Lavrov'dan Körfez'e Güvenlik Önerisi
Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov, Manama'daki zirvede Körfez'de kolektif güvenlik için güncellenmiş bir yaklaşım önerdi. KİK Genel Sekreteri Budeyvi ise İran'a yönelik saldırıların durdurulması çağrısında bulundu.
Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov, Orta Doğu'da geniş çaplı bir savaşa sürüklenilmesini engellemeye yönelik Körfez İşbirliği Konseyi (KİK) ülkelerinin çabalarına destek verdiklerini açıkladı. Lavrov, Körfez bölgesinde kolektif güvenliğe dair güncellenmiş bir yaklaşım sunarak, bölgenin güvenliği konusunda belirleyici söz hakkının kıyıdaş ülkelerde olması gerektiğini vurguladı. Bahreyn'in başkenti Manama'da gerçekleştirilen zirvede, Körfez ülkeleri ile Irak ve Ürdün gibi komşu devletler arasında doğrudan diyalog kurulması çağrısı yapıldı.
Haberler.com'da yayınlanan habere göre, Rusya-KİK Stratejik Diyaloğu 9. Ortak Bakanlar Zirvesi, Bahreyn Dışişleri Bakanı Abdullatif bin Raşid ez-Zeyyani'nin başkanlığında başladı. Toplantıya KİK ülkelerinin dışişleri bakanları, KİK Genel Sekreteri Casim el-Budeyvi ve Lavrov katıldı. Lavrov, Rusya'nın bölgedeki kolektif güvenlik sistemi vizyonunun yıllar içinde KİK ülkelerindeki siyasi ve akademik çevrelerle istişare edildiğini hatırlattı. Bölge dışı aktörlerin de sürece katkı sağlayabileceğini belirten Lavrov, Arap Birliği ve İslam İşbirliği Teşkilatı yönetimlerinin yanı sıra talep olması halinde Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi (BMGK) daimi üyelerinin de desteğinin alınabileceğini ifade etti.
Rus dış politikasında KİK ülkeleriyle ilişkilerin öncelikli olduğunu kaydeden Lavrov, 2025 yılında karşılıklı ticaret hacminin yüzde 44 arttığını ve işbirliğinin 2023-2028 dönemini kapsayan ortak eylem planı çerçevesinde sürdüğünü belirtti. Ekonomik işbirliğinin etkinliğinin bölgedeki istikrara bağlı olduğunu vurgulayan Lavrov, güvenlik ve ekonomi arasındaki ilişkiye dikkat çekti.
KİK Genel Sekreteri Casim el-Budeyvi ise Körfez ülkelerinin güvenlik ve egemenliklerini hedef alan saldırılarla karşı karşıya olduğunu, deniz ulaşımı ve enerji tedarikinin tehdit altında bulunduğunu söyledi. Budeyvi, İran'ın 28 Şubat 2026'dan bu yana KİK ülkelerini 7 binden fazla balistik füze ve insansız hava aracıyla hedef aldığını kaydetti. Saldırılarda havalimanları, limanlar, elektrik ve deniz suyu arıtma tesisleri ile petrol ve doğal gaz tesislerinin vurulduğunu ve sivillerin hayatını kaybettiğini belirten Budeyvi, Körfez ülkelerinin savaşın tarafı olmadığını, aksine bölgeyi savaşın sonuçlarından korumaya çalıştığını ifade etti.
Budeyvi, saldırıların sadece İran'ın doğrudan eylemleriyle sınırlı kalmadığını, Yemen'deki Husilerin de Suudi Arabistan'daki havalimanları, sivil yapılar ve enerji tesislerine yönelik saldırılarını artırdığını dile getirdi. Husilerin Suudi Arabistan havalimanlarını hedef alan saldırılarını uluslararası hukukun açık ihlali olarak nitelendiren Budeyvi, Suudi Arabistan'la tam dayanışma içinde olduklarını ve Riyad yönetiminin aldığı tedbirleri desteklediklerini vurguladı. Uluslararası topluma, Suudi Arabistan'ın güvenlik ve istikrarını hedef alan saldırılara karşı kararlı bir tutum benimsemesi çağrısında bulundu.
