesi&quot; anlamına geldiğini belirten Toprak, &quot;Patates böcekleri, sonbaharda aşırı miktarda yağlanıyor. Yağlanmada rol alan genler insanlarda olduğu gibi aynen var ve dolayısıyla da bu genlerin çalışmasıyla yağlar biriktirilip kış boyunca yakılabiliyor.&quot; bilgisini verdi.  Patates böceklerinin potansiyelinin çok yüksek olduğunu vurgulayan Toprak, böceklerin yağ biriktirme ve yağ yakma mekanizmalarının anlaşılmasının insanlardaki karaciğer yağlanması ve obezite gibi sağlık sorunlarının çözümünde veya bu hastalıkların biyokimyasal arka planının anlaşılması açısından çok önemli olduğunu vurguladı. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/cIBDGirKJEOuCXgO6LF-9Q.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Wed, 12 Feb 2025 23:39:08 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>yemek, yemiyorlar, şişmanlığa, çare, olabilir Türk, bilim, insanlarının, çalışması PNASta, yayımlandı</media:keywords>
</item>

<item>
<title>Taze balık nasıl anlaşılır? Balık tezgahından satın alırken dikkat etmeniz gerekenler</title>
<link>https://karadenizden.com.tr/22019</link>
<guid>https://karadenizden.com.tr/22019</guid>
<description><![CDATA[ Balık, vücut sağlığı için gerekli olan doğal omega-3 kaynaklarından biri. Omega yağ asitleri ve fosfor minerali bakımından zengin olan balık yüksek besin değeriyle bağışıklık sistemini güçlendirmeye de yardımcı olur. Mevsiminde düzenli olarak balık tüketimi; kalp, beyin, kemik ve göz sağlığının iyileşmesine de yardımcı olur. Ancak balık taze tüketildiğinde sağlığa faydalıdır. Peki, taze balık nasıl anlaşılır?Sağlıklı bir vücuda sahip olmanın, vücut direncini korumanın ve doğal omega-3 alımını sağlamanın yolu düzenli olarak mevsiminde taze balık tüketmekten geçiyor. Balığın faydalarından yararlanmak için taze olarak tüketilmesi vücut için büyük önem taşıyor.Tarım Orman Bakanlığı, sosyal medya hesabından taze balığın nasıl anlaşılacağına dair ipuçlarını paylaştı. Peki, taze balık nasıl anlaşılır?GÖZTaze balığın gözleri parlak ve dışa bombeli olur. Balık tazeliğini yitirmeye başlayınca gözleri boğulanmaya başlar, sonra da içe çöker.Taze balığın solungaçları canlı kırmızı renktedir. Balık bayatladıkça bu renk değişir.Taze balık neredeyse kokusuzdur, bayatlamaya başlayınca asit kokusu yaymaya başlar.Taze balığa parmakla dokununca meydana gelen çukurluk alanı düzelir. Oysa bayat balıklarda bu iz kalır. PUL-DERİTaze balığın derisi gergin ve parlak olur. Pullar deriye yapışıktır ve elinizi kafadan kuyruğa doğru sürttüğünüzde pullar dökülmüyorsa balık taze demektir.Taze balığı başından tutup kaldırınca kuyruğu dimdik durur. Bayat balığı aynı şekilde kaldırında kuyruk kısmı aşağı sarkar. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/MB9sdqSOAkWxmMRADUU0FA.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Wed, 12 Feb 2025 23:39:08 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Taze, balık, nasıl, anlaşılır, Balık, tezgahından, satın, alırken, dikkat, etmeniz, gerekenler</media:keywords>
</item>

<item>
<title>Mutluluğu yakalamak için 10 dakika rutini: Vücudunuzdaki gerginlik hissinden kurtulmak çok kolay</title>
<link>https://karadenizden.com.tr/22020</link>
<guid>https://karadenizden.com.tr/22020</guid>
<description><![CDATA[ Güne 10 dakikalık bir sabah meditasyonuyla başlamak sakinliği ve mutluluğu yakalamanıza yardımcı olur. Bu rutin derin nefes alma, minnettarlık hissi, olumlu onaylamalar ve bilinçli farkındalık içerir. Sabahlarınıza bu basit ama etkili rutinle başlayın ve gününüzü nasıl dönüştürdüğünü, her seferinde bir nefesle izleyin.Güne olumlu bir notla başladığımızda, önümüzdeki saatler için tonu belirleyebilir. Her sabah hızlı bir 10 dakikalık meditasyon daha sakin, daha merkezlenmiş ve hatta daha mutlu hissetmenize yardımcı olabilir. İşte huzurlu ve neşeli hissetmemize yardımcı olmak için tasarlanmış 10 dakikalık bir sabah meditasyon uygulaması.Başlamadan önce evinizde sessiz, rahat bir yer bulun. Yatak odanızın, balkonunuzun veya hatta oturma odanızın bir köşesi olabilir. Sırtınız düz ama rahat bir şekilde bir sandalyeye, mindere veya yoga matına rahatça oturun. Mümkünse, sakin bir atmosfer yaratmak için ışıkları kısın veya doğal güneş ışığının içeri girmesine izin verin. Telefon gibi dikkat dağıtıcı şeyleri uzak tutmak daha iyi odaklanmanıza yardımcı olacaktır.Sakinleştirici seslerden hoşlanıyorsanız, deneyiminizi geliştirmek için yumuşak enstrümantal müzik veya doğa sesleri çalabilirsiniz.Meditasyonunuza nefesinize odaklanarak başlayın. Gözlerinizi kapatın ve burnunuzdan dört sayım boyunca yavaş, derin bir nefes alın. Bir an tutun ve ardından altı sayım boyunca ağzınızdan yavaşça nefes verin. Bunu iki dakika boyunca tekrarlayın.Bu derin nefes alma tekniği stres seviyenizi düşürmeye, zihninizi temizlemeye ve vücudunuzu meditasyona hazırlamaya yardımcı olur. Her nefes verişte gerginliğin vücudunuzdan ayrıldığını hissedin.Neden işe yarıyor: Derin nefes almak, kaygıyı azaltan ve sakinlik hissi veren parasempatik sinir sistemini harekete geçirir.Nefesinizi sakinleştirdikten sonra odağınızı minnettarlığa kaydırın. Minnettar olduğunuz üç şeyi düşünün. Bu, iyi bir gece uykusu, sevdikleriniz veya daha sonra tadını çıkaracağınız bir fincan çay kadar basit bir şey olabilir. Bunları zihninizde canlandırın ve size getirdikleri neşe ve sıcaklığı hissetmenize izin verin. Bunu yaparken nazikçe gülümseyin; bu, ruh halinizi anında iyileştirebilecek küçük bir jesttir.Neden işe yarıyor: Minnettarlık, odak noktanızı eksik olan şeylerden halihazırda sahip olduğunuz şeylere kaydırmanıza yardımcı olarak mutluluk ve memnuniyeti teşvik eder.Sonraki üç dakikayı olumlu bir olumlamayı sessizce veya yüksek sesle tekrarlayarak geçirin. Sizinle yankılanan bir şey seçin, örneğin:
&quot;Bugün karşıma ne çıkarsa çıksın üstesinden gelebilirim.&quot;
&quot;Mutluluğu ve huzuru hak ediyorum.&quot;
&quot;Bugün harika bir gün olacak.&quot;
Olumlamanızı yavaşça ve niyetle söyleyin. Kelimelerin içinize işlemesine izin verin ve onlara inanın. Bu uygulama beyninizi pozitifliğe yeniden yönlendirir ve kendinizden şüphe duymanızı azaltmaya yardımcı olur.
Profesyonel ipucu: Olumlamanızı bir yapışkan kağıda yazın ve gün boyunca sık sık göreceğiniz bir yere koyun.Son iki dakika için farkındalığınızı şimdiki ana getirin. Çevrenize dikkat edin; seslere, kokulara veya nefesinizin hissine. Zihniniz dağılırsa, yargılamadan nazikçe onu şimdiye geri getirin.Zihinsel iyiliğinize özen göstermek için harcadığınız zamana minnettar hissetmek için bir an ayırın.Gözlerinizi yavaşça açın ve vücudunuzu nazikçe esneterek gününüze rahatlayın.
Neden işe yarıyor: Farkındalıklı farkındalık, aşırı düşünmeyi ve stresi azaltarak şimdiki zamanda demir atmanıza yardımcı olur.Bu meditasyon rutini, farkındalığı, minnettarlığı ve olumlu olumlamaları bir araya getiriyor; mutluluğu artırdığı kanıtlanmış üç güçlü uygulama.
Meditasyona alışkın olmasanız bile, her sabah sadece 10 dakikanızı bu uygulamaya ayırmak ruh halinizde ve hayata bakış açınızda fark edilir bir fark yaratabilir. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/AzUEEsK5n0q3AUZ53sij4A.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Wed, 12 Feb 2025 23:39:08 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Mutluluğu, yakalamak, için, dakika, rutini:, Vücudunuzdaki, gerginlik, hissinden, kurtulmak, çok, kolay</media:keywords>
</item>

<item>
<title>İstanbul&amp;apos;da özel hastanelere 3 bini aşkın olağandışı denetim! 70 milyon lira ceza kesildi</title>
<link>https://karadenizden.com.tr/22016</link>
<guid>https://karadenizden.com.tr/22016</guid>
<description><![CDATA[ İstanbul&#039;daki özel sağlık kuruluşlarına 3 binden fazla olağan dışı denetim yapıldı. 2024 yılında yapılan denetimlerde 70 milyon liradan fazla ceza kesildiğini söyleyen İstanbul İl Sağlık Müdürü Abdullah Emre Güner, &quot;Bu cezaların 27 milyon lirası yoğun bakımlar özelinde.&quot; dedi.İstanbul İl Sağlık Müdürü Abdullah Emre Güner, yaptığı açıklamada, kentte tüm sağlık hizmetlerinin özel-kamu ayrımı yapılmadan beraber verildiğini söyledi.  İstanbul&#039;un sağlık sisteminin, Türkiye&#039;de sağlıkta dönüşümden sonra tüm dünyaya örnek olduğunu belirten Güner, pandemi döneminde İstanbul&#039;daki sağlık sisteminin bunu herkese kanıtladığını ifade etti.  Güner, İstanbul&#039;da sağlık hizmetinin devamlılığını ve kalitesini yüksek tutmak için denetimler yaptıklarını vurgulayarak, &quot;İstanbul&#039;da özel sağlık kuruluşlarına olağan ile olağan dışı denetimlerimiz var. Olağan denetimlerimiz daha çok ruhsat esaslı, mevcut kaliteyi, fiziki ortamı, personel durumunu yakından takip etmek için yaptığımız denetimler. Bir de burada kaliteyi baltalayacak, mevcut bizim sunduğumuz hizmeti aşağı doğru çekecek olan uygulamalara yönelik habersiz yaptığımız denetimler var.&quot; ifadelerini kullandı.  &quot;3 BİN 400 OLAĞANDIŞI DENETİM YAPTIK&quot;  İstanbul&#039;da 2024 yılında yaklaşık 3 bin 400 olağan dışı denetim yaptıklarını söyleyen Doç. Dr. Güner, &quot;Yaptığımız denetimlerde 70 milyon liradan fazla ceza kesmiş durumdayız. Bu cezaların 27 milyon lirası yoğun bakımlar özelinde.&quot; diye konuştu.  &quot;DENETİMLERDE &#039;ÇİFT KÖR&#039; UYGULAMALARI YAPIYORUZ&quot;  Doç. Dr. Güner, vatandaşların sağlık hizmetleri konusunda içlerinin rahat olmasını isteyerek, &quot;En ufak bir olumsuzlukta vatandaşımızın bize şifahen olsun, bizim kendi denetimlerimizde olsun veya CİMER üzerinden her türlü şikayetleri, her türlü geri bildirimleri değerlendiriyoruz.&quot; dedi.  Özel sağlık kuruluşlarına yapılan denetimlerde, mevcut denetimin de kalitesini artırmak için &quot;çift kör&quot; uygulamaları yaptıklarının altını çizen Güner, sözlerini şöyle sürdürdü:  &quot;Sayın Bakanımızın İstanbul&#039;daki müdürlüğü zamanından başlayan bir uygulama bu. Şu anda İstanbul&#039;da bir denetim yapıldığında, toplu büyük denetimler yapıyoruz ve bütün sağlık hizmeti sunucularına aynı anda denetim yapmak istiyoruz. Çift kör uygulamasında hem denetlenenin haberi yok hem de denetleyenin hangi kurumu gidip denetleyeceğinden haberi yok. Denetlenecek yerler kapalı zarfta, şifreli mesajlarla beraber bizim denetim ekiplerimize iletiliyor.&quot; ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/-Tv83-rGG02RV_xBlD5flw.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Wed, 12 Feb 2025 23:39:07 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>İstanbulda, özel, hastanelere, bini, aşkın, olağandışı, denetim, milyon, lira, ceza, kesildi</media:keywords>
</item>

<item>
<title>Dünyada yalnızca 43 kişide bulunan kan grubu: Altın kan kimlerde bulunuyor?</title>
<link>https://karadenizden.com.tr/22017</link>
<guid>https://karadenizden.com.tr/22017</guid>
<description><![CDATA[ Altın (Rh null), Rh antijenlerinin tümünden yoksun olan, bilinen en nadir kan grubudur. Bu antijenlerin eksikliği, kanın başka hiçbir kan grubuyla kolayca eşleşmemesine neden olur, bu da Rhnull sahiplerinin kan ihtiyacı olduğunda ciddi zorluklar yaşamasına yol açar. Ancak, aynı zamanda Rhnull kan grubu, diğer nadir kan grupları için de evrensel bir bağışçı olma özelliğine sahiptir, bu da onu tıbbi alanda son derece değerli kılar.Kırmızı kan hücrelerimiz, yüzey zarlarında antijen adı verilen şekerler ve proteinler içerir. Mevcut antijen karışımına bağlı olarak, kan farklı kan gruplarına ayrılır ve A, B, O veya AB kan gruplarımız vardır. ABO sistemi, hücrelerdeki &quot;Rh-D&quot; faktörünün varlığına veya yokluğuna bağlı olarak Rh-pozitif veya Rh-negatif olarak daha fazla ayrım yapar.Altın kan grubuna yani Rh null kan grubuna sahip bir kişide tüm Rh antijenleri eksikken, Rh negatif kan grubuna sahip bir kişide sadece Rh-D antijeni eksiktir.Dünyada yalnızca 43 kişide bulunan ve oldukça nadir görülen bir kan grubu, &quot;Altın Kan&quot; olarak bilinen Rhnull&#039;dur. Bu eşsiz kan grubu, 8 milyarlık dünya nüfusunda yalnızca 43 kişide tespit edilmiştir. Yaklaşık 6 milyonda 1 oranında görülen Rhnull, sahip olduğu benzersiz özellikler nedeniyle &quot;altın kan&quot; olarak adlandırılmaktadır.Altın kan grubuyla ilgili endişe, Rh null kan grubu bağışlarının inanılmaz derecede nadir ve elde edilmesinin zor olmasıdır. Rh null bir kişi, kana ihtiyaç duyduğunda dünyanın dört bir yanındaki düzenli Rh null bağışçılarından oluşan küçük bir ağın iş birliğine güvenmek zorundadır.Dünya genelinde, bu kan grubu için yalnızca dokuz aktif bağışçı vardır. Bu, onu dünyanın en değerli kan grubu yapar, dolayısıyla &quot;altın&quot; kan adıdır.Altın kan grubuna sahip olduğu bulunan ilk kişi Avustralyalı bir Aborijin kadınıydı. O zamandan beri, Rh null kan grubuna sahip 50&#039;den az kişi bulundu. Bu kişiler dünyanın dört bir yanından, tüm etnik kökenlerden, Amerika, Avrupa, Afrika, Asya ve Avustralya&#039;dan geliyor.Etnik kökenin altın kan grubu üzerinde bir etkisi yok gibi görünüyor. Altın kan grubu örnekleri, Güney Amerika&#039;nın bazı bölgelerinde dünyanın diğer bölgelerine göre nispeten biraz daha yüksek bildirilmiştir. Nadir olsa da, altın kan grubu dünyanın her köşesinden bildirilmiştir.Bu nadirlik, Rhnull kan grubuna sahip kişilerin dünya çapında özel bir dikkatle izlenmesini ve kan bağışlarının sıkı bir şekilde kontrol edilmesini gerektirir. Bu bireylerin kan bağışları, genellikle yalnızca acil durumlar için saklanır ve diğer Rhnull taşıyıcıları için bir hayat kurtarıcı olarak kullanılabilir.Rhnull kan grubu, tıbbi literatürde ve kan bankacılığı alanında büyük bir merak konusu olmaya devam etmekte ve bu tür kanı daha iyi anlamak için sürekli araştırmalar yapılmaktadır. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/abkRW8Vo1EaC8zEFYYX3mQ.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Wed, 12 Feb 2025 23:39:07 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Dünyada, yalnızca, kişide, bulunan, kan, grubu:, Altın, kan, kimlerde, bulunuyor</media:keywords>
</item>

<item>
<title>Bir parça ekmek migrene nasıl sebep olur? Uzman isim açıkladı</title>
<link>https://karadenizden.com.tr/22013</link>
<guid>https://karadenizden.com.tr/22013</guid>
<description><![CDATA[ Migren, dünyadaki en yaygın üçüncü hastalıktır ve on milyonlarca insana acı çektirir. ABD&#039;deki her 4 haneden yaklaşık 1&#039;inde migreni olan biri vardır. Son yıllarda bilim insanları migrenlerin nasıl ve neden meydana geldiğine dair daha iyi bir anlayış kazandı.Migren sadece bir baş ağrısı değildir, aynı zamanda zayıflatıcı olabilen bir dizi ilişkili semptomu da içerir. Bunlara mide bulantısı, kusma, ışığa karşı hassasiyet ve baş dönmesi dahildir. İnsanlar genellikle migrenlerini neyin tetiklediğini belirlemekte zorlanırlar. Migren, çevresel, hormonal, genetik faktörler veya yiyecekler tarafından tetiklenebilir. Son yıllarda çok fazla ilgi gören bir yiyecek de buğday, çavdar ve arpada bulunan bir protein olan glütendir.Baş ağrısı yönetimi konusunda uzmanlaşmış kayıtlı bir diyetisyen ve kurul onaylı nörolog olan Lauren Green, hastalarına sıklıkla glutensiz bir diyet denemelerini öneriyor.Çölyak hastalığı, bağışıklık sisteminin gluten karşısında otomatik olarak tepki vererek sindirim sistemi bozukluğuna yol açtığı bir durumdur. Bu durum, migren baş ağrıları ile gluten arasında net bir ilişki olduğunu gösterir. Gluten, bağışıklık hücrelerini, vücutta yabancı bir madde olarak gördüğü şeylere saldırmak için antikorlar üretmeye teşvik eder.Çölyak hastalığı olmayan bir kişi gluten yediğinde, bu madde gastrointestinal kanala girer ve besinler sindirilip emilir. Ancak çölyak hastalığı olan bir kişide, bağışıklık sistemi gluteni yabancı bir madde (örneğin bir virüs ya da bakteri gibi) olarak görür ve onu yok etmek için özel bir antikor üretir.Sorun, kişinin sağlıklı dokularının bu süreçte yok olmasıdır. Diğer bir deyişle, glutene duyarlı olan kişiler gluten tükettiklerinde, bağışıklık sistemi bu proteini bir istilacı olarak görür ve proteini yakalayıp yok etmek için antikorlar üretir. Bu protein gastrointestinal kanalda ya da diğer organlara emildiyse, antikorlar onu bulmak için aramaya başlar ve gluten proteininin bulunduğu herhangi bir dokuya saldırır.Bu, vücudu yüksek alarm durumuna sokarak iltihaplanma reaksiyonlarını tetikler ve çeşitli sağlıklı organlara zarar verir. Bu, sadece beyni değil, tüm vücudu etkileyen bir iltihaplanma yanıtıdır. Baş ağrılarının yanı sıra, sindirim problemleri, yorgunluk ve öğrenme güçlükleri gibi daha geniş semptomlara da yol açabilir.Son yıllarda bilim insanları migrenlerin nasıl ve neden meydana geldiğine dair daha iyi bir anlayış kazandı. Migren artık ailelerde yaygın olarak görülen genetik bir rahatsızlık olarak kabul ediliyor. Ancak sadece glutene tahammülü olmayan bir kişinin inflamatuar tepkisine bakmak, glutenin migrenle olan bağlantısına dair bütün resmi ortaya koymuyor.İlk teoriler migrenlerin kan damarlarının genişlemesi veya genişlemesi nedeniyle meydana geldiğini ileri sürmüştür. Ancak şimdi nörologlar bunun tüm hikaye olmadığını fark ediyor. Artık migrene yol açan kaskadın trigeminovasküler yoldaki (TVP) sinirleri içerdiği biliniyor.Örneğin, TVP glütenin varlığıyla aktive olduğunda, bağışıklık hücrelerinin yaralanmaya veya alerjik ve inflamatuar olaylara yanıt verirken ürettiği bir madde olan histamin de dahil olmak üzere birçok kimyasalın salınmasına neden olur. TVP sinirleri ayrıca migrenler için yakın zamanda keşfedilen bir tetikleyici üretir; kalsitonin gen ilişkili peptit (CGRP) adı verilen bir protein.CGRP salındığında, beyni koruyan doku tabakası olan menenjlerdeki kan damarlarının genişlemesine neden olur. Kan damarları genişledikçe, menenjlere su ve protein sızdırırlar, bu da tahrişe neden olur. Şişme, talamus da dahil olmak üzere beynin diğer bölgelerine mesajlar ileten trigenimial sinirleri harekete geçirir ve bu da migrenle ilişkili olan ağrı algısını yaratır.Genellikle bir gıda tetikleyicisi, o maddeye maruz kaldıktan sonraki 15 dakika içinde migrenin başlamasına neden olur.Birisi çölyak veya buğday alerjisi için pozitif test sonucu verirse, cevap basittir: Diyetten glüteni çıkarın. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Fapa3TBvf0Of0mRvkxNGhQ.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Wed, 12 Feb 2025 23:39:06 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Bir, parça, ekmek, migrene, nasıl, sebep, olur, Uzman, isim, açıkladı</media:keywords>
</item>

<item>
<title>72 bin kişilik araştırma: Pandemi sonrasında dünya bilime ne kadar güveniyor?</title>
<link>https://karadenizden.com.tr/22014</link>
<guid>https://karadenizden.com.tr/22014</guid>
<description><![CDATA[ Bilim insanları, pandemi sonrası bilime duyulan güveni ölçmek için kapsamlı bir çalışma gerçekleştirdi. Dünya genelinde 68 ülkeden 72 bin kişinin katıldığı araştırma, bilime olan güvenin yüksek olduğunu, ancak eleştiri ve diyalog ihtiyacının sürdüğünü ortaya koydu.Zürih Üniversitesi ve ETG Zürih&#039;ten 241 bilim insanı öncülüğünde pandemi sonrası bileme duyulan güven ölçüldü. 68 ülkeden yaklaşık 72 bin kişinin katıldığı bu kapsamlı çalışma sonucunda bilime olan güvenin hala yüksek olduğu belirlendi.Araştırmayı yöneten akademisyenlerden Viktoria Cologna, elde edilen verilerin büyük çoğunlukta bilime duyulan güvenin görece yüksek olduğunu belirtti.
Cologna, &quot;Sonuçlarımız, bilim insanlarına duyulan güvenin birçok ülkede güçlü olduğunu ve toplumun bilim insanlarının daha aktif roller üstlenmesini istediğini gösteriyor&quot; ifadelerini kullandı.
Çalışmanın 5 üzerinden yaptığı değerlendirmede, bilime duyulan güvenin ortalaması 3,62 olarak ölçüldü.Katılımcıların bilim insanları hakkındaki görüşleri ise dikkat çekici:
Nitelikli: Yüzde 78Dürüst: Yüzde 57Halkın iyiliğiyle ilgili: Yüzde 56Ancak, bilim insanlarının başkalarının fikirlerine değer verdiğini düşünenlerin oranı sadece yüzde 42 ile sınırlı kaldı.Araştırmada halkın bilime dair öncelikleri de sıralandı. Toplumlar, bilimin toplum sağlığını geliştirme, enerji sorunlarını çözme ve fakirliği azaltma gibi alanlara öncelik vermesini isterken, savunma sanayi ve askeri teknoloji geliştirme konularında ise mesafeli durmayı tercih etti.Çalışmaya liderlik eden bir diğer isim, Niels G. Mede, bilime duyulan güvenin bazı noktalarda kişisel önceliklerle örtüşmediğine dikkat çekti. Mede, &quot;Sonuçlarımız, birçok kişinin bilimin önceliklerini kendi ihtiyaçlarıyla uyumlu bulmadığını hissettiğini gösteriyor. Bilim insanlarının bu tür yorumları ciddiye alıp halkla daha açık bir diyalog kurmasının yollarını araması gerekiyor&quot; dedi.Araştırma, bilime güven konusunda farklı ülkeler ve gruplar arasında dikkat çeken ayrışmalar olduğunu da ortaya koydu. Çoğu ülkede siyasi görüş ile bilime güven arasında bir bağ görülmezken, Batı ülkelerinde sağ görüşlü bireylerin bilime güven oranlarının sol görüşlü bireylere göre daha düşük olduğu kaydedildi. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/rXZgZMYSUECT5hN5jccmRw.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Wed, 12 Feb 2025 23:39:06 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>bin, kişilik, araştırma:, Pandemi, sonrasında, dünya, bilime, kadar, güveniyor</media:keywords>
</item>

<item>
<title>Hastaya hatalı tedavi uyguladı iddiası: Bol tuz ve Karatay diyeti önermişti! Prof. Dr. Canan Karatay hakim karşısında</title>
<link>https://karadenizden.com.tr/22015</link>
<guid>https://karadenizden.com.tr/22015</guid>
<description><![CDATA[ Prof. Dr. Canan Karatay, eski hastasının ölümüyle ilgili hakkında hatalı tıbbi uygulama iddiasıyla açılan davanın ilk duruşmasında hakim karşısına çıktı. Tüm ilaçları bırakarak &quot;bol tuz&quot; tüketmesini ve Karatay diyeti yapmasını önerdiği hastanın sağlık durumunun iyiye gittiğini söyleyen Karatay, hastanın tedavi sonrası teşekkür ettiğini ileri sürdü. Hastayı daha sonraki 4 yıl boyunca görmediğini söyleyen Karatay, suçlamaları reddetti. Duruşma 25 Nisan 2025 tarihine erteledi.Prof. Dr. Canan Karatay, hastasına hatalı tedavi uyguladığı iddiasıyla hakkında açılan tazminat davası kapsamında hakim karşısına çıktı.  İstanbul Anadolu 4. Tüketici Mahkemesi&#039;nde görülen ön inceleme duruşmasında, davalı Canan Karatay ve tarafların avukatları hazır bulundu.  4 YILDIR GÖRMEDİĞİM HASTA YÜZÜNEN SUÇLANIYORUM&#039;&quot;İddialara karşı söz hakkı verilen Karatay, hastayı 2016 yılında gördüğünü ve 3-4 sene takip ettiğini belirerek &quot;Ben hastayı 3-4 sene takip ettim. Hasta çok iyi oldu ve daha sonra geldi bana teşekkür etti. Sonraki 4 yıl hastayı hiç görmedim, ben 4 yıldır görmediğim bir hasta yüzünden suçlanıyorum.&quot; dedi.&quot;BOL TUZ VE KARATAY DİYETİ ÖNERDİM&quot;Karatay, hastanın vücudu tuzsuz olduğu için tansiyonun yüksek olduğu ve bu nedenle &quot;bol tuz&quot; önerdiğini söyledi.Hastanın tansiyonun yüksek olduğunu, diyabet beslenme listesi verildiğini ve Karatay diyeti uygulamasını önerdiğini söyleyen Karatay, &quot;Alkol ve aşırı meyve kullanımının bırakılması önerildi. Hastaya diyabet beslenme listesi verildi ve Karatay diyet uygulanması önerildi. Benim önerim ve tedavilerim sonucu ürik asit düşmeye başlamıştır. Kalbinde çarpıntı vardı, benim tedavilerim sayesinde düzeldi. Diğer birçok risk faktörleri de benim tedavi ve önerilerim sayesinde düzelmiştir.&quot; diye konuştu.  Davalı hastanenin avukatı da organizasyon hastası olmadığını ifade ederek, davanın reddine karar verilmesini istedi.  Davacı avukatı ise Karatay&#039;ın bahsettiği yöntemlerin bilimsel yöntemlerden uzak olduğunu öne sürerek, müvekkilinin alkolik olmadığını söyledi.  Duruşma, eksikliklerin giderilmesi için ertelendi. MADDİ VE MANEVİ TAZMİNAT TALEBİÖte yandan, dava dilekçesinde, davacı İbrahim Ethem C.Ü&#039;nün kalbe giden damarlarının tıkalı olduğu için doktorların by-pass olmasını önermesi üzerine 2016 yılında Prof. Dr. Canan Karatay&#039;a muayene olduğu belirtildi.  Dilekçede, Karatay&#039;ın muayene sonucu İbrahim Ethem C.Ü&#039;ye şeker hastası olduğunu söylediği, sorunun yaşam biçiminde olduğunu ve kullandığı tüm ilaçları bırakması gerektiğini belirterek hastaya yüksek tansiyon için hafif dozda bir ilaç ve bol tuz önerdiği anlatıldı.  Karatay tarafından İbrahim Ethem C.Ü&#039;ye ek olarak bazı vitamin iğneleri ve hapları, iyot takviyesi verildiği kaydedilen dilekçede, hastanın kalp-damar probleminin ise cerrahi bir müdahaleyi gerektirmediğini belirttiği öne sürüldü.  Daha sonra Ülker&#039;e böbrek yetmezliği tanısı konulduğu ve böbrek nakli olduğu belirtilen dilekçede, Karatay tarafından 4 yıl süreyle uygulanan yanlış tedavi nedeniyle ağır düzeyde engellilik hali oluştuğu ve hastanın çalışma gücünü kaybettiği iddia edildi.  Canan Karatay ile tedavinin uygulandığı özel hastanenin ayrı ayrı 20&#039;şer milyon lira manevi tazminat ödemesi istenen dilekçede, maddi tazminatın ise bilirkişi incelemesinin ardından belirlenmesi talep edildi.  SUÇ DUYRUSU DA YAPILDI  Hasta İbrahim Ethem C.Ü&#039;nün avukatınca, tazminat davası dışında hastane ve Karatay hakkında İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığı&#039;na suç duyurusunda da bulunuldu. Hastanın daha sonra 8 Kasım 2024&#039;te hayatını kaybettiği öğrenildi. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/u1jbkLeKHkGTkyS4AFCYvA.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Wed, 12 Feb 2025 23:39:06 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Hastaya, hatalı, tedavi, uyguladı, iddiası:, Bol, tuz, Karatay, diyeti, önermişti, Prof., Dr., Canan, Karatay, hakim, karşısında</media:keywords>
</item>

<item>
<title>Beyin kanaması geçirdiği iddia edilen Banu Alkan&amp;apos;ın son durumu belli oldu</title>
<link>https://karadenizden.com.tr/22011</link>
<guid>https://karadenizden.com.tr/22011</guid>
<description><![CDATA[ Türk sinemasının &quot;Afrodit&quot; lakaplı yıldızı Banu Alkan&#039;ın beyin kanaması geçirdiği iddiaları kısa sürede yayılmıştı. Banu Alkan&#039;ın hastaneye kaldırıldığı ancak beyin kanaması geçirdiği iddialarının asılsız olduğu ortaya çıktı.Yeşilçam&#039;ın sevilen yüzü Banu Alkan, yüksek tansiyon ve şeker hastalığı nedeniyle hastaneye kaldırıldı. Ünlü sanatçının beyin kanaması geçirdiği iddia edildi. Bu söylentilerin ardından, paylaşımda bulunan Onur Akay, Alkan&#039;ın sağlık durumuna ilişkin bilgilendirme yaptı.Onur Akay, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, &quot;Banu Alkan’ın hastaneye kaldırıldığı doğru ancak beyin kanaması geçirdiği iddiaları asılsız” ifadelerini kullandı. Akay, Alkan ile telefonda görüştüğünü belirterek şunları söyledi: &quot;Banu ablanın sağlık durumu şu an çok şükür iyi. Doktorları tansiyon ve şeker seviyelerini kontrol altına almakta zorlandı ancak gerekli müdahalelerle tehlikeyi atlattı.&quot; ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/eJ5hKFWLN0ijSfwcopKTNg.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Wed, 12 Feb 2025 23:39:05 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Beyin, kanaması, geçirdiği, iddia, edilen, Banu, Alkanın, son, durumu, belli, oldu</media:keywords>
</item>

<item>
<title>17 yaşındaki Hilal’i ölümle burun buruna getiren serum</title>
<link>https://karadenizden.com.tr/22010</link>
<guid>https://karadenizden.com.tr/22010</guid>
<description><![CDATA[ Kayseri’de yaşayan 17 yaşındaki Hilal Nur K., soğuk algınlığı şikayetiyle kapısında “özel muayenehane” ve “sağlık ürünleri” yazan bir işletmeye götürüldü. Genç kıza burada serum takıldı, ilaç tedavisi uygulandı. Hilal Nur, bu işlemlerin ardından fenalaştı. Hastaneye kaldırılan genç kız, dört gün sonra taburcu edildi. Hilal Nur’un ailesi kendisini doktor olarak tanıtan ancak ambulans şoförüne doktor olmadığını söyleyen H.U.’dan şikayetçi oldu. H.U. ifadesi alınıp serbest bırakılırken, muayenehane mühürlendi.Kayseri’de soğuk algınlığı şikayetiyle kapısında “özel muayenehane” yazılı bir işletmede serum ve ilaç tedavisi uygulatan 17 yaşındaki genç kız, hastanelik oldu.  Soğuk algınlığı şikayeti bulunan Hilal Nur K., 16 Ocak günü dedesi tarafından Kocasinan ilçesindeki mahallerinde bulunan, üzerinde “özel muayenehane” ve hemen yanında “sağlık ürünleri” yazan iş yerine başvurdu.  Genç kıza burada serum takıldı, ilaç tedavisi uygulandı.  Tedavi sonrası evine gönderilen Hilal Nur, bir gün sonra yine aynı yere başvurdu.  Burada Hilal Nur’a yine ilaç tedavisi uygulandı. Genç kızın durumu burada ağırlaştı, bunun üzerine ambulans çağrıldı.Kayseri Şehir Hastanesi’ne götürülen Hilal Nur, yoğun bakıma alındı.  Hilal Nur, dört günlük tedavisinin ardından taburcu edilirken, dede Mehmet K. kendisini doktor olarak tanıtan fakat ambulans görevlisine “Doktor değilim” diyen H.U.’nun torununa serum takıp, ilaç vererek yanlış tedavi uyguladığını iddia etti.  Şikayet sonrası H.U. ifadesi için polis merkezine götürüldü.  H.U., emniyetteki ifadesinin ardından serbest bırakıldı.  MUAYENEHANE MÜHÜRLENDİ  H.U. iddialar ile ilgili açıklama yapmayacağını söylerken, şikayet sonrası İl Sağlık Müdürlüğü’nün olay ile ilgili soruşturma başlattığı ve muayenehaneyi mühürlediği bildirildi.  Soruşturma bitene kadar muayenehanenin mühürlü kalacağı öğrenildi. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/7EnxDtDZ5kW48hFJb3SMVA.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Wed, 12 Feb 2025 23:39:05 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>yaşındaki, Hilal’i, ölümle, burun, buruna getiren, serum</media:keywords>
</item>

<item>
<title>Geçen yüzyılda erkekler kadınlara göre 2 kat fazla uzadı</title>
<link>https://karadenizden.com.tr/22012</link>
<guid>https://karadenizden.com.tr/22012</guid>
<description><![CDATA[ Yeni yayınlanan bir araştırmaya göre, geçen yüzyılda erkeklerin boyu kadınlara göre iki kat daha fazla uzadı. İngiltere merkezli araştırmada çevresel faktörlerin etkisinin erkeklerin büyüme oranını ciddi şekilde etkilediği belirtilirken, kadınların bu zorluklardan daha az etkilendiği belirlendi.İngiltere merkezli The Royal Society Publishing&#039;de yayınlanan araştırmada, dünya genelinde erkek ve kadınların geçen yüzyıldaki boy ve ağırlık değişimleri ele alındı.
Araştırmada, söz konusu değişikliklere ilişkin Dünya Sağlık Örgütü&#039;nden (DSÖ), çeşitli uluslararası kuruluşlardan ve İngiltere&#039;den elde edilen geçen yüzyıla ait veriler incelendi.Geçen yüzyılda erkek ve kadınların boy ve ağırlığında artış görülen araştırmada, erkeklerdeki artışın kadınlarınkine göre 2 kattan fazla olduğu aktarıldı.Araştırmada, yaşam ve eğitim süresi ve gelir durumunun dikkate alındığı İnsani Gelişme Endeksindeki her 0,2&#039;lik artışın, kadınların boyunda yaklaşık 1,68 santimetre ve ağırlıklarında 2,7 kilogram, erkeklerin boyunda yaklaşık 4,03 santimetre ve ağırlıklarında 6,48 kilogramlık yükselişe neden olduğu ortaya kondu.Erkeklerin, kadınlara göre uzun olmalarından dolayı enfeksiyona bağlı hastalık ve besin yetersizliğine karşı daha hassas olabileceğine dikkati çekilen araştırmada, bu nedenle de gelişimlerinin sekteye uğrayabileceğine işaret edildi.Araştırmada, kadınların fiziksel boyutlarındaki gelişimin erkeklere kıyasla çevresel zorluklardan daha az etkilendiği, bu zorlukların çok olduğu şartlarda büyüyen erkeklerin ise &quot;orantısız&quot; şekilde daha küçük olduğunun değerlendirildiği ifade edildi.Bu yüzden çevresel zorlukların az olduğu şartlarda büyüyen erkek ile kadın arasındaki boy ve ağırlık farkının, bu zorlukların çok görüldüğü ortamlardakinden daha fazla olduğu belirtilen araştırmada, çevresel zorluklardan etkilenme oranının kişiden kişiye de değişkenlik gösterebileceğinin altı çizildi. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/DL84yzahAEGncHf1_4H4VA.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Wed, 12 Feb 2025 23:39:05 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Geçen, yüzyılda, erkekler, kadınlara, göre, kat, fazla, uzadı</media:keywords>
</item>

<item>
<title>İngiltere&amp;apos;de norovirüs vakaları yüzde 80 arttı: Hastanelerde yoğunluk rekor seviyede</title>
<link>https://karadenizden.com.tr/22008</link>
<guid>https://karadenizden.com.tr/22008</guid>
<description><![CDATA[ İngiltere&#039;de sağlık sistemi büyük bir krizle mücadele ediyor. Halk arasında &quot;kış ishali&quot; olarak da bilinen norovirüs vakalarındaki yüzde 80&#039;lik artış sağlık sistemini zorluyor. Hastanelerde yatak doluluk oranı yüzde 96’ya çıkarken, bu durumun hastaneler üzerindeki baskıyı artırdığı bildirildi.İngiltere&#039;de halk arasında &quot;kış ishali&quot; olarak da bilinen norovirüs vakalarının geçen yıla kıyasla yüzde 80 arttığı ve bu durumun hastaneler üzerindeki baskıyı artırdığı bildirildi.İngiltere Ulusal Sağlık Sistemi&#039;nden (NHS) yapılan açıklamaya göre, 19 Ocak&#039;ta sona eren hafta boyunca günlük ortalama 784 kişi norovirüs nedeniyle hastaneye yatırıldı. Bir önceki haftaya göre artış gösteren hasta sayısı, geçen yılın aynı dönemine kıyasla neredeyse iki katına ulaştı. NHS verileri, 2020&#039;den bu yana herhangi bir ocak ayında kaydedilen en yüksek seviyeyi işaret etti.Norovirüs vakalarının geçen yıla kıyasla yüzde 80 arttığı ve bu durumun hastaneler üzerindeki baskıyı artırdığına dikkat çekildi.Grip vakalarının zirve yapmasının ardından düşüşe geçtiği belirtilse de günlük ortalama 3 bin 833 hasta grip nedeniyle hastaneye başvurdu. Bunlardan 176&#039;sının yoğun bakımda olduğu kaydedildi. Ayrıca, COVID-19 nedeniyle her gün ortalama 1071 hasta hastaneye yatırıldı.NHS verileri, hastanelerde yetişkin yataklarının yüzde 96&#039;sının dolu olduğunu ortaya koydu. Geçen hafta, bu yatakların yaklaşık 13 bin 710&#039;u hastanede yatmasına gerek olmayan ve taburcu edilebilecek hastalar tarafından kullanıldı. Bu sayının bir önceki haftadan 125 daha fazla olduğu kaydedildi.
Buna karşın, ambulans bekleme süresinin düşmeye devam ettiği belirtildi.Sonbahardan bu yana 29 milyondan fazla grip, COVID-19 ve Respiratuar Sinsityal Virüsü (RSV) aşısı yapıldığı belirtilirken, uygun kişilerin hala COVID-19 aşısını yaptırabilecekleri ifade edildi.NHS Acil ve Acil Bakım Ulusal Klinik Direktörü Prof. Julian Redhead, yaptığı açıklamada, &quot;NHS hastaneleri geçen hafta norovirüs vakalarındaki artıştan etkilendi. Bu, 2020&#039;den bu yana ocak ayında kaydedilen en yüksek seviye. Grip ve diğer kış virüsleri ile hastaların taburcu edilmelerindeki gecikmeler nedeniyle hastaneler oldukça yoğun&quot; ifadelerini kullandı.Redhead, vatandaşların sağlık tavsiyeleri için 111 hattını veya çevrim içi 111 hizmetini kullanmaları, yalnızca acil durumlarda 999&#039;u aramaları ya da acil servislere başvurmaları gerektiğini vurguladı.İngiltere Sağlık Bakanı Wes Streeting de &quot;Grevi sonlandırmak ve yeni RSV aşısını dağıtmak için yaptığımız çalışmalara rağmen, ülke genelindeki hastaneler hala önemli baskılarla karşı karşıya. Grip vakalarının düşüşe geçmesi ve ambulans teslimlerinin iyileşmesi olumlu olsa da henüz bu zorlukları geride bırakmadık&quot; değerlendirmesinde bulundu.Uzmanlar, norovirüsün kolaylıkla yayılabildiğini belirterek, virüsten korunmanın en etkili yolunun sık sık sabun ve suyla el yıkamak olduğunu kaydetti. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/zgw2rX6smkOfTFWIdzPdIg.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Wed, 12 Feb 2025 23:39:04 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>İngilterede, norovirüs, vakaları, yüzde, arttı:, Hastanelerde, yoğunluk, rekor, seviyede</media:keywords>
</item>

