Diyarbakır'da Erkan Ceylan cinayeti davası
Diyarbakır'da Erkan Ceylan'ı çocuklarının yanında bıçaklayarak öldüren Yusuf Dağkıran'ın yargılandığı davanın ikinci duruşmasında savcı, sanığın 'tasarlayarak kasten öldürme' suçundan cezalandırılmasını ve tutukluluk halinin devamını talep etti. Mahkeme heyeti duruşmayı 13 Kasım'a erteledi.
Diyarbakır'da Erkan Ceylan'ı, eşini rahatsız ettiği iddiasıyla çocuklarının gözü önünde bıçaklayarak hayatını kaybetmesine neden olan tutuklu sanık Yusuf Dağkıran'ın yargılandığı davanın ikinci duruşması tamamlandı. Diyarbakır 8'inci Ağır Ceza Mahkemesi'nde görülen davada savcılık, sanığın 'tasarlayarak kasten öldürme' suçundan cezalandırılmasını ve mevcut tutukluluk halinin sürdürülmesini mahkemeden istedi.
Sonsoz'da yayınlanan habere göre, olay 12 Eylül 2025 tarihinde Bağlar ilçesi Alipınar Mahallesi'nde gerçekleşti. Erkan Ceylan, aracına bindiği sırada yanına yaklaşan Yusuf Dağkıran tarafından bıçaklı saldırıya uğradı. Göğsünden ve kolundan yaralanan Ceylan, kaldırıldığı Selahaddin Eyyubi Devlet Hastanesi'nde tüm müdahalelere rağmen kurtarılamadı. Olayın ardından polis ekipleri, Kent Güvenlik Yönetim Sistemi (KGYS) ve çevredeki kamera kayıtlarını inceleyerek Dağkıran'ı saklandığı adreste yakaladı. Şüpheli, çıkarıldığı mahkemece tutuklandı.
Hazırlanan iddianamede, sanığın olaydan bir gün önce ve cinayetin işlendiği gün maktulün bulunduğu bölgede beklediği, olay sonrası kıyafet değiştirdiği ve suç aleti bıçağı yakındaki bir camiye bıraktığı belirtildi. Otopsi raporunda Ceylan'ın kesici-delici alet yaralanmasına bağlı iç ve dış kanama sonucu yaşamını yitirdiği tespit edildi. Savcılık, dosyadaki delillerin sanığın cinayeti önceden planladığını gösterdiğini vurgulayarak ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası talebinde bulundu.
Duruşmada savunma yapan sanık Yusuf Dağkıran, cinayeti tasarlamadığını öne sürdü. Erkan Ceylan'ın eşini telefonla rahatsız ettiğini, bu durumun ailesini zor durumda bıraktığını iddia eden Dağkıran, olay günü amacının öldürmek değil konuşmak olduğunu savundu. Olaydan altı ay önce ev almak için taksite girdiğini belirten sanık, kıyafet değiştirmesinin tişörtünün yırtılmasıyla ilgili olduğunu, bıçağı ise işi gereği kablo kesmek için taşıdığını ileri sürdü. Dağkıran, "Benim çok güzel bir işim vardı, huzurum vardı. Olaydan 1 yıl kadar önce çocuğum oldu. Ben bu çocuğa sahip olmak için 7-8 yıl bekledim. Olan bana, çocuğuma oldu. Erkan mezarda, eşim ise dışarıda geziyor. Çocuğum kız kardeşimin yanındadır. Eşimden ise haberim yok. Pişmanım, beraatimi talep ediyorum" ifadelerini kullandı.
Maktulün eşi S.C. ise duruşmada sanıktan şikayetçi olduğunu dile getirdi. Dağkıran'ın kendisine sosyal medyadan "Eşin rahat durmuyor" şeklinde mesaj attığını, kendisinin de "Allah bunların ikisinin de belasını versin, bıktım bunlardan" diye karşılık verdiğini aktaran S.C., beş çocuğuyla ortada kaldığını vurguladı. Çocuklarının eğitim hayatının olumsuz etkilendiğini belirten S.C., "Çocuklarım doktor olmak istiyordu, ancak bu olay nedeniyle sınavda başarısız oldular. O yüzden hakkımı helal etmiyorum. Şikayetçiyim ve ağırlaştırılmış müebbetle cezalandırılmasını istiyorum" dedi.
Sanık avukatı ise müvekkilinin olay öncesinde maktul tarafından mesajlarla rahatsız edildiğini, adliyeye gidip şikayette bulunmasına ve maktulün ailesiyle görüşmesine rağmen sonuç alamadığını savundu. Avukat, tasarlama unsurlarının oluşmadığını iddia ederek müvekkilinin 'haksız tahrik altında kasten öldürme' suçundan cezalandırılmasını talep etti. Savunmaların ardından kararını açıklayan mahkeme heyeti, sanığın tutukluluk halinin devamına ve eksik hususların giderilmesi için bazı tanıkların dinlenmesine hükmederek duruşmayı 13 Kasım tarihine erteledi.
TürkAta Haber Ajansı