Gazze'nin uydu görüntülerindeki kısıtlamalar tartışma yarattı
Gazze'deki yıkımı gösteren uydu görüntülerinin erişim ve çözünürlük sınırları, teknoloji şirketleri ile askeri kurumların denetimi altında kalıyor. Görüntülerin yayımlanma takvimi ve detay seviyesi, bağımsız izleme çalışmalarını kısıtlıyor.



Eylül ayının son haftasında sosyal medya platformlarında Gazze'nin uydu görüntülerine ilişkin önce-sonra karşılaştırmaları geniş yankı uyandırdı. Kullanıcılar, Refah, Han Yunus ve Gazze kenti gibi bölgelerin Google Earth ve Google Haritalar üzerindeki güncel hallerini eski kayıtlarla yan yana koyarak paylaştı. Bağımsız gazetecilerin ve araştırmacıların bölgeye erişiminin engellendiği bu süreçte, söz konusu görseller yıkımın boyutunu gözler önüne seren en etkili kaynaklardan biri olarak öne çıktı.
Bianet'te yayınlanan habere göre, bölgenin havadan nasıl ve hangi çözünürlükte görüleceği, tarihsel olarak bölge üzerinde hâkimiyet kuran güçlerin belirlediği bir unsur olarak değerlendiriliyor. Bu durumun kökenleri, Birinci Dünya Savaşı sırasında Filistin cephesinde sistematik hava fotoğrafçılığına kadar uzanıyor. Günümüzde ise ticari uydular ve dijital harita servisleri yaygınlaşmış olsa da görüntüleme yetkisi ve erişim hakları, devletler ve teknoloji şirketlerinin kontrolünde bulunuyor.
Forensic Architecture kurucusu Eyal Weizman ve eşi Ines Weizman, önce-sonra görüntülerindeki asıl eksikliğin olayın kendisi olduğunu belirtiyor. İki fotoğraf arasındaki zaman diliminde yaşanan yıkım, zorla yerinden edilmeler ve can kayıpları görselde yer almıyor. ABD Kongresi'nin 1997'de kabul ettiği Kyl-Bingaman Değişikliği, İsrail ve işgal altındaki Filistin topraklarındaki kamuoyuna açık haritalarda iki metreden küçük nesnelerin gösterilmesini yasaklıyor. Bu sınır 2020'de 0,4 metreye indirilmiş olsa da bağımsız kuruluşların devlet faaliyetlerini izleme kapasitesini kısıtlamaya devam ediyor.
Gazze'deki yıkımın planlanmasında kullanılan askeri teknolojiler ile kamuoyuna sunulan görüntüler arasındaki eşitsizlik dikkat çekiyor. İsrail ordusunun Birim 9900 birimi, yapay zekâ destekli hedef belirleme sistemleri ve yüksek çözünürlüklü istihbarat kullanırken, sivil kullanıcılar sınırlı çözünürlükle yetiniyor. Weizman'ın vurguladığı 'tespit edilebilirlik eşiği' kavramı, enkaz altındaki kayıpların veya detayların teknolojik sınırlar nedeniyle görünmez kılınmasına işaret ediyor.
Son dönemde paylaşılan görüntülerin aslında yeni olmadığı, Airbus uyduları tarafından Şubat 2026'da çekildiği ancak erişime açılmasının aylar sürdüğü belirtildi. Bu süreçte yıkımın devam ettiği, BM Uydu Merkezi UNOSAT verileriyle de teyit edildi. Haziran 2026 itibarıyla Gazze'deki yapıların yüzde 82'sinin hasar gördüğü, bunların üçte ikisinin ise yıkıldığı açıklandı. Kamuya açık haritalarda yıkılan binaların işaretleri yerinde dururken, askeri haritalama sistemleri bu değişimleri anlık olarak güncelliyor. Bu durum, yıkımın kaydını tutan platformların, yıkımı gerçekleştiren devletle teknoloji iş birliği içinde olması nedeniyle görünürlük takviminin kim tarafından belirlendiği sorusunu gündeme getiriyor.
TürkAta Haber Ajansı
Karadenizden Haber