G7, yapay zekâ destekli siber saldırılara karşı bankalar için masa başı tatbikatı planlıyor
G7 ülkeleri, bankalar ve ödeme sistemlerine yönelik yapay zekâ destekli siber saldırı senaryolarını masa başında canlandırmaya hazırlanıyor. Tatbikatlarla finans kuruluşlarının kriz planlarının etkinliği sınanacak.
Dünyanın en büyük gelişmiş ekonomileri, yapay zekâ teknolojisinin finans sektörüne yönelik oluşturabileceği siber tehditlere karşı ortak bir savunma mekanizması geliştirmek üzere harekete geçti. G7 ülkelerinin maliye bakanları ve merkez bankası başkanları, finansal kuruluşları hedef alabilecek olası saldırıların canlandırılacağı tatbikatlar düzenlenmesi konusunda uzlaştı. Bu tatbikatlarda mevcut kriz müdahale planlarının ne derece etkili olduğu test edilecek.
Dünya'da yayınlanan habere göre, G7 ülkelerinin maliye bakanları ve merkez bankası başkanları, 15 Ekim'de Tayland'ın başkenti Bangkok'ta gerçekleştirilen IMF ve Dünya Bankası yıllık toplantıları sırasında bir araya geldi. Görüşmelerde yapay zekâ alanındaki hızlı ilerlemenin finansal sistem için yarattığı yeni güvenlik riskleri masaya yatırıldı. Toplantının ardından konuşan Japonya Maliye Bakanı Satsuki Katayama, yapay zekâ kaynaklı siber saldırılara karşı masa başı tatbikatları yapılması konusunda mutabakata varıldığını duyurdu.
Yeni girişim çerçevesinde G7 üyesi ülkelerin finansal otoriteleri, yapay zekâ yardımıyla gerçekleştirilebilecek saldırılara dair çeşitli senaryolar üzerinde çalışacak. Bu senaryolarda finansal kurumların bilgi sistemlerinin hedef alınması, kritik hizmetlerin durması ve birden fazla ülkedeki kuruluşların eş zamanlı olarak krizle karşı karşıya kalması gibi ihtimaller ele alınabilecek. Temel hedef, gerçek bir saldırı meydana gelmeden önce kurumların atacağı adımları ve birbirleriyle iletişim biçimlerini gözlemlemek.
Tatbikatlar sırasında bankaların sistemlerine gerçek bir siber saldırı düzenlenmesi öngörülmüyor. Masa başı uygulamalarında, önceden hazırlanan kriz senaryoları üzerinden karar alma süreçleri değerlendirilecek. Japonya Maliye Bakanlığı yetkililerinin aktardığına göre, elde edilecek sonuçlar mevcut müdahale protokollerinin verimliliğini ölçmek ve gerektiğinde güvenlik kılavuzlarını güncellemek amacıyla kullanılacak. Senaryoların kapsamına göre özel finans kuruluşlarının da bu çalışmalara dahil edilmesi söz konusu olabilecek.
G7'nin bu kararının arkasında, yapay zekâ teknolojilerinin siber saldırıların hızını ve karmaşıklığını artırabileceği endişesi yatıyor. Gelişmiş yapay zekâ sistemleri, yazılımlardaki güvenlik açıklarının tespit edilmesini ve saldırı süreçlerinin otomatikleştirilmesini kolaylaştırabiliyor. Finansal kurumların birbirine bağlı sistemler kullanması ise tek bir kurumda başlayan bir sorunun diğer kuruluşlara sıçrama ihtimalini artırıyor.
Elektronik ödemeler, bankalar arası para transferleri ve menkul kıymet işlemlerinde kullanılan altyapıların kesintisiz çalışması, finansal istikrar açısından kritik bir öneme sahip. Bu hizmetlerden birinin devre dışı kalması; işlemlerin gecikmesine, kurumların yükümlülüklerini zamanında yerine getirememesine ve piyasa güveninin sarsılmasına yol açabilir. Ancak G7'nin aldığı bu karar, böyle bir saldırının gerçekleştiği ya da yakın zamanda gerçekleşeceği yönünde somut bir istihbarat bulunduğu anlamına gelmiyor.
Uluslararası finans otoriteleri daha önce de siber güvenlik alanında ortak tatbikatlar düzenlemişti. G7 Siber Uzmanlar Grubu, Mayıs 2026'da ülkeler arasında koordinasyon gerektiren geniş çaplı bir siber saldırı senaryosunu değerlendirmiş, bu uygulamanın sonuçları temmuz ayında kamuoyuyla paylaşılmıştı. Yeni çalışmanın farkı ise özellikle gelişmiş yapay zekâ sistemlerinin saldırı kapasitesine odaklanması ve finans kuruluşlarının mevcut kriz planlarının bu yeni tehditlere karşı yeterli olup olmadığının test edilmesi olacak.
İngiltere Merkez Bankası da yakın dönemde finans kuruluşlarının büyük siber saldırıların ardından temel hizmetlerini yeniden devreye alabilmesi için hazırlıkların güçlendirilmesi gerektiğini vurguladı. Bankanın değerlendirmelerinde, bir kuruluşun ana bilgisayar sistemleri kullanılamaz hale geldiğinde bağımsız yedek altyapıların devreye sokulabilmesi önemli bir güvenlik gereksinimi olarak öne çıktı. Bu yaklaşım, saldırıların tamamen önlenmesinin yanı sıra olası kesintilerin ardından finansal faaliyetlerin ne kadar hızlı sürdürülebileceğine de ağırlık verildiğini gösteriyor.
Türkiye, G7 üyesi olmadığı için açıklanan tatbikat kararının doğrudan tarafları arasında yer almıyor. Bununla birlikte uluslararası bankacılık sisteminin karşı karşıya olduğu siber riskler, sınır ötesi ödeme ve finansman işlemleri yürüten ülkeler açısından da önem taşıyor. Türkiye'deki finans kuruluşları, uluslararası para transferleri, kartlı ödeme işlemleri ve küresel finans piyasalarına erişim gibi alanlarda farklı ülkelerdeki teknolojik altyapılarla bağlantılı çalışıyor.
Bu nedenle uluslararası finans sisteminde yaşanabilecek büyük bir teknik aksama, Türkiye'deki bazı sınır ötesi işlemleri dolaylı olarak etkileyebilir. Ancak bu ihtimal, G7'nin hazırladığı tatbikatlara Türk finans kuruluşlarının katılacağı ya da Türkiye'deki mevcut bankacılık sisteminde belirli bir güvenlik açığı tespit edildiği anlamına gelmiyor. Açıklanan kararda Türkiye'ye yönelik özel bir yükümlülük veya uygulama takvimi bulunmuyor.
G7 ülkelerinin bundan sonraki adımı, tatbikat senaryolarını ayrıntılandırmak ve sürece katılacak kurumları belirlemek olacak. Çalışmaların ne zaman başlayacağı, kaç finans kuruluşunun dahil edileceği ve sonuçların ne ölçüde kamuoyuyla paylaşılacağı konusunda henüz detaylı bir takvim açıklanmadı. Uygulamaların tamamlanmasının ardından kriz yönetimi ve kurumlar arası bilgi paylaşımına yönelik yeni güvenlik önerilerinin gündeme gelmesi bekleniyor.
TürkAta Haber Ajansı
Karadenizden Haber