İran'ın Hürmüz Boğazı'nda deniz ulaşımını aksatmasını ve transit geçiş için ücret talep etme girişimlerini eleştiren Budeyvi, İran'ın vekil güçlerinin Babulmendeb Boğazı ve Kızıldeniz'de deniz ulaşımını tehdit ettiğini belirtti. Bu eylemlerin uluslararası seyrüsefer kurallarını ihlal ettiğini ve küresel enerji ile gıda güvenliğini tehlikeye attığını kaydeden Budeyvi, Hürmüz Boğazı'ndaki trafiğin savaş öncesi düzeye dönmesi gerektiğini söyledi. İran'ın KİK ülkeleri ile Ürdün'e saldırılarını kınayan ve durdurulmasını isteyen 2817 sayılı BMGK kararının tam olarak uygulanması çağrısını yineleyen Budeyvi, Rusya'nın BMGK daimi üyesi olarak İran'ın bu karara uyması ve saldırılarını durdurması için etkin rol üstlenmesini beklediklerini ifade etti.
Filistin meselesinin KİK'in öncelikleri arasında yer aldığını vurgulayan Budeyvi, 1967 sınırlarında, başkenti Doğu Kudüs olan bağımsız bir Filistin Devleti'nin kurulmasına desteklerini tekrarladı. Rusya'nın Filistin Devleti'ni tanıyan tutumunu takdir ettiklerini belirten Budeyvi, Gazze Şeridi'nde ateşkesin pekiştirilmesi ve ikinci aşamanın uygulanması çağrısında bulundu. Bu sürecin İsrail'in tamamen çekilmesini, insani yardımların engelsiz ulaştırılmasını, toparlanma ve yeniden imarın başlamasını, Gazze ile Batı Şeria'nın Filistin yönetimi çatısı altında birleştirilmesini sağlaması gerektiğini kaydetti. Filistinlilerin zorla yerinden edilmesine ve Kudüs'ün statüsünün değiştirilmesine yönelik girişimleri reddettiklerini belirten Budeyvi, BM Filistinli Mültecilere Yardım ve Bayındırlık Ajansının (UNRWA) çalışmalarının sürmesini desteklediklerini açıkladı.
Suriye'nin egemenliği, bağımsızlığı ve toprak bütünlüğüne desteklerini yineleyen Budeyvi, Rusya-Ukrayna krizinin uluslararası hukuk ve BM Şartı ilkeleri doğrultusunda, diyalog ve diplomasiyle çözüme kavuşturulması gerektiğini belirtti. Körfez ülkelerinin insani sonuçların hafifletilmesine katkı sunduğunu aktaran Budeyvi, Birleşik Arap Emirlikleri'nin (BAE) arabuluculuğuyla binlerce esirin takas edildiğini, Suudi Arabistan'ın Cidde ve Riyad'daki görüşmelere ev sahipliği yaptığını ve Katar'ın arabuluculuğuyla 100'den fazla çocuğun ailelerine kavuşturulduğunu hatırlattı. KİK ülkelerinin Rusya ile siyasi, ticari, kültürel, eğitim, tarım, sağlık ve enerji alanlarında işbirliğini geliştirmek istediğini belirten Budeyvi, Moskova'da yapılması planlanan ancak bölgedeki gelişmeler nedeniyle ertelenen teknik toplantı için yeniden koordinasyon sağlanacağını duyurdu.
Bahreyn Dışişleri Bakanı Abdullatif bin Raşid ez-Zeyyani, bölge güvenliğinin gerilimi artırarak, tehditlerle veya devletlerin egemenliğine müdahaleyle sağlanamayacağını vurguladı. Uluslararası hukuka bağlılığın ve anlaşmazlıkların diyalog yoluyla çözülmesinin önemine değinen Zeyyani, Hürmüz ve Babulmendeb boğazlarında deniz ulaşımının aksatılmasını ve ticari gemilerin hedef alınmasını kınadı. BM Deniz Hukuku Sözleşmesi'ne aykırı kısıtlamaları reddettiklerini belirten Zeyyani, Husilerin Suudi Arabistan'daki sivil yapıları ve hayati tesisleri hedef alan saldırılarını da kınayarak, Suudi Arabistan'ın meşru müdafaa hakkını desteklediklerini ifade etti. Rusya'nın İran'la ilişkilerini kullanarak 2817 sayılı karara tam olarak uymaya teşvik etmesini ve İran'ın nükleer dosyasına ilişkin müzakerelere KİK ülkelerinin dahil edilmesini desteklemesini beklediklerini sözlerine ekledi.
TürkAta Haber Ajansı