<item>
<title>Türkiye&amp;apos;de yetişiyor; 6 çeşidi var: Halk arasında &amp;quot;ölümsüzlük meyvesi&amp;quot; olarak da biliniyor</title>
<link>https://karadenizden.com.tr/22009</link>
<guid>https://karadenizden.com.tr/22009</guid>
<description><![CDATA[ Türkiye&#039;de özellikle Ege ve Akdeniz bölgelerinde yetişen, geleneksel Çin tıbbında sıklıkla kullanılan ve vücuda pek çok fayda sağlayan hünnap;  Çin hurması veya kırmızı hurma olarak da bilinir. Ege Bölgesi&#039;nde, özellikle İzmir, Manisa ve Aydın illeri; Akdeniz Bölgesi&#039;nde ise Antalya, Mersin ve Adana illeri hünnap üretimi için bilinen yerlerdir. Hünnap meyvesinin hasat sezonu eylül ayı sonunda başlayıp, ekim ayı sonuna kadar devam eder. Peki, hünnap nedir, nasıl yetişir, vücuda faydaları var mı?Doğal olarak üretilen ve birçok hastalığa şifa olduğu için &quot;ölümsüzlük meyvesi&quot; olarak bilinen hünnap Türkiye&#039;de de yetişiyor. Bir hünnap ağacı yaklaşık 20 kilo meyve veriyor. Çin&#039;in geleneksel tıbbında vazgeçilmez olan ve sıklıkla tüketilen hünnap, Türkiye&#039;de sıcak ve yarı kurak iklime sahip bölgelerde yetişir.Ilıman iklimde yetişen bir meyve türü olan hünnap, hem kırsal hem de kentsel bahçelerde yetiştirilebilir. Yeterli güneş ışığına ve iyi drene edilmiş toprağa sahip olduğu sürece, çeşitli iklim ve toprak türlerine adapte olabilir. Güney Asya’ya özgü bir bitki olan hünnap, Türkiye’de ise Batı ve Güney Anadolu’da yetiştirilir, 6 cins ve bu cinslere bağlı 25 türü bulunur.&quot;Çin hurması&quot;, &quot;Ölümsüzlük meyvesi&quot; veya &quot;kırmızı hurma&quot; olarak da bilinin hünnap, yüksek oranda antioksidan içeriğe sahiptir. Daha çok alternatif Çin tıbbında kullanılan hünnap, günümüzde de popüler olarak dünya çapında tüketilen bir meyve haline gelmiştir. Hünnap uykusuzluğa iyi gelir, balgam söktürücü olup öksürüğü durdurabilir, kabızlığı giderir, bağışıklığı güçlendirir, kan basıncını düzenler ve kalp hastalıkları riskini azaltır.Hünnap en iyi sıcak topraklarda yetişir. Her iklimde yetişme şansı bulan Hünnap iyi meyve vermesi için sıcak yaz mevsimine ihtiyaç duyulur. O nedenle sıcak yaz aylarının görüldüğü illerde ve bölgelerde Hünnap rahat ve kolay bir şekilde yetişmektedir.Hünnap meyvesinin birçok çeşidi bulunmaktadır. Bazı çeşitleri güneşte kurutulduktan sonra aperatif olarak tüketilirken, bazılarının reçeli yapılabiliyor. Türkiye&#039;de ve dünya genelinde en çok yetiştirilen başlıca hünnap çeşitleri şunlardır: Silverhill, Shui Men, Honey Jar, Sugar Cane ve So.Çiğ veya kurutularak tüketilebilen bu meyvenin iç kısmı beyaz ve tıpkı elma gibi sert bir yapıya sahip oluyor. Eylül ve ekim ayları hasat mevsimi olduğundan bu aylarda hünnapı taze olarak tüketmek mümkün oluyor. Hünnap meyvelerini taze olarak tüketmeden önce ayıklanması gereken iki tohumu bulunuyor.Çünkü bu meyve, kilo artışında etkili olan glikoz seviyelerini düşürmeye yardımcı olur. Hünnap meyvesi günde kaç tane yenmeli? Aşırı tüketimin vücutta istenmeyen reaksiyonları önlemek için, meyvenin büyüklüğüne bağlı olarak günlük en az 1, en fazla 3 adet hünnap meyvesi tüketilmesi tavsiye edilir.Hünnap antioksidanlar ve bağışıklık güçlendirici etkisi olan C vitamini açısından zengindir. Kas kontrolü ve elektrolit dengesinde rolü büyük olan potasyum kaynağıdır. Vücuda enerji sağlayan doğal karbonhidrat içermektedir. Düşük kalorilidir ve lif oranı yüksektir. Serbest radikallerin neden olabileceği zararlar, tip 2 diyabet, kalp hastalığı ve bazı kanser türleri de dahil olmak üzere kronik hastalıkları önlemeye yardım edebilir.Hünnap meyvesi uyku kalitesini ve beyin fonksiyonlarını iyileştirir. Kaygıyı azaltır. Beyin ve sinir sistemi sağlığını korur. Sindirimi iyileştirmeye yardımcı olarak kabızlığı önler. Bağışıklığı güçlendirir, tok tutmayı sağlayarak kilo vermeyi kolaylaştırır.Hünnap meyvesi, bağışıklığı güçlendirir, kanser hücrelerinin büyümesini önleyebilir. Yapılan bir araştırmada antioksidan özelliklere sahip hünnap meyvesindeki polisakkaritlerin serbest radikalleri önleyebileceği ve zararlı hücreleri nötralize ederek iltihabı azaltabileceği ortaya çıkmıştır. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/riHLMZnjB0GXMzZkt1Blyg.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Wed, 12 Feb 2025 23:39:04 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Türkiyede, yetişiyor, çeşidi, var:, Halk, arasında, ölümsüzlük, meyvesi, olarak, biliniyor</media:keywords>
</item>

<item>
<title>Sıfır numaralı hasta: Maymun çiçeği salgını nasıl başladı?</title>
<link>https://karadenizden.com.tr/22007</link>
<guid>https://karadenizden.com.tr/22007</guid>
<description><![CDATA[ Geçtiğimiz aylarda dünyanın gündemine oturan maymun çiçeği virüsünün ilk hastası, Demokratik Kongo&#039;daki sağlık çalışanlarını şaşkınlığa uğrattı. Yatakta çürüyen, ağrılı, şişkin yaralarla kaplı bir adam, maymun çiçeği virüsünün yeni ve daha tehlikeli bir türünde &quot;sıfırıncı hasta&quot; olarak kayıtlara geçti. Başlangıçta bölgedeki yerel bir şifacıya giden hasta, başına gelen durumun bir lanet olduğunu düşünüyordu. Lezyonlar o zamana kadar kaydedilen tüm maymun çiçeği vakalarından farklı şekilde yayılıyordu. Bu salgın daha sonra küresel bir sağlık krizini tetikleyecek ve binlerce kişiyi enfekte edecekti. İşte maymun çiçeği salgınının &quot;sıfırıncı hastası&quot; ve lanet olarak gördüğü keşif süreci...Geçtiğimiz aylarda dünyanın gündemine oturan ve herkesin konuştuğu maymun çiçeği virüsü (mpox) Demokratik Kongo Cumhuriyeti&#039;nde ilk kez görüldüğünde sağlık çalışanlarını şaşkınlığa uğrattı.
Ormanın virüse ev sahipliği yaptığına ikna olan Dr. Leandre Murhula Masirika, geniş çaplı bir araştırmaya koyuldu.
Virüsün eyaletteki sincaplar, kemirgenler ve maymunlar arasında gizlendiğine inanan doktor, beklenmedik bir bildirim aldı. Gelen kutusunda, aradığı virüsün fotoğrafı vardı.Doktor Masirika ilk insan vakasıyla hiç beklemediği bir anda karşılaştığını vurgulayarak, &quot;Aklımda belki ormanda veya vahşi yaşamda mpox virüsü bulabilirim gibi bir düşünce vardı. Ama sonra aniden, araştırma yapmak için seyahat ederken WhatsApp&#039;ımda bir insan vakası belirdi.&quot; ifadelerini kullandı.
Doktor Masirika&#039;nın telefonuna gelen fotoğrafta, yatakta çürüyen, ağrılı, şişkin yaralarla kaplı bir adam görülüyordu.Fotoğrafı çeken ve kendisine yollayan sağlık çalışanları bunun ne olduğundan yüzde 100 emin değildi- maymun çiçeği bölgede daha önce hiç bildirilmemişti.
Ancak Doktor Masirika, yakın zamanda ülkeye dönmüştü ve maymun çiçeği virüsünün suçlu olduğundan emindi.
O zamanlar bilmediği şey, bar işleten hasta adamın, maymun çiçeği virüsünün klad 1b adı verilen yeni ve daha tehlikeli bir türünde &quot;sıfırıncı hasta&quot; olduğuydu.
Bu salgın daha sonra küresel bir sağlık krizini tetikleyecek ve binlerce kişiyi enfekte edecekti.Aldığı mesajdan üç gün sonra Dr. Murhula Masirika, salgının ilk vakasının görüldüğü bölgeye ulaştı. Hastaneye vardığında durum beklediğinden daha kötüydü.
Masirika, “Hastaneye ulaştığımda korkunç şeyler gördüm. Yardım alamayan, yatağı olmayan, gerçekten mpox&#039;tan muzdarip insanlar vardı. İlk vaka, başına gelen durumun bir lanet olduğunu düşünmüştü.” ifadelerini kullandı.Sıfırıncı hasta, başlangıçta onu yerel bir bitkinin yapraklarıyla iyileştireceğine söz veren geleneksel bir şifacıya gitmişti.
Ancak acı dolu kabarcıklar hala vücudunda çoğalıyordu. Lezyonlar gözlerine ve boğazına kadar yayılmıştı, bu da konuşmasını veya yemek yemesini zorlaştırıyordu.Lezyonlar o zamana kadar kaydedilen tüm maymun çiçeği vakalarından farklı şekilde gelişiyordu.
İnsanların cinsel organları etrafında yoğunlaşmışlardı ve hastalık hayvandan insana değil, insandan insana bulaşıyordu.
Ülkenin zaten aşırı yoğun olan hastaneleri, yeni bir maymun çiçeği türünden muzdarip hastalarla dolup taşıyordu.Sağlık çalışanlarının korkuları haklı çıktı; tüm çabalarına rağmen erken müdahale sınırlı kaldı. Durum daha da kötüleşirken, uyarılar ve yardım çağrıları duymazdan gelindi.15 Ağustos 2024&#039;te Dünya Sağlık Örgütü uluslararası bir halk sağlığı krizi ilan ettiğinde, yeni varyant Burundi, Kenya, Ruanda ve Uganda&#039;da tespit edilmişti.
O zamandan beri Tayland, Çin, Birleşik Krallık ve ABD gibi uzak yerlerde bile vakalar bildirildi. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Iwk0bV7xhkiT9iH59RCPEQ.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Wed, 12 Feb 2025 23:39:03 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Sıfır, numaralı, hasta:, Maymun, çiçeği, salgını, nasıl, başladı</media:keywords>
</item>

<item>
<title>Ben haklıyım! &amp;quot;Kendine hizmet eden atfetme yanlılığıdır&amp;apos;&amp;apos;</title>
<link>https://karadenizden.com.tr/22006</link>
<guid>https://karadenizden.com.tr/22006</guid>
<description><![CDATA[ Eğer bir zafer elde ettiysek o, anamızın ak sütü gibi helaldir ve bize aittir. Eğer bir yenilgi, veya olumsuz olay var ise, kabahatli, suçlu olan, biz değil, hep ötekidir. Bu eğilim ve yorumlama biçimi üstelik çok da yaygındır. Psikiyatri Uzmanı Prof. Dr. Hakan Türkçapar, haklılık yanılgısını yazdı.Başımıza kötü bir şey geldiğinde başkalarını, çevreyi, kötü şansı suçlamak çok sık görülen bir tutumdur: “Zaferlerin yüzlerce babası vardır ama yenilgiler öksüzdür.”   En doğru, en dürüst, en haklı, en çok hakkı yenen, hep önü kesilen bizizdir. Sadece bireysel yaşamda değil, toplumsal ölçekte de aynı eğilimi görebiliriz. Bizim meslek grubumuz, bizim ailemiz, bizim şehrimiz, bizim mahallemiz, bizim takımımız hatta bizim ülkemiz hep haksızlığa uğrayan taraftır.   Eğer bir zafer elde ettiysek o, anamızın ak sütü gibi helaldir ve bize aittir. Eğer bir yenilgi, veya olumsuz olay var ise, kabahatli, suçlu olan, biz değil, hep ötekidir. Bu eğilim ve yorumlama biçimi üstelik çok da yaygındır. Hemen her insan kendisinin insanların çoğunluğuna göre daha adaletli, daha iyi, daha nesnel, daha fedakâr olduğuna inanır.   Çoğu kişide var olan bu eğilim, psikolojide çok bilinen bir bilişsel önyargı tipi olan &quot;kendine hizmet eden atfetme yanlılığı” dır. Acaba neden böyle bir atıf yanlılığını çok yaygındır? Neden çoğumuz, iyi bir şey olduğunda bunun kendi çabalarımızın sonucu olduğunu düşünürken, kötü şeyler yaşandığında suçu dış etkenlere bağlarız.   NEDEN OLUR?  Olan bitenleri, çıkan sonuçları bir etkene, bir nedene bağlamak insan oğlunun kaçınılmaz bir düşünsel özelliğidir. Atfetme yanlılığı ise olan bitenleri, sürekli ve uygunsuz bir şekilde hep kendimizi haklı çıkaracak şekilde açıklama eğilimidir.   Bu yanlılık tabi ki durduk yerde çıkmaz, bir olguyu bir şekilde belli bir nedene bağlamak, o neden ne olursa olsun, belirsizliği azaltıp bizi rahatlatır. Olumsuz olayları ve sonuçları dış etkenlere bağlamak ise daha da iyi gelir bize. Bu şekilde bir açıklama bireyin özsaygısını korumaya ve olumlu benlik algısını sürdürmeye yarar. Herkes, kendisini iyi hissetmek ve kendisiyle ilgili olumlu bir benlik algısına sahip olmak ister. Ama diğer yandan da hiç kimse mükemmel değildir, hayatta başarısızlıklar, yenilgiler, hayal kırıklıkları çoktur. Bu zorluklar ve yenilgiler içeren yaşamda kendisini iyi hissetmek umutlu ve motive olmak için başarıları, olumlu sonuçları kendilerine atfederek (içsel atıf), özsaygıyı artırmak, diğer yandan başarısızlıklarını dış etkenlere bağlayarak (dışsal atıf) özsaygıyı korumak iyi bir yöntemdir.   KİMLERDE DAHA ÇOK GÖRÜLÜR?  Yapılan çalışmalar kişinin özsaygısı ve kendine güveni ne kadar düşükse, kendine hizmet eden atfetme yanlılığının o derece abartılı olduğunu göstermektedir. Tam tersi kişi ne kadar güvenli ise kendine atfetme yanlılığı da o kadar az olur, böyle bir kişi eksik ve hatalarını kendisine ne kadar güvenirse o kadar kolay kabul eder. Dolayısıyla eğer bir kişi kendisine güvenmiyorsa kendisini haklı görüp etrafı suçlama eğilimi daha fazlayken, kendisine güvenen bir kişide bu eğilim daha azdır.   YARARI NEDİR?   Bu bilişsel önyargın en önemli yararı özsaygımızı korumak veya arttırmaktır. Başarılarımızı kendimize bağlamak kendimizi daha değerli hissetmemize yardımcı olurken; başarısızlıklarımıza dışsal nedenler aramak, olumsuz duygulardan kaçınmamızı ve kendimizi daha olumlu görmemizi sağlar. Düşük not alan ve kendini kötü hisseden bir öğrenci, öğretmeni veya takımı yenilen bir taraftarın hakemi suçladığında bir nebze olsun kendisini iyi hissedebilir.  PEKİ YA ZARARI?   Olmaz olur mu? Hem de nasıl:   Kendi yaptıklarıyla alınan sonuç arasında hiçbir ilişki kurmayan kişi kendini, yaptıklarını tanımadıkça ve anlamadıkça aynı hataları yapmaya devam edebilir, kendini geliştiremez, davranışlarını daha rafine ve verimli hale getiremez. Hep kendini haklı gören ve çevreyi, suçlayan bir antipatik olarak da algılanır, ilişkileri bozulur. Toplumsal ölçekte bu eğilimin fazla olduğu toplumlarda toplumun kendi eksikliklerini fark etmesi ve düzeltmesinin yönünde bir engel oluşturur. Kendini düzeltmek gibi zor ve zahmetli bir süreç yerine hiçbir şey yapmadan birilerini suçlamak sadece geçici bir rahatlama sağlar, ama buna karşılık sorunlar devam eder.  ÇÖZÜM  Bütün bu yanlılıkların panzehiri, yine kendi farkındalığımızı kullanarak, olguları gerçekçi ve verilere uygun şekilde değerlendirmek ve sağduyumuzu kullanarak, olan bitenlerin, hem kendimizle, hem çevreyle hem de koşullarla ilgili olduğunu ve tek etkenli olmadığını özellikle sorun yaşadığımız sıkıntılı zamanlarda kendimize hatırlatmak ve olabildiğince dengeli adil bir şekilde düşünmeye çalışmaktır … ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/hzjw-d-PQkS9JARKKANvYw.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Wed, 12 Feb 2025 23:39:02 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Ben, haklıyım, Kendine, hizmet, eden, atfetme, yanlılığıdır</media:keywords>
</item>

<item>
<title>Yaşlanma belirtilerinin ilk adresi gözlerinize iyi bakın</title>
<link>https://karadenizden.com.tr/22003</link>
<guid>https://karadenizden.com.tr/22003</guid>
<description><![CDATA[ Gözlerimiz, yüzümüzün en dikkat çekici ve hassas bölgesidir. Her duyguyu yansıtan bu bölge, yaşlanma belirtilerinin de öncelikli adresidir. Göz çevresindeki ince deri, yorgunluk, stresi ve yaşı kolayca ele verir. Ancak, düzenli bir bakımla bu hassas alanın çok daha sağlıklı ve güzel görünmesini sağlayabilirsiniz. İşte adım adım göz çevresi bakım rehberi ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/REI7H3QbOUGpWVf469NtzQ.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Wed, 12 Feb 2025 23:39:01 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Yaşlanma, belirtilerinin, ilk, adresi, gözlerinize, iyi, bakın</media:keywords>
</item>

<item>
<title>Muayene katılım payı miktarı belli oldu (2025 muayene katılım payı ücretleri)</title>
<link>https://karadenizden.com.tr/22005</link>
<guid>https://karadenizden.com.tr/22005</guid>
<description><![CDATA[ Hekim ve diş hekimi muayenesi için alınacak katılım payı miktarları belli oldu. İkinci basamak sağlık hizmeti kurumu olan devlet hastanelerinde 20 lira katılım payı alınacak. Düzenleme Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girdi.Sosyal Güvenlik Kurumu’nun Sağlık Uygulama Tebliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Tebliği Resmi Gazete’de yayımlandı.  Buna göre, sağlık ocağı ve sağlık merkezi gibi birinci basamak sağlık hizmeti veren kurumlarda hekim ve diş hekimi muayenelerinden katılım payı alınmayacak.  İkinci basamak sağlık hizmeti kurumu olan devlet hastanelerinde ise 20 lira katılım payı alınacak.   Eğitim ve Araştırma Hastaneleri ile Üniversitesi Hastaneleri gibi üçüncü basamak sağlık kurumlarından ise katılım payı 45 lira olacak.  Aile hekimleri tarafından yapılan sevkler sonucu gerçekleşecek muayenelerde ise katılım payı belirlenen miktarlar yüzde 50 oranında azaltılarak tahsil edilecek. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/4xGcqbzuFku6QK7J0eATdQ.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Wed, 12 Feb 2025 23:39:01 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Muayene, katılım, payı, miktarı, belli, oldu, 2025, muayene, katılım payı, ücretleri</media:keywords>
</item>

<item>
<title>Selenyum kaynağı doğal besinlerin listesi: 5 yaygın belirtiyi nasıl tersine çevirebilirsiniz?</title>
<link>https://karadenizden.com.tr/22002</link>
<guid>https://karadenizden.com.tr/22002</guid>
<description><![CDATA[ Hem tiroid bezi hem de bağışıklık sistemi çok amaçlı mineral selenyuma bağlıdır. Sağlığımız hem aşırı selenyum hem de eksiklik nedeniyle ciddi şekilde tehdit edilebilir. Eksiklikten kaynaklanan hoş olmayan fiziksel ve psikolojik etkiler yaşarsınız. Peki, vücudunuzda selenyum eksikliği olduğunu nasıl anlarsınız, selenyum zengini besinler nelerdir?Selenyum tiroid bezi ve bağışıklık sistemi için hayati önem taşır. Eksikliği yorgunluğa, saç dökülmesine, tekrarlayan hastalıklara, kas zayıflığına ve beyin sisi oluşumuna neden olabilir. Selenyum açısından zengin besinleri tüketmek bu eksikliği gidermenize yardımcı olabilir. Selenometionin içeren takviyeler de önerilir, ancak kanser riskini azaltmak için selenyumu E vitamini ile eşleştirmekten kaçının.Ne yazık ki, bu belirsiz semptom birçok mineral eksikliğinde oldukça yaygındır. Genellikle selenyum eksikliğiyle de bağlantılıdır ve bu mineralin tiroidinizin düzgün çalışmasını nasıl etkilediğiyle ilgili olabilir.Saç büyümesi ve yenilenmesi tiroid hormonlarından önemli ölçüde etkilenir. Selenyum yokluğunda tiroid hormonu sentezi yavaşlar. Saç köklerinizdeki hücrelerin tiroid hormonundaki bu azalmaya tepki vermesi sonucu saçlarınız normalden daha hızlı dökülebilir.Selenyum bağışıklık sisteminin normal çalışmasına yardımcı olur, bu da hastalıklara ve enfeksiyonlara karşı duyarlılığınızı azaltır. Bağışıklık desteklenmediği için selenyum eksikliğiniz olduğunda bağışıklık sisteminiz zayıfladığı için hastalıklara karşı daha hassas olursunuz. Bu nedenle, bu ekstra desteği almak için bağışıklık sistemi vitaminlerine ihtiyacınız olabilir.Mineral, tiroid hormonu sentezinde ve metabolizmasında önemli bir rol oynar, bu da yiyeceklerin enerjiye dönüştürüldüğü süreçtir. Yemeklerinizden enerji elde edemiyorsanız kaslarınız güçlü hissetmek ve sizi ayakta tutmak için diyetinizden yeterli enerjiyi alamaz. Bu nedenle, selenyum eksikliğinden kas zayıflığı meydana gelebilir. Magnezyumun kaslar için gerginliği azaltabilen ve egzersiz sonrası iyileşmeye yardımcı olabilen avantajları vardır. D vitamini eksikliğinin bir diğer göstergesi de zayıf kaslardır.Selenyum tüketiminiz eksiklik noktasına düşerse, zihinsel sis yaşayabilirsiniz. Bunun nedeni, selenyumun doğrudan bilişsel işlevi destekleyen selenoproteinleri yapmak için gerekli olmasıdır. Bu semptom da genel olsa da, diğer semptomlarla birleştiğinde doktorunuzun teşhisine yardımcı olabilir. Ek olarak, araştırmalar düşük selenyum seviyelerine sahip yaşlı kişilerin bilişsel testlerde daha kötü performans gösterdiğini göstermektedir.Selenyum eksikliği nasıl tedavi edilirSelenyum açısından zengin daha fazla yiyecek tüketmeyi hedeflemek, selenyum eksikliği için ilk tedavi yöntemidir. Selenyum açısından zengin besinler şunlardır:FıstıkTon balığıKonserve sardalya, kemikler dahilBiftekCiğerKahverengi pirinç, pişmişFasulye Tam buğday ekmeğiBu makale sadece genel bilgi verme amacıyla yazılmıştır ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/YnHFWwACc0ulwlr2VAkfBQ.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Wed, 12 Feb 2025 23:39:01 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Selenyum, kaynağı, doğal, besinlerin, listesi:, yaygın, belirtiyi, nasıl, tersine, çevirebilirsiniz</media:keywords>
</item>

<item>
<title>Olumsuz düşünceler vücudunuz için ne kadar tehlikeli? Doktorunuzun sözleri sizi hasta edebilir</title>
<link>https://karadenizden.com.tr/22004</link>
<guid>https://karadenizden.com.tr/22004</guid>
<description><![CDATA[ Düşünceler ve fiziksel sağlık arasındaki derin bağlantı, kronik olumsuz düşüncenin ve nosebo etkisinin olumsuz etkisini vurgular. Olumsuz düşünceler tiroid fonksiyonunu bozabilir ve kardiyovasküler sorun riskini artırabilir. Farkındalık uygulamaları, olumlu onaylamalar, egzersiz ve destekleyici ilişkiler olumsuz düşüncelerle mücadele etmeye yardımcı olabilir ve sonuçta daha iyi fiziksel ve ruhsal sağlığı teşvik edebilir.Zihinlerimizin bedenlerimiz üzerinde inanılmaz bir güce sahip olduğu bir sır değil. Düşüncelerimiz ve fiziksel sağlığımız arasındaki bağlantı derindir ve birçok bedensel tepki zihinsel durumumuzu yansıtacak şekilde tasarlanmıştır. Endişeli olduğumuzda midemizde uçuşan kelebeklerden stres sırasında hissettiğimiz gerginliğe kadar, bedenlerimiz sürekli olarak zihnimizde neler olduğunu iletir.Bu büyüleyici etkileşim, zihinsel sağlığınızın ve düşüncelerimizin fiziksel sağlığımızı nasıl önemli ölçüde etkileyebileceğini vurgular ve bize olumlu bir zihniyet beslemenin genel sağlık için gerekli olduğunu hatırlatır. Olumsuz düşünceler hem zihinsel hem de fiziksel sağlık üzerinde ciddi sonuçlara yol açabilir ve potansiyel olarak yaşamı tehdit eden durumlara yol açabilir.Olumsuz düşünce yalnızca duygusal bir sorun değildir, çeşitli fiziksel rahatsızlıklarda kendini gösterebilir. Çalışmalar, kronik olumsuz düşüncelerin yüksek tansiyon, kardiyovasküler sorunlar ve hatta sindirim bozuklukları gibi ciddi sağlık sorunlarına yol açabileceğini göstermiştir. Kalıcı olumsuz duygular ayrıca tiroid fonksiyonunu bozabilir ve yorgunluk ve ruh hali değişimlerine neden olabilen hipotiroidizm veya hipertiroidizm gibi durumlara katkıda bulunabilir.Dahası, zararlı düşünceler vücudun stres tepki sistemini tetikleyerek kalp atışlarının hızlanmasına ve zamanla kalp hastalığının artmasına neden olabilir. Başka bir çalışma, kronik strese maruz kalanların önemli kardiyovasküler hastalıklardan muzdarip olma olasılığının daha yüksek olduğunu iddia ediyor.Nosebo etkisi, kelimenin tam anlamıyla &#039;zarar vereceğim&#039; anlamına gelen Latince kelimeden kaynaklanmaktadır. Bir ilaç hakkındaki olumsuz düşünceler insanların daha kötü yan etkiler veya sonuçlar yaşamasına neden olduğunda gerçekleşir. Bu, esasen olumlu beklentilerin gerçek bir terapötik değeri olmayan bir tedaviden faydalı etkilere yol açtığı plasebo etkisinin tam tersidir. Örneğin, bir hastaya bir prosedürün acı verici olacağı söylendiğinde, yönetilebilir olacağı söylenmiş olsaydı olduğundan daha fazla acı çekecektir. Benzer şekilde, ilaçlardan ciddi yan etkiler bekleyen kişiler bu etkileri yaşayabilir.Nosebo etkisi, tıbbi güvenlik hakkındaki tartışmalarda çok fazla göz ardı ediliyor ancak hasta sonuçlarında önemli bir rol oynuyor. Örneğin, hastalara bilgilendirilmiş onam süreci sırasında olası yan etkiler hakkında bilgi verildiğinde, aktif bir tedavi alıp almadıklarından bağımsız olarak bu yan etkileri yaşayabilirler.Olumsuz düşüncenin ve nosebo etkisinin etkileri bireysel deneyimlerin ötesine uzanır, tedavi etkinliğini ve genel sağlık sonuçlarını etkileyebilir. Hastalar beklentileri nedeniyle olumsuz yan etkileri etkili tedavilere bağlarsa, gerekli ilaçları kesebilir ve böylece sağlıklarını daha da tehlikeye atabilirler. Araştırmalar, yan etkilerle ilgili bilgilerin azaltılmasının noSebo etkisini hafifletebileceğini öne sürüyor, ancak hastalarla ne kadar bilgi paylaşılması gerektiği düşünüldüğünde etik ikilemler ortaya çıkıyor.Olumsuz düşüncenin ve sonuçlarının getirdiği zorluklara rağmen, bireylerin bu zararlı düşünce kalıplarıyla mücadele etmek için uygulayabilecekleri stratejiler var:Dikkatli farkındalık uygulamaları: Meditasyon veya derin nefes egzersizleri gibi farkındalık tekniklerine katılmak, kaygıyı azaltmaya ve olumlu düşünmeyi teşvik etmeye yardımcı olabilir.Olumlu olumlamalar: Düzenli olarak olumlu kendi kendine konuşma yapmak, kişinin zihniyetini olumsuzluktan olumluluğa doğru kademeli olarak değiştirebilir.Fiziksel aktivite: Egzersizin ruh halini iyileştirdiği ve stres seviyelerini azalttığı, zihinsel sağlığa olumlu katkıda bulunduğu gösterilmiştir.Kendinizi olumlu insanlarla çevreleyin: Kendinizi destekleyici arkadaşlar ve aile ile çevrelemek, cesaret sağlayabilir ve olumsuz düşüncelerle mücadele etmeye yardımcı olabilir.Bu stratejiler üzerinde aktif olarak çalışarak, bireyler zihinsel bakış açılarını iyileştirebilir ve olumsuzlukla ilişkili fiziksel sağlık risklerini potansiyel olarak azaltabilir.İnançlarımız, algılarımızı şekillendirerek hayatlarımız üzerinde muazzam bir güce sahiptir ve deneyimler. Kendiniz, başkaları, kariyeriniz, servetiniz ve etrafınızdaki dünya hakkında olumlu inançlara ve düşüncelere odaklanmak çok önemlidir. Güçlü yönlerinize ve hayattaki iyiliğe inanarak gerçekliğinizi dönüştürebilirsiniz. Pozitifliği benimseyin, olumsuz düşüncelere meydan okuyun ve hayatınızın nasıl geliştiğini izleyin zihniniz daha sağlıklı, daha mutlu bir sizi ortaya çıkarmanın anahtarıdır. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/hE4wJMF5-0Wnz1gMekm_Ew.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Wed, 12 Feb 2025 23:39:01 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Olumsuz, düşünceler, vücudunuz, için, kadar, tehlikeli, Doktorunuzun, sözleri, sizi, hasta, edebilir</media:keywords>
</item>

<item>
<title>51 yaşındaki kadın 2 işareti önemsemediğine pişman oldu: Doktorlar birkaç ay ömrünün kaldığını söyledi</title>
<link>https://karadenizden.com.tr/22000</link>
<guid>https://karadenizden.com.tr/22000</guid>
<description><![CDATA[ Hazımsızlık ve yutma güçlüğü şikayeti yaşayan 51 yaşındaki kadın, bu belirtileri önemsemedi. Doktora gittikten sonra öğrendiği gerçekler hayatını tamamen değiştirdi. Bu süreç, hem onun hem de bu belirtileri yaşayan pek çok kişi için farkındalık oluşturdu.51 yaşındaki Cheryle Brandon, basit bir hazımsızlık ve yutma güçlüğü şikâyetiyle başladığı sağlık sorunlarının, aslında yemek borusu kanseri olduğunu öğrendi. Bu süreç, hem onun hem de bu belirtileri yaşayan pek çok kişi için farkındalık oluşturdu.DailyMail&#039;de yer alan habere göre; Nisan 2022’de, Brandon asit reflüsü belirtileri gösterdiğini düşündüğü semptomlarla mücadele etmeye başladı. Mide asidini azaltan ilaçlar kullanmaya başladı. Ancak bu tedavi yalnızca kısa süreli bir rahatlama sağladı.Kasım ayında, yutma güçlüğü ciddi bir boyuta ulaştı; özellikle et yemesi zorlaştı ve sık sık boğulma hissi yaşadı. Brandon, bu durumla başa çıkabilmek için beslenme şeklini değiştirdi ve yumuşak gıdalarla beslenmeye başladı.Brandon’ın belirtileri geçmeyince, doktorlar onu endoskopi işlemine yönlendirdi. Bu tetkikte yemek borusunda 6 santimetrelik bir tümör bulundu ve kanserinin ameliyat edilemez olduğu belirtildi. Doktorlar, Brandon’a yalnızca birkaç ay ömrü kaldığını söyledi.&quot;Kalbime çok yakın olduğu için ameliyat edemediler. Birkaç ay ömrümün  kaldığını söylediler,&quot; diyen Brandon, Şubat 2023’te kemoterapiye başladı. Ancak bu süreçte doktorlar, tedavi sürecinin yalnızca palyatif (rahatlatıcı) bir tedavi olabileceği uyarısında bulundu.Tedavi sürecinin vücudu üzerindeki etkisi de oldukça zorluydu. &quot;Yolculuğuma başladığımda normal bir kilodaydım, ancak yemek yiyemediğim için hızla zayıfladım,&quot; dedi. Brandon, yeterli beslenemediği için beslenme tüpüne ihtiyaç duyduğunu da ekledi.Haziran ayında yapılan taramalar, Brandon’ın kanserine dair hiçbir iz bulunmadığını ortaya koydu. Bu şaşırtıcı haber, onun ve doktorlarının beklentilerini aştı. Şimdi her altı ayda bir kontrollerine devam ediyor ve kanserden tamamen kurtulmuş görünüyor.Yaşadığı zorlu deneyimi paylaşan Brandon, benzer belirtiler yaşayan insanları uyardı: &quot;Eğer bir şeylerin yolunda gitmediğini hissediyorsanız, hemen doktora başvurun ve endoskopi yaptırın.&quot;Yemek borusu kanseri, genellikle geç teşhis edildiği için düşük hayatta kalma oranlarına sahiptir. Bu tür belirtiler, kanser dışında başka rahatsızlıklarla ilişkilendirilebilse de erken teşhisin hayat kurtarıcı olduğu vurgulanmaktadır.Yemek borusu kanserinin olası belirtileri arasında:

Yutma güçlüğü
Mide bulantısı
Mide ekşimesi veya asit reflüsü
Aşırı geğirme
Sürekli öksürük veya seste değişiklik
İştah kaybı ve ani kilo kaybı

Bu belirtilerin görülmesi durumunda mutlaka bir uzmana başvurulması gerektiği belirtiliyor.Brandon, yaşadığı bu deneyimin kendisine hayata karşı daha minnettar olmayı öğrettiğini söyledi: &quot;Kanser, bana daha mütevazı olmayı ve hayatı takdir etmeyi öğretti.&quot;Bu tür hikâyeler, erken teşhisin önemini vurgularken, benzer belirtileri yaşayanların bir an önce doktora başvurmalarını teşvik ediyor. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/6gsE0KmJQ0mB2Zf5_clDkA.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Wed, 12 Feb 2025 23:39:00 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>yaşındaki, kadın, işareti, önemsemediğine, pişman, oldu:, Doktorlar, birkaç, ömrünün, kaldığını, söyledi</media:keywords>
</item>

<item>
<title>Tırnağından beynine kadar yayıldı: 38 yaşındaki kadının hayatını alt üst eden hastalık</title>
<link>https://karadenizden.com.tr/22001</link>
<guid>https://karadenizden.com.tr/22001</guid>
<description><![CDATA[ İngiltere&#039;de yaşayan 38 yaşındaki Kelly Heather, 2017 yılında tırnağında fark ettiği ufak bir değişikliğin hayatını nasıl alt üst ettiğini anlattı. İlk başta, tırnağının ortasında gördüğü silik, koyu bir çizgi nedeniyle endişelenen Heather, aile hekimine başvurdu. Bir dizi testin ardından, bu değişikliğin kötü huylu olmadığının tespit edilmesi üzerine rahatladı. Ancak, üç ay sonra çizgi daha da koyulaşıp kalınlaştı ve Heather, cilt uzmanına yönlendirildi.Biyopsi sonucu, Heather&#039;a melanom, yani cilt kanserinin en ölümcül türü teşhisi kondu. Bu kanser türü tırnak altındaki hücrelerde başladığında &quot;subungual melanom&quot; olarak adlandırılıyor ve genellikle iyileşmeyen veya büyüyen çizgiler ve morluklarla kendini gösteriyor.Dailymail&#039;in haberine göre; Heather&#039;ın tırnak yatağı çıkarıldı, ancak altı ay sonra parmağında kanserin geri döndüğünü gösteren siğile benzer bir oluşum belirdi.Mart 2020&#039;de yapılan ikinci bir ameliyatla parmağının kısmi olarak kesilmesi gerekti ve Heather&#039;a hastalığının yayılma riski düşük olduğu söylendi.Ancak, iki yıl sonra, Ağustos 2022&#039;de koltuk altında bir kitle fark etti. Testler, kanserin koltuk altındaki lenf bezlerine yayıldığını doğruladı. Daha sonra büyük bir operasyonla 20 lenf bezi çıkarıldı.Bir yıllık immünoterapinin ardından, Heather&#039;ın taramaları temiz çıktı ve hastalık tekrar başarıyla ortadan kaldırıldı.Nisan 2024&#039;te ikinci bir yıl immünoterapiye ihtiyacı olmadığı söylendi ve remisyonda olduğu belirlendi.Ancak,bir süre sonra, hamile olduğunu öğrenen Heather, hamileliğinde kontrolsüz nöbet geçirmeye başladı ve beynindeki tümör tekrar etti.Heather&#039;a, evre 4 metastatik melanom teşhisi kondu. Bu evrede hastaların sadece beşte biri, beş yıl hayatta kalabiliyor.Beyindeki tümörün bir kısmı çıkarıldı ancak geride kalan kısım için hedefli radyoterapi uygulanması gerekiyor. Ayrıca, kanserin plasenta yoluyla bebeğine geçme ihtimali olduğu ve bunun bir endişe kaynağı olduğu belirtildi.Hastalıkla mücadelesini sürdürürken, Heather&#039;in eşi Tom Woodcock ve dört çocuğu için &quot;pozitif kalmaya&quot; kararlı.Aile, Heather&#039;ın hastalığı nedeniyle işini bırakmak zorunda kalması nedeniyle temel ihtiyaçlarını karşılamak için bir kampanya başlattı. Ayrıca, daha fazla test yapılması gerektiğini savunarak, kanserin daha erken evrede tespit edilebileceğini düşünüyor.Heather, &quot;Hangi aşamada olursanız olun, daha ileri testlerin yapılması için çabalıyorum,&quot; dedi.Heather&#039;ın mücadelesi, erken teşhis ve tedaviye yapılan vurgu ile dikkat çekiyor ve daha fazla testin yapılması gerektiğini savunuyor. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/TNp1wWOomEigEgKkN2rJgA.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Wed, 12 Feb 2025 23:39:00 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Tırnağından, beynine, kadar, yayıldı:, yaşındaki, kadının, hayatını, alt, üst, eden, hastalık</media:keywords>
</item>

