Fransa'da PCRF'den eylemlere dair açıklama
Fransa Devrimci Komünist Partisi, ülkedeki toplumsal öfkenin nedenlerine ve eylemlerin seyrine ilişkin kapsamlı bir değerlendirme yayımladı. Parti, çözümün kapitalizme karşı birleşik işçi sınıfı mücadelesinde olduğunu vurguladı.

Fransa'da artan toplumsal huzursuzluk ve yaygınlaşan protesto eylemleri üzerine Fransa Devrimci Komünist Partisi (PCRF) tarafından detaylı bir açıklama paylaşıldı. Parti, işçi sınıfına mevcut mücadeleleri birleştirme ve kendi örgütlü güçlerine güvenme çağrısında bulunurken, kurtuluşun ancak kapitalizme karşı yürütülecek kararlı bir mücadele ile mümkün olabileceğinin altını çizdi.
SoL'da yayınlanan habere göre, PCRF'nin yayın organı Intervention Communiste'in Eylül-Ekim 2026 sayısında yer alan metinde, eylemlerin arkasındaki temel dinamikler ve patronların artan servetleri ile halkın yaşadığı sıkıntılar arasındaki tezatlık ele alındı. Açıklamada, Fransa'nın emekçi halkının ölümcül bir yaz mevsimi geçirdiği, yangınların ve sıcak hava dalgasının resmî tahminlere göre 7 bin 300 kişinin ölümüne neden olduğu belirtildi. Gıda, akaryakıt, enerji ve konut fiyatlarındaki yüksek enflasyonun hayat pahalılığını ağırlaştırdığı, öğrencilerin ise ciddi sıkıntılarla boğuştuğu ifade edildi.
Burjuva devletin, kapitalist tekellerin kârlarını korumak amacıyla kamu hizmetlerinde ve sosyal yardımlarda 54 milyar avroluk kesintiye gideceğini duyurduğu hatırlatılan açıklamada, buna karşın ülke içinde ve Fransız emperyalizminin faaliyetleri yoluyla daha önce görülmemiş düzeyde zenginlik yaratıldığı vurgulandı. 2026 yılının ikinci çeyreğinde Fransa'daki şirketlerin hissedarlarına 61 milyar avro temettü dağıttığı ve bu rakamla Fransa'nın ABD'nin ardından dünyada ikinci sıraya yerleştiği kaydedildi.
Krize rağmen büyük sermaye gruplarının büyümeye devam ettiği örneklerle desteklendi. Hürmüz Boğazı'ndaki savaş nedeniyle güçlük çektiği iddia edilen Fransız deniz taşımacılığı tekeli CMA-CGM'nin, 2026'nın ilk yarısında en fazla büyüme kaydeden şirket olduğu belirtildi. Otomotiv sektöründeki krize rağmen Renault'nun Brezilya'daki fabrikalarına 310 milyon avro yatırım yaptığı ve Çinli bir üreticiyle iş birliği içinde elektrikli araç üretimine hazırlandığı aktarıldı. Alstom'un ise eylül ayında Kanada'da 3 milyar avroluk, Alman Northrail ile 700 milyon avroluk ve İngiliz TransPennine Express ile 1,2 milyar avroluk sözleşmeler imzaladığına dikkat çekildi.
Sermaye sınıfının bu kazanımlarının halkın yoksulluğa ve açlığa itildiği bir tablo üzerine inşa edildiği ifade edilen açıklamada, itfaiyecilerin en temel kişisel koruyucu donanımlardan yoksun kaldığı ve hastanelerdeki kaynak yetersizliğinin acil durum battaniyeleriyle camların kapatılmasına kadar vardığı belirtildi. Vatandaşların sıcaktan bunalıp bodrum katlarına inmek zorunda kaldığı, Total gibi enerji şirketlerinin ise spekülasyon yoluyla kârlarını artırdığı vurgulandı. Devlet bütçesinde savaş harcamalarına halkın ihtiyaçlarından daha fazla öncelik verildiği eleştirisi getirildi.
Açıklamada, "Öfke büyük. Bazen kendiliğinden gelişen ve birbirinden kopuk kalan eylem çağrıları giderek çoğalıyor" ifadesine yer verildi. İşçilerin, kamu çalışanlarının ve itfaiyecilerin 29 Eylül'de ücret hesaplamasında kullanılan endeks puanının dondurulmasına karşı ve kamu hizmetlerine daha fazla kaynak ayrılması talebiyle düzenlenecek greve katılma çağrısı yaptığı aktarıldı. Ekim ayında lise öğrencilerinin, üniversite öğrencileri ve öğretmenlerle birlikte direniş gösterdiği, bu süreçte sahte çözüm önerilerinin de öne çıktığı belirtildi.
Parti, mevcut cumhurbaşkanlığı seçimlerinin çözüm olmadığını savundu. "Çözüm, bizi kurtaracağı iddia edilen sözde kurtarıcı bir adayın cumhurbaşkanı seçilmesinde değildir. Çünkü adayların hiçbiri bütün acılarımızın ve krizlerin temelindeki ortak nedene, yani işletmelerin ve üretim araçlarının özel mülkiyetine ve kapitalist ücretli emek sömürüsüne karşı çıkmamaktadır" denilen metinde, seçimlerin sınıf mücadelelerinden uzaklaştırma aracı olduğu iddia edildi. Mélenchon'un temsil ettiği sol sosyal demokrasiden Zemmour'a kadar tüm adayların kapitalist düzeni sürdürmeyi hedeflediği, Artaud'un uluslararası devrim şartını öne sürerek yerel mücadeleyi küçümseyen yaklaşımının da bu kapsamda değerlendirildiği ifade edildi.
PCRF, grevlerin ve gösterilerin yalnızca adaylara mesaj vermek veya sembolik destek amacıyla kalmaması gerektiğini vurguladı. "İşçi sınıfı, örgütlenmeyi başarabildiği takdirde, küçük burjuvaziden, burjuvaziden ve dünyayı kendi kapitalist tekellerinin çıkarları doğrultusunda yeniden paylaşmak için rekabet eden bütün emperyalist ittifaklardan bağımsız olan kendi çıkarlarını savunabilecek güce sahip olduğuna inanmalıdır" görüşü dile getirildi. Açıklama, kurtuluşun yolunun mücadeleleri genişletmek, hükümetleri acil talepleri kabul etmeye zorlayacak bir güçler dengesi oluşturmak ve bu talepleri antikapitalist devrim mücadelesiyle birleştirmekten geçtiği belirtilerek, "Kapitalizme son vermenin ve sosyalizmi-komünizmi inşa etmenin tek yolu budur" ifadesiyle sonlandırıldı.
TürkAta Haber Ajansı