Şahap Eraslan dijital çocukluk ve insan hakları krizini değerlendirdi
Şahap Eraslan, çocuklukta dijitalleşmenin getirdiği mesafeyi, insan hakları ihlallerinin yarattığı yas sürecini ve sınırsız rekabetin birey üzerindeki etkisini kaleme aldı.
Günümüz çocukluk deneyimlerinin analog dönemden dijital çağa geçişle birlikte köklü bir dönüşüm yaşadığı, bu süreçte ebeveyn-çocuk ilişkisindeki fiziksel ve duygusal mesafenin yeniden tanımlandığı belirtildi. Çocuk arabasının bir statü sembolünden öte, modernleşme çabasının ve babalık rolünün romantik bir uzantısı olarak konumlandığı, ancak bu durumun çocuğun dünyaya açılma sürecindeki doğal geri dönüş mekanizmalarını zedelediği ifade edildi.
Artigercek'te Sahap Eraslan'ın makalesine göre, Artigercek'te Şahap Eraslan'ın makalesine göre, Margaret Mahler’in ayrılma-bireyleşme kuramındaki 'yeniden yakınlaşma' dönemi, çocuğun otonomi kazanırken ebeveyn yüzüyle göz teması kurma ihtiyacını vurguluyor. Eraslan, bazı çocuk arabalarının bu görsel bağı kopararak çocuğun aynası olan ebeveyn yüzünü erişilmez kıldığını, oysa sağlıklı gelişimin uzaklaşıp güvenli bir yüze dönebilme deneyimine dayandığını aktardı. Yazar, bu bağlamda çocuğun ihtiyaç duyduğu şeyin sadece fiziksel bir taşıma aracı değil, geri dönebileceği bir temas noktası olduğunu savundu.
İnsan haklarının evrenselliği ve onurun dokunulmazlığı kavramlarının küresel göç politikaları karşısında aşındığı, bu durumun kolektif bir yas süreci gerektirdiği öne sürüldü. Heidrun Friese’nin Avrupa sınırlarındaki ölümcül politikalara ilişkin çalışmasına atıfta bulunan Eraslan, Akdeniz'de kaybolan binlerce insanın istatistiklerin ötesinde birer hayat ve bekleyiş olduğunu hatırlattı. İnsan kaçakçılığı ve sömürü ağlarının insanı kazanç nesnesine dönüştürmesinin, anayasal güvencelerin fiiliyatta nasıl işlevsiz kaldığını gösterdiği dile getirildi.
Rekabetin yerel sınırlarından sıyrılarak küresel bir boyuta taşınmasının bireylerde yetersizlik hissi yarattığı belirtildi. Eraslan, geçmişte rekabetin mahalle veya sınıf gibi sınırlı gruplar içinde yaşandığını, bunun da farklı yeteneklerle öne çıkma imkanı sunduğunu anlattı. Dijital çağda rekabet alanının bütün dünyayı kapsayacak şekilde genişlemesiyle birlikte, bireyin kendini konumlandırma ve yeterli hissetme sürecinin giderek zorlaştığı vurgulandı.
TürkAta Haber Ajansı