<item>
<title>Her gün kereviz suyu içmeli misiniz? 9 sağlıklı etkisi var ama bu zararını bilmelisiniz</title>
<link>https://karadenizden.com.tr/21997</link>
<guid>https://karadenizden.com.tr/21997</guid>
<description><![CDATA[ Kereviz suyu, susuzluk giderme, sindirimi iyileştirme ve iltihabı azaltma gibi çeşitli sağlık yararları sunar. Vitaminler, mineraller ve antioksidanlar açısından zengin olan bu meyve, kilo verme, kan basıncı, kan şekeri düzenlemesi ve cilt sağlığına yardımcı olabilir. Peki, kereviz suyu içmenin vücut sağlığı üzerindeki etkileri nelerdir?Kereviz çiğ ya da pişmiş olarak tüketilen sebzelerden biri. Hem kereviz hem de kereviz yaprakları sağlık için pek çok fayda sağlar. Kereviz suyu susuzluk giderme, sindirim ve iltihaplanmaya yardımcı olabilir. Ayrıca iyi bir vitamin, mineral ve antioksidan kaynağıdır.Kereviz, kişniş ve kişniş yapraklarına çok benzemesine ve her ikisi de yenilebilir yapraklar olmasına rağmen, otlar lezzet ve aromaları açısından çok farklıdır. Kişniş veya kişniş yapraklarının güçlü bir lezzeti ve aroması olduğu bilinmektedir. Kereviz yaprakları maydanoz yaprakları gibi narindir ve hafif bir tada sahiptir.Kereviz türü, doğal aralığının dışında yaygın olarak doğallaştırılmıştır ve sebze olarak kullanılır; modern çeşitleri yaprak sapları (kereviz), büyük soğan benzeri bir hipokotil (kereviz) ve yaprakları (yaprak kereviz) için seçilmiştir.Kereviz suyu, doğal sodyum içeriği, antioksidanlar ve iltihap giderici bileşikler de dahil olmak üzere sağlık yararları sağlayan birden fazla besin içerir. SUSUZLUĞU ÖNLERKereviz suyu, neredeyse %95&#039;i sudan oluştuğu için harika bir hidrasyon kaynağıdır. Kereviz suyu içmek, özellikle sıcak havalarda veya egzersizden sonra terleme ve idrara çıkma yoluyla kaybedilen sıvıların geri kazanılmasına yardımcı olabilir. Kereviz suyu, terleme ve idrara çıkma yoluyla kaybedilen sıvıların yenilenmesine yardımcı olabilir ve vücuttaki fazla sıvı ve atıkların atılmasına yardımcı olan doğal bir diüretik görevi görür. Kereviz suyu ayrıca sindirim sularının üretimini uyarmaya yardımcı olabilecek doğal tuzlar içerir. Cildinizin nemli kalmasına ve sağlıklı bir cilde kavuşmanıza yardımcı olabilir.Kereviz suyu, düşük kalorili ve yüksek lifli olduğu için kilo kaybına yardımcı olabilir, bu da kendinizi tok hissetmenize yardımcı olabilir. Ancak, uzun vadeli bir çözüm değildir ve detoks olarak kullanılmamalıdır. Kereviz suyu, daha uzun süre tok hissetmenize ve aşırı yemeyi azaltmanıza yardımcı olabilecek yüksek liflidir.Ayrıca düşük kalorilidir ve A, C ve K vitaminlerinin yanı sıra potasyum içerir.Kereviz, iltihabı azaltmaya ve iltihaplı hastalıkları tedavi etmeye yardımcı olabilecek iltihap önleyici bileşikler ve antioksidanlar içerir. İltihap önleyici özelliklere sahip kimyasallar olan fitokimyasallar içerir.
Bu kimyasallar, iltihabı hafifletmeye yardımcı olabilecek vücudun bağışıklık tepkisini bozabilir. Kereviz ayrıca iltihabı azaltmaya ve iltihaplı hastalıkları tedavi etmeye yardımcı olabilecek apigenin ve luteolin gibi antioksidanlar içerir. Kereviz suyu, artrit, gut ve alerjik astım gibi iltihaplı hastalıklara yardımcı olabilir.Kereviz suyu, sindirimi destekleyebilen ve iltihabı azaltabilen lif, su ve diğer bileşikleri içerdiğinden bağırsak sağlığına yardımcı olabilir. Ancak bazıları, kereviz suyunun belirli bağırsak rahatsızlıkları olan kişilerde ishale ve kramplara neden olabileceğini söylüyor.
Kereviz suyu, bağırsak hareketlerini düzenlemeye ve kabızlığı önlemeye yardımcı olabilecek çözünür ve çözünmez lif içerir. Su oranı yüksektir, bu da hidrasyona ve sindirime yardımcı olabilir.
Ayrıca sindirim sularının üretimini uyarabilen doğal tuzlar içerir. Kereviz suyundaki flavonoidler ve polifenoller bağırsaktaki iltihabı azaltabilir. Kereviz suyu, bağırsaktaki iltihabı azaltabilen bir bitki bileşiği olan luteolin içerir. Enzimleri yiyecekleri parçalamaya ve sindirim sistemindeki iltihabı azaltmaya yardımcı olabilir.Kereviz, kan damarı kaslarını gevşetmeye ve iltihabı azaltmaya yardımcı olabilen biyoaktif bileşikler içerir.
Kereviz suyu, kan akışını artırabilen ve kan basıncını düşürebilen kan damarı kaslarını gevşetmeye yardımcı olabilir. Vücuttan fazla suyu atmaya yardımcı olabilir ve bu da kan basıncını düşürmeye yardımcı olabilir. Kereviz suyu, kardiyovasküler sistem dahil olmak üzere vücuttaki dolaşımı iyileştirmeye yardımcı olabilir.Bu konu hakkında daha fazla araştırmaya ihtiyaç duyulmasına rağmen, kereviz kan şekeri seviyelerine de yardımcı olabilir. Kereviz şeker ve karbonhidrat bakımından düşüktür ve kan şekerini düzenlemeye yardımcı olabilecek lif ve diğer besinleri içerir. Kerevizin düşük glisemik indeksi vardır ve bu da kan şekerini kontrol altında tutmaya yardımcı olabilir.
Kereviz ayrıca kan şekeri seviyelerini düşürmeye ve insülin direncini iyileştirmeye yardımcı olabilecek apigenin içerir. Ayrıca kereviz, kan şekeri seviyelerini düzenlemeye yardımcı olabilecek iyi bir lif kaynağıdır.
2014 yılında yapılan bir çalışma, ery yaprak özütü, prediyabetli yaşlı kişilerde kan şekeri seviyelerini düşürdü. 2018&#039;de yapılan bir başka çalışma, kereviz yaprak özütünün prediyabetli yaşlı kişilerde yemeklerden önce ve sonra kan şekeri seviyelerini düşürdüğünü buldu.KOLESTEROLKereviz, k ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/RWepQKX_EkmNAcFUJ_Ow0Q.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Wed, 12 Feb 2025 23:38:59 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Her, gün, kereviz, suyu, içmeli, misiniz, sağlıklı, etkisi, var, ama, zararını, bilmelisiniz</media:keywords>
</item>

<item>
<title>3 kez meme kanserine yakalanan doktor açıkladı: &amp;quot;Doğru bildiklerim yanlışmış&amp;quot; diyerek anlattı</title>
<link>https://karadenizden.com.tr/21998</link>
<guid>https://karadenizden.com.tr/21998</guid>
<description><![CDATA[ 40 yaşında meme kanseri teşhisi konulan doktor, &quot;3 kez meme kanserine yakalandım ve diyet hakkında bildiğimi sandığım her şeyin yanlış olduğunu öğrendim&quot; diyerek yaşadığı süreci anlattı. Beslenmenin kanser önleme ve tekrarlama üzerindeki rolü hakkında daha bilinçli olunması gerektiğini paylaştı.DailyMail&#039;de yer alan habere göre; Meme kanseri cerrahı Dr. Liz O&#039;Riordan ilk olarak 2015 yılında, 40 yaşındayken meme kanseri olduğunu öğrendi. Ardından yaşadığı süreci ve neler yapılması gerektiğini anlattı.2015 yılında, henüz 40 yaşındayken meme kanseri teşhisi konulduğunda, kariyerim boyunca tedavi etmeye adadığım hastalığın bir parçası olacağımı hiç düşünmemiştim. Teşhisten önceki yaşam tarzım, yoğun çalışma saatleri ve yetersiz beslenme alışkanlıkları nedeniyle hayli dengesizdi. Zamanımın çoğunu tahıl gevrekleri, çips ve hazır yemeklerle geçiriyordum.Evliliğimle birlikte beslenme alışkanlıklarım bir nebze iyileşse de, eşim şehir dışındayken eski düzenime geri dönüyordum. Teşhisimden sonra bile bu durum değişmedi. Sol göğsüm alındı, kemoterapi ve radyoterapi gördüm. Ancak, 2018’de kanser geri döndü; 2023’te ise yeniden. Bu noktada, beslenmenin kanser önleme ve tekrarlama üzerindeki rolü hakkında daha bilinçli olmam gerektiğini fark ettİDr. Liz O&#039;Riordan &quot;Kanserle ilgili bilgi kirliliğinin hızla yayıldığı sosyal medya ortamında, güvenilir kaynaklara yönelmek çok önemli. Uzmanlarla görüşerek ve dünyaca ünlü kanser araştırma kuruluşlarından öneriler toplayarak beslenme üzerinde çalıştım. Bu çalışmalardan yola çıkarak şu temel prensipleri oluşturdum&quot; diyor.Beslenme alışkanlıklarımda ‘80:20 kuralı’nı benimsedim. Yani yiyeceklerin %80’i vücudu besleyen sağlıklı seçimlerden , %20’si ise keyif alınan ikramlardan oluşuyor. Ancak bazen moralimin düşütüğü anlarda kendime izin verdiğim kaçamaklar da yapıyorum. Denge, yoksunluk hissetmeden sağlıklı kalmanın anahtarı.Oxford Üniversitesi’nin araştırması, bitki bazlı bir diyetin kanser riskini azalttığını ortaya koyuyor. Sebzeler, vitamin ve lif bakımından zengin oldukları gibi, iltihaplanmayı azaltıyor ve sağlıklı bir kiloyu destekliyor. Öğünlerimin üçte ikisinin bitki bazlı olmasına dikkat ediyorum.Haftada üç porsiyondan fazla kırmızı et tüketmemeye ve işlenmiş etlerden kaçınmaya çalışıyorum. Ara sıra yapılan kaçamaklar, günlük alışkanlıkların bir parçası olmadığı sürece sorun oluşturmaz.Protein, vücudun onarımı ve iyileşmesi için hayati önem taşır. Fasulye, yumurta, balık ve tavuk gibi kaynaklardan yeterli mıktarda protein alıyorum. Gönül rahatıyla tüketemediğim yiyecekler için çikolatalı protein shake gibi alternatifler buluyorum.Aşırı işlenmiş gıdalardan tamamen uzak durmak zor olabilir. Bunun yerine, bu tür yiyeceklerin tüketimini çok az ve aralıklı tutmaya çalışıyorum. Mikrodalgada buharda pişirilmiş sebzeler veya yemek kiti hizmetlerinden yardım alarak besleyici öğünler hazırlıyorum.Alkol, en az yedi farklı kanser türü ile bağlantılıdır. Bu nedenle, alkolün tüketimini mümkün olduğunca az tutuyorum. Özel durumlarda bir bardak içki içmeyi tercih ediyorum.Beslenme düzeni dengeli olan bir bireyin takviyelere ihtiyacı yoktur. Aşırı takviyelerin zararlı olabileceği ve tedaviye olumsuz etkiler yapabileceği unutulmamalı. Kanser hastaları, takviye kullanmadan önce mutlaka doktorlarına danışmalıdır.Kanser ve beslenme konusundaki bilgi kirliliğinin aksine, kanıtlara dayalı ve sürdürülebilir değişiklikler yapmak hem fiziksel hem de zihinsel sağlığı destekler. Mükemmeliyetçilik öncelik değil; önemli olan bilinçli ve dengeli bir yaklaşımdır. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/ck_I7hbG-0-ltSiMWdvnfw.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Wed, 12 Feb 2025 23:38:59 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>kez, meme, kanserine, yakalanan, doktor, açıkladı:, Doğru, bildiklerim, yanlışmış, diyerek, anlattı</media:keywords>
</item>

<item>
<title>Bin 500 liraya evinize gelen ölüm tehlikesi: Atom serum</title>
<link>https://karadenizden.com.tr/21999</link>
<guid>https://karadenizden.com.tr/21999</guid>
<description><![CDATA[ Kış mevsiminde &quot;evde sağlık hizmeti&quot; adı altında ev ve iş yerlerine gidilerek uygulanan &quot;sarı serum&quot; tehlike saçıyor. Bin 500-2 bin lira nakit alıp fiş ya da fatura vermeyen kişi ya da kişiler, sadece sosyal medyadan iletişim kuruyor. Uzmanı, sarı serumun hastane dışında uygulanmasının kişiyi ölüme götürecek çeşitli reaksiyonlara yol açabileceğini için bu tarz hizmetlerin yasaklanması gerektiğini söyledi.Son dönemde vitamin serumları mucize gibi pazarlanıyor. Dahası, evde uygulamalar yaygınlaşıyor.
Ancak evde serum uygulamaları sanıldığı kadar basit değil. Evde müdahale edilemeyecek hayati riskler de ortaya çıkabilir. 
Metin Arolat &quot;sihirli serum&quot; kurbanı mı?Kış mevsiminde vücut direnci düşen bazı vatandaşlar, içeriğindeki B vitamini nedeniyle sarı renkli serumu tercih ediyor.Alerjen bünyeye sahip kişilerde ölüme kadar götüren sarı serumun sadece sağlık merkezlerinde verilmesi gerektiğini belirten uzmanlar, vatandaşların başvurdukları bu yöntemin büyük sağlık sorunlarına yol açacağını belirtiyor.Sarı serum tedavisi sağlık merkezlerinde hekim onayıyla verilirken &quot;evde sağlık hizmeti&quot; adı altında bazı kişiler evlere kadar giderek, hiçbir tetkik yapmadan sarı serum uyguluyor.Antalya&#039;da özellikle yabancı tatilcilere uygulanan bu yöntem için sosyal medyada hesap oluşturulduğu görüldü.
Sosyal medyada verilen ilanda &quot;Evde, işte 7/24 yanınızda&quot; ibaresi dikkati çekerken ayrıca ateş, öksürük, halsizlik, boğaz ağrısı, eklem ağrısı, genel vücut ağrısı, bulantı ve kusma, üşüme ve titreme gibi şikayetlere de iyi geleceği belirtiliyor.
Sosyal medyadaki hesabı 10 bin kişinin takip ettiği dikkati çekerken, bir başka ilanda evde uzman doktor muayenesinin ve hemşire desteğinin yanı sıra, laboratuvar desteği verileceğinin yazılı olduğu da görüldü.Evlerinde ya da iş yerlerinde sarı serum uygulanan bazı vatandaşların da fotoğraflarının paylaşıldığı hesabın yanı sıra, benzeri çok sayıda hesaptan ilan verildiği dikkati çekti. İlan verilen hesaplarla iletişim yalnızca mesajlaşma yoluyla kurulabiliyor. Herhangi bir telefon numarası paylaşılmıyor. Ev ya da iş yeri adresi isteniyor. Ödeme nakit alınıp fiş ya da fatura verilmiyor.
Eve ya da iş yerine gelip sarı serum uygulanmanın ücreti de adresin konumuna göre, 1500- 2 bin lira arasında değişiyor.Sarı serumun yanında ağrı kesici istendiği takdirde 200 lira daha ödeme alınıyor.
İletişim kurulan bir hesabın yöneticisi, şu an stoklarında sarı serum kalmadığını, hemşire ve ambulans ekibiyle görüşerek bilgi vereceğini belirterek, ücretin de bin 500 lira olduğunu kaydetti.
Fiş ya da fatura verilmeyen bu işlemler hem vatandaşın sağlığını tehlikeye atıyor hem de vergiye tabi tutulmadığı için kanunsuz oluyor.Antalya Tabip Odası Başkanı Hüseyin Can Ertürk, özellikle kış aylarında bu türden hesapların arttığını gördüklerini söyledi.
Bu türden işlemlerin kesinlikle hastane dışında bir yerde yapılmaması gerektiğini belirten Dr. Ertürk, &quot;Evde sağlık personeli tarafından yapılsa bile zararlı. İnsan vücuduna dışarıdan giren tüm maddelere karşı alerji gelişebilir. Alerji geliştiği zaman hastane ortamı olmazsa bir işlem yapamazsınız. Mesela solunumu gitti, kalbi durdu. Hastanede olsanız müdahale edilerek kurtarılabilir ancak evde yaparsanız hastayı kaybedersiniz.&quot; diyerek uyarıda bulundu. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Xcg6bHW0p0aKsrcYkqxj_A.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Wed, 12 Feb 2025 23:38:59 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Bin, 500, liraya, evinize, gelen, ölüm, tehlikesi:, Atom, serum</media:keywords>
</item>

<item>
<title>İstanbul’un
bu 6 noktasında yaşayanlar, işe gidenler dikkat: &amp;quot;Sabah ve akşam saatlerinde mümkünse dışarı çıkmayın!&amp;quot;</title>
<link>https://karadenizden.com.tr/21996</link>
<guid>https://karadenizden.com.tr/21996</guid>
<description><![CDATA[ İstanbul’da bir hafta boyunca sis ve pus etkili olacak. Afrika üzerinden gelen yüksek basınç sisteminin kentteki hava kalitesini düşürdüğünü anlatan uzmanlar, sabah ve akşam saatlerinde hava kirliliğinin had safhaya yükselmesini bekliyor. Kentte en düşük hava kalitesinin Göztepe, Kartal, Fikirtepe, Uzunçayır, Mecidiyeköy ve Kağıthane’de görülmesi bekleniyor. Uzmanlar, kronik rahatsızlığı bulunanlar ile çocukların sabah ve akşam saatlerinde gerekmedikçe dışarı çıkmamalarını öneriyor.İstanbul’da görülen sisli ve puslu havanın bir hafta boyunca etkili olacağı bildirildi.
Afrika üzerinden gelen yüksek basınç sistemlerinin etkisiyle İstanbul’da sabah ve akşam saatlerinde sis ve pus etkili oluyor.
Bu durum kentte hava kalitesinin düşmesine yol açıyor.Hava kirliliğinin en kötü olduğu yerlerin başında Göztepe, Kartal, Fikirtepe, Uzunçayır, Mecidiyeköy ve Kağıthane geliyor.
İstanbul Aydın Üniversitesi’nden Dr. Öğretim Üyesi ve meteoroloji uzmanı Güven Özdemir, Türkiye’nin Afrika’dan gelen yüksek basınç sistemlerinin etkisi altında olduğunu söyledi.İstanbul’da bu günlerde sabah ve akşam saatlerinde sis ve pusun etkili olmasının sebebinin karaların hızlı bir şekilde soğuması olduğunu aktaran Özdemir, “Gündüz sıcaklığı, güneş, radyasyonu absorbe ediyor, tutuyor ama gece saatlerinde ise güneşin batımıyla birlikte karalar hızla soğumaya başlıyor. Çünkü gökyüzü açık ve hızlı bir şekilde radyasyon kaybımız oluyor.” diye konuştu.
Özdemir, bu durumun deniz ile göl kenarlarında, ormanlık alanlarda buharlaşmaya neden olduğunu kaydederek, “Bundan dolayı çukur yerlerde, dere kenarları, nehir kenarları, göl kenarları veya denizin bulunduğu kısımlarda sis ve pus olayını daha fazla görüyoruz. Mevsim kış, bundan dolayı da çok dikkatli olmamız lazım. Yüksek basıncın olduğu zamanlarda buzlanma ve sis olayı çok görebilecektir.” dedi.İstanbul’da bir hafta boyunca yağış beklenmediğini, yüksek basıncın etkisinin süreceğini aktaran Özdemir, şöyle devam etti:
“İstanbul&#039;da 1 hafta boyunca sisli ve puslu hava etkili olacak. Metropollerde yaşayan vatandaşlarımızın sabah ve akşam saatlerinde sis ve pus olayıyla birlikte hava kirliliğine de dikkat etmesi gerekiyor.
Sabah erken saatlerde ve güneşin batımından itibaren hava kirliliği had safhayı bulacaktır.
Kronik hastalığı olanların, çocukların mümkün olduğu kadar dışarıya çıkmaması lazım. Maskesiz dolaşılmamalı. Yoksa hastalıklar ilerleme kaydedecektir.”Güven Özdemir, yedi tepe üzerine kurulu olan İstanbul&#039;un düz bir zeminde olmadığını kaydetti.
Sanayinin ve trafiğin yoğun olduğu kesimlerde hava kirliliğinin etkili olacağını vurgulayan Özdemir, “İstanbul’da Göztepe, Uzunçayır, Fikirtepe’nin E-5’e bakan kısımları ile Kartal, Mecidiyeköy bu kısımlarda hava kirliliği had safhada.” şeklinde konuştu. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/wqlW1ZJWIEua4L0uMSQWdA.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Wed, 12 Feb 2025 23:38:58 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>İstanbul’un
bu, noktasında, yaşayanlar, işe, gidenler, dikkat:, Sabah, akşam, saatlerinde, mümkünse, dışarı, çıkmayın</media:keywords>
</item>

<item>
<title>Bilim insanları açıkladı: 01.00&amp;apos;den sonra uyuyanlar risk altında</title>
<link>https://karadenizden.com.tr/21995</link>
<guid>https://karadenizden.com.tr/21995</guid>
<description><![CDATA[ Gece 01.00’den sonra uyumanın depresyon ve anksiyete gibi zihinsel ve davranışsal bozukluk risklerini artırdığı ortaya çıktı. Yapılan araştırmalara göre erken uyuyan ve erken uyanan kişilerin zihin sağlığı daha iyi.Psychiatry Research dergisinde yayımlanan ve 70.000’den fazla kişi üzerinde gerçekleştirilen geniş çaplı bir araştırma, gece 01.00’den sonra uyumanın depresyon ve anksiyete gibi zihinsel ve davranışsal bozukluk risklerini artırdığını ortaya koydu. Uzmanlara göre, en iyi zihinsel sağlığa sabah erken uyananlar sahip.Stanford Üniversitesi Tıp Fakültesi araştırmacıları, 8 yıl boyunca süren çalışmada, 73.880 katılımcının uyku alışkanlıklarını inceledi. Katılımcılar uyku tercihlerini bildirdi ve bir hafta boyunca uyku düzenleri takip edildi. Sağlık kayıtları kullanılarak zihinsel sağlık durumları değerlendirildi.Araştırmaya göre, hem sabah hem de akşam tipine sahip kişiler arasında geç uyuyanlarda depresyon ve anksiyete gibi ruhsal sağlık sorunları daha sık görüldü. Çalışmanın kıdemli yazarı ve psikiyatri profesörü Dr. Jamie Zeitzer, &quot;Gece geç saatlere kadar uyanık kalmak en kötü senaryodur. Bu durum, kötü kararlar alma ihtimalini artırıyor&quot; dedi.Araştırmacılar, geç saatlerde daha fazla intihar düşüncesi, şiddet eğilimi, alkol ve uyuşturucu kullanımı gibi riskli davranışların ortaya çıktığını belirtiyor. Ayrıca, sabahın erken saatlerinde güneşle birlikte uyanan kişilerin ruh sağlığının daha iyi olduğu ifade ediliyor.Uyku düzenini iyileştirmek ve erken yatma alışkanlığı kazanmak için uzmanlar şu önerilerde bulunuyor:Düzenli Uyku Saatleri Belirleyin: Hafta sonları da dahil olmak üzere sabit bir yatma ve uyanma saati oluşturun.Uyku Öncesi Rutin Oluşturun: Kitap okumak, meditasyon yapmak veya sıcak bir duş almak gibi rahatlatıcı aktiviteler yapın.Ekran Süresini Sınırlayın: Yatmadan en az bir saat önce telefon, tablet ve bilgisayardan uzak durun.Uyku Ortamınızı Optimize Edin: Odanızı serin, karanlık ve sessiz hale getirin, rahat bir yatak ve yastık tercih edin.Beslenmeye Dikkat Edin: Yatma saatine yakın kafein, nikotin ve ağır yiyeceklerden kaçının.Güneş Işığından Faydalanın: Sabahları gün ışığı almak, biyolojik saatinizi düzenleyerek uykuya dalmayı kolaylaştırır.Uzmanlar, erken yatma alışkanlığı kazanmanın zihinsel ve fiziksel sağlık açısından büyük önem taşıdığını vurguluyor. Sağlıklı bir uyku düzeni için yukarıdaki önerileri hayata geçirmek, uzun vadede ruhsal sağlığı güçlendirebilir. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/lMw15G8Th0OwxdPOVJ_1eQ.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Wed, 12 Feb 2025 23:38:57 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Bilim, insanları, açıkladı:, 01.00den, sonra, uyuyanlar, risk, altında</media:keywords>
</item>

<item>
<title>Uyanınca 30 dakika nefes egzersizi yapmak vücudunuzu nasıl etkiler?</title>
<link>https://karadenizden.com.tr/21992</link>
<guid>https://karadenizden.com.tr/21992</guid>
<description><![CDATA[ Uyandıktan sonraki ilk 30 dakika içinde nefes egzersizi yapmak, dopamin seviyelerini, ruh halini ve genel sağlığı iyileştirir. Burundan derin nefes alma gibi teknikler, vücuda ve zihne enerji vererek sakinliği teşvik eder, solunum konforunu artırır ve akciğer sağlığını destekler.Nefes egzersizi, akciğerlerinizi daha fazla oksijenle doldurmak ve vücudunuzdaki her hücreye enerji kazandırmak için önemli bir egzersizdir. Bu nedenle, uzmanlar genellikle uyandıktan sonraki ilk 30 dakika içinde derin nefes egzersizleri yapmanın önemli faydalarını vurgular. Bu sabah ritüeli, uygun nefes alma teknikleri ve farkındalık uygulamaları yoluyla dopamin seviyelerini artırabilir, ruh halini iyileştirebilir, kanı oksijenlendirebilir ve tüm gün için olumlu bir ton belirleyebilir.  NEFES EGZERSİZİ NASIL YAPILIR?  Bunu yapmanın en iyi yolu dışarı çıkıp setler arasında nefes tutmalarla üç tur 30 nefes almaktır. Rahat burun solunumu, dönüşümlü burun deliğinden nefes alma ve karından nefes alma gibi teknikler, gününüze sakin ve odaklanmış bir başlangıç ​​yapmanızı sağlar. Burnunuzdan nefes alıp vererek havayı nemlendirir, solunum konforunu artırır ve akciğer sağlığını desteklersiniz.  UYANDIKTAN SONRA NEFES EGZERSİZLERİNİN ÖNEMİ  Uyku sırasında aktif olarak derin nefes almayız veya taze oksijen almayız. Bu nedenle, uyandıktan sonraki ilk 30 dakika içinde bilinçli olarak derin nefes aldığınızda, vücudunuz ve zihniniz için harikalar yaratabilir. Uyandıktan sonraki 30 dakikalık pencere çok önemlidir çünkü vücudunuz için doğal bir alarm gibi çalışır. Farkındalıklı burun solunumu meditasyonun en basit biçimidir. Sadece birkaç dakikalık burun solunumuyla başlamak, genel sağlık ve refahta fark edilir bir fark yaratabilir.  NEFES EGZERSİZİ YAPMANIN FAYDALARI  Dopamin seviyesini yükseltir. Ruh halinizi ve duygusal durumunuzu iyileştirir. Kanınızı oksijenle doldurursunuz, bu da saatlerce harika hissetmenize yardımcı olur. Uygulama sinir sistemini sakinleştirmeye, taze kan akışını teşvik etmeye, uygun oksijenasyon yoluyla vücuda ve beyne enerji vermeye ve vücuttaki her hücreyi canlandırmaya yardımcı olur.  Uyanık, enerjik ve berrak kafalı hissetmenize yardımcı olarak vücudunuzu ve zihninizi güne hazırlar. Güneş ışığı ve bir bardak suyla birleştirdiğinizde, vücudunuzun doğal sirkadiyen ritmiyle uyum sağlamanın kolay bir yoludur. Bu nefes egzersizleri akciğer kapasitesini güçlendirir ve sabit kalp atış hızını destekler. Karından nefes alma, derin oksijenasyon için diyaframı harekete geçirirken, alternatif burun deliğinden nefes alma sinir sistemini dengelemeye yardımcı olur.  Uyandıktan hemen sonra günlük işlere acele etmeyin. İlk iş olarak yoga yapmayı deneyin. Hareket ve nefes egzersizlerinin mükemmel bir karışımıdır. Sadece birkaç dakikalık pranayama bile zihninizi temizleyebilir, odaklanmanızı geliştirebilir ve daha uyanık hissetmenize yardımcı olabilir. Uygulama, sabah rutininizin bir parçası olarak beş veya 30 dakika boyunca yapılsa da faydalı olabilir. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/HyzuZjVWU0mBKYQ-m7oWHA.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Wed, 12 Feb 2025 23:38:56 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Uyanınca, dakika, nefes, egzersizi, yapmak, vücudunuzu, nasıl, etkiler</media:keywords>
</item>

<item>
<title>Sağlık Bakanlığı açıkladı: 81 ilde acil müdahale ekipleri kurulacak!</title>
<link>https://karadenizden.com.tr/21993</link>
<guid>https://karadenizden.com.tr/21993</guid>
<description><![CDATA[ Sağlık Bakanlığı, 81 ilde afet, yangın, sel, deprem ve salgın hastalıklar gibi durumlara karşı sağlık hizmet sunumunun kapasitesi ve etkinliğinin artırılması amacıyla &quot;Halk Sağlığı Acil Müdahale&quot; ekipleri oluşturacak.Sağlık Bakanlığı Halk Sağlığı Genel Müdürlüğünce 81 il valiliğine ve il sağlık müdürlüklerine &quot;Halk Sağlığı Acil Müdahale Ekipleri&quot; kurulmasına ilişkin yazı gönderildi.  Türkiye&#039;nin deprem başta olmak üzere su taşkınları, toprak kayması, kaya düşmesi, çığ gibi doğal afetler, bulaşıcı hastalıklar ve salgınlar bakımından riskli bir coğrafyada bulunduğu belirtilen yazıda, afetler sonrasında sağlık alanında öğrenilmiş derslerin tespit edilmesi ve bu dersler doğrultusunda, Bakanlığın gelecekteki olası afet ve acil durumlara hazırlık ve yanıt kapasitesinin geliştirilmesi amacıyla kapsamlı çalışmalar yürüttüğü kaydedildi. Bu kapsamda il sağlık müdürlükleri bünyesinde &quot;Halk Sağlığı Acil Müdahale Ekipleri&quot; kurulacağı belirtildi.  UMKE EĞİTİMİ ALACAK  Kurulacak Halk Sağlığı Acil Müdahale ekiplerinin, acil halk sağlığı durumlarında kendi ilinde/diğer illerde gerektiğinde Türkiye sınırları dışında, Bakanlık tarafından sunulan halk sağlığı hizmetlerinin kesintisiz şekilde sürdürülebilirliğinin sağlanmasında ve olası halk sağlığı tehditlerine yönelik önlemlerin alınmasında görev yapması, ekiplerde görev alan personelin halk sağlığı aciliyeti olmayan durumlarda mevcut görevine devam etmesi planlandı.  Halk Sağlığı Acil Müdahale ekiplerinde, halk sağlığı uzmanı, epidemiyolog, saha epidemiyoloğu, uzman hekim, hekim, ebe, hemşire, sağlık memuru, çevre sağlığı teknisyeni, psikolog, sosyal çalışmacı, bilgi işlem personeli ve şoför yer alacak.  Görevlendirileceklerden Ulusal Medikal Kurtarma Ekibi Birimi (UMKE) eğitimi almamış olanların, Acil Sağlık Hizmetleri Genel Müdürlüğü ile koordinasyon sağlanarak UMKE eğitimi almaları da planlandı.  Böylece, illerin yapısı ve afetlerle karşılaşma riski gibi durumlar göz önünde bulundurularak, her ilde en az bir ekip olacak şekilde il sağlık müdürlükleri bünyesinde Halk Sağlığı Acil Müdahale ekipleri oluşturulacak. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/NPuNoeZdVUWz4jyfARUkjA.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Wed, 12 Feb 2025 23:38:56 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Sağlık, Bakanlığı, açıkladı:, ilde, acil, müdahale, ekipleri, kurulacak</media:keywords>
</item>

<item>
<title>24 yaşındaki kadın basit bir halsizlik yaşadığını sanıyordu: Aylar sonra cilt kanseri olduğunu öğrendi</title>
<link>https://karadenizden.com.tr/21994</link>
<guid>https://karadenizden.com.tr/21994</guid>
<description><![CDATA[ İngiltere&#039;de yaşayan 24 yaşındaki Chloe Broad, yoğun iş temposu ve  yaşadığı  ayrılık nedeniyle kendini yorgun, bitkin ve halsiz hissediyordu. Yoğun iş temposu ve duygusal çöküşü nedeniyle bu yorgunluğu normal karşıladı. Ancak gerçek sebebin cilt kanseri olduğunu aylar sonra öğrendi.Kabin memuru olarak çalışan Chloe, sürekli yorgunluk hissiyle mücadele etti. Bunun nedenini kalp kırıklığına, jet lag&#039;e ve yoğun çalışma temposuna bağladı. Ancak sağ kolundaki bir benin renginde değişiklik fark edince doktoruna başvurdu. Yapılan testler sonucunda, kendisine melanom türü cilt kanseri teşhisi konuldu.The Sun&#039;da yer alan habere göre; Chloe, yıllarca solaryum kullanımını abarttığını ve bronz bir tene sahip olabilmek için çok para harcadığını itiraf etti.Bronzlaşma hızlandırıcı kremler ve burun spreyleri kullanarak istediği ten rengine ulaşmaya çalıştı. Ancak altı yıl boyunca sık sık solaryuma girmesi, cilt kanserine yakalanmasına neden oldu.Doktorlar, erken teşhis sayesinde kanserli bölgeleri başarılı bir şekilde temizleyebildi. Ancak Chloe artık düzenli kontroller yaptırmak zorunda ve beş yıl boyunca kanserin tekrarlamaması için takip edilecek.Solaryum alışkanlığını tamamen bırakan Chloe, şimdi bronzlaşmak için yalnızca sprey bronzlaştırıcılar kullandığını belirtiyor.&quot;Gençken her zaman daha çekici olmak için solaryuma girmek istedim, ancak bunun bedelini sağlığımla ödedim. Şimdi vücudumda bir yara iziyle yaşıyorum ve bu bana büyük bir ders oldu. Bronzlaşmak güzel ama sağlığınızdan önemli değil,&quot; dedi.Uzmanlar, cilt kanserine karşı korunmak için güneş koruyucu kremler kullanılmasını ve solaryumdan uzak durulmasını öneriyor.
Chloe ise yaşadığı deneyimi paylaşarak insanları bilinçlendirmek istiyor: &quot;Bu riske girmeye değmez.&quot; ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/4BFZAvHbp0G0uirZh5TNOg.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Wed, 12 Feb 2025 23:38:56 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>yaşındaki, kadın, basit, bir, halsizlik, yaşadığını, sanıyordu:, Aylar, sonra, cilt, kanseri, olduğunu, öğrendi</media:keywords>
</item>

<item>
<title>20’li yaşlarda hayatınıza dahil etmeniz gereken 5 rutin: Sağlıklı gelecek için altın değerinde</title>
<link>https://karadenizden.com.tr/21989</link>
<guid>https://karadenizden.com.tr/21989</guid>
<description><![CDATA[ 20&#039;li yaşlardaki kadınlar sağlıklı bir geleceği garantileyebilir. Bu küçük ama güçlü alışkanlıkları günlük rutininize dahil etmek sizi sağlıklı bir yaşam sürmenize yardımcı olabilir. Bugün yaptığınız küçük değişiklikler yaşlandıkça fiziksel ve ruhsal refahınız üzerinde kalıcı bir etkiye sahip olacaktır. Öyleyse neden bugün başlamıyorsunuz?20&#039;li yaşlarda yaşamak sağlıklı ve uzun bir yaşam için sağlam bir temel atmak için altın bir zamandır. Şu anda edindiğiniz alışkanlıklar refahınız üzerinde kalıcı bir etkiye sahip olacaktır. Bazı değişiklikler küçük veya önemsiz görünebilirken, zamanla büyük bir fark yaratabilirler. İşte 20&#039;li yaşlardaki her kadının sağlıklı bir gelecek için benimsemesi gereken 5 güçlü günlük alışkanlık.Aktif kalmak 20&#039;li yaşlarınızda edinebileceğiniz en önemli alışkanlıklardan biridir. Sadece bir spor seansına katılmakla ilgili değil; hareketi günlük rutininizin bir parçası haline getirmekle ilgilidir. İster yürüyüş, ister bisiklet, ister dans veya yoga olsun, düzenli egzersiz kalp sağlığını iyileştirmeye, enerjiyi artırmaya ve ruh halini iyileştirmeye yardımcı olur. Merdiven çıkmak veya 10 dakikalık esneme yapmak gibi küçük günlük aktiviteler bile zamanla birikebilir. Şimdi aktif kalmak gelecekte kronik hastalık riskini azaltmaya yardımcı olacaktır.20&#039;li yaşlarda, işe, sosyal hayata veya derslere kapılmak kolaydır ve bu da zamandan tasarruf etmek için öğün atlamaya yol açabilir. Ancak, öğün atlamanın sağlıksız atıştırmalıklara ve yavaş bir metabolizmaya yol açabileceğini sıklıkla unuturuz. Günde üç dengeli öğün yemek, enerji seviyelerini sabit tutar ve metabolizmanın düzgün çalışmasını sağlar. Protein, sağlıklı yağlar ve lif içeren dengeli bir diyete odaklanın. Birkaç saatte bir küçük öğünler sağlıklı kan şekeri seviyelerini korumaya ve günün ilerleyen saatlerinde aşırı yemeyi önlemeye yardımcı olabilir.20&#039;li yaşlardaki yaşam, karşılaştığımız tüm değişiklikler ve zorluklarla stresli hale gelebilir. Meditasyon, stresi yönetmenin kolay ve etkili bir yoludur. Her gün sadece 5 ila 10 dakika meditasyon yapmak kaygıyı azaltmaya, konsantrasyonu iyileştirmeye ve sakin bir zihniyeti teşvik etmeye yardımcı olabilir. Meditasyon, zihninizi stresle daha iyi başa çıkacak şekilde eğitmeye yardımcı olur ve hayat karşınıza ne çıkarırsa çıkarsın odaklanmanızı ve pozitif kalmanızı kolaylaştırır.Telefonunuza, sosyal medyaya ve sürekli bildirimlere bağımlı olmak kolaydır. Ekranlarda saatler geçirmek uyku kalitenizi etkileyebilir ve göz yorgunluğuna yol açabilir, stres seviyenizi artırmasından bahsetmiyorum bile. Her gün birkaç saatinizi dijital dikkat dağıtıcı unsurlar olmadan geçirmeyi alışkanlık haline getirin. Bu, yemek sırasında, yatmadan önce veya hatta arkadaşlarınızla veya ailenizle vakit geçirirken fişi çekmek anlamına gelebilir. Beyninize ekrandan bir mola vermek uyku kalitenizi, odaklanmanızı ve zihinsel refahınızı iyileştirmeye yardımcı olur.20&#039;li yaşlar, yaşamak istediğiniz hayatı belirleme zamanıdır. Burada hayatınızı daha iyi hale getirecek ve sizi sağlıklı ve mutlu bir varlık haline getirecek şeylere odaklanmak istersiniz. Hayatınız için hedefler belirlemek, örneğin hangi kariyeri seçmek istediğiniz, hangi alanda daha fazla eğitim almak istediğiniz, para kazanmanıza yardımcı olabilecek bir hobi edinmek isteyip istemediğiniz gibi. Bu kararları almak ve stressiz bir hayat yaşamak için doğru zamandır. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/ipWlgyf8jUO2RHuZ2p2Cnw.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Wed, 12 Feb 2025 23:38:55 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>20’li, yaşlarda, hayatınıza, dahil, etmeniz, gereken, rutin:, Sağlıklı, gelecek, için, altın, değerinde</media:keywords>
</item>

