İçeriğe geç
  • Dolar 49,5540 ▲ %0,05
  • Euro 55,5876 ▼ %0,23
  • Sterlin 65,9698 ▼ %0,17
  • Gram Altın 6.592,44 ▼ %0,61
  • Çeyrek Altın 10.804,61 ▲ %0,01
  • Gümüş 91,11 ▲ %0,39
  • Bitcoin 4.058.078 ▲ %1,18
  • BIST 100 11.430,14 ▼ %2,49

Diyarbakır

Diyarbakır'da meme kanseri farkındalık çalışması

Diyarbakır'da meme kanseri farkındalık çalışması

Diyarbakır Memorial Hastanesi, Dünya Meme Kanseri Farkındalık Ayı kapsamında kadınları bilgilendirdi. Uzman Dr. Musluh Hakseven, her 8 kadından birinin risk altında olduğunu belirterek erken tanı ve mamografinin önemine dikkat çekti.

Diyarbakır Memorial Hastanesi, Dünya Meme Kanseri Farkındalık Ayı çerçevesinde kadınların bilinçlendirilmesi amacıyla bir dizi bilgilendirme etkinliği düzenledi. Hastanenin Onkolojik Cerrahi Bölümü’nde görev yapan Cerrahi Onkoloji ve Genel Cerrahi Uzmanı Dr. Musluh Hakseven, meme kanserinde erken teşhisin hayati önem taşıdığını vurgulayarak, toplumda doğru bilinen yanlışlara karşı uyarılarda bulundu.

Haberler.com'da yayınlanan habere göre, Dr. Hakseven, her 8 kadından birinin meme kanseri riskiyle karşı karşıya olduğunu hatırlattı. Uzman hekim, bu oranın kadınlar için yaklaşık yüzde 12 seviyesinde seyrettiğini ifade ederek, küresel ölçekteki vaka sayılarına ilişkin şu bilgileri paylaştı: "Sayılar tam olarak aklımda değil ama yanılmıyorsam her yıl yaklaşık 5 milyon yeni meme kanseri tanısı konuluyor. Ciddi bir sayı var. Her kadının mutlaka kendi kendine muayene yapmasını istiyoruz."

Meme kanserinin hücrelerin kontrolsüz çoğalmasıyla ortaya çıktığını ve metastaz yapma riski taşıdığını belirten Dr. Hakseven, hastalığın belirli bir yaş aralığına sıkışmadığını dile getirdi. 40 yaş ve sonrasında riskin arttığını ancak 20-25 yaş grubunda da vakalarla karşılaştıklarını aktaran Hakseven, şüphe uyandıran belirtileri şöyle sıraladı: "Özellikle memede daha önce olmayan, yeni ortaya çıkmış bir değişiklik, kitle, ağrı, meme başında çekilme, kızarıklık, memede portakal kabuğu görüntüsü veya daha önce simetrik olan memelerde simetrinin bozulması gibi durumlar meme kanseri açısından şüphe uyandırıcıdır. Bunların mutlaka kanser olması gerekmiyor ancak bu belirtiler saptandığında hastanın mutlaka bir hekime başvurması gerekiyor. Meme kanseri ağrı yapmayabilir ancak bu bir kural değildir."

Hastaların mamografi konusunda yaşadığı tereddütlere değinen Dr. Hakseven, radyasyonun kansere yol açtığı yönündeki inanışın yanlış olduğunu vurguladı. Mamografinin erken evrede tanı koymada kritik bir araç olduğunu belirten Hakseven, şu ifadeleri kullandı: "Çok büyük bir yanlışlık var. Mamografinin zararlı olduğu, radyasyon nedeniyle meme kanserine yol açtığı söyleniyor. Bu yanlış bir bilgi. Özellikle mamografi konusunda hastalarımızı ikna etmekte gerçekten zorlanıyoruz. Mamografi, meme kanserini henüz erken aşamalarda, hatta hücrelerin agresifleşmesinden önceki saptayabilen bir tetkiktir. Ancak hastalarımız mamografiden kaçındığında bu konuda çok zorlanıyoruz. Dolayısıyla mamografinin böyle bir zararı yok. Mamografi, basit, ucuz ve ulaşılabilir bir tanı yöntemimiz."

Erken tanının tedavi sürecini kolaylaştırdığını ve ağır cerrahi müdahaleler ile yoğun kemoterapi ihtiyacını azaltabildiğini kaydeden Dr. Hakseven, risk faktörlerine de dikkat çekti. Erken adet görme, geç menopoz, az veya hiç doğum yapmama, emzirmeme, hareketsiz yaşam, yağlı beslenme ile alkol ve sigara kullanımının riski artıran unsurlar arasında yer aldığını belirten Hakseven, Sağlık Bakanlığı’nın tarama programlarına işaret etti. 40 yaşından sonra aile sağlığı merkezleri ve KETEM’lerde ücretsiz taramaların yapıldığını hatırlatan uzman, şunları söyledi: "Kanser utanılacak bir hastalık değil. Meme utanılacak bir organ değil. Bir sıkıntı olduğunda veya farklı bir şey fark edildiğinde mutlaka utanmadan, çekinmeden hekime başvurmak gerekiyor. En nihayetinde sağlık her şeyden daha önemli. Geciktiğimizde daha önce çok kolay atlatabileceğimiz bir hastalıkla çok daha fazla zorluk yaşayabiliyoruz ya da hastalığı atlatamayabiliyoruz. Yani gecikmemek gerekiyor. Sağlığın utanması olmaz."

Dr. Hakseven, kendi kendine muayenenin önemine de değinerek, kadınların ayna karşısında memelerdeki asimetri veya düzensizlikleri kontrol etmeleri, ardından dokunarak muayene yapmaları gerektiğini anlattı. Farkındalık çalışmalarının temel amacının, hastaların kendi vücutlarını tanıyarak olası değişiklikleri erken fark etmelerini sağlamak olduğunu sözlerine ekledi.

TürkAta Haber Ajansı

Paylaş
Sıradaki haber yükleniyor…