<item>
<title>Halk arasında &amp;quot;Mersin meyvesi&amp;quot; olarak biliniyor: Herkesin bir an önce keşfetmesi gerekiyor</title>
<link>https://karadenizden.com.tr/21990</link>
<guid>https://karadenizden.com.tr/21990</guid>
<description><![CDATA[ Doğanın sunduğu en özel lezzetlerden biri olan murt, diğer adıyla mersin ya da hambeles, kendine has tadıyla dikkat çekiyor. Akdeniz ikliminin doğal bitki örtüsü içinde kendiliğinden yetişen bu meyve, kendine özgü kokusu ve şifalı özellikleriyle dikkat çekiyor. Özellikle yöresel mutfaklarda önemli bir yere sahip olan murt, yalnızca meyvesiyle değil, yemyeşil yapraklarıyla da pek çok fayda sunuyor.Halk arasında murt, mersin, hambeles, hambelis gibi farklı isimlerle bilinen bu bitki, doğada genellikle çalı, küçük ağaç veya ağaççık formunda karşımıza çıkar. Boyu en fazla 5 metreye kadar ulaşabilen bu bitki, Akdeniz iklimine uyumlu yapısıyla sıcak ve ılıman bölgelerde doğal olarak yetişir. Maki bitki topluluğunun bir üyesi olan mersin ağacı, özellikle Akdeniz, Ege ve Marmara bölgelerinde sıkça rastlanan bir türdür.Doğal bir ilaç niteliğinde olan murt meyvesi ve yaprakları, sağlık açısından birçok faydaya sahiptir. İçeriğinde bulunan güçlü antioksidanlar ve uçucu yağlar sayesinde vücudu hastalıklara karşı koruyan bu bitki, düzenli tüketildiğinde pek çok sağlık sorununa iyi gelir.Antiseptik özellikleri sayesinde mikroplarla savaşır, vücudu enfeksiyonlara karşı korur.
Özellikle kış aylarında soğuk algınlığı, öksürük ve bronşit gibi solunum yolu hastalıklarının tedavisinde destekleyici rol oynar.
Kalp ve damar hastalıkları riskini azaltarak kan dolaşımını düzenler, varis oluşumunu engellemeye yardımcı olur.
Sindirim sistemini rahatlatır, mideyi yatıştırır ve bulantı ile kusmayı önler. Aynı zamanda iştah açıcı etkisiyle bilinir.
Akciğer enfeksiyonlarından cilt hastalıklarına kadar pek çok iltihaplı rahatsızlığın iyileşmesine katkıda bulunur.
Murt yaprakları kaynatılıp çay gibi demlendiğinde, tonik olarak kullanılarak sivilce ve akne oluşumunu önleyebilir. Cildi besleyerek daha parlak ve pürüzsüz bir görünüm kazanmasını sağlar.
Kötü kolesterolü düşürerek kalp hastalıklarının önüne geçer, kan şekerinin düzenlenmesine yardımcı olur.Murt meyvesi, hafif buruk ve mayhoş bir tada sahiptir. İçinde bol miktarda çekirdek bulunması nedeniyle avuç avuç yenmesi zor olsa da, farklı şekillerde tüketilerek faydalarından yararlanmak mümkündür:Çay olarak tüketilebilir: Murtun yaprakları kurutulup demlendiğinde, sindirimi düzenleyici ve bağışıklık güçlendirici bir çay elde edilir.Salatalara eklenebilir: Taze olarak doğranıp salatalara eklendiğinde, kendine özgü aromasıyla farklı bir lezzet katar.Reçel ve marmelat yapımında kullanılır: Tatlı ve ekşi lezzetleri bir araya getiren bu meyve, reçel veya marmelat haline getirildiğinde kahvaltı sofralarını süsler.Baharat olarak değerlendirilebilir: Kurutulup öğütüldüğünde, yemeklere ve çaylara hoş bir aroma katar.Dikkat Edilmesi Gerekenler: Murt meyvesi her ne kadar faydalı olsa da, aşırı tüketildiğinde boğazda kaşıntı, dilde yanma hissi gibi hafif alerjik reaksiyonlara neden olabilir. Özellikle mide hassasiyeti olan kişilerin ölçülü tüketmesi önerilir.Murt, özellikle Akdeniz, Ege ve Marmara bölgelerinde doğal olarak yetişmektedir. Türkiye’nin diğer bölgelerine de ihraç edilen bu meyve, genellikle Ocak ayında pazar tezgahlarında görülmeye başlanır.Sonbaharın en özel armağanlarından biri olan murt meyvesi, hem sağlık açısından sunduğu faydalar hem de kendine özgü lezzetiyle sofralarımıza renk katmaya devam ediyor. Eğer yolunuz Akdeniz’e düşerse, bu eşsiz lezzeti tatmadan dönmeyin. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/_jpoEJ5aekmRQQgDO_y6tg.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Wed, 12 Feb 2025 23:38:55 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Halk, arasında, Mersin, meyvesi, olarak, biliniyor:, Herkesin, bir, önce, keşfetmesi, gerekiyor</media:keywords>
</item>

<item>
<title>Dünyaca ünlü araştırmacı 4 önemli takviyeyi açıkladı: Uzun yaşam için kritik rolü var</title>
<link>https://karadenizden.com.tr/21991</link>
<guid>https://karadenizden.com.tr/21991</guid>
<description><![CDATA[ İnsan ömrünü belirleyen yalnızca genetik miras değil, aynı zamanda yaşam tarzı da büyük rol oynuyor. Bu alanda yaptığı çalışmalarla tanınan Dr. Eric Verdin, sağlığını koruyarak uzun yaşamak için düzenli olarak kullandığı dört takviyeyi açıkladı.Dr. Verdin, uzun ömür araştırmalarında dünyadaki en saygın isimlerden biri. San Francisco’daki Buck Yaşlanma Araştırmaları Enstitüsü’nün CEO’su ve başkanı olarak, ekibiyle birlikte sağlıklı yaşlanmanın sırlarını araştırıyor. Amaçları, yaş ilerledikçe bilişsel yetiler ve hareket kabiliyetinde meydana gelen gerilemeleri en aza indirerek, insanların daha uzun ve sağlıklı bir yaşam sürmesini sağlamak.Business Insider’a verdiği röportajda Verdin, genetik faktörlerin yaşam süresini etkilediğini kabul etmekle birlikte, bireyin 65 yaşında mı yoksa 85 yaşında mı hayata veda edeceğini belirleyen esas unsurların şunlar olduğunu vurguladı:

Beslenme
Fiziksel aktivite
Uyku düzeni
Stres yönetimi
Sosyal ilişkilerEğer bu alanlarda iyi bir denge sağlanırsa, bazı takviyelerin de genel sağlığı destekleyebileceğini belirten Verdin, kendi kullandığı dört takviyeyi şöyle sıraladı:Dr. Eric Verdin, günlük olarak D vitamini aldığını ve çoğu insanın bu takviyeye ihtiyaç duyduğunu düşünüyor. ABD&#039;deki yetişkinlerin yaklaşık %35’inde, Türkiye&#039;de ise bu oranın %63&#039;e kadar çıktığı araştırmalarla ortaya konmuş durumda.D vitamini, kemik sağlığı için kritik bir rol oynuyor ve vücudun kalsiyum ile fosforu emmesine yardımcı oluyor. En büyük doğal kaynağı güneş ışığı olsa da, özellikle kış aylarında eksiklik yaygınlaşıyor. İngiltere’de sağlık otoriteleri, bu nedenle herkesin sonbahar ve kış aylarında D vitamini takviyesi almasını öneriyor.Dr. Verdin’in düzenli olarak aldığı bir diğer takviye ise B12 vitamini. Bu vitamin, özellikle ileri yaş gruplarında eksikliği en sık görülen vitaminlerden biri. Türkiye’de B12 eksikliği oranı %5 ile %40 arasında değişiyor.B12, kırmızı kan hücrelerinin ve DNA’nın oluşumunda rol oynarken, beyin ve sinir sistemi sağlığı için de büyük önem taşıyor. Eksikliği ise yorgunluk, hafıza kaybı ve sinir hasarı gibi problemlere yol açabiliyor.Verdin, kalp ve beyin sağlığını desteklemek için Omega-3 takviyesi kullandığını belirtiyor. Omega-3’ün doğal kaynakları arasında somon, hamsi, ceviz ve keten tohumu gibi besinler bulunuyor.Araştırmalar, Omega-3’ün kalp ritmini düzenlediğini, tansiyonu düşürdüğünü ve damar sağlığını iyileştirdiğini gösteriyor. Ancak uzmanlar, balık tüketiminin takviye almaktan daha etkili olup olmadığı konusunda hâlâ kesin bir görüş birliğine varmış değil.Kas gelişimi denildiğinde akla ilk gelen takviyelerden biri olan kreatin, aslında sadece sporcular için değil, bilişsel performansı artırmak isteyenler için de faydalı olabilir.Dr. Verdin, kreatinin hücre fonksiyonlarını desteklediğini ve enerji üretiminde kritik bir rol oynadığını söylüyor. Bilimsel araştırmalar da kreatinin fiziksel performansın yanı sıra hafıza ve beyin işlevlerine olumlu katkı sağladığını ortaya koyuyor.Özetle, sağlıklı ve uzun bir yaşam sürmek için genetik faktörler kadar yaşam tarzı da belirleyici. Beslenme, hareket, uyku ve stres yönetimine dikkat edildiğinde, bazı takviyeler de süreci destekleyebilir. Dr. Verdin’in önerdiği bu dört takviye, sağlıklı yaşlanma yolunda önemli birer yardımcı olabilir. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/TqPn7NoZQEuBe7LyFS76lw.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Wed, 12 Feb 2025 23:38:55 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Dünyaca, ünlü, araştırmacı, önemli, takviyeyi, açıkladı:, Uzun, yaşam, için, kritik, rolü, var</media:keywords>
</item>

<item>
<title>Tüp bebek iğnesi temininde sıkıntı</title>
<link>https://karadenizden.com.tr/21986</link>
<guid>https://karadenizden.com.tr/21986</guid>
<description><![CDATA[ Tüp bebek tedavisinde kullanılan hormon iğnesinin tedariğinde sıkıntı yaşanıyor. Tüm Eczacı İşverenler Sendikası yetkilileri, ortada üretici firma kaynaklı ve dünya genelinde yaşanan bir sorun olduğunu belirtiyor.Haber: Öykü TüccarTüp bebek tedavisinde kullanılan yumurta çatlatma iğnelerinin tedariğinde sıkıntı mı yaşanıyor.Tüm Eczacı İşverenler Sendikası, ilacın temininde firma kaynaklı bir sorun yaşandığını açıkladı.&quot;İNSANLAR BÜYÜK BİR PANİKLE İLAÇ ARIYORLAR&quot; Tüm Eczacı İşverenler Sendikası Yönetim Kurulu Üyesi Ecz. Serdar Koçak, &quot;O kadar büyük bir sıkışıklık yaşıyoruz ki geçtiğimiz hafta içerisinde belki 10-12 kişiden telefon aldım &#039;İlaç elinizde var mı?&#039; diye. Yani insanlar büyük bir panikle ilaç arıyorlar. Ben eczanemde farklı hastalarım olmasına rağmen ayda 1-2 iğneye zorlukla ulaşabiliyorum. Bizim öğrendiğimiz durum şu; bu ilacın tedariğinde dünya çapında bir sorun, üretimde bir sıkıntı olduğunu söylüyorlar.&quot; dedi.İlacın eczanelere sınırlı sayıda geldiğini ve çok sayıda hastanın mağdur olduğunu belirten Koçak, &quot;En son aşamada bu ilacı ararken bulamıyor ve geçmişteki tedavinin sıkıntıların boşa gittiğini düşünüyor ve çok büyük hayal kırıklığı yaşıyorlar.&quot; diye konuştu.&quot;DOKTORLARI İLE GÖRÜŞÜP, ERKENDEN TEDBİRLERİNİ ALSINLAR&quot;Tüp bebek tedavisine başlayacak veya tedavisi sürenleri sıkıntı giderilene kadar gerekli önlemleri almaları için de uyaran Serdar Koçak şöyle devam etti:&quot;Doktorlarıyla bu durumu görüşüp &#039;Hocam böyle bir durum olduğu duyumunu aldık nasıl ilerleyebiliriz, bunun bir alternatifi var mı?&#039; diye doktorlarından görüş alıp eğer o iğneyi kullanacaklarsa tedaviye başlamadan bir ay öncesinde ilacı tedarik edip evlerinde bulundurmaları onlar açısından çok daha sağlıklı olacaktır.&quot; ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/WySfCrWDwkG3hJA1tkZ-sQ.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Wed, 12 Feb 2025 23:38:54 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Tüp, bebek, iğnesi, temininde, sıkıntı</media:keywords>
</item>

<item>
<title>Kahve içerek vücudunuzu arındırın: Doğru zaman ve yöntemlerle detoks etkisi</title>
<link>https://karadenizden.com.tr/21987</link>
<guid>https://karadenizden.com.tr/21987</guid>
<description><![CDATA[ Kahve sadece sevilen bir içecek değil, aynı zamanda vücuda pek çok faydası olan bir içecek. Vücudunda detoks etkisi yaratmak isteyenler ve  toksinlerden arınmak isteyenler düzenli olarak kahve içmeyi tercih ediliyor. Peki; kahve nasıl, ne zaman içilir?Kahve genellikle severek tüketilen içecekler arasında yer alır, ancak zengin lezzeti ve enerji verici etkisinin ötesinde, doğru şekilde tüketildiğinde detoksifikasyona da yardımcı olur. Kahve ile detoksifikasyon, vücuttan toksinleri uzaklaştıran karaciğer fonksiyonunu desteklemesi açısından işe yarar.Klorojenik asitte bulunan antioksidanlar zararlı serbest radikalleri nötralize edebilir. Kahvenin uyguladığı bir diğer etki ise doğal bir idrar sökücü olmasıdır; bu nedenle böbreklerin çalışmasını destekleyebilir ve idrar vücuttan toksinleri atar. Önemli olan doğru malzemeleri, hazırlama yöntemini ve zamanlamayı seçmektir. Kahve, ölçülü olarak ve aşırı şeker veya katkı maddesi olmadan tüketildiğinde, vücudun atıkları daha verimli bir şekilde ortadan kaldırmasına yardımcı olarak detoks rutininin faydalı bir bileşeni olabilir.Detoks için organik, pestisitsiz kahve çekirdeklerini tercih edin. Geleneksel kahve genellikle detoks edici faydalarını ortadan kaldırabilecek kimyasallarla püskürtülür. Organik kahve, istenmeyen toksinler olmadan saf, yüksek kaliteli kafein tükettiğinizden emin olmanızı sağlar.Birçoğu kahvelerine büyük miktarda şeker, yapay tatlandırıcı veya aromalı şuruplar ekler. Bu da detoks edici özelliklerinden bazılarını ortadan kaldırabilir. Bunun yerine, sağlıksız kimyasallar eklemeden lezzet katmak için kahvenizi sade veya tarçın veya saf kakao gibi doğal katkılarla için.Genellikle kurşun geçirmez kahve olarak adlandırılan kahveye hindistan cevizi yağı ya da tereyağı gibi sağlıklı yağlar eklemek, metabolizmayı ve karaciğer fonksiyonunu iyileştirerek detoksifikasyona yardımcı olabilir. Bu yağlar insülin yükselmelerine neden olmadan sürekli enerji sağlar. Kahvenin detoks faydalarını en üst düzeye çıkarmak için, onu tam gıdalar, sebzeler ve yağsız proteinler açısından zengin bir anti-inflamatuar diyetle birleştirin. Karaciğeri zorlayabilecek ve detoksifikasyonu yavaşlatabilecek işlenmiş gıdalardan ve aşırı şekerden kaçının.Kahve doğal bir idrar sökücüdür yani yeterli su alımıyla dengelenmezse dehidratasyona neden olabilir. Böbrek fonksiyonunu ve uygun detoksifikasyonu desteklemek için kahvenizden önce ve sonra her zaman bir bardak su için. Zararlı maddeleri en aza indirirken kahvenin faydalı bileşenlerini koruyan demleme yöntemlerini tercih edin. French press, pour-over ve espresso yöntemleri antioksidanları korurken, hazır kahve veya aşırı işlenmiş çeşitleri istenmeyen kimyasallar içerebilir.Kahveyi doğru zamanda içmek detoks etkilerini artırır. Kahve tüketmek için en iyi zaman, kortizol seviyelerinin stabil olduğu sabahın ortası, 09:30 ile 11:30 arasıdır. Kafeinle ilgili stresi ve uyku bozukluğunu önlemek için sabahın erken saatlerinde veya gece geç saatlerde kahve içmekten kaçının. Egzersizden önce siyah kahve içmek metabolizmayı hızlandırabilir ve yağ oksidasyonunu iyileştirebilir, bu da detoksifikasyonu destekler. Fiziksel aktiviteden kaynaklanan artan kan dolaşımı toksinlerin daha etkili bir şekilde atılmasına yardımcı olur.Kahvenin birçok faydası olmasına rağmen, aşırı tüketimi böbrek üstü yorgunluğuna, sindirim sorunlarına ve artan stres seviyelerine yol açabilir. Olumsuz yan etkiler olmadan detoks faydalarından yararlanmak için alımınızı günde 1-2 fincanla sınırlayın. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/oOVEKSw_sUyfoEzKzfNH0A.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Wed, 12 Feb 2025 23:38:54 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Kahve, içerek, vücudunuzu, arındırın:, Doğru, zaman, yöntemlerle, detoks, etkisi</media:keywords>
</item>

<item>
<title>5 dakika alışkanlığı hafızayı güçlendirebilir: Her gün kolayca yapmak mümkün</title>
<link>https://karadenizden.com.tr/21988</link>
<guid>https://karadenizden.com.tr/21988</guid>
<description><![CDATA[ Beyin karmaşık ama aynı zamanda vücudun en önemli organlarından biridir. Bilişsel sağlığı kontrol altında tutmak için rahatlatıcı ve zorlayıcı görevlere katılmak gerekir. Keskin bir zihin üretkenlik, yaratıcılık ve genel sağlık için olmazsa olmazdır. Günde sadece beş dakika basit ama etkili aktivitelere katılmak hafızayı, odaklanmayı ve bilişsel işlevi önemli ölçüde iyileştirebilir. Bu beyin güçlendirici egzersizleri rutininize dahil edin ve zamanla fark edilir gelişmeler yaşayın.Her gün beş dakika farkındalık veya odaklanmış nefes alma uygulamak konsantrasyonu artırabilir, stresi azaltabilir ve sinirsel bağlantıları güçlendirebilir.Meditasyon ayrıca duygusal dengeyi teşvik ederek genel bilişsel performansı ve zihinsel berraklığı iyileştirir.Kitap veya kısa makaleler okumak beyin aktivitesini harekete geçirebilir, anlayışı geliştirebilir ve hatta kelime dağarcığını genişletebilir. Ayrıca zihni aktif tuttuğu için hafıza tutmayı ve bilişsel becerileri güçlendirir.Çapraz bulmacalar, Sudoku veya satranç problemleri içeren bulmaca çözmek, beyninizi zorlar ve problem çözme yeteneğini ve eleştirel düşünmeyi harekete geçirir. Bunlar zamanla bilişsel esnekliği ve hafızayı geliştirir.Zıplama, esneme veya hızlı yürüyüş gibi kısa süreli fiziksel aktivitelerde bulunmak bile beyne oksijen ve besin iletimini artırarak zihinsel berraklığı ve odaklanmayı iyileştirir. Bu artan dolaşım, ruh halini ve bilişsel işlevi artıran dopamin ve serotonin gibi nörotransmitterlerin salınımını uyarır. Düzenli kısa egzersizler ayrıca beyin sisini azaltmaya, uyanıklığı artırmaya ve gün boyunca genel bilişsel performansı iyileştirmeye yardımcı olabilir.Birkaç dakika bile olsa bir müzik aleti çalmak beyin esnekliğini, el-göz koordinasyonunu ve hafızayı geliştirir. Müzik öğrenmek, beynin birden fazla bölgesini harekete geçirerek genel zihinsel çevikliği artırır.YAZINDüşünceleri, fikirleri veya kısa bir günlük girişi yazmak bilişsel işlemeyi, hafıza tutmayı ve duygusal zekayı geliştirir. Bu uygulama ayrıca iletişimle ilişkili sinir yollarını güçlendirir.Minnettar olduğunuz şeyleri listelemek için bir an ayırmak pozitif düşünmeyi geliştirir, stresi azaltır ve duygusal refahla bağlantılı sinir yollarını güçlendirir. Minnettarlık egzersizleri odaklanmayı ve bilişsel esnekliği geliştirir. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Jo-KX6L-fkW3T25LgfRygw.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Wed, 12 Feb 2025 23:38:54 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>dakika, alışkanlığı, hafızayı, güçlendirebilir:, Her, gün, kolayca, yapmak, mümkün</media:keywords>
</item>

<item>
<title>Hayat karartan kaçak sünnet: Küçük çocuğun cinsel organı kangren olup kesildi, istenen cezalar belli oldu</title>
<link>https://karadenizden.com.tr/21983</link>
<guid>https://karadenizden.com.tr/21983</guid>
<description><![CDATA[ Kayseri’de 7 yaşındaki çocuğun sağlık kabininde, yasak olmasına rağmen sünnet edilip, kangren olan cinsel organının kesilmesi olayında iddianame tamamlandı. Sağlık memuru H.Ç. ile olayın diğer iki şüphelisi, savcılık ifadelerinde birbirlerini suçladı. Savcı, üç şüpheli için 7 yıldan 21 yıla kadar hapis cezası istedi.Kayseri’de yaşanan dehşet verici kaçak sünnet olayında iddianame tamamlandı.  Feci olay geçen yıl yaşandı.  Y.B., sünnet ettirmek istediği ilkokul 2. sınıfa geçen 7 yaşındaki oğlu F.E.B.’yi, 18 Temmuz günü bir sağlık kabinine götürdü.  Sağlık memuru H.Ç., sünnet için 3 bin 500 lira talep etti.  Ücrette anlaşılmasının ardından Sağlık Bakanlığı’nın yasaklamasına rağmen sünnet sağlık kabininde yapıldı.İddiaya göre sağlık memuru, sünnetten sonra 24 saat izlenmesi gereken çocuğu eve gönderdi.  Küçük çocuğun kaçak sünnet nedeniyle kangren olan cinsel organı kesildi.  “BABANA BİR ŞEY DERSEN KÖKÜNDEN KESERİM”  Olayın ardından konuşan Y.B., “Sarılan bandajın 24 saat sonra çıkarılması gerekiyormuş. Bilmediğimiz için sökmedik. O nedenle şişme ve morarma oluştu.” dedi.  Olaydan üç gün sonra sağlık memuruna ulaşabildiklerini söyleyen Y.B., doktorun “Çocuğu suya oturtup bandajı çıkarın. Bir şey olmaz. Şişmeler normal.” dediğini ifade etti.  Bandaj aşırı sıkıldığı için bir parçasını çıkaramadıklarını da sözlerine ekleyen baba, şunları anlattı:  “Ben işteyken eve gelen ablam, morarmayı fark edince sağlık kabinine götürmüş. Sağlık memuru H.Ç., bandajı oğlumdan bağırta bağırta sökmüş.  Sabah tekrar sağlık kabinine götürdüm. Yine bir şeyi olmadığını naz yaptığını öne sürüp ‘Eve bırak işe git’ dedi. Oğlumu ise ‘Babana bir şey demeyeceksin yoksa kökten keserim’ diye korkutmuş.  Ben de ‘Çocuk doktoruna gideceğim, seni de şikâyet edeceğim’ dedim.”DAHA ÖNCE İKİ SORUŞTURMA GEÇİRMİŞ  Sağlık memuru H.Ç. hakkında, daha öncede yaptığı sünnetlerden dolayı iki kez şikâyette bulunulduğu ve idari soruşturma başlatıldığı öğrenildi.  Sağlık Bakanlığı, 2015’te yayınladığı genelge ile sağlık kabinlerinde sünnet yapılmasını yasaklamıştı.  Kangren bırakan sünnet olayına ilişkin sağlık memuru H.Ç. ile birlikte olayla ilgisi olan iki kişi daha gözaltına alındı.HERKES BİRBİRİNİ SUÇLADI  Olaya ilişkin hazırlanan iddianame ise tamamlandı. Sabah gazetesinin haberine göre; iddianamede sanıkların birbirini suçladıkları görüldü.Sünneti gerçekleştiren H.Ç. savcılıktaki ifadesinde, “Ben Sağlık Yönetmeliği değiştikten yaklaşık 6 yıl öncesine kadar Develi&#039;de binlerce sünnet yaptım. 17.07.2024 günü Develi Sağlık Kabinini gayri resmi sahibi S.T. ve ruhsat sahibi S.D. beni telefon ile arayarak ‘H. abi sen bu işin pirisin bir gariban aile var sen S.’nin yanında dur, bu işi öğret bir bak nasıl yaptığına’ şeklinde ricacı oldular.” diye konuştu.Mağdur aile üyeleri ifadelerinde sünneti H.Ç.’nin yaptığını, S.D.’nin ise çocuğu sünnet sırasında sadece tuttuğunu belirtirken, H.Ç. ise bunları reddedip, sünneti S.D.’nin yaptığını öne sürdü.  Kendisinin sağlık kabinine gözlemci olarak gittiğini öne süren H.Ç., şöyle devam etti:  “Ben aynı gün mesai bitimi sağlık kabinine gittim. S.D. çocuğu cerrahi aletleri ve ortamı hazırlamıştı. Kendisi sünnete başladı ben karşısına geçip ve nelere dikkat etmesi gerektiğini söyledim. Sünneti S.D. başarılı bir şekilde yaptı. Sorunsuz bir şekilde dikişini atarak sargısını yaptı.”S.T.&#039;DEN SUÇLAMALARA RET  Olayın şüphelilerinden S.T. ise sağlık kabini ile hiçbir bağının olmadığını belirterek, “Ben aşağıdaki eczanede kalfalık yaparım. Sağlık kabini S.D.’ye ait.” dedi.  Sağlık memurunun suçladığı S.D ise ifadesinde, şunları anlattı:  “H.Ç. bana kendisinin uzun zamandır evlerde sünnet yaptığını, evlerin steril olmadığı için benim sağlık kabininde sünnet yapmak istediğini söyledi.  Ben de kabul ettim. 18.07.2024 günü Y.B. oğlu F.E.B.’yi sünnet ettirmek için sağlık kabinine getirdi. Daha önce H.Ç. ile konuşup sünnet için anlaşmışlar.  H.Ç. kendisinin getirmiş olduğu malzemeler ile çocuğu sünnet etti. Sünnet sırasında ben yanlarında değildim.  İşlem bittikten sonra H.Ç. sargı yaptı ve bu sargının 2 gün sonra çıkarılmasını ve pansuman ile devam edilmesi gerektiğini söyledi.”İSTENEN CEZALAR  Develi Ağır Ceza Mahkemesi’ne sunulan iddianamede kaçak sünneti yapan sağlık memuru H.Ç., sağlık kabininin gayri resmi sahibi olduğu iddia edilen S.T., resmi sahibi görünen S.D. hakkında taksirle yaralama, mağdurun duyuları ya da organlarından birinin işlevini yitirmesi suçlarından her birinin ayrı ayrı 7 yıl 6 aydan 21’er yıla kadar hapisle cezalandırılmaları talep edildi. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/0J2QAGvT3UKpL8vq6o45Qw.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Wed, 12 Feb 2025 23:38:53 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Hayat, karartan, kaçak, sünnet:, Küçük, çocuğun, cinsel, organı, kangren, olup, kesildi, istenen, cezalar, belli, oldu</media:keywords>
</item>

<item>
<title>58 yaşındaki kadın belirtileri görmezden geldi ama hayatı değişti: Menopoz mu yoksa kanser mi?</title>
<link>https://karadenizden.com.tr/21984</link>
<guid>https://karadenizden.com.tr/21984</guid>
<description><![CDATA[ 58 yaşındaki Dawn Willis, yaşadığı vajinal kanamayı menopozun doğal bir süreci olarak değerlendirdi. Ancak karnındaki şişlik fark edilir hale geldiğinde doktora başvurdu ve ileri evre rahim kanseri teşhisi konuldu. Uzun bir tedavi sürecinin ardından hastalığı yenen Willis, kadınları menopoz sonrası kanamalara karşı dikkatli olmaları konusunda uyardı.Menopoz, kadınların hormonal değişimler nedeniyle sıcak basmaları, gece terlemeleri, vajinal kuruluk ve ruh hali dalgalanmaları gibi semptomlar yaşadığı doğal bir dönemdir. Ancak bazı belirtiler, ciddi sağlık sorunlarının habercisi olabilir.Willis, yaklaşık bir yıl boyunca süren vajinal kanamayı önemsemedi ve bunu menopozla ilişkilendirdi. Fakat karnındaki şişlik belirginleştiğinde ailesinin ısrarı üzerine doktora gitti. Yapılan tetkikler sonucunda rahminin iç zarında gelişen kanserli hücreler tespit edildi ve ileri evre rahim kanseri teşhisi konuldu.National University Cancer Institute Singapore’un verilerine göre, rahim kanseri genellikle 50’li ve 60’lı yaşlardaki kadınlarda teşhis ediliyor. Bu hastalık, erken evrede belirti verdiğinde teşhis edilirse tedavi şansı oldukça yüksek. Ancak Willis gibi hastalar, menopoz döneminde yaşadıkları değişimleri doğal kabul ederek, semptomları göz ardı edebiliyor.Menopoz sonrası kanama her zaman kanser belirtisi olmasa da ciddi hastalıkların işareti olabilir. Uzmanlar, bu tür kanamaların rahim polipleri, endometriyal hiperplazi veya rahim kanseri gibi durumlara bağlı olabileceğini belirtiyor. Özellikle rahim kanseri vakalarının %90’ında vajinal kanama görülüyor. Bu nedenle, menopoz sonrası beklenmeyen her türlü kanamanın mutlaka tıbbi değerlendirmeden geçmesi gerektiği vurgulanıyor.Willis, teşhisin ilk şokunu atlattıktan sonra tedavi sürecine odaklandı ve hastalığı yenmeyi başardı. Ancak geç teşhis nedeniyle bağırsak delinmesi yaşadı ve bu durum, yaşam kalitesini etkileyen bir sonuç doğurdu. Yine de, sağlığına kavuştuğu için minnettar olduğunu belirterek, kadınlara şu mesajı verdi:&quot;Eğer belirtileri daha erken ciddiye alsaydım, belki bu kadar büyük bir ameliyat geçirmek zorunda kalmayacaktım. Stomamla yaşamayı öğrendim ama bu süreçten geçmemek mümkün olabilirdi. Bu yüzden kadınlara sesleniyorum: Lütfen menopoz sonrası herhangi bir kanamayı ciddiye alın ve doktorunuza danışın.&quot;Willis, erken teşhisin hayat kurtardığını vurgulayarak, menopoz sonrası kanamaları göz ardı eden kadınlara bilinçli hareket etmeleri çağrısında bulundu. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/6gBGdQF2nUOR5lWDLocegA.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Wed, 12 Feb 2025 23:38:53 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>yaşındaki, kadın, belirtileri, görmezden, geldi, ama, hayatı, değişti:, Menopoz, yoksa, kanser, mi</media:keywords>
</item>

<item>
<title>Doktorlar 9 yaşındaki çocuğun sadece birkaç ay ömrünün kaldığını söyledi: Bu değişiklik onu öldüren kanserin işaretiymiş</title>
<link>https://karadenizden.com.tr/21985</link>
<guid>https://karadenizden.com.tr/21985</guid>
<description><![CDATA[ İngiltere&#039;de yaşayan Sam Poga, oğlu Luke&#039;un hayatını kaybetmesine neden olan agresif beyin kanserinin beklenmedik belirtilerini anlattı.42 yaşındaki Poga, oğlu Luke&#039;un altı yaşından itibaren fark edilir derecede kilo aldığını söyledi. Çocukluk döneminde zayıf olan Luke, 2020&#039;nin başından 2021&#039;in ortasına kadar olan süreçte kilosunu ikiye katladı. Pandemi nedeniyle yaşanan karantinalar ve hareketsizlik bu durumun nedeni olarak görüldü. Ancak 2021 yılının Temmuz ayına gelindiğinde, Luke altı yaşında olmasına rağmen 11-12 yaş grubuna uygun kıyafetler giymeye başlamıştı.&quot;Ebeveynler Luke&#039;un değiştiğini söyledi. O her zaman zayıftı, bu nedenle onu tanıyan herkes için fark edilir bir değişim oldu&quot; diyen Poga, endişelerini gidermek için bir beslenme uzmanına başvurdu. Ancak kısa süre sonra Luke&#039;un gözlerinde ağrı başladı ve gözlerini sürekli ovalamaya başladı.Durumun ciddiyetini fark eden anne, Luke&#039;u bir göz doktoruna götürdü. Doktorlar yaptıkları detaylı incelemeler sonucunda Luke&#039;un beyninde hızla büyüyen bir glioma tümörü tespit etti.Beyin Tümörü Araştırmaları Kuruluşu&#039;na göre, bu tümöre yakalanan hastaların yalnızca üçte biri beş yıldan fazla yaşayabiliyor. Doktorlar aileye Luke&#039;un tümörünün ameliyat edilemeyecek kadar yayıldığını söyledi.Bu haber karşısında büyük bir şok yaşayan anne Poga, &quot;Kendimi uyuşmuş hissettim ve doktorların anlattıklarını algılamakta güçlük çektim&quot; dedi.Luke, radyoterapi ve kemoterapi tedavisi gördü ve bu süreçte aldığı fazla kilolardan kurtuldu. Ancak 2024&#039;ün başlarında doktorlar kanserin son evreye geldiğini ve Luke&#039;un yaşam beklentisinin sadece birkaç ay olduğunu açıkladı.Luke, 26 Ağustos 2024 tarihinde hayata gözlerini yumdu.Beyin tümörlerinin kilo alımına neden olabileceği bilinse de bu genellikle hastalığın diğer belirtileriyle birlikte ortaya çıkıyor. Beyin tümörünün diğer yaygın belirtileri arasında baş ağrısı, nöbetler, mide bulantısı, hafıza sorunları, kişilik değişiklikleri, görme ve konuşma güçlüğü yer alıyor.NHS&#039;ye göre, beyin tümörleri her yaş grubundaki insanlarda görülebilir, ancak daha çok yaşlı yetişkinleri etkilemektedir. İngiltere&#039;de her yıl 12.000&#039;den fazla kişiye birincil beyin tümörü tanısı konuluyor ve bunların yaklaşık yarısı kanserli oluyor.Beyin Tümörü Araştırmaları Araştırma, Politika ve İnovasyon Direktörü Dr. Karen Noble, &quot;Beyin tümörleri son derece karmaşık hastalıklar olup, belirtileri hastadan hastaya farklılık gösterebilir. Luke&#039;un durumunda olduğu gibi beklenmedik semptomlar ortaya çıkabilir. Bu hastalığın daha iyi anlaşılması ve tedaviye erişim sağlanması için daha fazla yatırım şart&quot; dedi. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/HQr8Mp6gt0eWPp57ZY7wSQ.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Wed, 12 Feb 2025 23:38:53 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Doktorlar, yaşındaki, çocuğun, sadece, birkaç, ömrünün, kaldığını, söyledi:, değişiklik, onu, öldüren, kanserin, işaretiymiş</media:keywords>
</item>

<item>
<title>1 ayda her gün 30 yumurta yedi: Vücudundaki değişim şaşırttı</title>
<link>https://karadenizden.com.tr/21982</link>
<guid>https://karadenizden.com.tr/21982</guid>
<description><![CDATA[ Japonya&#039;nın Tokyo kentinde yaşayan fitness tutkunu Joseph Everett, sıra dışı bir beslenme deneyiyle gündeme geldi. Everett, bir vücut geliştiricinin iddiasını test etmek için bir ay boyunca her gün 30 yumurta yiyerek toplamda 1.000 yumurta tüketti. Amacı, bu diyetin kas gelişimi üzerindeki etkilerini görmekti.Deney sürecinde sadece yumurta tüketmekle kalmayan Everett, ağırlık antrenmanlarına da ağırlık verdi. Omletler, smoothieler ve çiğ yumurtalı pirinç yemeklerinden oluşan beslenme düzenine ek olarak, düzenli olarak spor yaptı ve bu süreci YouTube kanalında paylaştı. Deneyi büyük ilgi gördü ve videosu 782 bin kez izlendi.Deneye başlamadan önce vücut ağırlığını ve fitness performansını ölçen Everett, bir ayın sonunda 78 kg&#039;dan 84 kg&#039;a çıkarak 6 kg kas kütlesi kazandı. Ayrıca, ağırlık kaldırma kapasitesini 20 kg artırdı.Kan testleri ise şaşırtıcı sonuçlar ortaya koydu. Beklenenin aksine, yüksek yumurta tüketimine rağmen &quot;kötü&quot; kolesterol seviyelerinde belirgin bir artış görülmedi. Aksine, &quot;iyi&quot; kolesterol seviyelerinde yükselme ve trigliserit adı verilen zararlı yağ oranında düşüş tespit edildi. Bu bulgular, yumurtanın sanılanın aksine sağlığa olumsuz bir etkisi olmayabileceğini gösterdi.Everett, deney sırasında kendisini daha enerjik ve odaklanmış hissettiğini belirtti. Aynı zamanda libidosunda da artış gözlemledi. Ancak, kan testleri sonucunda testosteron seviyesinde herhangi bir değişiklik olmadığı ortaya çıktı. Bu durum, psikolojik etkilerin de önemli bir rol oynayabileceğini düşündürdü.Deneyin ilerleyen günlerinde Everett, çiğ yumurta tüketiminden kaynaklanan sindirim sorunları yaşadı. 20. günde mide krampları ve kabızlık gibi problemlerle karşılaştı. Araştırmalarına göre, çiğ yumurtada bulunan tripsin inhibitörleri, sindirim sisteminde rahatsızlığa neden olabiliyordu. Sorunlarını aşmak için yumurtalarını pişirerek tüketmeye başladı ve bu sayede sindirim sistemi rahatladı.Sağlık uzmanları, dengeli bir beslenme programı kapsamında yumurtanın sağlıklı bir protein kaynağı olduğunu belirtiyor. Ancak, NHS’ye (İngiltere Ulusal Sağlık Servisi) göre, yetişkin erkeklerin günlük doymuş yağ tüketimini 30 gramın altında tutması öneriliyor.Son araştırmalar, günlük bir yumurta tüketiminin kalp hastalığı riskini artırmadığını gösterse de, pişirme yöntemlerinin sağlığa etkileri büyük önem taşıyor. Örneğin, haşlanmış yumurtalar daha az yağ içerirken, tereyağında kızartılan yumurtalar doymuş yağ oranını artırabiliyor.Joseph Everett, yumurta diyeti deneyinin sonuçlarından genel olarak memnun olduğunu belirterek, gelecekte kas kütlesi kazanması gerektiğinde bu yöntemi tekrar deneyebileceğini söyledi.Ancak uzmanlar, aşırı beslenme alışkanlıklarının bireysel sağlık durumuna bağlı olarak farklı etkiler yaratabileceğini ve herkesin böyle bir diyeti uygulamadan önce mutlaka bir uzmana danışması gerektiğini vurguluyor. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/R7BN9OnyMEWGJZdpAVzD8A.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Wed, 12 Feb 2025 23:38:52 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>ayda, her, gün, yumurta, yedi:, Vücudundaki, değişim, şaşırttı</media:keywords>
</item>

<item>
<title>Trump, Meksika Körfezi&amp;apos;ne ABD demeyen gazeteciyi Oval Ofise almadı</title>
<link>https://karadenizden.com.tr/21981</link>
<guid>https://karadenizden.com.tr/21981</guid>
<description><![CDATA[ Uluslararası haber ajansı AP, Beyaz Saray tarafından uyarıldığını açıkladı. Açıklamaya göre, Beyaz Saray, AP&#039;den haberlerini &quot;Trump&#039;ın Meksika Körfezi&#039;nin adını Amerika Körfezi olarak değiştiren kararnamesiyle uyumlu hale getirmesini&quot; istedi ve &quot;Aksi durumda, AP&#039;nin Oval Ofis&#039;teki bir etkinliğe erişiminin engelleneceği&quot; iletti.AP muhabirinin kararname imzalama törenine katılmaktan alıkonulduğu kaydedilen açıklamada, Trump yönetiminin bu tutumunun gazetecilik açısından endişe verici olduğu belirtildi.  Açıklamada, bunun Anayasa&#039;nın ilk maddesini ihlal ettiğine dikkat çekildi.Amerikan haber ajansı AP, &quot;Meksika Körfezi&quot; ismini &quot;Amerikan Körfezi&quot; olarak değiştiren Donald Trump&#039;ın talimatına uymayacağını açıklamıştı.  Açıklamada, Trump&#039;ın kararnamesinin ABD için geçerli olduğu ancak Meksika veya diğer uluslararası kuruluşlar için geçerli olmadığı belirtilmişti. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/PTLX8rJRQUSYmU6tnMl6GQ.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Wed, 12 Feb 2025 23:38:51 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Trump, Meksika, Körfezine, ABD, demeyen, gazeteciyi, Oval, Ofise, almadı</media:keywords>
</item>

<item>
<title>Şeker hastalığının erken belirtisi olabilir: Aynada yüzünüzü kontrol edin</title>
<link>https://karadenizden.com.tr/21265</link>
<guid>https://karadenizden.com.tr/21265</guid>
<description><![CDATA[ Diyabet, vücudun birçok bölümünü etkiler ve cildinizde de kendini gösterebilir. Aslında, ciltteki belirli değişiklikler diyabetin veya komplikasyonlarının en erken göstergelerinden birinin işareti olabilir ve böylece altta yatan sağlık koşullarına dair önemli ipuçları sağlayabilir. Kandaki yüksek şeker, ciltte bazı tuhaf semptomlar gösterebilir ve bunları tanımanıza ve önlem almanıza yardımcı olabilirBu değişiklikler cilt lekelerinden iyileşmeyen yaralar veya vücut kıvrımlarındaki koyu lekeler gibi daha endişe verici durumlara kadar uzanır ve bunların hepsi yüksek kan şekeri, insülin direnci veya zayıf dolaşımdan kaynaklanır. Bu tür cilt semptomlarının daha erken tespiti, diyabetin zamanında teşhis ve tedavisine yardımcı olacak ve nedenlerin daha fazla ortaya çıkmasını önleyecektir.Koyu, pigmentli lekeler (Akantozis Nigrikans)Bu lekeler boyun, koltuk altı veya kasık gibi vücut kıvrımlarında görülür. İnsülin direncinin bir işaretidir ve prediyabet veya tip 2 diyabetin bir uyarı işareti olabilir.Sarımsı, pürüzsüz şişlikler veya lekeler (Ksantelazma)Bu şişlikler göz kapaklarında görülür ve kandaki yüksek yağ seviyelerinden kaynaklanır. Sarımsı veya sarımsı-turuncu renktedirler.Açık yaralar ve yaralar (Diyabetik Ülserler)Yüksek kan şekeri seviyeleri zayıf dolaşıma ve sinir hasarına neden olabilir, bu da iyileşmesi yavaş olan açık yaralara ve yaralara yol açabilir.Kandaki şeker artışı vücudunuzun enfeksiyonlarla savaşmasını zorlaştırabilir ve iyileşmeyen ülserlere neden olabilir.Sert ve kalın deri lekeleri. (Skleredema Diabeticorum)Bu durum ellerin, parmakların ve ayak parmaklarının sırtında sertleşmiş, kalın, mumsu deriye neden olur. Parmak eklemleri sertleşir ve hareket etmeyi zorlaştırır.Kırmızımsı kahverengi şişlikler (Eruptif Ksantomatozis)Bu şişlikler kalçalarda, uyluklarda, dirseklerde veya dizlerde görülür ve kandaki aşırı yüksek trigliserit seviyelerinden kaynaklanır.Hassas ve kaşıntılıdırlar, lipom olarak da adlandırılırlar.Bu makale sadece genel bilgi verme amacıyla yazılmıştır ve doktor tavsiyesi olarak ele alınmaması gerekir. Makalenin içeriğinden yola çıkarak okurun kendi başına koyduğu teşhislerden ntv.com.tr sorumlu değildir. Sağlığınızla ilgili herhangi bir endişeniz varsa doktorunuza danışın. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/PMbXl6FTOU-UhR-B6pk04w.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Sat, 08 Feb 2025 20:46:34 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Şeker, hastalığının, erken, belirtisi, olabilir:, Aynada, yüzünüzü, kontrol, edin</media:keywords>
</item>

<item>
<title>21 yaşında hayatı 1 gecede değişti: 3 hafta komada kaldı; uyandığında yürümeyi, yemek yemeyi yeniden öğrendi</title>
<link>https://karadenizden.com.tr/21266</link>
<guid>https://karadenizden.com.tr/21266</guid>
<description><![CDATA[ 23 yaşındaki Kirah Line, Temmuz 2022&#039;de henüz 21 yaşındayken Akut Miyeloid Lösemi (AML) teşhisiyle hayatının altüst olduğunu söyledi. Akut Miyeloid Lösemi teşhisi ve sonrasında yaşadığı süreci anlattı.DailyMail&#039;de yer alan habere göre; Kirah, 2022&#039;nin ikinci yarısında dört yoğun kemoterapi seansı aldı. Ancak tedavi sırasında sepsise yakalanarak üç hafta boyunca komada kaldı. Ocak 2023&#039;te komadan uyandığında  kendisine koyulan kanser teşhisini tamamen unutmuştu.Komadan sonra tekrar kanser olduğunu öğrenmenin verdiği şoku anlatan Kirah, &quot;Hangi gün olduğunu sorduklarında, &#039;Neredeyse Yeni yıl&#039; diye cevap verdim. Ama yeni yıl çoktan geçmişti. Uyandıktan sonra durumum yavaş yavaş netleşmeye başladı ve gerçeklerle yeniden yüzleştim,&quot; dedi.Kirah, 2022&#039;nin başlarında sık sık hastalanmaya başladığını, ancak kendisine D vitamini eksikliği olduğu söylendiğini belirtti. Durumunun kötüleştiği dönemde dahi bazı belirtileri görmezden geldiğini itiraf etti. Temmuz 2022&#039;deki biyopsi sonucunda nihayet kanser teşhisi aldı.&quot;Kanser kelimesini duyduğumda başka hiçbir şey dinleyemedim. Doktorlar nazik ve anlayışlıydı, ancak o anı hiçbir zaman unutamayacağım,&quot; dedi.Ocak 2023&#039;te komadan uyandığında Kirah, yürümeyi, yemek yemeyi ve hatta ayakta durmayı yeniden öğrenmek zorunda kaldı. Konuşma terapisi gördü, kaslarını yeniden kullanmayı öğrendi ve sağ bacağındaki sorunlarla mücadele etti.&quot;Yataktan kalkmak ya da saçımı toplamayı başarmak bile bazen mümkün olmuyor. Teşhis öncesindeki hayatımı özlüyorum ama artık bu yeni gerçeklikle başa çıkmayı öğreniyorum,&quot; diyerek sürecin zorluğunu dile getirdi.Artık aktif bir şekilde çalışamayan Kirah, Cambridge&#039;deki Anglia Ruskin Üniversitesi&#039;nde sosyal hizmet eğitimi alıyor. 2024 yılı için önceliğini diplomasına verdiğini ve hayatını adım adım inşa ettiğini söyledi.Kanser tedavisinden kaynaklanan kalp rahatsızlığı ve artritle mücadele eden Kirah, şunları ekledi:&quot;Kanser sonrası yaşam, fiziksel ve duygusal birçok zorlukla dolu. Ancak bu süreçte dayanıklılığımı keşfettim ve yeni hedefler belirledim.&quot;Kirah&#039;ın mücadelesi, genç yaşta karşılaşılan sağlık sorunlarının etkilerini ve iyileşme sürecinin zorluğunu bir kez daha gözler önüne seriyor. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/wJnksTkyt0KoPPbOJQqHLA.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Sat, 08 Feb 2025 20:46:34 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>yaşında, hayatı, gecede, değişti:, hafta, komada, kaldı, uyandığında, yürümeyi, yemek, yemeyi, yeniden, öğrendi</media:keywords>
</item>

<item>
<title>Pişmiş pirinci tekrar ısıtmayın: Meğer böyle bir zararı varmış</title>
<link>https://karadenizden.com.tr/21267</link>
<guid>https://karadenizden.com.tr/21267</guid>
<description><![CDATA[ Pirincin tekrar ısıtılması, Bacillus cereus zehirlenmesi, besin kaybı, doku değişikliği, eşit olmayan ısıtma, bozulma ve artan nişasta üretimi gibi riskler taşır. Uygun depolama ve dikkatli tekrar ısıtma, bu riskleri en aza indirmeye ve güvenli tüketimi sağlamaya yardımcı olabilir. Pirincin tekrar ısıtılmaması için 6 neden.Pirinç, çok yönlülüğü ve hazırlama kolaylığı dahil olmak üzere çeşitli mutfakların temel gıdalarından biridir, ancak tekrar ısıtmanın tehlikeleri vardır. Pişmiş pirincin uygunsuz şekilde işlenmesi, gıda güvenliği endişeleri söz konusu olduğunda ciddi bir sorun olabilir. İşte pirincin tekrar ısıtılmaması için 6 neden.Bacillus cereus zehirlenmesiPişmiş pirinç, Bacillus cereus olarak bilinen bir bakteriye karşı savunmasızdır. Bu bakteriler, pişirme işlemiyle ve tekrar ısıtıldığında yok edilemez. Pişmiş pirinç oda sıcaklığında bırakıldığında, baktariler çoğalır ve toksinler oluşturur. Toksinler tekrar ısıtmayla önlenemez. Bu, enfeksiyonunun yüksek gıda zehirlenmesi riskiyle birlikte mide bulantısı, kusma ve ishale yol açacağı anlamına gelir. Besin kaybıTekrar ısıtma, temel besin maddelerinde kayba neden olur. Vitamin ve mineral tükenmesi, pirincin tekrar tekrar ısıya maruz kalması sonucu oluşur ve vücuda alındığında besin değeri azalır. Bu, karbonhidrat ve enerji için yalnızca pirince bağımlı olan kişiler için bir dezavantajdır.Doku ve tat kaybıGenellikle tekrar ısıtma, pirincin dokusunu ve tadını değiştirir. Kuru, sert veya lapa olabilir. Pirincin tadı da taze pişmiş pirinç kadar keyifli olmayacaktır. Bazen, uygunsuz depolama sırasında maskelenen kötü tatlar tekrar ısıtma ile büyütülür. Bu, yemeğinizi daha az keyifli hale getirir.Eşit olmayan ısıtmaPirinç, özellikle mikrodalgada eşit olmayan bir şekilde ısınma eğilimindedir. Eşit olmayan ısıtma, pirincin bazı kısımlarının çok sıcak olmasına, diğer kısımlarının ise soğuk kalmasına neden olabilir. Daha soğuk kısımlar hala bakteri veya toksin içerebilir ve bu da gıda kaynaklı hastalıklara yol açabilir.Hızlı bozulma olasılığıPişirilmiş pirinç, bozulmayı önlemek için doğru şekilde saklanmalıdır. Pirinç uzun süre oda sıcaklığında bırakılırsa, bakteriler çok hızlı çoğalabilir. Yeniden ısıtma bile, halihazırda meydana gelen bozulmayı geri döndüremez ve bu da pirinci yenmesi güvenli olmayan bir hale getirir.Aşırı nişasta üretimiPirinci yeniden ısıtmak, nişastanın yeniden kristalleşmesine neden olarak sindirimini zorlaştırabilir. Bu, tüketimden sonra şişkinliğe, gaza veya rahatsızlığa neden olabilir. Yeniden ısıtma sırasında nişasta dönüşümü ayrıca pirincin glisemik indeksini etkiler ve bu da kan şekeri seviyesinde bir artışa neden olabilir.Pirinç tüketmeyi seviyorsanız ve yeniden ısıtmak istiyorsanız, riskleri en aza indirmek için alabileceğiniz bazı önlemler şunlardır:Pişmiş pirinç, hazırlandıktan sonraki bir saat içinde buzdolabına konulmalıdır. Pirinci bir kereden fazla yeniden ısıtmayın.Yeniden ısıtılmış pirinci uzun süre oda sıcaklığında bırakmayın.Özetle, pirinç çoğu insanın diyetindeki en çok yönlü ve önemli şeylerden biri olmasına rağmen, benzersiz yeniden ısıtma işleminin sağlığa zararlı olabileceği sonucuna varılabilir.
Dahası, bakteriyel kontaminasyon, besin kaybı ve diğer sindirim sorunları pirinci yeniden ısıtmayı yeniden düşünmenizi gerektirir.
Bu riskleri bilerek, uygun saklama ve yeniden ısıtma teknikleriyle her zaman pirinç yemeklerinin tadını çıkarabilirsiniz. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/5Ki_ArMia0yzmki6xMhEvA.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Sat, 08 Feb 2025 20:46:34 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Pişmiş, pirinci, tekrar, ısıtmayın:, Meğer, böyle, bir, zararı, varmış</media:keywords>
</item>

<item>
<title>Kalp hastalığı riski nasıl azaltılır? Damar sertleşmesini önlemenin yolu</title>
<link>https://karadenizden.com.tr/21262</link>
<guid>https://karadenizden.com.tr/21262</guid>
<description><![CDATA[ Dünya genelinde en sık görülen ölüm nedenleri arasında yer alan kalp damar hastalıklarından korunmak ve kalp krizi riskini azaltmak için yaşam tarzınızda basit değişiklikler yapabilirsiniz. Peki, kalp hastalığı riski nasıl azaltılır?Basit bir yaşam tarzı değişikliğiyle; tüm besinleri içeren sağlıklı bir diyet, günlük egzersizler, sigara kullanımına hayır demek, stresi yönetmek ve iyi bir uyku hijyeni sağlamak gibi kalp hastalığı riskini azaltmaya yardımcı olabilir.Protein, vitaminler, mineraller ve antioksidanlar gibi tüm önemli besinleri içeren besleyici bir öğün, kalbinizi modern yaşam tarzının olumsuz etkilerinden koruyabilir. Bol miktarda lif eklemek ve sodyum alımını azaltmak yardımcı olabilir. Ispanak, brokoli, havuç gibi yapraklı yeşillikler ve elma, portakal, çilek gibi meyveler diyete dahil edilmelidir. Kahverengi pirinç, tam tahıllı makarna ve taneli ekmek gibi tam tahılları seçmek önemlidir.Yürüme, merdiven çıkma ve esneme gibi günlük egzersizler kalp atış hızınızı artırabilir ve kalp kaslarınızı güçlendirebilir. Kalbinize önem veriyorsanız, bu zamanı biraz hareket ederek geçirmek çok faydalı olabilir.Sigara içmek kalbiniz için kötü haber demektir çünkü kalbe ve kan damarlarına zarar verebilir, kanınızdaki oksijen miktarını azaltabilir ve kan damarlarının sertliğini artırabilir.
Sigarayı bırakmak damar sertleşmesini önlemenin bir yolu olabilir.Stres, sağlığınızın farklı yönleri üzerinde olumsuz etkilere sahip olabilir. Kan basıncınızı yükseltebilir ve atardamarlarda plak birikmesine yol açan iltihaplı tepkilere neden olabilir.Stres ayrıca sigara içmek, alkol almak veya abur cubur yemek gibi sağlıksız yaşam tarzı alışkanlıklarını da teşvik edebilir.Yoga, meditasyon ve en sevdiğiniz aktiviteleri yapmak gibi uygulamalar stresi önemli ölçüde azaltabilir.Bu makale sadece genel bilgi verme amacıyla yazılmıştır ve doktor tavsiyesi olarak ele alınmaması gerekir. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/pnHCXqubukeo6XtTOOYYhA.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Sat, 08 Feb 2025 20:46:33 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Kalp, hastalığı, riski, nasıl, azaltılır, Damar, sertleşmesini, önlemenin, yolu</media:keywords>
</item>

<item>
<title>Bu sebzenin yaklaşık yüzde 92&amp;apos;si su içeriyor: Her gün tüketmek için 5 harika neden</title>
<link>https://karadenizden.com.tr/21263</link>
<guid>https://karadenizden.com.tr/21263</guid>
<description><![CDATA[ Kabak, birçok sağlık faydası sunan son derece besleyici bir sebzedir. İltihapla savaşmaya yardımcı olur, vücuda su depolar, sindirime yardımcı olur, cildi ve saçı güzelleştirir ve kilo kaybını destekler. Kabak tüketmek genel sağlığı desteklemek için gereklidir. Peki, kabak tüketmenin faydaları nelerdir?Vücuda pek çok faydası olan ancak değeri bilinmeyen sebzelerden biri olan kabak; fırınlanmış, kızartılmış ve suyu sıkılmış şekilde tületilebilir. Hatta lezzetli bir kabak yemeği yapılabilir. Çok çeşitli olarak tüketilen bu sebze vücut için de pek çok fayda sağlar.2023 tarihli bir araştırmaya göre, kabak C vitamini ve diğer birkaç temel amino asidin harika bir kaynağıdır. Ayrıca, vücuttaki iltihabı azaltan çok miktarda tiamin içerir. Vücut, sık sıcaklık değişiklikleri ve susuzluk nedeniyle iltihaplanmaya daha yatkındır. Kabaj gibi sebzeler, iltihaplanma gibi mide rahatsızlıklarını azaltmaya yardımcı olur ve bu tür mideyle ilgili rahatsızlıklardan kaçınmak için harika bir doğal stratejidir.Kabak, yaklaşık %92 oranında su içerdiği için hidrasyon için harika bir sebzedir. Sıcakta tüketerek, vücudun su dengesini koruyarak susuzluğu önleyebilirsiniz. Vücudu sakinleştiren ve ısının neden olduğu rahatsızlığı azaltan soğutucu özellikleri nedeniyle sıcaklık arttıkça diyetinize ideal bir tamamlayıcıdır.Kabak lif zengini olduğundan ve sindirime yardımcı olur, bağırsak sağlığı için iyidir. Düzensiz dışkılama yaşayanlar, kabak yemenin sorunlarını çözmeye yardımcı olduğunu görebilirler. Sebzenin su içeriği vücudun doğal detoksifikasyonuna ve ısı azaltımına da yardımcı olabilir. Bu, vücudun sağlığını korumaya ve kanı temizlemeye yardımcı olur.Kabağın yüksek su içeriği, fenolik bileşikleri, vitaminleri ve antioksidanları göz önüne alındığında, sebzenin cilt ve saç için iyi olduğu açıktır. Kanın temizlenmesi ve vücuttan istenmeyen parçacıkların uzaklaştırılması yoluyla sebzeler vücutta doğal bir detoks görevi görür. Bu, saçın kalitesini iyileştirir ve cildin atılmasına yardımcı olur. Ayrıca, sebze doğal olarak nemlendirici olduğundan cilt daha nemli ve dolgun hissedilir.Kabak, kilo vermeye çalışanlar için iyi bir tercih olabilir. Yüksek diyet lifi içeriği ve düşük kalorili içeriği nedeniyle, insanların daha tok hissetmelerine ve genel olarak daha az kalori tüketmelerine yardımcı olur. Diyet listenize kabak eklemek, açlığı azaltarak ve aşırı yemeyi önleyerek kilo vermenize yardımcı olabilir.Bu makale sadece genel bilgi verme amacıyla yazılmıştır ve doktor tavsiyesi olarak ele alınmaması gerekir. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/klcISP5nb0a7NvhOhUlRCw.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Sat, 08 Feb 2025 20:46:33 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>sebzenin, yaklaşık, yüzde, 92si, içeriyor:, Her, gün, tüketmek, için, harika, neden</media:keywords>
</item>

<item>
<title>100 yaşına kadar yaşamanın sırrı! Uzmanı açıkladı: Hangi besinler tüketilmeli?</title>
<link>https://karadenizden.com.tr/21264</link>
<guid>https://karadenizden.com.tr/21264</guid>
<description><![CDATA[ 100 yaşına kadar yaşamanın sırrı herkes tarafından merak ediliyor. Uzun yaşamla ilgili yapılan çalışmalarda bilim insanları,100 yaş ve üzeri yaşayan kişileri inceleyerek herkesin uygulayabileceği basit bir beslenme değişikliğini ortaya çıkardı.100 yaşına kadar yaşamanın sırrı herkes tarafından merak ediliyor. Uzun yaşamla ilgili yapılan çalışmalarda bilim insanları,100 yaş ve üzeri yaşayan kişileri inceleyerek herkesin uygulayabileceği basit bir beslenme değişikliğini ortaya çıkardı.Bilim insanları, 100 yaş ve üzeri yaşayan kişileri inceleyerek herkesin uygulayabileceği basit bir beslenme değişikliğini ortaya çıkardı. Harvard Üniversitesi&#039;nden Dr. William Li, sindirim sisteminde bulunan bakterilerin uzun yaşam üzerindeki etkisini inceleyen bir araştırmanın sonuçlarını paylaştı.Dr. Li, bir yayında özellikle İtalya&#039;da yapılan bir araştırmada, 100 yaşın üzerindeki bireylerin bağırsak mikrobiyomunda dört önemli bakteri türü bulunduğunu belirtti. Bu bakteriler Odoribacter, Oscillobacter, Christensenella ve Akkermansia olarak sıralanıyor.Dr. Li&#039;ye göre, bu bakteriler sindirimi desteklemekten enfeksiyonlarla mücadeleye kadar pek çok vücut fonksiyonuna katkı sağlıyor. Hatta bağışıklığı güçlendirdiği ve kalp sağlığını koruduğu biliniyor. Oscillobacter&#039;in kötü kolesterolü düşürerek iyi kolesterolü arttırdığı ve insülin duyarlılığını iyileştirdiği belirtiliyor.Dr. Li, bu yararlı bakterilerin artması için beslenme düzeniyle ilgili önerilerde bulundu. Akkermansia bakterisini desteklemek için nar, kurutulmuş kızılcık, ahududu ve acı biber gibi besinler tüketilmesi öneriliyor. YAŞ FAKTÖRÜ ÖNEMLİAncak Dr. Li, bu bakterilerin vücut sağlığına en fazla etkiyi genç yaşlarda gösterdiğini belirtiyor. 70&#039;li yaşlardan sonra bu bakterileri artırmak ömür sürecinde büyük bir fark yaratmayabilir.Son verilere göre, İngiltere ve Galler&#039;de yaklaşık 15.000 kişi 100 yaşın üzerinde yaşıyor. Bilim insanları, genetik, yaşam tarzı ve mikrobiyom yapısının yaşam süresi üzerindeki etkilerini incelemeye devam ediyor. Uzun ve sağlıklı bir yaşam için beslenme düzenine dikkat etmek önem taşıyor.100 yaşına kadar sağlıklı bir şekilde yaşamak için uzun ömürlü insanların beslenme alışkanlıklarını inceleyen araştırmalara göre, özellikle &quot;Mavi Bölgeler&quot; (Blue Zones) olarak adlandırılan uzun yaşam bölgelerinde tüketilen besinler örnek alınabilir.İşte uzun ömrü destekleyen temel besinler:Özellikle yeşil yapraklı sebzeler, domates, havuç, brokoli, lahana, ıspanak, pancar ve tatlı patates gibi vitamin ve antioksidan bakımından zengin gıdalar tüketilmeli.Mercimek, fasulye, nohut ve bezelye gibi baklagiller uzun yaşamın temel besinleri arasında. Protein, lif ve antioksidan içerirler.Ceviz, badem, fındık ve yer fıstığı gibi kuruyemişler kalp sağlığını destekler ve uzun ömürle ilişkilidir.Sardinya ve İkarya’daki uzun ömürlü insanlar, yüksek antioksidan içeriği sayesinde her gün bol miktarda zeytinyağı tüketiyor.İçeriğindeki sağlıklı yağlar, kalp dostudur ve iltihaplanmayı azaltır.Ceviz, keten tohumu ve yağlı balıklar (somon, sardalya) yaşlanmayı geciktiren en iyi besinlerden.Yoğurt ve Kefir: Probiyotik açısından zengindir, bağırsak sağlığını iyileştirir ve bağışıklık sistemini güçlendirir.Turşu ve Lahana Turşusu: Doğal fermente gıdalar bağırsak mikrobiyotasını dengeler.Tam Buğday, Yulaf, Kinoa, Esmer Pirinç: Rafine tahıllar yerine tam tahıllı besinler tüketmek, kan şekerini dengeler ve uzun ömrü destekler.Sardalya, somon, uskumru gibi omega-3 açısından zengin balıklar beyin sağlığını korur.Yumurta: Düşük kalorili ve yüksek proteinli olması sebebiyle uzun yaşam diyetlerinde yer alır.Bal: İşlenmiş şeker yerine doğal tatlandırıcı olarak tercih edilebilir.
Meyveler: Doğal fruktoz kaynağıdır ve bağışıklık sistemini güçlendirir.Yeşil Çay ve Adaçayı: Güçlü antioksidanlar içerir ve vücuttaki inflamasyonu azaltır.Bol Su: Günlük su tüketimi cilt sağlığını destekler, toksinleri atar ve uzun ömrü teşvik eder. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/uJ3Fe6Tv-k-8JHB5ReJNUQ.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Sat, 08 Feb 2025 20:46:33 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>100, yaşına, kadar, yaşamanın, sırrı, Uzmanı, açıkladı:, Hangi, besinler, tüketilmeli</media:keywords>
</item>

<item>
<title>Bir işe başlamakta hiç zorlandınız mı? Odaklanma sorununa çözüm 7 beyin hilesi</title>
<link>https://karadenizden.com.tr/21259</link>
<guid>https://karadenizden.com.tr/21259</guid>
<description><![CDATA[ Kendinizi tembel mi hissediyorsunuz veya günlük görevlerinize odaklanamıyor musunuz? Bu konuda yalnız değilsiniz. Yoğun hayatlarımızdaki dikkat dağıtıcı unsurlar üretken kalmamızı zorlaştırır. Ancak birkaç güçlü hile verimliliğinizi artırabilir ve daha akıllıca çalışmanızı sağlayabilir. Daha hızlı ve daha iyi çalışmanıza yardımcı olabilecek 7 beyin hilesi20 saniye kuralı, görevlere başlamayı kolaylaştırmakla ilgilidir. Dizüstü bilgisayarınız, not defteriniz veya planlayıcınız gibi önemli araçları kolayca erişebileceğiniz bir yere koyun, böylece erişmeleri 20 saniyeden az sürer. Bu basit ayarlama, bir göreve başlamanın önündeki engeli önemli ölçüde azaltabilir ve ertelemek yerine hemen işe koyulmanızı sağlayabilir.Dikkat dağıtıcı şeyler aklınıza geldiğinde akışınızı bozabilirler. Bunların oyalanmasına izin vermek yerine, bunları kağıda yazın. Bu teknik, dikkat dağıtıcı düşünceleri zihninizden uzaklaştırarak, elinizdeki göreve yeniden odaklanmanız için zihinsel alan açar. Bunları yazarak, üretkenliğinizi bozmadan bu düşünceleri kabul edersiniz.Mavi ışığın odaklanmayı teşvik etmeye yardımcı olabileceğini biliyor muydunuz? İster mavi tonlu aydınlatma kullanarak ister dizüstü veya masaüstü bilgisayarda çalışırken mavi renkli gözlük takarak olsun, çalışma alanınıza mavi ışık eklemek zihinsel berraklığı artırabilir ve üretkenliği artırabilir. Sadece estetikle ilgili değil, bu renk zorlu görevlerle uğraşırken beyninizi uyanık tutmada önemli bir rol oynar.Sakız çiğnemenin aslında odaklanmanızı artırabileceğini biliyor muydunuz? Çalışmalar, sakız çiğnemenin uyanıklığı artırdığını, beyninizi aktif tuttuğunu ve yaptığınız işe odaklanmanızı sağladığını gösteriyor. Bir dahaki sefere kendinizi çok uykulu hissettiğinizde, bir parça sakız çiğneyin ve bunun konsantrasyonunuzu nasıl keskinleştirebileceğini ve görevleri nasıl daha kolay ve keyifli hale getirebileceğini görün.Bir göreve başlamayı hiç zor buldunuz mu? Sadece 10 dakikalık odaklanmış bir çalışmaya kendinizi adamayı deneyin. Bir zamanlayıcı ayarlamak, elinizdeki göreve dalmanıza yardımcı olan bir aciliyet duygusu yaratabilir. Genellikle, bu küçük taahhüt ivme kazandırır ve bu ilk dakikaların ötesinde çalışmaya devam etmeyi kolaylaştırır. Sadece kısa bir odaklanma patlamasının nasıl daha uzun üretkenlik dönemlerine yol açabildiği şaşırtıcıdır.Tek bir görevden sıkıldınız mı? &#039;İki görev yöntemi&#039;, beyninizi bunaltmadan meşgul tutarak aynı anda iki ilgili görev üzerinde çalışmanıza olanak tanır. Örneğin, bir rapor yazarken aynı zamanda bilgi araştırıyorsanız, ikisi arasında geçiş yapmak ilgiyi koruyabilir ve tükenmişliği önleyebilir.Uzun süre yazıp yazdıktan sonra, ellerinizi sadece 30 saniyeliğine esnetmek için bir an ayırın. Hafif esneme hareketleri kan akışını hızlandırır ve zihinsel enerjinizi sıfırlar, işe yenilenmiş bir şekilde dönmenize yardımcı olur. Bu kısa mola sadece fiziksel sağlığınıza fayda sağlamakla kalmaz, aynı zamanda bilişsel işlevi de geliştirir.İster dikkat dağıtıcı şeylerle mücadele ediyor olun ister iş akışınızı hızlandırmanın yollarını arıyor olun, bu hızlı ipuçları üretkenliğinizi artırmanıza yardımcı olacak. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/GUVGS8OajkqKTCk2gtDqvg.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Sat, 08 Feb 2025 20:46:32 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Bir, işe, başlamakta, hiç, zorlandınız, mı, Odaklanma, sorununa, çözüm, beyin, hilesi</media:keywords>
</item>

<item>
<title>Eksikliği hayati tehlike yaratıyor: K vitamini aşısı ne işe yarar? K vitamini eksikliğinde ne olur?</title>
<link>https://karadenizden.com.tr/21260</link>
<guid>https://karadenizden.com.tr/21260</guid>
<description><![CDATA[ İki aylık bir bebek beyin kanaması nedeniyle yoğun bakımda entübe edildi. Bebeğin ailesinin bebeğe doğar doğmaz yapılması gereken, yenidoğan bebeklerde kanamalı hastalıkları önleyen K vitaminini yaptırmadığı ortaya çıktı. Bebeğin kanamasının K vitamini eksikliğinden kaynaklandığı düşünülüyor. Peki, K vitamini aşısı ne işe yarar? K vitamini eksikliğinde ne olur?K vitamini, vücutta kanın pıhtılaşmasına ve kanamanın durmasına yardımcı olan çok önemli bir vitamindir. Anne sütü bebeğiniz için en besleyici besindir, ancak yeterli K vitamini içermez. Anne adayı hamilelik sırasında veya emzirme döneminde daha fazla K vitamini yönünden zengin yiyecekler yerse veya K vitamini takviyesi alsa bile, bebekler yine de yeterli K vitamini almayacaktır. YHH&#039;yi önlemek için tüm dünyada emzirilen veya mama ile beslenen tüm yeni doğanlara K vitamini yapılmasını önerir.Yetişkinler için vücudun sağladığı K vitamininin çoğu, yediğimiz gıdalardan ve bağırsaklarımızdaki sağlıklı bakterilerden gelir. Ancak bebeklerde bu oran yeterli miktarda değildir. Bebekler düşük seviyelerde K vitamini ile doğarlar ve bağırsaklarında kendi başlarına K vitamini üretmek için yeterli bakteri bulunmaz. Yaklaşık 6 aylıkken katı yiyecekler yemeye başlayana kadar, bebekler doğal olarak yeterli miktarda üretilmiş K vitamini alamazlar.Tüm bebekler düşük K vitamini seviyeleri ile doğarlar. Yetersiz olan bu miktar yeni doğan bebeklerin ilk 6 ay boyunca yenidoğan hemorajik (kanama) hastalığı (YHH) riski altında kalmasına sebep olur.1. Yenidoğan BebeklerdeDoğumdan hemen sonra (ilk birkaç saat içinde) uygulanır.Genellikle kas içi (intramüsküler) enjeksiyon olarak bacağın üst kısmına yapılır.2. Özel DurumlardaErken doğan bebekler veya K vitamini eksikliği riski taşıyanlar için ek dozlar gerekebilir.Anne hamilelikte bazı ilaçları kullanıyorsa (örn. antiepileptikler, kan sulandırıcılar), bebeğe doğum sonrası daha dikkatli K vitamini desteği sağlanabilir.3. YetişkinlerdeKanama bozuklukları, karaciğer hastalıkları veya uzun süre antibiyotik kullanımı nedeniyle K vitamini eksikliği olan kişilerde doktor önerisiyle yapılabilir.K vitamini, kanın pıhtılaşmasında önemli bir rol oynar. Eksikliği durumunda vücutta ciddi kanama bozuklukları ortaya çıkabilir. Eğer anne hamilelik sırasında bazı ilaçlar (örn. antiepileptik veya kan sulandırıcılar) kullandıysa, bebekte doğumdan hemen sonra şiddetli kanamalar olabilir.Bebeklerde burun, ağız, bağırsak veya göbek bağı bölgesinde kanamalar ortaya çıkabilir.En tehlikeli durum beyin içi kanamalar olup ciddi nörolojik hasara veya ölüme neden olabilir.K vitamini aşısı, özellikle yenidoğan bebeklere yapılan bir enjeksiyondur ve Kanama Hastalığı (Hemorajik Hastalık) riskini önlemek amacıyla uygulanır.K Vitamini Aşısının Faydaları:Kan pıhtılaşmasını sağlar: K vitamini, vücutta pıhtılaşma faktörlerinin üretimi için gereklidir. Eksikliğinde iç organlarda, beyin içinde veya deri altında ciddi kanamalar görülebilir.Bebeklerde beyin kanaması riskini önler: Yenidoğan bebeklerin bağırsak florası yeterince gelişmemiştir ve anne sütü de düşük miktarda K vitamini içerdiği için, bebekler eksiklik yaşayabilir.Ani ve ciddi kan kaybını engeller: K vitamini eksikliği nedeniyle oluşan kanamalar hayati tehlike yaratabilir. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/v11Yc_ppTUSW-KZX432OYQ.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Sat, 08 Feb 2025 20:46:32 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Eksikliği, hayati, tehlike, yaratıyor:, vitamini, aşısı, işe, yarar, vitamini, eksikliğinde, olur</media:keywords>
</item>

<item>
<title>Yaşadığınız şey stres mi, psikolojik yıkıntı mı?</title>
<link>https://karadenizden.com.tr/21261</link>
<guid>https://karadenizden.com.tr/21261</guid>
<description><![CDATA[ Stres ve psikolojik yıkıntı… İki kavram sıkça karıştırılsa da aslında birbirinden oldukça farklı ruh hallerini ifade eder. Peki, yaşadığınız şey stres mi, psikolojik yıkıntı mı? Klinik Psikolog, Psikoterapist Dr. Yasemin Meriç Kazdal ntv.com.tr okurlarına özel yazdı.Stres ve psikolojik yıkıntı… İki kavram sıkça karıştırılsa da aslında birbirinden oldukça farklı ruh hallerini ifade eder.  Stresi, psikolojik ya da fiziksel iş yükünün arttığı ve bireyin üzerinde yoğun bir baskı hissettiği durumlar olarak tanımlayabiliriz. Genellikle geçicidir ve stresli dönemlerde bu durumun bir gün sona ereceğine dair bir umut vardır. İnsan, o rahat günlerin hayalini kurmaya devam eder.  Ancak psikolojik yıkıntı farklıdır. Bireyin hayata karşı beklentisiz, hayalsiz ve umursamaz bir ruh hali içine girmesine yol açar. Psikolojik yıkıntıya sürüklenen kişiler, yaşadıkları olumsuzlukların değişeceğine dair bir inanç taşımaz. Tükenmiş hissettirir; hayatta sıkışıp kalma duygusunu derinleştirir.  Kısacası, stres altında fazla sorumlulukla sıkışmış gibi hissedersiniz; psikolojik yıkıntı ise, bu sıkışıklığın ardından gelen boşluk hissidir.  PSİKOLOJİK YIKINTI BELİRTİLERİ NELERDİR?  Psikolojik yıkıntı, genellikle ilk olarak bireyin psikolojik sağlığını etkiler ve şu şekilde kendini gösterir:  •Hayata karşı istek ve heves kaybı, •Hayatın yaşamaya değer olmadığı hissi, •Umutsuzluk ve çaresizlik duyguları, •Kendine iyi gelen şeylerden uzaklaşma, •Sosyal ilişkilerde kopukluk ve çatışmalar, •Depresyona sürüklenme.  STRESİN BELİRTİLERİ  Stres ise daha farklı belirtilerle kendini gösterir:  •Enerji kaybı, •Artan kaygı, •Fiziksel rahatsızlıklar (örneğin kalp çarpıntısı ya da mide sorunları), •Aşırı hareketlilik ya da yerinde duramama, •Sürekli bir baskı altında hissetme.  PSİKOLOJİK YIKINTIDAN UZAKLAŞMAK İÇİN NE YAPABİLİRSİNİZ.  Psikolojik yıkıntı ve stres yönetilebilir. Kendinizi bu durumdan uzaklaştırmak için atabileceğiniz adımlar şunlardır:  Stres yönetimi: Öncelikle stres kaynaklarını belirlemek ve azaltmak için harekete geçin.Sınır koymayı öğrenin: İş tanımlarınızın ve sorumluluklarınızın net bir çerçevede olmasına dikkat edin. Kapasitenizi aşan iş yüklerini kabul etmemek önemlidir.Hobilere zaman ayırın: Sosyal aktiviteler, hobiler ve ilgi alanları ruhsal sağlığınızı besler. Bu zamanı sorumluluklarınızla dengelemeye özen gösterin.Sabırlı olun: Aceleci davranmaktan kaçının, her şeyin bir süreç gerektirdiğini unutmayın.Planlı olun: Günlük hayatınızı planlamak, işleri son dakikaya bırakmadan çözmek stresinizi hafifletebilir.Sosyal ilişkilerinizi güçlendirin: Araştırmalar, güçlü sosyal bağların hem ruhsal sağlığa hem de yaşam süresine olumlu etkileri olduğunu gösteriyor. İyi bir dost sohbeti, moralinizi yükseltebilir.Kendinizi harekete geçirin: Tükenmiş hissettiğiniz anlarda küçük adımlarla da olsa harekete geçmek çok önemlidir.  Eğer psikolojik yıkıntı belirtilerini hayatınızda gözlemliyorsanız, yalnız olmadığınızı bilin. Bir uzmandan destek alarak bu duygusal çıkmazdan kurtulabilirsiniz.  Unutmayın, hem stres hem de psikolojik yıkıntı sizin kontrolünüz dışında gelişebilir. Ancak onları yönetmek ve yaşam kalitenizi artırmak sizin elinizde! Kendinize bu iyiliği yapmayı ihmal etmeyin.  ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/djWtM0pfkUu5YorBHs4xWg.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Sat, 08 Feb 2025 20:46:32 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Yaşadığınız, şey, stres, mi, psikolojik, yıkıntı, mı</media:keywords>
</item>

<item>
<title>Sahte raporla ÖTV indirimi ve emeklilik vurgunu: 17 kişi gözaltında</title>
<link>https://karadenizden.com.tr/21256</link>
<guid>https://karadenizden.com.tr/21256</guid>
<description><![CDATA[ Bartın&#039;da 17 kişinin gözaltına alındığı sahte rapor operasyonunun ayrıntıları belli oldu. Şüphelilerin nüfuz sahibi oldukları görünümü vererek usulsüz sağlık raporları ile emeklilik işlemleri gerçekleştirdikleri, sahte sağlık raporları temin ederek ÖTV indiriminden faydalandıkları, işe yerleştirme vaadiyle haksız menfaat sağladıkları tespit edildi.Bartın&#039;da iki gün önce şafak vaktinde Bartın ile Amasra ilçesi ve Zonguldak&#039;ın Çaycuma ilçesinde gerçekleştirilen operasyonlarda gözaltına alınan 17 kişi ile ilgili ayrıntılar ortaya çıkmaya başladı. Bartın Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen soruşturma çerçevesinde gözaltına alınan 17 kişinin kamu ile özel şirketler nezdinde nüfuz sahibi oldukları görünümü vererek, usulsüz sağlık raporları ile emeklilik işlemleri gerçekleştirdikleri, sahte sağlık raporları temin ederek ÖTV indiriminden faydalandıkları, işe yerleştirme vaadiyle haksız menfaat sağladıkları tespit edildi. Soruşturmada gözaltına alınan şüphelilerin &quot;suç işlemek amacıyla örgüt kurma&quot;, &quot;nitelikli dolandırıcılık&quot; ve &quot;resmi belgede sahtecilik&quot; ile suçlandığı öğrenildi.Bartın Emniyet Müdürlüğü Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele Şubesi&#039;nde işlemleri süren zanlıların Bartın Adliyesi&#039;ne sevk edilmeleri bekleniyor. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/4MPUeYnGjkKuW1Kr0KG7SA.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Sat, 08 Feb 2025 20:46:31 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Sahte, raporla, ÖTV, indirimi, emeklilik, vurgunu:, kişi, gözaltında</media:keywords>
</item>

<item>
<title>Kıl dönmesi kâbusu oldu, 9 kez ameliyat geçirdi: 19 yaşındaki genç aylarca yatağa bağlı kaldı</title>
<link>https://karadenizden.com.tr/21257</link>
<guid>https://karadenizden.com.tr/21257</guid>
<description><![CDATA[ Avustralyalı Dylan Conway, küçük bir kıl dönmesiyle başlayan sağlık sorununun hayatını nasıl derinden etkilediğini anlattı. 19 yaşında pilonidal sinüs hastalığına yakalanan Conway, tam 14 ay boyunca yatağa bağlı kalmak zorunda kaldı ve dokuz kez ameliyat masasına yattı. Basit bir rahatsızlık gibi görünen bu durum, onun için yıllarca süren bir kâbusa dönüştü.Pilonidal sinüs, kuyruk sokumunda oluşan küçük bir delik veya tünel olarak tanımlanıyor. Cilt tahrişi ya da deri altına gömülen kıllar nedeniyle ortaya çıkan bu hastalık, enfekte olduğunda şiddetli ağrılara yol açabiliyor. Conway&#039;in yaşadığı durum da tam olarak buydu. Eğitimde olduğu sırada, bir sabah sırtının alt kısmında yoğun bir baskı hissiyle uyandığında, bunun hayatını bu denli değiştireceğini hiç tahmin etmemişti.Zamanla rahatsızlığı şiddetlendi ve ameliyat kaçınılmaz hale geldi. Ancak iyileşme süreci umduğundan çok daha zorlu geçti. Dokuz kez ameliyat olan Conway, bu süreçte 14 ay boyunca yatağa bağımlı hale geldi. Ne yürüyebildi ne de sosyal hayatına devam edebildi.Geçirdiği ameliyatlar sırasında vücudundan büyük doku parçaları çıkarılan Conway, özellikle dördüncü ameliyatından sonra büyük bir şok yaşadı. Sırtındaki yaranın futbol topu büyüklüğünde olduğunu gören genç adam, bunun bile iyileşmesi için yeterli olmadığını öğrenince umutsuzluğa kapıldı. Bir ameliyatın başarısız olması, onun için bir diğerini zorunlu kılıyordu.Bu süreç yalnızca fiziksel değil, psikolojik olarak da onu derinden etkiledi. Conway, umutsuzluğa kapıldığı dönemde kitaplarla yeniden hayata tutundu. Zorlukları aşan insanların hikâyelerini okumak ona ilham verdi ve zamanla kitaplar en büyük motivasyon kaynağı haline geldi.Kitapların gücünü keşfeden Conway, yaşadığı deneyimi başkalarına da ilham kaynağı haline getirmeye karar verdi. 2020 yılında bir yardım kuruluşu kurarak hastanelere ve gazilere özel merkezlere kütüphaneler kurmaya başladı. Projenin amacı, zor zamanlar geçiren insanlara ilham verecek kitaplara erişim sağlamaktı.Son ameliyatında kuyruk sokumunun büyük bir kısmının alındığını belirten Conway, artık fiziksel görüntüsünü önemsemediğini söylüyor. &quot;Önemli olan tekrar yürüyebilmek, dışarı çıkabilmek ve sevdiklerimle vakit geçirebilmek&quot; diyen Conway, yaşadığı zorlu sürecin sonunda tekrar hayata tutunmayı başardı. &quot;Eğer bu hastalıkla bir kez daha karşılaşsam, artık nasıl başa çıkacağımı biliyorum&quot; diyerek yaşadığı mücadeleyi bir umut hikâyesine dönüştürüyor. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/cBz53E8PwEm5pAyzMx_Vng.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Sat, 08 Feb 2025 20:46:31 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Kıl, dönmesi, kâbusu, oldu, kez, ameliyat, geçirdi:, yaşındaki, genç, aylarca, yatağa, bağlı, kaldı</media:keywords>
</item>

<item>
<title>Doktorlar bu belirtiyi önemsemedi, 31 yaşındaki kadın kansermiş: Vücuduna yayıldığını böyle öğrendi</title>
<link>https://karadenizden.com.tr/21258</link>
<guid>https://karadenizden.com.tr/21258</guid>
<description><![CDATA[ 31 yaşındaki üc çocuk annesi Holly Pardue&#039;ya rahim ağzı kanseri teşhisi konuldu. Ancak doktorlar başlangıçta semptomlarını &#039;stres ve hormonlar&#039; olarak nitelendirerek yanıldı. Daha sonra genç kadının aslında rahim ağzı kanseri olduğu ortaya çıktı. Peki, doktorların bile görmezden geldiği bu belirti neydi?31 yaşındaki Holly Pardue, Ocak 2023&#039;te üçüncü çocuğunu dünyaya getirdikten sonra sürekli kanama sorunu yaşamaya başladı. Doğum sonrası bir durum olarak düşünse de, altı hafta boyunca kanamanın devam etmesi üzerine aile hekimine başvurdu. Ancak doktorlar, durumu hormonlara ve strese bağlayarak kendisine sadece doğum kontrol hapı yazdı ve daha iyi uyumasını, yürüyüşe çıkmasını tavsiye etti.Pardue, 2023 yılında yaptırdığı smear testinin temiz çıkmasına rağmen, semptomları konusunda ısrarcı oldu ve tekrar test yaptırdı. Sonunda, doktorlar erken evre rahim ağzı kanseri olabileceğini düşünerek ek tetkikler gerçekleştirdi. Ancak taramalar sonucunda hastalığın sadece rahim ağzında değil, pelvis ve kalça etrafındaki lenf düğümlerine de yayıldığı ortaya çıktı.Pardue, yoğun bir tedavi sürecinden geçti. Altı hafta süren kemoterapinin ardından radyoterapİ gördü. Tedavisi Ekim 2024&#039;te sona erdi ve sonuçların olumlu olup olmadığını Mart ayında öğrenecek.Yaşadığı zorlu süreci anlatan Pardue, &quot;Doktorların bana sadece stres ve hormonlarla açıklama yapmasına inanamadım. Kanamanın bir sebebi olmalıydı ve bunun peşinden gitmek zorundaydım. Bazen doktorlara güvenmek yetmez, kendimize de güvenmeliyiz,&quot; dedi.Ayrıca, benzer semptomlar yaşayan herkesi tarama testlerini ihmal etmemeye çağırdı. Smear testlerinin ve HPV taramalarının rahim ağzı kanserini erken aşamada tespit etmede kritik öneme sahip olduğunu vurguladı.Uzmanlar, rahim ağzı kanserinin erken tespit edilmesi halinde en az beş yıl hayatta kalma oranının %95 olduğunu, ancak hastalık ilerlediğinde bu oranın %15&#039;e düştüğünü belirtiyor.Dikkat edilmesi gereken belirtiler şunlardır:

Alışılmadık renk ve kokuda vajinal akıntı
İlişki sırasında ağrı ve sonrasında kanama
Adet kanama süresi ve şiddetinde artış
Bacak bölgesinde ağrı ve ayaklarda şişlik
Plansız kilo kaybı
Karında, pelvik bölgede ve sırtta ağrı
İştah kaybı
Yorgunluk, halsizlik
Kemik ağrısı ve kırıklar
İdrar yaparken zorlanmaDoktor kontrollerini düzenli olarak yaptırın
HPV aşılarını yaptırın
Sigara ve tütün ürünleri kullanımından uzak durun
Bağışıklık sistemini güçlendirin
Cinsel yolla bulaşabilecek hastalıklara karşı tedbirli olun
Sağlıklı beslenin
Obeziteye karşı önlem alın ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/42kdtNXb6UevU09EiFjvhw.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Sat, 08 Feb 2025 20:46:31 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Doktorlar, belirtiyi, önemsemedi, yaşındaki, kadın, kansermiş:, Vücuduna, yayıldığını, böyle, öğrendi</media:keywords>
</item>

<item>
<title>56 ilaç daha geri ödeme listesine alındı</title>
<link>https://karadenizden.com.tr/21253</link>
<guid>https://karadenizden.com.tr/21253</guid>
<description><![CDATA[ Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Işıkhan, 43&#039;ü yerli üretim olmak üzere 56 ilacın daha Sosyal Güvenlik Kurumu&#039;nun (SGK) geri ödeme listesine alındığını duyurdu.Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Işıkhan, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, SGK&#039;nın geri ödeme listesine alınan ilaçlara ilişkin bilgileri paylaştı.Yapılan düzenlemeyle 43&#039;ü yerli üretim olmak üzere 56 ilacın daha geri ödeme listesine alındığını belirten Işıkhan, ilaçların hastalara şifa olması temennisinde bulunarak, vatandaşlara sağlıklı ömür diledi.Bakan Işıkhan, geri ödeme listesine alınan 56 ilaç içerisinde 3 kanser ilacı, 3 kronik böbrek yetmezliği ilacı, 3 organ naklinde kullanılan ilaç, 2 kan ürünü, 2 alerji aşısı, 2 immün trombositopenik purpura (ITP) ilacı bulunduğunu kaydetti. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/eyyauwYm0kWabQojSOoFaw.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Sat, 08 Feb 2025 20:46:30 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>ilaç, daha, geri, ödeme, listesine, alındı</media:keywords>
</item>

<item>
<title>Klorat nedir, zararları neler? Klorat kullanım alanları</title>
<link>https://karadenizden.com.tr/21254</link>
<guid>https://karadenizden.com.tr/21254</guid>
<description><![CDATA[ Kloratlar, genel olarak klorik asitin tuzu olarak bilinirler. Klorat molekülleri organik bileşikleri kolayca oksitleyeceğinden dolayı kimyasal olarak zararlı bir maddedir. Geçmişte birçok patlayıcı ve havai fişekte kullanılan klorat, günümüzde yerini perklorata bırakmıştır. Peki, klorat zararları neler?Klorat, klor (Cl) içeren bir grup kimyasal bileşiktir ve genellikle klorat tuzları olarak bulunur. Klorat bileşikleri genellikle potasyum klorat (KClO₃), sodyum klorat (NaClO₃) ve amonyum klorat (NH₄ClO₃) gibi bileşiklerdir. Endüstride ve tarımda yaygın olarak kullanılır.   Potasyum klorat, geçmişte kibrit yapımında, piroteknikte (havai fişeklerde) ve patlayıcılarda kullanılmıştır.  Laboratuvar ortamında oksijen kaynağı olarak kullanılabilir.  KLORAT ZARARLARI NELER?  Kloratlar methemoglobinemiye neden olabilir, yani kanda oksijen taşıyan hemoglobin zarar görür ve oksijen eksikliği oluşur.  Yüksek dozda alındığında böbrek ve karaciğer hasarına yol açabilir.  Klorat tozlarını solumak, solunum yollarını tahriş edebilir, öksürük, nefes darlığı ve akciğer hasarı oluşturabilir.  Buharları veya dumanları solunursa zehirlenmeye yol açabilir.  Kloratlar yutulduğunda mide bulantısı, kusma, ishal, karın ağrısı ve iç kanamaya yol açabilir.  Aşırı dozda alındığında ölümcül olabilir.  Deri ile temas ettiğinde tahrişe ve yanıklara neden olabilir.  Göze temas ettiğinde kalıcı hasar ve körlük riski vardır.  Kloratlar su kaynaklarına karıştığında zehirli etki yapabilir, bitkilere ve hayvanlara zarar verebilir.  Kloratlar suda yaşayan organizmalar için öldürücü olabilir.  Balıkların ve diğer su canlılarının oksijen almasını engelleyebilir, toplu ölümlere yol açabilir.  Toprakta uzun süre kalabilir ve tarımsal üretimi olumsuz etkileyebilir. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/xqiS4fXa70elTmUrEfx-7A.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Sat, 08 Feb 2025 20:46:30 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Klorat, nedir, zararları, neler, Klorat, kullanım, alanları</media:keywords>
</item>

<item>
<title>Özel hastaneler yönetmeliği değişti: İşletmeden denetlemeye kadar tüm kurallar yeniden düzenlendi</title>
<link>https://karadenizden.com.tr/21255</link>
<guid>https://karadenizden.com.tr/21255</guid>
<description><![CDATA[ Özel hastaneler yönetmeliği sil baştan yenilendi. Özel hastanelerin işletilmesinden, açılmasından denetimlerine tüm kurallar yeniden düzenlendi. İlgili düzneleme Resmi Gazete&#039;de yayımlandı. Artık sadece kalite standartları değil hastanelerin tıbbi işlemleri de denetlenecek. Özel hastane açmak isteyenlerin yüz kızartıcı suçlar işlememiş olması gerekecek.Özel hastaneler yönetmeliği değiştirilerek Resmi Gazete&#039;de yayımlandı.     Yenidoğan çetesi skandalının ardından özel hastanelerin kuralların, denetimlerinin ve işletmesinin değişmesi bekleniyordu.    Yılda 3 kez yapılan denetimlerde özel hastanlerin sadece kalite standartlarına uygunlukları kontrol edilirken, artık her branş için kurulan komisyon tarafından tıbbi işlemlerin içerikleri de denetime tabi tutulacak.  HASTANELERDE KLİNİKLERİN DEVRİ YASAKLANDI  Özel hastanelerde yataklı servislerin veya klinikler gibi bölümlerin 3. kişilere devri tamamen yasaklandı. Yapılması durumunda hastanenin ruhsatı iptal edilecek.  1219 sayılı Kanun&#039;un 28. maddesinde sayılan suçlar ile cinsel dokunulmazlığa karşı işlenen suçlardan hüküm giymiş kişiler, kamu görevinden yasaklı kişiler ile ortaklık yapısında bu kişilerin bulunduğu tüzel kişiler adına özel hastane açılamayacak.AKREDİTASYON BELGESİ ŞARTI GETİRİLDİ  Bütün özel hastanelerin Türkiye Sağlık Hizmetleri Kalite ve Akreditasyon Enstitüsü tarafından akredite edilmesi zorunlu hale getirildi. Özel hastaneler, ruhsatlandırıldıkları tarihten itibaren en geç 3 yıl içinde Türkiye Sağlık Hizmetleri Kalite ve Akreditasyon Enstitüsünden (TÜSKA) akreditasyon belgesi alacak. Bu belge 3 yıl geçerli olacak ve denetimlerde her yıl bu belge kontrol edilecek.  Akreditasyon belgesi alamayan hastanelerde, hastaların görebileceği şekilde &quot;Bu hastanenin TÜSKA akreditasyon belgesi yoktur&quot; ibareli bilgilendirme tabelası asılacak.HASTA HAKKI İHLALİ YAPILAN BÖLÜM DURDURULACAK&quot;Kötü muamele&quot; gibi hasta hakkı ihlalinin yapıldığı tespit edilen veya hasta sağlığını ve güvenliğini tehlikeye sokan hizmetin gecikmeksizin derhal durdurulmasını gerektiren acil ve telafisi güç durumların tespiti durumunda, bakanlık kararı üzerine hastanenin ilgili birimi veya tamamının faaliyeti durdurulacak.Özel hastaneler için vatandaşlardan memnuniyet bildirimi alınacak.   Artık özel hastaneler 24 saat hizmet verecek kayıtlı nakil ambulansı bulundurmak zorunda.  Yeni yönetmelikle, 27 Mart 2002 tarihli Özel Hastaneler Yönetmeliği yürürlükten kaldırıldı.  Muayenehanesi olan uzman hekimler, eğer muayenehanelerini kapatırsa hastanelerin ruhsatlı çalışan hekim sayısına ek olarak, kadro şartı aranmaksızın özel hastanelerde çalışabilecek.  ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/CFx2VEAOAUWck7vG0Q3wkQ.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Sat, 08 Feb 2025 20:46:30 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Özel, hastaneler, yönetmeliği değişti:, İşletmeden, denetlemeye, kadar, tüm, kurallar, yeniden, düzenlendi</media:keywords>
</item>

<item>
<title>33 yaşındaki kadın bu belirtiyle doktora gitti: Yıkıcı gerçekle yüzleşti; meğer kansermiş</title>
<link>https://karadenizden.com.tr/21250</link>
<guid>https://karadenizden.com.tr/21250</guid>
<description><![CDATA[ 33 yaşındaki Emily Campbell, yaşadığı şişkinlik sorunlarının ciddi bir hastalığın belirtisi olabileceğini hiç tahmin etmemişti. 33 yaşındaki genç kadın, Aralık 2022&#039;de karnının aşırı şiştiğini ve neredeyse yedi aylık hamile gibi görünmeye başladığını fark edince hastaneye gitti ve hayatını değiştiren gerçekle yüzleşti.DailyMail&#039;de yer alan habere göre doktorlar, Campbell&#039;ın gluten intoleransı nedeniyle kabızlık çektiğini ve fazla stresli olduğunu söyledi. Ancak zamanla şişkinlik kötü bir hale gelince ultrason talep etti. Yapılan tetkikler sonucunda pelvik bölgesinde büyük bir kitle olduğu ortaya çıktı.Biyopsi sonucunda ise yıkıcı gerçekle yüzleşti: Yumurtalık kanseri. Bu hastalık genellikle ileri yaştaki kadınlarda sık görülüyordu.Campbell, kitlenin alınması için ameliyata girdi ancak cerrahlar, kanserin kalın bağırsağı ve mesane dahil olmak üzere birçok organa yayıldığını gördüler. Ameliyat sonrası uyandığında, eşi Chris&#039;ten gerçeği öğrendi:&quot;Rahmim, yumurtalıklarım, fallop tüpülerim, serviksim ve apandisitim alınmıştı,&quot; diye anlattı The Mirror&#039;a verdiği röportajda.Bu operasyonun sonucu olarak Campbell, artık çocuk sahibi olamayacağını da öğrendi.Yapılan testler, Campbell&#039;ın hastalığın nadir görülen türüyle mücadele ettiğini ortaya koydu. Bu tür, genellikle 20-40 yaş arası kadınlarda görülse de kemoterapiye iyi yanıt vermeyen bir yapıya sahipti. Bu nedenle Campbell, tedavi seçeneği olarak ameliyatı tercih etti.Campbell, tedavi süreci boyunca her 90 gün içinde kan testleri ve altı ayda bir tarama yaptırdığını belirtti. &quot;Kanser 10 hatta 20 yıl sonra bile geri dönebilir&quot; diyerek hastalığın tekrarlama riskine dikkat çekti. Ayrıca, kadın hormonlarını engellemeyi amaçlayan ve meme kanseri hastaları için geliştirilmiş bir ilacı kullanmaya başladı.Bu süreç, Campbell ve eşi Chris&#039;i yumurtalık kanserine dair farkındalık yaratmaya ve hastalığın nadir türleriyle ilgili araştırmaları desteklemeye yöneltti. Bu amaca hizmet etmek için bir yardım kuruluşu hayata geçirdi. Organizasyon, şu ana kadar 1,5 milyon dolar (yaklaşık 1,2 milyon sterlin) bağış toplayarak araştırmalara katkıda bulundu.Cancer Research UK&#039;ye göre, Birleşik Krallık&#039;ta her yıl 7.500&#039;den fazla kadına yumurtalık kanseri teşhis edilirken, hastalık nedeniyle yılda 4.000 kadın hayatını kaybediyor.Yumurtalık kanserinin belirtileri arasında şişkinlik, karın ağrısı, iştahsızlık, sık idrara çıkma ihtiyacı, hazımsızlık, kabızlık veya ishal, sırt ağrısı, yorgunluk ve açıklanamayan kilo kaybı gibi semptomların bulunduğu belirtiliyor.Erken teşhis hayat kurtarabilir, bu nedenle bu belirtilere sahip olan kadınların vakit kaybetmeden doktora başvurması öneriliyor. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/jqws9x2IKEGiWovLG-MtbQ.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Sat, 08 Feb 2025 20:46:29 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>yaşındaki, kadın, belirtiyle, doktora, gitti:, Yıkıcı, gerçekle, yüzleşti, meğer, kansermiş</media:keywords>
</item>

<item>
<title>Cilt renginiz koyulaşıyor mu? Nedeni bu sağlık sorunu olabilir</title>
<link>https://karadenizden.com.tr/21251</link>
<guid>https://karadenizden.com.tr/21251</guid>
<description><![CDATA[ Bağırsak sağlığı ile cilt görünümü arasında güçlü bir bağlantı vardır. Sağlıklı bir bağırsak cilt sağlığını iyileştirebilir ve cildinizdeki mat görünümü önleyebilir. Besin emilimi, iltihaplanma ve göz altındaki koyu halkalar gibi faktörler sindirim sağlığıyla yakından bağlantılıdır. Probiyotikler ve besinler açısından zengin bir diyet benimsemek hem bağırsak hem de cilt sağlığını iyileştirebilir.Midenizin sadece yiyecekleri parçalamaktan sorumlu olduğuna inanmayın. Bağışıklık sistemimiz ve ruh halimiz, sindirim sistemimizdeki bir dizi bakteri ve diğer mikroorganizmadan etkilenir. Peki cildimizi de etkiliyor mu? Görünüşümüz ile bağırsak hislerimiz arasında bir bağlantı var mı?Ebeveynleriniz gençken sağlıksız atıştırmalıklar yemenin ve aşırı miktarda baharatlı yiyecek tüketmenin sivilcelere veya akneye neden olabileceği konusunda sizi uyarmış olabilir. Gerçek şu ki cildinizin parlak görünümü ve genel ışıltısı güçlü bir bağırsak-cilt bağlantısından etkilenebilir. Bu nedenle, bağırsak sağlığını korumak cilt sağlığını korumak için çok önemlidir.Bağırsak durumu cilt görünümü üzerinde önemli bir etkiye sahiptir. Sonuç olarak, soluk bir cilt sıklıkla gastrointestinal bozuklukların göstergesidir. Vitaminler ve mineraller bağırsakta emilen hayati unsurlar arasındadır. Cildimizin sağlığı tüm bu besinlere bağlıdır. Donuk bir cilt, işlevsiz bir bağırsaktan kaynaklanan besin eksikliklerinin sonucu olabilir.Sağlıksız bir mide birçok cilt rahatsızlığına yol açabilir, ancak aynı zamanda sizi daha yaşlı, yıpranmış ve cansız gösterebilecek bazı hoş olmayan cilt sorunlarına da neden olabilir. İltihaplanma, cansız bir cildin temel nedenlerinden biridir ve zaten bildiğimiz gibi, sindirim sorunlarıyla yakından ilişkilidir. Bu nedenle, donuk bir ciltle sorun yaşıyorsanız bağırsak sağlığınızı daha yakından incelemeniz akıllıca olacaktır.Gözlerinizin altında koyu halkalar varsa, bu sindirim sorunlarına işaret ediyor olabilir. Yapılan bir çalışmada, koyu halkaları olanlarda olmayanlara göre bağırsak iltihabı daha yüksekti. Muhteşem bir cilde ve parlak bir cilde sahip olmak istiyorsanız, cildinize ve cildinize içten dışa bakmak için sağlıklı bir mideye sahip olmalısınız.Bağırsak sağlığınızı geliştirmek için yapabileceğiniz birkaç şey vardır:

Meyve, sebze, lif, antioksidan ve diğer hayati besinler açısından zengin bir diyet tüketin.
Probiyotik tüketin.
Stres seviyenizi düşürün.
Yeterince dinlendiğinizden emin olun.
Alkol tüketimini azaltın.

Bağırsak sağlığınızı ve dolayısıyla cilt sağlığınızı, bağırsak sağlığına uygun bir diyet ve yaşam tarzı benimseyerek geliştirebilirsiniz. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/lpnSpyeA6k216eEUQ0lg7g.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Sat, 08 Feb 2025 20:46:29 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Cilt, renginiz, koyulaşıyor, mu, Nedeni, sağlık, sorunu, olabilir</media:keywords>
</item>

<item>
<title>Sarı serumla gelen ölüm: Başsavcılık soruşturma izni istedi</title>
<link>https://karadenizden.com.tr/21252</link>
<guid>https://karadenizden.com.tr/21252</guid>
<description><![CDATA[ Ayfonkarahisar&#039;da boğaz ağrısı şikayetiyle başvurduğu özel klinikte sarı serum takılan Mehmet Gündoğan, hayatını kaybetmişti. Sorumlular hakkında suç duyurusunda bulunan eşi Songül Gündoğan, serum takıldıktan 20 saat içinde eşinin hayatını kaybettiğini dile getirdi. Başsavcılık, Sağlık Bakanlığı&#039;ndan soruşturma izni istedi.Afyonkarahisar&#039;da yaşayan iki çocuk babası Mehmet Gündoğan, 13 Ocak&#039;ta boğaz ağrısı şikayetiyle özel bir kliniğe gitti. İddiaya göre, burada Mehmet Gündoğan&#039;a damar yolu açılarak, &#039;sarı serum&#039; olarak bilinen serum verilmeye başlandı, Sağlık görevlileri iki farklı serum daha hazırladı. İkinci serumun bitmesine yakın nefes almakta güçlük çeken Gündoğan&#039;ın durumu ağırlaştı. Klinikte görevli doktor ve çalışanların Gündoğan&#039;a müdahalesi yetersiz kaldı.HAYATINI KAYBETTİ  Mehmet Gündoğan, 112 Acil Çağrı Merkezi aracılığıyla çağrılan ambulansla Afyonkarahisar Devlet Hastanesi&#039;ne götürüldü. Yoğun bakıma alınan Gündoğan, 20 saat süren yaşam mücadelesini kaybetti.  Mehmet Gündoğan&#039;ın eşi Songül Gündoğan, avukatı aracılığıyla olayın sorumlusu oldukları gerekçesiyle klinikteki doktor ve görevliler hakkında suç duyurusunda bulundu.&quot;20 SAATTE EŞİMİ KAYBETTİK&quot;  Mehmet Gündoğan&#039;ın eşi Songül Gündoğan, ikinci serum verildiğinde eşinin nefes alamadığını, kalbinin durduğunu söyledi.  Eşinin ambulansla başka bir hastanenin yoğun bakım servisine kaldırıldığını belirten Gündoğan, &quot;Doktor eşimin ciğerlerinin bittiğini ve beynine ödem attığını söyledi. İlk müdahaleyi zamanında yapmadıkları için 20 saatte eşimi kaybettik.&quot; diye konuştu.  BAŞSAVCILIK BAKANLIKTAN SORUŞTURMA İZNİ İSTEDİ  Başsavcılık da Sağlık Bakanlığı&#039;ndan kliniğe ilişkin soruşturma izin talebinde bulundu. Klinikten alınan başka bir sarı serum örneği, incelenmek üzere Adli Tıp Kurumu&#039;na gönderildi. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/82sU7ooREEC8u4dyIgM7iQ.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Sat, 08 Feb 2025 20:46:29 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Sarı, serumla, gelen, ölüm:, Başsavcılık, soruşturma, izni, istedi</media:keywords>
</item>

<item>
<title>Metabolizmayı hızlandıran 10 günlük alışkanlık: Sabahları tüketince toksinleri atıyor</title>
<link>https://karadenizden.com.tr/21249</link>
<guid>https://karadenizden.com.tr/21249</guid>
<description><![CDATA[ Sindirim sisteminizi düzenlemek ve bağırsak sağlığını iyileştirmek için düzgün çalışan bir metabolizmaya ihtiyacınız var. Metabolizmanız yavaş çalışıyorsa günlük alışkanlıklarınızı değiştirerek metabolizmanın düzenli çalışmasına yardımcı olabilirsiniz. Metabolizmayı hızlandıran günlük alışkanlıklar nelerdir?Ilık su yudumlamaktan en sevdiğimiz şarkılarla dans etmeye kadar, metabolizmamızı hızlandırabilecek ve bağırsaklarımızı mutlu edebilecek 10 eğlenceli ve etkili alışkanlığa bir göz atın.Ilık limonlu su toksinleri atmaya, sindirimi başlatmaya ve hatta besinlerin emilimine yardımcı olur. Bu nedenle güne bir bardak ılık limonlu su ile başlamak metabolizmanın harekete geçmesine yardımcı olabilir.Saatlerce spor salonuna gitmenize gerek yok. Merdiven çıkmak, iş çağrıları arasında esnemek veya hatta yemek pişirirken dans etmek gibi basit aktiviteler metabolizmanızı aktif tutabilir ve bağırsak hareketliliğini artırabilir. Her küçük hareket önemlidir.Çok hızlı yemek şişkinliğe ve hazımsızlığa yol açabilirken, iyice çiğnemek bağırsaklarınıza sindirim enzimlerini serbest bırakması için sinyal verir ve metabolizmanızın yiyecekleri daha verimli bir şekilde işlemesine yardımcı olur.Yeşil çay, zencefil çayı veya hatta bir fincan ılık zerdeçal sütü metabolizmanız ve bağırsak sağlığınız için harikalar yaratabilir. Bu içecekler sindirimi ve yağ yakımını destekleyen antioksidanlar ve iltihap önleyici bileşikler içerir.Probiyotikleri (lor ve turşu gibi) dost bağırsak bakterileri olarak düşünün, prebiyotikleri (muz, sarımsak ve yulaf gibi) ise onları canlı tutan besinlerdir. Dengeli bir bağırsak mikrobiyomu daha iyi sindirime ve uyumayan bir metabolizmaya yol açar!Lif, bağırsaklarınızın en iyi dostudur. Sindirimi pürüzsüz tutar, şişkinliği azaltır ve hatta kan şekerini düzenlemeye yardımcı olur. Tam tahıllar, fasulyeler, meyveler ve sebzelerin hepsi harika lif kaynaklarıdır. Günde en az 25-30 gram hedefleyin.Squat, lunge  gibi basit vücut ağırlığı egzersizleri kas inşa etmeye yardımcı olur ve bu da dinlenme metabolizmasını artırır. Daha güçlü bir vücut daha fazla kalori yakar.Kötü uyku metabolizmayı yavaşlatır ve açlık hormonlarını bozarak sağlıksız yiyecekler istemenize neden olur. Bağırsaklarınızın ve metabolizmanızın en iyi şekilde çalışmasını sağlamak için 7-9 saat kaliteli uyku hedefleyin.Yemeklerinize acı biber, karabiber veya zencefil ile biraz ısı katın. Bu baharatlar metabolizma hızınızı geçici olarak artırırken sindirimi de iyileştiren bileşikler içerir.Evet, gülmek kalori yakar! Ama daha da önemlisi, stres bağırsak sağlığını bozar ve metabolizmayı yavaşlatır. Meditasyon, derin nefes alma veya hatta bir komedi şovu izleme gibi aktiviteler stresi yönetmenize ve bağırsaklarınızın dengesini korumanıza yardımcı olabilir.Bu makale sadece genel bilgi verme amacıyla yazılmıştır ve doktor tavsiyesi olarak ele alınmaması gerekir. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/O7PhJQf-w0uvuaiLQiDOkg.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Sat, 08 Feb 2025 20:46:28 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Metabolizmayı, hızlandıran, günlük, alışkanlık:, Sabahları, tüketince, toksinleri, atıyor</media:keywords>
</item>

<item>
<title>1 avuç kabak çekirdeği yiyince ne olur? 5 etkisini çok az kişi biliyor</title>
<link>https://karadenizden.com.tr/21248</link>
<guid>https://karadenizden.com.tr/21248</guid>
<description><![CDATA[ Kabak çekirdekleri, küçük boyutlarına rağmen sayısız sağlık faydası sunar. Kabak çekirdekleri sadece çıtır bir atıştırmalıktan daha fazlasıdır. Bu inanılmaz faydaları elde etmek için günde sadece bir yemek kaşığı yeterlidir. Peki, 1 avuç kabak çekirdeği yiyince vücudunuzda ne olur?Kabak çekirdekleri küçük olabilir, ancak sağlık yararları söz konusu olduğunda çok etkilidir. Bu çıtır çekirdeklerden günlük sadece bir yemek kaşığı tüketmek vücudunuz için harikalar yaratabilir.
Temel besinler açısından zengindir ve kalp sağlığından beyin fonksiyonlarına kadar her şeyi iyileştirebilir. Diyetinize güçlü bir katkı arıyorsanız, işte her gün bir yemek kaşığı kabak çekirdeği yemeye başlamanız için nedenler.Kabak çekirdekleri, kan basıncını düzenlemeye ve kalbinizin düzgün çalışmasını sağlamaya yardımcı olan magnezyumla doludur. Ayrıca kötü kolesterolü (LDL) azaltan ve iyi kolesterolü (HDL) artıran antioksidanlar ve sağlıklı yağlar içerir. Bu, daha düşük kalp hastalığı riski ve daha iyi genel kardiyovasküler sağlık anlamına gelir.İyi bir gece uykusu almakta zorlanıyor musunuz? Kabak çekirdeği, vücudunuzun doğal uyku hormonları olan serotonin ve melatonin üretmeye yardımcı olan bir amino asit olan triptofan içerir.
Yatmadan önce bir çorba kaşığı yemek, dinlendirici bir uykuyu teşvik edebilir ve uyku döngünüzü düzenlemenize yardımcı olabilir. Ayrıca, magnezyum içeriği kaslarınızı ve sinirlerinizi daha da rahatlatarak geceleri gevşemenizi kolaylaştırır.Beyniniz kabak çekirdeğini sever! Bu küçük süper besinler, bilişsel işlevi ve hafızayı destekleyen çinko, magnezyum ve antioksidanlarla doludur. Özellikle çinko, sinir sinyalizasyonunda ve beyin gelişiminde önemli bir rol oynar. 2024&#039;te yapılan bir araştırmaya göre, düzenli tüketim odaklanmayı ve konsantrasyonu iyileştirmeye yardımcı olabilir ve hatta Alzheimer gibi nörodejeneratif hastalık riskini azaltabilir.Bağışıklık sisteminizi güçlendirmek mi istiyorsunuz? Kabak çekirdeği, bağışıklık tepkisini iyileştiren ve enfeksiyonlara karşı koruyan iki temel besin olan çinko ve E vitamini açısından zengindir. Çinko yara iyileşmesine ve soğuk algınlığıyla savaşmaya yardımcı olurken, E vitamini antioksidan görevi görerek iltihabı azaltır ve bağışıklık sisteminizi güçlü tutar.İyi sindirim genel sağlığın temelidir ve kabak çekirdeği mutlu bir bağırsağı destekleyebilir. Sindirime yardımcı olan, kabızlığı önleyen ve dengeli bir bağırsak mikrobiyomunu destekleyen lif içerirler.Mart 2024&#039;te yapılan bir araştırmaya göre, kabak çekirdeği zararlı bağırsak bakterilerini ortadan kaldırmaya ve sindirim sisteminizi en iyi durumda tutmaya yardımcı olabilecek doğal antiparaziter özelliklere sahiptir.Bu makale sadece genel bilgi verme amacıyla yazılmıştır ve doktor tavsiyesi olarak ele alınmaması gerekir. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/StB6KkZ9wU2YELQGb273sg.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Sat, 08 Feb 2025 20:46:27 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>avuç, kabak, çekirdeği, yiyince, olur, etkisini, çok, kişi, biliyor</media:keywords>
</item>

<item>
<title>Hassas ciltler için nazik dokunuşlar</title>
<link>https://karadenizden.com.tr/21247</link>
<guid>https://karadenizden.com.tr/21247</guid>
<description><![CDATA[ Hassas bir cilde sahip olmak, bazen camdan bir tenle yaşamak gibidir. Biraz rüzgâr, sert bir kozmetik ürünü ya da yanlış bir sabun, cildinizin kızarmasına, pul pul dökülmesine ve tahriş olmasına sebep olabilir. Peki, hassas ciltler için en doğru bakım nasıl olmalı? ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/REI7H3QbOUGpWVf469NtzQ.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Sat, 08 Feb 2025 20:46:26 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Hassas, ciltler, için, nazik, dokunuşlar</media:keywords>
</item>

<item>
<title>Erken uyanmanıza yardımcı 5 gece alışkanlığı: Güne daha dinamik başlamak zor değil</title>
<link>https://karadenizden.com.tr/21246</link>
<guid>https://karadenizden.com.tr/21246</guid>
<description><![CDATA[ Vücut sağlığınız için düzenli uyku şart. Gece uykuya dalmakta güçlük çekiyor ya da geç saatlere kadar uyanık kalıyorsanız sabah uyandığınızda daha yorgun hissedersiniz. Peki, erken uyanmak için ne yapabilirsiniz?Uyku düzeni, vücudunuzun genel sağlığı için önemlidir. Çünkü uykusuzluk sandığınızdan daha ciddi sağlık sorunlarına zemin hazırlayabilir. Bu nedenle erken uyumak ve sabah erken uyanmak vücudunuzu zinde tutmanın en kolay yollarından biridir.İşte erken uyanmanıza yardımcı olabilecek alışkanlıklarZihninizi sakinleştirmekte zorluk çekiyorsanız, sizi topraklamaya yardımcı olabilecek birçok uyku getirici ve sakinleştirici çay ve içecek vardır. Papatya çayının rahatlamanıza yardımcı olduğu kanıtlanmıştır ve uyku getirici etkisi nedeniyle sadece sabahın erken saatlerinde tüketilmesi önerilir.Okul günlerinde okumanın sizi sınıfta nasıl uykulu yaptığını hatırlıyor musunuz? Bu teknik, yatmadan önce yapılırsa iyi uyumanıza yardımcı olabilir. Yatakta kitap okumamakla karşılaştırıldığında, uyumadan önce yatakta kitap okumak uyku kalitenizi artırır.Derin uykudayken alarmınızı kapatıyorsanız ve uyandığınızda pişman oluyorsanız, bu ipucu tam size göre.
Yataktayken kapatmanızı veya ertelemenizi önlemek için, alarm cihazınızı (akıllı telefonunuz veya çalar saatiniz olabilir) sizden birkaç adım uzakta tutun.
Alarmınızı, kapatmadan önce ayaklarınızı yere koyup almaya gitmeniz gerekecek şekilde uzağa koymayı alışkanlık haline getirin. Bu, çevrenizin biraz daha fazla farkına varmanıza ve kolayca tekrar uyumanıza izin vermeyecektir.Kafein, yatmadan altı saat önce tüketilse bile uykunuzu etkileyebilir. Aynı şekilde, yatmadan önceki saatlerde alkol içmenin uykuyu bozduğu gösterilmiştir.
Sabahları uyuşuk hissetmek ve erteleme düğmesini kullanmak, uyku bozukluğunun belirtileridir.
Bu faktörler, en azından yataktan çıkmayı kolaylaştırmaya çalıştığınız akşamları alkol ve kafeinden uzak durmayı veya en aza indirmeyi ideal hale getirir. Bunu yapmaya devam etmeye karar verirseniz, kafein aldığınız zamanı düşünün.
National Library of Medicine&#039;in bir araştırması, kafein alımını saat 14:00&#039;ten önce sınırlamanın, Daha geç uyuyup uyanan katılımcıların uyku düzenlerini daha erken değiştirmelerine yardımcı oldu.Hepimiz sosyal medyada çok fazla zaman geçirmekten suçluyuz. Gece ritüelinizden birkaç saat önce mavi ışığa ve bildirimlere maruz kalmanızı sınırlamaya çalışın. Aşırı miktarda yapay ışık melatonin üretimini azaltabilir. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/dnq9Y_rmRUOXU9uJAejeEQ.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Sat, 08 Feb 2025 20:46:25 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Erken, uyanmanıza, yardımcı, gece, alışkanlığı:, Güne, daha, dinamik, başlamak, zor, değil</media:keywords>
</item>

<item>
<title>Uzmanlar uyarıyor: Bebek için hayati! Topuk kanı nedir? Bebeklerde topuk kanı neden alınır?</title>
<link>https://karadenizden.com.tr/21245</link>
<guid>https://karadenizden.com.tr/21245</guid>
<description><![CDATA[ Adana’da dünyaya gelen M.T&#039;nin ailesi, topuk kanı alımına karşı çıktı. Aile, topuk kanı alınan bebeklerin enfeksiyon kapma riski taşıdığına inanarak bu uygulamaya izin vermedi. Ancak, İstanbul Tabip Odası Başkanı ve çocuk hastalıkları uzmanı Dr. Osman Küçükosmanoğlu, topuk kanı alınmasının, yeni doğan bebeklerde belirli hastalıkların tespit edilmesi ve engellenmesi açısından son derece önemli olduğunu vurguladı. Peki, topuk kanı nedir? Bebeklerde topuk kanı neden alınır?Bebeklerde topuk kanı, genellikle topuk kanı testi veya topuk testi olarak bilinen, doğumdan sonraki ilk günlerde yapılan bir tarama testidir. Bu test, bebeğin bazı genetik hastalıklar ve metabolik bozukluklar açısından taranmasını sağlar.Topuk kanı testi, bebek doğduktan sonra yaklaşık 48-72 saat içinde yapılır ve genellikle bir sağlık profesyoneli tarafından bebeğin topuk kısmından alınan birkaç damla kanla gerçekleştirilir. Alınan bu kan, çeşitli hastalıkların erken teşhis edilmesine yardımcı olur.Doğan her bebeğin Fenilketonüri, Konjenital Hipotiroidi, Kistik Fibrozis, Biyotinidaz Eksikliği, Konjenital Adrenal Hiperplazisi yönünden taranması önemlidir. Ayrıca alınan aynı kan ile 09 Mayıs 2022 tarihi itibariyle Spinal Müsküler Atrofi (SMA) taraması da yapılmaktadır. Yapılan bu taramalar sayesinde, bu hastalıklar nedeniyle oluşabilecek, geri dönüşümü olmayan hasarlar engellenebilmekte veya etkileri azaltılabilmektedir. Bebeğinizde bu hastalıkların olup olmadığının araştırılması için topuk kanı örneğinin alınması gerekmektedir.Türkiye&#039;de tarama için yenidoğan bebeklerden 2-3 gün içinde ve ilk hafta içinde olmak üzere iki kez topuk kanı alınıyor. Bebeğin topuğundan alınan kan örneği, il sağlık müdürlüklerince Sağlık Bakanlığı tarama laboratuvarlarına gönderiliyor. Test sonuçlarında bir bulguya rastlanırsa ailelere ulaşılıyor. Program kapsamında 6 genetik hastalığın taraması yapılıyor.- Erken dönemde tedavi edilmediğinde kalıcı beyin hasarı, zeka geriliği, gelişme geriliğine neden olan fenilketonüri (FKU)- Zihinsel yetersizliğe yol açan konjenital hipotiroidi (KHT)- İşitme kaybı, nörolojik bozukluklar gibi komplikasyonlarla seyreden biyotinidaz eksikliği (BE)- Akciğerler ve sindirim sistemini etkileyen kistik fibrozis (KF)- Hormon bozukluğu olan konjenital adrenal hiperplazi (KAH)- Kalıtsal ve ilerleyici kas hastalığı olan spinal musküler atrofinin (SMA)Topuk kanı sonuçları ile ilgili size geri dönülmüyorsa, bebeğinizin tarama testlerinde herhangi bir sorun saptanmamıştır. Sadece laboratuvar sonucuna göre tekrar topuk kanı örneği alınması gereken ya da sevk edilmesi gereken bebeklerin ailelerine ulaşılmakta ve kendilerine bilgi verilmektedir.Size ulaşılabilmesi için, ikamet adresinizi ve telefon bilgilerinizi doğru beyan etmeniz büyük önem taşımaktadır. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/JqXoC_E1p0aMeU5tUiceKg.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Sat, 08 Feb 2025 20:46:24 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Uzmanlar, uyarıyor:, Bebek, için, hayati, Topuk, kanı, nedir, Bebeklerde, topuk, kanı, neden, alınır</media:keywords>
</item>

<item>
<title>En çok 9 ilde yetişiyor, kebabı da yapılıyor: Damak çatlatan lezzeti çok az kişi biliyor</title>
<link>https://karadenizden.com.tr/21244</link>
<guid>https://karadenizden.com.tr/21244</guid>
<description><![CDATA[ Anadolu&#039;nun önemli bölümünde üretilen şeker pancarında hasadın sonuna yaklaşılırken, kırsalda birçok evden eşsiz lezzet &quot;pancar kebabı&quot;nın kokusu yayılıyor.Türkiye&#039;de şeker üretiminin önemli bölümünün karşılandığı pancarda hasat çoğu bölgede sonlanırken, bazı yerlerde az da olsa devam ediyor.Bitkisel Üretim İstatistikleri&#039;ne göre bu yıl 23 milyon ton şeker pancarı rekoltesi bekleniyor. Konya, Kayseri, Eskişehir, Afyonkarahisar, Balıkesir, Uşak, Yozgat, Kars, Kastamonu gibi çok sayıda ilde yetiştirilen ve fabrikalarda şekere dönüştürülen pancarın kırsalda kebabı da yapılıyor.Birçok kişinin nasıl yapıldığını ve damak çatlatan lezzetini bilmediği pancar kebabı, eşsiz lezzeti ve besleyici özellikleriyle dikkati çekiyor. Hasadın sonuna gelindiği bugünlerde özellikle kırsal kesimlerde birçok evden pancar kebabının kokusu yayılıyor. Pancarın haşlaması da tüketiliyor.Şeker pancarı önce üzerindeki toprak ve çamurdan güzelce yıkanarak arındırılıyor. Yanmaz fırın kağıdına ve ardından folyoya sarılan pancar, evlerde kuzine sobanın fırın kısmına atılıyor. Burada 5-6 saat pişirilen şeker pancarı, kebap haline geliyor.Kabuğu temizlenen pancar dilimlenip servis ediliyor. Pancar kebabı, eşsiz lezzete sahip olduğundan yanına üzerine bir şey eklemeden tüketiliyor. Bazı yerlerde pancarı ekmek ya da pide fırınlarına bırakılırken, birçok evde büyük kazanlarda haşlaması yapılıp dilimlenip tüketiliyor.Lif açısından zengin olan ve bazı diyetisyenlerce sağlıklı yaşam için tüketilmesi gereken gıdalar arasında gösterilen şeker pancarı, tansiyon düşürücü etkisiyle öne çıkıyor. Sinir hücrelerine direk etki yaptığından sakinleştirici etkisi bulunan şeker pancarı, kolesterolü düşürmede yardımcı oluyor. Kansızlığı gidermede de yararlı olduğu aktarılan şeker pancarı ayrıca böbreklerin sağlıklı çalışmasına katkı sunuyor, kan basıncını düşürülmesinde önemli rol oynuyor. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/-Oe8iI4X3UCZPwPXgiAwtQ.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Sat, 08 Feb 2025 20:46:23 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>çok, ilde, yetişiyor, kebabı, yapılıyor:, Damak, çatlatan, lezzeti, çok, kişi, biliyor</media:keywords>
</item>

<item>
<title>Uzun boylu kişilerde kanser riski yüksek mi? Belirtilere dikkat edin</title>
<link>https://karadenizden.com.tr/21243</link>
<guid>https://karadenizden.com.tr/21243</guid>
<description><![CDATA[ Boyun, genetik ve aşırı beslenme gibi faktörler nedeniyle pankreas, rahim ve meme kanseri gibi belirli kanser türlerinin artan riskiyle ilişkilendiriliyor. Uzun boylu kişiler metabolik olarak fayda sağlar ancak daha yüksek kanser riskleriyle karşı karşıya kalabilirler. Erken teşhis ve sağlıklı bir yaşam tarzı bu riskleri azaltmak için çok önemlidir. Düzenli taramalar ve dikkat sağlık sonuçlarını iyileştirebilir. Uzun boylu insanlar kansere daha mı yatkındır? İşte yanıtı.Uzun boylu kişilerde hem kardiyovasküler hastalıklar hem de diyabet görülme sıklığı daha düşük olsa da bazı kanser türlerine yakalanma sıklığı da daha yüksektir.Boy ve kanser arasındaki bu ilişki sadece tesadüfi değildir; genetik, beslenme ve gelişimin bir karışımıyla şekillenmiştir. Bu ilişkiyi anlayarak ve erken teşhis uygulamasını sağlayarak uzun boylu insanlar genel olarak sağlıkları konusunda daha önleyici olabilirler.Dünya Kanser Araştırma Fonu&#039;ndan alınan bir rapora göre, boyun aşağıdaki kanserlerin yüksek riskiyle ilişkili olduğuna dair güçlü kanıtlar bulunmaktadır:

Pankreas kanseri
Kalın bağırsak kanseri
Rahim (endometriyal) kanseri
Yumurtalık kanseri
Prostat kanseri
Böbrek kanseri
Cilt kanseri (melanom)
Meme kanseri (hem menopoz öncesi hem de menopoz sonrası)17 kanser türü üzerinde yapılan yakın tarihli bir çalışma şaşırtıcı bir bağlantı ortaya koydu: ne kadar uzunsanız, kanser riskiniz o kadar yüksek. Bu bağlantının ardındaki kesin nedenler henüz belirsiz olsa da, araştırmalar boyun özellikle hızlı büyüme dönemlerinde aşırı beslenmenin bir göstergesi olabileceğini öne sürüyor.Boy, genetik, diyet ve çocukluk dönemindeki sağlık durumu gibi birden fazla değişkenden etkilenir. Kanıtlar, aşırı beslenmenin (genellikle aşırı miktarda hayvansal protein içeren çok yüksek kalorili bir diyeti ifade eder) insülin benzeri büyüme faktörü (IGF) kaskadları gibi büyüme düzenleyici sistemleri aşırı aktive edebileceğini göstermektedir.Gelişmiş İnsülin Duyarlılığı: Daha uzun boylu kişilerde karaciğerde daha az yağ olma eğilimi vardır, bu da onları insüline karşı daha duyarlı hale getirir ve böylece diyabet ve kardiyovasküler hastalık riskini azaltır.Artan Kanser Riski: Hücre gelişimini ve onarımını uyaran aynı büyüme yolları, meme kanseri, kolon kanseri ve melanom gibi kanserlerde görülen kontrolsüz hücre büyümesine de katkıda bulunabilir.
Uzun boylu olmak, karaciğerde yağ birikiminin azalması gibi metabolik avantajlara atfedilebilse de, bunun karşılığında büyümeyle ilgili sinyallerin sürekli aktivasyonu nedeniyle belirli kanserler için yüksek risk söz konusu olabilir.Boy kendi başına kanser nedeni değildir, ancak daha uzun boylu kişilerde artan hücreler otomatik olarak kansere neden olan mutasyonların olasılığını artırır. Kansere işaret edebilecek erken belirti ve belirtilere dikkat etmek önemlidir, örneğin

Ani, istemsiz kilo kaybı
Sürekli Yorgunluk
Ciltte veya Benlerde Değişiklikler
Anormal Kanama
Kronik AğrıKanser tedavileri tümör türüne ve evresine göre farklılık gösterir ancak genellikle şunlardan oluşur:Genellikle kanserli dokuları çıkarmak için ilk tedavi yöntemidir.Hızla bölünen kanser hücrelerini (tk) seçici olarak öldürmek için ilaçlar kullanılır.Kanser hücrelerini yok etmek için yüksek enerjili ışınlar kullanır.Kanseri lokalize eden ve ona saldıran vücudun bağışıklığını artırır.Kanser büyümesinde rol oynayan belirli moleküllere odaklanır.Uzun boylu bireyler için erken teşhis çok önemlidir. Kolon, meme ve melanom gibi daha yüksek insidans oranlarına sahip kanserler için düzenli taramalar sonuçları önemli ölçüde iyileştirebilir.Boy değiştirilemez bir faktör olsa da, daha sağlıklı bir yaşam tarzı benimseyerek riskleri dengeleyebiliriz

İşlenmiş gıdalardan düşük dengeli bir diyet uygulayın
Sigara ve aşırı alkol tüketiminden kaçının
Genel sağlığı desteklemek için fiziksel olarak aktif kalın
Özellikle risk altındaysanız, düzenli olarak kanser taraması yapın
Boy birçok yönden bir nimet olabilir, ancak potansiyel sağlık etkilerini anlamak, bireyleri proaktif adımlar atmaya teşvik edebilir. Bilgili ve uyanık kalarak, sağlıklarını ve güvenliklerini korurken boylarıyla gurur duyabilirler.Daha önceki bazı araştırmalar da boy ve kanser riski arasında bir ilişki kurmuştu, ancak bu ilişkinin nedeni açıklanamadı.Stockholm&#039;deki Karolinska Enstitüsü&#039;nden uzmanlar 50 yıldan uzun süre çok sayıda İsveçli yetişkini takip etti.Buna göre uzun boylu kadınlarda meme kanseri riski yüzde 20 artarken, deri kanseri riski hem uzun boylu erkek, hem de kadınlarda yüzde 30 yükseliyor.Araştırma ekibinden Dr. Emelie Benyi sonuçların risk faktörlerinin tespit edilmesine yardımcı olup, yeni tedavilerin gelişmesini beraberinde getirebileceğini söyledi.Ancak Benyi &quot;Kanser birçok faktörden kaynaklanabildiğinden, araştırmamızın sonuçlarının bireysel vakalara nasıl bir etkisi olacağını tahmin etmek zor&quot; diye ekledi.Uzun boylu olmak ve kanser arasındaki ilişkinin nedeni kesin olarak bilinmese de, uzmanlar bazı muhtemel açıklamalardan bahsediyor.Bilim insanları uzun boyluların kans ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/jiJs1AbAD0q3xv3WvtPteg.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Sat, 08 Feb 2025 20:46:22 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Uzun, boylu, kişilerde, kanser, riski, yüksek, mi, Belirtilere, dikkat, edin</media:keywords>
</item>

<item>
<title>Kışın talep yağıyor, fiyatı 280 lirayı buluyor: Ona &amp;quot;doğal vitamin&amp;quot; diyorlar</title>
<link>https://karadenizden.com.tr/21242</link>
<guid>https://karadenizden.com.tr/21242</guid>
<description><![CDATA[ Sert ve keskin bir aroması olan çörekotu yağı ve çörek otu; vücuda olan faydalarıyla dikkat çekiyor. Kış mevsimi geldiğinde çörekotu yağına talep artıyor. Genellikle gripten korunmak isteyenlerin tercihi oluyor. Soğuk havalarda gripten korunmak isteyenle soluğu aktarda alıyor.Eskişehir&#039;de çörekotu yağı üreticiliği yapan Selim Yalçıner, kışın gelmesi ile birlikte vatandaşların gripten korunmak için çörekotu yağına yöneldiğini belirtti.Çörekotu yağı, kış mevsiminin gelmesi ile popülerliğini arttırdı. Sert ve keskin bir aroması olan çörekotu yağı ve çörek otu; şifalı etkileriyle dikkat çekerek, vatandaşların gözde baharatlarından olmaya devam ediyor.Kışın gripten korunmak isteyen vatandaşlar bağışıklığını güçlendirmek için çörekotu yağı almayı tercih ediyor.Çörekotu yağı üreticisi Selim Yalçıner satışlarının oldukça iyi gittiğini vurgulayarak, “Vatandaşlar çörekotunu doğal vitamin olduğu için tercih ediyor. Satışlarım güzel gidiyor. Özellikle kışın bağışıklık güçlendirici doğal şifa yöntemleri arıyorlar ve bu yağa başvuruyorlar.Çörekotu yağının tadı ne kadar acı olursa o kadar faydalı oluyor. Çörekotunu dükkânımızda müşterilerin gözlerinin önünde çekiyoruz. Müşteriler de izlemeyi seviyor. Dükkân hep kalabalık oluyor diyebilirim. Fiyatlar ise 150 ila 280 lira arasında değişiyor.” dedi. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/z17z_Pvwo06mdqEMetRlHw.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Sat, 08 Feb 2025 20:46:21 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Kışın, talep, yağıyor, fiyatı, 280, lirayı, buluyor:, Ona, doğal, vitamin, diyorlar</media:keywords>
</item>

<item>
<title>8 yaşındaki çocuk kör oldu, nedeni şaşırttı: Meğer her gün bu besinleri yiyormuş</title>
<link>https://karadenizden.com.tr/21241</link>
<guid>https://karadenizden.com.tr/21241</guid>
<description><![CDATA[ Malezya’da sekiz yaşındaki bir çocuk, aşırı seçici beslenme alışkanlıkları nedeniyle A vitamini eksikliğine bağlı olarak kalıcı körlük yaşadı.Bebekliğinden itibaren sadece tavuk nugget, sosis ve bisküviyle beslenen çocuğun, optik sinir sağlığı için hayati öneme sahip A vitamininden ciddi şekilde yoksun olduğu belirtildi.The Sun&#039;da yer alan habere göre; kâbus ikinci sınıf öğrencisinin ders sırasında “Öğretmenim, neden hiçbir şey göremiyorum?” diye bağırmasıyla başladı. Ailesi tarafından onaylanan raporlar, şiddetli A vitamini eksikliği tanısı konuldu.Uzmanlara göre A vitamini, gözde düşük ışıkta kalmayı sağlayan rodopsin adlı proteinin üretimi için gereklidir. Eksiklik durumunda optik nöropati gelişebilir; bu da optik sinirin zayıflamasına ve ağrısız görme kaybına yol açabilir. Hastalık erken teşhis edilirse, diyet takviyeleriyle tedavi edilebilir. Ancak tedavi edilmediğinde kalıcı optik sinir hasarına neden olabilir.Bu tür beslenme bozuklukları, ARFID (Kaçınmacı Kısıtlayıcı Gıda Alımı Bozukluğu) olarak bilinen bir yeme bozukluğu ile bağlantılıdır. ARFID&#039;li çocuklar aşırı seçici yiyiciler olup, belirlileri reddedebilirler ve yetersiz beslenmeye bağlı gıdaya bağlı sağlık sorunları yaşayabilirler.Benzer vakalar İngiltere ve ABD&#039;de de görüldü. İngiltere&#039;de, yalnızca patates kızartması ve su tüketen otizmli bir çocukta A vitamini eksikliği tespit edildi. 2019 yılında sadece cips ve çikolata yiyen 18 yaşındaki Harvey Dyer, görme kaybı yaşadı. Yapılan testlerde vitamin ve minerallerin tehlikeli derecede düşük olduğu belirlendi.Uzmanlar, özellikle çocukların sağlıklı ve düzenli bir beslenme düzenine sahip olması gerektiğini vurgulayarak, ebeveynlerine beslenme konusunda daha dikkatli olmalarında mevcut. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/y8C8abg3eEGVOwBKjQQZ_g.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Sat, 08 Feb 2025 20:46:20 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>yaşındaki, çocuk, kör, oldu, nedeni, şaşırttı:, Meğer, her, gün, besinleri, yiyormuş</media:keywords>
</item>

<item>
<title>1 günde 2 yumurta yerseniz vücudunuzda neler olacağını biliyor musunuz?</title>
<link>https://karadenizden.com.tr/21240</link>
<guid>https://karadenizden.com.tr/21240</guid>
<description><![CDATA[ Kahvaltıda en sık tercih edilen besinler biri yumurta. Güçlü protein kaynaklarından olan yumurta son derece besleyicidir. Peki, her gün 2 yumurta yemek protein ihtiyacını karşılar mı?Kahvaltıda iki yumurta sağlam bir protein temeli sağlar ancak çoğu yetişkinin, özellikle de yüksek aktivite seviyelerine sahip olanların günlük protein ihtiyacını karşılamayabilir. Yumurtalar besleyicidir ancak optimum beslenmeyi sağlamak için yoğurt baklagiller ve kuruyemişler gibi diğer protein açısından zengin yiyeceklerle eşleştirilmelidir. Sağlık sorunları olan kişiler yumurta tüketimi konusunda tıbbi tavsiye almalıdır.Protein, kas onarımı, bağışıklık fonksiyonu, enzim üretimi ve genel vücut sağlığı için gerekli olan temel bir makro besindir. Birçok kişi zengin besin profili nedeniyle birincil protein kaynağı olarak yumurtalara güvenir. Sabahları 2 yumurta yemenin protein ihtiyacını karşıladığına inanılır. Peki, her gün İki yumurta bir yetişkinin günlük protein ihtiyacını karşılamak için yeterli midir?Yumurtalar, insan vücudu tarafından kullanılabilen dokuz temel amino asidin tamamını içerdiği için kaliteli proteinin zengin bir kaynağıdır. Yumurtalarda bulunan diğer temel besinler arasında beyin fonksiyonları, metabolizma ve genel sağlık üzerinde önemli bir etkiye sahip olan B12 vitamini, riboflavin, selenyum ve kolin bulunur. Yumurtalarda sağlıklı yağlar ve sadece orta düzeyde kalori bulunur.Yumurtaların temel protein kaynağı olarak alınması, lif eksikliğinin yanı sıra çeşitli besin kaynaklarının bir parçası olan yeterli demir ve diğer temel mikro besinlerden yoksun oldukları için besin boşluklarına neden olabilir.
Örneğin, büyük bir yumurta yaklaşık 6-7 gram protein içerir, bu nedenle iki yumurta yaklaşık 12-14 gram protein sunar. Bu çok fazla değildir ancak çoğu yetişkin için günlük protein ihtiyacının bir parçası olarak yeterlidir. Ortalama hareketsiz bir yetişkinin vücut ağırlığının kilogramı başına yaklaşık 0,8 gram proteine ​​ihtiyacı vardır. Örneğin, 70 kg ağırlığındaki bir kişi için bu, günlük yaklaşık 56 gram protein anlamına gelir; bu da iki yumurtanın sağladığından önemli ölçüde daha fazladır.Protein ihtiyaçları, bir bireyin yaşam tarzına bağlı olarak önemli ölçüde değişir. Fiziksel olarak aktif olan, kuvvet antrenmanı yapan veya daha yüksek metabolik talepleri olan kişiler daha fazla proteine ​​ihtiyaç duyar. Örneğin sporcular, vücut ağırlıklarının kilogramı başına genellikle 1,2 ila 2,0 gram proteine ​​ihtiyaç duyarlar; bu da 70 kg ağırlığındaki bir sporcunun günlük 84 ila 140 gram proteine ​​ihtiyaç duyabileceği anlamına gelir. Bu gibi durumlarda, iki yumurta ihtiyaçlarının yalnızca küçük bir kısmını karşılar ve et, balık, süt ürünleri, baklagiller veya bitki bazlı alternatiflerden ek protein kaynaklarına ihtiyaç duyarlar.Proteinin önemli faydalarından biri, açlığı kontrol etmeye ve aşırı yemeyi önlemeye yardımcı olan tokluktaki rolüdür. Protein açısından zengin öğünler, sindirimi yavaşlatarak ve kan şekeri seviyelerini dengeleyerek sizi daha uzun süre tok tutar. İki yumurta tokluğa katkıda bulunurken, daha yüksek proteinli bir öğün, gün boyunca iştahı azaltmada daha da etkili olabilir. Kilo vermeyi veya kas kazanmayı hedefleyenler, metabolizmayı ve kas tutulmasını en üst düzeye çıkarmak için iki yumurtanın sağladığının ötesinde protein alımlarını artırmaları gerekebilir.Çoğu kişi için kahvaltı, günün tonunu belirleyen öğündür. Kahvaltıda iki yumurta sağlam bir protein temeli sağlar ancak optimum kas bakımı ve enerji seviyeleri için yeterli olmayabilir. Yumurtaları yoğurt, peynir, tam tahıllar veya kuruyemişler gibi protein açısından zengin diğer yiyeceklerle eşleştirmek protein alımını artırmak için idealdir. Yumurtaları yüksek proteinli malzemelerle birleştirmek sürdürülebilir enerji seviyeleri sağlar, açlık isteklerini azaltır ve genel kas sağlığını destekler.Ancak, bazı kişilerin günde ikiden fazla yumurta yemesine izin verilmez! Yumurta tüketimiyle ilgili yaygın bir endişe kolesterol içeriğidir. Yumurtalar diyet kolesterolü içerse de, araştırmalar çoğu insan için kan kolesterol seviyeleri üzerinde minimum etkiye sahip olduğunu göstermiştir. Aslında, yumurtalar ölçülü tüketildiğinde kalp sağlığına uygun bir diyetin parçası olabilir. Diyabet veya kalp hastalığı gibi belirli sağlık sorunları olanlar uygun yumurta tüketimini belirlemek için bir doktora danışmalıdır. Genellikle, diyetin geri kalanı dengeli ve çeşitli olduğu sürece, günde iki ila üç yumurta yemek çoğu sağlıklı birey için güvenli kabul edilir.Günlük protein hedeflerine etkili bir şekilde ulaşmak için diyete çeşitli protein kaynakları eklemek önemlidir. Bazı mükemmel alternatifler ve tamamlayıcı gıdalar şunlardır:Yağsız etler - porsiyon başına 25-30 gram protein
Balık - porsiyon başına 20-25 gram
Süt ürünleri (Yoğurt, süzme peynir, süt) - porsiyon başına 10-20 gram
Baklagiller ve fasulyeler (mercimek, nohut, siyah fasulye) - fincan başına 15-20 gram
Kuruyemişler ve tohumlar (badem, fıstık, chia tohumları) - porsiyon başına 5-10 gram
Bu yiyecekl ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/J6wg9vifsEaFKRMVeFcbyg.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Sat, 08 Feb 2025 20:46:19 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>günde, yumurta, yerseniz, vücudunuzda, neler, olacağını, biliyor, musunuz</media:keywords>
</item>

<item>
<title>Kulak kaslarınız da sizi dinliyor!</title>
<link>https://karadenizden.com.tr/21239</link>
<guid>https://karadenizden.com.tr/21239</guid>
<description><![CDATA[ Almanya’daki bilim insanları, dinlemeye odaklanan kişilerin kulak kaslarında hareket gözlemlendiğini ortaya koydu. Bu araştırma gelecekte işitme ve odaklanma üzerine yeni araştırmalara kapı aralayabilir.Almanya&#039;da araştırmacılar, dinlemeye odaklanan kişilerin kulaklarındaki bazı kaslarda hareket gözlendiğini ortaya koydu.  Saarland Üniversitesinden araştırmacılar, kulaktaki hareketlilik üzerine yürüttükleri araştırmada duyma bozukluğu olmayan 20 yetişkinin katılımıyla deney yaptı.  Araştırmacılar, katılımcılara aynı ortamda farklı ses seviyelerinde sesli kitap ve podcasti eş zamanlı dinletti. Katılımcılardan, sesli kitabı dinlemeye odaklanmaları istendi.  Katılımcıların kulağındaki kasların ürettiği elektrik düzeyini ölçen araştırmacılar, sesli kitabı dinlemeye odaklanan katılımcıların kulak üstü kasında ve kulağın arkasındaki &quot;posterior auriküler&quot; kasında hareket gözlemledi.  Kaslardaki hareketten alınan sinyalin &quot;düşük seviyede&quot; olduğunu kaydeden araştırmacılar, bulguların gelecekteki daha kapsamlı araştırmalara ön ayak olabileceğini belirtti.  2020&#039;deki çalışmalarında kulaktaki bazı kasların sesin geldiği yöne göre görüldüğünü tespit eden araştırmacılar, yaptıkları güncel araştırmayla, kaslardaki hareketliliğinin odaklanma seviyesine de bağlı olduğunu ortaya koydu.  Araştırma, &quot;Frontiers in Neuroscience&quot; dergisinde yayımlandı. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/1AehYFyNdUyNSZKN9SJFEA.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Sat, 08 Feb 2025 20:46:18 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Kulak, kaslarınız, sizi, dinliyor</media:keywords>
</item>

<item>
<title>Uzmanlar açıkladı: 50 yaş öncesi yapmak demansı önleyebilir</title>
<link>https://karadenizden.com.tr/21238</link>
<guid>https://karadenizden.com.tr/21238</guid>
<description><![CDATA[ Bilim insanları, düzenli egzersizin beynin düşünme ve hafıza ile bağlantılı bölgelerinin hacmini korumaya yardımcı olabileceğini belirtiyor. Yeni bir araştırma, 50 yaşına kadar aktif kalmanın ilerleyen yaşlarda bunama riskini azaltabileceğini ortaya koydu.Bilim insanları, düzenli egzersizin beynin düşünme ve hafıza ile bağlantılı bölgelerinin hacmini korumaya yardımcı olabileceğini belirtiyor. Çalışmaya göre, yaşam boyu fiziksel olarak aktif kalan kişiler, Alzheimer hastalığının temel belirtilerine sahip olsalar bile bilişsel gerileme yaşama olasılığı daha düşük oluyor.  DailyMail&#039;in haberine göre; araştırmacılar, 5.000&#039;den fazla kişinin doğumundan itibaren takip edildiği uzun süreli bir ulusal sağlık araştırmasının verilerini analiz etti. Çalışmada 70 yaşına ulaşan kişileri incelenirken, bu kişilerin 50 yaşına gelmeden önce ve sonraki 30 yıllık fiziksel aktivite kayıtları değerlendirildi.  Beyin taramaları, yaşam boyu egzersiz yapmanın 70 yaşında daha iyi bilişsel işlevlerle ilişkili olduğunu gösterdi. Üstelik araştırma, bu faydaların kadınlarda erkeklere göre daha belirgin olduğunu ortaya koydu.  UZMANLARDAN AÇIKLAMA  Dr. Sarah-Naomi James, çalışmanın sonuçlarının, aktif olmak için hiçbir zaman geç olmadığını gösterdiğini vurguladı.  Alzheimer’s Research UK’den David Thomas ise, “Demans yaşlanmanın kaçınılmaz bir parçası değildir. İnsanların buna yakalanmasını önlemenin yollarını bulmak, tedavi misyonumuzun hayati bir parçasıdır” dedi. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/jKN2URfwEUqfDnQKiaxwJA.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Sat, 08 Feb 2025 20:46:16 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Uzmanlar, açıkladı:, yaş, öncesi, yapmak, demansı, önleyebilir</media:keywords>
</item>

<item>
<title>Bartın&amp;apos;da sahte rapor operasyonu: Sağlık Bakanlığından soruşturma açıklaması</title>
<link>https://karadenizden.com.tr/21237</link>
<guid>https://karadenizden.com.tr/21237</guid>
<description><![CDATA[ Bartın&#039;da sahte rapor operasyonunda 17 kişi gözaltına alınırken 8&#039;i tutuklama talebiyle mahkemeye sevk edildi. Sağlık Bakanlığı, Bartın&#039;daki sahte rapor soruşturmasında gözaltına alınanlar veya tutuklananlar arasında sağlık çalışanı bulunmadığını bildirdi.Bartın Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen soruşturma çerçevesinde gözaltına alınan 17 kişinin kamu ile özel şirketler nezdinde nüfuz sahibi oldukları görünümü vererek, usulsüz sağlık raporları ile emeklilik işlemleri gerçekleştirdikleri, sahte sağlık raporları temin ederek ÖTV indiriminden faydalandıkları, işe yerleştirme vaadiyle haksız menfaat sağladıkları tespit edildi.  Soruşturmada gözaltına alınan şüphelilerin &quot;suç işlemek amacıyla örgüt kurma&quot;, &quot;nitelikli dolandırıcılık&quot; ve &quot;resmi belgede sahtecilik&quot; ile suçlandığı öğrenildi.  Savcılık tarafından 17 kişiden 8 kişi tutuklama talebiyle nöbetçi mahkemeye sevk edilirken, 1 kişi tutuksuz yargılanmak üzere, 8 kişi de denetimli serbestlik şartıyla şartıyla serbest bırakıldı.SAĞLIK BAKANLIĞINDNA AÇIKLAMA  Sağlık Bakanlığının sosyal medya hesabından yapılan açıklamada, 28 Ocak 2025&#039;te &quot;Bartın&#039;da &#039;sahte rapor&#039; operasyonu: Sağlık çalışanları dahil 17 gözaltı&quot; başlıklı bir haberin medyada yer aldığı belirtildi.Açıklamada, &quot;Bartın Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen soruşturma kapsamında gözaltına alınanlar veya tutuklananlar arasında sağlık çalışanı bulunmamaktadır.&quot; ifadesine yer verildi. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/h7OtWnJ0MkSu1mk1S3Aj1A.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Sat, 08 Feb 2025 20:46:15 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Bartında, sahte, rapor, operasyonu:, Sağlık, Bakanlığından, soruşturma, açıklaması</media:keywords>
</item>

<item>
<title>D vitamini eksikliğinin belirtisiymiş: Geceleri bunu yaşıyorsanız dikkat!</title>
<link>https://karadenizden.com.tr/21236</link>
<guid>https://karadenizden.com.tr/21236</guid>
<description><![CDATA[ Vücut için en önemli vitaminlerden biri olan D vitamininin, uyku üzerinde de etkisi olduğunu ortaya çıktı. Yapılan araştırmalar D vitamini seviyeleri ile uyku bozuklukları, özellikle Obstrüktif Uyku Apnesi (OSA) arasında güçlü bir bağlantı olduğunu vurguluyor. D vitamini takviyesi potansiyel olarak uyku kalitesini iyileştirebilir ve gece uyanmalarını azaltabilir.D vitamini eksikliği, bir dizi sağlık durumuyla ilişkilendirilmiştir ve bu &#039;güneş ışığı vitamini&#039;nin eksikliği sağlığınızın birçok yönünü etkileyebilir. Kas ve kemik sağlığından, cilt ve saç sorunlarına, ruh hali bozukluklarına kadar, yetersiz D vitamini alımı fiziksel ve ruhsal sağlığı etkileyebilir. Yeni bir çalışma, D vitamini eksikliğinin yalnızca günlük aktivitelerinizi değil, aynı zamanda uyku şeklinizi de etkilediğini göstermiştir.Sleep Medicine dergisinde yayınlanan bir çalışma, D vitamini eksikliğinin düşük uyku kalitesi ve süresiyle ilişkili olduğu açıklandı.Çalışma özellikle Obstrüktif Uyku Apnesi (OSA) gibi durumlarda D vitamini ile uyku kalitesi arasında güçlü bir bağlantı olduğunu öne sürmektedir. Çalışmalar, düşük D vitamini seviyelerinin daha kötü OSA semptomlarıyla ilişkili olduğunu göstermektedir, ancak D vitamini eksikliğinin OSA&#039;ya katkıda bulunup bulunmadığı veya tam tersinin olup olmadığı belirsizdir.Ayrıca D vitamini takviyesinin uyku kalitesini iyileştirebileceğine dair kanıtlar da vardır. Çocuklar ve ergenler üzerinde yapılan araştırmalar sınırlı olsa da benzer bağlantılar gözlemlenmiştir.Current Pharmaceutical Design&#039;da yayınlanan bir çalışmaya göre, D vitamininin uykunun düzenlenmesinde hem doğrudan hem de dolaylı bir rolü vardır. D vitamini eksikliği uyku bozukluklarıyla ilişkilendirilmiş olsa da, D vitamini takviyesinin uyku bozukluklarının önlenmesinde veya tedavisindeki rolünü somut olarak destekleyecek yeterli kanıt hala yoktur.Nutrients dergisinde yayınlanan bir çalışma, D vitamini eksikliğinin uyku bozuklukları riskini artırabileceğini ve çocuklarda ve yetişkinlerde uyku zorlukları, daha kısa uyku süresi ve gece uyanmaları ile ilişkili olduğunu göstermektedir.Yeni araştırma, D vitamini eksikliğinin uyku kalitesinin düşmesine yol açabileceğini ve insanların geceleri uyanmaya daha yatkın olduğunu bulmuştur.
Çalışma, kesintisiz uykuyu teşvik etmek ve gece uyanmalarının sayısını azaltmak için uygun bir D Vitamini seviyesinin korunmasının çok önemli olduğunu bulmuştur.Çalışma, mevcut kanıtların D Vitamini seviyelerini hem yetişkinlerde hem de çocuklarda uyku kalitesi ve OSA (obstrüktif uyku apnesi) gibi bozukluklarla güçlü bir şekilde ilişkilendirdiği sonucuna varmıştır, ancak kesin ilişki hala belirsizdir. D Vitamini eksikliğinin OSA&#039;ya mı yol açtığı yoksa OSA&#039;nın D Vitamini eksikliğine mi neden olduğu hala bilinmemektedir. Bu bağlantıları keşfetmek için daha fazla araştırmaya ihtiyaç vardır.Uyku bozuklukları da dahil olmak üzere endişe verici sağlık koşullarını önlemek için vücudunuzda yeterli seviyeleri korumak önemlidir. D Vitamini takviyesi, uyku kalitesini ve süresini iyileştirmeye yardımcı olabilir.
İyi D vitamini kaynakları arasında somon ve uskumru gibi yağlı balıklar, yumurta sarısı ve güneşe maruz kalmış mantarlar bulunur. Süt ürünleri, bitki bazlı süt ve tahıllar gibi güçlendirilmiş yiyecekler de D vitamini sağlar.Güneş ışığı en iyi doğal kaynak olmaya devam ederken, diyet alımı yetersizse takviyeler yardımcı olabilir.ÖNEMLİ! D vitamini takviyesi kullanmadan önce mutlaka bir uzmana danışın. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/ynFJcPZRCEuVbubnuVwckg.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Sat, 08 Feb 2025 20:46:14 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>vitamini, eksikliğinin, belirtisiymiş:, Geceleri, bunu, yaşıyorsanız, dikkat</media:keywords>
</item>

<item>
<title>Hafızayı geliştirmede işe yarayan 3 besin: Beyni iyileştirip, Alzheimer riskini azaltıyor</title>
<link>https://karadenizden.com.tr/21235</link>
<guid>https://karadenizden.com.tr/21235</guid>
<description><![CDATA[ Hafıza ve zeka, tükettiğimiz besinlerle yakından bağlantılıdır. Beyin doğru besinlerle gelişir ve hafızayı, zekayı ve genel bilişsel sağlığı önemli ölçüde iyileştirebilir. Yediğiniz şeylerde yapacağınız küçük değişiklikler uzun vadeli faydalar sağlayabilir, yaşlandıkça zihninizi keskin ve aktif tutabilir.Hiç bir odaya girip orada neden olduğunuzu unuttunuz mu? Ya da bir sohbetten önemli bir ayrıntıyı hatırlamakta zorlandınız mı? Hafıza ve zeka, günlük olarak tükettiğimiz besinlerle yakından bağlantılıdır. Beynimizin keskin kalmak, bilgileri hızlı bir şekilde işlemek ve yaşlandıkça bilişsel gerileme riskini azaltmak için doğru yakıta ihtiyacı vardır.Belirli besinler beyin işlevini geliştirmede, hafızayı desteklemede ve hatta Alzheimer gibi hastalıklara karşı korumada önemli bir rol oynar.İşte beyin sağlığı için en iyi 3 besinOMEGA-3 YAĞ ASİTLERİOmega-3 yağ asitleri, özellikle beyin dokusunun önemli bir bölümünü oluşturan DHA (dokosaheksaenoik asit) olmak üzere beyin fonksiyonu için gereklidir. Bu sağlıklı yağlar beyin hücrelerinin oluşumuna yardımcı olur, nöronlar arasındaki iletişimi destekler ve bilişsel gerileme ve hafıza kaybıyla bağlantılı olan iltihabı azaltır.2022&#039;de yapılan bir araştırmaya göre omega-3 yağ asitleri tüketmek öğrenmeyi, hafızayı, bilişsel refahı ve beyindeki kan akışını artırır.Yenmesi gereken en iyi yiyecekler:

Omega 3 yağ asidi için en iyi bilinen yiyecek yağlı balıktır
Ceviz ve chia tohumları
Keten tohumlarıB vitaminleri, özellikle B6, B9 (folat) ve B12, beyin fonksiyonunda önemli bir rol oynar. Homosistein seviyelerini düşürmeye yardımcı olurlar, bu amino asit çok yüksek olduğunda hafıza sorunları ve bilişsel gerileme ile ilişkilendirilmiştir. Bu vitaminler ayrıca ruh halini, hafızayı ve zekayı etkileyen nörotransmitterlerin üretimini destekler.2012&#039;de yapılan bir araştırmaya göre, düşük B-12 vitamini seviyeleri hem yavaş bilgi işleme hem de zayıf hafıza fonksiyonu ile ilişkilendirilmiştir.B6 Vitamini: 1,3–2 mg/gün (kümes hayvanlarında, muzda ve patateste bulunur)Folat (B9): 400 mcg/gün (ıspanak, mercimek ve portakalda bulunur)B12 Vitamini: 2,4 mcg/gün (yumurta, süt ürünleri ve zenginleştirilmiş tahıllarda bulunur)Yenmesi gereken en iyi yiyecekler:

Ispanak gibi yapraklı yeşillikler
Yumurta ve süt ürünleri
Balık ve yağsız etler
Veganlar için zenginleştirilmiş bitki bazlı sütAntioksidanlar, özellikle C vitamini, E vitamini ve flavonoidler, beyin hücrelerini yaşlanmayı ve hafıza kaybını hızlandırabilen oksidatif stresten korumaya yardımcı olur.Ayrıca beyne giden kan akışını destekleyerek, en iyi şekilde çalışması için ihtiyaç duyduğu oksijeni ve besinleri almasını sağlar.Ne kadar ihtiyacınız var?C Vitamini: 75–90 mg (sigara içenlerde daha yüksek)E Vitamini: 15 mgFlavonoidler: Resmi bir öneri yok, ancak çeşitli renkli meyve ve sebzeleri tüketmek önemlidir.Yenebilecek en iyi yiyecekler:

Yaban mersini, çilek ve böğürtlen gibi meyveler
Bitter çikolata (%70 veya daha fazla kakao)
Portakal ve greyfurt gibi turunçgiller
Kuruyemişler ve çekirdekler, özellikle badem ve ayçiçeği çekirdeğiBu makale sadece genel bilgi verme amacıyla yazılmıştır ve doktor tavsiyesi olarak ele alınmaması gerekir. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/8K0zw7XkqkuryVnJKu1dgw.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Sat, 08 Feb 2025 20:46:13 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Hafızayı, geliştirmede, işe, yarayan, besin:, Beyni, iyileştirip, Alzheimer, riskini, azaltıyor</media:keywords>
</item>

<item>
<title>Beynimiz bizi nasıl kandırıyor? &amp;quot;Onaylama yanlılığı&amp;quot;</title>
<link>https://karadenizden.com.tr/21234</link>
<guid>https://karadenizden.com.tr/21234</guid>
<description><![CDATA[ Onaylama yanlılığı insanların kendi mevcut inançlarını, düşüncelerini veya varsayımlarını destekleyen bilgileri arama, hatırlama ve yorumlama olarak tanımlanır. Peki, onaylama yanlılığı neden olur? Psikiyatri Uzmanı Prof. Dr. Hakan Türkçapar, merak edilen soruların yanıtlarını ntv.com.tr okurlarına özel yazdı.Trafikte kaza yapmış insanları düşünün. Kazaya karışan hemen her şoför kendisinin haklı olduğunu savunur, siyasi bir tartışmada hemen herkes hiç görüşünü değiştirmeden kendi görüşlerinin doğruluğunu savunmaya devam eder, maçlarda hakemin aleyhine verdiği karara itiraz etmeyen bir taraftar veya oyuncu hemen hemen yoktur.   Neden insanların geneli böyledir acaba? Nasıl oluyor da insanlar genellikle hep kendilerinin doğru olduğunu, karşı tarafın yanlış olduğunu düşünürler? Bilişsel psikolojide çok bilinen bir durum olan “onaylama yanlılığı” adı verilen bilişsel bir eğilim yüzünden. Onaylama yanlılığı; kendi varsayımlarımızı, yargılarımızı destekleyen kanıtları daha çok arama ve görme, tam aksi yargılarımızla çelişen kanıtları ise yok sayma, görmeme, çarpıtma, inkar etmektir. Bu kavramın bir diğer adı da inançta ısrarcılıktır, yani bir kez bir şeye inandıktan sonra kanıtlar çelişse bile ilk inancımızı sürdürmeye devam etmek.   PEKİ NEDEN OLUR?   Çünkü zihnimiz, belirsizlik ve çelişki istemez. Bir kez bir şeye inandıktan sonra bu inancı sürdürmeye eğilimliyizdir. İnandığımız şeylerin doğru olduğunu göstermek, onları çürütmeye çalışmaktan çok daha kolay ve çekicidir. İnsan zihni, olgulardan yargılar çıkarıp daha sonra bu yargıları hızlı bir şekilde karar verip uygulamaya programlıdır. Bu bize hız kazandırır, günlük hayatı çok daha kolaylaştırır. Her olguyu sıfırdan hiçbir şey bilmiyor gibi, her seferinde yeniden değerlendirmek hem yorucu ve enerji harcatan hem de zaman alan bir zihinsel işlem olarak insanın etkinliğini azaltır. İnsan beyni en az enerjiyle en etkili ve hızlı şekilde karar vermek üzere çalışmaya programlıdır. İşte tam da bu sebeple bir durumla karşılaştığımızda bu önyargılarımızı destekleyen kanıtları fark etme ve öne çıkarma eğilimindeyizdir. Doğrulama yanlılığının oluşumuna yol açan bir diğer etken insanların, kendilerini haklı çıkararak güvenli hissetme motivasyonudur.  BİLİMSEL KANITLARI VAR MI?  Yapılan pek çok bilimsel çalışmada, katılımcıların kendi inançlarını destekleyen bilgileri arama ve hatırlama olasılıklarının daha yüksek olduğu bulunmuştur. Tabii ki bu durum bir yandan da bu yanlılıklarımızı ve ön kabullerimizi pekiştirir; alternatif açılardan bakmamızı engeller.  YA ZARARLARI?  Doğrulama yanlılığı, yalnızca bireysel ilişkilerimizde değil, hayatın hemen her alanında kendini gösteren bir önyargıdır. Doğrulama yanlılığı; yanlış inançların devam etmesine neden olabilir, siyasi kutuplaşmayı artırabilir ve hatta bilimsel hatalara yol açabilir.   Örneğin hastalar, tıbbi bir tedavi yönteminin etkisizliğini gösteren araştırmaları yok sayabilir ve alternatif yöntemlere yönelebilir ya da siyasal görüşlere sahip bireyler, kendi düşüncelerine uymayan bir haberi kolayca reddederken, destekleyen bir haberle anında hemfikir olabilir. Aynı durum, ekonomik yatırımlardan bilimsel araştırmalara kadar uzanır. Bilim insanları, hipotezlerini desteklemeyen çalışmaları yayınlamama eğiliminde olabilir, hipotezlerini kanıtlamak için tekrar tekrar aynı konuyu çalışarak enerjilerini boşa harcayabilir ve bazen bulguları çarpıtarak yorumlayabilirler.   Doğrulama yanlılığı; bilgiyi seçerken, yorumlarken, ararken ve hatırlarken etkisini hissettirir. İlişkilerde ise özellikle yıkıcı sonuçlar doğurabilir. Örneğin, bir kişi hakkında olumsuz bir yargıya sahip olduğumuzda, farkında olmadan onun kusurlarına odaklanabilir ve olumlu yönlerini göz ardı edebiliriz. Bu durum, yanlış anlamaların ve iletişim sorunlarının artmasına neden olabilir, hatta ilişkilerin zedelenmesine yol açabilir.   ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/updTtQEzLUuo73Myw5BMWQ.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Sat, 08 Feb 2025 20:46:11 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Beynimiz, bizi, nasıl, kandırıyor, Onaylama, yanlılığı</media:keywords>
</item>

<item>
<title>Doktorlar bu şikayetleri ciddiye almadı: 29 yaşındaki kadının 3 organı kesildi</title>
<link>https://karadenizden.com.tr/21233</link>
<guid>https://karadenizden.com.tr/21233</guid>
<description><![CDATA[ İngiltere&#039;de yaşayan 29 yaşındaki dört çocuk annesi Khedidja Teape, ikizlerini dünyaya getirdikten kısa bir süre sonra &quot;sessiz katil&quot; olarak bilinen sepsis hastalığına yakalandı. Teape, hastalık nedeniyle üç uzvunu kaybetti. Yaşadığı kâbus dolu süreci anlattı.12 Nisan 2023&#039;te ikizlerini doğuran Teape, doğumdan sonra mide ağrıları yaşamaya başladı. Ancak sağlık görevlileri, şikayetlerini ciddiye almadı. Beş gün sonra ağrıları dayanılmaz hâle gelince ambulans çağırmak zorunda kaldı.BBC&#039;ye verdiği röportajda, &quot;Mide krampları, kusma, ishal, titreme ve yemek yiyememe gibi şikayetlerim vardı. Beşinci gün artık dayanamadım ve tıbbi müdahaleye ihtiyacım olduğunu fark ettim,&quot; dedi.Doktorlar, Teape&#039;in şikayetlerinin Strep A bakterisinden kaynaklandığını belirledi. Bu bakteri, boğaz enfeksiyonlarından et yiyen bakterilere kadar çeşitli hastalıklara neden olabilir. Nadiren de olsa sepsise yol açabilir ve bu durum her yıl İngiltere&#039;de 245.000 kişiyi etkileyerek binlerce ölüme sebep olmaktadır.Sepsis, bağışıklık sisteminin vücudun kendi dokularına saldırmasına neden olabilir ve organ yetmezliğine yol açabilir. Yapılan araştırmalara göre İngiltere&#039;de her yıl en az 48.000 kişi sepsis nedeniyle hayatını kaybediyor.Teape, organlarının işlevini sürdürebilmesi için bir hafta boyunca suni komaya alındı. Uyandığında ise elleri, bacakları, parmakları ve burnunun kararmış olduğunu gördü. &quot;Yoğun bakıma girmeden önce bana acil bir operasyon yapılması gerektiği söylendi. Aileme el salladım ve ameliyata girdim. O an söylediğim son sözler &#039;Bunu başardım&#039; oldu,&quot; diye hatırlıyor.Ancak gözlerini açtığında, aslında bir hafta boyunca komada kaldığını öğrendi. Eşi Shawn Ayton, &quot;Doktorlar en kötüsüne hazırlanmamız gerektiğini söyledi. Ama o hayatta kaldı ve bu bizim için en büyük mutluluk,&quot; dedi.Sepsisin vücudunda kalıcı hasar bırakması nedeniyle, Ağustos 2023&#039;te her iki bacağı, sol eli ve sağ elinin parmakları kesildi. Yaşadığı süreci &quot;fiziksel, duygusal ve zihinsel olarak zorlayıcı&quot; şeklinde tanımlayan Teape, yine de hayata tutunmayı başardı.Protezleri sayesinde artık bağımsız olarak yürüyebildiğini belirten Teape, &quot;Şimdi ikizlerimi sağ kolumun kıvrımında taşıyabiliyorum ve onları kaldırabiliyorum. Ailem beni evde görmekten mutlu,&quot; dedi. &quot;Hayatım altüst olmuş olabilir ama en azından bebeklerim ve büyük çocuklarımın anneleri hâlâ yanlarında.&quot; ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Q5U2LbYCm0iEENl5NLkAiQ.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Sat, 08 Feb 2025 20:46:10 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Doktorlar, şikayetleri, ciddiye, almadı:, yaşındaki, kadının, organı, kesildi</media:keywords>
</item>

<item>
<title>İş sağlığı ve güvenliğinde kurslar başlıyor</title>
<link>https://karadenizden.com.tr/21232</link>
<guid>https://karadenizden.com.tr/21232</guid>
<description><![CDATA[ TESK Başkanı Bendevi Palandöken, iş sağlığı ve uzmanlığı online kurslarının 3 Şubat’ta başlayacağını açıkladı.İş güvenliğinde 50’den az personel çalıştıran işletmeler için yeni dönem başladı.  Türkiye Esnaf ve Sanatkarları Konfederasyonu (TESK) Genel Başkanı Bendevi Palandöken, iş sağlığı ve uzmanlığı için online kursların 3 Şubat’ta başlayacağını açıkladı.  Palandöken, &quot;İş sağlığı ve iş güvenliğiyle ilgili olarak, 31 Aralık 2024 tarihinden itibaren yeni başlangıç süresinin devam ettiğini biliyorsunuz. Bu iş güvenliği hizmetlerinin ve iş sağlığı eğitimlerinin alınabilmesi için TESK olarak yaptığımız çalışmalar sonucunda, 50&#039;den az çalışanı olan işletmelerimiz Anadolu Üniversitesi&#039;nin 3 Şubat&#039;tan itibaren çevrimiçi düzenlediği eğitimlere katılarak sertifikalarını alabilecekler.&quot; ifadelerini kullandı.  Eğitimleri kendi işyerleri için işverenlerin alabileceğini belirten Palandöken, &quot;Ayrıyeten bir işyeri uzmanı veya bir sağlık uzmanına gerek kalmayacak. Bu sayede işyerleri masrafsız bir şekilde iş sağlığı ve güvenliği sertifikası alabilecekler, böylece esnafa ek bir yük getirilmemiş olacak.&quot; şeklinde konuştu.  Palandöken, bakkal, kasap, manav, ayakkabıcı ve kırtasiyeci gibi tehlikesiz sınıfa giren küçük işletmelerin iş sağlığı ve güvenliği hizmetlerini kendilerinin yürütebileceğini kaydetti. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/5IBD36SAbUeF-_I4jGYZng.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Sat, 08 Feb 2025 20:46:09 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>İş, sağlığı, güvenliğinde, kurslar, başlıyor</media:keywords>
</item>

<item>
<title>Beslenme uzmanı &amp;quot;kilo vermede kritik rol oynuyor&amp;quot; diyor: Bu besin tokluk hissini uzatıyor</title>
<link>https://karadenizden.com.tr/21231</link>
<guid>https://karadenizden.com.tr/21231</guid>
<description><![CDATA[ Sağlıklı bir şekilde kilo vermenin yolu sağlıklı beslenmek ve doğru gıdaları tüketmekten geçiyor. Düzenli egzersiz ve sağlıklı beslenme alışkanlıklarıyla ideal kilonuzu da koruyabilirsiniz. Beslenme uzmanlarına göre diyet listelerinin olmazsa olmazı bir besin var ki kilo verme de kilit rol oynuyor. Günün farklı öğünlerinde tüketilebilen lif zengini bu besin uzun süre tok tutucu özelliği de sahip.Beslenme uzmanı Dr. Carrie Ruxton, kilo vermekte zorlananlar için önemli bir besin kaynağını gündeme taşıdı. Ona göre, günün farklı saatlerinde tüketilebilen bu gıda, kilo yönetiminde kritik bir rol oynayabilir. Dr. Ruxton’un önerdiği bu besin, diyet lifi açısından zengin bir seçenek olarak öne çıkıyor.Dr. Ruxton, lifin sindirim sistemine destek sağladığını, kan şekeri seviyelerini dengelediğini ve kilo kaybını teşvik ettiğini vurguluyor. Ancak General Mills tarafından yapılan bir araştırmaya göre, insanların %90’ı yeterince lif tüketmiyor. Uzman, bu &quot;lif açığının&quot; yalnızca genel sağlığı değil, aynı zamanda kilo verme sürecini de olumsuz etkileyebileceğine dikkat çekiyor.Dr. Ruxton’a göre, lif açısından zengin besinler uzun süre tokluk hissi sağlayarak aşırı yeme eğilimini azaltıyor. Bu da günlük kalori alımını düşürerek kilo kontrolüne yardımcı oluyor. Lifli gıdalar, açlık hissini baskılamak için oldukça etkili bir çözüm sunuyor.Bu noktada, yulafın öne çıktığını belirten uzman, bu besinin hem çözünür hem de çözünmez lifler içerdiğini söylüyor. Özellikle beta-glukan adı verilen bir bileşen, bağırsaklarda jel benzeri bir yapı oluşturarak sindirimi yavaşlatıyor ve tokluk hissini uzatıyor. Bilimsel araştırmalar, düzenli yulaf tüketiminin vücut ağırlığını ve bel çevresini azaltmada etkili olduğunu gösteriyor.Yapılan bir çalışmada, her gün yulaf tüketen bireylerin, tüketmeyenlere kıyasla daha fazla kilo verdiği ve kolesterol seviyelerinin düştüğü gözlemlendi. Başka bir araştırma ise yulafın iştah kontrolünü destekleyerek kilo yönetiminde önemli bir rol oynayabileceğini ortaya koydu.Beslenme Düzenine Daha Fazla Yulaf Eklemenin YollarıDr. Ruxton, günlük 30 gramlık lif tüketim hedefini yakalamak için yulafı beslenme düzenine dahil etmenin kolay yollarını paylaşıyor:Güne yulaf ezmesiyle başlayın: Kahvaltıda yulaf ezmesi tüketmek, güne lif bakımından zengin bir başlangıç yapmanızı sağlar. Taze meyveler, kuruyemişler veya tohumlarla tatlandırarak daha lezzetli hale getirebilirsiniz.Hamur işlerinde yulaf kullanın: Un yerine yulaf veya yulaf unu tercih ederek lif oranını artırabilirsiniz. Muffin, pankek veya ev yapımı ekmeklerde yulafı deneyerek besleyici tarifler oluşturabilirsiniz.Yulaf bazlı atıştırmalıklara yönelin: Granola barlar veya yulaflı krakerler, lif tüketimini artırmanın pratik yolları arasında yer alır. Ancak düşük şekerli ve katkı maddesi içermeyen ürünleri seçmek önemlidir.Dr. Ruxton, lif alımını artırmanın ve beslenmeye daha fazla yulaf eklemenin kilo kontrolüne katkı sağladığını ve genel sağlığı olumlu yönde etkilediğini belirtiyor. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/M3mpPhtBjUOVVAcENVhFVA.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Sat, 08 Feb 2025 20:46:08 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Beslenme, uzmanı, kilo, vermede, kritik, rol, oynuyor, diyor:, besin, tokluk, hissini, uzatıyor</media:keywords>
</item>

<item>
<title>40 yaşındaki adamın hayatı kâbusa döndü: Parmağını yaktı, komaya girdi; 2 bacağı kesildi</title>
<link>https://karadenizden.com.tr/21230</link>
<guid>https://karadenizden.com.tr/21230</guid>
<description><![CDATA[ ABD&#039;de yaşayan 40 yaşındaki Max Armstrong, kamp yaparken mangal yaktığı sırada küçük bir yanığın hayatını kabusa çevireceğini bilmiyordu.Arkadaşlarıyla Aralık 2024&#039;te Kiowa bölgesinde kamp yaparken, başparmağını yakan Armstrong, yarayı önemsemedi ve bir bandaj yapıştırıp unuttu. Ancak bu yanık, strep A bakterisinin vücuduna girmesine neden oldu ve sepsise yol açtı.The Sun&#039;da yer alan habere göre; Birkaç gün sonra sol bacakta şişlik, tırnaklarında kararıklık ve dayanılmaz bir ağırı hisseden Armstrong, altıncı gün hastaneye kaldırıldı. Doktorlar sepsis tanısı koydu ve enfeksiyonun yayılması nedeniyle komaya alındı.Altı günlük komanın ardından 13 Aralık&#039;ta uyanan Armstrong, ailesinin ve eşi Megan&#039;ın hastanede olduğunda büyük bir mutluluk yaşadı. Ancak doktorlar, sepsisin bacaklarına yayılması nedeniyle her iki bacakının da kesilmesi gerektiğini söyledi.23 Aralık 2024&#039;te gerçekleşen üç saatlik ameliyatla her iki bacak ampute edildi. Armstrong, uyanıp bacaklarını kaybettiğini fark ettiğinde hem şok yaşadı hem de kabullenmekte güçlük çekti.16 gün boyunca fizik tedavi gören Armstrong, tekerlekli sandalyeye alışmak ve günlük hayatını yeniden düzenlemek zorunda kaldı. 29 Ocak 2025&#039;te taburcu olarak yeni hayatına adapte olmaya başladı.Hikayesinin yayılmasıyla birlikte Max Armstrong&#039;a büyük bir destek kampanyası başlatıldı. Arkadaşları ve sevenleri tarafından açılan bağış kampanyası binlerce dolar topladı. Destek verenlere teşekkür eden Armstrong, &quot;Yeniden yürümek ve doğada yürüyş yapmak için verilen destek beni çok mutlu etti. Hepinize minnettarım.&quot; ifadelerini kullandı.Kanda enfeksiyon ve kan zehirlenmesi olarak da bilinen sepsis, vücutta bulunan bir enfeksiyonun kan dolaşımı yoluyla vücuda yayıldığı, bağışıklık sisteminin kendi hücre ve dokularına zarar verdiği hayati tehdit oluşturan durumdur. Sepsis vücudun bir enfeksiyona verdiği en uç tepkidir. Sepsis geliştiğinde enfeksiyon kan dolaşımı yolu ile vücuda yayılır ve organ yetmezliği başta olmak üzere hayatı tehdit eden ciddi tıbbi sorunlara neden olur.Sepsis vakalarında büyük tansiyonun 100 mmHg altında olması, nefes darlığı yaşama, solunum hızının dakikada 22 veya daha üstünde olması, en az 12 saattir idrar yapamıyor olma, yorgunluk ve kusma gibi belirtiler görülür.Sepsis yaşandığında kanda yüksek düzeyde laktik asit vardır. Kanda çok fazla laktik asit olması hücrelerin oksijeni düzgün kullanamamasına neden olur ve bu nedenle bazı semptomlar yaşanır.38 derece ve üzeri yüksek ateşTitreme veya üşümeKalp atışının hızlanmasıHızlı nefes alıp vermeNefes darlığıKusmaİdrar yapamamaHalsizlik ve kas ağrısıBaş dönmesi ve baygınlık hissiEnerji kaybıTansiyon düşüklüğüHipotermi (vücut sıcaklığının çok düşmesi)TerlemeAğrı ve rahatsızlık hissiSiz veya tanıdığınız biri sepsis belirtileri gösteriyorsa hemen tıbbi yardım alınmalıdır, zira sepsiste her saat önemlidir. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/LvHEMcvSY0SREE5Tyz6RnA.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Sat, 08 Feb 2025 20:46:06 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>yaşındaki, adamın, hayatı, kâbusa, döndü:, Parmağını, yaktı, komaya, girdi, bacağı, kesildi</media:keywords>
</item>

<item>
<title>30 yaşında 5 belirtiyle hastaneye gitti: Menopoz dediler ama meğer ölümcül bir kansermiş, annesi de aynı hastalığa yakalandı</title>
<link>https://karadenizden.com.tr/21229</link>
<guid>https://karadenizden.com.tr/21229</guid>
<description><![CDATA[ İngiltere&#039;de yaşayan bir anne ve kızı, doktorların menopoz ve astım olarak teşhis ettiği belirtilerinin ardından, kanserle mücadele etmek zorunda kaldılar. Jessica Warrington (31) ve annesi Sarah Voy (53), hastalıklarıyla ilgili benzer tanılar alarak birbirlerine destek olma kararı aldılar.Jessica, 30 yaşında sırt ağrısı, yorgunluk, baş ağrıları, ruh hali değişimleri ve beyin sisi gibi belirtilerle başvurmuş ve doktorlar, menopozun erken başlangıcı olabileceğini söylemişti. Ancak, 2024 Eylül ayında yapılan testler sonucu, Jessica&#039;ya tiroid kanseri teşhisi kondu.Sarah, yıllardır solunum zorluğu ve boyun ağrısı yaşıyordu. Bir yıl boyunca basit astım şüphesiyle tedavi edilmişti. Ancak, 2022 Ekim ayında bir tatilde, boğulma tehlikesi atlattığı sırada, sağlık durumu ciddi şekilde kötüleşti.Sarah, doktora gittikten sonra nadir görülen bir hastalık olan subglottik stenoz teşhisi aldı, ancak boynundaki şişlik giderek büyüdü.Jessica, annesinin sağlık sorunlarına odaklanırken, aynı belirtileri kendi vücudunda da görmeye başladı. İlk başta, doktorlar menopozdan şüphe etti. Ancak, genç yaşta olduğunu belirten Jessica, başka bir doktora danıştı ve yapılan testler sonucunda tiroid kanseri tanısı konuldu.Jessica&#039;nın kanser türü, tedavi edilebilir ve genellikle iyileştirilebilen foliküler tiroid kanseriyken, annesi Sarah&#039;da daha nadir görülen tiroid mikrokanseri teşhisi kondu. Her ikisi de boyunlarındaki tümörlerin alınması için cerrahi müdahaleye tabi tutuldu. Jessica, başarılı bir ameliyat sonrası temiz rapor alırken, Sarah&#039;nın son test sonuçları bekleniyor.Jessica, &quot;Eğer birine yardım edebilirsem, bu benim için dünyanın en anlamlı şeyidir&quot; diyor. Anne-kız, kanserin yaş, cinsiyet farkı gözetmediğini ve erken teşhis için mutlaka ikinci bir görüş alınması gerektiğini vurguluyor.Tiroid kanserleri tiroid nodüllerinden köken alan tümörlerdir. Ailede tiroid kanseri öyküsü olması, başka bir sebeple boyuna alınan radyasyon öyküsü ve hücresel düzeyde meydana gelen çeşitli mutasyonlar tiroid nodüllerinden kanser gelişimine neden olabilir.Tiroid kanserine yol açan faktörler şunlardır:

Genetik faktör
Cinsiyet (Kadınlarda daha yaygın görülür)
Yüksek düzeyde radyasyona maruz kalma
İyot eksikliği
Zehirli guatr
Obezite
Özellikle baş ve boyun kanserlerinde uygulanan radyoterapiler ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/PX89TM8bgkWscj13K1G6vg.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Sat, 08 Feb 2025 20:46:05 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>yaşında, belirtiyle, hastaneye, gitti:, Menopoz, dediler, ama, meğer, ölümcül, bir, kansermiş, annesi, aynı, hastalığa, yakalandı</media:keywords>
</item>

<item>
<title>Kışın çok rağbet görüyor: Nefes darlığı, grip, nezle, soğuk algınlığına iyi geliyor</title>
<link>https://karadenizden.com.tr/21228</link>
<guid>https://karadenizden.com.tr/21228</guid>
<description><![CDATA[ Kış mevsimi geldiğinde bitki çaylarına olan talep artıyor. Soğuk algınlığından korunmak isteyenler soluğu aktarda alıyor. Bitki çaylarının vücuda iyi gelen pek çok özelliği bulunuyor. Ancak tüketirken dikkatli olmak gerekiyor.Kış mevsimi geldiğinde bağışıklığını doğal yollarla güçlendirmek isteyenler soluğu aktarda alıyor.
Aktar Orhan Cumaoğlu; kış mevsiminde olunmasına rağmen kar olmayışının vücutta bakterilerin eksik olmamasına sebep olduğunu belirterek, bakterileri yok etmek için bitkisel çayları önerdiklerini söyledi.Kışın kar olmamasının bağışıklığı düşük insanları daha çok etkilediğini söyleyen Orhan Cumaoğlu; &quot;22 yıldır bu meslek içerisindeyiz. Şu anda eski kışları insanlar yaşıyor mu kesinlikle yaşamıyor. Kar yok ve insanların da tabi bu kar olmadığından dolayı mikrop ve bakteri vücutlarında eksik olmuyor.Grip, nezle olan kişiler, bağışıklığı zayıf olan kişiler aşırı derecede fazla. Bizim bunlarda en çok önerdiğimiz propolis. İkincisi de burada kendi özel hazırladığımız kış çaylarımız vardır. Bunlar insanlar sağlığını, bağışıklığını ayakta tutması, vücut mikrobunu kırması için özellikle kullandırdığımız çaylardır. Bu sene bayağı bir işlerimiz düşük. Niye dersek de kış yok insanlarda pek bir talep yok ama yine de biz burada herkese hizmet vermek için çalışıyoruz&quot; dedi.Cumaoğlu, bitki çaylarının vücuda iyi gelen birçok özelliği olduğunu söyleyerek; &quot;Bu çayların mesela iltihap önleyici özelliği var, boğaz ağrılarına gideceğiz özelliği var. Nefes darlığı, grip, nezle, soğuk algınlığı gibi rahatsızlıklarda kullanılıyor. Normal insanların ilaçlardan daha çok bitkisel ürünlere biraz daha rağbet göstermeleri sağlıkları açısından daha iyi olur.Fakat bitkisel ürünlere tabi rağbet gösterdikten sonra da bu ürünleri biz satıyoruz ama önemli olan satmak değil, insanların kullanabilmesi. Eve götürdükten sonra bunları tedavi amaçlı daha iyi şekilde tüketebilmesi bizim en büyük gayemiz. Önerimiz budur yani çaylara, bitkilere kapsüllere insanların önem verip kullanmasını biz daha çok istiyoruz&quot; ifadelerini kullandı.Bitki çaylarının günlük kullanılması gereken miktarı her bitkiye göre değişir. Örneğin, 15 gramın üstünde tüketilen adaçayı çarpıntı, kramp, denge bozukluğuna yol açabilirken, rezene çayının fazla tüketilmesi konüzyonlara, papatya çayının da fazla tüketilmesi alerjik reaksiyonlara neden olabilir. Bu nedenle bilinçsizce bitki çayı tüketilmemesi önerilir. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/CREZm6W5iUmGjPCelCQajg.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Sat, 08 Feb 2025 20:46:04 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Kışın, çok, rağbet, görüyor:, Nefes, darlığı, grip, nezle, soğuk, algınlığına, iyi, geliyor</media:keywords>
</item>

<item>
<title>2 işareti stres sandı, 1 hafta ömrünün kaldığını söylediler: 10 yıl boyunca sinsice yayılmış</title>
<link>https://karadenizden.com.tr/21227</link>
<guid>https://karadenizden.com.tr/21227</guid>
<description><![CDATA[ İngiltere&#039;de yaşayan üç çocuk annesi Harriet Annabelle Ward, yıllarca süren hafif baş dönmesi ve yorgunluk belirtilerini strese bağladı. Ancak doktorlar, beyninin sol tarafında 10 yıldır sessizce büyüyen 7 cm çapında bir tümör olduğunu keşfettiklerinde, ona sadece bir hafta ömrü kaldığını söylediler.51 yaşındaki Harriet, teşhisinden iki yıl önce hastanede muayene edilmişti ancak doktorlar herhangi bir tümör belirtisi tespit edemedi. Genellikle sağlıklı ve aktif bir yaşam süren Harriet&#039;in durumu, 2021 yılında hızla kötüleşmeye başladı. Cümle kurmakta zorlanıyor, sürekli yorgun hissediyor, baş ağrıları çekiyor ve gözlerinden biri sık sık kanlanıyordu.Üç kez doktora başvuran Harriet&#039;in şikayetleri strese bağlandı. Ancak hafıza kaybı yaşadığı bir gün, acil servisi aradı ve apar topar hastaneye kaldırıldı. Yapılan MRI taraması sonucunda, beyninin sol tarafında hızla büyüyen bir tümör tespit edildi.Harriet, doktorların acil ameliyat kararı aldığını ve hayatta kalması için tek şansının bu operasyon olduğunu öğrendiğinde büyük bir şok yaşadı. Ancak her şeye rağmen iyileşmeye odaklandı ve hayatta kalmak için büyük bir motivasyon hissetti.Doktorlar, Harriet’in hayatta kalma şansının çok düşük olduğunu belirtiyordu. Harriet’in eşi Christopher, tüm yasal belgeleri imzalayarak en kötü ihtimale hazırlandı.&quot;Ameliyat öncesinde doktorlardan birine baktım ve sadece şunu söyledim: ‘Çocuklarımı tekrar görmek istiyorum.’&quot;Şansı yaver gitti ve 1 Aralık 2021&#039;de 14 saat süren zorlu ameliyatın ardından gözlerini açtı. Sol tarafında büyük bir şişlik ve morluklar vardı. Harriet, ameliyat sonrası günlerde yüzünün şiş ve mor olduğunu, uzun süre fotoğraf çekilmek istemediğini söyledi.Harriet, zorlu ameliyatın ardından ailesinin yanına dönerek iyileşme sürecine başladı. Yaşadığı bu dramatik deneyim, onu hayata farklı bir gözle bakmaya teşvik etti.Bu süreçte müziğe yönelerek, kendisi gibi beyin tümörü tedavisi gören hastalara destek olmak amacıyla bir albüm çıkardı. 22 sanatçının yer aldığı bu albümün gelirleri, Harriet’in tedavi gördüğü hastaneye bağışlanıcaHarriet, her geçen gün biraz daha toparlandığını ve en büyük motivasyonunun ailesiyle daha fazla vakit geçirmek olduğunu belirterek, &quot;Bu süreç bir cehennem gibiydi ama her yeni gün, ailemle birlikte olmanın ne kadar büyük bir nimet olduğunu hatırlatıyor&quot; dedi. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/TLgRDkZMDkeINoeMczoxQQ.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Sat, 08 Feb 2025 20:46:02 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>işareti, stres, sandı, hafta, ömrünün, kaldığını, söylediler:, yıl, boyunca, sinsice, yayılmış</media:keywords>
</item>

<item>
<title>ABD&amp;apos;de bir uçak kazası daha: Evlerin üzerine düştü, 7 kişi hayatını kaybetti</title>
<link>https://karadenizden.com.tr/21226</link>
<guid>https://karadenizden.com.tr/21226</guid>
<description><![CDATA[ ABD&#039;nin Philadelphia şehrinde hasta bir çocuğu taşıdığı öğrenilen ambulans uçak, bir alışveriş merkezinin yakınına düştü. Uçağın içindeki 6 kişi ve yerde bulunan bir kişi yaşamını yitirdi. Uçakta bulunan altı kişinin de Meksika vatandaşı olduğu açıklandı. Ambulans uçağın yerleşim yerine düştüğü kaza, ABD&#039;de aynı hafta içerisinde yaşanan ikinci büyük havacılık felaketi oldu. Geçtiğimiz günlerde başkent Washington&#039;da yolcu uçağı ve askeri helikopterin çarpıştığı kaza 15 yıl aradan sonra gerçekleşen ilk yurtiçi ticari uçak kazası olarak tarihe geçmişti.ABD, bir uçak kazasıyla daha sarsıldı. Philadelphia şehrindeki Kuzeydoğu Philadelphia Havaalanı&#039;ndan dün yerel saatle 18.10&#039;da havalanan ve kalkıştan yaklaşık 30 saniye sonra radardan kaybolarak bir yerleşim bölgesine düşen 6 kişilik Learjet 55 tipi uçağa ilişkin bilanço açıklandı.
Philadelphia Belediye Başkanı Cherelle Parker, uçaktaki 6 kişinin de hayatını kaybettiğini bildirdi.
Uçak düştüğü sırada yerde bulunan bir kişinin daha hayatını kaybetmesiyle kazada can kaybının 7’ye yükseldiğini belirtti.
Parker, düzenlediği basın toplantısında hayatını kaybeden kişinin kaza yerindeki bir araçta olduğunu söyledi. Parker, &quot;Şu ana kadar 19 yaralı olduğunu tespit ettik&quot; dedi.Parker açıklamasında, &quot;Kuzeydoğu Philadelphia Havaalanı&#039;ndan kalkan özel Learjet 55 ambulans uçağındaki bir anne ve kızı olmak üzere 2 yolcu ve 4 mürettebat trajik kazada hayatını kaybetti&quot; ifadelerini kullandı.
Uçuş kayıtlarına göre uçağın &quot;düşmeden önce sadece 1 dakika havada kaldığını&quot; belirten Parker, &quot;Park yerlerinde, sokaklarda, arabalarda ve bölgedeki evlerde bulunan çok sayıda kişi yaralandı&quot; dedi.Video görüntülerinde çift motorlu uçağın keskin bir açıyla yerleşim bölgesine doğru alçaldığı, çarpışmanın ardından büyük bir alev topuna yol açtığı ve enkazın evlerin ve araçların üzerine yağdığı görülüyor.
ABD medyasına göre Philadelphia&#039;daki Temple Üniversitesi Hastanesi Jeanes Kampüsü&#039;nden bir sözcü, kaza sırasında olay yerinde bulunan 6 kişinin yaralandığını ve tedavi edildiğini söyledi. Raporlarda, yaralılardan 3&#039;ünün tedavi edilip taburcu edildiği ancak diğer 3&#039;ünün durumunun henüz bilinmediği belirtildi.Kazada tıbbi bakım için Amerika Birleşik Devletleri&#039;nde bulunan genç bir kız, annesi ve ona eşlik eden uçuş ve sağlık ekiplerinin hayatını kaybettiği açıklandı.
Uçakta bulunan hasta, Philadelphia&#039;da tedavi görmüştü ve kaza meydana geldiğinde sözleşmeli bir hava ambulansıyla Meksika&#039;daki memleketine geri götürülüyorduÜlkenin dışişleri bakanlığından yapılan açıklamada, uçakta bulunan altı kişinin de Meksika vatandaşı olduğu belirtildi.
Bakanlık, sosyal medya platform X&#039;te, “Havayolu şirketi, konsolosluğa uçakta Meksika uyruklu altı kişinin seyahat ettiğini teyit etti” dpaylaşımında bulundu.ABD Başkanı Donald Trump bir açıklama yaptı, bir trajedi yaşandığını söyleyerek olayın araştırıldığını ifade etti.
Bu uçak kazasının neden gerçekleştiğine ilişkin net bir veri veya bilgi yok. Kara kutu aranacak ve kara kutu bulunursa nedenler gün yüzüne çıkarılacak.
Kara kutu eğer tahrip olmadıysa çünkü görgü tanıklarına göre bu uçak bir füze gibi yere çakıldı.
Kazanın yaşandığı saatlerde havanın soğuk ve yağmurlu olduğu, görüş mesafesinin de düşük olduğu ifade ediliyor.ABD Başkanı Donald Trump, Truth Social platformunda yaptığı paylaşımda Philadelphia trajedisinde “daha fazla canın kaybedildiğini” görmekten “üzüntü duyduğunu” ifade etti.Philadelphia Şehri Acil Durum Yönetimi Ofisi&#039;nden yapılan açıklamada bölgeden uzak durma çağrısı yapıldı.
Açıklamada, &quot;Kuzeydoğu Philadelphia&#039;da Roosevelt Alışveriş Merkez civarında büyük bir olay yaşandı. Roosevelt Bulvarı&#039;nın bazı kısımları da dahil olmak üzere bölgedeki yollar kapalı. Bölgeden uzak durun.&quot; denildi.ABD’nin başkenti Washington yakınlarında yaşanan ve 67 kişinin yaşamını yitirdiği uçak kazasının yansımaları hala devam ediyor.
Yetkililer, son dönemde yaşanan kazalarla ilgili detaylı soruşturmaların sürdüğünü belirtti.
Aynı hafta içerisinde yaşanan iki büyük kaza, ABD sivil havacılık tarihinde neredeyse çeyrek yüzyıldır görülmemiş bir dönemi temsil ediyor. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/B1Ky4gB9T0eVFnz62njuWQ.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Sat, 08 Feb 2025 20:46:01 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>ABDde, bir, uçak, kazası, daha:, Evlerin, üzerine, düştü, kişi, hayatını, kaybetti</media:keywords>
</item>

<item>
<title>Yalova&amp;apos;nın suyu güvenli mi? Yalova Valiliği&amp;apos;nden açıklama: Analizler tamamlandı</title>
<link>https://karadenizden.com.tr/21225</link>
<guid>https://karadenizden.com.tr/21225</guid>
<description><![CDATA[ Yalova’nın içme suyu hattının Kurtköy derivasyonunda suda meydana gelen köpüklenme nedeniyle yapılan analizler tamamlandı. Yalova Valiliği, alınan numunelerin tamamlanan analizlerine göre şebeke suyunun halk sağlığı açısından herhangi bir risk taşımadığını bildirdi.29 Ocak akşamı Kurtköy derivasyonunda suda köpüklenme olduğu belirlenmiş ve tüm kentte su kesintisine gidilmişti.Yaklaşık 1 günlük su kesintisinin ardından su yeniden şehir şebekesine verilmiş fakat sadece temizlik ve hijyen amaçlı kullanılması istenmişti.   Sağlık Bakanlığı Halk Sağlığı Genel Müdürlüğü&#039;nün suyla ilgili analiz çalışmaları tamamlandı.Yalova Valiliği tarafından konuyla ilgili yapılan açıklamada, &quot;İlimizin su kaynağını besleyen Kadıköy/Kurtköy regülatör havuzunda gözlemlenen köpüklenme ile ilgili olarak Sağlık Bakanlığı Halk Sağlığı Laboratuvarı tarafından gerçekleştirilen ayrıntılı analizler tamamlanmıştır.Yapılan incelemeler sonucunda suyun halk sağlığı açısından herhangi bir risk taşımadığı belirlenmiştir. Bu doğrultuda vatandaşlarımızın suyu, içme suyu olarak tüketmelerinde herhangi bir sakınca bulunmamaktadır.&quot; denildi.SAĞLIK BAKANLIĞI&#039;NDAN AÇIKLAMASağlık Bakanlığı, Yalova&#039;daki su güvenliği incelemesinde, içme suyu kullanımıyla ilgili olarak bir uygunsuzluğun tespit edilmediğini bildirdi.  Bakanlıktan yapılan yazılı açıklamada, Yalova&#039;da kentin su ihtiyacını karşılayan Gökçe Barajı&#039;nı besleyen Kadıköy ile Kurtköy Derivasyonu&#039;nda yaşanan köpüklenmeye ilişkin, Halk Sağlığı Genel Müdürlüğü referans laboratuvarlarında temizlik, bakım ve klorlama çalışmalarının tamamlandığı belirtildi.  Kentten alınan su numunelerinin detaylı analiz edildiği aktarılan açıklamada, şu ifadelere yer verildi:  &quot;Yapılan ilk incelemeler neticesinde su kaynağında kullanıma engel bir uygunsuzluk tespit edilmemiş, bunun üzerine şebeke suyu kullanım suyu olarak verilmiştir. Yapılan diğer detaylı incelemelerimiz ise ayrıca sonuçlanmış olup içme suyu kullanımıyla ilgili olarak da bir uygunsuzluk tespit edilmemiştir.&quot; ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/8ZWEvktsZE2fp_PIFFZPeA.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Sat, 08 Feb 2025 20:45:59 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Yalovanın, suyu, güvenli, mi, Yalova, Valiliğinden, açıklama:, Analizler, tamamlandı</media:keywords>
</item>

<item>
<title>Sağlık Bakanlığı&amp;apos;ndan SMA açıklaması: Tedavi süreçlerinde bilimsel veriler esas alınıyor</title>
<link>https://karadenizden.com.tr/21224</link>
<guid>https://karadenizden.com.tr/21224</guid>
<description><![CDATA[ Sağlık Bakanlığı, SMA Bilim Kurulunun hastalığa yönelik tıbbi gelişmeleri titizlikle takip ettiğini ve tedavi süreçlerinde bilimsel verileri esas aldığını bildirdi.Bakanlığın sosyal medya hesabından yapılan açıklamada, SMA hastalığında dünyada kullanılan Nusinersen ve Risdiplam etken maddeli iki ilacın, Türkiye&#039;de erişime açık olduğu belirtilerek, 2017&#039;de Yurt Dışı İlaç Listesi&#039;ne eklenen Nusinersen&#039;in 2022&#039;de ruhsatlandırılıp geri ödeme kapsamına alındığı, Risdiplam&#039;ın ise 2020&#039;de listeye eklenip 2024&#039;te ruhsatlandırıldığı ifade edildi.  &quot;Zolgensma isimli ilaç, SMA Bilim Kurulu tarafından mevcut tedaviden üstün olduğuna dair bir kanıt bulunmadığından Yurt Dışı İlaç Listesi&#039;ne dahil edilmemiştir.&quot; değerlendirmesine yer verilen açıklamada, SMA Bilim Kurulunun, hastalığa yönelik tıbbi gelişmeleri titizlikle takip ettiği ve tedavi süreçlerinde bilimsel verileri esas aldığı bildirildi.  Uluslararası çok merkezli yüksek kaliteli klinik araştırmalardan gelecek uzun dönem verilerinin, SMA konusundaki kararların dayanağı olacağı vurgulanan açıklamada, şunlar kaydedildi:  &quot;SMA konusundaki takiplerimiz, uygulamaya konulan tedavilerin hastalara sağladığı fayda ile tedavinin maliyetini rasyonalize etmeyi de içermektedir. Sağlık Bakanlığı ve ilgili kurullar, yeni seçenekleri değerlendirirken, Türkiye&#039;nin toplam ilaç harcama bütçesini ve diğer hastalıkların tedavisini de dikkate almak zorundadır. Türkiye, vatandaşlarına finanse ederek sunduğu ilaç ve tıbbi cihaz hizmeti konusunda dünyanın en önemli sosyal devletlerinden biridir.&quot; ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/dyH4dxu9skqQMq9-TEF-Zg.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Sat, 08 Feb 2025 20:45:58 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Sağlık, Bakanlığından, SMA, açıklaması:, Tedavi, süreçlerinde, bilimsel, veriler, esas, alınıyor</media:keywords>
</item>

<item>
<title>Sarı serum tehlikesi büyüyor: &amp;quot;Evde rus ruleti oynamak gibi&amp;quot;</title>
<link>https://karadenizden.com.tr/21223</link>
<guid>https://karadenizden.com.tr/21223</guid>
<description><![CDATA[ Halk arasında atom, sarı serum veya vitamin eklenmiş serum adlarıyla bilinen serum, yanlış kullanımın şok etkisiyle solunum sistemini aniden durdurarak can kaybına neden olabiliyor. Uzmanlar, rus ruleti benzetmesi yaparak &quot;Evde böyle bir uygulamayı yaptırmak, hayatımızla oynamak gibi&quot; değerlendirmesinde bulundu.Bilinçsiz sarı serum kullanımı solunumu aniden durdurma riski taşıyor.Ankara Eğitim ve Araştırma Hastanesi Acil Tıp Kliniği İdari Sorumlusu Doç. Dr. Erdal Demirtaş yaptığı açıklamada, sarı serum ve atom olarak bilinen serumların içinde birçok etken maddenin bulunduğunu söyledi.  Bu serumların kullanımına dair son zamanlarda sosyal medyada çok fazla paylaşım yapıldığını bildiren Demirtaş, &quot;Bunlar anafilaktik şoka sebep oluyor. Anafilaktik şok dediğimiz durum ise sarı serumun içindeki herhangi bir etkene karşı dozundan bağımsız, yani çok küçük dozlarda olsa bile vücudun tepki göstermesi sonucu ortaya çıkan dağılımsal şoktur. Bunun sonucunda hasta saniyeler içinde solunum arrestine girip hayatını kaybedebiliyor. Maalesef bunun birkaç örneğini de gördük.&quot; diye konuştu.  Halk arasında sarı serumun &quot;doping&quot; olarak kullanıldığını aktaran Demirtaş, farklı kullanıcıların serumun içine antibiyotik, ağrı kesici ve B grubu vitaminleri eklediğini, hastanelerde ise endikasyon dahilinde ve bu kadar çok madde karıştırılmadan tedavi amacıyla uygulandığını ifade etti. Demirtaş, hastane dışında yapılan sarı serum uygulamalarında ortaya çıkabilecek reaksiyonlara doğru müdahale edilemeyeceği tehlikesine işaret etti.Demirtaş, ev ortamında serum uygulayan kişilerin yeterli donanıma sahip olmadığına dikkati çekti.  Hastaların &quot;Daha hızlı iyileşirim&quot; beklentisiyle serum talebinde bulunulduğunu belirten Demirtaş, &quot;Evde Rus ruleti oynamak istiyorsanız bu tür ilaçları evinizde kendinize uygulattırabilirsiniz. Ancak zararları çok büyük. Evde böyle bir uygulamayı yaptırmak, hayatımızla oynamak gibi.&quot; şeklinde konuştu. Kendisinin de hasta olduğunu ve elinde her türlü imkan olmasına rağmen normal bir şekilde ilaçlarını kullanmaya devam ettiğini anlatan Demirtaş, &quot;Bir günde iyileşeyim&quot; düşüncesiyle sarı serum tedavisi uygulatmanın tehlikeli olduğuna dikkati çekti.  Demirtaş, tedavilerin hastanede uygulanmasının önemini vurgulayarak &quot;Bakanlığımızın bütün hastaneleri her türlü imkanı vatandaşımıza sunuyor. Her türlü tedaviyi alabilirler. Hastane ortamı dışında evde bu tür tedavileri yapmayı kesinlikle önermiyorum.&quot; dedi. ]]></description>
<enclosure url="http://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/wS8ajN2MJUq3o2aXc7TcIg.jpg" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Sat, 08 Feb 2025 20:45:56 +0300</pubDate>
<dc:creator>admin</dc:creator>
<media:keywords>Sarı, serum, tehlikesi, büyüyor:, Evde, rus, ruleti, oynamak, gibi</media:keywords>
</item>

</channel>
</rss>